PİRHA- 23 Haziran’da gözaltına alınan 78 yurttaş tutuklandı. Tutuklananların toplam sayısı 181 oldu.
Ankara’nın ev sahipliğini yaptığı NATO toplantısı öncesi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 23 Haziran’da ev baskınlarıyla gözaltına alınanların emniyetteki ifade işlemleri tamamlanarak savcılığa sevk edildi.
Sulh Ceza Hakimliği’ne tutuklama talebi ile sevk edilen 85 kişiden 78’i için tutuklama kararı verildi. Tutuklama talebi ile sevk edilenlerden 7 kişi hakkında ise ev hapsi kararı verildi.
Dün verilen tutuklama kararları ile birlikte tutuklu sayısı 181’e yükseldi.
PİRHA- Adalet Bakanlığı’nın açtığı ‘Görevde yükselme ve ünvan değişikliği sınavı’ sonrası yapılan mülakatta usülsüzlük yapıldığı iddia edildi. Konuya dair açıklama yapan BES Dersim Şube Başkanı Sinan Ulu, mülakat sonuçlarının resmi olarak açıklanmadan iktidara yakın sendika başkanı ve sosyal medya aracılığıyla paylaşıldığını vurguladı.
KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikası (BES) Şube Başkanı Sinan Ulu, Adalet Bakanlığı’nın açtığı ‘Görevde yükselme ve ünvan değişikliği sınavı’nda usulsüzlük yapıldığını iddia etti.
Sınavda başarılı olanların yapılan mülakat sonucu elendiklerini belirten Ulu, “AKP 2023 seçimleri öncesinde mülakatın kaldırılacağını defalarca dile getirdi. Fakat üzerinden yıllar geçmesine rağmen mülakat uygulaması kaldırılmadı. Aksine iktidar yanlısı sendikalar mülakat uygulamasının öznesi haline getirildi” dedi.
MÜLAKATTA ELENDİLER!
Sınav sonuçlarının 17 Nisan akşamı açıklandığını paylaşan Ulu, “Açıklanan mülakat sonuçları hayal kırıklığına yol açtı. Açıklanan toplam kadronun 850’si boş kaldı. Yüzlerce kamu emekçisi buralara atanacak puanı almasına rağmen mülakatlarda elendiler” diye belirtti.
“MÜLAKAT KALDIRILSIN”
Mülakat sonuçlarının resmi olarak açıklanmadan iktidara yakın sendika başkanı ve sosyal medya aracılığıyla paylaşıldığını vurgulayan Sinan Ulu, şunları ifade etti:
“Sınavı kazanacakların isimleri sosyal medyadan paylaşıldı. Bundan kaynaklı bakanlığa olan güven sarsıldı. Sendikamıza ulaşan bilgilere göre, Türkiye birincisi, İl birincisi olan ve çok yüksek puan alan kamu emekçileri mülakat sonucunda elendi. Elenenlerden birisi de bizim üyemiz.
Dersim’de de benzer sonuçlarla karşılaştık. Yaşanan bu gelişme şaibelerin aynen devam ettiğini gösteriyor. Tunceli Adliyesi’nde iktidar yanlısı sendika başkanı sınav sonuçları açıklanmadan bir gün önce, birimleri gezerek üyelerini tebrik etmiş, ‘müdürlüğünüz hayırlı olsun’ demiştir. Bu durum kamu emekçileri arasında ciddi tepkilere yol açtı.
Sınava güvenin ciddi anlamda zedelendiğini, tarafsızlığın kalktığını da gösterir niteliktedir. Bir kez daha mülakat uygulamasınıın acilen kaldırılmasını, başarı kriterinin yanlızca sınavda alınan puanların olmasını istiyoruz. Mülakat uygulamasına karşı mücadelemiz devam edecektir.”
İddiaları sorduğumuz MemurSen’e bağlı Büro Memur Sen Tunceli İl Temsilcisi Halil Yalçın, konuşmak istemediğini ve iddiaların asılsız olduğunu söyledi.
PİRHA- Dersim’de Munzur Üniversitesi öğrencileri, 2020 yılında kaybolan Gülistan Doku’nun dosyasındaki adaletsizliklere dikkat çekmek için bir araya geldi. Öğrenciler, yaptıkları basın açıklamasında, altı yıldır süren belirsizlik ve cezasızlık politikasına karşı mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.
Gülistan Doku soruşturmasında delillerin karartılması, soruşturmanın sürüncemede bırakılmasının politik bir tercih olduğunu belirten Munzur Üniversitesi öğrencileri bu karanlığı kabul etmediklerini belirterek, “Gülistan Doku olayı bir adalet meselesi ve politik mücadeledir” dedi.
Munzur Üniversitesi öğrencileri, 5 Ocak 2020’de kaybettirilen ve katledildiği ortaya çıkan Gülistan Doku için Adliye binası önünde açıklama gerçekleştirdi. Çok sayıda öğrencinin katıldığı açıklamada, Gülistan Doku ve şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Van Yüzüncüyıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in fotoğraflarının yer aldığı pankart açıldı.
Açıklamayı okuyan öğrencilerden Rojin İdacı, öğrenciler olarak bu açıklamayı yapmalarının nedenini hem Doku ailesine destek olmak hem de Gülistan Doku soruşturmasında yaşananlara dikkat çekmek için olduğunu söyledi. Gülistan Doku’nun kaybettirilme sürecini hatırlatan Rojin İdacı, “Sıra arkadaşımız Gülistan Doku’dan 2020 yılında kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra haber alınamadı. Yapılan araştırmalar sonucunda, Gülistan Doku’nun kaybolmadan kısa bir süre önce eski erkek arkadaşı Zainal Abakarov ile bir kafenin önünde tartıştığı, cep telefonunun en son Uzunçayır Baraj Gölü üzerindeki Sarısaltuk Viyadüğü’nde sinyal verdiği belirlendi. Sonrasında dönemin valisi Tuncay Sonel tarafından kesin bir dille Gülistan’ın intihar ettiği ve bedeninin bulunarak ailesine teslim edileceğine dair sözler verildi” dedi.
“BİLİNÇLİ POLİTİK BİR TERCİH”
“İlk günden beri soruyoruz her tarafı kameralarla izlenen dersimde nasıl olur da Gülistan bulunamaz? “ diyen Rojin İdacı,
“Gülistan Doku’nun kayboluşuna ilişkin soruşturmada, 6 yılın ardından gerçekleştirilen gözaltı işlemleri, dosyada ilerleme sağlanması bakımından önemli bir gelişme olmakla beraber, soruşturma sürecinin bugüne kadar etkin ve özenli yürütülmediğine dair ciddi soru işaretlerini ortadan kaldırmamaktadır. Aradan geçen yıllara rağmen dosyanın sürüncemede bırakılması, delillerin karartılması, etkin bir soruşturmanın yürütülmemesi bir ihmalkarlık değil; bilinçli bir politik tercihtir. Bu tercih, kadınların yaşam hakkını korumayan, aksine onları güvencesiz bırakan bir düzenin sonucudur” şeklinde konuştu.
“KADINLAR KOYBOLMUYOR, KAYBETTİRİLİYOR”
Rojin İdacı, sözlerini şöyle sürdürdü: “ Bizler biliyoruz ki; Kadınlar kaybolmuyor, kaybettiriliyor. Failler korunuyor, adalet sistematik olarak geciktiriliyor ve her geçen gün bu cezasızlık politikası yeni suçların önünü açıyor. Üniversiteler, sokaklar, yaşam alanlarımız bizim için güvensiz hale getiriliyor. Bir genç kadın kayboluyor ve yıllardır hiçbir yetkili gerçek bir hesap vermiyor. Buradan soruyoruz; 6 yıldır “intihar” denilerek kamudaki gücünü suçluları saklamak için kullananlar emri kimden almıştır? Aradan geçen bunca zamanda delilleri karartanlar, etkili bir soruşturma sürecini engelleyerek adaletin gecikmesine neden olanlar emri kimden almıştır?”
“BU KARANLIĞI KABUL ETMİYORUZ”
Gülistan Doku olayının bir adalet meselesi ve politik mücadele olduğunu belirten Rojin İdacı. “Gülistan gibi akıbeti karanlıkta bırakılmaya çalışılan, başta Rojin olmak üzere tüm kadınlar için gerçek suçlular cezalandırılıp, örtbas edenler açığa çıkıncaya kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Buradan açıkça söylüyoruz: Gülistan Doku dosyasındaki karanlık, bu sistemin karanlığıdır. Bu karanlığı kabul etmiyoruz. Sorumlular yargılanana, gerçekler açığa çıkana kadar mücadeleyi büyüteceğiz. Bu dosyanın peşini bırakmayacağız. Çünkü bu sadece Gülistan’ın meselesi değil bu kadınların yaşam hakkı meselesidir” şeklinde konuştu.
Açıklamanın ardından “Doku ailesi yalnız değildir”, “Gülistan Doku nerede?” , “Jin jiyan azadî”, “Rojin’e ses ol”sloganları atıldı ve adliye önünden üniversite yemekhanesine kadar sloganlarla yürüyüş gerçekleştirildi.
PİRHA-5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku soruşturmasında, dönemin üst düzey mülki amiri Tuncay Sonel’in gözaltı süreci devam ediyor. “Delilleri karartma” ve “görevi kötüye kullanma” iddialarıyla sorgulanan Sonel’in, yarın sabah saat 09.00’da adliyeye sevk edileceği öğrenildi.
Dersim kamuoyunun ve Doku ailesinin yıllardır işaret ettiği “etkin soruşturma yürütülmediği” yönündeki itirazlar, hukuki bir sürece dönüştü. Gözaltında bulunan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in emniyetteki sorgusunda, özellikle soruşturmanın ilk aşamasında kaybolan veriler, incelenmeyen kamera kayıtları ve baş şüpheli Zainal Abarakov üzerindeki “koruma kalkanı” iddialarının masaya yatırıldığı bildirildi.
YARIN SAAT 09.00: ADLİYE ÖNÜNDE HAREKETLİLİK BEKLENİYOR
Edinilen bilgilere göre, emniyetteki ifade işlemlerinde son aşamaya gelindi. Soruşturmanın seyrini değiştirecek nitelikteki iddialar üzerine yürütülen sorgunun tamamlanmasının ardından, Sonel yarın sabah saat 09.00’da hakim karşısına çıkarılmak üzere Erzurum Adliyesi’ne sevk edilecek.
NE OLMUŞTU?
Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybolmasının ardından, dönemin valisi Tuncay Sonel tarafından yapılan açıklamalar ve hazırlanan bilirkişi raporları, Doku ailesinin avukatları tarafından defalarca yalanlanmıştı. Özellikle ana şüphelinin sorgulanmadan şehirden ayrılmasına izin verilmesi ve dosyada yer alan bazı önemli görüntülerin “silindiği” iddiaları, bugün yürütülen “delil karartma” operasyonunun temelini oluşturuyor.
PİRHA- Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olmasıyla ilgili yürütülen soruşturmada hareketli saatler yaşanıyor. Dosyadaki “delil karartma” iddiaları üzerine Bursa’da gözaltına alınan dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, ifadesi alınmak üzere Tunceli Adliyesi’ne getirildi.
KAYITLARIN SİLİNDİĞİ TESPİT EDİLDİ
Soruşturma kapsamında hazırlanan teknik raporlar, Gülistan Doku’nun kaybolmadan kısa bir süre önce, 31 Aralık 2019 tarihinde hastaneye yaptığı giriş kayıtlarının sistemden profesyonel bir müdahaleyle silindiğini ortaya koydu. Daha önce savcılığa “kayıt yok” bilgisini veren hastane yönetiminin bu beyanının, POLNET kayıtlarıyla çeliştiği belirlendi.
SORUŞTURMA DERİNLEŞİYOR: VALİ VE DİĞER İSİMLER MERCEK ALTINDA
Başhekimin adliyeye sevk edilmesiyle eş zamanlı olarak dosyada önemli gelişmeler yaşanıyor:
Eski Vali Gözaltında: Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, “suç delillerini yok etme” şüphesiyle gözaltına alındı.
Tutuklama Dalgası: Soruşturma kapsamında aralarında eski polis memurlarının da bulunduğu tutuklu sayısı 9’a yükselmiş durumda.
Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, şüphelilere yönelik teknik veriler ve silinen dijital izlerle ilgili kapsamlı bir sorgu listesi hazırladığı öğrenildi.
Adliye önünde bekleyişini sürdüren Doku ailesi, yıllar sonra gelen bu somut adımların dosyanın karanlıkta kalan noktalarını aydınlatmasını bekliyor. Gelişmeler gelmeye devam edecek.
PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Kadın Meclisi, Tunceli Adliyesi önünde adalet bekleyişini sürdüren Doku ailesini ziyaret etti. Burada konuşan DAD Eş Genel Başkanı Mercan Gül, “Doku ailesi burada haklarını arıyor, kızlarının akıbetini soruyor. Bizde Alevi kadınları olarak Doku ailesinin yanındayız. Gülistan Doku’nun akıbeti öğrenilinceye kadar da bu davanın takipçisi olacağız” dedi.
5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun ailesinin, Tunceli Adliyesi önündeki adalet nöbeti sürüyor. Soruşturmada yaşanan yeni gelişmelerden dolayı adliye önünde bekleyen aileye ziyaretler de devam ediyor.
Demokratik Alevi Dernekleri Kadın Meclisi, Tunceli Adliyesi önünde ‘Gülistan nerede?’ sorusuna cevap arayan Doku ailesini ziyaret ederek, Doku ailesinin adalet mücadelesinin yanında olduğu mesajını verdi.
“KADIN CİNAYETLERİ SON BULMALIDIR”
Burada Kadın Meclisi adına konuşan DAD Eş Genel Başkanı Mercan Gül, “Adalet nöbetini adliye önünde devam ettiren Doku ailesini ziyaret ettik. Doku ailesi uzun bir zamandır haklarını arıyorlar. Gülistan Doku olayı bir katliamdır. Bu ülkede her gün kadınlar katlediliyor. Artık yeter! Biz istiyoruz ki artık kadınlar ölmesin, kadın katliamları dursun. Adalet ararken, hakkımızı sorarken başvurduğumuz devlet kurumları, katliamların bir parçası olmuş. Devletin imkanlarını kullanarak organize kötülüğün bir parçası olmuşlar. Gülistan Doku soruşturmasında da gördüğümüz gibi vali, emniyet ve devlet kurumlarında çalışan kişiler bu kirli organizasyonun içerisinden çıkıyor” dedi.
Gül, konuşmasının sonunda şunları ifade etti:
”Biz bu kadim Dersim topraklarında kadın cinayetlerinin işlenmesini kabul etmiyoruz. Dünyadaki kadın katliamlarına son verilmelidir. Biz bugün buradan Doku ve Kabaiş ailesinin yanında olduğumuzun mesajını vermek istiyoruz.”
“BİZİM XIZIRIMIZ KATİL VE CANİ DEĞİLDİR, BİZİM XIZIRIMIZ HAKKIN VE VİCDANIN KENDİSİDİR”
DAD adına konuşan Axuçan Ocağı evlatlarından Pir İnanç Dolu ise şunları söyledi:
“Değerli canlar, ateşin, suyun, toprağın ve canının bir olduğunun düşünüldüğü bu coğrafyada bir kadının, bir canın böyle sistematik bir şekilde katledilmesini elbette ki kınıyoruz. Kabul etmiyoruz. Bir hukuki süreç var, devam ediyor. Umarız gözaltına alınanlar, tutuklananlar, suçlular cezalarını bulurlar” dedi ve Gülistan Doku’nun katledilişini örtbas ettiği suçlamasıyla gözaltına alınan dönemin valisine ‘Xızır’ diyenleri de şu sözlerle eleştirdi:
”Bu davanın bir de toplumsal vicdani boyutu vardır. Bu burada görev yaptığı süre içerisinde bu valiye Xızır diyenler vardı. Bu valinin gezdiği yerlere mum dikmek isteyenler vardı. Ama bizim Xızır’ımız cani değil, katil değil. Bizim Xızır’ımız aklın, vicdanın yeridir, sahibidir. O yüzden o vali ile beraber bu cinayette parmağı olanların hepsinin en ağır cezaları çekmesini istiyoruz. Onunla beraber hareket edenler de toplum karşısında suçludurlar” diyerek, katledilen Rojin Kabaiş, Narin Güran davaları için de adalet istediklerini belirterek, katledilen tüm kadınların akıbetlerinin aydınlatılması gerektiğine dikkat çekti.
“MUNZUR ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİLERİ GÜLİSTAN’A VE DOKU AİLESİNE SAHİP ÇIKMALI”
Gülistan Doku’nun ailesine ziyarette bulunan Rojin Kabaiş’in ailesi, sonuna kadar Doku ailesinin yanında olduklarını belirtti.
Ayrıca burada konuşan baba Nizamettin Kabaiş, Munzur Üniversitesi öğrencilerini eleştirdi. Doku ailesinin mücadelesinde yalnız bırakılmaması gerektiğine dikkat çekerek, “Rojin kaybedildiğinde herkes bizim yanımızda oldu. Rojin’in üniversiteden arkadaşları ’Rojin nerede?’ diye hep sordu. Rojin için yürüdüler, eylemler yaptılar. Burada okuyan öğrencilerinde Gülistan’ın yanında olması lazım. Doku ailesinin yanında olmaları lazım” dedi.
PİRHA- Gülistan Doku soruşturmasında Tunceli Adliyesi önünde saatler süren gergin bekleyiş, kafa karıştıran bir operasyonla sona erdi. Gün boyu adliye kapısında bekletilen ve şüphelileri taşıdığı sanılan otobüsün boş olup olmadığı netleşmezken; dönemin Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel ve koruması Şükrü Eroğlu’nun, halkın öfkesinden kaçırılarak gizlice adliyeye sokulduğu öğrenildi.
GİZLİ OPERASYON MU?
Adliye önündeki kalabalığı ana kapıda tutan o gizemli otobüs bekleyişini sürdürürken, şüphelilerin yoğun koruma kalkanı altında, farklı bir yöntemle içeri alınması tepkileri artırdı. Şüphelilerin adliyeye girişi, “hedef şaşırtma” iddialarını güçlendirirken, Gülistan Doku’nun ailesi ve yurttaşlar bu gizliliğe sert tepki gösterdi.
SORGU GİZLİLİK İÇİNDE BAŞLADI
Adliyeye bir şekilde ulaştırılan Mustafa Türkay Sonel ve Şükrü Eroğlu’nun, “delil karartma ve gizleme” suçlamalarıyla ilgili savcılık sorgusunun başlaması bekleniyor. Adliye çevresinde polis ve jandarma ekiplerinin önlemleri en üst seviyeye çıkarılırken, Dersim halkı şüphelilerin durumu netleşene kadar adliye önündeki nöbetine devam ediyor.
PİRHA- Gülistan Doku soruşturması kapsamında gözaltına alınan 13 kişiden 4’ü Tunceli Adliyesi’ne sevk edildi.
Pazartesi gece geç saatlerde başlayan Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan 13 kişiden 4’ünün emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi.
Adliyeye sevk edilenler arasında eski polis memuru Gökhan Ertok, İl Özel İdare Memuru Erdoğan Elaldı ve Munzur Üniversitesi’nin kamera sorumluları Süleyman Önalan ve Savaş Gültürk var.
Adliyeye getirilenlerin savcılık ifadelerinin alınması bekleniyor.
PİRHA- Gülistan Doku’nun davası kapsamıından aralarında dönemin Dersim valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’inde bulunduğu 12 kişinin gözaltına alınmasına ilişkin açıklama yapan Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Kamu vicdanında derin iz bırakan bu soruşturma, tüm yönleriyle yeniden ele alınmakta; hiçbir şüphe ve iddia göz ardı edilmeden, ucu nereye giderse gitsin kararlılıkla araştırılmaktadır” dedi.
2020 yılından beri akıbeti bilinmeyen Gülistan Doku’nun davasında yeni bir gelişme yaşandı. 7 ilde yapılan operasyonda 13 kişi hakkında gözaltı kararı verilirken, 12’si gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında dönemin Dersim valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’de bulunuyor.
Gözaltılar sonrası gelişmelere dair Adalet Bakanı Akın Gürlek, açıklama yaptı.
Akın Gürlek’in açıklaması şöyle:
“Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığımızca önemli bir adım atılmış; çok yönlü yürütülen çalışmalar neticesinde gözaltı işlemleri gerçekleştirilmiştir. Kamu vicdanında derin iz bırakan bu soruşturma, tüm yönleriyle yeniden ele alınmakta; hiçbir şüphe ve iddia göz ardı edilmeden, ucu nereye giderse gitsin kararlılıkla araştırılmaktadır. Bu zorlu ve kapsamlı süreci büyük bir sabırla takip eden Doku ailesinin acısını paylaşıyor; adaletin tecellisi için özveriyle görev yapan Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığımıza ve hassasiyetle çalışan kolluk güçlerimize teşekkür ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Türkiye Yüzyılı, Adaletin Yüzyılı olacaktır’ vizyonu doğrultusunda; faili meçhul hiçbir olay kalmayana kadar, hukukun tüm imkanlarını seferber etmeye devam edeceğiz.”
PİRHA- Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş ile ilgili röportaj verdiği için yargılanan Mimoza Kadın Derneği üyesi Şehriban Şeker hakkında beraat kararı verildi.
Mimoza Kadın Derneği üyesi ve Mersin Kadın Platformu aktivisti Şehriban Şeker hakkında, Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku’nun ölüm süreçlerine ilişkin verdiği bir röportaj nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamasıyla açılan davanın karar duruşması Mersin Adliyesi 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Mersin Kadın Platformu, duruşmadan önce adliye önünde basın açıklaması yaptı. “Kadın mücadelesi yargılanamaz” pankartının açıldığı eylemde kadın cinayetlerini sormanın suç sayılamayacağı vurgusu yapıldı.
Duruşmada, tutuksuz yargılanan Şehriban Şeker ile avukatları hazır bulundu. Duruşmayı Mimoza Kadın Derneği ve Mersin Kadın Platformu üyeleri takip etti.
Savcılık, Şehriban Şeker’in verdiği röportajda kullandığı “Delillerin karartıldığı, intihar algısının oluşturulmaya çalışıldığı ve kadın cinayetlerinin üzerinin örtüldüğü” ifadelerinden dolayı kamu düzenini bozmaya elverişli olduğu iddiasıyla ceza talebinde bulundu.
Savunma yapan Şehriban Şeker, kamuoyunu yanıltmaya yönelik herhangi bir bilgi paylaşmadığını belirterek, katledilen kadınların akıbetini sormanın suç olarak görülemeyeceğini dile getirdi. Ardından konuşan savunma avukatı Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Figen Alp, kadınların yaşadıkları ihlallere karşı seslerini yükseltmeleri nedeniyle yargılanmalarının kabul edilemez olduğunu belirterek, bu kapsamda müvekkilinin beraatini talep ettiklerini ifade etti.
Mahkeme heyeti, suç unsuru oluşmadığını ifade ederek beraat kararı verdi.
PİRHA- Munzur Üniversitesi öğrencileri valiliğin ve adliyenin, üniversite kütüphanesine taşınma kararını protesto etti. Açıklamanın ardından yürümek isteyen öğrenciler, özel güvenlik polis müdahalesine maruz kaldı.
Geçtiğimiz eylül ayında Munzur Üniversitesi Rektörlüğü’nünTunceli Valiliği ve Adliye’nin üniversite içine taşınmasını onaylayan karara imza attı. Kararı ilk kez ajansımız duyururken, karara tepkiler yükseldi.
Munzur Üniversitesi öğrencileri de, Rektörlüğün kararını protesto etmek için bir eylem yaptı. Eylemde konuşan Ali Sezer, rektörün öğrencilerin onayı olmadan böyle bir kararı alamayacağını belirterek, “Baş muhatap olan öğrencilerin hiçbir şekilde onayı olmadan aldığı ve adliye, valilik, başsavcılık gibi, anayasanın 130. Maddesine göre üniversitelerin özerklik hakkını hukuksuz ve baskıcı bir şekilde ihlal ettiğinin açık göstergesidir” dedi.
Rektör’ün, kütüphane ve Adliye girişinin ayrı yerden olmasını öne sürerek kararı anlatmasını kabul edilemez bulan öğrenciler, “Bizler Munzur Üniversitesi öğrencileri olarak silahlı, sivil veya üniformalı olarak herhangi bir askerin, uzman çavuşun veya rütbeli askerin, onlarca suç kaydı bulunan suçluların kampüsümüz içerisinde olmasını istemiyor ve bu kararı reddediyoruz. Yetkilileri, alınan bu kararı değiştirmeye davet ediyoruz” tepkisinde bulundu.
Açıklamanın ardından yürümek isteyen öğrenciler Özel Güvenlik ve polis tarafından engellendi. Engellemeyi kabul etmeyen öğrenciler oturma eylemi yaparken, özel güvenlik polis müdahalesine maruz kaldı.
PİRHA- Munzur Üniversitesi öğrencileri, kampüs yerleşkesinde yer alan kütüphane binasının adliye ve valilik birimlerine geçici olarak tahsis edilmesini protesto etti. Öğrenciler açıklama sonrasında polislerin fiziki müdahalesine maruz kaldı.
Munzur Üniversitesi Senatosu’nun aldığı kararla üniversite kampüsü içerisindeki kütüphane binası ile eski İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi binası Tunceli Adliyesi ve Valiliği’ne bağlı bazı birimlere tahsis edilmişti.
Durumu protesto eden Munzur Üniversitesi öğrencileri, kampüs içerisinde basın açıklaması gerçekleştirdi. Öğrencilerin açıklama sonrasında yapmak istediği yürüyüş özel güvenliklerler ve polislerce engellendi, önü kesilen öğrenciler ayrıca fiziki müdahaleye maruz kaldı.
Munzur Üniversitesi öğrencileri konuya dair yaptığı açıklamada, “Biz öğrencilerin özel alanı olan üniversitemize taşınma kararı alınan Tunceli Valiliği ve Mahkeme Adliyesi, öğrenciler üzerinde saymakla bitmeyecek olumsuz etkileriyle öğrenci gençliğe uygulanmak istenen baskı ve halihazırda uygulanan özel savaş politikalarını kabul etmiyoruz. Etmeyeceğiz. Bugün yaptığımız basın açıklamasının ardından gerçekleştirmek istediğimiz yürüyüşe izin verilmedi. Demokratik hakkımız olan barışçıl yürüyüşümüz güvenlik güçleri tarafından engellendi ve arkadaşlarımız itildi. Biz biliyoruz ki baskılar ve engellemeler haklı mücadelemizi durduramaz. Sesimizi kısmaya çalışanlara karşı daha gür ve daha kararlı bir şekilde dayanışmamızı büyüteceğiz” diye belirtti.
PİRHA-PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Ali Rıza Özdemir’in avukatı aracılığıyla yaptığı şikayet üzerine ifade veriyor.
Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemev Başkanı olarak görev yapan Ali Rıza Özdemir’in avukatı aracılığıyla yaptığı şikayet neticesinde, “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma ve hakaret” suçlamasıyla, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe savcılığa ifade verme işlemi başladı.
Erce’ye destek olmak için Alevi kurum ve demokratik kitle örgütü temsilcileri ile çok sayıda yurttaş adliyeye geldi.
PİRHA – Emniyet işlemleri tamamlanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, adliyeye sevk edildi.
Sabah saatlerinde evine yapılan polis baskınla gözaltına alınan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nde ifade işlemleri tamamlandı.
Özer, savcılık ifadesi alınmak üzere Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi.
Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde Kuran kursundan çıktıktan sonra bir daha haber alınamayan Narin Güran’ı (8) arama çalışmaları 13’üncü gününde sürerken, soruşturma kapsamında gözaltına alınan amca S.G., jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde kaybolan 8 yaşındaki Narin Güran olayına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltında olan amcası S.G. adliyeye sevk edildi.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca, 21 Ağustos’ta Narin Güran’ın (8) merkez Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde kaybolmasına ilişkin başlatılan soruşturma sürüyor. Soruşturma kapsamında aile ve mahallelerin ifadelerine başvurulmuştu.
Güran’ı arama çalışmaları 13’üncü gününde sürerken, soruşturma kapsamında gözaltına alınan amca S.G., jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
DNA ÖRNEKLERİ EŞLEŞMİŞTİ
Muhtar S.G. gözaltına alınmış. S.G.’nin aracından alınan DNA örneklerinin, Narin’in kıyafetlerindeki DNA örnekleriyle eşleştiği belirlenmişti.
Güran’ın evinin arkasındaki mısır tarlasında dün arama çalışması yürütülmüştü.
PİRHA- İzmir’de bu sabah evinden gözaltına alınan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm savcılığa ifade vermek üzere İzmir Adliyesi’ne getirildi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm, bu sabaha karşı İzmir’deki evinde gözaltına alındı. Ayrıca 10 kişinin daha gözaltında olduğu öğrenildi.
Hasan Gülüm, Cumhuriyet Savcısına ifade vermek üzere İzmir Adliyesi’ne getirildi.
Alevi örgütlerinin temsilcileri de Hasan Gülüm’ü yalnız bırakmadı.
PİRHA-Haklarında ‘örgüt propagandası yapmak’ iddiasıyla cezaevinde tutulan DBP Adıyaman İl Eş Başkanı Aziz Akdağ ve Kömür Belediyesi Meclis Üyesi Bedriye Polattaş, bugün görülen duruşmada tahliye edildi.
Haklarında örgüt propagandası yaptıkları iddiasıyla 10 yıl önce açılan bir davayla suçlanan ve tanık beyanlarının ifadeleri göz önünde bulunarak 8 Ocak’ta tutuklanan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Adıyaman İl Eş Başkanı Aziz Akdağ ve Kömür Belediyesi eski meclis üyesi Bedriye Polattaş hakkında, bugün saat 10.00’da Adıyaman Adliyesi’nde görülen duruşmada 6 yıl hapis cezası istendi. İstinaf mahkemesinden gelecek karara kadar sanıkların tahliyesine karar verildi.
Avukat Hüseyin Çoşkun, “Kararın somut delillerle değil soyut delillerle alındığını belirterek şu ifadelerde bulundu:
“Her ne kadar örgüt üyeliği iddiasıyla alınsalar da sadece soyut tanıkların beyanları üzerine tutuklanmışlardır. Ne kadar yüksek ceza alsalar da müvekkillerimize tahliye geldi. Hukuki alınan bu kararın verilmesi en azından bizim adalete olan umudumuzu yeşertiyor. Müvekkillerimizin hiçbir suç işlemediği ortadadır. Bu karar bizim açımızdan umutludur. Mahkemelerden beraat çıkacağı umudumuz sonsuzdur. Mahkeme aşamasına kadar da bu sürecin takipçisi olacağız.”
Tahliye kararının ardından aileler Diyarbakır ve Hilvan cezaevlerinde bulunan yakınlarını almak için hareket etti.
PİRHA – 1 Mayıs’ta Taksim’e yürüme iradesi gösterdiği için Saraçhane’de ve ev baskınlarıyla gözaltına alınan 65 kişiden 38’i tutuklandı.
1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’ne katıldıkları için gözaltına alınan 65 kişiden 38’i tutuklandı.
6 PARTİZAN OKURU TUTUKLANDI
1 Mayıs’ta Saraçhane’den Taksim’e yürümek isteyen ve İbrahim Kaypakkaya silüetli flamaları nedeniyle gözaltına alınan 17 Partizan okurundan 6’sı ise, “örgüt propagandası” ve “2911 sayılı kanuna muhalefet” iddiasıyla tutuklandı. 11 Partizan okuru ise adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.
4 gün boyunca gözaltında tutulan ve işkence gören 17 Partizan okuru bugün adliyeye sevk edilmiş ve 17 Partizan okurunun tamamı hakkında tutuklama talep edilmişti.
1 Mayıs günü polis şiddeti sonucu parmağı çatlayan ve alçıya alınan İbrahim Hakkı Eren, Diyar Sarıkuş, Özgür Cihan Uçar, Metin Kaya, Yusuf Rencüzoğulları ve Mertcan İncioğulları hakkında tutuklama kararı verildi.
Tutuklanan Partizan okurlarının hapishaneye kıyafet ve para götürülmesine de izin verilmedi.
PİRHA – İstanbul’da 1 Mayıs’ta gözaltına alınan ve savcılığın “mevcutlu” istediği 35 kişi bugün savcılığa çıkarılacak. Gözaltına alınan 217 kişiden 182’si ise serbest bırakıldı.
İstanbul’da 1 Mayıs nedeniyle Taksim’e gitmek istedikleri için polis tarafından gözaltına alınan 217 kişiden 35’nin polisteki ifade işlemleri sabaha karşı 04.30’da bitti. 35 kişi bugün Çağlayan Adliyesine çıkarılacak. Gözaltına alınan 182 kişi ise serbest bırakıldı.
17 Partizan okuruna “Önderimiz İbrahim Kaypakkaya” sloganı ve “İbrahim Kaypakkaya silüetli Partizan önlükleri ve flamaları” nedeniyle “örgüt propagandası yapmak”tan işlem yapıldığı öğrenildi. 17 Partizan okuru hakkında ayrıca 2911’den de işlem yapıldı.
Polis ifadesinde susma hakkını kullanan Partizan okurları bugün savcı karşısında ifade verecek.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde İstanbul’da 217, Tunceli’de 4, Maraş’ta 3 ve Aydın’da 2 olmak üzere toplam 226 kişinin gözaltına alındığını açıklamıştı.
PİRHA – Gözaltındaki 9 gazeteciden Mehmet Aslan, Erdoğan Alayumat ve Esra Solin Dal tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildi.
İstanbul merkezli operasyon kapsamında 23 Nisan’da yapılan ev baskınlarında Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Esra Solin Dal ve Mehmet Aslan, Yeni Yaşam Gazetesi çalışanı Enes Sezgin ile Özgür Basın emekçileri Saliha Aras, Yeşim Alıcı, Beste Argat Balcı, Şirin Ermiş ve Erdoğan Alayumat ile MA eski muhabiri Doğan Kaynak gözaltına alınmıştı. Gazeteciler, bugün gözaltında tutuldukları emniyet müdürlüklerinden adliyelere sevk edildi.
MA muhabiri Mehmet Aslan, Ankara Adliyesi’nden, gazeteci Kaynak ise Urfa Adliyesi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla savcıya ifade verdi. Diğer gazeteciler İstanbul Çağlayan’da bulunan adliyeye sevk edildi.
Gazetecilerin savcılık ifadeleri tamamlandı. Gazetecilere, yaptıkları haberler, haber kaynaklarıyla yaptıkları telefon konuşmaları ve X sanal medya hesaplarındaki paylaşımları soruldu.
Gazeteciler Mehmet Aslan, Esra Solin Dal ve Erdoğan Alayumat, tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildi. Diğer tüm gazeteciler adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.