Etiket: adnan selçuk mızraklı

  • Yargıtay, Mızraklı hakkında verilen 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına ilişkin kararı bozdu

    Yargıtay, Mızraklı hakkında verilen 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına ilişkin kararı bozdu

    PİRHA-Yargıtay, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı hakkında verilen 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına ilişkin mahkeme kararının, eksik incelemelere ve yetersiz gerekçelere dayanması sebebiyle bozulmasına karar verdi.

    Edirne F Tipi Ceza Evinde tutuklu bulunan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Adnan Selçuk Mızraklı‘nın avukatı Muhsin Bilal, Mızraklı’nın tutukluluğuna yaptıkları itiraza ilişkin yeni bir açıklama yaptı. Açıklamaya göre Yargıtay, Mızraklı hakkında verilen 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına ilişkin mahkeme kararının eksik incelemelere ve yetersiz gerekçelere dayanması nedeniyle bozulmasına karar verdi.

    Bilal yaptığı açıklamada “Hakkında Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 9 Yıl 4 Ay 15 Gün hapis cezası verilmiş ve bu karara karşı tarafımızdan İstinaf yoluna başvurulmuştu. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin istinaf başvurumuzun reddine karar vermesi üzerine dava dosyası temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmişti. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin (bugün öğrendiğimiz) kararı ile İlk Derece Mahkemesi olan Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının eksik inceleme ve yetersiz gerekçelere dayandığı vurgulanmış ve bozulmasına karar verilmiştir” ifadelerini kullandı.

    “TAHLİYE TALEBİMİZ REDDEDİLDİ”

    Bilal, açıklamasının devamında şunları kaydetti:

    “Yargıtay 3. Ceza Dairesinin bozma kararında özetle; Dr. Adnan Selçuk Mızraklı’nın mahkeme salonunda hazır bulundurulmaksızın SEGBİS yöntemiyle savunma alınmak istenmesinin savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu; İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla karar veren Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin cezalandırma kararına dayanak yapılan olgulardan biri olan ve “Mezopotamya Üniversitesinin kurulması çalışması yürüten Mezopotamya Vakfının faaliyetine devam edip etmediği, örgütle irtibatının bulunup bulunmadığını tespit edilmesi” gerektiğinin gözetilmemesi; dosya içeriğinde yer alan tape kayıtlarının ve dijital materyallerin inceleme yapılmaksızın ve bu konuda alınacak rapora karşı sanık ve müdafilerin beyanı alındıktan sonra karar verilmesi gerekirken bunun yapılmamasının kanuna aykırı olduğu ifade edilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 3 Ceza Dairesi aynı kararında Dr. Adnan Selçuk Mızraklı’nın tahliye edilmesine ilişkin talebimizin ise reddine karar vermiştir.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Değerleri uğruna ipi göğüslediler’-VİDEO

    ‘Değerleri uğruna ipi göğüslediler’-VİDEO

    PİRHA- Dersim Araştırmaları Merkezi DAM, idam edilişlerinin 82. yılında Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. 

    HABERİN VİDEOSU

    Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM), idam edilmelerinin üzerinden 82 yıl geçen ve hala mezar yerleri açıklanmayan Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. Şişli Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde yapılan etkilik Dersim Katliamı’nı anlatan belgesel gösterimi ile başladı.

    Açılış konuşmasını yapan şair Nesimi Aday, Dersim Katliamı’nı sadece solcuların da duymadığını dile getirerek dönemin Komünist Partisi’nin “Dersim’de feodal ağalar demokratik Cumhuriyete karşı ayaklandılar” şeklindeki raporlarını hatırlattı. Aday, Dersim Katliamı’na gelmeden öncesini de şöyle anlattı:

    “Osmanlı İmparatorluğu dağılış sürecinde iken Kürtler de bağımsızlık fikri taşıyorlardı. Koçgirililer 1921’de bu taleplerle çıktılar, Koçgirililer Topal Osman’ın zulmüne uğradılar. Koçgiri’de taş üstünde taş, baş üstünde baş kalmadı. Sonra 1925’te Şeyh Said hareketi başladı.”

    “DEĞERLERİ UĞRUNA İPİ GÖĞÜSLEDİLER”

    Dersim Araştırmaları Merkezi Başkanı Selman Yeşilgöz de, “Dersim isyanının üzerinden 82 yıl geçti. Yaşamını yitirenleri unutmadık. Onlar büyük felaket öncesi Dersim adına yargılandılar, diz çökmeden değerleri uğruna ipi göğüslediler” dedi. Yeşilgöz, Seyit Rıza ve arkadaşlarını anmaya, mezar yerlerini sormaya devam edeceklerini kaydetti.

    “SEYİT RIZA’NIN DURUŞU BİZE GÜÇ VERİYOR”

    Tutukluluğundan dolayı anma programına katılamayan kayyım atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı (DBB) Selçuk Mızraklı’nın mektubu da okundu. Mızraklı’nın mektubunda, şu ifadeler yer aldı:

    “İktidara itaat istenmektedir. Tek adam rejimi kalıcı hale getirilmek istenmektedir. Aykırı bir ses istenmemektedir. İşte böylesi kızılca kıyametin koptuğu, korku cumhuriyetinin olağanlaştırılmak istendiği bir dönemde bizler Seyit Rıza’nın torunları olarak Yezid’e karşı çıkmaktayız. Asiliğimizi, direncimizi ve korkusuzluğumuzu geçmişimizden alarak bu karanlık günlere son vermek için mücadele etmekteyiz… Seyit Rıza’nın onurlu ve erdemli duruşu bize mücadele ve direnme gücü veriyor. Kin, nefret, düşmanlıkla bize saldıran muktedirlere karşı özgürlük, hakikat ve adaleti elden bırakmadan mücadelemize devam etme sözü veriyoruz.”

    Etkinlikte, performans şiir ve müzik dinletisi gerçekleşti. Sanatçılar Sait Bakşi, Taylan Yıldız, Civan adar, Ayfer Düzdaş ve Doğan Çelik türküler seslendirdi. Ahmet Can Akyol, Nesimi Aday, Hıdır Işık, Özgün Bulut şiirlerini seslendirirken performansta ise Alevilikte önemli bir yeri olan dört kapı kırk makam anlatıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mızraklı: Alevi kurumlarından büyük katkı ve güç aldık-VİDEO

    Mızraklı: Alevi kurumlarından büyük katkı ve güç aldık-VİDEO

    PİRHA – HDP’li belediyelere atanan kayyımlara karşın 3 ilde süren Demokrasi Nöbetleri’nde 50 gün geride kaldı. Görevden alınan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, “Alevi kurumlarından büyük katkı ve güç aldık” diyerek her kurumun, söz konusu eylemlere destek vermesi gerektiğini söyledi.

    Haberin videosu

    HDP’li Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediyelerine atanan kayyımların ardından 19 Ağustos’ta başlatılan Demokrasi Nöbetleri devam ediyor. Eylemlerde 50 gün geride kaldı.

    “ALEVİ DOSTLARIMIZIN DA GÜÇLÜ BİR DESTEĞİNİ GÖRDÜK”

    Diyarbakır’da Lise Caddesi’nde yurttaşlarla birlikte nöbet tutan, görevden alınan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Adnan Selçuk Mızraklı, “Demokrasi mücadelesinde, irade gaspına karşı toplum, bir bütün olarak itirazını yükseltti. Alevi kurumlarından da güç aldık” dedi. Mızraklı ayrıca “Bu zor zamanlarda siyasetten, ideolojiden bağımsız olarak insanlık değerleri test edilir” diyerek şunları dile getirdi:

    “Buradaki eylemle demokrasi ve hukuka inanan çevrelere de bir çağrı oluştu. Bu çağrı şuydu: Bu süreç, bu irade gaspı sadece Amed’de, Van’da ve Mardin’de yaşanmadı. Bu bir bütün olarak Türkiye’deki demokrasi değerlerinin, seçmen iradesinin ve hukuk rejiminin ortadan kaldırılmasıdır. Bu adeta bir gece yarısı darbesidir. Bu noktada Türkiye’deki birçok kesimden karşılık aldık. Geldiler ve dostluklarını bu kavgaya, mücadeleye olan yakınlıklarını ortaya koydular. Özellikle geçmişten bu yana gerek bir inanç grubu olarak gerekse de demokrasi değerleri ile beraberindeki insan hakları mücadelesinde ciddi katkısı olan ve bunu da her ortamda yapmaktan çekinmeyen Alevi dostlarımızın da güçlü bir desteğini gördük. Gerek kent içinde yaşayanlardan gerekse de kent dışından gelen Alevi kurumlarından büyük bir katkı ve güç aldık.

    “VİCDANDAN YANA TUTUM ALMA GÜNÜDÜR”

    Zor zamanlar adeta bir turnusol gibidir. Bu zor zamanlarda siyasetten, ideolojiden bağımsız olarak adeta insanlık değerleri test edilir. İnsanlığın 21. yüzyıla kadar biriktirdiği büyük hak kavgaları ile elde edilmiş değerlerdir. Bu değerlere sahip çıktıkça insanlık kendisini daha da ileriye taşır. Ama bu değerlere yabancılaştıkça insanlığın da adeta bir tür çürümeye doğru gittiğine tanık oluyoruz. Dünya çok farklı süreçlerden geçiyor. Acaba 1 Eylül 1939’da Nazi Almanyası Polonya’ya saldırırken bunun on milyonlarca insanın ölümüne, milyonların göçüne ve milyonlarca insanın sakat kalmasına ve hepsinin ötesinde insanlık değerleri açısından bu kadar yıkıcı durumların yaşanabileceğine kimse inanabilir miydi? Ama hepsi yaşandı. İçinde bulunduğumuz günlerde yine insanlığın moral değerleri ve bugüne kadar kazanmış oldukları değerler açısından da adeta bir turnusol işlevi görüyor. Burada etnisite ve inanç ayrımı kullanmaksızın bir bütün olarak insanlıktan adeta bir Kırklar Meclisi gibi çok farklı inançları, kimlikleri olsa bile bir arada ortak bir kaygı için bir araya gelmiş olanların tutumuna vurgu yapmak istiyorum. Şunu çok iyi biliyoruz; kaybedeceğimiz sadece kendimize dair bir şeyler olmayacaktır; bir bütün olarak ileride telafisi oldukça güç olan kayıpların yaşanabileceği bir sürecin arifesindeyiz. Bu noktada herkesin insanlıktan, vicdandan yana; ahlakın, insanlık değerlerinin korunduğu çerçeveden yana tutum alma günüdür. Buradakiler oldukça onurlu ve namuslu halktır. Bu namuslu, izzet-i nefsine saygı duyan, onuruna sahip çıkan duruşu her çevrenin geliştirmesi ve her kurumun burada bir duruş göstermesi gerekiyor. Hep zulme maruz kalmış ama hiçbir zaman zalimleşmemiş, her zaman erdemini korumuş olan bütün çevrelerden olduğu gibi Alevi kurumlarının da bu süreci bu çerçevede telâkki edeceğine inanıyor, yolumuz açık ve aydınlık olsun diyorum.”

    Kemal ALKAŞ/DİYARBAKIR

  • Mızraklı: ‘Barış’ diyen Alevi inancını selamlamak gerekiyor-VİDEO

    Mızraklı: ‘Barış’ diyen Alevi inancını selamlamak gerekiyor-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde Demokratik Alevi Derneği Eyüp Şubesi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şubesi’nin ortak düzenlediği aşure lokmasına katılan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, “Aleviler tarihsel anlamda uğradıkları baskı ve katliamlara rağmen tarihsel hafıza ve birikimlerini terk etmediler. Bizler HDP olarak bu toplumsallıktan ve birlikteliğin yaratacağı değerlerden güç almaktayız” dedi. 

    Haberin videosu

    Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı iken kayyum yolu ile görevinden alınan Adnan Selçuk Mızraklı, aşure dolayısıyla PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    Adnan Selçuk Mızraklı, Alevilerin uğradığı baskı ve yok saymaya karşın sürekli barışı savunmalarının son derece saygın bir duruş olduğunu belirtti.

    Mızraklı şunlara değindi:

    “Hem kader, hem hafıza, hem duygu ve hem de ruh ortaklığı yapmış, birbiriyle bütünleşmiş, değerlerini ve tarihsel birikimlerini birbirlerine aktarmış, ayrık olmayan bütünleşik bir yapıdan bahsediyoruz. Yani öyle bir tarih öyle bir coğrafya ki bir yanda tamamlanmamış adalet sebebiyle, evlatlarının kemiklerine ulaşamadıkları için her cumartesi bir araya gelen anneler, bir yanda da bir büyük tarihsel hafıza olarak Yezid’in ordusunca Kerbela’da canlarından edilmiş peygamber torunları. Şimdi böyle birbiriyle bu kadar mozaik oluşturan bir yapı düşünmemek mümkün değil. Çünkü kaygılar ve umutlar bütünleşiyor. İkisinde de mazlumluk var.

    “BARIŞ DİYEN ERDEMLİ BİR İNANÇ VE HALK VAR”

    Alevilerin barışı savunmalarının önemli olduğunu belirten Mızraklı şunlara dikkat çekti:

    “Aleviler tarihsel anlamda ciddi baskılara uğramış bir inanç kesimidir. Yaşadıkları bunca baskı ve katliamlara rağmen tarihsel hafıza ve birikimlerini terk etmediler. Alevi inancına mensup halkımız yaşadıkları baskılara karşın bu durumu kin ve nefrete çevirmeyip sürekli olarak barışı dillendirmişlerdir. İşte bu duruş Alevi inancının erdemini göstermektedir.”

    “YARINLARIMIZDA BİR VE BİRLİKTE OLACAĞIZ”

    Alevi inancının haksızlıklara rağmen nefret çıkarmadığını dile getiren Mızraklı sözlerini şöyle tamamladı:

    “Şimdi şunu çok açık bir şekilde görmek gerekiyor ki Alevi inancı uğradığı haksızlıklara rağmen öfke nefret çıkarmamış ve erdemli bir yaklaşım ortaya koymuştur. Mutedil bir yaklaşımla mazlumun sesi ve dili olmuştur. Bu anlamıyla bu anlayışı ayakta alkışlamak gerekiyor. Bizler HDP olarak bu toplumsallıktan ve birlikteliğin yaratacağı değerlerden güç almaktayız. Bu değerler bizleri yarına taşıyacak motivasyonlardır.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

  • Görevden alınan 3 belediye eş başkanından basın toplantısı-VİDEO

    Görevden alınan 3 belediye eş başkanından basın toplantısı-VİDEO

    PİRHA- Yerlerine kayyıma atanan belediye eşbaşkanları bugün İstanbul Elite Worl Otel’de basın toplantısı gerçekleştirdi. Basının sorularını yanıtlayan eşbaşkanlar nasıl bir belediye devraldıklarını ve zorluklarla hizmet etmeye çalıştıklarını anlattı.

    Haberin Videosu

    HDP’nin Diyarbakır, Van ve Mardin büyükşehir belediyelerine 19 Ağustos tarihinde kayyım atanmıştı. Kayyımlara karşı halk sokaklarda eylemlerine devam ederken HDP de kayyımlara karşı yol haritasını açıklamıştı. Bugün de yerlerine kayyım atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Adnan Selçuk Mızraklı, Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk ve Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Bedia Özgökçe Ertan, İstanbul Elite World Otel’de basın toplantısı gerçekleştirdi.

    Toplantıya HDP Grup Başkan Vekili Saruhan Oluç, HDK Eş Sözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ile Sedat Şenoğlu katıldı.

    İlk olarak söz alan Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk, 19 Ağustos gecesi siyasi bir darbe yaşadığına vurgu yaparak, “Halkın iradesi gasp edildi. Bu iradeye sahip çıkma gibi bir sorumlulukla buradayız” dedi.

    19 Ağustos’ta kendilerine iletilen görevden uzaklaştırma yazılarında 1 Nisan’da valilerin İçişleri Bakanlığına yazı yazdıklarını gördüklerini belirten Türk, kayyım atamalarının doğru olduğu algısının yaratılmak istendiğini ve darbeyi meşrulaştırmaya çalışan bir anlayışla karşı karşıya kaldıklarını kaydetti.

    “KAYYIM 1 NİSAN’DA ATANACAKTI”

    Türk, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Birilerini düşman ilan ederek muhalefeti susturmak için yalanlarla bu süreci götüren bir anlayışla karşı karşıyayız. Daha göreve başlamamışız ama belediye başkanları farklı yerlere para aktarmışlar gibi açıklamalar yapılıyor.

    Mardin belediyesi yeni büyükşehir oldu. 63 milyon borçla kayyım belediyeyi devretti. 31 Mart’ta geldiğimde belediyenin 406 milyon borcu vardı. Kayyım gittiği gün işçilerin maaşını ödeyecek para bile yoktu. Belediyede bir kuruş yok, işçilerin parası ödenememiş bizim farklı yerlere para aktardığımız konusunda açıklamalar yapılıyor. Biliyoruz ki eğer İstanbul’daki seçimler belirsiz bir durumda olmasaydı 1 Nisan’da valilerin yazısı üzerine kayyım atanacaktı. Ama İstanbul’da belirsiz bir süreç olduğu için kayyım atama süreci uzadı.

    HERKESİN KARDEŞÇE YAŞADIĞI BİR TÜRKİYE MÜCADELESİ

    Biz demokratik siyasete inanan insanlarız, halkımıza hizmet için varız. Makam, koltuk için siyaset yapmadık. Eğer yapsaydık devletin bu zulüm politikasına boyun eğerdik. Tüm halklarımızı demokratik ortak değerlerde buluşturmaya yönelik bir siyasetimiz var. Herkesin kardeşçe yaşadığı bir Türkiye mücadelesidir esas mücadelemiz. Özellikle demokrasiden korkmuş iktidarlar birilerini düşman ilan ederek kendilerini yaşatmaya çalışıyorlar. Bunun yanlışlığını dile getiriyoruz. Türkiye’de 20 milyon nüfuslu Kürt halkı devletin kendilerini kucaklamasını bekliyor. Bugün yürütülen siyaset Kürtleri potansiyel tehlike gören bir siyasettir. Bu siyaset kimseye yaramaz. İnanıyoruz ki bir gün gerçekten toplumu kucaklaştıracak ve ortak değerler etrafında birleştirecek bir mantık ortaya çıkacaktır. Biz hala demokratik siyasetle bu işin çözüleceğine inanıyoruz.”

    MARDİN BELEDİYESİNİN KAYYIM DÖNEMİ BORÇLARI

    Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Türk, belediyenin kayyım dönemi ve kayyımdan sonraki dönem borçlarıyla ilgili de şunları söyledi:

    “4 aydan beri Mardin’de belediye başkanlığı görevini yürütüyordum 19 Ağustos’a kadar. Elbette ki belediye başkanı seçildiğimizde günde 300-500 insanın gelip ziyaret ettiği bir belediye. Çayıydı, kahvesiydi, suyuydu 220 bin liralık bir fatura çıkmış ancak bütün belediyenin yani genel müdür, daire başkanları tüm gelen misafirlere yapılan harcamalar. Kendilerini aklamak için yeni bir şeye başladılar. Ne diyor ‘Mardin belediyesinde 7 bin 500 liraya su içilmiş.’ Belediyenin tüm yaptığı masraf 220 bin liradır. Sadece bir bakana verilen yemeğin faturası her yerden 270 bin, 260 bin, 240 bin faturalar gördüm. Tüm faturalar elimde. Bunları nasıl çıkarttım? Vali tarafından kayyım döneminde Balıkesir’den getirilen ali hizmetler daire başkanının altını imzalayarak bana verdiği faturalardır. Sadece cumhurbaşkanının gelişinde 332 bin lira araba kiralanmış. Her bakanın gelişinde 52 bin liralık araba tutulmuş, 270-260-150-160 bin liralık yemekler verilmiş. Mesela bir faturada diyor ki İçişleri Bakanının yemeğine 4 bin 240 kişi katılmış. Araştırıyoruz Mardin’de 800-900 kişiyi alacak hiçbir salon yok.

    Faturaların tamamı Silver Altın diye bir kuyumcudan alınmış. Tüm hediyeler oradan alınmış. Dükkan sahibinin babası belediyede daire başkanı. Mardin’in yarısı gümüşçü ve kuyumcudur ama hepsi bir dükkandan alınmış. İki Mardin milletvekiline 143 bin liralık bir yemek verilmiş. Faturaları çıkardım onlara gönderdim ‘kesinlikle biz böyle bir yemek yememişiz’ dediler. Ama bugün konuşamıyorlar. Bütün bunlar ortadayken birileri arıyor 7 bin 500 liraya su içilmiş, gelen misafirlere 200 bin liralık çay, kahve ikram edilmiş. Bundan doğal ne var. Günde 300-500 kişi gelip beni ziyaret ettiği zaman çay da ikram ederim, kahve de ikram ederim. Bütün bunları örtbas etmeye yönelik bir şey var. İçişleri Bakanı demiş ki ‘oraya bir müfettiş göndereceğiz’. Daha önce de müfettiş geldi. Bütün bunları görmesine rağmen hiçbir şey yazmadı.”

    “KAYGI SAHİBİ OLAN HERKES TARAFINI BELLİ ETMELİ”

    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Adnan Selçuk Mızraklı da sorunun sadece iktidar ve muhalefet uygulamalarının olmadığını belirterek şunları söyledi:

    “Daha önceki yıllarda muhtarların bile görevden alınmasına ilişkin haberler duyar mıydınız duymazdık. 2016 ile başlayan bir süreçle idarenin seçilmişlere karşı böyle bir gücü elinde tutması adeta bir tasfiye sürecine dönüştü. İtibarsızlaştırma, değersizleştirme, şeytanlaştırma bir yalan ve iftira kampanyası var. Böyle bir durum olduğu zaman içimizdeki herhangi birine dönük haksız bir tasarruf söz konusu olursa inançlarımızdan, ideolojimizden bağımsız bir hak tesisi yapmak isteriz, haklının yanında durmak isteriz. Tam da böyle bir noktada 1 Nisan günü yazılar düzenlenmiş. Ellerinden gelse Pazar gecesi İstanbul süreci tamamlanmış olsaydı belki 1 Nisan günü devreye konacak bir durum var, bu belgelerle sabit. Özellikle seçimlerin 23 Haziran’a evrilmesiyle zaman değiştiren bir durum var. Yerel demokrasiye, özellikle belediyelere dönük tutum bir yandan HDP’ye, yerel iradeye ve anayasanın amir hükümlerine, seçmenin iradesine yönelik bir tutumdur. Bu noktada şüphesiz ki sadece bizim değil kaygı sahibi olan her çevrenin atak bir tutum izlemesi ve tarafını belli etmesi gerekiyor.”

    KAYYIMIN KADINLARA ETKİSİ

    Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Bedia Özgökçe Ertan ise kayyım uygulamalarının kadınlara ve açılan kadın kurumlarına etkisini şöyle anlattı:

    “Günlerdir iktidar partisinin açıklamaları hedef gösterme ve algı yaratma operasyonu var bizlere yönelik. Kayyım atanmadan evvel 25 yıllık bir birikim var. Bizim açımızdan kadınların sosyal hayata erişimini kolaylaştıran şartları var etmek, şiddete ve her türlü ayrımcılıkla mücadele etmek. Eşit temsiliyet mekanizmasını hayata geçirmeye çalışıyoruz. İlçe belediyelerinde kadın müdürlükleri oluşturduk bu alanlara dair özel çalışmalar oldu. Çözümler, kurulan yöntem ve mekanizmalar gibi. Kayyım atandıktan hemen sonra Van’daki kadın sığınma evi alo şiddet hattı kapatıldı. Kadın belediye otobüs şoförleri sürekli taciz edildikleri için görevlerinden ayrılmak zorunda kaldılar. Kadın futbol takımı lağvedildi. Biz yeni müdürler atar atamaz yeni başvurular almaya başladık. Yıllar sonra belediyeler ilk defa halk açıldı. Kadınlar açısından dezavantajlı hale geldi kayyımlar geldikten sonra.”

    EŞ BAŞKANLIK SİSTEMİNİN TOPLUMSAL KABULÜ EN ÜST SEVİYEDEDİR

    Eş başkanlık sisteminin yasal olmadığı yönündeki açıklamalara cevap veren Ertan, “Eş başkanlık sistemi yasaldır. Bu uygulama örgütsel yapımızı anlamında yürürlük kazanmış durumda. Toplumsal kabulü de en üst seviyededir. Meşruluğunu halkın tepkilerinden alıyor dolayısıyla. Kadınların siyasette yer alması söz söyle ve karar verebilir olması yerel demokrasiyi de güçlendiren bir anlayış. Yasalaşması için de her defasında mücadele edeceğimizin altını çizdik” dedi.

    “DEVLET BU KARARLA BERABER DAĞIN YOLUNU AÇTI”

    Tekrar söz alan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Adnan Selçuk Mızraklı, kötülüğün olağanlaşmasının, sıradanlaşmasının ve toplumsallaşmasının söz konusu olduğunu ifade ederek “Biz adeta sıradan bir süreci yaşıyormuş gibiyiz” dedi.

    Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “16 Nisan’da göreve başladı. 103 buçuk trilyon lira borç ödedim. Yaptığımız bütün işlemler şu anda belediyelerin bir kısmı çoğu da bölge belediyeleri olmak üzere belediyede hangi işlemi yapmak için klavyeye dokunsak içişleri bakanlığından eş zamanlı olarak görülüyor. Buna kargalar güler ya. Mızrak çuvala sığmıyor. Göbels disipliniyle ne kadar büyük yalan söylerseniz inandırması o kadar kolay olur gibi yalanlar söyleyeceksiniz. Buna devletin ajansları dahil olacak mahkemelerden çıt çıkmayacak. Böyle bir ortamda 19 Ağustos gecesi HDP belediyeciliğin üç ağırlık merkezine birden kayyım atanıyor. Bu HDP’yi, Kürt demokratik siyasetini o alandan süpürme girişimidir. Devlet bu kararla beraber dağın yolunu açtı. Eğer demokratik siyasete kapıları kapatırsanız sonucu ve bedeli çok ağır olur. Bunun farkına varmanız gerekir. Bizler inadına bu noktada dururken Diyarbakır’da o insanların adeta sokak işkencesine dönüşen durumlarda bir çakıl taşı kullanmamalarının bir nedeni var. Yüzlerce insan öldürüldü hangi birisinin failinin yargılandığını, ceza aldığını gördünüz.

    “DEVLETTEN HUKUK EKSİLTİLİRSE CEBERUT BİR YAPI ORTAYA ÇIKAR”

    Demokratik direnci, itirazı en zengin biçimleriyle sesini duyurmaya devam ettirecektir. Yeri geldiğinde sivil itaatsizlik gibi baskılayıcı modeller üzerinden yapacaktır. Objektif ve tarafsız habercilik yapılması gerekecek. Türkiye’nin demokratik, siyasal, sivil muhalefeti yurttaşlık bilincine sahip tarafını belli etmek isteyen her can ile hep beraber duracağız bunun karşısında. Hepimizin sığınağı hukuktur. Hukuk adaleti tesis etmezse o zaman vay halimize. Hangi devletten hukuku eksiltirseniz ceberut bir yapı ortaya çıkar.”

    “AKP MİTİNGİNİN MASRAFLARI BİLE BELEDİYE BÜTÇESİNDEN KARŞILANMIŞ”

    Arkasından söz alan Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Bedia Özgökçe Ertan ise şunları kaydetti:

    “Göreve geldiğimiz andan itibaren devraldığımız enkazı idrak etmeye çalıştık. Sadece Van belediyesinin 1.2 milyar borcu vardı. Khk ihraçları sebebiyle personel yapısı işlevsiz bırakılmıştı. Atanan valilerin nasıl usule aykırı işlemler yaptıklarına tanıklık ettik. Sayıştay rapor yayınlanmıştı bu usulsüzlüklere dair. Göreve gelir gelmez hemen bize dair bir algı operasyonu ve görevden alınmamıza gerekçe tutulan haller var. Onca borca rağmen aylık en ez 10 milyon en fazla 15 milyon kesinti yapılıyordu. Gelir gider dengesi tamamen bozulmuştu. Yeni eleman alacak gücümüz de yok. Güvenlik soruşturmasından geçmesi gerekiyor ve oradaki süreç uzun. Kimseyi işe alamadık. Bu kadar zor koşullarda elimizdeki imkanlardan tasarruf ederek hizmet etmeye çalıştık. Her kuruşunda halkın hakkı olan bu alan o kadar çok sevilmiş ki terk edilmek istenmiyor. Bütün harcamalar belediye bütçesinden yapılmış. AKP mitinginin masrafları bile belediye bütçesinden karşılanmış.”

    PİRHA/İSTANBUL