Etiket: afşin

  • TTB, Afşin Elbistan Termik Santrali konusunda uyardı: Telafisi imkansız zararlar doğuracaktır

    TTB, Afşin Elbistan Termik Santrali konusunda uyardı: Telafisi imkansız zararlar doğuracaktır

    PİRHA – Türk Tabipleri Birliği (TTB), Çelikler Afşin Elbistan Termik Santrali ek üniteleri için verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali talebiyle dava açtı.

    TTB, Maraş’ta Afşin Elbistan Elektrik Üretim ve Ticaret AŞ tarafından yapılması planlanan Çelikler Afşin Elbistan Termik Santrali V. ve VI. Ünite İlavesi ile ilgili verilen 27 Aralık tarihli “Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) olumlu” kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle dava açtı.

    Dava dilekçesinde “ÇED olumlu” kararının hem ÇED sürecinin amacına hem de Çevre Kanunu ile ÇED Yönetmeliği’nin ilkelerine aykırılık taşıdığı belirtildi. Dilekçede ÇED’in, ilgili tüm tarafların bir araya gelerek görüş, kaygı ve önerilerini ortaya koyabildikleri şeffaf bir süreç olması gerektiği ifade edildi. TTB dilekçesinde ayrıca ÇED raporunda “yapılabilir, olabilir, karşılaşılırsa” gibi belirsiz ifadelerin yer almasının denetlenebilirlik ve öngörülebilirlik bakımından eksikliğe işaret ettiği kaydedildi.

    “TERMİK SANTRALİ EKOLOJİK YIKIMDIR”

    Dilekçede şu önemli noktalara dikkat çekildi:

    “Afşin Elbistan Termik Santrali’nin 1972 yılı programı yatırım projeleri içinde yer aldığı ve 1, 2, 3, 4’üncü ünitelerinin 1993 öncesi işletmeye alındığı gerekçesiyle ÇED sürecinden muaf olduğuna ilişkin karar hukuka aykırıdır. Dava konusu proje ile toplamda altı ünite olacak bu faaliyet için tek ÇED raporu hazırlanması, entegre proje planlamasının ve kümülatif etki değerlendirmesinin yapılmaması eksikliktir.

    Hava kalitesi modellemesi ve emisyon sınır değerlere uyum noktasında yanlış verilere dayanılmış, yetersiz değerlendirme yapılmıştır. Tüm bu hukuka aykırılıklar ve bilimsel değerlendirmede düşülen yanlışlık, sadece çevre sağlığı açısından değil, insan sağlığı açısından da çok boyutlu sonuçlar doğurmaktadır.

    Kömür madeninin üretilmesi sırasında meydana gelen başlıca çevre sorunları; yani arazinin bozulması, çevredeki manzaranın bozulması, su kaynaklarının zarar görmesi, tarım ve orman arazilerinin zarar görmesi, gürültü kirliliği ve hava kirliliği, erozyon ve toprak kayması, arazide meydana gelebilecek göçük ve çökmeler ile patlamaların yarattığı sarsıntıların ortak sonucu ekolojik yıkımdır. Ekolojik yıkımların sonucunda çöken ekolojik döngülerin uzun erimde insan sağlığı üzerinde geri dönüşümü olmayan sağlık etkileri söz konusu olacaktır.

    Kömür madenlerinde çalışanların ve madenlerin çevresinde yaşayanların sağlık ve güvenlik sorunları ile madenler nedeniyle ortaya çıkan çevre sorunları çok boyutlu incelenmelidir. Kömürlü termik santrallerinin sağlık açısından zararları bir yana, Afşin Elbistan Termik Santrali’nin mevcut haliyle yarattığı sağlık sorunları, olası riskler ve önlemlerin ÇED raporunda yer almamaktadır.

    ‘Bedensel, zihinsel ve sosyal olarak tam bir iyilik hali’ olan sağlık; yalnızca bozulduğu zaman düzeltilmesine yönelik hizmetin sunulmasını gerektiren bir değer değil, vücut bütünlüğü gibi saygı gösterilmesi ve korunması gereken bir değerdir. Dolayısıyla kişinin sağlıklı olması için bazı hizmetlerin sunulması değil, onun halihazırdaki sağlığını bozucu etkisi açık olan bir faaliyetin devlet eliyle yapılması önlenmelidir.

    Afşin Elbistan Termik Santrali, hem mevcut üniteleri hem de dava konusu ek üniteleri ile insan ve çevre sağlığı açısından telafisi imkansız zararlar doğurmaktadır ve doğuracaktır.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Afşin’deki termik santral 2 bin 268 erken ölüme yol açacak’

    ‘Afşin’deki termik santral 2 bin 268 erken ölüme yol açacak’

    PİRHA- THHP, Afşin’de bulunan A Termik Santrali Genişletme Projesi’ne ilişkin yayınladığı raporda projenin 35 yıl içerisinde 2 bin 268 erken ölüme neden olacağını belirtti. 

    Çevre alanında faaliyet yürüten 15 kuruluşun bir araya gelerek kurduğu Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP), Maraş’ın Afşin ilçesinde bulunan “A Termik Santrali Genişletme Projesi” ile ilgili hazırladığı raporu yayınladı.

    Platformun resmi internet sitesinde yayınlanan raporda, termik santralin halk sağlığına etkileri ve ekonomik maliyetine dair bilgiler yer aldı. 7 Eylül “Dünya Temiz Hava Günü” öncesinde yayınlanan rapor, kömür yakarak elektrik üreten Afşin Elbistan A Termik Santrali’ne ek iki ünite yapılması durumunda ortaya çıkacak hava kirliliğinin neden olacağı erken ölümleri, kronik hastalıkları ve bu sağlık etkilerinin yol açacağı toplam ekonomik maliyeti gözler önüne serdi.

    Raporda, santralde 688 MW’lık ek iki üretim ünitesi ile santralin genişletilmesinin planlandığı, bunun yeni bir santrale eşdeğer olduğu, var olan halk sağlığı sorunlarını daha da derinleştireceği kaydedildi. Projenin sağlık etkilerinin yol açacağı ekonomik maliyetin ise 88 milyar TL olacağı vurgulandı.

    29 HASTANE KURULABİLİR

    Rapora göre, Afşin Elbistan A Termik Santrali’ne yapılacak iki ek üniteden kaynaklanacak hava kirliliği, 35 yıllık işletme süresi boyunca 2 bin 268 erken ölüme yol açacak. 2 bin 896 çocuk astım hastası olurken, kirlilik 907 bebeğin erken ve 514 bebeğin gelişimini tamamlamadan düşük ağırlıkla doğmasına yol açacak. Termik santralin yol açtığı hastalıklar nedeniyle 755 bin 904 iş günü kaybı yaşanacak. Projenin maliyeti olan 88 milyar TL ile her biri 500’er yataklı 29 hastane kurulabilineceğinin altı çizilerek, genişleme projesi ÇED raporuna dair Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın henüz kararını açıklamadığı bilgisine yer verildi.

    NE OLMUŞTU?

    Afşin Elbistan A Termik Santrali’ne yapılması planlanan 688 MW’lık ek iki ünite projesi için çevresel etki değerlendirme süreci 2022 yılında başlatıldı. Bu yıl 2 Nisan’da yapılan İnceleme ve Değerlendirme Kurulu toplantısında hem Afşîn Elbistan bölgesinden gelen yurttaşlar ve sivil inisiyatifler, hem de ulusal düzeyde çalışan çevre ve iklim örgütleri projeye itirazlarını dile getirmişlerdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı henüz ÇED raporuna dair kararını açıklamadı.

    Bölgede, Türkiye’nin iki en büyük termik santrali bulunuyor. 1984 yılında işletmeye alınmış 1355 MW’lık Afşin Elbistan A Termik Santrali ve 2005’te çalıştırılmaya başlanmış, 1440 MW’lık Afşin Elbistan B Termik Santrali. Bu iki santral yarattıkları hava kirliliği ile geçtiğimiz 40 yılda toplamda 17 binin üzerinde erken ölüme neden oldu.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

  • İşkencede katledilen Mehmet Ceren’in ailesi AİHM’den çıkacak kararı bekliyor-VİDEO

    İşkencede katledilen Mehmet Ceren’in ailesi AİHM’den çıkacak kararı bekliyor-VİDEO

    PİRHA-12 Eylül 1980 askeri darbe döneminde hakkında yakalama kararı çıkarılan ve jandarmaya teslim olduğu gün ‘Filistin Askısı’ olarak bilinen işkence yöntemiyle katledilen Mehmet Ceren’in ailesi Avrupa İnsan hakları Mahkemesi’nden çıkacak sonucu bekliyor. Mehmet Ceren’in yeğeni Önder Ceren, AİHM’den umutlu oldukların söyledi.

    12 Eylül 1980 darbesi sonrasında Ali Ekber Yürek ve Fehmi Özarslan ile birlikte işkencede yaşamını yitiren Mehmet Ceren dosyası AİHM’de.

    Mehmet Ceren dosyası, Anayasa Mahkemesi’nce 12 Şubat 2016’da zaman aşımından dolayı takipsizlik kararı verilince Ceren ailesi tarafından AİHM’ye taşındı.

    PİRH’ye konuşan Mehmet Ceren’in yeğeni Önder Ceren, AİHM’den umutlu olduklarını söyledi.

    MISIR: MEHMET RUHEN ARAMIZDA

    Mehmet Ceren’in mezarını ziyaret eden Üryan Hızır Ocağı pirlerinden Mustafa Mısır, “Her ne kadar bedeni aramızda olmasa da ruhen aramızda. Bugün toprak ananın kucağında da olsa o burada. Bu bölgenin genç insanıydı. Mehmet bu değerler için Hakk’a yürüdü. Bu bölgenin birçok Mehmet’i oldu kendisinden sonra. Onun için türküler, ağıtlar söylendi. O hala yüreğimizde” dedi.

    “AİHM’DEN UMUTLUYUZ”

    Önder Ceren ise Türkiye’deki iç hukukta dava sürecinin sonlandırıldığını, davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındığını ifade etti. Ceren, AİHM’den umutlu olduklarını belirterek, “Amcamıza zulmedenler inşallah hesap verirler. Türkiye’den sonuç alamasak da AİHM’den alacağımıza eminiz. Hiçbir hastalığı ve hiçbir sorunu olmamasına rağmen sağlam bir şekilde teslim oluyor. Hiçbir suçu yoktu, tek suçu insanlığı savunmaktı. İnsanlık için can verdi. Türkiye’den bir sonuç alamadık, en büyük umudumuz AİHM’den sonuç almak” diye konuştu.

    MEHMET CEREN KİMDİR?

    Maraş’ın Afşin ilçesine bağlı Büyüktatlar köyünde 1957’de dünyaya gelen Mehmet Ceren, Vahip ve Eşe Ceren’in 5 çocuğundan biriydi. İlkokulu Büyüktatlarda, Ortaokulu Afşin’de okudu, Maraş Ticaret Meslek lisesini bitirdikten sonra, yüksek öğrenimini Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde tamamladı.

    “ÖNCESİNDE ÖLÜMLE TEHDİT EDİLMİŞTİ”

    “Mehmet Ceren üniversiteyi okuduktan sonra Afşin-Elbistan Termik santralinde işe girdi. Afşin-Elbistan Termik santralinde işçilerin çalışma koşulların düzeltilmesi ve işçi ölümlerini protestosunda en önde yerini alan Mehmet Ceren gözaltına alınıp, Maraş’a götürüldü. 2 hafta boyunca işkence gördü ve serbest bırakıldı. Dönemin Maraş Sıkıyönetim Komutanı yardımcısı Tümgeneral Yusuf Haznedaroğlu’un Mehmet Ceren’e “Bir daha buraya gelirsen cenazeni ailene teslim ederim” dediği belirtildi.

    “DOSYA 2014’TE ZAMAN AŞIMINDAN DÜŞTÜ”

    Haznedaroğlu ile çok sayıda asker ve polisin şüpheli olduğu dosya 2014’te zaman aşımından düştü.

    Mehmet Ceren’nin ağabeyi Yemliha Ceren, 3 Mayıs 2011’de Afşin Savcılığı’na başvurdu. Buradan Maraş, Adana, Malatya ve ardından Afşin’e geri dönen dosya en son Ankara’ya gönderildi. 26 Mayıs 2011’de zaman aşımı ve takipsizlik kararı alındı.

    Takipsizlik kararı verilen dosya sayısı 14 klasör ve 7 bin sayfadan oluşuyor. Ceren ailesi, devletin bir kurumundan başka bir kurumuna taşınması için bu 7 bin sayfaya fotokopi ve aslı gibidir damgası vurulması için yüklü bir ödeme yapmak zorunda kalmıştı.

    15 Temmuz 1981 tarihinde hakkında tutuklama kararı çıkan Mehmet Ceren ailesine yapılan işkenceyi sonlandırmak için 5 Ekim 1981’de Adana Sıkıyönetim Komutanlığı’na teslim oldu.

    Adana’da 15 gün tutulduktan sonra 20 Ekim 1981 akşamı Maraş Sıkıyönetim Komutanlığı’na teslim edilen Mehmet Ceren, 21 Ekim 1981 tarihinde işkenceyle infaz edildi.

    Ölüm raporunda kalp krizi yazılsa da dönemin itirafçı polisi Sedat Caner ifadesinde Maraş’ta çok kişinin maruz kaldığı Filistin askısından indirilirken baş üstü düştüğünde boynunun kırıldığını söylemişti.

    1986 yılında Baba Vahip Ceren oğlunun ölüm sebebinin açıklanması ve mezarın açılması için Maraş Savcılığı’na bir dilekçeyle başvuru yaptı ancak takipsizlik kararı verildi. Baba Vahip Ceren verdiği mücadelelerin ardından 2004 yılında Hakk’a yürüdü.

    Mehmet Ceren dosyası, Anayasa Mahkemesi’nce 12 Şubat 2016’da zaman aşımından dolayı takipsizlik kararı verilince AİHM’ye taşındı.

    Ceren ailesi, 43 yıldır Türkiye’de bulamadıkları adaleti, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden (AİHM) bekliyor.

    Kamber YILDIZ/MARAŞ

     

    İLGİLİ HABER

    38 yıldır bitmeyen mücadele: Mehmet Ceren dosyası AİHM’de

  • Kaşanlılar halk buluşması düzenledi-VİDEO

    Kaşanlılar halk buluşması düzenledi-VİDEO

    PİRHA-Ozanlar diyarı Kaşanlı’da halk buluşması düzenlendi. Çok sayıda kişinin katıldığı etkinlikte türküler okundu, lokmalar verildi.

    Maraş’ın Afşin İlçesi’ne bağlı Kaşanlı Köyü’nde halk buluşması yapıldı. “Ozanlar Diyarı” olarak da bilinen bölgede, yurttaşlar Kaşanlı Cemevi’nde bir araya geldi.

    Depremde hayatını kaybedenler adına bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan programda sanatçı ve sponsorlara plaket verildi.

    Afşin Kaşanlı Köyleri Kültür ve Dayanışma Derneği, Güney Almanya Kaşanlı Köyleri Kültür, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği , Mersin Kaşanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından ortaklaşa  düzenlenen etkinlikte şiir ve türküler okunurken, dengbejler de kilamlar seslendirdi.

    Program dahilinde çocuklar için de oyunlar düzenlendi. Çok sayıda çocuk, kendileri için hazırlanan yarışmada keyifli zamanlar geçirdi.

    Halk buluşması programında bölgenin kültürünü anlatan kitaplar da stantlarda satışa sunuldu.

    KAPSAMLI FESTİVAL PLANI!

    Güney Almanya Kaşanlılar Derneği Eş Başkanı Elif Gül, yaptığı konuşmada programın önemine değinerek “Bu tür buluşmaların amacı kimliğimizi, dilimizi ve akraba ilişkilerimizi korumak ve yaşatmak için önemlidir. Bunun dışında diğer kültürlerle saygı sevgi içerisinde olup dostluğu, paylaşmayı  geliştirip büyütmektir” dedi.

    İstanbul Kaşanlı Köyleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Derviş Berk ise etkinliklerin devam ettirileceğini belirterek ilerleyen zamanlarda daha kapsamlı festivaller yapılacağını söyledi.

    Mersin Kaşanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı Zeki Taş ise yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    “Dayanışmanın, yardımlaşmanın örneklerinden biri olan bugünkü buluşma, farklı yerleşim yerlerinde yaşayan insanlarımızı bir araya getirmiş bulunuyor. Böylesi bir buluşmada bir araya gelmek, türkülerimizi ve şiirlerimizi dinlemek, beraber vakit geçirmek bu tür organizasyonlara olan ihtiyacı artırmış bulunuyor. Umarım ki, ilerleyen zamanlarda derneklerimizin ortak çalışmaları ile daha kapsamlı ve daha verimli etkinlikler düzenlenebilecektir. Bu bağlamda, daha kapsamlı ve daha katılımlı etkinliklerde tekrar bir araya gelmek ümidiyle hepinizi selamlıyorum.” diye konuştu.

    Halk buluşması, hep birlikte çekilen halaylar eşliğinde sona erdi.

    PİRHA/MARAŞ

  • Maraş’a iki yeni termik santral ünitesi: Kanser olmayan ev yok

    Maraş’a iki yeni termik santral ünitesi: Kanser olmayan ev yok

    PİRHA- Afşin A Termik Santralına 2 yeni ünite eklenmesi için kritik toplantı 2 Nisan’da Ankara’da. İnceleme Değerlendirme Komisyonu, ÇED raporuna onay verirse ünitelerin açılması için çalışmalar başlayacak.

    Maraş’taki Afşin Elbistan A Termik Santralı’na ilave iki ünite açılması için hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı İnceleme Değerlendirme Komisyonu’nda 2 Nisan’da görüşülecek. Afşin bölgesinde hali hazırda 4 ünite faaliyette. Hava kirliliğine bağlı akciğer kanseri başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarıyla tartışmalı olan termik santrale Maraşlılar tepkili.

    EN AZ 17 BİN 500 ERKEN ÖLÜM

    Yaklaşık 40 yıldır kömürlü termik santralından yakınan Maraşlılar, Afşin-Elbistan bölgesindeki termik santrallere yeni ünitelerin eklenmemesini talep ediyor. Çelikler Holding Afşin Elbistan Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.’ye ait Afşin A kömürlü termik santraline 688 MW kapasiteye sahip 2 ünite daha eklenmesi planlanıyor. Bölgede termik santrallerin etkisine ilişkin yapılan araştırmalarda faaliyete geçildiği günden 2020 yılına kadar en az 17 bin 500 kişinin ölümüne neden olunduğu tahmin ediliyor. Uzmanlar bölgedeki kirliliğin izlenmediğini belirterek ‘tehlikenin’ daha fazla olabileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca bölgede Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na ait hava kalitesi ölçüm istasyonu bulunmuyor. Ancak kirlilik bölgede, gözle seçilebilecek safhaya ulaştı. Santral bacalarından çıkan cüruf (kül) bölgede meyve bahçelerinde ve evlerin dış cephelerinde çevre ve halk sağlığını riske atıyor.

    KANSERE NEDEN OLAN PARTİKÜLLER SINIR DEĞERİN ÜSTÜNDE

    Öte yandan Elbistan’daki istasyonda ölçülen kirlilik ise oldukça yüksek derecede. Çevre Bakanlığı’nın resmi verilerine göre ince partikül madde (PM2.5) değerlerinin yıllık ortalaması Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği sınır değerlerin 5 katı kadar (metreküpte 24,64 mikrogram). Kaba partikül madde (PM10) ise yine Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği sınır değerin 3,6 katı. (metreküpte 54 mikrogram). Partikül madde insanda kanser yapan birinci grup etmenler arasında sınıflandırılıyor.

    KANSER VAKALARINDAKİ ARTIŞ BAKANLIK VERİLERİNDE

    Afşin A Santrali’ne eklenecek iki yeni ünitenin bölgede en az bin 900 erken ölüme neden olacağı tahmin ediliyor. Santralin salacağı partikül madde kirliliğinin ise Karadeniz Bölgesi’ne kadar yayılacağı uyarıları yapılıyor. Sağlık Bakanlığı’na bağlı Elbistan Sağlık Grup Başkanlığı’nın kayıtları, Afşin A Santrali’nin açılışını takiben bölgedeki kanser vakalarının sekiz kat arttığını ortaya koyuyor.

    ‘NE KUŞLAR GELİYOR NE AĞAÇLAR MEYVE VERİYOR’

    Bölgede yaşayanlar Afşin A santraline ek iki tane daha ünite yapılması için hazırlanan ÇED raporu ile ilgili Nisan 2022’deki Halkın Katılım Toplantısına katılarak bu ek ünitelerin yapılmasıyla ilgili sorunları ve buna karşı olduğunu iletmişti. Afşin – Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu’ndan Mehmet Dalkanat şöyle konuştu:

    ‘‘Elbistan’da kanser olmayan ev yok. Üstelik ne göçmen kuşlar geliyor buraya ne 5 bin yıllık asmalar üzüm veriyor. Şimdi depremle birlikte insanımız da göç etmek zorunda kaldı. Deprem sonrası iki termik santral durunca biz on yıllardır ilk defa temiz bir havada baharın kokusunu alabilmiştik. Elbistan Ovası, Türkiye’nin dördüncü büyük ovası ve birinci sınıf tarım arazilerinden oluşuyor. Biz kömüre mahkum değiliz, afete dirençli kurulacak yeni kentimizde kömüre mahkum olmadan insanca yaşamak istiyoruz.’’

    (HABER MERKEZİ)

  • Yeşil Sol Parti’nin Maraş’taki adayları köylerde coşkuyla karşılandı!-VİDEO

    Yeşil Sol Parti’nin Maraş’taki adayları köylerde coşkuyla karşılandı!-VİDEO

    PİRHA – Yeşil Sol Parti Milletvekili Adayları, Afşin ilçesinin Kaşanlı, Haticepınar ve Örenli köylerinde seçim çalışması yürüttü.

    Video eklenecek.

    14 Mayıs’ta yapılacak milletvekili seçimleri için Yeşil Sol Parti Maraş adayları da çalışmalarına hız verdi.

    Seçim çalışmaları kapsamında Afşin ilçesine giden Milletvekili Adayları Hüseyin Eroğlu ve Nurten Gülmez, Kaşanlı, Haticepınar ve Örenli köylüleri ile bir araya geldi.

    Yoğun coşkunun görüldüğü köylerde adaylar, zılgıtlar ve “Jin, jîyan, azadî” sloganı ile karşılandı.

    Maraş Adayları Eroğlu ve Gülmez, yurttaşlarla yaptıkları sohbetin ardından seçim müzikleri eşliğinde halaylar çekti.

    PİRHA/MARAŞ

     

  • Afşin’e yapılması planlanan termik santral için yürütmeyi durdurma kararı çıktı

    Afşin’e yapılması planlanan termik santral için yürütmeyi durdurma kararı çıktı

    PİRHA-Maraş’ın Afşin ilçesinde yapılması planlanan C Termik Santral Ünitesi için mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi.

    Maraş’ın Afşin ilçesindeki C Termik Santral Ünitesi için mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi. Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ)  tarafından Çevre Etki Değerlendirmesi Raporu (ÇED) süreci başlatılan, daha sonrada Türkiye Varlık Fon’na devredilen 1800 MW kapasiteli Türkiye’nin en büyük kömürlü termik santralı olan Afşin C Termik Santralinin ÇED süreci, Kahramanmaraş İdari Mahkemesi’nin aldığı kararla durduruldu.

    Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu’nun Afşin-Elbistan’dan 25 duyarlı ve gönüllü ile birlikte açtığı davanın bilirkişi incelemesi daha önce yapılmıştı. Bilirkişiler Afşin-Elbistan ovasına böyle bir termik santral yapılmasında kamu yararı olmadığını, bunun akıl ve mantıkla bağdaşmadığı yönünde karar vermişti. ÇED raporunu her yönden inceleyen 6 kişilik bilirkişi heyetinin sunduğu görüşler doğrultusunda karar alan Kahramanmaraş İdare Mahkemesi, ÇED sürecinin yürütmesinde bir kamu yararı olmadığını onaylayarak yürütmeyi durdurdu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kurtulan, Maraş’ın Kürt Alevi köylerine yapılan ayrımcılığı Meclis gündemine taşıdı

    Kurtulan, Maraş’ın Kürt Alevi köylerine yapılan ayrımcılığı Meclis gündemine taşıdı

    PİRHA-Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan, Maraş’ın Afşin ilçesindeki Kürt ve Alevi köylerine kamu hizmeti götürülmemesini Meclis gündemine taşıdı. Kurtulan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a “Haticepınarı, Oğlakkaya ve Örenli köylerinde yaşayan Alevi ve Kürt yurttaşların kimliklerinden dolayı ayrımcılığa maruz bırakıldığı iddiaları doğru mudur?” sorusunu yöneltti.

    Cumhuriyet tarihi boyunca asfalt yol, temiz su ve elektrik hizmeti alamayan Kürt ve Alevi köylülerin sorunları gün geçtikçe artıyor.

    Maraş’ın Afşin ilçesindeki Kürt Alevi köyleri, bir bütün olarak kamu hizmetlerinden mahrum bırakılıyor. Toprak yol sebebiyle ulaşım sağlanamazken, toplanmayan çöpler ve temiz içme suyunun olmaması sebebiyle de insan sağlığının tehlikede olduğuna işaret ediliyor.

    Afşin köylerindeki sorunların çözümü için bir adım da Halkların Demokratik Partisi Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’dan geldi. Konuyla ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığına soru önergesi sunan Fatma Kurtulan, “Köylerin Alevi ve Kürt yurttaşların yaşadığı köyler olduğu için kamu hizmeti verilmediği köylülerce ifade edilmekte, asfalt yolların Sünni yurttaşların yaşadıkları köylerden öteye yapılmadığı belirtilmektedir” ifadelerini kullandı.

    “KÖY YOLLARININ YAPILMAMASININ GEREKÇESİ NEDİR?”

    Aynı zamanda Maraşlı olan Milletvekili Fatma Kurtulan, Bakan Murat Kurum’un yazılı cevaplamasını istediği önerge ile şu soruları yöneltti:

    “Kahramanmaraş iline bağlı Afşin ilçesi Haticepınarı, Oğlakkaya ve Örenli köylerinin yollarının yapılmamasının gerekçesi nedir? Bahsi geçen köylerin yolları ne zaman yapılacaktır?

    -Haticepınarı, Oğlakkaya ve Örenli köy sakinlerinin temiz suya erişimi için çalışma yapılmakta mıdır? Yapılmıyorsa gerekçesi nedir?

    -Haticepınarı, Oğlakkaya ve Örenli köylerine belediyeye bağlı ulaşım aracı verilecek midir? Mevcutta bulunan ve fahiş fiyatla ulaşım sağlayan minibüs hattı belediyeye bağlı mı çalışmaktadır? Öyle ise fiyat yüksekliğinin ve 65 üstünün de ücretli taşınmasının gerekçesi nedir?

    -Haticepınarı, Oğlakkaya ve Örenli köylerinde çöplerin ayda bir toplandığı iddiaları doğru mudur? Doğru ise gerekçesi nedir?

    -Haticepınarı, Oğlakkaya ve Örenli köylerde yaşayan Alevi ve Kürt yurttaşların kimliklerinden dolayı ayrımcılığa maruz bırakıldığı iddiaları doğru mudur?

    PİRHA/ANKARA

  • Maraşlı Milletvekilleri, yolu ve suyu olmayan Kürt Alevi köyleri için konuştu: Cezalandırıyorlar

    Maraşlı Milletvekilleri, yolu ve suyu olmayan Kürt Alevi köyleri için konuştu: Cezalandırıyorlar

    PİRHA-Milletvekili Mahmut Toğrul ve Zeynel Özen, Afşin ilçesine bağlı Haticepınarı, Oğlakkaya ve Örenli köylerine yol ve su hizmeti verilmemesini PİRHA’ya değerlendirdiler. Milletvekilleri, “Köylüler, bu çağda halen elektrik ve sudan yoksunlar. Kürt ve Alevi kimlikleri sebebiyle cezalandırılıyorlar. Bölgenin demografik yapısını değiştirmek adına ayrıca doğa da talan ediliyor” sözleriyle eleştirdiler.

    Maraş’ın Afşin ilçesine bağlı Haticepınarı, Oğlakkaya ve Örenli köyü sakinleri, Cumhuriyet tarihi boyunca kamu hizmetlerinden mahrum olduklarını dile getirdi. Kürt ve Alevi yurttaşların yaşam sürdüğü bu coğrafyada “Oy verin ki hizmet gelsin” baskısı sürüyor. Ancak baskılara boyun eğip yerel seçimlerde iktidara oy verseler dahi Alevi köylerine ne yol yapılıyor ne de su hizmeti götürülüyor. Durum öylesine ciddi ki kimi köylere elektrik dahi verilmiyor.

    Alevi yurttaşların sorunları Meclis’te de karşılık bulmuyor. Yıllar önce verilen soru önergeleri cevap bulmazken Genel Kurul’da yapılan konuşmalar da “Bölücülük yapıyorsunuz” tepkisiyle karşılanıyor.

    “BU ÇAĞDA ELEKTRİK VE SUDAN YOKSUNLAR”

    Maraşlı Milletvekili Mahmut Toğrul da yapılan bu ayrımcılığı “Maalesef özellikle Maraş’ta nerede bir köyün yolu ve suyu yoksa emin olun ki o köy, Kürt ve Alevi köyüdür” sözleriyle yorumladı. HDP Antep Milletvekili Toğrul, yurttaşların uzun yıllardır Kürt ve Alevi kimliklerinden ötürü açık bir şekilde ayrımcılığa maruz kaldığını belirterek konuya dair şunları söyledi:

    “AKP-MHP İktidarı döneminde de ‘Bize oy verin ki size hizmet edelim’ diyorlar. Oy aldıkları yerdeki insanlar da diyor ki ‘Size oy veriyoruz ama neden hala bize hizmet etmiyorsunuz?’ Türkiye’nin genelinde bu tür ayrımcılıklar söz konusu iken Maraş’ta, Antep’te maalesef kimlikten kaynaklı olarak bu köylerin hizmeti karşılanmıyor.

    Örneğin hala Pazarcık ilçesinde bazı köylerde elektrik yok. Bu çağda elektrik ve sudan yoksunlar. Maalesef bunlar hala yaşanıyor. Konu ile ilgili zaman zaman soru önergeleri verip Meclis kürsüsünde meseleyi dile getiriyoruz. Ama maalesef AKP’nin bu konudaki yaklaşımı değişmiyor.”

    HUKUKEN YAPTIRIM SÖZ KONUSU MU? 

    Milletvekili Mahmut Toğrul, hizmet almak adına Afşin’e bağlı Örenli köyü sakinlerinin AKP’ye verdiği oyları işaret ederek sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Hukuken başvuru yapılabilir mi, muğlak! Şu anda işin doğrusu bir hukuk mercii de bırakılmadığı için insanlar daha çok AKP’ye oy verme yönünde zorlanıyor. Oy verdikleri halde de aslında sorunların çözülmediğini görüyor. Aslında bunu sadece bir baskı aracı olarak kullanıyorlar. Ama zihinlerinde sanki o insanlar, bir yurttaş, vergilerini ödeyen vatandaşlar değilmiş gibi bir tutumları var. Kesinlikle kabul edilebilir bir durum değil. Zaman zaman bu konuyu Meclis’te dile getirdiğimiz zaman bizi ‘ayrımcı bir dil kullanmakla’ suçluyorlar. Kendileri fiilen ayrımcılık yapmalarına rağmen bunları dile getirdiğimizde de ‘siz ayrımcı bir dil kullanıyorsunuz, böyle bir durum yok’ diyebiliyorlar.

    “BÖLGENİN DEMOGRAFİK YAPISINI DEĞİŞTİRİLMEK İSTENİYOR”

    Mahmut Toğrul, Kürt ve Alevi kimliği ile bölgeden çok sayıda sanatçının çıktığına da işaret ederek bu yönlü gelişmelerin iktidarları rahatsız ettiğini anlattı. “Kesinlikle köylüler cezalandırılıyor” diyen Toğrul, şöyle devam etti:

    “Pazarcık, Elbistan, Afşin bölgesi kendine ait dili, kültürü ve üretimi olan bir coğrafyadır. Aynı zamanda bu bölgelerin doğası da talan ediliyor. Özellikle Pazarcık Ovası’nda Türkiye’nin en büyük çimento fabrikaları yapıldı. Yine bir Kürt ve Alevi köyü olan Çöçelli’ye biyokütle enerji santrali yapılıyor. Yani sürekli o bölgenin demografik yapısını değiştirmek, bölgenin özgün yapısını bozmaya yönelik bir tutum ve davranış sergilendiğine şahit oluyoruz.”

    ‘TEŞVİK OLSUN’ DİYEREK SADECE BİR KÖYÜN YOLLARINI YAPTILAR!

    Maraşlı bir diğer Milletvekili Zeynel Özen de konuyu defalarca kez Meclis’te gündeme getiren isimlerden. HDP’li Özen, “Bu köylerin yolları, suları yok ve tek suçları Alevi olmaları” diyerek iktidarı eleştirdi.

    İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, “Kendilerine oy vermeyen Alevi köylerine hiçbir hizmet götürülmüyor” diyerek iktidarın, oy alabilmek adına farklı formüller yürüttüğünü de anlattı. Özen, “AKP’ye 15 civarında oy çıkan bir köyün zamanında yayla yollarını dahi yaptılar. O bölge genelde CHP’ye oy verirdi. Köyden çıkan bir de milletvekili olması sebebiyle teşvik amacıyla yollarını yaptılar. Ama diğer köylere bir türlü hizmet gitmedi” dedi.

    500 METRELİK YOLUN 250 METRESİNE ASFALT DÖKTÜLER!

    Zeynel Özen, “Şimdi AKP’ye oy verip kendilerine hizmet yapılsa bile o hizmet, hizmet değil rüşvettir, haramdır” diyerek şunları söyledi:

    “Konu ile ilgili hiçbir soru önergeme cevap dahi vermediler. Örneğin kendi köyüm için 500 metre asfalt yapılması için çokça çaba sarf ettik. Yolun yarısını yapıp diğer yarısını bıraktılar. Sonbahar olması sebebiyle ‘yazın yapalım’ dediler. En son yetkililere ‘artık ben söylemekten utanıyorum siz hiç utanmıyor musunuz?’ dedim. Yani bunların tek nedeni bölgedekilerin Alevi olması. Malesef bizim köylerde kimse AKP’ye oy vermez. Meclis açıldığında konunun yine takipçisi olacağız.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Köylerine hizmet alamayan Aleviler isyan etti: Bizleri, mültecilere imrendirir duruma getirdiniz-VİDEO

    Köylerine hizmet alamayan Aleviler isyan etti: Bizleri, mültecilere imrendirir duruma getirdiniz-VİDEO

    PİRHA-Afşin ilçesine bağlı Haticepınarı, Oğlakkaya ve Örenli köylerinde yaşayan yurttaşlar, Alevi ve Kürt kimlikleri sebebiyle hiçbir kamu hizmetinden faydalanamıyor. Örenli köyünde yaşayan İsa Berk, “Temiz suyumuz, yolumuz yok. Çöplerimiz de ayda bir toplanmakta. Bizleri, mültecilere imrendirir duruma getirdiler” sözleriyle yaşadıkları mağduriyeti özetledi.

    Alevi inancının yoğun yaşandığı Maraş’ın Afşin ilçesinde yurttaşlar, kültürel kimlikleri sebebiyle ayrımcılığa maruz kalıyor.

    Örenli, Haticepınarı ve Oğlakkaya köylerine, Alevi ve Kürt olması sebebiyle hiçbir kamu hizmeti götürülmüyor. Yurttaşlar, halen taşlı yollar üzerinden ulaşım sağlamaya çalışırken temiz içme suyundan da mahrum olduklarını dile getiriyorlar.

    ASFALT MI YOKSA TAŞLI YOL MU ALEVİ KÖYÜNE GİDER?

    Maraş Katliamı ile ilgili araştırmaları ile tanınan Avukat Seyit Sönmez, bölgeye ilişkin sosyal medya hesabından bir fotoğraf paylaşarak “12 puanlık soru. Soldaki asfalt yol mu Alevi köylerine gider sağdaki taşlı yol mu?” yorumunu yaptı. Konuya dair görüşlerini dinlediğimiz Sönmez, “Kaşanlı köyüne kadar asfalt yol mevcut, ondan sonra Alevi köyleri gelmekte. Dağlık yerler olmamasına rağmen ortalama 12-13 km hızla gidebildim” dedi.

    Seyit Sönmez, “Bu bölge Alevi damarlarının hala çok yoğun olduğu bir bölge” diyerek şu bilgileri paylaştı:

    “Aşık Meçhuli, İsmail İpek, Mahsuni Şerif, Perişan Ali gibi onlarca ozanı barındırmış ve Aleviliğin yoğun yaşandığı özel bir bölge. Ben de o sebeple gezi için gittim. Birçok kitapta bu bölgenin adı da geçer. İnsanlar 1960’lı yıllarda oradan yürüyerek Binboğalardan geçip Toroslara, Çukurova’ya kök sökmeye giderlermiş. Ayrımcılık örneklerini hep duyuyorduk ama ben de ilk defa Alevi köyleri ile Sünni köyleri arasındaki ayrımı çok bariz gördüm. Yol ayrımına geliyorsunuz bir taraf asfalt diğer taraf bozuk ve gidilmiyor. Şu yaz gününde benden başka ulaşım yapan araç yoktu. İnsanlar bu yollar sebebiyle köylerine gidemiyor.”

    KÖY TARİHİ BOYUNCA ASFALT YOLA ULAŞAMADILAR

    Konuya dair bilgi veren Örenli köyü sakini İsa Berk, ulaşım konusunda hiçbir zaman hizmet alamadıklarını söyledi. “Yolumuz asfaltsız ve bu sebeple insanlar ata yurduna gelmiyor” diyen Berk, ilçe ile bağlantı için belediye otobüs hizmeti dahi alamadıklarını anlattı.

    AKP’li Maraş ve Afşin Belediyelerinin, Alevi köylerine karşı ayrımcılık yaptığını vurgulayan İsa Berk, şu aktarımda bulundu:

    “Belediyenin asli görevlerinden hiç bir tanesi bizde yok. Hepsinden mahrum durumdayız. Hatta buradaki köyler Alevi olmasına rağmen son yerel seçimlerde AKP’ye 45 tane oy çıktı. Bundan 30 yıl öncesine kadar sadece sandık başkanının oyu sağ partilere giderdi. Bize hizmet etsinler diye oy dahi verdiler. 80 seçmen var, 45′ i AKP ye oy kullandı. Buna rağmen ‘Tümü bana oy vermiş olan bölgelerin dahi henüz yollarını yapamadım, siz neyi bekliyorsunuz?’ deniliyor.”

    TEMİZ SUDAN DA MAHRUMLAR!

    İsa Berk, köylüler olarak sağlıklı içme suyundan da yoksun olduklarını belirtti. Berk, 2018 yerel seçimleri öncesinde Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı ile Afşin İlçe Belediye Başkanı’nın köylerine geldiklerini belirterek şunları söyledi:

    “Köye gelen heyete, ‘Geldiğiniz bu yolu beğendiniz mi?’ diye sordum. ‘Hiçbir altyapımız; yolumuz, sağlıklı içme suyumuz, köyün içerisinde herhangi bir parke taşımız, belediye otobüsümüz yok. Sizce de var mı?’ diye sordum. Ardından ‘Afşin’in merkez mahallesindeki bir daire ile buradaki bir evden eşit şekilde emlak vergisini alacak mısınız?’ diye de sordum. ‘Nerede bu hizmetler?’ dedim. Sadece gözümün içine baktılar. ‘Ayrımcılık yapıyorsanız eğer ‘Evet yapıyoruz’ deyin’ diye de ekledim. Fakat cevap veremediler.”

    “ALEVİYİZ DİYE AYRIM YAPIYORSUNUZ”

    Örenli Köyü sakini İsa Berk, civardaki üç Alevi köyünün olanaksızlıklar sebebiyle çok göç verdiğine işaret ederek 4 bin civarında kişinin il ve yurt dışına gittiğini de anlattı. Berk, ulaşabildiği yetkililere “Aleviyiz diye ayrımcılık yapıyorsunuz” dediğini vurgulayarak şöyle devam etti:

    “Yetkililer, ayrımcılık yaptıklarını kabul etmeyince ‘O zaman buyurun hemen hizmete başlayın’ dedim. Köylerimiz tam olarak Kayseri, Sivas ve Malatya üçgeninde yer almakta. Kim bize hizmet ederse oralı oluruz. 1 gram asfalt yüzü görmedik. Yazın köydeki nüfus 100 haneyi geçiyor. Burada daimi yaşayan ortalama nüfus ise 130 kişi civarında.

    Bizim gibi mağduriyet yaşayan toplam 3 köy var. Haticepınarı köyü, Oğlakkaya köyü ve bizim Örenli… Bu üç köy aynı zamanda Kürt. İnsanlar, ilçeye indiklerinde esnaf, dilimizle dalga geçerek hakaret de ediyor. Dünyada başka da böyle bir toplum yoktur diye düşünüyorum.”

    “BİZİ MÜLTECİLERE İMRENDİRİR DURUMA GETİRDİNİZ”

    İsa Berk, yakın zamanda ilçe belediye başkanı ile görüşme fırsatı bulduğunu da belirterek şunları söyledi:

    “Belediye başkanı, bize 6 kilometre uzaklıktaki Sünni bir köydeki festivale geldi. Ben de oraya giderek başkana sorunlarımızı ilettim. ‘Muhtarınız benimle görüştü. Yol için talimat verdim 2022’de çalışmalar başlayacak’ dedi. Ben de ‘2021’de de aynı söz verilmişti’ dedim. Gözümün içine baktı…

    Köy içerisinden geçen araçlar sebebiyle sanki taş ocağı işletiliyormuş gibi toz bulutu yükseldiğini anlattım. ‘Bizi mültecilere imrendirir duruma getirdiniz’ dedim. Çünkü mülteci kamplarında altyapı, sağlıklı içme suyu, sağlık ocağı, çocuk oyun alanları vardır. Biz bu toprakların sahibiyiz ama mülteciler kadar değerimiz yok ve ayrımcılık yaptıklarını söyledim. Ancak belediye başkanı bunu kabul etmedi.

    Köy muhtarı aynı zamanda minibüsçülük de yapıyor. Belediyeden ‘Köyünüze belgeli bir araçla ulaşım hizmeti de verilmektedir’ denilmiş. Tamam öyle ancak vatandaş buradan Afşin’e gitmek için 30 lira veriyor. Ayrıca bu belediyenin vermiş olduğu bir araç değil. 65 yaş üzeri vatandaşların ücretsiz seyahat etmesi gerekmiyor mu? Madem bu araç belediye hizmeti olarak görülüyor neden tarife bu kadar fahiş düzeyde? Şahsın aracını, belediye, hizmet veriyormuş gibi gösteriyor. Tamamen kaderiyle baş başa bırakılmış, terk edilmiş 3 köyüz. Ama Maraş Büyükşehir Belediyesi zengindir. Tarım, sanayi ve tekstil açısından zengin iller arasında sayılır. Ama 9 yol yapmaya gücü yetmiyor.”

    Eren GÜVEN/MARAŞ

  • TTB uyardı: Afşin-Elbistan Kömürlü Termik Santrali zehir saçıyor!

    TTB uyardı: Afşin-Elbistan Kömürlü Termik Santrali zehir saçıyor!

    PİRHA, Türk Tabipleri Birliği Halk Sağlığı Kolu, Afşin-Elbistan Kömürlü Termik Santrali’nin yaşattığı tahribatlara dikkat çekerek, “Hava kirliliği başta olmak üzere toprak ve su kaynaklarının kirliliğini önlemek için kömürlü termik santrallere dayalı enerji politikasından bir an önce vazgeçmelidir” dedi.

    Türk Tabipleri Birliği Halk Sağlığı Kolu, Afşin-Elbistan Kömürlü Termik Santrali’nin yarattığı hava kirliliğinin insan ve çevre sağlığı açısından korkutucu boyutlara ulaştığına dikkat çekti.

    Konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada kamuoyunun tüm çabalarına karşın; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından söz konusu santrale ait baca gazı ölçümlerinin kamuoyu ile paylaşılmadığı ifade edildi.

    Açıklamada, Afşin-Elbistan santrallerinin yarattığı hava kirliliğinin, “Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliğinde” belirtilen sınır değerlerin çok üzerinde olmasına da vurgu yapıldı.

    Türk Tabipleri Birliği Halk Sağlığı Kolu, Greenpeace Türkiye örgütü tarafından, ekim ve kasım aylarında, bölgede ölçümle yapıldığını belirterek “Partiküler madde (PM) havada asılı katı veya sıvı maddelerin mikroskobik parçacıkları olup, en tehlikeli hava kirliliğidir” açıklamasını yaptı.

    TTB Halk Sağlığı Kolu, Türkiye’de havada ölçülen en yüksek 24 saatlik PM10 limit değerinin 50µg/m3 olması gerekirken, ölçüm noktalarından birinde bu değerin 320’nin üzerinde olduğunun da altını çizdi. Açıklamada ayrıca, Maraş’ta ölçülen PM10 değerlerinin, DSÖ ve AB’nin belirlediği günlük ve yıllık değerleri aştığına da vurgu yapıldı.

    DÜNYA ÜLKELERİ KÖMÜRLÜ TERMİK SANTRALLERİNDEN VAZGEÇİYOR

    TTB Halk Sağlığı Kolu, Türkiye’deki hava kirliliğinin en önemli kaynağının endüstri üretimi, ulaşım ve evsel ısınmada kullanılan fosil yakıtlar olduğunu belirtti. Uzmanlar, pek çok ülkenin hava kirliliğine karşı kömürlü termik santrallerden elektrik üretimine son vermeye başladıklarını ancak Türkiye’de ise tam tersine bir politika izlendiğini ifade etti.

    “TÜM CANLILARIN SAĞLIĞI İLE OYNAMAKTA”

    TTB Halk Sağlığı Kolu, birçok Avrupa ülkesinin 2030 yılında kömürlü termik santrallerini tamamen kapatmayı planladığını, Türkiye’nin ise 28 aktif santralle birlikte en az 30 santral daha yapmayı planladığını aktardı.

    TTB Halk Sağlığı Kolu şu hususlara dikkat çekti:

    “Elektrik üretiminin yaklaşık %40’a yakınını kömürlü termik santrallerden yapan ülkemiz, üstelik bu santraller için kömür gereksiniminin yarıya yakınını da ithalatla karşılamakta; ithal kömürle yarattığı hava ve çevre kirliliğiyle vatandaşının ve tüm canlıların sağlığı ile oynamakta, toprak ve su kaynakları kirliliğine neden olmaktadır. Termik santralde soğutucu olarak kullanılan suyun sıcak ve kirli su olarak ortama salınmasıyla, canlılık ciddi zarar görmektedir. Termik santrallerden salınan zararlı gaz ve ağır metallerle kirlenen ekili alanlarda yetişen gıda maddelerinin sağlığı bozucu etkisi artmaktadır.

    “TERMİK SANTRALLER KAÇINILMAZ BİR TEHDİTTİR”

    Kömürlü termik santrallerden salınan baca gazı içinde, cıva gibi ağır metallerle, dioksin ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar gibi kalıcı organik kirleticiler de bulunmaktadır. Cıvaya yoğun miktarda maruz kalındığında çocuklarda bilişsel gelişim olumsuz etkilenebilir ve fetüsün hayati organlarında geri dönüşü olmayan zararlar meydana gelebilir. Kömür santrallerinin emisyonlarına maruz kalma; özellikle solunum ve kardiyovasküler hastalıklarda, belli kanserlerde ve sinir sistemi hastalıklarında artışa; hastanede daha uzun yatışa ve fazladan ölümlere neden olur. Ülkemizde; DSÖ’nün AirQ+ programı kullanılarak yapılan hesaplamalara göre hava kirliliği, DSÖ kılavuz değerine indirilseydi; 2019 yılında tüm ölümlerin %7,9’u (31.476 ölüm) ve 2018 yılındaki tüm ölümlerin %12.13’ü (45.398 ölüm) önlenebilirdi.

    Sınır tanımayan kapitalist politikaların izinden gidilerek artırılmaya çalışılan termik santraller; doğa, insan ve diğer canlılar için kaçınılmaz bir tehdittir. Ülkemiz, gerek hava kirliliği; gerekse toprak, su kaynakları gibi kaynaklarının kirliliğini önlemek için kömürlü termik santrallere dayalı enerji politikasından bir an önce vazgeçmelidir. Afşin-Elbistan Kömürlü Termik Santrali gibi, baca filtreleri diğer çevresel önlemleri olmayan kömürlü termik santrallerden başlamak üzere mevcut kömürlü termik santrallerde belli bir plan içinde bir an önce kapatılmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Termik santral Afşin ve Elbistan’da yağan karı siyaha çevirdi

    Termik santral Afşin ve Elbistan’da yağan karı siyaha çevirdi

    Maraş’ta bulunan Afşin-Elbistan Termik Santrali’nin filtresiz çalışması nedeniyle santralden çıkan küller yağan beyaz karı siyaha çevirdi.

    Afşin-Elbistan Termik Santrali’nin bacalarına filtre takılmadan faaliyetlerine devam edilmesi bölgede yaşayanların tepkilerine neden oluyor. CHP Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Maraş Milletvekili Ali Öztunç, Afşin ve Elbistan’da filtresiz bacadan çıkan küllerin yağan beyaz karı siyaha çevirdiğini söyledi.

    Sosyal medya hesabından termik santral çevresinde çekilmiş görüntüleri paylaşan Öztunç, “Siyah kar görmek isteyenlere önerim Afşin ve Elbistan’a gelmeleri. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde siyah kar göremezler. Bu konuda tek yer Afşin ve Elbistan’dır. Neden mi? Çünkü Afşin Elbistan Termik santrali hala filtresiz çalışıyor ve insanların üzerine kül saçmaya devam ediyor” diyerek tepki gösterdi.

    Daha önce konuya ilişkin birçok açıklama yapan Öztunç, santralin filtresiz çalışmasının zehir saçtığını, bölge halkının sağlığını olumsuz etkileyeceğini dile getirmişti

  • Dilek Doğan’ın polis kurşunuyla öldürülmesinin 5. yılı

    Dilek Doğan’ın polis kurşunuyla öldürülmesinin 5. yılı

    PİRHA-Dilek Doğan’ın İstanbul Küçükarmutlu’da ailesiyle birlikte yaşadığı evde bir polis tarafından ailesinin gözleri önünde öldürülmesinin üzerinden 5 yıl geçti.

     Dilek Doğan 18 Ekim 2015’te, İstanbul Küçükarmutlu’daki evinde arama yapan Özel Harekât polislerinden Yüksel Moğultay tarafından öldürüldü.

    ABD Başkonsolosluğu’na yapılan silahlı saldırıya karıştığı ileri sürülen bir zanlının yakalanması için İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün çeşitli birimlerinden 13 polis, biri zırhlı, dört sivil araçla Doğan Ailesi’nin evine gitti.

    POLİS GÖĞSÜNDEN VURMUŞTU

    Dilek Doğan, polislere ayakkabılarıyla eve girdikleri için tepki göstererek, galoş giymelerini söyledi. Bunun üzerine çıkan tartışmada, Dilek Doğan polis tarafından göğsünden vuruldu.

    45 dakika sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırılan Doğan, yoğun bakımda tedavi altına alındı ancak bir hafta sonra, 25 Ekim 2015’te, hayatını kaybetti.  Cenazesi, polis ablukası altında hastaneden alınarak Yenibosna’daki Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Dilek Doğan’ın cenazesi, Maraş’ın Afşin ilçesinde Türkçayırı Mahallesi’ndeki cemevinde düzenlenen törenin ardından toprağa verildi.

    DAVA SÜRECİ

    Dilek Doğan’ı vuran polisin ekibin amiri Yüksel Moğultay olduğu belirlendi. Polis Yüksel Moğultay hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 83. Maddesi’ne dayanılarak “ihmal suretiyle kasten öldürme” suçundan 25 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı ve iddianame kabul edildi.

    Dilek Doğan öldürüldüğü sırada başka bir odada kayıt yapan polis kamerasından alınan seslerin dökümüne de iddianamede yer verildi. Yapılan ilk duruşmada sanık, tetiğe basmadığını, aileyi salona ittirdiği sırada silahının patladığını savundu ve patlamaya Dilek Doğan’ın ağabeyi Mehmet Doğan’ın neden olduğunu iddia etti.

    Davanın ilerleyen aşamalarında, Doğan’ın vurulmasından hemen sonra kayda alınan, özel harekat polislerinin kendi aralarında Moğultay’ın Dilek Doğan’ı vurduğuna yönelik konuşmalarının, ailenin tepkisinin ve başka silah seslerinin de duyulduğu görüntülere ulaşıldı.

    Savcı mütalaasında, “neticesi öngörülemeyerek gerçekleştirilmesi olarak tanımlanan taksir” tanımını yaparak sanığın 3 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Dilek Doğan’ın ailesinin avukatı, dosyadaki delillerin yok sayıldığını ve gerçekle ilgisi olmayan, sanıkları koruyan bir mütalaa verildiğini kaydetti.

    Dava sonucunda sanık Yüksel Moğultay’ın taksirle öldürme eylemine uyan TCK’nın 85/1 maddesi uyarınca suç konusunun önem ve değeri, olayın meydana geliş şekli, kusurunun yoğunluğu, sonucun ağırlığı dikkate alınarak 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildi.

    Moğultay, olay günü OHAL bölgesinden geldiğini, çok yorgun olduğunu, bir an önce aramayı bitirip dinlenmek istediğini anlattı. Dosyayı karara bağlayan heyet Moğultay’ı bilinçli taksir suçundan önce 7 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm etti. Ardından da iyi hal indirimi yaparak cezayı 6 yıl 3 aya indirdi.

    Dilek Doğan’ın annesi Aysel Doğan, “Karardan sonra paramparça oldum. Dilek’in yarası buramda duruyor. O yaram tekrar kanıyor şimdi. Her şeyimize zehir kattılar adeta. Bize dünyayı dar ettiler” diyerek karara tepki göstermişti.

    Anne Doğan, “Maraş’tan ölümden kaçtık, burada dizimizin dibinde öldürdüler” ifadelerini kullanmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Maraş Afşinli kadınlar artık üzüm yerine dut pekmezi yapıyor- VİDEO

    Maraş Afşinli kadınlar artık üzüm yerine dut pekmezi yapıyor- VİDEO

    PİRHA- Maraş’ın Afşin ilçesinde bulanan kadınlar özellikle son dönemlerinde doğanın tahrip edilmesi nedeniyle üzüm yerine dut pekmezi yapabildiklerini söylüyor.

    Maraş’ın Afşin ilçesine bağlı Kaşanlı köyündeki kadınlar eski gelenekleriyle ev ekonomisine katkıda bulunuyor. Dut pekmezinin hastalıklara iyi geldiğini söyleyen köy kadınlarından Çiçek, eskiden daha çok yapılan üzüm pekmezinin bağlardan dolayı şu an tükenmek üzere olduğunu söyledi.

    Kaşanlı kadınlar, Afşin Elbistan termik santralın faaliyete geçmesi ve doğanın tahrip olmasıyla önemli besin kaynağı olan üzümden pekmez ve pestil yapamadılar. Son yıllarda dut pekmezini yapan kadınlar pekmezi yaptıktan sonra birkaç gün güneşte bekletiyorlar. Kaşanlı kadınlar yaptığı ve tahminen 15 kilo çıkan pekmezin doğal ve sağlıklı bir besin olmasından dolayı, zor koşullarda yardımlaşarak yaptıklarını söylüyor. Kaşanlıların sofrasında pekmez eksik olmuyor.

    Özellikle kahvaltıda kullanılan pekmezi farklı şekillerde tüketiyorlar. Pekmezin üzerine eritilmiş tereyağının ya da yoğurdun üzerine dökerek yediklerini söyleyen kadınalar aynı zamanda yöre yemeği olan palülün üzerine döktüklerini belirtiyor.

    Pekmezin yemeğe vazgeçilmez bir tat verdiklerini de söyleyen kadınlar herkese de tavsiye ediyor.

    MARAŞ/PİRHA

  • Afşin’de yapılması palanlanan ‘C Termik Santrali’ toplantısında halktan tepki – VİDEO

    Afşin’de yapılması palanlanan ‘C Termik Santrali’ toplantısında halktan tepki – VİDEO

    PİRHA – Maraş’ın Afşin ilçesine bağlı Altunelma Mahallesi’nde yapılması planlanan Afşin C Termik Santrali için bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Toplantıya katılan yurttaşlar ciddi sağlık sorunları yaşadıklarını belirterek, bu santrali istemediklerini belirttiler. 

    Maraş’ın Afşin ilçesine bağlı Altunelma Mahallesi’nde Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) Genel Müdürlüğü tarafından Afşin’e yapılması planlanan Afşin C Termik Santrali projesi ve “Açık Kömür İşletmesi ve Düzenli Depolama Alanı” projesi için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci başlamasının ardından ilçede bilgilendirme toplantısı yapıldı. Toplantıya çok sayıda kişi Çınar Mühendislik firması tarafından hazırlanan ÇED raporuna karşı çıktılar.

    Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu da Avukatları ile toplantıya katıldı. Toplantıda söz alan avukatlar santralin doğaya, çevreye ve insanlara vereceği zararları anlattı. Toplantıdan sonra  köylüler tarafından Altunelma (Lorşun ) Köyü’nde bir araya gelindi. Köylünün tamamının katıldığı toplantıda santralin yaratacağı sorunlar tartışıldı.

    Termik santrale karşı olduğunu belirten vatandaşlardan İbrahim Yılmaz, yeni bir kömür santrali istemediklerini, buna karşı olduklarını söyledi.

    “KÖYÜN YÜZDE 40 KANSER HASTASI”

    52 yıldır Afşin’de yaşadığını söyleyen İlyas Yılmaz, Yaylalarının, meralarını bölgede en güzel yerlerden biri olduğunu belirti. Yılmaz, “Köyün üst tarafında iki üç dönüm meyve bahçelerimiz vardı. Çok güzel elmalarımız olurdu şimdi ise elma alma şansımız yok. Ceviz ağaçlarımızın hepsi mantar oldu” dedi.

    Santralin ciddi sağlık sorunlarına da sebep olduğunun altını çizen Yılmaz, “Babam, amcam ve yengem kanser hastalığından gitti. Bu köyün %40 kanser hastası” ifadelerini kullandı.

    Kurulacak C Termik Santrali’nden sonra bu sağlık sorunların giderek artacağını söyleyen Yılmaz, “Biz fabrika istemiyoruz. Burasının hepsi altın dahi olsa biz yaşamak istiyoruz. Bizm parada pulda gözümüz yok. Çoluğumuz, çocuğumuz yaşasın başka birşey istemiyoruz” dedi.

    Vatandaşlardan Ahmet Şahan da, termik santral yerine güneş enerjisiyle çalışan çevreci bir santral kurulmasının daha faydalı olacağını kaydetti. Toplantı, vatandaşların sorularının cevaplandırılmasıyla sona erdi. (HABER MERKEZİ)

  • Alevi köyü Kötüre’nin alt yapısını köylüler kendi imkanlarıyla yaptı-VİDEO

    Alevi köyü Kötüre’nin alt yapısını köylüler kendi imkanlarıyla yaptı-VİDEO

    PİRHA-Maraş’ın Afşin ilçesine bağlı bir Alevi köyü olan Kötüre Köyü’nün alt yapısını köylüler kendileri yaptı. Kötüre Köyü’nün nüfusunun büyük bölümü yurt dışında yaşıyor. Yazın köye gelen köylüler burada evlerini tekrar yaptırarak yurt dışında yaşayan yeni nesilleri kendi köylerine kazandırabilmeyi amaçlıyorlar.

    Haberin Videosu

    Her Alevi köyü gibi Kötüre Köyü de dışarıya göç vermiş, kışın boş, yazın ise şenlenen köylerden. Maraş’ın Afşin ilçesine bağlı olan köyün kanalizasyon sisteminden tutun ana yoldan köye gelen yolun menfezleri, köprüleri ve asfaltına kadar kendi imkanlarıyla yapan köylüler  hiçbir yerel belediyeden destek almamış.

    Kötüre Köyü’nün nüfusunun büyük bölümü yurt dışında yaşıyor. Yazın köye gelenler burada evlerini tekrar yaptırarak yurt dışında yaşayan yeni nesilleri kendi köylerine kazandırabilmeyi amaçlıyorlar.

    “10, 15 AİLEYİ GEÇMİYOR”

    Ailesi köyden göçüp Britanya’ya yerleşen Britanya Alevi Federasyonu Başkanı (BAF) İsrafil Erbil, Maraş Katliamı’ndan doğrudan etkilenen köylülerin olduğunu söylüyor. Erbil, konuşmasına şöyle devam ediyor:

    “Maraş Katliamı, Çorum Katliamı arkasından 12 Eylül bütün bunları üst üste koyduğumuzda zaten nüfusa da yetersiz gelen o arazi yapısından kaynaklı yaşam koşulları ortadan kalkmış ya da en azından zorlamış. Bu nedenle yurt dışına daha farklı şehirlere göç etmiş 2 binin üzerinde bir nüfusu var. Şu anda kışları köyde yaşayan sayı çok az. 10, 15 aileyi geçmiyor.”

    “DIŞARIDAN ÇOK ZİYARET ALIYOR”

    Kötüre Köyü’nün aynı zamanda Aşık Meluli’nin de köyü olduğunu da ekleyen Erbil, “Meluli burada önemli bir ekol. Meluli geleneği, Meluli’den köylülerin aldığı o ilham, onun felsefesi konuşulur. Ciddi anlamda dışarıdan da çok ziyaret alan bir köy bu anlamda.” diyor.

    “KÖYÜN ALT YAPISINI KÖYLÜLER KENDİ İMKANLARIYLA YAPTI”

    2005 yılında kurulan Kötüre Köyü Geliştirme ve Güzelleştirme Vakfı aracılığıyla köyde yatırımlar yapıldığını söyleyen Erbil, şunları ifade etti:

    “Köyün alt yapısı, kanalizasyon sisteminden tutun anayoldan köye gelen yolun menfezleri, köprüleri, asfaltı, bütün evlerinin yenilenmiş olması bunları köylüler kendi imkanlarıyla yaptılar. Bu anlamda devletten ya da yerel belediyelerden herhangi bir yardım almış değiliz. Hatta en son parke taşlarla ilgili bazı sözleri vardı onu da yerine getirmediler. Zaten siyasal olarak da daha çok muhalif partilere ya da sosyal demokrat partilere, sol partilere oy veren bir köy. Bu nedenle Afşin gibi Maraş gibi daha çok sağdan beslenen ya da sağ partilerin güçlü olduğu bir alanda devletin yardım etmesi hem Alevi kimliğiyle hem o soldan bakan kimlikle çok mümkün değil. Tamamen insanların kendi gücüyle özellikle göçmen koşullarında gittikleri yurt dışında çocuklarının o yardımlarıyla kendi emekleriyle gönderdikleri paralarla bu alt yapıların yapıldığı bir köy.”

    “KÖY TERK EDİLİR DİYE KORKUYORDUM”

    20 sene köyün muhtarlığını yapan Arif Sil, köyün eski dönemlerini şöyle anlatıyor:

    “Bu köyde ben muhtarken tek telefon vardı. Cumartesi Pazar bütün ailece bu köyü toplardık dolar boşalırdı sıraya geçerlerdi ki oğlumla kızımla görüşeyim diye. Hiç ev yoktu, ilk evi ben yaptım. Köy terk edilir diye korkuyordum. Sonradan birkaç arkadaş teşebbüs etti buraya gelmeye. Yardımcı oldum, belediyeden araç gereç getirdim temelini attırdım bu duruma geldi.”

    “5, 6 TANE YAŞLI VARIZ”

    Eskiden köyün çok büyük olduğunu ve Afşin’in ilk belediyeliğinin bu köye geldiğini söyleyen Sil, köyün belediyeliği kabul etmemesi üzerine başka yerlere verildiğini ve böylece göçlerin başladığını belirterek “Sonradan burada kalan insanlar hep Avrupa’ya taşındı. Burada kalan şimdi 5-6 yaşlı varız. Kimse yok. Yaz gelince doluyor” diyor.

    “KIŞIN TERK EDİLMİŞ, YAZIN ŞEN OLUYOR”

    Arif Sil, köyden göçüp gidenlerdense taleplerini şöyle ifade ediyor:

    “Emekliler, yaşlılar benim gibi gelse köyünde kalsalar, şen etseler çok iyi olacak. Herkes gidiyor ıssız kalıyor köy. Bu durumda da biraz zor oluyor. Terk edilmiş bir durumda oluyor kışın, ama yazın şen.”

    “AKRABAYIZ, KÖYÜN GEÇMİŞLERİNİ SAYGIYLA ANIYORUM”

    Hüseyin Abdal Ocağı dedelerinden Hüseyin Gazi Metin ise araştırmalar sonucu Kötüre Köyü ile akraba olduklarını öğrendiklerini ifade ederek şöyle konuşuyor:

    “Bu köylüler Çamşıh’a da uğramış Derviş Mehmet’ten gelmişler. Tanıştık. Meluli Baba ile de birkaç sefer oturup kalkmam oldu. Bugün de buraya geldim. Meluli Baba’yı bu köyün geçmişlerini ben saygıyla bir Alevi dedesi olarak anıyorum.”

    Metin, son olarak bir Meluli Baba nefesiyle O’nu da anıyor.

    İsmet SEFER/Suay ABAK
    MARAŞ