Etiket: afyon

  • ‘Hükümet, okullara imam atayarak süreci dönüştürüyor, kadrolaşma yapıyor’-VİDEO

    ‘Hükümet, okullara imam atayarak süreci dönüştürüyor, kadrolaşma yapıyor’-VİDEO

    PİRHA- Afyon’un Şuhut ilçesine bağlı Kayabelen Folklor Araştırma Derneği ve Kayabelen Cemevi Başkanı Özgür Oğuz, ÇEDES projesine ve okullara mescit açılmasına tepki gösterdi. Oğuz, okullara imam atamasına, anaokullarına mescit açılmasına sadece Aleviler ve Eğitim-Sen’in değil herkesin karşı çıkması ve tepki göstermesi gerektiğini kaydetti.  

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Kamuoyunda büyük tepki çeken “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) adı altında okullara imam atanması projesi, eğitimin daha da dinselleştirilmesi tartışmalarını alevlendirdi. Öğrencilerin adeta Diyanete tesliminin önünü açan proje kapsamında Eskişehir ve İzmir’de yer alan 842 okula, “manevi danışman” adı altında imam, müezzin ve vaiz gibi din hizmetlerinde çalışan kişiler atandı.

    ÇEDES projesiyle okullarda imamların derse girmesinin önünü açan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), şimdi de okul öncesi eğitim kurumlarında mescidi zorunlu hale getirdi.

    Afyon’un Şuhut ilçesine bağlı Kayabelen Folklor Araştırma Derneği (Kafa-Der)/Kayabelen Cemevi Başkanı Özgür Oğuz, ÇEDES projesine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “OKULLARA İMAM ATANMASI VE MESCİT AÇILMASINI ASLA KABUL ETMİYORUZ”

    Cumhuriyetçilik ve laiklik ilkesine dikkat edilmesi gerektiğini belirten Özgür Oğuz, “Cumhuriyet tek başına bir şey ifade etmez. Cumhuriyeti anlamlı kılan laikliktir. Laiklik ilkesi din ile devlet işlerini birbirinden ayırmak olarak tanımlanır da asıl o değildir. Laiklik, aslında din ve vicdan hürriyetidir, bağımsızlığıdır, bunların korunmasıdır” dedi.

    Hükümetin okullara imam atamasının, anaokullarına kadar mescit açmasının laiklik ilkesine karşı hamleler olduğunu vurgulayan Oğuz, “İmam kavramı Cumhuriyetle beraber ortaya çıktı. İmamı camide namaz kıldıran gibi algılamayın. Devletten maaş alan diye konuşuyoruz, algı böyle başlıyor. Cumhuriyetten önce böyle bir şey yoktu. Çok sevdikleri şeriat düzeni dediklerin de bile yoktu. Dolayısıyla bu bir kadrolaşmadır. Bunların hepsi pastadan pay alma mantığıdır. Kendi kadrolarını yerleştirmek, iş sağlamak içindir” diye konuştu.

    Karma eğitime ve laikliğe karşı yapılan girişimlerin asla kabul edilemeyeceğini belirten Oğuz, şunları kaydetti:

    “Çünkü eğitim belki 100 yıllık bir yatırımdır. Biraz yaşam süresini abartarak söylersek 5-6 yaşındaki bir çocuğa vermeye başladığınız eğitim süreci 100 yıllık yatırımlardır. Dolayısıyla eğitime yönelik bunların en temel mantığı bu süreci dönüştürmedir. Biz bunu kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz. Bizler aydınlık geleceği savunan insanlarız.”

    “TOPLUMSAL MUHALEFET ADETA ÖNDERSİZLİK DURUMU YAŞIYOR”

    Bir bütün ülkenin içinde bulunduğu durum ve yaşanan sorunlara bakıldığında aslında toplumsal muhalefetin zirve yapması gerektiği belirten Oğuz, “O kadar zor koşullarda yaşanıyor ki şu anda ülkede ekonomik koşullar, kültürel koşular o kadar ağır ki! Toplumsal muhalefetin zirve yapacağı bir dönemde, muhalefet önderlerini bulamıyor. Kurumsal muhalefet partilerinin ya da demokrat kitle örgütlerinin, sendikaların üzerlerinde atalet var. Bu ataleti atamıyorlar” ifadelerini kullandı.

    “SENDİKALAR, MESLEK ÖRGÜTLERİ MÜCADELE YÜRÜTMELİ”  

    Devletin eğitim alanında uygulamaya koyduğu projelere karşı örgütlü anlayışın ön plana çıkması gerektiğini savunan Oğuz, şöyle devam etti:

    “Muhalefet algısının artık ideolojik muhalefete dönülmesi lazım. Bizde şu anda biraz siyasal muhalefet algısı var. Yani siyasi partiye karşı başka bir siyasi partinin muhalif anlayışı var. Bunun ideolojik bir mesele olduğunun kabul edilmesi gerekir. Demokratik kitle örgütleri çok önemlidir ama asıl mesele sendikalardır, meslek örgütlerdir. Biz köy derneği olarak, dernekler federasyonları olarak ne yapabiliriz? Ama sendikalar, özellikle meslek örgütleri biraz daha bu konuda sesini çıkarması lazım ki biz de onları destekleyelim.”

    “HERKES MUHATAP OLMALI, SADECE ALEVİLER DEĞİL”

    Okullara imam atanmasının laikliğe karşı yapılan bir hamle olduğunu söyleyen Özgür Oğuz, “Mescidin anaokul düzeyine indirilmesinin muhatabı sadece Aleviler ve Eğitim-Sen değil. Laiklik söz konusu olduğu için herkes muhatap” dedi.

    “DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ VE ALEVİLER SIK SIK BİRARAYA GELMELİ”

    Demokratik kitle örgütlerinin Alevi dernekleriyle bir araya gelmemesini de eleştiren Özgür Oğuz, “Bugün muhalefet kendi içinde değişim diyor. Neyi değiştirecek ben anlayamadım. Dip dalga oluşunca toplumsal muhalefet muhalefetliğini yapar” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/AFYON

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO
    > ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO
    >‘ÇEDES, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesi; insan haklarına aykırı’– VİDEO
    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’-VİDEO 
    > ‘ÇEDES’le toplum kandırılıyor, Siyasal İslamcılar tarihin en büyük ayıbını yapıyor’ -VİDEO 
    > ‘ÇEDES gibi projeler ile bir nesil mahvediliyor’-VİDEO 
    >‘ÇEDES ile amaç bütün okulları imam hatipleştirmek’ -VİDEO

     

     

  • Şencan: Cem erkanlarında nefesler söylemek tarifi imkansız bir duygu-VİDEO

    Şencan: Cem erkanlarında nefesler söylemek tarifi imkansız bir duygu-VİDEO

    PİRHA- Şuhut ilçesi Kayabelen Köyü cemevi zakirlerinden Barış Şencan, yaptığı hizmete dair duygularını anlattı. Şencan, “Benim için ‘aşık’ kavramı çocukluğumdan bu yana kutsal bir kelime gibi benliğimde yer etti. O nedenle arkasından gittim. Bu güzel duygu hiçbir şeyle ölçülemez” dedi.

    Afyon’da baba ve oğul olarak zakirlik yapan Hüseyin ve Barış Şencan, sundukları hizmete dair PİRHA’ya konuştu.

    Hüseyin Şencan, zakirliğe 12 yaşında merak saldığını anlattı. O dönemlerde cemlere çocukları almadıklarını belirten Barış Şencan, bu merakını gizli yollarla giderdiğini ifade ederek, “Köyümüze dede gelir, en az 3 ay kalırdı. Zakirliğe çok meraklı olduğumdan kaçamak yollarla cemlere girmeye başladım. O zamanlarda cemlerde köyümüzün giriş ve çıkışında köprülere bekçiler koyar, gizli gizli cemler yapardık” dedi.

    “YAZDIM, SORDUM VE ARAŞTIRDIM”

    Hüseyin Şencan, zakirlikte nasıl olgunlaştığını ise şu sözlerle anlattı:

    “Deyiş yazılı defterleri topladım, yazdım, sordum ve araştırdım. Hamza Can isminde bir amcam vardı. Köyde lakabına ‘Cillo’ derlerdi. Yirmili yaşlarımda onun yanında zaman geçirmeye başladım. Deyişlerin makamlarını, nerede ne söylenecek bilmediğim için amcamdan eğitim aldım. İkrar verdikten sonra da cemlere girmeye başladım.”

    Önceki yıllarda kış mevsiminde köyde pek iş olmadığını söyleyen Şencan, arkadaşlarıyla mahalle odalarında deyiş yazıp, saz çalarak kışı geçirdiklerini anlattı. Şencan, “O dönem köyümüzde dedeler vardı. Bu dedelerle kışın hep beraber deyişler söyler, cem yapardık. Böyle böyle derken Yol’a yolcu oldum” dedi.

    “ÇOCUKLARIM DA BU YOLDA ZAKİRLİK YAPIYOR”

    Hüseyin Şencan, 3 çocuğunun olduğunu ve onların da kendi yolundan yürüdüğünü belirtti. Şencan, “Onlara da zakirliği bildiğim kadarıyla öğrettim. Çocuklarım da bu yolda zakirlik yapıyor. Çevre köylerden ihtiyacı olanlar çağırdıklarında gider zakirlik yaparız. Bazen çocuklarım, festivallere gidip etkinliklere yardımcı olurlar” diye konuştu.

    AFYON’DA CEM ERKANLARI

    Şencan, yürüttükleri cemlere dair de şu bilgileri aktardı:

    “Bizim cemlerimizde ‘dar cemi, ikrar cemi, düşkün cemi, Yol cemi, Omana cemi’ olur. Omana Cemi, hali vakti yerinde olan kişi ‘kurban keseyim, komşuyu çağırayım, bir cem yapayım’ der ve dedeyi çağırır. Dede okuduğu gülbeng ile ‘kazalardan, belalardan, uğursuzluktan Hakk, Muhammed, Ali sizi korusun’ der. Ardından kurban kesilir ve gelenlere lokması pay edilir.

    ŞUHUT’TA HAKK’A UĞURLAMA GELENEĞİ

    Bulunduğumuz bölgede akşam 17.00’den sonra Hakk’a yürüyen canlar toprağa sırlanmaz. Eğer can, akşam 17.00-18-00’de vefat ettiyse evimize getirir, döşek suyuna koyarız. Döşek suyuna koyduktan sonra Hakk’a yürüdüğü için başına oturur iki nefes, bir de duvaz söyleriz.

    Geçmişte bir dedenin Sandıklı’da Hakk’a yürüyüşünde bulundum. Dede ocak sahibi. Ben de gittim başında iki nefes söyledim. Sabah oldu, ‘Bu dede, biz bunu köy hocasına götürüp de yıkatmayalım, biz kendimiz yıkayalım, kendi dedemiz, Yol’umuza göre hizmeti yapalım’ dendi. Bunun üzerine bir komşumuz, ‘Hayır, biz yıllardır Sandıklı’da oturuyoruz, Alevi’si var Sünni’si var. Dede olmaz, hoca gelecek’ dedi. Yani kimi durumlara artık engel olamıyoruz.

    Ben ise zakir olarak Hakk’a yürüdüğümde deyişlerle sırlanmak isterim. İsterim ki, ‘Türkülerle gömün beni’ isimli deyişimiz var ama ‘sistem’ mi desem yoksa ‘köyümüzün karışıklığı mı’ desem, şimdi biz korkuyoruz. Biz kendi öz benliğimizden ödün veriyoruz. Bu bence yanlış. Yani korktuğumuz için yapamıyoruz.”

    “BU HİZMET HİÇBİR ŞEYLE ÖLÇÜLMEZ”

    Zakir olmak isteyenlere de tavsiyelerde bulunan Şencan, “Gerçekten içinden geliyorsa, ‘ben zakirlik yaparım’ diyen canlarımız varsa tavsiye ederim. Bu maddiyatla ölçülecek bir durum değil” diye de ekledi.

    Cemlerde deyiş söylerken kendinden geçtiğini belirten Şencan, “İmam Hüseyin nefesini söylerken, onunla beraber oluyorum. Onun için zakir olmak isteyen arkadaşlar varsa canı gönülden tavsiye ederim. Çünkü çok güzel bir duygu. Bu hizmet hiçbir şeyle ölçülmez. Çok mutluluk duyuyor insan” dedi.

    “BABAMIN YOLUNDAN GİTTİM”

    Hüseyin Şencan’ın zakir olan oğlu Barış Şencan da duygularını paylaştı. 33 yaşındaki Barış Şencan, “8 yaşından beri babamın yanında cemlere gidip geldikçe orada gördüğüm atmosferi, o duyguyu içimde hissederek ben de bu Yol’a girip hizmet etmeye karar verdim” dedi.

    Köylerinde deyiş söyleyenlere ‘Zizakir’ değil ‘aşık’ olarak hitap ettiklerini vurgulayan Şencan, şöyle devam etti:

    “Benim için ‘aşık’ kavramı çocukluğumdan bu yana kutsal bir kelime gibi benliğimde yer etti. O nedenle arkasından gittim. Bağlama çalmayı babam gibi köydeki Cillo amcamız ve genç bir abimden öğrendim. Köyde bağlama kursuna erişim olanağı olmadığından kendi imkanlarımızla, gördüğümüz cemden bağlama çalmayı, nefesler okumayı öğrendik. Bu şekilde bu Yol’a gönül ve baş verdik.”

    “HAKK’A YÜRÜME ERKANLARINI LAYIKIYLA YAPAMIYORUZ”

    Hakk’a yürüme erkanları konusunda sitemkâr olduğunu da ifade eden Zakir Barış Şencan, “Erzincanlı bir dedemin sözüdür, kulakları çınlasın; ‘Biz Alevi gibi yaşayıp, Sünni gibi ölüyoruz’ diyor. Biz Aleviler, Hakk’a yürüme erkanlarını layıkıyla yapamıyoruz. Ama yapacağız, zamanla geliştireceğiz” dedi.

    “CEMLERDE NEFES SÖYLEMEK TARİFİ İMKANSIZ”

    Cem erkanlarında zakirlik yaparken yaşadığı duyguyu da paylaşan Şencan zakir olarak yaptığı hizmetin hissiyatını şu sözlerle anlattı:

    “Ceme katılan topluluğun hissettiği duygudur. Biz de o duyguyu tamamen içimizde hissederek, kendimizi o aşkın seline, coşkusuna kaptırarak cem erkanlarını yürütüyoruz. Babamla beraber olmak da ayrı bir duygu. Babamın arkasından gidip, aynı sıraya girip, onunla beraber nefes okumak benim için tarifi imkânsız bir duygu. Bu bir aşk hali.”

    Cebrail ARSLAN/AFYON

  • Özgür Oğuz, Afyon’un Şuhut ilçesine bağlı Alevi köylerinin durumunu anlattı-VİDEO

    Özgür Oğuz, Afyon’un Şuhut ilçesine bağlı Alevi köylerinin durumunu anlattı-VİDEO

    PİRHA-Afyon Şuhut Kayabelen Köyü Folklor ve Araştırma Derneği Başkanı Özgür Oğuz, Kayabelen köyü ve civarında bulunan Alevi köylerindeki cemevleri yapımı, Alevi yatırları ve faaliyetlere ilişkin konuştu. Oğuz, “Köyümüzde belli yatırlar var. Kayabelen köyünün hem cemevi ve kültür merkezinin bulunduğu mekanın büyüklüğü açısından hem de Alevi coğrafyasında Erdebil süreğine ait Hamza Şeyh Dede türbesinden kaynaklı bilinirlik oranı oldukça yüksek” dedi.

    Afyon Şuhut ilçesine bağlı Kayabelen Köyü Derneği Başkanı Özgür Oğuz, Kayabelen ve civarında bulunan köylerle cemevleri hakkında bilgi vererek, yürüttükleri faaliyetler üzerine konuştu.

    Kayabelen köyünün 1954 yıllarına kadar gelen adının Bedeş köyü olduğunu belirten Özgür Oğuz,”Afyonkarahisar iline bağlı Şuhut ilçesine bağlı 36 köyden bir tanesi Bedeş köyüydü. Bedeş Köyü 1950’lerden sonra Kayabelen ismini aldı. Şu anda Şuhut ilçesinde Alevi canlarımızın olduğu köyler Kayabelen Köyü yanımızda Güneytepe eski ismi Ayın Köyü arkamızda bulunan Balçıkhisar, köyü büyük bir mahalle olan Tekke köyü ve Bozan Köyü olmak üzere burada bulunan köylerdi” diye belirtti.

    “ŞUHUT İLÇESİNDE 4 TANE ALEVİ KÖYÜ BULUNMAKTADIR”

    Kayabelen köyünün Afyon’daki Alevi köyleri içerisindeki Şuhut ilçesindeki en yoğun bölgeyi ifade ettiğini belirten Oğuz, “Kayabelen köyü Hamza Şeyh Dede Türbesi etrafında oluşturulmuş kurulmuş bir köy. Kayabelen Köyü 500 nüfuslu bir köy ortalama yüzde 50’ye yakını kadın nüfusuna sahip 40-45 yaş altı da yaklaşık 100-120 kişinin yaşadığı bir köy. Aslında göç veren köylerimizden bir tanesi” dedi.

    “AĞIRLIK OLARAK ÇİFÇİLİK YAPILMAKTADIR”

    Şuhut bölgesinde bulunan köyler hakkında da bilgi aktaran Oğuz, Şuhut bölgesinde yer alan birkaç köyün dışında bütün köylerde göç yaşandığını söyledi.

    Genel anlamda köylerinde ağırlık olarak patates ekildiğini aktaran Oğuz,” Son yıllarda özellikle hayvancılık için yonca ekimi yaygın. Bunun dışında sarı ürün dediğimiz tahıllar buğday ve yulaf yaygın bir şekilde ekilmektedir. Mısır ve Afyon isminden de anlaşılacağı gibi haşhaş söz konusu. Köyümüzde yaşayan insanlar büyük çoğunluğu emekli durumunda. Çocuklar genelde şehirlerde olduğu için de yaş ortalaması biraz yüksek bir köy” diye ifade etti.

     “KÖYÜMÜZDE DEDE YATIRLARI MEVCUT”

    Kayabelen ve civar köylerde Alevi yatırları ile ilgili bilgi de aktaran Oğuz, “Köyümüzde Arap Dede yatırı var. Hem köyümüzün içerisinde hem de bazı bölgelerde dede yatırları söz konusu. Kayabelen köyünün uluslararası ve ulusal düzeyde düzenlemiş olduğu festivalden kaynaklı çevre köylerce bilinirlik oranı söz konusu. Hem cemevi ve kültür merkezinin bulunduğu mekanın büyüklüğü açısından hem de Alevi coğrafyasında Erdebil süreğine ait Hamza Şeyh Dede türbesinden kaynaklı bilinirlik oranı yüksek” ifadesine yer verdi.

    “KAYABELEN, ÖRGÜTLÜLÜĞE İNANAN MUHALİF BİR KÖY”

    Köylerinin 1980 darbe öncesi süreçte Kültür ve Dayanışma derneği gibi demokratik kitle örgütü anlayışının oldukça güçlü olduğunu belirten Oğuz, “90’lardan itibaren de Kayabelen Folklor Araştırma Derneği ile demokratik kitle örgütlü olma, bir araya gelme mantığını biraz daha benimsemiş bir köy” diye belirtti.

    Kayabelen köyünün yaşam içerisindeki duruşuyla muhalif köyler içerisinde yar alan köylerden olduğunu aktaran Oğuz, “Muhalif köy olmamıza bu açıdan baktığımız zaman bu değerlere sahip çıkmanın ve bu değerleri devam ettirmenin önemini bugünkü koşullarda daha iyi anlattığımızı düşünüyoruz ve bunlara sahip çıkmak gerektiğini aynı zamanda da yerel duyarlığımızı ulusal hatta uluslararası duyarlılığa çevirmemiz gerektiğine inanan bir köyüz. Yerlilik olarak da bu konularda yapmaya devam ediyoruz ve devam edeceğiz” şeklinde ifade etti.

    “ŞUHUT BÖLGESİNDE 3 TANE CEMEVİ BULUNMAKTADIR”

    Şuhut İlçesinde bağlı 4 köyün Alevi olduğu bilgisini aktaran Oğuz konuşmasını şu cümlelerle sürdürdü:

    “Bu bölgede bulunan 4 köy ve bir büyük mahalle toplamda cemevi olarak değerlendirebileceğimiz bizim köyde bir cemevimiz var. Tekke mahallesi dediğimiz yan köyde bir cemevimiz var. Bunun dışında Güneytepe köyünde, Ayın köyünde cemevi yapım aşamasında. Bozan ve Tekke köylerinde sabit bir cemevi henüz yok. Şu anda öğretmenleri köylülerden çıkarma politikası yaşıyoruz. Okullar kapalı olduğu için gerekli izinler alınarak cemevi şeklinde kullanmak için dönüştürülmüş cemevi var diyebileceğimiz 5 köyde 2 tane cemevi var, 1 tanesi de yapım aşamasında.”

    “KÖYÜMÜZDE BÜYÜK KÖY ODALARINDA, TÜRBELERİMİZDE CEM YAPIYORUZ”

    Cem erkanlarını genellikle türbelerde, evlerde ve köye odalarında karşıladıklarını aktaran Oğuz, “Bizim cemevimizde çevre köylerden çokça gelip cem yapıldığını görmedim talep pek oluşmadı ama tabii bu yapılmayacak anlamına gelmiyor. Bizim burada yapılan cemler de dede talipleri katılır. Şehirde bir cem yapacağınız zaman herhangi birinden herhangi bir yerden insanlar katılabiliyor. Köylerde yapılan cemlerdeki gibi ritüeller kendi orijinalliğinde, doğallığında gerçekleşmiyor” şeklinde ifade etti.

    “KÖYLERDE YAPILAN CEMLER DIŞA KAPALI OLDUĞU İÇİN ORNALLİĞİNİ KORUYOR”

    Metropollerde yapılan cem erkanlarının arasındaki farklılıklara da değinen Oğuz, şunları söyledi:

    “İstanbul’da bir cemevine posta oturan dede Erzincanlı zakiri Sivaslı, oraya gelen canlar karışık. Dolayısıyla buralarda genel ritüeller gerçekleşiyor. Köyler dar alanlar olduğu için yapı daha tutucu ve iç içe kaldığı için köy odası da olsa evinde de yapsa türbede de yapsa bu cemler orijinalliğine ve ana ritüellere sadık oluyor. Şehirlere göre buralarda örfüne, tarihine, misyonuna uygun gerçekleşiyor. Burada asıl sorun şehirde de olsa köylerde de olsa evde de olsa cemevinde de olsa gerçekten cem dediğimiz kavram bilgi birikimi olan dedelerimizle o sohbete katılan ve o paylaşımı yapan canlarımızla, nefeslerimizle, duazlarımızla, deyişlerimizle, semahlarımızla, lokmalarımızın paylaşımıyla, demlerimizle, bizim örfümüze, itikatımıza, anlayışımıza uygun yapılmasıdır.

    Buralar bizim için ibadethaneler ama önemli olan ibadeti yapanların ibadeti nasıl yaptıkları ne söyledikleri ne verdikleri ve ne aldıkları. Bu konuda biz köyde yaşayanlar olarak daha avantajlı olduğumuzu düşünüyorum. Ama sonuçta önemli olan insanların bu paylaşımı gerçekleştirmesidir.”

    Cebrail ARSLAN/AFYON

     

  • Afyon’da 15. Sarı Dede Sultan’ı Anma ve Kültür Festivali yapılacak

    Afyon’da 15. Sarı Dede Sultan’ı Anma ve Kültür Festivali yapılacak

    PİRHA- Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesine bağlı Selçik köyünde, düzenlenecek olan 15. Sarı Dede Sultan’ı Anma ve Kültür Festivali 5 Ağustos 2023 Cumartesi günü, saat 19:00’da başlayacak.

    Birlik, beraberlik ve dayanışmanın güçlendirilmesi amacıyla her yıl geleneksel olarak düzenlenen Sarı Dede Sultan’ı Anma ve Kültür Festivali’nde bu yıl, Ali Ekber Eren, Oğuz Boran, Naciye Çokbilir, Cevahir Çokbilir, Emre Yücel ve yörede yetişen genç sesler ile diğer konuk sanatçılar yer alacak. Selçik Köyü Semah Ekibi’nin yöredeki semah ritüellerini yansıtacağı etkinlikte, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinden gelen Hacıbektaş Belediyesi Semah Topluluğu da yer alacak.

    15. Sarı Dede Sultan’ı Anma ve Kültür Festivali, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) tarafından Aşık Veysel’in Hakk’a yürümesinin 50. yıl dönümü olması dolayısıyla desteklenmektedir. Etkinlikte büyük ozan Aşık Veysel’de şiirleriyle, türküleriyle anılacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kılıçdaroğlu Afyon’da seçmene seslendi: Kul hakkı yiyenlere oy vermeyin-VİDEO

    Kılıçdaroğlu Afyon’da seçmene seslendi: Kul hakkı yiyenlere oy vermeyin-VİDEO

    PİRHA- Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Afyonkarahisar’daki seçim mitingine katıldı. Kılıçdaroğlu, “Devlet taşeron çalıştırmaz, kadrolu işçi ve memur çalıştırır. Sözleşmeli öğretmen çalıştırmaz, kadrolu öğretmen çalıştırır. Ne dedik, Bay Kemal geliyor! Kimse unutmasın, bütün hepsini çözeceğiz” dedi. 

    Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Gültekin Uysal ve Temel Karamollaoğlu ile birlikte Afyonkarahisar’daki seçim mitingine katıldı.

    Kürsüye ilk olarak Gültekin Uysal çıktı. Uysal, “Bir tarihi kavşağa doğru ilerliyoruz. Türk demokrasisinin belki de en zor sınavını vereceğimiz 14 Mayıs seçimlerine ilerliyoruz” dedi.

    Gültekin Uysal’dan sonra kürsüye Temel Karamollaoğlu geldi. Karamollaoğlu, “Önemli bir adım atacağız ve inşallah ülkemizi bugün içerisine sürüklenmiş olduğu problemlerin tamamından elbirliği ile kurtaracağız” diye konuştu.

    “MÜLAKATI BİTİRECEĞİM”

    Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu‘nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

    “Şimdi gençler demokrasiden yana mısınız? Adaletten yana mısınız? Haktan yana mısınız? Kul hakkını savunanlardan yanında mısınız? Sandığa gideceksiniz, haktan yana, hukuktan yana, demokrasiden yana oy kullanacaksınız. Sizin hayalleriniz neyse tamamını gerçekleştireceğim. Gençler büyük sıkıntı çektiğinizi biliyorum. Üniversiteden mezun oluyorsunuz, iş bulamıyorsunuz. Sınava giriyorsunuz, kazanıyorsunuz, mülakatta hakkınız yeniyor. Bütün bunları çözeceğiz. KPSS’ye gireceksiniz, mülakatı bitireceğim, kim kazandıysa o girecek.

    Devlet taşeron çalıştırmaz, kadrolu işçi ve memur çalıştırır. Sözleşmeli öğretmen çalıştırmaz, kadrolu öğretmen çalıştırır. Ne dedik, Bay Kemal geliyor! Kimse unutmasın, bütün hepsini çözeceğiz.

    Şeker fabrikalarını sattılar. Geleceğim, o şeker fabrikasını alacağız ve yeniden Afyonluların hizmetine sunacağız. Özelleştirmeden sonra, 34 yıl sonra Türkiye dışarıdan şeker ithal etti.

    Milliyetçi olan ülkesine hizmet eder yabancıya değil. Milliyetçi olan kendi ülkesine yatırım yapar. Londra’ya gittik orada da bir video çektik. Londra’nın en lüks mahallesinde bütün mahalleyi bunlar kapatmışlar. Hepsi lüks içinde yaşıyorlar. Ben onları bilmiyor muyum? Gittiler New York’a 35 katlı gökdelen yaptılar. Sanıyorlar ki bay Kemal bunlar görmeyecek. Gökdelenin önünde konuştum. O gökdelene harcanan paraları son kuruşuna kadar getireceğim ve bu millete vereceğim. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumak benim namus borcumdur. O nedenle beşli çeteler diyor ki Kılıçdaroğlu’nun ayağını nasıl kaydırırız? Bu adam cumhurbaşkanı olmasın. Bunun için her türlü iftiraları atıyorlar. Benim öyle saraylarda oturmak gibi bir düşüncem de yok. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Çankaya Köşkü var. Mütevazidir. Oraya gideceğiz. Devlet dediğiniz kurum vatandaşına hizmet eder. Onlar için yandaş, bay Kemal için vatandaş var. Benim gönlüm sizden yana. Size hizmet edeceğim.

    “HER TÜRLÜ İFTİRAYI ATIYORLAR”

    Tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumak benim namus borcumdur. Beşli çeteler diyorlar ki ‘Acaba Kılıçdaroğlu’nun ayağını nasıl kaydırırız, bu adam cumhurbaşkanı olmasın. Her türlü iftirayı atıyorlar. Benim öyle saraylarda oturmak gibi bir niyetim yok. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın mütavazı Çankaya Köşkü var. Gideceğiz, orada oturacağız. Onlar için yandaş, Bay Kemal için vatandaş var. Benim gönlüm sizlerle, size hizmet edeceğim.

    Mütedeyyin kardeşlerime sesleniyorum. En büyük günah kul hakkı yemektir. Kul hakkı yiyenlere Allah aşkına oy vermeyin.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Amedspor maçı öncesi Afyon İl Jandarma komutanından provokatif açıklama

    Amedspor maçı öncesi Afyon İl Jandarma komutanından provokatif açıklama

    PİRHA-TFF 2. Lig’in 7. hafta karşılaşmasında bugün oynanacak Afyonspor-Amedspor maçı öncesi provokatif açıklamalarda bulunan Afyon İl Jandarma Komutanı Yılmaz Kırgel, “Gönlümüz sizlerle. Gerçekten Afyon’un sizin kazanmanıza ihtiyacı var. Hele hele Mersin’de yaşadığımız o terör eyleminden sonra, gönlümden geçeni söylüyorum: Şöyle bir 5-0 eze eze yenerseniz, buradan onları göndeririz” diye konuştu.

    TFF 2. Lig ekiplerinden Afyonspor, 7. hafta karşılaşmasında bugün sahasında Amedspor’u saat 19.00’da ağırlayacak. Afyon İl Jandarma Komutanı Yılmaz Kırgel, maç öncesi provokatif açıklamalarda bulundu. Afyonspor oyuncularını ziyaret eden Kırgel, yaptığı konuşmada “Gönlümüz sizlerle. Sizin işiniz futbol oynamak. Siz de onu gerçekten güzel yapıyorsunuz. Geri kalanı bize bırakın. Gerçekten Afyon’un sizin kazanmanıza ihtiyacı var. Hele hele Mersin’de yaşadığımız o terör eyleminden sonra, gönlümden geçeni söylüyorum: Şöyle bir 5-0 eze eze yenerseniz, buradan onları göndeririz” ifadelerini kullandı.

    Amedspor’a yönelik daha öncede birçok karşılaşmada ırkçı saldırılarda bulunulmuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Afyon’un Selçik Köyü’nde, aşure lokması paylaşıldı-VİDEO

    Afyon’un Selçik Köyü’nde, aşure lokması paylaşıldı-VİDEO

    PİRHA – Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesine bağlı Selçik Köyü’nde, aşure lokması paylaşıldı.

    Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesine bağlı Selçik Köyü’nde, Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından Muharrem (Yas-ı Kerbela) orucunun bitmesinin ardından aşure lokması paylaştırıldı.

    Yurttaşların yoğun katılımının olduğu lokma paylaşımının ardından deyişler söylendi.

    PİRHA/AFYON

  • 14. Sarı Dede Sultan’ı Anma ve Kültür Festivali 23 Temmuz’da yapılacak

    14. Sarı Dede Sultan’ı Anma ve Kültür Festivali 23 Temmuz’da yapılacak

    PİRHA- Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından bu yıl 14’üncüsü düzenlenecek olan ‘Sarı Dede Sultan’ı Anma ve Kültür Festivali’, 23 Temmuz Cumartesi günü yapılacak. 

    Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesine bağlı Selçik Köyü’nde, Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenecek olan ’14. Sarı Dede Sultan’ı Anma ve Kültür Festivali’ 23 Temmuz Cumartesi günü yapılacak.

    Saat 19:00’da başlayacak olan etkinlik saygı duruşu ve açılış konuşmalarıyla başlayacak. Konuşmaların ardından etkinlik, lokma gülbengi ile pilav ikramı yapılmasıyla devam edecek. Şiir dinletilerinin de olacağı festivalde, deyişler eşliğinde semahlar dönülecek ve birçok sanatçı konser verecek.

    Birlik, beraberlik ve dayanışmanın güçlendirilmesi amacıyla her yıl geleneksel olarak düzenlenen ‘Sarı Dede Sultan’ı Anma ve Kültür Festivali’nde bu yıl; Mercan Erzincan, Caner Gülsüm, Naciye ve Cevahir Çokbilir, Üryan Eroğlu ile yörede yetişen genç sesler ve diğer konuk sanatçılar sahneye çıkacak.

    PİRHA/AFYON

  • Afyonlu Alevilerin ziyaret edip, çerağ uyandırdığı iki türbe: Gelincik Ana ve Babadağlar -VİDEO

    Afyonlu Alevilerin ziyaret edip, çerağ uyandırdığı iki türbe: Gelincik Ana ve Babadağlar -VİDEO

    PİRHA- Afyon Sandıklı’ya bağlı Sarıcık köyü mevkiinde Gelincik Ana ve Babadağlar türbesi var. Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Metin Özdemir, “Gelincik Ana Türbesi ve Babadağlar Türbesi, Alevi Bektaşilikten izler taşıdığı, bizim ritüellerimizin içerisinde yer aldığı için makamları, mevkileri kaybolmasın unutulmasın diye buraları korumaya çalışıyoruz” dedi. 

    Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Metin Özdemir ile Afyon Sandıklı’ya bağlı eski Frigya yerleşim yerlerinden olan şimdiki adıyla Sarıcık köyü mevkiinde bulunan ve Alevi erenleri ve evliyalarından olan Gelincik Ana ve Babadağlar Türbesi ile ilgili konuştuk.

    “ÇERAĞLAR UYANDIRILIR, DUALAR EDİLİR”

    Eski yerleşim yerlerinden olan Sarıcık köyünde Alevi Bektaşi inancı açısından kutsal saydıkları iki türbenin bulunduğunu belirten Özdemir, “Sandıklı bölgesinde 120’nin üzerinde türbe, yatır, ziyaretgahlar olduğu söyleniyor. Kimisi türbe, kimisi yatır mezar halinde. Bunlardan birisi Babadağ’ın tepesinde bulunan Babadağlar Türbesi. Baba Sultan’ın hemen alt tarafında da yine bu kaya mekanlarının bulunduğu yerde Gelincik Ana yatırımız var. Baba Sultan’ın Seyit ailelerinden gelen ve bize büyüklerimiz tarafından aktarılan rivayetlerden buranın manevi önderi olduğu da düşünülmektedir. Önemli günlerimizde gelip burada çerağlar uyandırılır, dualar edilir” dedi.

    “KORUMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    Sarıcık köyünde tarihi kaya mekanların olduğunu, 150 -200 yıl  öncesinde de yerleşim yeri özelliğini kaybetmeye başladığını aktaran Özdemir, şöyle devam etti:

    “Tarihi kayıtlarda Es Seyit Durali Bin Mestan diye bir ailenin ismine rastlıyoruz. Buralardan gelmiş, geçmiş, bu yolu, bu erkanı sürmüş olan canlara saygı duyuyor, onların maneviyatını yaşatmaya çalışıyoruz. Buradaki gerek Gelincik Ana Türbesi gerekse de Babadağlar Türbesi olsun, Alevi Bektaşilikten izler taşıdığı, bizim ritüellerimizin içerisinde yer aldığı için makamları, mevkileri kaybolmasın unutulmasın diye buraları korumaya çalışıyoruz.”

    “SUYA, TAŞA, TOPRAĞA DOKUNDUĞUMUZ ZAMAN İNANCIMIZIN GÜZELLİKLERİ BİR KEZ DAHA ORTAYA ÇIKIYOR”

    Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Metin Özdemir, “Doğanın içinde suya, ağaca, taşa, toprağa, kuşa, böceğe dokunduğumuz bir mekân. O yüzden Aleviliğin içeresinde yer alan bu unsurlarla da bütünleştiği zaman inancımızın güzellikleri bir kez daha ortaya çıkıyor. Ziyaret yerlerimizi, türbelerimizi belli ve önemli günlerde ziyaret etmek, çerağlarımızı yakmak inancımızın kültürümüzün sürdürülmesi açısından toplumu canlı tutuyor” diye belirtti.

    Cebrail ARSLAN/AFYON

  • ‘Köyümüz Selçik’te Alevi inancındaki bütün ritüeller eksiksiz olarak yerine getiriliyor’ -VİDEO

    ‘Köyümüz Selçik’te Alevi inancındaki bütün ritüeller eksiksiz olarak yerine getiriliyor’ -VİDEO

    PİRHA- Sandıklı’da Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Metin Özdemir, Sarı Dede Sultan Cemevi’nde yürüttükleri faaliyetlere ilişkin konuşarak, “Köyümüzde Alevi ritüellerini eksiksiz yerine getiriyoruz. Gençlerimize sahip çıkarak, geçmişten aldığımız mirası daha da zenginleştirerek gelecek kuşaklara aktaracağız. Bu bir devir teslim, bu bir kültürel miras. Bunu yaşatmak, ayakta tutmak bizim boynumuzun borcu” dedi.

    Afyon Sandıklı’ya bağlı Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Metin Özdemir, Sarı Dede Sultan Cemevi hakkında bilgi vererek, yürüttükleri faaliyetler üzerine konuştu.

    Sarı Dede Sultan Cemevi’nin, Sarı Dede Türbesi’nin bitişiğinde bulunduğunu belirten Özdemir, cemevinin üst katında cemin yapıldığı alanın bulunduğunu, alt katında ise aşevi olduğunu belirtti.

    Kentleşmeye geçilmeden önce cemlerin evlerde ya da köyün en büyük hanesinde yapıldığını da anımsatan Özdemir, 2000’li yılların başında köy muhtarları önderliğinde Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin katkılarıyla Sarı Dede Sultan Türbesi’nin yanına iki katlı cemevi yapıldığını aktardı.

    “ALEVİ İNANCINDAKİ BÜTÜN RİTÜELLERİ EKSİKSİZ YERİNE GETİRİYORUZ”

    Özdemir, “Cemevimizin alt tarafında bulunan büyük alanda yılda bir kez Temmuz ayının son haftasında Sarı Dede Sultan Anma Festivali yapıyoruz. Bu festivale yurt içinde ve yurt dışında gurbette bulunan canlarımız, köylülerimiz, misafirlerimiz, konuklarımız geliyor. Sanatçılar türkülerini, şarkılarını söylüyor, semahlarımız dönülüyor. Talip toplulukları ve dedelerimiz köyümüze geldiği zaman birlik cemleri, ikrar cemi, musahiplik cemleri, yıllık görgü cemleri, oruç kurbanları ve Alevi inancındaki bütün ritüeller eksiksiz olarak köylüler tarafından yerine getiriliyor” şeklinde konuştu.

     “HAKK’A YÜRÜYEN TÜM CANLARIMIZIN HİZMETİ AYNI ŞEKİLDE YÜRÜTÜLÜR”

    Köylerinde yapılan Hakk’a yürüme erkanlarından da bahseden Özdemir, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bizim yöremizde Hakk’a yürüme erkanlarında Hakk’a yürüyen canımız evinin önünden alınıp kabrimize götürülüp orada sırlanır. Mezarlığımızın hemen yanında üst katı konuk evi, alt katı morg olarak inşa edilen bir binamız var. Dışarıdan gelecek olan Hakk’a yürüyen canlarımız içinde morg hizmeti verilmektedir. Alevilikte Hakk’a yürüyen, ikrarlı olan cana dar kurbanı dediğimiz dardan indirme cemi yapılıyor. İkrar veren canımız, ikrar verdikten sonra yaşamı boyunca yıllık görgülerini yapıyor. Son yapılması gereken hizmet ise, dar kurbanıdır. Köyümüzde ikrarlı olan tüm canlarımızın hizmetleri aynı şekilde yürütülmektedir. Genellikle Hakk’a yürüyen canımızın başında analarımız, bacılarımız aşıklık yapan zakirlerimiz, ozanlarımız dar nefeslerini ve duazlarını söylerler.”

    “DEVRALDIĞIMIZ MİRASI ZENGİNLEŞTİREREK SONRAKİ KUŞAKLARA AKTARACAĞIZ”

    Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Metin Özdemir, “Bizlere bu fırsatı verdiğiniz, misafirimiz olduğunuz için Pir Haber Ajansı’nın, Can TV’nin bütün emekçilerine saygılarımı, selamlarımı, teşekkürlerimi iletiyorum. Bu vesileyle biz de bu mekanlarımızı, köyümüzü tanıtmış oluyoruz. Sadece bizim burası için değil Türkiye’de ve yurt dışında ne kadar türbemiz, mekânımız, cemevimiz varsa hepsinin tanıtılması çok güzel bir şey. En önemlisi ise buraların sahipsiz olmadığını, korunan, bakılan, canlı tutulan mekanlar olduğunu da bu sayede göstermiş oluyoruz. Gençlerimize sahip çıkarak, geçmişten ve büyüklerimizden aldığımız mirası daha da zenginleştirerek gelecek kuşaklara aktaracağız. Bu bir devir teslim, bu bir kültürel miras. Bunu yaşatmak, ayakta tutmak bizim boynumuzun borcu. Bizlerde bu yolda, Hak Muhammet Ali yolunda, 12 İmamların ışığında, huzurunda bulunduğumuz Sarı Dede Sultan’ın himmetiyle görevlerimizi yerine getirmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/Sandıklı/AFYON

  • ‘Afyon Sandıklı’da 56 köyden sadece Selçik köyünde Alevi-Bektaşi inancı yaşanıyor-VİDEO

    ‘Afyon Sandıklı’da 56 köyden sadece Selçik köyünde Alevi-Bektaşi inancı yaşanıyor-VİDEO

    PİRHA- Sandıklı ilçesinin tek Alevi köyü Selçik’te Sarı Dede Sultan Türbesi bulunuyor. Türbeye ilişkin bilgiler veren Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Metin Özdemir, “Sandıklı’ya bağlı yaklaşık 56 köy var. Alevi Bektaşi inancını, geleneğini sürdüren sadece bizim köyümüz kaldı. Alevi Bektaşi inancını bu köyde yaşatıyorsak, burada Sarı Sultan Dede türbemizin yer alıyor olması sayesinde” dedi. 

    Afyon’da da Alevi yurttaşlar yaşıyor. Asimilasyon nedeniyle Alevi köylerinin sayısının azalması dikkat çekiyor. Alevi olarak kalan köylerden biri de Selçik köyü.

    Afyon’un Sandıklı ilçesine bağlı Selçik köyünde bulunan Sarı Dede Sultan Türbesi ile ilgili Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Metin Özdemir, PİRHA‘ya konuştu.

    Sarı Dede Sultan’ın; Sarı Dede, Sarı Selçuk gibi isimlerle adlandırıldığını belirten Metin Özdemir, Afyon’da yaşanan asimilasyona dikkat çekerek, “Selçik köyü kuruluşu itibari ile Alevi Bektaşi geleneği inancını yaşıyor. Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesine bağlı yaklaşık 56 köy var. Bu 56 köy içerisinde Alevi Bektaşi inancını, geleneğini sürdüren sadece bizim köyümüz kaldı. Alevi Bektaşi inancını biz bu topraklarda, bu köyde yaşatıyorsak, burada Sarı Sultan Dede türbemizin yer alıyor olması sayesinde. Onun etrafında toplanıyor, onun ışığında bizler bu inancı, bu kültürü, bu geleneği, ritüellerimizi eksiksiz uygulamaya çalışıyoruz”dedi.

    Sarı Dede Sultan Türbesinin köyün içinde yer aldığını ve 1952 yılında imece yoluyla restore edilip şu anki halinin verildiğini ifade eden Özdemir,”Eski haliyle hiç bozulmadan yapılmış. Daha sonra canlarımız büyüklerimizin önderliğinde, 1972 yılında burayı ve etrafını yöresel taşlarla yaparak büyük türbe haline ve cemevi görünümüne getiriyorlar. O zamandan beri de bu yapı hala ayakta. Bizler de bu süre içeresinde elimizden geldiğince bakımına, onarımına ve temizliğine özen göstermeye çalışıyoruz. Canlar burayı kendi evlerini nasıl temiz tutuyorlarsa aynı şekilde buraya gelen ve gönüllü hizmet eden dostlarımız da buranın temizliğini düzenlemesini aynı şekilde yapıyorlar. Biz de elimizden gelen desteği sunmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

    YILDA BİR KEZ ANMA ETKİNLİĞİ DÜZENLENİYOR

    Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sarı Dede Sultan türbemiz, bizim köy tüzel kişiliği mülkiyetine ait tapuda da o şekilde kayıtlı. Bizim köyümüze ait bir mekân, bütün varlığını ve bütün canlılığını bizler devam ettirmeye çalışıyoruz. Bizim dışımızda başka bir mekândan, başka bir kurum ya da kuruluşlardan buraya herhangi bir müdahale söz konusu değil. Zaten bizim birliğimiz beraberliğimiz de onu gösteriyor yani burayı biz titizlikle korumaya çalışıyoruz. Çok sayıda gerek yurt içinden gerekse de yurtdışından belli dönemlerde ziyaretçilerimiz gelir. Dernek olarak da yılda bir kez ‘Sarı Dede Sultan’ı Anma ve Kültür Festivali’ adı altında etkinlik düzenliyoruz.

    Bizler 2007 yılından itibaren 13 kez Sarı Dede Sultan’ı Anma ve Kültür Festivali düzenledik. Son iki yıldır malum COVID-19 salgını nedeniyle sağlık koşullarından dolayı ara verdik. Bu yıl 14’üncüsünü 23 Temmuz 2022 Cumartesi günü yapmayı istiyoruz, planlıyoruz. Canlarımızla hep birlikte cemal cemale olmayı, Sarı Dede Sultan’ın etrafında toplanmayı birlik ve beraberliğimizi devam ettirmek istiyoruz.”

    “SARI DEDE SULTAN TÜRBESİ YÜZ YILLARCA KALSIN İSTİYORUZ”

    Sarı Dede Sultan Türbesinin yüzyıllar boyunca kalmasının çabası içinde olduklarını dile getiren Özdemir, “Restorasyon çalışmaları ve türbenin tescil durumları ile alakalı çabalarımız devam ediyor. İlk yapılıştaki özgün yapısıyla buranın daha korunaklı bir hale getirerek, çatısı akmasın, duvarların sağlam kalsın ve yüzyıllar boyu ayakta kalsın istiyoruz. Canların desteği, bağışları bu noktada katkıları çok büyüktür. İnanıyorum ki Sarı Dede Sultan da bize himmet eder, onun sayesinde çağırdığımız erenlerin, evliyaların yolunda biz de hizmetlerimizi, bu yola, erkana olan bağlılığımızı sürdürmeye devam ederiz” ifadelerine yer verdi.

    Cebrail ARSLAN/Sandıklı-AFYON   

     

                             

  • ‘İktidar, kutuplaştırıcı dilden vazgeçip, mevsimlik tarım işçilerinin can güvenliğini sağlamalıdır’

    ‘İktidar, kutuplaştırıcı dilden vazgeçip, mevsimlik tarım işçilerinin can güvenliğini sağlamalıdır’

    PİRHA- Kürt tarım işçilerine yönelik ırkçı saldırılara ilişkin açıklama yapan HDP Tarım Komisyonu Sözcüsü Rıdvan Turan, saldırıların sorumlusunun AKP-MHP ittifakının kutuplaştırıcı siyaseti olduğuna işaret ederek, “iktidar, kutuplaştırıcı dile bir an önce son vererek mevsimlik tarım işçilerinin gittikleri bölgelerde maruz kaldıkları şiddeti önlemek ve can güvenliklerini sağlamak zorunda” dedi.

    Kürt tarım işçilerine yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. Son olarak Afyon’da çalışmaya giden mevsimlik Kürt işçiler ırkçı saldırıya uğradı.

    Diyarbakır ve Mardin’den Afyon’a mevsimlik tarım işçisi olarak giden işçiler, Kürtçe konuştukları için ‘terörist’ denilerek 19 Temmuz 2021’de ırkçı saldırıya uğramışlardı. 50’ye yakın erkek, küfürler ve hakaret ederek ellerindeki sopa ve parke taşlarıyla Afyon’un Sultandağı Dereçine Beldesi’nde mevsimlik tarım işçisi ailelere saldırmış, saldırı sonrası 7 kişi yaralandı.

    Mevsimlik tarım işçilerine yapılan saldırılara ilişkin Halkların Demokratik Partisi (HDP) Tarım Komisyonu Sözcüsü Rıdvan Turan, “Mevsimlik tarım işçilerine yapılan saldırının sorumlusu iktidardır!” başlıklı yazılı bir açıklama yaptı.

    “YETKİLİLER SORUMLULUKTAN KAÇIYOR”

    Mevsimlik tarım işçilerinin çalışmak için gittikleri yerlerdeki halkın; çeşitli provokasyonlarla, çoğunluğu Kürt işçilerden oluşan mevsimlik tarım işçilerine ırkçı saldırılarda bulunması, Türkiye’nin acı gerçeklerinden biri olduğunun altını çizen Turan, yaşanan ırkçı saldırının hemen ardından, olay hakkında bilgi almak için ulaşmaya çalıştıkları yetkililerin telefonlarına cevap vermeyerek üzerine düşen sorumluluktan kaçtığını söyledi.

    “MEVSİMLİK TARIM İŞÇİLERİNE SALDIRILARI MEŞRU HALE GETİRMEK İSTENİYOR”

    Mevsimlik tarım işçilerine yapılan saldırının ilk olmadığını söyleyen Turan, saldırıların failinin ise AKP-MHP ittifakının kutuplaştırıcı siyaseti olduğuna işaret ederek, şunları ifade etti:
    “Saldırılar, iktidarın yıllardır Kürtlere yönelik oluşturduğu tekçi ve ötekileştirici politikaların ve nefret dilinin sonucudur. Bütün bu politikalar son yıllarda gittikçe artan ve olağan hale gelen linç kültürüne neden olmaktadır. Özellikle, bazı gruplar, kendilerini devlet otoritesi yerine koyarak, sanki bir suçluymuş gibi gördükleri mevsimlik tarım işçilerine saldırıları meşru hale getirmektedir.”

    “TARIM İŞÇİSİ AİLELER KÖTÜ ÇALIŞMA KOŞULLARI ALTINDA IRKÇILARIN SALDIRISINA UĞRUYOR”

    Her yıl yüz binlerce mevsimlik tarım işçisi doğu ve güneydoğu illerinden Türkiye’nin hemen hemen bütün bölgelerine çalışmaya gittiğini vurgulayan Turan, tarım işçisi aileler kötü çalışma koşulları, düşük ücret, sosyal ve sağlık güvencelerinden yoksun kalmak gibi problemlerle uğraşırken, ırkçı saldırılar yüzünden çalışmak için gittikleri bölgelerden ayrılmak zorunda kaldıkları belirtti.

    “İKTİDAR, KUTUPLAŞTIRICI DİLE BİR AN ÖNCE SON VERMELİ”

    Turan, yapılan ırkçı saldırıları kınayarak, bütün bu saldırıların sorumlusu AKP iktidarı olduğunu dile getirerek, daha büyük olayların yaşanmaması için; iktidar, kutuplaştırıcı dile bir an önce son vererek mevsimlik tarım işçilerinin gittikleri bölgelerde maruz kaldıkları şiddeti önlemek ve can güvenliklerini sağlamak zorunda olduğunun çağrısını yaptı.

    PİRHA/ANKARA

  • Şahkulu Sultan Vakfı’nda ikinci ‘Ozanlar Festivali’ yapılacak

    Şahkulu Sultan Vakfı’nda ikinci ‘Ozanlar Festivali’ yapılacak

    PİRHA-İstanbul’da bulunan Şahkulu Sultan Vakfı’nda 12-13 Mayıs’ta ‘Şahkulu Ozanlar Festivali’ ikinci kez düzenleniyor.  

    Şahkulu Sultan Vakfı 12-13 Mayıs tarihlerinde ikinci kez Ozanlar Festivali düzenliyor. İlk yapılan festivale iki gün boyunca 100’e yakın ozan katılmış, binlerce kişi de festivali izlemişti.

    Unutulmaya yüz tutmuş ozanlık geleneğinin yeniden hatırlanması, kent koşullarında ozanlık geleneğinin yaşamaya devam etmesi için düzenlenen “2. Şahkulu Ozanlar Festivali” 12-13 Mayıs tarihlerinde Şahkulu Sultan Dergahı’nda yapılacak.

    Festivale İstanbul dışından, Adıyaman, Ankara, Afyon, Antalya, Balıkesir, Bolu, Bursa, Tekirdağ, Urfa ve Tokat gibi kentlerden ozanlar katılacak. (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Eskiden cemler kalabalık olurdu; gün doğana kadar dağılmazdı’-VİDEO

    ‘Eskiden cemler kalabalık olurdu; gün doğana kadar dağılmazdı’-VİDEO

    PİRHA – Afyon’un sayılı Alevi köylerinden Tekke Köyü’nde yaşıyor Fadime ve Mustafa Çiçek. Mustafa Çiçek köyün rehberi. Mürşit pirleri gelmediği zamanlarda köyde Alevi yolu ve erkanı o sürdürüyor. Fadime Ana ise cemlerde deyiş, duaz imam söylüyor. Fadime Ana ve Mustafa Çiçek, köy hayatlarını ve eski cemlere olan özlemlerini PİRHA’ya anlattılar.

    Haberin Videosu

    Fadime ve Mustafa Çiçek. İki can yoldaşı. İkisi de 70 yaşını devirmiş. Afyon’un sayılı Alevi köylerinden Tekke Köyü’nde yaşıyorlar. Tekke Köyü Afyon’un Şuhut ilçesine bağlı.

    Tekke Köyü de diğer bütün Alevi köylerinin kaderini paylaşıyor. Kışın Afyon merkeze ve diğer illere göç verirken yazın ise kısa bir süreliğine de olsa köye dönüşler yapılıyor. Köyde sürekli kalanlar ise yine yaşlılar oluyor.

    Fadime Çiçek köyünde Fadime Ana diye biliniyor. Fadime Ana, köyde gücünün yettiği kadar bağla bahçeyle uğraşıyor. Önceden hayvancılık yaptıklarını söyleyen Fadime Ana, şimdiyse kimse olmadığı için hayvancılık yapamadıklarını, güçlerinin yetmediğini de eklemeden edemiyor.

    “KÖYLÜ HEP YABANDA”

    Cemler yapıldıkça da katılmaya çalışıyor. Eski cemlere olan özlemini de şu sözlerle dile getiriyor Fadime Ana:

    “Eskiden cemler daha güzel oluyordu. Çok kalabalık oluyordu. Büyük evler doluyordu, almıyordu, dışarılara da oturuyordu millet. Şimdi o kadar gelen olmuyor. Köylü zaten hep de yabandalar. Göçtüler hep. İzmir, İstanbul, Ankara’ya… Her yere dağıldı gençler” diyor ve bir duaz imam söylüyor bize.

    GÖÇLERDEN ŞİKAYETÇİ

    Fadime Ana’nın eşi Mustafa Çiçek ise köyün rehberi. Mürşit pirleri gelmediği zamanlarda köyde erkanı kendisi yürütüyor. Mustafa Çiçek de aynı Fadime Ana gibi köyde kimse kalmadığından şikayetçi. Eskiden hayvan güttüklerini söyleyen Mustafa Çiçek, şimdilerde ise yaşlandıkları için yapamadıklarını belirtiyor. Mustafa Çiçek ikrar cemlerinden bir bölüm anlatıyor bize:

    “Bizde evlenirken ikrar kurbanı keserler. Orada dede sorar küs olan var mı? Dede şöyle der: ‘Yüzümüz yerde özümüz dardayız. Erenler meydanındayız. Muhammed Ali divanında pir huzurundayız.’ Canımız kurban tenimiz tercüman. Benden bu canlardan incinmiş, gücenmiş can kardeşlerimden varsa dile gelsin, bile gelsin, hakkını tarab etsin dili.’ Varsa küs ket söylenir ondan sonra o ceme başlanır, o lokma yenir.”

    “ESKİDEN GÜN DOĞANA KADAR CEM DAĞILMAZDI”

    Mustafa Çiçek de tıpkı Fadime Ana gibi eski cemlere özlem duyduğunu şu sözlerle anlatıyor:

    “Eskiden bizim mürşidimiz gelirdi. Akşamdan başladığı zaman gün doğardı daha o cem dağılmazdı. Tabi ki şimdi gençler hep yabana gitti. Kimse kalmadı köyde. Oluverse 150 kişi var çoluk çocuk. Gerisi hep yabanda. Bizim iki oğlan bir kız var hepsi de İstanbul’da. Biz hanımla burada idare ediyoruz. Kurban keseriz, muharrem ayı gelir oruç tutarız. Gücü yeten kurban keser, cemevinde yedirir. Nefes, duaz, hak kelamı neyse orada söylenir. Ehlibeyt anılır, su dağıtırız imam Hüseyin aşkına. Son zaman süpürge falan bittikten sonra suyu dağıtırız.”

    Ardından cemlerde söylenen ‘Tövbe günahlarımıza estağfurullah’ı’ söylüyor.

    Suay ABAK/AFYON