PİRHA- Adıyaman’ın Yeşiltepe (Gazi Kale) ormanlık bölgesinde, köylüler deprem konutu yapılmak istenen ormanlık için nöbet tutuyor.
Adıyaman’ın Yeşiltepe (Gazi Kale) ormanlık bölgesinde deprem konutları yapmak için binlerce ağaç kesildi. Çevrede bulunan Koçali, Mustafabeyli (Çeper), Bağlıca (Buwuko) köylüleri ormanlık alanda ağaçların kesilmesini istemediklerini belirterek, kesime engel olmaya çalışıyor.
Kesim bölgesinde jandarma barikat kururken, köylülerin bekleyişi sürüyor. Köylüler, hayvanlarını otlattığı doğasının talan edilmesine tepki göstererek bu alanda deprem konutları yapılmasına asla izin vermeyeceklerini de ifade ettiler.
Orman kesimine karşı çıkmak isteyen köylülerle jandarma arasında arbede yaşandı. Ağaçların kesilmesini istemeyen köylüler, yolu kapatmak istedi. Kesim için gelen işçilerin testere makinasını çalıştırması üzerine tepki gösteren halk izin vermek istemeyince olaya müdahale etmeye çalışan jandarma kadınları zorla alandan çıkardı. Ormanların kesildiği alanda çekim yapmak isteyen gazeteciye de izin verilmedi. Yaşanan olayların ardından polisler 6 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınan kişiler emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakılırken, köylüler ormanlık alanda konut yapılmasına müsade etmeyeceklerini söyledi.
Ormanlık alanın dışında yer olmasına karşın ağaçların kesilmesini istemeyen köylüler yetkililerin konuyla ilgili çözüm bulmasını istedi. Köylülerin bütün çabalarına rağmen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü kararından vazgeçmediği belirtildi. Yurttaşlar, konuyla ilgili olarak valilikle görüşeceklerini söylediler.
Muğla’da yalnızca iki buçuk yıl kömür sağlayacak olan madeni genişletmek için Akbelen Ormanı’nda ağaç kıyımı gerçekleştiren Limak Holding’in Adana’da bir ihale kapsamında yaptığı ağaç katliamıyla üreticiyi zarara uğrattığı ve köylüleri tehdit ettiği bildirildi.
Limak Holding‘in Muğla‘daki İkizköy mevkiinde iştiraklerinden YK Enerji‘ye ait linyit kömürü madeni için Akbelen Ormanı‘nda izinsiz ve hukuksuz ağaç katli gerçekleştirdiği sırada, Adana‘da iki ilçe arasındaki narenciye bahçelerini de yok ettiği, üstelik ihale bedelinin artması için gerekenden daha fazla alanda ağaç kestirdiği ortaya çıktı.
Avukat İsmail Hakkı Atal‘ın aktardığına göre, Devlet Su İşleri’nin (DSİ) taşeoron firması olarak Kozan ile İmamoğlu arasındaki sulama boru hattı işini üstlenen Limak Holding, İmamoğlu‘dan Kozan Kalesi‘ne kadar hat üzerinde yer alan on binlerce narenciye ağacını katletti.
2020 yılında başlayan süreçte holdingin Kozan ile İmamoğlu arasındaki sulama hattını döşemek ve yol yapmak için hattın gerektirdiği alandan daha fazla ağacı kestiğine dikkati çeken Atal, “Limak Holding on binlerce narenciye ağacını yok ettiği gibi, köylünün tarım arazisinin de elinden çıkmasına neden oldu” diye belirtti.
Atal, DSİ’nin Kozan köylülerinin narenciye bahçelerine 2019 yılında kamulaştırma yaptığını, ancak 2022’de kamulaştırma bedeli olarak sadece bir yıllık meyve bedelini ödediğini kaydederek, “DSİ, sulama hattı ve yol işini de Limak Holding’e ihale ederek, işi ağaç yok etmek olan Limak Holding’in İmamoğlu’dan Kozan kalesine kadar hat üzerinde yer alan narenciye bahçelerini katletmesini sağladı. Limak, ülkenin üzerine kabus gibi çöktü” diyen Atal, 2020’de holding yetkililerinin Kozan köylüsünü “ağaçları kendiniz kesmezseniz, kesim bedeli, kepçe-kamyon bedeli, saat ücreti, nakliye bedeli ödemek zorunda kalırsınız” diye de tehdit ederek birçok köylünün narenciye ağaçlarını kendisinin kesmesini sağladığını söyledi.
“YASAL SÜREÇ BAŞLATACAĞIZ”
Atal, “Limak Holding’in şirket politikası haline getirdiği ‘köylüyü tehdit ederek ağaçları köylüye kestirme’ uygulamasını İkizköy‘e bağlı Işıkdere Mahallesi‘nde de yapmıştı” diye hatırlatarak şöyle devam etti:
“Halkın zararına taşeron uygulamaların , devlet olanaklarının tamamının aktarıldığı sembol isim haline gelen Limak şirketi İkizköy’de, Kozan’da, İskenderun’da heryerde karşımızda. Bu şirket ülkenin adeta kılcal damarlarına işlemiş durumda. Kozan’da da , DSİ’nin ödeyeceği ihale faturasının kabarması için, sulama hattının gerektirdiği alandan daha fazla alanda ağaç kestirdiğini, gereksiz yol yaptığını yerinde görüntüledik ve belgeledik. Kozan’da yapılan yol ve sulama hattı nedeniyle devleti zarara uğratmaktan dolayı DSİ’deki sorumlular ve Limak şirketi aleyhinde yasal süreçleri başlatacağız.”
Cengiz Holding’e bağlı Truva Bakır Maden İşletmeleri Anonim Şirketi, dava süreci bitmeden bakır madeni için Kaz Dağları’nda ağaç kıyımına başladı. Arazilerini satmayan yöre halkı ‘kamulaştırırız’ tehdidiyle karşı karşıya. Yaklaşık 294 bin ağacın bulunduğu alandaki madencilik faaliyeti yürütülmesi için belirlenen 257.79 hektarlık bölgede 149 bin 250 adet ağaç olduğu öngörülüyor.
Muhalefetin 5’li çete olarak nitelendirdiği Limak Holding ve İÇTAŞ, Muğla’daki Akbelen Ormanı’nı maden için keserken, Mehmet Cengiz’in şirketi Cengiz Holding’e bağlı Truva Bakır Maden İşletmeleri Anonim Şirketi de Kaz Dağları’nda kıyıma başladı. Şirket, Halilağa Bakır Ocağı Kapasite Artışı, Cevher Zenginleştirme Tesisi ve Atık Depolama Tesisi projesi için geçen sene 26 Temmuz’da çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararı almıştı.
Cumhuriyet gazetesinden Şeyda Öztürk’ün haberine göre, karar üzerine başta Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası olmak üzere birçok kurum ve yurttaş dava açtı. Açılan davaların ardından ÇED olumlu kararının ‘hukuka aykırı’ olduğu kararına varıldı. Kararın ardından şirket proje sürecini tekrar başlattı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın sisteminde yer alan bilgiye göre de projeye 14 Mart’ta yeniden ‘ÇED olumlu’ kararı verildi.
İzin verilmesinin hukuka aykırı olduğunu düşünen yurttaşlar ve kurumlar ikinci davayı da açtı. Süreç devam ederken geçen aylarda Cengiz Holding bölgedeki taşınmazları satın almak için adım atmıştı. Bölgenin bağlı olduğu Çan Noterliği’ne giden yazıda, “Söz konusu taşınmazın satın alınması için 1 Ağustos’ta pazarlık görüşmeleri yapılacaktır. Pazarlık görüşmelerine katılmadığınız ya da görüşmelere katılıp da satış konusunda anlaşamadığımız takdirde taşınmazın Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre kamulaştırılması için talepte bulunulacaktır” denildi.
Görüşmelerin ardından anlaşma sağlanamadı. Köylüler arazilerini satmak istemedi. Geçen martta kamulaştırma için görüşmeler yapılmış, ancak köylüler yine arazilerini vermek istememişti. Köylüler de kamulaştırma kararına karşın dava açmıştı.
149 BİN 250 ADET AĞAÇ VAR
Proje dosyasına göre, alanın 513.80 hektarı ormanlık araziden oluşuyor. Bu da yaklaşık 685 futbol sahasına denk geliyor. Yaklaşık 294 bin ağacın bulunduğu alandaki madencilik faaliyeti yürütülmesi için belirlenen 257.79 hektarlık bölgede 149 bin 250 adet ağaç olduğu öngörülüyor.
“TEMA VAKFI: EKOSİSTEM BÜYÜK ZARAR GÖRÜR
TEMA Vakfı da bir açıklama yaparak, proje gerçekleştiği takdirde ekosistemin zarar göreceğini belirtti. Açıklamada, şöyle denildi:
“Proje hayata geçerse, bölge suyunun ciddi miktarda azalacağı ve yaklaşık 4 bin dönüm arazinin susuzluktan kuruyacağı açıklandı. Maden, Çanakkale’de yaşayan 100 binin üzerinde insanın bir yılda kullanacağı suyu tek başına tüketecek. Kaz Dağları’ndaki maden projelerinin ve iklim krizinin etkileri düşünüldüğünde kuraklık yaşayan Çanakkale’de büyük bir su krizi kaçınılmaz olacak.”.
PİRHA- Hatay İskenderun’da Karayılan Mahallesi’nde bulunan ormanlık alanda gençleştirme ve seyrekleştirme adı altında ağaç katliamı yapılıyor. Yaşanan katliama tepki gösteren İskenderun Çevre Derneği Başkanı Nermin Kara, ormanlarımız yakılırken, ağaç kesiminin kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Türkiye’de son 2 ay içinde binlerce hektar ormanlık alan yok oldu. Antalya’dan Muğla’ya, Kazdağları’ndan Dersim’e ormanlar yakılıp yok edilirken, diğer taraftan Orman Genel Müdürlüğü, bir çok kentte ‘gençleştirme’ ve ‘seyrekleştirme’ adı altında ağaç katliamı yapıyor.
Bunun en son örneklerinden biri de Hatay’ın İskenderun ilçesinde yaşanıyor. Sırtını Amanos Dağlarına yaslamış olan Hatay’ın İskenderun ilçesinin Karayılan Mahallesi’ne bağlı Çamlıbel Yaylası’nda yüzlerce çam, ıhlamur ve meşe ağacı kesildi.
Ağaç kesiminin olduğu alanda incelemelerde bulunan İskenderun Çevre Derneği Başkanı Nermin Kara, yaklaşık bir yıldır ‘gençleştirme’ ve ‘seyrekleştirme’ adı altında ağaç katliamı yapıldığını belirterek, “ağaç katliamının yanında bir de yol yapım çalışması yapılıyor. Neden? diye soruyoruz ve yetkililerden cevap bekliyoruz” dedi.
Nermin Kara, orman yangınlarının tüm Türkiye’nin içini acıttığı bir dönemde, ‘gençleştirme’ adı altında yapılan katliam olduğunu ifade ederek, “Ormanlarımıza daha fazla sarılalım. Bu kesimleri görüldüğü gibi yapmayalım. Bütün dünya iklim değişikliğiyle, kuraklıkla mücadele ederken, bizler de ormanlarımızı koruyalım” diye konuştu.
Yaşanan orman katliamına tepki gösteren yurttaşlar da, milletine hizmet edecek zihniyet istediklerini söyleyerek, “Ormanlarımız olmazsa su olmaz, hayat olmaz” diyerek, ormanları koruma çağrısında bulundu.
PİRHA- Emirler Ormanı’nda ağaç katliamı devam ederken, ormanın yok edilmesine karşı oturma eylemi yapan çevreciler, yurttaşlar, Mersin’in akciğerlerinin kesildiğini belirterek, Mersinlilerin toplumun akciğerleri olan ormanlara sahip çıkması çağrısında bulundu.
Mersin’in Yenişehir İlçesine bağlı Emirler köyünde ‘gençleştirme’ adı altında ormanlık alanda ara verilen ağaç kıyımına devam ediliyor.
Ağaç katliamına karşı çevre dernekleri, siyasi partiler ve birçok sendika üyesi, oturma eylemi düzenledi. Oturma eyleminin yapıldığı dakikalarda kesilen ağaçlar kamyonlara yüklenirken, kesimi yapanlar kendilerini ‘kesmezsek zarar ederiz’ diyerek sahiplenirken, yurttaşlarda kesime tepki gösterdi.
Ağaç katliamının yapıldığı alanda oturma eylemi yapan çevreciler, ormanların ranta kurban edileceğini ifade ederek, çalışmaların bir an önce durdurulması çağrısında bulundu.
“ORMAN BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ, MERSİNLİLERE İHANET EDİYOR”
İlk olarak konuşan Mersin Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Sabahat Aslan, bölgenin heyelan bölgesi olduğunu hatırlatarak, “Burada yapılan işler, orman bilimine aykırıdır. Orman Bölge Müdürlüğü, Mersinlilere ihanet ediyor. Akciğerlerimiz kesiliyor” dedi.
TMMOB Mimarlar Odası Mersin Şube Başkanı Ünal Şahin ise, ormanlık alanın endüstriyel platasyon adıyla yok edilmek istendiğini belirtirken, avukat Adnan Gündoğdu da, “Ormanlık alan yok ediliyor. Burada art niyeti vardır. Hukuk dışı yöntemler ile ormanlık alanlar yok ediliyor” diye konuştu.
“GİDERAYAK ÜLKENİN TÜM ZENGİNLİKLERİ YOK ETMEK İSTİYORLAR”
DİSK Genel İş Sendikası Başkanı Kemal Göksoy, Kazdağları’ndan İkizdere’ye doğa katliamının yaşandığını vurgularken, HDP Yenişehir İlçe Eşbaşkanı Emrah Deniz ise, şunları kaydetti:
“Ülkenin zenginlerini yok ederek, zenginleşen iktidarın ayak izlerini görüyoruz. Büyüklerimizin kullandığı ‘Ayinesi iştir kişin lafa bakılmaz’ sözü vardır. Onların pratik yaşamdaki adımlarını bu ormanlık alanda görüyoruz. Giderayak ülkenin tüm zenginlikleri yok etmek istiyorlar. İnsanların nefes alanları yok ediyorlar. Bu durumu lanetleyerek protesto ediyorum. Doğa katliamına parti olarak, her nerede olursa olsun karşı çıkıyoruz ve çıkmaya da devam ediyoruz.”
“YEŞİLLİĞİNİ OLMADIĞI YERDE DE RUH YOKTUR”
Mersin Tabip Odası eski Başkanı Galip Kırıcı da, “Bir hekim olarak, bu kadar genç ağacı kesenler insan da keser. Ağaç yoksa yeşillik de yoktur, yeşilliğini olmadığı yerde de ruh yoktur. İnsanlığa uygun uygulamalar değil. Yarın burası betonlaşacak ve zararını çocuklarımızı görecek” vurgusunda bulundu.
Çevreciler de, ağaçsız olan bölgelere dikkat çekerek, dava açacaklarını söyledi.
PİRHA-Kırklareli’nde Istranca Ormanları’nın da bulunduğu Kapaklı Köyünde kapasite artışı isteyen taşocağı için 144 bin 871 ağaç kesileceği ortaya çıktı.
Kırklareli’nin Kapaklı köyünde kalker ve dolomit ocağı kapasite artışı talep edildi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na başvuran işletme, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunu da sundu. Arazilerin tarla vasfında olması nedeniyle sahiplerinden alınacağı ifade edilen raporda, bölgedeki ağaç türlerinden de söz edildi.
Raporda 144 bin 871 ağaç kesileceğine dikkat çekilerek “Ancak, proje alanında eşzamanlı faaliyet olmayacağı için ocak üretim alanı genişledikçe ve peyderpey alınan orman izinlerine göre kesim yaptırılacaktır. Toplam proje süresi – ocak ömrü dikkate alındığında bir taraftan rehabilite edilen ve ağaçlandırılan alanların da olacağı söz konusudur” denildi.
Ayrıca proje kapsamında kesilecek ağaç sayısının 5 katı kadar ağaç dikileceği ifade edildi. ÇED süreci 4 Kasım’da başlayan projeye ilişkin İnceleme Değerlendirme Komisyonu toplantısı 7 Aralık’ta yapıldı.
Tahribatı görünen taşocaklarının ruhsatları 20 yıl öncesine kadar dayanıyor. Taşocakları genelde ya kapasite artışı istiyor ve alanlarını büyütüyor ya da ruhsatlarını yeniliyor. Bölge sakinleri ise ormanı korumak için yıllardır mücadele ediyor.
Birçok bitki ve hayvan türünü barındıran Istranca Ormanları’nda koparılması halinde 60 bin lira para cezası kesilen dağ lalesi de bulunuyor.
“145 BİN AĞAÇ KESİLECEK, SUSUZLUK KAPIDA”
Kırklareli Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Göksal Çidem, ” ‘5 bin, 10 bin, 50 bin derken yaklaşık 145 bin ağaç keseceğiz’ diyorlar. Istranca kaybedilirse Trakya bitecek ama aslında İstanbul da bitecek. Suyu nereden bulacaklar?” diye sordu.
Koronavirüs nedeniyle toplantıya katılamadığını ama yazılı itirazda bulunduğunu vurgulayan Çidem, kesim planlanan bölgenin Istrancalar’da olduğuna dikkat çekti.
Çidem, “Kırklareli genelinde son 5–6 yılda ormanımıza, toprağımıza 200 dosya geldi. Bunların sadece yüzde 5 kadarı gölet ve tarımsal tesis. Geri kalanı enerji madencilik dosyaları. Sektörel dağılıma bakarsanız, hepsi su kaynakları ve yeraltı su besleme alanlarında. Yeraltı suyumuz emniyetli işletme rezervine ulaştığından su tahsislerine kapatıldı. Ama dinleyen var mı? Orası belli değil. Tek bir gerçek var. Susuzluk kapıda. Hem de pandemi döneminde. Buradaki yeraltı sularının besleme alanı neresi derseniz: Istrancalar. Yeraltı su besleme alanı üzerinde onlarca madencilik faaliyeti var” diye konuştu.
PİRHA- Mersin’de Müftü Köprüsü civarında millet bahçesi yapmaya çalışan hükümet, diğer taraftan 80 ile 100 yaşlarında olan onlara ağacı “Müftü Deresi’nin ıslahı” adı altında kesti.
Müftü deresi çevresinde bulunan devasa okaliptüs ağaçları iş makineleriyle kesilerek yok edildi. Yaşanan ağaç katliamına Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin İl Örgütü kıyımın yapıldığı yerden tepki verirken, STK ve yurttaşlardan da tepki yağdı.
Mersin HDP İl Örgütü Ekoloji Komisyonu Sözcüsü İhsan Derinöz, katliamın yaşandığı sabah “Neden ağaçlara kıyıyorsunuz? Bu talimatı kimden aldınız?” diye sorduklarını ancak net cevap alamadıklarını belirterek, “Devlet ve Su İşleri (DSİ) Müftü deresinin ıslahı projesi çalışması kapsamında asırlık ağaçları kestiğini belirledik. Kuşların yaşam, insanların nefes alanları yok edildi. Türkiye’nin bir çok yerinde olduğu gibi betonlaşmaya ve ranta dayalı doğa katliamı var. En kısa sürede ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunacağız” dedi.
Mersin Büyükşehir Meclis Üyesi ve HDP Grup Sözcüsü Bedriye Kuş da, ağaç katliamının kamuoyuna yansımasının ardından üstünün örtülmek istendiğini ifade ederek, “Bu alanda Millet Bahçesi yapımına bu sonuçları doğuracağı için karşı çıktık. Islah çalışması ağaçlar korunarak da yapılabilirdi. Bizler meclis üyeleri olarak sorumluların peşini bırakmayacağız” değerlendirmesinde bulundu.
Ağaç katliamını ilk duyuranlardan Gazeteci Abdullah Ayan ise, sosyal medya üzerinden görüntüleri paylaşarak şu tepkiyi verdi:
“Ellleriniz kırılsın, yapacağınız bahçe yerin dibine batsın. Millet Bahçesi inşaatında sıra Stadyum ile Müftü Deresi arası sınırdaki asırlık ağaçları kesmeye geldi. Bahçeye tahkimat yapacağız deyip bu sabah dozerlerle onlarca ağaca böyle kıydılar. Yok mu cinayete dur diyecek kimse?”
Çarşı Esnafları Derneği Başkanı Bekir Algüllü de, “Müftü Deresi’nin ıslahını en çok savunanlardanız. Ama o ağacı kesmeden yapacaksın işi. Üstelik bilmiyorsan söyleyelim o ağaçlar kaymayı ve erozyonu önler. DSİ Bölge Müdürü derhal Mersin kamuoyundan özür dilesin ve saçmalığı telafi etsin” diyerek tepkisini ifade ederken, yurttaşlar da ağaç katliamına tepkilerini dile getirdiler.
PİRHA – Sendika ve meslek örgütleri, ODTÜ’de yapılmak istenen KYK Yurdu inşaatı sebebiyle yaşanan ağaç kıyımına dair basın toplantısı düzenleyerek, “ODTÜ’de hukuksuz yurt projesi durdurulsun, polis ablukası kaldırılsın” dedi.
KESK Ankara Şubeler Platformu, DİSK Ankara Bölge Temsilciliği, TMMOB İKK, Ankara Tabip Odası ve Ankara Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası (ASMMMO), ODTÜ’de yapılan ağaç kıyımına dair Ankara’da basın toplantısı yaptı.
TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Sözcüsü Özgür Topçu’nun okuduğunu metinde “Siyasi iktidarın köklü yükseköğretim kurumlarımızı hedef alan saldırılarının son ayağı, öğrencisiyle, öğretim elemanlarıyla çalışanlarıyla, mezunlarıyla tüm ODTÜ bileşenlerinin yoğun itirazlarına karşın ODTÜ kampüsü içerisine Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı bir yurt yapma projesi oldu” denildi.
“YÜZLERCE AĞAÇ POLİS ABLUKASI ALTINDA KESİLDİ”
ODTÜ öğrencilerinin 55 gündür sürdürdüğü mücadeleye karşın üniversite yönetiminin duyarsız kaldığını söyleyen Topçu, şöyle devam etti:
“ODTÜ yönetimi, parselasyon planı olmadan, ruhsat olmadan, hukuksuz bir biçimde KYK yurdu inşaatını başlatabilmek adına, öğrencilerini polis ile karşı karşıya getirmiştir. Alelacele yüzlerce ağaç polis ablukası altında kesilmiştir. ODTÜ öğrencilerini ve ODTÜ yerleşkesini hedef alan bu saldırganlığı kınıyoruz.
ODTÜ’nün kendi bünyesinde işleyen bir yurt müdürlüğü olmasına rağmen KYK aracılığıyla yurt yapmaya kalkışmak, üstelik o yurdun idaresini söz konusu kuruma bırakmak üniversite özerkliğine tamamen aykırıdır. Öte yandan ODTÜ Mezunlar Konseyi daha iki gün önce yurt sorununun öğrenci, öğretim üyesi, çalışan ve mezunları ile ODTÜ’lüler tarafından çözüleceğini, öğrencilerin ihtiyacı olan yurdun da kendileri tarafından yapılacağını açıklamıştır. Ayrıca Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Çankaya Belediyesi de yurt inşaatını üstlenip, yapılacak yurdu ODTÜ’ye bağışlayabileceğini duyurmuştur.”
“Bu açıklamalara ve ODTÜ bileşenlerinin tüm itirazlarına rağmen Rektörlük ve Bakanlık tarafından dayatılan KYK yurdu, ODTÜ öğrencilerinin ihtiyaçlarını karşılama amacına değil, siyasi iktidarın ODTÜ’nün demokratik, ilerici, devrimci, aydınlanmacı, özgürlükçü kimliğine müdahale etme amacını taşımaktadır. 1970’li yıllardan beri siyasi iktidarlar ODTÜ’yü faşist ve gerici zihniyetlerin tahakkümü altına sokmak ve ODTÜ’yü kriminalize edebilmek için bu yöntemi her fırsatta denemektedir.
ODTÜ Kampüsü içerisindeki diğer yurtlar, ODTÜ İdaresi tarafından işletilirken, ODTÜ arazisinin 49 yıllığına Gençlik ve Spor Bakanlığına devredilmesiyle kurulmak istenen bu yurt, Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından işletilecektir. Her ne kadar Rektörlükle, Kredi Yurtlar Kurumu arasında yapılan protokolde söz konusu yurtta ODTÜ öğrencisi dışında başkalarının barınamayacağı kayıt altına alınsa da, öğrenci seçim kriterlerinin belirlenmesi, konaklayacak öğrencilerin seçilmesi ve yurdun yönetimi bütünüyle KYK’nın inisiyatifinde olması ve protokolde ki diğer maddelerin daha şimdiden ihlal edilmiş olması bu yurdun her türlü siyasal müdahaleye açık olduğunu göstermektedir.
ODTÜ Mezunlar Konseyi’nin de belirttiği üzere, bünyesinde çok sayıda öğrenci yurdu bulunduran ODTÜ’nün kurumsal olanakları ve ODTÜ’lülerin destekleri, öğrencilerin ihtiyacı olan her türden yurdu yapmaya yetecek kapasitededir. Buna rağmen, Cumhurbaşkanı tarafından atanan Rektör, ODTÜ’lülerin sürece katılımını engelleyerek, ODTÜ bileşenlerinin talep ve itirazlarını görmezden gelmiş, üniversitenin demokratik kültürünü ve özerkliğini ayaklar altına almıştır.
Yaşanan bu süreç sadece ODTÜ’nün akademik ve idari özerkliğini zedelemekle kalmamış, tümüyle imar mevzuatına aykırı biçimde ilerlemiştir. Yurt yapılmak istenen yerin kazı ve inşaat ruhsatı olmadığı bölgedeki yapı faaliyetlerinde sorumlu olan Çankaya Belediyesi tarafından kamuoyuna açıklanmıştır. Ruhsatı olmayan bir alanda şantiye kurulması ve inşaat faaliyetlerinin başlatılması İmar Kanunu’na aykırıdır. Bu hukuk dışılığın durdurulması için Ankara Valiliği’ne yapılan başvurular ne yazık ki gözardı edilmektedir.
ODTÜ’yü hedef alan bu hukuk dışı faaliyet derhal durdurulmalıdır. Üniversitenin akademik ve idari özerkliğini hedef alan, ODTÜ’nün kampüs bütünlüğünü ortadan kaldıran Yurt Projesi’nden vazgeçilmelidir. Üniversitenin ihtiyaçları, üniversite bileşenlerinin tümünün dahil olduğu demokratik süreçler ve yapılarla çözülmelidir.”
Kuzey Ormanları Savunması, 3. Havalimanı için 2012 yılından bugüne kadar kesilen ağaç sayısını uydu görüntüleri üzerinden karşılaştırmalı analiz yaparak hesapladı ve 13 milyon ağacın kesildiğini tespit etti.
Kuzey Ormanları Savunması (KOS), orman katliamlarıyla ve kötü çalışma koşullarıyla gündeme gelen 3. Havalimanı için 2012 yılından bugüne kadar kesilen ağaç sayısını uydu görüntüleri üzerinden karşılaştırmalı analiz yaparak hesapladı.
Yapılan hesaba, 3. Havalimanı ile çevresinde yer alan havalimanı inşaatı için açılan taş ocakları ve havalimanına giriş sağlayan Kuzey Marmara Otoyolu da katıldı. Bu hesaba göre 3. Havalimanı için hazırlanan ÇED raporunda belirtildiği gibi kesilecek ağaç sayısının 2 buçuk milyon ile sınırlı kalmadığı 13 milyona çıktığı saptandı. Analize göre 2012-2019 yılları arasında havalimanı proje sahasında 8 milyon, inşaat için açılan 2 adet taş ocağı için en az 1.2 milyon, havalimanına giriş sağlayan Kuzey Marmara Otoyolu için 3.7 milyon ağaç katledildi.
6 BİN 500 HEKTARLIK ORMAN YOK EDİLDİ
Sözcü’den Özlem Güvemli’nin haberine göre, Kuzey Ormanları Savunması’ndan şehir plancısı Ayşe Yıkıcı, kesilen ağaçların kapladığı alanın yaklaşık 6 bin 500 hektar olduğunu ve bunun 4 bin hektarlık kısmının 3. Havalimanı proje sahası içerisindeki orman alanı olduğunu belirtti.
Yıkıcı, kuzey ormanlarının ‘muhafaza ormanı’ ilan edilmesi için Türkiye Ormancılar Derneği ile birlikte başlattıkları kampanyaya destek çağrısı yaparak “Kuzey Ormanları sadece İstanbul sınırları içinde yer almıyor, Bulgaristan sınırından Düzce’ye kadar uzanıyor. Orman dediğimizde aklımıza ilk gelen hep ağaç oluyor ama yaptığımız hesap aslında yok edilen bir yaşam alanının sadece bir üyesine ait verileri kapsıyor. Ağaçlar ile birlikte orada yaşayan milyonlarca canlı hem evinden oldu hem de yaşamını kaybetti. Kaybımız büyük ama Kuzey Ormanları’nın milyarca ağacı hala Trakya, İstanbul ve Anadolu’ya nefes olmaya devam ediyor. Bu katil projeleri yapma sebepleri kuzey ormanlarını tümüyle inşaat ağalarının yağmasına açmaktı. Hep birlikte bu gözü dönmüş rant ve yağma odaklarının bu hesaplarını bozabiliriz” dedi.
DOĞAL DENGE BOZULDU
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Ünal Akkemik de bu büyüklükteki bir orman alanı kaybının İstanbul’a etkilerini şöyle anlattı:
“Bu kayıp, doğal ekosistemdeki dengenin bozulması anlamına geliyor. Yaban hayatının parçalanmasına neden oluyor. İstanbul’un kuzeyinde bütün bir ormanın oksijen ve temiz hava üretim fonksiyonunun azalması demek. Kuzey rüzgarları kısmen daha az hava taşıyacak artık. İstanbul gibi metropollerde uzun vadede sıcaklıklar artıyor. İklim dengesi bozuluyor. Metropollerde yeşil alanların daha bütüncül olması gerekir. Kuzey ormanları parçalandıkça İstanbul’un ısı dengesinin korunmasındaki etkisi azalıyor. İstanbul kent ısısı giderek artıyor.”
İstanbul Beykoz’da Kuzey Kirazlı ve Güney Kirazlı özel ormanlarına 553 adet villa yapılmasını öngören projenin imar planı yayımlandı. Proje hayata geçirilirse 5 bin ağacın yerine villalar ve bağlantı yolları yapılacak.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İstanbul Beykoz’da toplam 2 milyon 470 bin 186 metrekarelik özel orman alanına 481 milyon yatırım bedeliyle 553 adet villa yapılmasını öngören projenin imar planlarını askıya çıkardı. Proje hayata geçirilirse sahil çamı, meşe, gürgen, kestane, yalancı akasya gibi türlerin bulunduğu en az 5 bin ağacın yerine villalar ve bağlantı yolları yapılacak.
CHP’nin bugüne kadar projeyle ilgili açtığı 2 farklı dava bulunuyor ve bu davaların mahkeme süreçleri halen devam ediyor.
ÇED SÜRECİNE GEREK GÖRÜLMEDİ
Proje sahasıyla ilgili geçen günlerde Çevresel Etki Değerlendirme’ye (ÇED) gerek olmadığı yönünde karar verilmişti. İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü ve Beykoz Orman İşletme Şefliği sınırları içinde bulunan söz konusu alan 1995’te “Doğal Sit Alanı”, 2018’de ise İstanbul 3 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından “nitelikli doğal koruma alanı” ve “sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı” olarak belirlenmişti.
“İMAR PLANI KABUL EDİLEMEZ”
CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yayımladığı imar planlarının iptali için kısa süre içinde dava açacaklarını söyledi:
“Giderayak ne kadar çalsak, ne kadar çok rantı cebimize indirsek kârdır diye düşünen bir anlayışla karşı karşıyayız. Beykoz’da yapılmak istenen bu doğa katliamını durduracağız.”
PİRHA – Dersim Ana Fatma Ziyareti güzergahında yol yapım çalışmalarında ağaçlar katlediliyor ve hafriyat Munzur Suyu’na dökülüyor. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan doğa aktivisti Haydar Çetinkaya ve İsmail Ateş, “Burada ağaçlar kesiliyor, doğa tahrip ediliyor. Buradan çıkarılan hafriyat Munzur kıyısına dökülüyor, bunun durdurulmasını istiyoruz” ifadelerini kullandılar.
Dersim-Ovacık Karayolunun 2. km’sinde Ana Fatma Ziyareti’ne kadar yapılacak olan yol düzenleme çalışmasında ağaçlar katlediliyor, çıkarılan hafriyat Munzur Suyu’na dökülüyor.
“AĞAÇLAR KATLEDİLİYOR, DOĞA TAHRİP EDİLİYOR”
Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan doğa aktivisti Haydar Çetinkaya, “Tunceli-Ovacık karayolunun 2.km’sindeyiz. Burada bir yol genişletme ve düzenleme çalışması var Ana Fatma’ya kadar. İlk etapta 700 m’lik alan düzenlenecek aldığımız bilgiye göre. Burada ağaçlar kesiliyor, doğa tahrip ediliyor. Buradan çıkarılan hafriyatın normal olarak belediyenin göstereceği bir alana taşınıyor olması gerekirken yolun alt kısmında çalışma olmayan Munzur kıyısına dökülüyor” dedi.
“ÇALIŞMALARIN DOĞAYA ZARAR VERMEMESİ GEREKİYOR”
“Bu şekilde yapılan çalışma; birincisi çevre mevzuatı, yüklenici firmanın bu şekliyle yaptığı durum da işgüzarlıktır. Burada maliyetten kaçıldığı görülüyor. İhalenin bütçesinden ya da iş makinası çalıştırmama açısından zarara girmemek kaydıyla ne yazık ki doğamıza zarar veriyor. Buradaki kayaçlar, topraklar ne varsa hiçbir şekilde etkilenmemesi gereken, proje dahilinde olmayan alana dökülüyor. Bu çalışmayı doğru bulmuyoruz. Mutlaka Tunceli Valiliği’ne şikayette bulunacağız” diye konuşan Çetinkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı aradık onlar il müdürlüğüne yönlendirdiler. Onlara bildirdik. Burada mevcut haliyle yol düzenlemesinde zorunlu olmadıkça doğaya, ağaçlar, milli park sahasına zarar vermemesi gerekiyor. Ayrıca bu çevre mevzuatlarında da, kanunlarda da suç teşkil ediyor.
Koca koca taşlar ağaçların gövdelerine çarpmış, yaralar oluşturmuş. Buradaki bütün hafrşyat Munzur’un içine dökülüyor. Mutlaka durdurulmasını istiyoruz. Hem valiliğin hem çevre ve şehirciliğin hem orman müdürlüğünün bu şekilde yapılan çalışmayı durdurmalarını talep ediyoruz.”
“İSTEĞİMİZ; MUNZUR’UN DOĞAL ÖRTÜSÜNE ZARAR GELMEMESİ”
İsmail Ateş ise şunları kaydetti:
“Biz tabii ki yol yapımına karşı değiliz. Dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bu kadar doğal bir yere burada kamyonla taşınması gerekirken kamyonla taşınmıyor Munzur’un içine direk dökülüyor. Yolun kenarındaki ağaçlara yazıktır. Bu ağaçlar 50-100 yılda yetişiyor. Yolun üst tarafına yol yapımına karşı değiliz. Birçok meşe gidiyor. İsteğimiz; Munzur’un kenarındaki doğal örtüye hafriyat bırakılmaması. Ağaçlar tümden zarar görüyor.
Bu çalışma; çıkarılan hafriyat uygun bir yere taşınacak. Makine alıp Munzur’un içine atıyor, maliyet azalsın diye. Herhalde ilgililer durdururlar. İl valisi kendisi görse karşı çıkar.”
PİRHA – Dersim merkezde Demiroluk mevkii boyunca uzanan dere üzerinde yol genişletme çalışmaları başladı. Bu kapsamda çarşı merkezine giden yol boyunca sıra sıra dizilen onlarca ağaç kesildi.
Dersim’de belediyenin Demiroluk Virajı Varyant Düzenleme Projesi, 19 Şubat’ta ‘Sorun niteliğinde taşıyan bu bölge duble yol olarak düzenlenip yapılan ıslah çalışması önemli bir hizmete dönüştürülmüş olacak’ diye açıklamasından sonra çalışmalar bugün devam ediyor. Bölgedeki arazilerin de bir bölümünü kapsayan projede ağaçların kesimine başlandı.
Doğa Koruma Gönüllüsü Haydar Çetinkaya tepkisini sosyal medyada şöyle dile getirdi:
“Dersim Merkez’de Demiroluk boyunca uzanan dere üzerinde yol yapım çalışmaları başladı. Çarşı merkezine giden yol boyuca sıra sıra dizilen o güzel yeşile vahşice kıyıyorlar. Kaç yılda oluştu bu güzellik ne dersiniz? Sadece araç kullananların keyfiyeti için bu güzelliğe kıymaya gerek var mıydı? Hangi çağda yaşıyoruz? Yeşili korumak yerine yeşil katlediliyor. Burada uyulması gereken tek bir şey vardı. Dikkatli ve yavaş araç kullanmak. Bu sağlanabilirdi. Fakat yol için yeşili yok ediyorlar. Bunu doğru bulmuyoruz.”
Demiroluk mevkisinin 200 metre bir alan olduğunu belirten Çetinkaya, “Burada yol olsa ne olurdu, olmasa ne olurdu. Mevcut yol neyimize yetmiyordu ki şehrimiz zaten çarpık kentleşme nedeniyle betona dönüşmüştü. Var olan yeşili de bu tür projelerle yok ediyorlar. Bugün buralar kesiliyor, yarın aile hekimliğinin bulunduğu alandaki büyük çam ağaçları” diye belirtti.
PİRHA- Kamusal alanlardaki ağaç kıyımına bir yenisi daha eklendi. Mersin Büyükşehir Belediyesi, yol yapım çalışmasında onlarca ağacı dozerle sökerek yerle bir etti. Ağaç kıyımına tepki gösteren yurttaşlar, “Limon, portakal, nar kokulu Mersin, artık çimento kokuyor. Yeter artık ağaç katliamını durdurun” dedi.
Haberin Videosu
Şehirlerdeki betonlaşma oranları gitgide artarken, kamusal alandaki plansız ve doğayı gözetmeyen çalışmalarda betonlaşmaya eklenince bir avuç kalan yeşil alanlar yok oluyor.
Mersin Büyükşehir Belediyesi de, Yenişehir İlçesi Limonluk Mahallesi’nde 2.5 Çevre Yolu’nu 3’üncü Çevre Yolu’na bağlamak için yol yapım çalışmasına başladı.
Çalışmalar esnasında yol yapım sahası üzerinde bulunan ağaçları dozer kullanarak yerle bir etti. Yolun 15 metre genişlikte olacağı öğrenilirken, ağaçların kesilmesi yurttaşların tepkisine sebep oldu. Ağaçların kesilmesini ‘katliam’ olarak yorumlayan yurttaşlar, “ yeşil alanlar bir bir yok ediliyor. Bir tarafta inşaat firmaları, diğer tarafta belediyeler, nefes alacağımız, kuşların yuva yapacağı bir yer bırakmadılar. Limon, portakal, nar kokulu Mersin, artık çimento kokuyor. Yeter artık ağaç katliamını durdurun” dedi.
Ankara Büyükşehir Belediyesi, gece saatlerinde ODTÜ’de ağaçları kesmeye başladı.
Tartışmalara neden olan ODTÜ’den yol geçirme projesinde yeni protokolün imzalanmasının ardından Ankara Büyükşehir Belediyesi ODTÜ’de ağaçkıyımına başladı.
Ozan Çepni’nin Cumhuriyet’teki haberine göre, dün akşam saatlerinde ODTÜ arazinde Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne ait 100 iş makinesi, 400 kamyon ve yüzlerce polis gece baskını ile 4.8 kilometrelik yeni yol çalışmasına ODTÜ Aysel Sabuncu Yaşam Merkezi’nin bulunduğu bölgeden ağaçları keserek başladı.
ODTÜ Mezunlar Derneği Başkanı Seyhan Çamlıgüney, şunları söyledi:
“Bugün ilan etti Rektörlük saat 6’da ve Ankara’da ne kadar dozer varsa 5-6 yerden ODTÜ’ye girdi. Talan başladı. Bizimle konuştukları gibi 40-50 metre değil, büyük bir alan yok ediyor. Hukuksuzlukla karşı karşıyayız. ODTÜ’ye ait tapu bizim üzerimizde ama bir gece ansızın girdiler. Arazimizi işgal ediyorlar. Korkunç bir toz bulutu, araçlar canavar gibi çalışıyor ve yüzlerce polis burada. Polis yolda durmaya bile izin vermiyor. Bu kadar polisin yığılması, durulması mümkün değil. Buna karşı tepki göstereceğiz ancak yaklaşamıyoruz bile. İş makinesine bile yaklaşamıyoruz. Akademik kartlarımızla bile yaklaşamıyoruz. Yürekler acısı. Elimizle tırnağımızla diktiğimiz ağaçları söküyorlar.”
NE OLMUŞTU?
ODTÜ’den geçmesi planlanan yolun proje uygulamasıyla ilgili Ankara Büyükşehir Belediyesi ile ODTÜ Rektörlüğü arasında anlaşma sağlanmıştı.
Ankara Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, imzalanan protokolle, ODTÜ Teknokent Kavşağı ile 1071 Malazgirt Bulvarı arasında bağlantıyı sağlayacak tünelin, kampüs alanının üst yüzeyine zarar vermeyecek şekilde yapılması kararlaştırıldı.
Protokolde tünelin giriş ve çıkışındaki kavşak bağlantı alanlarında gerektiğinde aç-kapa imalatları yapılması ve tahribatın minimum seviyede tutulması öngörülüyor. Tünel projesi, ODTÜ’nün gözetim ve mutabakatı çerçevesinde yürütülecek.
AĞAÇLAR ODTÜ’NÜN GÖSTERECEĞİ ALANA
Aysel Sabuncu Yaşam Merkezi’nin bulunduğu bölgeden başlayan ve ODTÜ arazisinin sınırına en yakın bölgelerinden geçerek İncek Bulvarı’na ve sonrasında Ankara Çevre Otoyolu’na bağlanacak bulvarın, Jandarma Komutanlığı Hava Radar arazisi bölgesine kadar olan ve ODTÜ alanında kalan 4.8 kilometrelik kısmının yapımına karar verildi.
Proje kapsamında nakledilecek veya kaldırılacak ağaç ve çalı gruplarının 2 katından az olmamak üzere, ODTÜ’nün göstereceği alanlara dikim yapılacak ve yol güzergahının her iki tarafında kalan kısımlar, Ankara Büyükşehir Belediyesince ağaçlandırılacak. Yol için kullanılan 36 hektarlık alan karşılığı olarak ODTÜ alanına bitişik veya en yakın bölgeden 36 hektardan az olmamak üzere alan, Ankara Valiliği’nin koordinasyonunda ODTÜ’ye tahsis edilecek.
PİRHA- PİRHA’nın haber yaptığı Gaziemir’de ağaç kıyımına tepki gösteren ekolojist Ertuğrul Barka, “İzmir’in ilk sanayi bölgesindeki ve esasında sanayi müzesi yapılması gereken fabrikalar, üretim araç ve gereçleri ya bir aileye peşkeş çekildi ya da yok edildi ve yok edilmek üzere” diye konuştu.
Gaziemir Fuar alanı ve Esbaş bölgeleri arasında bulunan ormanlık alan sanayi bölgesinin genişletilmesi adı altında kesilmiş ve dümdüz edilmişti. PİRHA’nın yaptığı haberden birkaç gün sonra tel çitlerle kapatılan alan araç ve yaya girişine kapatılmıştı.
Duruma tepki gösteren Ekolojist Ertuğrul Barka ağaç kıyıma dair PİRHA’nın sorularını yanıtladı.
DİLOVASI, ERGENE VE BURSA OVALARI KALKINMA ADINA TÜKETİLMİŞTİR
Sanayileştirilen birçok alan bildiğiniz gibi bir zaman sonra ciddi doğa sorunlarıyla karşı karşıya kalıyor. Bu örnekleri biraz açar mısınız?
İstanbul ve civarı artık yatırım yapılamaz haldedir. Trakya Ergene ovası ve çeperi tüketilmiştir. Adapazarı’nda “tarlalarda patates yerine otomobil fabrikası kurulması” gibi mantık ve yaklaşımla yapılan yatırımlarla adım atılacak yer, soluk alınacak hava kalmamıştır. Dilovası’nı bir anımsayın. Bursa Ovası otomotiv sektörü ve bunun yan sanayisiyle başlayarak, ünlü yarma şeftalisini ve yeşilliğini kaybetmiştir. Uludağ’ın vejatatif çamlarının tepeleri hava kirliliğinden sararıp kurumaktadır. Kısacası Marmara ve Batı Karadeniz bölgelerindeki yaşam, kalkınma adına tüketilmiştir.
Buna bağlı olarak uzun zamandır İzmir’de gelişen iş alanı ve sermayenin İzmir’e yönelmesinin sebepleri nelerdir?
İzmir, etrafındaki verimli tarım alanlarıyla, deniz ve karayolu ulaşımlarıyla, liman olanaklarıyla, enerji nakil hatlarıyla, petrol rafinerileri, petrokimya ürünleriyle, sermaye deneyim ve birikimiyle, organize sanayi bölgeleri-küçük sanayi siteleriyle, eğitimli iş gücüyle, kültürüyle ve bunun yanı sıra tarihi Çeşme, Bergama, Efes, Meryem Ana, Kuşadası vb. yerlerle çevrili olmasıyla yatırımcılar için oldukça çekici bir yatırım alanıdır. Gerek merkezi hükümetlerin gerekse yerel yönetimlerin de sermayeden yana tavır alması ve tamamen onların bakış açılarından değerlendirmeler yapmaları İzmir’e akışlarını sağlamaya başlamıştır. Geçmiş yıllarda elli bin metre kare iş ve büro alanı satılamayan İzmir’de bir milyon metre karelik satış potansiyeline ulaşılmıştır.
İzmir’in civarındaki yerleşim yerlerindeki gayrî menkul değer artışlarına bir bakın; Urla, Kemalpaşa, Seferihisar, Karaburun gibi yerlerde neredeyse bir metre kare alınıp, satılacak alan kalmadı ve fiyatları da son senelerde katlayarak arttı.
ÇANKAYA, BASMANE, OTELLER SOKAĞI GİBİ YERLER PEŞKEŞ İLE YOK EDİLECEK
İş alanının sermayeye açılmasıyla birlikte Tariş, Havagazı, Alsancak ve Basmane’de yapılması kararlaştırılan projeler birbiriyle bağlantılı mıdır?
Elbette. Körfez dip çamurunun İzmirlinin yüzmesi için temizlenmek istendiği iddiasına ancak aptallar inanabilir. O bile şüpheli ya. Bir holdinge peşkeş çekilmek üzere İzmir Körfezi ve Alsancak Limanı hazırlanıyor. Limanın kapasitesi artırılıyor. Yüksek DWt.luk (tonaj) gemilerin yanaşabilme koşulları oluşturuluyor. Antrepolar, depolar, park alanları, yönetim binaları, vb. gerekli şeyler. İzmir’in ilk sanayi bölgesindeki ve esasında sanayi müzesi yapılması gereken fabrikalar, üretim araç ve gereçleri ya bir aileye peşkeş çekildi ya da yok edildi ve yok edilmek üzere. Böylesi sanayi yoğunluğu, deniz ticaret potansiyeli için de Basmane Çukuru’nun da şekillendirilmesi gerekiyordu. Bundan Kültürpark’ta elbette etkilenecektir! Kültürpark’la birlikte Basmane, Oteller Sokağı, Çankaya ve geniş çevresi de etkilenerek yok olacaktır. İzmir yok edilip farklı bir kent ve yaşam tarzı oluşacaktır. İnsanlar kentlerine yabancılaşacaklar ve bu da ilgilerinin azalması nedeniyle direnmemelerine, kentlerinin daha da yağmalanmasına sessizce katlanmalarını getirecektir kent yaşamına; istenen ve izlenen süreç budur. Bu yağmaya, talana ve yalanlara karşı direnenler de var elbette.
İKTİDARLARI DA SERMAYE BESLEMEKTE
ESBAŞ ve İzmir Fuar alanı arasında sanayi bölgesinin genişletilmesi için yapılan ağaç kıyımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bakanlık, belediye gibi resmi kuruluşlar tam olarak bu sermaye yönelimi ve kıyımın neresinde durmaktadır?
İzmir’de nelerin yapılmak istendiğini yukarıda sıraladım. Bu sanayi nereye yerleşecek? OSB (Organize Sanayi Bölgeleri) ve serbest bölgelere elbette. Bunun dışındaki verimli tarım alanlarına da yerleşmelerin olacağını gözardı etmemek gerek. Zeytinlikleri yok etmeye, buraları madenciliğe açmaya çalışan, ormanları ağaç, kereste, reçine, kolofan, vb. hammadde depoları gibi gören hükümetlerin yeni sanayi alanları, genişleme ve büyüme alanları için doğa için endişelerinin olması beklenemez. Böyle olunca da yatırımcıların bu alanların işletmecilerinin de doğal yıkımlara neden olacak davranışlardan kaçınmaları beklenemez. Esasında önlerini bu yönde açacak iktidarları da bu sermaye belirlemektedir, sonuca şaşıracak bir durum yok yani.
Yerel yönetimler, sonuçta merkezi iktidarın çıkardığı yasaları uygulamaktadırlar. Bu iktidarlara karşı bir iş ve işlem yapmaları olası değildir. Türkiye’nin herhangi bir bölgesindeki kentin kararları Ankara’dan verilmektedir. O kentin halkın oylarıyla seçilmişlerinin ve halkın istemlerinin önemi yoktur! Kaldı ki, belediyeler de merkezin hışmından korunabilmek için onların istem ve projelerine kolayca boyun eğmektedirler. Boyun eğmeyenlerin de görevlerinden alındıklarını ve kayyumlara devredilmiş belediyelerinin neler yaptıklarını biliyoruz.
PİRHA- Gaziemir Aktepe’de bulunan İzmir Expo Fuarı’nın karşısındaki ormanlık alana iş makinelerinin girmesi ile yüzlerce ağaç kesildi. Ağaçların bulunduğu alan iş makineleri ile dümdüz edilirken, ormanlık alanının son halini PİRHA görüntüledi.
2013 yılında Gaziemir’de inşa edilen yeni Fuar Alanı’nın inşaatı başlamadan önce, zeytin ağaçlarının kesildiği kamuoyunca gündeme gelmişti. 2013 yılında inşaat yapımına başlamadan önce çekilen fotoğraf ile inşaatın başlamasından sonra çekilen fotoğraflarda ağaçların kesildiği net olarak görülmüştü.
2017 yılında tekrar böylesi bir vaka gündeme geldi. Fuar İzmir alanının tam karşısında bulunan ormanlık alanda hangi proje adına yapıldığı bilinmeyen ağaç kıyımı gerçekleşti. Zeytin ve çam ağaçlarının bulunduğu yapılan ağaç kıyımının onlarca dönüm olduğunu belirten bölge halkı, kıyımın yapıldığı bölgeye araç girişinin yasaklandığını belirtti. İş makinelerinin olduğu alana giden PİRHA kıyımın boyutunu ortaya çıkardı.
‘Özel Arazi Girmek Yasaktır’ tabelası ile karşılaşılan alan demir bariyerlerlerle insan ve araç girişine yasaklanmış durumda bulunuyor. İş makinelerinin açıkça alanın üst taraflarında çalışıldığı görülürken, kıyımın yapıldığı alan çıplak olarak tamamen görülebiliyor. Daha ileride ise kesilen çam ağaçları hala yerinde dururken, beton bloklar ile arazinin tamamen çit ile kapatılması için hazır bekletiliyor. Ormanlık alanın çöp ve hafriyat yıkıntısı haline getirildiği alanda ise çalışmalar hala devam ediyor.
Kıyımın yapıldığı alanda ne tür proje yapılacağına dair sorularımızı yanıtlamaktan çekinen özel güvenlik görevlileri duruma sessizliklerini koruyor. İşte PİRHA’nın görüntülediği fotoğraflarla ağaç kıyımı.