Etiket: ağır hasta mahpus

  • Ağır hasta mahpus Fevzi Arslan için tahliye çağrısı-VİDEO

    Ağır hasta mahpus Fevzi Arslan için tahliye çağrısı-VİDEO

    PİRHA- Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, Suluca Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesinde tutulan 58 yaşındaki ağır hasta mahpus Fevzi Arslan’ın durumunu dikkat çekti. Açıklamada, “Durumunun ağırlığı doktor raporlarında ve yapılan tetkiklerde açıktır ve hapishanede kalamayacak durumdadır” denilerek acil olarak tahliyesinin sağlanması için gerekli girişimlerde bulunulması çağrısında bulundu.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 570. haftasında yaptıkları basın açıklamasında hapishanelerde hasta mahpusların yaşamış olduğu sorunları bir kez daha gündeme getirdi.

    Bu haftaki eylemde, Suluca Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesinde tutulan 58 yaşındaki ağır hasta mahpus Fevzi Arslan’ın durumuna dikkat çekildi. Sakarya Caddesi’nde yapılan açıklamayı İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube Eş Başkanı Nuray Çevirmen okudu.

    “HAPİSHANELERDE EN AZ 1412 HASTA MAHPUS BULUNUYOR”

    Çevirmen, İnsan Hakları Derneği olarak tespit edebildikleri kadarıyla Türkiye hapishanelerinde 161’i kadın ve 1251’i erkek olmak üzere en az 1412 hasta mahpus bulunduğunu hatırlatarak, “Ağır olarak tarif edebileceğimiz 335 mahpus bulunmaktadır. Bunlardan 230’u tek başına yaşamını devam ettiremiyor ve 105’inin de desteğe ihtiyacı bulunmakta ayrıca 188 mahpusun ise hastalıkları nedeniyle sürekli olarak kontrol edilmesi gerekmektedir. Hasta mahpusların hapishane koşullarında yaşamaları mümkün olmamasına ve tedavilerde yaşanan aksaklıklardan kaynaklı olarak durumlarının giderek ağırlaşmasına rağmen tahliyeleri sağlanmıyor” diye konuştu.

    İŞKENCEDE ÖLDÜ SANILARAK MORGA KONULDU

    2018 yılında tutuklanan Arslan’ın 15 gün boyunca Urfa TEM şubesinde ağır işkencelere maruz kaldığı ve öldü sanılıp morga konulduğu bilgisini veren Çevirmen, “2018 yılında uygulanan elektrikli işkenceden dolayı beyin kanaması meydana gelmiş, pıhtılaşma oluşmuş, zamanında müdahale edilmediğinden iltihap meydana gelmiştir. ATK raporunda işkenceler tespit edilmesine rağmen tedavisi yapılmayan ve çok şiddetli baş ağrıları yaşayan Arslan için çekilen beyin MR sonuçları dikkate alınmamış ve tahliller, muayeneler düzgün yapılmamıştır. Durumunun gittikçe kötüleşmesiyle, ailesi tarafından beyin MR sonuçları özel doktorlara gösterilmiş ve verilen bilgiye göre; beyninde meydana gelen tahribattan ve iltihaptan kaynaklı olarak beyin erimesi yaşamaktadır” dedi.

    “ALZHEİMER VE PARKİNSON OLABİLECEĞİ ŞÜPHESİ OLUŞMUŞTUR”

    Çevirmen, durumu ağır olmasına rağmen tek başına tutulan Arslan’ın Alzheimer ve Parkinson olabileceği şüphesinin oluştuğunu aktararak, “Yoğun baş ağrıları çekiyor, başından bacaklarına kadar uyuşmalar meydana geliyor. Çeşitli zamanlarda baygınlık geçiriyor ve baygınlık geçirdiğinde müdahale imkanı olmuyor. İlaçları kullanması gerekmesine rağmen kullanıp kullanmadığını bilemediği zamanlar oluyor, yapması gerekenleri unutuyor, aç olduğunu bilmiyor, ailesini tanımada güçlük çekiyor. Görüşlerde ailesini tanıyamadığı zamanlar oluyor. Yine doktorların verdiği bilgiye göre tahliye olmadığı ve tedavisi uygun koşullarda yapılmadığı takdirde bu şekilde sadece iki yıl yaşayabilecektir. Ailesi tarafından uzman başka bir doktora raporları gösterilmiş ve doktor tarafından da anlatımlara, çekilen filmlere ve verilen raporlara göre de Dejeneratif Beyin hastalıklarından Alzheimer ve Parkinson olabileceği şüphesi oluştuğunu aktarmıştır” diye belirtti.

    TAHLİYE ÇAĞRISI

    Yaşamı risk altında olan Fevzi Arslan’ın bir an önce tahliye edilmesi çağrısında bulunan Çevirmen, “Fevzi Arslan’ın yaşamı risk altındadır. Bir an önce tahliye edilerek sağlıklı koşullarda tedavisinin yapılması gerekmektedir. Durumunun ağırlığı doktor raporlarında ve yapılan tetkiklerde açıktır ve hapishanede kalamayacak durumdadır. Acil olarak tahliyesinin sağlanması için gerekli girişimlerde bulunulmalıdır. Bizler; Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 570. Haftada, hasta mahpusların durumlarını dile getirdik. Mahpusların yaşamış olduğu tüm sorunlar, kalıcı bir şekilde çözülünceye kadar taleplerimizi dile getirmeye ve kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • İHD İzmir Şubesi’nden hasta mahpus Felam Aker’in tahliyesi için çağrı-VİDEO

    İHD İzmir Şubesi’nden hasta mahpus Felam Aker’in tahliyesi için çağrı-VİDEO

    PİRHA- Ağır hasta mahpus Felem Aker’in durumuna dikkat çeken İHD İzmir Şubesi, Aker’in tahliyesinin derhal gerçekleştirilmesi ve sağlıklı koşullarda tedavisinin sağlanması çağrısında bulundu.

    İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi’nin hasta tutukluların durumuna ilişkin iki haftada bir düzenlediği eylem bu hafta da Konak Eski Sümerbank önünde devam etti.

    “Hasta mahpuslar ölüyor susma suça ortak olma” pankartı açıldığı açıklamanın Kürtçe metnini İHD İzmir Şubesi Eş Başkanı Zilan Gümüş okurken Türkçe metini ise İHD İzmir Şube Yöneticisi Yusuf Dağkaya okudu.  Bu haftaki eylemde Van T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan Felem Aker’in durumuna dikkat çekildi.

    “CEZAEVİ KOŞULLARINDA DÜZENLİ TEDAVİ GÖREMİYOR”

    2022 yılında cezaevine giren ve birçok hastalığı bulunan Felem Aker’in cezaevi koşulalrında düzenli tedavi imkanlarının bulunmadığı vurgu yapılan açıklamada, “Ailesi tarafından verilen bilgilere göre çok sayıda sistemik rahatsızlıkla mücadele etmektedir: 14 Aralık 2024’te safra kesesi ameliyatı geçirmiştir. Ancak ameliyat sonrası karın ağrıları ve sindirim problemleri devam etmiştir. Bethesda III kategorisinde tiroit nodülü ve Haşimato tiroiditi şüphesi bulunmaktadır. Kronik gastrit, gastroözofageal reflü ve CA 19-9 tümör marker yüksekliği gibi ciddi sindirim sistemi hastalıkları mevcuttur. İyonize kalsiyum düşüklüğü, astım ve kronik servisit gibi diğer sistemik rahatsızlıkları da tabloya eşlik etmektedir. Bu hastalıklar sürekli tıbbi izlem, düzenli tedavi ve beslenme desteği gerektirmektedir. Ancak cezaevi koşullarında bu süreçlerin hiçbirisi sağlıklı bir şekilde yürütülememektedir” denildi.

    “TEDAVİ DEVAM ETTİRİLMEDİ”

    Açıklamada Felem Aker’in çok sayıda ciddi rahatsızlığının olduğu ve cezaevi koşullarında kalamayacağı belirtildi. Felem Aker’in 4 Haziran 2025’te geçirdiği atak sonucu gözlem altına alındığı söylenen açıklamada, “Nörolojik belirtiler göstermiş olmasına rağmen felç ihtimali değerlendirilmemiş, durum psikolojik olarak nitelendirilmiş ve kapsamlı bir tedavi uygulanmamıştır. Bu, hasta güvenliği açısından açık bir ihmal teşkil etmektedir. 6 Haziran’da yeniden hastaneye götürülmüş, ancak tekrar kısa süreli bir gözlem sonrası cezaevine iade edilmiştir. Tüm bu süreçlerde ne doğru bilgi verilmiş ne de tedavi devam ettirilmiştir. Ancak tüm bu ciddi sağlık sorunlarına rağmen halen cezaevinde tutulmaya devam edilmektedir” diye belirtildi.

    “TAHLİYESİ DERHAL GERÇEKLEŞMELİ”

    Hakkında mahkeme kararıyla vasi atanmış olan Felam Aker’in öz bakımını sürdüremeyeceği yargı kararıyla da tescillendiğinin hatırlatıldığı açıklamada Felem Aker’in, tahliyesinin derhal gerçekleştirilerek, sağlıklı koşullarda tedavisinin sağlanması talep edildi. Açıklamanın devamında, “Kanuni olan bu haktan tüm hasta mahpuslar eşit bir şekilde yararlanmalı ve uygulamada hiçbir ayrımcılığa yer verilmemelidir. Ancak uygulamada, hasta mahpusların yasadan yararlanamamaları için her türlü engeller konulmaktadır. Bizler; İnsan Hakları Derneği Hapishane Komisyonu olarak Hasta Mahpusların durumlarını dile getirdik. Mahpusların yaşamış olduğu tüm sorunlar, kalıcı bir şekilde çözülünceye kadar taleplerimizi dile getirmeye ve kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz” ifadeleri kullandıldı.

    Açıklama, alkışlarla sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

  • 57 yaşındaki ağır hasta mahpus Fevzi Arslan için tahliye çağrısı-VİDEO

    57 yaşındaki ağır hasta mahpus Fevzi Arslan için tahliye çağrısı-VİDEO

    PİRHA- Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi üyeleri, Adana Suluca Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan 57 yaşındaki ağır hasta mahpus Fevzi Arslan’ın tahliye edilmesi çağrısında bulundu.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi üyeleri hasta mahpusların durumuna dikkat çekmek için eylemlerinin 537’nci haftasında bir kez daha Sakarya Caddesi’nde bir araya gelerek basın açıklaması düzenledi. Eylemde İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube Eş Başkanı Ömer Faruk Yazmacı açıklamayı okudu.

    Yazmacı, 2024 yılı içinde tespit edebildikleri kadarıyla en az 32 tutuklunun hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirdiğini söyledi. Yazmacı, bu haftaki eylemlerinde; Adana Suluca Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan 57 yaşındaki ağır hasta tutsak Fevzi Arslan’ın durumunu aktardı.

    BEYİN ERİMESİ YAŞIYOR

    Yazmacı, ağır hasta tutsak Fevzi Aslan’ın durumuna ilişkin şu bilgileri paylaştı:

    “2018 yılında tutuklanan Arslan, 15 gün Urfa TEM şubesinden ağır işkencelere maruz kalmış, işkencelerden kaynaklı bayılan Fevzi Arslan, öldü sanılıp morga konulmuştur. Tutuklandıktan sonra Urfa 1 Nolu T Tipi Kapalı Hapishanesi’ne konulmuştur. 2018 yılında uygulanan elektrikli işkenceden dolayı beyin kanaması meydana gelmiş, pıhtılaşma oluşmuş, zamanında müdahale edilmediğinden iltihap meydana gelmiştir. ATK raporunda işkenceler tespit edilmesine rağmen tedavisi yapılmayan ve çok şiddetli baş ağrıları yaşayan Arslan için çekilen beyin MR sonuçları dikkate alınmamış ve tahliller, muayeneler düzgün yapılmamıştır. Durumunun gittikçe kötüleşmesiyle, ailesi tarafından beyin MR sonuçları özel doktorlara gösterilmiş ve verilen bilgiye göre; beyninde meydana gelen tahribattan ve iltihaptan kaynaklı olarak beyin erimesi yaşamaktadır.

    DURUMU AĞIR VE TEK BAŞINA TUTULUYOR

    Durumu ağır olmasına rağmen tek başına tutuluyor. Yoğun baş ağrıları çekiyor, başından bacaklarına kadar uyuşmalar meydana geliyor. Çeşitli zamanlarda baygınlık geçiriyor ve baygınlık geçirdiğinde müdahale imkanı da olmuyor. İlaçları kullanması gerekmesine rağmen kullanıp kullanmadığını bilemediği zamanlar oluyor. İlacını almıyor, yapması gerekenleri unutuyor, aç olduğunu bilmiyor, ailesini tanımada güçlük çekiyor. Son görüş esnasında kendi kızını tanıyamamıştır. Yine doktorların verdiği bilgiye göre tahliye olmadığı ve tedavisi uygun koşullarda yapılmadığı takdirde bu şekilde sadece iki yıl yaşayabilecektir.

    TEDAVİSİ YAPILMIYOR

    Urfa’dan yaklaşık 7 ay önce Adana Suluca Yüksek Güvenlikli Hapishanesine sürgün edilen Fevzi Arslan’ın bu ağır hastalığının yanı sıra karın fıtığı da var, tedavisi de yapılmamıştır. Korsenin faydası artık kalmamış ve acilen ameliyat olması gerekmektedir. Ayaklarındaki çatlama nedeniyle bundan kaynaklı günün 24 saati ağrı çekiyor. İşkenceler sonucunda bedeninde ağır ve kalıcı hasarlar meydana gelmiştir. Aralık ayında iki defa hücresinde sinir krizi geçirmiştir. 6 ayda bir MR çekilmesi gerekçesine rağmen çekilmiyor. Hapishanede devam eden ağız içi arama ve onur kırıcı aramalardan kaynaklı olarak tetkik ve tedavileri aksıyor.”

    Arslan’ın yaşamının risk altında olacağını belirten Yazmacı, acil olarak tahliyesinin sağlanmasını talep etti.

    PİRHA/ANKARA

  • Ağır hasta mahpus Abdulkadir Kuday hayatını kaybetti

    Ağır hasta mahpus Abdulkadir Kuday hayatını kaybetti

    PİRHA – Yaşadığı ağır sağlık sorunlarına rağmen tahliyesi engellenen ALS hastası Abdulkadir Kuday, tutulduğu Metris R Tipi Kapalı Cezaevi’nde hayatını kaybetti. 

    Metris R Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan ve yaşadığı sağlık sorunlarına rağmen tahliye edilmeyen tutuklu Abdulkadir Kuday (52), bu sabah saatlerinde hayatını kaybetti. Kuday’ın kardeşi Salih Kuday, ağabeyinin bu sabah saatlerinde cezaevinde hayatını kaybettiğini bildirdi. Kardeş Kuday, cenazeyi almak için yola çıkacaklarını aktardı.

    YANLIŞ TEŞHİS KONULDU

    Kuday, Mardin’in Kızıltepe ilçesinde 2014 yılında tutuklanarak önce Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ne konuldu, ardından Tekirdağ T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi. Kuday’a 4 yıl sonra kamuoyunun baskısı sonucu 2021 yılında sevk edildiği hastanede ilk olarak bel fıtığı teşhisi konuldu. Ancak ağrılarının artması üzerine yeniden hastane sevki yapılan Kuday’ın tetkikler sonucunda Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) hastalığına yakalandığı belirlendi. Felç kalarak, yürüyemez hale gelen Kuday, 1 Aralık 2021 tarihinde Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi’ne sevk edildi.

    TAHLİYE ENGELLENDİ

    Kuday hakkında hastane “cezaevinde yaşamını idame ettiremez” yönünde rapor verdi. Ancak Kuday’ın R (Rehabilitasyon) Tipi Cezaevi’nde kalabileceği şeklinde rapor hazırlanması üzerine 12 Ocak 2022 tarihinde Metris 2 Nolu R Tipi Cezaevi’ne sevk edildi.

    Kuday’ın durumu burada daha da ağırlaştı. Ancak yine tahliyesi gerçekleştirilmedi. 20 Ağustos’ta Kuday, durumunun ağırlaşması üzerine Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastalığına rağmen tahliye edilmemesine tepki göstererek tedaviyi reddeden Kuday, yeniden cezaevine götürüldü.

    SON İSTEĞİ ÇOCUKLARININ ARASINDA OLMAKTI

    Birlikte tutulduğu ağır hasta tutsak Serdal Yıldırım, 19 Ağustos’ta “şartlı” tahliye edilirken, Kuday’ın son isteğini şu sözlerle aktarmıştı: “Son günlerimi çocuklarımın arasında ailemin yanında geçirmek istiyorum.”

    Kuday’ın avukatları ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri, Kuday’ın tahliyesi için geçtiğimiz günlerde Adalet Bakanlığı başta olmak üzere birçok yere başvuruda bulundu. Ancak başvurular yanıtsız kaldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Şimel Çam: Beşiri T Tipi Cezaevi’ndeki babam ağır hasta, ayakta dahi duramaz halde

    Şimel Çam: Beşiri T Tipi Cezaevi’ndeki babam ağır hasta, ayakta dahi duramaz halde

    PİRHA -72 Yaşındaki hasta tutuklu Mehmet Emin Çam’ın kızı Şimel Çam, Beşiri Cezaevi’nde kalan babasının ve diğer tutukluların yaşadığı sıkıntıları, baskıları anlattı. Şimel Çam, tüm tutukluların baskılardan dolayı başka illere sevk istediğini belirterek “Bir grup mahkum halay çektikleri için tüm koğuşa hücre cezası verildi. Babam ağır hasta, ayakta dahi duramaz halde. Sürecin böyle devam etmesi sebebiyle çok kaygılıyım” dedi.

    Mehmet Emin Çam, 2012 yılında DBP Siirt İl Eş Başkanıyken KCK yapılanması kapsamında tutuklanıp 10 ay cezaevinde kaldı. Devam eden mahkeme sonrasında Çam, 9 yıl daha ceza aldı.

    72 yaşındaki Mehmet Emin Çam, 14 Mart 2022 yılında cezası onandıktan sonra tutuklandı ve Batman M Tipi Cezaevine götürüldü. Çam, tutukluluğunun ilk iki ayında tek başına hücrede tutuldu. Cezaevi sürecinin ilk dönemlerinde hücresinde sandalye ve masa dahi olmayan Mehmet Emin Çam, yemeğini de ayakta yemek zorunda kaldı. Sonrasında Beşiri T Tipi Cezaevi’ne gönderilen Çam’ın sağlık sorunları da burada katlanarak arttı.

    Mehmet Emin Çam’ın Kızı Şimel Çam, babasının sağlık sorunları hakkında PİRHA‘ya konuştu.

    “BABAMIN BEYNİNDE UR TESPİT EDİLDİ”

    Şimel Çam, babasının 2013 yılında cezaevinden çıktıktan sonra beyninde tümör tespit edildiğini belirterek şöyle devam etti:

    “2013 yılında cezaevinden çıktıktan sonra babamız fenalaşınca hastaneye götürmüştük. Doktorlar, bu hastalığın ileride tekrar yenileyebileceğini söylemişti. Şu an ise hastaneye götürülmüyor. Ayrıca yaz kış babam bir türlü ısınamıyor, çünkü böbrek hastalığı da mevcut. Ayrıca hapishanedeyken bir de safra kesesi ameliyatı geçirdi. Bunlar haricinde bir hastalığı yoktu ancak 4 ay önce cezaevindeyken bir de kalp krizi geçirdi. Babamın gözlerinde de bir bozulma oldu ve astigmat oluştu. Ayrıca kulaklarında da işitme problemleri başladı.”

    AYNI KOĞUŞTA 3 AĞIR HASTA MAHPUS

    Şimel Çam, Mehmet Emin Çam’ın 14 kişilik koğuşta başka hasta mahpuslarla tutulduğunu da söyledi.

    Çam, psikolojik hastalığı ileri derecede olan bir tutuklunun dahi tahliye edilmediğini ifade ederek, “Babamla yaptığımız görüşmelerde kendisi haricinde 2 hasta tutuklunun daha olduğunu söyledi. Birisinin şu an kanser teşhisi sonrasında hastaneye yatırıldığını öğrendim. Bir de İhsan Kaya isimli bir tutuklunun psikolojik sorunları olduğu bilgisini aldım. Bu tutuklunun sorunları hat safhada. Yemek yemeyi, ilaçlarını içmeyi dahi unutuyor. Bunların haricinde 5 yaşlı tutuklu daha var. Onların da hastalıkları mevcut ancak babam en çok İhsan Kaya ve Nurettin Dayan’ın sorunlarına dikkat çekti. Yani aynı koğuşta 3 ağır hasta mahpus var” dedi.

    “AĞIZ İÇİ VE ÇIPLAK ARAMA SONRASI KALP KRİZİ GEÇİRDİ”

    Şimel Çam, babasıyla son yaptığı görüşmede unutkanlık sorununun arttığını aktardı. Çam, “Babamın, pazartesi günleri telefon hakkı mevcut ancak arkadaşları hatırlattığında ancak arayabiliyor” diyerek şöyle devam etti:

    “Unutkanlık öyle artmış ki babam, havalandırmaya çıkmayı dahi unutuyor. Bu unutkanlığı beynindeki ura (tümör) bağlıyoruz. Babam cezaevindeyken bir de felç geçirdi. İlk başta sol tarafında hissizleşme başladı. Defalarca kez başvuruya rağmen hastaneye götürülmüyordu. Sonra hastaneye götürülürken ağız içi ve çıplak arama dayatılmış. Babam da bunun üzerine hastaneye gitmek istememiş. Zaten hemen sonrasında da kalp krizi geçirdi. Şu an halen bir damarında tıkanıklık var ve her an bir kalp krizi geçirme ihtimali yüksek.”

    “SİYASİLERİN BULUNDUĞU KOĞUŞA YÖNELİK FAŞİZAN YAKLAŞIM MEVCUT”

    Şimel Çam, babasıyla yaptığı görüşmelerde cezaevi yönetimi ve gardiyanların yaklaşımları konusunda da bilgi aldığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “Cezaevinin yönetimi çok sıkıntılı. Sadece hasta tutsaklara yönelik bir durum yok tüm tutuklulara yönelik kötü bir yaklaşım var. Beşiri’de siyasilerin bulunduğu yalnızca bir koğuş var. Bu koğuşa yönelik yaklaşım çok faşizanca. Açıkçası babam, diğer tutuklulara kıyasla daha çok şey aktarıyor. Diğer tutuklularda, tutanak tutulacak diye biraz çekingenlik var. Babam daha önceden de bu tür ihlaller yaşadığı için bu haksızlığa karşı duruyor ve olanları bana aktarıyor. Babamın ve diğer hastalara ilaçların verilmemesi durumu söz konusuydu. Babam ömür boyu kullanması gereken ilaçlar alıyor. Kan sıvılaştırıcı ilaçlar da dahil toplamda 15 çeşit ilaç kullanıyor. Bu ilaçlar bir süre babama verilmedi. Babam bu durumu bize aktarmıyordu, görüşe gittiğimde renginin sarardığını fark ettim. Ayrıca o dönem dalgınlığı da vardı. İlaçların o dönem kendisine verilmediğini öğrendim. Cezaevi yönetimi ‘Elimizde ilaç yok, bulamıyoruz’ gerekçesi ile hastaları mağdur etmiş. Bu durum basında gündemleşince 3 gün sonrasında ilaçlar verilmeye başlanmıştı. Açıkçası hasta tutsakları ölüme terk etme amaçları var. Adalet Bakanlığı’nın yaklaşımı da sanki cezaevleri güllük gülistanlık gibi.”

    “BİR SORU ÖNERGRESİ VERİLİYOR AMA BİR KAÇ GÜN SONRA UNUTULUYOR” 

    Şimel Çam, muhalefet partilerinin hasta mahpuslar konusuna ilişkin tutumunu da değerlendirdi.

    Çam, muhalefetin etkin bir eylem geliştiremediğini söyleyerek şöyle devam etti:

    “Evet bir hareketlilik var ama çok eksik. Ancak konunun üzerine şu yöntemle gidiliyor, bir hasta tutuklunun ailesinin başvurusu olduğunda kalkıp o gün bir soru önergesi veriliyor ama birkaç gün sonra açıkçası unutuluyor. DEM Parti ve CHP’li birkaç vekil de bu konunun üzerinde duruyor. Ama bu yapılanlar yetmiyor. Bu yapılanların bir ses getireceğine inanmıyorum. Bu durumu, acıyı ancak çeken bilir. Konunun gündemleşmesi için illa bu acıya maruz kalmak mı gerekiyor? Açıkçası ben Sezgin Tanrıkulu ile iletişim kurmak istemiştim. Defalarca kez kendisine mesaj yazmama rağmen bir geri dönüş alamadım. Bu girişimi sadece babam için değil, ben de o dört duvar arasındaki yaşamı bildiğim için yapıyorum. Oradaki zorlukların ne olduğunu nelerin yaşatıldığını biliyorum. 6 yıl cezaevinde kaldım, çok vahim durumların yaşatıldığını da söyleyebilirim.

    “MUHALEFET PARTİLERİ BİRLEŞİP ‘SÜRESİZ’ ŞEKİLDE BİR ŞEYLER YAPMALI”

    Parlamenterler, bazı gündemleri bu sorunun önüne koymasalar belki bir şeyler yapılabilir. Açıkçası muhalefet partileri birleşip süresiz şekilde bir şeyler yapmalı. Sadece haftada bir yapılan basın açıklaması ya da birkaç milletvekilinin konuya dair önerge sunması ile bu sorunun çözüleceğini düşünmüyorum. Babam 3 yıldır içeride ve biz 3 yıldır mücadele yürütüyoruz. Babam her defasında kalp krizi geçirdiğinde ya da ilaca verildiğinde ancak gündem olabiliyor. 9. Yargı paketinden bahsedildi, açıkçası bu halkın umutlarıyla da oynadılar. İnsanları hayal kırıklığına uğrattılar. Vekillerin attığı tweetler nedeniyle çok umutlanmıştım ama bu konunun da üzerine maalesef gidilmedi. Fakat milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nu takdir ediyorum bu konunun üzerinde gerçekten duran bir vekil diyebilirim ama tek başına olduğu için yetersiz kalıyor. Bütün vekiller aynı azimle davranırlarsa inanıyorum ki bir şeyler olur.”

    “BABAM ‘YETER Kİ KURTULAYIM’ MANTIĞIYLA SEVKİNİ İSTEMİŞ, AİLEYİ DAHİ DÜŞÜNMEMİŞ”

    Sürecin devam etmesi sebebiyle çok kaygılı olduğunu dile getiren Çam, “Oradaki tutukluların hepsi aynı şekilde sevkini istemiş. Hatta sürgün olduklarında mahkumlar seviniyor. Ailesine yakın olan tutuklular dahi sevkini istiyor. Çünkü burada infaz yakılıyor, sürekli ceza ve tutanaklarla karşılaşıyoruz. Yani mahkumlar, farklı cezaevlerinde umut arıyor. Adli tutuklular da aynı şekilde zorluk yaşıyor. Onların da tahliye edilmediği durumlar oluyor” dedi.

    AYAKTA DURAMADIĞI HALDE ‘HALAY ÇEKTİĞİ’ İDDİASIYLA HÜCRE CEZASI VERİLDİ

    Şimel Çam, babasının olduğu cezaevinde 15 Ağustos’ta tutuklular halay çektiği için tutanak tutulduğunu belirterek şunları kaydetti:

    “Erdal Doğan isimli bir tutukluya 3 yıldır tahliye vermiyorlarmış. ‘Tahliye veriyoruz’ denilince sevinçle 5 tutuklu, halay çekmiş. Diğer Tutuklular da alkış ve ıslık çalmışlar. Bunun üzerine 15 gün boyunca tüm koğuştakilere hücre cezası verilmiş. 18 Eylül’de mahkemeleri görüldü, savunmaları alındı. Cezaevinde görüntüler de var, halay çekenler kendileri belirtiyor zaten ‘Mehmet Emin Çam ve birkaç kişi halay çekmediler’ diye de ifadeler mevcut. Hatta ‘Bunlar hasta tutsaklar ayakta duramayacak durumdalar’ diye ifadeler de var. Babam da verdiği ifadede ‘Keşke ayağım böyle olmasaydı ben de halay çekseydim’ dedi. Kimi tutukluların cezaları az kaldığı için bu olanlar sebebiyle kuruldan geçirilmeyeceği konuşuluyor.”

    Eren Güven-Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • 646. F Oturması: Ağır hasta mahpus Devrim Ayık serbest bırakılsın-VİDEO

    646. F Oturması: Ağır hasta mahpus Devrim Ayık serbest bırakılsın-VİDEO

    PİRHA – İHD Hapishane Komisyonu 646. F Oturması’nda halen Eskişehir H Tipi Hapishanesi’nde tutulan yüzde 76 engelli ağır hasta mahpus Devrim Ayık’ın serbest bırakılması gerektiğini söyleyerek yetkilileri göreve, kamuoyunu duyarlılığa çağırdı.

    İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun hasta mahpuslara dikkat çekmek amacıyla düzenlediği F Oturması’nın 646. Haftasında ağır hasta mahpus Devrim Ayık’ın sağlık durumu paylaşıldı. Açıklamada, “Devrim Ayık serbest bırakılsın”, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Tedavi haktır engellenemez” sloganları atıldı.

    Basın açıklamasını komisyon adına Nimet Tanrıkulu okudu.

    “AYIK’IN YAŞAMI TEHLİKEYE ATILMAKTADIR”

    646. F Oturmasında halen Eskişehir H Tipi Hapishanesi’nde tutulan ağır hasta ve engelli mahpus Devrim Ayık’ın
    2006 yılında geçirdiği kaza sonucu bir gözünü tamamen kaybettiği ve diğer gözünde sadece yüzde 10 görme yetisi kaldığını söyleyen Tanrıkulu, devamında şunlara yer verdi:

    “Toplamda yüzde 76 engelli ağır hasta mahpus Devrim Ayık, ileri derecede Crohn hastası olup, sağ kulağında %40, sol kulağında %50 işitme kaybı vardır. İyileşmesi mümkün olmayan CROHN hastalığı nedeniyle sürekli ishal, karın ağrısı, halsizlik ve kilo kaybı yaşamakta, ağrılarını dindirmek için yeşil reçeteli ağrı kesiciler verilmektedir. Serbest bırakılarak hastanede tedavi edilmesi gerekmesine rağmen bu engellenmekte ve yaşamı tehlikeye atılmaktadır.

    “CROHN HASTALIĞI SEBEBİYLE İKİ KEZ AMELİYAT GEÇİRDİ”

    2015 yılında tutuklanan ve hapishane koşullarına bağlı olarak hızla ilerleyen Crohn hastalığı nedeniyle iki kez ameliyat geçiren ve bağırsaklarının bir bölümü çıkarılan Devrim Ayık, hastalığının tedavisi hapishane koşullarında sağlanamadığından, tutuklu bulunduğu Antalya L Tipi Hapishanesi’nden 2019 yılı Ekim ayında tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış, ancak henüz tedavisi devam ederken, 4 Aralık 2019 günü yeniden tutuklanmıştır. Hastalığının daha da ilerlemesi üzerine 17 Mart 2020 tarihinde yeniden tahliye edilmiş, ancak tedavisi tamamlanmadan Ocak 2021’de yine tutuklanarak Edirne F Tipi Hapishanesi’ne götürülmüştür.

    “BÜTÜN BAŞVURULAR SONUÇSUZ KALDI”

    2 Nisan 2021 tarihinde yapılan kolonoskopiden sonra; hastalığın daha da ağırlaştığı, acilen tedavi ve uygun beslenmenin sağlanması gerektiği söylenmiş olmasına rağmen, götürüldüğü doktorlar tedavi yönteminde anlaşamadığından, Devrim Ayık yeterli tedavi ve bakımdan mahrum halde halen hapishanede tutulmaktadır. Devrim Ayık’ın, hastalığının ilk teşhisi, ameliyatı ve tedavisinin yapıldığı Antalya Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde tedavisine devam edebilmesi için Antalya’daki bir cezaevine sevk edilmesi istenmiş ancak yapılan bütün başvurular sonuçsuz kalmıştır.”

    AYIK’IN ANNESİ: BU ZULÜMDEN VAZGEÇMELERİNİ TALEP EDİYORUZ

    Ayık’ın annesi komisyona şu açıklamayı yaptı:

    ‘‘Devrim uzun zamandır cezaevinde haksız bir şekilde tutuluyor. Avukatları, Yargıtay sürecinde, verilen cezaya itirazla birlikte, tedavisine dışarıda devam edebilmesi için yaptıkları başvuruya halen bir sonuç alamadı. Devrim’in özel diyet yemekleriyle beslenmesi, temiz, hijyenik bir ortamda olması ve tam teşekküllü bir hastanede kesintisiz bir tedavi sürdürmesi gerekiyor. Ancak cezaevlerinin sağlıksız koşulları buna imkan vermiyor ve bu nedenle endişelerimiz kat be kat artmış durumda. Hastane sevkleri doğru düzgün yapılmıyor, onur kırıcı aramalar dayatılıyor, itiraz dilekçeleri işleme konulmuyor, keyfi disiplin cezaları veriliyor. Devrim ve Devrim gibi hasta tutsakların biran önce tedavi yollarının açılması için tahliye edilmeleri gerekiyor. Hiçbir annenin yüreği yanmadan bu zulümden vazgeçmelerini talep ediyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • 613. F Oturması: Ağır Hasta Mahpus Mehmet Bayram Serbest Bırakılsın-VİDEO

    613. F Oturması: Ağır Hasta Mahpus Mehmet Bayram Serbest Bırakılsın-VİDEO

    PİRHA – 613.F Oturması’nda Sakarya Ferizli L Tipi Cezaevi’nde tutulan yüzde 97 engelli raporu bulunan 75 yaşındaki Mehmet Bayram’ın  durumu paylaşıldı. Bayram’ın sağlık ve yaşam hakkının korunması için serbest bırakılması talep edildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Hapishane Komisyonu’nun hasta mahpusların durumuna dikkat çekmek amacıyla düzenlediği F Oturması eylemi 613’üncü haftasında devam etti. ‘Tedavi haktır engellenemez’ pankartının açıldığı eylemde, “İnsan haklarıyla insandır”, “Tedavi haktır engellenemez”, “Mehmet Bayram serbest bırakılsın” sloganları atıldı.

    “CEZAEVLERİNİ YAŞANABİLİR KILMA ÇABASI İÇİNDE OLMALIYIZ”

    Geçtiğimiz günlerde serbest bırakılan ve tutuklu olduğu süre boyunca yaşadığı ağır sağlık sorunları nedeniyle kendisi için de F oturması eylemi düzenlenen 78’liler Girişimi Sözcüsü Celallettin Can eylem öncesinde konuştu. Can, “3 gün öncesine kadar ben de Marmara Silivri Cezaevi’ndeydim. Buradaki çalışmaları televizyondan izleyebiliyorduk. Cezaevindeki koşullar iyi değil. En ufak bir harekette disiplin cezası verilebiliyor ve insanlar uzun süre cezaevinde yatırılabiliyor. Çok ciddi cezaevi sorunları var. Türkiye sosyalist hareketinin cezaevlerine sahip çıkma sorunu var. Cezaevlerini yaşanabilir kılma çabası içerisinde olmalıyız ve oraya sahip çıkmak zorundayız” dedi.

    Celallettin Can’ın okuduğu 613’üncü F Oturması’na ilişkin açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “75 yaşında ve yüzde 97 engelli raporu bulunan Mehmet Bayram; böbrek yetmezliği, kalp, yüksek tansiyon, cilt kanseri ve alzheimer hastası olup, omurga ve eklem rahatsızlıkları nedeniyle ileri derecede yürüme güçlüğü çekmekte, tek başına ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır.
    Sosyal medya paylaşımları nedeniyle 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan ve bu cezanın 2 yıl 2 ayını tamamladıktan sonra, 2019 yılında yapılan yasa değişikliği üzerine serbest bırakılan Mehmet Bayram, Yargıtay’ın cezayı onaması üzerine, kalan 9 aylık cezası için 30 Kasım 2023 tarihinde tutuklanarak Sakarya/Ferizli L Tipi Kapalı Cezaevi’ne konuldu. Haftada 3 defa diyalize girmesi gereken Bayram, tutuklanma sonrası bir hafta diyalize götürülmedi. 10 Aralık’ta kalp krizi geçirdi ve bir hafta yoğun bakımda tutuldu. Bayram, bugüne kadar neredeyse her gün, rahatsızlıkları nedeniyle hastaneye götürüldü ve bu nedenle aile görüşleri dahi yapılamadı. 6 Aralık günkü açık görüş hakkını da bu nedenle kullanamadığından ailesi ile açık görüş yapabilmesi için bir ay daha beklemesi gerekiyor.
    Mehmet Bayram için İnfaz Savcılığı ve hapishane idaresi nezdinde yapılan girişimler sonrasında, her gün hastaneye götürülüp getirildiği ve sağlığının hapishanede bir gün dahi kalmaya elvermediği bilinmesine rağmen, 6 aylık gözlem süresi başlatıldığı öğrenilmiştir.

    “BABAMIN TEDAVİSİ İÇİN BİR AN ÖNCE SERBEST BIRAKILMASI GEREKİYOR”

    Komisyonumuz ile yaptığı görüşmede oğlu: “Babam, 10 Aralık da kalp krizi geçirdi. Bilinci kapalı bir şekilde tekerlekli sandalyeyle Sakarya Eğitim Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Ardından Cuma (15Aralık) günü anjiyo yapıldı ve Pazar (17 Aralık) gününe kadar yoğun bakımda kaldı. Babam hastaneye getirildiğinde; ayakları çıplak vaziyette ‘tekerlekli sandalye’ ile hastaneye getirilişi medyaya yansımıştı. Babam dışarıdayken de ciddi böbrek yetmezliği yaşıyordu ve diyalize giriyordu. Uzun zamandır böbrekleri iflas etmiş. Bu çok sayıda hastalıklarıyla hapishanede kalamaz durumda.  Tahliye edilmesi için avukatı dilekçe verdi ama denetimli serbestlik ya da ceza ertelemesi gerçekleşmedi. Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu babamın durumunu gördü, ilgilendi. Babamın zaten (infazından) kalan süresi 9 Ay. Babam ile kapalı görüşme yaptım. Babamın durumu kötü ve ağır. En ufak bir enfeksiyonda bile kaybedebiliriz. Denetimli serbestlik ve infazının ertelenmesi için girişimlerde bulunduk. Babamın tedavisi için ‘bir an önce tahliye edilmesi gerekiyor’ demiş, destek istemiştir. Yüzde 97 engelli, haftada üç defa diyalize giren, ağır kronik hastalıkları ve yaşlılığa bağlı sağlık sorunları yaşayan ve bu hali hapishanede yaşamını sürdürmesi mümkün olmayan Mehmet Bayram’ın serbest bırakılmaması, yaşamına ağır risk oluşturmaktadır. ”

    PİRHA/İSTANBUL

  • 596. F  Oturması: Hasta mahpus Önder Poyraz serbest bırakılsın – VİDEO

    596. F Oturması: Hasta mahpus Önder Poyraz serbest bırakılsın – VİDEO

    PİRHA – 596. F Oturmasında Erzurum Dumlu 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulmakta olan ağır hasta mahpus Önder Poyraz’ın serbest bırakılması istendi.

    Açıklamayı İHD İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu adına Meral Nergis Şahin okudu.

    “POYRAZ TEK BÖBREKLE HAYATINI DEVAM ETTİRMEYE ÇALIŞIYOR”

    Açıklamada Poyraz’ın sağlık durumu paylaşıldı. Sağ kolunu felç nedeniyle kullanamadığı ağır mide rahatsızlığına bağlı olarak yeterli beslenemediği, omurga yaralanması nedeniyle takılan platine bağlı ağrı ve hareket kısıtlılığı yaşadığı söylenen Poyraz’ın tek böbrekle hayatını devam ettirmeye çalıştığı belirtildi.

    “POYRAZ’IN TEDAVİ EDİLMEMESİ YAŞAMINA DA TEHDİT OLUŞTURUYOR”

    Erzurum Dumlu 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden önce sırası ile Şırnak T Tipi Kapalı Hapishanesi ve Batman Beşiri T Okunan açıklamada Tipi Kapalı Hapishanesi’nde tutulan, ağır hastalıklarına ve yapılan başvurulara rağmen tedavi edilmeyen, felç geçirmesine rağmen tek başına tutulmaya devam edilen, mide rahatsızlığına bağlı olarak yediği her şeyi kustuğu için beslenemeyen ve bu nedenle sağlığı hızla bozulan Poyraz’ın, tedavi edilmemesi sağlığı yanında yaşamına da ağır tehdit oluşturduğu söylendi.

    “ÖLÜM SEVİYESİNE GELENE DEK AMBULANS ÇAĞIRILMAMIŞ”

    Şahin, açıklamada Önder Poyraz’ın eşi F. Poyraz’ın İHD Hapishane Komisyonu ile paylaştığı şu bilgilere yer verdi:
    “El parmaklarını hiç bir şekilde hareket ettiremiyor. Sağ elinin damarları tıkanmış. Daha önce gündeme geldi ve cezaevi yönetimi bundan dolayı hastaneye götürdü. Kolunun MR’ı (Manyetik Rezonans Görüntüleme) o zaman çekildi. O günden beri hastaneye kontrole götürmemişler ve tedavi edilmemiş.” Önder Poyraz’ın Şubat ayında çok ağır hasta olduğunu paylaşan eşi F. Poyraz, Poyraz’ın durumunun çok ağırlaşıp ölüm seviyesine gelene dek ambulans çağırmadıklarını komisyonla paylaştığı açıklamada belirtti.

    “ADETA BİR ROBOT GİBİ”

    Komisyon tarafından okunan açıklamada Önder Poyraz’ın durumunun gittikçe ağırlaştığı, kendi ihtiyaçlarını bile karşılayamadığını belirtilerek eşinin aktardığı şu bilgilere de yer verildi:
    “Adeta bir robot gibi. Boynunda, sırtında boydan boya platin var ve tek böbrekle yaşıyor. Tek başına hücrede kalıyor ve bu yüzden durumu gittikçe ağırlaşıyor. Eşim hasta ve tedavi yapılmıyor. Tedavi edilmesi için dilekçe veriyoruz ama bu talebimiz reddediliyor. Midesinin artık suyu bile kabul etmiyor. Böyle bir durumda olan bir kişinin tedavi edilmesi gerekir. Ameliyat olup platinin çıkarılması gerekir. Tedavisini yaptırabilmek için eşimin serbest bırakılmasını istiyorum.”

    “BIRAKSALAR BİZ KENDİMİZ BAKACAĞIZ”

    F.Poyraz komisyon aracılığıyla şu çağrıyı yaptı:
    “Artık bu şartlarda yapamaz. Eğer bıraksalar, biz kendimiz bakacağız. Uzakta olduğu için çocukları özlüyor ama her görüşe de çocukları götüremiyorum ve götürecek durumum da yok. Bir an önce bırakılmasını ve herkesin hasta tutukluların sesine olmasını istiyoruz.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Anne İlker: Herkes sesimizi duysun, oğlum Ekim Polat’ın tedavi hakkı sağlansın-VİDEO

    Anne İlker: Herkes sesimizi duysun, oğlum Ekim Polat’ın tedavi hakkı sağlansın-VİDEO

    PİRHA- Denizli T Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşadığı hak ihlalleri ve işkenceye karşı 26 gündür açlık grevini sürdüren ağır hasta mahpus Ekim Polat’ın annesi Songül İlker, bir kez daha oğlunun tedavisinin acilen yapılması gerektiği çağrısında bulundu. Anne İlker, “Herkes sesimizi duysun” dedi. 

    İstanbul’da Gezi eylemlerine katıldığı gerekçesiyle 2016 yılında tutuklanan ve 24 yıl ceza alan ağır hasta mahpus Ekim Polat’ın sağlık durumu gün geçtikçe kötüye gidiyor.

    Tutukluluğunun ilk 1,5 yılını Silivri 5 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde geçiren Polat, ilk olarak Bandırma’ya, sonrasında Manisa Akhisar T Tipi Kapalı Cezaevi’ne ve ardından Denizli T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildi. Polat’ın 6 yıllık tutukluluk sürecinde kalp ritim bozukluğu, KOAH, kemik erimesi, tümör, hipertansiyon, görme bozukluğu kanser ve yüksek felç gibi hayati risk taşıyan hastalıkları oluştu. Polat, iki defa kalp krizi geçirdi.

    Denizli T Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşadığı hak ihlalleri ve işkenceye karşı 26 gündür açlık grevini sürdüren ağır hasta mahpus Ekim Polat’ın annesi Songül İlker, oğlunun sağlık durumunun kötüleştiğine dikkat çekti.

    Anne Songül İlker, oğlu Ekim Polat’ın 26 gündür açlık grevini sürdürdüğünü belirterek, 18 gündür de kendisinin oturma eyleminde olduğunu söyledi. Polat, oğlunun bir an önce tedavi olması gerektiğini ifade ederek, herkesin Ekim’in sesini duymasını istedi.

    PİRHA/ İSTANBUL