Etiket: ağır hasta tutuklu

  • Avukat Görgün Danacı: Eren Odabaş kanser hastası, tahliye edilmesi gerekiyor – VİDEO

    Avukat Görgün Danacı: Eren Odabaş kanser hastası, tahliye edilmesi gerekiyor – VİDEO

    PİRHA – İstanbul’daki evinden gözaltına alınıp 10 Şubat’ta tutuklanan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Gazi Şehitleri Cemevi Yöneticisi Eren Odabaş’ın avukatı Görgün Danacı, Odabaş’ın kanser hastalığı dolayısıyla güneş dahi görmeyen hücrede tutulmasının ağır insan hakları ihlali olduğunu belirtti. Av. Danacı, Odabaş’ın tahliye edilmesi gerektiğini söyledi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Gazi Şehitleri Cemevi yöneticisi aynı zamanda kanser hastası olan Eren Odabaş, 6 Şubat’ta gözaltına alınıp, 9 Şubat’ta tutuklandı.

    Tutuklanmadan önce agresif fibromatozis (yumuşak doku tümörleri) tedavisi gören Odabaş, tedavi hakkının sağlanması için tahliyesini talep ediyor. Odabaş şu anda Sincan 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor.

    Eren Odabaş’ın avukatı Görgün Danacı, Odabaş’ın sağlık durumu, cezaevi koşulları ve taleplerini PİRHA’ya anlattı.

    “EREN ODABAŞ’IN SAĞLIK HAKKINA ERİŞİMİ TAMAMEN ELİNDEN ALINDI”

    Avukat Görgün Danacı, Eren Odabaş’ın tutuklanmasına yaptıkları itirazların sonuçsuz kaldığını söyleyerek, yasaların belirttiği şartlara aykırı bir karar olduğunu dile getirdi. Danacı, Eren Odabaş’ın sağlık durumuna değinerek şunları dile getirdi:

    “Müvekkilim 2018’den beri kanser tedavisi görüyor, vücuduna çok kolay yayılan yumuşak doku diye tanımlanan bir kanser hastalığı var. Ve bununla ilgili tedavisinin devam etmesi gerekiyor ama ne yazık ki müvekkilimin hem bu hukuksuz tutuklama kararının yanında sağlık hakkına erişimi de tamamen elinden alındı.

    “KULLANDIĞI KANSER İLAÇLARI CİDDİ BİR NABIZ DÜŞÜKLÜĞÜ OLUŞTURUYORDU”

    Eren Odabaş’ın hayati sorunları vardı. Çünkü kullandığı ilaçlar, özellikle kanser ilaçları ciddi bir nabız düşüklüğü oluşturuyordu. Bu ölüm tehlikesi de yaratıyordu. Buna rağmen tedavisi engelleniyor. Neyse ki şimdi yanına iki kişi daha getirdiler. En azından ağırlaştığı durumda haber alabileceğimiz birileri var. Ama onun dışındaki İstanbul’a nakil talebi hala karşılanamadı. Bizler de defalarca sağlık raporlarını mahkemeye sunduğumuz halde müvekkilin tahliyesi bu aşamaya kadar gerçekleşmedi.”

    “ÖNCELİKLİ OLARAK TAHLİYE EDİLMESİ GEREKİYOR”

    Eren Odabaş’ın ve ailesinin taleplerine değinen Danacı, “Öncelik olarak sağlık hakkına kavuşabilmesi için tahliye edilmesi gerekmekte. Ortada zaten müvekkilin suçlu olduğuna dair bir delil bulunmamaktadır. Müvekkil ailesiyle birlikte yaşamakta, eşine, çocuğuna bakmakla yükümlü, bir buçuk yaşında bir bebeği var. Ve ayrıca böyle bir sağlık problemiyle uğraşmaktadır. Bu yüzden öncelikli olarak tahliye edilmesi gerekiyor” dedi.

    “ODABAŞ’IN GÜNEŞ DAHİ GÖRMEYEN HÜCREDE TUTULMASI AĞIR İNSAN HAKLARI İHLALİDİR”

    Danacı, Odabaş’ın kaldığı cezaevi koşullarının sağlık durumuna tehdit oluşturduğunu da belirterek şöyle devam etti:

    “Ayrıca bir kanser hastasının da böyle bir cezaevinde neredeyse havalandırma hakkının tamamen elinden alındığı, güneş dahi göremediği bir hücrede, cezaevi koşullarında kalmasının çok daha ağır bir insan hakları ihlali olduğunu düşünüyoruz. Bu tip cezaevlerinin de en kısa zamanda ortadan kaldırılmasını, insan haklarına uygun bir yapıya ulaşması gerektiğini düşünüyoruz.”

    NE OLMUŞTU?

    Eren Odabaş, İstanbul Adliyesi’ne 6 Şubat’ta düzenlenen saldırının ardından açılan soruşturma kapsamında İstanbul’daki evinden gözaltına alındı.
    Odabaş, hakimlikteki ifadesinde, failleri tanımadığını, hem kendisinin hem babasının kanser tedavisi gördüğünü, ayrıca çok yoğun çalıştığını ve bahsi geçen kişilerle görüşmediğini söyledi. Kullandığı şirket aracının güzergahlarına bakılmasını talep etti.
    Odabaş 9 Şubat’ta tutuklandı. Önce Marmara (Silivri) Cezaevine götürüldü. Kısa süre sonra da Ankara’daki Sincan 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevine sevk edildi. Tutuklanmasının ardından işten çıkarıldı.
    Eren Odabaş, bağımsız hekime muayene olmak talebiyle avukatı aracılığıyla Ankara Tabip Odası’na ve Türk Tabipleri Birliği’ne başvurdu.
    Tedavi hakkının sağlanması için yaptığı tahliye başvurularının yanı sıra hem eşi ve 1 yaşındaki kızının yaşadığı hem de tedavisinin sürdüğü İstanbul Tıp Fakültesine erişim açısından İstanbul yakınındaki bir cezaevine sevk edilmek üzere de dilekçe verdi.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Ağır hasta tutuklu Ekim Polat’ın durumu çok ciddi, tedavisi engelleniyor

    Ağır hasta tutuklu Ekim Polat’ın durumu çok ciddi, tedavisi engelleniyor

    PİRHA-Songül İlker, oğlu Ekim Polat’ın tedavi hakkının sağlanması için Denizli T Tipi Kapalı Cezaevi önünde başlattığı oturma eylemine 31. gününde devam ediyor. Anne İlker, “Ekim’in hastaneye yatırılması gerekiyor ancak ısrarla tedaviyi engellemeye devam ediyorlar. Cezaevi müdürü Ekim’e ‘bağımsızların koğuşuna geç anlaşalım, tedavini sağlayayım’ diyor. Alevi düşmanı, aylarca çocuğuma su vermedi” dedi. 

    İstanbul’da Gezi eylemlerine katıldığı gerekçesiyle 2016 yılında tutuklanan ve 24 yıl ceza alan ağır hasta tutuklu Ekim Polat’ın sağlık durumu gün geçtikçe kötüye gidiyor.

    Tutukluluğunun ilk 1,5 yılını Silivri 5 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde geçiren Polat, ilk olarak Bandırma’ya, sonrasında Manisa Akhisar T Tipi Kapalı Cezaevi’ne ve ardından Denizli T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildi.

    Cezaevine girmeden önce herhangi bir sağlık sorunu olmayan Polat’ın 6 yıllık tutukluluk sürecinde kalp ritim bozukluğu, KOAH, kemik erimesi, tümör, hipertansiyon, görme bozukluğu kanser ve yüksek felç gibi hayati risk taşıyan hastalıkları oluştu. Polat, içeride iki defa kalp krizi geçirdi.

    Denizli T Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşadığı hak ihlalleri ve işkenceye karşı 41 gündür açlık grevini sürdüren ağır hasta tutuklu Ekim Polat bir hafta içerisinde iki defa hastaneye götürülmesiyle açlık grevine ara verdi. Anne Songül İlker ise, oğlu Ekim Polat’ın tedavisinin sağlanması için cezaevi önünde başlattığı oturma eylemini 31. gününde sürdürüyor.

    “EKİM’İN DURUMU ÇOK CİDDİ”

    Ekim Polat’ın tedavi hakkının sağlanması için oturma eylemine devam edeceğini belirten anne Songül İlker, “Halen taleplerimizin hepsi karşılanmadı. Ekim’in hastanede tedavisinin yapılması gerekirken tekrar cezaevine göndermişler. Ekim pazartesi ve çarşamba günü hastaneye götürülmüş, cuma günü de hastaneye gitmesi gerekirken kendini iyi hissetmediği için gidememiş. Artık Ekim’in cezaevinde kalmaması gerekiyor, hastaneye yatırılması gerekiyor ancak ısrarla tedaviyi engellemeye devam ediyorlar. Oğlumun hastaneye götürüldüğünü bana söylemediler. Akromegali hastalığından dolayı boyu 5 santim daha uzadı durum çok ciddi ama halen tedavi hakkı engelleniyor” dedi.

    “CEZAEVİ MÜDÜRÜ ALEVİ DÜŞMANI”

    İlker, cezaevi müdürünün tavrını eleştirerek şöyle devam etti:

    “Cezaevi müdürü Ekim’e ‘bağımsızların koğuşuna geç anlaşalım, tedavini sağlayayım’ diyor. Cezaevinde Alevi tutsak olduğun zaman çok daha kötü işkencelere maruz kalıyorsun. Cezaevi müdürü Alevi düşmanı, aylarca çocuğuma su vermedi.”

    “EKİM POLAT’IN BİR AN ÖNCE TAHLİYE EDİLMESİ GEREKİYOR”

    İHD İstanbul Şube Hapishane Komisyonu Üyesi Mehmet Acettin ise, “Hasta mahpuslar son aşamada serbest bırakılıyor. Birçok hasta mahpusun tahliye olduktan sonra ölümüne şahit olduk. Ekim Polat’ın bir an önce tahliye edilerek tedavisinin yapılması gerekiyor” diye belirtti.

    Cihan BERK/PİRHA

  • Ağır hasta tutuklu Ekim Polat’ın annesinden tahliye talebi: Bir cenaze daha çıkmasın

    Ağır hasta tutuklu Ekim Polat’ın annesinden tahliye talebi: Bir cenaze daha çıkmasın

    PİRHA- Gezi eylemlerine katıldığı gerekçesiyle tutuklanan ve 24 yıl ceza alan ağır hasta tutuklu Ekim Polat’ın annesi Songül İlker, “Doktor, oğlumun Akromegali hastası olduğunu ve iç organlarının çok fazla zarar gördüğünü söyledi. Beyninde tümör var. 4 ay içinde ameliyat olması gerekiyor. Ekim’i kaybedebiliriz. Cezaevinden bir cenaze daha çıkmasın” dedi.

    İstanbul’da Gezi eylemlerine katıldığı gerekçesiyle 2016 yılında tutuklanan ve 24 yıl ceza alan ağır hasta tutuklu Ekim Polat’ın sağlık durumu gün geçtikçe kötüye gidiyor.

    Tutukluluğunun ilk 1,5 yılını Silivri 5 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde geçiren Polat, ilk olarak Bandırma’ya, sonrasında Manisa Akhisar T Tipi Kapalı Cezaevi’ne ve ardından Denizli T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildi.

    Cezaevine girmeden önce herhangi bir sağlık sorunu olmayan Polat’ın 6 yıllık tutukluluk sürecinde kalp ritim bozukluğu, KOAH, kemik erimesi, tümör, hipertansiyon, görme bozukluğu kanser ve yüksek felç gibi hayati risk taşıyan hastalıkları oluştu. Polat, içeride iki defa kalp krizi geçirdi.

    Polat’ın annesi Songül İlker, doktorların içeride tedavisinin mümkün olmadığını belirtmesine rağmen Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) ısrarla ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verdiğini ve bu yüzden tahliye edilmediğini söyledi.

    İlker, oğlunun sağlığının giderek kötüleştiğini ve bir an önce tahliye edilmesi gerektiğini vurgulayarak yaşadıkları süreci anlattı.

    “BİR POLİS EKİM’E TUTUKLANACAĞINI VE ÇOK CEZA ALACAĞINI SÖYLEDİ; ÖYLE DE OLDU”

    Oğlu Ekim’e Gezi eylemlerinden sonra sistematik baskı uygulanmaya başlandığını ifade eden Songül İlker, “Polisler sürekli olarak oğluma işbirlikçilik yapması konusunda dayatmalarda bulunuyorlardı. İstediğin kadar para veririz, istediğin ülkeye göndeririz, diyorlardı. Oğlum bunları kabul etmeyince, tehdit etmeye başladılar. Tutuklanacağını, uzun yıllar cezaevinde kalacağını söylediler ve öyle de oldu. Aynı şekilde benimle de konuşuyorlardı. ‘Ekim, Berkin’in cenazesine neden gitti, toplumsal olaylara karışmasın’ diyorlardı. Daha sonra 2016 yılında bir itirafçının ifadeleri nedeniyle gözaltına alınıp tutuklandı. O günden bu yana tutuklu” diye konuştu.

    “BEYNİNDE TÜMÖR VAR, 4 AY İÇİNDE AMELİYAT OLMASI GEREKİYOR”

    Anne İlker konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Doktorlar oğlumun Akromegali (Büyüme Hormonu Hastalığı) olduğunu, iç organlarına zarar verdiğini söyledi. Ekim’in acilen tedavi edilmesi gerekiyor. Oğlumun akromegali hastalığına yakalandığını yeni öğrendik. Bu hastalık bütün organlarına zarar vermiş. Acilen beynindeki tümörün alınması gerekiyor. 4 ay içerisinde ameliyat olmalı. Yoksa hayatını kaybedebilir. Göstermelik bir tedavi süreci başlattılar. Hastaneye götürülüyor, doktorun yanına götürüyorlar ama muayene etmeden, işlem yapmadan geri gönderiyorlar. Doktorlar burada suç işliyor. Oğlum, hastaneden sonra da hapishaneye girerken çıplak arama gibi insanlık dışı uygulamalara maruz kalmış. Ayrıca ilaçları da verilmiyor.”

    “HAPİSHANEDE SAĞLIKLI BESLENEMİYOR VE ÇEŞİTLİ BASKILARA MARUZ KALIYOR”

    Polat’ın hapishanede de çeşitli baskılara maruz kaldığını söyleyen İlker, hapishane müdürüne hasta koğuşu oluşturması için defalarca dilekçe yazdıklarını da kaydederek, “Bu onların yasal hakkı aslında. Onun gönderdiği dilekçeler işleme alınmıyor. Hapishanede gardiyanlar tarafından defalarca tehditlere, hakaretlere, işkenceye, tacize maruz kaldı. Havalandırmaya çıkarıldığında adlilere hedef gösterilmiş. ‘Senin buradan ölün çıkacak’ gibi söylemlerde bulunmuşlar. Sağlıklı beslenmesi engelleniyor. İstediği yiyecek ve içecekler için ‘sana kalmadı’ diyorlarmış ve vermiyorlarmış. Ya da bozuk yiyecek veriyorlarmış. Bu baskılarla ilgili suç duyurusunda bulunduk. Şikayet ettik ama bir sonuç alamdık. Milletvekilleri de Meclis’te Ekim’in durumunu gündeme getirdiler ama değişen bir şey olmadı. Hala aynı sorunları yaşamaya devam ediyoruz” dedi.

    “EKİM’DEN HER AN OLUMSUZ BİR HABER GELEBİLİR, ACİLEN TAHLİYE EDİLMELİ”

    ‘Ekim’in durumu çok ciddi. Her an olumsuz bir haberi gelebilir’ diyen anne Songül İlker, son olarak şunları aktardı:

    “Akromegali hastalığı yüzde 90 hipofiz bezinden ve tümörden kaynaklanıyor. Bu tümör görme kaybına, şekere ve bütün organlarına zarar vermiş durumda. Raporlarını başka bir doktora gösterdim, yanlış tedavi uygulandığı söylendi. Ekim’den her an olumsuz bir haber gelebilir. Ekim’i kaybedebiliriz. Cezaevinden yeterince cenaze çıktı, bir cenaze daha çıkmasın. 4 ay içinde cerrahi müdahale gerekiyor. Hastaneye yatırılarak tedavi olması gerekiyor. Her saniye yaşamından gidiyor. Sağlıklı bir şekilde tedavi olabilmesi için Ekim tahliye edilmeli. Geçen her saniyenin hayatı için ne kadar riskli olduğunu kendileri de çok iyi biliyorlar. Yaşam hakkını engellemesinler.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA