Etiket: ağucan ocağı piri

  • ‘Alevi pirleri Cemevi Başkanlığı’na giderse, cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder’-VİDEO

    ‘Alevi pirleri Cemevi Başkanlığı’na giderse, cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder’-VİDEO

    PİRHA- Alevi pirlerinin Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na gitmeleri halinde cemlerde ne yapılacağını artık başkalarının tarif edeceğini belirten Ağuçan Ocağı pirlerinden İnanç Dolu, “Bir Alevi piri maaşlı olarak çalıştığı ve rıza lokmasından uzaklaştığı zaman devletin memuru olacaktır, o yüzden artık pir olamaz” dedi. Dolu, köyleri dolaşıp maaşlı dede bulma çalışmalarının ÇEDES projesinden bağımsız olmadığını da belirtti.

    Türkiye’de Alevi inancının ve ibadethanesinin hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış olan kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları bile tanınmıyor.

    Alevi toplumunun ve örgütlerinin taleplerini görmezden gelen AKP hükümeti, 9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Başkanlığın görev alanındaki çalışmalarını değerlendirmek ve önerilerini bildirmek üzere başkan ve 11 üyeden oluşuyor. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı, aynı zamanda danışma kuruluna da başkanlık ediyor. Danışma kurulu üyeleri, hükümetin seçtiği kişilerden oluşuyor ve cumhurbaşkanı tarafından 3 yıllığına seçiliyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, Alevi Diyaneti olarak adlandırdıkları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdiler.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Aleviler ise, AKP iktidarının Alevileri, Alevi inancını kontrol altına almayı ve Alevileri bölmeyi hızlandıran bu çalışmalarına tepkilerini yükseltiyor.

    Ağuçan Ocağı pirlerinden İnanç Dolu, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “PİRLERİMİZ, RIZASIZ LOKMA YEMEMEK İÇİN EKMEKLERİNİ KUŞAKLARINA BAĞLAYIP TALİPLERİNE GİDERDİ”

    Cemevlerinin bir müdürlüğe bağlı olmasının Alevi inancının bağımsız olmasının karşısındaki en büyük engel olduğunu ifade eden İnanç Dolu, “Özellikle cemevinde hizmet yürütecek pirlerin, rayberlerin, ocakzadelerin bu döngüye dâhil olmaları pirlerin bağımsızlığını zedeleyecek bir durumdur” dedi.

    Köyleri dolaşıp maaşlı dede bulma çalışmalarının ÇEDES projesinden bağımsız olmadığını söyleyen Dolu, “Alevi pirleri bir yola gittikleri zaman ya da ibadet için talip köylerini dolaştıkları zaman kendi kuşaklarına ekmek bağlayıp giderlerdi. Sebebi ise rızasız lokma yememek, kötü birine muhtaç kalmamak ve yanlış bir karar vermemek açısından ekmeğini beraber götürürlerdi. Alevi pirlerinin ve ocakzadelerinin bu konuda bağımsız kalmaları Alevi inancının yaşaması açısından çok önemlidir. Çünkü Alevi pirleri bağımsız oldukları müddetçe kendi taliplerinin cemu civatlarında, daru didarlarında bağımsız karar verebilecekler. Ama bu tür projelerin içerisinde yer almak Aleviliğin asimile olmasındaki en büyük etkenlerden birisidir” diye konuştu.

    “OCAKZADELERİN VE ALEVİ KURUMLARININ BİRLİKTE HAREKET ETMESİ LAZIM”

    Diyanete bağlı imamların camilerde verdikleri cuma hutbelerinin Diyanet tarafından düzenlendiğini vurgulayan Dolu, şöyle devam etti:

    “Alevi pirleri eğer cemevi başkanlığına giderlerse cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder. Aslında bizim inancımızı tarif etmeye kimsenin gücü yetmez. Bir Alevi piri maaşlı olarak çalıştığı zaman ve rıza lokmasından uzaklaştığı zaman devletin memuru olacaktır. O yüzden artık pir olamaz. Bütün ocakzadelerin ve Alevi kurumlarının birlikte hareket etmesi lazım. Biz kimsenin Alevisi olmak istemiyoruz. Alevi inancının temelinde ocaklar, pirler, rayberler, mürşitler vardır. 7 yaşında gözlerini kaybetmiş Âşık Veysel bu dünyaya sayısız eser bırakmışsa, okuma yazması olmayan pirlerimiz inancımızı bugüne kadar sazlarıyla ve sözleriyle getirmiştir. Cemevi başkanlığına atanan kişi ve ÇEDES projesi birbirinden bağımsız projeler değil. Bu projeler bizim inancımız için büyük bir tehlike, çünkü biz inancımızı kaybetmek istemiyoruz.”

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO

    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO
    22-‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’
    23-Sazcı: Dedelere maaş, makbul ve makul bir Alevilik yaratma girişimidir-VİDEO
    24-‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO
    25-‘Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyonunu anlatmak için cemevlerine, köylere ulaşmalıyız’- VİDEO
    26-‘Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya yeltenecekler!’
    27-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’

    28-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    29-‘Alevilik, korkunç bir yok edilme ile karşı karşıyadır; bu oyuna gelmeyelim’

     

  • ‘Devletleştirme dışında kalan Aleviler, geleceğin Aleviliğine içerik verecektir’

    ‘Devletleştirme dışında kalan Aleviler, geleceğin Aleviliğine içerik verecektir’

    PİRHA- Araştırmacı – Yazar Esat Korkmaz ve Ağuçan Ocağı Piri İnanç Dolu, hükümetin açılacağını duyurduğu ‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na tepkilerini dile getirerek, “Yaşadığımız koşullarda, devlet ırkçılığı, kültürel ırkçılık uygulamalarını üstlenmiş durumda; bu kapsamda Alevilik, devletleştirilmeye başlandı. Ocakzade pirlerin, sağduyulu Alevi kurumlarının, inançlı yol taliplerinin kabul edeceği bir durum değildir” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İstanbul’daki Şahkulu Sultan Dergahı’nda duyurusunu yaptığı ‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ projesine tepkiler sürüyor.

    Araştırmacı – Yazar Esat Korkmaz ve Ağuçan Ocağı Piri İnanç Dolu da kaleme aldıkları yazılarda hükümetin Alevilere yönelik politikalarını eleştirdi.

    “BU BAŞKANLIK ARACILIĞIYLA ALEVİLİK, DEVLET ALEVİLİĞİNE DÖNÜŞTÜRÜLECEK”

    Araştırmacı – Yazar Esat Korkmaz Piryol sitesinde yayınladığı yazısında, devletin kendi Alevisini yaratmaya çalıştığını vurgulayarak şunları ifade etti:

    “Yaşadığımız koşullarda, devlet ırkçılığı, kültürel ırkçılık uygulamalarını üstlenmiş durumda; bu kapsamda Alevilik, devletleştirilmeye başlandı: Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı, bir tür kayyum niteliğinde, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulacak. Bu başkanlık aracılığıyla Alevilik, devlet Aleviliğine dönüştürülecek: Devletsiz Alevilik, devletli duruma taşınacak, devletin Alevisi olmak itibar kazanacak… Ne olması gerekiyordu: Alevilik, olmazsa olmaz ilkeleriyle, yaşama müdahale edecek, ürettiği toplumsallık ve siyasetle devlet denilen aygıtın siyasetini terbiye edilecek, terbiye edilen siyaset yaşama dönecekti. O zaman -Gel bizi tanı, diye feryat edilmeyecek, tam tersine -Bizi tanımak zorundasın, tersi durumda bunu toplumsal bedeli ağır olur, denilecekti. Terbiye edilen resmi siyaset, bu bedeli ödemekten kaçınacak ve Aleviliğin isteklerini kabul etmek zorunda kalacaktı.

    “BU BİR KÜLTÜREL IRKÇILIK UYGULAMASIDIR”

    Böyle olmadı ya da olamadı: -Gel bizi tanı, diye devlete sürekli çağrı çıkarıldı. Devlet, çağrıldığı yere ayak bastığında, ayak bastığı yer, devletleştirilmiş olur, bu gerçek unutuldu. Zaten, cemevlerinde ve Alevi örgütlerinin bir kesiminde, yaşanmakta olan içerik, bu devletleştirmeye yatkındı. Yaşanan gelişmelerin adını doğru koymak gerekir: Bu bir kültürel ırkçılık uygulamasıdır. Devlet, şimdi, devletleştirdiği Alevi yaşam üzerinde, devletleştirme hakkını kullanmak istiyor, hepsi bu. Irkçılık, başlangıçta, kapitalist üretim ilişkisi içinde köle emeği kullanmayı meşru kılmanın ideolojisi olarak ortaya çıktı. Günümüz ırkçılığı ise bu ırkçılığı kullananlar tarafından, kendileriyle ortak bir geçmişe sahip olmayan insanlara dayatılan bir ideoloji olup çıktı; ulusal sınırlar içinde, dışlanan etnik ya da farklı kültürel gruplara karşı uygulanan baskı ve egemenliğin, gerekçesi olarak yaşama taşındı.

    “DEVLETLEŞTİRME DIŞINDA KALAN ALEVİLER, GELECEĞİN ALEVİLİĞİNE İÇERİK VERECEKTİR”

    Artık daha aşağı bir ırkın varlığından söz edilmiyor. Irkçılık kapsamında biyolojik gösterenlerin yerine, kökenlerinden dolayı bir başka kültür dünyasına bağlı insan gruplarının varlığı geçti. Belirleyici anlamda, öne çıkarılan bu kültürel özelliklerin aşılamaz olduğu yargısıyla farklı kültürlerden gelen insanların, benzer olmadıkları ve olamayacakları bir bakıma ortak kabule bağlandı. Özetle ırkçılık ideolojisindeki biyolojik gösterenlerin yerini, kültür kavramıyla ilişkilendirilen belirlemeler aldı: Ve yeni ırkçılık, kültürler arasındaki farklılığa dayanarak temellendirildi. Artık, ırkların kana bağlı olarak değil de kültüre bağlı olarak tanımlandığı bir dönemi yaşıyoruz. Artık, devleştirme dışında kalan Aleviler, geleceğin Aleviliğine içerik verecektir: Mücadele hem devletin resmi siyasetine hem de devletin Alevisine karşı verilecek…”

    “DEVLET İNANÇLARI TANIR, TARİF EDEMEZ”

    Ağuçan Ocağı Piri İnanç Dolu ise PİRHA için kaleme aldığı yazısında şunları dile getirdi:

    “Aleviler için yeni bir açılım lütfu var. Cemevleri Kültür Bakanlığı’na bağlanarak Alevilerin yasal statü sorunu çözülmüş olacak. Ebetteki bunu böyle kabul edenler var. Ve var olacaklar. Aleviler cemevlerimiz tanınsın derken kültür evleri olarak değil, anayasal olarak Alevi inancı tanınsın istiyorlar. Dedeleri maaşa bağlayarak memurlaştırmasınlar. Eğer samimi bir durum söz konusu olacaksa anayasal bir düzenleme ile bu ülkenin insanlarının inançları tanınır. Ve özgür bırakılır. Tarif edilmez. Bütün inançlara eşit mesafede durulur.

    “DİYANET KAPATILSIN BÜTÜN İNANÇLAR ÖZGÜR KALSIN”

    Ocaklarımız, türbelerimiz, ziyaret ve nişangelerimiz yıkım talan tehlikesi ne maruz bırakılmaz. Doğamız maden ve baraj tehdidiyle yüz yüze kalmaz. Aleviler için Alevileri bağlamak için bakanlık kurum aramayın. Diyanet kapatılsın bütün inançlar özgür kalsın. Dedeleri maaşa bağlamayın, imamlarda gönüllü calışsın. Zira maaş alacak dede rızalığı olmayan toplumun hakkını gasp etmiş olacaktır. Toplumumuz bu müdahalelerle özünden uzaklaştırılıp ocaklarımızdan koparılmak istenmektedir.

    “SORUNLAR DERİNLEŞECEK, ÇÖZÜM NOKTASINDAN UZAKLAŞILACAK”

    Cemevleri üzerinden başlatılan bu polemik ocak mı cemevi mi tartışmalarının başlangıç noktası ve yeni gündem olacaktır. Böylelikle sorunlar derinleşecek, çözüm noktasından uzaklaşılacak, ana damar yani ocağı söndürme planları başarılı olacaktır. Çünkü Alevilik ocaklarla değil cemevleri ile cemevleri ise kültür evi olarak kabul görecektir. Buda ocakzade pirlerin, sağduyulu Alevi kurumlarının, inançlı yol taliplerinin kabul edeceği bir durum değildir. Tıpkı Mahsuni Şerif’in dediği gibi;

    ‘Gücenme hey sofu baba

    Gücenme hey sofu baba

    Biz aşığız kör değiliz

    Ver bir selam al merhaba

    İkiliğe yar değiliz’”

    PİRHA/İSTANBUL

  • 22 korsan hoparlörle ezan yetmedi; bu kez cemevinde Dedeye tehdit-VİDEO

    22 korsan hoparlörle ezan yetmedi; bu kez cemevinde Dedeye tehdit-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Sarıyer’de Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi dedesi İbrahim Erdoğan, ülkü ocaklarına mensup oldukları belirtilen kişilerce adresinin sorularak tehdit edildiğini söyledi. Dede Erdoğan, cemevinin ve mahalledeki Alevi yurttaşların evlerinin önüne takılan korsan hoparlörlerin kaldırılması için dilekçe vermişti. 

    Haberin videosu

    Bir yıl önce İstanbul Sarıyer’deki Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi ve Alevilerin evlerinin önündeki elektrik direklerine toplam 22 hoparlör takılmış ve kim tarafından konduğu belli olmayan, yüksek sesle beş vakit ezan yayını yapan korsan hoparlörler mahalleli tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Resmi kurumlara başvurulmasına rağmen korsan hoparlörler hala kaldırılmadı.

    Yasa dışı bir şekilde elektrik direklerine takılan hoparlörün kaldırılması için kaymakamlığa, emniyete ve belediyeye başvurduklarını ancak bir sonuç alamadıklarını ifade eden Ayazağa Cemevi dedesi ve Ağuçan Ocağı’ndan İbrahim Erdoğan, ülkü ocaklarına mensup kişilerin kendisine ait fotoğraf ile cemevine gelip nerede oturduğunu öğrenmeye çalıştıklarını söyledi.

    “ÜLKÜCÜLER ELLERİNDE FOTOĞRAFIMLA BENİ SORUYOR”

    “Ülkü ocakları peşime düşmüş durumda” diyen Erdoğan, korsan hoparlör üzerinden bir kargaşanın çıkartılmak istendiğine dikkat çekerek, oynanmak istenen bu oyuna gelmeyeceklerinin altını çizdi. Ülkü ocaklarına mensup kişilerin fotoğrafını alarak cemevine geldiğini ve, ‘Sizin dedeniz bu mu, nerede oturuyor’ diye sorular yöneltildiğini vurguladı.

    “ALEVİ KURUMLARI BİZİ SAHİPLENMEDİ”

    Alevi kurumlarının bu soruna dair yeterli dayanışmayı göstermediği eleştirisi yönelten Erdoğan, şunları söyledi:

    “Bizim ezanla derdimiz yoktur. Asırlardır okunuyor, okumayın, diyemeyiz. Cemevinin önündeki kolonlara hoparlör konuldu ve cem esnasından birbirimizi duyamıyoruz. Çeşitli yerlere başvurduk ve bizi oyaladılar. Devlet bizden o hoparlörü indirmemizi ve kargaşa çıkmasını istiyordu. Bu oyuna gelmeyiz. Devleti yönetenler bu karmaşadan herhalde zevk alıyorlar. 8 aydır bu sorun var ve Alevi kurumlarına da başvurduk. Ama hiçbir Alevi kurumu gelip kapımızı çalmadı. Ülkü ocakları fotoğrafımı alıp cemevine gidiyor ve ‘Sizin dedeniz bu mu, nerede oturuyor’ diye soruyorlar. Bunları söylediğim için ülkü ocakları peşime düşmüş durumda. Peki hangi Alevi ocağı, kurumu sahipleniyor? Onlar sahiplenmiyor diye ben geri adım atacak değilim. Doğru iş yapsınlar, kopmasınlar. Bu inancı doğru yürütecekler ise pirlerimizin, yol önderlerimizin verdiği mücadele doğrultusunda hakikatli davransınlar, hakikat ile birleşsinler.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Avrupa’daki Pirlerden Afrin tepkisi: Hızır ayında halklar ve inançlar mozaiği Afrin’e saldırı zulümdür

    Avrupa’daki Pirlerden Afrin tepkisi: Hızır ayında halklar ve inançlar mozaiği Afrin’e saldırı zulümdür

    PİRHA- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Afrin’e dönük saldırının başladığı açıklamasından sonra TSK’ya ait savaş uçaklarının Afrin ve Alevilerin yoğun yaşadığını Mabeta ilçesini bombalamasına tepki gösteren Alevi pirleri, bu savaşa karşı tüm Alevi toplumunu ses vermeye çağırdı. 

    Afrin’e dönük saldırılara tepki gösteren FEDA Pirler Kurulu’ndan pirler bombalanan yerlerde Alevilerin de olduğunu ve diğer inançlarla kardeşçe yaşadığını söyledi. Pirler, iktidar tarafından sözde ulusal çıkarlar adına başlatılan bu savaşın kirli bir savaş olduğunu, halklara yıkım, zulüm ve göç getireceğini belirterek, Alevi toplumuna bu savaşa karşı çıkması ve ses vermesi çağrısında bulundu.

    “İNANÇLAR MOZAİĞİ AFRİN’E SALDIRI ZULÜMDÜR”

    Birçok farklı halkın, inançların bir aradığı yaşadığı ve halklar mozaiği olan Afrin’e yapılan bombardıman ve başlatılan savaşın haklılık gerekçesinin olmadığına değinen Şıh Ahmet (Şıxamed) Ocağı Mensubu Pir Metin Baylav, Alevilerin de Türkiye’de büyük bir tehlike altında olduğunu belirterek şöyle konuştu:

    “Aşağı yukarı 2 haftadan beri Afrin’e operasyon yapılacağı söyleniyordu. Tabi biz Aleviler bunu asla kabul etmiyoruz. Haksız bir savaştır. Geçmiş IŞİD saldırılarında da kış ayında çoluk çocuk, onlarca insan evlerinden ve yurtlarından oldular. Şimdi ikinci bir durum yaşanıyor. Afrin basında gördüğümüz kadarıyla mozaik olan ve Alevilerin yoğun yaşadığı bir yer. Birçok inanç orada iç içe. Terörizm adı altında sivil insanlar ve çocuklar katlediliyor. Hava saldırıları başlatılmış. Ne yazık ki yine bu hava saldırılarında çocukların, sivillerin ve hatta hayvanların katledildiğini öğrendik. Bu savaş kime hizmet ediyor ve bu acılar neden çektiriliyor ? Artık bütün insanlar ses vermelidir. Biz bugün ses vermezsek, yarın bu acılar birçok yerde yaşanacak. Hani bir söz vardır ‘susma sustukça sıra sana gelecek.’ Gerçekten susmamak gerekiyor. Alevi halkı öyle terörize edilebilecek bir halk değil. Aleviler asla kandan, şiddetten beslenmiş bir halk değil, tersine kandan ve şiddetten beslenenlere karşı mücadele etmişlerdir. Biz Alevilerin bir TV10 kanalımız vardı. Alevilerle beraber cümle mazlumları dillendiren ve Türkiye’de gizli kalmış inançları açığa çıkaran TV10’du. Maalesef TV10 gibi bir kurum kapatıldı, bir sürü çalışanı ve piri gözaltına alınıp tutuklandı. Bizler gerçekten zamanında tepki gösterseydik belki daha fazla sahiplenme olurdu. İstenilen tepki gösterilmediği için sıra yavaş yavaş bizlere geliyor. Aleviler zaten Türkiye’de büyük bir tehlike altında. Sokakta eli silahlı insanların insanları tehdit etmelerini, birçok Alevi mahallerinde el ilanları dağıtmalarını izliyor ve görüyoruz. Alevi pirleri olarak asla buna seyirci kalınmamalı, mazlumun yanında yer alınmalı ve sadece basın açıklamaları ile kalınmayıp sokaklara inilip tepkimizi dile getirmeliyiz.”

    “YEZİT ZİHNİYETLİ SİSTEMLER İNSANLARIN KÖYLERİNİ, ŞEHİRLERİNİ YAKIYOR”

    “Türkiye’de dini sermaye olarak kullanıp kendisi servetler biriktirerek, insanların köylerini, şehirlerini yakan ve işlerinden edip hapishanelere dolduran Yezit zihniyetli bir sistem var” diyen Baba Mansur (Bamansur) Ocağı Piri Veli Uğur kutsal olanın insan yaşamı olduğunu ve Alevi toplumunun bu oyunlara gelmemesi çağrısında bulundu:

    “Türkiye’de yıllardan beri insanları, toplumları yalanlarla dini sermaye olarak kullanıp kendisi servetler biriktirerek, insanların köylerini, şehirlerini yakan ve işlerinden edip hapishanelere dolduran Yezit zihniyetli bir sistem var. Bu sistem insanları duygularıyla, maneviyatı ile delirterek, ırkçılığın hastalık olarak kabul gördüğü Türkiye’de sanki gurur duyulacak bir iş gibi lanse ediliyor ve insanlar birbirine düşmanlaştırılıyor. Bu düşmanlık öyle bir Yezitleşti ki haftalardan beri top atışlarıyla vurduğu Kuzey Suriye denilen yer yani Afrin’i  şimdi havadan bombalanıyor. Bu insanlardan Türkiye’ye karşı hiçbir zarar gelmemiş. Ama daha fazla servet edinmek için fakir fukara çocuklarını kandırıp öldürüyor, öldürtüyor. 15 seneden beri yaptıkları aynen devam ediyor. Sözüm özellikler Alevi canlara, dostlaradır. Biz 72 millete bir nazarla bakarız. Bizim için kutsal olan insandır, insan yaşamıdır. İkiliğin, kin ve kibrin olmadığı inancımıza sahip çıkalım. Kendi yurdumuzda aldatılmış insanların oyunlarına gelmeyelim, oyunlarını bozalım. Birlik olalım, beraber olalım ve tüm insanlara can olarak bakalım. Yolumuzun desturunu, kurallarını sürer, sıtk-ı gönül ile hizmete sarılırsak ancak yolu sürmüş olabiliriz” diye vurguladı.

    “MABETA’DA ALEVİLER VE DİĞER İNANÇLAR KARDEŞÇE YAŞIYOR”

    Afrin’de yıllardır gizlenen, saklı tutulan Alevi inancının artık kendini özgürce ifade ettiğini ve diğer halklarla, inançlarla kardeşçe yaşadığını vurgulayan Ağuçan (Axuçan) Ocağı Piri Hüseyin Bildik, savaşın kendisiyle birlikte yıkımı, açlığı ve göçü getireceğini ve bir an önce vazgeçilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:

    “Kürtlerin yoğun yaşadığı Afrin bölgesinde yaşanan bu saldırıyı kınıyor ve lanetliyoruz. Özellikle Afrin’in Mabeta kasabında yıllardır gizlenen, saklı tutulan Alevi inancının mensupları canlarımızın kendi inançlarıyla, kimlikleriyle ve diğer halklarla bir arada kardeşçe yaşadığı bir şehre AKP hükümeti saldırıyor. Türk devleti varlığını Kürdün inkarı ve katliamı üzerinden var etmeye çalışıyor. Haktan, hukuktan, kardeşlikten ve vicdandan yana olan tüm insanlığa bir çağrımız var. Bu ülkede milyonlarca Kürtler, Aleviler ve diğer halklar yaşıyor. Bütün halklara tek tipliği dayatıp, onun gibi yaşamayanı düşman gören bu hükümet, cihatçı çeteleri toplayıp Kürtlerin üzerine sürüyor. Bütün insanlığın buna ses vermesi ve karşı durması gerekiyor. Milyonlarca insan Afrin kentinde yaşarken, hükümet tarafından burada savaşın başlatılmasını lanetliyoruz. Bu savaş yıkımın, açlığın, sefaletin ve göçün başlangıcı demektir. Bu savaşların son bulmasını istiyoruz.”

    “HIZIR AYINDAYIZ VE HIZIR ZALİMLERİN ŞERRİNİ HALKLARDAN UZAK GÖTÜRSÜN”

    Bölgede devam eden savaşın en önemli sebeplerinden birinin iktidar olduğunu, sözde ulusal çıkarlar adına halkların kurban edildiğini söyleyen Derviş Cemal Ocağı Pir Rıza Yağmur,  “Bu hükümet iç savaşa gidilmesini canı gönülden istiyor ve birinci kurbanı ise Alevilerdir” diyerek şunları vurguladı:

    “Suriye’de devam eden savaşın en önemli sebebi Türkiye’yi yöneten iktidardır. Yıllar önceden planlanmıştı bu. Mezhep kapışması daha henüz tam başlamadı. 1400 yıldan bu yana birbirini boğazlamadan bir akıl yolunu buluşturamadılar. Kendi peygamberlerinin torunlarına şehit ettiler. Düşündüğümüzde en sadık Müslümanlar Kürtler’dir. Yıllardır İslam’ın hanballığını yapıyorlar. Ama devasa güçlerle gidip Kürtlerin şehirlerini bombalarken, batılı devletlerin dönem  dönem uçak ve silah satarak buna destek olduğunu biliyoruz. 50 milyon olan bir halkın arasına tel örgü çekerek  daha sonra dünyayı dizayn eden güçlerin buraya yerleşmesine yeşil ışık yakarak ve  ulusal çıkar denilen o rezil çıkarlar uğruna bir halkın orada kurban edilmesi bizim inancımızda bağışlanacak bir durum değildir. Yol yakın iken geri dönülmesini istiyoruz. Şunu anlamaları gerekiyor ki, bu bataklığa girilirse bu savaş 50 yıl sürer. Sözde Müslüman geçinen bu hükümetin devasa gücünü bu halkın üzerinden çekmesi gerekiyor. Oradan Türkiye’ye bir zarar gelmesi söz konusu bile değildir. Ellerine geçirdikleri medya imparatorluğuyla Türkiye halklarını kandırıyorlar. Maalesef kendini muhalefet diyen ve cumhuriyeti kurmakla övünen CHP kendini bile ayakta tutamadı. Bugün Türkiye iç savaşa gitmiyorsa buda Kürtlerin olgunluğundandır. Bu hükümet iç savaşa gidilmesini canı gönülden istiyor. İç savaşa giderse birinci kurban Alevilerdir. Kendi iç paramiliter güçlerini oluşturuyor. Kürdüyle, Türküyle, Arabı ile tüm Alevilerin inançlarındaki Haktan yana olma felsefesi gereği barış çağrısı seslerini yükseltmelidirler. Bu ay Aleviler için Hızır ayıdır. Hızır zalimlere fırsat vermesin. Zalimlerin şerlerini haklardan uzak götürsün. Kardeşlik, barış gelsin. Savaş lanetlidir ve lanetliyoruz.”

    Elif SONZAMANCI / LEVERKUSEN

  • Pir İbrahim Erdoğan’dan Diyanet’in fetvalarına tepki-VİDEO

    Pir İbrahim Erdoğan’dan Diyanet’in fetvalarına tepki-VİDEO

    PİRHA- Ağucan ocağı piri İbrahim Erdoğan Diyanet işlerinin hayatın her alanına müdahale ettiğini söyledi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın son zamanlarda başta eğitim olmak üzere çeşitli konularda yayınladığı fetvalara ilişkin Ağucan ocağı piri İbrahim Erdoğan PİRHA’ya konuştu.

    Erdoğan, “Alevi piri olarak bizim inancımızda dinin devlet tekelinde olması o dinin özelliğinden çıkmış demektir” ifadelerini kullandı.

    “DİYANET CUMHURİYET’İN SUÇU”

    Devlet tekelinde kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın insanların inançlarına müdahale ederek asla doğru bir iş yapmadıklarını söyleyen pir Erdoğan, bunu kabul etmediklerini vurguladı.

    “Diyanet İşleri Başkanlığı kurulması sadece bugünkü hükümetin suçu değil” diyen pir Erdoğan bunun Cumuriyet’in bir sonucu olduğunu söyledi.

    Pir Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Cumhuriyet diye kurdukları bir düzen. Cumhuriyet’in sadece adı Cumhuriyet’tir. Cumhuriyet düzeninden Diyanet işleri olmaz. Cumhuriyet üzerinden katliam olmaz. 1972’de gençlerimizi astılar, hepsini zindanlarda kestiler. Bunların hepsi Diyanet İşlerinin devlet içerisinde olduğu için. Bunlar dine inanmıyor, bunlar komünisttir. ‘Bunları öldürmek sevaptır’ diye fetva verilirse bu ülkenin durumu böyle olur.” (HABER MERKEZİ)