Etiket: ahad-der

  • AHAD DER: Ras el Seni’nin; soykırıma karşı direnişin ve özgür bir geleceğin yılı olmasını diliyoruz!

    AHAD DER: Ras el Seni’nin; soykırıma karşı direnişin ve özgür bir geleceğin yılı olmasını diliyoruz!

    PİRHA- Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği, Ras el Seni vesilesiyle yaptığı açıklamada, “Acılarımızı unutmadan, kaybettiklerimizin hesabını sorarak; direnişi, dayanışmayı ve halkların kardeşliğini büyütme sözüyle yeni yıla giriyoruz. Ras el Seni’nin; soykırıma karşı direnişin, barışın ve özgür bir geleceğin yılı olmasını diliyoruz” dedi.

    Arap Alevilerin kutladığı Ras-el Seni, Rumi-(Şemsi) miladi takvime göre ayın birine denk gelen 14 Ocak’ta kutlanıyor. Antakya, Adana, Mersin ağırlıklı olmak üzere nüfuslarının Türkiye sınırları içinde 2 milyona yakın olduğu tahmin edilen Arap Aleviler kültürlerinin önemli bir parçası olan Ras el-Seni’yi (yılbaşı) 13 Ocak’ı 14 Ocak’a bağlayan gece ve ertesi gün kutluyor.

    Baskı, inkar ve imha politikaları nedeniyle, Anadolu ve Mezopotamya halkları dini ritüellerini, kültür ve geleneklerini özgürce gerçekleştirememesi gerçeğinden Arap Aleviler de payını alıyor.

    Arap Aleviler bu yıl da Ras el Seni’yi, soykırım altında karşıladı. Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği (AHAD DER) Ras el Seni’ye ilişkin açıklama yayınladı.

    Arap Alevilerin Ras el Seni’yi, soykırımın karanlık gölgesinde karşılandığının belirtildiği açıklamada, “Bizler için bu yeni yıl; sevinçten çok acıların, umutlardan çok gözyaşlarının biriktiği bir dönemin başlangıcıdır” denildi.

    “RAS EL SENİ’NİN; SOYKIRIMA KARŞI DİRENİŞİN, BARIŞIN VE ÖZGÜR BİR GELECEĞİN YILI OLMASINI DİLİYORUZ”

    Emperyalist güçlerin ve Emevi özlemcilerinin yüzyıllardır süren yok etme planlarına rağmen, tarih boyunca direnerek bugüne gelindiğinin vurgulandığı açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “Bugün de inancımızdan, kimliğimizden ve halk gerçekliğimizden vazgeçmeden; küllerimizden yeniden doğacak iradeyi taşıyoruz. Ras el Seni’yi; barışın, demokrasinin, eşitliğin ve halkların kardeşçe bir arada yaşayacağı bir geleceğin mücadelesini büyütme kararlılığıyla selamlıyoruz. Umudumuz bireysel beklentilerde değil; ortak, örgütlü ve dayanışmacı mücadelededir. Umudumuz; mezhepçiliğin, sömürünün ve zulmün son bulduğu, tüm halkların hakça ve onurlu yaşadığı yarınlardadır.

    Acılarımızı unutmadan, kaybettiklerimizin hesabını sorarak; direnişi, dayanışmayı ve halkların kardeşliğini büyütme sözüyle yeni yıla giriyoruz. Ras el Seni’nin; soykırıma karşı direnişin, barışın ve özgür bir geleceğin yılı olmasını diliyoruz.”

    PİRHA/ADANA

     

     

  • AHAD DER: HTŞ halkların düşmanıdır, katliamlara karşı sessiz kalmayacağız!

    AHAD DER: HTŞ halkların düşmanıdır, katliamlara karşı sessiz kalmayacağız!

    PİRHA- Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği (AHAD DER), HTŞ’nin Suriye’de halklara yönelik sürdürdüğü saldırılara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, HTŞ’nin Alevilerle başlayan ve bugün Kürt halkını hedef alan saldırılarının sistematik katliam ve soykırım politikalarının devamı olduğu vurgulandı.

    AHAD DER, Halep’te Kürt halkına yönelik saldırıları sert bir dille kınadıklarını belirterek, Kürt halkının onurlu direnişini selamladıklarını ifade etti. Açıklamada, HTŞ’nin kurulduğu günden bu yana mezhepçi ve selefi-cihatçı bir yapı olarak halklara karşı suçlar işlediği belirtilerek, “Önce Alevilere, ardından diğer azınlıklara ve bugün Kürt halkına yönelen saldırılar, HTŞ’nin halk düşmanı karakterini bir kez daha açığa çıkarmıştır” denildi.

    Dernek, HTŞ’nin Suriye halklarının kadim yaşam alanlarını hedef aldığını, zorla göç, katliam ve baskı yoluyla bölgenin demografik yapısını bilinçli biçimde değiştirmeye çalıştığını kaydetti. Bu saldırıların hiçbir şekilde güvenlik ya da özgürlük söylemleriyle meşrulaştırılamayacağı vurgulanan açıklamada, yaşananların açık ve sistematik bir etnik ve mezhepsel temizlik politikası olduğu ifade edildi.

    AHAD DER, HTŞ’nin emperyalist güçlerin bölgesel çıkarları doğrultusunda kullanılan selefi-cihatçı bir aparat olduğunu belirterek, bu yapıdan Suriye halklarına özgürlük, demokrasi ya da barış çıkmasının mümkün olmadığını vurguladı. Açıklamada, HTŞ’nin kendisi gibi düşünmeyeni ve yaşamayanı düşman ilan eden karanlık bir zihniyetin temsilcisi olduğu kaydedildi.

    Dernek açıklamasında, Aleviler, Dürziler, Hristiyanlar, Kürtler, laik ve seküler Sünniler başta olmak üzere özgür, eşitlikçi ve birlikte yaşamı savunan tüm halkların ve bireylerin bu zihniyetin doğrudan hedefi olduğu belirtildi. HTŞ’nin yürüttüğü saldırıların bir inanç savaşı değil, seküler yaşama, halkların kardeşliğine ve ortak yaşam iradesine karşı ideolojik bir saldırı olduğu vurgulandı.

    AHAD DER, halklara rağmen dayatılan hiçbir projenin kalıcı olmayacağını ifade ederek, emperyalist güçlerin ve onların yerel işbirlikçilerinin er ya da geç tarih sahnesinden silineceğini belirtti. Açıklamada, Suriye’nin ve bölgenin geleceğinin silahlı çetelerin değil, direnen halkların ortak iradesiyle şekilleneceğinin altı çizildi.

    Açıklamanın sonunda AHAD DER, katliamlara karşı susmayacaklarını ve halkların kardeşliğini savunmaktan vazgeçmeyeceklerini belirterek, direnen halklarla dayanışma çağrısı yaptı.

    HABER MERKEZİ

  • AHAD-DER Başkanı Hamit Karaoğullarından: Suriye’deki Alevi soykırımını karşı susmuyoruz- VİDEO

    AHAD-DER Başkanı Hamit Karaoğullarından: Suriye’deki Alevi soykırımını karşı susmuyoruz- VİDEO

    PİRHA- AHAD-DER Başkanı Hamit Karaoğullarından, Suriye’de sürdürülen Alevi soykırımına tepki göstermek amacıyla 3 Ocak’ta yapılacak olan eylem için çağrıda bulunarak, “Yayladağı sınır kapısında olalım” dedi.

    HTŞ ve ona bağlı çetelerin Alevi halkına yönelik saldırıları soykırım boyutuna ulaşmış haldeyken, dünya kamuoyu katliamlara karşı sessizliğini koruyor. Aleviler, bu katliam operasyonlarına karşı tepkilerini sürdürürken, tüm dünya kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla Cumartesi saat 14.00’de Yayladağı Sınır Kapısı’nda buluşarak mücadele çağrısında bulunacak.

    Alevi kurum ve örgütlerinden “Suriye’de Alevi katliamını durdurun” şiarıyla eyleme katılım çağrıları devam ediyor. Bu çağrılardan biri de Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği (AHAD-DER) Başkanı Hamit Karaoğullarından geldi. Karaoğullarından yaptığı çağrıda, “Suriye’deki Alevi katliamını dillendirmek, hak ve hakikati haykırmak için görmeyen, duymayan ve konuşmayan dünya kamuoyuna bir kez daha seslenebilmek adına Yayladağı sınır kapısında olalım” dedi.

    PİRHA/ADANA

  • AHAD-DER: Humus’ta Alevilere dönük saldırılar tarihsel bir sürekliliğin parçasıdır!

    AHAD-DER: Humus’ta Alevilere dönük saldırılar tarihsel bir sürekliliğin parçasıdır!

    PİRHA – Suriye’nin Humus kentinde Alevilere yönelik saldırılara tepkiler sürüyor. Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği (AHAD-DER), yaptığı yazılı açıklamayla Humus’ta Alevilere ait İmam Ali Bin Abi Talib Camisi’ne yönelik bombalı saldırıyı kınadı. Açıklamada, saldırıların münferit olmadığı vurgulanarak, “Bu saldırılar, Alevilere yönelik tarihsel, planlı ve çok katmanlı bir yok etme politikasının güncel bir tezahürüdür” denildi ve dünya kamuoyuna saldırıların durdurulması çağrısı yapıldı.

    Suriye’nin orta kesiminde yer alan Humus’ta, Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Vadi el Dahab Mahallesi’ndeki İmam Ali Bin Abi Talib Camisi, 26 Aralık 2025 tarihinde bombalı saldırının hedefi oldu. Saldırıda çok sayıda Alevi yaşamını yitirdi. HTŞ’ye yakınlığıyla bilinen “Saraya Ansar al-Sunna” adlı yapı saldırıyı üstlenerek, camiyi “Alevilere ait bir merkez” olduğu gerekçesiyle hedef aldıklarını duyurdu.

    Saldırıya yönelik tepkiler devam ederken, AHAD-DER yaptığı yazılı açıklamayla yaşananların bir “mezhepler arası çatışma” ya da münferit bir olay olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.

    “ALEVİLERE DÖNÜK YOK ETME POLİTİKASININ GÜNCEL TEZAHÜRÜ”

    AHAD-DER açıklamasında, Humus’ta yaşananların Alevilere yönelik tarihsel, planlı ve çok katmanlı bir yok etme politikasının parçası olduğu vurgulandı. Açıklamada, saldırıların emperyalist müdahaleler, bölgesel gericilik ve mezhepçi karşı-devrimci şiddetin ortak ürünü olduğu ifade edildi.

    Cami saldırılarının bir inanç gerilimi değil, etnik-dinsel temizlik stratejisinin bilinçli bir aracı olduğu belirtilen açıklamada, Alevilere yönelik saldırıların temel amaçları şu şekilde sıralandı:

    • Alevi varlığını fiziksel olarak tasfiye etmek,

    • Alevilerin yaşadığı bölgeleri demografik olarak boşaltmak,

    • Emekçi halkların ortak yaşam zeminini yok ederek karşı-devrimci bir düzen kurmak.

    Açıklamada, saldırıyla hedef alınanın yalnızca bir yapı olmadığına dikkat çekilerek, “Hedef alınan; Alevilerin kamusal alandaki varlığı, toplumsal hafızası ve birlikte yaşama iradesidir” denildi.

    Humus örneğinde caminin ibadet mekânı olmaktan çıkarılarak, silahlı mezhepçi grupların ideolojik karargâhına dönüştürüldüğü belirtilen açıklamada, bu mekânların nefret söyleminin üretildiği ve Alevilere yönelik şiddetin meşrulaştırıldığı merkezler haline getirildiği vurgulandı.

    “HUMUS’TAN MARAŞ’A UZANAN TARİHSEL SÜREKLİLİK”

    AHAD-DER, saldırıların tarihsel bir sürekliliğin parçası olduğuna dikkat çekerek, şu değerlendirmede bulundu:

    “Humus’taki saldırılar tarihsel bir sürekliliğin parçasıdır. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, Maraş’tan Çorum’a, Sivas’tan Gazi’ye ve bugün Suriye’de Humus, Lazkiye ve kırsal bölgelere uzanan bu hat; Alevilere yönelik sistemli dışlama, şeytanlaştırma ve imha politikalarının kesintisizliğini göstermektedir.”

    Açıklamanın sonunda, saldırıların tesadüf olmadığı, Alevileri coğrafyadan silmeyi, hafızayı yok etmeyi ve geleceği imkânsız kılmayı hedefleyen sistemli bir soykırım projesinin parçası olduğu vurgulandı.

    AHAD-DER, dünya kamuoyuna şu çağrıyı yaptı:

    “Bu insanlık suçunun ve Alevilere yönelik soykırım projelerinin acilen durdurulması vicdani bir zorunluluktur. Dünya kamuoyu bu saldırıları ve bu politikaları derhal durdurmalıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Halk Festivali’nin engellenmesine tepki: Festivalde kararlıyız, baskılar son bulsun-VİDEO

    Halk Festivali’nin engellenmesine tepki: Festivalde kararlıyız, baskılar son bulsun-VİDEO

    PİRHA-Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği tarafından 15’incisi düzenlenen Karşıyaka Halk Festivali, Adana Emniyeti’nin 80 güvenlik görevlisini zorunlu tutması gerekçe gösterilerek engellendi. Engellemeye tepki gösteren AHAD-DER Başkanı Hamit Karaoğullarından, festivali yapmakta kararlı olduklarını belirterek, engellemeleri toplumsal dayanışmayla aşacaklarını söyledi. Sanatçı Rüya Şah da, kültür, sanat üzerindeki baskı politikasına artık son verilmesi çağrısında bulundu.

    Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği’nin (AHAD-DER) düzenlediği Karşıyaka Halk Festivali, ‘güvenlik’ engeline takıldı.

    Adana Emniyeti, Karşıyaka Halk Festivali için son 24 saat kala 80 güvenlik görevlisi görevlendirilmesini zorunlu tuttu. Son dakika bilgilendirme sebebiyle Grup Hayye, Rüya Şah ve Semir Yalçın’ın sahneye çıkacağı konser yapılamadı.

    1999 yılından bu yana düzenlenen festivalin yasaklanmasına tepki gösteren AHAD-DER Başkanı Hamit Karaoğullarından, PİRHA’ya yaptığı değerlendirmede, “1999 yılında Karşıyaka Halk Festivali adıyla başlattığımız festivalimiz için Adana Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü bizden 80 özel güvenlik görevlisi tutulmasını istedi. Fakat güvenlik bulunmadığı sebebiyle ertelemek durumunda kaldık. Olağanüstü hal, pandemi ve 6 Şubat depremleri ile kesintiye uğrayan festivalimiz, şimdi de özel güvenlik engeline takıldı. Bu engeli de beraber aşacağımız yeni bir hazırlıkla önümüzdeki günlerde tekrar buluşacağız” dedi.

    “KÜLTÜR, SANAT ÜZERİNDEKİ BASKI POLİTİKASINA ARTIK SON VERİLMELİDİR

    Karşıyaka Halk Festivali’nde yer alan Sanatçı Rüya Şah da benzer yasaklamaların olduğuna dikkat çekerek, “Bu hukuksuz engellemeleri kabul etmiyoruz. Etkinliklerin amacı halkların kendi kültürlerini, dillerini yaşatmaya çalışması ve bir araya gelip dayanışma içinde umut tazelemesidir. Tüm bu engellemelere karşı kültür sanat faaliyetlerimizi yapmaya, dilimizi, kültürümüzü yaşatmaya ve türkülerimizi söylemeye devam edeceğiz. Kültür, sanat üzerindeki baskı politikasına artık son verilmelidir. Halklar özgürce kendi dillerini, kültürlerini yaşatmalı, sanatçılar türkülerini özgürce söylemelidir. Engellemelere karşı mücadelemiz devam edecektir” diye konuştu.

    PİRHA/ADANA

  • AHAD-DER Başkanı Yusuf Köse: Arap Alevi çocuklar anadillerini konuşamaz durumda

    AHAD-DER Başkanı Yusuf Köse: Arap Alevi çocuklar anadillerini konuşamaz durumda

    PİRHA- Arap Halkı Alevileri Derneği (AHAD-DER) Adana Şubesi tarafından “Dünya Anadil Günü” etkinliği gerçekleştirildi.

    AHAD-DER Adana şubesi Dünya Anadil Günü dolayısıyla etkinlik gerçekleştirdi. Etkinlikte konuşan dernek başkanı Yusuf Köse, toplumsal baskı sonucu çocukların Arap Alevi olduklarının anlaşılmaması için anadil yitimlerinin yaşandığına dikkat çekerek şunları ifade etti;

    “Adana bölgesinde Arap Alevi çocuklarda anadil kaybı çok fazla yaşanmaktadır. Evlerde Arapça konuşulmamaktadır. Aileler lehçe kaymalarını bahane ederek çocukları ile sürekli Türkçe konuşmaktadır. Üst kimlik alt kimlik karmaşasının çok fazla yaşandığı bir halkın temsilcileri olarak şunu net ifade etmek isteriz ki, kimliğimizin teminatı dilimizdir. Türkiye toplumunda varlığımızı sürdürmemiz ve var olduğumuzu göstermemizin en etkili yolu dilimizi özgürce konuşabilmemizdir. Anadil bizi bir arada tutan önemli bir etkendir. Birlikte düşünme ve üretmenin vazgeçilmez aracıdır. Bir arada duran birlikte düşünüp birlikte karar veren halklar direngen olur.”

    “PANZEHİR BİRLİKTE MÜCADELEDİR”

    Egemenlerin ilk önce dilleri yok etmeye çalıştığını belirten Köse, “Ortak dil üzerinden yarattıkları hegemonya halkları yurtsuzlaştırma ve kimliksizleştirme süreçleriyle devam eden psikolojik baskı araçlarına döner. Ortak vatan duygusunun tek dil üzerinden yapılmaya başlanması, yok edici politikaların başlamasına katkı yapmıştır. Bunun panzehiri bellidir, birlikte mücadele ve birlikte direniş” dedi.

    Köse’nin konuşmasının ardından etkinlik Arpça tiyatro ve şiirlerle devam etti.

    Diren KESER/MERSİN

  • ‘2018‘de cemevleri örgütlenme alanlarına çevrilmeli’-VİDEO

    ‘2018‘de cemevleri örgütlenme alanlarına çevrilmeli’-VİDEO

    PİRHA- Geride kalan 2017’yi ve 2018’e dair beklentilerini ifade eden DAD Mersin Şube Eş Başkanı Pir Mehmet Seyitalioğlu ve AHAD-DER Başkanı Yusuf Köse, Alevi örgütlülüğünün yükseltilmesi gerektiğini belirtti.

    Haberin videosu

    DAD Mersin Şube Eş başkanı Pir Mehmet Seyitalioğlu, Alevi örgütlenmesinde daha direngen bir noktaya ulaşıldığını ancak yeterli olmadığını belirterek şunları ifade etti:

    “Sorunlarımızı aşma noktasında bir içimizde yaşananlara, iki, dışa dönük bakmak gerekiyor. İçe dönük derken; edep-erkanımız nedir? Bu konuda ne kadar yol aldık, birliktelik oluşturduk, Alevi felsefesini içselleştirdik. Bu manada 2017 daha iyiydi. Ancak bu “iyi” cümlesi topyekûn olarak bizi doğru bir mücadele hattında henüz buluşturamamıştır. En önemlisi de ocak örgütlenmesini gerçekleştirmeliyiz. Yaşanan gelişmelerin üzerine 2018 yılında neleri şekillendirebiliriz? Öncelikle ocak örgütlenmesini tamamlamalıyız. Aynı zamanda dergahlarımıza canlılık kazandıracağız. Kadın ve gençlik örgütlenmesine önem vermeliyiz. Cemevleri örgütlenme alanlarına dönüşmelidir.”

     

    “2018 DİRENİŞ YILI OLMALIDIR”

    Arap Halkı Alevileri Derneği (AHAD-DER) Başkanı Yusuf Köse ise “Aleviler için bu ülkede yaşam siyasi gündem ve konjonktürden hiçbir zaman farklı olmadı” diyerek şunları belirtti;

    “Mevcut iktidarın hergün etrafını biraz daha kalın duvarlarla ördüğü sünni muhafazakar iktidar anlayışı Aleviler üzerindeki baskı ve tehditleri arttırmıştır. Eğitim politikasından inanç politikasına kadar geniş bir alanda artan baskı ve asimilasyon yaşam alanlarımızı daha da daraltmıştır. Görünen o ki bu politikalar şiddetini arttırarak devam edecektir. Aleviler her zamankinden daha fazla direnmeli ve mücadele etmelidirler. Toplumun ilerici ve demokrat güçleri olarak tanınan Alevi örgütlenmeleri toplumsal yaşamı etkileyen gerici ve faşist uygulamalara karşı reflekslerini hızlı ve etkili biçimde vermelidir. Suriye savaşının başladığı günden beri özellikle de Arap Alevi toplumuna yönelik gösterilen refleks ve suçlamalar savaş sonrası baskının da habercisidir. Savaş sonrası  Suriye de yaşayan Arap Alevilerin ve Kürtlerin konumlanma stratejileri ülkemizdeki dengeleri de etkileyecektir. İktidar bu süreci kendine yeni bir politika alanı olarak kullanacaktır. Bu çatışma iç siyasette yani 2019 seçimleri öncesinde olası ittifakları yaralayacak ve engelleyecektir. Bütün bu politika ve stratejilere hazırlıklı olmak gerekmektedir. 2018 yılı bütün iyi dilek ve temennilerin ötesinde direniş yılı olmalıdır. Ülkedeki bütün ilerici güçlerin ve Alevi örgütlenmelerinin yapması gereken tek şey mücadele gücünü canlı tutmak ve safları sıklaştırmaktır. Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği olarak bu mücadelenin asli bir unsuru olacağız.”

    Diren KESER/MERSİN-ADANA