Etiket: ahmet kaya

  • Ahmet Kaya, ölüm yıl dönümünde Bornova Cemevi’nde yapılan etkinlikle anıldı-VİDEO

    Ahmet Kaya, ölüm yıl dönümünde Bornova Cemevi’nde yapılan etkinlikle anıldı-VİDEO

    PİRHA- Ahmet Kaya, 26. ölüm yıl dönümünde Bornova Cemevi’nde, ortak düzenlenen etkinlikte anıldı. İzmir Müzisyenler Derneği, Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, Bayraklı Alevi Kültür Derneği, Pir Sultan Abdal Bornova Cemevi, Çorum Eşençay ve Civar Köyleri Yardımlaşma Dayanışma dernek ve kurumlarının ortak düzenlediği etkinlikte Ahmet Kaya şarkılarıyla yeniden yaşatıldı. 

    16 Aralık 2000 yılında aramızdan ayrılan Ahmet Kaya, ardında büyük bir miras bıraktı. Yarattığı kültür ve sanatla halen canlılığını koruyan Ahmet Kaya, günümüzde hala dün gibi hatırlanmakta. Bornova Cemevi’nde düzenlenen etkinlikle Kaya’nın mirası devam ettirildi.

    Şevket Karakuş‘un sunumu ve şiirleriyle gerçekleşen etkinlik, sinevizyon gösterimi ile başladı. Devamında ise Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi Cemevi Başkanı Barış Çelik‘in açılış konuşmasıyla sürdü:

    “AHMET KAYA SADECE SANATÇI DEĞİL BU ÜLKENİN VİCDANIYDI”

    Ahmet Kaya‘nın sadece sanatçı kimliğinin olmadığını, ülkenin vicdanı olduğunu vurgulayan Barış Çelik, “Halkın acısını omuzlayan, mazlumun sesi olan, barışın türküsünü söylemekten asla vazgeçmeyen büyük ozan Ahmet Kaya’yı anmak için bir araya geldiklerini” söyledi.

    Ahmet Kaya‘nın zulme karşı dik duran, yasaklara rağmen sözünü söyleyen bir karakteri olduğuna dikkat çeken Çelik, “Biz Aleviler için barış sadece bir talep değil; yolun nefesidir, inancın özüdür. Çünkü bizim kültürümüz, insanı merkeze alan; rızalık, eşitlik, adalet ve kardeşlik üzerine kurulu bir kültürdür. Pir Sultan’ın darağacında bile boyun eğmeyen direnci, Hacı Bektaş Veli’nin “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” çağrısı bugün de bize yol göstermeye devam ediyor.
    Bugün ülkemizde yeniden bir barış sürecinin konuşulduğu, toplumsal yaraların sarılması için umutların yeşerdiği bir dönemin içindeyiz. Ahmet Kaya yaşasaydı, bu topraklarda silahların susmasını, halkların eşit ve özgür yaşamasını, anaların gözyaşının dinmesini en çok isteyenlerden biri olurdu.
    Çünkü onun türkülerinin mayasında da Alevi yolunun mayasında olduğu gibi barış, kardeşlik ve adalet vardı.
    Biz biliyoruz ki bu toprakların barışa kavuşması, halkların birbirine düşman değil can olması; farklı kimliklerin eşit, özgür ve güven içinde yaşayabilmesi hem Ahmet Kaya’nın hayaliydi hem de Alevi toplumunun yüzyıllardır süren duasıdır” dedi ve Kaya’yı anarak konuşmasını sonlandırdı.

    Açılış konuşmasının ardından devam eden anma programı, Ahmet Kaya’nın şarkılarıyla son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • Ahmet Kaya’sız 24 yıl

    Ahmet Kaya’sız 24 yıl

    PİRHA- Kürtçe şarkı yapacağını söylediği ödül töreninde linç edildikten sonra Paris’e sürgün gitmek zorunda kalan Ahmet Kaya’nın yaşamını yitirmesinin üzerinden 24 yıl geçti. 

    Şarkılarıyla bir döneme damga vuran ve özgün müziğin sevilen isimlerinden biri olan Ahmet Kaya’nın hayatını kaybetmesinin üzerinden 24 yıl geçti. Kaya, Adıyamanlı Kürt bir baba ve Malatyalı bir annenin 5’inci çocuğu olarak 1957’de Malatya’da dünyaya geldi. Müzik hayatına başlamasında en büyük etken babası oldu. Kaya, babasının ona henüz 6 yaşındayken hediye ettiği bağlama ile müziğe ilgi duymaya başladı. Bir yandan okula giderken diğer yandan vakit buldukça bir plak ve kaset satan dükkanda çalıştı. Ancak bu durum uzun sürmedi. Kaya, geçim sıkıntısı çeken ailesiyle birlikte 1972’de İstanbul’a göç etti. Kaya, bu durumdan kaynaklı okulu bırakmak zorunda kaldı.

    GÜLTEN HAYALOĞLU İLE TANIŞMA

    Kaya, uzun bir süre adaptasyon sorunu yaşamasına rağmen burada çeşitli işyerlerinde çıraklık yaptı. Askerlikten döndükten sonra Emine adlı kadınla evlendi. Ancak ekonomik zorluklar nedeniyle bu evlilik son buldu. Kaya, yıllar sonra yaşadığı ekonomik zorlukları, “Sistemin tersine hareket ederek hapse girmeye çalıştım” sözleriyle anlattı.

    Bu dönemde sanat hayatında ilerleme sağlayan Kaya, uzun uğraşlar sonucunda 1985’te “Ağlama bebeğim” albümünü çıkardı. Kaya, ikinci albümü olan “Acılara tutunmak”ı Değişim Stüdyosu’nda çıkardı. Kaya, cezaevinde tanıştığı Değişim Stüdyosu sahibi Sezer Bağcan aracılığıyla Gülten Hayaloğlu ile tanıştı. Kaya, ikinci albümün yayınlanmasının ardından Hayaloğlu ile evlendi.

    ŞAFAK TÜRKÜSÜ 

    Hayaloğlu, evlilikten sonra Kaya’ya, cezaevinde Devrimci Sol (Dev-Sol) davasında idam istemiyle yargılanan şair Nevzat Çelik’in Şafak Türküsü şiirini iletti. Kaya’nın bestelediği şarkı 1986’da piyasaya çıktı ve büyük kitlelere ulaştı. Kaya, çalışmaları aralıksız sürdürdüğü aynı yıl içinde “An Gelir” albümünü de çıkardı.

    YUSUF HAYALOĞLU İLE TANIŞIKLIK

    Kaya, ardından hayatında büyük etki bırakan eşinin kardeşi Yusuf Hayaloğlu ve onun şiirleriyle tanıştı. Bu tanışıklık sonrası, sözlerinin çoğunluğu Yusuf Hayaloğlu’na ait  “Yorgun Demokrat” adlı albüm 1987’de yayımlandı. 1998’de Hayaloğlu’nun iki şarkısının söz yazarlığı yaptığı “Başkaldırıyorum” albümü ve 1989’da yine sözlerinin büyük çoğunluğu Hayaloğlu’na ait olan “İyimser bir gül” albümleri piyasaya sürüldü. Birçok şairin çeşitli şiirlerinden oluşan “Sevgi duvarı” adlı albüm de 1990’da dinleyicilerle buluştu.

    ALBÜMÜ TOPLATILDI

    Kaya’nın 12 Mayıs 1994 çıkardığı “Şarkılarım dağlara” albümü rekor satışla 90’ların en çok satan albümleri arasında yer aldı. Albüm, “Özgür çağrı” adlı şarkısında geçen “Abin bir gün dağdan döner, sarılırsın yavrucağım” sözler nedeniyle toplatıldı. Ayrıca Kaya’nın konser vermesi yasaklandı.

    KAYA’NIN MÜZİK TARZI

    Kaya, ilk dönemlerde albümlerinde genel olarak bağlamaya ağırlık verdi. Müzik tarzı pop, arabesk ve benzeri bir kategoriye girmediği için “özgün” müzik olarak nitelendirildi. Ancak Kaya’nın müzik tarzı, o dönem halk arasında devrimci arabesk ve protest müzik olarak nitelendirildi.

    Genellikle şarkılarında halk sorunlarını ele alan Kaya, Atilla İlhan, Can Yücel, Nevzat Çelik, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Enver Gökçe ve Ahmed Arif gibi birçok tanınmış şairlerin şiirlerini de bestelemekten geri durmadı.

    KÜRTÇE ŞARKIDAN DOLAYI SALDIRI

    Kaya, sanat hayatı boyunca toplamda 22 albüm yaptı ve albümlerde yer alan parçaların sadece birisi Kürtçe oldu. “Karwan” isimli bir Kürtçe şarkı yapacağını 11 Şubat 1999’da Magazin Gazeteciler Derneği ödül töreninde en iyi sanatçı ödülünü alırken duyurdu. Kaya, ödül töreninde “Şu anda hazırladığım ve önümüzdeki günlerde yayımlayacağım albümde bir Kürtçe şarkı söyleyeceğim ve bu şarkıya bir klip çekeceğim” dediği için linç edildi ve ardından Paris’e gitmek zorunda kaldı.

    Kaya, “Hoşçakal Gözüm” isimli albümünün kayıtlarını yaparken, 16 Kasım 2000’de Paris’te kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Kaya, yaşamını yitirdikten sonra yüzlerce ödüle layık görüldü. Kaya, halen milyonlarca dinleyici kitlesiyle gelmiş geçmiş en iyi sanatçılar arasında gösteriliyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kürt Müziği’nin son 13 yılının akorları kitabı çıktı

    Kürt Müziği’nin son 13 yılının akorları kitabı çıktı

    PİRHA- Son 13 yılda yayınlanan Kürtçe sözlü şarkıların sözlerini ve gitar eşlik akorlarını içeren Kürtçe Gitar Repertuarı kitabı yayınlandı. Kitabın basın tanıtımını yapan ekip, bu tip kültürel çalışmalarla sömürü ve asimilasyona karşı mücadeleye güç vermeyi umduklarını ifade etti.

    Son 13 yılda yayınlanan 112 tane Kürtçe şarkının sözlerini ve eşlik akorlarını içeren kitapta, popülerlik derecesine bakılmaksızın Kürt Müziği’ne şarkıları yoluyla katkı sağlamış çeşitli sanatçı ve grupların şarkıları yer alıyor. Kitabı hazırlayan ekip de müzisyenlerden oluşuyor. Müzik dokümanları hazırlayan bir kolektif olan Helezonik Kreşendo ekibi, kitabın gitar, piyano, ukulele gibi çalgılar çalan, çalmaya çalışan kişileri hedefleyerek hazırladıklarını ifade etti. Kitabın içinde akor gösterimleri, ritim vuruş diyagramları ve de ritimlerin nasıl çalınacağını gösteren videoların QR bağlantıları da bulunuyor.

    Ceylan Yayınları’ndan basılan kitap, ceylankitap.com adresi başta olmak üzere pek çok kitap satış sitesi üzerinden sipariş edilebiliyor.

    “SIRTINIZDAN GİTARINIZ, İÇİNİZDEN MÜCADELE RUHU EKSİK OLMASIN”

    Helezonik Kreşendo ekibi, kitabın önsözünde şunları paylaştı:

    Bundan yaklaşık 13 yıl önce bir grup müzisyen ve müzik eğitimcisi olarak Kürtçe Gitar Repertuarı hazırlamış ve yaklaşık 200 şarkılık bu çalışmayı 2 cilt halinde yayınlamıştık. Halen de pdf’ye web sitemizden ücretsiz ulaşabileceğiniz bu çalışmanın önsözü bu cümle ile bitiyordu: “Sırtınızdan gitarınız içinizden mücadele ruhu eksik olmasın”. Aradan geçen dönemde coğrafyamızdan sömürü, savaş, göç, talan, baskı eksik olmadığı gibi isyan ve direniş de eksik olmadı.

    Eşit ve özgür bir dünyanın peşinde olanlar halen de çeşitli araçlarla sisteme karşı mücadele etmeye devam ediyor. Bu mücadelelerin içinde kültür mücadelesi önemli bir yer tutuyor. Yok edilmek istenen bir mücadelenin, sessizliğe mahkûm edilmek istenen bir halkın ve kelimesizliğe terk edilmek istenen bir dilin peşinden gidip şarkılar üretenler bu mücadelenin önemli bir parçası. Şarkılar tüm duygulara değebiliyor, belki kendi başına dünyayı değiştiremiyor ama dünyayı değiştirecek olanın bilincine ve duygularına etki ediyor. İşte bu sebeptendir ki, üretilen bu şarkıları daha fazla insana ulaştırmanın yollarını döşemek de bizim çabalarımızdan biri oldu.

     ” SON 13 YILDA ÜRETİLEN KÜRTÇE ŞARKILARDAN SEÇİLDİ”

    Elinizdeki kitap, son 13 yılda üretilen Kürtçe sözlü şarkıların bazılarının sözlerini ve eşlik akorlarını içeriyor. Bu akorları gitar, ukulele, piyano, org gibi çalgılarda icra edebilirsiniz.

    Kitabın içinde 112 şarkı var. Bu şarkıların büyük bölümü son 13 yılda üretilen Kürtçe sözlü şarkıların içerisinden seçildi. Şarkıları seçerken gitar ile çalmaya uygun olması, söz-müzik niteliği gibi kıstasları en temele aldık. Fakat bir yandan da kitaptan faydalanacak kişilerin daha çok gitar çalan ya da öğrenen kişiler olacağını düşündüğümüz için farklı ritim kalıplarının ve tonların da olmasına dikkat ettik. Öte yandan bu kitap aynı zamanda bir dinleme önerisi gibi görüleceği için elimizden geldiğince çok sayıda müzisyenin eserine yer verdik.

    “KİTAP TİCARİ BİR KAYGI İLE HAZIRLANMADI”

    Her şarkı için eşlik yapılacak ritim kalıbını diyagram olarak hazırladık ve her kalıp için bir çalma videosu çektik. Videoları şarkıların sayfalarına karekod olarak yerleştirdik. Mutlaka eksikler ve yanlışlar vardır. Bunların iletilmesi çalışmayı güçlendirir.

    Kitap, ticari bir kaygı ile hazırlanmadı ve çok sayıda müzisyenin kitapta emeği var. Bir de buna şarkıyı üretenlerin, kaydedenlerin, düzenleyenlerin emeğini koyduğumuzda anlıyoruz ki bu kitap hiç kimsenin değil, hepimizindir. Kitap kısa bir süre sonra helezonikkresendo.com adresinden ücretsiz indirilebilecek şekilde yayınlanacaktır. Çünkü Gülmek bir halk gülebiliyorsa gülmektir”

    İletişim Bilgileri:
    E-Mail: helezonikkresendo@gmail.com

    Helezonik Kreşendo Web sitesi: helezonikkresendo.com

     KİTAPTA AKORLARI BULUNAN ŞARKILAR

    Kitapta aşağıdaki şarkıların akorları bulunuyor:

    AGÎT IŞIK – ÇÎROKA WÊ BAYÊ

    AGÎT IŞIK – BER DERÊ KÎ Û KÎ

    ANADOLU QUARTET – DÎJLOKA MIN

    ANADOLU QUARTET – PEYMAN JI YARÊ

    AWAZÊ ÇÎYA – DE PÎRO

    AWAZÊ ÇÎYA – EM BERNADIN VÊ DÎLANÊ

    AYNÛR DOGAN – REWEND

    BABETNA – DÛR

    BAJAR – DÎYARBEKIR

    BAJAR – SÎ Û ÇAR HEB

    BAJAR – NEWROZ

    BERFÎN AKTAY – GER

    BERFÎN MAMEDOVA – KOÇBER

    BÛRHAN BERKEN – TENÊBÛN

    BÛRHAN BERKEN – GEROK

    CEMÎL QOÇGIRÎ – HÎVA ZERÎ

    DEVRÎM DEMÎR – TU KÎ YÎ

    DILJEN RONÎ – EVÎNDAR IM

    AHMET KAYA & M.AKBAŞ – ŞERVAN

    ERCAN BÎNGOL – KÛÇIK HATIN

    ERDAL MED – PAYÎZ

    ERDOGAN EMÎR – ÎNSANÊ KAMIL

    ERDOGAN EMÎR – ELKANA VAYI

    FERÎD SEVÎM – RASTHATINEK

    FIRAT MED – ROBOSKÎ

    FÎKRÎ KUTLAY – PASSÎFLORA KURDÎ

    GRUP MUNZUR – EM MIROV IN

    GRUP VARDÎYA – VENGÊ TO

    GULBAHAR KAVCÛ – DEV JÊ BERDE

    HARÛN ELKÎ – XENGILOK

    HARÛN ELKÎ – REV

    HARÛN ELKÎ – HERE

    HÊJA – DERÎ LÊ KET

    HÎVRON – EVÎN

    HÎVRON – JARO

    HUNERGEHA WELAT – LI QAMIŞLO LI BER DERÎ

    HUNERGEHA WELAT – SERÊKANÎYÊ Û AVAŞÎN

    HUNERGEHA WELAT – ŞERVANO

    JAN ARSLAN – XEWREVÎN

    JAN AXÎN – ZERÎBA

    JEHRMAR – BÊJE

    JINMA – EZ JÎN IM

    KADÎR ÇAT – HEVAL HATIN

    KALDIRIM – ŞODIRÊ HARDO

    KALÊ BADÎ – NOŞ

    KASIM TAŞDOGAN – RÊ

    KASIM TAŞDOGAN – VÎNA SOR

    KASIM TAŞDOGAN – REŞKÊ

    KEREM GERDENZERÎ – KEÇA PERÎ

    KEREM SEVÎNÇ – PERPERIK

    KEREM SEVÎNÇ – BAO

    ARYEN KOM – DE RABIN

    LAWJE – WERNE RAYÊ

    MAVÎŞ GUNEŞER – KAM SONO

    MEHMET AKBAŞ & HANI – BERDE

    MEHMET ATLI – GULA DIL

    MEHMET ATLI – MORÎ MIRCAN

    MEHMET ATLI – STRANA NÎVÇE

    MEM ARARAT – XAÇIREK

    MEM ARARAT – KULÎLK

    MEM ARARAT – DIL DISOJE

    MIKAÎL ASLAN – ÇEMO VANO

    MIKAÎL ASLAN – ADIRÊ ZERRÊ MA

    MIKAÎL ASLAN – MÎRAZ

    MIRADY – WAY DELALÊ

    NIZAMETTIN ARIÇ & MIZGÎN TAHIR & NEZÎR PALO – ÊŞA ROJAVA

    MUCAHÎD GOKER – EFO BERZ

    MUCAHÎD GOKER – EVDALO

    OLGUN EREN – DEV JÊ BERDA

    OZAN IRMAK – BERF

    OZAN IRMAK – BÎRANÎNA AZADÎYÊ

    PERVÎN ÇAKAR – RUHÊ MIN TEYR E

    PRAKSÎS – AZADÎ

    PRAKSÎS – SÎNOR

    RAPERÎN – ZAROKÊN ŞER

    REWŞAN & TARA MAMEDOVA – XUÇÊ

    REWŞAN ÇELÎKER – WEXT LAZIM BÛ

    ROHAT CIWAN – TAWANBAR

    ROJDA – ŞENGAL

    RÛKEN YILMAZ- DÎLBERA NAZIK

    RÛŞEN ALKAR – RABE

    SAKÎNA – KO

    SEMYANÎ PERÎZADE – BIRYAREKÎ

    SERDAR ALAZ – ÊSÎR

    SEYDA PERINÇEK & LAVÎN – AWÊNE

    SEYÎDXAN SEVÎNÇ – ÇI HACET

    SÎDAR – BÊJE

    SÎDAR FERÎD – NÎV

    SÎMIR RÛDAN – BIRÎNA REŞ

    SÎYA ŞEVÊ – TU XEM NEKŞÎNE

    SÎYA ŞEVÊ – GURÎ

    SÎYA ŞEVÊ – RÛPAYÎZ

    TARA JAFF – HER WAREK BI BILBILEK

    TARA MAMEDOVA – SÎNO

    TEQ Û REQ – ÇAR ZAROK

    TEQ Û REQ – XEWNEREŞK

    TEŞQELE – BI KÎJAN MEQAMÎ

    VEDAT TANIŞ – BALADA ŞIVANEKÎ

    XALIT TARÎ – GEWRÊ

    XÊRO ABBAS – DIMEŞÎYA

    YAHHYA – MAHÎTAB

    YÛNIS DAS – AZADÎ

    YÛNIS DAS – MIJ Û BERF

    YÛNÛS DÎŞKAYA – DERMAN

    YÛNÛS DÎŞKAYA – GULÊ

    YÛNÛS DÎŞKAYA – LI ÇI DIGERÎ

    ZE TIJE- CEMÎLA MIN

    ZE TIJE – BIHUYÊ

    ZE TIJE – WARWAY

    ABBAS AHMED – MESELE NE EVA

    HOGIR FATIH RASUL – SER KIZ NAKEM

    JAN AXÎN – KUL Û KULÎLK

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Belediye Başkanı Ahmet Kaya, beraat etti ancak görevine iade edilmiyor!

    Belediye Başkanı Ahmet Kaya, beraat etti ancak görevine iade edilmiyor!

    PİRHA – Milletvekili Serhat Eren, yerine kayyım atanan Ergani Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın, hakkındaki davadan beraat aldığını ancak kararın kesinleşmesine rağmen halen görevine iade edilmediğini belirtti.

    Yeşil Sol Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, kayyım atanan belediyelerdeki hak gaspına dikkat çekti. Eren, belediye eş başkanları hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmaksızın kayyım atanmasının sebeplerini İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya sordu.

    Serhat Eren, konuya ilişkin hazırladığı soru önergesinde, Ergani Belediye Başkanı Ahmet Kaya ve diğer kayyım atanan belediye eş başkanları hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı olmaksızın yerlerine kayyım atanmasının amacını sordu.

    Milletvekili Eren, bakanlığın davada taraf olmadığı halde istinaf yoluna başvurduğunu belirterek, Ahmet Kaya’nın kayyım atanmasına gerekçe olarak gösterilen davadan beraat aldığını, kararın kesinleşmesine rağmen görevine iade edilmediğini aktardı.

    “YASA DIŞI BİR PRATİK!”                    

    Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, hazırladığı soru önergesinde “Ahmet Kaya örneği, kayyım politikalarının nasıl da hukuka aykırı olduğunun, hukuk aracı kılınarak gayrimeşru bir amaçla uygulandığının kanıtıdır. Sırf kayyım politikalarının devamı için hukukun böylesine aracı kılınarak Anayasa’ya, mevzuata aykırı, yasa dışı bir pratikle Kaya’nın göreve iade edilmemesini kabul etmek mümkün değildir” ifadelerine de yer verdi.

    Milletvekili Eren, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya tarafından yanıtlanması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “*Ahmet Kaya ve diğer kayyım atanan belediye eş başkanları hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmaksızın yerine kayyım atanmasının amacı nedir?

    *Kurumunuz davada taraf olmadığı halde neye dayanarak Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce yapılan yargılamada istinaf kanun yoluna başvurulmuştur?

    *Ahmet Kaya’nın yerine kayyım atanmasına gerekçe olarak gösterilen davada beraat kararı verilip kesinleşmesine rağmen neden göreve iade edilmemiştir?

    *Ahmet Kaya hakkında beraat kararı kesinleştikten sadece 4 gün sonra yeni bir soruşturma açılmasının sebebi nedir?

    *Belediye başkanları görevden geçici olarak uzaklaştırıldığında neden belediye meclisi içinden biri görevlendirilmemektedir?

    *Kayyım politikasının apaçık hukuka aykırı bir şekilde devam ettiği görüldüğünden bu konuda bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

    *Ahmet Kaya’nın göreve iade edilmemesinde sorumlu olan kamu görevlileri hakkında görevi kötüye kullanma suçunu işlediklerinden bahisle bir işlem yapmayı düşünüyor musunuz?”

    PİRHA/ANKARA

  • MARDEF’ten, Paris saldırılarına ilişkin yapılacak eyleme katılım çağrısı!

    MARDEF’ten, Paris saldırılarına ilişkin yapılacak eyleme katılım çağrısı!

    PİRHA – MARDEF, Ahmet Kaya Kürt Toplum Merkezi’ne dönük saldırı ardından 7 Ocak’ta yapılacak eyleme katılım çağrısı yaptı. Yazılı açıklamada “Paris katliamlarının hesabının sorulması için herkesi bu etkinliğe katılmaya çağırıyoruz” denildi.

    Fransa’nın başkenti Paris’te 23 Aralık’ta yapılan silahlı saldırı sonucu Emine Kara (Evîn Goyî), Mîr Perwer (Mehmet Şirin Aydın) ve Abdurrahman Kızıl katledildi.

    Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) yapılan saldırıya ilişkin yazılı açıklama paylaştı. “Halklarımıza yönelik saldırılara karşı sessiz kalmayalım” çağrısı yapan MARDEF, söz konusu saldırının Kürt halkına, Alevilere ve bütün demokrasi güçlerine dönük olduğunu ifade etti.

    “DESTEK OLMADAN BÖYLE BİR KATLİAM GERÇEKLEŞTİREMEZ”

    MARDEF tarafınca paylaşılan açıklamada, 7 Ocak’ta Paris’te yapılacak eyleme katılım çağrısı da yapıldı. 23 Aralık’ta yapılan saldırıdaki “gerçeklerin üstü örtülmeye çalışıldı” denilen MARDEF açıklamasında “Defalarca katliamlar ve soykırımlar yaşamış olan Maraşlı halklar olarak çok açık ve net bir biçimde biliyor ve iddia ediyoruz ki bu katliam, bir ‘psikopatın’ işi değildir. Siyasal bir güç ve destek olmadan, böyle bir katliam gerçekleştiremez. Birileri teşvik etmediği, yönlendiremediği sürece kimse eline silah ve mermi torbası alarak ve Kürtlerin mekânlarına girerek böyle bir katliamı geçekleştiremez” ifadelerine yer verildi.

    “TARİHİ BİR SORUMLULUK”

    MARDEF açıklamasında, Paris saldırılarına karşı 7 Ocak’ta düzenlenecek eyleme katılım çağrısı yapılarak şu ifadelere yer verildi:

    “Katliamlara ve soykırımlara karşı mücadeleyi her alanda ve biçimde yükseltmek ve geliştirmek zorundayız. Bunun için de bu eyleme katılmak, biz Maraşlılar için tarihi bir sorumluluktur. Hiç birimizin hiçbir mazereti, katliamlara karşı mücadeleyi zayıflatmanın gerekçesi olmamalıdır. Ne tek başına kurtulabiliriz ne sessiz kalarak kendi güvenliğimizi sağlayabiliriz. Katliamların ve soykırımların yaşanmayacağı gelecek için hepimizin elimizden geleni yapması gerekiyor.

    Katledilen insanlarımızı saygıyla anıyor, katliamcı güçleri lanetliyoruz. Paris katliamlarının hesabının sorulması için herkesi bu etkinliğe katılmaya çağırıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP Eş Genel Başkanlarından Fransız yetkililere: Katliam aydınlatılmalı

    HDP Eş Genel Başkanlarından Fransız yetkililere: Katliam aydınlatılmalı

    PİRHA – Paris’te Ahmet Kaya Kültür Merkezi’ne yönelik silahlı saldırıya ilişkin HDP Eş Genel Başkanlarından açıklama geldi. Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın yaptığı açıklamada “Fransız yetkililer bir an önce katliamı aydınlatmalı” vurgusu yapıldı.

    Fransa’nın başkenti Paris’teki Ahmet Kaya Kültür Merkezi’ne dönük saldırıda 3 kişi yaşamını yitirdi. Söz konusu saldırıya yönelik bir kınama mesajı da Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar’dan geldi.

    “SALDIRILARIN ÖNÜNE GEÇECEK TEK YOL GERÇEĞİN AYDINLATILMASI”

    Türkçe ve Fransızca yapılan yazılı açıklamada “Fransız yetkililer bir an önce katliamı aydınlatmalı” denilerek şu ifadeler paylaşıldı:

    “Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan Ahmet Kaya Kültür Merkezi’ne yönelik vahşi bir saldırı sırasında 3 Kürt yurttaşın hayatını kaybettiğini ve 3 kişinin de yaralandığını üzüntüyle öğrendik. Öncelikle yapılan bu vahşi saldırıyı şiddetle kınıyor, hayatını kaybedenlerin aileleri ve yakınlarına baş sağlığı, yaralananlara da acil şifalar diliyoruz. Fransa yetkililerinden beklentimiz, faillerin ve saldırıların acil bir şekilde ortaya çıkarılıp kamuoyunu şeffaf bir şekilde aydınlatması yönündedir. Bu tür ırkçı saldırıların önüne geçecek tek yol gerçeğin ivedilikle aydınlatılması olacaktır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Sanatçı Ahmet Kaya’nın Hakk’a yürümesinin üzerinden 22 yıl geçti

    Sanatçı Ahmet Kaya’nın Hakk’a yürümesinin üzerinden 22 yıl geçti

    PİRHA- Kürtçe şarkı yapacağını söylemesi sonrasında linç edilen Ahmet Kaya’nın, memleket özlemiyle hayata gözlerini yummasının üzerinden 22 yıl geçti. Kaya, Paris’te geçirdiği kalp krizi sonucu Hakk’a yürümüştü.

    Sanatçı Ahmet Kaya’nın bugün Hakk’a yürümesinin yıl dönümü…

    Fransa’nın başkenti Paris’e yerleşen Ahmet Kaya, 2000 yılında ‘Hoşçakalın Gözüm’ isimli albümünün kayıtlarını yaparken, Paris’in orte de Versailles semtindeki evinde 16 Kasım 2000 yılında gece geçirdiği kalp krizi sonucu 43 yaşında hayatını kaybetti.

    AHMET KAYA KİMDİR?

    Şarkılarıyla milyonlarca dinleyiciye seslenen Ahmet Kaya, 28 Ekim 1957’de Malatya’da ailesinin beşinci çocuğu olarak dünyaya geldi.

    Ahmet Kaya, 1986’da piyasaya çıkan “şafak türküsü” albümü ile geniş kitlelerce tanındı. 1986 yıl sonuna doğru da “an gelir” albümünü yayımladı.

    Sözlerinin çoğunluğunun Yusuf Hayaloğlu’na ait olduğu “Yorgun Demokrat” isimli albümü 1987 yılında yayımlandı.

    1990 yılının Ekim ayında çeşitli şairlerin şiirlerinden oluşan “Sevgi Duvarı” isimli albümünü çıkarttı.

    “Şafak Türküsü”nden sonra albüm satış rakamları giderek artan sanatçı, Taç Plak’tan sonra Barış Plakçılık’a geçti. 1987’de Barış Plak’a geçen Kaya, bu plak şirketinden, “Başkaldırıyorum”, “İyimser Bir Gül”, “Sevgi Duvarı” ve “Başım Belada” albümlerini piyasaya sürdü. Kaya daha sonra Tempa’dan “Dokunma Yanarsın” isimli kaydını yayımladı. Doksanlı yıllarda daha büyük bir şirket olan Raks’a geçen sanatçı, bu plak şirketinden de sırasıyla “Şarkılarım Dağlara”, “Beni Bul”, “Dosta Düşmana Karşı” ve “Yakamoz” albümlerini yayımladı.

    Attilâ İlhan, Can Yücel, Nevzat Çelik, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Enver Gökçe ve Ahmed Arif gibi birçok şairin şiirlerini besteyen sanatçı, hayatı boyunca toplam 22 albüm yayınladı.

    1980’lerde ”“Penceresiz kaldım anne / Saçlarına yıldız düşmüş, koparma anne” sözleriyle ünlü türküsüyle patlama yapan Kaya’nın “Ağladıkça” isimli türküsü büyük ilgi gördü.

    Magazin Gazetecileri Derneği’nin 1999 yılında düzenlediği ödül töreninde yaptığı konuşma nedeniyle hakkında 10.5 yıl hapis istemiyle iki ayrı dava açılan Kaya, aynı yıl Türkiye’den ayrıldı.
    Kaya, yargılandığı davalarda 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

    16 Kasım 2000 yılında Fransa’nın Başkenti Paris’teki evinde kalp krizi sonrası 43 yaşında hayatını kaybeden Ahmet Kaya, 30.000’in üzerinde kişinin katıldığı törenle Paris’in Père Lachaise Mezarlığı 71. bölümde toprağa verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Ahmet Kaya’ya parmak sallayan bir vatanperver(!) daha suç ve yağmadan tutuklanmış’

    ‘Ahmet Kaya’ya parmak sallayan bir vatanperver(!) daha suç ve yağmadan tutuklanmış’

    Gülten Kaya, “Sarallar” olarak bilinen organize suç örgütüne yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan Erdal Acar için “Ahmet Kaya’ya parmak sallayan bir vatanperver(!) daha; Erdal Acar! ‘Suç, yağma’ vb. nedenlerle tutuklanmış” ifadelerini kullandı.

    “Sarallar” grubuna yönelik operasyon kapsamında gözaltına alınarak “Nitelikli yağma”, “Kasten yaralama”, “Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçlarından 8 Temmuz’da tutuklanan Erdal Acar hakkında Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya bir paylaşımda bulundu.

    Ahmet Kaya’ya karşı yapılan linç girişimini hatırlatan Kaya, Instagram hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

    “1999 MGD gecesi ve Ahmet Kaya’ya parmak sallayan bir vatanperver(!) daha; Erdal Acar! ‘Suç, yağma’ vb nedenlerle tutuklanmış. Bir kez daha ‘hafıza silinmez’ diyeyim!”

    NE OLMUŞTU?

    Ahmet Kaya, 10 Şubat 1999’da Magazin Gazetecileri Derneği’nin Princess Otel Kongre Salonu’nda düzenlenen ödül töreninde yılın en iyi sanatçı ödülünü aldı.

    Ödülü alırken yaptığı konuşmada sarf ettiği “Ben bu ödül için İnsan Hakları Derneği’ne, Cumartesi Anneleri’ne, tüm basın emekçileri ve tüm Türkiye halkına teşekkür ediyorum. Bir de bir açıklamam var. Şu anda hazırladığım ve önümüzdeki günlerde yayımlayacağım albümde bir Kürtçe şarkı söyleyeceğim ve bu şarkıya bir klip çekeceğim. Aramızda bu klibi yayınlayacak yürekli televizyoncular olduğunu biliyorum, yayınlamazlarsa Türkiye halkıyla nasıl hesaplaşacaklarını biliyorum” sözleri nedeniyle lince maruz kalmıştı.

    Kaya’ya o gece çatal fırlatan kişinin Erdal Acar olduğu açıklanmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ahmet Kaya’nın mezarına ırkçı saldırı

    Ahmet Kaya’nın mezarına ırkçı saldırı

    PİRHA-Kürt sanatçı Ahmet Kaya’nın Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan mezarının tahrip edilerek ırkçı yazılamalar yapıldığını gösteren görüntüler sosyal medyada paylaşıldı.

    16 Kasım 2000 tarihinde Fransa’nın başkenti Paris’te hayatını kaybeden Kürt sanatçı Ahmet Kaya’nın kabri tahrip edildi.

    Paris’teki Père Lachaise Mezarlığı’nda bulunan mezarı ziyaret edenler, sanatçının kabrindeki mezar taşının ve üzerindeki yazıların tahrip edildiğini gördü. Ancak kabrin kim veya kimler tarafından tahrip edildiği bilinmiyor.

    Tahrip edilen mezarda mezar taşı kabartması üzerine “Türkiye” yazılmış olması da dikkat çekti.

    11 Şubat 1999 yılında düzenlenen Magazin Gazetecileri Derneği ödül töreninde yaptığı konuşmada, “Kürçe” şarkı söyleyeceğini açıklamasının ardından salonda bulunan kişilerin saldırısına uğramış ve eşi Gülten Kaya ile birlikte zorlukla salonu terk etmişti. Bu olay sonrası Ahmet Kaya Türkiye’den kaçarak Fransa’ya yerleşmiş ve 16 Kasım 2000 yılında hayatını kaybetmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ahmet Kaya 64. yaş gününde

    Ahmet Kaya 64. yaş gününde

    PİRHA-Sanatçı Ahmet Kaya 64. yaş gününde anılıyor.

    Şarkılarıyla milyonlarca dinleyiciye seslenen Ahmet Kaya, 28 Ekim 1957’de Malatya’da ailesinin beşinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Ahmet Kaya, 16 Kasım 2000 yılında Paris’te kalp krizi sonucu 43 yaşında hayatını kaybetmişti.

    Ahmet Kaya, 1986’da piyasaya çıkan “şafak türküsü” albümü ile geniş kitlelerce tanındı. 1986 yılsonuna doğru da “an gelir” albümünü yayımladı. Sözlerinin çoğunluğunun Yusuf Hayaloğlu’na ait olduğu “Yorgun Demokrat” isimli albümü 1987 yılında yayımlandı. 1990 yılının Ekim ayında çeşitli şairlerin şiirlerinden oluşan “Sevgi Duvarı” isimli albümünü çıkarttı.

    “Şafak Türküsü”nden sonra albüm satış rakamları giderek artan sanatçı, Taç Plak’tan sonra Barış Plakçılık’a geçti. 1987’de Barış Plak’a geçen Kaya, bu plak şirketinden, “Başkaldırıyorum”, “İyimser Bir Gül”, “Sevgi Duvarı” ve “Başım Belada” albümlerini piyasaya sürdü. Kaya daha sonra Tempa’dan “Dokunma Yanarsın” isimli kaydını yayımladı. Doksanlı yıllarda daha büyük bir şirket olan Raks’a geçen sanatçı, bu plak şirketinden de sırasıyla “Şarkılarım Dağlara”, “Beni Bul”, “Dosta Düşmana Karşı” ve “Yakamoz” albümlerini yayımladı.

    Attilâ İlhan, Can Yücel, Nevzat Çelik, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Enver Gökçe ve Ahmed Arif gibi birçok şairin şiirlerini besteyen sanatçı, hayatı boyunca toplam 22 albüm yayınladı. 1980’lerde “Penceresiz kaldım anne / Saçlarına yıldız düşmüş, koparma anne” sözleriyle ünlü türküsüyle patlama yapan Kaya’nın “Ağladıkça” isimli türküsü büyük ilgi gördü.

    Magazin Gazetecileri Derneği’nin 1999 yılında düzenlediği ödül töreninde yaptığı konuşma nedeniyle hakkında 10.5 yıl hapis istemiyle iki ayrı dava açılan Kaya, aynı yıl Türkiye’den ayrıldı. Kaya, yargılandığı davalarda 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

    16 Kasım 2000 yılında Fransa’nın Başkenti Paris’teki evinde geçirdiği kalp krizi sonrası 43 yaşında hayatını kaybeden Ahmet Kaya, 30.000’in üzerinde kişinin katıldığı törenle Paris’in Père Lachaise Mezarlığı 71. bölümde toprağa verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Attila Taş yazdı: Ahmet Kaya: Yitik ülkenin bam teli

    Gazeteci Attila Taş yazdı: Ahmet Kaya: Yitik ülkenin bam teli

    PİRHA- Gazeteci Attila Taş, “Ahmet Kaya: Yitik Ülkenin Bam teli” başlıklı yazısında, sanatçının köyden kente gelişini, ilk bestesini, devrimcilerle tanışmasını, magazinciler derneği ödül gecesinde yaşadıklarını ve sonrasını kaleme aldı. 

    Gazeteci Attila Taş, Sanatçı Ahmet Kaya’nın ölüm yıldönümü nedeniyle “Ahmet Kaya: Yitik Ülkenin Bam teli” başlıklı bir yazı yazdı.

    Aylık kültür, sanat, edebiyat dergisi yeni e dergisinin kasım sayısında yayınlanan  Taş’ın yazısı şöyle;

    “Kanatsız bir kuştur sürgün, yüzyıllardır yurduna bakıp duran bir adım gibi uzaktan. Kanatsız bir kuştur Ahmet Kaya da, 1957 yılının 28 Ekim günü Malatya’da başlayıp, 16 Kasım 2000 yılı Paris’te soluklanan. Kibirli bir akşam vaktinin hor gördüğü sabah; geceye boğulan ülkenin “şafak türküsü”…

    Henüz kanatlanmadan daha acıların yurduna, daha babanın Sümerbank mensucat fabrikasında işçi olduğu bir ailenin beşinci çocuğu iken müzikle ilk tanışması babasının 6 yaşında aldığı bağlamayla olacak, bu tanışma okuldan geri kalan zamanlarında plak ve kaset satan bir dükkânda çalışmaya başlamasıyla sıkı bir dostluğa dönüşecekti; “6 yaşında bağlama çalmaya başladım: Hasbelkader rahmetli babam küçükken bana böyle bir saz almıştı, üzerine de vesikalık bir resmimi yapıştırmıştı. O zaman başladım ve ondan sonra da bir daha iflah olmadım.”

    İLK BESTESİ ÇOK SEVDİĞİ BAŞAR AĞABEYİ İÇİN

    9 yaşında babasının çalıştığı fabrikanın işçilerinin düzenlediği işçi bayramı gecesinde sahneye çıkan Ahmet Kaya hatırladığı ilk bestesini 68 kuşağı gençlerinden biri olan, ‘vosvogen’ marka bir minibüsle dolmuşçuluk yapan çok sevdiği Başar Ağabey’i için plakçıda çıraklık yaparken yapacaktı. Bir gün sokak ortasında aniden polis tarafından tutuklanıp götürülen Başar’ın durumuna çok üzülen Ahmet’in, “vosvogen alıcam, adını Başar koyucam” diye başlayan bestesi yüzlerce şarkılık bir repertuarın ilk kalp atışı olacaktı.

    KENDİNİ ŞEHRE KABULLENDİRMEK…

    Bir yazgı değildir elbet, kanatsız kuş olmak. 1972 yılında İstanbul’a göç edip Kocamustafapaşa’ya taşınır aile; Ahmet de çeşitli işlerde işportacılık ve çıraklık yaparken büyük şehre taşınmanın tüm sıkıntılarını daha ilk dakikadan itibaren ciğerlerine kadar hissedecek; konuşması, giyimi ile kendini şehre kabullendirmek için çabalarken ‘kaybedecek bir şeyi olmayanların’ öfkesi o yıllardan başlayarak sanatsal tavrında kendini gösterecekti.

    “Dilleri başkaydı, tavırları başkaydı. Onlar gibi konuşmaya çalışıyordum. Mesela terziye gidip onlar gibi pantolon falan diktirmeye başlamıştım; terzinin yaptığı pantolonlarımın üzerime uymadığını görüyordum, onlara yakışıyordu bana yakışmıyordu. Bir kız vardı bizim okulda, bir gün gittim dedim ki ya senle konuşsak bi 5 dakika, yani kaçıyorsun, iki tane laf edek. Bana rica ederim dedi, öyle bir ağırıma gitti ki. Yav dedim, yav ben de sana rica ederim. Ben o zaman rica ederimin anlamını bilmiyordum, yani bunu bir küfür gibi zannettim biliyor musunuz”

    DEVRİMCİLİKLE, DEVRİMCİLERLE TANIŞMASI

    İstanbul’la beraber devrimcilikle de bu yıllarda tanışacak; bu tanışma O’nu ‘bir başka dünya arayıcıları’nın bir neferi yapacaktı: “Okul aralarında bir dükkanda plakçılık yapıyordum. Oraya uzun saçlı İspanyol paçalı insanlar geliyordu. İlk önce çok komiğime gidiyordu bunların giyimleri kuşamları, sonradan bunların devrimciler olduklarını anladım. O kadar sevimli, o kadar sıcaktıkiler. Yani bana hayatımda ilk defa “oğlum git şunu getir, lan bunu getir” falan muhabbetin dışında “merhaba arkadaş Ruhi Su’nun plağı geldi mi” diyen ilk insanlar olarak onları tanımıştım.”

    16 yaşında afiş asmaktan hapse atılmasıyla ‘taçlanan’ devrimci çalışmalara artık bağlamasıyla da katılarak, çeşitli dernek, sendika ya da öğrenci kuruluşlarının düzenlediği ‘Devrimci Geceler’de, dönemin âşıkları ve sanatçılarıyla birlikte sahneye çıkmaya başlayan Ahmet, bağlamasını öfkeyle çalıp devrimci marşlar ve türküler söylerken, diğer yandan halkın somut ve yaşamsal taleplerine yanıt olabilmek amacıyla onlarla dayanışmaktan geri kalmayacaktır. Besteleriyse o güne kadar yapılmış hiç türe benzemiyor, kimileri tarafından garipseniyordu. Bağlamayı döver gibi çaldığı için Ruhi Su’dan da azar işitecek, ama o “bağlama böyle de çalınır” diyerek gür ve öfkeli sesini hiç kimseden esirgemeyecekti.

    ALBÜMÜN TOPLATILMASI VE KONSER YASAĞI

    Uzun uğraşlar sonucu 1985 yılında Ağlama Bebeğim isimli albümü yayımlanır yayımlanmaz gözaltına alınacak, mahkemede hâkim,“Ağlama Bebeğim” şarkısındaki “Çok uzakta öyle bir yer var, o yerlerde mutluluklar” sözlerine takılmıştır. O güzel yerlerin nereler olduğunu soracaktır Ahmet’e!
    Aynı yıl ‘Acılara Tutunmak’ adlı albümü yayımlanan Ahmet Kaya’yı geniş kitlelerle buluşturan albüm ise bir idam mahkumu olan Nevzat Çelik’in annesine yazdığı şiirden yola çıkan Şafak Türküsü’dür. 1986 yılıdır ve yüz binler haklarında karar verilmeden yıllardır hapishanelerde mahkemelerinin bitmesini beklemektedir. Hapishane önleri ağlayan anneler ve babalarla doludur. Adına özgün müzik denilen yeni bir tür ya da devrimci arabesk diye sınıflanan yeni bir akım listeleri sallamaya başlamıştır artık.

    Ama işitsel ve görsel hiçbir medya organında duyulmuyor, görülmüyor; şarkıları çalınmıyor, adı bile anılmıyordu. Albümleri birçok ilde toplatılıyor, konserleri yasaklanıyor, hakkında onlarca yıl istenen davalar açılıyordu. Yasaklar katarına 1994 yılında çıkardığı ve 2.800.000 bandrolle satış rekoru kıran ‘Şarkılarım Dağlara’ albümü de eklenecek, albümde yer alan ‘Özgür Çağrı’ isimli şarkıda geçen “Abin bir gün dağdan döner, sarılırsın yavrucağım” gibi sözler nedeniyle albümü toplatılacak, konser vermesi yasaklanacaktı.

    ÖDÜL TÖRENİNDE LİNÇ

    10 Şubat 1999’da Magazin Gazetecileri Derneği ödül töreninde yılın en iyi sanatçısı ödülünü alırken yaptığı konuşmada: “Ben bu ödül için İnsan Hakları Derneği’ne, Cumartesi Anneleri’ne, tüm basın emekçileri ve tüm Türkiye halkına teşekkür ediyorum. Şu anda hazırladığım ve önümüzdeki günlerde yayımlayacağım albümde bir Kürtçe şarkı söyleyeceğim ve bu şarkıya bir klip çekeceğim. Aramızda bu klibi yayınlayacak yürekli televizyoncular olduğunu biliyorum, yayınlamazlarsa Türkiye halkıyla nasıl hesaplaşacaklarını bilmiyorum” diyecek ve salondakilerin bir kısmınca linç edilmeye çalışılacak, 11 şubat günü çıkan gazeteler ve televizyon kanalları da Ahmet Kaya’yı hain ilan edecekti.

    DAVALARIN AÇILMASI VE HAPİS CEZASI

    Bu olayın hemen sonrasında Ahmet Kaya’nın 1993 yılında Berlin’de Kürt İşadamları Derneği’nin düzenlediği bir gecede verdiği iddia edilen konsere ilişkin mahkemeye asla sunulmayan ve sahne arkasında Türkiye topraklarının bir kısmını Kürdistan olarak gösteren Ahmet Kaya konseri fotoğrafının Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanması üzerine “yardım ve yataklık ve halkı ırk farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği” savıyla hakkında İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde toplam 10.5 yıl ağır hapis istemiyle iki ayrı dava açılacak ve gıyabında toplam 3 yıl 9 ay ağır hapis cezasına çarptırılacaktır. Oysa Ahmet Kaya o tarihlerde yurtdışında bile değildir, görüntülerin düzmece olduğu ortaya çıksa da üzerinde baskı artarak devam edecektir.

    O, bir ülkenin bölünmesini değil, daha da birleşmesini ve tam demokratik bir cumhuriyette her ırktan insanla, kardeşçe, bir arada yaşamak istediğini anlatmaya çalışsa da, söyledikleri hiçbir mecrada yer bulmaz.

    Yurt dışına çıkma yasağının kaldırılması başvurusunun kabulü üzerine turne için yurt dışına giden Ahmet Kaya’nın aslı astarı olmayan haberlerle açılan her davayla yurduna dönme isteği fiilen ve hukuken imkansızlaşacak, 16 Haziran 1999 günü yurt dışına giden Ahmet Kaya, bir daha sevgili ülkesine dönemeyecekti.
    “Bak gözüm, ülkemin insanlarına selam götür ve söyle onlara: Bir kere de benim için baksınlar pencereden gökyüzüne; ama ne olur, unutma da söyle, bir kerecik de olsa benim gözlerimle baksınlar, tıpkı Mecnun’un Leyla’ya bakışı gibi.”

    BİR DAHA DÖNEMEDİ

    Ahmet Kaya çok sevdiği ülkesine bir daha dönemedi, ağzından çıkan Kürt sözcüğü yüzünden taammüden cinayete kurban gitti Ahmet. Yurdundan çok uzakta, henüz kırk üç yaşında bunca haksızlığı kaldıramadı kalbi ve “Hoşçakalın Gözüm” dedi bir gece yarısı. Gece yarısı…

    O ödül töreninde katlinin fitilini ateşleyen pespayeliği hoyratlığı bir gece yarısı gibi çöküverdi üzerine güzel ülkemin. Yakınında soluklandığı Yılmaz Güney gibi sürgünde ölüme mahkum edilen onca yiğit ve güzel insanın yıllar yılı kursağımızda takılı kalan acısıyla derdest edildi ömrümüz. “Acılardan arta kalan” bir şey yok nicedir, nicedir içten içe dumanı üstünde bir hatıra ormanı ömrümüz. Bitsin bu geceden efkarlı karanlık. Acılarla bezenmiş takvim yapraklarından devşirilmesin hatırası artık yitik ülkenin.
    Artık “acı çivilenmesin içimize”*
    *Gülten Kaya”

    yeni e dergisi kasım sayısından alınmıştır

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Sanatçı Ahmet Kaya anılıyor

    Sanatçı Ahmet Kaya anılıyor

    PİRHA- 20 yıl önce bugün Paris’te geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden sanatçı Ahmet Kaya, ölüm yıl dönümünde bir çok yerde anılıyor.

    Sanatçı Ahmet Kaya’nın bugün Hakk’a yürümesinin yıl dönümü…

    Fransa’nın başkenti Paris’e yerleşen Ahmet Kaya, 2000 yılında ‘Hoşçakalın Gözüm’ isimli albümünün kayıtlarını yaparken Paris’in orte de Versailles semtindeki evinde 16 Kasım 2000 yılında gece kalp krizi sonucu 43 yaşında hayatını kaybetti.

    AHMET KAYA KİMDİR?

    Şarkılarıyla milyonlarca dinleyiciye seslenen Ahmet Kaya, 28 Ekim 1957’de Malatya’da ailesinin beşinci çocuğu olarak dünyaya geldi.

    Ahmet Kaya, 1986’da piyasaya çıkan “şafak türküsü” albümü ile geniş kitlelerce tanındı. 1986 yıl sonuna doğru da “an gelir” albümünü yayımladı.

    Sözlerinin çoğunluğunun Yusuf Hayaloğlu’na ait olduğu “Yorgun Demokrat” isimli albümü 1987 yılında yayımlandı.

    1990 yılının Ekim ayında çeşitli şairlerin şiirlerinden oluşan “Sevgi Duvarı” isimli albümünü çıkarttı.

    “Şafak Türküsü”nden sonra albüm satış rakamları giderek artan sanatçı, Taç Plak’tan sonra Barış Plakçılık’a geçti. 1987’de Barış Plak’a geçen Kaya, bu plak şirketinden, “Başkaldırıyorum”, “İyimser Bir Gül”, “Sevgi Duvarı” ve “Başım Belada” albümlerini piyasaya sürdü. Kaya daha sonra Tempa’dan “Dokunma Yanarsın” isimli kaydını yayımladı. Doksanlı yıllarda daha büyük bir şirket olan Raks’a geçen sanatçı, bu plak şirketinden de sırasıyla “Şarkılarım Dağlara”, “Beni Bul”, “Dosta Düşmana Karşı” ve “Yakamoz” albümlerini yayımladı.

    Attilâ İlhan, Can Yücel, Nevzat Çelik, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Enver Gökçe ve Ahmed Arif gibi birçok şairin şiirlerini besteyen sanatçı, hayatı boyunca toplam 22 albüm yayınladı.

    1980’lerde ”“Penceresiz kaldım anne / Saçlarına yıldız düşmüş, koparma anne” sözleriyle ünlü türküsüyle patlama yapan Kaya’nın  “Ağladıkça” isimli türküsü büyük ilgi gördü.

    Magazin Gazetecileri Derneği’nin 1999 yılında düzenlediği ödül töreninde yaptığı konuşma nedeniyle hakkında 10.5 yıl hapis istemiyle iki ayrı dava açılan Kaya, aynı yıl Türkiye’den ayrıldı.
    Kaya, yargılandığı davalarda 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

    16 Kasım 2000 yılında Fransa’nın Başkenti Paris’teki evinde kalp krizi sonrası 43 yaşında hayatını kaybeden Ahmet Kaya, 30.000’in üzerinde kişinin katıldığı törenle Paris’in Père Lachaise Mezarlığı 71. bölümde toprağa verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya koronavirüse yakalandı

    CHP Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya koronavirüse yakalandı

    CHP Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya koronavirüs testi sonucunun pozitif çıktığını duyurdu.

    CHP Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya koronavirüs testi sonucunun pozitif çıktığını duyurdu. Kaya, ”Trabzon’da katıldığım programlar sonrasında vücudumda biraz ateş ve ağrılar oluştu. Korana’dan şüphelendik ve ailece test yaptırdık, benim testim pozitif çıktı” ifadelerini kullandı.

    CHP Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya koronavirüs testi sonucunun pozitif çıktığını açıkladı.

    Twitter üzerinden açıklama yapan Kaya, şu ifadeleri kullandı:

    ”Değerli Dostlarım, Trabzon’da katıldığım programlar sonrasında vücudumda biraz ateş ve ağrılar oluştu. Korana’dan şüphelendik ve ailece test yaptırdık, benim testim pozitif çıktı. Çok şükür eşimin ve çocuklarımın negatif çıktı. Şimdi Ankara’dayım, evde tedavim devam ediyor. Çok şükür durumum iyi. Doktor tavsiyesiyle telefonlara bakamıyorum. Lütfen kusuruma bakmayın. Sizlerden ricam aman dikkatli olun, kalabalıklardan uzak durun. Tüm dostlarıma çok selamlar, teşekkürler.”  (HABER MERKEZİ)

  • ‘İstihbaratçılar’ın kaçırdığı HDP’li Kaya, yaşananları anlattı-VİDEO

    ‘İstihbaratçılar’ın kaçırdığı HDP’li Kaya, yaşananları anlattı-VİDEO

    PİRHA – HDP üyesi Ahmet Kaya, kendisini polis ve istihbaratçı olarak tanıtan kişiler tarafından kaçırılarak, şantajla ajanlık teklif edildiğini anlattı.

    Ankara Etimesgut ilçesinde kendilerini polis ve istihbaratçı olarak tanıtan kişiler tarafından kaçırılarak ajanlık teklif edilen bir önceki dönem HDP PM üyesi Ahmet Kaya ile İHD Genel Merkezi’nde basın toplantısı yapıldı. Basın toplantısına HDP Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, Tuhay-Der Ankara Şube Temsilcisi Mehmet Baytekin ve İHD Ankara Şube Eş Başkanı katıldı.

    İHD Genel Eş Başkanı Öztürk Türkdoğan, “İstemediğimiz, karşı çıktığımız üzücü bir olay nedeni ile karşınızdayız. Maalesef Türkiye‘de başkentte başkentin göbeğinde insanlar kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından tehdit edilmeye, geçici süre alıkonularak zorla mülakat yaptırılmaya, maruz bırakılıyorlar. Özellikle son yıllarda OHAL ilanından sonra çok sık karşılaştığımız bir işkence yöntemi. Biz bu yöntemi işkence yöntemi olarak değerlendiriyoruz. Çünkü her türlü işkence ve kötü muamele, onur kırıcı davranış ve aynı zamanda tehdit suçu, aslında bir dizi suçun işlendiği bir olayla karşı karşıyayız” dedi.

    Bu konuda hazırladığı raporu Meclis İstihbarat ve Güvenlik Komisyonu Başkanı Selami Altınok’a aktardıklarını belirten Türkdoğan, “9 Mart 2020 günü Ankara’da siyasetçi Ahmet kaya arkadaşımız kendisini polis olarak tanıtan kişiler tarafından zorla bir araca bindirilip, birkaç saat zorla mülakat adı altında sorguya tabi tutulmak istenmiş” diyerek sözlerini tamamladı.

    TEHDİT, AJANLIK TEKLİFİ

    Kaçırılan Ahmet Kaya ise olayı şöyle anlattı:

    “Pazartesi günü saat 14-15 civarında Etimesgut’ta bir arkadaşımla görüşmeye giderken sokakta yürüdüğüm esnada aniden birisi önüme çıkarak kendisini polis olarak tanıttı, benim kendileriyle birlikte arabaya kadar gelmemi istediler. Ben de hayırdır niye geliyorum arabaya kadar dedim, seninle konuşmak istiyoruz dediler. Sonra beni zorla arabaya bindirerek Etimesgut’un dışında tenha bir yere götürerek, tahminen 3 saate yakın beni sorgulayarak kendileriyle işbirliği yapmamı istediler.

    Bunu yapamayacağımı, bunun için bir şey kabul etmeyeceğimi söyleyince de tehdit etmeye başladılar. ‘Ankara’ya niye geliyorsun, Ankara’ya bir daha gelmeyeceksin, Ankara sana yasak’ diye altını çizerek belirttiler. Ben de siyasetçi olduğumu Ankara’ya gelebileceğimi söyledim. Bunun karşılığında bana ihtiyaçlarım varsa biz ihtiyaçlarını karşılarız, sağlık sorunların var biliyoruz, sana yardımcı oluruz ve benzeri şeyler söylediler. Ben onların bu taleplerini kesin bir dille reddedince de,  bu sefer şantaja başvurdular. Seni götürürüz Rojava’da bu tarafa geçti diye gözaltına alırız yıllarca cezaevinde yatarsın diye tehdit ettiler. Bölgeye gidersen bölgede çalışabilirsin. Sonra o dili de değiştirdiler, tamamıyla siyaseti bırakırsan biz de senin peşini bırakırız dediler.”

    “TOROSLARIN YERİNE TRANSPORTERLAR GELDİ”

    HDP Batman milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki ise şunları belirtti:

    “Keşke basın ile böyle bir şey için bir araya gelmesek.  Buz gibi bir yüz ifadesi ile sizinle konuşuyoruz. Ama gerçekten acı bir olay üzerine konuştuğumuz şey. Bu ülkede karşılaşılan herkes için ciddi korku ve yılgınlık yaratacak bir şey. Bizim böyle bu masanın başında anlattığımıza bakmayın. Ama onlarca düzinelerce polis sizi alıp bir araca koyup bir yere götürdüğünde aklınıza gelecek şey sadece ölüm olacak.  Bu saatten sonra dolayısıyla gerçekten çok korkunç bir olaydan bahsediyoruz. Bu ülkenin tarihine çok karanlık sayfalar olarak yer almış bir olay var. Biz Vedat Aydın’ ları 90’lı yıllarda kendisini polis olarak tanıtıp kaçırılmış yüzlerce insanı biliyoruz. Bir daha haber alamadığımız,  tekrar karşılaştığımız her olay bir daha 90’lı yıllara, korkunç günlere geri dönüyor muyuz düşüncesi yaratıyor bize.

    Umarım böyle değildir,  Öztürk başkanın da söylediği gibi gerçekten 15 Temmuz darbesi ve 20 Temmuz siyasi darbesi sonrası OHAL ilanının ardından bu ülkede beyaz Torosların yerine siyah Transporterler geldi.

    İnsanlar tekrar kaçırılmaya, ölümle tehdit edilmeye başlandı; anlaştırılmaya başlandı. Bunun son olmasını istiyoruz.”

    “YAŞANANLAR İNSAN HAKLARINA UYGUN DEĞİLDİR”

    Tuhay-Der Ankara Temsilcisi Mehmet Baytekin de olaya tepki göstererek “Türkiye‘nin başkentinde legal siyasetle uğraşan bir arkadaşımızın böyle korsanvari bir şekilde dağ başına götürülüp ölümle tehdit edilmesi, Ankara’ya girişinin yasaklanması kabul edilebilir bir şey değil. Bu sorunların bu şekilde hal olması mümkün değil, bu sorunun muhatapları bellidir, tek tek bireyleri kaçırarak tehdit ederek bu sorunu böyle çözemezsiniz. Bu ne uluslararası hukuka ne de insan haklarını uygun bir şeydir” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • Cumartesi Anneleri: Bu devlet sağır ve dilsiz – VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Bu devlet sağır ve dilsiz – VİDEO

    Cumartesi Anneleri eylemlerinin 772’nci haftasında 1996’da JİTEM eliyle işlenen Güçlükonak Katliamı’nın aydınlatılmasını istedi. Katledilenlerden Ahmet Kaya’nın kızı Emine Kaya Erbek, “25 yıldır kemiklerimizi arıyoruz. Ama o kemikleri de bize vermiyorlar” dedi.

    Haberin videosu:

    Yıllardır meydanlarda kayıplarının akıbetini soran ve faillerinin cezalandırılmasını isteyen Cumartesi Anneleri’nin 772’nci hafta eylemlerinde de Galatasaray Meydanı’na gitmeleri polis tarafından engellendi. Bunun üzerine aileler, 72 haftadır olduğu gibi İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nin bulunduğu sokakta polis ablukası altında eylemlerini gerçekleştirdi. Kayıpların fotoğraflarının bulunduğu tişörtler giyen aileler, karanfiller taşıdı. Annelere bu haftaki eylemlerinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Oya Ersoy ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da destek verdi.

    Eylemde açıklamayı okuyan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, bu hafta inkar ve cezasızlıkla üzeri örtülmek istenen Güçlükonak Katliamı’nın unutulmaması için bir araya geldiklerini ifade etti. Türkiye’nin yakın tarihinin; ağır insan hakları ihlallerinin cezasız kalması, ihlaller için hesap verebilirliğin sağlanmaması ve geçmişle yüzleşmek yerine inkârın sürdürülmesinin tarihi olduğunu dile getiren Yoleri, “Türkiye’de hala, devlet görevlileri tarafından işlenen insan hakları ihlallerini tarafsız ve etkili bir şekilde araştırabilecek bağımsız bir organ bulunmamaktadır” dedi.

    “CANSIZ BEDENLER KOLTUKLARA BAĞLANDI”

    24 yıllık bir cezasızlık dosyası olan Güçlükonak Katliamı’nı unutmadıklarını dile getiren Yoleri, şöyle devam etti: “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde görülen davaya da yansıyan tanık beyanlarına ve heyet raporuna göre; 1996 yılının 10-12 Ocak tarihleri arasında askerler, Şırnak’ın Güçlükonak ilçesine bağlı Çevrimli ve Yatağan köylerine baskın yaptı. Abdullah İlhan, Ahmet Kaya, Ali Nas, Neytullah İlhan, Halit Kaya ve Ramazan Oruç’u gözaltına aldı. Taşkonak Jandarma Taburu’na götürülen köylüler işkenceyle sorgulanarak öldürüldü. 15 Ocak 1996 tarihinde Koçyurdu köy muhtarı ve aynı zamanda korucu olan Mehmet Öner’i arayan jandarma, gözaltındakileri serbest bırakacaklarını, onları almak için bir minibüs göndermelerini istedi. Durumdan şüphelenen Öner, sürücüyü yalnız göndermek istemedi ve korucular Hamit Yılmaz, Abdülhalim Yılmaz ve Lokman Özdemir’i de yanına alarak Ramazan Nas’ın kullandığı 56 AH 320 plakalı minibüsle Taşkonak Jandarma Taburu’na gitti. Taburdakiler korucuların gelmesini beklemiyordu. Gelen korucular da öldürüldü ve daha önce öldürülen 6 köylü ile birlikte, 10 kişinin cansız bedenleri minibüsün koltuklarına bağlandı, başlarına da çuval geçirildi.”

    “OLAY PKK’YE MAL EDİLMEYE ÇALIŞILDI”

    Minibüsün jandarmanın kontrolünde yola çıktığını hatırlatan Yoleri, yolun askerler tarafından trafiğe kapatıldığını ve minibüs bir noktaya gelince aracın içindeki jandarmaların inerek uzaklaştığını, yolu kesen özel timin minibüsü silahla taradığını anımsattı. Atılan roketler sonucu minibüs ve içindeki 10 kişinin kömür haline geldiğini dile getiren Yoleri, şöyle devam etti: “Kaçmaya çalışan minibüs sürücüsü de taranarak öldürüldü. Adeta kül olmuş bedenler, ailelere teslim edilmedi. Üzerinde kimliklendirme çalışması yapılmadan, dini vecibeler yerine getirilmeden güvenlik güçlerince toplu halde gömüldü. Genelkurmay Başkanlığı 16 Ocak 1996 günü Ankara’dan yerli ve yabancı gazetecileri helikopterle Güçlükonak’a getirdi. Gazetecilere açıklama yapan Albay Oğuz Kalelioğlu ‘Katliamı PKK’nin gerçekleştirdiğini ve örgütün bir ay önce ilan ettiği ateşkesi bozduğunu’ açıkladı. Olay yerinde yalnızca 20 dakika tutulan ve köylülerle konuşmalarına izin verilmeyen gazetecilerden bazıları resmi açıklamaları kuşku verici bularak bu kuşkularını İHD ve Barış İçin Bir Araya Çalışma Grubu ile paylaştı. Bu paylaşım üzerine bir heyetle olay yerine giden Barış İçin Bir Araya Çalışma Grubu’nun ulaştığı bilgi ve tanıklıklar resmi açıklamalar ile tümüyle çelişiyordu. Heyet ulaştığı bütün bilgi, bulgu ve belgeler ışığında kamuoyuna ‘Bu katliamı PKK değil, devlet güçleri yapmıştır’ açıklamasında bulundu ve raporlarıyla birlikte Diyarbakır DGM, Olağanüstü Hâl Bölge Valiliği ve Genelkurmay’a başvurdu. Ancak bir sonuç alınamadı. Yapılan tüm girişimler sonuçsuz kaldı.”

    “YARGI MAKAMLARINI GÖREVE ÇAĞIRIYORUZ”

    Davanın daha sonra AİHM’e taşındığını vurgulayan Yoleri, “AİHM davada Türkiye, etkin soruşturma yükümlülüğünü ve ailelerin ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma haklarını ihlal ettiği için mahkûm oldu. Katliamdan 13 yıl sonra, 2009 yılında dönemin bakanlarından Adnan Ekmen, ‘Olayı araştırınca arkasından devlet çıktı. JİTEM’in işiydi, söyleyemedik’ dedi. 2012 yılında dönemin Şırnak İl Jandarma Merkez Bölük Komutanı Yüzbaşı Özcan Tozlu Ergenekon yargılamaları sırasında mahkemede tanık olarak verdiği ifadesinde ve basına yaptığı açıklamalarda ‘Bölgede askerden habersiz kuş bile uçamazdı’ dedi. Güçlükonak Katliamının Akçay Piyade Tugay Komutanı Albay Selahattin Uğurlu’nun emriyle, Albay Levent Göktaş’ın başında olduğu Muhabere Arama Kurtarma (MAK) timlerinin gözetiminde, Ahmet Özalp ve yakını olan 6 korucu tarafından gerçekleştirildiğini ileri sürdü. Ancak bugüne kadar suçun failleri yargı önüne çıkarılmadı. Talebimiz açık ve net: yargı makamlarını göreve çağırıyoruz” diye konuştu.

    “25 YILDIR KEMİKLERİMİZİ İSTİYORUZ”

    Güçlükonak Katliamı’nda katledilen Ahmet Kaya’nın kızı Emine Kaya Erbek, artık ayakta duracak hallerinin kalmadığını dile getirerek, “Yeter artık. Ne zamana kadar bu böyle olacak. Artık dayanamıyorum. Artık adalet olsun istiyorum. Ama bu ülkede adalet yok. Biz o kadar burada bağırıyoruz ama kimse bizim sesimizi duymuyor. 25 yıldır kemiklerimizi arıyoruz. Ama o kemikleri de bize vermiyorlar. Kemiklerimizi de bulamadık” dedi.

    Ardından Ahmet Kaya’nın torunu Fatma Kaya, dedesi için kaleme aldığı şiiri okudu.

    “ADALET İSTEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Onun ardından konuşan 28 Temmuz 1993 tarihinde gözaltında kaybedilen Özgür Gündem gazetesi muhabiri Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe de 25 yıldır adalet aradıklarını ifade etti. 25 yıldır Ferhat Tepe’nin ve diğer kayıpların faillerinin bulunmadığını dile getiren anne Tepe, “25 yıldır bağırıyoruz ama bu devlet sanki sağır ve dilsiz. Biz diyoruz ki hak adalet yerini bulsun katiller yargılansın. Cumhurbaşkanı diyor ki ‘Ben her şeye hakimim.’ Madem öyle neden bizim çocuklarımızın katilini bulmadın. Biz adalet istiyoruz ama 25 yıldır adalet daha yerini bulmadı. Biz bugün varız yarın yokuz. Ama çocuklarımız Galatasay’da kayıplarımızı arayacak. Biz Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz. Adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti.

    “OLAY ALGI OPERASYONU”

    Son olarak söz alan davanın avukatlarından CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise şunları söyledi: “Savaş devleti cezasızlık politikalarına iter. Biraz önce dinledik. Ben olayı dün gibi hatırlıyorum. Bu olay algı operasyonu olarak kullanıldı. Bu hikayeler tanıdık. Bu olay o dönem ateşkesin bitirilmesine gerekçe yapıldı. Sonra ne oldu. 3 yıl önce 2 polis memuru Ceylanpınar’da öldürüldü. Hemen gazeteler devreye girdi. Algı operasyonları devreye girdi ve çözüm süreci bozuldu. Ardından yargılamalar oldu ve yargılananlar beraat etti. Ama o zamandan bu zamana on binlerce kişi öldü. Devletler yalanların arkasına sığınırlar ve bu yalanları devlet sırrıyla gizlemeye çalışırlar.”

    Konuşmaların ardından eylem sona erdi. (Kaynak:MA)

  • Ahmet Kaya 62. yaş gününde

    Ahmet Kaya 62. yaş gününde

    Sanatçı Ahmet Kaya doğumunun 62. yaş gününde anılıyor.

    Ahmet Kaya, 16 Kasım 2000 yılında Paris’te kalp krizi sonucu 43 yaşında hayatını kaybetmişti.

    Şarkılarıyla milyonlarca dinleyiciye seslenen Ahmet Kaya, 28 Ekim 1957’de Malatya’da ailesinin beşinci çocuğu olarak dünyaya geldi.

    Ahmet Kaya, 1986’da piyasaya çıkan “şafak türküsü” albümü ile geniş kitlelerce tanındı. 1986 yıl sonuna doğru da “an gelir” albümünü yayımladı.

    Sözlerinin çoğunluğunun Yusuf Hayaloğlu’na ait olduğu “Yorgun Demokrat” isimli albümü 1987 yılında yayımlandı.

    1990 yılının Ekim ayında çeşitli şairlerin şiirlerinden oluşan “Sevgi Duvarı” isimli albümünü çıkarttı.

    “Şafak Türküsü”nden sonra albüm satış rakamları giderek artan sanatçı, Taç Plak’tan sonra Barış Plakçılık’a geçti. 1987’de Barış Plak’a geçen Kaya, bu plak şirketinden, “Başkaldırıyorum”, “İyimser Bir Gül”, “Sevgi Duvarı” ve “Başım Belada” albümlerini piyasaya sürdü. Kaya daha sonra Tempa’dan “Dokunma Yanarsın” isimli kaydını yayımladı. Doksanlı yıllarda daha büyük bir şirket olan Raks’a geçen sanatçı, bu plak şirketinden de sırasıyla “Şarkılarım Dağlara”, “Beni Bul”, “Dosta Düşmana Karşı” ve “Yakamoz” albümlerini yayımladı.

    Attilâ İlhan, Can Yücel, Nevzat Çelik, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Enver Gökçe ve Ahmed Arif gibi birçok şairin şiirlerini besteyen sanatçı, hayatı boyunca toplam 22 albüm yayınladı.

    1980’lerde ”“Penceresiz kaldım anne / Saçlarına yıldız düşmüş, koparma anne” sözleriyle ünlü türküsüyle patlama yapan Kaya’nın  “Ağladıkça” isimli türküsü büyük ilgi gördü.

    Magazin Gazetecileri Derneği’nin 1999 yılında düzenlediği ödül töreninde yaptığı konuşma nedeniyle hakkında 10.5 yıl hapis istemiyle iki ayrı dava açılan Kaya, aynı yıl Türkiye’den ayrıldı.
    Kaya, yargılandığı davalarda 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

    16 Kasım 2000 yılında Fransa’nın Başkenti Paris’teki evinde kalp krizi sonrası 43 yaşında hayatını kaybeden Ahmet Kaya, 30.000’in üzerinde kişinin katıldığı törenle Paris’in Père Lachaise Mezarlığı 71. bölüme defnedildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Mehmet Aslantuğ: Ahmet Kaya’ya saldıranlarla ülke konuşulmaz

    Mehmet Aslantuğ: Ahmet Kaya’ya saldıranlarla ülke konuşulmaz

    PİRHA- Sanatçı Mehmet Aslantuğ, 20 yıl önce Ahmet Kaya’ya yapılan linç hakkında konuştu. Aslantuğ, “Ahmet ile bu ülkenin dününü, bugününü, sıkıntılarını, mutluluklarını haftalarca sabaha kadar konuşabilirsiniz. Orada bu lince katılanlarla bu konuları iki saat bile konuşamazsınız” dedi.

    Magazin Gazetecileri Derneği Ödül töreninde 12 Şubat 1999 yılında Magazin Gazetecileri Derneği Ödül töreninde Ahmet Kaya’yı linç girişiminde bulunulduğunda Kaya’yı korumaya çalışan isimlerden olan Mehmet Aslantuğ, o gün yaşananları değerlendirdi.

    “ORADAKİ REFLEKSE NEDEN OLAN ŞEY…”

    CNN TÜRK’te 40 programında Buket Aydın’ın sorularını yanıtlayan Aslantuğ, “Bizim Ahmet ile çok yakın bir dostluğumuz yoktu. 2 kez bir arada olduk. Linç girişiminden sonra Fransa’ya gitti görüşemedik. Onun öncesinde görüştük. Bu tür beyanlardan rahatsız olup, kahramanlık türküleri söyleyen ve memleketin geleceğini, birliğini, dirliğini dillerinden düşürmeyen arkadaşların ne yaptıklarına dönüp bir bakmaları gerek. O zamanki fikrim de öyleydi bugün de öyle” derken, “Ahmet ile bu ülkenin dününü, bugününü, sıkıntılarını, mutluluklarını haftalarca sabaha kadar konuşabilirsiniz. Orada bu lince katılanlarla bu konuları iki saat bile konuşamazsınız. Bu benim meziyetim değil. Bu toplumun ne yazık ki süzgecindeki sıkıntı. Oradaki reflekse neden olan şey; sadece haksızlık değil, bir muhakeme ve mukayesedir” ifadesini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ahmet Kaya’nın ailesinden “Ahmet Kaya filmi” iddiasına tepki

    Ahmet Kaya’nın ailesinden “Ahmet Kaya filmi” iddiasına tepki

    Ahmet Kaya’nın ailesi, Kaya’nın hayatının anlatılacağı ‘AHMEDO İki Gözüm’ adlı bir filmin çekildiği haberlerine tepki gösterdi.

    Ahmet Kaya’nın varisleri Çiğdem Kaya (Öztürk), Melis Kaya ve Gülten Kaya ile Gam Müzik ve Yayıncılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, Kaya’nın hayatının anlatılacağı ‘AHMEDO İki Gözüm’ adlı bir filmin çekildiği haberlerine tepki gösterdi.

    “HABERLERİN KAYA’NIN YASAL VARİSLERİYLE HİÇBİR İLGİSİ YOKTUR”

    Yapılan yazılı açıklamada haberlerin, Ahmet Kaya’nın yasal varisleri ve temsilcileri ile hiçbir ilgisi olmadığı vurgulandı. Haberlerin “istismar kokan” diye nitelendiği açıklamada “Yasal varislerine rağmen bu haberlerin çıkmasının kamuoyunun ve sevenlerinin bu istismar kokan haberlerle manipüle edilmesi tarafları fazlasıyla üzmektedir” ifadeleri kullanıldı.

    “İZİNLERİ YOK”

    Açıklamanın devamında şu ifadeler kullanıldı:

    “Ahmet Kaya’nın yasal varislerinin kendilerinden izin alınmadan Ahmet Kaya’yı dolaylı ya da dolaysız konu alan, çağrıştıran, onun hikayesinin anlatıldığı ya da esinlenmeler içeren, eserlerinin yer aldığı hiçbir projeye Türkiye Cumhuriyeti sınırları ve tüm Dünya kapsamında izinleri de yoktur.

    Ahmet Kaya isminin marka tescil belgesi vardır. Ahmet Kaya’ya ait tescilli tüm eserler de başta Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin FSEK ilgili maddeleri olmak üzere, T.C. Kültür Bakanlığı ve ilgili tüm meslek birlikleri nezdinde koruma altındadır. İkinci ve üçüncü dereceden yakınları tarafından dahi izinsiz kullanılamaz.”

    “DOĞRULANMAYAN HİÇBİR BİLGİYE İTİBAR ETMEYİN”

    Açıklamada, kamuoyuna Kaya’nın yasal temsilcileri tarafından açıklanmayan ya da doğrulanmayan hiçbir bilgiye itibar etmemeleri çağrısı yapıldı. Ayrıca açıklamanın aynı zamanda bir “suç duyurusu” niteliği taşıdığını vurgulandı.

     

  • Ahmet Kaya’nın hayatı film oluyor

    Ahmet Kaya’nın hayatı film oluyor

    Ahmet Kaya’nın hayatı, Türkiye, Almanya ve İsviçre ortak yapımı ‘AHMEDO İki Gözüm’ filmiyle beyaz perdeye taşınıyor.

    Paris’teki sürgün hayatı sırasında 43 yaşında hayata gözlerini yuman Ahmet Kaya’nın hayatı, ‘AHMEDO İki Gözüm’ filmiyle beyaz perdeye taşınıyor. Türkiye, Almanya ve İsviçre ortak yapımı olacak filmin yönetmenliğini Ahmet Adnan Osman Shanaz ile Arafat Rüzgar üstleniyor.

    Yapımcılığını 7. Sanat Sinema, Ökkeş Sevimli, Arafat Rüzgar ve Eşref Bukan’ın yaptığı filmde Ahmet Kaya’nın hayatındaki önemli olaylar izleyiciye sunulacak. “Kimler Ahmet Kaya’yı hedef aldı?”, “Neden Ahmet Kaya?”, “Ahmet Kaya Paris’te neler yaşadı?”, “Ahmet Kaya vatan hasreti çekerken başka hangi acıları yaşadı?” gibi pek çok sorunun cevabı filmde yer alacak.

    Senaristliğini Gönül Aktürk’ün yaptığı filmde Ahmet Kaya rolünü kimin oynadığı açıklanmadı. Filmin setinde fotoğraf çekilmesine dahi izin verilmediği aktarılıyor.

    Çekimleri Malatya, İstanbul ve Paris’te yapılacak film, 16 Kasım 2019’da Türkiye ve 27 ayrı ülkede aynı anda vizyona girecek.

  • Demirtaş bundan sonra her Pazartesi Twitter’den mesaj verecek

    Demirtaş bundan sonra her Pazartesi Twitter’den mesaj verecek

    Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, bundan sonra her pazartesi günü saat 19:00’da Twitter’da açıklama yapacağını duyurdu.

    Selahattin Demirtaş'tan 3 kitap önerisi

    Sosyal medya hesabı Twitter’da açıklama yapan Demirtaş, üç de kitap önerdi.

    Demirtaş, Selim Temo‘nun ‘Horasan Kürtleri’, Mehtap Ceyran’ın ‘Mevsim Yas’ ile Mahmut Yamalak’ın ‘Tarîderya’ kitaplarını önerdi.

    Demirtaş, ölüm yıl dönümü olan protest müziğin Türkiye’deki en önemli ismi olan Ahmet Kaya‘yı da unutmadı. “Güzel dosta, iki gözümüze hasretle, sevgiyle…” mesajıyla Kaya’nın ”Ölürem Kardaş’ parçasını paylaştı.

    Demirtaş’ın Twitter paylaşımları şöyle: