Etiket: ahmet ozan karaca

  • Cemevi saldırılarının yıl dönümü: Katliamcıları ve devleti tanıyoruz!-VİDEO

    Cemevi saldırılarının yıl dönümü: Katliamcıları ve devleti tanıyoruz!-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, 30 Temmuz 2022’de Alevi kurumlarına yönelik saldırıların yıl dönümünde açıklama yaptı. Okunan metinde “AKP’nin, Alevilerin sorunlarını çözmek gibi bir derdi olsaydı bizi yok etmeye çalışanları yargı önüne çıkartırdı. AKP’nin ikiyüzlü siyasetinin farkında olduğumuzu tekrarlamak istiyoruz” denildi.

    Şah-ı Merdan Kültür Evleri Yaptırma ve Yaşatma Derneği, Sivas Divriği Gökçebel Derneği ile Ana Fatma Cemevi ve Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Genel Merkezi’ne yönelik saldırının üzerinden bir yıl geçti. Saldırıya ilişkin Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada sanık Ahmet Ozan Karaca tahliye edilirken, iki tutuksuz sanık ise beraat aldı.

    DOĞA KIYIMINA DİKKAT ÇEKİLDİ!

    Saldırının yıl dönümünde Ana Fatma Cemevi’nde basın açıklaması yapıldı.

    Türkiye İşçi Partisi, Yeşil Sol Parti, Halkların Demokratik Partisi ile Tüm Emeklilerin Sendikası’ndan yöneticiler de açıklamaya destek verdi.

    Yapılan basın açıklamasında ilk olarak Akbelen ve Cudi ormanlarında süren doğa katliamına dikkat çekildi. DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak, yaptığı açıklamada “Akbelen’de sermaye çıkarları uğruna ekolojiye ve buna direnen halka zarar veren devlet, Cudi’de de kasıtlı olarak çıkardığı yangınlarda tıpkı Dersim’de olduğu gibi yangına müdahale etmemektedir. Fakat kamuoyu, Cudi’deki doğa kıyımını görmezden gelmektedir. Bu iki doğa katliamının da direnişi bir olmalıdır” diye konuştu.

    Karabudak, 30 Temmuz 2021’de Konya’da yapılan Dedeoğulları Ailesi Katliamını da hatırlatarak “Sırf Kürt olduklarından ötürü ırkçı ve faşist bir saldırı sonucunda katledilen 7 canımızı buradan anıyoruz” dedi.

    “AKP’NİN İKİYÜZLÜ SİYASETİNİN FARKINDAYIZ”

    DAD Ankara Şube Eş Başkanı Karabudak, devletin cezasızlık politikaları nedeniyle Alevi toplumuna yönelik daima saldırıların olduğunu ifade etti. Karabudak, AKP’nin kültürel ve inançsal soykırım politikaları yürüttüğünü ifade ederek şu açıklamayı okudu:

    “Devletin Alevileri ötekileştirdiği bir konjonktürde bundan bir yıl önce kendisini “mehdi” olarak tanıtan ırkçı, faşist biri tarafından cemevlerimiz, ibadethanelerimiz saldırıya uğramıştır. Toplumsal baskı sonucu bu saldırgan yakalanıp, avukat canlarımızın yoğun bir gayreti ve emeğiyle bir yıla yakın cezaevinde tutulmuştur. Ama devlet yargısı tarafından serbest bırakıldı. Bize yapılan saldırı devletin gözünde basit ve sıradan bir durum olduğu için saldırganlar serbest bırakılır ve adeta ödüllendirilir. Çünkü devletin cezasızlık politikaları ırkçı, faşist zihniyete her zaman cesaret vermiştir. Bu, Alevilere gözdağı verme, hanelerine kapatma ve susturma için yapılan bir taktiktir. AKP iktidarı iki yönlü bir politika geliştirmektedir; katledemediği Alevileri şimdi inceltilmiş bir asimilasyon politikasıyla eritme, yok etme, başkalaştırma ve kendine benzetme amacı gütmektedir. Kültür Bakanlığı’na bağlı bir masa kurulması, ‘Alevilerin tarihsel sorunlarını’ çözmek değil AKP ile iş tutan, oy veren, yanında duran bir Alevi toplumsallığı yaratmaktır. AKP’nin, Alevilerin sorunlarını çözmek gibi bir derdi olsaydı tarihsel olarak Koçgiri, Dersim, Maraş, Sivas, Malatya, Çorum, Madımak, Gazi ve benzeri katliamların sorumlularından hesap sorardı. Bizi yok etmeye çalışanları yargı önüne çıkartırdı. AKP’nin ikiyüzlü siyasetinin farkında olduğumuzu tekrarlamak istiyoruz. Ayrıca AKP, Kültür Bakanlığı’na bağlı daireyi kurduktan sonra diğer taraftan Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile ÇEDES adı altında yeni bir politikayla Alevi gençlerini beyaz asimilasyona tabi tutmaktadır. AKP devletinin fiziksel soykırım politikalarını, kültürel ve inançsal soykırım politikaları olarak incelterek sürdürmek istediğini biliyoruz.

    “TOPLUMSAL BİR YÜZLEŞMEYİ İSTİYORUZ”

    Öte yandan AKP, bu rolü CHP’ye de vermiş bulunmaktadır. CHP, yerel yönetimler üzerinden Alevileri, cemevlerini kendilerine bağlayarak bir politika yürütmektedir.

    Katliamcıları ve devleti tanıyoruz. Bu devletin katliamcı ve asimilasyon politikalarını çok iyi biliyoruz. Ama Aleviler, dünkü Aleviler değil; kurumları var, cemevleri var ve örgütlüler. Aleviler, AKP’nin bu ikiyüzlü politikalarına teslim olmayacaklardır.

    Biz Aleviler olarak yaşanan acılarla yüzleşilmesini, hakikatlerin açığa çıkartılmasını, toplumsal bir yüzleşmeyi istiyoruz. Bu, bu topraklarda yaşayan tüm halklara ve Alevi halklarına sözümüzdür. Türkiye’yi demokratikleştireceğiz ve özgürleştireceğiz. İnancımıza, doğamıza, dilimize, kimliğimize, yaşam alanlarımıza sahip çıkıyoruz. Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    -Cemevlerine saldıran Ahmet Ozan Karaca tahliye edildi

  • Cemevlerine saldırı davasında mahkeme gerekçeli kararını açıkladı

    Cemevlerine saldırı davasında mahkeme gerekçeli kararını açıkladı

    PİRHA – Dört Alevi kurumuna saldırı düzenleyen Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın tahliye edilmesinin ardından Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararını açıkladı. Alevi kurumlarının avukatları ise gerekçeli karara karşılık İstinaf Mahkemesi’ne dilekçe sunacaklarını belirtti.

    Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi, 3 Alevi kurumu ve bir de yöre derneğine yönelik Ankara’da 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırıya dair gerekçeli kararını açıkladı.

    Sanık Ahmet Ozan Karaca, “İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme, Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama, İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme, Kasten Yaralama” suçlarından yargılanıyordu.

    7 Temmuz’da görülen karar duruşmasında Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın tahliyesine karar veren Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararında ise şu suçlamalara yer verdi:

    “Sanık Ahmet Ozan KARACA’nın üzerine atılı ‘basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde kasten yaralama’ suçunu, mağdur Hüseyin Kılıç’a karşı işlediği anlaşıldığından eylemine uyan TCK’nun 86/2. maddesi gereğince suçun işleniş şekli, fiilin özellikleri, sanığın kastının yoğunluğu, suçun işlendiği zaman ve yeri ile sanığın amaç ve saiki dikkate alınarak takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak, 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

    Sanığın eylemini silahla işlediği anlaşıldığından cezasından TCK’nun 86/3-e maddesi gereğince 1/2 oranında arttırım yapılarak, 9 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

    … sanığın eyleminin bir bütün halinde ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, sanık hakkında inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçlarından cezalandırılması istemi ile açılan kamu davası hakkında HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA Sanık Ahmet Ozan KARACA’nın üzerine atılı ‘ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme’ suçunu, Şah-ı Merdan Cemevi, Ana Fatma Cemevi ve Sivas Divriği Kültür Derneği’ne yönelik ayrı ayrı işlediği anlaşıldığından eylemlerine uyan TCK’nun 153/1 maddesi gereğince, suçun işleniş şekli, fiilin özellikleri, sanığın kastının yoğunluğu, suçun işlendiği zaman ve yeri ile sanığın amaç ve saiki dikkate alınarak takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak, AYRI AYRI 3 KEZ 2’ŞER YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

    Sanığın eylemini, ilgili dini inanışı benimseyen toplum kesimini tahkir maksadıyla işlediği anlaşıldığından cezasından TCK’nun 153/3 maddesi gereğince 1/3 oranında arttırım yapılarak, AYRI AYRI 3 KEZ 2’ŞER YIL 8’ER AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

    Sanığa isnat edilen suçun vasıf ve mahiyeti ile tayin olunan ceza miktarı ve tüm dosya kapsamı nazara alınarak sanık hakkında, CMK’nun 109/3-a maddesi uyarınca yurt dışına çıkamamak suretiyle ADLİ KONTROL TEDBİRİ UYGULANMASINA, kararın gereği için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na müzekkere yazılmasına…”

    Saldırıya uğrayan kurumların avukatları ise, gerekçeli kararın açıklanmasıyla birlikte İstinaf Mahkemesi’ne itiraz dilekçesi yazacaklarını belirtti.

    PİRHA/ANKARA

  • Cemevlerine saldıran Ahmet Ozan Karaca tahliye edildi-VİDEO

    Cemevlerine saldıran Ahmet Ozan Karaca tahliye edildi-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da cemevlerine saldırı davasının karar duruşması görüldü. Mahkeme, tutuklu saldırgan Ahmet Ozan Karaca’nın tahliyesine, iki tutuksuz sanık Baver Gül ile Çağdaş Can Bardakçı’nın ise beraatine karar verdi.

    Ankara’da bulunan Şah-ı Merdan Kültür Evleri Yaptırma ve Yaşatma Derneği, Sivas Divriği Gökçebel Derneği ile Ana Fatma Cemevi ve Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Genel Merkezi’ne yönelik saldırıya ilişkin yürütülen davanun karar duruşması  Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    30 Temmuz 2022’deki saldırıyı düzenleyen Ahmet Ozan Karaca ve beraberindeki 2 şüpheli hakkında yürütülen davanın karar duruşmasına çok sayıda Alevi örgüt temsilcisi katıldı.
    Sanık Ahmet Ozan Karaca ilk kez duruşmaya katılırken, diğer iki tutuksuz sanık Baver Gül ile Çağdaş Can Bardakçı ise duruşmaya avukatları aracılığıyla dahil oldu.

    SANIĞIN TERÖR BAĞLANTILARINA VURGU!

    Duruşmada ilk olarak Demokratik Alevi Dernekleri Ana Fatma Cemevi Avukatı Denizcan Aydın, sanık Karaca’ya ‘Hizb-ut Tahrir adlı oluşumu hiç duydun mu?” diye sordu. Karaca, “Hayır” yönünde cevap vermesinin ardından Avukat Aydın, “Müşterek fail” hususu üzerinde durarak tutuksuz sanıkların da saldırıda aktif rol aldığına vurgu yaptı. Av. Denizcan Aydın, savunmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Deliller kapsamında dosyada henüz neden karar verilmeyeceği konusunu anlatacağız. Fikir ve eylem konusunda sanıklar birbirleriyle iletişim içerisinde olup ortak hizmete yönelik eylem yürütüyorlar. Telefon yazışmaları da dahil, ortadaki deliller müşterek fail eylemini net şekilde ortaya koyuyor. Etkin bir kovuşturma yürütüldüğünü söylemek malesef mümkün değil. Örgütsel amaçlı bir suçtan bahsetmek mümkün. Alevilere yönelik saldırılar konusunda terör suçlarını sorgulamak gerekir. İddiasına göre akıl hastası olup, mehdi olduğunu iddia eden bir şahsın, Alevilere yönelik saldırısını örgütsel bir saldırı olarak değerlendirmek gerekir. Alevilerin bugün buradaki mücadelesi varlık, yokluk meselesidir.
    Sanığın, İzmir Emniyet Müdürlüğü ile yaptığı bir telefon konuşması var ancak bu husus aydınlatılmadı. Mahkeme heyetinin yapmadığı araştırmalar sonucunda bizler bugün Hizb-ut Tahrir örgütünü tartışmalıyız. Sanığın bu örgütle ilişkisi var. Dünyanın birçok yerinde bu örgüt yasa dışı olarak görülüyor. Bu örgüt, Alevilere yönelik özel bir düşmanlık yürütüyorlar. Mahkemenin yapması gereken araştırmayı bir avukat yaptı ve önünüze getirdi. Bu örgütle sanık arasındaki delilleri yok sayıp hüküm veremezsiniz. İvedilikle Hizb-ut Tahrir ile bu saldırı arasındaki bağın araştırılmasını talep ediyoruz.”

    DAD Avukatı Ebru Akkal da dosyada kakar aşamasına gelinmediğini belirtip “Araştırılması gereken çok sayıda husus var” dedi.

    Akkal şöyle devam etti:

    “Eksik yapılmış araştırmalar var ve bunların araştırılması ısrarımız var. Birtakım kişilerin dinlenmesini dahi reddettiniz. Bu yasaya da hukuka da aykırıdır. Tanıkların dinlenmesi gerekiyordu. Ahmet Ozan Karaca’nın kaldığı otel kayıtları dahi araştırılmadı. Hakikati herkes biliyor. Sizin de bildiğinizi düşünüyorum. Bugün karar verecekseniz eğer etkili bir yargılama yapmamış olacaksınız. 4 kuruma saldırı var, ancak sanıklar salona dahi gelmedi. Cemevleri, Alevilerin ibadethanesidir. Aleviler bu konuyla ilgili mücadele yürütüyorlar. Bu hususta AİHM kararları da var. Bu konuda daha hassas beyanda bulunulmasını talep ediyorum. Dosyadaki bulgular doğrultusunda faillerin ortaya çıkartılması gerekiyor.”

    “SANIKLARIN KORUNDUĞUNU MADIMAK DAVASINDAN DA BİLİYORUZ”

    Duruşmada söz alan DAD avukatlarından Ümran Hakverdi de taleplerin neden reddedildiği konusunu sorguladı. Sanık avukatlarının, cemevlerinin ibadethane olmadığı yönünde verdiği savunmasına itiraz eden Avukat Hakverdi, şöyle devam etti:

    “Dört kuruma saldırı var ve bu kurumlardan ikisi ibadethane statüsündedir. Bu cemevlerinde inanç hizmeti yürütülmekte. Sanık tarafı, cemevlerini ibadethane olarak kabul etmeyip bu yönüyle suçu hafifletmeye çalıştı. Yalandan bir iki yere müzekkere yazdınız. Soruşturma aşamasındaki delillere güvenmiyoruz. Adil yargılanma hakkımızı ihlal etmiş durumdasınız. Ahmet Ozan, doğrudan Alevi inancına yönelik saldırı yaptı. Devlet eliyle sanıkların korunduğunu Sivas Katliamı dosyasından da biliyoruz. Sanığın sadece 4 kuruma saldırısını tartışmıyoruz. Burada Alevi inancına yönelik bir saldırıdan bahsediyoruz. Çağdaş ve Baver hakkında da tutuklamaya yönelik karar çıkarılmasını talep ediyoruz.”

    DAD Avukatlarından Alişan Şahin de “Sanığın, akıl sağlığı konusundaki zırvasını ciddiye alıp araştırdınız ancak avukatların iddialarını araştırmadınız” diyerek yasal zorunluluklar konusunda vurguda bulundu.

    “SAYIN MEHDİ!”

    Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Başkanı Özdemir Özdemir, sanık Ahmet Ozan Karaca’ya soru yöneltti. Özdemir’in, sanık Karacaya “Sayın Mehdi” diyerek hitap etmesi üzerine Karaca, “Dalga geçmeyin” dedi.

    Özdemir Özdemir, “Neden ilk bizim vakıfa saldırıp bir bayana saldırdınız?” sorusuna sanık Karaca, “ilk orası denk geldi. Bıçaklama eylemi olmadı” şeklinde cevap verdi. Bunun üzerine Özdemir Özdemir “Bu saldırının arkasındaki kimse söylesin, biz de düşmanımızı bilelim” dedi.

    Divriği Kültür Derneği Avukatı Kardelen Özcan Çolak da asıl faillere ulaşılması gerektiğini belirterek dosyanın Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini belirtti.

    Sanık Ozan Karaca’nın avukatı ise yaptığı savunmada, “Cemevlerinin statüsü konusunu keyfimizce tartışma yapmıyoruz” diyerek şöyle devam etti:

    “Üzerimize bu şekilde gelinmesini kabul etmiyoruz. Biz, sanığın eylemlerinin TCK’da hangi maddeye denk geldiğinin tarifi yok. Tutuklama sebebi olarak gösterilen, kanundaki katalog suçlarından değil. Bir kaçma şüphesinden bahsediliyor. Bu zamana kadar sanığın iyi hali söz konusudur. Belirtilen suçlar konusunda deliller olmaması nedeniyle tahliyesini talep ediyoruz.”

    Sanıklar Baver Gül ve Çağdaş Bardakçı’nın avukatı ise yaptığı savunmada, “Saldırıya bir yardım delili yoktur” diyerek şöyle devam etti:

    “Son üç aylık dönemde müvekkilim Çağdaş, Ahmet Ozan’ın telefonlarını engellemiş. Baver ile bir görüşmesi oluyor evet. Sonrasında ise Ahmet Ozan, müvekkillerime düşmanlık sergiliyor ve bunu gönderdiği mesajlarda da görmek mümkün. Müvekkillerimin bu olayla alakası yoktur. Basında isimlerinin yer alması nedeniyle ciddi mağduriyetler yaşamaktalar.”

    Kararını açıklayan mahkeme heyeti, kovuşturulmanın genişletilmesi konusundaki taleplerin reddine, sanık Ahmet Ozan Karaca’nın, ibadethanelere saldırması nedeniyle 3 kez 2’şer yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmasına, yaralama suçlaması nedeniyle 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vererek adli kontrol şartı ile tahliyesine karar verdi.

    Mahkeme ayrıca sanık Ahmet Ozan Karaca hakkında yurtdışına çıkış yasağı getirilmesine de karar verdi.

    Mahkeme heyeti, Sanık Baver Gül ve Çağdaş Can Bardakçı’nın da beraati yönünde karar açıkladı.

    PİRHA/ANKARA

  • Cemevlerine saldırı davasında kritik duruşma 7 Temmuz’da!

    Cemevlerine saldırı davasında kritik duruşma 7 Temmuz’da!

    PİRHA – DAD Ankara Şubesi, cemevlerine saldırı davasının 7 Temmuz’da görülecek karar duruşması için katılım çağrısı yaptı.

    3 Alevi derneği/cemevine ve bir de yöre derneğine yönelik Ankara’da 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırının 7. duruşması 7 Temmuz’da görülecek.

    3 saldırgandan 2’sinin tutuksuz, birinin ise tutuklu yargılandığı davanın duruşması Ankara 63’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılacak.

    12 Haziran’da yapılan 6. duruşmada avukatlar, saldırgan Ahmet Ozan Karaca’nın İzmir Çeşme’de olan bağlantılarının aydınlatılması gerektiğine vurgu yapmıştı.

    “DAVAMIZA SAHİP ÇIKALIM”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, 7 Temmuz Cuma günü yapılacak karar duruşmasına katılım çağrısı yaptı.

    Yazılı yapılan çağrıda şu ifadelere yer verildi:

    “Şu ana kadar bir yol aldığımızı düşünmüyoruz. Çünkü saldırının planlayıcısı, gerçek sahipleri açığa çıkartılmamıştır. Ve üzerini kapatmak için bir gayretin olduğunun da farkındayız. Amacımız bir tane camın kırılması değildir, burada bir inanca saldırı vardır. Yakın tarihe baktığımızda Aleviler, evleri işaretlenip ertesi gün katliama uğramışlardır; bizlere yapılan her sözlü veya fiili durum, katliamı çağrıştırır.

    Bu dava, bugüne kadar üzeri örtülen, zamana yayılan davaların kaderini yaşamamalı. Buradan çıkacak karar, emsal teşkil etmelidir. Ciddi bir yaptırım olursa hiç kimse bu ülkede yaşayan halklara, inançlara, kimliklere keyfi olarak saldırmaz; bunu yapan kişi ya da kurum hesabını vermek zorundadır. Tüm duyarlı kamuoyunun vicdanına sesleniyoruz. Davamıza sahip çıkalım.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Cemevlerine saldırı davasında Çeşme’deki bağlantılara işaret edildi!-VİDEO

    Cemevlerine saldırı davasında Çeşme’deki bağlantılara işaret edildi!-VİDEO

    PİRHA- 4 Alevi kurumuna/cemevlerine 2022 yılında yapılan saldırının failinin yargılamasına Ankara’da devam edildi. Davanın 6. duruşmasında da Alevi toplumuna yönelik bir saldırı söz konusu, maddi gerçeklerin araştırılması vurgusu yapıldı. Bir sonraki duruşma 7 Temmuz’da görülecek.

    3 Alevi kurumu ve bir de yöre derneğine yönelik Ankara’da 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırının 6. duruşması görüldü.

    3 saldırgandan 2’sinin tutuksuz, birinin ise tutuklu yargılandığı davanın duruşması Ankara 63’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapıldı.

    Tutuksuz sanıklar Çağdaş Can Bardakçı ve Baver Gül, duruşmada yer almazken, tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca, Sincan Cezaevi’nden SEGBİS ile katıldı.

    Duruşmada ilk söz alan isim Av. Ebru Akkal, dosyanın henüz mütalaa aşamasında olamayacağını belirterek şunları söyledi:

    “Araştırılması gereken hususlar var. Biz bu haliyle dosyanın mütalaya gitmesini doğru bulmuyoruz. Sanıkların, olayın oluşmasına dair anlattıkları hususunda ciddi boşluklar var. BTK’dan gelen cevaplar doğrultusunda bazı numaraların Ahmet Ozan Karaca’ya ait olmadığı, bazı bilgileri de ‘özel hayatın ihlali’ gerekçesiyle paylaşılmıyor. Mahkeme bu konuda yeniden bir müzekkere yazmalı. Siz dinlemek istemeseniz de bizler Karaca’nın ablası ile konuşmak istiyoruz. Sorgulanması gerektiğini düşünüyoruz. İzmir Çeşme’deki bölümlerin detaylı araştırılması gerekiyor. Bu olayın,  3 sanık tarafından planlanmadığı çok açık. Sorumluların açığa çıkarılmasını istiyoruz. Sanıklardan Çağdaş Can Bardakçı, İzmir’e sınav için gittiğini söylemişti. Araştırmalarımız doğrultusunda bunun yalan olduğunu öğrendik. Sanıklar, mahkeme salonuna da gelmiyorlar. İki sanık hakkında tutuklamaya dönük yakalama kararının çıkarılmasını talep ediyoruz.”

    DAD Ankara Şube Avukatı Deniz Can Aydın ise organize bir suç işlendiğine işaret ederek, “Sanık Eskişehir’den Polatlı’ya geliyor ve otelde kalıyor. Polatlı’da sanığın kaydı yapılmadan otelde kaldığı söz konusu. Alevilere yönelik düşmanca bir dil kullanılıyorken, siz mahkeme heyetinin bu hususların açıklanması konusunda girişimde bulunması gerekir. Temel silsilenin araştırılmaması durumu var. Maddi gerçeklerin araştırılması gerekir. Burada Alevi toplumuna yönelik bir saldırı söz konusu. Maddi gerçeğin araştırılması gerekir. Mış gibi yapılmış bir karar sonucunda bu yargılamaya itiraz gelecektir” diye konuştu.

    DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak da duruşmada söz alarak, “Tarihsel sürece baktığımızda Ermeniler, Kürtler, Aleviler hep katledilmişlerdir. Özellikle Kürt Aleviler soykırıma uğramışlardır. Gerçeklerin üzerinin kapatılması konusunda bir gayret söz konusu. Buradan mahkemenin vicdanına soruyoruz, sizin inancınıza yönelik böyle bir saldırı yapılsaydı nasıl karşılardınız? Alevilere yönelik katliam davaları alelacele kapatılmıştır. Suçlular hesap verirlerse tarih tekerrür etmez.” ifadelerini kullandı.

    Alevi Türkmen Vakfı Başkanı Özdemir Özdemir de sanıkların İzmir’deki bağlantılarına vurgu yaptı. Özdemir, “Bu olayı kendini mesih ilan eden biri işledi. İzmir Çeşme’deki olay aydınlatılmalı. Şahsen Çeşme’ye gittim. O otoparkı gözlemledim. Şahsın yurtdışı konuşmaları da var. HTS kayıtlarını talep ettik, reddedildi. Şahsın İzmir Emniyet Müdürlüğü’ndeki o polis kimse ortaya çıkartılsın. Çeşmede illegal, mafya bir örgüt olduğunu gördüm. O mafyadan habersiz çevrede kuş uçmuyor. Bu olayı araştırın. Aksi halde vicdanım rahat değil” şeklinde konuştu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) adına Ayça Çağlar ise “Madımak Katliamı dahilinde halen 3 kişinin peşindeyiz” diyerek “Bu dosyayı aydınlatmalısınız” dedi. Çağlar, tutuksuz olan 2 sanığın da tutuklanması gerektiğini belirtti.

    Sanık Ahmet Ozan Karaca ise yaptığı kısa savunmada “Benim bu suçu tek başıma işlediğim apaçık ortada. Ama araştırmak istiyorsanız da araştırın. İzmir’de polisle bir bağlantım yok” diye konuştu.

    “ORTADA İBADETHANE YOK”

    Sanık Avukatı Yusuf Ziya Ünsal da müvekkilinin tutukluluk halinin son bulması gerektiğini talep etti. Hukuk tekniği açısından iddianamenin doğru olmadığını savunan Av. Ünsal, bir kişinin bıçaklamanmasını gündeme getirmeyerek, şu iddialarda bulundu:

    “Vakıf, dernek adı altında bir ibadethane mantığı ile yol yürürsek, sanki varmış gibi kabul etmiş olacağız. Ortada hukuki anlamda mevzuata geçmiş ibadethane yok. Dernek, vakıf adı altında faaliyet yürütüyorlar. Kimi kime tahrik etmiştir. Tamam Alevi toplumu var ama hangi toplumu kime karşı tahrik etmiş, bunun ortaya konulması gerek. Saldırıya uğrayan yerler tüzel kişiliği olan yerler. Bir cama, damacanaya, yönelik saldırı var. Burada müvekkilimin hangi tip eylemi işlediğini anlatıyorum. 1 yılı doldurmak üzereyiz. Neden 1 kişi tutuklu 2 kişi serbest? Halbuki aynı yönde bir eylem var deniliyor. Niçin tutukluluk uzatılıyor? Sanığın psikolojisi varsa da bozulmak üzeredir. İntihar girişiminde de bulunmuştur. Sanığın kaçma ihtimali de yoktur. Tahliyesini talep ediyoruz.”

    Avukat İbrahim Akkuş ise söz alarak sanık avukatına karşı, “Bir yerin ibadethane olup olmadığını sorgulamak bir avukata düşmez. Bu yönlü değerlendirme yapmak kimseye düşmez. Mahkemenin bu yönlü kararı da bir karşılık bulmayacaktır” ifadelerine yer verdi.

    Sanık Ahmet Ozan Karaca ise “Benim Alevilere karşı hiçbir nefret ve kinim yok. Cemevi, diye odaklanarak gittim. Sevgilim de Alevi. Alevilerin dini değerlerine zarar verdiğimi düşünmüyorum. Sosyalist olduklarını biliyordum. Siyasi pankartlar nedeniyle oralara yöneldim” diye konuştu.

    Özdemir Özdemir ise söz alarak “Türkmen Alevi Vakfı sağcı, ülkücü bir pozisyondadır. Hadi arkadaşlara saldırdı, bize neden saldırdı?” diye sordu.

    Mahkeme heyeti, karar aşamasında savcı mütaalasına karşılık Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın tutukluluk halinin devamına ve diğer 2 tutuksuz sanığın tutuklanması yönündeki taleplerin reddine karar verdi. Bir sonraki duruşma 7 Temmuz’da görülecek.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    >Ankara’da cemevlerine eş zamanlı saldırı

    >Cemevlerine saldırı davası sonrasında açıklama: Bu bir utançtır

     

  • Cemevlerine saldırı davasının duruşması 12 Haziran’a ertelendi

    Cemevlerine saldırı davasının duruşması 12 Haziran’a ertelendi

    PİRHA- 4 Alevi kurumuna 2022 yılında yapılan saldırıya ilişkin davanın 5. duruşması Ankara’da yapıldı. Avukatlar esasa ilişkin beyan için hazır olmadıklarını belirterek ek süre istedi. Duruşma 12 Haziran’a ertelendi. 

    Ankara’da 3 Alevi kurumu ve bir de yöre derneğine 30 Temmuz 2022’de yapı lan saldırının 5. duruşması görüldü.
    3 saldırgandan 2’sinin tutuksuz, birinin ise tutuklu yargılandığı davanın duruşması Ankara 63’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşti.
    Tutuksuz sanıklar Çağdaş Can Bardakçı ve Baver Gül, duruşmaya katılmazken, tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca, Sincan Cezaevi’nden SEGBİS ile katıldı.

    Avukat Ebru Akkal, duruşmada ilk söz alan isim oldu. Akkal, seçimler nedeniyle tüm avukatların yorgunluk yaşadıklarını belirterek “Birçok arkadaşımız seçim nedeniyle geç saatlere kadar çalıştı. Bu nedenle sağlıklı bir yargılama ve esasa ilişkin beyanda bulunma durumunda değiliz. Bu durumda sanığın tutukluluk halinin devam etmesi ve eksik belgeler için taleplerimizi yeniden belirtiyoruz.” dedi.

    “DOSYAYA GELEN RAPORLAR BİLİMSEL DEĞİL” İDDİASI

    Sanığın avukatı Yusuf Ziya Ünsal ise dosyaya gelen belgeleri kabul etmediklerini belirterek “ATK’den gelen rapor her ne kadar aleyhte gelse de, alınan 2 raporun sonuçları çok bilimsel değil. 21 gün müşade altında tutulan, hangi davranışa nasıl tepki verdiği ölçülen bir durumdan bugüne geldik. Dolayısıyla bu rapor bilimsel ve hukuki anlamda da bir kıymete sahip değil. Bu nedenle ilk raporu göz önünde bulundurmanızı talep ederiz. Biliyoruz ki tutuklamanın bir sebebi var, olası şekilde kaçmasına karşılık bir tedbir… Yargılama sonucunda olası ceza miktarları düşünüldüğünde sanığın tutukluluğuna bir sebep kalmamıştır. Sanığın hürriyetine dönük bir engel söz konusu. Tutukluluk halinin sonlandırılması zorunludur. Tahliyesine karar verilmesi ya da adli kontrol tedbirlerinin yürütülmesini talep ederiz. Müvekkilim uzun süredir tutukludur. Sırf bir insan potansiyel taşıyor ise tutuklu yapılamaz.”

    “SANIK İLE HİÇBİR İRTİBATI YOK”

    Avukat Kemal Binici ise müvekkili Çağdaş Can Bardakçı’nın KPSS sınavına girip atamasının yapıldığını belirterek “Her iki müvekkilin HTS kayıtları, savunmalarını doğrulamaktadır. Raporu inceledik. Hem Baver hem de Çağdaş açısından HTS kayıtlarını inceledik. Çağdaş’ın, sanık ile hiçbir irtibatı yoktur. Baver’in ise saldırıdan bir gün önce sadece irtibatı olmuştur. Sanık ile uzun süre iletişimlerinin olmadığını gördük” iddiasında bulundu.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube avukatlarından Ümran Hakverdi ise yaptığı savunmada sanık avukatının Adli Tıp Kurumu hakkında olumsuz yorumunu eleştirerek, “Şehir hastanesi raporu ehil değildir. Sonrasında alınan raporla durum açıkça belirtilmiştir. Sanık, suçu bilinçli, planlayarak işlemiştir. Ailesinin dahi ulaşamadığı, sürekli şehir değiştiren biridir. Sanığın salıverilmesi, Alevi toplumu için bir tehlike barındırıyor. Tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep ediyoruz” İfadelerini kullandı.

    Sanık Ahmet Ozan Karaca ise tahliyesini talep ederek, “Yaklaşık 11 aydır cezaevindeyim ve hastalıklar oluşmaya başladı. Vücudumda deri hastalıkları oluştu. Her ne kadar hayata tutunmaya çalışsam da hücrede kalmak sağlığımı kötü etkiliyor. Burası benim için iyi değil. Davanın sağlıklı yürümesinden bahsediliyor ancak sağlığım kötüye gidiyor. Tahliyemi talep ederim” dedi.

    Mahkeme, Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın tutukluluk halinin devamına karar vererek, beyanda bulunmak için taraflara süre verilmesine karar verdi ve  duruşmayı 12 Haziran 2023’e erteledi.

    PİRHA/ANKARA

  • ATK son kararını açıkladı: Cemevlerine saldıran kişinin akıl sağlığı yerinde!

    ATK son kararını açıkladı: Cemevlerine saldıran kişinin akıl sağlığı yerinde!

    PİRHA – Adli Tıp Kurumu, Ankara’da 4 Alevi kurumuna saldırıp 2 yurttaşı yaralayan fail Ahmet Ozan Karaca’nın akıl sağlığına dair yeni raporunda “cezai sorumluğu tam” yönünde karar açıkladı.

    Ankara’da 30 Temmuz 2022 tarihinde 3 Cemevi ve 1 yöre derneğine yönelik saldırıya ilişkin Adli Tıp Kurumu‘ndan (ATK) yeni bir karar geldi.

    Söz konusu saldırılarda 2 kişiyi yaralayan Ahmet Ozan Karaca hakkında açılan davanın yargılaması sürerken, ATK Üst Kurulu’nun, tutuklu sanık hakkındaki yeni raporu dava dosyasına eklendi. Açıklanan yeni raporda, Ankara Şehir Hastanesi’nin “cezaevi ehliyeti yoktur” raporunun aksine “cezai sorumluluğu tam” yönünde karar alındı.

    “CEZAİ SORUMLULUĞU TAM” VURGUSU YAPILDI

    Mezopotamya Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, ATK 4’üncü İhtisas Kurulu’nun 2 Şubat 2023 tarihinde verdiği rapora atıfta bulunulan raporda, şu ifadelere yer verildi:

    “Cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekât serbestîsini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zekâ geriliği saptanmadığı, adli dosya tetkikinde sanığın mezkûr suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak boyutta bir akli arızanın içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tıbbi bulgu ve belgeye de rastlanmadığı, bu duruma göre Ahmet Ozan Karaca’nın 30/07/2022 tarihinde sanığı bulunduğu suçlara karşı cezai sorumluluğunun tam olduğu oy birliği ile mütalaa olunur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Cemevlerine saldıran sanığın tutukluluğunun devamına karar verildi-VİDEO

    Cemevlerine saldıran sanığın tutukluluğunun devamına karar verildi-VİDEO

    PİRHA- 4 Alevi kurumuna yönelik yapılan saldırıya ilişkin davanın dördüncü duruşması Ankara’da görüldü. Müşteki avukatları, bir kez daha sanık Ahmet Ozan Karaca’nın bağlantılarının araştırılması gerektiğini vurguladı. Mahkeme Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın tutukluluk halinin devamına, Ankara Barosunun davaya katılma talebinin reddine karar vererek, duruşmayı 15 Mayıs 2023’e ertelendi.

    Ankara’da 4 Alevi kurumuna/cemevine yönelik 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırının dördüncü duruşması devam ediyor.

    3 saldırgandan 2’sinin tutuksuz, birinin ise tutuklu yargılandığı davanın dördüncü duruşması Ankara 63’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Tutuksuz sanıklar Çağdaş Can Bardakçı ve Baver Gül, duruşmaya katılmazken, tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca ile Sincan Cezaevi’nden SEGBİS ile bağlantı kuruldu.

    Duruşmayı çok sayıda yurttaşın yanı sıra Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi yöneticileri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Yeşil Sol Parti Ankara Milletvekili adayları da izledi.

    Dördüncü celsede Ankara Barosu da davaya katılma talebinde bulundu.

    “SANIĞIN BAĞLANTILARI AÇIKLANSIN” ISRARI SÜRÜYOR

    Duruşmada ilk söz alan Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Başkanı Özdemir Özdemir, “Sanığın İzmir Emniyeti ile olan bağının ve otopark yetkilileri ile olan bağlantılarının araştırılmasını talep ediyorum” dedi.

    “SALDIRININ ARKA PLANI VAR”

    Duruşmanın sonraki aşamasında DAD Ankara Şube Avukatı Deniz Can Aydın söz aldı. Aydın, Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın kullandığı telefon numaralarına dikkat çekerek “Sanığın kullandığı 5 ayrı telefon numarasının bilirkişi tarafından tam tespiti yapılmamıştır. Saldırı gününün akşamı, sanığa gelen mesajlar var. Bu numaraların kimlere ait olduklarını halen bilmiyoruz. Olayın üstünün fiilen örtüldüğünü düşünüyoruz. Bu nedenlerle bu olay aydınlatılamayacaktır. Burada hem hukuken hem de fiilen ciddi yanlışlar var.”

    Sanığın, İzmir’deki bir otopark ile olan ilişkisine de dikkat çeken Deniz Can Aydın, “Saldırının arka planı aydınlatılmalı. Verdiğimiz dilekçeler yeniden değerlendirilmeli” dedi.

    ÇOK SAYIDA GSM NUMARASI SORU İŞARETLERİNE NEDEN OLDU!

    Duruşmanın sonraki aşamasında mahkeme heyeti, tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca’ya iki farklı telefon numarasının kime ait olduğunu sordu. Sanık Karaca, sorulan numaraların ablası ve kendisine ait olduğunu öne sürdü. Sanık, saldırı gününde telefonunu yanında bulundurmadığını da iddia etti.

    Sanık Avukatı Yusuf Ziya Ünsal ise “Birçok hususu açıkladığımıza inanıyoruz” diyerek şu savunmayı yaptı:

    “ATK’den gelen cevapta bir takım bürokratik durumların olduğunu görüyoruz. Müvekkilimin böylelikle özgürlüğü kısıtlanıyor. Karaca, neredeyse infazını tamamlamış durumda. Bir sonraki aşama hürriyetinin kısıtlandığı anlamına gelecektir. Müvekkilimin tutuksuz olarak yargılanmasını ve Ankara Barosu’nun davaya katılma talebinin reddini talep ediyoruz.”

    “ALEVİ TOPLUMUNUN ADALETE GÜVENİ ZAYIFLAMIŞTIR”

    DAD Ankara Şube Avukatlarından Ümran Hakverdi ise “Bu haliyle sanık tahliye edilmemeli. Çünkü toplum tehlikeye atılacaktır. Sanığın tahliyesi özellikle Alevi toplumu için tehlikedir. Alevi toplumunun, Sivas Katliamı nedeniyle adalete güveni zaten zayıflamıştır. O nedenle tutukluluk halinin devamını talep ediyoruz” diye konuştu.

    Avukat Alişan Şahin de Karaca’nın neden tutukluluk halinin devam etmesi gerektiğini “Bu sanık, 4 Alevi derneğine elini kolunu sallayarak saldırı yaptı. Suçtan kurtulmak için kendini mesih ilan etti. Sanık, saldırı öncesinde kimlerle görüşme yapmış, onların aydınlatılması lazım. Bilirkişi raporlarının saklanması suç nedenidir. Savcılık makamının beyanına katılıyoruz” sözleriyle açıkladı.

    Sonrasında söz verilen Sanık Ahmet Ozan Karaca, “Tutuksuz yargılanmak istiyorum” dedi.

    Sanığın avukatı Yusuf Ziya Ünsal, “Sanığın tutukluluk süreci anlamında çok daha kolay bir yolla bu raporun alınması sağlanabilir. Tutukluluğun devamı, alabileceği cezanın üstüne geçmek demektir. Bu konunun değerlendirmesini talep ediyorum” dedi.

    Mahkeme Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın tutukluluk halinin devamına, Ankara Barosunun davaya katılma talebinin reddine karar vererek, duruşmayı 15 Mayıs 2023’e ertelendi

    PİRHA/ANKARA

     

  • Cemevlerine saldırı davasının 3. duruşması 22 Mart’ta!

    Cemevlerine saldırı davasının 3. duruşması 22 Mart’ta!

    PİRHA – Ankara’daki dört Alevi kurumuna yapılan saldırının üçüncü duruşması 22 Mart’ta görülecek. Davaya katılım çağrısında bulunan Ana Fatma Cemevi, “İnancımıza, davamıza ve cemevlerimize sahip çıkıyoruz” dedi. 

    Ana Fatma Cemevi, Şah-ı Merdan Cemevi, Gökçebel Köy Derneği ve Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’na yönelik 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırının üçüncü duruşması 22 Mart Çarşamba, saat 10:00’da görülecek.

    Demokratik Alevi Dernekleri Ana Fatma Cemevi, Ankara Adliyesi 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşmaya dair çağrıda bulunarak, “İnancımıza, kimliğimize, yolumuza, davamıza ve cemevlerimize sahip çıkıyoruz. 30 Temmuz 2022 tarihinde saldırıya uğrayan Cemevi davamızın üçüncü duruşmasına tüm kamuoyunu davet ediyoruz” dedi.

    DAVANIN GEÇMİŞİ…

    2022 Yılında, Muharrem Orucu’nun ilk günü yapılan saldırının ardından saldırıyla ilgili 3 kişi gözaltına alınmıştı. 2 sanık, adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken saldırıyı gerçekleştiren Ahmet Ozan Karaca ise tutuklanmıştı. Sanık Karaca, görülen iki duruşmada mahkemeye getirilmemiş, SEGBİS aracılığıyla verdiği ifadelerdeki rahat davranışları nedeniyle eleştirilmişti. Saldırgan Ahmet Ozan Karaca, kendisinin mehdi olduğunu, Allah tarafından görevlendirildiğini de savunmuştu. Saldırgan ayrıca “Eskişehir’de cemevi aradım ama bulamadım. Sonra Ankara’ya geldim. Bir derneğin önünde sosyalizm vs. yazıyordu ona saldırdım. Sonra telefondan cemevleri yazdım. Önüme çıkan yerlere bu saldırıları yaptım. Mehdi olduğum için sosyalistleri sevmiyorum. Din düşmanı onlar. Ben hiçbir inanca saygısızlık etmedim. Pişmanım. Beraatimi ve tahliyemi istiyorum” sözleriyle savunmasını yapmıştı.

    Saldırganın avukatları ise “Cemevleri ibadethane değil. Dernek adı altında faaliyet gösteriyorlar. O yüzden kanunilik ilkesine göre inançlara saldırı söz konusu değil” sözleriyle savunma yapmıştı.

    Saldırıya uğrayan Alevi kurumlarının avukatları da sanığın ilişkide olduğu herkesin dinlenmesi gerektiğini ve dosyanın “Nefret suçu” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini talep etmişti.

    Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın akıl sağlığının yerinde olmadığı iddialarına karşılık Adli Tıp Kurumu’ndan, “akli dengesinin yerinde olduğu” yönünde karar çıktı.

    Saldırıya uğrayan Alevi kurumları yöneticileri ve avukatları ise yapılan saldırıda bir perde arkasının olduğuna vurgu yaparak, “Bu saldırının arkasında başkaları var” vurgusunu yapmıştı.

    PİRHA/ANKARA

  • Cemevlerine saldırı davasının ilk duruşmasında avukatlardan tepki

    Cemevlerine saldırı davasının ilk duruşmasında avukatlardan tepki

    PİRHA- 4 Alevi kurumuna/Cemevine 30 Temmuz 2022’de Ahmet Ozan Karaca tarafından yapılan saldırıların ardından açılan dava dosyasının ilk duruşması bugün Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Avukatlar savunma yaparken, mağdurlar da sanığın akıl sağlığının yerinde olmadığına inanmadıklarını dile getirdiler. 

    Ankara’da bulunan Ana Fatma Cemevi, Şah-ı Merdan Cemevi, Gökçebel Köy Derneği ve Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’na yönelik geçen yıl Muharrem Orucu’nun ilk günü olan 30 Temmuz 2022’de saldırı yapılmış ve olayla ilgili 3 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan 3 kişiden 2’si adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken saldırıyı gerçekleştiren Ahmet Ozan Karaca tutuklanmıştı. Ankara’da Sincan Cezaevinde kalan Karaca’ya akıl sağlığı yerinde olmadığına dair rapor verildi.

    Saldırıların ardından açılan davanın ilk duruşması bugün Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
    Duruşmaya Alevi kurum başkanları ve yöneticileri başta olmak üzere çok sayıda demokratik kitle örgütü, TBB, Ankara Barosu, siyasi parti temsilcileri, HDP Milletvekilleri Kemal Bülbül, Zeynel Özen, Ali Kenanoğlu, CHP Milletvekili Orhan Sarıbal ile TİP Milletvekili Ahmet Şık katıldı. Duruşma salonunun küçüklüğü nedeniyle salona herkes alınmadı. Avukatların duruşmanın büyük salonda yapılması talebi reddedildi.

    AVUKATLAR: SANIKLAR GETİRİLSİN, MIŞ GİBİ YARGILAMA YAPILMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ!

    Duruşma kimlik tespitiyle başladı. Sanık Ahmet Ozan Karaca salona getirilmedi. Sincan Cezaevi’nden Segbisle bağlandı. Tutuksuz yargılanan iki sanık ise duruşmaya katılmadı.

    İlk olarak saldırıya uğrayan Demokratik Alevi Dernekleri Ana Fatma Cemevi Avukatı Denizcan Aydın söz alarak, “Bu salonda duruşma yapılamaz demiştik. Siz ısrarla burada yaptınız. Yargılama şeffaf yapılmıyor. Bu davanın iddianamesinde saldırıya uğrayanlar yoktu ama siz kabul ettiniz. Sağlıklı bir yargılama yapılmasını istiyoruz. Bu saldırının arkasında kim ya da kimler var ciddiyetle araştırılmasını istiyoruz” dedi.

    Cemevleri avukatlarından Ebru Akkal ise, “Bu salon meselesi çözülmeli. Herkes bu yargılamayı izlemeli. Neden salon talebimiz kabul edilmedi? Duruşmaya gelmeyen sanıklar buraya getirilmeli ve soru sormalıyız. Mış gibi yargılama yapılmasına izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

    Avukat Hüsniye Şimşek de, “Etkili yargılama yapılacaksa sanıklar buraya gelmelidir. Sorular sormalıyız. Bu salonda yargılama yapılamaz. Bu hak ihlalidir. Adil yargılama istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Duruşmaya katılan diğer avukatlar da söz alarak aynı talepleri dile getirdi ve devletin her inanca eşit davranması, adil yargılama yapılması gerektiğini vurguladılar.

    Avukatların konuşmalarının ardından sanık avukatları söz aldı. Avukatlar duruşmanın başka salonda yapılmasına katıldıklarını ve sanıkların istenmesi halinde salonda hazır bulunmasını sağlayacaklarını söylediler.
    Söz alan savcılık avukatlara hak vererek bir sonraki duruşmanın daha büyük bir salonda yapılmasına karar verilmesini istedi.

    AVUKATLARDAN REDDİ HAKİM TALEBİ

    Kararını açıklayan mahkeme başkanı, taleplerin değerlendirileceğini söyleyerek duruşmaya devam etmek istedi.
    Avukatlar ise bu duruma itiraz ederek, tutuklu sanığın serbest bırakılması yönünde karar verileceğine yönelik izlenim edindiklerini belirtiler. Koşullar sağlanmadığı için ve hakimin tarafsız olmadığına ilişkin kanaat getirdiklerini ifade eden avukatlar reddi hakim talebinde bulundu. Bu saldırının arkasında kimin olduğunun ortaya çıkarılması için etkin bir yargılama yapılması gerektiğini vurguladılar.

    Avukatlar ile mahkeme başkanı arasında sık sık tartışma yaşandı.
    Avukatların taleplerini dikkate almayan mahkeme başkanı duruşmaya devam ederek sanık Ahmet Ozan Karaca’nın ifadesine başladı. Sanık savunmasında, “Tutuksuz yargılama istiyorum. Beraat etmek istiyorum. Savunmamı daha sonra istenildiğinde yapacağım” dedi.

     Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın avukatı da söz alarak şunları kaydetti:

    “Yargılama daha sağlıklı bir ortamda yapılmalı. Tüm yetki size ait. Müvekkilim tutuklu. Yargıç önüne çıkarılmalıdır. Savunması alınmalıdır. Bu onun hakkı. Daha sonra alacağım demek hukuka aykırı. Bir rapor da var ortada. Rahatsız kendisi. Tutuklamayı gerektiren tüm düzenlemeler ortadan kalkmış durumdadır. Haliyle bu rapor nedeniyle bir an önce savunmasının alınması ve tahliye edilmesi gerekir. Ceza ehliyeti yoktur. Tedavi olmalı. Atfedilen suçlar bakımından da tutuklanma gerektirmiyor. Bir ceza alacaksa dahi yattığı süre yeterli zaten. Müvekkilimin kaçma şüphesi de yoktur. Savunması alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmalıdır.”

    DAD AVUKATLARI: SANIK BU SALDIRILARI BİLİNÇLİ VE PLANLI YAPMIŞTIR, TUTUKLU YARGILANMALI

    DAD avukatları ise bu savunmaya karşı söz alarak, “Sanık bu eylemleri bilinçli ve planlı bir şekilde yapmıştır. Cezai ehliyeti gayet yerinde görünüyor. Olmasa bile bu suçu işlemiştir ve cezaevinde kalmalıdır. Bu kişi tahliye olursa yine bir saldırı yapmayacağının bir garantisi yoktur. Tutuklu yargılanmalı. Sanığın sabit bir adresi yok. Kaçma şüphesi de var” dedi.

    Ardından Avukat Özgür Piroğlu da söz alarak şunları dile getirdi:

    “Bu eylemler anayasayı ihlal suçunu oluşturuyor. Bu şahıs aynı gün kısa süre içinde cebir ve şiddet kullanarak saldırılar yapmıştır. Alevileri hedef almıştır. Bu eylemlerle anayasal düzeni hedef almıştır. Bu eylemleri nedeniyle anayasayı ihlal suçundan Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanması gerekiyordu. Mahkemeniz bu dosyada görevsizlik kararı vermeli. Bu kişinin telefonunda tabanca fotoğrafı ortaya çıkmıştır. Kürt siyasetinden Ferhat Encü ve Hasip Kaplan hakkında araştırma yaptığı da ortaya çıktı. Savcılıkta ise bu kişilerle savaşmak istediğini söylemiştir. Aynı zamanda Kürtleri de hedef almıştır. Hedefinde hem Aleviler hem de Kürtler vardır. Bu saldırının arkasında karanlık güçlerin olduğunu biliyoruz. Asıl sorumlular ortaya çıkarılmalıdır. Saldırıların üstü kapatıldı. Bu sanık belki de Kaplan’a ya da Encü’ye suikast düzenleyecek. Sanık hakkında bu yönlü bir soruşturma da yok. Bir sonraki duruşmada Kaplan ve Encü de tanık olarak dinlenmeli. Ayrıca verilen rapor tıp fakültesinden ya da adlı tıptan alınmamıştır. Bu rapor şaibelidir. Bu rapora dayanarak tahliye edilmemelidir.”

    Avukat Hüsniye Şimşek de raporun bilimsel olmadığını belirterek, söz konusu raporun güvenilirliğinin olmadığını kaydetti. Tam teşekküllü bir hastaneden rapor alınması gerektiğini söyledi. Şimşek, aynı zamanda diğer sanıkların da tutuklanmaları yönünde görüş bildirdi.

    Avukatların konuşmalarının ardından davada mağdur olanlara söz verildi.

    Mağdur Şahı Merdan Cemevi’nde sandalye ile yaralanan Hüseyin Kagir şikayetçi olmadığını söylerken, diğer saldırıya uğrayan mağdurlar ise şikayetçi olduklarını beyan etti. Mağdurlar sanığın akli dengesinin yerinde olmadığına inanmadıklarını kaydetti. Mağdurlar, sanık Ahmet Ozan Karaca’nın bir vakıfta bulunan kişiye de bıçakla saldırdığının altını çizdi.

    Sanık avukatı tekrar söz alarak, “Müvekkilimin savunmasının alınması gerekir. Usule uygun bir yargılama yapılmıyor şu an. Savunma almamak hukuka aykırı. Eğer şimdi savunma almazsanız diğer duruşmalarda savunma yapamayacağız” dedi.

    Mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.

    PİRHA/ANKARA