PİRHA – Avukatlar Şenal Sarıhan ve Kazım Genç, Sivas Katliamı sanıklarından Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı tarafından affının kaldırılması için önce Danıştay’a başvuracaklarını, buradan gelecek yanıta göre de Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gideceklerini belirttiler.
Sivas Katliamı sanıklarından Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Ocak 2020’de affedilmesine karşı hukuksal mücadele sürüyor.
PİRHA’ya konuşan Avukatlar Şenal Sarıhan ve Kazım Genç, Cumhurbaşkanının kararına karşı Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuracaklarını kaydettiler.
Sarıhan, “Sivas Katliamı davasının en önemli sanıklarından olan Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından bırakılmasına ilişkin olarak dava açma süreleri uzatıldı. Dava açma hakkımızı kesinlikle kullanacağız, davayı açacağız. Gelişmelere ve davanın sonucuna göre Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gideceğiz. Davayı açtıktan sonra PSAKD Genel Merkezi ile birlikle buna ilişkin bir basın açıklaması yapacaktık hazırlıklarımız bu yöndeydi” ifadelerini kullandı.
“DANIŞTAY’A BAŞVURACAĞIZ”
Koronavirüs salgını nedeniyle davaların ertelenmesinden kaynaklı başvuru yapamadıklarını dile getiren Sarıhan, “Elbette ki Cumhurbaşkanlığının kararlarına karşı Danıştay’a başvuruda bulunacağız. Buradan gelen cevaba göre eğer bir sonuç çıkmazsa bu karara karşı da iç hukuk yollarına başvuracağız. Buradan çıkan menfi veya müspet durumuna göre yani bir sonuç alırsak önce Anayasa Mahkemesi’ne daha sonra da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuracağımızı belirtmek istiyorum” diye konuştu.
“AFFIN KALKMASINI İSTİYORUZ”
Avukat Kazım Genç ise “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından bırakılan Ahmet Turan Kılıç’ın affedilmesini doğru bulmuyoruz. Bununla ilgili gerekli basın açıklamalarını daha önce yapmış ve kamuoyuna da duyurmuştuk” dedi.
Genç, şöyle devam etti:
“Ailelerle birlikte basın açıklaması yapıp halkımızda paylaştıktan sonra Ahmet Turan Kılıç’ın affının kalkmasını istiyoruz. Bununla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘ne gideceğiz. Yürüyen mevcut davanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içinde zaman aşımı durduğu için zaman aşımı bittikten sonra da bu davayla ilgili Avrupa İnsan hakları Mahkemesi’ne gitmeyi düşünüyoruz.”
PİRHA – PSAKD, Sivas Katliamı sanıklarından Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı tarafından affedilmesine karşı açılan davanın takipçisi olacaklarını dile getirdi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi, Sivas Katliamı Davası Sanığı Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı tarafından affedilmesine ilişkin açıklama yaptı.
Açıklamada, “Ahmet Turan Kılıç’ın eyleminin insanlığa karşı işlenmiş suç olması nedeni ile affının olanaksız olduğu, infaz hukukunun temelini oluşturan eşitlik ilkesi gereği, yüzlerce ağır hasta mahkumun sağlık nedeni ile salınma istemleri değerlendirilmezken, Sivas katilinin yaşı gerekçe gösterilerek affedilmiş olmasının, infaz hukuku önünde herkesin eşit olduğu ilkesine de aykırı siyasi bir karar olduğu açıktır” ifadeleri yer aldı.
“DAVANIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”
Açıklama şöyle devam etti:
“Dava dilekçemizde öncelikle, gerici basında, Alevi topluluğu için hassasiyet taşıyan ‘dede’ sıfatı da verilerek “masum” olduğu iddia edilen A. Turan Kılıç’ın olaydaki yönlendirici ve tahrik edici rolüne ilişkin tanık anlatımları ve tutanaklara yer verilmiş ve bu iddianın asılsızlığının mahkeme kararı ile de ortada olduğu anlatılmıştır. Ayrıca Sivas Katliamı’nın başta uluslararası sözleşmeler olmak üzere iç hukukumuza 12.10.2004 tarih ve 5234 Sayılı Türk Ceza Yasası’nın 77. Maddesi ile girmiş olan insanlığa karşı suç kapsamında olduğu, anılan suçun, madde metninde yer aldığı gibi “toplumun bir kesimine karşı, bir plan doğrultusunda ve sistemli olarak işlendiği, eylemin siyasal, felsefi, dinsel amaçla işlendiği, zaman aşımına uğramayacağı” belirtilmiştir. İç hukukumuz yönünden, Yasa’nın 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmiş olması nedeni ile suçun işleniş tarihi itibarı ile geriye yürümeyeceği savının doğru olmadığı, uluslararası sözleşmelerin Anayasa’nın 90. Maddesi karşısında ileri sürülemeyeceğine ilişkin örnekler sunulmuştur. Ayrıca Adli Tıp Raporu’ndaki özellikle nörolog ve psikologlar tarafından verilen ayrışık görüşlerin, hükümlünün sağlık sorunlarının affa uygun olmadığını da gösterdiği vurgulanmıştır. Önemli olarak, infaz hukukunun temel ilkesi olarak eşitlik ilkesinin açık ihlalinin varlığına işaret edilmiştir.
Derneğimiz, yargının hukuka uygun bir karar vermesi temennisindedir. Ancak, 28. yıla girmek üzere olan yargılama sürecinde, gerçek adalete ulaşamamış olmaktan duyduğumuz kaygıyı da kamuoyu ile paylaşmak ve davamızı kararlılıkla izleyeceğimizi bilgilerinize sunmak isteriz.”
PİRHA- Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin aileleri, Sivas Katliamı hükümlüsünün Cumhurbaşkanı tarafından affedilmesine tepki gösterdi. Aileler yaptıkları açıklamada, devletin 27 yıldır oyalama peşinde olduğunu ifade ederek “Biz hiç kimseyi affetmiyoruz ve affetmeyeceğiz” dedi.
Haberin Videosu
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, Sivas Katliamı’nda yer almış ve idam cezasına çarptırılmış Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı tarafından affedilmesine karşı PİRHA’ya konuşan Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin aileleri, meclis çatısı altında kendilerini ifade etmenin önemli olduğu belirtip, 27 yıldır mücadele yürüttüklerini söyledi.
“BU KATLİAMI DEVLET YAPTI”
Serkan ve Serdar Doğan’ın annesi Pakize Doğan, “Mecliste çok güzel bir şey oldu. Yıllardır CHP vardı. Bizi oraya çağırıp da böyle bir toplantı yapmadılar” diyerek şunları belirtti:
“ 27 senedir bu mücadeleyi yürütüyoruz ve yalnız değiliz. Ama katili de bıraktıkları için hiç affetmiyoruz. O katil yakalanacak, tekrar içeri girecek. Biz onu affetmiyoruz. Cumhurbaşkanının da vicdanı varsa, eğer çocuğu, evladı, torunu varsa, başını yastığa koyduğu zaman bir düşünsün; 33 kişi neden öldü? Neden yakıldı? Ne yaptı, semah dönmek mi günah, saz çalmak mı günah? Biz başka bir şey yapmadık ki, çocuklarımız semah döndü, saz çaldılar, Pir Sultan’ı tekrar yaşatmak için oradaydılar. Ama katliamda devletin de eli var. “Gazanız mübarek olsun” diyenle mecliste yüz yüze bakıyorlar. Önce milletvekili oldun, katillerin avukatı oldun ve onları savundun. Gözünün önüne o Madımak’ı hiç mi getirmiyor, çocuklarımız o otelin içinde mahsur kaldılar. Bunların hiç mi vicdanları yok, bunları bir gözlerinin önüne getirsinler. Benim çocuğum değil, onun çocuğudur. Askerden vurulup geliyor bizim ciğerimiz yanıyor. Çünkü genç, ne olursa olsun ben Alevisi, Sünnisi demiyorum, ne olursa olsun gençtir, arkada eşi var, çocuğu var, gençliği var. Bu insanlara yazık değil mi?
“MECLİSTE YAŞADIĞIMIZ ADETA BİR İRONİDİR”
Sivas Katliamın’da yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın kardeşi Nilgün Karababa da 1993’te meclisin hiçbir görevini yerine getirmediğine ve çocukları kurtarmak için de herhangi bir çaba sarf etmediğine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Yetkililerin ağzından ‘çok şükür dışarıdaki vatandaşlarımızın burnu kanamamıştır’ diyen bir sürü açıklamalarla karşı karşıya kaldık. Zamanında bunların söylendiği yerde böyle bir basın açıklaması yapmak ironik geliyor insana. Hem sen 27 yıl önce hiçbir şekilde müdahale etmemişsin ama bugün oradaki ailelerin orada bir basın açıklaması yapmasına ve Meclis TV’de bunların kayıtlar altına alınmasına izin vermişsin. Demek ki sen her şeyi yapabilir misin? İsteseydiniz oradaki çocukları da kurtarabilirdiniz, bizi ya da dünyayı böylesi bir kara lekeden kurtarabilirdiniz. Bizim çocuklarımızın acılarını bize yaşatmazdınız. Meclis çatısı altında affetmediğimizi söyledik. Biz hiç kimseyi affetmiyoruz ve affetmeyeceğiz.”
“33 CANIMIZ İÇİN SİVAS MADIMAK OTELİ NEDEN MÜZE YAPILAMIYOR”
Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Murat Gündüz’ün babası Mehmet Gündüz ise, “Almaya’da beş tane vatandaşımızı yakarak katlettiler. Alman hükumeti onlara müze yaptı. Ama Türkiye’de Sivas’taki Madımak Oteli’ni müze yapamıyor, niye yapamıyor, derseniz kasıtlı. Dünya ülkeleri bunu izliyor, bundan hiç utanmıyorlar ya da sıkılmıyorlar mı acaba? Bu kadar ayrımcılığı ortaya koyuyorlar. Onun için bizleri üzmeye devam ediyorlar. Her üç ayda bir kimilerini kaçırarak, bizleri de mahkemeye çağırarak, mahkemelerde de ‘bugün git, yarın gel’ gibi ifadelerle bizi 27 yıldır oyalamaya devam ediyorlar” dedi.
“KATİLİ DEĞİL ÖLÜMCÜL HASTA OLAN MAHPUSLARI ÇIKARSIN”
Sivas Katliamında yaşamını yitiren Yasemin ve Asuman Sivri’nin annesi Yeter Sivri de, “Biz her şeyden mutlu olamıyoruz ama mecliste Zeynel Özen’in bizi çağırıp bir basın açıklaması yaptırmasına çok mutlu oldum” dedikten sonra “Ama Cumhurbaşkanının da o katili bırakması onaylamıyorum. İki elim Cumhurbaşkanının yakasında, katilinin de yakasında. 33 kişinin katilini Cumhurbaşkanı nasıl çıkartır? Çıkarma yetkisi var mıymış? Öyle çıkarma yetkisi var ise hapishanelerde bir sürü ölümcül hastalar var onları çıkarsın” dedi. Cebrail ARSLAN/ANKARA
PİRHA – Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanvekili ve İstanbul Bağcılar Cemevi Başkanı Zeynel Abidin Koç, Alevilere yönelik asimilasyon politikalarına ve genel gündeme ilişkin konuştu. Koç, “Türkiye’de halkların bir araya gelebilmesi için devletin ayrıştırıcı dilden vazgeçmesi gerekiyor” dedi.
Haberin videosu
Alevi Dernekler Federasyonu Başkanvekili ve Bağcılar Cemevi Başkanı Zeynel Abidin Koç, Alevilere yönelik asimilasyon politikalarına ve genel gündeme ilişkin konuştu.
Zorunlu din derslerine tepki gösteren Koç, “Avrupa’daki okullarda Alevi Kızılbaş inancına mensup öğrencilerimizin, çocuklarımızın dini inançlarını Alevi dedeleri veriyor. Doğal olarak bizim bu sorunu Milli Eğitim Bakanlığı’yla veya devletin bu bölümlerine bakan insanlarla bir şekilde Türkiye’de faaliyete geçirmemiz gerekir. Dedelerimiz okullara giderek oradaki Alevi çocuklarını bir araya toplayarak, din derslerini muhakkak vermesi gerekir. Tabii bu Türkiye’de uygulanabilir mi? Uygulanamaz mı? bunu zaman gösterecek. Zorunlu din dersleri Sünni-İslam inancının Alevi yurttaşlara, çocuklarımıza zorla bir dayatmasıdır” dedi.
“TÜRKİYE’DE VAHABİLİĞE DOĞRU BİR KAYIŞ VAR”
“Aileler, din derslerini, kendi inançları doğrultusunda çocuklarına aktarabilirler. Bu dersleri, Türkiye’de gitgide azalan ahlak derslerine çevirseler çok daha uygun olur” diyen Koç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu ülkede işçi arkadaşlarımıza şu soru soruluyor: Bir Yahudi’nin bir Hristiyan’ın yanında mı çalışmak istersin yoksa bir Müslümanın yanında mı çalışmak istersin? Bu soruya Yahudi veya Hıristiyan diye cevap geldiğinde, neden böyle dediğiniz zaman, ‘çünkü onlar hak yemezler. Onlar bizim alacaklarımızı kuruşu kuruşuna ve net bir şekilde verirler. Sigortalarımızı çalıştığımız para üzerinde yatırırlar’ cevabı geliyor. Düşünebiliyor musunuz, Müslüman bir ülkede Müslümanların adaletsiz olduklarını ama Hristiyan ve Yahudilerin adaletli olduklarını söyleyen bir topluluk var. Bana bazen diyorlar, Aleviler asimilasyona uğruyor, diye… Evet belki Türkiye’de Aleviler kendi inançlarının farklılaştırılması konusunda asimilasyona uğruyorlar ama Türkiye’de en büyük asimilasyona Sünni kardeşlerimiz, Sünni arkadaşlarımız uğruyor. Türkiye’de Vahabiliğe doğru bir kayış var.”
Bütün liselerin imam hatip haline getirilmesini eleştiren Koç, “Bütün okullarının isminin imam hatip olması, Türkiye’de imam hatipli öğrencinin çoğalması anlamına gelmiyor. Düşünsenize 2020’li yıllarda hangi duruma geldik. Demek ki baskıyla, insanları zorlamayla bir siyasal düşünceyi veya bir görüşü hiçbir yerde uygulayamıyorsunuz. Siz bütün okulları Diyanet yapsanız dahi Diyanet’e gitmek isteyen öğrenci bulamıyorsunuz. Beş vakit namazını kılan, camiye gidip gelen bir aile, çocuğunu bu okula göndermek istemiyor. Neden? Çünkü çocukların hepsi niteliksiz yetişiyor” dedi.
“AYRIŞTIRILAN TOPLUMLARIN BARIŞMASI ÇOK ZOR OLUR”
Koç, şöyle devam etti:
“Mevcut iktidar veya devlet anlayışı, nitelikli insanları o kadroların başına getirmiyor. Sağlıkla ilgili bir yerde bir görevlendirme yapılacak ama adam sağlıkçı değil. Son zamanlarda görüyorsunuz bu okullara ve liselere gidenlerin çoğu deist oluyor, yani Allah’a inanıyor ama dine inanmıyor. Kur’an-ı Kerim’in Türkçe okumasını neden istemiyorlar? Kur’an’a baktığınız zaman bu ülkede yaşanan dinin Kur’an’la da bir alakası yok. Türkiye’de her şey tekrar yerine muhakkak oturur. Ama şuna çok dikkat etmek lazım. Toplumları ayrıştırmak kolay olur, barıştırmak çok zor olur.
“DEVLETİN, AYRIŞTIRMAKTAN VAZGEÇİP İNSANLARI BİR ARAYA GETİRMESİ GEREKİYOR”
Türkiye’de çok ciddi Kürt nüfus var. Gözünüzü kapattığınızda Kürt halkı yok olacaksa kapatın ama nereye kadar kapatacaksınız. İktidara hangi siyasal parti gelirse o siyasal parti kendi fikirlerini bütün halka dayatmaya çalışıyor. Oysa ki siyasal partiler, insanların talepleri için kurulan kurumlardır. Devletler, halkın çıkar ve menfaatini, halkın refah seviyesini daha yukarıya çıkarmak için kurulur ama bizim ülkemizde sanki halk devlet için varmış gibi bir algı oluşturuluyor. Bu anlayışı doğru bulmuyorum.
“İNSANLARI YAKAN ZİHNİYET SERBEST BIRAKILDI”
Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı tarafından affedilerek serbest bırakılmasına da tepki gösteren Koç, “85 yaşına gelmiş bir adamı serbest bıraksanız ne olur bırakmazsanız ne olur ama şu çok önemli, zihniyet. Türkiye’de sadece fikirlerinden dolayı hapse atılmış birçok insan var. Türkiye’de sadece siyasal görüşlerini ifade ettikleri için hapse atılmış birçok insan var. Bugün af konusu cumhurbaşkanının kendi tasarrufunda olan bir konudur. Keşke cumhurbaşkanı bu affı yaşından dolayı olduğunu söylese, bu afla beraber sadece fikirlerinden dolayı hapse atılmış insanları da bu af kapsamına alsaydı, Türkiye’yeye belki farklı bir barış ortamı gündeme gelebilirdi. Ama böyle yapılmadı. Türkiye’de sadece kendi fikirlerine yakın olan, insanları düşüncesinden dolayı yakan bir zihniyeti Cumhurbaşkanı serbest bıraktı. Kişiyi demiyorum bakın, zihniyeti serbest bıraktı diyorum” diye konuştu.
“IŞİD ZİHNİYETİ SERBEST KALIRSA ÜLKENİN GELECEĞİ DOĞRU YERLERE GİTMEZ”
Türkiye ile Suriye gündemine de değinen Koç, şunları aktardı:
“Bugün Suriye’de yıllardır savaş var. Bütün Suriye savaşı bu İdlib’e kilitlendi. Bu bölgedeki savaşan insanlar, normal insanlar değil. Bunlar şeriatçı dediğimiz, insanları katletmekten zevk alan, IŞİD dediğimiz insanların bir araya getirilip toplandığı bir yer. Bunları Suriye istemiyor, bunları biz de istemiyoruz, bunları Rusya da, Amerika da istemiyor. Şimdi ortada kalmış bir grup var. Bu düşünce Türkiye’de serbest kalırsa Türkiye’nin geleceği doğru yerlere kanalize olmaz, doğru yerlere gitmez. Türkiye’de oğlunun ismini Yezit koyan bir düşünce Türkiye’ye hakim olmadı. Ama bu düşünce oğlunun ismini Yezit koyma düşüncesinin önünü açar. Bu doğru bir yaklaşım olmamıştır. Türkiye’de fikir suçundan dolayı hapiste olan, ölümün eşiğinde olan, birçok yurttaşımız var. Bu afla beraber hepsi affedilseydi belki Türkiye’de bir barış iklimi gündeme gelirdi.”
Alevi örgütlülüğüne ilişkin aktarımda bulunan Koç, şunları söyledi:
“Siyasi düşüncemiz ne olursa olsun farklılıklar muhakkak olacaktır. İnançsal düşüncemizde de muhakkak farklılıklar olacaktır ama hepimizin ortak paydası, Alevi olmamız. Biz Kızılbaş Alevisiyiz. Avrupa Alevi hareketi, özellikle Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu fikirlerini hiçbir şekilde ifade etmekten geri durmuyor. Avrupa Parlamentosu ile bir dostluk grubu var. Bu dostluk grubunun sayesinde Avrupa Parlamentosu’yla çok iyi lobi faaliyetleri yapıyor. Bu lobi faaliyetleri, mevcut iktidara, Türkiye’deki Alevilerin haklarını kabul etmesi yönünde baskı uyguluyor ve bu baskının sonuç alması belki de çok yakındır. Haziran’a kadar hükümetimiz Avrupa Konseyi’ne Alevi sorununun çözümü konusunda bir yol haritası vermek mecburiyetinde. Dünya Alevi Birliği kurulduğu zaman dünya üzerindeki tanınmışlığımız, taleplerimiz konusunda daha büyük bir baskı oluşturacak ve taleplerimiz karşılanmaya başlayacaktır.
“TÜM ALEVİLERİN HAK VE TALEPLERİ KONUSUNDA MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Her siyasal partinin genel başkanı Türkiye’deki Alevilerin hakları ve talepleri konusunda haklı olup olmadığımızı ifade etmesi gerekir. Ama nedense bunlar yapılmıyor. Bütün dünyada Alevi hak mücadelesini veren Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun üzerinde bir çalışma yapmaya çalışıyorlar. Biz Alevi Dernekleri Federasyonu olarak tarafımız bellidir, dünyadaki bütün Alevi yurttaşlarımızın hak ve talepleri konusunda daima yanlarındayız.”
PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Sivas Katliamı hükümlüsünün Cumhurbaşkanı tarafından affedilmesine ilişkin soru önergesi verdi. Önergede, “Ulusal ve uluslararası hukukta insanlığa karşı işlenen suçların hukuki açıdan affının mümkün olmamasına karşın Sivas Katliamı’ndaki etkin rolü kanıtlanan Ahmet Turan Kılıç’ın affının herhangi bir hukuki açıklaması var mıdır?” ifadeleri yer aldı.
Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından affedilmesini Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e sordu.
“‘ŞERİAT GELECEK ZULÜM BİTECEK’ SLOGANI TUTANAKLARDA YER ALIYOR”
Özen, Meclise sunduğu önergede, “Sivas’ta Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993 yılında ikisi otel çalışanı olmak üzere 35 insanı yakarak öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan ve 27 yıldır Sivas E Tipi Kapalı Cezaevi’nde olan Ahmet Turan Kılıç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından sağlık sorunları gerekçesiyle affedilmiştir. Bu af kararı 31 Ocak 2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Ahmet Turan Kılıç’ın Sivas davasında Emniyet Müdürlüğü’nün polis tutanaklarına geçen katliamdaki rolü: “2 Temmuz’da başından sonuna kadar kalabalığı tahrik etti. Cihada çağrı yaptı. ‘Şeriat gelecek, zulüm bitecek’ sloganını devamlı atıyordu. Oteli taşlayanlar arasındaydı” şeklinde izah edilmektedir” ifadelerine yer verdi.
“İNSANLIK SUÇLARI AF KAPSAMINDA OLAMAZ”
Önergede, “Normal şartlarda Cumhurbaşkanı kararları Anayasa’nın 125/4 maddesi gereğince yargı denetimi dışındadır. Fakat ‘insanlığa karşı suç’ kapsamında olan durumlarda uluslararası hukukun uygulanması gerekir. Avrupa İnsan hakları Mahkemesi kararları da bu yöndedir. 5237 sayılı TCK’nın 77. maddesine göre; kasten öldürme eyleminin, siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli olarak işlenmesi insanlığa karşı suç olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca Uluslararası hukukta insanlığa karşı suç, “herhangi bir sivil nüfusa karşı yaygın veya sistematik bir saldırının parçası olarak işlenen” suç olarak izah edilmektedir. Sivas Katliamı sanığı Ahmet Turan Kılıç’ın insanlık suçu işlediği çok açık ve net kanıtlanmış olmasına karşın affedilmesi ulusal ve uluslararası hukuka aykırıdır. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmadığı gibi, aynı şekilde bu suçlar hukuki açıdan da af kapsamında olamaz” hatırlatmasında bulunuldu.
Milletvekili Zeynel Özen, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e şu soruları yöneltti:
“AFFIN HERHANGİ BİR HUKUKİ AÇIKLAMASI VAR MIDIR?”
İnsan Hakları Derneği’nin verilerine göre, şu an hapishanelerde 457’si ağır olmak üzere, toplam 1333 ‘insanlığa karşı işlenen suç’ kapsamında olmayan hasta mahpuslar bulunurken, 35 insanı farklı aidiyetlerinden ötürü katledilmesinde rolü olan bir ‘insanlık suçlusunun’ cumhurbaşkanlığı affından yararlanması hangi eşitlik anlayışında mevcuttur?
Son bir yılda kaç tane hasta tutuklu cezaevlerinde hayatlarını kaybetmiştir?
Cezaevlerinde “insanlığa karşı suç işleme” niteliğinde olmayıp hayatlarını kaybeden onlarca tutuklu, neden ağır sağlık sorunlarına rağmen af edilmemişlerdir?
Şu an cezaevlerinde bulunan yüzlerce ağır hasta tutuklunun da sağlık sorunları nedeniyle affedilmesi planlarınız dahilinde midir? Ya da Ahmet Turan Kılıç gibi insanlık suçu işleyenler afla çıkarken, diğer siyasi hasta mahpusların ancak cesetlerinin dışarıya çıkmasının göz yumulmasına devam edilecek midir?
Anayasanın 10. Maddesinde; “herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kimseye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz” denmesine karşın,
Ulusal ve uluslararası hukukta insanlığa karşı işlenen suçların hukuki açıdan affının mümkün olmamasına karşın Sivas Katliamındaki etkin rolü kanıtlanan Ahmet Turan Kılıç’ın affının herhangi bir hukuki açıklaması var mıdır? (HABER MERKEZİ)
PİRHA –Sivas Katliamı hükümlüsünün Cumhurbaşkanı tarafından affedilerek cezasının kaldırılmasına sert tepki gösteren Aleviler bugün Adalet Bakanlığı önünde açıklama yapacaktı. Ancak polis izin vermeyince açıklama PSAKD Genel Merkez binası önünde yapıldı. “Ne yakanları ne de aklayanları affedeceğiz” denilen açıklamada, “Sivas Katliamı hükümlüsü affedilmesi adalet duygusu ve vicdanı olan hiçbir insan tarafından kabul görmez. Bu af kararı toplumun adalete olan güvenini derinden sarsar, ayrımcılığı ve ötekileştirmeyi daha da derinleştirir. Af hakkı ayrımsız ve tarafsız kullanılmalıdır” ifadelerine yer verildi.
Haberin videosu
2 Temmuz 1993’te Sivas’ta gerçekleşen Pir Sultan Abdal Kültür Şenliklerine katılan aydın ve sanatçılardan 33 insanın devletin gözü önünde yaklaşık 15 bin gerici saldırgan tarafından yakılarak katledilmesinin üzerinden 27 yıl geçti.
Katliamda bizzat yer alan ve olayın faillerinden biri olarak tutuklanan ve ölüm cezasına çarptırılan ardından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Ahmet Turan Kılıç’ın cezası geçen hafta AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından affedilerek kaldırıldı.
Günlerdir çeşitli tepkiler veren Alevi örgütleri bugün Sivas katliamcının affedilmesine tepki göstermek için Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi önünde bir araya geldiler.
Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşenleri ve çok sayıda demokrasi güçlerinden oluşan kitle, Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından affedilerek serbest bırakılmasını bugün Adalet Bakanlığı önünde protesto edecekti. Ancak Ankara Valiliğinin yasaklaması nedeniyle polis Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkez önünde toplanan kitlenin yürümesini engelleyerek derneğin etrafını ablukaya aldı.
Adalet Bakanlığı önünde açıklama yapılmasına polisin izin vermemesi üzerine açıklama PSKAD Genel Merkezi önünde yapıldı.
“BİZLER BU ACININ BÜTÜN YÜKÜNÜ SIRTLAR, OMUZ VERİRİZ”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Sekreteri Onur Şahin’in okuduğu açıklama, “Sivas Katliamı insanlık tarihine kara bir leke olarak yazıldı. Katliamı azmettirenler ve yapanlar insanlığın ortak vicdanında ve adaletin tapınağında çoktan mahkum oldular” diye başladı ve “Bizler bu acının bütün yükünü sırtlar, ağırlığına omuz verir ve ebedi yasını tutarız” şeklinde devam etti.
“ADALET, İNSANLIK ONURUNU KORUMAK VE HAKTAN GAYRI TARAF OLMAMAKTIR”
PSAKD Genel Sekreteri Onur Şahin “Adaletin terazisini insanlığın onurunu koruma ve haktan gayrı taraf olmama yönünde kullanmayı vicdani bir yükümlülük olarak biliriz ve bundan da zerre kadar şaşmayız. Belirtmek isteriz ki 27 yıldır devam etmekte olan yargılama süreci Sivas Katliamı’nın mesuliyetini yananlara yıkma ve katilleri mağdur gösterme yönündeki algı yaratma çabalarının ötesine geçmiyor” dedi.
“AF HAKKIAYRIMSIZ VE TARAFSIZ KULLANILMALI”
Cezaevlerinde muhalif olduğu için tutulan ve durumlarının çok kötü olduğuna dair sağlık raporları olmasına rağmen mahpusların seslerinin duyulmadığı bir ülkede yedi emniyet görevlisinin tanıklığı, video ve bant kayıtlarına rağmen Madımak Katliamcısı Ahmet Turan Kılıç’ın Erdoğan tarafından affedilmesini eleştiren PSAKD Genel Sekreteri Şahin şunları kaydetti:
“Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç hakkında yedi emniyet görevlisi tanıklığı, video ve bant kayıtlarına rağmen sağlık gerekçesiyle Cumhurbaşkanı tarafından affedilmesi ve serbest bırakılması adalet duygusu ve vicdanı olan hiçbir insan tarafından kabul görmez. Ve bu af kararı toplumun adalete olan güvenini derinden sarsar, ayrımcılığı ve ötekileştirmeyi daha da derinleştirir. Af hakkı ayrımsız ve tarafsız kullanılmalıdır.”
“KATLİAMIN SAVUNUCULARI BELEDİYE BAŞKANI, VEKİL, BAKAN OLDULAR”
Katliamı ve katliamcıları savunan avukatların bugün mevcut siyasi iktidar tarafından ödüllendirildiğini belirten Şahin “Madımak Katliamında katillerin savunmasında yer alan avukatların neredeyse tamamının mevcut siyasi iktidar tarafından milletvekili, bakan, belediye başkanı hatta Anayasa Mahkemesi üyesi yapılmak suretiyle ödüllendirildiğine birçok kez şahit olunmuştur. Toplumu kutuplaştırma ve düşmanlaştırma üzerinden kendi siyasal iktidarlarını devam ettirme çabalarına karşı demokrasi ve adalet mücadelesinin daha da büyütülmesi hepimiz için tarihsel ve toplumsal bir sorumluluktur” ifadelerini kullandı.
“TOPLUMSAL BARIŞA HİZMET BUNUN NERESİNDE?”
Cezaevlerinde bulunan yüzlerce hasta mahpusu hatırlatan Onur Şahin şöyle devam etti:
“Af kurumu aynı zamanda toplumsal barışın sağlanması amacını taşır. Fakat cezaevlerinde ağır hastalığı adli tıp raporu ile belirlenmiş yüzlerce hasta tutuklu ve hükümlü varken; insanlığa karşı suç işlediği açık ve net olan bir katliam sanığının affedilmesi hangi toplumsal barışa katkı sunabilir. Tersine, günlerdir yapılan basın açıklamaları ve gelen tepkilere bakıldığında bu kararın toplumsal barışı zedelediği ve adalet duygusunu yaralamıştı.”
“27 YILLIK MÜCADELEMİZ SÜRECEK, SİVAS’IN IŞIĞI SÖNMEYECEK”
Haksızlık, adaletsizlik ve hukuksuzluğa sitem eden Şahin, “Bilinmelidir ki 27 yıldır sürdürdüğümüz adalet mücadelesini, alınan bu af kararı geri alınıncaya kadar aynı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Sivas Katliamı’nı unutmayacağız. Sivas Katliamı’nda yitirdiğimiz canlarımızı unutmayacağız. Adalet tecelli edinceye kadar mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Ne yakanları ne de aklayanları affedeceğiz” diye konuştu.
Basın açıklamasına Pir Sultan Kültür Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu, Alevi Vakıflar Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Demokratik Alevi Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Cumhuriyet Halk Partisi, Halkların Demokratik Partisi, Halkların Demokratik Kongresi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Ankara Tabipler Odası, DEDEF – Dersim Dernekleri Federasyonu, Demokratik Haklar Federasyonu, Devrimci 78’liler Federasyonu, DEV Maden-Sen, Eğitim-Sen, Emek Partisi, Halkevleri, İnsan Hakları Derneği, Türk Tabipler Birliği, Türkiye İşçi Partisi, Sağlık Emekçileri Sendikası ve TMMOB destek veriyor.
PİRHA – Sivas Katliamı davası avukatlarından Kazım Genç, Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından affedilmesine tepki göstererek, “Biz bunu affetmiyoruz, bunu hiçbir şekilde kabul etmiyoruz” dedi.
Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı tarafından affedilmesine tepkiler sürüyor.
Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Sivas Katliamı davası avukatlarından Kazım Genç, “Recep Tayyip Erdoğan’ın Ahmet Turan Kılıç’ı neden serbest bıraktığını anlamak mümkün değil. Ahmet Turan Kılıç, çekilen resimlerinde de görüldüğü üzere elinde gaz bidonu ile ‘haydi yakın’ diyen, herkesi galeyana getiren ve bunları yapmamız gerekir, diye herkesi gaza getiren bir adam. Bu davranışı hiçbir şekilde kabul edilemez. Ahmet Turan Kılıç o tarihte etrafında olan insanları otele saldırmak ve otele girmek için gaza getirdi” ifadelerini kullandı.
“AFFETMİYORUZ, KABUL ETMİYORUZ”
Genç, şöyle devam etti:
“Ama ne yazık ki Recep Tayyip Erdoğan bunu affetme gereği hissetti. Neden affetti? Hiç anlamak mümkün değil. Neden böyle bir şeye yöneldi? Onu da kavramak mümkün değil. Biz Ahmet Turan Kılıç’ın bu nedenle affedilmesini asla doğru görmüyoruz. Ahmet Turan Kılıç neye göre affedildi? Neye göre af edilmesi gerektiğini Recep Tayyip Erdoğan’ın bu halka açıklamaya vicdani borcu var. Bu halka gönlünden geçen şeyleri söylemesi ve bunu neden affettiğini dile getirmesi noktasında vicdani borcu var. Bu borcu hiçbir şekilde ortadan kalkmış değil. Buna rağmen, Ahmet Turan Kılıç’ı affetti. Neden affetti? Hiç anlamıyorum. Bundan sonra ne olur, ne biter bizim hiç inisiyatifimizde değil. Ama bizim elimizde inisiyatif olsaydı, biz onları yakmayın, etmeyin, ne olur böyle bir şeye yönelmeyin der engellerdik, yapmalarına engel olurduk. Böyle bir şey oldu, biz bunu affetmiyoruz, bunu hiçbir şekilde kabul etmiyoruz.”
“EYLEMİN ADALET BAKANLIĞI ÖNÜNDE YAPILMASI DOĞRU”
Avukat Kazım Genç, Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından affedilesine ilişkin PSAKD’nin Adalet Bakanlığı önünde yapacağı basın açıklamasına ilişkin ise şunları ifade etti:
“Adalet bakanlığı önünde, meclise 1 km mesafede olması tehlikeli bir durum. Ona polis nasıl müdahale edecek veya sessiz kalacak mı, kalmayacak mı veyahut ne yapacak daha geçen gün KESK, TMMOB, Türk Tabipler Birliği’nin Ensar vakfı ile ilgili eylemine hemen polis müdahale etti ve 16 kişiyi gözaltına aldı. Adalet Bakanlığı’nın önünde olması buraya göre çok daha tehlikeli bir durum ama muhakkak yapmak lazım. Ben de oraya gitmeyi düşünüyorum. Adalet Bakanlığı’nın önünde bu etkinliğin yapılmasını doğru görüyorum. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği diğer kitle örgütleri ile beraber İnsan Hakları Derneği, Çağdaş Hukukçular Derneği ve diğer derneklerle böyle bir eylemi yapması gerekiyor. Ama bunda ne kadar başarılı olur, ne kadar başarısız olmaz veya polis ne kadar gözaltına alır onu kestirmek asla mümkün değil. Beyaz Sarayın önünde yapılması bence daha doğru hareket olurdu diye düşünüyorum. Eğer orada yapılmış olsaydı, Recep Tayyip Erdoğan ne demesi gerekir daha açık ortaya çıkardı ve orada bazı şeyler daha açık görünürdü diye düşünüyorum.”
PİRHA – HDP Milletvekili Alican Önlü, Sivas katliamı hükümlülerinden Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından affedilmesine ilişkin soru önergesi verdi. Önergede, “İnsanlık suçu işleyenler hakkında bu tür bir yetkinin kullanılmasının toplumun vicdanını sızlattığını ve adalet duygusunu zedelediğini düşünüyor musunuz?” ifadeleri yer aldı.
Halkların Demokratik Partisi Örgütlenmeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Dersim Milletvekili Alican Önlü, Sivas Katliamı hükümlülerinden Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla affedilerek cezaevinden çıkarılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yanıtlaması istemiyle Meclise soru önergesi verdi.
“TOPLUMUN ADALET DUYGUSU YOK EDİLMİŞTİR”
Önergede şu ifadeler yer aldı:
“2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde 33 kişinin yakılarak katledildiği Sivas Katliamı’ndan dolayı cezaevinde bulunan Ahmet Turan Kılıç’ın kalan cezası, Türkiye Anayasasının 104. Maddesinin 16. Fıkrası hükmü uyarınca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kaldırıldı. 2000 yılında Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından “Anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışmak” suçundan idam cezasına hükmedilen Ahmet Turan Kılıç’ın cezası, idam cezasının kaldırılmasının ardından müebbet ağır hapse çevrilmişti. Kararın Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla birlikte Ahmet Turan Kılıç serbest bırakıldı.
Bilindiği gibi Cumhurbaşkanlarının Anayasal olarak ‘sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle belirli kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak’ yetkisi bulunmaktadır. Bu yetki Anayasa’nın 125/2. Maddesi gereğince yargı denetimine kapalıdır.
İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) paylaştığı son verilerine göre, 220 bin kapasiteli Türkiye cezaevlerinde şu anda yaklaşık 280 bin kişi bulunmaktadır. Bunlar arasında 457’si ağır olmak üzere 1334 hasta mahpus bulunmaktadır. 2017 yılı başından 2019 yılı sonuna kadar cezaevlerinde 44 hasta tutuklu ve hükümlünün yaşamını yitirdiği bilinmektedir.
Cezaevlerinde binlerce ağır hasta tutuklu ve hükümlünün olduğu dönemde, Sivas Katliamı gibi Türkiye toplumunun hemen hemen her kesiminde derin yaralar açmış, unutulması çok zor toplumsal travmalara sebep olan katliamın ve 33 kişinin ölümünden sorumlu Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanının yetkisiyle serbest bırakılması toplumun adalet duygusunu yok etmiştir. Bilindiği gibi 2012’de Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğraması ile bazı sanıklar hakkında dava düşürülmüştü. Mahkemenin zaman aşımı kararına o dönemin Başbakanı olan Erdoğan, ‘hayırlı olsun’ demişti.”
Önlü, önergede Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:
33 kişinin yakılarak öldürüldüğü Sivas Katliamı’nın en önemli sorumlularından Ahmet Turan Kılıç’ın affedilme gerekçesi ve kriteri nedir? İnsanlık suçu işleyenler hakkında bu tür bir yetkinin kullanılmasının toplumun vicdanını sızlattığını ve adalet duygusunu zedelediğini düşünüyor musunuz?
Binlerce ağır hasta tutuklu ve hükümlü varken, birçoğunun ölüme terk edildiği bir dönemde Ahmet Turan Kılıç’ın başvurusunun kabul edilmesi siyasi bir karar mıdır?
Ahmet Turan Kılıç’ın sağlık raporunda ölümcül bir hastalıktan bahsedilmekte midir? Bu raporu kamuoyuna açıklayacak mısınız?
Ahmet Turan Kılıç’ın serbest bırakılmasından sonra şu an hala Sivas Katliamı’ndan dolayı mahkum olmuş kaç kişi cezaevindedir? Bu kişilerden af başvurusunda bulunanlar var mıdır?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Cumhurbaşkanlığı süresi boyunca af edilmesi için kaç mahkum başvuruda bulunmuştur? Bu başvuruların kaçı değerlendirmeye alınmıştır?
Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından affedilen tutuklu ve hükümlüler hangi suçları işledikleri için cezaevine konulmuştur? (HABER MERKEZİ)
PİRHA – Sinemilli Ocağın’dan Süleyman Deprem, Sivas Katliamı hükümlüsünün Cumhurbaşkanı tarafından serbest bırakılmasına tepki göstererek, “Bu, Alevilere bir saldırı hareketidir” dedi. Deprem, Alevilerin birlikte mücadele etmeleri gerektiğini söyledi.
Haberin Videosu
Sivas Madımak Katliamı sanıklarından 86 yaşındaki Ahmet Turan Kılıç’ın kalan cezası, AKP’li Cumhurbaşkanının kararıyla affedilerek Resmi gazetede yayınlandı.
Kılıç’ın serbest bırakılmasına tepkiler gelmeye devam ediyor. Sinemilli Ocağından Süleyman Deprem, yaşanılanların yeni bir şey olmadığını, temelde bir sistem sorunu olduğunu söyledi.
1924 yılında Tekke ve Zaviyeler Kanunu’nun çıkmasıyla birlikte Alevilerin ötekileştirilmesi, daha sonraki süreçlerde asimilasyon süreciyle birlikte AKP ve MHP iktidarının uygulamalarının doruk noktası olduğunu kaydeden Deprem, ” Önce meseleye sistem açısından bakmak zorundayız. Maraş, Sivas, Çorum Gazi unutmamak gerekir” dedi.
“Türkiye’nin tarihi katliamlar ve darbeler tarihidir” diyen Deprem, şöyle devam etti:
“Bu darbeler ve katliamlarla inkar, imha ve asimilasyon politikası doğrultusunda yapılanlara karşı çıkarken, iktidarın bile tanımadığı bir yasanın hangi maddesiyle talepte bulunacağız? Sana karşı açıktan imha kararı almış bir iktidar var. Bunun karşısında Kürt, Laz, Çerkez, Alevi, yetmiyormuş gibi son süreçte getirilen zamlar, fetvalar, eğitim politikası bunların hepsi bunun bir parçası.”
Sivas Katliamı hükümlüsünün bırakılmasının Alevilere bir saldırı hareketi olduğunun, bununda iktidar tarafından yapıldığının altını çizen Süleyman Deprem, “Örgütleneceksin, demokratik itaatsizlik eylemleri hakkını kullanacaksın. Sivas Katliamı’nın bire bir failli olan kişinin bugün Cumhurbaşkanının fetvasıyla serbest bırakılması, binlerce hasta tutsak içerideyken, haksız yere Selahattin Demirtaş içeride rehin tutulurken bugün bir katliamın baş elemanı konumunda olan birinin serbest bırakılması Alevilere tamamen bir saldırı hareketidir. Bu saldırı bizati iktidarın kendisi tarafından yapılmaktadır” dedi.
ALEVİLER ŞAPKAYI ÖNÜNE KOYUP MEYDAN OKUMALI”
Süleyman Deprem, “Aleviler kendi aralarındaki nüans farklarını bir kenara bırakarak, demokratik zemini güçlendirmek için mutlaka direnmeli, mücadele etmeli” dedi. Deprem, Alevilerin Şeyh Bedreddin, Pir Sultan, Hallac-ı Mansur, Nesimi gibi özünü dara çekip meydan okuması gerektiğini belirtti.
Toplumsal Bellek Platformu, Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın, geçtiğimiz günlerde AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla salıverilmesine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada “Katilleri kim affederse affetsin, biz affetmeyeceğiz” denildi.
Sivas’taki Madımak Oteli’nde 1993 yılında yaşanıp, 35 kişinin katledildiği katliamla ilgili yargılamada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan Ahmet Turan Kılıç’ın (86) kalan cezasının AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan imzasıyla kaldırılmasına yönelik tepkiler sürüyor.
Yakınlarını siyasi cinayetlerde yitiren ailelerin oluşturduğu Toplumsal Bellek Platformu da, yazılı açıklamayla karara tepki gösterdi.
“KATLİAMIN ELE BAŞLARI İKTİDAR TARAFINDAN KUTSANDI”
Açıklamada şunlar kaydedildi:
“Dün, Sivas Katliamı sanıklarından Ahmet Turan Kılıç’ın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, Cumhurbaşkanı özel kararıyla kaldırıldı. 27 yıldır süren bir katliamın davası zaman aşımına uğratıldı, katilleri cezasızlıkla ödüllendirildi ve ödüllendirme devam ediyor. Oysa ki Sivas Katliamı bir insanlık suçudur, insanlık suçlarında zaman aşımı olmaz. Sivas katliamını gerçekleştiren anlayış ile bu planlamayı yapan failler hiç soruşturulmadı. Sadece kameralara yakalanmış olanların bir kısmı yargıya taşındı. Bu hüküm giymiş katiller, o günün siyasal İslam taraftarları ve ne hazindir ki bugünün iktidarı tarafından mağdur kabul edildiler. Katliamın elebaşları ile kilit isimleri, iktidar tarafından kutsandı. Hatta yargı önünde sorgulanmayan farklı aktörler kimi sözde ‘aydınlar’ ve ‘gazeteciler’ tarafından temize çekildi. Bu olanları elbette tarih affetmeyecek. Şu anda cezaevlerinde hasta, bakıma muhtaç ve yaşlı çok hükümlü olduğu bilgisinden hareketle onlar için geçerli olmayan bu kişiye özel uygulamanın gerekçesi nedir? İHD verilerine göre şu anda cezaevlerinde 557’si ağır 1334 hasta tutuklu varken tek bir kişiye öncelik tanınması eşitsiz bir anlayışa kapı aralamaz mı? Ve elbette bir kesim tarafından ‘dede’ diyerek kendisini manşetlere taşıyanlara sözümüz var: Katilleri kim affederse affetsin, biz affetmeyeceğiz.”
PİRHA – Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından affına tepki gösteren ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, “27 yıldır hak hukuk adalet arıyoruz. 15 bin kişi 2 Temmuz 1993’te savunmasız insanlarımızı vahşice katlettiler. Fakat onları savunan bir zihniyetle karşı karşıya kaldık” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’nın Madımak Katliamı davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası bulunan 86 yaşındaki hükümlü Ahmet Turan Kılıç’ın kalan cezasının kaldırılmasına karar vererek, Kılıç’ı serbest bırakmasına tepkiler sürüyor.
Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, “27 yıldır hak hukuk adalet arıyoruz. 15 bin kişi ağızlarında salya akarak 2 Temmuz 1993’te savunmasız insanlarımızın etrafını çevirerek otelin yakmak suretiyle vahşetle katlettiler. Fakat onları savunan bir zihniyetle karşı karşıya kaldık” ifadelerini kullandı.
“YURTDIŞINA KAÇAN KATİLLERE İSTİHDAM YARATTILAR”
Katliamcıların avukatlığını yapanların bakanlık göreviyle ödüllendirildiğini belirten Güzelgül, “Bunun üstünü örtmek adına da yurtdışına kaçan insanlara da istihdam yarattılar, o katillere istihdam yarattılar. Kırmızı bültenle arananlar için yeterli derecede girişimde bulunulmadı. Onları tekrar korudular. Örneğin 2011’de Polonya sınırında yakalandı. Biz girişimlerde bulunmamıza rağmen devlet hiçbir girişimde bulunmayarak tekrar istediği yere gidip orada da işini devam ettirdi. Cafer Erçakmak, o da kırmızı bültenle aranıyordu. Sivas’ta kendi evine girip çıkıyor. Orada yaşıyor. Bu adamı alın, orada adaletin önüne çıkarın. Gerekli cezasını çeksin dedik. Hayır dediler biz gerekli araştırmaları yapıyoruz. Öyle bir şey yoktur dediler bize fakat sonunda emniyete 500 metre mesafede evinde ölü olarak bulundu” diye konuştu.
“DEVLETİN KATLİAMLARLA YÜZLEŞMESİ GEREKİYOR”
2011’deki zaman aşımına da değinen Güzelgül, “2011’de de yine zaman aşımına uğrattılar. Zaman aşımına uğrattıkları sırada “Hayırlı uğurlu olsun” diyenler oldu. O diyenler bugün de yine tekrar o adamı affetmeye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanı affediyor. Çıkarıyor. İşte bu o katliamın üstünü örtmektir. Ondan sonra tarihe de insanlık tarihine kara bir leke olarak düşer. Bu devletin bir kere o katliamlarla yüzleşmesi gerekir” dedi.
Gülzegül, şöyle devam etti:
“Türkiye’de bizim inancımız katledildi, yazarlarımız, araştırmacılarımız katledildi, düşünce insanları katledildi. Ona rağmen halen Madımak utanç müzesi olmamıştır. Farklı açıdan bakıp o katliamı yaratanlar ödüllendiriliyor. Bu da işte bizim, insanım diyenlerin yüreğini sızlatıyor. Buna karşı da mücadelemiz devam edecektir. Biz Sivas’ı ne unuturuz ne de unuttururuz. Dünya var oldukça o mücadelemiz de devam edecektir ta ki bu devlet o katliamlarla yüzleşene kadar.”
PİRHA – Alevi Kültür Dernekleri de Sivas hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın serbest bırakılmasına tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Kişiye özel af kararının 27 Yıldır sönmeyen Sivas ateşini daha da büyütmüştür” denildi.
Alevi Kültür Dernekleri(AKD) Genel Merkezi yayınladığı açıklamada, Sivas sanıklarından 86 yaşındaki Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararıyla affedilmesine tepki gösterildi.
Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından “Anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışmak” suçundan idam cezası verilen ,yasa gereği ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına çevrilen Sivas Madımak Katliamı sanıklarından 86 yaşındaki Ahmet Turan Kılıç’ın kalan cezası, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun verdiği raporla yaşlılık ve hastalık sebebiyle Cumhurbaşkanın 2083 sayılı kararıyla af edilmiş ve Resmi gazetede yayınlandı.
“KİŞİYE ÖZEL AF KARARINI KINIYORUZ”
Sivas Madımak Oteli’nde 33 kişinin yakılarak katledilmesinden sorumlu Ahmet Turan Kılıç’ın yaşlılık ve hastalık nedeniyle affedilmesinin kabul edilemez olduğu belirtilen açıklamada, “Alevi kurumları olarak yıllardır Madımak oteli müze olsun diye haykırıp Sivas şehitlerinin acısını daha unutmamışken Sivas davasının zaman aşımı nedeniyle düşürülmesini “hayırlı olsun “ diyerek değerlendiren anlayışın bu gün yaşlılık ve sağlık nedeniyle masumane bir davranış gibi gösterilerek verilmiş kişiye özel af kararı 27 Yıldır içimizde sönmeyen Sivas ateşini daha da büyütmüştür” denildi.
Mahkemenin kararına karşı ‘TV tamir etmeye gitti idam cezası verildi’ algısıyla Ahmet Turan Kılıç’ için özgürlük kampanyasında sadece 24 kişinin imza verdiğine dikkat çekilen açıklamada, “Toplum vicdanında bile sahiplenilmeyen bu kişinin Cumhurbaşkanı tarafından affedilmesi toplumsal barışa, adalet ve merhamet duygusuna hizmet etmemiştir” ifadeleri kullanıldı.
Verilen bu kararın Alevileri ve demokrat insanları kaygılandırdığı kaydedilen açıklamada, “Alevi Kültür Dernekleri olarak hiçbir siyasi, inançsal ve etnik kökeni öne çıkarmadan birlik ve bütünlüğümüzü sağlayacak her türlü girişimin yanında olduğumuzu ancak toplumsal barışa hizmet etmeyen insanlık suçuna karşı vicdanları yaralayan benzeri tutumların karşısında olduğumuzu ve bu özel affı kınadığımızı kamuoyunun bilgisine sunarız” denildi. (HABER MERKEZİ)
PİRHA – HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, Sivas katliamının gerçek sorumlularının araştırılmasına ve yeni bir yargılama sürecinin başlatılmasına yönelik Meclise araştırma önergesi verdi. Önergede, “Katliamda yakınlarını kaybeden aileleri gerçek sorumluların cezalandırılması için 27 senedir adalet beklerken, hükümlü Ahmet Turan Kılıç’ın kalan cezası, Cumhurbaşkanı tarafından kaldırılmıştır” denildi.
Halkların Demokratik Partisi Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’a af kararı verilmesine ilişkin Meclise araştırma önergesi sundu.
Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını talep eden Kaçmaz, şunları belirtti:
“KARAR TÜM TOPLUMUN VİCDANINI YARALAMIŞTIR”
“2 Temmuz 1993 tarihinde Pir Sultan Abdal Şenliklerine katılmak için Sivas’a giden 33 aydın, sanatçı ve 2 tane otel çalışanı olmak üzere toplam 35 kişi saldırgan bir grup tarafından ateşe verilen Sivas Madımak Oteli’nde yaşamlarını yitirmişlerdir. Sivas Katliamı’nda yakılan Madımak Otel’de yakınlarını kaybeden aileleri gerçek sorumluların cezalandırılması için 27 senedir adalet beklerken, 35 kişinin yaşamını yitirmesi sonrası idam cezasına çarptırılan ve cezası ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilen Ahmet Turan Kılıç’ın kalan cezası, Cumhurbaşkanı tarafından kaldırılmıştır.
Bu karar özelde yaşamını yitirenlerin yakınlarının genelde ise tüm toplumun vicdanını yaralamıştır. Sivas’ta yaşanan katliamın sorumlularının tespit edilmesi ve yeni bir yargılama sürecinin başlaması amacıyla Anayasa’nın 98’inci, TBMM İçtüzüğü `nün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ederim.”
“DAVA ZAMAN AŞIMINA UĞRAYARAK KAPATILMIŞTIR”
Dava sürecinde çeşitli mahkemelerde başlatılan soruşturmalar o dönem kapatılmamış olan Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) son bulmuş, Mahkeme ise görevsizlik kararı vererek dosyayı Yargıtay’a göndermiştir. Yargıtay da dosyaya bakması gereken yerin Ankara DGM olduğuna karar vererek dosyayı geri göndermiştir. Ankara 1 No’lu DGM’ye sunulan iddianamede ise olayların nedeni, “şenliklere katılanlar” olarak gösterilmiş, yazar Aziz Nesin’in varlığı “eylemin hazırlayıcı sebepleri” arasında sayılmıştır. Savcılık İddianamesinde ise şu ifadeler yer almaktadır:
“Hele hele Aziz Nesin’in İslam Dini’ne karşı tutum ve davranışları ve açıklamaları, kapalı bir salonda düzenlenen toplantıda terör örgütü militanları için saygı duruşunda bulunulması, eylemin hazırlayıcı nedenleri arasında sayılabilir.”
“İNSANLIK SUÇUNDA ZAMAN AŞIMI OLMAZ”
DGM Başsavcısı Nusret Demiral dava henüz sonuçlanmadan, “Olayda örgüt yok, tahrik var” açıklaması yapmış, görülen davanın karar metninde de buna paralel bir yaklaşım göze çarpmış, gerekçeli kararda özellikle yazar Aziz Nesin vurgusu yapılmıştır. Daha sonraki süreçte 20 yıl devam eden dava temyiz süreci ve avukatların, itirazları neticesinde 2014 yılında dava zaman aşımına uğrayarak kapatılmıştır.
Aralarında katliamda yakınlarını kaybedenlerin aileleri başta olmak üzere, sivil toplum kuruluşları ve partiler “insanlık suçlarında zaman aşımının kaldırılmasını” talep etmiş ancak talepleri bir karşılık bulmamıştır. Mahkeme Başkanı, “İnsanlık suçunda zaman aşımı olmaz ama bu suçu işleyenler kamu görevlisi değil sivil oldukları için davanın düşmesine karar verilmiştir” ifadesini kullanmıştır. Tüm toplumun vicdanını yaralayan ve hafızalara kazınan Sivas Madımak Oteli Katliamının tüm yönleriyle araştırılıp yeni bir yargılama sürecinin başlaması amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ederim.”
PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz Kaya, Sivas katliamı hükümlülerinden Ahmet Turan Kılıç’a Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla af kararı verilmesine ilişkin soru önergesi verdi. Önergede, “Hakkında suçundan idam cezasına hükmedilen, idam cezasının kaldırılmasının ardından cezası müebbet ağır hapse çevrilen Ahmet Turan Kılıç’ın kalan cezasının kaldırılma gerekçesi nedir?” sorusu yöneltildi.
Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz Kaya, Sivas katliamı hükümlülerinden Ahmet Turan Kılıç’a Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla af kararı verilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül tarafından yanıtlaması istemiyle Meclise soru önergesi verdi.
Önergede şu ifadeler yer aldı:
“Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararına göre, 2000 yılında Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından “Anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışmak” hakkında suçundan idam cezasına hükmedilen, idam cezasının kaldırılmasının ardından cezası müebbet ağır hapse çevrilen Ahmet Turan Kılıç’ın kalan cezası, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun raporu sebebiyle kaldırıldı. Hapishanelerde 457’si ağır olmakla birlikte 1334 hasta mahpus bulunmaktadır.
Bu bağlamda;
Ahmet Turan Kılıç’ın cezasının kaldırılmasının gerekçesi nedir?
Cumhurbaşkanı kararı ile cezası kaldırılan başka mahpus var mıdır? Varsa kaç kişidir? Ceza kaldırılma gerekçeleri nelerdir?
Bakanlığınızın hasta tutsaklara yönelik çalışmaları var mıdır? Varsa nelerdir?
Hapishanede kalamaz raporu olmasına rağmen hapishanede bulunan mahpusların tahliye edilmeme gerekçesi nedir? Tahliyelerine yönelik çalışmalarınız var mıdır?
Hapishanede kaç hasta mahpus vardır? Kaç kişinin durumu ağırdır? Kaç kişinin hapishanede kalamaz raporu vardır?
2016’dan bu yana kaç hasta mahpus yaşamını yitirmiştir? Yıllara göre dağılımı nedir?”
PİRHA – Demokratik Alevi Federasyonu da yaptığı yazılı açıklamada Sivas hükümlüsünün serbest bırakılmasın tepki gösterdi. Açıklamada, “Katilleri aklayan zihniyet, onların suç ortağıdır!” denildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan tarafından affedilen Sivas Katliamı faili Ahmet Turan Kılıç’ın serbest kalmasına tepkiler gelmeye devam ediyor.
Demokratik Alevi Federasyonu(FEDA) yaptığı yazılı açıklamada, 27 yıldır vicdanlarda bir yara olan Madımak Katliamını yok sayan tekçi zihniyetin, insanlığa karşı işlenmiş suçların affedilmeyeceğini gözardı ettiği belirtilerek, “Kendi sistemine biat etmediği, muhalif siyaset çalışmaları yürüttüğü için türlü bahanelerle zindanlarda rehin tutulan onlarca canın tabutları bir bir ailelerine teslim edilirken affı yok sayan AKP’li Cumhurbaşkanı göz göre göre eli kanlı bir katili affetmekle Alevi toplumuna yaşatılan acılara yaklaşımını açık ve net ortaya koymuştur!”denildi.
“İNSANLIĞA KARŞI İŞLENEN SUÇLAR ASLA AFFEDİLEMEZ”
Zamanaşımı denilerek katliamın örtülmeye çalışıldığına dikkat çekilen açıklamada böylesi bir affın devlet politikalarının Alevi toplumuna yaklaşımı konusunda kaygılandırdığı belirtildi.
FEDA, yaptığı açıklamada şunlara değindi;
“Cumhurbaşkanın böylesi bir katilin affını onaylayarak kendi zihniyetini açığa çıkarttığı kaçınılmaz bir gerçektir. Bu durum toplumumuzun mevcut politikalara karşı ne denli büyük tehlike altında olduğunu göstermektedir. Bu mana ile bir kez daha belirtiyoruz ki; insanlığa kaşı işlenen suçlar asla affedilmez, Madımak’ta 33 canın yarası vicdanlarımızda her gün kanarken, bu af kabul edilemez !” (HABER MERKEZİ)
PİRHA – Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yaptığı yazılı açıklamada, Sivas hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın cezasını kaldırmasına tepki gösterdi. Açıklamada, “AKP hükümeti yarattıkları barbar katillerini korumaya devam ediyor” denildi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Madımak Katliamı davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası bulunan 86 yaşındaki hükümlü Ahmet Turan Kılıç’ın kalan cezasının kaldırılmasına karar verdi.
Cumhurbaşkanı’nın bu kararına Alevi kurumlarından sert tepki gelmeye devam ediyor. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yaptığı yazılı açıklamada karar tepki gösterdi. “Sivas katili barbar Ahmet Turan Kılıç’a af!” denilen açıklamada, tarih tekerrürden ibarettir, yine kendilerine yakışanı yaptıkları belirtildi.
“İNSANLIK SUÇU İŞLEMİŞ KATİLER İÇİN ZAMAN AŞIMI OLMAZ”
Sivas katiline Cumhurbaşkanı kararıyla af çıktı kaydedilen açıklamada, “Madımak aileleri 27 senedir adalet beklerken, Sivas Katliamı davasında aldığı idam cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dönüştürülen ve 26 yıldır cezaevinde bulunan Ahmet Turan Kılıç’a, Recep Tayyip Erdoğan’dan af çıktı. Devlet, AKP hükümeti yarattıkları barbar katillerini korumaya devam ediyor. Bu kararı şiddetle kınıyoruz. Adaletsizliğinizin, hukuksuzluğunuzun, vicdansızlığınızın hesabını er ya da geç vereceksiniz.İnsanlık suçu işlemiş barbar katiller için zaman aşımı olmaz, af edilmeleri ise asla kabul edilemez” denidli.
PİRHA – Cumhurbaşkanı Erdoğan, Madımak Katliamı davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası bulunan Ahmet Turan Kılıç’ın cezasını kaldırmasına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, devletin 27 yıllık adaletsizliğe devam ettiğini söyledi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Madımak Katliamı davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası bulunan 86 yaşındaki hükümlü Ahmet Turan Kılıç’ın kalan cezasının kaldırılmasına karar verdi.
Madımak Katliamı davasında aldığı idam cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevrilen ve 27 yıldır hükümlü bulunan Ahmet Turan Kılıç’ın cezasını kaldırmasına PSAKD Genel Merkez yazılı açıklama yaparak tepki gösterdi.
Devletin 27 yıllık adaletsizliğe devam ettiği belirtilen açıklamada, “Türkiye Cumhuriyetinin AKP’li Cumhurbaşkanı, Madımak katilini “affederek” serbest bıraktı”denildi.
Resmi gazetede yayımlanan kararda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış Ahmet Turan Kılıç’ın affedildiğinin bildirildiği karara tepki gösterilen açıklamada “Bu karar başta Alevilere olmak üzere tüm çağdaş, demokrasi ve laiklik yanlısı milyonlarca insanın vicdanına indirilmiş bir darbedir. Serbest bırakılan affedilen bu zat, semah dönen çocukların, sanatçı, yazar ve aydınların yakılarak katlinden bizzat sorumludur” denildi.
“BU KARARI TANIMIYORUZ”
Sivas ailelerinin ve Alevilerin 27 yıldır sürdürdüğü adalet arayışının devam edileceğini belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi;
“Milyonlarca insanın vicdanında asla affedilmeyen bu katliam kadar bu katliamın üstünü örtmeye ve katilleri aklamaya çalışanlar da tarihin karanlık sayfalarında yerlerini çoktan alacaklardır. Madımak katliamını affetmek hiç bir vicdana sığmaz. Madımak milyonlarca Alevinin kırmızı çizgisidir. Bir devletin yapması gereken, adaleti sağlamaktır. Madımak,Cumhuriyet tarihinde yapılan en ağır ve en alçak katliamdır. Bu karar ile birlikte 27 yıldır sönmeyen ateş dahada büyütülmüştür. Bu kararı tanımıyoruz. Bu kararı şiddetle kınıyoruz. Madımak Katliamı bir insanlık suçudur. Bu insanlık suçu insanlık vicdanında kapanmaz ve unutulmaz bir yara açmıştır. O yüzden bu katilin bir oldu bitti ile affedilmesini kesinlikle kabul etmeyeceğiz. Bu adaletsiz, haksız ve hukuksuz kararı bulunduğumuz her yerde teşhir edip halkımıza duyuracağız.” (HABER MERKEZİ)
PİRHA- Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın hasta olduğu iddiasıyla serbest bırakılmasının talep edilmesine ve kampanya başlatılmasına Av. Şenal Sarıhan tepki gösterdi. CAN TV’de Can’da Gündem programına bağlanan Sarıhan, katliamın faili olarak yargılanıp ceza alan Kılıç’ın hasta olduğunun inandırıcı olmadığını belirterek, “Çünkü Adli Tıp raporu yok” dedi.
Haberin videosu
2 Temmuz 1993 yılında çoğunluğu Alevi 35 insanın hayatını kaybettiği Sivas Katliamı davasından hükümlü olan 86 yaşındaki Ahmet Turan Kılıç’ın hasta olduğunu iddia eden oğlu Necdet Kılıç, babasının serbest bırakılmasını talep etti.
Haber, Anadolu Ajansı’nda, “86 yaşındaki ‘ağır hasta’ hükümlü tahliye bekliyor” başlığıyla yayınlandı.
Ahmet Turan Kılıç’ın Sivas Katliamı’ndan yargılanırken aldığı idam cezası, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevrilmişti.
Konu CAN TV‘de Nilgün Mete’nin sunduğu Can’da Gündem programında gündeme getirildi. Programa telefonla bağlanan Sivas Katliamı Müdahil avukatlarından Şenal Sarıhan, Ahmet Turan Kılıç’ın serbest bırakılması talebine tepki gösterdi.
Sarıhan, “Ben de Sivas Katliamı mağdurları da hepimiz insanların temel haklarına ve yaşama hakkına saygılıyız. Bu hakkın savunulması konusunda da herhangi bir taviz de herhangi bir geri çekilmede bulunmayız. Ancak tablo böyle bir gerçekliği ifade etmiyor. Ahmet Turan Kılıç’la ilgili olarak yapılan açıklamalarda hasta olduğuna ilişkin İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanmış olan raporda herhangi bir biçimde yaşam hakkının tehlike altında tehdit altında olduğuna dair bir belirleme yok” dedi.
“BİR DOKTORUN RAPORU OLMAZ, ADLİ TIP RAPORU GEREKLİ”
Şenal Sarıhan, Sivas Katliamı hükümlüsünün bir doktora götürüldüğünün ve doktorun da ölümcül durumdasın dediğinin iddia edildiğini belirterek, bunun mümkün olmadığını şöyle anlattı:
“Bir doktorun böyle bir şeyi söyleyebilmesi hele tutuklu bulunan bir şahıs için ya cezaevi doktoru ya da dışardan bir doktor olabilir. Eğer gerçeği ifade ediyorlarsa. Bu tanıkla ilgili gerçek bulgunun nerede aranması gerekir? Bilimsel olarak arayacağımız yer Adli Tıp raporudur ve Adli Tıp raporunda böyle bir belirleme yoktur.”
“KATLİAMIN FAİLİ OLARAK CEZA ALMIŞTIR”
Sivas Katliamı hükümlüsünün serbest kalması için bir kampanya açtıklarını söyleyen Sarıhan, “Güya Aziz Nesin’e hakaret ettiği için 26 yıl tutukluymuş. Türkiye’de hiçbir sanık 26 yıl bir hakaret sebebiyle tutuklu kalmaz. Sanık doğrudan doğruya Sivas Katliamı’nın faili olmakla ceza almıştır. Bu cezasıyla ilgili polis tanıklar var. 7 polis tanık ki emniyet müdürüdür biri. Her biri ayrı ayrı teşhis de bulunmuşlardır. Hem emniyet teşhisinde hem de duruşmada kendi gözümüzün önünde eylemci olduğuna ilişkin tanıklıkları söz konusudur” diye konuştu.
“457 AĞIR HASTA TUTUKLU VAR”
Türkiye’de 280 bin tutuklunun ya da hükümlüden 457’si ağır olmak üzere 1334 hasta tutuklu olduğunu hatırlatan Sarıhan, şöyle devam etti:
“İnsan Hakları Derneği düzenli bir biçimde bunlarla ilgili açıklama yapıyorlar. Bunların tahliyesi konusunda idareyi ve yargıyı göreve davet ediyorlar. Şimdi bu hastalarla ilgili herhangi bir biçimde kıllarını kıpırdatmamış olan grupların ki sosyal medyada milli görüş grubunun da bu konuda açıklama yaptığını görüyoruz. Bunlar için hassasiyet göstermeyenlerin yani bütün insanların temel hakları için hassasiyet göstermeyenlerin 33 insanın yakılarak öldürülmesinde eylemci olmakla hakkındaki ceza kesinleşmiş olan bu kişiyle ilgili gerçek olmayan, yalan/yanlış iddialarla bir duygusallık yaratmak, kamuoyu yaratmak peşine düşmüş olmalarını insani bir durum olarak göremiyorum.
“BUNLAR ŞERİATI SAVUNDULAR, İNSANLARI YAKTILAR”
Şimdi şunu sormak lazım. Kendi yatağında nefesini versin diyorlar. Yataklarında nefesini veremeyen 33 insan var. Bir otelde yakılarak öldürülmüş 33 insan var. Bunlar çok örgütlü bir biçimde korundular. Hala yurt dışına kaçmış olanlar var. Cezası kesinleşmiş olanlar var aralarında. Bunlar iade edilmiyorlar. Bunlar nasıl kaçırıldılar, nasıl götürüldüler. Nasıl gittikleri yerde hemen para pul sahibi oldular, işletme sahibi oldular. Ahmet Turan Kılıç’ın basında “Ben Osmanlı’yı savunuyorum, Osmanlı rejimini savunuyorum.” diyen açıklamaları var. Bunlar şeriatı savundular, Osmanlıyı değil. Cumhuriyet yönetimine karşı çıktılar ve bunu yaparken de hiç tanımadıkları insanları sırf tehdit olsun diye yaktılar. Bu nedenle bir insan hakları savunucu da olarak tekrar ediyorum, gerçekten bir sağlık sorunu olsa elbette ki tahliye edilmesi gerekir ama bunun sağlıkla ilgili bir problemi olmadığı, sorunun yaşlılık olduğu ortadadır.”
“SON 17 YILDA 3 BİN 550 HASTA MAHPUS YAŞAMINI YİTİRDİ”
Son 17 yılda Türkiye’de cezaevlerinde 3 bin 550 hastanın yaşamını yitirdiğini hatırlatan Av. Şenal Sarıhan, “Herkesin yaşam hakkı vardır ve yaşam hakkı konusunda insanların ırkları, renkleri, cinsleri, inançları sebebiyle düşünceleri sebebiyle bir ayrıma uğramamaları gerekir. Bu karşılaştığımız tablo beni gerçekten çok üzüyor.
“GERÇEK SONUCU GÖLGELEMEYE ÇALIŞIYORLAR”
Yani şimdi birilerinin kalkıp da hiçbir gerçekliğe dayanmayan tamamen haksız bir talebi, yine Sivas Katliamı’ndaki yargılamayı karalamaya, Sivas Katliamı’nda tanıklık yapmış olan insanları karalamaya ve davanın gerçekte nedenini, gerçek sonucunu gölgelemeye çalışmalarını kavrayamıyorum” diyerek tepki gösterdi.
Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın hasta olduğunu iddia eden oğlu, Kılıç’ın serbest bırakılması gerektiğini savundu.
2 Temmuz 1993 yılında çoğunluğu Alevi 35 insanın hayatını kaybettiği Sivas Katliamı davasından hükümlü olan 86 yaşındaki Ahmet Turan Kılıç’ın hasta olduğu iddia edilerek, serbest bırakılması talep edildi.
Cezaevlerinde bulunan 1333 hasta tutuklu için aylardır eylemler yapılıyor ancak ne hükümet ne de iktidara yakın haber ajansları ve siteleri görmezden gelirken, Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan’ın hasta olduğu iddiası gündeme getirildi.
Anadolu Ajansı, 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde 35 kişinin hayatını kaybetmesinde rolü olan 86 yaşındaki Ahmet Turan Kılıç’a ilişkin “86 yaşındaki ‘ağır hasta’ hükümlü tahliye bekliyor” başlığıyla bir haber yayınladı.
Hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Ahmet Turan Kılıç’ın oğlu Necdet Kılıç, AA’ya yaptığı açıklamada, baba Kılıç’ın sağlık durumunun ‘kötü’ olduğunu iddia ederek ‘serbest bırakılması’ gerektiğini savundu.
Bu arada, İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) verilerine göre 2019 yılında 50 hasta tutuklu yaşamını yitirdi, 1333 hasta tutuklu ise sağlık sorunlarından dolayı serbest bırakılmayı bekliyor. Ancak AKP hükümetine yakın ajanslarda hiç bir şekilde yer almıyor. Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın haber yapılması ise dikkatlerden kaçmadı.