Etiket: ahmet türk

  • DEM Parti İmralı Heyeti, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüştü-VİDEO

    DEM Parti İmralı Heyeti, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüştü-VİDEO

    PİRHA- PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşen DEM Parti heyeti, CHP lideri Özgür Özel ile TBMM’de görüştü. Görüşme sonrası açıklama yapan CHP lideri Özel, sürecin siyasi çıkarlara kurban edilmemesi gerektiğinin altını çizdi.

    PKK Lideri Abdullah Öcalan ile yaptıkları görüşme sonrası siyasi parti liderlerini ziyaret etmeye başlayan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder ve Van Milletvekili Pervin Buldan ile yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk, parti ziyaretlerine devam ediyor.

    Son olarak Buldan, Önder ve Türk, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i ziyaret etti. Heyeti kapıda karşılayan Özgür Özel’in yanı sıra karşılamada CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen de bulundu.

    Özel’in TBMM’deki makam odasında gerçekleşen görüşme yaklaşık bir saat sürdü.

    “ÖNEMLİ OLNA KANIN, GÖZYAŞININ DURMASI”

    Görüşme sonrası CHP Genel Başkanı Özel, gelecek umutlarını yükseltmek, akan kanı durdurmasını, sürecin şeffaf yürütülmesini önemsediklerini belirterek, “50 yıllık sorunu çözmek için katkı sunacağız. Önemli olna kanın, gözyaşının durması, Türkiye’nin kaybetmesinin önüne geçmektir. Bu süreci siyasi çıkarlara kurban edilmemeli” dedi.

    “BU ÜLKENİN ÇOCUKLARINA BARIŞ BORCUMUZ VAR”

    DEM Parti Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, çok kapsamlı bir görüşme imkanı bulduklarını ifade ederek, “Endişe ve itirazlar desteklerden daha anlamlıdır. Bu bütün toplumun geleceğini ilgilendirdiği için önemsiyoruz. Bu ülkenin çocuklarına barış borcumuz var. Bu sorumluluktan kaçamayız. Barışın geleceğine inancımızı tazeliyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • İmralı Heyeti’nin görüşme takvimi belli oldu!

    İmralı Heyeti’nin görüşme takvimi belli oldu!

    PİRHA- DEM Parti İmralı Heyeti’nin Meclis’te bulunan siyasi partilerle görüşme takvimi netleşti. AKP ile pazartesi görüşecek olan heyet, Salı günü Deva ve Yeniden Refah Partisi’ni ziyaret edecek.

    İmralı’da görüştükleri PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın önerileri doğrultusunda siyasi partiler ile görüşme kararı alan DEM Parti İmralı Heyeti’nin Meclis’te temsil edilen siyasi partiler ile ziyaret programları belli oldu.

    Aralarında DEM Parti Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan ile Ahmet Türk’ün yer aldığı DEM Parti İmralı Heyeti’nin, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile dün yaptığı görüşmenin yankıları sürerken, Meclis’teki diğer partilerle de pazartesi gününden itibaren görüşmeler yapmaya devam edeceği öğrenildi.

    DEM Parti‘den konuya dair yapılan paylaşımda şu ifadeler kullanıldı:

    “Heyetin önümüzdeki hafta için netleşen ziyaret programı şöyledir:

    *6 Ocak Pazartesi

    11.00 – Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu. Yer: Gelecek Partisi Genel Merkezi

    13.30 – Abdullah Güler Başkanlığındaki AKP Heyeti. Yer: TBMM

    15.30- Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan. Yer: Saadet Partisi Genel Merkezi

    *7 Ocak Salı

    13.00 – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan. Yer: DEVA Partisi Genel Merkezi

    15.30 – Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan. Yer: Yeniden Refah Partisi Genel Merkezi.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • İmamoğlu Ankara’da konuştu: Yaşananlar darbe dönemlerini hatırlatıyor-VİDEO

    İmamoğlu Ankara’da konuştu: Yaşananlar darbe dönemlerini hatırlatıyor-VİDEO

    PİRHA- Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Başkanı Ekrem İmamoğlu, ardı ardına belediyelere atanan kayyım kararlarına ilişkin konuştu. İmamoğlu, “Yaşananlar demokrasinin askıya alındığı darbe dönemlerini hatırlatmaktadır. Sistematik hale gelen uygulamalarla demokrasinin en temel unsuru olan seçme ve seçilme hürriyeti yok edilmiştir” dedi.

    Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, kayyıma karşı karar aldıkları olağanüstü toplantı sonrasında TBB önünde açıklama yaptı. Kayyım atamalarına dikkat çeken İmamoğlu, “Bugün demokrasimiz bir kez daha derin bir yara almıştır” dedi.

    İçişleri Bakanlığı’nın yerel yöneticilerin görevleri ile ilgili bir suç işlemesi halinde işlem yapabileceğine dikkat çeken İmamoğlu, “Belediye Kanunu’nda da kayyım atamasına dayanak yapılan hükümde İçişleri Bakanına görevden alma yetkisi tanınmamıştır” diye belirtti.

    “HAREKETE GEÇİYORUZ”

    İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu kararlara imza atan iktidar yüzünden Türkiye muasır medeniyet düzeninden kopmakta, totaliter rejimler ligine taşınmaktadır. Hukuktan uzaklaşarak atılan bu adımlar ülkemizi seçimli demokrasi olmaktan çıkarmaktadır. Ülkeyi yönetenler, seçilebiliyorlarsa bunu millet iradesi saymakta; seçilemiyorlarsa kayyımları devreye sokmaktadır. Yaşananlar demokrasinin askıya alındığı darbe dönemlerini hatırlatmaktadır. Bu kararların sonuçları salt siyasi değildir. Demokrasiden uzaklaşmak, dünyanın en kırılgan ekonomilerinden biri olmamıza yol açmaktadır. İşte bu yüzden emeklisinden öğrencisine herkes ağır bir geçim sıkıntısı içindedir. Gençlerimiz o yüzden umudu başka ülkelerde arıyor. Söz verildiği halde kaldırılmayan mülakat sistemi nedeniyle gençlerin alın teri emeği yok sayılıyor.

    Sistematik hale gelen uygulamalarla demokrasinin en temel unsuru olan seçme ve seçilme hürriyeti yok edilmiştir. Tüm modern çağdaş devlet düzenlerinin kabul ettiği yerinden yönetim modelinin altının merkezi idare tarafından dinamitlendiği, Türkiye demokrasinin yok edilmeye çalışıldığı bir süreci yaşıyoruz.

    “YAPILAN UYGULAMALAR KEYFİ VESAYET YÖNETİMİNİ AÇIĞA ÇIKARMIŞTIR”

    Kayyım uygulamasıyla yerel halkın vergi ve katkılarıyla oluşturulan bütçe, bu yetkinin meşru kullanıcısı yerel yönetici yerine, İçişleri Bakanlığı’nın bir memuruna teslim edilmiştir. Merkezi idare, belediyelerin hiyerarşik amirine dönüştürülmüştür. Son 8 yıldır alınan kararlar, yapılan uygulamalar ülkemizde keyfi vesayet yönetimini açığa çıkarmıştır.

    Bilinmelidir ki, bizler seçimle iş başına gelmiş yerel yöneticiler olarak belediye başkanlarına yönelik şafak operasyonlarının itibarsızlaştırma aracı olarak kullanması uygulanmasının kime yapılırsa yapılsın karşısında olacağız.

    Belediye başkanlığının sona ermesi, meclis feshi, görevden alma gibi konulardaki usuller Anayasa ve Belediye Kanunu’nda bellidir. Daha sonra Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen istisna hükümlerine ihtiyaç bulunmamaktadır. Olağanüstü koşullarda getirilmiş kayyım düzenlemesinin olağan dönemlerde de kullanılması uygulamasına son verilmelidir. Belediye başkanlığının boşalması halinde, kayyım uygulaması dahil meclisin kendi üyeleri arasından başkan veya başkan vekili seçme uygulamasının kanunda belirtilen temel ilkeler çerçevesinde istisnasız sürdürülmesi gerekmektedir.”

    Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) olarak bu antidemokratik uygulamaların sona erdirilmesi amacıyla siyasi partilerle en güçlü şekilde istişareler yapılması için bugün itibariyle harekete geçeceklerini vurgulayan İmamoğlu, “Ulusal ve uluslararası platformlarda izah edilemeyen uygulamalara meydan verilmemesi bakımdan kayyım düzenlemesinin kaldırılması ve seçim kanunlarının gözden geçirilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisinin harekete geçmesi, gerekmektedir. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • Bakırhan Mardin’den seslendi: Bizlere diz çöktüremezsiniz -VİDEO

    Bakırhan Mardin’den seslendi: Bizlere diz çöktüremezsiniz -VİDEO

    PİRHA- Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk’ün görevden alınarak yerine kayyım atanması üzerine Mardin’e gelen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Sizler yalan dolanlarınızla bizlere diz çöktüremezsiniz. Söz veriyoruz size bu kayyımcı anlayışa, sizin iradenizi yok sayanlara asla geçit vermeyeceğiz” dedi. 

    Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk’ün, İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınarak yerine kayyım atanması üzerine Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları Mardin’e gittiler.

    Mardin Büyükşehir Belediyesi’nin önünde konuşan Tuncer Bakırhan, karara tepki gösterdi. Burada yapılan açıklamaya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş da katıldı.

    “BİR YANDAN YENİ SÜREÇ DEYİP DİĞER YANDAN SİYASİ SOYKIRIM YAPIYORLAR”

    İktidarın bir taraftan çözüm beklentisi yaratıp ‘yeni bir süreç’ ve ‘normalleşme’ dediğini ama tam 8 yıl önce 4 Kasım’da yaptıkları siyasi soykırımı tekrar ettiğini belirten Bakırhan, “Bunlar yalancıdır, bunlar riyakardır, bunlar ikiyüzlüdür. Bunlar ‘çözüm’ dediklerinde zulüm, bunlar ‘normalleşme’ dediklerinde kayyım, bunlar ‘adalet’ dediklerinde adaletsizlikle karşı karşıya kalıyoruz. Bu yalancılar, bu inkarcılar, Kürdü, Türkiye halklarını reddedenler zannediyorlar ki Kürtler bu kayyımcılara, bu talancılara baş eğecekler. Çok iyi bilsinler ki Seyit Rıza ne yaptıysa, Şeyh Sait ne yaptıysa, Mazlumlar, Denizler, Sakineler ne yaptıysa Kürt halkı, Türkiye halkları da onların yaptıklarını yapacaktır” dedi.

    “NE KAYYIM NE ZULÜM ASLA KARŞILIĞINI BULMAYACAKTIR”

    Ne kayyımın ne zulüm politikalarının ne yalanların ne de hilelerin kendilerine diz çöktürmeyeceğine vurgu yapan Bakırhan, “Seyit Rıza’nın dediği gibi ‘sizler yalan dolanlarınızla bizlere diz çöktüremezsiniz.’ Biz de diyoruz ne yalan ne talan ne zulüm asla Mardin’de Amed’de Kürt coğrafyasının hiçbir yerinde bizleri yıldıramayacaktır. Bizlere diz çöktüremeyecektir. Utanmazlar bu 3’üncü dönemdir kayyım atıyorsunuz. Demek ki kayyım politikalarınız karşılık bulmadı, seçimde kayyım politikalarınız kaybetti inkar politikanız kaybetti. Şimdi seçimde kaybettiğiniz buralara hileyle dolanla yalan yanlış yargı kararlarıyla birlikte gasp etmeye çalışacaksınız. Söz veriyoruz size bu kayyımcı anlayışa bu sizin iradenizi yok sayanlara asla geçit vermeyeceğiz. Sokakta mecliste yaşamın her alanında emekçilerle yoksullarla ezilenlerle birlikte bu talancı bu savaş sever kayyımcı zihniyeti el birliği ile göndereceğiz. Sizler yanımızda olduğunuz müddetçe burada olduğu gibi iradenize sahip çıktığınız müddetçe ne talan ne yalan ne kayyım ne de zulüm Kürdistan topraklarında asla karşılığını bulmayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

    “BU TOPRAKLARA BARIŞ VE ADALET GELENE KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Ortak mücadele vurgusunu öne çıkaran DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Mardin’den çağrılarını yenilediklerini ifade ederek şunları kaydetti:

    “Mardin’den çağrımızı yeniliyoruz. Bu kayyım sisteminden vazgeçin, bu kayyım sisteminin kimseye yararı yok, bu kayyım sistemi iflas etti. Tekrar Mardin halkının iradesinin tecelli etmesi için bu yalancı talancı kayyımcı anlayışı bırakın eş başkanlarımız yönetimiyle bu kenti yönetsin. Durmayacağız mücadele edeceğiz. Direneceğiz, bu topraklara barış adalet gelince kadar halkımız kendi kimlikleriyle eşit yurttaş oluncaya kadar hep birlikte mücadele edeceğimizin sözünü veriyoruz.”

    PİRHA/MARDİN

  • DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit: Gün direnme günüdür-VİDEO

    DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit: Gün direnme günüdür-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, kayyımlara karşı “Bugün hep birlikte direnme günüdür. Bugün demokrasi için mücadele etme günüdür. Türkiye’nin en batısından en doğusuna kadar bütün siyasi partilerle birlikte; STK’larla, kadın örgütleriyle, hukuk örgütleriyle, bu ülkede haktan hukuktan demokrasiden vicdandan yana söz kuran herkesin yan yana gelmesi gerekiyor” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Koçyiğit, Mardin Büyükşehir Belediyesi, Batman Belediyesi ile Urfa’nın Halfeti Belediyesi’ne atanan kayyımlara tepki gösterdi.

    Koçyiğit, yapılanları kayyım rejimi olarak adlandırarak, adı konulmamış bir OHAL uygulaması yaşandığına dikkat çekti.

    Koçyiğit, 4 Kasım hatırlatması yaparak, “Tabii 4 Kasım tarihinin ayrıca bir özelliği var. 4 Kasım 2016 tarihinde HDP’ye büyük bir darbe gerçekleştirildi. Eş Genel Başkanlar Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile birçok milletvekili eşzamanlı bir operasyonla gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Bu siyasi soykırım operasyonunun 8’inci yıl dönümünde bu sabah Türkiye yeni bir hukuksuzluğa yeni bir darbeye gözünü açtı. 4 Kasım tarihinin kayyım atanmasında seçilmesinin asla tesadüf değildir” diye konuştu.

    “ÜLKENİN DÖRT BİR YANINA ‘EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ KAYYIMINDIR’ YAZILSIN”

    Koçyiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Dün Kürt kentlerinde kayyım atandığında ses çıkarmayanlar, İstanbul Esenyurt’a kayyım atandığında şok oldular. Oysa ki biz 2016’da Diyarbakır’a, Van’a, Mardin’e kayyım atandığında, ‘bugün Diyarbakır halkının iradesine el konuluyorsa, bugün Van halkının iradesine el konuluyorsa bu yarın İzmir’in, Adana’nın, Mersin’in iradesine el konulacak’ dedik. Mevzunun aslında Esenyurt gibi en büyük gelir kaynaklarından birini olan ilçenin kaynaklarına el koyma ve çökme olduğunu çok iyi biliyoruz. Kendi bekaları ve iktidar yürüyüşleri için ülkeyi bir kayyım ülkesine çevirdiler. Ülkenin dört bir yanına ‘Egemenlik Kayıtsız Şartsız Kayyımındır’ yazılsın.

    Cumhurbaşkanı yardımcısı ile aynı karede oturan Ahmet Türk değil miydi? Bir hafta önce barışı sağlayan Ahmet Türk, bir hafta sonra terörist mi oldu?

    Bugün hep birlikte direnme günüdür. Türkiye’nin en batısından en doğusuna kadar bütün siyasi partilerle birlikte; STK’larla, kadın örgütleriyle, hukuk örgütleriyle, bu ülkede haktan hukuktan demokrasiden vicdandan yana söz kuran herkesin yan yana gelmesi gerekiyor. Bu zulme karşı birleşmemiz gerekiyor. Omuz omuza direnmemiz gerekiyor. Bu zulme karşı direnmezsek ülkenin büyük bir kaosa sürükleneceğini büyük bir çıkmaza gireceğini demokrasi adına hiç bir şeyin kalmayacağını çok iyi biliyoruz.

    MYK’miz bu sabah yaptığı değerlendirmenin sonuçlarını da sizlerle paylaşmak istiyorum. HDK Genel Kurulu nedeniyle iki eş genel başkanımız İstanbul’daydılar. Bu kayyım haberinden sonra Batman’a doğru uçaktalar. Batman’a ardından Mardin’e geçecekler. Yarın grup toplantımızı saat 13.00’te Mardin’de gerçekleştireceğiz. Bu hafta genel kurul çalışmalarına plan bütçe komisyonuna ve diğer hiçbir komisyon çalışmasına katılmayacağız. Gasp edilen halkın iradesini ve sonuna kadar belediyelerimizi savunacağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Yerine kayyım atanan belediye eş başkanları: Kayyım kararı, Kürt halkının iradesini tanımamaktır-VİDEO

    Yerine kayyım atanan belediye eş başkanları: Kayyım kararı, Kürt halkının iradesini tanımamaktır-VİDEO

    PİRHA-Yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ahmet Türk, Batman Belediye Eş Başkanı Gülistan Sönük ve Halfeti Belediye Eş Başkanı Mehmet Karayılan, karara tepki göstererek geri adım atmayacaklarını ve belediyelerin halkın olduğunun mesajını verdiler. 

    İçişleri Bakanlığı, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Mardin Büyükşehir Belediyesi, Batman Belediyesi ve Urfa’nın Halfeti Belediyesi’ne kayyım atandı.

    Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ahmet Türk, Batman Belediye Eş Başkanı Gülistan Sönük ve Halfeti Belediye Eş Başkanı Mehmet Karayılan, sanal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlarla kayyım kararına tepki gösterdi.

    “ASLA PES ETMEK YOK”

    Yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları dile getirdi:

    “Asla pes etmek yok. Demokrasi, barış ve özgürlük mücadelesinden geri adım atmayacağız. Halk iradesinin gaspına geçit vermeyeceğiz. Bu böyle bilinsin!”

    “BELEDİYELER HALKINDIR”

    Yerine kayyım atanan Batman Belediye Eş Başkanı Gülistan Sönük, “31 Mart seçimlerinde Türkiye geneli en yüksek oy oranıyla kadınların, gençlerin ve halkımızın emeği ile aldığımız belediyemiz bize hiç bir tebligat yapılmadan bu sabah itibarıyla gasp edilmiştir. Bizler bu talan ve gaspçı rejimi kabul etmedik, etmeyeceğiz. Belediyeler halkındır” dedi.

    “KAYYIM KARARI, KÜRT HALKININ İRADESİNİ TANIMAMAKTIR”

    Halfeti Belediye Eş Başkanı Mehmet Karayılan ise “Kayyım kararı, Kürt halkının iradesini tanımamaktır. Yıllardan beri bu böyle devam ediyor. Halkın kendi kendini yönetme iradesi her zaman vuku buluyor. Bunu hazmedemeyen zihniyet her seferde sahaya çıkıyor. Bu zulümdür. Halkımız bunu kabul etmiyor. Sonuna kadar halkın yanında olacağız. Geri adım atmayacağız. Her zaman halkın içinde kalarak, değerlerine sahip çıkacağız. Bizler halkın seçtikleri eş başkanlarız, resmi olarak görevde olmasak da halkın yanında olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mardin’de Ahmet Türk ve Devrim Demir mazbatalarını aldı

    Mardin’de Ahmet Türk ve Devrim Demir mazbatalarını aldı

    PİRHA-Mardin Büyükşehir Belediyesi’ni kazanan Ahmet Türk ve Devrim Demir mazbatalarını aldı.

    31 Mart Yerel Seçimlerinde Mardin’de girdikleri seçimleri kazanan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi adayları Ahmet Türk ve Devrim Demir bugün mazbatalarını aldılar. Yüzde 57.4 oy alarak birinci parti olan DEM Parti belediye eş başkan adayları büyük fark yaratarak seçimi kazandılar. Eş başkanlar Ahmet Türk ve Devrim Demir bugün İl Seçim Kurulu’ndan mazbatalarını aldılar.

    (HABER MERKEZİ)

  • Buldan: İkinci tur faşizmle demokrasi arasında bir referandumdur-VİDEO

    Buldan: İkinci tur faşizmle demokrasi arasında bir referandumdur-VİDEO

    PİRHA- HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, 28 Mayıs’ta sandığa gitme çağrısında bulunarak, “İkinci tur faşizmle demokrasi arasında bir referandumdur. Bizler ikinci turda kazanabilirsek, demokrasinin inşasını gerçekleştirmiş olacağız” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Kürt siyasetçi Ahmet Türk, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekilleri Meral Danış Beştaş, George Aslan, Sevilay Çelenk, Cengiz Çandar, Mehmet Kamaç, gaztecilerle bir araya geldi.

    “FAŞİZMLE DEMOKRASİ ARASINDA BİR REFERANDUM

    28 Mayıs seçimleri öncesi değerlendirmelerde bulunan HDP Eş Genel başkanı Pervin Buldan, sandığa gitme çağrısında bulunarak, “İkinci tur seçimlerinin artık son kavşağında olduğumuzu bilerek bu çalışmaları tamamlayacağız. 28 Mayıs seçimleri tarihi bir kavşaktır. Biz Yeşil Sol olarak birinci turda sürdüğümüz tutumumuzu ikinci turda da devam ettireceğimizi iki gündür yaptığımız açıklamalarla zaten kamuoyu ile paylaştık. Bugün bir kez daha Diyarbakır halkına şu çağrıyı yapıyoruz; ikinci turda oylarımızı kullanalım, sandığa gidelim. Birinci turdaki irademizi ve kararlılığımızı ikinci turda da gösterelim. Çünkü gelecek ve yarınlar bizi ilgilendiriyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tekrar kazanması, Türkiye toplumunun bir kez daha nefessiz kalmasına neden olacaktır. Bunu açık yüreklilikle ifade etmek istiyorum. O yüzden Erdoğan gitmelidir. Bizler ikinci turda kazanabilirsek, demokrasinin inşasını gerçekleştirmiş olacağız. O yüzden tarihi bir seçim olacaktır. Dolayısıyla en azından bu ikinci tura faşizmle demokrasi arasında bir referandum olduğunu görerek hareket etmemiz gerektiğinin altını çizmek istiyorum” diye belirtti.

    “SANDIKLARA GİTMEMENİZ ERDOĞAN’A YARAR”

    Kürt siyasetçi Ahmet Türk de, ikinci turda Kılıçdaroğlu’nu destekleme çağrısnda bulunarak, “Değişimin ve dönüşümün sancılarını yaşıyoruz. Elbette tercihimiz şahıslarla ilgili değil. Kürt halkının geleceği, Türkiye’nin geleceği için mücadele ediyoruz ve seçimimizi ona göre yapıyoruz. Tabii ki son dönemlerde milliyetçi tartışmalar halkımızda kırgınlık yarattı. Buradan özellikle halkımıza gençlerimize şu mesajı vermek istiyorum. Sakın oyuna gelmeyin, protesto etmeniz sandıklara gitmemeniz Erdoğan’a yarar. Bu bilinçle sandıklara gitmeniz gerekiyor” dedi.

    Türk, son olarak,”İnandığımız yolda mücadelemizi yine yürüteceğiz. Biz tercihimizi Kılıçdaroğlu’dan yana yapacağız. Son dönemlerde milliyetçi söylemler sonucunda halkımızda bir kırgınlık olduğunu görüyoruz. Ayrıca bu kırgınlığı biz de yaşıyoruz. Ama oyuna gelmemek ve bu seçimlerde bir bütünen sandık başında olmamız lazım, bununla birlikte seçim kuruluna gidinceye kadar oylarımıza sahip çıkmamız lazım” şeklinde konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ahmet Türk: Kürtleri ve Alevileri dışlayan bir siyasette kimse iktidar olamaz- VİDEO

    Ahmet Türk: Kürtleri ve Alevileri dışlayan bir siyasette kimse iktidar olamaz- VİDEO

    PİRHA- Kürt siyasetçi Ahmet Türk, Kürtler ve Alevilerin talepleri dikkate alınmadan yürütülen siyasetin başarıya ulaşamayacağını vurgulayarak, “Kürtlerin ve Alevilerin dışlandığı bir ortamda kimse iktidar olamayacağını artık görebilmeli” dedi.

    Yeşil Sol Parti’nin seçim çalışmaları kapsamında Mersin’de bir dizi program gerçekleştiren Kürt siyasetçi Ahmet Türk, seçime ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Türk, 4 Mayıs Dersim Tertelesi’nin yıldönümüne dikkat çekerek, Seyit Rıza ve arkadaşlarının inkara karşı direniş sergilediğini belirtti. Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) halkların ortak mücadelesini geliştirdiğini söyleyen Türk, seçime doğru giderken de Kürtlerin, Alevilerin, sosyalistlerin, devrimcilerin Yeşil Sol Parti çatısı altında yan yana durarak bu mücadeleyi büyüttüklerini dile getirdi.

    ORTAK MÜCADELE VURGUSU

    14 Mayıs seçimini demokratik bir geleceğin ilk adımı olarak değerlendiren Ahmet Türk; Alevilerin, Kürtlerin, ezilen bütün kesimlerin ortak bir mücadele zeminini yaratmasının önemli olduğuna değindi.

    Alevilerin taleplerinin önemini de öne çıkaran Türk, “Bu kesimleri tatmin etmeden veyahut bunların taleplerini dinlemeden, dikkate almadan yürütülecek siyaset asla başarıya ulaşamaz. Bunu CHP başta olmak üzere diğer siyasi partiler için de söylüyorum. Bu nedenle eğer cumhuriyetin ikinci yüzyılında demokratik projeler olduğu takdirde elbette yanında olacağız. Bunu destekleyeceğiz. Ama sakın kimse de aldanmasın. Ne Aleviler artık kandırılabilir, ne Kürtler kandırılabilir” diye konuştu.

    SAĞDUYU ÇAĞRISI

    Ahmet Türk, yurttaşlara provokasyonlara karşı dikkatli ve sağduyulu olma çağrısında bulunarak, şunları ifade etti:

    “Provokasyona gelmemek mücadeleden vazgeçmek anlamına gelmez. Elbette ki mücadelemizi, kararlılığımızı daha güçlü bir şekilde ortaya koyacağız. Ama provokasyonlara izin vermemek için gereken özeni göstermeliyiz. 14 Mayıs’ta inanıyorum ve umut ediyorum ki baskıcı, tekçi, Kürt ve Alevi inkarı üzerinden siyaset yapan bu rejim yerine daha demokratik bir iktidar gelir” sözlerini kullandı.

    Diren KESER- Fatoş SARIKAYA- MERSİN

  • Ahmet Türk: Çözüm demokratik değerler etrafında buluşmaktan geçiyor-VİDEO

    Ahmet Türk: Çözüm demokratik değerler etrafında buluşmaktan geçiyor-VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti’nin Mersin’de düzenlediği toplantıda konuşan Ahmet Türk, iktidarın, toplumsal kesimlere yönelik baskıları giderek daha da arttırdığına işaret ederek, çözümün demokratik değerler etrafında buluşmaktan geçtiğini vurguladı.

    Yeşil Sol Parti Mersin İl Örgütü, Kürt siyasetçi Ahmet Türk’ün de katılımıyla sivil toplum örgütleri ve kanaat önderleri ile toplantı düzenledi. Akdeniz ilçesinde bulunan bir otelde düzenlenen toplantıya, Türk’ün yanı sıra Yeşil Sol Parti milletvekili adayları, Halkların Demokratik Partisi (HDP) il ve ilçe yöneticileri ve çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi ile kanaat önderi katıldı.

    Toplantıda, 14 Mayıs seçimleri, siyasal gündem ve Kürt sorunu gibi başlıklar değerlendirilerek, çözüm önerileri tartışıldı.

    Toplantının açılış konuşmasını yapan HDP İl Eşbaşkanı Hoşyar Sarıyıldız, Kürt halkının yüzyıllardır katliam ve imha politikaları ile yüz yüze olduğunu belirterek, yaklaşan 14 Mayıs seçimlerinin de bu nedenle tarihi bir öneme sahip olduğuna işaret etti.

    “DEMOKRATİK DEĞERLER ETRAFINDA BULUŞALIM

    Ardından söz alan Kürt siyasetçi Ahmet Türk, 14 Mayıs seçimlerinin önemine dikkat çekerek, “İnanıyorum ki, halkımız bu seçimlerde bugüne kadar yürütülen siyaseti, baskı ve inkar politikalarını ortadan kaldırmak için gereken cevabı verecektir. Bugün baktığımızda Kürt sorunu elbette Türkiye’nin en büyük sorunu ama Kürt sorunun yanında emekçilerin de sorunu var. Aslında Türkiye’de bir bütün olarak demokrasi sorunu var. Eğer bu ülkede demokrasiyi kalıcı hale getiremezsek, demokratik bir düzeni oluşturamazsak inan ki ne Kürt sorunu, ne de demokrasi sorunu çözülür” dedi.

    İktidarın, toplumsal kesimlere yönelik baskıları giderek daha da arttırdığına işaret eden Türk, çözümün demokratik değerler etrafında buluşmaktan geçtiğini vurgulayarak, “O zaman hedefimiz ve mücadelemiz, bir bütün olarak faşizme karşı çıkmak, demokratik bir gelecek için ortak demokratik değerler etrafında buluşmak olmalıdır” ifadelerine yer verdi.

    Toplantı, sivil toplum örgütü temsilcileri ve kanaat önderlerinin konuşmaları ile devam etti.

    PİRHA/MERSİN

  • Türk: Kılıçdaroğlu, eşitlik ilkesi üzerinden ülkeyi yönetirse bize memnuniyet verir-VİDEO

    Türk: Kılıçdaroğlu, eşitlik ilkesi üzerinden ülkeyi yönetirse bize memnuniyet verir-VİDEO

    PİRHA- CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığını değerlendiren Kürt siyasetçi Ahmet Türk, “Hem Kürt halkının hem Alevi halkının beklentileri var. Kılıçdaroğlu eğer demokratik bir Türkiye özlemi ile yola çıkarsa bu bize mutluluk verir. Kılıçdaroğlu’nun bu beklentilere yanıt verecek bir tutum içinde olması elbette ki bizi memnun eder ama eğer sistemin değiştirilmesi konusunda ciddi bir adım atmazsa iktidarı fazla sürmez” dedi.

    Kürt siyasetçi Ahmet Türk, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Türk, Kılıçdaroğlu’nu destekleme nedenlerini sayarak, Alevilerin ve Kürtlerin yaşadıkları sorunların eşit yurttaşlık temelinde bir an önce çözüme kavuşturulması gerektiğini söyledi.

    “KILIÇDAROĞLU EŞİTLİK İLKESİ ÜZERİNDEN BİR TUTUMLA ÜLKEYİ YÖNETMELİ”

    Türk, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Kılıçdaroğlu’na başarılar diliyorum. Beklentiler çok büyük. Hem Kürt halkının hem Alevi halkının beklentileri var. Bugüne kadar ezilmiş iki grup Aleviler ve Kürtler. Kılıçdaroğlu eğer demokratik bir Türkiye özlemi ile yola çıkarsa bu bize mutluluk verir. Bu ülkenin iki önemli sorununun çözülmesinin zamanı geldi. Kılıçdaroğlu’nun bu beklentilere yanıt verecek bir tutum içinde olması elbette ki bizi memnun eder ama eğer sistemin değiştirilmesi konusunda ciddi bir adım atmadığı takdirde iktidarı fazla sürmez. Halkın bugün verdiği destek de tamamen ortadan kalkar. Bu bilinçle hareket ettiği zaman sistemin değiştirilmesi, bir hukuk devletinin oluşturulması, eşitlik ilkesi üzerinden bir tutumla ülkeyi yönetirse elbette ki bize memnuniyet verir. Bizim tek talebimiz var. İnsan hakları, demokrasi, hukuk, Kürtlerin, Alevilerin, ezilenlerin özgürlüğünün sağlanması. Özgür bir gelecek için yola çıkılıyor ve Aleviler de Kürtler de özgür bir gelecek için ona destek veriyor. Bunun bilinciyle hareket etmesini bekliyoruz.”

    Melis CİDDİOĞLU-Eren GÜVEN/ANKARA

  • Ahmet Türk: Can kurtarmak isteyenleri tehdit eden bir devlet var-VİDEO

    Ahmet Türk: Can kurtarmak isteyenleri tehdit eden bir devlet var-VİDEO

    PİRHA-HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve beraberindeki heyet depremden etkilenen Urfa’nın Birecik ilçesinde açıklama yaptı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Ahmet Türk, HDP Urfa Milletvekilleri Ömer Öcalan, Ayşe Surucu ile birlikte depremden etkilenen Urfa’nın Birecik ilçesinde açıklamalarda bulundu.

    “CAN KURTARMAK İSTEYENLERİ TEHDİT EDEN BİR DEVLET VAR”

    Sözlerine “Felaketin yaşandığı bir coğrafyadayız. Çok can kaybettik” diyerek başlayan Ahmet Türk, sivil toplum örgütlerinin engellenmesini eleştirerek, şunları söyledi:

    “Bu felaketin üzerine bir de iktidarın, devletin felaketi eklendi. Eğer devletin engellemeleri olmasaydı inanın halkımız büyük bir dayanışma içinde yaralarını sarabilirdi. Ancak ilk iki gün devletin ortada olmaması, daha sonra sivil toplum örgütlerine müdahaleleri maalesef ölümlerin fazlalaşmasına neden oldu. Duyarsız bir devletin halka gördüğü reva bu. Bütün acılara rağmen geleceği hep beraber kurabilmek için canla başla çalışacağız. Halkların birbirleriyle kucaklaştığı bir süreci yaşadık. Ama bugün bile halkla diyalog kuran sivil toplum örgütlerini tehdit eden bir mantıkla karşı karşıyayız. Can kurtarmak isteyenleri tehdit eden bir devletle karşı karşıyayız.”

    “İLK İKİ GÜN AKP-MHP İKTİDARI ORTADA YOKTU”

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ise açıklamasında “Urfa’da 300’ün üzerinde insanımızın yaşamını yitirdiği bilgisini aldık. Yıkımın ve can kaybının çok daha fazla olduğu gerçeğini hepimiz biliyoruz. Yaklaşık 40 bin can kaybı söylense de bunun daha yüksek olduğunu, hala enkazlar altında insanların olduğunu biliyoruz. Depremin olduğu ilk günden itibaren depremzedeler ile birlikte olmaya çalıştık. İlk iki gün AKP-MHP iktidarının olmadığı gerçeğini hepimiz biliyoruz. İnsanlar yaralarını dayanışarak sarmaya çalıştı. Hala iktidarın gidemediği köyler ve o köylerdeki enkazların altında insanlar var” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / URFA

  • Ahmet Türk: İnsanlar enkaz altındayken çalışma yapmayan iktidar en büyük felakettir -VİDEO

    Ahmet Türk: İnsanlar enkaz altındayken çalışma yapmayan iktidar en büyük felakettir -VİDEO

    PİRHA – Depremzedeler ile dayanışmak adına Adıyaman Cemevi’ne giden Ahmet Türk, devletin, sivil yardımlara engel olmasını eleştirerek “İktidarın yarattığı felaket, bu depremin felaketinden daha büyüktür. İnsanlar enkaz altındayken iki gün hiçbir çalışma yapılmadı. İşte bu felaket, en büyük felaketti” dedi.

    HDP Parti Sözcüsü Ebru Günay, siyasetçi Ahmet Türk, DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, DBP yöneticileri ve milletvekillerinden oluşan heyet Adıyaman’daki yardım çalışmalarına katıldı. Yardım malzemelerinin toplandığı cemevini ve Çınar Belediyesinin kurduğu aşevini ziyaret eden heyet, adından açıklama yaptı.

    “DEVLETİN, ÇALIŞMALARI ENGELLEME GİRİŞİMİ SÜRÜYOR”

    Kürt siyasetçi Ahmet Türk “HDP ve gönüllüler ilk günden beri burada ama iktidar yardımları engelliyor” dedi. Ahmet Türk, “Maalesef halkımız büyük bir felaketle karşı karşıya kaldı” diyerek şunları söyledi:

    “Yaptığımız araştırmada sadece Adıyaman’da on binlerce insan yaşamını yitirdi. Ama maalesef buranın valisinin halktan haberi yok. ‘Eh bir sarsıntı geçirdik, fazla bir şey yok’ diye açıklama yaptı. Adıyaman Valisi felaketin bile farkında değil. Biz buraya geldiğimizde bir tek insan yoktu bu enkazlarla ilgili. Enkazın altında kalan insanları çıkarmaya yönelik bir tek çalışma yoktu. Ama şu gerçeği gördük; halkımız, sadece Kürtler değil Türkiye’nin her yerinden insanlar, buraya koştu. İnsanlar yardım elini uzattılar, bir şeyler yapmaya çalıştılar. Özellikle STÖ’ler, sol siyasi partilerimiz ve HDP ilk günden her yere yetişmeye çalıştı. Ama tabii ki devletin yardımcı olmadığı, devletin STÖ’leri ve muhalif partileri engellemeye çalıştığı bir durumla da karşı karşıya kaldık. Yani insanlarımız canları kurtarmak için çaba gösterirken, devlet bu çalışmaları engellemeye yönelik girişimlerde bulundu. Halen bu girişimler devam ediyor.”

    “İKTİDARIN YARATTIĞI FELAKET DAHA BÜYÜKTÜR”

    “Biliyorsunuz Pazarcık’ta arkadaşlarımızın yardım topladığı yere el koydular. Oraya bile kayyım atadılar. Bugün buralarda da arkadaşlarımıza zorluk çıkarıyorlar. Köylere ulaşmak istiyoruz, engellemeye çalışıyorlar. Giden yardımlara el koyuyorlar. İşte böyle bir durumla karşı karşıyayız. Ama felaketin büyüklüğünü biz biliyoruz. İktidarın yarattığı felaket, bu depremin felaketinden daha büyüktür. Bir iktidar, bir hükümet günlerce duyarsız kalıyor. Günlerce koordinasyon olmadığı için yapacağı bir şey yok. Tek adamdan talimat beklediği için birçok kurum çalışmalarını durdurdu. İki gün, üç gün iktidarın, tek adamın verdiği emirlere göre hareket etmek için beklediler. İnsanlar enkaz altındayken iki gün hiçbir çalışma yapılmadı. İşte bu felaket, en büyük felaketti.

    Onlar ne yaparlarsa yapsınlar, biz gece gündüz halkımızla birlikte imkanlarımız nispetinde her yere ulaşmaya çalıştık. ‘Ateş düştüğü yeri yakar’ derler ama hepimiz o ateşi, o acıyı içimizde hissediyoruz. Bunu bilmenizi istiyoruz. Ne yaparlarsa yapsınlar, halk olarak birlikte kenetlenerek elbette bütün bu olumsuzlukları, bu acıları ortadan kaldırmaya çalışacağız. Hepimizin başı sağ olsun.”

    “İKTİDARIN, BU YARALARI SARMAYACAĞINI 12 GÜNDÜR GÖRÜYORUZ”

    Açıklama yapan bir diğer isim ise HDP Parti Sözcüsü Ebru Günay oldu. “Belediyelerimize kayyım atanmasıydı, biz çoktan bu yaraları sarardık” diyerek şunları söyledi:

    “Devlet insanlarımızı Adıyaman’da da çıkaramadı, yardım ekiplerini gönderemedi, göndermedi daha doğrusu. Çadırları göndermedi. Enkazdan kurtulanları da açlığa, susuzluğa ve soğuğa mahkum etti. Biz ilk andan itibaren parti olarak bulunduğumuz her yerden depremin olduğu yerlere yardım eli uzatmak için çalıştık, ihtiyaçları karşılamak için seferber olduk. Bugün Adıyaman’dayız, Adıyaman Cemevindeyiz. Bize kapısını açtığı için Adıyaman Cemevine özellikle teşekkür etmek ediyorum.

    Burada şu an çok büyük bir kalabalık var, kendi ihtiyaçlarını karşılamak için buraya geliyorlar. Aynı zamanda Diyarbakır Çınar Belediyemizin bir aşevi burada. Şunu düşünün 50’yi aşkın belediyemizden sadece kayyım atanmayan 6 belediyemiz var ve bunlar da depremzedelere yardım ulaştırmak, en azından sıcak bir çorba ulaştırmak için ilk andan itibaren seferberdi. Bütün belediyeler bizde olsaydı, biz şimdiye çoktan depremzedelerin, felaketi yaşayan halkımızın yaralarını sarmıştık. İktidarın bu yaraları sarmadığını, iktidarın bu yaraları sarmayacağını maalesef bizler 12 gündür çok açık bir şekilde gördük. Yetmiyormuş gibi bir de yardımseverlerin, gönüllülerin yardımlarını engellemeye çalışıyorlar. Enkazın üzerinde tepinerek yeni enkazlar yaratmaya çalışan bir iktidar var. Biz bir kez daha Adıyaman’dan söylüyoruz; Demokratik Toplum Kongresi, Halkların Demokratik Kongresi, DBP ve bütün bileşenlerimizle birlikte bu çalışmaları sürdürmeye devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Ahmet Türk, Adıyaman’da Cemevinde depremzedeleri ziyaret etti-VİDEO

    Ahmet Türk, Adıyaman’da Cemevinde depremzedeleri ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA-Siyasetçi Ahmet Türk, Adıyaman Yenimahalle Cemevi’ni ziyaret ederek depremzedelere geçmiş olsun dileklerini iletti. Cemevindeki yurttaşlar ise iktidarın, AFAD’ın bir yardımı olmadığını belirterek, tepki gösterdiler. 

    Maraş merkezli depremde 17 yakınını yitiren Kürt siyasetçi Ahmet Türk, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Feleknas Uca, Sait Dede, Rıdvan Turan ve Behçet Yıldırım ile birlikte Adıyaman’da incelemelerde bulundu.

    HDP’li belediyelerin oluşturduğu dayanışmaya da katılan Ahmet Türk, Yenimahalle Cemevini ziyaret ederek halkın sorunlarını dinledi.

    “DEVLET ARADAN ÇEKİLİRSE BU HALK BİRLİKTE AYAĞA KALKAR”

    Adıyamanlı bir yurttaş, depremin ardından hiçbir devlet desteği görmediklerini belirterek, “Hiç bir şey yok. Çadır yok. Devlet aradan çekilsin bu halk birlikte ayağı kalkmasını bilir. Devlet aradan çekilirse bu halk kenetlenir. Her şeye rağmen ayağa kalkar. Bazı bölgelere yardım götürüyorlar. Ancak bizim taraflarda hiç yok. Enkaz altında arkadaşlarımız, canlarımız var. Gelen kurtarma ekipleri canla başla çalışıyor. Tam çıkaracaklar AFAD utanmadan ‘Siz çekilin’ biz kameralara poz vereceğiz’ diyorlar. Diyorsun ki bundan daha aşağı bir şey yapılabilir mi? Ama yapıyorlar. İnsanlığımızdan utanıyoruz. Bu halka yazık. Devlet aradan çekilse biz canlarımızı da toplarız. Giden mal olsun. Çok şükür arkadaşlarımız burada gece gündüz çalışıyorlar. Kayyum atadılar belediyelerimize. Bir tane kayyumun yüzü varsa gelsin buraya. İşte halkın vekilleri burada.”

    PİRHA/ADIYAMAN

  • ‘Geçmişle hesaplaşmadan, yüzleşmeden dönüşüm sağlanamaz’-VİDEO

    ‘Geçmişle hesaplaşmadan, yüzleşmeden dönüşüm sağlanamaz’-VİDEO

    PİRHA- HDP’nin düzenlendiği ‘Demokratik Cumhuriyet Konferansı’nda konuşan Rıza Türmen, geçmişle hesaplaşmadan, yüzleşmeden dönüşüm sağlanamayacağına dikkat çekerek, “Türkiye’de demokrasi tartışmaları her zaman devlet üzerinden yapılmıştır. Demokrasi tartışmalarını halk üzerinden yapmamız gerekiyor. Vatandaşlığı ulus devletten arındırmak lazım” dedi.

     

    HDP’nin düzenlendiği ‘Demokratik Cumhuriyet Konferansı’nın ilk oturumu Süreyya Karacabey moderatörlüğünde Ahmet Türk, Murat Belge, Necmiye Alpay, Oya Baydar, Rıza Türmen ve Sırrı Süreyya Önder katılımıyla “Cumhuriyet: Yüzyılın muhasebesi” başlığıyla devam etti.

    Kürt Halkının Türkiye’yi bölmek değil, özgür, eşit yurttaşlık taleplerinin olduğunu söyleyen Siyasetçi Ahmet Türk, Kürt halkının taleplerinin Türk halkına doğru bir temelde anlatılması gerektiğini belirtti. Türk, “Kürtlerin asla ve asla Türkiye’yi bölme gibi bir niyetlerinin olmadığını, Türk ve Kürt halkının ortak, demokratik, eşit bir konumda olduğunu anlatmamız gerekiyor. Eğer gerçekten bir kucaklaşma istiyorlarsa eşit bir temelde bu ancak Kürt sorununun çözülmesi ile mümkün olacaktır” ifadelerini kullandı.

    “EN BÜYÜK BİR TÜRLÜ DEMOKRATİK BİR ÇÖZÜME YAKLAŞAMAMIŞIZ

    Yazar Murat Belge, sürecin çok parlak olmadığını belirterek, şunları dile getirdi:

    “Demokrasisiz geçen bir cumhuriyet. Bunu yapanlar, hazırlayanlar belki çok sıkıcı olabileceğini düşünerek, değişiklik vaat ediyorlar. Bir tür diktatörlük altında yaşarken bu sefer popüler bir diktatörlük altında yaşam gibi bir şey sunuyorlar. Yani hangisini beğenirsen. Sonuçta demokrasinin yanından geçmemenizi sağlayacak birtakım tedbirler alıyorlar.

    Seçime yaklaşıyoruz. Kritik bir dönemden geçiyoruz. Nedir bu kritik dönem? Bir diktatörlük altında bir seçim daha kaybedersek neler olacağını tahmin etmek zor. İyi şeyler olmayacağını tahmin etmek gayet kolay da hangi pozitif tutamaktan gideceğiz? Bunu tarif etmek hiç kolay değil. Böyle bir durumda olmamıza rağmen 6’lı masa edebiyatı vs. ‘Bir mesafe aldık mı?’ diye bakıyorlar. Evet muhakkak almış olmalıyız. Seçime az kalmışken, çözülemediği anlaşılan sorunlar var. Türkiye’de yeterli, doyurucu bir demokrasi olamamasının nedenleri arasında Kürt sorunu yok mu? En büyük sorun ve buna bir türlü demokratik bir çözümle yaklaşamamışız. Şu ortamda demokrasiyi konuşacağız ama bu konuşmaların içinde Kürtler olmayacak mı? Bunu anlamak çok zor geliyor bana.”

    “ÇOCUKLAR ANADİL KAVRAMINI ÖĞRENEREK Mİ OKUYOR?”

    Gazeteci yazar Necmiye Alpay, gerçekliğin yok edilmesi için tüm araçların kullanıldığını ifade ederek, “Pek çok insan anadilin ne demek olduğunu bilmiyor. Herhangi bir şekilde kayda geçmemiş, öğretilmemiş. O günden bugün gidip gelerek konuşmak zorundayım. Bugün okullarda, hangi kökenden olursa olsun, çocuklar anadil kavramını öğrenerek mi okuyor. Okul dışı kalan büyük gerçeklikler var. Kan gövdeyi götürüyor ama dillerimiz arasında bağlantı kurulmuyor. Çok mücadele ettik ama yolun dönüp dolaşıp başına geliyoruz. Kapitalizmin bugün geldiği aşamada, sınıf çatışması temelinde toplumların geliştiğini düşünen akıma göre, sermaye birikimi belirleyici oluyor. Türkiye’de de aynı şey oluyor. Kapitalizm geliştikçe, sermaye işi zorluyor. Tek amaçları karı yükseltmek. Türkiye’de cumhuriyet, uzun süre devlet eliyle sermeye biriktirdi. Türkiye sermayesi emperyalistleşmeye başlıyor” diye konuştu.

     

    “NİYE HALA DEMOKRATİK CUMHURİYET BİR ÖZLEM OLARAK KALIYOR?”

    Yazar Oya Baydar ise, “Niye hala demokratik cumhuriyet bir özlem olarak kalıyor?” diye sorarak başladığı konuşmasında, “Bu macera yüz yıldan çok önce başlıyor. Zor koşullarda bir doğum bekleniyor. Bu bebek bir ilk günah ile doğuyor. Bir doğum sakatlığı var. Bir türlü bu günahtan kurtulamadığımız için bu haldeyiz. Cumhuriyetin doğuş günahı ulus devletin egemen Türk unsuru üzerinden kurulması. Misak-ı Milli sınırları içindeki halkların kimliklerinin ve haklarının tanınmaması. 1925’ten itibaren Kürt bir tehdittir ve Türkleştirilmesi gerekmektedir. Ulus devletin Türklük üzerinden kuruluşu bütün gelişmelere yol açıyor. Günümüze kadar böyle getiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

    “PARLAMENTER DEMOKRASİ OTORİTERLEŞMEYE KAYMAYA HER ZAMAN AÇIKTIR

    Rıza Türmen de, “Şu yaşa geldik demokratik bir cuımhuriyette yaşayamadık. Bundan sonra bunu kurabilir miyiz? Bunu tartışmamız gerek. Yeni bir şey inşa edebilecek bir dönemdeyiz. Bunun için bir fırsat var. Cumhuriyetin aydınlanmacı yüzü bir türlü Türkiye’ye sirayet etmemiş” diyerek, şunları ifade etti:

    “Tek kimlikli vatandaşlık anlayışından çok kimlikli vatandaşlık anlayışına geçilmelidir. Geçilirken de geçmişle hesaplaşmadan, yüzleşmeden dönüşüm sağlanamaz. Türkiye’de demokrasi tartışmaları her zaman devlet üzerinden yapılmıştır. Demokrasi tartışmalarını halk üzerinden yapmamız gerekiyor. Vatandaşlığı ulus devletten arındırmak lazım.

    Merkezi örgüt yereli boğmaktadır. Yerele nefes alma imkanı vermemektedir. Merkeziyetçi yönetimden kurtulmamız lazım. Halkın kendisiyle ilgili kararları yerelde alabileceği bir demokrasi önemli. Yerel demokrasi getirildiği takdirde siyasi kutuplaşmalar da ortadan kalkar. Kürt meselesinin çözümüne önemli katkılar bulunur. Altılı Masa Kürt sorununun nasıl çözüleceğini söylemiyor. Parlamenter demokrasi otoriterleşmeye kaymaya her zaman açıktır. Yeni bir demokrasi düşünmemiz gerekiyor.”

    “GERÇEĞE SAYGI ÖNEMLİDİR

    Siyasetçi Sırrı Süreyya Önder,  LGBTİ+ların konferansta olmayışını eleştirerek başladığı konuşmasında, “Gerçeğe saygı önemlidir. Parlamenter sistemden ne hayır gördük ki, güçlendirilmiş olandan göreceğiz. Kürtler bu ülkenin istikbalinde söz ve hisse sahibi olmak istiyor en az diğer unsurlar kadar. Kimsenin hakkına göz dikmeden. Bunu cesurca, çerçevesini çizerek tarif etmelisiniz. Adını doğru koyalım” ifadelerine yer verdi.

    Konferans verilen aranın ardından devam edecek.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘HDP’nin çözümün anahtarı olduğunu yakın zamanda hep birlikte göreceğiz’-VİDEO

    ‘HDP’nin çözümün anahtarı olduğunu yakın zamanda hep birlikte göreceğiz’-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı’nda konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “HDP’nin demokrasi güçleriyle oluşturacağı ittifakta çözüm gücü ve çözümün anahtarı olduğunu yakın zamanda hep birlikte göreceğiz” dedi.

    HDP Yerel Yönetimler Kurulu tarafından Ankara’da düzenlenen ‘Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı’na ilgi yüksek oldu. Konferansa, Kürt siyasetçi Ahmet Türk, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ve seçilmiş belediye eşbaşkanları katıldı.

    Konferansta ayrıca Diyarbakır Büyükşehir Belediye eski eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Selçuk Mızraklı’nın gönderdiği mesajlar da okundu.

    “GELECEĞİN MİMARI OLACAK BİR KADROYA SAHİBİZ”

    Ahmet Türk, konferansta yaptığı konuşmada “Demokratik siyasette geleceğin mimarı olacak bir kadroya sahibiz” diyerek şunları söyledi:

    “Biliyoruz ki 90’lardan bugüne baskı, sindirme ve siyasi soykırım politikalarının devam ediyor. Bugün de on binlerce yoldaşımız zindanlarda, onları da buradan selamlıyorum. Bütün sindirme politikalarına rağmen halklarımızın umudu haline gelmiş bir siyasi partiyiz ve inanıyoruz ki demokratik siyasette geleceğin mimarı olacak bir kadroya sahibiz. Elbette ki yürütülen kayyım politikasının amacı Kürtlerle, halkımızla bizi ayırmaya çalışmaktı.

    Mardin’de görevden aldığım birçok daire başkanını kayyım geri getirdi ve bugün onlarla birlikte kayyım yolsuzluktan yargılanıyor. Tabi amaçları belediyeyi yönetmek değil, halkın iradesine ipotek koyarak bizi sindirmeye çalışmaktı. Ama bütün olumsuzluklara rağmen siyaseten gerçekten takdir edilecek, övünülecek bir noktada olduğumuzu, partimizin bu çalışmalarının bütün halkımız tarafından büyük bir ilgiyle izlendiğini görüyoruz. Yerel yönetimler, demokrasinin en önemli ayağıdır.”
    “ÖNCE KÜRT HALKININ STATÜSÜNÜ İÇSELLEŞTİRMEK LAZIM”

    Ahmet Türk, Kürt sorununun çözümü konusunda “Önce statü” diyerek diyerek şöyle devam etti:
    “Türkiye belki de yeni bir döneme giriyor. Kürt sorununun çözümüne dair tartışmalar yürütülüyor. Kürt sorunun barış ve adil bir şekilde çözümü konusunda biz her zaman kapıyı araladık, adım atılmasını bekledik ve her zaman destek sunduk.

    Türkiye’de parlamenter sisteme dönüş, güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş diyorlar. 5-6 parti bu sistemin tekrar Türkiye gündemine gelmesi ve sağlanması konusunda mutabakat sağlamış. Bir partinin Kürt sorunu konusunda yaptığı çabaların yeterli olmayacağını görüyorum. Eğer bütün partiler bir araya geliyorsa Kürt sorunu konusunda da aynı yaklaşımı göstermeleri sorunun çözümünü kolaylaştırır. Türk’ün ve Kürt’ün ikna edilmesi konusunda önemli bir gelişme olur. Bizler bu mücadelede gerçekten ağır bedellerle bugünlere geldik. Bugün Türkiye’de HDP’siz bir siyasetin asla Türkiye’de iktidar olamayacağını herkes görüyor. Demokratik değişim isteniyorsa, halklarımızın ortak demokratik değerlerde buluşması isteniyorsa, bütün Kürt aktörlerin sesini dinlemek, düşüncelerini almak zorundalar. Bunun dışındaki yaklaşımlar asla ve asla başarılı olamaz. Kürt sorununu çözmek için önce Kürt halkının varlığını, kimliğini, geleceğini, statüsünü içselleştirmek lazım. Eğer bir siyasetçi Kürt halkının haklarını içselleştirmezse o sorunu asla çözemez.

    Zaman zaman muhataplık tartışması oluyor. Muhatap kim? Muhatap halkımız ve halkımızın mücadelesini yürüten tüm aktörlerdir. Bu şekilde biz noktayı koyuyoruz. Elbette ki bugüne kadar mücadeleyi veren hiç kimsenin düşüncesi alınmadan sadece bir kesimle yürütülecek bir çalışmanın verimli olmayacağını herkesin bilmesi lazım.”
    “HALK İRADESİNE SAYGISIZLIĞIN BAŞLADIĞI YERDE DEMOKRASİ BİTER”

    Konferansta konuşan Eş Genel Başkan Mithat Sancar ise “Tartışmaların Kürt sorunu etrafında yoğunlaştığı bir dönemde bu konferansın anlamı büyüktür” diyerek şunları aktardı:

    Demokrasi sadece merkezi idarede kuvvetler ayrılığı ile sadece seçimle gerçekleşebilecek bir yönetim şekli değildir. Şüphesiz seçim ve halk iradesi demokrasinin vazgeçilmez şartıdır. Bunlar olmazsa diğer konuları konuşmanın gereği ve anlamı kalmaz. Halk iradesine saygısızlığın başladığı yerde demokrasi biter. İşte kayyım rejimi halk iradesini gasp etmenin en vahşi yöntemi olarak demokrasinin tümüne yönelik bir darbe olarak karşımıza çıktı ve Türkiye’de çöküşün en önemli adımı oldu. Türkiye’yi karanlık bir çukura sürükleyen gelişmelerin en kritik yerinde halk iradesini tanımayan, keyfi, tekçi anlayış yatıyor. Eğer bu anlayışı durduramazsak gelecekte de böyle olacaktır ama biz bu gidişatı durdurmaya kararlıyız. Demokrasiyi sağlam bir şekilde yerleştirebilmek için halk iradesine mutlak saygı, halkın denetimi ve halkın katılımı şarttır, bütün bunlar da yerelde başlar, ülkenin tümüne yayılır. Böyle olursa demokrasi gerçek anlamına kavuşur. Yerel demokrasi olmadan demokrasinin ülke genelinde kurulmasının anlamı yoktur. Çünkü yerel demokrasi halkın iradesinin en somut yansıdığı alandır.

    Tekçiliğe, zorbalığa karşı halkın iradesinin etkili hayata geçmesi gerekiyor. Eğer erkleri, iktidarı, merkezde toplarsanız keyfilik, yolsuzluk, soygun, talan, yozlaşma kaçınılmazdır. Kuvvetleri devlet içinde birbirinden ayırmak yetmiyor, merkezin yetkilerini yerele devredeceksiniz. Yerele yetki devrini genişlettikçe, yerel yönetimlerin kaynaklarını güvence altına aldıkça demokrasiyi sağlam bir temele oturtmuş olursunuz. Bunun en güçlü ve kararlı savunucusu da HDP’dir. O nedenle diyoruz ki Türkiye’nin demokratik geleceği yerel demokrasiden bağımsız düşünülemez.

    Kayyım rejiminin en az 3 alanda büyük tahribatları var. Birincisi kültürel asimilasyondur. Kayyım halk iradesini gasp ederken kimliğini de talan ediyor. Kültürel asimilasyonun yani 100 yıllık planların en ağır uygulamasını kayyım rejimi oluşturuyor. Kayyım rejimi aynı zamanda siyasal asimilasyon yöntemidir. Çünkü Kürt halkını kendi iradesini kullanabilen bir özne olmaktan çıkarmayı ve siyasal hayatına yabancılaştırmayı hedefliyor. Kürt halkının kendi olarak var olma, kendi ilkeleri ile siyasal temsiliyet oluşturma imkanlarını ortadan kaldırmak istiyor. Kürt halkını iradesiz, başka partilere dağıtılmış, etkisiz bir topluluğa dönüştürme operasyonunun en önemli aracıdır.

    Bir asimilasyon da ahlaki asimilasyondur. Yani yozlaştırma politikalarıdır. Gençlerimizi toplumumuzu, kendi değerlerinden koparma uygulamalarının en sinsi şekilde hayata geçirilmesinin modelidir. Yolsuzluklar, halkın kaynaklarının talanı, gençliğin başta uyuşturucu olmak üzere kendi kişiliğinden ve toplumundan koparılmasının bütün yöntemlerini hayata geçirdiler kayyımlar. Kayyım rejimine karşı mücadele ahlaki asimilasyon ve yozlaşmaya karşı değerlerimizi savunma mücadelesidir.”

    “HER KESİME, HER İNANCA EŞİTLİĞİ GETİRMEK İÇİN YOLA ÇIKTIK”

    “Herkes yarın açıklayacağımız deklarasyonu bekliyor. Bu deklarasyonda neler yer alacağına dair ipuçları vermek istemiyorum. Beklesinler yarın Türkiye’nin bütün halklarına duyuracağız. Orada yer alan bir özü tekrar etmekte sakınca yoktur. Biz bu ülkede her kesime özgürlüğü ve demokrasiyi, her inanca eşitliği getirmek için yola çıktık. Bütün halklar özgür ve bütün inançlar eşit olacak ve demokrasi bu ülkede sağlam bir şekilde kurulacak. Bu olmadan Türkiye’de aydınlığı yakalamak da yeni bir başlangıç yapmak da mümkün değildir. HDP bütün baskılara, bütün oyunlara, kara propagandaya ve psikolojik savaş yöntemlerine rağmen ilkelerinden asla vazgeçmedi, mücadelesinden taviz vermedi, bedel ödemekten geri durmadı.

    Biz programlarımızı kimseye kayıtsız şartsız kabul edilmek üzere dayatıyor değiliz. Toplumun bütün kesimleri ile müzakere istiyoruz. Türkiye’de demokrasiye giden yol, müzakere ve diyalog, katılım ve toplumsal meşruiyetten geçiyor. HDP bunun en etkili önerilerini sunuyor. Yarın da temel mesajımız bu olacak. Hedefimiz bu, müzakere istiyoruz. Müzakereyi çıkarınca siyaset kalmaz, sorunları silahla, şiddetle, savaş politikaları ve güvenlikçi anlayışla değil müzakere diyalog ve en geniş toplumsal mutabakatla çözmek istiyoruz. Türkiye’nin tüm sorunlarını çözmeye talibiz. HDP olmadan bu ülkeye demokrasiyi, barışı, eşitliği özgürlüğü getirmek mümkün olmayacaktır. Müzakere kanalları yerleştikçe, diyalog sürekli hale geldikçe bunu Türkiye’nin bütün halklarına anlatabileceğimizden hiçbir şüphe duymuyoruz.”

    “HDP ÇÖLDE BİR VAHADIR”

    Yolumuza büyüyerek devam ediyoruz. Tüm engellemelere rağmen HDP büyüyor. HDP’nin büyümesi umudun büyümesidir, demokratik gelece inancın büyümesidir. HDP ayazda bir yaz güneşidir. HDP çölde bir vahadır. HDP tayfunda güvenli bir liman, karanlıkta güçlü bir ışıktır. HDP en karamsar dönemlerde halkların en büyük umududur. Bunu önümüzdeki dönemde hep birlikte, mahallede, sokakta, şehirlerde, meydanlarda, salonlarda anlatmaya devam edeceğiz. Müzakere yolunu genişlettikçe halkların demokratik iradesini, HDP’nin demokrasi güçleriyle oluşturacağı ittifakta çözüm gücü ve çözümün anahtarı olduğunu yakın zamanda hep birlikte göreceğiz.

    Çok acı çekildi, çok bedel ödendi ama unutmayın boşuna çekilmiyor bu acılar, boşuna ödenmiyor bu bedeller. Biz diyoruz ki Türkiye’nin başta Kürt sorununda demokratik çözüm ve barış olmak üzere bütün sorunlarını çözecek kadrolara, inanca ve inada sahibiz. O nedenle geleceği birlikte kurmak istiyoruz. Türkiye’ye aydınlık, özgür geleceği birlikte getirmek istiyoruz. Demokrasi diyoruz ille de demokrasi, barış diyoruz ille de barış ve eşitlik diyoruz ille de eşitlik. İnadın ve inancın insanlarına ve partisine ve buna yüzünü dönmüş ve buna umudunu bağlamış bütün insanlara yürek dolusu sevgi ve selam gönderiyorum. İnancınızı, inadınızı, umudunuzu HDP olarak boşa çıkarmayacağız. Birlikte yürüyeceğiz. Bu yol büyüyor, kervan genişliyor ve kapılar açılıyor.”

    PİRHA/ANKARA

  • Aydınlardan Erdoğan’a mektup: Cezaevleri acilen boşaltılmalı-VİDEO

    Aydınlardan Erdoğan’a mektup: Cezaevleri acilen boşaltılmalı-VİDEO

    PİRHA- İnfaz düzenlemesinin komisyon görüşmelerine başlanırken, aydınlar tarafından kaleme alınan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gönderilen mektupta, Covid-19 salgınının cezaevleri açısından büyük risk oluşturduğu belirtilerek, infaz yasasının cezaevindeki herkesi kapsaması gerektiği vurgulandı. 

    İnfaz kanununda değişiklik öngören 70 maddelik “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, Meclis Adalet Komisyonu’nda görüşmeye başladı.

    Birçok kurum ve insan hakları savunucusu, koronavirüs kapsamında tartışılan infaz yasasının cezaevindeki herkesi kapsaması gerektiğine dikkat çeken açıklamalar yapıyor.

    Konuya dair siyasetçi Ahmet Türk, Celal Doğan, Kezban Hatemi, Nesrin Nas, Oya Baydar, Rıza Türmen, Tarhan Erdem gibi aydınları temsilen Zülfü Livaneli imzasıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a mektup gönderildi.

    Zülfü Livaneli tarafından okunan mektup şöyle:

    “Ne zamandır gündemde olan infaz rejiminde değişiklik öngören “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun Teklifi” TBMM’ye gönderilmiştir. İçinde bulunduğumuz şartları göz önünde tuttuğumuzda, yurttaşlık bilinci ve sorumluluğumuz bizi bu başvuruyu yapmaya sevk etmektedir.

    “UYARILAR DİKKATE ALINMAMIŞ”

    Kanun teklifinin içeriği, yapılan uyarıların dikkate alınmadığını, teklifte yer alan hükümlerin, evrensel insan hakları standartlarınca kabul edilmiş olan infaz hukukunun eşitlik ilkesine tümden aykırılık teşkil ettiğini ortaya koymaktadır. İnfaz Paketi olarak adlandırılan teklifin zamanlaması elbette anlamlıdır. Bütün ülkeye “Evinde kal” çağrısının yapıldığı bir dönemde gündeme alınmasının nedenlerinin başında koronavirüs salgını olduğu açıktır.

    Salgın, cezaevleri açısından büyük risk oluşturuyor. Salgın riskinin söz konusu olduğu bir durumda, kişilerin, hangi suçu işlemiş olurlarsa olsunlar, sağlıklı bir ortamda bulunma ve olası risklere karşı korunma taleplerinin karşılanması temel insan haklarının başında gelen yaşama hakkının korunması için zorunludur.

    “ÇAĞRILAR ACİLEN DİKKATE ALINMALI”

    Alınması gereken zorunlu tedbirlerin bir an önce belirlenmesi ve kanunlaşması gerekmektedir. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, uluslararası Af Örgütü, Avrupa Birliği Parlamenterleri  ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri’nin standartları işaret eden açıklamaları ve Türkiye çağrıları acilen dikkate alınmalıdır.

    Ülkemizde tartışmalı tutuklama kararları ve mahkumiyet kararları nedeniyle ceza ve tutukevleri gazeteciler, yazarlar, siyasetçiler, hak savunucuları, sivil toplum önderleri ve muhaliflerle doludur. Bu insanlar duyarlılıklarından dolayı, hiçbir ilişkileri olmayan terör suçlarından tutuklanmış veya mahkum edilmişlerdir. Kanun teklifi maalesef bu olgu göz önünde tutulmaksızın hazırlanmıştır.

    “ADALET DUYGUSU DERİNDEN SARSILIR”

    Gündemdeki düzenlemenin yürürlüğe girmesi, hem özel risk altındaki cezaevlerinde telafisi imkânsız sonuçlara yok açacak hem de kamu vicdanını ve toplumun adalet duygusunu derinden sarsacaktır. Teklifi öncelikli olarak görüşecek TBMM Adalet Komisyonu’nu, TBMM Genel Kurulu’nu ve tüm siyasi partileri bu konularda adım atmaya davet ediyor, tarihsel sorumluluklarını hatırlatıyor, bu konudaki kaygılarımızı ve önerilerimizi başta Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN ve TBMM Başkanı Sayın Mustafa ŞENTOP olmak üzere bütün sorumlulara ve yetkililere doğrudan iletmek istiyoruz. Saygılarımızla.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Ahmet Türk: Mücadele herkes için özgürlük getirecek

    Ahmet Türk: Mücadele herkes için özgürlük getirecek

    PİRHA-19 Ağustos’ta İçişleri Bakanlığı kararıyla görevden alınarak yerine kayyım atanan HDP’li Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk, Washington Post gazetesi için bir makale kaleme aldı. Türk yazısında özgürlüğe değer veren herkesin kendilerine katılma zamanının geldiğini vurguladı.

    19 Ağustos’ta İçişleri Bakanlığı kararıyla HDP’li Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediyelerine kayyım atanarak belediye eşbaşkanları görevden alınmıştı. Yerine kayyım atanarak görevden alınan Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk, Washington Post gazetesi için bir yazı kaleme aldı. Yazısında özgürlüğe değer veren herkesin kendilerine katılma zamanının geldiğini vurgulayan Türk’ün yazısının tamamı şöyle:

    31 Mart’ta Mardin Belediye Başkanı olarak yeniden seçildim. Ben ve Halkların Demokrat Partisi’ndeki (HDP) meslektaşlarımın çoğu açısından bu sıradan bir seçim değildi. Biz bu seçimde keyfi olarak elimizden alınan pozisyonları yeniden almak için çalışma yürüttük.

    İlk kez 2014 yılında Mardin’de belediye başkanlığına seçildim. Ancak beş yıllık görev süremin iki yılı geçmemişken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kürt siyasetine ve sivil topluma yönelik yoğun bir baskı uygulamaya başladı ve yaklaşık 100 HDP’li belediye başkanını görevinden alarak yerlerine devlet memurlarını atadı.

    Ben ve onlarca meslektaşım terör suçlamalarından hapsedilirken – ki gerçekte demokratik bir seçimi kazanmış olmaktı suçumuz – yerimize atanan kişiler halkın iradesini boğmaya çalıştı. Kürt dilini kamusal alandan çıkardılar, gösterileri bastırdılar ve kamu fonlarını diğer devlet yetkilileri için cömert hediyeler almak üzere harcadılar.

    Cezaevinden tahliye edildiğimde ve bir kez daha başkanlık koltuğu için seçim yarışına girmeme izin verildiğinde, seçmenlerime karşı yapılan hataları düzeltmeye kararlıydım.

    Ancak 19 Ağustos’ta tarih tekerrür etti. Televizyon haberlerinden, HDP’nin Diyarbakır ve Van belediye başkanlarıyla birlikte İçişleri Bakanlığı’nın emriyle bir kez daha görevden alındığımı öğrendim. O zamandan beri destekçilerimiz sokaklarda ve TOMA’larla, şiddetle, dövülmeyle karşı karşıya. Oysa ki tek istedikleri şey yapmış oldukları seçime saygı duyulması.

    Hepimiz teröre destek olmakla suçlanıyoruz. Gerçekte ise Erdoğan’ın kapsamı geniş bu suçlamasına hedef olan on binlerce insan gibi yaptığımız tek şey hükümetin tiranlık politikalarına karşı çıkmak. Biz üç belediye başkanı, Türkiye’deki üçüncü en büyük siyasi partiyi temsil ediyoruz. İlgili makamlar bütün adaylarımızın adaylıklarını seçimden önce onaylamışlardı. HDP’nin zaten güçlü olduğu yerlerde oy oranlarımızı artırarak seçimi kazanmıştık.

    Ama sonra 19 Ağustos çıkageldi. Ve daha önce birçok kez olduğu gibi, hükümet demokrasi ve güç arasında bir seçim yapmaya karar verdi ve ikincisini seçti.

    Bölgemizdeki on milyonlarca Kürt gibi ben de devlet baskısına yabancı değilim. 1973’te ilk kez TBMM’ye seçildiğimden beri sırf seçmenlerimin yapmam için beni seçtiği işi yaptığım için beş defadan fazla görevden alınıp cezaevine atıldım. HDP’ye katılmadan önce, hepsi de siyasi olan göstermelik davalar sonucu kapatılan Kürt yanlısı birçok partinin kuruluşunda yer aldım.

    Bu anti-demokratik saldırılar aslında sivilleri terörize eden ve barış sağlama çabalarını engelleyen bir yöntem olmasına rağmen ‘terörizm’ veya ‘ayrılıkçılık’ ile mücadele adına haklı çıkarılmaya çalışıldı. Uluslararası toplum, Erdoğan’ın bu yılın başlarında İstanbul belediye başkanlığı seçimini hangi cesaretle iptal ettiğini veya eleştirmenlerini mahkeme karşısına çıkarmadan neden cezaevinde tuttuğunu soruyorsa eğer, Erdoğan’ın seleflerinin geçtiğimiz on yıllarda Kürt halkı üzerinde bu taktikleri geliştirdiklerini de kabul etmeli, görmeli.

    Erdoğan şimdi de İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu bana yaptığı gibi tehdit ediyor. Erdoğan’ın ‘terörizm’ tanımı, yalnızca devletin sürekli hedeflediği kesimi değil aynı zamanda onlarla dayanışma göstermeye cesaret eden herkesi kapsayacak şekilde genişletildi. Bu, bir gerçeği her zamankinden daha net hale getiriyor: Türkiye, Kürt nüfusu için demokratik bir ülke olana kadar hiçbir vatandaşı için gerçek bir demokrasi olamaz.

    HDP’nin yapmaya çalıştığı şey işte budur ve bu yüzden halklara saldırmak pahasına kendilerini zenginleştirmek ve güçlendirmek için otokrasiyi kullanan devlet unsurları bize saldırıyor. Şimdi önemli olan bu anlayışın bir karşılığının olup olmadığıdır.

    Hem Türkiye’de hem de uluslararası düzeyde demokrasiye değer veren birçok kişi, partimizin demokrasiyi savunma çabaları saldırıya uğradığında sessiz kaldı. Adil bir seçimin geçersiz kılınmasına hiçbir tepki verilmediğinde, devlet aynı şeyi bir kez daha yapabileceğini görür. Partimiz ülkemizin tüm ezilen halkları için mücadele ediyor, çünkü mücadelenin herkes için daha fazla özgürlük getireceğine inanıyoruz. Özgürlüğe değer veren herkesin bize katılma zamanı geldi.

  • Kayyum protestoları 13. gününde

    Kayyum protestoları 13. gününde

    HDP’li 3 belediyeye kayyum atanmasına yönelik protestolar 13. gününe girdi.

    HDP’li 3 büyükşehir belediyesine İçişleri Bakanlığı tarafından kayyum atanmasına yönelik protestolar 13. gününde devam ediyor.

    DİYARBAKIR

    Diyarbakır’da kayyum atamalarına karşı 13 gündür süren oturma eylemi, “Diren Ha Diyarbakır Diren” şarkısı ve “Direne direne kazanacağız” sloganı eşliğinde başladı.

    Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediyelerine kayyum atanmasına karşı başlayan eylemler devam ediyor. Oturma eyleminin 13’üncü gününde yurttaşlar Lise Caddesi’nde toplanmaya başladı. Etrafı polis bariyerleriyle çevrilen oturma eylemi, “Diren Ha Diyarbakır Diren” şarkısı ve “Amed ya me ye Şaredarî ya me ye”, “Direne direne kazanacağız” sloganları eşliğinde başladı.

    TÜRK VE MIZRAKLI AYAKTA ALKIŞLANDI

    Oturma eylemine çok sayıda yurttaşın yanı sıra HDP milletvekilleri, Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk, Diyarbakır Barosu, İHD Diyarbakır Şubesi, TJA bileşenleri, Barış Anneleri İnisiyatifi ve HDP Gençlik Meclisi üyeleri katıldı. Oturma eylemine katılan görevden alınan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı ve Ahmet Türk ayakta alkışlandı. Mızraklı ve Türk, yurttaşlar ve milletvekilleriyle tek tek tokalaştıktan sonra eylemde yerini aldı.

    MARDİN

    Sabah saatlerinden itibaren aralarında HDP’li bölge milletvekillerinin de bulunduğu kitle, Artuklu’da bulunan Karayolları Parkı’nın girişine geçmek istedi. Ancak kaldırım üzerine kalkanlarla barikat kuran polisler, HDP’lilerin geçişlerine izin vermedi. HDP’liler yaşanan tartışmanın ardından oldukları alanda çimlere oturarak eylemlerini başlattı. Polisler HDP’lilerin etrafından “çember” kurarken, eyleme sonradan katılmak isteyen grubun da alana geçişine izin verilmedi. Bunun üzerine polislerle HDP’liler arasında tartışma yaşandı. Polislerin “talimat böyle” sözlerine HDP’liler, “Kayyumu da Valinizi de tanımıyoruz” diyerek cevap verdi.

    ENGELLEMEYE KARŞI EYLEM ALANI GENİŞLETİLDİ

    Tartışmanın devam etmesi üzerine gerginlik büyürken milletvekilleri ile polis amirleri arasında yer yer itişme yaşandı. Gerginlik sırasında alana girişlerine izin verilmeyen HDP’liler, çemberin dışında oturarak, ikinci bir eylem alanı oluşturdu. Devam eden gerginlik sırasında elinde kamera ile çekim yapan bir polis memuru kitlenin içine girerek çekim yapmayı sürdürünce tepki ile karşılaştı. Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Figen Altındağ, tepkisini kameranın önüne geçerek “Böyle çek” sözleri ile gösterdi. Polisin tepki üzerine kitlenin dışına çıkarak çekimini sürdürmesi sırasında Eşbaşkan Altındağ da telefonu ile çekim yapan polisi çekti.

    VAN

    Kayyum protestolarının 13 günü geride bıraktığı Van’da konuşan HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, “AKP-MHP gladyo ekipleriyle her ne kadar iktidarlarını sağlamlaştırmaya çalışmışsa da her geçen gün eriyorlar” dedi.

    Van, Mardin ve Diyarbakır büyükşehir belediyelerine kayyumların atanmasına dönük protestolar Van’da 13’üncü gününde de sürdü. Halkların Demokratik Partisi (HDP) İpekyolu İlçe binası önünde yapılan açıklamaya HDP İl eşbaşkanları, belediye eşbaşkanları, HDP’li milletvekilleri, belediye meclis üyeleri ve halk katıldı. HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, AKP iktidarının 18 yıllık iktidarlarının son dönemlerine geldiğini söyledi.

    “ÜLKENİN KEFEN PARASI DAHİ BİTTİ”

    AKP’nin OHAL döneminde yaptığı gaspı ikinci defa tekrarladığını ve AKP iktidarının her geçen gün eridiğini belirten Kaçmaz, “AKP-MHP, gladyo ekipleriyle her ne kadar iktidarını sağlamlaştırmaya çalışmışsa da her geçen gün eriyor. AKP iktidarı düşmanca politikalarını her geçen gün Türkiye halklarına karşı sürdürmede ısrar ediyor. AKP iktidarı yürüttüğü savaş politikaları nedeniyle ülkeyi uçuruma sürükledi. Ülkede işsizlik derinleşmekte, merkez bankası rezervleri erimekte. Yani bu ülkenin kefen parası olan yedek akçeler dahi bitti. AKP savaşta ısrar ettikçe halk yoksullaşıyor. Halk ötekileştiriliyor. Halk zulme maruz kalıyor” dedi.

    (KAYNAK/MA)

  • İmamoğlu, Türk ve Mızraklı ile bir araya geldi: Bu süreci fırsata döndürmeliyiz-VİDEO

    İmamoğlu, Türk ve Mızraklı ile bir araya geldi: Bu süreci fırsata döndürmeliyiz-VİDEO

    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, görevden alınarak yerlerine kayyum atanan Ahmet Türk ve Selçuk Mızraklı ile bir araya geldi. İmamoğlu, sürecin fırsata dönüştürülmesi gerektiğinin altını çizerek, “Biz aslında Diyarbakırlılara değil, demokrasi sesini İstanbullulara duyuruyoruz. 82 milyon insanın yaşadığı bu coğrafyada demokrasiyi var etmeliyiz” dedi. 

    Haberin Videosu

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, Diyarbakır’daki ziyaretleri kapsamında İçişleri Bakanlığı kararıyla görevden alınarak yerlerine kayyum atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı ve Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk ile bir araya geldi. Kayapınar Belediyesi’nde gerçekleştirilen görüşmeye eşi Dilek İmamoğlu, partisinin milletvekilleri ve yöneticileriyle birlikte Kayapınar Belediyesi’ne gelen İmamoğlu, görevden alınan eşbaşkanlar, partinin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Salim Kaplan, milletvekilleri Saliha Aydeniz ve Garo Paylan tarafından karşılandı.

    MIZRAKLI: BERABER YÜRÜYECEĞİZ

    Ziyarette konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, İstanbul seçimlerinin umut yarattığını ifade ederek, “İstanbul’daki seçim sonucu bizde umudu büyüttü. Ama 19 Ağustos’ta bir darbe yaşandı. Buna karşı beraber yürümeliyiz. Buraya gelişiniz bizim için bir ışıltı ve güçtür. Beraber yürüyeceğiz” dedi.

    “TÜRKİYE’YE BAŞKA BİR FIRSAT KAPISI”

    Burada birlik ve dayanışma mesajı veren İmamoğlu, “Zorluklar var. Ülkemiz hep birlikte zorlukları aşacaktır. Her zorluk bize başka bir fırsat doğurabilir. Bunu yaşadık. 31 Mart ve 23 Haziran sürecinde bizlere, demokrasiye yaşatılanlar, bir nevi darbe, Türkiye’ye başka bir fırsat kapısı açtığını hep birlikte gördük. Birleşme, barışma, hissetme gördük. Ahmet abi bir tecrübe abidesi. Pek çok zorluğu yaşamış biri. Her zorluğun önümüze bir fırsatın doğurabileceğini gördük. Bu bir siyasi kaynaşma değil. Bizim bunu hak, hukuk ve adalet buluşmasına dönüştürmemiz gerekiyor. Biz demokrasiye çok inanıyoruz. Hukukun üstünlüğüne inanıyoruz. Bu kavramların varlığını pekiştirmek adına yoğun bir mücadeleyi bir arada vermeliyiz. Manevi anlarımız oluyor. Her anımızı bir arada başarıyoruz” dedi.

    “SÜRECİ FIRSATA DÖNDÜRMELİYİZ”

    İstanbul’da katıldığı 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarındaki konuşmasını hatırlatan İmamoğlu, “1922’de ulusal kurtuluş mücadelesi verdiğimiz sürecin sonrasında, 21’inci yüzyılda o zafer bize başka bir zaferi işaret ediyor. Barışı, hukukun üstünlüğünü sağlamak. Akıldan bilimden yana insanlar yetiştirmek. Birilerinin aldatıldık dediği günleri yaşadık. Kim aldattı bizi? Bir devlet aldatılabilir mi? Hukukun üstünlüğünü, birilerinin eline değil de devletin varlığının çemberinde güçlendirirseniz, orada aldatma olmaz. O bakımdan bu süreci bir fırsata döndürmeliyiz” diye konuştu.

    “DEMOKRASİ SESİNİ İSTANBULLULARA DUYUYORUZ”

    İmamoğlu, HDP’li belediyeleri ziyaret etmeyi kayyum atamaları öncesinde planladıklarını belirterek, “Günler öncesinde sizi ziyareti planlamamıza eklemiştik. Ama böyle bir ziyaret oldu. Biz ziyareti düşünürken, Ahmet başkanımızla böyle bir tanışma fırsatımız oldu. Başka bir fırsata döndürmeliyiz. Biz aslında Diyarbakırlılara değil, demokrasi sesini İstanbullulara duyuruyoruz. 82 milyon insanın yaşadığı bu coğrafyada demokrasiyi var etmeliyiz” ifadelerini kullandı.

    “BİR AN ÖNCE BU YANLIŞTAN DÖNÜLMELİ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trabzon’da yaptığı konuşmadaki kayyum tehditlerini hatırlatan İmamoğlu, şunları söyledi: “Evrensel değerleri içinde hissetmeyen insanlar, siyasi yapılanmayı araçtan öte amaca çevirenler, hataları ülkeyi bu günlere taşıdı. Biz o yollara girmeyiz. Burada olmamızın tek sebebi size güç olmaktır. Yarın sizin belediyenize diyorlar. Kendi adıma kaygı zerre kadar duymam. Kaygımız ülkenin demokrasisine verilen zarar. Bu zaman başka sorunları çözemeyiz. Demokrasi güçlensin, yerel yönetimler yarışsın. İnanın bu coğrafyadaki tüm sorunları aşarız. İstanbul’daki 16 milyon insandan size selam getirdim. Ülkenin her yerinden insanının birleşip buluştuğu yerden size selam getirdim. Umut ederim bu hukuksuzluğa son verirler. Bu sürecin ne kendilerine, ne iktidarlarına zerre kadar faydası yok. Ülkeye milletimize yok. Bir an önce bu yanlıştan dönsünler. Size yapılan haksızlık ülkenin demokrasisine yapılmıştır.”

    AHMET TÜRK: ORTAK DEĞERLER ETRAFINDA BULUŞMALIYIZ

    Ziyarette konuşan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun hükümete yönelik “Freni patlamış bir araba” söylemlerini hatırlatarak, “Evet gerçekten freni patlamış bir araba. Hep birlikte bunun önünde bir set oluşturmalıyız. Ortak değerler etrafında halklarımızın buluşmasını istiyoruz. Kürt halkı, Türk halkıyla iradesini birleştirmiştir. Birlikte yaşam talebini vermiştir. Birileri demokrasinin bütün olanaklarını ortadan kaldırmaya yönelik farklı bir çalışma içindedir. Dünyada milliyetçiler toplum içinde düşmanlar yaratarak, birilerini hain ilan ederek, kendi iktidarlarını sürdürmeye çalışırlar. Gücünü koruyabilmek için mutlaka birilerini düşman yaratarak, iktidarını sürdürmeye çalışıyorlar. Türkiye’de bugün gördüğümüz tablo bu. Bir tarafta demokrasiyi esas alanlara karşı set kurmaya çalışıyorlar. Adalet yürüyüşüne katıldığımızda, ‘bölücülerle kol kola’ dediler. Bunu yapacaklar” şeklinde konuştu.

    “BUGÜN DÜN GİBİ DEĞİL”

    Birlikte mücadele olmadan adaletin tesis edilemeyeceğini vurgulayan Türk, “1991 yılında sayın Erdal İnönü ile o zaman da bir ittifak söz konusu oldu. Eleştiriler geldi. Erdal bey hiç konuşmadı. Demokratik bir gelecek, Türkiye yaratmak istiyoruz. Birileri ne der hesabı yaparsak, demokrasiyi kuramayız. Elbette ideolojik, siyasi olarak farklı yerlerde olabiliriz. Demokrasinin gereği budur. Halklarımızın demokratik geleceği için, ortak demokratik değerler etrafında mücadele etmeliyiz. Bugün dün gibi değil. 2016’da kayyumlar geldiği zaman batıda bir suskunluk vardı. Bugün ise gerçekten artık tahammül edilmeyecek bir noktaya geldiğimizi ifade ediyor. Dayanışmanın ve ortaklaşmanın gerektiğini söylüyor” diye belirtti.

    Türkiye’nin geleceğini değiştirme iddialarının olduğunu aktaran Türk, “Daha demokratik bir Türkiye, insanların özgür yaşaması için, daha değerli projelerle hukuk savunarak süreci götürmeliyiz. Beklentimiz, talebimiz bu” diye noktaladı.

    Yapılan konuşmalar ardından ev sahibi Kayapınar Belediyesi Eşbaşkanı Keziban Yılmaz, Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürüldüğü Sur ilçesinde bulunan tarihi Dört Ayaklı Minarenin bulunduğu tabloyu hediye etti.

    İmamoğlu ise Eşbaşkan Yılmaz’a, İstanbul seçimlerinin yenilenmesi ardından belediyeye atanan kayyum tarafından odasında sökülen Atatürk portresinin benzerini hediye etti. İmamoğlu, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Mızraklı’ya da İstanbul’un sembolleri arasında yer alan Kız Kulesi’nin bulunduğu plaket hediye etti.

    Görüşme daha sonra basına kapalı bir şekilde devam etti. İmamoğlu, daha sonra düğün etkinliğine katılmak üzere Batman’a geçecek. (Mezopotamya Ajans)