Etiket: ahrs

  • Suriye İnsan Hakları Topluluğu, Almanya’nın Neuss kentinde anma yapacak!

    Suriye İnsan Hakları Topluluğu, Almanya’nın Neuss kentinde anma yapacak!

    PİRHA- Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yıldönümünde Almanya’nın Neuss kentinde bulunan Alevi Bektaşi Kültür Merkezi’nde katledilenler anılacak. Suriye İnsan Hakları Topluluğu, “Suriye’de soykırım hedefiyle katledilen Alevilerin anısını onurlandırıyoruz. Geride bıraktıkları direngen Alevi toplumunun yanında duruyoruz” diyerek, anmaya katılım çağrısında bulundu.

    Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yılı geride kalıyor. 7 Mart’ta başlayan saldırılarda onbinlerce Alevinin katledildi, yerinden edildi, kadınlar kaçırılıp tecavüze uğradı, satıldı, çocukların ailelerinden koparıldı, topraklarına ve mallarına el konuldu, işlerinden atılarak açlığa mahkum edildi.

    Ssaldırıların yıl dönümünde bir çok coğrafyadan Alevi ve dostları soykırımın durması için çağrıda bulunmaya devam ediyor. 7 Mart’ta bir çok merkezde alanlara çıkılacak.

    Suriye İnsan Hakları Topluluğu (AHRS), Suriye’de Alevilere yönelik HTŞ’ye bağlı gruplar tarafından yapılan soykırımın birinci yılında soykırımda katledilenleri anacak.

    “ALEVİ TOPLUMUNUN YANINDA DURUYORUZ”

    7 Mart Cumartesi saat 15.00’de Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletine bağlı Neuss kentinde bulunan Alevi Bektaşi Kültür Merkezi’nde yapılacak anmaya katılım çağrısında bulunan Suriye İnsan Hakları Topluluğu, “Suriye’de soykırım hedefiyle katledilen Alevilerin anısını onurlandırıyoruz. Geride bıraktıkları direngen Alevi toplumunun yanında duruyoruz” dedi.

    “BİRLİKTE ANMAK, DAYANIŞMAK VE ORTAK İNSANLIĞIMIZI YENİDEN TEYİT ETMEK İÇİN SAF TUTACAĞIZ”

    Yapılanan açıklamanın devamında şunlara yer verildi:

    “Sizleri Mart 2025’te HTŞ rejimi ve müttefiklerinin Suriye’de acımasızca katlettikleri Alevi kadınların, çocukların ve erkeklerin anısını onurlandırmaya davet ediyoruz. Bu anma, Suriye’de süregiden soykırım saldırılarıyla karşı karşıya olan Alevi topluluğuyla birlikte düşünme, yas paylaşma ve dayanışma ruhu için yeni bir sayfa açacaktır.

    Kaybedilen her hayatı hatırlamak; ölçülemez keder taşımaya devam eden ailelerle birlikte durmak; ve Suriye’deki Alevilerin devam eden şiddete, mülksüzleştirmeye ve yerinden edilmeye karşı gösterdikleri direnci takdir etmek için bir araya geleceğiz. Bu toplantıda, hayatta kalanların direncini, yaşama tutunmaya devam eden ailelerin gücünü ve derin kayıplar karşısında insan onurunu koruma konusundaki ortak bağlılığımızı düşüneceğiz.

    Birlikte anmak, dayanışmak ve ortak insanlığımızı yeniden teyit etmek için saf tutacağız. Destek sunmak, mağdurları ve topluluklarını onurlandırmak ve Suriye’deki tüm azınlıklar için özgürlük ve adalet mücadelesine katkı yapmak isteyen herkesi sevgiyle bekliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • AHRS: HTŞ rejimi Suriye’de Alevi, Kürt ve Hristiyanlara yönelik saldırıları tırmandırıyor!

    AHRS: HTŞ rejimi Suriye’de Alevi, Kürt ve Hristiyanlara yönelik saldırıları tırmandırıyor!

    PİRHA- Suriye İnsan Hakları Topluluğu (Gesellschaft für Menschenrechte in Syrien – AHRS), 8 Ocak 2026 tarihli açıklamasında, Suriye’nin 2025 yılının son haftasına ve 2026’nın ilk günlerine HTŞ rejiminin artan insan hakları ihlalleriyle girdiğini duyurdu. Açıklamada, özellikle Aleviler, Kürtler, Hristiyanlar ve Dürzilerin hedef alındığı vurgulandı.

    AHRS, Homs’ta bulunan İmam Ali ibn Abi Talib Mescidi’nin bombalanması sonucu 8 Alevi sivilin hayatını kaybettiğini, 27 kişinin yaralandığını hatırlattı. Kurumun açıklamasına göre, bu saldırıyı bombalamayı protesto eden Alevi sivillere yönelik yaygın ve koordineli saldırılar izledi. Yeni yıl ise Halep’te Kürtlere ve Hristiyanlara yönelik yeni bir şiddet ve sindirme dalgasıyla başladı.

    ALEVİLERE YÖNELİK SALDIRILAR VE TUTUKLAMALAR

    AHRS’nin aktardığına göre, 1 Ocak 2026’da askeri zırhlı araçlar ve güvenlik araçlarından oluşan bir konvoy Lazkiye kırsalında bir köyü kuşattı, en az on kişiyi tutukladı ve köy halkını terörize etti.

    2 Ocak’ta, HTŞ güçleri engelli bir Alevi olan Bassam Mahrez’i tutukladı. Açıklamada, bu tutuklamanın El-Qardahah kenti ve çevresindeki aktivistleri hedef alan daha geniş bir kampanyanın parçası olduğu belirtildi. Burada ondan fazla gencin “eski rejimin kalıntıları” olmakla suçlanarak tutuklandığı ifade edildi.

    AHRS, 6 Ocak’ta HTŞ güçlerinin Banyas kırsalındaki El-Anazah köyünde geniş çaplı bir sindirme kampanyası yürüttüğünü ve iki önde gelen Alevi’yi, Şeyh Ahmed İssa ve kardeşini, tutukladığını bildirdi. Bu yasadışı tutuklamaların; Tartus’taki Aleviler Konseyi Başkanı Şeyh Ali Helhel’in, Tartus’taki Alevi Konseyi Genel Sekreteri Şeyh Asif Mahna’nın ve Lazkiye’deki Alevi İslami Konseyi Başkanı Şeyh Ahmed Habib’in tutuklanmasını izlediği aktarıldı. Açıklamada, bu ihlallerin önde gelen Alevi din liderlerini hedef alan kampanyanın tekrarlanan örnekleri olduğu vurgulandı.

    Aynı gün HTŞ güçlerinin Tartus şehri, Banyas şehri ve Safita kırsalında geniş çaplı bir operasyon başlattığı kaydedildi. Sindirme kampanyasının, 26 Aralık’ta gerçekleşen barışçıl gösterilerin katılımcılarını hedef aldığı, onlarca sivilin “eski rejim kalıntılarını yargılama” bahanesiyle tutuklandığı belirtildi. Tutuklanan siviller arasında dini liderlerin de bulunmasının, sakinler arasında panik ve endişe yaratma amacı taşıdığı ifade edildi. Yoğun asker konuşlandırması ve keyfi tutuklamalar için kurulan kontrol noktalarının Alevi topluluğunun endişelerini daha da artırdığı kaydedildi.

    HRİSTİYANLARA VE DÜRZİLERE YÖNELİK TEHDİT YAZILARI ZORLA YERİNDEN EDİLME

    AHRS açıklamasında, 5 Ocak 2026’da HTŞ güçlerinin, Rif Dimashq eyaletinin Qatana bölgesinde Hristiyanlar ve Dürzilerin yaşadığı mahallelerde duvarlara yazı yazan silahlı çeteleri koruduğu belirtildi. Grafitilerde sakinlere yönelik tehdit ve şiddet çağrısı yapan sloganların yer aldığı, bunlar arasında “Rejimin kalıntılarına son” ve “Sıra sana geliyor, kalıntı” ifadelerinin bulunduğu aktarıldı.

    6 Ocak’ta HTŞ güçlerinin Halep’teki Kürt mahallelerine saldırdığı, Suryani Hristiyan nüfusun evlerini terk etmek zorunda kaldığı ve bu evlerin askeri üs olarak kullanılmaya başlandığı ifade edildi. Yerel Kilise’nin, İhtiyaçlı Kilise’ye Yardım (ACN) ile iş birliği içinde şiddetten etkilenen insanlar için dua çağrısı yaptığı belirtildi.

    HALEP’TE AĞIR SİLAHLAR SİVİL KAYIPLAR

    AHRS, 6 Ocak 2026’dan itibaren HTŞ rejiminin Halep şehrinde Kürt nüfuslu Şeyh Maqsoud ve El-Eşrefiye mahallelerine askeri saldırı başlattığını bildirdi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne (SOHR) göre HTŞ güçleri, sivil nüfusu bombalamak için ağır silahlar ve roketatarlar kullandı.

    Bu saldırılar sonucunda en az 10 sivilin öldüğü, bunlar arasında iki kadın ve bir çocuğun bulunduğu; kadınlar ve çocuklar dahil en az 60 sivilin ağır yaralandığı aktarıldı.

    Açıklamada, Halep’te Kürtlere yönelik şiddetin iki gelişmenin ardından tırmandığı belirtildi:
    HTŞ rejimi ile Kürt liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında 10 Mart 2025’te imzalanan entegrasyon anlaşmasının uygulanması konusundaki müzakerelerin başarısızlığı ve Türk kuvvetlerinin kuzeyden Halep’e doğru ilerlemesi. Bu arka planın, HTŞ’nin Halep’teki Kürtlere yönelik saldırılarının daha da şiddetlenme olasılığının yüksek olduğunu ve mahallelerdeki Kürt ve Hristiyan nüfusun kitlesel katliamlara ve zorla yerinden edilmelere maruz kalabileceğini gösterdiği ifade edildi.

    “ŞİDDET DIŞINDA SUNACAK HİÇBİR ŞEYİ OLMAYAN BİR REJİM”

    AHRS açıklamasında, HTŞ rejiminin bölgedeki sömürge güçleri ve otoriter Sünni rejimler tarafından iktidara taşındığından bu yana Suriye halkına şiddet dışında sunacak hiçbir şeyinin olmadığını gösterdiği belirtildi. Rejimin sindirme ve otorite inşa etme aracı olarak şiddete bağımlı olduğu vurgulandı.

    Bugüne kadar yaklaşık 9 bin sivilin öldüğü, Suriyelilerin yüzde 97’sinin yoksulluk sınırının altına itildiği ifade edildi. Freedom House verilerine göre HTŞ rejiminin siyasi haklar puanının 40 üzerinden -3 seviyesinde olduğu hatırlatıldı.

    ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI

    Açıklamanın sonunda AHRS, Birleşmiş Milletler’den Halep, Homs, Süveyda ve Kıyı Bölgesi’ne bağımsız bir bilgi toplama misyonu gönderilmesini, tüm azınlıklara karşı düzenlenen saldırılar hakkında kapsamlı bir rapor yayımlanmasını ve etnik-dini temizlik riski altındaki tüm Suriyeli azınlıklara doğrudan insani yardım sağlayacak bir koridor oluşturulmasını talep etti.

    Batılı ülkelerin ve bölge devletlerinin HTŞ rejiminin tüm azınlıklara yönelik saldırılarını kınaması ve ihlal faillerinin yargılanmasını istemesi çağrısı yapıldı. Açıklamada ayrıca Batı medyasının devam eden etnik ve dini temizliği Esad rejiminin mirasıyla ilişkilendirmeye son vermesi gerektiği vurgulandı.

    HABER MERKEZİ

  • AHRS’ten alarm: Suriye’de Aleviler hedefte, zorla kaybetmeler ve ibadethaneye saldırı!

    AHRS’ten alarm: Suriye’de Aleviler hedefte, zorla kaybetmeler ve ibadethaneye saldırı!

    PİRHA – Suriye İnsan Hakları Topluluğu (AHRS), Noel haftasında Suriye’de Alevilere yönelik şiddetin ciddi biçimde arttığını belirterek uluslararası kamuoyuna acil çağrıda bulundu. Açıklamada, zorla kaybetmeler, kaçırmalar ve Humus’ta bir Alevi ibadethanesine yönelik bombalı saldırının, ülkede devam eden etnik ve dini temizlik sürecinin parçası olduğu vurgulandı.

    NOEL HAFTASINDA ZORLA KAYBETMELER ARTTI

    AHRS’nin verilerine göre, 18–25 Aralık tarihleri arasında en az 12 Alevi zorla kaybedildi ya da kaçırıldı. Şam’dan Halep’e çalışmak için yola çıkan altı Alevi’nin Hums eyaletine ulaştıktan sonra kendilerinden haber alınamadığı belirtilirken, kayıplar arasında acil tıbbi bakıma ihtiyaç duyan iki kişinin de bulunduğu ifade edildi.

    Ayrıca Lazkiye, Tartus ve Banyas kırsalında farklı tarihlerde toplam altı Alevi’nin silahlı gruplar ya da HTŞ rejim güçlerinin kontrol noktalarında alıkonularak bilinmeyen yerlere götürüldüğü aktarıldı. Yerel kaynaklar, bu vakaların keyfi tutuklama ve zorla kaybetmeler zincirinin parçası olduğunu, cezasızlığın Alevi toplumunda korku ve güvensizliği derinleştirdiğini bildirdi.

    HUMUS’TA ALEVİ İBADETHANESİNE BOMBALI SALDIRI

    26 Aralık’ta Humus’ta bulunan İmam Ali ibn Abu Talib Mescidi’ne yerleştirilen patlayıcı, Cuma ibadeti sırasında infilak etti. Saldırıda en az 8 Alevi yaşamını yitirirken, 27 kişi yaralandı. Saldırının sorumluluğunu, HTŞ’den ayrılarak Şubat 2025’te kurulan Sünni İslamcı Saraya Ansar el-Sunna adlı örgüt üstlendi.

    Aynı örgütün, Haziran 2025’te Yunan Ortodoks Mar Elias Kilisesi’ne düzenlenen ve 25 kişinin öldüğü saldırının da faili olduğu hatırlatıldı. Örgüt, yayımladığı açıklamalarda Aleviler ve Şii Müslümanlar tamamen “yok edilene” ya da sürülene kadar saldırılarını sürdüreceğini ilan etmişti.

    HTŞ REJİMİNE SUÇ ORTAKLIĞI ELEŞTİRİSİ

    AHRS, her iki saldırının ardından HTŞ rejimi yetkililerinin fail grupları açıkça adlandırmaktan kaçındığını, saldırıları “eski rejim kalıntıları” ya da “IŞİD bağlantılı unsurlar” gibi muğlak ifadelerle geçiştirdiğini belirtti. Bu tutumun, mezhepçi şiddeti aklama ve sorumluluktan kaçma anlamına geldiği vurgulandı.

    Açıklamada, HTŞ rejiminin mezhepçi nefret ideolojisini benimsediği ve azınlıklara yönelik dini temizlik politikalarının, rejim ile radikal gruplar arasında ortak hedef hâline geldiği ifade edildi. Ayrıca rejimin, radikal saldırıları Batı’dan siyasi destek sağlamak için araçsallaştırdığı kaydedildi.

    BİRLEŞMİŞ MİLLETLER VE BATI’YA ÇAĞRI

    AHRS, Avrupa hükümetleri ve ABD’yi, HTŞ rejimini fiili ortak olarak görerek sivilleri koruma yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırdı. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler’den; Suweida, Hums ve Sahil Bölgesi’ne bağımsız bir bilgi toplama misyonu gönderilmesi, azınlıklara yönelik saldırılar hakkında kapsamlı bir rapor hazırlanması ve risk altındaki topluluklar için insani yardım koridoru açılması talep edildi.

    Batılı ülkelerin dışişleri bakanlıklarına da çağrıda bulunan AHRS, saldırıları açık biçimde kınayan ve Alevilere yönelik şiddetin faillerinin yargılanmasını talep eden net tutumlar alınmasını istedi.

    MEDYA VE ULUSLARARASI TOPLUMA UYARI

    Açıklamada Batı medyasının, devam eden etnik ve dini temizliği “Esad rejiminin mirası” söylemiyle muğlaklaştırmaktan vazgeçmesi istendi. Medya kuruluşlarına, Aleviler ve diğer azınlıklara yönelik tehditleri yerinde belgelemek üzere Suriye’ye kalıcı muhabir göndermeleri çağrısı yapıldı.

    AHRS ayrıca, Suriye ve Diaspora Yüksek Alevi İslam Konseyi’nin saldırıların “örgütlü aşırı terörizmin devamı” olduğu ve Suriye hükümetinin bu suçlardan doğrudan sorumlu tutulması gerektiği yönündeki tespitlerinin ciddiyetle araştırılmasını talep etti.

    HABER MERKEZİ

     

  • Suriye İnsan Hakları Topluluğu: “HTŞ rejiminin bir yılı: etnik ve dini temizlik”

    Suriye İnsan Hakları Topluluğu: “HTŞ rejiminin bir yılı: etnik ve dini temizlik”

    PİRHA- Suriye İnsan Hakları Topluluğu (Association pour les droits de l’homme en Syrie), HTŞ iktidarının birinci yılına dair bir rapor hazırladı. AHRS hazırladığı raporda Suriye’nin son yıllarda yaşadığı iç savaşa değinirken, HTŞ iktidarına nasıl gelindiğini ve bu rejimin ilk bir yılının nasıl geçtiği anlatılmakta. 

    18 Aralık 2010 tarihinde başlayan Arap Baharı’nın üzerinden on beş yıl geçti. Tunus’ta başlayan protestolarla birçok Arap ülkesine yayılan hareketler, Ortadoğu için yeni bir sayfa açtı.

    Arap Baharı’nın uğradığı ülkelerden biri de Suriye idi. 15 Mart 2011 yılında Dera kentinde başlayan protestolar Suriye iç savaşının fitilini ateşledi. On dört yıl süren iç savaş halklar açısından çok yıkıcı oldu. 8 Aralık 2024 tarihinde Beşar Esad yönetimi devrildi ve yerine HTŞ rejimi geçti.

    HTŞ iktidarının ilk yılı da, 14 yıl süren iç savaşa bir son getirmedi. Tam tersine yeni bir boyut kazandırarak gerginliği tırmandırdı. Suriye İnsan Hakları Topluluğu (AHRS) hazırladığı raporda bu sürece nasıl gelindi ve neler yaşandığını yaptığı yazılı basın açıklamasıyla kamuoyuna sundu.

    “ACIMASIZ BİR İDEOLOJİNİN TARİHSEL KÖKLERİ”

    AHRS yaptığı açıklamanın başında, Suriye’nin 14 yıl boyunca iç savaş ve insanlık dışı ihlallerle sarsıldığına dikkat çekerek, “HTŞ rejiminin Suriye’deki Alevi ve Dürzî topluluklarına yönelik devam eden şiddeti bir iç savaşın sonucu değil – yüzyıllardır beslenen nefret ideolojisinin yeniden yükselişini yansıtıyor. Bu ideolojinin temeli, 14. yüzyılın başlarında Alevileri ve Dürzileri öldürülmesi ve mülksüzleştirilmesi caiz ilan eden Sünni  Şeyh el-İslam İbn Teymiye‘nin fetvalarına dayanır. Bu tarihsel fetvalar HTŞ ve selefleri tarafından yeniden yorumlanarak Alevi ve Dürzî topluluklarına yönelik katliamların ideolojik temelini oluşturdu. Suriye’de savunmasız ve düzensiz bırakılan Alevi topluluğu aynı zamanda ‘rejimden kalan suçlular’ olarak damgalanıyor ve kitlesel infazlar için hedef alınıyor” dedi.

    “TERÖRİST GEÇMİŞİ OLAN BİR REJİM”

    Mevcut geçiş hükümetinin başkanı olan Ahmed el- Şeraa ‘nın geçmişine değinilen açıklamada, “Suriye’deki mevcut Geçiş Hükümeti Ahmed el-Şeraa (namı diğer Ebu Muhammed el-Colani) tarafından yönetilmektedir. Hem HTŞ hem de selefi El-Nusra Cephesi, BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı Kararı ile terör örgütü olarak tanımlanmıştır. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin 2018 raporuna göre, HTS 2017-2018 yılları arasında sivillere yönelik en az 99 şiddetli saldırıdan sorumluydu.   Daha yakın tarihli bir raporda, aynı merkez,  HTS kontrolündeki İdlib’de yaşayan sivillerin ‘yargısız infazlar, polis işkencesi ve haksız hapis tehdidi’ altında yaşadıklarını tespit ediyor. ABD Hazine Bakanlığı’nın Yaptırım Listesi Araştırmasına göre, El-Nusra ve HTŞ personeli Özel Belirlenmiş Vatandaşlar ve Engelli Kişiler Listesi’nde ‘ağır’ kategorisinde yer alıyor” denildi.

    “8 ARALIK 2024’TEN BU YANA ULUSLARARASI VE İNSANİ HUKUK İHLALLERİ”

    HTŞ ‘nin iktidara gelmesiyle birlikte Alevi ve Dürzi topluluklara karşı amansız bir etnik/dini temizlik kampanyası yürüttüğüne dikkat çeken AHRS, bu ihlallerin, Birleşmiş Milletler, Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü, Suriye İnsan Hakları Ağı ve Suriye İnsan Hakları Gözlemevi gibi birçok insan hakları kuruluşu ve gözlemevi tarafından belgelendiğini söyledi.

    “Rejim tarafından doğrudan, müttefiki terör grupları aracılığıyla da dolaylı olarak işlenen ihlaller arasında özet infazlar, kasıtlı mülk yok etme, kaçırma, kitlesel gözaltımlar ve kimliklere dayalı yaygın hedef alınmanın” yer aldığını söyleyen AHRS, “Bu suçlar, sırasıyla Mart 2025 ve Temmuz 2025 aylarında Alevilere ve Dürzilere karşı soykırım niyetiyle işlendiğine” dikkat çekildi.

    “Temmuz 2025 itibarıyla, Suriye İnsan Hakları Ağı ‘nın ön ve eksik kayıp sayımları, rejim güçleri ve rejim müttefiki terörist gruplar tarafından 4.300 sivilin öldürüldüğünü gösteriyor. Bu toplam, Mart ve Temmuz aylarında birkaç gün içinde öldürülen 2.069 Alevi ve 1.224 Dürzî ” sivilin katledildiği söylendi.

    “BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SORUMLULUK ALMALIDIR”

    HTŞ rejiminin tarihsel arka planı ve devam eden ihlallerine değinen AHRS, Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna, üye devletlerine ve Güvenlik Konseyi’ne şu çağrılarda bulundu:

    1. Rejimin ve onunla ittifak kurduğu silahlı grupların işledikleri suçlardan sorumlu tutulmasını sağlama kararlılığı ilan edilmelidir. İnsan Hakları İzleme Örgütü‘nün belirttiği gibi, adaletle ilgili varlan netlik eksikliği, Suriye’de devam eden şiddetin başlıca nedenlerinden biridir.
    2. Aleviler, Dürziler, Hristiyanlar ve Kürtler dahil olmak üzere, tehdit altındaki tüm azınlıkları korumaya istekli ve sorumluluk sahibi oldukallarını ilan etmelidirler.
    3. Uluslararası insani yardım kuruluşlarıyla birlikte güvenilir, uluslararası destekli insani yardım hatları kurulmalıdır.
    4. Uluslararası, Tarafsız ve Bağımsız Mekanizma (IIIM) ve Suriye Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu (COI) gibi BM kurumlarını ve Suriye içinde ve dışında insan haklarını savunan kuruluşları içeren bir kriz komitesi kurulmalıdır.
    5. HTŞ rejimine tarafsız hesap verebilirlik ve yargı bağımsızlığı sağlanması için baskı uygulanmalıdır; savaş suçlarını, insanlığa karşı suçları, soykırımı veya diğer uluslararası suçları suç saymayan anayasa ve ceza kanununun değiştirilmesi sağlanmalıdır.
    6. İnsan hakları örgütlerinin gelecekteki iç ve uluslararası hesap verebilirlik süreçleri için hayati öneme sahip olabilecek kanıtların belgelenmesi, korunması ve analiz edilmesi yönündeki çabaları desteklenmelidir.
    7. HTŞ rejiminin etnik/dini temizliği ve ondan önceki Esad rejiminin Insanhakları ihlallerini bir araya getiren söyleme derhal son verilmelidir. Bu söylem, HTŞ rejimin ve terörist müttefiklerinin vahşetlerini Esad rejiminin kalıntılarıyla bir çatışma olarak meşrulaştırmasını sağlamaktadır.

    Suriye İnsan Hakları Topluluğu‘nun yayınladığı rapor, HTŞ rejiminin insan haklarına dair kanıtlarla son buluyor.

    (HABER MERKEZİ)