PİRHA-Malatya’da Emek Partisi üyesi Hasan Hüseyin Bozkuş’a polisler tarafından ajanlık teklif edildi. Emek Partisi Malatya İl Örgütü, İHD’ye başvurup açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Legal bir partinin üyelerine yönelik bu tür baskılar, hem hukuka hem demokratik siyaset yapma hakkına yönelmiş açık bir saldırıdır” denildi.
Emek Partisi (EMEP) üyesi Hasan Hüseyin Bozkuş’a Malatya’da polisler tarafından ajanlık teklif edildi. Ruhsatlı av tüfeğini tamirden alıp eve döndüğü sırada polisler tarafından durdurulan Bozkuş, “tüfeğin herhangi bir suça karışıp karışmadığını kontrol etme” bahanesiyle araca bindirildi. Polisler, karakola götüreceklerini söylemelerine rağmen Bozkuş’u kent içinde bir süre dolaştırıp lokantaya götürdü ve parti içi bilgileri aktarmasını istedi. Ret yanıtı üzerine ısrarcı olan polisler, Bozkuş’un montunun cebine tüfek ruhsatıyla birlikte para koydu.
EMEP Malatya İl Örgütü, yaşananlara dair İHD Malatya Şubesi’ne başvuruda bulunarak açıklama yaptı. Açıklamayı EMEP Malatya İl Başkanı Şerif Demirel, okudu.
“POLİSLER, ÜYEMİZİ AJANLAŞTIRMAYA ÇALIŞMIŞTIR”
Lokantada polislerin Bozkuş’tan parti içindeki konuşmalar, il başkanının neler planladığı ve özellikle Akçadağ ilçe başkanı ile ilçe yöneticileri hakkında bilgi aktarmasını istediğini söylediğini ifade eden Şerif Demirel, “Hasan Hüseyin, Emek Partisi’nin legal bir parti olduğunu, kimse hakkında ifade veremeyeceğini ve böyle bir şeyi kabul etmeyeceğini açıkça belirtmiş olmasına rağmen polisler ısrar etmiş, üyemizin mont cebine tüfek ruhsatıyla birlikte para da koyarak kendisini ajanlaştırmaya çalışmıştır. Polislerden birinin kendisini “Tekin” olarak tanıttığını ve telefonla bilgi istemeyi sürdürdüğünü söyleyen Demirel, “Üyemiz, Tekin adlı kişinin ‘Bu hafta sonu bir şey var mı’ sorusuna ‘Bilmiyorum, haberim yok’ yanıtını vermesine rağmen, ‘Tamam kardeşim, neyse artık haberleşiriz. Olmadı sen ararsın’ diye ikna yöntemiyle sıkıştırmaya ve zorlamaya hâlâ devam etmektedir” dedi.
“BASKILARA TESLİM OLMAYACAĞIZ”
Yaşananların 90’ların zorla kaybetme, tehdit, takip ve ajanlaştırma yöntemlerini hatırlattığını vurgulayan Demirel, “Ülke bu karanlık dönemin sonuçlarını ağır bedellerle ödemiştir; bugün aynı yöntemlerin devreye sokulması kabul edilemez. EMEP’in faaliyetlerinin anayasal güvence altındadır. Legal bir partinin üyelerine yönelik bu tür baskılar, hem hukuka hem demokratik siyaset yapma hakkına yönelmiş açık bir saldırıdır. Suçtur, hukuksuzdur, hak ihlalidir. Baskılara teslim olmayacağız” diye konuştu.
PİRHA-Ankara’da evinin bulunduğu sokakta yürürken kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce kaçırılıp, tehdit edilen Berşan Erdoğan, İHD Ankara Şubesi’nde yaşadıklarını anlatarak, “İşkence ve tutuklama ile tehdit edildim. Baskılar beni yıldıramayacak” dedi.
Kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce kaçırılan ve ajanlık teklif edilen Berşan Erdoğan, İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde basın açıklaması yaptı.
Erdoğan maruz kaldığı baskı ve kaçırılma olayını anlatırken, açıklamada söz alan İHD yöneticileri bu tür vakaların arttığına vurgu yaparak, olayın peşini bırakmayacaklarını söyledi.
“GEÇTİĞİMİZ YIL İÇERİSİNDE EN AZ 144 KİŞİ KAÇIRMA, AJANLAŞTIRMA OLAYINA MARUZ BIRAKILDI”
Açıklamada ilk olarak konuşan İHD MYK Üyesi Nuray Çevirmen, kaçırılma ve ajanlaştırma olaylarına dair bilgi vererek, “Bu süreçte bu tür olayları sık sık duyuyoruz. Gelen başvurular sonucunda İHD olarak çalışmalarımızı yürütüyoruz. 2021 yılı Ocak-Kasım ayları arasında 13 kişi kaçırıldı ve ajanlık teklifine maruz bırakıldı. Bu 13 kişiden bazıları 18 yaşından küçük çocuklardı. Kayıt altına alınmayan olaylarla birlikte geçtiğimiz yıl içerisinde en az 144 kişi kaçırma, ajanlaştırma olayına maruz bırakıldı. Kurumumuza 2021 yılı içerisinde Ocak ve Kasım ayları arasında 65 kişi buna dair başvuruda bulundu. Kendilerini polis olarak tanıtan kişilerin vatandaşları yasadışı bir şekilde kaçırarak, tehdit ederek işbirliğine zorlamaları suçtur. Ancak cezasızlık politikası nedeniyle bu tür saldırılar devam ediyor” dedi.
“İKİ YILDIR SÜREKLİ TACİZ EDİLİYORUM”
Kaçırılan ve tehdit edilen Berşan Erdoğan ise şunları dile getirdi:
“2 yıldır kendini polis olarak tanıtan kişilerin baskısına maruz kalıyorum. Son olarak evimin önünden beni bir arabaya zorla bindirerek kaçırdılar. Ailemle ilgili bilgiler söylediler. Eylemlere katıldığımı ve bunun yasadışı olduğunu söylediler. Eğer eylemlere katılmaya devam edersem beni içeri alacaklarını, işkence yapacaklarını belirttiler. Görüşmek istememe rağmen iki yıldır sürekli beni hem telefonla arıyorlar hem de sokakta yolumu kesip kaçırıyorlar. Ajanlık dayatmasında bulunuyorlar. Bunu kabul etmediğimde ise beni darp ettiler. Daha sonrasında beni arabayla evimden uzak bir yere bıraktılar. Bu baskı ve gözdağı verme politikalarına boyun eğmeyeceğim.”
“BU İŞİN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ, TAKİPÇİSİYİZ”
Erdoğan’ın ardından İHD Ankara Şube Eş Başkanı Fatih Kanat ise, “Ne yazık ki bu tür olaylar bu coğrafyada çok yaygın bir uygulama haline geldi. Polisin yasadışı uygulamaları birçok alanda karşımıza çıkıyor. Kendi anayasalarını, yasalarını hiçe sayan bir zihniyetle muhatabız ne yazık ki. Gençlere, öğrencilere ve birçok kesime yönelik bu baskıları İnsan Hakları Derneği olarak öncelikle kınıyoruz. Aynı zamanda bu işin peşini bırakmayacağımızı da ilan ediyoruz, takipçisiyiz, raporluyoruz, gözlüyoruz. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne göre hareket edilene kadar da mücadele etmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
PİRHA-90’lı yıllarda kaldığı söylenen faili meçhuller, kaçırılmalar, kayıplar, işkenceler devam ediyor. Müvekkillerinin son süreçte maruz kaldığı baskıları anlatan ÇHD Ankara Şubesi üyesi hukukçularından Naim Eminoğlu, “Bu kişilerle ilgili hiçbir ize ulaşamıyoruz. Kamera kayıtları vesaire her şeyi siliyorlar. Hukuki anlamda her yolu deniyoruz ancak yaptığımız suç duyuruları takipsizlikle sonuçlanıyor” dedi.
90’lı yıllarda kaldığı söylenen faili meçhuller, kaçırılmalar, kayıplar, işkenceler devam ediyor. Günümüzde ‘Beyaz Toros’ların yerini ‘Siyah Transporter’lar almış durumda. 15 Temmuz 2016’da gerçekleşen ‘darbe girişimi’nin sonrasında ilan edilen OHAL’in ardından yaşanan hak ihlallerinde ciddi bir artış söz konusu. Kaçırılmalar, işkenceler, kayıplar ve şüpheli ölüm olayları sıkça gündeme geliyor.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi’nin ‘2021 Yılı Baskı ve Tehdit Yöntemleriyle İfade Alma, Mülakat Yapma, Ajanlaştırma ve Kaçırma Olaylarıyla İlgili Özel Rapor’una göre; 2021 yılının ilk 11 ayı içerisinde toplamda en az 144 kişinin kaçırma, ajanlaştırma ve tehdide maruz kaldığı belirtildi.
Raporda, özellikle siyasi partilerin gençlik kolları üyelerinin, üniversite öğrencilerinin, gazetecilerin ve aktivistlerin hedefte olduğu, bu kişilerin gizemli numaralardan arandığı, kaçırıldığı ve hatta işkenceye maruz bırakıldığı yönündeki iddialara da yer veriliyor.
11 AYDA EN AZ 144 KİŞİ KAÇIRILDI, AJANLIK DAYATILDI, TEHDİT EDİLDİ
Söz konusu raporda, “2021 yılı Ocak-Kasım ayları içerisinde en az 13 kişinin kaçılarak ajanlık teklifine ya da tehdide maruz bırakıldığını ve bu kişilerin herhangi bir işlem yapılmadan serbest bırakıldığını belirlemiştir. Yine aynı şekilde, en az 66 kişinin ise gözaltı yerlerinde (bir kısmı hapishanelerde) veya gözaltı yerleri dışındaki alanlarda ajanlık teklifine ve tehdidine maruz kaldığını ortaya koymuştur. Benzer şekilde, büyük bölümü kolluk kuvvetleri tarafından olmak üzere en az 65 kişinin tehdit edildikleri belirlenmiştir. Tehdit edilen kişilerden 12’si sosyal medya üzerinden tehdit edildiğini belirtmiştir. Sosyal medya yoluyla yapılan tehditlerin çoğunlukla siyasi parti çalışanlarına, üniversite öğrencilerine ve medya emekçilerine yönelik olduğu görülmektedir” ifadeleri yer aldı.
ÖZEL HAYATA İLİŞKİN BİLGİLER KULLANILARAK KİŞİLERİN HASSASİYETLERİ İSTİSMAR EDİLİYOR
Raporda yer alan bilgilere göre, bu baskılar çoğunlukla kendisini istihbaratçı olarak tanıtan kolluk kuvvetlerince veya infaz koruma memurları ve güvenlik korucuları (geçici köy korucusu) tarafından gerçekleştirilmektedir. Neredeyse tamamı resmi görevli olan bu kişiler, ellerindeki devlet gücü vasıtasıyla bireylerin özel hayatına ilişkin bilgilere ulaşmakta ve bu bilgileri kullanarak kişilerin hassasiyetlerini istismar etmektedirler.
İHD Genel Merkezi, rapora dair yaptığı açıklamada, TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu ve İçişleri Bakanlığı ile de görüştüklerini ancak vakaların devamından da anlaşılacağı üzere önleyici tedbirlerin yeterli düzeyde alınmadığını gördüklerini ifade etti.
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Ankara Şubesi üyesi hukukçularından Naim Eminoğlu müvekkillerinin son süreçte maruz kaldığı bu bağlamdaki baskı ve tehditleri anlattı.
“GİZLİ BİR GÖZALTI MERKEZİNDE, 6 AY BOYUNCA ÇEŞİTLİ İŞKENCELERE MARUZ KALDI”
Ajanlaştırma, işbirlikçileştirme ve itirafçılaştırmanın bir devlet politikası olduğunu ifade eden Eminoğlu, bu politikaların 80’lerden bu yana uygulandığını aktararak; “Ancak son yıllarda bu tür olaylar arttı. Müvekkilimiz Ayten Öztürk, 2018 yılında Lübnan Havalimanı’ndan Avrupa’ya giderken Lübnanlı yetkililer tarafından Türkiye’ye teslim edildi. Ankara’daki gizli bir gözaltı merkezinde 6 ay boyunca çeşitli işkencelere maruz bırakıldı. Boğma, elektrik verme gibi her türlü fiziki ve psikolojik işkence gördü. Sadece Lübnan’da gözaltına alındığı ve orada 6 gün tutulduğu kayıtlarda var, sonraki süreç yok. 6 ay boyunca kendisine başkaları üzerine ifade vermesi ve bildiklerini anlatması dayatılmış. Ağır işkencelerle geçen 6 ayın sonunda da tutuklandı ve ilk görüşmemizde şunu söylemişti: Tutuklandığıma sevindim.
Bir avukat olarak bu söylemi beni çok etkilemişti. İşkence, kötü muamele ile ajanlaştırma, işbirlikçileştirme politikaları iç içe. Bu durumlara ne kadar göz yumulursa, ses çıkarılmazsa o kadar artış gösteriyor” şeklinde konuştu.
“SİZE BİR HAFTA MÜHLET, EMEL’İ ÖLDÜRMEMİZ BİR İĞNEYE BAKAR”
Bu tür olaylara özellikle 2021 Eylül ayından bu yana çok fazla tanık olduklarını kaydeden Eminoğlu sözlerine şu şekilde devam etti:
“Hapishanelere gidilerek ajanlaştırma, işbirlikçileştirme yönünde baskılar yapılıyor müvekkillerimize. Silivri 9 No’lu Hapishanesi’nde bulunan müvekkilimiz Emel Yeşilırmak’a kendilerini istihbaratçı olarak tanıtan kişiler, ‘Yargıtay’da dosyaların birleşmedi, çok ceza alacaksın’ diye tehdit ederek itirafçılık dayatmasında bulunmuştur. Kendilerini yine istihbaratçı olarak tanıtan 5 kişi, Emel Yeşilırmak’ın ablasına da, ‘Size bir hafta mühlet, Emel’i öldürmemiz bir iğneye bakar’ diyerek tehditlerini sürdürmüştür.
“İFADE VER KURTUL, YOKSA BURADAN ÇIKAMAZSIN”
Müvekkilimiz Bengisu Ravza Demirel’i de İzmir’de kaldığı hapishanede, kendisini ‘Halkın Hukuk Bürosu avukatlarındanız’ diyerek birtakım kişiler ziyaret etti. Bu kişiler bizim hukuk bürolarımızın adlarını kullanarak yapıyorlar bu işi. Kendilerini MİT mensubu olarak tanıtmışlar. Kendisine buradan asla çıkamayacağını, başkaları üzerine ifade vermesi gerektiğini, böyle yaptığı takdirde hemen çıkabileceğini söylemişler. ‘İfade ver kurtul, yoksa buradan çıkamazsın’ demişler. Bununla ilgili hukuki olarak başvurularımızı yaptık. Söz konusu şahısların istihbarat polisi oldukları kurum 2. müdürü ve hapishane savcısı tarafından onaylanmıştır. Bu durumda polislerin avukat değilken kendilerini avukat olarak tanıtmaları görevi kötüye kullanma suçunu oluşturmaktadır.
Aynı şekilde Grup Yorum üyesi Sultan Gökçek de böyle bir baskıya maruz kaldı ve bunu yapan savcıydı. Bizzat Cumhuriyet Başsavcısı gidip, ‘Sultan ile görüşmek istiyorum’ demiş. Sultan ile görüştüğünde de bazı davalar kapsamında ifade vermesini söylemiş.”
“BU İŞİ YAPANLAR ARKALARINDA DELİL BIRAKMIYORLAR”
Bir diğer müvekkilleri olan Düzce Çevre Ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nde çalışırken KHK ile ihraç edilen Alev Şahin’in de evinin önünden yakalama kararı olmaksızın polislerce kaçırılmaya çalışıldığını söyleyen Eminoğlu, “Alev Şahin’i kaçırmak istedikleri aracın plakasını tespit ettik ancak sahte çıktı. Alev Şahin’e ceza alacağını, tekrar içeri gireceğini, eğer ifade verirse bunların olmayacağını söylemişler. Bununla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunduk ancak savcılık harekete geçmedi. Biz de bunun üzerine o bölgedeki üç, dört sokağı gezip, 100’ü aşkın apartmanın kamera kayıtlarına ulaşmaya çalıştık. Bu kişilerin tespit edilmesi için uğraştık ancak şunu gördük ki, bu işi yapanlar arkalarında delil bırakmıyorlar. Hiçbir kamera kaydına ulaşamadık. Bizden önce giden ve kendini polis olarak tanıtan kişiler kamera kayıtlarını toplamışlar” dedi.
“DÜŞMAN CEZA HUKUKU İŞLETİLİYOR”
Son süreçte gözaltına alınan veya tutuklanan muhalif tüm kesime bu tür politikaların uygulandığını vurgulayan ve yapılanların tamamen hukuksuz olduğunu belirten Eminoğlu şunları aktardı:
“Bu tehditleri yapanların kimliklerini bilmiyoruz. Kendilerini polis ya da istihbaratçı olarak tanıtıyorlar. Daha sonrasında bu kişilerle ilgili hiçbir ize ulaşamıyoruz. Kamera kayıtları vesaire her şeyi siliyorlar. Hukuki anlamda her yolu zorluyoruz, deniyoruz ancak yaptığımız suç duyuruları takipsizlikle sonuçlanıyor. Bazı soruşturmalar sonuçlandırılmayarak sürüncemede bırakılıyor. Hapishane müdürleri ile görüşüyoruz, o saatler aralığında hapishaneye kimlerin geldiğinin bilgisini ve kamera kayıtlarını istiyoruz. Ancak ya cevap alamıyoruz ya da kamera kayıtlarının bozuk olduğu söyleniyor. Bu işi yapanlar yasadışı iş yaptıklarının farkındalar ve arkalarında iz bırakmıyorlar. Bir tutukluyla, hükümlüyle görüşecek insanlar bellidir ya da bir insanın ifadesi alınacaksa yanında avukatı olmalıdır. Bunların hepsi yasalarda belirtilmiştir. Ancak bunların hiçbirisine uyulmuyor.
Şöyle de absürt bir durum yaşanıyor: Birisinden ifade almışlar, o ifade üzerinden operasyon yapıp insanları gözaltına alıyorlar ve tutukluyorlar. Daha sonra hapishaneye gidip başkasının ifadesi üzerine tutuklanan insanlardan, başkasının üzerine ifade vermelerini istiyorlar. Düşman ceza hukuku işletiliyor aslında. Kişiler belirleniyor ve onlara suç atfedilmeye çalışılıyor. Bu bir devlet politikasıdır. Muhalif kesim üzerinde baskı ve korku yaratmak için dayanışmayı, hep birlikte olmayı engellemek için izlenen yöntemlerdir.”
PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD), “2021 Yılı Baskı ve Tehdit Yöntemleriyle İfade Alma, Mülakat Yapma, Ajanlaştırma ve Kaçırma Olayları”yla ilgili hazırladığı raporu açıkladı. 2021 yılı içerisinde en az 144 kişinin kaçırma, ajanlaştırma ve tehdide maruz kaldığı belirtilirken, 18 yaşından küçüklerin dahi kolluğun baskılarına maruz kaldığı bilgisi verildi.
İnsan Hakları Derneği, 2021 yılı baskı ve tehdit yöntemleriyle ifade alma, mülakat yapma, ajanlaştırma ve kaçırma olayları ile ilgili raporunu, yaptığı basın açıklaması ile açıkladı. İHD Genel Merkezinde yapılan açıklamayı İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan okudu.
15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal uygulaması ile birlikte devletin baskı politikasının arttığına vurgu yapan Türkdoğan, “Özellikle 2016 yılındaki darbe girişiminin ardından bu alanda yaşanan hak ihlallerinin arttığı, şikâyetlerin etkili bir şekilde soruşturulmadığı ve faillerin cezalandırılmadığı, yapılan başvurulardan ve basına yansıyan haberlerden de anlaşılmaktadır. Türkiye’deki genel cezasızlık politikasının bu tür başvurularda da temel bir yaklaşım olduğu görülmektedir” şeklinde konuştu.
Öztürk Türkdoğan, 2021 yılı Ocak-Kasım ayları içerisinde en az 13 kişinin kaçılarak ajanlık teklifine ya da tehdide maruz bırakıldığını belirtti. Türkdoğan, kaçırılarak ajanlık dayatılan kişilerin, herhangi bir işlem yapılmadan serbest bırakıldığına da dikkat çekerek en az 66 kişinin ise gözaltı yerlerinde veya gözaltı yerleri dışındaki alanlarda ajanlık teklifine ve tehdidine maruz kaldığı bilgisini verdi.
18 YAŞINDAN KÜÇÜKLER DE KOLLUĞUN TEHDİDİNE MARUZ KALDI
Kolluk kuvvetleri tarafından tehdit yönteminin 18 yaşından küçük çocuklara da yöneltildiğini söyleyen Öztürk Türkdoğan, “2021 yılının ilk on bir ayı içerisinde toplamda en az 144 kişinin kaçırma, ajanlaştırma ve tehdide maruz kaldığını belirlemektedir. Son yıllarda devletin baskı politikası haline gelen bu tür uygulamalar nedeniyle mağdur olan birçok kişi hak ihlali gerekçesiyle derneğimize başvuru yapmaktadır. 2021 yılının ilk on bir ayı içerisinde İHD Genel Merkezi’ne 4, İHD İstanbul Şubesi’ne 36, İHD Ankara Şubesi’ne 10, İHD İzmir Şubesi’ne 7, İHD Diyarbakır Şubesi’ne 3, İHD Van Şubesi’ne 2, İHD Batman Şubesi’ne 1, İHD Dersim Şubesi’ne 1 ve İHD Mardin Şubesi’ne 1 kişi olmak üzere toplam 65 kişi başvuru yapmıştır” şeklinde konuştu.
BASKI İÇİN ÖZEL HAYATA DAİR BİLGİLER KULLANILMAKTA!
Öztürk Türkdoğan, 2021 yılında kaçırılıp işkence yapılan Gökhan Güneş ile Hüseyin Galip Küçüközyiğit’i de hatırlatarak, her iki vaka ile ilgili İHD’nin uluslararası başvurularının etkili olduğunu belirtti. Türkdoğan, “Ancak Ağustos 2019’dan beri kaçırılarak kaybedilen Yusuf Bilge Tunç’un akıbeti halen bilinmemektedir” diye de ekledi. Öztürk Türkdoğan, mağdurların özel hayatlarındaki bilgilerin de kullanıldığını belirterek “Yardım edilecekleri vaadiyle ikna edilmeye çalışılmakta, çoğu durumda da tehdit yoluyla ajanlaştırılmaya (muhbirleştirilmeye) çalışılmakta ve kişilere psikolojik işkence yapılmakta. Kişileri tutuklanmakla, kaçırılmakla, ölümle veya işkenceyle tehdit edilmekte ve yasa dışı ajanlığa zorlamaktadırlar. Bazı durumlarda kişiler aile üyeleri, çevreleri ya da tutuklu bulunan yakınları ile tehdit edilmektedir. Tehditler çoğunlukla defalarca tekrar edilmekte; kişilerin sosyal ve psikolojik iyi oluşları olumsuz yönde etkilenmeye çalışılmaktadır” şeklinde konuştu.
İHD Eş Genel Başkanı Türkdoğan, tehdit etme, ajanlaştırma ve kaçırma olaylarının çoğunlukla belirli gruplara yöneldiği ve bazı şehirlerde daha yoğun bir biçimde ortaya çıktığının da altını çizdi. Özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde daha yoğun biçimde kullanılan ajanlaştırma ve kaçırma yöntemlerinin Türkiye’nin her yerinde sistematik bir yöntem olarak kullanılmaya devam ettiğine vurgu yapıldı.
İnsan Hakları Derneği olarak devletin cezasızlık politikasının son bulması gerektiğini söyleyen Türkdoğan, bu tür vakalarda sorumluluğu bulunan faillerin cezalandırılması amacıyla birçok girişimde bulunduklarını da aktardı. Türkdoğan son olarak “Sonuç ve öneriler” başlığı altında şu ifadeleri kullandı:
“Cumhuriyet savcıları, TCK’da tanımlı tehdit, hakaret, işkence, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, görevi kötüye kullanma gibi birden fazla suç teşkil eden kaçırma ve ajanlaştırma faaliyetlerine sessiz kalmamalı, şikâyetleri etkili bir biçimde soruşturmalı ve failler tespit edilerek devlet korumasından çıkarılarak yargılanmalıdır.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu kolluğun denetlenmesine yönelik olarak bir alt komisyon kurmalı ve başvuruları değerlendirmelidir.
Kolluk Gözetim Komisyonu, bu raporda belirttiğimiz ihlallerle ilgili etkili faaliyetler yürütmelidir.
TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu kanundan kaynaklanan yetki ve sorumluluğu gereği alt komisyon kurarak istihbarat örgütlerinin yasa dışı faaliyetleri konusunda araştırma yapmalı.
Avrupa Konseyi İşkenceyi Öneme Komitesi’nin Türkiye ziyareti esnasında bu konunun üzerine gitmesi sağlanacaktır. Ayrıca, bu konuda BM’nin yetkili mekanizmalarına da gerekli başvurular yapılacaktır.”
PİRHA- İnsan kaçırma, işkence ve ajanlaştırma faaliyetlerine bir yenisi daha eklendi. Tokat’ta kaçırılan 26 yaşındaki Alevi genç Alirıza Çalpar, kendilerini ‘JİTEM’ olarak tanıtan grup tarafından işkenceye maruz kaldığını ve ölümle tehdit edildiğini anlattı.
Türkiye’de 1990’lı yılların yöntemi olarak bilinen insan kaçırma, işkence ve ajanlaştırma faaliyetleri şimdilerde de sıkça yaşanıyor.
JİTEM yöntemi olarak da bilinen insan kaçırma, işkence ve ajanlaştırma faaliyetinin bu kez adresi Tokat oldu.
Demokrat Tokatlılar hesabından yapılan paylaşımda, “Tokatlı hemşerimiz Gökhan Güneş’in İstanbul’da kaçırılıp işkenceye maruz bırakılmasından sonra bu defa da 5 Şubat 2021 günü Tokat Almus Kınık Beldesi Gevrek mahallesinden Alirıza Çalpar hemşerimiz kaçırıldı” denildi.
“BURADA JİTEM VAR”
Yapılan paylaşımda kaçırılan Alirıza Çalpar’ın anlatımlarına da yer verildi. Çalpar, 5 Şubat’ta evinden çıkıp yaya olarak yürüdüğü esnada beyaz renkli Kango tipi bir araç ile kaçırıldığını belirterek şunları anlattı:
“Yüzleri siyah maskeli üç kişi inerek üzerime saldırdılar. Birisi boğazımı ensemden sıkıp başım aşağı gelecek şekilde araca iteklerken diğerleri kollarımı tutarak aracın arka kapısından arabaya girmem için uğraştılar. Ayaklarımı araç koltuğuna dayayarak arabaya girmemek için direnmek istedim fakat o sırada boynumda bir yanma hissederek kendimden geçtim (bayıltılmışım).
Kendime geldiğimde gözlerim ve kollarım bağlı üst tarafımda ki elbiselerim (mont, kazak ve atletim) çıkartılmış bir şekilde, iki kişi kollarımdan tutmuş karla kaplı bir zeminde yürüdüğümüzü anladım. Yürüme esnasında; ‘Kimsiniz nereye getirdiniz beni?’ diye sordum. Bir tanesi ‘Birkaç soru sorup hemen bırakacağız seni tabi ki sorularımıza doğru cevap verirsen, yoksa aileni de buraya getirir, hepinizi öldürürüz. Kimsenin de haberi olmaz’ dedi.
Bir iki dakika kadar yürüdükten sonra kapalı bir ortama girdik.
Tekrar ‘Kimsiniz, jandarma mı polis mi?’ diye sorduğumda içlerinden bir tanesi ‘kim olduğumuzu kimse bilmez’ dedi. ‘Gözlerimi açın kim olduğunuzu o zaman ben bileyim’ dedim. ‘Sus lan şerefsiz çok konuşma. Bize soru sorma. Sorularımıza cevap vereceksin hepsi bu kadar’ dedi.
İlk soruları ‘DHKPC hakkında bilgi vereceksin? DHKPC’nin Tokat’da ki faaliyetleri ve sen bu faaliyetlerin neresindesin? Örgüte bağlı bölgede başka kimler var?’ oldu.
Örgüt hakkında hiç bir şey bilmediğimi, hiç bir örgütle bağlantım olmadığını, hayvancılık ile geçimimi sağladığımı söyledim.
“DÜNYA PEŞİNE DÜŞSE SENİ KİMSE BULAMAZ”
‘Bize doğruları söyle, söylemezsen seni bırakmayız. Dünya pesine düşse seni kimse bulamaz. Burada bizden başkası yok, burada JİTEM var. Burada bin yıllık devlet geleneğini temsil edenler var. Konuş’ diyerek karnıma vurmaya başladılar.
Daha sonra bana bazı kişilerin isimlerini sordular. Şahsı tanımadığımı söylediğimde kollarıma naylon olduğunu düşündüğüm cismi damlatmaya başladılar. ‘Hiç bir şey bilmiyorum, söyleyecek başka hiç bir şeyim yoktur’ dedim. Bunun üzerine soğuk su tutup sonrasında tekrardan boynumda bir acı hissettim. Gerisini hatırlamıyorum.
Kendime geldiğimde Karadere Köprüsü denilen yere yakın Almus Baraj kenarına bırakılmıştım. Kaçırıldığımda üzerime giyinmiş olduğum elbiselerden sadece kazağımı tekrar giydirmişlerdi. Montumun cebinde cüzdanım (para, kimlik ve banka kartlarım) vardı.”
“KONTRGERİLLA FAALİYETİNİ KINIYORUZ”
Alirıza Çalpar, konuyla ilgili Almus Jandarma Karakolu’na şikayet dilekçesi verdiğini belirterek henüz yaşananlara dair bir gelişme olmadığını da aktardı.
Kaçırma faaliyetine dair Demokrat Tokatlılar Platformu ise şunları kaydetti:
“Yurdun her tarafında yaşanan bu kontrgerilla faaliyetini kınadığımızı, bu kaçırılmaların iktidarın son beş yıldır sürdürdüğü baskı ve zulüm politikalarının bir parçası olduğunu ve herkesin adım adım izlendiği bir ortamda bu kaçırılma operasyonları için iktidar ve kolluk güçlerinin ‘bilgimiz yok’ açıklamalarının hiçbir inandırıcılığının da olmadığını belirtiyoruz.”