Etiket: akader

  • Ankara’da Newroz programı açıklandı: 21 Mart’ta direnişi büyütme çağrısı-VİDEO

    Ankara’da Newroz programı açıklandı: 21 Mart’ta direnişi büyütme çağrısı-VİDEO

    PİRHA-Ankara’daki bazı demokratik kurumlarla ile siyasi parti, ortak açıklama ile Newroz kutlamasına çağrı yaptı. 21 Mart’ta Anadolu meydanında yapılacak kutlamaya dair “Sınırsız ve sınıfsız bir dünya için mücadele eden herkesi, direnişi büyütmeye, Newroz alanlarına çağırıyoruz” denildi.

    Ankara’daki demokratik birçok kurum ile siyasi parti, Newroz programının detaylarını açıkladı. HDP il örgütünde yapılan basın açıklamasına Kürdistan Komünist Partisi, Partizan, Alınteri, Halkevleri, AKADER, Birleşik Devrimci Hareket, Demokratik Alevi Dernekleri, Karala ve Devrimci Parti temsilcileri katıldı.

    “BU KARANLIĞI DA YENECEK OLAN NEWROZ RUHUDUR”

    HDP Ankara İl Eş Başkanı Pakize Sinemillioğlu, Ankara Newrozunun 21 Mart’ta saat 13.00’te Anadolu meydanında kutlanacağını açıkladı.

    Sinemillioğlu, “Aydınlık günlere olan inancımızla haksızlığa, hukuksuzluğa, baskı ve sömürüye karşı birlikte mücadele etmek için tüm Ankara halkını birlikte halaya durmak için Newroz alanına davet ediyoruz” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “Demirci Kawa önderliğinde Dehak zulmüne karşı isyan ateşini tutuşturup zaferle taçlandırdığı, halkların özgürlük bayramı olan Newrozu kutlamak için bugün start veriyoruz. Newroz, baharın müjdecisi, Newroz isyanın ve dirilişin simgesi, Newroz zalimlerin zulmüne başkaldırmanın adıdır. Özgür, güzel günlerin müjdecisidir. Onun için diyoruz ki gelin hep birlikte Demirci Kawa olup zalimlere ‘dur’ diyelim. Biliyoruz ki her karanlığın sonu aydınlıktır. İçinden geçtiğimiz tarihsel sürecin karanlığını da yenecek olan İşte bu Newroz ruhudur.”

    DİRENİŞİ BÜYÜTMEYE, NEVROZ ALANLARINA ÇAĞIRIYORUZ”

    AKADER temsilcisi Deniz Altay ise “Newroz, ezilenlerin zalimlere karşı zulme başkaldıranların bayramıdır” diyerek şunları söyledi:

    “Devrimci Kawa’nın, zalim Kral Dehak’a karşı zafer günüdür. Aydınlık ve ışığın karanlıkla savaşıdır. Newroz, isyan ateşidir. Ateşi umut ile ateşe cesaret ve onur ile ateşe mücadele ile harlama günüdür. Sömürüye, zulme boyun eğmeyenlerin, direnenlerin günüdür. Her halkın kendi dilinde türküler söyleyeceği, zalimlerin tarihin karanlık kuytularında gömüleceği sınırsız ve sınıfsız bir dünya için mücadele eden herkesi, direnişi büyütmeye, Newroz alanlarına çağırıyoruz.”

    Alınteri temsilcisi Zarife Çamalan da “Bu Newrozda da devrimci Kawa’nın ruhu ile alanlarda olacağız. Tüm Ankaralıları birleşik mücadeleyi yükseltmeye davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    ORTAK YAŞAM UMUTLARIMIZI ŞAHLANDIRALIM”

    Demokratik Alevi Dernekleri adına konuşan Mustafa Karabudak da, “İnancımızda Newroz cümle varlığın uyandığı ve birbirine niyaz olduğu zamandır” diyerek şöyle devam etti:

    “Newroz Toprak Ana’nın direncidir. Bugün karanlık zamanlardan geçiyoruz. Hakk Yol Alevilerin inançları tanınmıyor, iletişim kanalları kapatılıyor, kayyumlarla seçilmiş iradeler derdest ediliyor. Yaşam hakları kısıtlanıyor. Doğa yok ediliyor, rızkını alınteri ile kazananların ekmeğine göz dikiliyor. Bir karanlık savaş arenasındayız. Nehak devran sürerken halkların ve inançların bayramı Newroz’da ‘Bir olmak, iri olmak, diri olmak’ diyerek ortak yaşam umutlarımızı şahlandıralım diyoruz. Masum-u pakların umut ve barış içerisinde yaşaması boynumuzun borcudur. Hakk Aynamız, Xızır yardımcımızdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Aralık ayı katliamlarında yaşamını yitirenler Ankara’da anıldı-VİDEO

    Aralık ayı katliamlarında yaşamını yitirenler Ankara’da anıldı-VİDEO

    PİRHA- AKADER, Alınteri, BDSP, DAD Mamak Şube, ESP, Kaldıraç ve Partizan, yaptıkları basın açıklaması ile Maraş, 19 Aralık Cezaevleri ve Roboski katliamlarında yaşamını yitirenleri andı.

    AKADER, Alınteri, BDSP, DAD Mamak Şube, ESP, Kaldıraç ve Partizan, Aralık ayı katliamlarını anarak basın açıklaması yaptı.

    Demokratik Alevi Derneği Mamak Ana Fatma Cemevinde yapılan açıklamayı Şube Başkanı Hasan Altun okudu.

    “Katliamları Unutmadık, unutturmayacağız” diyen Altun, şu açıklamayı yaptı:

    “Sermayenin egemenliği altında İşçi-emekçiler, Aleviler ve Kürtler inkar ve ret politikalarıyla baskı, zulüm ve işkenceyle korkutulmaya, susturulmaya çalışılmıştır. İnançlar ve kimlikler üzerinde kirli savaş politikaları açığa çıkarak ya devlet eliyle ya da sivil faşist çeteler kullanılarak katliamlar devreye sokulmuştur. Türkiye tarihinde Aralık ayı bu katliamların en yoğun yaşandığı aylardan biridir.

    1978’te Maraş’ta devlet planlı ve programlı olarak devreye soktuğu özel savaş politikalarıyla 12 Eylül’e giden yolu hazırlamıştır. Maraş’ta ev ve işyerleri yakılarak göçe zorlanan, vahşetin her türlüsünü yaşayan 100’ün üzerinde Kürt, Alevi insanının kanı dökülmüş, ortaya çıkan belgeler dönemin iktidarınca sümen altı edilmiştir. Bu kıyımı yapanları unutmadık, unutturmayacağız.

    13 Aralık 1980’de Türkiye hapishanelerinde yaşı büyütülerek katledilen Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ve Ankara Yapı Meslek Lisesi öğrencisi ERDAL EREN şahsında dövüşenleri, düşenleri ve tüm özgürlük savaşçılarını unutmadık, unutturmayacağız.

    19-22 Aralık 2000 tarihlerinde, Türkiye hapishaneleri eşine az rastlanır bir vahşete tanıklık etmiştir. 20 Hapishaneye eş zamanlı saldıran devlet adına ‘Hayata Dönüş’ dediği katliamda 30 devrimci tutsağı katletmiş, yüzlerce tutsak yaralanmıştır. İş makinaları,  kimyasal ve uzun namlulu silahlarla yapılan bu katliamda devrimci tutsakların canlarını ortaya koyarak teslim olmamalarını, direnişlerini unutmadık, unutturmayacağız.

    28 Aralık 2011 gecesi, Kürt halkı üzerinde yürütülen kirli savaş politikasının Roboski’de Türk Savaş uçaklarının yaptığı bombardıman sonucunda ‘terörist’ demagojisiyle çoğu çocuk 34 Kürt insanını katledenleri unutmadık, unutturmayacağız.”

    “GEÇEN YILLAR ÖFKEMİZİ SOĞUTMADI”

    Hasan Altun, AKP-MHP iktidarının, tüm muhalif halklar üzerinde baskı uyguladığını belirterek “En ufak demokratik hak talebine tahammülü kalmayan ‘ya bendensin ya da düşmansın’ nefret söylemiyle topluma gözdağı vermiştir. Sıkıştığında katliamı bile kendi tekçi, ırkçı varlığını sürdürmek için kullanmıştır” açıklamasını yaptı.

    Altun, “AKP-MHP hükümeti, halkı açlık ve ölümle hizaya getirmeye çalışmakta” diyerek sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “İşçi-emekçiler, Kürt halkı, Aleviler ve devrimciler söz konusu olduğunda devlet katliamda dahil olmak üzere her türlü baskı ve sindirme aracını kullanmıştır. Gözaltı, tutuklama, işkencenin yetmediği yerde yargısız infazlar ve toplu katliamlar devreye girmiştir. Hapishanelerde uygulanan hak ihlalleri ve tecrit koşullarına karşı direnen tutsaklara yönelik her türlü baskı ve saldırı aracı devreye sokulmaktadır.

    Bizler Aralık ayında toprağa düşen devrimcileri, Alevileri ve Kürtleri unutmadık. Aradan geçen yıllar öfkemizi soğutmadı. Bugün yaşananları da unutmayacağız ve hesap soracağız.

    Her ne kadar devlet gerçekleştirdiği katliamlarda toplumu susturmak, sindirmek ve gözdağı vermek istemişse de yapılan birçok katliam 19 Aralık ve Maraş’ta olduğu gibi direniş duvarına çarparak hedefine ulaşamamıştır.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Devlet Alevileri metropollerde eritmek istedi’-VİDEO

    ‘Devlet Alevileri metropollerde eritmek istedi’-VİDEO

    PİRHA-AKA-DER tarafından “2 Temmuz’u ve seçimleri konuşuyoruz” söyleşisi düzenlendi. Söyleşiye konuşmacı olarak PSAKD Mamak Şube Başkanı Hasan Gürer, Demokratik Alevi Derneği Mamak Şube Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Hasan Altun ve AKA-DER temsilcisi Nursel Güvendir katıldı. 

    Halk Ozanı Aşık Feyzullah Çınar Parkı’nda yapılmak istenen etkinlik yoğun yağış nedeniyle AKA-DER Şubesi’nde gerçekleştirildi. Etkinliğe Avrupa Alevi Kadınlar Birliği Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, HDP 1. Bölge milletvekili adayları, HDK Ankara İl ve PSAKD üyeleri katıldı.

    Söyleşide PSAKD Mamak Şube Başkanı Hasan Gürer yaptığı açılış konuşmasında katliamlara karşı omuz omuza mücadele edilmesi gerektiğini belirterek, “Biz ki Sivas’ta yitirdiğimiz tüm canlarımızın katledilme nedenlerini biliyoruz. 7′ den 70′ e hak yolunda yürümeyi kendilerine görev kabul edip, hak aşkına, pir aşkına deyip yola düşenler sanmasınlar ki unutuldu.  Sivas’ın ışığı sönmedi, sönmeyecek ve katliamların hesabı sorulacaktır” dedi.

    “DEVLET ALEVİLERİ METROPOLLERDE ERİTMEK İSTEDİ”

    DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi Eşbaşkanı Hasan Altun ise “Sivas’ta Madımak otelindeki katliam, devletin öngördüğü hedeflere ulaşmak istediğinden, askerinin ve polisinin gözü önünde seyredilerek yapılan planlanmış bir katliamdır. Devletin müdahale etmemesi sonucunda 33 canımızın yakılarak hayatını kaybetmesine neden olmuştur” diye konuştu.

    Sivas’ta yapılan katliamda Alevileri ile sol güçler ve aydınlar üzerinde büyük bir baskı kurulduğunu kaydeden Altun şunları söyledi:

    “Sivas’taki dinsel bağnazlığın kışkırtılması çerçevesinde şeriat çağrıları yapılmış bu tehlike karşısında Aleviler, laik aydınlar, demokratlar devlete sığınır hale getirilmiştir. Devlet bu katliamdan sonra  Alevileri, aydınları, demokratları, laik çevreleri himaye eden bir güç olarak göstermeye çalışmıştır. Demokrasi cephesi etrafında toplanan muhalif güçlerin bir kısmını bu cepheden kopararak kendi yanına çekmeye çalışmıştır.
    Devlet gerek Alevi Kürtleri, gerekse Alevi Türkleri hem metropollerde eritmek, hem de kendi çizgisine getirmek için çok boyutlu özel savaş yürütmüştür.”

    “Mevcut tekçi zihniyetin ülkeyi yönetememe krizi derinleşmektedir” diyen Altun, “Mevcut tekçi zihniyet  “biat” etmeyen, emek, demokrasi, insan hakları, hakikat ve özgürlük mücadelesi verenleri “hain” ilan etmektedir. Özellikle seçim dönemlerinde ayrıştırma, ötekileştirme, halkları ve inançları karşı karşıya getirme bir devlet aklı haline gelmiştir. Bu tekçi zihniyet; dinci, ırkçı, mezhepçi, şoven, ulus devletçi düşünceler ve politikalarla yapmış oldukları zulmü unutturmaya çalışmaktadırlar. İktidar, devletin ideolojik ve zor aygıtlarını elinde bulundurduğu için, muhalefetin yani biz ötekilerin eşit şartlarda seçime girmeleri söz konusu değildir” diye belirtti.

    “BU BİR DEVLET KATLİAMIDIR”

    Daha sonra söz alan AKA-DER Aktivisti Nursel Güvendir ise 1 Temmuz 1992 de Banaz da yapılan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği etkinlikleri o zamana kadar yapılan etkinliklerin en kalabalığı olmuştu. Katılımın fazla olmasından kaynaklı bir sonraki yıl yapılacak etkinliklerin bir kısmı Sivas’a taşınıyor. Sadece bu örnek bile bize şunu gösteriyor: Alevi halkı biraraya geliyor, örgütleniyor. Kimliğine kültürüne sahip çıkmaya başlıyor” dedi.

    Sivas Katliamı davasında mahkemenin tutumunun zaman aşımı kararı olduğuna dikkat çeken Güvendir, “Araştırırsak daha çok kanıt bulabiliriz ki bu bir devlet katliamıdır. Bu Alevi Sünni çatışması değildir. Dolayısıyla katilimizi iyi tanımamız gerekir” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

  • AKA-DER’li kadınlardan Beyaz Çarşamba eylemi

    AKA-DER’li kadınlardan Beyaz Çarşamba eylemi

    PİRHA- AKA -DER’li Kadınlar Ankara Güvenpark’ta İranlı kadınlar için dayanışma eylemi gerçekleştirdi.

    İran’daki tek kişilik eylemleri başlatan Vida Movahen ile başörtüsü eylemi yaygınlaşıyor.

    Beyaz Çarşamba adı verilen günde AKA-DER’li Kadınlar da, Ankara Güvenpark’ta destek eylemi gerçekleştirdi. Grup adına yapılan konuşmada “Selam olsun İran’da dövüşen kadınlara, selam olsun Nuriye Gülmen’e, selam olsun Nevin Yıldırım’a , selam olsun Çilem Doğan’a, selam olsun Gezi’de barikatta dövüşen kadınlara, selam olsun Arin Mirkan’a ” diyerek dayanışma çağrısı yaptılar.

    İran’ın Başkenti Tahran’da kamuya açık alanda takılması zorunlu olan başörtüsünü protesto amacıyla çıkaran 29 kadın gözaltına alınarak tutuklandı. Fars, İlna ve Tasnim haber ajansları İran polisinin kadınları kamu düzenine aykırı davranmaktan gözaltına aldığını bildirdi.

    Cebrail ARSALAN/ANKARA

  • ‘Maraş’tan Malatya’ya yeni katliamlara geçit vermeyeceğiz’-VİDEO

    ‘Maraş’tan Malatya’ya yeni katliamlara geçit vermeyeceğiz’-VİDEO

    PİRHA- ‘Maraş’tan Malatya’ya yeni katliamlara geçit vermeyeceğiz’ başlıklı gerçekleşen söyleşide katliamların lokal ve tesadüfler sonucu değil planlı ve sistematik olduğuna dikkat çekildi.

    Haberin Videosu

    AKA-DER Genel Merkezi’nde Ayla Yılmaz’ın moderatörlüğünde ‘Maraş’tan Malatya’ya yeni katliamlara geçit vermeyeceğiz’ başlığı ile söyleşi gerçekleşti. Söyleşiye Maraş Katliamı tanıklarından uzun yıllar cezaevinde kaldıktan sonra yurt dışında mülteci olarak yaşamak zorunda bırakılan Araştırmacı yazar Aziz Tunç ile Bülent Kaya ve Betül Koca katıldı.

    Söyleşi özgürlük, barış ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler için yapılan 1 dakikalık saygı duruşunun ardından başladı.

    “KATLİAMLAR SİSTEMATİK”

    Söyleşiye Skyp bağlantı kurularak katılan Araştırmacı-yazar Aziz Tunç şöyle konuştu:

    “Katliamlar, sözünü etmiş olduğumuz Aralık ayında Maraş katliamı, cezaevi katliamı, Roboski Katliamı, ondan önce ve ondan sonra yaşanmış katliamların tamamı sistemli politikanın sürdürülmesidir. Katliamlar bize anlatıldığı gibi sıradan lokal herhangi bir tesadüfler sonucu ortaya çıkmış operasyonlar değildir. Devletin özellikle planlayıp örgütlediği ve gerçekleştirdiği, desteklediği sistematik yönetme araçlarıdır.”

    “TEKÇİ GELENEK MARAŞ’TA ZUHUR ETTİ”

    Panelist Bülent Kaya da Maraş Katliamı tanıklığına değinerek şöyle konuştu:

    “Aslında hepimizin bildiği şeyleri birbirimize tekrar ederek kendimizi canlı tutmak istiyoruz. Bozulmamak için, bu açıdan da nicelikten çok niteliğin anlamlı olduğunu düşünüyorum. Olayın tanığı ve mağduru olan Azizi hoca Maraş Katliamı’nı yaşayan, bunu belgelendiren birkaç unsurdan biri. Olayları anlattı yer, zaman ve mekanda gösterdi. Belgelendirip ileriki kuşaklara aktarmada da önemli bir görev üstlendi. Hem olayın o tarihte yaşanmasını görerek, yaşayarak şahit oldum. İçinde olmamama rağmen Aziz hocadan da çok faydalandım. Geçen yıl da Maraş olaylarını resmeden Alevi Bektaşi Federasyonu olarak bir görsel argümanı çıkarttık. Bu katliam bir devlet katliamıdır. Maraş ’ta da başlamadı, tarihin derinliklerinde gelen katliamcı gelenek tekçi gelenek Maraş’ta zuhur etti.”

    “KATLİAMLAR HALKLARA YÖNELİK ARTMAYA BAŞLADI”

    “Yeni katliamlara geçit vermeyeceği” diyen AKA-DER Temsilcisi Betül Koca ise şunları söyledi:

    “Bu daha kapı işaretlemeleri günümüzdeki patlayan bombaların aslında yeni katliam politikalarının da habercisi olduğunu düşünüyorum. Günümüzde saldırganlıklar, çeteleşmeler, katliamlar halklara yönelik giderek artmakta, bu nedenle biz bu katliamları hem Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun halkların imhası ve inkarı üzerine kurulduğunu hem de şu an Ortadoğu eksenli yaşanan savaşla Türkiye’nin bu savaştaki pozisyonu ile ve Kürtlerin enternasyonalist direnişleriyle de ilişkili olduğunu düşünüyoruz. Şöyle ki Ortadoğu’da yürütülen bir savaş var. Suriye savaşı her ne kadar adı Suriye savaşı diye anılsa da aslında git gide büyüyen ve gittikçe de dünya savaşı haline evrilen bir hal almaya başladı. Suriye savaşında çok ciddi barbarlıklara tanık olduk. Kafa kesmelere, Ezidi kadınlara tecavüz etmelere barbarlıklara tanıklık ettik. Şu an her ne kadar Suriye’den askerlerini çekmiş gibi görünse de hala bu pastadan paylarını almaya devam edecekler. Yani pençelerinin Ortadoğu’da olduğunu biliyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA