PİRHA- Mersin Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atanmasının ardından aralarında görevden alınan belediye eş başkanları ve DEM Parti yöneticilerinin de bulunduğu 11 kişi hakkında açılan davanın ikinci duruşmasında sanıklar, dosyanın somut delillere değil gizli tanık beyanlarına dayandığını vurgulayarak yargılamanın siyasi saiklerle yürütüldüğünü ifade etti. Mahkeme, tüm tanıkların dinlenmesine ve adli kontrolün kaldırılmasına karar verdi.
Mersin Akdeniz Belediyesi’ne 13 Ocak’ta kayyım atanmasının ardından görevden alınan Belediye Eş Başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Aslan ile aralarında bulunan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin İl Eş Başkanı Reşat Aşan, Parti Meclisi üyesi Necmettin Başçı, Akdeniz Belediye Başkan Yardımcısı Özgür Çağlar, Ferhat Alkan, Hasan Uğur Çat, Ömer Durmuş, Nesih Aktepe ve Seyithan Gönen hakkında açılan davanın ikinci duruşması Mersin 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmayı, DEM Parti yöneticileri, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyeleri, İHD temsilcileri ve çok sayıda yurttaş takip etti.
“AMAÇ BELEDİYEYE KAYYIM ATAMAKTI”
“Örgüt üyesi olmak”, “örgüte finans sağlamak”, “örgüt propagandası yapmak” ve “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” iddialarıyla açılan davanın duruşmasında, tanıkların dinlenmesinin ardından ilk olarak Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız’a söz verildi. Sarıyıldız, dosyanın somut gerekçelere dayandırılmadan hazırlandığını belirterek, “Gizli tanık beyanlarının birbiriyle çelişkili olduğu aşikadır. Bu dosya yurttaşların hizmet almasına da engel olmuştur ve kayyımın gerekçesi haline getirilmiştir” dedi.
Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Nuriye Arslan da yargılamanın asıl amacının belediyeye kayyım atamak olduğunu dile getirdi.
“BU DAVAYLA PARTİMİZ YARGILANMAK İSTENİYOR”
Akdeniz Belediye Başkan Yardımcısı Özgür Çağlar, “Dosyanın amacı bizi görevimizi yapmaktan uzaklaştırmaktır. Bu dosya nezdinde aslında partimiz yargılanmaktadır” diye konuştu.
DEM Parti İl Eş Başkanı Reşat Aşan ise, iktidarın uzun süredir kolluğuyla, yargısıyla tüm güç aygıtlarıyla kazanımlarımıza el koyma girişimleri vardır. Yalnızca gizli tanık beyanları üzerinden kazanımlarımız, haklarımız gasp edilmektedir. İddianamedeki suçlamalar çok absürt. DEM Parti’yi kıskaca alma, kazanımlarını elinden alma saikiyle açılmış bir dosya. Şu an barışın konuşulduğu bir süreçteyiz. Ama hala kayyım politikaları uygulanıyorsa ve biz yargılanıyorsak bu süreç doğru ilerlemez. Dosyada bizimle alakalı hiçbir somut delil yok. Gizli tanıklar ortaya çıkarılsın. Gece gündüz Kürt sorununu demokratik yollarla çözmek için mücadele ederken, birçok arkadaşımız bedel ödemişken, kazanımlarınızın gasp edilmesi ve bu tür yargılamalar zulümdür” ifadelerini kullandı.
Mahkeme Heyeti, dosyadaki tüm tanıkların dinlenmesine ve adli kontrol şartının kaldırılmasına karar vererek, bir sonraki duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
PİRHA- Mersin’de konuşan yerlerine kayyım atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Akdeniz Belediye Eşbaşkanları Nuriye Aslan ile Hoşyar Sarıyıldız ve Nusaybin Eski Belediye Eşbaşkanı Sara Kaya, kayyım uygulamalarının kaldırılmasını istedi.
Mersin Dayanışma Platformu, yerel yönetim deneyimleri ve kayyım uygulamalarını tartışmak amacıyla eski Tevfik Sırrı Gür Stadyumu yanında bulunan bir kafede söyleşi gerçekleştirdi. Söyleşiye, yerlerine kayyım atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Akdeniz Belediye Eşbaşkanları Nuriye Aslan ile Hoşyar Sarıyıldız ve Nusaybin Eski Belediye Eşbaşkanı Sara Kaya’nın konuşmacı olarak katıldı.
Burada ilk olarak konuşan Nuriye Aslan, DEM Parti’nin 2016’den beri kayyım uygulamasıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Bizim mücadelemiz bu toplumun vicdanını yaralayan hakların kazanımına yönelik yürüyen antidemokratik uygulamaların bertaraf edilmesi içindir. Fakat hala geri adım atılmıyor. Tüm halkların umudu olan kıymetli bir süreç yürütülüyor ve bununla birlikte kayyım atamaları kısmen durdu. Kayyım atanan belediyelerimizi hala geri vermiş değiller. Bize de haklarımızı geri alana dek omuz omuza mücadele etmek düşüyor” dedi.
Ardından konuşan Sara Kaya ise kayyımın kurumsallaşmasına karşı çıkılmasını, bugün bize gelenin yarın diğer belediyelere yönelik olacağını çok defa belirttiklerini ifade ederek, “Fakat engel olamadık ve bugün parti fark etmeksizin birçok belediye başkanı tutuklu. 2014’te beraber seçildiğimiz birçok arkadaşımız hala tutuklu. Biz onlar için buradayız ve mücadele etmeye devam edeceğiz” diye belirtti.
Belediyelere yönelik gerçekleştirilen operasyonun sürecin bir parçası olarak planlandığını ifade eden Hoşyar Sarıyıldız ise, şunları dile getirdi:
“Hepimizin kafasında ‘demek ki burada hukuk siyasallaşmış, yargı organları siyasal iktidarın menfaatine göre hareket etmiş’ düşüncesi oluştu. Dileğimiz o’dur ki bu kayyım uygulaması derhal sona ermelidir.”
Son olarak konuşan Ahmet Özer de, Esenyurt’ta Kürt seçmenle kurulan temasın zamanla daha geniş bir alana yayıldığını belirterek, bu ilişkinin yalnızca ilçe ile sınırlı kalmadığını, İstanbul geneline ve ardından ülke siyasetine yansıyan bir etki yarattığını ifade etti.
PİRHA- Tahliye edilen Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız cezaevi önünde yaptığı açıklamada, “Partimizle, halkımızla, bölge barolarıyla ve bütün dost kurumlarımızla halkın iradesine sahip çıktık” derken, Belediye Başkan Yardımcısı Özgür Çağlar ise, “Biz kayyımı göndererek belediyemizi alana kadar mücadele edeceğiz” mesajı verdi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Mersin’in Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atanmasının ardından 13 Ocak’ta görevden alınarak tutuklanan belediye eş başkanları Nuriye Aslan ve Hoşyar Sarıyıldız ile Özgür Çağlar, ilk duruşmada tahliye edildi.
Nuriye Aslan, Kayseri Bünyan Kadın Kapalı Cezaevi’nden, Sarıyıldız ve Çağlar da Mersin E Tipi Kapalı Cezaevi’nden çıktı. DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Doğan Hatun, Mersin il ve ilçe yöneticileri, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyeleri, insan hakları savunucuları ve çok sayıda yurttaş, alkışlarla eşbaşkanları karşıladı.
“BU SİYASİ BİR DAVADIR”
Cezaevi çıkışında yurttaşlar tarafından alkışlarla karşılanan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız, 10 ay önce hukuksuz bir şekilde tutuklandıklarını anımsatarak, halkın, davanın başından bu yana gerçekleri gördüğünü ve iradesine sahip çıktığını söyledi. Sarıyıldız, “Bundan 10 ay önce belediyemize kayyım atamak için haksız bir şekilde, siyasi bir kararla gözaltına alındık ve ardından tutuklandık. Belediyemize ışık hızında kayyım atanmıştır. Halkımız bu dosyanın siyasi olduğunu dile getirdi, aradan geçen zamana rağmen bugün burada olmakla bir kez daha bu davanın siyasi olduğunu göstermiştir. Partimizle, halkımızla, bölge barolarıyla ve bütün dost kurumlarımızla halkın iradesine sahip çıktık” dedi.
“KAYYIMI GÖNDERENE KADAR MÜCADELEYE DEVAM”
Tahliye edilen Akdeniz Belediyesi Başkan Yardımcısı Özgür Çağlar, Akdeniz halkının iradesinin kayyımla gasp edildiğini kaydederek, DEM Parti ve halkın kararlı mücadelesi sayesinde cezaevi kapılarının açıldığını ifade etti. Çağlar, mücadelenin devam edeceğini belirterek, “Bizlere oy veren 50 bin seçmenin iradesine bir gecede kayyım atandı. Tutuklandığımız günden beri halkımız ve partimiz çetin bir mücadele verdi ve biz kayyımı göndererek belediyemizi alana kadar mücadele edeceğiz. Yine biz tahliye olsak da arkadaşlarımız içerdedir, onların özgürlüğü sağlanıncaya kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
PİRHA- Mersin’de kayyım atanmasının ardından tutuklanan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları Nuriye Arslan ve Hoşyar Sarıyıldız ile birlikte yedi kişi hakkında açılan davanın ilk duruşması görülmeye başlandı. Belediye çalışmaları ve halk buluşmalarının “örgütsel faaliyet” olarak değerlendirildiği iddianameye tepki gösteren Eş Başkan Sarıyıldız, davanın siyasi olduğunu belirterek “Bu dosya, halkın iradesine ve yerel yönetimlerimize çökme girişimidir” dedi.
13 Ocak’ta Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atanmasının ardından görevden alınarak tutuklanan Eş Başkanlar Nuriye Arslan ve Hoşyar Sarıyıldız ile Meclis Üyesi Özgür Çağlar, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin İl Eş Başkanı Reşat Aşan, Parti Meclisi Üyesi Necmettin Başçı ve Ferhat Alkan, Hasan Uğur Çat ve Seyithan Gönen hakkında açılan davanın ilk duruşması Mersin 2’nci Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
Duruşmaya, DEM Parti Mersin İl Örgütü, Diyarbakır Belediye Eş Başkanı Doğan Hatun, DEM Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Rüştü Tiryaki, DEM Parti Mersin Milletvekilleri Ali Bozan ile Perihan Koca, CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) avukatları, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin il yönetimi, İnsan Hakları Derneği (İHD) yöneticileri ve çok sayıda yurttaş katılım sağladı.
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “örgüt üyesi olmak”, “örgüte finans sağlamak”, “örgüt propagandası yapmak” ve “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” iddialarıyla hazırlanan 216 sayfalık iddianamede, belediye çalışmaları ve basın açıklamaları suç konusu haline getirildi. Taziyeler, halk buluşmaları, düğünlerde çalınan şarkılar ve sosyal medya paylaşımları “örgütsel faaliyet” olarak değerlendirildi.
“BU DOSYA, YEREL YÖNETİMLERİMİZE ÇÖKME AMAÇLIDIR”
Duruşmada ilk olarak savunmayı yapan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız, yargılamanın siyasi olduğuna dikkat çekerek, “Bu dosya bizlerin şahsında, DEM Parti’nin yerel yönetim fikriyatından rahatsız olanların oluşturduğu siyasi bir dosyadır. Hukuken adli makamların delilleri toplayarak suçluyu cezalandırma amacıyla açtığı bir dava değil, doğrudan siyasetin yönlendirmesiyle oluşturulmuş bir dosyadır. Bu dava, halkın kendi iradesiyle seçtiği yöneticileri cezalandırma girişimidir. Yerel yönetimlerimize çökmelerinin dosyasısıdır. Tamamen özel bir infaz rejimi uygulanıyor. Yoksul çocuklara yapmak istediğimiz yardımlarda okul müdürleri bile cezalandırıldı. Işık hızıyla belediyeye kayyım atandı. Burada cezaevleri varken bizi uzaklara göndererek cezalandırmak istediler. Avukat arkadaşlarımız aylarca savcı ile görüşemedi. Bu dosyada muhatap alınmadılar” dedi.
“HİZMETLERİMİZ RAHATSIZ ETTİ”
Sarıyıldız, Akdeniz Belediyesi’nde yürütülen çalışmaların tamamının halka hizmet amacı taşıdığını belirterek, iddianamede suç olarak gösterilen faaliyetlerin belediyenin asli görevleri olduğunu söyledi. Halka yapılan hizmetlerin rahatsızlık yarattığını söyleyen Sarıyıldız, şunları dile getirdi:
“Taziyeye gitmek, halkla buluşmak, düğünlere katılmak, kadınların ve gençlerin ihtiyaçlarına dair toplantılar yapmak bizim suçumuz değil, görevimizdir. Biz, halkın sorunlarına kulak veren, yerinden yönetimi esas alan, katılımcı bir belediyecilik anlayışıyla hareket ettik. Ancak bu anlayış, halkın değil, devletin çıkarlarını merkeze alan zihniyeti rahatsız etti. Bizim daha adaylığımız bile kesinleşmeden kentte kayyım söylentileri dolaşmaya başladı. Bu da gösteriyor ki mesele biz değiliz; mesele halkın kendi iradesiyle yönetim hakkını eline almasıdır. Kayyım zihniyeti, halk iradesine düşman, hastalıklı bir anlayıştır.”
“BU DOSYA HEM BİZE HEM HALKA YAPILMIŞ BİR HAKARET”
Kayseri Bünyan Cezaevi’nden SEGBİS’le duruşmaya katılan yerine kayyım atanan Akdeniz Belediye Eş Başkanı Nuriye Arslan da, dava dosyasının yalan ve iftiralarla dolu olduğunu söyleyedi. Örgüt üyelerinden talimat aldıklarına dair ifade veren gizli tanıkların beyanlarını reddeden Arslan, şu savunmayı yaptı:
“Hem parti bünyesinde hem de belediye çalışmaları bünyesinde yaptığım bütün eylem ve faaliyetler yasal çerçeveye uygundur. Halkıma hesap veremeyeceğim hiçbir pratiğim olmamıştır. Bizim tutukluluğumuz büyük bir haksızlık ve hukuksuzluktur. Bizi tutuklamalarına rağmen hala rahat vermediler. Tarsus Cezaevi’nden Kayseri’ye sürgün edilirken 5 saat boyunca ringte bekletildim. Birçok sağlık sorunum olmasına rağmen ailemden uzak bir yere sürgün edildim. Buradan da görülüyor ki cezalandırma hukuki yürütülmüyor. 2016’dan bu yana halkımızın iradesi gasp ediliyor. Bu kayyım zihniyeti yalnızca bize değil, ana muhalefet partisine karşı da harekete geçmiş durumda. Belediyeleri kayyım eliyle talan ediyorlar. Öte yandan iddianamede önümüze suç diye konulan ‘sözde eş başkan’ ifadesi kadın düşmanı bir zihniyetin tezahürüdür. Toplum tarafından bu kadar kabul edilen eş başkanlık sisteminin illegalize edilmesini kabul etmiyorum.”
PİRHA- DEM Parti Mersin Milletvekili Av. Ali Bozan, Akdeniz Belediyesi seçilmişlerinin hakim karşısına çıkacağı 31 Ekim duruşma tarihini kamuoyuna duyurarak, “İddianamede tek bir somut delil yok. Olamaz da zaten. İlk gün söylediğimiz gibi tüm mesele anti-demokratik bir uygulama olan Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atamak. Bir an önce arkadaşlarımızı tahliye edin” dedi.
Akdeniz Belediye Eşbaşkanları Nuriye Arslan ve Hoşyar Sarıyıldız, Belediye Meclis üyeleri ile birlikte 10 Ocak’ta gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Aradan geçen 9 ayın ardından iddianame hazırlandı ve Akdeniz’in seçilmişlerinin yargılanacağı duruşma tarihi 31 Ekim olarak belirlendi.
Duruşma tarihinin belirlenmesinin ardından konuya dair konuşan DEM Parti Mersin Milletvekili Av. Ali Bozan, şu ifadeleri kullandı:
“Her seferinde ‘Türkiye, hukuk devletidir’ diyorsunuz. Aylarca cezaevinde tuttuğunuz Akdeniz’in seçilmişleri ile ilgili iddianame nihayet çıktı. İnceledim. Suçlamalar; gizli tanık ifadeleri, katıldıkları basın açıklamaları ve Akdeniz Belediyesini DEM Parti’nin kazanmasını hazmedemeyenlerin yaptıkları Cimer şikayetleri var. Tek bir somut delil yok. Olamaz da zaten. İlk gün söylediğimiz gibi, tüm mesele anti-demokratik bir uygulama olan Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atamak. Bir an önce arkadaşlarımızı tahliye edin. Onların içerde tutulduğu her bir gün suç işleniyor. Kayyım uygulamasına son verin! Akdeniz Belediyemizin seçilmişleri derhal görevlerine iade edilsin!”
PİRHA- Kayseri Bünyan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Nuriye Arslan’a gönderilen mektuba “sakıncalı” denilerek el konuldu.
Mersin’de 10 Ocak’ta yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan, gizli tanık ifadeleri gerekçe gösterilerek 13 Ocak’ta tutuklandı. Tarsus Cezaevi’ne ve ardından Kayseri Bünyan Kadın Kapalı Cezaevi’ne gönderilen Nuriye Arslan, 220 gündür iddianame hazırlanmadığı halde tutuklu bulunuyor.
Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (TÜMBEL-SEN) tarafından Nuriye Arslan’a gönderilen bir mektup ise Cezaevi Disiplin Kurulu tarafından “sakıncalı” bulundu. Mektup, “siyasi ve ideolojik içerik taşıdığı, kurum güvenliğini tehlikeye düşürecek, moral ve motivasyon sağlayacak ifadeler içerdiği” iddia edilerek Nuriye Arslan’a verilmedi.
PİRHA- Akdeniz Belediyesi’ne yapılan operasyonla gözaltına alınarak tutuklanan Akdeniz Belediyesi Meclis üyesi Neslihan Oruç, yargılandığı davanın ilk duruşmasında tahliye edildi.
Mersin’de 10 Ocak’ta yapılan ev baskınlarında Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Aslan ile birlikte gözaltına alındıktan sonra “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanan Akdeniz Belediyesi Meclis Üyesi Neslihan Oruç’un ilk duruşması Mersin Adliyesi 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
“SİYASİ SAİKLERLE TUTUKLANDIM”
Duruşmaya Oruç’un ailesinin yanı sıra Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yöneticileri, belediye meclis üyeleri ve çeşitli STK temsilcileri katıldı. Oruç’un belediyeye yapılan operasyonlar sonucunda tutuklanmasına rağmen iddianamede yalnızca kentteki eylem ve etkinliklere katılması ile “jin jiyan azadi” sloganını suç olarak yer verildi.
Duruşmaya tutuklu bulunduğu Kayseri Bünyan Kadın Kapalı Cezaevi’nden SEGBİS’le katılan Neslihan Oruç, kendisine yöneltilen suç iddialarını kabul etmediğini belirtti. Oruç, yargılandığı davada belediyeye dair tek bir kelimenin olmadığını, siyasi faaliyetler ile kentteki eylem ve etkinliklere katılmasının suç olarak iddianamede yer aldığına işaret etti. Siyasi saiklerle tutuklanarak yargılandığını belirten Neslihan Oruç, ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında eylem ve etkinliklere katıldığını, yaptıklarının suç olmadığını ifade ederek, tahliye ve beraatini talep etti.
SAVCI ‘JİN, JİYAN, AZADİ’ SLOGANINI SUÇ SAYMIŞ
Avukatlar da müvekkilinin siyasi saiklerle yargılandığını, suç diye yöneltilen tüm bu basın açıklamaların anayasal hak dahilinde yapıldığını söyleyerek; müvekkilinin anayasal, seçme ve seçilme, adil yargılanma ve ifade özgürlüğü haklarının ihlal edildiğini vurguladı. Avukatlar “jin jiyan azadi” sloganının iddianamede suç olarak yer almasını da eleştirerek, “Tüm dünyadaki kadın hareketlerine mal olmuş, evrensel bir sloganın ‘terör örgütü sloganı’ olarak iddianameye konulmasını kınıyor, kabul etmiyoruz” dediler.
Mahkeme, Neslihan Oruç’un tahliyesine karar vererek, duruşmayı 14 Ekim 2025 tarihine erteledi.
PİRHA- Akdeniz Belediyesi Meclis Üyeleri, kayyımın taşınmazları satışa çıkarması üzerine suç duyurusunda bulundu. Adliye önünde konuşan DEM Parti Milletvekili Ali Bozan, “Akdeniz Kaymakamı olan kişi bu taşınmaz için ‘satılamaz’ derken şimdi kayyım olarak bu taşınmazı satmak istiyor. Ne değişti? Demek ki Akdeniz ilçesinin en değerli taşınmazının alıcıları belli” dedi.
DEM Parti’li Akdeniz Belediyesi eş başkanları ve meclis üyelerinin tutuklanmasının ardından belediyeye atanan kayyım, taşınmazları satışa çıkardı. Bunun üzerine Akdeniz Belediyesi meclis üyeleri, tutuklu bulunan belediye eş başkanları adına suç duyurusunda bulundu. Meclis üyeleri, suç duyurusunun ardından eski Adliye Binası önünde konuya dair basın açıklaması yaptı. Açıklamaya DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, meclis üyeleri ve avukatlar katıldı.
“SATIŞLAR HUKUKİ DEĞİL”
Basın metnini Akdeniz Belediyesi Meclis Üyesi Aydın Kılıç okudu.
Kılıç, kayyım Zeyit Şener’in Mesudiye, Nusratiye ve Yaka mahallelerinde bulunan 5 taşınmazı toplamda 680 milyon TL muhammen bedelle satışa çıkardığını belirterek, söz konusu taşınmazların belediye hizmet alanı olarak imar planında yer aldığını vurguladı. Satışın hukuka aykırı olduğuna dikkat çeken Kılıç, “Kamusal alana ait bu taşınmazların satılması halinde kamu zarara uğrayacak, üçüncü kişiler kazanç sağlayacaktır. Meclis kararı olmaksızın alınan bu karar tek kişinin iradesidir ve halkın malına dönük bir saldırıdır” dedi.
Bu taşınmazların satışa sunulması halinde kamunun zarara uğrayacağına da değinen Kılıç, bunun karşısında olacaklarının altını çizdi.
“AKDENİZ’İN EN DEĞERLİ TAŞINMAZLARI PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR”
Ardından konuşan DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, kayyımın belediyeye ait Fen Hizmetleri Binasını 7 Mayıs’ta satışa çıkarmak istediğini söyledi. Söz konusu taşınmazın daha önce belediye meclisi kararıyla, AKP döneminden kalan borçların ödenmesi amacıyla satışa sunulmak istendiğini hatırlatan Bozan, “O dönem Akdeniz Kaymakamı olan kişi bu taşınmaz için ‘satılamaz’ diyerek dava açtı ve yürütmeyi durdurma kararı aldırdı. Aynı kişi şimdi kayyım olarak bu taşınmazı satmak istiyor. Ne değişti? Kaymakamken satılamaz dediğin taşınmaz, kayyım olduğunda nasıl satılabiliyor? Demek ki Akdeniz ilçesinin en değerli taşınmazının alıcıları belli. Biz bu taşınmazların peşkeş çekilmesine susmayacağız. Akdeniz halkının iradesine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Her ne kadar kanunda kayyımın yeri varsa, halkın vicdanında kayyımın yeri yoktur. Orada oturan kayyım gaspçıdır, hırsızdır. 7 Mayıs tarihinde bu taşınmazın satışı yapılacak olursa o ihaleye karşı da yeniden dava açacağız ve Akdeniz halkının hakkını korumaya devam edeceğiz” diye konuştu.
PİRHA- Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atanmasının üzerinden 3 ay geçmesine rağmen tutuklu belediye eşbaşkanları ve meclis üyeleri hakkında bir delil bulunamadığı için 3 aydır iddianame hazırlanamadığını söyleyen DEM Parti Mersin Milletvekili Av. Ali Bozan, “Bir defa da olsa hukuka uygun davranın ve seçilmiş belediye eşbaşkanlarımızı serbest bırakın” çağrısı yaptı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Av. Ali Bozan, Meclis’te basın toplantısı düzenlendi. Milletvekili Bozan, kayyım atanan Akdeniz Belediyesi’nin Belediye Eşbaşkanları Hoşyar Sarıyıldız, Nuriye Arslan ve meclis üyeleri Hikmet Bakırhan, Neslihan Oruç ve Özgür Çağlar hakkında üç aydır bir suç delili bulunamadığı için iddianame hazırlanamadığını söyledi.
“ASIL HEDEF BELEDİYEYE KAYYIM ATAMAKTI”
Milletvekili Ali Bozan, eş başkanların ve meclis üyelerinin bir kumpas operasyonu ile rehin alındığını söyleyerek, “Soruşturma ve hukuk işin hikayesiydi. Asıl hedef Akdeniz Belediyesine kayyım atamaktı. Belediye eş başkanları ve belediye meclis üyeleri gözaltına alındıktan sonra haklarında herhangi bir tutuklama kararı veya görevden uzaklaştırma kararı yokken keyfi olarak Akdeniz Belediyesi günlerce halka ve seçilmiş belediye meclisi üyelerine kapatıldı” dedi.
“Haklarında tutuklama kararı verildikten sonra Belediye Eş Başkanımız Hoşyar Sarıyıldız Kırşehir Cezaevine, Belediye Eş Başkanımız Nuriye Arslan ve belediye meclis üyemiz Neslihan Oruç Kayseri Bünyan Cezaevine, belediye meclis üyemiz Hikmet Bakırhan Burdur Cezaevine, belediye başkan yardımcımız Özgür Çaglar Ereğli Cezaevine sürgün edildiler. Belediye eş başkanımız Hoşyar Sarıyıldız, belediye meclis üyelerimiz Hikmet Bakırhan ve Özgür Çağlar götürüldükleri cezaevlerinde tek kişilik odalara konuldular. Günde sadece 1 saat havalandırmaya çıkarılıyorlar. Tutuklular ama ağırlaşmış müebbet hapis cezası almış gibi koşullarda tutuluyorlar.
YANDAŞ SAVCILAR DAHA NE KADAR BEKLEYECEK
Seçilmiş eş başkanlarımız ve belediye meclis üyelerinin avukatları bugüne kadar defalarca dosya savcısı ile görüşme talep etmelerine rağmen dosya savcısı kendileriyle görüşmüş değil. O nedenle diyoruz ki sadece gizli olan soruşturma değil aynı zamanda dosyanın savcısı da gizli. Ayda bir arkadaşlarımızın tutukluluk hali gözden geçiriliyor. Sulh Ceza Hakimi seçilmişleri SEGBİS üzerinden duruşmaya dahi bağlamıyor.”
Konuya ilişkin Adalet Bakanlığı’na seslenen Milletvekili Bozan, “Yandaş savcılarınız daha ne kadar bekleyecek? Savcı diye oraya koyduğunuz kişi dosyanın avukatları ile dahi görüşemiyor, görüşmüyor. Madem iddianame düzenlemeyi gerektirecek delilleriniz yoktu neden seçilmişler hakkında tutuklama kararı verildi? Demokratik hukuk devletlerinde olması gereken en kısa süre içerisinde kişilerin yargı önüne çıkarılmasıdır. Bir defa da olsa hukuka uygun davranın ve seçilmiş belediye eşbaşkanlarımızı serbest bırakın. Serbest bırakmaya cesaretiniz yoksa da bir an önce iddianameyi düzenleyin ve mahkeme karşısına çıksınlar” diye konuştu.
PİRHA- Akdeniz Belediyesi önünde sürdürülen kayyım nöbetinde konuşan DEM Parti Mersin İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, “Demokratik talep ve tepkilerini dile getirenlere karşı keyfi gözaltı ve tutuklamalara derhal son verilmeli, tutuklananlar derhal serbest bırakılmalıdır” dedi.
Mersin’in Akdeniz İlçe Belediyesi’ne 14 Ocak’ta kayyım atanmasının ardından belediye önünde başlatılan nöbet devam ediyor. Belediyenin önünde sürdürülen nöbete kentte bulunan sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda yurttaş katılım sağladı. Nöbette, “Kayyım rejimi halk iradesine darbedir” pankartı açıldı.
Burada yapılan basın açıklamasında Ekrem İmamoğlu ile diğer belediye başkanlarının tutuklanmasına, Şişli Belediyesi’ne kayyım atanmasına, İstanbul Barosu yönetiminin görevden alınması ve Eğitim Sen hakkında soruşturma başlatılmasına değinildi.
“KAYYIM ANLAYIŞI TÜM TÜRKİYE İÇİN BİR TEHDİTTİR”
Basın açıklamasını okuyan DEM Parti İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, kayyım uygulamalarının demokratik toplum yapısı için büyük bir tehdit olduğunu belirterek, “Ekrem İmamoğlu’nun şahsında, halkın seçtiği temsilcilerin görevlerini özgürce yapabilmesi en temel demokratik haktır. Yerel yönetimlerin vesayet altına alınması tüm Türkiye’nin geleceğine yönelik bir tehdittir. Demokrasinin olmazsa olmazı, çoğunluğun iradesine saygı duymak ve azınlık haklarını korumaktır. Bu ilkeler ışığında, İstanbul’un ve tüm kentlerimizin, siyasi kaygılardan uzak, halkın ihtiyaçlarına odaklanan bir yönetim anlayışına ihtiyacı vardır” dedi.
Dilek İmamoğlu’na yönelik cinsiyetçi söylemlere de değinen Bedriye Kuş, eril zihniyetin kayyımcı zihniyet ile aynı olduğunu vurgulayarak nefret söylemi dile getirenlerin yargılanmasını talep etti.
“BAĞIMSIZ YARGIYA AÇIK BİR SALDIRI”
İstanbul Barosu yönetimin görevden alınmasının bağımsız yargıya karşı açık bir saldırı niteliği taşıdığını ve kaydeden Bedriye Kuş, “İstanbul Barosu’nun demokratik iradeyle seçilmiş yönetimine yönelik bu müdahale girişimi, kayyım zihniyetinin hukuk alanına sıçradığının ve tüm demokratik kurumları vesayet altına alma hedefinin bir yansımasıdır.Bu süreç, yalnızca İstanbul Barosu’nu değil, tüm meslek örgütlerinin özerkliğini ve demokratik işleyişini tehdit etmektedir” diye konuştu.
TALEPLER SIRALANDI
Son olarak Eğitim Sen Merkez Yönetimine yönelik açılan soruşturmanın sendikal özgürlüklerin, akademik özerkliğin ve demokratik hakların hedef alındığı siyasi bir saldırı olduğunu belirten Bedriye Kuş, yaşanan tüm hukuksuzluklara son verilmesi için şu çağrıda bulundu:
“Demokratik talep ve tepkilerini dile getirenlere karşı keyfi göz altı ve tutuklamalara derhal son verilmeli, bu nedenlerden dolayı tutuklananlar derhal serbest bırakılmalıdır.
Siyasi iktidarı, sendikal özgürlükleri baskı altına alma politikalarından derhal vazgeçmeye ve Eğitim Sen’e yönelik hukuk dışı soruşturmayı geri çekmeye davet ediyoruz.
Yargıyı, tarafsızlık ve bağımsızlık ilkelerine bağlı kalarak bu siyasi operasyona alet olmamaya çağırıyoruz.
Tüm eğitim emekçilerini, akademisyenleri, demokrasi güçlerini ve kamuoyunu, “sendikal mücadeleye ve örgütlü hak arayışına sahip çıkmaya davet ediyoruz.”
PİRHA- Akdeniz Belediyesi önünde sürdürülen kayyım nöbetinde konuşan DEM Parti Mersin İl Eşbaşkanı Bedriye Kuş, Suriye’de yaşanan Alevi katliamını kınayarak, “Tüm dünyayı, nefret ve şiddetin değil, adalet ve barışın sesi olmaya davet ediyoruz” dedi.
Mersin’in Akdeniz İlçe Belediyesi’ne 14 Ocak’ta kayyım atanmasının ardından belediye önünde başlatılan nöbet devam ediyor. Polis ablukası altındaki belediyenin önünde sürdürülen nöbete kentte bulunan sivil toplum kuruluşları, Mersin Barış Anneleri Meclisi ve çok sayıda yurttaş katılım sağladı. Nöbette, “Kayyım rejimi halk iradesine darbedir” pankartı açıldı.
“AKDENİZ BELEDİYE’SİNİ BU HALKA GERİ TESLİM EDİN”
İlk olarak söz alan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin İl Eşbaşkanı Bedriye Kuş, 10 Ocak’tan bugüne devam eden Akdeniz Belediyesi önündeki ablukaya işaret ederek, “Herhangi bir iddianame, mahkeme durumu söz konusu değil. Çünkü biliyoruz iddianame hazırlanacak herhangi bir suç söz konusu değildir. Tamamıyla uydurma dosyalarla arkadaşlarımız rehin tutuluyor. Hukuksuz bir şekilde gasp ettiğiniz Akdeniz Belediye’sini bu halka geri teslim edin. Belediye Eşbaşkanlarımız ve meclis üyelerimiz derhal serbest bırakılsın ve görevlerine geri dönsünler” dedi.
“İNSANLIK, SURİYE’DE YAŞANAN TRAJEDİDEN DERS ALMALIDIR”
Suriye’de yaşananları “soykırım olarak” nitelendiren Bedriye Kuş, “Masum insanların inançları veya kimlikleri nedeniyle hedef alınması, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve bu vahşet karşısında sessiz kalmak mümkün değildir. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi ve ilgili devletleri, bu katliamın faillerinin derhal tespit edilmesi ve adalet önüne çıkarılması için somut adımlar atmaya çağırıyoruz. Suriye’de 12 yıldır devam eden savaşın ancak kapsayıcı bir siyasi çözümle sona erebileceğini bir kez daha vurguluyoruz. Tüm tarafları diyaloğa davet ediyoruz. İnsanlık, Suriye’de yaşanan trajediden ders almalıdır. Tüm dünyayı, nefret ve şiddetin değil, adalet ve barışın sesi olmaya davet ediyoruz” diye konuştu.
“BELEDİYEYİ HALKA İADE ETMEYE ÇAĞIRIYORUZ”
Ardından konuşan İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Eşbaşkanı Av. Gazi İnci, kayyım uygulamalarını “demokrasiye yapılmış en büyük darbe” olarak nitelendirdi. İnci, “Hem Akdeniz Belediyesi hem de diğer belediyeler nezdinden bu darbe devam ediyor. Sadece dışarıdan bakarak herhangi bir şekilde bir siyasi örgütlenmeye değil de doğrudan halka yapıldığını görebiliyoruz. 2 aydır bu belediye sadece bir siyasi partiye kapatılmadı, bu belediye halka karşı ablukaya alındı ve bu abluka 2 aydır devam ediyor. 2 aydır tutuklanan seçilmişlerimiz katıksız bir tecrit uygulanarak hapishanede tutuluyor. Bir tutuklu gibi değil, bir rehine gibi tutuluyorlar. Bu uygulamanın demokrasi ve barışla bağdaşmadığını görebiliyoruz. İktidarı bundan vazgeçmeye, seçilmişlerimiz hakkındaki asılsız isnatları ortadan kaldırmaya, itibarlarını iade etmeye, belediyeyi halka iade etmeye çağırıyoruz” şeklinde konuştu.
PİRHA- Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atanmasına karşı düzenlenen nöbet eyleminde konuşan DEM Parti İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, AKP’nin yönetimindeyken Akdeniz Belediyesi’nde yapılan usulsüzlükleri teşhir edeceklerini duyurdu.
Mersin’de Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Akdeniz İlçe Belediyesi’ne 14 Ocak’ta kayyım atanmasına karşı başlatılan nöbet eylemi devam ediyor. Yaklaşık bir buçuk aydır abluka altındaki belediye binası önünde sürdürülen nöbette, “Kayyım rejimi halk iradesine darbedir” pankartı açıldı.
NİZAR ESEN: BARIŞ KAYYIMLARLA GELMEZ
Nöbette ilk olarak konuşan DEM Parti Akdeniz İlçe Eşbaşkanı Nizar Esen, AKP iktidarını, ülkenin kurumlarını kendi çıkarları için kullanmakla eleştirdi. Esen, “Talebimiz ısrarla barıştır, demokrasidir, eşit yurttaşlıktır. Barışın yolu barikatlarla, kayyımlarla olmaz. Bu kayyım, barikatlar ülkedeki eşitsizliğin temel sebebidir. Bu ülkede eşitliğin, barışın yolu bu barikatları kaldırmaktan geçer. Sandığın başına oy kullanmaya giden herkes size lanet ediyor. Sizler, bu halkın içinde teşhir olmuş hırsızlarsınız. Talebimiz ısrarla barıştır, demokrasidir, eşit yurttaşlıktır. Bu ülkedeki demokratik koşulların güçlenmesi ve siyasetin eşit şartlarda yapılması için mücadelemizi sürdüreceğiz” diye konuştu.
“YOLSUZLUKLARI TEŞHİR EDECEĞİZ”
Ardından konuşan DEM Parti Mersin İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, belediye meclis üyelerinin ve eşbaşkanların başka cezaevlerine sürgün edildiğini söyledi. AKP yönetiminin Akdeniz Belediyesi’nde yaptığı yolsuzlukları ilerleyen günlerde açıklayacaklarını duyuran Bedriye Kuş, “Belediye eş başkanlarımızı, meclis üyelerimizi sürgün ettikleri yetmiyormuş gibi bulundukları cezaevlerinde tekli koğuşlarda tecrit altında tutuyorlar. Kayyımın yönlendirmesi ile eş başkanlarımız hakkında usulsüzlük ve yolsuzluk yapıldığına dair yalan beyanlar ve iftiralar yandaş basına servis edildi. Eğer bir yolsuzluk arıyorlarsa geçmiş döneme gidip baksınlar. Yolsuzluk ve usulsüzlüğün nasıl yapıldığını orada göreceklerdir. Buna ilişkin çalışmalarımız sürüyor. Önümüzdeki günlerde 5 yıllık AKP döneminde nasıl yolsuzluklar yapıldığını kamuoyu ile paylaşacağız. Kayyımı ve kayyım zihniyetini teşhir etmeye devam edeceğiz” dedi.
PİRHA- Akdeniz Belediyesi’nde kayyımın 23 personeli işten çıkarmasına tepki gösteren Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, “Haksız ve hukuksuz bir biçimde yapılan bu işten çıkarmalarla toplumun tüm katmanları ve demokratik kitle örgütleri susturulmak isteniyor” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Mersin’in Akdeniz Belediyesi’ne kayyım olarak atanan Zeyit Şener’in 23 belediye personelinin iş akdine son vermesine ilişkin Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Eğitim Sen’de basın toplantısı yaptı.
“Akdeniz işçileri yalnız değildir, işten atılan işçiler işe geri alınsın” yazılı pankartın asıldığı toplantıda basın metnini platform dönem sözcüsü Kemal Göçmen okudu.
“İŞTEN ÇIKARMALAR HUKUKSUZ VE KEYFİ”
Kayyımdan sonra işçilerin ağır mobbing ve hak ihlalleri yaşadığını kaydeden Kemal Göçmen, işten çıkarılmaların herhangi bir hukuki süreç işletilmeden keyfi bir biçimde yapıldığını vurguladı. Bu hukuksuz uygulamalarla işçiler nezdinde tüm topluma gözdağı verildiğini belirten Göçmen, “Benim keyfi ve hukuksuz uygulamalarıma muhalefet ederseniz aynı akıbete siz de uğrarsınız diyerek toplumun tüm katmanları ve demokratik kitle örgütleri susturulmak isteniyor” sözlerini kullandı.
“İŞÇİLERİN HAKLARI GERİ VERİLMELİ”
Göçmen, yoksulluğun her geçen gün derinleştiği bir ülke gerçekliğinde kayyımın haksız bir biçimde işçilerin işine son vermesinin kabul edilemez olduğunun altını çizerek, “İşten çıkarmaların haksız ve hukuksuz bir şekilde yapıldığı anayasal haklarının ellerinden alındığı insanların aileleri ile birlikte yoksulluğa ve sefalete mahkum edildiği bir süreci yaşıyoruz. Bu antidemokratik uygulamaları kabul etmiyoruz işten çıkarılan işçilerin tekrar işe alınması ve hakları verilinceye kadar mücadelemize devam edeceğiz” diye konuştu.
MÜCADELE VURGUSU
Son olarak İstanbul’daki belediye gözaltılarına değinen Göçmen şunları söyledi:
“Kent uzlaşısı hedef alınarak belediye personellerine yapılan hukuksuz gözaltı ve tutuklama işlemlerinin adalet anlayışından yoksun olduğunu da kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz.
31 Mart 2024 seçimlerinden sonra Hakkari, Mardin, Halfeti, Batman, Esenyurt, Bahçesaray, Tunceli, Ovacık, Akdeniz ve Siirt belediyelerine kayyım atandı ve bu sadece Akdeniz belediyesi ile ilgili değil Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından tehdit. Bu antidemokratik uygulamaları durdurmanın tek yolu baskılara karşı birlikte mücadele ederek, dayanışmayı büyüterek mücadele etmektir.”
PİRHA- Akdeniz Belediyesi’ne kayyım olarak atanan Zeyit Şener, 23 belediye personelini işten çıkardı. Belediye Başkan Yardımcısı Orhan Sanrı’yı da sürülen işçileri ziyaret ettiği için ‘Mesai saatlerinde görev yerini terk etmek’ gerekçesiyle açığa aldı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Mersin’in Akdeniz Belediyesi’ne kayyım olarak atanan Zeyit Şener, 150 personelin görevinde değişiklik yaparak Çevre Koruma Birimi’ne sürmüştü. Uygulamayı kabul etmeyen personeller hakkında tutanak tutulmuştu.
Tutanakların ardından aralarında mühendis, psikolog, sosyolog, operatör ve basın çalışanlarının olduğu 21 belediye personeli ve iki kadrolu çalışan işten çıkarıldı. İşten çıkarılan personellere, telefon üzerinden SMS ile “Akdeniz Belediyesi ile iş akdiniz feshedildi” şeklinde mesaj gönderildi.
BAŞKAN YARDIMCISI İŞÇİLERİ ZİYARET ETTİĞİ İÇİN AÇIĞA ALINDI
Akdeniz Belediye Başkan Yardımcısı Orhan Sanrı ise, görev yerleri değiştirilen işçileri ziyaret ettiği için ‘Mesai saatlerinde görev yerini terk etmek’ gerekçesiyle açığa aldı. Sanrı, konuya ilişkin yapılan basın açıklamasına da katılmıştı.
MECLİS ÜYELERİNE MAL BEYANI BİLDİRİMİ
Kayyım son olarak, Akdeniz Belediyesi Meclis Üyeleri’ne mal beyanı bildirimi yapmaları yönünde yazı gönderdi. Gönderilen yazıda; “Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun 7.maddesi gereği sonu (0) ve (5) ile biten yılların en geç şubat ayı sonuna kadar bildirimlerini yenilerler hükmü ile aynı kanunun 8.maddesinin birinci fıkrasının (n) bendi gereğince Meclis Üyelerinin Mal Bildirimini Belediye Başkanlığına vermeleri gerekmektedir. Belediye Başkanlık Makamı’nın 16.01.2025 tarih ve 161812 sayılı yazısına istinaden meclis üyeliği askıya alınmış olup, ekte gönderilen Mal Bildiriminin 28.02.2025 tarihine kadar Belediye Başkanlığımıza verilmesi,vermeyenler hakkında ilgili kanun ve uygulama yönetmeliğinin ilgili maddelerine istinaden işlem yapılacağının bilinmesini rica ederim” ifadelerine yer verildi.
PİRHA- Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atandıktan hemen sonra çöpe ve süpürgeye sürülen belediye çalışanları için basın açıklaması yapan Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, kayyım Zeyit Şener’e seslenerek, “Kayyım Şener’i halk iradesi ile atanmış, göreve gelmiş tüm işçilere yönelik mobbing ve hak ihlallerini sonlandırmaya, işçileri eski görevlerine iade etmeye çağırıyoruz” dedi.
Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atandıktan hemen sonra işçilerin temizlik ve çöpe sürülmesine ilişkin Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, işçilerin sürgün edildiği Akdeniz Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı.
“Akdeniz Belediyesi işçileri yalnız değildir. Emeğe saygı, mobbinge ve işçi kıyımına son” yazılı pankartın açıldığı açıklamaya platform bileşenleri, DEM Parti il ve ilçe örgütleri, Mersin Milletvekili Ali Bozan ve işçiler katıldı.
“PERSONELLER GÖREVLERİNE İADE EDİLSİN”
Açıklamayı okuyan platform dönem sözcüsü Kemal Göçmen, sürgün edilen işçilerin arasında hamile kadın, yaşlı ve sağlık durumu elverişli olmayan kişilerin de olduğunu belirterek, görevi kabul etmeyen tüm işçilere her gün tutanak tutulduğunu aktardı. Göçmen, “Görevli amirler tarafından, şifahi olarak işçilere temizlik görevini kabul etmeyen işçiler hakkındaki tutanak sayısının 5’i bulması durumunda kovulacakları yönünde tehditler savrulmaktadır. Verilen hukuka aykırı görevi kabul etmeyen işçilere bugüne kadar 2 defa tutanak tutulmuş olup işten çıkarma tacizi devam etmektedir” dedi.
Kemal Göçmen, kayyım Zeyit Şener’e seslenerek şunları söyledi:
“Kayyum Zeyit Şener’i halk iradesi ile atanmış, göreve gelmiş, belediye hizmetine katılmış olan tüm işçilere yönelik mobbing ve hak ihlallerini sonlandırmaya, işçileri eski görevlerine iade etmeye ve Akdeniz halklarının iradesine saygı göstermeye çağırıyoruz.”
“KAYYIM, İŞTAR’IN TABELASINI İNDİRDİ”
Sürgün edilen işçiler arasında yer alan Akdeniz Belediyesi Kadın Politikaları Müdürü Mutlu Aymaz, kayyımın kadın müdürlüğünü işlevsizleştirdiğinin altını çizerek, “Kayyım öncelikle kadın danışma merkezini kapattı, İŞTAR tabelasını indirdi. Kadın Politikalar Müdürlüğü’nde tekrar ev temizliği, yaşlı bakımı, hoşgeldin bebek şeklinde uygulamalara hizmet verecek şekilde görevlendirdi. Kadına şiddetin hiçbir şekilde ağza alınmadığı, kadın sığınma evinin çalışmalarının durdurulduğu bir ortamdan bahsediyoruz” diye konuştu.
Akdeniz Belediye Başkan Yardımcısı Orhan Sanrı da, eşbaşkanlarla aynı fotoğraf karesinde olan personellerin dahi cezalandırıldığını kaydederek, düşmanca bir hukuk uygulandığını dile getirdi.
“ENGELLİ PERSONELLER ASANSÖRSÜZ YERE SÜRGÜN EDİLDİ”
Açıklamada son olarak konuşan DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, engelli belediye personellerin asansörün olmadığı birime sürgün edildiğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı:
“Akdeniz Belediyesi’nde hizmet üretecek sosyolog, psikolog, inşaat teknikeri, inşaat mühendisi, mimar, muhasebeci kalmadı çünkü hepsi iradeleri dışında sürgün edildi. Bu nedenle kayyum hizmet düşmanıdır, kayyum aynı zamanda emek düşmanıdır. Göreve gelir gelmez dokuz aydır belediye eşbaşkanlarımızla uyumlu bir şekilde çalışan müdürleri, memurları zorla ücretsiz izne gönderdiler, sonra 150’ye yakın kalifiye personeli iradeleri dışında temizliğe gönderdiler. Kayyum aynı zamanda dezavantajlı grupların, engelli yurttaşların düşmanıdır. Akdeniz Belediyesi’ni Akdeniz’de yaşayan halkların belediyesi yapıncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz”
PİRHA- Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız, Meclis üyeleri Özgür Çağlar ve Hikmet Bakırhan’ın Tarsus Cezaevi’nden başka kentlerdeki cezaevlerine sevk edilmelerinin ve tek kişilik hücrelerde tutulmalarının bir cezalandırma biçimi olduğunu söyleyen Avukat Gazi İnci, “24 saat dış dünya ile bağları ortadan kaldırılarak katıksız bir tecrit uygulanıyor. Bile isteye bir kötü muamele niyeti görüyoruz” dedi.
Mersin’de 10 Ocak’ta yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan ve ardından tutuklanan Mersin Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız, Tarsus Kampüs Cezaevi’nden Kırşehir S Tipi Kapalı Cezaevine, Başkan Yardımcısı ve Meclis üyesi Özgür Çağlar Ereğli Yüksek Güvenlikli Cezaevine, Meclis üyesi Hikmet Bakırhan ise Burdur Yüksek Güvenlikli Cezaevine sevk edildi.
Eş Başkan Sarıyıldız ve Meclis üyeleri Çağlar ile Bakırhan’ın sevk edildikleri günden bu yana tek kişilik hücrelerde kaldıkları öğrenildi.
“SİYASİ BİR DOSYA”
İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Eş Başkanı ve aynı zamanda davanın avukatlarından Gazi İnci, soruşturma dosyasına konu olan isnatların hiçbir şekilde hukuki dayanağı olmadığını, belediye faaliyetleriyle ilgili herhangi bir suçlamanın dosyada yer almadığını belirtti. Soruşturmanın kapsamının belediye seçimlerinden önceki basın açıklamalarına, parti çalışmalarına dayandığını ifade eden İnci, “Suçlamaların yüzde 70’ine yakını bu çerçevede. Öte yandan CİMER’e yapılan ‘belediyeye kayyım atanmalı’ şeklinde yalnızca talebe dayalı şikayet ve iki gizli tanığın tamamen soyut, kanıtlanmayacak derecede afaki suçlamaları yer alıyor dosyada. Tüm bunlar da bize bu dosyanın ne derece siyasi olduğunu gösteriyor” dedi.
“KATIKSIZ BİR TECRİT UYGULANIYOR”
Her üç ismin tutuklanır tutuklanmaz başka kentlere sevk edilmesinin bir cezalandırma politikası olduğuna işaret eden Gazi İnci, “İlk olarak Belediye Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız’ın 24 Ocak’ta, Özgür Çağlar’ın 27 Ocak’ta, bir gün sonra ise Hikmet Bakırhan’ın sürgün edildiğini öğrendik. Tutuklanalı henüz 1 hafta olmasına ve herhangi bir idari sıkıntıyla karşılaşmamalarına rağmen bu kişiler ayrı ayrı, Türkiye’nin farklı yerlerindeki cezaevlerine sürgün edildiler. Bu sürgünler hem onları cezalandırma amacı taşıyor hem de aileleri cezalandırmış oluyorlar ” diye konuştu.
Sevklerin yanında bir de tek kişilik hücrede tutulmalarının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Avukat İnci, hukuki olarak süreç başlatacaklarını dile getirerek şunları söyledi:
“Normal şartlarda 3 kişilik hücreler olmasına rağmen tek kişilik hücrede tutuluyorlar ve 24 saat dış dünya ile bağları ortadan kaldırılarak katıksız bir tecrit uygulanıyor. Bile isteye bir kötü muamele niyeti görüyoruz. Hapishane idaresi ile görüşüp bu konuyla ilgili gerekli önlemlerin alınmasını talep edeceğiz. Herhangi bir önlem alınmazsa infaz hakimliklerine itiraz yolunu deneyeceğiz. En nihayetinde Anayasa Mahkemesi’ne başvuracağız.
Tutuklu olan arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını, tutuklu oldukları süreçte de yasal haklarından mahrum bırakılmamalarını istiyoruz. Bu politikaların tabii ki de hiç kimseye yaramayacağı gayet açık ortada ve en nihayetinde toplumsal krizleri kilitleyecek noktaya sürükleyecek. Özellikle de barış sürecinin konuşulduğu bu dönemde bu eylemlerin barışa hiçbir şekilde hizmet etmeyeceğini düşünüyoruz.”
PİRHA- Akdeniz Belediyesi önünde yapılan kayyım protestosunda konuşan TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, kayyım atanmalarına tepki göstererek, “Kentte o kadar belediye varken kayyumlar neden Kürt halkının seçtiği belediyelere atanıyor? Devlet; ‘Kürtlerin seçme ve seçilme hakkı bu ülkede yok’ diyor” diye belirtti.
Mersin’in Akdeniz Belediyesi’ne 14 Ocak’ta kayyım atanmasına karşı başlayan protestolar, polis ablukasında olan belediye binası önünde sürüyor. Nöbet eyleme HDP Eş Genel Başkanı Sultan Özcan, TİP Milletvekili Sera Kadıgil, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Barış Anneleri, Mersin Emek ve Demokrasi Platformu ile çok sayıda kişi katıldı. Kitle, sık sık “Direne direne kazanacağız”, “Baskılar bizi yıldıramaz” ve “Hırsız kayyum Akdeniz’den defol” sloganları atıldı.
“BU ÜLKEDE DEM KAZANMASIN İSTİYORLAR”
Eylemde konuşan TİP Milletvekili Sera Kadıgil, ablukaya alınan Akdeniz Belediyesi’ni işaret ederek buranın işgal edildiğini söyledi. İktidarın, Kürtlerin seçme ve seçilme hakkını ortadan kaldırmaya çalıştığını belirten Kadıgil, “Devlet; ‘Kürtlerin seçme ve seçilme bu ülkede yok’ dedi. Burada bu kadar belediye var değil mi? Büyükşehir belediyesi var, ilçe belediyeleri var, neden ama yoğunluklar olarak sormak gerekir bu kayyumlar neden Kürt halkının yoğunlukta yaşadığı yerlere atanıyor. Sormak gerekir bunu açık açık” dedi.
Esenyurt Belediyesi Başkanı Ahmet Özer’in Kürt olmasından ötürü tutuklandığını ifade eden Sera Kadıgil, “Bu ülkede Kürtlerin seçme ve seçilme hakkı yok bu ülkede. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan öyle istiyor” diye belirtti. Akdeniz Belediyesi kayyımın nasıl bir yüz ve vicdanla o koltukta oturduğunu soran Sera Kadıgil, “Akdeniz’de 200 bine yakın seçmen var. 200 bin insan, beğenirsin beğenmezsin. Birisi gitmiş DEM’e basmış oyunu, kimisi gitmiş AKP’ye basmış, kimisi gitmiş MHP’ye, kimisi gitmiş TİP’e basmış oyunu. Ne olmuş, DEM kazanmış. Peki sonuç, ‘hayır, yasak’. Bu ülkede DEM’in belediye kazanması yasak. Bu ülkede DEM’in siyaset yapması yasak. Bu ülkede DEM’in anadilini konuşması yasak. Bu ülkede istiyorlar ki; DEM de olmasın Kürtler de olmasın. Bu istiyorlar, bunu hayal ediyor, bunu umut ediyorlar. Resmen bir tek tipçinin peşindeler. Ve bizde tam olarak buna karşı durmak için dayanışma göstermek için bugün buradayız” şeklinde konuştu.
“KADINLARIN İNADINDAN KORKUN”
Ardından konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sultan Özcan da, kadınların iktidarın bu uygulamalarına ve iktidara son vereceğini vurguladı. Sultan Özcan, iktidarın kayyımı bir rejim haline getirdiğini belirtip, iktidarın Kürt için hukuku askıya aldığına dikkat çekti. Özcan son olarak ortak mücadeleyi yükseltme çağrısında bulundu.
PİRHA- Mersin’de 164 siyasi parti, sivil toplum örgütü temsilcileri ile akademisyen, gazeteci ve sanatçılar Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atanmasına karşı deklarasyon yayınlayarak, iktidarı halkın iradesine saygı duyup yasaları uygulamaya çağırdı.
Mersin’in DEM Parti’li Akdeniz Belediyesi’ne kayıım atanmasına tepkiler yükselmeye devam ediyor. Akdeniz Belediyesi önünde nöbet eylemi devam ederken, kayyıma karşı Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde deklarasyon hazırlandı. Çok sayıda siyasi parti, sivil toplum örgütü temsilcileri ile akademisyen, gazeteci ve sanatçılar Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nde basın toplantısı düzenleyerek, deklarasyonu kamuoyuyla paylaştı.
MÜCADELE VURGUSU
Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Kemal Göçmen “AKP-MHP iktidar bloğunun yargı sopasıyla kayyım darbesini sürdürmesi ve kayyım zorbalığına yeni halkalar eklemesine karşı biz aşağıda imzası olanlar sorumluları bir an önce demokratik taleplerimizin gereklerini yerine getirmeye, toplumu da bu uygulamalara karşı birlikte mücadeleye çağırıyoruz!” dedi.
Göçmen, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi ile ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde hükümetin, 1 Eylül 2016 tarihli 674 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile (KHK) 5393 Sayılı Belediye Kanununun 45.maddesinde değişiklik yaparak belediyelere kayyım atama yetkisi aldığında bahsederek, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, Venedik Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu raporlarında bu uygulamayı “seçmen iradesinin ihlali” olarak değerlendirdiğini vurguladı.
İKTİDARA ÇAĞRI
Göçmen, iktidarın her seçimde kaybettiği belediyeleri kayyımla gasp ederek halka seçme ve seçilme hakkının olmadığı izlenimini derinleştirdiğini belirtti. Göçmen, şunları söyledi:
“Vatandaşlık statüsünün en temel güvencelerinden biri olan seçme ve seçilme hakkı yine en temel güvencelerden olan bağımsız ve adil yargının olmadığı bir ortamda halkın elinden alınıyor. Seçme ve seçilmenin anlamsızlaştığı, hukukun tamamen araçsallaştığı bu süreç halkın vatandaşlık statüsüne ağır ve bilinçli bir saldı niteliği taşıyor. İktidarın antidemokratik kayyım uygulamaları sadece yerel seçimleri değil, üniversiteler, meslek odaları da dahil tüm seçme ve seçilme haklarını hedef alıyor. İktidar, kayyım öncesi ve sonrası uygulamalar ve hak ihlalleri ile milletvekillerinden gazetecilere kadar hukuksuzluklara devam ediyor. Yaşanan sürecin hiçbir hukuki gerekçesi olmadığını, tamamıyla siyasi bir operasyon olduğunu gözler önüne seriyor. İktidarı Anayasa ve yasalar ile Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslararası anlaşmaların gereğini yerine getirmeye; demokratik rejimin olmazsa olmazı seçme-seçilme hakkına, emeğin haklarına ve barışa yönelik saldırıları politikalarına son vermeye, halkların seçtiği belediye başkanları/eş başkanlarını ve meclis üyelerini görevlerine iade etmeye çağırıyoruz! Kayyımların yerel yönetim emekçilerini işinden, ekmeğinden eden, toplu sözleşmelerini iptal eden, sürgünü, sendikal ayrımcılığı, angarya çalıştırmayı rutin hale getiren emek düşmanlığının en görünür hali olduğunu vurguluyoruz. Yolsuzluklara, yandaşlara ihale dağıtmaya, halkların omuzlarına katmerli borçların yüklenmesine karşı sessiz kalmayacağız.”
İMZACILAR
Deklarasyona imza atan siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin isimleri şu şekilde:”DEM Parti İl ve İlçe Örgütleri, DBP, Devrimci Parti, EMEP, Sol Parti, CHP, SYKP, ESP, TÖP, TİP, Yeşil Sol Parti, 26. Dönem Milletvekili ve eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar, 26. Dönem Milletvekili Aytuğ Atıcı, 26. Dönem Milletvekili Fatma Kurtulan, 27. Dönem Milletvekili Rıdvan Turan, 27. Dönem Milletvekili Alpay Antmen, 27. Dönem Milletvekili Cengiz Gökçel, 28. Dönem Milletvekili Ali Bozan, 28. Dönem Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, 28. Dönem Milletvekili Perihan Koca, 28. Dönem Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Akdeniz Belediyesi Meclis Üyeleri Aydın Kılıç, Ahmet Tuncer, Gülbahar Kuş, Feride Aslan Bilgiç, Behiye Atay, Ruken Savucu, Nuray Şahin, Yakup Danış, Yılmaz Turan, Abdulsamet Oğuz, Fatma Demir, Ali Yıldırım, Yahya Delil, Yenişehir Belediyesi Meclis Üyeleri Ayşe Aydoğan, Fatmagül Demirtağ, Salih Akbaş, Necmettin Cabadak, İbrahim Cinbaş, Zerife Genç, Toroslar Belediyesi Meclis Üyeleri Hülya Ayhan, Erdoğan Ay, Sibel Tamaç, Hıdır Berk, Abdülkerim Elçi, Sevgi Aktaş, Bejna Güney, Barış Sadi, Abdulcabbar İlbilgi, Yakup Bozan, Beyaz Köse, Mezitli Belediyesi Meclis Üyeleri Hatice Çoban İsmet Kırboğa, Tarsus Belediyesi Meclis Üyeleri Selçuk Aykut, Elif Karaman, Hamdiye Kırıcı, Şerif Durmaz, Faik Altın, Mehmet Halil Demir, 68’liler Derneği, 78’liler Derneği, Akdeniz Engelliler Derneği, Akdeniz GÖÇ-DER, Ajdeniz Sosyaş Eğitim Vakfı, Alevi Kültür Derneği Mezitli ve Yenişehir Şubeleri, Barış Anneleri İnisiyatifi, Çağdaş Hukukçular Derneği, ÇUKAY-DER, DAD, Dinamik Engelliler Derneği, DİYA-DER, Engelli Hakları ve Engelsiz Gelecek Derneği, Engelli Kadınlar Derneği, Engelliler Konfederasyonu, Günebakan Kadın Derneği, Halkevi, HDK, İHD, Kadın Gazetecileri Derneği, Kültürhane, MEDYA-DER, Mezitli Engelli Anneleri ve Gönüllüleri Derneği, Mimoza Kadın Derneği, Mor Dayanışma Kadın Derneği, Sanatolia, Soldep Kadın Derneği, TUAY-DER, Türkiye Emekliler Derneği, Artvinliler Derneği, GİŞDER, Siirt Paris Dayanışma Derneği, BES,BTS, DİSK Emekli-Sen, DİSK Genel-İş, Eğitim-Sen, HABER-SEN, Kültür Sanat-Sen, Mersin Tabip Odası, SES, Tarım Orkam-Sen, TMMOB Mersin İKK, Tüm-Bel-Sen, Tüm Emekli-Sen 2017 Mersin ve Mezitli Şubeleri, Tüm Emekli-Sen 2021, TÜM-TİS, YAPI YOL-SEN, YOL-İŞ Sendikası, Bilgisayar Mühendisleri Odası, Çevre Mühendisleri Odası, Elektrik Mühendisleri Odası, Fizik Mühendisleri Odası, Gıda Mühendisleri Odası, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, İçmimarlar Odası, İnşaat Mühendisleri Odası, Jeofizik Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası, Maden Mühendisleri Odası, Makina Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası, Peyzaj Mimarları Odası, Şehir Plancıları Odası, Tekstil Mühendisleri Odası, Ziraat Mühendisleri Odası, Adıyaman Balyanlılar Derneği, Adıyaman Bulamlılar ve Çevre Köyleri Kültür Derneği, Batman İl e İlçe Kültür ve Dayanışma Derneği, Bitlis Korcan Dayanışma Derneği, Dersimliler Derneği, Diyarbakırlılar Derneği, Doğu ve Güneydoğu Dernekleri Federasyonu, Haçova Kültür Derneği, Hakkari İl ve İlçe Dayanışma Derneği, Mardin Kızıltepeliler Derneği, Mardin İl ve İlçeleri Dayanışma Derneği, Osmaniye İl ve İlçeleri Dayanışma Derneği, Pazarcıklılar Derneği, Siirt Kikan Dayanışma Derneği, Siirt Pervari Dayanışma Derneği, Şırnak İl ve İlçe Dayanışma Derneği, Akademisyenler Adnan Şahin, Atilla Güney, Esra Ergüzeroğlu, Mustafa Kalay, Mustafa Şener, Ulaş Bayraktar, Veli Mert, Fotoğraf Sanatçıları Arif Kılıç, Özcan Yaman ve Tülin Şahin Okay, Gazeteci Abidin Yağmur, KHK’li İnsan Hakları Aktivistleri Cihad Aktay Göçer ve Kadri Memiş, Mehmet Şaşkara, Nurhan Kılıçkaya, Sanatçılar Bayram Karataş, Kadir Çat, Şair Erdal Dalgıç, Tiyatro Sanatçısı Melih Kayadelen, Radyocu Necmi Aydın, Yazarlar Murat Çakır, Alaaddin Bilgiç, Adil Okay ve Aydan Yalçın.
PİRHA- Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atandıktan hemen sonra çöpe ve süpürgeye sürülen belediye çalışanları, “Hiçbir resmi belge sunulmadan görev değişikliğini kabul etmemiz için mobbing uygulanıyor. Siyasi görüşü farklı olup DEM Parti’li eşbaşkanların yönetimini takdir edenleri bile bu şekilde cezalandırmaya çalışıyorlar” dediler.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atandıktan hemen sonra işçi kıyımı başladı.
İlk olarak 40 işçinin zorunlu yıllık izne çıkarılması yönünde talimat veren kayyım Zeyit Şener, şimdi de yaklaşık 180 belediye personelinin yerini değiştirdi. Makine teknikeri, inşaat mühendisi, sosyolog, psikolog, basın çalışanları, şoför ve büro personelleri sokak temizliği ve çöp arkası gibi görevlere gönderildi. Herhangi yazılı bir belge verilmeksizin, yalnızca sözlü talimatla görev yerleri değiştirilen işçiler karara tepki gösterdi.
İTİRAZLARA ZIRHLI ARAÇ VE POLİSLE GÖZDAĞI
Personellerin görev değişikliğine itiraz edip tepki göstermesi üzerine Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü’ne kısa sürede zırhlı araçlarla çok sayıda polis geldi. Bunu mobbing ve tehdit olarak adlandıran belediye personelleri, “İtiraz hakkımızı bile elimizden almaya çalışıyorlar. Tüm gün sivil polis araçları burada durup bizi izliyorlar, kapıda ise bir polis aracı bekliyor. Yalnızca DEM Parti’li çalışanlar değil; AKP’li ve MHP’li olup da eşbaşkanların yönetimini takdir eden herkesi bu şekilde cezalandırmaya çalışıyorlar” dedi.
PERSONELLERE TUTANAK TEHDİDİ
Sürgünü kabul etmeyenler hakkında tutanak tutularak 5 günün ardından işten çıkarılacaklarına dair tehdit edildiklerini belirten bir belediye personeli, şunları söyledi:
“Çevre koruma birimine gittiğimizde sözlü olarak temizlik ve çöp arkasına verildiğimiz söylendi. Herhangi bir resmi belge olmaksızın tamamen kayyımın sözlü talimatıyla görev yerlerimiz değiştirildi. Resmi belge görmekte ısrarcı olduk ancak konuyu mahkemeye taşıdığımız takdirde haksız çıkacaklarını bildikleri için resmi evrak vermiyorlar.
‘Temizlik yapmak istiyor musunuz istemiyor musunuz’ diye mobbing uyguluyorlar. 5 iş günü içerisinde çalışmayanlar hakkında tutanak tutulacağını ve işten çıkaracaklarını söylediler. Bize yazılı olarak belge vermek zorundalar. Hepimizin kendi meslekleri var, temizliği asla kabul etmeyeceğiz. İşten çıkacaksak da onurumuzla çıkacağız.”
“BU HAKSIZ UYGULAMADAN DERHAL VAZGEÇİLMELİ”
Belediye çalışanlarını ziyaret eden İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Eşbaşkanı Zümeyra Oğuz, “Görev yerleri değiştirilen personeller arasında hasta olanlar, hamile olan kadın arkadaşlar var. Kendi işleri olmayan işlerde çalışma zorunluluğu tehditlere maruz kalıyorlar. Bu işi yapmayı kabul etmeyen arkadaşlar direniyor. Bu mobbing ve haksız tutumdan vazgeçilmesi gerekiyor. İnsan Hakları Derneği olarak bunun kabul edilemez bir tutum olduğunu düşünüyoruz. Bu konuyla ilgili hukuki süreç başlatıp arkadaşlarla dayanışma sağlayacağız” diye konuştu.
PİRHA- Akdeniz Belediyesi önünde kayyıma karşı yapılan nöbette Alevi Akademisyen Rasha El Ali’nin HTŞ tarafından kaçırılarak katledilmesi kınanarak, “Dünyanın bu katliamlara sessiz kalmamasını istiyoruz” çağrısı yapıldı.
Mersin’in Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atanmasına karşı başlatılan nöbet eylemi; polis ablukasında olan belediye binası önünde sürüyor. “Rojava’da sivil halka yönelik saldırıları kınıyoruz” ve “Kayyım rejimi halkın iradesine darbedir” pankartlarının açıldığı nöbette Suriye’de HTŞ tarafından kaçırılan ve katledilen Alevi Akademisyen Rasha Al- Ali’nin fotoğrafları taşındı.
Nöbette yapılan basın açıklamasında konuşan Mersin Yakınlarını Kaybedenler Derneği (MEYADER) Eşbaşkanı Gülseren Gonca, Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılarda aralarında gazeteci, sanatçı ve sivillerin katledildiğine dikkat çekerek, “Baas rejiminin düşmesinin ardından Suriye iç savaşının yeni bir sürece evrildiği böylesi bir dönemde Rojava’nın hedef alınması kabul edilemezdir. Dünyanın takım elbise ve makyajla parlatıp önümüze demokrasi havarisi olarak koydukları dünün El Kaidesi HTŞ tarafından Humus kentinde Alevi kimliği ile tanınan akademisyen Rasha El Ali kaçırılarak eril ve faşist zihniyetler tarafından işkence ile katledilmiştir. Yapanları kınıyoruz, dünyanın bu katliamlara sessiz kalmamasını istiyoruz” dedi.