PİRHA- Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair beklenen yasal düzenlemelere ilişkin konuşan Adalet Bakanı Akın Gürlek, yasa çalışmasının yakın zamanda Meclis’e geleceğini belirtirken, DEM Partili yetkililerde hazırlığın sürdüğünü söyledi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Rize Valiliği’nde yaptığı basın toplatısında Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair beklenen yasal düzenlemelere ilişkin konuştu.
Gürlek, süreç ile ilgili yasa çalışmasının kısa sürede Meclis’e geleceğini söyleyerek, “İnşallah bir yasa çalışması Meclis’e gelecek. Artık yüzyılın devlet projesinin son aşamalarına kadar, birçok kazasız belasız önemli bir yol ayrımına geldik. İnşallah kanunla da taçlanacak. Çok kısa sürede de bu kanun inşallah yürürlüğe girecek” dedi.
MA’ya konuşan ve iktidarın hukuk kurmaylarının Adalet Bakanlığı bünyesinde bir yasal çerçeveyi hazırladığını söyleyen DEM Partili yetkili, önümüzdeki hafta yapılan görüşmelerden sonra DEM Parti İmralı Heyeti’nin tekrar İmralı Adası’na giderek Abdullah Öcalan ile görüşeceğini söyledi.
PİRHA- Katıldığı bir televizyon programında konuşan Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gülistan Doku soruşturması kapsamında aranan Umut Altaş’ın Amerika’dan iadesi için sürecin sürdüğünü belirterek, “Umut Altaş bence kritik bir isim, kilit bir isim. Bu Türkiye’ye geldiği zaman, beyanda bulunduğu zaman bence olayın çoğu çözülecek” dedi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek katıldığı bir televizyon programında Barış ve Demokratik Toplum Süreci, faili meçhul cinayetler ve yeni Anayasa’ya ilişkin konuştu. Gürlek, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin bir an önce yasalaşması gerektiğini, süreç kapsamında yeni Anayasa’ya ihtiyaç olduğunu ve faili meçhul cinayetlere ilişkin 638 dosyanın incelendiğini belirtti.
“UMUT ALTAŞ KİLİT İSİM”
Gülistan Doku soruşturmasına dair de konuşan Gürlek, Gülistan Doku soruşturması kapsamında hem Erzurum Başsavcılığı’nda hem de Tunceli Başsavcılığı’nda soruştutmaların yürütüldüğünü söyledi:
“Vali olması sebebiyle kamu görevlerinin bir usulü var. Soruşturma usulü. Erzurum Başsavcılığı onu yapıyor. Diğer Tunceli Başsavcılığımız da onu yapıyor. Burada tabii kilit isim ben daha önce söyledim, Umut Altaş’dır. Amerika’da firari ve biz bunun hakkında kırmızı bülten çıkarttık. Durumun hassasiyetini Amerika makamlarına da ilettim. Ben kendim de bizzat görüştüm. Özellikle biz Umut Altaş’ın iadesini ivedilikle istedik. Bizim için önemli olan Umut Altaş’ın beyanları. Çünkü Umut Altaş’la Gülistan Doku son ana kadar arkadaş, çok yakın arkadaş. Aynı zamanda Vali Bey’in oğlu da bunlar yakın arkadaş. Bu şekilde zaten Umut Altaş’ın bir kısım beyanları var. Ailesinin beyanları, babasıyla yaptığı yazışmalar var. Umut Altaş bence kritik bir isim, kilit bir isim. Bu Türkiye’ye geldiği zaman, beyanda bulunduğu zaman bence olayın çoğu çözülecek.”
“SÜRECE KATKI SUNMAYA HAZIRIZ”
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında çıkacak yasalar için Meclis’e her zaman yardım etmeye hazır olduklarını vurgulayan Gürlek, “Bu konuda bizim kendi çalışmamız da var. Biliyorsunuz Kanunlar Genel Müdürlüğü bize bağlı. Burada arkadaşlarımız bu konuda sürekli olarak olaya vakıf. Yani Meclis gündemine ne zaman alacaksa biz arkadaşlarımızla birlikte bu sürece katkı sunmaya hazırız. Bir an önce şahsi benim düşüncem; sürecin artık yasalaşması gerekiyor. Bu sürecin bir an önce yasalaşması gerekiyor” şeklinde ifade etti.
PİRHA- Adalet Bakanı Akın Gürlek, faili meçhul 638 dosya ve 693 katliama ilişkin inceleme başlattıklarını duyurdu.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gülistan Doku’nun kaybettirilmesinde sorumluluğu olduğu belirlenen Tunceli Valisi Tuncay Sonel, oğlu ve çok sayıda kişinin gözaltına alınıp tutuklanması sonrası gündeme gelen faili meçhul katliamlara ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden yazılı bir açıklama yaptı.
Bakan, yeni kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın kadın ve çocuk katliamları başta olmak üzere pek çok faili meçhul dosyanın aydınlatılmasına ilişkin çalışmalara başladığını paylaştı. Bakan, ülke genelinde taramalar yaptıklarını ve 75 ilde 638 dosya ve 693 katliama ilişkin inceleme başlattıklarını duyurdu.
Bakan, “Delile dayalı, titiz analiz ve güçlü koordinasyon ile cezasızlığa geçit vermeyeceğiz. Türkiye Yüzyılı’nı adaletin yüzyılı kılmak, her bir dosyada hakikati ortaya çıkarmak ve milletimizin vicdanını rahatlatmak için kararlılıkla çalışıyoruz. Adaletin tecellisi için suçun ve suçlunun izini sürmeye devam edeceğiz” dedi.
PİRHA-Adalet Bakanı Akın Gürlek, faili meçhul olaylar ve daha önce takipsizlik kararı verilen tüm dosyaların yeniden inceleyecek ekip kurduklarını açıkladı. Gürlek, “Her dosyanın sonucu aynı olacak diye bir durum yok ancak kararlılıkla ve titizlikle çalışmalar sürdürülecek” ifadelerini kullandı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Gülistan Doku soruşturmasına ilişkin açıklama yapan Gürlek, “Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada 11 tutuklu bulunuyor. Vali ile ilgili süreç devam ediyor. Soruşturma sürüyor, Başsavcımız çalışmaları yakından takip ediyor” dedi.
Gülistan Doku’ya ait cenazeye ulaşılıp ulaşılmadığı yönündeki soruya ise Gürlek, “Önemli olan mezar yerinin tespit edilmesi. Cesedin yerinin bulunmasına yönelik çalışmalar devam ediyor” ifadelerini kullandı.
FAİLİ MEÇHULLER VE TAKİPSİZLİK DOSYALARI İNCELENİYOR
Adalet Bakanlığı bünyesinde faili meçhul dosyalar ile takipsizlik kararı verilen dosyaların incelenmesi amacıyla özel bir birim kurulduğunu açıklayan Gürlek, ekiplerin tüm dosyaları tek tek ele aldığını belirtti.
Gürlek, “Faili meçhuller ve daha önce takipsizlik verilen tüm dosyalar tek tek inceleniyor. Eksik veya aksak yönler olup olmadığına bakılacak. Özellikle toplumda hassasiyet ve infial oluşturan dosyalar öncelikli olarak değerlendiriliyor. Her davanın kendi içinde önemi var ancak toplumda karşılığı olan dosyalar için özel bir birim oluşturduk. Tecrübeli ekipler tarafından yeniden ele alınıyor” dedi.
Gülistan Doku dosyasına ilişkin kamuoyunda oluşan beklentiye de değinen Gürlek, “Her dosyanın sonucu aynı olacak diye bir durum yok ancak kararlılıkla ve titizlikle çalışmalar sürdürülecek” ifadelerini kullandı.
PİRHA- Gülistan Doku’nun davası kapsamıından aralarında dönemin Dersim valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’inde bulunduğu 12 kişinin gözaltına alınmasına ilişkin açıklama yapan Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Kamu vicdanında derin iz bırakan bu soruşturma, tüm yönleriyle yeniden ele alınmakta; hiçbir şüphe ve iddia göz ardı edilmeden, ucu nereye giderse gitsin kararlılıkla araştırılmaktadır” dedi.
2020 yılından beri akıbeti bilinmeyen Gülistan Doku’nun davasında yeni bir gelişme yaşandı. 7 ilde yapılan operasyonda 13 kişi hakkında gözaltı kararı verilirken, 12’si gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında dönemin Dersim valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’de bulunuyor.
Gözaltılar sonrası gelişmelere dair Adalet Bakanı Akın Gürlek, açıklama yaptı.
Akın Gürlek’in açıklaması şöyle:
“Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığımızca önemli bir adım atılmış; çok yönlü yürütülen çalışmalar neticesinde gözaltı işlemleri gerçekleştirilmiştir. Kamu vicdanında derin iz bırakan bu soruşturma, tüm yönleriyle yeniden ele alınmakta; hiçbir şüphe ve iddia göz ardı edilmeden, ucu nereye giderse gitsin kararlılıkla araştırılmaktadır. Bu zorlu ve kapsamlı süreci büyük bir sabırla takip eden Doku ailesinin acısını paylaşıyor; adaletin tecellisi için özveriyle görev yapan Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığımıza ve hassasiyetle çalışan kolluk güçlerimize teşekkür ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Türkiye Yüzyılı, Adaletin Yüzyılı olacaktır’ vizyonu doğrultusunda; faili meçhul hiçbir olay kalmayana kadar, hukukun tüm imkanlarını seferber etmeye devam edeceğiz.”
PİRHA- Adalet Bakanı Akın Gürlek, Abdullah Öcalan’a İmralı Adası’nda “konut yapıldığı” iddialarını reddederek, bölgede yalnızca idari nitelikte bir yerleşke bulunduğunu söyledi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Gündemde yer alan “İmralı’da Abdullah Öcalan için özel konut yapıldığı” yönündeki iddialar ve siyasi tartışmalar hakkında açıklamalarda bulundu.
“ÖZEL KONUT İDDİASI DOĞRU DEĞİL”
Bakan Gürlek, İmralı Adası’na ilişkin iddialara açıklık getirerek söz konusu haberleri reddetti.
“Orada öyle bir şey yok. Orada idari bir yerleşke var, yeni binalar, ihtiyaç görülen yerler yapılabiliyor ama özel olarak konut yapılma durumu yok” ifadelerini kullandı.
YARGI SÜRECİ BAŞLADI”
Gürlek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kendisi hakkında dile getirdiği 452 milyon liralık mal varlığı iddialarına da yanıt verdi.
Söz konusu iddialar nedeniyle hukuki süreç başlattıklarını belirten Gürlek, “Yargı süreci başladı, manevi tazminat davası açtık ve suç duyurusunda bulunduk. Mahkeme elbette tapu kayıtlarını getirecektir” dedi. 12. Yargı Paketi’ne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Gürlek, infaz düzenlemesine dair beklentilere ilişkin net konuştu. Bakan Gürlek, “12. Yargı Paketi önce Cumhurbaşkanlığı’na sunuldu, oradan geçince de adalet komisyonuna gelecek. O sırada kamuoyuna bilgilendirme yapacağız. İnfazla ilgili bir düzenleme yok” ifadelerini kullandı.
Adalet Bakanlığı’nın gündeminde yer alan yargı paketi ve siyasi tartışmalara ilişkin gelişmelerin önümüzdeki günlerde Meclis süreciyle birlikte netleşmesi bekleniyor.
PİRHA- Adalet Bakanı Akın Gürlek, CHP lideri Özel’in mal varlığına ilişkin iddialarını reddetti ve hukuki süreç başlatacağını belirtti. Gürlek, “Özgür Özel’in bugün şahsıma yönelik yaptığı açıklamalar, herhangi bir delile dayanmayan, kamuoyunu yanıltmaya yönelik açık bir algı operasyonudur” dedi.
CHP lideri Özgür Özel, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında Adalet Bakanı Akın Gürlek’in bakanlık görevine getirilmeden önce sahip olduğunu iddia ettiği gayrimenkul varlıklarını tapu kayıtlarıyla birlikte açıkladı. Özgür Özel, Gürlek’in toplam 325,5 milyon TL’lik 12 adet mülkü olduğunu savundu. Özel, Gürlek’in sahibi olduğu ve sattığı gayrimenkullerinin toplam değerinin ise 452 milyon lira olduğunu söyledi. Özel, “Gürlek’in hoşuna gitmeyen kararlar veren” hakimlerin sürgün edildiğini, “Hoşa giden” kararlar veren hakimlerin ise ödüllendirildiğini ifade etti.
Bakan Gürlek, Özel’in kendisi hakkındaki iddialarına ilişkin açıklama yaptı. Gürlek, “Özgür Özel’in bugün şahsıma yönelik yaptığı açıklamalar, herhangi bir delile dayanmayan, kamuoyunu yanıltmaya yönelik açık bir algı operasyonudur. Bu iftiralar karşısında, başta manevi tazminat olmak üzere gerekli yasal süreçleri derhal başlatıyorum” dedi.
PİRHA – Milletvekili Celal Fırat, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı raporu değerlendirdi. Fırat, Alevi sorununun “bu toprakların can meselesi” olduğunu vurgulayarak “Kürt meselesi demokratik yollarla çözülür, haklar tanınırsa Alevi meselesine de yoğunlaşılacaktır. Kısa süre içerisinde Alevi sorununa dair bazı adımların atılacağını da görüyorum” dedi.
DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair Meclis komisyonunun hazırladığı raporu değerlendirdi. Fırat, söz konusu rapora dair eleştirileri gördüklerini belirterek ““Yoğun bir tartışma var. Komisyon eleştiriliyor. Fakat burayı, maksimum düzeyde kurumların, partilerin üzerine anlaştığı bir platform olarak görmek gerekiyor” dedi.
Her partinin, tüm isteklerine raporda yer verilemediğinin altını çizen Fırat, “Uzlaşma var ise her iki tarafın da ‘benim her istediğim olacak’ mantığını gütmemeli” diye konuştu. Fırat, asıl odaklanılması gerekenin bundan sonraki süreç olduğunu söyleyerek, “Bu koşullar içerisinde ancak bu olur. Bence 6. 7. maddeye yoğunlaşmak lazım. Onun üzerinde büyük bir baskı oluşturmak gerekiyor” dedi.
“HER CANIMIZIN BARIŞA DAİR SÖZ KURMASI GEREK”
“Artık bütün yurttaşlara büyük bir sorumluluk düşüyor” diyen Celal Fırat, sürecin daha da yoğunlaşacağına işaret etti.
“Ülkedeki ayrımcılıkları hepimiz çok acı bir şekilde hissediyor, görüyoruz. Hepimizin yüreği yanıyor. 51 yaşındayım, şu an şu sürece baktığımda bazen ‘böyle bir dönemde keşke dünyaya gelmeseydim’ diyorum. Bu coğrafyada her gün adeta satranç oynuyoruz. Böyle bir süreç içerisinde olmamak gerekiyordu. Ama maalesef omuzlarımızda büyük bir yükümlülük var. Her canımızın, bu konularla ilgili; barışa, kardeşliğe dair söz kurması gereken bir süreci yaşıyoruz.
Türkiye’nin hali meydanda. Cezaevlerinde şu an 10 bin siyasi tutuklu var. Adalet peşinde koşan insanlar var. Zamanında belki etkin bir söz kurulabilseydi, birbirimizin elinden tutsaydık bu sorunlar meydana gelmezdi. Bu sorunları ortadan kaldıracak da bu ülkenin aydınları, emekçileri, siyasi partileri, inanç gruplarıdır. Herkesin üzerinde büyük bir sorumluluk var.”
GÖZLER 27 ŞUBAT’TA YAPILACAK AÇIKLAMADA!
27 Şubat itibariyle Barış ve Demokratik Toplum Süreci bir yılını dolduracak. Celal Fırat, DEM Parti’den sürecin yıldönümünde yeni bir açıklama geleceğini de aktardı. Fırat, sürecin baş aktörünün Abdullah Öcalan olduğunun altını çizerek şunları söyledi:
“Sayın Abdullah Öcalan’ın geçtiğimiz günlerde ‘Birinci evre bitti, ikinci evreye şu an yoğunlaşmamız gerekiyor’ açıklaması olmuştu. Cuma günü de Ankara’da bir toplantı olacak. Barışı, kardeşlik hukukunu daha pekiştirebilecek, bütün kimliklerin birbirine saygı gösterdikleri mekanizmaların oluşması lazım. Sayın Öcalan bu konuda gerçekten çok büyük sorumluluk aldı. Meclis komisyonu her tıkandığında sayın Öcalan’ın olumlu anlamda bir müdahalesi oldu denilebilir. Süreç birinci yılını doldurduğunda umut ediyorum ki tüm halkların, inançların, kimliklerin, kendini özgürce ifade edebilecekleri bir Türkiye oluşsun. Açıkçası umutsuz olmak istemiyorum ama yaratılanlardan dolayı kaygılarımız da çok büyük. Ama bu kaygıların da arkasına sığınmamak lazım. Düşmanlık üzerinden bu sürece bakmamak lazım. Bugünlerde toprağa cemreler düşüyor. Gönüllerimize de sevgi tohumları düşsün diyorum. Bu coğrafyanın umuda, barışa, kardeşliğe ihtiyacı var. İnanıyorum ki 27 Şubat’ta yapılacak açıklamalar da buna vesile olacaktır.”
KOMİSYONUN ORTAKLAŞTIĞI KONULARDAN BİRİSİ DE TUTUKLU SİYASETÇİLER!
Celal Fırat, komisyon raporunda üzerine mutabık kalınan maddelerin başında AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararlar olduğunu da sözlerine ekledi. Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve tutuklu belediye başkanlarının durumuna işaret eden Fırat, “Bu mağduriyetlerin giderilmesi için komisyon raporuna imza atan siyasi partilerin büyük bir sorumluluk alması lazım. Nitekim başka bir yere gidemeyeceğimize göre birbirimizin elinden tutup, gönüllerimizi birbirimize açabilmeliyiz. Birbirimize inanmamız lazım. Birbirimize sahip çıkmamız gereken bir süreci yaşıyoruz” dedi.
Alevi kesiminin, komisyonda dinlenmemesi meselesine de değinen Fırat, konuyla ilgili yürütülen sürecin detaylarını da paylaştı. “Meseleye ‘Celal Fırat meselesi’ olarak bakan Alevi kurumları oldu diyen Fırat, şunları aktardı:
“Esasında komisyonun ilk günlerinde Alevi kurumlarının isimlerini Meclis Başkanlığına önerdik. Bireysel anlamda bazı kurumlarla görüşmeler yapıldı. Alevi örgütlerimizin birçoğu ‘Biz gelip orada Alevi örgütlerinin meselesini dillendirmek istemiyoruz. Gelip, Kürt sorununa dair düşüncelerimizi ifade etmek istiyoruz’ dediler. Hatta benim komisyonda olmam münasebetiyle meseleye ‘Celal Fırat meselesi’ üzerinden bakan kurumlarımız oldu. Yanlış bir düşünceydi. Kişiler üzerinden yarınlarımızın belirleyicisi olmamamız lazım. Türkiye’nin bütün problemlerini dillendiren bir masa oluşturuldu. Bunun devam edeceğine de inanıyorum. Mecliste hiç alışık olmadığımız bir ortam oluştu. Bütün siyasi partilerin birbirini dinleyebilecekleri, empati ile birbirine yaklaştıkları bir süreci gördük. Alevi meselesi gerçekten bu toprakların can meselesidir. Türkiye’de Kürt meselesi demokratik yollarla çözülür, haklar tanınırsa inanıyorum ki Alevi meselesine de yoğunlaşılacaktır. Kısa süre içerisinde Alevi sorununa dair bazı adımların atılacağını da görüyorum.”
DEVLETİN ATACAĞI İLK ADIM NE OLACAK?
“İlerleyen süreçte ilk hangi yasal düzenlemeleri görürüz?” sorusuna karşılık Fırat, cezaevlerindeki tutukluları işaret etti. Kayyum politikalarına da derhal son verilmesi gerektiğini söyleyen Fırat, bundan sonraki adımın Adalet Bakanlığında olduğunu ifade etti.
“Selahattin ve Figen başkan ile birlikte Cumhuriyet Halk Partisi’nde tutuklu olan belediye başkanları var. Herhangi bir hükümlülük almamışlar! Bunlar, insanların vicdanını kanatan konular. Van Büyükşehir Belediye Başkanı kaç senedir tutuklu! Eş başkanlarımızın da Numan Bey’e ilettikleri oldu; artık işte önümüzde bir bayram ve Newroz var. Herhangi bir yasal süreç işletilmeden bile bu adımlar atılabilir. Herhangi bir kanun çıkartılmadan kayyum politikalarından vazgeçilebilinir cezaevindeki insanlar çıkartılabilir.
Cemre işte şu an toprağa düşüyor. Cemre Adalet Bakanı’nın gönlüne, vicdanına da düşsün. Artık bu kadar zulüm yeter diyorum. Hepimizin yüreği yanık. İnfaz düzenlemeleri, terörle mücadele kanunları ve dağdan inecek gerillalara dair hızlı bir şekilde adımların atılması gerekiyor. Mecliste nitekim anlaşmalar yapıldı.”
“BU NASIL KARDEŞLİK?”
Celal Fırat, demokratikleşmenin konuşulduğu bir dönemde okullarda yürürlüğe konulan tartışmalı uygulamalara da değindi. Alevi ve Kürt çocuklarının maruz kaldığı asimilasyona değinen Fırat şöyle devam etti:
“Ramazan etkinliklerinin, farklı şenliklerin yapılması ile ilgili okullara bir talimat var. Bunun yanlış olduğunu, laiklik ilkesine de aykırı olmakla beraber bunun kaldırılması gerektiği ile ilgili Mecliste söz kurdum. Birkaç gündür linç kampanyası yürütülüyor. ‘Siz camiye, Ramazan’a karşı mısınız?’ diyorlar. Empatiden bahsediyorum. Bu insanlarla nasıl uzlaşacağız, bunun da kaygısı var içimizde. Sünni bir çocuğa, Alevilerin ya da Hristiyanların itikat ve inancını dayatma hakkınız olabilir mi? Okullarımızın ilim yuvaları olması gerekiyor. Aynı şekilde işte Kürt çocukları… Şu an onlarca eğitim dili mevcut. İngilizce, Arapça, Almanca, Rusça eğitim veriliyor ama Kürtçe mesele olduğunda birileri hemen ‘milli güvenlik sorunu’ olarak görüyor. ‘Vay efendim ülke bölünecek!’ Böyle bir kardeşlik olabilir mi? Efendim işte biz Çanakkale’de beraberdik. Evet beraberdik. Adalette de eğitimde de beraber olalım. ‘Et ve tırnak gibiyiz’ diyorlar ama her gün parmaklarımızı kesiyorsunuz! Seçimlere doğru gidiyoruz. Muhtemeldir ki bir gerginlik de çıkartacaklar. Milli Eğitim Bakanı’nın da böyle bir hakkı yok. Madem öyle okullara ne gerek duyalım? Bütün çocukları camilere gönderelim, orada eğitim verilsin! Bu yaklaşım kesinlikle doğru değil. Esasında en büyük tepki göstermesi gereken de Sünni canlarımız olmalıydı. Meclis binası içinde Alevi, Sünni, Türk, Kürt var. Her partili mevcut. Bir sıkıntı da yaşamıyoruz. İşte aynı okullarda çocuklarımız okuyor ama şu an sıkıntı olacak. Çocuklarımızı okula göndermeme kararı mı alalım? İktidarın, bu mantıktan geri adım atması gerekiyor. Umut ediyorum ki vicdan sahibi insanlar bu dayatmadan vazgeçer.”
PİRHA- Sabah gazetesinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’e ziyaretinin haberini haberleştirdikleri gerekçesiyle gözaltına alınan Birgün.net yöneticileri Uğur Koç, Berkant Gültekin ve Yaşar Gökdemir serbest bırakıldı.
Gözaltına alınan birgun.net Yayın Koordinatörleri Uğur Koç ve Berkant Gültekin ile birgun.net Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yaşar Gökdemir, savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.
Sabah gazetesinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’e ziyaretinin haberini haberleştirdikleri gerekçesiyle gözaltına alınan gazeteciler, emniyetteki ifadelerinde haberde bir suç unsuru olmadığını, kimseyi hedef gösterme niyetinde olmadıklarını ifade ettiler. Koç, Gültekin ve Gökdemir, ziyaretin Sabah gazetesinin haberiyle kamuoyuna duyurulduğuna dikkat çekti.
Birgün’de yer alan açıklamada, “Sabah gazetesinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’e ziyaretinin haberini haberleştirdikleri gerekçesiyle gözaltına alındı. Söz konusu ziyaret Sabah gazetesi tarafından haberleştirilmişti. Koç, Gültekin ve Gökdemir’e ‘Terörle Mücadelede Görev Almış Kişileri Hedef Gösterme’ suçlaması yöneltildi. Emniyet ifadelerinin ardından savcılığa sevk edilen çalışma arkadaşlarımızın adliyedeki ifade işlemleri de sona erdi. Çalışma arkadaşlarımız Savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldı” denildi.