Etiket: akkuyu nükleer santrali

  • Mersin’den İliç’teki faciaya tepki: ‘Felaketin nedeni rant’- VİDEO

    Mersin’den İliç’teki faciaya tepki: ‘Felaketin nedeni rant’- VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri, İliç’te meydana gelen maden faciasına tepki göstererek, “Rant dışında gözü hiçbir şey görmeyen zihniyet bugünkü felaketin yaşanmasına neden oldu” dedi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu ile Mersin Çevre Platformu, Erzincan’ın (İliç) ilçesinde meydana gelen maden faciasına tepki göstermek için Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Mersin Şube binası önünde basın açıklaması yaptı. “Rant uğruna insan ve doğa katliamı son bulsun. Bugün İliç yarın Akkuyu felaketi olmasın” pankartının açıldığı açıklamaya kentte bulunan çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.

    “RANT HIRSI FELAKETLERE KAPI ARALIYOR”

    Emek ve Demokrasi Platformu adına açıklama yapan Mersin Tabip Odası Başkanı Nasır Nesanır, yaşanan maden katliamını, iktidarın rant ve sermaye politikalarının bir sonucu olduğunu aktardı. Maden tesisinin 2002 yılında da siyanür ve solüsyon yayması nedeniyle kapatıldığını fakat apar topar tekrardan açıldığını hatırlatan Nesanır, meslek odalarının ve bölge halkının bugüne kadar yaptığı tüm itirazlarının ise dikkate alınmamasından dolayı yaşanan faciada 9 işçinin yaşamını yitirdiğini ve bölgeye siyanür ve sülfürik asitin bölgeye yayıldığını belirtti.

    “AKKUYU KAPATILSIN” ÇAĞRISI

    Nesanır, yaşanan bu faciadan sonra Mersin’de de yapımı süren Akkuyu Nükleer Santrali’ne de dikkat çekti. Bu faciadan ders alınarak Akkuyu projesinden vazgeçilmesi çağrısı yapan Nesanır, “Çevre ve insan sağlığını olumsuz etkileyecek ve kamu kaynaklarımızı zarara uğratacak olan Akkuyu Nükleer Santral’in yapımının iptal edilmesini istiyoruz. Ülkemizde siyanür liçi yöntemi ile madenciliğin yasaklanmasını ve yaşanan felakette sorumluluların yargılanmasını istiyoruz” dedi.

    Açıklama sloganlarla son buldu.

    PİRHA/ MERSİN

  • Koca: Akkuyu Nükleer Santrali ekokırım projesidir, kapatılmalıdır-VİDEO

    Koca: Akkuyu Nükleer Santrali ekokırım projesidir, kapatılmalıdır-VİDEO

    PİRHA-Akkuyu Nükleer Santrali başlı başına tüm canlı yaşamı tehdit eden bir ölüm santrali olduğuna işaret eden Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, “Bu santral bir ekokırım projesidir. Mesele sadece ulusal güvenliğe indirgenemez. Doğa, yaşam ve toplum için Akkuyu Nükleer Santrali derhal kapatılmalıdır” dedi.

    Mersin’in Gülnar ilçesinde yapımına başlandığı günden bu yana birçok skandalla gündeme gelen, toplumun büyük bir kesiminin ekolojik facia olarak tanımladığı Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde vukuatlar son bulmuyor.

    2018 yılında temelleri atılan Akkuyu NGS inşaat sahasında iş kazaları, patlamalar, temelde çatlak ve zeminde su sızıntısı meydana gelmişti. Son olarak inşaatta çalışan en az bin 500 işçi verilen yemeklerden dolayı zehirlendi.

    İşçilerin zehirlenmesi ve Akkuyu Nükleer A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anastasia Zoteeva’nın nükleer santrale ilişkin açıklamalarının ardından, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) şirketinin CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkanı Anastasia Zoteeva’nın “Bu nükleer santral tamamen Rusya’ya aittir” sözlerini yalanladı.

    Bakan Bayraktar, “Akkuyu Nükleer A.Ş., Türkiye Cumhuriyeti‘nin vergi mevzuatına, hukuk kurallarına göre çalışan bir şirket, bir Türk şirketidir. Hükümetler arası anlaşma kapsamında da bizlere her konuda, hem iktisadi hem de güvenlik konularında fevkalade önemli haklarımızın olduğu ve tamamen Türkiye’nin kontrolünde yürüyen bir proje” dedi.

    2 gün önce inşaat sahasında çalışan Muharrem Çolak adlı işçi iskeleden düşerek hayatını kaybetmesi nükleer santrale karşı tepkileri alevlendirdi.

    Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Akkuyu Nükleer Santrali’ne ilişkin Meclis Genel Kurulu’nda konuşma yaptı.

    Akkuyu Nükleer Santrali başlı başına tüm canlı yaşamı tehdit eden bir ölüm santrali olduğuna işaret eden Perihan Koca, “Santralde meydana gelecek olası bir kaza bırakın ulusal güvenliği, üzerinde ulusun yaşayabileceği bir coğrafyayı bile yok edebilir” dedi.

    “BU SANTRAL BİR EKOKIRIM PROJESİDİR

    Uzmanların ve çevre örgütlerinin Akkuyu Nükleer Santrali’ne ilişkin uyarılarda bulunduğunu vurgulayan Perihan Koca, şunları ifade etti:

    “Maraş merkezli depremlerin ardından Kıbrıs yayı olarak bilinen Kıbrıs deprem fay hattının deprem üretme potansiyelinin arttığını belirtiyorlar. Olası bir Kıbrıs depreminin doğrudan Mersin’de yaratması muhtemel sarsıntılar nükleer santralin yarattığı tehdidi büyütmektedir. Göz göre göre bir felaketin kaldırılıyorlar altına imza atılıyor.

    Santralin inşaatında çalışan işçiler her hafta gıda zehirlenmesinden hastaneye kaldırıldı ve her hafta Silifke Devlet Hastanesi dolup taşıyor. İki gün önce santral inşaatında çalışan işçi kardeşimiz Muharrem Çolak iskeleden düşerek can verdi. İşçiler kölelik koşullarında ölümle burun buruna getiriyorlar. Santralin kuruluş gerekçesi ülkenin enerji ihtiyacı olarak gösteriliyor. Oysa ki enerjinin genel olarak tüm toplumun değil, sermayedarların ihtiyacı olduğu açıktır. Bu santral bir ekokırım projesidir. Mesele sadece ulusal güvenliğe indirgenemez. Doğa, yaşam ve toplum için Akkuyu Nükleer Santrali derhal kapatılmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    ‘Nükleer santral ekosisteme yapılan bir darbe, vazgeçilmeli’
    > Nükleer santrale ilişkin kaygılar artıyor: Akkuyu, nükleer atık alanı haline getirilebilir
    >Avukat Atal: Enerji Bakanı Akkuyu konusunda açıkça yalan söylüyor-VİDEO

  • ‘Akkuyu Nükleer Santral İnşaatı derhal durdurulmalıdır’-VİDEO

    ‘Akkuyu Nükleer Santral İnşaatı derhal durdurulmalıdır’-VİDEO

    PİRHA- Nükleer Karşıtı Platformu, nükleer santralların sadece varlıkları dahi yaşamsal tehlike taşıdığını vurgulayan Koçak, Akkuyu Nükleer Santral İnşaatının derhal durdurulması, Sinop ve İğneada projelerinin derhal iptal edilmesi çağrısında bulundu.

    Nükleer Karşıtı Platformu (NKP), Maraş Pazarcık ve Elbistan merkezli yaşanan deprem felaketi sonrası Mersin’de yapımı devam eden Akkuyu Nükleer Santrali’nin durumuna dikkat çekerek, faaliyetin durdurulması çağrısında bulundu.

    NKP tarafından İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi’nde yapılan açıklamaya HDP İl Eş Başkanları, demokratik kitle örgütü temsilcileri destek verdi.

    NKP Dönem Sözcüsü Osman Koçak tarafından yapılan açıklamada, depremin yıkıcı sonuçlarını belirterek, 11 Mart 2011 Fukuşima felaketinden 12 yıl sonra nükleer santral ve deprem gerçeğini bir kez daha çok açık biçimde gözler önüne serdiğini ifade etti.

    “NÜKLEER SANTRALİN DEPREMDEN ETKİLENMEMESİ MÜMKÜN DEĞİL”

    Akkuyu Nükleer Santrali’nin depremden etkilenmemesinin söz konusu olmayacağını dile getiren Koçak, şunları aktardı:

    “Akkuyu Nükleer Santralinin üzerinde etki yaratabilecek yakınlıktaki çevresinde tarihsel olarak sürekli yaşanmış deprem ve tsunami kayıtları vardır. MESKİ tarafından depremin merkez üssüne 200 km uzaklıktaki Berdan Barajı’ndan Tarsus’a ve Mersin’e su taşıyan ana isale hattını borularını etkileyip bozarak şehir suyuna çamur karışmasına neden olmuştur.

    Bütün bu güncel ve tarihsel gerçekler karşısında Rosatom’un Akkuyu Nükleer Güç Santrali İnşaatında 6 Şubat Depreminin olumsuz etkisi olmadığına ilişkin açıklaması ve 9 şiddetindeki bir depremin Nükleer Santrale bir etkisinin olmayacağına ilişkin iddiası tam anlamıyla temelsizdir.”

    Nükleer santralların sadece varlıkları dahi yaşamsal tehlike taşıdığını vurgulayan Koçak, Akkuyu Nükleer Santral İnşaatının derhal durdurulması, Sinop ve İğneada projelerinin derhal iptal edilmesi çağrısında bulundu.

    PİRHA/MERSİN

     

  • ‘Akkuyu Nükleer Santrali inşaatı hemen durdurulmalıdır’-VİDEO

    ‘Akkuyu Nükleer Santrali inşaatı hemen durdurulmalıdır’-VİDEO

    PİRHA- DAÇE, Çevre Şehircilik İklim Değişikliği Bakanlığı’na Akkuyu Nükleer Santrali’nin inşaatının durdurulması için dava açtı.

    Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE) tarafından Doğu Akdeniz su sıcaklığının Akkuyu Nükleer Santralini soğutamayacak olması ve nükleer felaket riski nedeniyle, Çevre Şehircilik İklim Değişikliği Bakanlığı’na inşaatın durdurulması ve sadece soğutma suyu açısından çevresel etki değerlendirmesi yapılması için dava açtı.

    “İKLİM KRİZİ NÜKLEER SANTRAL FACIASINA YOL AÇABİLİR”

    Konuya dair konuşan DAÇE gönüllü avukatı avukat İsmail Hakkı Atal, nükleer santrallerin sağlıklı şekilde çalışabilmesi için soğutma suyunun 28 C’nin üzerine çıkmaması gerektiğine dikkat çekerek, “2011 yılındaki Fukushima nükleer faciası santralin soğutma sistemindeki arızadan olmuş, bütün Pasifik okyanusunu radyoaktif hale getirmiş, Japonya’ya 1 trilyon dolara mal olmuş, radyasyonun doğrudan yol açtığı tek kanser türü olan troit kanseri çocuklarda 500 kat artmıştır. Soğutma suyu ve diğer problemler nedeniyle nükleer facia riski barındıran Akkuyu’da olabilecek olası bir kazada ise Türkiye’nin karşılaşabileceği 1 trilyon dolar zarar riskine karşılık, santralin tek sahibi ve tek işletmecisi Rusya sadece 700 milyon Euro ( yani olası facia zararının yüzde biri -1/100 ) sorumluluk üstlenmektedir” dedi.

    “İNŞAAT SÜRESİZ OLARAK DURDURULMALI”

    Fransa iklim krizi nedeniyle oluşan sıcak hava dalgaları sonucunda soğutma suyu olarak kullandıkları nehir su sıcaklıklarının 28 C’nin üzerine çıkması nedeniyle son 3 yıldır kaza tehlikesi yaşadığının altını çizen Atal, şunları ifade etti:

    “28 C’yi geçmemesi gereken Akkuyu deniz suyu sıcaklığı ise Meteroloji Genel müdürlüğünden anlık olarak takip ettiğimiz verilere göre 2022 Ağustos ayında 30,5 C olarak ölçülmüştür. Nitekim yapılan bilimsel çalışmalar da Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’da iklim değişikliğine bağlı hava sıcaklığının dünya ortalamasından 2 kat daha fazla olduğunu göstermektedir.

    Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en büyük milli güvenlik ve halk sağlığı tehdidi olan Akkuyu nükleer santral projesine karşı, soğutma suyu gerekliliği üzerinden bir ÇED raporu düzenlenmesi ve ÇED çalışması sonuçlanıncaya dek santral inşaatının süresiz olarak durdurulması için ÇŞB’aleyhine Danıştay Başkanlığında dava açtık.”

    PİRHA/MERSİN

  • ‘Nükleer santrallerden vazgeçilmeli, doğanın korunmasına odaklanılmalıdır’

    ‘Nükleer santrallerden vazgeçilmeli, doğanın korunmasına odaklanılmalıdır’

    PİRHA- Mersin Tabip Odası, Türk Tabipleri Birliği Halk Sağlığı Kolu, Türk Tabipleri Birliği Olağandışı Durumlarda Sağlık Hizmetleri Kolu ve Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi, Mersin Akkuyu Nükleer Santraline üç kilometreye kadar yaklaşan orman yangınına dair açıklama yaptı.  “Nükleer santraller daha açılmadan sağlığı tehdit ediyor” denilen açıklamada, Akkuyu Nükleer Santrali’nin kapatılması ve nükleer santrallerden acilen vazgeçilmesi gerektiği vurgulandı.  

    Mersin’in Gülnar ilçesine bağlı Büyükeceli Mahallesi’nde 7 Eylül 2022 tarihinde saat 07.00 sıralarında başlayan orman yangını, rüzgarın da etkisiyle büyüyerek Silifke’nin Hırmanlı Mahallesi’ne kadar yayıldı. Geçen yıl da komşu orman alanlarında birkaç noktada yangın çıkmıştı.

    Mersin Tabip Odası, Türk Tabipleri Birliği Halk Sağlığı Kolu, Türk Tabipleri Birliği Olağandışı Durumlarda Sağlık Hizmetleri Kolu ve Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi, Mersin Akkuyu Nükleer Santraline üç kilometreye kadar yaklaşan orman yangınına dair açıklama yaptı.

    29 saatte söndürülen bu orman yangınında ilk belirlemelere göre 1.500 hektar alanın zarar gördüğüne dikkat çekilen açıklamada, “İki ilçede etkili olan yangın nedeniyle tedbir amaçlı 303 konut boşaltılmış, 790 kişi tahliye edilmiştir. Sağlık Bakanlığı açıklamasına göre, yangında biri ağır olmak üzere 25 kişi müdahale gerektirecek şekilde etkilenmiştir. Yaşanan bu yangında yaralananlara geçmiş olsun diyor ve acil şifalar diliyoruz” denildi.

    “İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ, YANGINLARIN ANA İTİCİ GÜCÜ”

    Orman yangınlarının, tüm canlıların sağlığını olumsuz etkileyen ciddi bir ekoloji ve halk sağlığı sorunu olduğunun belirtildiği açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “Orman yangınlarının sıcaklık, nem ve rüzgardan doğrudan etkilendiğini biliyoruz. İklim değişikliği, bu yangınların ana itici gücü olarak görülüyor. Artan hava sıcaklıkları, daha fazla ağacın yanmasına sebep olan daha kurak koşulları oluşturmakta. Orman yangınları, ülkemizde ve dünyada giderek artmaktadır. Dünyanın kuzey bölgeleri daha hızlı ısınıyor ve bu da daha uzun yangın sezonlarına yol açıyor. İklimsel değişiklikler ve yanlış orman politikaları, sorunu ağırlaştırmaktadır.”

    “ORMAN EKOSİSTEMİNİN KORUNMASI ESAS ALINMALIDIR”

    Açıklamada “Neler Yapılmalı?” denilerek dair şu önerilerde bulunuldu:

    “*Doğa olaylarının insan eliyle afetlere dönüştürülmesinin önüne geçilmeli, ekoloji bilinci kurumlarda, okullarda yaygınlaştırılmalıdır.

    *İktidar “küresel ısınma” ve “iklim krizi”ne karşı ekolojik, ekonomik, toplumsal ve kültürel somut, bilime dayalı önlemler almalıdır.

    *Küresel ısınmaya karşı bilim insanları ile birlikte eylem planları hazırlanmalı, bu planlar hiçbir politik kaygı gözetmeden kararlılıkla uygulanmalıdır.

    1954 yılında çıkarılan ve 2020 yılı sonuna değin tam 42 kez değiştirilen 6831 sayılı Orman Kanunu yeniden düzenlenmeli, ormanları enerji ve madencilik projeleri, turizm projeleri ve yapılaşmaya açan maddeler kaldırılmalı ve orman ekosisteminin korunması esas alınmalıdır.

    *Orman ekosistemini insan etkileşimine açarak, ekosistemi bozan ve yangın olasılığını arttıran tüm faaliyet ve projeler bilimsel olarak incelenmeli ve uygun olmayan faaliyet ve projelere izin verilmemelidir.

    *Ormanlar, yeterli personel ve teknik donanıma sahip, birbirini görecek gözetleme kuleleri, dronelar ve helikopterlerle 7 gün, 24 saat izlenmeli ve erken uyarı sistemi oluşturulmalıdır.

    *Kritik bölgelere, özellikle ulaşımı olmayan yerlere acilen ve yeterli kapasitede yangın göletleri kurulmalı ve başka amaçlarla kullanılmalarına izin verilmemelidir.

    *Orman yangınlarını önleme ve söndürme çalışmaları için devletin kendi filosunda (kiralık olmayan) gerektiği kadar uçak, helikopter, yangın söndürme aracı, arazöz, diğer makine ve ekipman hazır bulundurulmalı ve yeterince nitelikli personel istihdam edilmelidir.

    *Resmi ve özel kurumlar tarafından büyük, küçük yerleşim yerlerinin acil yangın önleme ve müdahale planları hazırlanmalıdır.

    *Orman yangınlarından sonra; vatandaşların rutin yaşamlarına hızla geri dönebilmesi için sosyal devlet anlayışı içinde daha çok kamusal destek sunulmalıdır.

    *Yanan yerlerin rehabilitasyonu konusunda “fidan dikme seferberliği” yerine, bilim insanlarının önerileri doğrultusunda bölgenin ekosistemine uygun doğal, bilimsel rehabilitasyon yöntemleri uygulanmalıdır. Yanan yerler asla enerji, maden, turizm, konut gibi projelere açılmamalıdır.

    *Yanan bölgelerde ve çevrelerinde avcılık yasaklanmalıdır.

    *İyileştirmeye dönük açıklamalar ve uygulamalar şeffaf olmalı, güven duygusu zedelememelidir.”

    “NÜKLEER ENERJİ İKLİM KRİZİNE KARŞI ÇÖZÜM DEĞİL, AKSİNE TEHDİTTİR”

    Yangının, Akkuyu Nükleer Santrali’ne 2,5-3 km. yakınına kadar ulaşması haklı olarak büyük bir paniğe neden olduğunun vurgulandığı açıklamada son olarak, “Termik santrallerin ve nükleer santrallerin var olan zararlarının yanı sıra yangınlardan etkilenmesinin ne büyük tehlikeler doğurabileceği ortadadır. Nükleer enerji iklim krizine karşı çözüm değil, aksine tehdittir. Akkuyu Nükleer Santrali kapatılmalı ve nükleer santrallerden acilen vazgeçilmelidir” denildi.

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • Akkuyu Nükleer Santrali inşaatının durdurulması için Danıştay’a gidildi

    Akkuyu Nükleer Santrali inşaatının durdurulması için Danıştay’a gidildi

    PİRHA- Akkuyu Nükleer Santrali’nin ÇED raporu olmadan devam eden inşaatının durdurulmasına verilen ret kararının bozulması için Danıştay’a temyiz başvurusu yapıldı. Davaya ilişkin açıklama yapan Çevre derneklerinin gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, santralin bir milli güvenlik sorunu olduğunu ve bir an önce durdurulması gerektiğini ifade etti.

    Akkuyu Nükleer Santrali’nin hukuken geçerli bir ÇED raporu olmadığı gerekçesiyle santralin devam eden inşaatının durdurulması için Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri tarafından açılan davada verilen ‘ret’ kararının bozulması için Danıştay’a temyize gidildi.

    “ROSATOM SABIKALI BİR ŞİRKET”

    Çevre derneklerinin gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal tarafından yapılan açıklamada, Rusya devletine ait bir nükleer santralin Türkiye’nin bekasını tehdit eden bir milli güvenlik sorunu olduğunu belirterek, “Akkuyu’yu inşa eden Rosatom 1986’da Çernobil‘i patlatan, bütün Avrupa‘yı ve Karadeniz bölgemizi kansere boğan sabıkalı bir şirkettir. Halen Çernobil nükleer santralindeki radyoaktif atıklar 10 binlerce ton betonun altında tutularak radyasyon kontrol edilmeye çalışılırken, emperyalist Rusya Çernobil ve Zaporisya nükleer santrallerine füze atmakta, bütün dünyayı ateşe doğru sürüklemektedir” dedi.

    Atal, Akkuyu’da son 17 bin yıldır yıkıcı deprem olmadığı için her an nükleer felaket yaratacak deprem olabileceğini, Fukushima nükleer faciasının Japonya’ya maliyetinin bir trilyon dolar olup, böyle bir maliyetin Türkiye’yi ekonomik ve ekolojik olarak çökerteceğinin altını çizdi.

    “HUKUKEN GEÇERLİ ÇED RAPORU YOK”

    Akkuyu Nükleer Santrali’nin bütün ulusal, ekolojik, jeolojik, risklerinin yanında hukuken geçerli bir ÇED raporunun da olmadan inşaatına devam edildiğine dikkat çeken Atal, şunları kaydetti:

    “Yeni bir ÇED sürecine başlanılması ve bu süreç sonlandırılana kadar inşaatın durdurulması gerekmekteyken, hukuka aykırı şekilde inşaat devam ediyor. Bu durumda yukarıdaki mevzuat ışığında Akkuyu nükleer santralinin geçerli bir ÇED raporu ve geçerli bir üretim lisansı olmadığından yeni bir ÇED raporu alınmasına dair açtığımız dava Mersin 2. İdare Mahkemesi tarafından reddedilmiş, bu kararı istinaf talebimiz ise Adana Bölge İdare Mahkemesi tarafından bire karşı iki oyla reddedilmiştir. Ülkemizin ve halkımızın Akkuyu Nükleer Santrali belasından kurtulabilmesi için ‘ret’ kararını temyiz ettiğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

    PİRHA/MERSİN

  • ‘Nükleer enerjiye giriş dersine’ tepki: Bilimsellikten uzak, sektörün ihtiyacına dönük-VİDEO

    ‘Nükleer enerjiye giriş dersine’ tepki: Bilimsellikten uzak, sektörün ihtiyacına dönük-VİDEO

    PİRHA-Mersin’deki bazı okullarda okutulması planlanan ‘nükleer enerjiye giriş dersine’ tepki gösteren Eğitim Sen Mersin Şubesi ve Nükleer Karşıtı Platform, programın bilimsellikten uzak olduğunu belirtirken; “Öğrencinin yararından ziyade sektörün insan kaynağı ihtiyacını karşılamaya dönük. Bu konuda öğrencilerde yanlış bir algı ve bilinç yarattığı, eleştirel düşünme yeteneklerini sınırladığı gerekçesiyle bu programı reddediyoruz” ifadelerini kullandı.

    Eğitim-Sen Mersin Şubesi ile Nükleer Karşıtı Platform (NKP) ortaklaşa düzenledikleri basın açıklaması ile Mersin’deki bazı Anadolu mesleki ve teknik liselerinde okutulmak üzere hazırlanan ‘nükleer enerjiye giriş dersi için taslak öğretim programına’ tepki gösterdi. İki kurum açıklamasında okutulan dersi, “öğrencinin yararından ziyade sektörün insan kaynağı ihtiyacını karşılamaya dönük, bilimsellikten uzak” şeklinde değerlendirdi.

    Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül ile Eğitim Sen Genel Merkez Hukuk Sekreteri Arzu Nur Şimşek tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

    “Milli Eğitim Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Akkuyu Nükleer Anonim Şirketi ve Titan 2IC İçtaş İnşaat Anonim Şirketi arasında 26.06.2020 tarihinde mesleki iş birliği konulu protokol imzalanmıştır. Bu protokol uyarınca Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü, protokol kapsamındaki Mersin ilinin Gülnar, Silifke, Toroslar, Tarsus, Akdeniz ve Erdemli ilçesindeki bazı Anadolu mesleki ve teknik liselerinde okutulmak üzere nükleer enerjiye giriş dersi için taslak öğretim programı hazırlamış, bu program Talim ve Terbiye Kurulu’nun 21.10.2020 gün ve 33 sayılı kararıyla kabul edilmiştir.

    “ÖĞRENCİNİN YARARINDAN ZİYADE SEKTÖRÜN İNSAN KAYNAĞI İHTİYACINI KARŞILAMAYA DÖNÜK”

    Bu program doğrultusunda Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü, 01.06.2021 gün ve 25807266 sayılı işlemiyle protokol kapsamındaki okullarda mesleki ve teknik Anadolu lisesi nükleer enerjiye giriş (11. sınıf) dersinin seçmeli ders olarak okutulmasını istemiş ve bu ders Mersin ilinin adı geçen ilçelerinin bazı Anadolu mesleki ve teknik liselerinde okutulmaya başlanmıştır.

    İmzalanan protokol ve öğretim programı incelendiğinde, okutulan dersin öğrencinin yararından ziyade sektörün insan kaynağı ihtiyacını karşılamaya dönük ve bilimsellikten uzak olduğu görülmektedir. Nükleer enerji kullanımı birçok yönü ile bilim insanlarınca uzlaşılmamış tartışmalı bir konudur. Küresel ısınmayla birlikte yenilenebilir alternatif enerji kaynaklarının daha çok tercih edildiği, birçok ülkenin nükleer santrallerin kapısına kilit vurduğu bir dönemde nükleer enerji ve nükleer santrallerin sorunsuz, vazgeçilmez, zorunlu ve nükleer kazaların bu kazaların gerektirdiği önemden çok uzak biçimde yansıtılması bilim dışıdır, öğrencilere gerçek dışı bilgiler sunmaktır.

    “ÜLKELER, GÜVENLİK ENDİŞESİYLE NÜKLEER SANTRALLERİ KAPATIYOR”

    1979 yılında ABD’de Three Mile adasında kısmi nükleer erime sonucu nükleer elektrik santralinde meydana gelen kazada kimse ölmedi ancak temizlemek bir milyar dolara mal oldu. 1986’ da Çernobil nükleer kazasının bağımsız araştırmalara göre yaklaşık 200.000 insanın doğrudan veya dolaylı olarak ölümüne sebep olduğu tahmin ediliyor. Çernobil faciasının etki ettiği coğrafyalarda dünyaya gelen çocuklar sakat doğmuştur. Çernobil faciasından kaynaklı sakat doğumların yüz binlerce ifade edildiği bildirilmektedir.

    2011’de meydana gelen tsunami nedeniyle Fukuşima Daiichi nükleer santralinde patlamalar yaşandı. Olay anında 2 bin 203 kişinin öldüğü, günümüze dek radyasyonun etkileri nedeniyle 19 bini aşkın kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. Bazı uzmanlar bu kazanın nihai maliyetin ise 1 trilyon dolara yaklaşabileceğini ve toparlanmanın 40 yıl kadar sürebileceğini bildiriyor. Nükleer kazaların etkilerinin ise nesiller boyunca süreceği bilim insanlarınca ifade edilmektedir. Felaketlerin ardından Almanya ve Japonya gibi ülkeler güvenlik endişesi nedeniyle nükleer santralleri kapatmakta.

    “PROGRAM; BİLİMSELLİKTEN UZAK, YANLIŞ ALGI YARATIYOR”

    11 Ocak 2022 tarihinde Anamur ilçesine yaklaşık 134 kilometre mesafede 6,4 büyüklüğünde deprem gerçekleşti. Yine 13 Ocak 2022’de Mersin Anamur’da 3.9 şiddetinde bir deprem meydana geldi. Bu depremler gelecekte bölgemizde bir nükleer santral bulunması durumunda meydana gelebilecek tehlikelerin habercisidir. Günümüze kadar nükleer kazalar sonucu yaşanan acı deneyimlerin görmezden gelinip nükleer enerji ve nükleer santrallerin sorunsuz, vazgeçilmez ve kaçınılmaz olduğu; nükleer kazaların bu kazaların gerektirdiği önemden çok uzak biçimde ele alındığı; bilimsellikten uzak, gerçeklikten kopuk olduğu ve bu konuda öğrencilerde yanlış bir algı ve bilinç yarattığı, eleştirel düşünme yeteneklerini sınırladığı gerekçesiyle bu programı reddediyoruz. Bu nedenle, protokol kapsamındaki okullarda nükleer enerjiye giriş (11. sınıf) derslerinin seçmeli ders olarak okutulmasının iptalini istiyor; kamusal, bilimsel ve nitelikli eğitim hakkı talebimizden vazgeçmiyoruz.”

    PİRHA / MERSİN

  • Kıbrıs depremi Akkuyu Nükleer Santrali’ni yeniden gündeme taşıdı

    Kıbrıs depremi Akkuyu Nükleer Santrali’ni yeniden gündeme taşıdı

    PİRHA- Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, Kıbrıs açıklarında meydana depremin Akkuyu’ya doğru gelen büyük depremin habercisi olduğunu belirterek, “Akkuyu nükleer halk sağlığı ve milli güvenlik sorunudur. Bütün bu olumsuzluklar “mücbir sebep” kabul edilip Türkiye ile Rusya arasındaki anlaşma feshedilmelidir” dedi.

    Kıbrıs’ın batısında Akdeniz açıklarında sabah 04:07’de 6.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Yapımına bütün itirazlara karşın devam edilen Akkuyu Nükleer Santraline 100 km uzaklıkta gerçekleşen deprem endişelere neden oldu.

    Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, depremin Akkuyu’ya doğru gelen büyük depremin habercisi olduğunu belirterek, “Akkuyu nükleer halk sağlığı ve milli güvenlik sorunudur” dedi.

    “AKKUYU NÜKLEER SANTRAL SAHASI FAY HATTI ÜZERİNDE”

    Çukurova Üniversitesi Jeoloji Mühendisliğinden  Prof. Dr. Hasan Çetin’in 2001 TÜBİTAK kongresinde sunduğu  bilimsel çalışmadaki Akkuyu Nükleer Santral sahasının, aktif bir fay hattı olan Kuzey Anadolu Ecemiş Fay hattı uzantısında olduğuna dikkat çektiğini hatırlatan Atal, şunları ifade etti:

    “6 Mayıs 2019 tarihinde Akkuyu nükleer santralinin zemin betonunun çatladığını öğrendik. Üstelik çatlayan zemin betonunun üzerine henüz  her biri 14.000 ton ağırlığında 4 nükleer reaktör dahi  binmemişti. Etrafında sürekli 5-6 şiddetinde depremler olan Akkuyu’da toplam 56.000 tonluk nükleer reaktör ağırlığı binmeden çatlayan zemin betonu, bilim insanlarının raporlarında belirttiği nükleer sahasının zeminin altında karstik boşluklar barındıran, kireçtaşı niteliğinde bir zemin olduğunu doğrulamaktadır.”

    Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE) olarak 2009 tarihinde bölgede yaptıkları saha çalışmasını aktaran Atal, “Büyükeceli köylüleri ilk lisansı 1976 yılında alınan nükleer santral sahasında 1983 yılında zemin etüdü yapan taşeron firmanın işçileri olarak  çalışırken zemine tonlarca çimento basıldığını ve çimentonun zemine basıldığı yerden 150 metre ötede denizden çıktığını söylemişlerdi” diye belirtti.

    “TÜRKİYE İLE RUSYA ARASINDAKİ ANLAŞMA FESHEDİLMELİDİR”

    Akkuyu Nükleer Santrali’nin gerek inşaat gerekse işletme aşamalarında Türkiye’nin hiçbir idaresi ve kontrolünün olmadığını vurgulayan Atal, “Akkuyu Nükleer Santrali, bir ülke toprakları içinde yabancı bir ülkeye ait dünya tarihindeki ilk ve tek  nükleer santraldir. Nükleerin kontrolü Rusya’ya, tazminat sorumluluğu Türkiye’ye aittir” diye aktardı.

    Akkuyu Nükleer Santrali’ne 100 km. uzaklıkta 6,1 şiddetindeki deprem yaklaşan felaketi haber veren bir uyarı olduğunu dile getiren Atal, “Bütün bu olumsuzluklar “mücbir sebep” kabul edilip Türkiye ile Rusya arasındaki anlaşma feshedilmelidir” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Akkuyu Nükleer Santrali’nde elektrik trafosu patladı

    Akkuyu Nükleer Santrali’nde elektrik trafosu patladı

    PİRHA- Yapımına karşı çıkılmasına rağmen inşaatına devam edilen Akkuyu Nükleer Santrali’nde elektrik trafosunun patlaması sonucu yangın çıktı.

    Türkiye ve Rusya arasında Mayıs 2010’da imzalanan anlaşma kapsamında 2018 yılında inşasına başlanan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde (NGS) dün patlama meydana geldiği ortaya çıktı.

    Nükleer Santral inşaat alanında bulunan bir trafoda meydana gelen patlama ve sonrasında çıkan yangın bir çalışan tarafından görüntülenirken, görüntüyü çeken işçi, endişesini “Trafo patladı yangın çıktı, gitti abi gitti her taraf yandı” sözleriyle dile getirdi.

    Trafonun patlamasıyla birlikte Akkuyu NGS alanında “Kırmızı alarm” verilirken, itfaiyenin müdahalesi sonucu çıkan yangın kısa sürede söndürüldü.

    CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Akkuyu’da her gün bir başka sorunun çıktığı belirterek, “Nükleer santral istemiyoruz. Bunların hepsi uyarı. O coğrafyada nükleer santral olmaz” diyerek yapılan yanlıştan dönülmesi gerektiğini ifade etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Ne erkek şiddetinden ne de nükleer santrallerden ölmek istemiyoruz’-VİDEO

    ‘Ne erkek şiddetinden ne de nükleer santrallerden ölmek istemiyoruz’-VİDEO

    PİRHA- Fukuşima nükleer felaketinin yıldönümünde  yapımına devam edilen Akkuyu Nükleer Santrali önünde seslenen Nükleer Karşıtı Platform üyeleri “Dünyanın hiçbir yerinde Nükleer Santral istemiyoruz” dedi.

    Fukuşima nükleer felaketinin 10. yıldönümünde Akkuyu Nükleer Santralinin yapımına devam ediliyor.

    Fukuşima Nükleer Felaketi nükleer santrallerin gerçek yüzünü dünya çapında herkese göstermiş olmasına rağmen hükümetin nükleer santral kurma ısrarını kınayan NKP üyeleri, bu projelerden vazgeçilmesi çağrısında bulundu.

    Akkuyu Nükleer Santrali’nin durdurulmasını isteyen NKP (Nükleer Karşıtı Platform) üyeleri PİRHA’ ya konuştu.

    ‘ECELİNİ GETİRMİŞLER BU GÜZEL COĞRAFYANIN’

    NKP üyesi Ful Uğurhan nükleer santrallerin gerek normal çalışma koşullarında etrafa yaydıkları radyoaktivite ile gerek dünyada çokta az olmayacak sayıda felaket boyutunda kazalara yol açmasından dolayı yarattığı felaketler nedeniyle insan sağlığına büyük zararlar verdiğine dikkat çekti.

    Uğurhan, ” Bugün Fukuşima’nın üzerinden 10 yıl geçti. On yıldır hala çevreye verdiği zararla, etrafa yayılan radyasyonla baş edemiyorlar. Nükleer santrallerin en büyük riski, riskin bir türlü azaltılamaması ve yıllar içerisinde artmasıdır, öngörülememesidir, ne kadar insanı etkileyeceği, ne tip hastalıklara yol açacağı, bunların öngörülememesidir. Biz diyoruz ki sırf enerji üretmek için böyle bir riske girmenin ne gereği var? Sadece Akkuyu’da değil, dünyanın hiç bir yerinde nükleer santral istemiyoruz. İnsan aklı gelişti eskisinden daha az enerji kullanarak daha verimli işler yapabiliyoruz. Kesinlikle mahkum değiliz. Yeter ki  nükleer santrallerden, nükleer silah elde edebilme emelllerinden vazgeçsinler. Yıllar önce bir gün Akkuyu’ya bir eylem için geldiğimizde girişteki tabelada Büyükecel’inin sonundaki ‘i’ harfi nasıl olmuşsa düşmüş, ilk gören Büyükecel diye okuyordu. Çok manidardı. Yani ecelini getirmişler bu coğrafyanın. Ama bu bölgenin insanları olarak  hiçbir şey bitmiş değil, mücadeleye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    “İNSAN SAĞLIĞI VE DOĞA KAPİTALİST TALANA FEDA EDİLİYOR”

    Geçmiş iktidarlar ile birlikte AKP iktidarının da doğayı bir rant alanı olarak gördüklerini ifade eden Nükleer Karşıtı Platform üyesi Sedat Başkavak, deniz suyunun, balıkların radyasyondan payını aldığını dile getirdi.

    Kontrollü patlamalar adıyla çevredeki çevredeki evlerin hasar gördüğüne işaret eden Başkavak şöyle konuştu:

    “AKP iktidarı ve bugüne kadar gelmiş geçmiş iktidarlar, doğayı bir rant alanı olarak görüyorlar ve bu rantı da çevrelerine, uluslararası tekellerine pay etmekle meşguller. Burada inşaatı devam eden nükleer santral için AKP’nin propagandası şu ‘Güçlü Türkiye için temiz ve aynı zamanda da bağımsız enerji üretecek.’ Temiz olmadığını bütün dünya gördü. Fukuşima’da temiz olmadığını gördük, çünkü milyonlarca ton radyasyonlu su bugün denize şu veya bu şekilde deşarj edilir durumda. Denizin, suyun, balıkların kirlendiği, radyasyonla kirletildiği bir ortamı yaşıyoruz. Çernobil’de temiz olmadığını gördük, çünkü bugün 35’inci yılında Çernobil’in etrafına insan girişi hala yasak. Demek ki temiz değil, demek ki insan sağlığına zararlı, kurulumu da zararlı. Bu çevredeki bütün halk bu inşaattan ‘kontrollü patlatmalar’ diye yapılan patlatmalar nedeniyle evlerinin çatladığını, camlarının kırıldığını ifade ediyorlar. Yani doğa, insan sağlığı, çevre kapitalist talana feda ediliyor. AKP’de bu kapitalist talanı gerçekleştiren bir siyasi parti olarak buna yön veren, buna politika hazırlayan bir parti olarak, işçi ve emekçi halk kitlelerinin nazarında mahkum olacaktır.”

    “NÜKLEERE İNAT YAŞASIN HAYAT”

    “Biliyoruz ki aslında ekolojik yıkımın da pandeminin de, erkek şiddetinin de sorumlusu ataerkil kapitalist sistemdir” diyen bir diğer Nükleer Karşıtı Platform üyesi Çiğdem Serin ise ne erkek şiddetinden nede nükleer santralden ölmek istemediklerinin altını çizerek, “Yaşamı ve doğayı savunmak üzere Büyükeceli’ye geldik. Ama kadın katillerini, çocuk istismarcılarını serbest bırakan iktidarın yine doğa savunucuları karşısına coplarla, kalkanlarla, jandarmayla dikildi. Biz kadın savunma olarak Türkiye’nin her yerinde ekoloji mücadelesi veriyoruz. Ekolojik yıkıma karşı mücadele ediyoruz. Biliyoruz ki aslında ekolojik yıkımın da pandeminin de erkek şiddetinin de sorumlusu ataerkil kapitalist sistemdir. Ataerkil kapitalist sisteme karşı mücadele ediyoruz. Bizler ne pandemiden ne erkek şiddetinden ne de nükleer santrallerden ölmek istemiyoruz. Nükleer santrallerin doğaya, insanlara, canlılara verdiği zararlar ortadayken Mersin’de bu güzel koyda nükleer santral yapılmasını istemiyoruz ve nükleer santral felaketiyle karşı karşıya kalmak istemiyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde nükleer santral yapılmasını istemiyoruz ve bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Nükleere inat yaşasın hayat. Yaşamı savunmaya, doğayı savunmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “NÜKLEER SANTRALLER ÖLÜM DEMEKTİR”

    NKP Üyesi Aycan Özkan da nükleer enerji santralinin toplum yararına olmadığını kaydederek, “Bu inatla sürdürülen Nükleer Santral inşaatının bir avuç şantiyecinin, bir avuç sermayedarın dışında hiç kimseye yararı yoktur. Sorun enerjiyse, enerjisi daha pahalı fiyata alacağız. Devasa yatırıma rağmen ürettiği enerji yüzde yedi buçuktur. Bütün argümanlar yalan. Hiçbir konuda, hiçbir anlamda bu ülkenin ve dünyanın hiçbir yerinde bir yararı yoktur. Nükleer santralin doğa dostu olduğunu söyleyen her kim olursa olsun yalan söylüyor. Nükleer santraller ölüm demektir” şeklinde konuştu.

    MERSİN / PİRHA

  • NKP ve HDP Ekoloji Meclisi’nden Akkuyu nükleer santral protestosu-VİDEO

    NKP ve HDP Ekoloji Meclisi’nden Akkuyu nükleer santral protestosu-VİDEO

    PİRHA-HDP Ekoloji Meclisi, Akkuyu’da yapımı süren nükleer santrale tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Dünyanın birçok ülkesinde nükleer santraldan vazgeçilme sürecinde iken bizim gerçekten bu dağları delmemiz ve Mersin’i radyoaktifle buluşturmamız anlamlı bir iş değil” denildi. 

    NKP (Nükleer Karşıtı Platform) ve HDP Ekoloji Meclisinin yapmak isteği açıklama engellendi. HDP Ekoloji Meclisi üyeleri engellemeye tepki gösterdi.

    HDP Ekoloji Meclisi, Akkuyu Nükleer Santrala bakan alanda basın açıklaması yaptı. HDP Ekoloji Meclisi Eş Sözcüsü Naci Sönmez, Menekşe Kızıltepe ve HDP İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu açıklama yaptı.

    “SANTRALİN GÜVENLİ VE ÇEVRE DOSTU OLDUĞU SÖYLENEREK HALK KANDIRILIYOR”

    Türkiye’nin bu çağda hala nükleer santral yapma derdinde olmasını eleştiren HDP İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu, “Dünyanın birçok ülkesinde nükleer santraldan vazgeçilme sürecinde ama bizim gerçekten bu dağları delmemiz ve Mersin’i radyoaktifle buluşturmamız anlamlı bir iş değil. O yüzden biz burada yerel arkadaşlarımızın kurduğu nükleere karşı platformuyla birlikte bugün sesimizi çıkarmaya çalışıyoruz” dedi.

    Çernobil felaketinin sorumlusu Rosatom şirketi tarafından yapılan nükleer santrale karşı burada olduklarını belirten HDP Ekoloji Meclisi Eş Sözcüsü Naci Sönmez, “Akkuyu, Rusya’nın desteğini almak için siyasi bir tercihtir. Santralin inşaatına, ÇED raporundaki onlarca eksiğe ve halkın onayının alınmamış olmasına rağmen 2018 yılında bu projeye başlandı. Nükleer santralden çıkan radyoaktif atıkların nerede ve nasıl depolanacağı insanlara, hayvanlara ve çevreye verdiği zararlar nükleer santrallerin güvenilirliği risklerini yaşanabilecek kazalar ve sonuçları gibi çok önemli konular neredeyse hiç araştırılmadı ve tartışılmadı” diye konuştu.

    Akkuyu şirketi santralin güvenli ve çevre dostu olduğunu, bölgedeki sulara zarar vermediğini ve sulara herhangi bir kirletici madde atmadığı yalanını söyleyerek halkı kandırdığını vurgulayan, HDP Ekoloji Meclisi Eş Sözcüsü Menekşe Kızıltepe de şunları söyledi:

    “Hükümet ise Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı üzerinden yaptığı reklam filmlerinde insanlardan ve hatta çocukların ağzından ‘Şimdi Türkiye temiz, bağımsız, enerji istiyor’ sloganıyla bu işi meşrulaştırmak istiyor. Hatta bu nükleer santralin karbon emisyonu yapmadığı için iklim değişikliği için faydalı bir şey olduğunu söylemekte fakat sadece karbon emisyonu yapmıyor olmak iklim değişikliğine sebep olmuyor demek değil. Nükleer santrallere biz karşıyız, halkın tercihi olan enerji demokrasisine uygun, ekolojiye saygılı yeni tercihler yapılmalıdır.”

    PİRHA/MERSİN

  • ‘Kendi mezarlarımızı kazmaktan vazgeçelim’

    ‘Kendi mezarlarımızı kazmaktan vazgeçelim’

    PİRHA- Akkuyu Nükleer Santrali’nin iptal davasının gören mahkeme heyetinin yasaların gereğini yerine getirmediği için avukatlar tarafından yapılan ‘reddi Hakim’ başvurusu reddedildi. Dava sonrası ajansımıza konuşan Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, son günlerde konuşulan “yargıda reform -yargının bağımsızlığı ” girişimi ve söyleminin turnusol kağıdının Akkuyu Nükleer Santrali davası olacağının altını çizerek, “Ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğini ve gelecek nesillerin yaşam hakkını  ilgilendiren bu davanın; hakimlik teminatı  olan, bağımsız ve tarafsız mahkemelerde yargılamasının yapılması  hayati derecede  zaruridir” dedi.

    Mersin 2. İdare Mahkemede, Akkuyu Nükleer Santrali iptal davası görüldü.

    Mersin Nükleer Karşıtı Platformunun yanı sıra dava avukatları da hazır bulundu. Avukatlar tarafından UYAP sisteminden sunulan mahkemenin dosyadan el çekmesini ve reddi hakim konusunda karar verilmek üzere dosyayı en yakın İdare Mahkemesine gönderilmesi talebi reddedildi.

    “ADİL YARGILANMA HAKKININ İHLAL EDİLDİ”

    Mahkeme sonrası ajansımıza konuşan dava avukatlarından Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, ‘reddi hakim’ talebine rağmen mahkeme heyetinin duruşmayı kanuna aykırı olarak başlattığını belirterek, “İdari yargılama usulu kanunu gereğince mahkeme heyetinin dosyadan el çekmesi gerekmektedir. Mahkeme heyeti yasa hükümlerini uygulamayıp hukuken yetkisiz olduğu dosyada karar verecek olursa, Anayasaya ve kanuna acık aykırılığın yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınmış ‘adil yargılanma hakkının ihlali’ de söz konusu olacaktır” dedi.

    “AKKUYU DA YAŞANACAK EK KÜÇÜK FELAKET BİLE TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ EKONOMİK OLARAK BATIRACAKTIR”

    Son günlerde konuşulan “yargıda reform -yargının bağımsızlığı ” girişimi ve söyleminin turnusol kağıdı Akkuyu Nükleer Santrali davası olacağının altını çizen Atal, şunları dile getirdi:

    “Reaktörlerin oturacağı zeminin altı karstik boşluklar barındıran, her biri 14 bin ton olacak 4 reaktör ağırlığı binmeden bile zemin betonu 2018 Haziran ayında kendiliğinden çatladı.  Nükleer bir kaza-felaket gerçekleşmesi halinde radyasyonun 8 saatte Mersin’e, 12 saatte Adana’ya, 48 saatte tüm Ortadoğu’ya yayılmasına ve Doğu Akdeniz’in radyoaktif hale gelmesine neden olacak olacaktır. Cumhurbaşkanlığı ve TEİAŞ verilerine göre %35 enerji arz fazlası olan ülkemizde normal elektrik fiyatının 4 katı bedelin Rusya’ya ödenerek boşuna elektrik üretmesi planlanan, Japonya’ya 1 trilyon dolara mal olan Fukushima faciası benzeri bir olası faciada göz önünde bulundurulduğu takdirde Akkuyu da yaşanacak ek küçük felaket bile Türkiye Cumhuriyetini ekonomik olarak batıracaktır.”

    Akkuyu projesinin iptali için hem hukuksal hem de toplumsal mücadelelerini sürdüreceklerini ifade eden Atal, “Ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğini ve gelecek nesillerin yaşam hakkını  ilgilendiren bu davanın; hakimlik teminatı  olan, bağımsız ve tarafsız mahkemelerde yargılamasının yapılması  hayati derecede  zaruridir” dedi.

    “TÜM İNSANLIK İÇİN KENDİ MEZARLARIMIZI KAZMAKTAN VAZGEÇELİM”

    Toplumun sürece daha fazla katılıp müdahil olması gerektiğini vurgulayan Atal, “Ekoloji siyaset üstü bir konudur. Doğamızı, sularımızı, toprağımızı, havamızı korumak bizim ellerimizde. Mücadelemiz başarıya ulaştığında insanlık kazanmış, kaybettiğimizde de insanlık kaybetmiş olacaktır” diyerek “tüm insanlık için kendi mezarlarımızı kazmaktan vazgeçelim” çağrısında bulundu.

    Diren KESER/MERSİN

  • Mersin Akkuyu Nükleer Santrali’nin zeminindeki çatlak oluşumu neden engellenmiyor?

    Mersin Akkuyu Nükleer Santrali’nin zeminindeki çatlak oluşumu neden engellenmiyor?

    PİRHA- HDP’li Kenanoğlu, Mersin’deki Akkuyu Nükleer Santrali’nin zemininde oluşan çatlağın engellenmemesini Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a sordu. Kenanoğlu, nükler santralinin son derece yıkıcı kazalara gebe olduğunu kaydetti. 

    2023 yılında açılması planlanan Mersin Akkuyu Nükleer Santrali’ndeki ihmal ve ihmaller sonucu santralin zemininde oluşan çatlak haberlerine her gün bir yenisi ekleniyor.  Uzmanlar, çatlakların zemin kaynaklı olduğunu, daha açık bir ifadeyle, zeminin nükleer santral için hareketli ve boşluklu olmasından ötürü elverişli olmamasından kaynaklı olduğuna işaret etmektedirler. Bu durum, zemin üzerine yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan projenin startının verildiğini göstermektedir.

    Uzmanların uyarılarının kulak arkası edildiğini ifade eden HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, son derece yıkıcı kazalara gebe nükleer santrali hazırladığı soru önergesiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Murat Kurum’a sordu.

    “ÇATLAK OLUŞUMUNUN ÖNÜNE GEÇİLEMEMİŞTİR”

    Kenanoğlu’nun verdiği önergede şu ifadelere yer verildi;

    “Nükleer reaktörün oturacağı temelin bazı bölümlerinde defaatle çatlaklar oluşmuş olması uzmanların zemin konusundaki uyarılarında haklı olduklarını gösteren gelişmelerdir. Çatlaklar, halihazırda kendisini dahi taşıyamayan zeminin, üstüne (henüz yalnızca) santral temelinin ağırlığının binmesi sonucunda hareketlenmesiyle ortaya çıkmaktadır. Tüm müdahalelere rağmen çatlak oluşmasının önüne bir türlü geçilememiştir. Temeli taşımakta güçlük çeken zeminin reaktörleri nasıl taşıyacağı ise kuşku ve panik uyandıran bir diğer husustur.

    Proje kapsamında yer almıyor olmasına rağmen, temel çalışmasının öncesinde başlatılan dolgu işlemi de projedeki ihmaller zincirinin bir başka halkasını oluşturmaktadır. Zira, dolgu işlemleri başlamadan önce dolguda kullanılacak malzemenin uygun olup olmadığı laboratuvar koşullarında incelenmemiş, bu konudaki gerekli mühendislik hesaplamaları da dikkatlice yapılmamıştır.”

    Bu bağlamda Kenanoğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti; Hareketli, boşluklu, santral temelini taşıyamayacak ve tüm bunalar düşünüldüğünde son derece yıkıcı kazalara gebe bir zeminde nükleer santral kurulabileceği yönünde bir kararın alınmasının sorumluları kimlerdir? Dünya genelinde, tecrübe edilen korkunç kazalar neticesinde nükleer santrallerin kapatılması yönünde adımlar atılırken Türkiye’de nükleer santral projelerinin büyük bir heyecanla hayata geçirilmesinin gerekçesi nedir? Tüm bu gelişmeler ışığında, projenin taşıdığı riski göz önünde bulundurarak santral inşa faaliyetlerine son vermeyi düşünüyor musunuz?(HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Turan’dan Mersin Akkuyu Nükleer Santrali’ne dair araştırma önergesi

    HDP’li Turan’dan Mersin Akkuyu Nükleer Santrali’ne dair araştırma önergesi

    PİRHA-HDP Mersin Milletvekili Dr. Rıdvan Turan, Mersin Akkuyu’da inşaatı devam eden nükleer santralle ilgili geçtiğimiz hafta meclise soru önergesi vermişti. Rıdvan Turan, Nükleer Güç Santrali’nin iptaline ilişkin TBMM’ye araştırma önergesi vererek durumun vahametine bir kere daha dikkat çekti  

    HDP Mersin Milletvekili Dr. Rıdvan Turan, TBMM Başkanlığı’na araştırma önergesi vererek “Nükleer santral, çevre ve insanlık için sonuçları geri alınamayacak kadar risklidir” dedi.

    Turan önergede, “Akkuyu’da inşası devam eden Nükleer Güç Santrali’nde (NGS), 2018 Temmuz ve Ağustos aylarında üzerinde 10’dan fazla 2 -2,5 büyüklüğünde depremler olması bölgenin büyük risk taşıdığını göstermektedir. Nükleer Düzenleme Kurumu’nun (NDK) inşaatın temelinde meydana gelen çatlaklar için önlem alması gerekiyorken 2019’un Şubat ayında çıkan KHK ile birlikte çatlak tespit edilen temele tekrardan beton dökmesi, denetlemenin bilim, teknik ve mühendislik dışında alınan bir karar olduğunu göstermektedir.

    “Toplum ve ekosistem açısından büyük riskler oluşturan Akkuyu NGS’nin kapatılması sağlanarak, çevre dostu  temiz ve güvenli enerji alternatiflerine yönelerek enerji üretimi faaliyetlerinde bulunmak amacıyla” meclis araştırması açılması için talepte bulunan Turan, gerekçe olarak ise şunları belirtti.

    “SÖYLENENİN AKSİNE EKOLOJİK ÇEŞİTLİLİK AÇISINDAN CİDDİ TEHLİKELER VAR”

    “ 12 Mayıs 2010 tarihinde Ankara’da imzalanan ve 15/7/2010 tarihli ve 6007 sayılı Kanunla Türkiye ve Rusya hükümetleri arasında imzalanan anlaşmaya bakıldığında genel olarak santralin nerede kurulacağı, hangi kaynakların kullanılacağı, bu kaynakların temin edicisinin kim olacağı ve santralde kaç kişiye iş olanağı sağlayacağı konularında geniş hükümler yer almakla birlikte, santralin yapılması planlanan alanın sağlam olmayan zemini, kullanılması planlanan reaktörün tasarımının uygun olmaması ve bunların dolaylı yansıması olarak projenin ekolojik etkileri gibi önemli konulardan üstün körü bahsedildiği görülmektedir. Teorik olarak hatasız gösterilmeye çalışılan bu projenin söylenenin aksine hem insan sağlığı açısından hem de ekolojik çeşitlilik açısından ciddi tehlikeleri vardır. Tehlikelerin başında Akkuyu için uygulanmaya çalışılan VVER-1200 modeli reaktör ünitelerinin yeni geliştirilmiş olması ve ilk olarak Akkuyu’da uygulanacak olması reaktörün teknik olarak nasıl sonuçlar doğuracağının belirsiz olduğu anlamına gelmektedir. Ayrıca proje inşaatının devam ettiği zeminin sağlam olmaması ve geçtiğimiz yılda temelin iki defa çatlaması bir diğer tehlikenin olduğunu göstermektedir.

    “AKKUYU NGS İPTAL EDİLMELİ”

    Türkiye, Akdeniz’de çevresel kirliliğin önlenmesi, çevrenin korunması ve iyileştirilmesi amacıyla onlarca uluslararası anlaşmaya imza atmış veya onaylayarak uygulanmasını sağlamıştır. Buna göre dünya kültürel ve doğal mirasın korunmasına dair sözleşme, Akdeniz’in deniz ortamı ve kıyı bölgesinin korunması sözleşmesi, Akdeniz’in kara kökenli kaynaklardan kirlenmeye karşı korunması protokolü Akdeniz’de özel korunma alanları ve biyolojik çeşitliliğe ilişkin protokol biyolojik çeşitlilik sözleşmesi imzalanan anlaşmalardan bir kaçıdır. Türkiye farklı tarihlerde açık şekilde tarafı olduğu bu sözleşmelerle Akdeniz’in korunması yönünde taahhütte bulunmuştur. Fakat Akkuyu’da yapılmakta olan NGS ile hem inşası hem de işletilmesi esnasında atık oluşumuna neden olacaktır. Akdeniz’in korunması amacıyla bu anlaşmaların bazı maddelerinin Akkuyu NGS uygulanmasıyla hem insan sağlığı hem de ekolojik sistemin olumsuz yönde etkilenmesinin olasılığı yüksektir. Nükleer enerjinin önemli hammaddesi olan uranyum madeninden kaynaklanan radyoaktif ve toksit maddeler hem santralde çalışan işçileri hem de bölgedeki canlı yaşamı olumsuz etkileyecek ve insanlar arasında kanser olma riskini arttıracaktır. Ayrıca kurulması planlanan sınırlar içerisinde endemik bitkiler ve nesli tükenme tehlikesi altında olan hayvan türleri vardır.  Bütün bu nedenlerden hareketle Akkuyu NGS’nin iptal edilmesi amacıyla çok geç kalmadan Meclis Araştırması açılması insan ve çevre sağlığı açısından hayati önem taşımaktadır.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Türkiye’nin ilk nükleer kazası

    Türkiye’nin ilk nükleer kazası

    Nükleer Karşıtı Platform Sözcüsü Koçak: Türkiye’nin daha nükleer santrali olmadan, nükleer kazası oldu.

    Mersin Nükleer Karşıtı Platform Dönem Sözcüsü Osman Koçak, Akkuyu Nükleer Santrali’nin temelinde çatlak oluştuğu yönündeki iddialarla ilgili gerçeklerin kamuoyuna açıklanmasını istedi. Koçak, “Gerek Akkuyu NGS’ye, gerek Rosatom’a, gerekse Türkiye’nin karar vericilerine ve Nükleer Düzenleme Kuruluna düşen görev Türkiye kamuoyuna gerçekleri açıklamaktır” dedi. Santralin temelinin çöktüğüne ilişkin haberin bir nükleer kaza haberi olduğunu vurgulayan Koçak “Türkiye’nin daha nükleer santrali olmadan bir nükleer kazası var. Şimdi denetimsiz, hukuksuz, mühendisliğin de olmadığı bir proje var karşımızda. Bu projenin denetlenmeyeceği, hukukun da zaten işlemediği ortada. Projeye son verilmelidir” ifadelerini kullandı.

    Mersin Nükleer Karşıtı Platform, Akkuyu Nükleer Santrali’nin beton temelinde iki kez çatlama meydana geldiği haberleri üzerine bir açıklama yaptı.

    Platform sözcüsü Osman Koçak, “Bu temelin üstünde Akkuyu NGS Genel Müdürü Anastasia Zoteeva’nın övünerek lanse ettiği üzere açılıp kapanabilen ve ancak dört gemi ile taşınabilecek bir metal muhafaza kabının içinde 80 metre yüksekliğinde bir reaktörden, türbinlerden, jeneratörlerden oluşan ve içinde nükleer tepkimelerin gerçekleşeceği bir kütle düşünün. Beton zemin daha bu muazzam ağırlıkların ve nükleer reaksiyonların hiçbiri yokken çatlıyor” diye konuştu.

    “Üzerinde yük olmayan bir beton neden çatlar?” diye soran Koçak “Gerek Akkuyu NGS firmasının gerekse taşeronluğunu yapan yerli ve milli firmaların böylesine ciddi bir inşaatta maliyeti düşürmek için beton kalitesini düşüreceklerine ihtimal vermek istemiyoruz. Bir tasarım sorunu olabileceğine de. Eğer böyle ise durum çok çok daha vahimdir. Genel Müdür Anastasia Zoteeva zemin sorunları ile uğraştıklarını söyledi. Fakat sorunun niteliğini açıklamadı” ifadelerini kullandı.

    Koçak, gerek Akkuyu NGS’ye, gerek Rosatom’a, gerekse Türkiye’nin karar vericilerine ve Nükleer Düzenleme Kurulu’na düşen görevin Türkiye kamuoyuna gerçekleri açıklamak olduğunu vurguladı.