Etiket: akkuyu

  • Akkuyu NGS işçilerini taşıyan servisler kaza yaptı: 2 ölü, 35 yaralı

    Akkuyu NGS işçilerini taşıyan servisler kaza yaptı: 2 ölü, 35 yaralı

    PİRHA- Akkuyu NGS işçilerini taşıyan otobüsün yaptığı kazada ilk belirlemelere göre 2 kişi öldü, 35 kişi de yaralandı.

    Mersin’in Silifke ilçesinde Akkuyu Nükleer Güç Santralinde (NGS) çalışan işçileri taşıyan servis otobüsünün karşı şeride geçerek servis aracı ve otomobile çarpması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 2’si ağır 35 kişi yaralandı.

    Mersin- Antalya D-400 karayolunda Silifke ilçesi Işıklı Mahallesi sınırlarında meydana gelen kazada Akkuyu NGS’nin işçilerini taşıyan İ.K. (65) idaresindeki otobüs, Mersin istikametine seyir halindeyken sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu karşı şeride geçti. Karşı şeride geçen otobüs, yine Akkuyu NGS’de görevli olan Uzman Çavuş Y.D’nin kullandığı otomobil ile işçilerin olduğu H.Y. yönetimindeki otobüse çarptı. Kazada otomobilde bulunan uzman çavuş ile otobüste yer alan Rus asıllı Ismaılova Ncmannoba hayatını kaybetti. Olay yerine sağlık, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Yaralılar olay yerine sevk edilen ambulanslarla ilçe devlet hastanesi ile Silifke’de bulunan özel hastanelere kaldırıldı. Kaza nedeniyle yol uzun süre trafiğe kapalı kaldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dr. Uğurhan: Akkuyu, düğmesi Rusya’nın elinde bir bomba; gelecek nesillere haksızlık- VİDEO

    Dr. Uğurhan: Akkuyu, düğmesi Rusya’nın elinde bir bomba; gelecek nesillere haksızlık- VİDEO

    PİRHA- Çevre aktivisti Dr. Ful Uğurhan, Akkuyu’da yapımı devam eden nükleer santralin halk sağlığı üzerinde yarattığı olumsuz etkilerden bahsederek, “Rant uğruna yapılan bu santral çevreye, doğaya, gelecek nesillere yapılan büyük bir haksızlık. Akkuyu, düğmesi Rusya’nın elinde bir bomba” dedi.

    Mersin’in Gülnar ilçesinde inşaatı devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne (NGS) çevreye ve insan sağlığına verdiği zararlar ile Rusya’ya sağladığı imtiyazlar sebebiyle karşı çıkılıyor. Tüm bunların yanında inşaat yapımına başlandığı günden itibaren çıkan yangınların, patlamaların, iş kazalarının ve işçi ölümlerinin ardı arkası gelmiyor.

    Uzun yıllardır nükleere karşı mücadele eden Mersin Tabip Odası eski başkanı Dr. Ful Uğurhan; santrali, halk sağlığı, çevreye vereceği zarar ve yaratacağı siyasi güç bağlamında değerlendirdi.

    “NÜKLEERİN ZARARLARI YAPIM AŞAMASINDA BAŞLIYOR”

    Nükleerin zararlarının henüz yapım aşamasında başladığına dikkat çeken Ful Uğurhan, nükleerin ham maddesi olan uranyumun topraktan çıkarıldığı andan itibaren radyasyon yaymaya başladığını belirtti.

    Uğurhan, nükleerin atmosfere radyoaktif atık verdiğini söyleyerek, “Sırf radyoaktivite değil, santralin soğutma suyunun içerisinde klor kullanacaklar ki bu da deniz canlılarının ölmesi demek. Deniz suyunun buharlaşması ve bunun yağmur suyu olarak dönecek ve bu yağmur suyunun suladığı bitki örtüsü, sulardan içen hayvanlar, hayvanların sütlerine karışma döngüsü… Ekolojik bir bütün olarak baktığımızda zararın hangi birinden bahsedeceğimizi bilemiyoruz” dedi.

    Nükleerin beden sağlığına vereceği zararların yanında psikolojik etkilerine de değinen Ful Uğurhan; inşaat sahasında binlerce çalışan kamyonun çıkardığı gürültüden, tozdan ve bölgenin ekolojik yapısının tahrip edilmesinden dolayı bölge halkının oldukça mutsuz olduğunu kaydetti.

    “AKKUYU, DÜĞMESİ RUSYA’NIN ELİNDE OLAN BİR BOMBA”

    Santral, insan sağlığına ve ekolojik yaşama verdiği zararların yanında inşaat yapımında çalışan işçilerin hayatını da tehdit ediyor.

    Geçtiğimiz haftalarda yaşanan yemek zehirlenmesinin ardından santralde işe yeni başlayan İlyas Bul isimli işçi, iş sahasında düşme sonucu beyin kanaması geçirerek hayatını kaybetti.

    Bunun ilk ölüm olmadığını dile getiren Uğurhan, “Nükleer aynı zamanda bir işçi sağlığı sorunu. Dünyanın en büyük inşaat tesisinde işçi sağlığını yönetemiyorlar. Her gün bir işçi ölümünden söz ediliyor. Nükleer yetkililerin her defasında üstünü kapatması sebebiyle gerçek ölüm sayısını, ne tür kazaların olduğunu net bir şekilde kamuoyuna duyuramıyoruz” sözlerini kullandı.

    Öte yandan Rusya’nın santralin bütün kontrolü elinde tutmasının olası bir anlaşmazlık durumunda silah olarak kullanacağına vurgu yapan Uğurhan, şunları söyledi:

    “Akkuyu, düğmesi başka bir ülkenin elinde bir bomba. Yarın öbür gün aramız Rusya ile kötü olursa soğutma suyunun vanasını kapatıyorum dediklerinde bizim toprağımızda bir nükleer bomba patlayacak. Vatan, millet diye konuşuyorlar ama halbuki kendimizi öldürecek bir bombayı kurdurmuşuz ve bütün kontrolü de onların elinde. Nerden baksanız anlamsız ve Türkiye’nin sonunu getirecek bir proje.”

    “RANT UĞRUNA YAŞAM TALAN EDİLİYOR”

    Türkiye’nin herhangi bir elektrik enerjisine ihtiyacını olmadığından ve pek çok atıl santralin varlığından söz eden Ful Uğurhan, santralin nükleer atık alanı haline getirileceği görüşünde.

    Bundan sonraki süreçte ne olacak sorusuna iyi ihtimali değerlendirerek cevap veren Ful Uğurhan, “Büyük olasılıkla küresel ısınmadan dolayı bu santral efektif çalışamayacak. Umalım ki öyle olsun. Ama rant uğruna yapılan bu santral çevreye, doğaya, gelecek nesillere yapılan büyük bir haksızlık” şeklinde konuştu.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

     

    İLGİLİ HABERLER:

    ‘Nükleer santral ekosisteme yapılan bir darbe, vazgeçilmeli’
    > Nükleer santrale ilişkin kaygılar artıyor: Akkuyu, nükleer atık alanı haline getirilebilir

    >Avukat Atal: Enerji Bakanı Akkuyu konusunda açıkça yalan söylüyor-VİDEO

    >Koca: Akkuyu Nükleer Santrali ekokırım projesidir, kapatılmalıdır-VİDEO

  • Mersin 1 Mayıs’ında 14 Mayıs vurgusu: Gideceksiniz!- VİDEO

    Mersin 1 Mayıs’ında 14 Mayıs vurgusu: Gideceksiniz!- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de Emek ve Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen 1 Mayıs İşçi Bayramı on binlerce yurttaş tarafından kutlandı. Yeni bir başlangıç ve değişim vurgusunun yapıldığı 1 Mayıs’ta ortak söz, “AKP iktidarı gidecek” oldu.

    Mersin’de saat 10.30’dan itibaren eski Tevfik Sırrı Gür Stadyumu önünde toplanan işçi ve memur sendikaları, dernekler, odalar, siyasi partiler ve kadın örgütleri buradan Cumhuriyet alanına kadar kortej yürüyüşü gerçekleştirdi. Yürüyüş boyunca sık sık “AKP halka hesap verecek”, “Biji yek gulan güle güle Erdoğan”, “Jin, jiyan, azadi”, “Sermayeden hesabı emekçiler soracak” sloganları atıldı.

    DEPREM VE SEÇİMİN GÖLGESİNDE 1 MAYIS

    Emek ve Demokrasi Platformu adına açıklamayı okuyan DİSK Genel İş Sendikası Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, konuşmasına işçi önderlerini, emek ve demokrasi mücadelesinde yitirilen canları ve depremde yaşamını yitiren yurttaşları anarak başladı. Yıkıcı bir felaket ve ardından tarihi bir seçim gündemiyle 1 Mayıs’ın kutlandığına dikkat çeken Göksoy, “Bu depremle yıkılan sadece kentler olmadı devletin kurumları da çöktü. İşçiden alıp patronlara verdiler; fakirden çalıp zenginin kasasını doldurdular, dar gelirliden alıp rantiyeye kaynak aktardılar; rant için kentleri ve doğayı betona boğdular; asırlık yardım kurumlarını bile depremde çadır satar hale getirdiler; doğal afetleri felakete çevirdiler: Sözün özü evet memleketi bir şirket gibi yönettiler” dedi.

    Ekonomik çöküşe de değinen Göksoy, halkın kuru soğana bile muhtaç hale geldiğini söyleyerek, “Sadece başkanlık rejiminin sonrasında, pandemide, ekonomik krizde ve depremde karşı karşıya kaldığımız hakikat belli: İnsanca çalışmamız ve insanca yaşamamız bir yana, hayatta kalmamızı bile sağlamaktan çok uzak bir düzenle karşı karşıyayız.1 Mayıs’ta işte tam da bu köhnemiş düzene karşı bizler buradayız, bir aradayız. Mücadelenin bize öğrettikleriyle bize karşı olanların bütün engellemeleri ve yok sayma çabalarına rağmen var olduk, var olacağız” şeklinde konuştu.

    “BU DÜZEN YA DEĞİŞECEK YA DEĞİŞECEK”

    KESK Mersin Şube Kadın Sekreteri Döne Gevher ise ülkenin ‘Güvencesizler Cumhuriyeti’ haline geldiğini belirterek, “Zamlar, alım gücündeki erime hayatı yaşanılmaz kılıyor. Başta kadın emekçiler olmak üzere tüm emekçilere gittikçe daha güvencesiz bir çalışma yaşamı dayatılıyor. Ülkemiz her alanda Güvencesizler Cumhuriyeti haline geldi. Kadın işsizliği ve güvencesiz, kayıt dışı çalışma ortamlarında taciz, şiddet ve mobbing her geçen gün artıyor. İşsizlik aldı başını gidiyor. Hiçbir dönemde olmadığı kadar yurt dışına beyin göçü yaşanıyor. İşçi cinayetlerinde adeta katliam yaşanıyor.” ifadelerini kullandı.  Tüm bunlara karşı halkın sabrının tükendiğinin altını çizen Gevher, “Bu karanlığı işçi sınıfı, emekçiler, kadınlar, gençler, Aleviler, farklılıkları, cinsel yönelimleri ret edilenler, kölelik şartlarında yaşayan göçmenler, sizler, bizler yırtıp atacağız. Bizleri karanlıktan çıkaracak olan işte bu 1 Mayıs meydanlarında açığa çıkan iradedir” sözlerini kullandı.

    “ERKEK İKTİDARDAN HESABI KADINLAR SORACAK”

    Mersin Kadın Platformu adına konuşan Peyruze Okçu da, iktidarın kadın düşmanı politikalarına karşı mücadele edeceklerini kaydetti. Erkek şiddeti, siyasette eşit temsil, homofobi, kazanılmış haklara saldırılar gibi kadınları doğrudan etkileyen konulara değinen Okçu, şunları söyledi:

    “İstanbul Sözleşmesini bir gece yarısı kararnamesi ile feshedenler bu seçim sürecinde de 6284 sayılı Kanunu siyasi pazarlık konusu yaptı. Kadınların yaşam teminatı olan 6284’ü pazarlık konusu yapan bağnaz, patriyarkal ittifaka cevabı yok saydıkları kadınlar verecek. 1998 yılında Gonca Kuriş’i Mersin’den kaçırarak işkenceyle öldüren zihniyet şimdi iktidar partisi ile seçim ittifakı içinde yer alarak Meclise girmeye çalışıyor. Gonca Kuriş’i katledenlerden hesabı kadınlar soracak. Yüz yıllara dayanan mücadelemizin ışığında haklarımızdan, kazanımlarımızdan vazgeçmiyoruz. Her türlü cinsiyetçilikle, kadın, LGBTİ+ düşmanlığı ile transfobi ile birlikte mücadele edeceğiz. Bizler farklılıklarımızla bir arada durarak, dayanışmayı ve mücadeleyi büyüteceğiz”

    Konuşmaların ardından sahneye çıkan sanatçı Turhan Alıcı’nın türküleri eşliğinde yurttaşlar, halay çekerek 1 Mayıs’ı kutladı.

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin’de nükleere karşı insan zinciri: Nükleeri kapatmayana oy yok-VİDEO

    Mersin’de nükleere karşı insan zinciri: Nükleeri kapatmayana oy yok-VİDEO

    PİRHA- Nükleer Karşıtı Platform, Çernobil nükleer felaketinin 37. yıldönümünde Akkuyu’ya nükleer yakıt transferi yapılmasına tepki göstererek, “Ülkemize felaket getirecek nükleer santrali kapatmayı vadetmeyen hiçbir siyasi partiye oy vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Çernobil nükleer felaketinin 37. yıldönümünde Nükleer Karşıtı Platform (NKP) öncülüğünde Özgecan Aslan Meydanında basın açıklaması, serbest kürsü ve Kıbrıs ile aynı anda insan zinciri eylemi yaptı. Açıklamaya NKP bileşenleri, siyasi parti temsilcileri, milletvekilleri, demokratik kitle örgütleri ve çok sayıda çevreci katıldı. “Yakıtını da al git”, “Nükleer santral istemiyoruz”, “Akkuyu kervanına katıl nükleer yakıtı durdur” yazılı pankartların açıldığı açıklamada Akkuyu’da nükleer yakıt transferinin yapılma hazırlıklarına tepki gösterildi.

    “NÜKLEER SEÇİM PROPAGANDASI YAPILIYOR”

    Basın metnini okuyan Mersin NKP Dönem Sözcüsü Osman Koçak, AK Parti iktidarının Akkuyu’ya nükleer yakıt getirilmesinin açılışını yaparak bunu bir seçim propagandası haline getirdiklerini söyledi. Mersin halkının Akkuyu’ya yakıt getirilmesine karşı olduğunu belirten Koçak, “Dünyadaki ilk “Yap, Sahip ol, İşlet” modeline sahip Akkuyu NGS, hem ekonomik hem sosyal çevre felaketine yol açacaktır. Nükleer santralin işletmeye girmesi halinde kullanılarak nükleer atık haline gelecek yakıt çubukları Akkuyu’da 20 – 30 yıl bekletilerek radyasyonunu oraya salması sağlanacak, daha sonra Rusya’ya taşınarak içindeki kullanılabilir uranyum ve plütonyum alındıktan sonra kalan atıklar tekrar Türkiye’ye geri gönderilecek, nihai olarak Ankara Polatlı Avdanlı Köyündeki 4 km2’lik alana depolanacaktır. Akkuyu’nun radyasyonla kirletilmesi yetmiyormuş gibi nükleer kirlilik Anadolu’nun ortasına da bulaştırılacaktır. Atık yakıt çubuklarının saklanma maliyeti de halkımıza ödettirilecektir.” dedi.

    “BAKAN SORULARIMIZA CEVAP VERMEKTEN KAÇINDI”

    Milletvekillerinin nükleer ile ilgili TBMM’de verdikleri soru önergelerinin yanıtsız bırakıldığını dile getiren Osman Koçak, “Nükleer karşıtları Enerji Bakanına Nükleer santralin insanlara, canlılara, doğaya, çevreye, ekosisteme zararlı etkileri; reaktörün Akdeniz’in 30 dereceyi artan sıcaklıktaki suları ile soğutulması, işletme, deprem, güvenlik riskleri; nükleer yakıtın taşınması, korunması, nükleer atıkların saklanması ve bertarafı konularında bilgi vermesini talep eden sorular yönelttiler. Enerji Bakanı topu NDK ve Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu Başkanlığı (TENMAK’a ) atarak sorularımıza cevap vermekten kaçınmıştır.” diye konuştu.

    Koçak, ülkenin felakete sürüklenmesine seyirci kalmayacaklarının ve mücadelelerini her daim sürdüreceklerinin altını çizdi.

    “AKP-MHP’NİN YIKIM PROJESİ”

    Serbest kürsüde söz alan Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili adayı Perihan Koca, Akkuyu Nükleer Santrali AKP-MHP ittifakının bir yıkım projesi olarak değerlendirerek şunları söyledi: “Her geçen gün hepimizin daha derin bir şekilde hissettiği yeryüzü bugün geldiğimiz aşamada ekolojik bir yok oluş tehdidi ile karşı karşıya. Geleceğimiz, sermaye politikalarıyla ipotek altına alınmış durumda ve nükleer felaketler tehdidiyle ekolojik krizin derinleştiği bu vahim tabloda daha net karşı karşıyayız. Hal böyleyken, iklim krizinin geldiği aşama belliyken AKP-MHP faşist koalisyonu tam da Çernobil’in 37. yıldönümünde yeni bir yıkım projesi müjdeliyorlar. İstedikleri gibi emperyalist şirketlerin bize peşkeş çekilmesine izin vermeyeceğiz. Emperyalist şirketlerin işgal hali getirilmesine, üssü haline getirilmesine izin vermeyeceğiz. Yakıtın gelmesi bizim açımızdan katliam zeminini açacak esas noktalardan birisi olacak. Bu nedenle diyoruz ki, nükleer yakıta da geçit vermeyeceğiz. Mersin’in nükleer çöplük haline getirilmesine de izin vermeyeceğiz. Nükleer santralleri kapatacağız ve ekolojik bir toplumu tekrar kuracağız”

    Yapılan konuşmalarda, nükleer santralin açılmamak üzere kapatılması için mücadele çağrısı yapıldı.

    PİRHA/MERSİN

  • Jeoloji Mühendisi Erkan Demir: İktidar bildiğini okuyor, acısını halk çekiyor-VİDEO

    Jeoloji Mühendisi Erkan Demir: İktidar bildiğini okuyor, acısını halk çekiyor-VİDEO

    PİRHA- Jeoloji Mühendisi Erkan Demir, deprem felaketinin nedeninin iktidarın rant politikasının sonucu olduğunun altını çizerek, “‘Her şeyi ben bilirim, en iyisini ben yaparım’ şeklinde bir tavırla kendilerini bilimden, mühendislikten, teknikten ya da yaşadığımız bu deneyimlerden uzaklaştırarak kendi bildiğini okuyan bir zihniyetle tüm yurttaşlarımızın aslında canıyla, malıyla, geleceğiyle oynuyorlar” dedi.

    AFAD, Maraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısının 50 bin 96’ya yükseldiğini açıklarken, deprem felaketinin yaşandığı yerlerde gıda, hijyen ve barınma sorunu devam ediyor.

    İktidar yıkılan binaların molozlarını hiçbir uyarıyı dikkate alınmadan dere yataklarına ya da tarım arazilerinin bulunduğu alanlara döktürüyor.

    Jeoloji Mühendisi Erkan Demir ile depremi ve sonrasını konuştuk.

    İktidarın 20 yıldır rant politikasıyla çevre katliamı yaşattığını belirten Demir, deprem felaketinin de bu politikalardan bağımsız ele alınamayacağını kaydetti.

    “TÜM YURTTAŞLARIMIZIN CANIYLA, MALIYLA, GELECEĞİYLE OYNUYORLAR”

    Yaşam anlarının tehdit altında olduğunun altını çizen Demir, “Yani böylesi bir felaketin üzerinden, bu travma yaşanmış yurttaşların daha güvendiği alanlara nakledilmesi, en azından kendilerini toparlayıncaya kadar daha güvenli alanların olması çok zor değildi. Türkiye’de tek adam rejimi bünyesinde bulunan bakanlıklardan valiliklere kadar aynı mantıkla aynı silsileyle işliyor. Her şeyi ben bilirim, en iyisini ben yaparım şeklinde bir tavırla kendilerini bilimden, mühendislikten, teknikten ya da yaşadığımız bu deneyimlerden uzaklaştırarak kendi bildiğini okuyan bir zihniyetle tüm yurttaşlarımızın aslında canıyla, malıyla, geleceğiyle oynuyorlar” dedi.

    “HESABI SORULMALI

    14 Mayıs’ta yapılacak seçime işaret eden Demir, şunları söyledi:

    “Umut ediyoruz, bu ülkede artık bu son ders olur. Kamusal alanlarımızda, konutlara güvenerek içinde kalabileceğimiz bir süreci inşa etmek zorundayız. Bu geç değil. Bugünden başlamak gerekiyor. 1999’da geç değildi aslında. Önümüzde bir İstanbul depremi var. 99’dan bu yana deprem vergisi adı altında toplanan bütçelerin, bu kentlerdeki yapı stokunu yeniden inşa edecek düzeyde bir ekonomi de var ettiğini biliyoruz. Bu kaynakların hepsi birileri tarafından yok edildi. Bunun da hesabını sormak gerekiyor.”

    Enkaz kaldırma çalışmalarındaki sorunlara değinen Demir, “Enkaz kaldırma çalışması devam ediyor. Bu molozların şu anda dere yataklarına yığın olarak transfer edilmesi bölgede geleceği besleyecek olan su kaynaklarının kirletilmesi riski yarın bu bölgede oluşacak hastalıklara davetiye çıkaracaktır. Bir ay içerisinde bu işler öyle bir yani organizasyonel taşeron edilmiş ki, ne çabuk dökülecek yere ve kaldıracak firmalara karar verdiniz, geçici konutların inşasıyla ilgili alanların belirlenmesine kim karar verdi, nasıl karar verdi? Geleceği inşa etmek istiyorsanız, bu yaşadığınız enkazdan doğru bir şekilde çıkıp gelecekte benzer problemler yaşamak istemiyorsanız oturup nerede yanlış yaptık, ne yapmalıyız? sorusunun cevabının verilmesi lazım” şeklinde konuştu.

    “SÜREÇ OLDU BİTTİĞE GETİRİLİYOR”

    Dayanışmayı büyütüp yaraların sarılması için çaba içinde olmaya devam edeceklerini ifade eden Demir, “Bu acıyı dindirecek olan devlet dediğimiz mekanizmanın artık bu yanlışları bırakıp doğru politikalarla hareket etmesi gerekiyor. Bu kurumlara hepimizin ihtiyacı var. Bugünkü iktidarın yaptığı yanlışlar aslında geleceğimizi ipotek altına almaktır. Yarın bu yağan yağmurlarla içme sularımızı kirletecek ve geriye dönüşü yok. Yani içebilecek temiz suyumuzun olmadığı kentleri düşünelim. Nasıl yaşayacaksınız? Ya da tarım arazilerimizin yok olduğunu düşünelim. Yani gıda fiyatlarının bu derece yükseldiği, iklim krizinin bu derece kapıda olduğu bir süreçte biz yarın bu nüfusla gıdaya erişemeyeceğiz. Bu da bir sorun. Sağlık sorunları yaşayacağız. Böylesi bir enkazın olduğu bölgede yeniden inşaat süreci böyle oldu bittiye getirilmemeli. Bu yanlış yine bize büyük sorunlar getirecek. Umut ediyorum bu iktidardan kurtuluruz. Çünkü bu kadar yanlışın üst üste yapıldığı bir süreç emin olun o bölge için değil sadece, Türkiye genelinde de aslında ciddi sorunlar getirecektir” diye konuştu.

    “AKKUYU KAPATILMALI, UTANÇ MÜZESİ YAPILMALI”

    Deprem felaketinin yaşandığı sırada yapımına devam eden Akkuyu Nükleer Santral inşasına da değinen Jeoloji Mühendisi Erkan Demir, “Deprem konusunda dünyanın en iyi teknolojisine sahip Japonya sınıfta kaldı. Japonya’nın başına bela oldu. Kapatamıyor, yıkamıyor. Bir yere taşıyamıyor. Çünkü böyle bir şey mümkün değil. Ama bugün nükleer santrale baktığımız zaman hummalı bir şekilde devam ediyor. Neden? Tek adam karar vermiş. İktidarın yaptığı yanlışların ya da yapacağı yanlış olarak duran bu projenin zaten iptalle ilgili bir süreç illa ki başlayacaktır. Umut ediyorum iktidar değişimiyle beraber, bu ülkede bir şeyler değişecektir ve Akkuyu Nükleer Santral inşaatı bir utanç müzesi olarak kalacaktır” şeklinde dile getirdi.

    YURTTAŞLARA ÇAĞRI

    Yerel yönetimlerin bir an önce deprem ile ilgili gerekli çalışmaları yapması çağrısında bulunan Demir, yurttaşların da yaşamına ve doğasına sahip çıkması gerektiğini ifade etti.

    Diren KESER/MERSİN

  • Akkuyu Nükleer Santrali’nde 500 işçi işten çıkarıldı

    Akkuyu Nükleer Santrali’nde 500 işçi işten çıkarıldı

    Akkuyu Nükleer Santrali’nde iş bırakma eylemi yapan 500 işçinin işine son verildi. 
    Mersin Akkuyu Nükleer Santrali’nde çalışan yaklaşık 500 işçinin işine son verildi. Aydıner İnşaat firmasında çalışan işçiler, yeterli oranda zam yapılmadığı için 23 Ağustos’ta iş bırakma eylemi yaptı.
    İşçiler, santralde faaliyet gösteren diğer firmaların çalışanlara yüzde 35 zam yaptığını, ancak kendilerine yüzde 15 zam yapılmasına tepki gösterdi. Zam yerine, işçilerin işine son verilirken, giriş kartları iptal edilerek, şantiyeye alınmayan işçilerin bekleyişi sürüyor.
    (HABER MERKEZİ) 
  • ‘Akkuyu’daki nükleer cinayetleri durdurun’

    ‘Akkuyu’daki nükleer cinayetleri durdurun’

    PİRHA- Mersin Tabip Odası, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde art arda yaşanan iş kazalarına ve cinayetine dikkat çekerek, nükleer santralden hemen vazgeçilmesi çağrısında bulundu.

    Rus devlet nükleer enerji şirketi Rosatom tarafından Mersin’de inşasına devam edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde kaza haberleri gelmeye devam ediyor. Bir hafta içinde 2 kazanın, 1 iş cinayetinin yaşandığı Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne ilişkin Mersin Tabip Odası yazılı açıklama yayınladı.

    Mersin Tabip Odası, yaptığı açıklamada, “Nükleer santral demek; kaza demek, arıza demek, doğa katliamı kısaca ‘ölüm’ demektir. Ne yazık ki, her geçen gün nükleer santrallere neden karşı olduğumuzu haklı çıkaran olaylar dünyada da ve Akkuyu’ da da art arda yaşanıyor” diyerek, “Rus devlet nükleer enerji şirketi Rosatom tarafından Mersin`de inşası hala devam eden bu süreçte hiçbir meslek odası ve bağımsız denetçinin alınmadığı, bakanların randevu alarak ziyaret edebildiği Akkuyu Nükleer Güç Santrali; kazalarla, patlamalarla, doğa katliamlarıyla ve iş cinayetleri ile anılır, Akkuyu adı doğal güzellikleri değil; felaketi çağrıştırır oldu” ifadelerine yer verdi.

    “İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİN YOK SAYILMASIDIR”

    Nükleer Santralin anlamı Akkuyu’da neden olduğu doğa katliamı, santralin temelinde oluşan çatlaklar, dinamit patlamalarında yerel halkın evlerine verilen zararlar, şantiyelerin dere yataklarına akıttığı kanalizasyon atıkları yanı sıra işçilerin uzun süreli çalışma, kötü beslenme ve barınma koşulları yüzünden yaralanmalı ve ölümlü iş kazalarının yaşandığına dikkat çekilen açıklamanın devamında şunlara yer verildi:

    “Bu son yedi gün içinde gerçekleşen iki iş kazasında iş cinayetlerine ikisi daha  eklendi. Bunların ilki bu Santralin inşaat alanında 24 Şubat 2022 tarihinde gerçekleşen iş kazasında  dev vincin tonlarca ağırlıkta demir blok taşıyan halatının kopmasında yükün altında kalan Rus uyruklu bir işçinin yaşamını yitirmesidir. İkincisi 27.12.2022 tarihinde Akkuyu NGS işçilerini taşıyan otobüsün kaza yapması sonucu yaralanan 22 kişi ambulanslarla ve özel araçlarla Silifke Devlet Hastanesine götürülmesi ve hastaneye kaldırılan 22 işçiden 1’inin hayatını kaybetmesi ve bir işçinin hala hayati tehlikesinin olmasıdır.

    İş kazaları, çatlaklar, su sızıntıları ve patlamaların arkasında yatan neden, inşaatı 2023’e yetiştirme çabası ile işçi sağlığı ve güvenliğinin yok sayılmasıdır.

    SORUMLU ŞİRKETLER HAKKINDA HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATILMALIDIR

    Telafisi mümkün olmayan faciaların yaşanmaması için Nükleer Karşıtı Platformun bir bileşeni olan Mersin Tabip Odası yasal mevzuatı bile olmayan, denetimsiz, mühendislik ve hukuk dışı, yaşamsal riskler barındıran, toplumsal faydayı öncelemeyen Akkuyu NGS inşaatının derhal durdurulmasını ve nükleer santral projelerinin ülkenin gündeminden çıkartılmasını talep etmektedir. Nükleer Santralden hemen vazgeçilmelidir. Mersin Tabip Odası ve diğer meslek odaları ile bağımsız denetçilerden oluşan bir komisyon tarafından kazalar ile ilgili inceleme yapılarak bir rapor hazırlanmalı; rapor neticesinde sorumlu şirketler hakkında hukuki süreç başlatılmalıdır.

    ÜLKEMİZDEKİ NÜKLEER SANTRAL PLANLARINDAN DERHAL VAZGEÇİLMELİDİR

    Sadece işçiler için değil nükleer santralin yakın ve uzak çevresinde yaşayanlar açısından sağlık riskleri her zaman var olacaktır. Bu nedenle ülkemizdeki nükleer santral planlarından derhal vazgeçilmelidir. Ülkemiz için ‘yerli kaynak’ kesinlikle nükleer enerji değildir ve ülkemiz açısından asıl öncelik verilmesi gereken teknoloji gerçek ‘yerli kaynak’ olan güneş, rüzgar, jeotermal enerji gibi yenilenebilir enerji türleri olmalıdır.”

    PİRHA/MERSİN

     

  • NKP’den duruşmaya çağrı: Nükleer Karşıtları Yargılanamaz!

    NKP’den duruşmaya çağrı: Nükleer Karşıtları Yargılanamaz!

    PİRHA- Mersin Nükleer Karşıtı Platform (NKP) üyelerine Fukuşima’da meydana gelen nükleer felaketin 10. yıldönümü nedeniyle Akkuyu’da yapmak istedikleri eyleme dava açıldı. İlk duruşması 25 Ekim’de saat 10.00’da Mersin Adliyesi’nde görülecek davaya katılım çağrısı yapıldı.

    11 Mart 2011 yılında Fukuşima’da meydana gelen nükleer felaketin 10. yıldönümü nedeniyle Akkuyu’ya giderek açıklama yapmak isteyen ve jandarma engeliyle karşılaşan Mersin Nükleer Karşıtı Platform (NKP) üyelerine dava açıldı.

    Davaya dair NKP üyeleri, Emek ve Demokrasi Platformu bileşenlerin temsilcilerinin de katılımıyla Mersin Eğitim Sen binasında basın açıklaması yaptı.

    NKP önceki dönem sözcülerinden Dr. Ful Uğurhan davaya ilişkin yaptığı açıklamada, halkın büyük çoğunluğunun istememesine rağmen Akkuyu’da ısrarla inşaatı sürdürülen nükleer santrale karşı, 1976 yılında yer lisansının verilmesinden bu yana 45 yıldır kararlılıkla mücadele ettiklerini belirterek, bu amaçla bu yıl 11 Mart 2011 yılında Fukuşima’da meydana gelen nükleer felaketin 10. yıldönümü nedeniyle Akkuyu’ya giderek farkındalık yaratmayı hedeflediklerini ifade etti.

    Dr. Ful Uğurhan, havaya on adet balon bırakarak felaketten zarar görmüş insanları anacak, bölgedeki yaşayanlarla sohbet edecekleri etkinliğe jandarmanın müdahalesiyle karşılaştıklarını vurgulayarak, “Hal böyle olmasına rağmen sonradan adreslerimize gönderilen tebligatlardan gördük ki bizim hakkımızda dava açılmış. Öyle bir iddianame hazırlanmış ki muhtemelen önümüzdeki zamanlarda hukuk fakültelerinde ders olarak okutulacak. Ama hukuk nasıl olmaz temelli bir ders olacak bu” dedi.

    “AKDENİZ HAVZASINI YAŞANMAZ HALE GETİRECEK BİR NÜKLEER SANTRAL İNŞA EDİLİYOR”

    İddianamede; Anayasa’da, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’de toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının izinsiz olarak kullanılabileceği kabul edilmiş ama buna rağmen zorlama bir alt maddeyle dava açıldığına işaret eden Dr. Ful Uğurhan, şunları söyledi:

    “Doğrusu hakkın, hukukun, adaletin esamesinin okunmadığı zamanlarda yaşayanlar olarak bu duruma pek de şaşırmadık. Ama sormadan da edemiyoruz:  Biz niye Akkuyu’ya gitmeyelim ki? Hemen yanı başımızda sadece bölgeyi değil bütün Akdeniz havzasını yaşanmaz hale getirecek bir nükleer santral inşaa ediliyor. Biz tabi ki hem kendimizin hem de gelecek kuşakların yaşam hakkını savunacağız. Biz tabi ki tarım alanlarımızı, ormanlarımızı bizim dışımızdaki canlıların yaşamını savunacağız.

    “YAŞAMI, DOĞAYI, EKOLOJİK DENGEYİ BOZANLAR YARGILANMALIDIR”

    Nükleer Karşıtları Yargılanamaz! Eğer yargılanma olacaksa; yaşamı, doğayı ekolojik dengeyi bozanlar yargılanmalıdır. Ülkemizi nükleer çöplük yapmak isteyenler, suyumuzu, havamızı kirletenler, ülkemizi betona boğanlar yargılanmalıdır. Her kesimden herkese çağrımızdır. Gelin hep birlikte yaşamı savunalım. 25 Ekim’de saat 10.00’da Mersin Adliyesi’nde mahkememiz var. Gelin dayanışma nasıl olur gösterelim ve hep birlikte haykıralım; Nükleer karşıtları yargılanamaz!”

    PİRHA/MERSİN

    İLGİLİ HABER

    NKP ve HDP Ekoloji Meclisi’nden Akkuyu nükleer santral protestosu

  • Nükleer santrallerde bilirkişilik yapanlar hakkında dava açıldı

    Nükleer santrallerde bilirkişilik yapanlar hakkında dava açıldı

    PİRHA- Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, Akkuyu Nükleer santrali ÇED iptal davasının keşfinde ısrarlarına karşın zemin etüdü yapmayan ve Sinop’ta yapılmak istenen Nükleer Santral’de de bilirkişilik yapanlar hakkında YÖK’ün cevap vermemesi üzerine Ankara İdare mahkemesinde dava açtıklarını ifade etti.

    Akkuyu Nükleer Santral inşaatı devam ederken, Sinop’ta yapılmak istenen Nükleer Santrale ilişkin süreç ise devam ediyor.

    Akkuyu Nükleer Santral çalışmasına karşı açılan davada bilirkişi olarak atanan ve ‘olur’ raporuna imza atan 15 bilirkişiden 7’si Sinop Nükleer Santral’e karşı açılan davada da bilirkişi olarak görevlendirilmesine karşı YÖK’ten 3 bilirkişi hakkında soruşturma açılmamasına dair karar geldi. Tüm bilirkişiler hakkında ise YÖK’ün cevap vermemesi üzerine Ankara İdare mahkemesinde dava açıldı.

    Konuya dair açıklama yapan Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, Akkuyu Nükleer santrali ÇED iptal davasının keşfinde ısrarlarına karşın zemin etüdü yapılmadığını belirterek, “Neticede 06.05.2019 tarihinde çıkan haberle zemin betonunda çatlak oluştuğunu, bunun üzerine çatlak oluşan bölümlerin kırılarak tekrar beton döküldüğü ve yeniden çatlak oluştuğu öğrenilmiştir.  Ardından 10.01.2021 tarihinde Akkuyu nükleer santralinde 56.000 ton reaktörün bineceği betonunun yine çatladığı görülmüştür” dedi.

    Avukat İsmail Hakkı Atal, açıklamanın devamında şunları kaydetti:

    “Akkuyu nükleerdeki bilimsel yanlışlıkları ortaya koymayan ve  YÖK kanununa muhalefet edip görevi ihmal eden veya kötüye kullanan, Türkiye cumhuriyetinin bekasını tehdit eden bir milli güvenlik sorunu içine girmesine neden olan bilirkişi raporunda imzası olan  tamamı akademisyen ve Prof. unvanlı bilirkişilerin uyarma , kınama , aylıktan kesme ve kademe ilerlemesini durdurma ve ayrıca bilirkişilik görevinden men edilmeleri için YÖK aleyhine  Ankara 13. İdare Mahkemesinde  2021 /1882 E. sayılı davayı ülkemiz ve insanlık adına açtığımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • “Dünya çevre günü, kapitalist yağmaya karşı mücadele günüdür”

    “Dünya çevre günü, kapitalist yağmaya karşı mücadele günüdür”

    PİRHA- Mersin Nükleer Karşıtı Platformu, insan zinciri oluşturarak, Akkuyu’da yapımı süren nükleer santrale tepki gösterdi, Sinop’ta, Kazdağları’nda, Salihli’de, Kirazlıyayla’da, Artvin’de, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanında direnen yaşam savunucularını ve nükleer karşıtı mücadeleyi yürüten nükleer karşıtı platformları selamladı.

     

    Mersin Nükleer Karşıtı Platformu, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla, Mersin Büyükşehir Belediyesi Taş Bina önünde bir araya gelerek, Atatürk Parkı’nda bulunan Saat Kulesi’ne doğru yürüdü.

    Ekolojik yıkıma dikkat çeken çevreciler, oluşturdukları insan zinciri ile Akkuyu’da yapımı süren nükleer santrale tepki gösterdi.

    Yürüyüş sonrası açıklama yapan Platform sözcüsü Aycan Özkan, Dünya çevre günlerinde çevreciler, ekolojistler, doğa dostları, nükleer karşıtları, demokratik kitle örgütlerinin çevreyi, doğayı ve yaşamı savunmak üzere sokaklarda olduklarını belirterek, şunları söyledi:

    “Genel ve yerel iktidarların resmi kurumları ile sermayenin kurum ve kuruluşları ise protokollü, törenli, nutuklu, parklı bahçeli “kutlamalar” yapıyorlar. Her 5 Haziran Dünya Çevre Gününde doğayı ve çevreyi nasıl mahvettiklerinin kutlamasını yapıyor olmalılar. Kapitalizmin her geçen gün ekolojiyi tahrip ettiği, yeryüzünde ve yer altında canlı cansız ne varsa metalaştırdığı gerçeği ile yüz yüzeyiz. Dolayısı ile Dünya Çevre gününü yaşanılabilir bir kent ve doğa talebi ile seslendiğimiz bir mücadele günü olarak görüyoruz ve bir gün değil her günün kapitalist yağmaya karşı mücadele günü olması gerektiğini buradan bir kez daha İlan ediyoruz.”

    “KAR İÇİN ORMANLAR YOK EDİLİYOR. TOPRAK VE SU BİLİNÇSİZCE TÜKETİLİYOR, HAVA KİRLETİLİYOR”

    Salgın bir halk sağlığı sorunu fakat dünyayı yönetenlerin salgını ele alış biçimi ekonomik ve politik çıkarlarının ötesine geçmediğini ifade eden Özkan, “koronavirüsün kaynağının doğaya ve yaban hayatına müdahale olduğu ve önlem alınması gerektiği bilim insanları tarafından sık sık dile getiriliyor olsa da doğanın ve yaşamın talanına devam ediliyor. Bilim ve halk ne derse desin rant için, kar için ormanlar yok ediliyor. Toprak ve su bilinçsizce tüketiliyor, hava kirletiliyor” dedi.

    “DOĞAYI VE YAŞAMI HALKIN DİRENİŞİ KURTARACAKTIR”

    Akkuyu Nükleer santralinin tüm yüklenici firmalarının manipülatif bilgileri dışında ellerinde bir şey kalmadığını vurgulayan Özkan, şunlara dikkat çekti:

    “Bizlerin de elinde direnmekten, gerçekleri söylemekten başka bir seçenek yok. Nükleer santralin sadece inşaatı dahi doğaya geri dönülmez zararlar vermekte ve bölge halkına yaşamsal ve ekonomik yıkımlar yaşatmaktadır. Gelecekte yaratacağı yıkımlar da halkımız tarafından çok iyi bilinmektedir. Mersin halkının % 90’ı nükleer santrale karşıdır. Halkımızın kitlesel direnişi nükleer kapitalistlerine inat  doğayı ve yaşamı yeniden filizlendirecektir. 5 Haziran Dünya Çevre Gününde bir kez daha doğayı ve yaşamı yok edecek nükleer Santrallere, Termik Santrallere, HES’lere, JES’lere, doğa katliamına HAYIR diyoruz. Yaşamı, doğayı savunanlar yan yana gelerek bu ekolojik yıkımı durduracaktır.

    Özkan, son olarak, “Mersin Nükleer Karşıtı Platform olarak, Sinop’ta, Kazdağları’nda, Salihli’de, Kirazlıyayla’da, Artvin’de, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanında direnen yaşam savunucularını ve nükleer karşıtı mücadeleyi yürüten nükleer karşıtı platformları selamlıyoruz. Şu anda eş zamanlı olarak sokakta olduğumuz Sinop Nükleer Karşıtı Platformla birlikte bir kez daha söylüyoruz: ülkemizi nükleere teslim etmeyeceğiz!” dedi.

    Diren KESER/MERSİN

  • Mersin NKP: Yeni Çernobiller olmasın

    Mersin NKP: Yeni Çernobiller olmasın

    PİRHA- Mersin Nükleer Karşıtı Platform Dönem Sözcüsü Aycan Özkan, Çernobil faciasının yıl dönümüne ilişkin yaptığı açıklamada, yaşanan facianın etkisinin hala sürdüğüne dikkat çekerek, “Türkiye’de ve dünyanın neresinde olursa olsun nükleer santrallere karşıyız. Nükleer santraller doğa yaşam ve insanlık düşmanıdır. Tıpkı kapitalizmin doğa yaşam ve insanlık düşmanı olduğu gibi” dedi. 

    Mersin Nükleer Karşıtı Platformu (NKP) Çernobil faciasının 34. yılına ilişkin açıklama yaptı. NKP Dönem Sözcüsü Aycan Özkan tarafından yapılan açıklamada, 34 yıl önce dünyanın bir felakete uyandığına dikkat çekerek, şunları ifade etti:

    “Ukrayna Çernobil’de patlayan nükleer santral bir ‘tüp’ patlaması değildi ne yazık ki! Çernobil’deki yıkım ve radyo aktif yayılım yani ölüm orada kalmadı. Önce bölgeyi, kısa sürede bütün Karadeniz havzasını ve Türkiye dahil Avrupayı etkisi altına aldı. Binlerce kanser vakası ortaya çıktı, genç ölümler arttı. Yine 9 yıl önce Fukuşima’da hemde bir çok önleme rağmen patlayan nükleer santralin yıkıcı-yokedici etkisi bir yıl içinde okyanusun öte yanını Amerika’yı vurdu. Ve bu kazaların etkileri binlerce yıl sürecek. Söylemek yazmak ne kadar kolay değil mi? Binlerce yıl! Bu binlerce yaşama mal olmak demektir. Bu her türlü canlının yok olması demektir.”

    “YIKIMA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Özkan, “Doğaya, insana, hayvanlara, yani dünyanın asıl sahiplerine en ufak faydası olmayan nükleer santrallerin kurulma amacı nedir o zaman?Maliyeti milyarlarca dolar tutan nükleer santraller neden kuruluyor?” diye sorarak şunları belirtti:

    “Enerji ihtiyacı söylemi koca bir yalan. Yalan çünkü nükleer santralin ürettiği enerjinin çok azı elektrik enerjisine dönüştürülüyor. Geriye iki temel erken kalıyor; Atom bombası ve oluşan devasa rant. Yani halkın parasıyla halka karşı olunuyor. Sinop’ta yapılmak istenen nükleer santral Japon hükümetinin ülke içinde ve dışında kurulacak nükleer için getirdiği ek önlemler Mitsubishi firması ikiye katlanan maliyet nedeniyle vazgeçmiş ve nükleer karşıtları daha “oh” demeden vergi cenneti bir adada kurulan korsan şirket Sinop nükleer santralini yeniden gündeme getirmiştir. Akkuyu’da nükleer santral inşaatı salgına rağmen sürdürülüyor. Tıpkı doğa ve tarih harikası yerlerde talana devam edildiği gibi. Halka “evde kal” çağrısı yapılırken doğa ve yaşama düşman olanlar talana yıkıma devam ediyorlar. Akkuyu’dan yayılması muhtemel salgının sorumluları işçileri çalışmaya zorlayanlardır. Kapitalizm yarattığı felaketleri umursamıyor. Tarihi boyunca da umursamadı. Biz yaşam savunucuları bu yıkıma izin vermeyeceğiz. Akkuyu’da inşaatı süren nükleer santralin ortalama bir binayı bile taşıyamayacak yumuşak kayanın üzerinde yapılması bile kapitalizmin kâr hırsının nereye varacağının göstergesidir. En ufak bir kazada Türkiye’nin güneyi ve Akdeniz havzasında ölüm kol gezecektir. Kaza olmasa bile nükleer atıkların oluşturacağı kirlilik aynı etkiyi katlayarak yapacaktır. İşte bu ve daha fazla nedenlerden dolayı, Türkiye’de ve dünyanın neresinde olursa olsun nükleer santrallere karşıyız. Nükleer santraller doğa yaşam ve insanlık düşmanıdır. Tıpkı kapitalizmin doğa yaşam ve insanlık düşmanı olduğu gibi.”

    Diren KESER/MERSİN

     

  • ‘Salgına rağmen 6 bin işçi çalıştırılıyor; nükleer santral inşaatını derhal durdurun’-VİDEO

    ‘Salgına rağmen 6 bin işçi çalıştırılıyor; nükleer santral inşaatını derhal durdurun’-VİDEO

    PİRHA- Nükleer Karşıtı Platform Dönem Sözcüsü Aycan Özkan, Covid-19 küresel salgınının en acil koşullarında Akkuyu Nükleer Santrali inşaatında çalıştırılan 6 bin işçinin ve bölge halkının yaşamlarının hiçe sayıldığını belirterek, “Nükleer santral inşaatını derhal durdurun” çağrısında bulundu.

    Tüm dünyada koronavirüs salgınına karşı önlemler kapsamında birçok çalışma durdurulurken, Mersin Akkuyu’da Nükleer Santral yapımına devam ediliyor.

    “HALKIMIZ NÜKLEER SANTRAL DEĞİL, SAĞLIKLI BİR YAŞAM İSTİYOR”

    Konuya dair açıklama yapan Nükleer Karşıtı Platform ( NKP) Dönem Sözcüsü Aycan Özkan, şunları ifade etti:

    “Doğaya, yaşama ve insanlığa verecekleri yakın ve uzun erimli zararları kar hırsları ile gözardı eden Rosatom, Akkuyu NGS, İçtaş Şirketleri ve Rusya’nın Türkiye’nin sermayeden yana, sermaye ile iç içe siyasi iktidarları bugün Covid-19 küresel salgınının en acil koşullarında Akkuyu Nükleer Santrali inşaatında çalıştırılan 6 bin işçinin ve bölge halkının yaşamlarını hiçe sayıyorlar. Hazine ve Maliye Bakanı diyor ki: 70 yıllık nükleer santral hayalimiz gerçekleşiyor. Bu hayal rantın, talanın, doğal felaketlerin hayalidir. Halkımız nükleer santral değil sağlıklı bir yaşam, güvenceli bir gelecek istiyor.
    Türkiye halkının nükleer santral hayali yok. Hiçbir zaman da olmadı. Ay’a dört şeritli otoyol hayallerini halkın yutacağını sananların halkımızı nükleer santral hayallerinin peşine takmaları imkansızdır. Halkımız nükleersiz sağlıklı bir yaşam istiyor. Sermaye sahiplerinin daha çok kar etmesi için nükleer felaketler, Covid-19’lar istemiyor. Bizler Mersin Nükleer Karşıtı Platform olarak diyoruz ki; nükleer santral inşaatını derhal durdurun.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Nükleer Karşıtı Platform’dan hükümete uyarı: Akkuyu, Fukuşima olmasın!

    Nükleer Karşıtı Platform’dan hükümete uyarı: Akkuyu, Fukuşima olmasın!

    PİRHA- Nükleer Karşıtı Platform Dönem Sözcüsü Aycan Özkan, Fukuşima nükleer felaketinin 9’ncu yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, “AKP hükümeti hala topluma nükleer santrali dayatarak Mersin, Sinop, İğneada‘ya nükleer santral kurdurmak istiyor” dedi ve nükleer santrallerin bir an önce durdurulmasını istedi. 

    Nükleer Karşıtı Platform (NKP), Fukuşima nükleer felaketinin 9’ncu yılı dolayısıyla yürüyüş düzenleyip, açıklama yaptı. Platform bileşenlerinin ve yurttaşların katıldığı yürüyüş, Silifke Caddesi’nde başlayıp Özgür Çocuk Parkı’nda son buldu.

    Yürüyüş sonrası platform adına acıkama yapan NKP Dönem Sözcüsü Aycan Özkan, 1950’li yıllardan yapımına başlanan nükleer santrallerden kaynaklı felaketler yaşandığına dikkat çekti.

    “NÜKLEER FELAKETLERDEN DERS ÇIKARMALIYIZ”

    Özkan, “Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun verilerine inanacak olursak çıkan olumsuzluklar sadece çevre ile sınırlı kalıyor. Peki gerçekten öyle mi?” diye sorarak şunları ifade etti:

    “9 yıl önce bugün gerçekleşen Fukuşima nükleer felaketi sonrası ise Japonya topraklarının yüzde onu radyasyon ile kirlendiği ve bu topraklardan binlerce yıl tarım yapılamayacağı ve bölgede yaşayanların yüzde yetmişinin kansere yakalanma riskinin olduğunu Japonya hükümetinin açıklamalarından öğreniyoruz. Ancak AKP hükümeti boş durmamış, gerek Mersin Akkuyu, gerekse de Sinop’ta kurulmak istenen nükleer santraller için “vergi cenneti” olan Jersey adalarında kurduğu EUAS ICC üzerinden santrallerin inşaatına devam etmektedir. Felaketten dersini alan dünya ülkelerinin aksine AKP, enerji politikalarını yeni nükleer felaketlere davetiye çıkarmak üzere özenle sürdürüyor. 2020 yılındayız, AKP hükümeti hala topluma nükleer santrali dayatarak Mersin, Sinop, İğneada‘ya nükleer santral kurdurmak istiyor.  Bunu sadece bir akıl tutulması olarak açıklayabilir miyiz? Yoksa neoliberal kapitalizmin doğayı ve yaşamı yok etme pahasına içinde bulunduğu krizden kurtulmasına yardımcı olmak mı?”

    “DOĞA, BİR AVUÇ NÜKLEER SANTRAL ÇETESİ İÇİN Mİ VAR?”

    “Buradan, Mersin’den soruyoruz; Bu kentin, ülkenin ve dünyanın milyonlarca yıldır süregelen doğası, ekolojisi, kültürü talanı ve yağmayı kendilerine rehber edinen bir avuç nükleer santral çetesi için mi var?” diye soran Özkan, “Şirketlerin doğayı bir sermaye birikim aracı olarak görmesine, iktidarın da eşe dosta ve akrabaya rant dağıtmasına sessiz kalmayacağız. Bizler biliyoruz ki  nükleer karşıtı olmak yaşamı ve var olmayı savunmaktır. Ölümü ve yok oluşu seçmiyoruz, mücadele ediyoruz ve bundan sonra da devam edeceğiz. Her kesimden herkesi bu yok oluşa sürüklenmeye karşı mücadeleye davet ediyoruz” dedi.

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin’deki Akkuyu Nükleer Santrali yapımı için bakanlıktan cevap geldi

    Mersin’deki Akkuyu Nükleer Santrali yapımı için bakanlıktan cevap geldi

    PİRHA –  HDP’li Kenanoğlu’nun Mersin’deki Akkuyu Nükleer Santrali için verdiği önergeye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’den cevap geldi. Bakanlık, Akkuyu NGS projesi, yer seçimi ve saha karakterizasyonu aşamalarından başlayarak işletmeden çıkarma da dahil olmak üzere projenin tüm aşamalarında Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) denetimine tabi olduğunu savundu. 

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Mersin’deki Akkuyu Nükleer Santrali’nin üzerine bina edileceği zeminin yapısının gevşek ve hareketli olması sebebiyle son derece yıkıcı kazalara gebe olacağı, dünya genelinde nükleer santrallerin kapatılması yönünde adımlar atılırken, Türkiye’de bu projelerin hayata geçirilmesinin gerekçesinin neler olduğu yönündeki soru önergesine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’den yanıt geldi.

    “NÜKLEER DÜZENLEME KURUMU DENETİMİNE TABİ”

    Bakanlık, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) sahasının zemin özelliklerinin her bir yapı için incelendiğini ve inşaatta kullanılan beton tasarımı mevcut saha koşullarının dikkate alınarak yapılmış olduğunu, sahada yapılan inceleme ve denetimlerde bir sorunun olmadığını belirtti.

    Akkuyu NGS projesi, yer seçimi ve saha karakterizasyonu aşamalarından başlayarak işletmeden çıkarma da dahil olmak üzere projenin tüm aşamalarında Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) denetimine tabi olduğunu kaydeden bakanlık, şunları belirtti:

    “Akkuyu NGS, NDK’nın denetimlerine ek olarak teknik destek kuruluşları ve yetkilendirilmiş bağımsız nükleer denetim kuruluşları vasıtasıyla, ulusal ve uluslararası gerekliliklere göre sürekli olarak denetlenmektedir. Dünyada 449 nükleer reaktör işletmede, 53 nükleer reaktör inşa halinde olup dünyadaki elektrik arzının yaklaşık %10’u nükleer enerjiden karşılanmaktadır. Diğer taraftan, enerji arz güvenliğinin temin edilmesi, enerji kaynak çeşitliliğinin sağlanması ve enerjide dışa bağımlılığın azaltılması için nükleer güç santrallerinin elektrik üretim portföyümüze dahil edilmesi faaliyetlerine nükleer güvenlik ve emniyetin uluslararası standartları kapsamında kabul edilmiş bütün prensipler ve gereklilikleri göz önüne alınarak devam edilecektir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Türkiye’nin ilk nükleer kazası

    Türkiye’nin ilk nükleer kazası

    Nükleer Karşıtı Platform Sözcüsü Koçak: Türkiye’nin daha nükleer santrali olmadan, nükleer kazası oldu.

    Mersin Nükleer Karşıtı Platform Dönem Sözcüsü Osman Koçak, Akkuyu Nükleer Santrali’nin temelinde çatlak oluştuğu yönündeki iddialarla ilgili gerçeklerin kamuoyuna açıklanmasını istedi. Koçak, “Gerek Akkuyu NGS’ye, gerek Rosatom’a, gerekse Türkiye’nin karar vericilerine ve Nükleer Düzenleme Kuruluna düşen görev Türkiye kamuoyuna gerçekleri açıklamaktır” dedi. Santralin temelinin çöktüğüne ilişkin haberin bir nükleer kaza haberi olduğunu vurgulayan Koçak “Türkiye’nin daha nükleer santrali olmadan bir nükleer kazası var. Şimdi denetimsiz, hukuksuz, mühendisliğin de olmadığı bir proje var karşımızda. Bu projenin denetlenmeyeceği, hukukun da zaten işlemediği ortada. Projeye son verilmelidir” ifadelerini kullandı.

    Mersin Nükleer Karşıtı Platform, Akkuyu Nükleer Santrali’nin beton temelinde iki kez çatlama meydana geldiği haberleri üzerine bir açıklama yaptı.

    Platform sözcüsü Osman Koçak, “Bu temelin üstünde Akkuyu NGS Genel Müdürü Anastasia Zoteeva’nın övünerek lanse ettiği üzere açılıp kapanabilen ve ancak dört gemi ile taşınabilecek bir metal muhafaza kabının içinde 80 metre yüksekliğinde bir reaktörden, türbinlerden, jeneratörlerden oluşan ve içinde nükleer tepkimelerin gerçekleşeceği bir kütle düşünün. Beton zemin daha bu muazzam ağırlıkların ve nükleer reaksiyonların hiçbiri yokken çatlıyor” diye konuştu.

    “Üzerinde yük olmayan bir beton neden çatlar?” diye soran Koçak “Gerek Akkuyu NGS firmasının gerekse taşeronluğunu yapan yerli ve milli firmaların böylesine ciddi bir inşaatta maliyeti düşürmek için beton kalitesini düşüreceklerine ihtimal vermek istemiyoruz. Bir tasarım sorunu olabileceğine de. Eğer böyle ise durum çok çok daha vahimdir. Genel Müdür Anastasia Zoteeva zemin sorunları ile uğraştıklarını söyledi. Fakat sorunun niteliğini açıklamadı” ifadelerini kullandı.

    Koçak, gerek Akkuyu NGS’ye, gerek Rosatom’a, gerekse Türkiye’nin karar vericilerine ve Nükleer Düzenleme Kurulu’na düşen görevin Türkiye kamuoyuna gerçekleri açıklamak olduğunu vurguladı.

  • Nükleer santral meselesi siyasi bir meseledir, enerji meselesi değil-VİDEO

    Nükleer santral meselesi siyasi bir meseledir, enerji meselesi değil-VİDEO

    PİRHA-Munzur Çevre Derneği’nin “Yeni Çernobiller yaşanmaması için; Sinop’tan Munzur’a Mücadeleyi Dayanışmayla Büyütelim” şiarıyla düzenlediği dayanışma etkinliğinde konuşan Munzur Çevre Derneği Başkanı Hatun Esen, “Nükleer santralleri yapmayın biz mum ışığında kalmaya razıyız. ‘Yaşamın olmadığı bir yerde enerjiye ihtiyaç var mı?’ soruyorum size” dedi.

    Munzur Çevre  Derneği dünyanın en büyük nükleer kazalarından biri olan Çernobil faciasının 32. yılında “Yeni Çernobiller yaşanmaması için; Sinop’tan Munzur’a Mücadeleyi Dayanışmayla Büyütelim” şiarıyla dayanışma etkinliği düzenledi.

    Şişli Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte salona asılan “Nükleer değil yaşam, yaşam için isyan”, “Munzur özgür aksın, Sinoplu nükleersiz yaşasın”, “Dersim’de HES’lere, Sinop’ta nükleere geçit vermeyeceğiz”, “Ölüm değil yaşamak istiyoruz, nükleer enerjiye hayır…!” yazılı pankartlar dikkat çekti.

    Etkinliğe çeşitli yöre ve çevre dernekleri, doğaseverler, İstanbul çevre konseyi, siyasi oluşumlar ve sivil toplum kuruluşları destek verdi.

    Çevre ve yaşam mücadelesinde ölümsüzleşenler için saygı duruşuyla başlayan etkinlikte Munzur Çevre Derneği’nin Çernobil faciasıyla ilgili hazırladığı sinevizyon gösterildi.

    “RADYASYONLU BULUTLARIN TEĞET GEÇTİĞİNİ SÖYLEYEREK DALGA GEÇTİLER”

    Sinevizyonun ardından konuşan Munzur Çevre Derneği başkanı Hatun Esen, aradan 32 yıl geçmesine rağmen Çernobil faciasının etkilerinin hala devam ettiğine dikkat çekti. Diğer ülkelerin radyasyona karşı önlem aldığını kaydeden Esen, Türkiye’yi yönetenlerinse radyasyonlu bulutların teğet geçtiğini söyleyerek insanlarla insanlarla dalga geçtiklerini belirtti. Çernobil faciasından Karadeniz’in kıyı kentlerinin çok etkilendiğini ifade eden Esen, neredeyse her evden bir kişinin hayatını kaybettiğini de ekledi.

    “NÜKLEER YAPMAYIN MUM IŞIĞINDA KALMAYA RAZIYIZ”

    Çernobilden sonra gelişmiş ülkelerin kendi ülkelerinde nükleer santralleri durdururken Türkiye’ye yöneldiklerini hatırlatan Esen, ülkemizde enerjiye ihtityaç olduğu için yapılmak istenen üç nükleer santrale dikkat çekti. Esen “Nükleer santralleri yapmayın biz mum ışığında kalmaya razıyız. ‘Yaşamın olmadığı bir yerde enerjiye ihtiyaç var mı?’ soruyorum size” dedi.

    “ATIKLAR İÇİN TOROSLARI DÜŞÜŞNÜYORLAR”

    Türkiye’de insan ölümlerinin kolaylığına işaret eden Esen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim ülkemizde insan ölümleri o kadar kolay ki taş ocaklarında ölüyoruz, çöp konteynırı patlamalarında ölüyoruz. Bu da yetmiyormuş gibi Mersin’de, Sinop’ta nükleer santral yapıyorlar. Mersin’de kurulacak nükleer santral 60 yıl sonra işlevini yitirdiği zaman atıklarını nereye atacaksınız? Onun için de Torosları düşünüyorlar.”

    “BÜTÜN DERELERİMZE KELEPÇELER VURULUYOR”

    Türkiye’de doğal yaşam alanlarına saldırıların arttığını kaydeden Esen, “Kıyılarımız birilerine peşkeş çekiliyor, ormanlarımız yok oluyor. Akan bütün derelerimize kelepçeler vuruluyor. Vadilerimiz HES’lerle yok ediliyor. Sur, Hasankeyf, Dersim Sinop, Mersin her yer yok oluyor. Biz biliyoruz ki yolumuz uzun, mücadelemiz zor. Ama biz sesimizi yükselteceğiz, buna geçit vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    DİRENİŞE DEVAM VURGUSU

    Çevre mücadelesinde hayatlarını kaybeden Büyüknohutçu çiftini de unutmayarak onlara selam yollayan Esen, direnişe devam vurgusu yaparak sözlerine şöyle devam etti: “Bizler coplansak da gözaltına alınıp içeri atılsak da doğamıza, taşımıza, mahallemize, sokağımıza yönümüzü çevirerek yaşam alanlarımızı koruyacağız. Lokal direnişleri genel direnişlere çevirirsek kazanırız.”

    SİNOP’TA YAPILACAK MİTİNGE ÇAĞRI

    22 Nisan’da Sinop’ta nükleere karşı yapılacak mitinge katılımın önemli olduğunu söyleyen Esen, egemenlerin yarın öbür gün nükleer santralden sonra nükleer silah üretmek istediklerini söyleyebileceklerine de dikkat çekti.

    Esen’in ardından sahneye çıkan Musa Baki Zazaca ve Türkçe söylediği türkülerle katılımcılara keyifli anlar yaşattı.

    “GÖLGE ETME BAŞKA İHSAN İSTEMEZ”

    Baki’nin arkasından kısa bir konuşma yapan İstanbul Çevre Konseyi Başkanı Şeyma Dumrul, İğneada, Akkuyu ve İnceburun’da kurulmak istenen nükleer santrallere değindi. Bakanların nükleer santraller için mantıklı bir açıklama yapamadıklarını belirten Dumrul, amaç enerjide Türkiye’yi dış ülkelerden bağımsız hale getirmekse nükleer santrallerin değil güneş santrallerinin konuşulması gerektiğini kaydetti. “Yeşil Türkiye Projesi” adı altında Cumhurbaşkanının 23 milyon haneye mektup gönderdiği ve bunun maliyetinin de yurttaşların ceplerinden çıktığını belirten Dumrul, “Mektupta halka demişler ki ‘Çevreye daha duyarlı olun.’ Onlara şunu söylemek lazım ‘Gölge etme başka ihsan istemez.’ Siz olmazsanız bu halk yeterince çevreci, yeterince çevreye duyarlı.” ifadelerini kullandı.

    “BİZ BURADAYIZ ÇÜNKÜ TÜRKİYE BİZİM”

    Canlı ağaçların kiralanması kararının meclisten geçtiğini kaydeden Dumrul, havanın, suyun her geçen gün daha fazla kirlendiğini, ormanlık alanların her geçen gün sermayeye peşkeş çekildiğini hatırlattı. Dumrul hükümete şöyle seslendi: “Şuan buradaysak demek ki umut var. Her şeyden önce bu ülkenin kadınları var. Yaptığınız çevre kıyımlarına sessiz kalmayacağız. Biz buradayız çünkü Türkiye bizim.”

    “NÜKLEER SANTRAL BİR SİYASİ MESELEDİR ENERJİ MESELESİ DEĞİL”

    Dumrul’un arkasından söz alan Metalurji Yüksek Mühendisi Cemalettin Küçük, hazırladığı sunum ve görsellere nükleer santrallerin ne kadar zararlı olduğunu anlattı. Küçük, Türkiye’de zaten nükleerin var olduğunu vurguladı. Ortada OHAL, faşizm, baskı ve katliamların olduğunu söyleyen Küçük, OHAL’in demokratik haklar kullanılmasın ve insanlar fikirlerini söylemesin diye var olduğunu kaydetti. Sinop’ta bir salonda ÇED toplantısı düzenlenirken çevrecilerin alınmayarak taşımalı sistemle AKP’li köylülerin getirildiğini ve nükleerin etkilerinin anlatıldığını ifade etti. Bunu yaparken OHAL’den destek aldıklarını işaret eden Küçük, “Mersin’de yapılacak toplantıya katılım da böyle engellendi. Nükleer santral meselesi bir siyasi meseledir. Bir esir alma meselesidir. Enerji meselesi değil.

    Güneş enerjisi santralleri ile rüzgar tribünlerinin zararlarına da değinen Küçük, Hasankeyf’in üzerinin toprakla kapatıldığını ve bunu yapmak için de ekolojik bomba kullanıldığının söylendiğini kaydetti.

    Küçük’ün arkasından sahneye çıkan sanatçı Ayla Yılmaz türkülerini seslendirdi.

    “SİYASET SADECE ANKARA’DAN KARAR VERMEK DEĞİLDİR”

    Yılmaz’ın arkasından HDP MYK Üyesi Çilem Küçükkeleş söz alarak Mersin’de milletvekilliği yaptığı kısa dönemde nükleerle mücadeleye destek verdiğini belirtti. HDP’nin toplumun kendi siyasetini kurduğu bir siyaseti benimsediğini ifade eden Küçükkeleş, siyasetin sadece Ankara’dan karar vermek değil toplumun her alanında söz söylemek olduğunu vurguladı. İnsanların bu coğrafyada yaşayan canlılardan tek farkının konuşabiliyor olması olduğunu kaydeden Küçükkeleş, bu yaşamda eşit olmanın ve doğaya bakabilmenin başarılabildiği zaman daha yaşanılabilir bir dünyanın kurulabileceğine işaret etti.

    “İNSANLIK AYAKTA KALMAYA DEVVAM EDECEK”

    “Hiçbir yağmur, yağarken hangi insanın cebinde ne kadar parası olduğuna bakmadı. Hiçbir toprak, üzerinde gezen canlının ne kadar sarayı, ne kadar köşkü olduğuna bakmadı” diyen Küçükkeleş, insanlığın bir vicdanı olduğunu ve insanların ellerini vicdanlarına koyduğu takdirde vicdanlarının insanlığın doğru olduğunu söyleyeceğini ifade etti. Hayata ve vicdanlarına sahip çıktıklarını söyleyen Küçükkeleş, bu coğrafyada kurulan kalelerin bir gün yıkılacağını ancak insanlığın ayakta kalmaya devam edeceğini vurguladı.

    Küçükkeleş’in konuşmasının ardından sahneye çıkan Mehmet Ekici seslendirdiği türkülerle katılımcılara keyifli anlar yaşattı.

             

  • Munzur Çevre Derneği’nden Çernobil faciasının 32. yılına ilişkin dayanışma etkinliği

    Munzur Çevre Derneği’nden Çernobil faciasının 32. yılına ilişkin dayanışma etkinliği

    PİRHA- Munzur Çevre  Derneği dünyanın en büyük nükleer kazalarından biri olan Çernobil faciasının 32. yılına ilişkin “Yeni Çernobiller yaşanmaması için; Sinop’tan Munzur’a Mücadeleyi Dayanışmayla Büyütelim” şiarıyla dayanışma etkinliği düzenliyor.

    Munzur Çevre ve Kültür Derneği Çernobil faciasının 32. yılına ilişkin “Yeni Çernobiller yaşanmaması için; Sinop’tan Munzur’a Mücadeleyi Dayanışmayla Büyütelim” şiarıyla 13 Nisan Cuma saat 19:00’da Şişli Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde dayanışma etkinliği yapıyor.

    Munzur Çevre  Derneği’nin düzenleyeceği etkinlikte Sanatçı Mehmet Ekici, Sanatçı Pınar Aydınlar, Sanatçı Ayla Yılmaz ve Sanatçı Musa Bakı yer alacak.

    “İNSAN HAYATI İLE KUMAR OYNUYORLAR”

    Munzur Çevre Derneği yönetim kurulu sosyal medya üzerinden 32. yıl dünyanın en büyük nükleer kazalarından biri olan Çernobil faciasına ilişkin şunları ifade etti:

    “Ukrayna’da 32 yıl önce yani 1986’da tarihin en büyük nükleer patlaması yaşandı. Bu patlamada Avrupa’nın büyük bölümüne ve Türkiye’ye yayılan radyoaktif serpinti bugün bile yaşamlarımızı etkilemeye devam ediyorken, ülkemizin birçok yerine nükleer santral kurmayı planlıyorlar. 32 yıl önce bizden kilometrelerce uzaklıkta patlayan ve hala etkisini gösteren bu ölüm bombası bugün hayatımızın tam ortasına inşaa edilmek isteniyor. Daha fazla enerji ve kâr hırsı için milyonlarca insanın hayatıyla kumar oynuyorlar. Sessiz kalırsak Çernobil geleceğin Akkuyu’su ve Sinop’u olacak.”

    ÇERNOBİL FACİASI

    26 Nisan 1986 tarihinde, Ukrayna’nın Kiev kentine bağlı Çernobil, saatler 01:23’ü gösterdiğinde büyük bir sarsılmayla karşı karşıya kalmıştı. Bu, etkileri onlarca yıl sürecek olan ve gerçekleştiği yüzyılın en büyük nükleer kazası olan Çernobil faciasıydı. Ukrayna’da meydana gelen ve dünyanın en büyük nükleer kazalarından biri olan Çernobil faciasına, hatalı tasarım ve yetersiz güvenlik donanımı öncülük etmiştir. İyi kontrol edilemeyen nükleer güç reaktörünün 4. ünitesinin patlaması sonucu tarihin en büyük facialarından biri yaşanmıştır. Çernobil faciası, başta Ukrayna olmak üzere, Rusya, Beyaz Rusya ve bütün Avrupa’yı etkileyen geniş çaplı bir felaket olmuştur. Facianın ardından açığa çıkan radyoaktif maddeye en çok maruz ülke ise Bulgaristan’dır. İngiltere’nin Galler bölgesi de facianın etkilerini hissetmiştir.

    Çernobil faciası tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de etkisini oldukça hissettirmiştir. Coğrafi konum itibariyle Karadeniz’e komşu olan Türkiye, Çernobil’in olumsuz etkilerinden payını almıştır. Özellikle Karadeniz sahil şeridinde bulunan illerde sıklıkla rastlanan kanser vakalarının nedeni Çernobil faciası’na atfedilmektedir. O dönemde Karadeniz bölgesinde yetişen tarım ürünlerinin özellikle de çayın tüketilmesinin tehlikeli olduğu gündeme gelmiştir. Fakat Çernobil sonrasında hafızalara kazınan bir başka olay da, dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral’ın medyanın gözü önünde çay içerek çayda tehlike olmadığını vurgulamak istemesidir. (HABER MERKEZİ)

     

     

  • HDP Ekoloji Komisyonu’nda nükleer santral protestosu

    HDP Ekoloji Komisyonu’nda nükleer santral protestosu

    PİRHA – Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ekoloji Komisyonu, Mersin’de temeli atılan Akkuyu Enerji Santrali’ni Maçka Parkı’nda yaptıkları basın açıklaması ile protesto etti. Açıklamada, “Ne Akkuyu’ya, ne Gerze’ye, ne İğneada’ya ne de başka bir yere nükleer santral yapamayacaksınız. Dünyanın pek çok yerinde toplumsal katliamlara neden olan nükleere izin vermeyeceğiz” denildi.

    HDP İstanbul İl Yöneticisi Hunav Altun basın açıklamasında, “2010 yılında Rusya ile Türkiye arasında başlayan Türkiye’de Nükleer santral yapma projesi yaşama geçirilmeye çalışılıyor. Bizler meslek örgütleri, Türkiye Barolar Birliği, siyasi partiler, ekoloji örgütleri, kent mücadelelerinde buluşan demokratik kitle örgütleri birlikte nükleer santralin kurulmasının karşısında Danıştay’a dava açtık. Danıştay ne yazık ki hukuki değil, siyasi karar verdi ve davaları reddetti” dedi.

    “TOPLUMSAL KATLİAMLARA YOL AÇAN NÜKLEERE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Altun, “10 Ekim 2016’da Mersin Büyükşehir Belediyesi meclisinde Akkuyu Nükleer Santral’in işaretlendiği 1/1000 ölçekli Mersin Çevre Düzeni Planı oylanıp DBP meclis üyelerinin şerh oyu ile onaylandığında ve 11 Ekim Erdoğan- Putin arasındaki görüşme ve “Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı Projesi” anlaşması sonrasında buna izin vermeyeceğimizi açıklamıştık. Ne Akkuyu’ya, ne Gerze’ye, ne İğneada’ya ne de başka bir yere; bu topraklara nükleer santral yapamayacaksınız Dünyanın pek çok yerinde toplumsal katliamlara neden olan nükleere izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “CANLI ÖLÜMLERİNE TANIKLIK EDECEKSİNİZ”

    Öte yandan HDP Ekoloji Komisyonu Üyesi Beyza Üstün, Büyükçekmece’de bir araziye siyanür dökülmesi ile ilgili olarak da şunları söyledi:

    ” Bu yeni değil aslında. Tuzla’yı hatırlarsınız herhalde. Tehlikeli atıkların gömülerini hatırlarsınız. Benzerini bugün Büyükçekmece yaşadı. Bu konuda yaşanan uzmanlar alanda tespite gidecekler. Kaynağını bilmiyoruz ama bildiğimiz bir şey var. Bu atıkları yapan üretimler bellidir, sorumlular da bellidir istenirse bulunur. Bu atıklar tehlikelidir, anında görülür hemen gittiğinizde oradaki canlı ölümlerine tanıklık edeceksiniz. Atıldıktan sonra önlenmesi çok zordur. Tıpkı Akkuyu’daki gömü sahalarına atılacak olan radyoaktif atıklar gibi bunları ne görebilirsiniz, ne hissedebilirsiniz.”(HABER MERKEZİ)

  • Nükleer karşıtlarını güvenlik güçleri 9 kez durdurdu

    Nükleer karşıtlarını güvenlik güçleri 9 kez durdurdu

    PİRHA- Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin temel atma törenini protesto etmek amacıyla Mersin’den Gülnar’a giden Nükleer Karşıtları Platformu Üyeleri 9. kez güvenlik güçleri tarafından durduruldu. Platform üyeleri, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam. Ne Akkuyu’da ne Sinop’ta ne de dünyada nükleer santral istemiyoruz” dedi.   

    Mersin Valiliği’nin tüm gün boyunca eylem ve etkinlikleri yasaklamasının ardından Nükleer Karşıtları Platformu öncülüğünde toplanarak Gülnar’a gitmek isteyen kitle, bindikleri halk otobüslerinde defalarca durdurularak GBT kontrolünden geçirildi.

    Mersin NKP eski Başkanı Ful Uğurhan, “Akkuyu’ya gideceğimiz aracı 3 bin TL para cezası 2 ay bağlama ile tehdit ettikleri için biz de belediye otobüsü ile Akkuyu’ya gidiyoruz. Şoförümüz bizi bırakmak zorunda kaldı. Normal halk otobüslerine yöneldik bu kez. Bindiğimiz halk otobüsünde de 5 dakika geçmeden durdurulduk. Halk otobüsündeki insanlar işlerine gidiyordur. İşlem sürmesin diye korktuk ve araçtan indik. Ardından Mezitli ilçesine dek yürüdük. Burada tekrardan bir halk otobüsüne bindik. Otobüste yaşlılar, kalp hastaları olmasına rağmen her 5 dakikada bir kimlik sorgulaması yapıldı. Vatandaşın insan olarak hiçbir değerinin olmadığı bir yerdeyiz. Bugün bunu hissettik” dedi.

    “NÜKLEER SANTRAL İSTEMİYORUZ”

    Mersin’in yüzde 86’sının nükleer santral istemediğini söyleyen Uğurhan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Daha önce Akkuyu’ya el ele tutuşarak ‘hayır’ dediler. Bugün diyoruz ki, biz istememeye devam edelim ve bunu gösterelim. Bu santrali yapamayacaklar. Bizim yaşadığımız yer burası. Bizim yaşadığımız yerde bize rağmen hayatımızı riske atmalarına izin vermeyeceğimizin kararlılığını göstermemiz lazım. Biz direnmeye devam edeceğiz. İnsanın değerinin olduğu çağdaş bir ülkede bunun milyonda birini yapamazlar. Mobbingin anlamını bilmeyenler için. Tam bir mobbing uygulamasıyla karşı karşıya kaldık. Bu daha başlangıç mücadeleye devam. Ne Akkuyu’da ne Sinop’ta ne de dünyada nükleer santral istemiyoruz.” (HABER MERKEZİ)