Etiket: AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

  • Şişli Belediyesi’nde miting yapan Özel: Bu samimiyetsizlike çözüm olur mu?

    Şişli Belediyesi’nde miting yapan Özel: Bu samimiyetsizlike çözüm olur mu?

    PİRHA-CHP Genel Başkanı Özgür Özel, genel başkan seçildiği olağanüstü kurultayda duyurduğu her çarşamba İstanbul’un bir ilçesinde miting yapma planının ilkini Şişli’de gerçekleştirdi. “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” sloganıyla düzenlenen mitingde, Ekrem İmamoğlu ve Resul Emrah Şahan’ın cezaevinden gönderdikleri mesajları okundu.

    Mitingin açılışında konuşan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “Milletimiz, iradesine ve helal oylarıyla seçtiği başkanlarına sahip çıkıyor. Genel Başkanımız. Özgür Özel ile Şişli’deyiz. Ya hep beraber ya hiçbirimiz” dedi.

    ŞİŞLİ BELEDİYESİ’NE YÜRÜYÜŞE GEÇEN KİTLEYE ÇANAK VE TABAKLARLA DESTEK VERİLDİ

    Miting öncesi Şişli Atatürk Evi önünde toplanan CHP İstanbul İl ve İlçe gençliğinin oluşturduğu kalabalık, buradan Şişli Belediyesi önüne doğru yürüyüşe geçti. Mahalle aralarında yapılan yürüyüş esnasında pencerelerden ses eylemi gerçekleştirdi. İnsanlar pencerelerden tencerelerle, ıslıklarla yürüyüşe destek verdi.

    Yurttaşlar, dört bir koldan belediye binasına doğru yürüyüşe geçerek mitinge katıldılar. Etkinlikte konuşan CHP’nin İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Mahir Polat’ın mesajını iletti ve tutukluluk sürecine dikkat çekerek, “Şişli’ye kayyum atanmasındaki asıl sebeplerin, halkın olanı halka geri vermek olduğunu” vurguladı.

    RESUL EMRAH ŞAHAN’IN VE EKREM İMAMOĞLU’NUN MESAJLARI OKUTULDU

    Mitingde ayrıca, Silivri Cezaevi’nden Resul Emrah Şahan’ın mesajı okundu. Şahan, “Şişli’den bu kayyumu birlikte göndereceğiz. İnanın, daha yeni başlıyoruz” diyerek, Şişli halkına destek verdi.

    EKREM İMAMOĞLU’NUN DA MESAJI PAYLAŞILDI

    İmamoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti gücünü vatandaşın iradesinden alan bir millettir. Seçimden kaçamayacaksınız ve o sandığa gömüleceksiniz. Ne yaparsan yap, karşında Ekrem İmamoğlu olacak” şeklinde konuştu.

    “BU EYLEMLERDEN SONUÇ ALACAĞIZ”

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, konuşmasının başında, “Eylem yapıyoruz, eyleme geldik biz. Bu eylem milletin eylemidir, cumhurbaşkanı adayına sahip çıkan milletin eylemidir. Ant olsun ki, bu eylemlerden sonuç alacağız. Kazanacağız” diyerek, partililere kararlılık mesajı verdi.

    Özel, “Bugün her çarşamba akşamı bir ilçemizde yapacağımız gece mitinglerinden ilkini yapmak üzere Şişli’ye geldik. Bir miting yapmıyoruz iki miting yapıyoruz burada! Ey cuntanın başkanı Erdoğan, duyuyor musunuz Şişli’yi? Meydanlarda direndiniz, Maltepe’de 2.2 milyon oldunuz sel gibi aktınız. Bugün direnmek üzere Şişli’desiniz, bütün İstanbul’dasınız” sözlerine yer verdi.

    “CÜMLE ALEM BİLSİN SONUÇ ALAMAYA GELDİK”

    Kimse şaşırmasın biz burada miting yapmıyoruz, bir miting alanına toplanıp sığmayıp taştık ama biz burada bir otoriteye karşı eylem yapıyoruz, eyleme geldik biz! Biz buraya ses çıkarmaya, direnmeye ama cümle alem bilsin ki sonuç alamaya geldik.

    “RESUL EMRAH ŞAHAN DÖNMEDEN DURMAYACAĞIZ!”

    Seçimlerde birçok kişinin oyuyla seçilen Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılıncaya dek mücadele edeceklerini ifade eden Özel, “Cuntanın Şişli temsilcisi gitmeden, Resul Emrah Şahan dönmeden durmayacağız! Hiçbirimiz Ekrem Başkanımızı almadan ve çok korkuyor ama buradan bir daha hatırlatıyorum Ekrem başkanı Cumhurbaşkanı yapmadan durmayacağız. Bu eylem milletin eylemidir. Bu eylem Cumhurbaşkanı adayına sahip çıkan milyonların eylemidir. Burada on binler, Türkiye’deki on milyonları temsil etmektedir. Biz kazanacağız, biz başaracağız. Bu meydandaki bütün demokratları, sosyal demokratları, muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları saygıyla selamlıyoruz. Emin olun ki ahlaki üstünlük bizdedir, moral üstünlüğü bizdedir, çoğunluk enerjisi bizdedir. Biz güçlüyüz, biz kazanacağız” diye konuştu.

    “BU SAMİMİYETSİZLİKLE ÇÖZÜM OLUR MU?”

    İktidarın Kürt sorununda samimi olmadığını dile getiren Özel, “Darbeyi yapana cunta, darbeyi dağıtana da millet denir. Milletten alıyoruz gücümüzü. Bugün, işgal altındaki Şişli Belediye’mizin oradayız. Tarihin en yüksek oyu aldığı dönemde 350 günde 150 projeyi tamamlayan, arı gibi çalışan Başkanımızı yeniden buraya getirmeden bize durmak yok. Resul Emrah Şahan’ın listesinde bir Kürt demokrat varsa, bu Kürt’e verdiğimiz değerdendir. Oyu sana verdiğinde makbul, Kürt vermediğinde terörist ilan ediyorsan, sen sahtekarsın, iki yüzlüsün! Şimdi bunlar Türkiye’de Kürt sorununu çözeceklermiş, barış getireceklermiş, bu samimiyetsizlikle çözüm olur mu? Çözüm, Türk ile Kürt’ü eşit bilmekle olur, Alevi ile Sünni’yi birlikte kucaklamakla olur. Bunu selefi hayalleri olan, halefi olmak isteyen bir anlayış yapamaz! Bunu demokratlar yapar. Selefilik hayalleriyle halefine darbe yapan cuntacı Kürt sorununu çözemez, bunu çözerse Türkiye’nin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisi çözer” şeklinde konuştu.

    “TÜRKİYE’DE SİYASET TAYYİP BEY İÇİN KONFORLU BİR ALAN”

    Özel, “Türkiye’de siyaset, Tayyip Bey için konforlu bir alan. Kendi istediğini yapacak, muhalefet yapınca oradan terör çıkaracak. İlk günlerde yolsuzluk deyince Avrupa bir tedirgin oldu. Biz tertemiz arkadaşlarımızı biliyoruz. İddianameyi de görünce, kendisinin halef selef halinde olacağı 31 yıl önceki diplomanın nasıl iptal edildiğini, bomboş MASAK raporlarını, meşe ladin denilen odunları, o gizli tanıklar bile “gördüm” diyemiyor, “duydum” diyor, ne elbise askıları içinde bakan evlatlarının para taşıdıklarını, ne kendi evlatlarıyla “sıfırlandın mı babacığım”, “kime yolladın babacığım” kısımlarını, hiçbir şey olmadığını bütün dünyaya anlattık. Kürtlerin belediye meclisinden aday gösterilmesinden terör çıkmayacağını tüm dünyaya anlattık” sözlerinde bulundu.

    Türkiye’yi dünyaya şikayet ettin diyor, o bunu söyleyecek, Özgür Özel de korkacak! 20’den fazla yabancı kuruluşa, Reuters’a, The Times’a, DW’ye, Le Monde’a, CNN International’a, Japon Gazetesi Oşayi’ye, aynı zamanda Financial Times’a, Ajans France Press’e, The Guardian’a sayfa sayfa röportaj verdim, anlatıyorum, anlatacağım! And olsun ki eski ezberlere saplanırsam, onun ithamıyla bir adım geri atarsam, namerdim namert! Bundan sonra Erdoğan’ın çizdiği hatta değil, sizin önümüzden yürüdüğünüz yolda siyaset var.

    “YENİ SİYASİ ÇİZGİ, BİZİM ÇİZGİMİZ”

    Son olarak, “Bundan sonra Tayyip Erdoğan’ın değil, sizin çizdiğiniz yolda siyaset olacak” diyerek, CHP’nin kendi siyasi yol haritasına olan kararlılığını yineledi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Erdoğan: 2025 yılında asgari ücret, net 22 bin 104 TL olarak uygulanacak

    Erdoğan: 2025 yılında asgari ücret, net 22 bin 104 TL olarak uygulanacak

    PİRHA – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2025 yılında asgari ücretin yüzde 30 artışla net 22 bin 104 TL olacağını bildirdi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2025 yılında uygulanacak asgari ücrete ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.

    Erdoğan, “2025 yılında asgari ücret, yüzde 30 artışla net 22 bin 104 TL olarak uygulanacaktır. Ülkemize ve milletimize hayırlı olsun” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Erdoğan, ‘dinselleşmenin son halkası’ diye tepki çeken müfredatı savundu: Kaygılar ideolojik

    Erdoğan, ‘dinselleşmenin son halkası’ diye tepki çeken müfredatı savundu: Kaygılar ideolojik

    PİRHA – Cumhurbaşkanı Erdoğan, dini eğitimi artırıp öğrencileri bilimden uzaklaştıracağı gerekçesiyle tepki çeken yeni müfredatın tanıtım programında kaygıların “pedagojik değil tamamen ideolojik” olduğunu savundu.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eğitim sendikalarının “dinselleşmenin son halkası” olarak eleştirdiği, toplumun geniş kesimlerinin tepki gösterdiği yeni eğitim müfredatını savundu. Erdoğan, laik eğitimin yanı sıra bilimsel eğitime de zarar vereceği için tepki çeken müfredata yönelik eleştirilerin “ideolojik” olduğunu ileri sürdü; “Pedagojik değil tamamen ideolojik kaygılarla eğitim hamlemize karşı çıkanları bir an önce kendilerini sorgulamaya davet ediyoruz” dedi.

    “Bu meseleyi ideolojik kavgalarınıza meze yapmaktan vazgeçin” ifadelerini kullanan Erdoğan, “Ben de babayım. Dört çocuğumun dördü de imam hatip mezunu. Harvard’ı bitiren var. Harvard ise Harvard… Mesele imam hatibi bitirmek değil. İmam hatipten sonra bu çocuklar neleri bitiriyor” iddiasında bulundu.

    “ESKİ SİSTEM SORGULAMAYI TEŞVİK ETMİYORDU”

    “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Tanıtım Programı” adlı etkinlikte konuşan Erdoğan, “Dünya değişirken Türkiye nasıl aynı kalmıyorsa bütün unsurlarıyla eğitim sistemimizin de yerinde aynı kalması beklenemez” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan’ın eski sistem hakkındaki “Bizi yansıtan bir eğitim modelimiz maalesef olmadı. Eğitim sistemimiz ezberciliğe dayanıyordu” sözleri de dikkat çekti. Erdoğan, “Sanata, spora, kültüre, edebiyata hak ettiği değeri vermeyen sorgulamayı teşvik etmeyen bir eğitim sistemiyle uzun yıllar idare ettik. Yasakçılık ve tek tipleştirme bu dönemin özelliğiydi” diye konuştu.

    LGBTİ+’LARI YİNE HEDEF GÖSTERDİ

    Erdoğan, üstü kapalı olarak LGBTİ+’ları da yine hedef aldı. “Çok erken yaşlardan itibaren çocuklar, küresel kültürün dayatmalarına maruz kalmaktadır” diyen Erdoğan, “Bunların en başında da cinsiyetsizleştirme projeleri vardır. Küresel cinsiyetsizleştirme belasının önüne geçeceğimize inanıyorum” ifadelerini kullandı. Erdoğan, “Milli Eğitim Akademisi” kurulacağını da açıkladı.

    TEPKİ ÇEKEN MÜFREDATTA NELER YER ALIYOR?

    Eğitim Sen’in “Laik ve bilimsel eğitime büyük meydan okuma” olarak nitelendirdiği yeni müfredat, eğitim uzmanlarının da tepkisini çekmişti. Müfredatta “Yüzde 35 oranında seyreltme ve sadeleştirme” yapılacağı savunulmuştu. Ancak tüm sadeleştirmelerin fen, matematik, Türkçe, felsefe, sanat tarihi derslerinde yapılması tepki çekti.

    * Müfredat taslağına göre; din dersleri artırılıyor.
    * Sadece din derslerinin sayısı artırılmıyor, ‘Değerler eğitimi’ adı altında dini söylemler diğer bütün derslere yayılıyor.
    * Türkçe dersinde anlatım bozukluğu başlığı çıkarıldı.
    * Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı’nda 6. Sınıf 3. Ünite olan Canlılarda Sistemler ünitesine “Aile Bütünlüğü ve Mahremiyet değerleri” eklendi.
    * 9. Sınıf Fizik dersinde, Arşimet İlkesi anlatılırken ‘Türkiye’nin geliştirdiği gemi, denizaltı gibi deniz araçları üzerinden kaldırma kuvvetinin uygulamaları hakkında bilgilendirici bir metin’ verileceğinden bahsediliyor.
    * 11. Sınıf Felsefe dersinin Teknoloji ve Hayat başlıklı 2. Ünitesinde öğrencilere teknoloji kaynaklı güvenlik sorunları hakkında tartışma yaptırılacağından bahsediliyor. Ve tartışmada güvenlik sorunlarının millî birlik ve beraberlikteki önemine, ülkenin bağımsızlığını korumadaki değerine vurgu yapılacağı ekleniyor.
    * 12 .sınıf matematiğinden integral çıkarılıyor
    * Evrim Teorisi de öğrencilere okutulmuyor.

    Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

    “Modelimizin hazırlanmasında emeği ve katkısı olan herkese şükranlarımı sunuyorum. Yeni modelimizin detaylarına geçmeden önce bazı temel gerçekleri ifade etmek istiyorum. Bundan 21 yıl evvel aziz milletimizin iradesini temsilen Türkiye’ye hizmet yolculuğuna başladığımızda dört önceliğimizden birinin eğitim olacağını ilan etmiştik. Bu sözümüze bugüne kadar hep sadık kaldık. Her yıl bütçeden aslan payını eğitime ayırdığımız gibi bu yıl da geleneği bozmayarak yaklaşık 1 trilyon 620 milyar lirayı eğitime tahsis ettik.

    Eğitimde fırsat eşitliğini kuvvetlendirmek için çok kapsamlı adımlar attık. Sadece 1 yılda 19 milyon 600 bin öğretim materyalinin baskı ve dağıtımı yapıldı. 2003 yılından bu yana 372 bin 995 adet yeni derslik yapımını tamamlayarak eğitim camiamızın hizmetine sunduk. OECD ortalamasını önemli ölçüde yakalamış bulunuyoruz. 5 yaş okullaşma oranını yüzde 95’e çıkardık.

    Cumhuriyet tarihinin en fazla öğretmen ataması yapan hükümetiyiz. Mayıs ayında 45 bin öğretmeni öğrencilerle buluşturduk. 4 bin 366 engelli öğretmenin atama işlemlerini tamamladık. Atayacağımız 20 bin yeni öğretmenle eğitim ordumuzu daha da güçlendireceğiz. Söz verdiğimiz üzere öğretmenlerinin ek göstergelerini 3600’e çıkardık.

    4+4+4 sistemiyle eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkardık. Meslek okullarına üvey evlat uygulamasına son verdik.

    “MİLLİ EĞİTİM AKADEMİSİ KURULACAK”

    Öğretmenlik Mesleği ve Milli Eğitim Akademisi kurulmasıyla ilgili kanunun hazırlıklarını tamamladık. İnşallah yakında Meclisimizde görüşmeleri başlayacak.

    Bu sene seçimlik dersler havuzunu biraz daha genişlettik. Nezaket, görgü kuralları ve Türk toplumsal yapısında aile gibi konuları ilave ettik. Aile konusu bizim için hayati öneme sahiptir. Çocuklar küresel kültürün dayatmalarına maruz kalıyor. Bunların en başında da cinsiyetsizleştirme projeleri vardır. Çizgi filmlerden sinema yapımlarına kadar pek çok alanda evlatlarımız bu projelerle sık sık karşılaşıyor.

    Her gün yeni buluşlar, yeni yöntemler ortaya çıkıyor. Teknoloji devrimi karşısında kendini yenilemeyenler geriye gitmekten kendilerini kurtaramazlar. Değişim ve yenilenme eğitimin ruhunda özünde zaten var. Yeni bilgiler ortaya çıktıkça ihtiyaçlar yenilendikçe eğitimin de buna uyarlanması beklenir. Burada mühim olan yenilenmeyle birlikte köklerden kopmamaktır.

    “BİZİ YANSITAN BİR EĞİTİM MODELİMİZ MAALESEF OLMADI”

    Eğitimin alt yapısı gibi temel değerlerinde sorunlar vardı. Bizi yansıtan bir eğitim modelimiz maalesef olmadı. Eğitim sistemimiz ezberciliğe dayanıyordu. Sanata, spora, kültüre, edebiyata hak ettiği değeri vermeyen sorgulamayı teşvik etmeyen bir eğitim sistemiyle uzun yıllar idare ettik. Yasakçılık ve tek tipleştirme bu dönemin özelliğiydi. Başörtüsü sadece üniversitede değil kamuda bile yasaktı. Birileri bu ülkede yasakların kalkmasını istemedi. Müfredatın zenginleşmesini istemediler. Göbeğini kaşıyan adam diyerek aşağıladıkları insanların çocuklarının kendileriyle eşit imkana sahip olmasını istemediler. Türkiye’de gerçek manada bir sınıfsal değişikliğin gerçekleşmemesi için her şeyi yaptılar.

    ÇEDES KAPSAMINDAKİ ‘CAMİ DAVETİ’Nİ SAVUNDU

    Öğrencilerimizin bir sınav öncesinde velilerimizle birlikte camiye davet edilmesi birilerini rahatsız ediyor. Kimseyi zorlama yok, sadece gönüllülük esasına göre bir davet var. Buna bile tahammül edemiyorlar. Laikliği inanç karşıtlığı gibi anlayan, bunu herkese dayatan 28 Şubat artıklarına buyun eğmedik, eğmeyiz. Geriye dönüp baktığımızda bu ülkeye boşu boşuna çektirilen acılara üzülüyorum.

    Türkiye’nin gözden çıkarabileceği tek bir evladı bile yoktur.

    “HARVARD’SA HARVARD”

    Eğitim, öğretim konusunu günübirlik siyasi tartışmaların çekişme alanından uzak tutalım, yıpratmayalım istiyoruz. Bu meseleyi ideolojik kavgalarınıza meze yapmaktan gelin vazgeçin. Ben de babayım. 4 çocuğumun dördü de imam hatip mezunu. Harvard’ı bitiren var. Mesele imam hatipi bitirmek değil. İmam hatipten sonra bu çocuklar neleri bitiriyor. Harvard’sa Harvard… Eğitim-öğretimde on yılların ihmallerini düzeltmeye kararlıyız.

    Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimiz ile öğrencilerimizi bireysel farklılıkları göz önüne alan öğretim anlayışını hayata geçirdik. Müfredat içeri bilim, teknoloji ve çevreyle bağlantılı yapı alınarak kurgulanmıştır. Tüm bu çalışmaların nihai gayesi evlatlarımızın ahlaklı, cesaretli, vatansever, üretken, sorgulayıcı insanlar olarak yetiştirmektir. Bu hedeflerin gerçekleşmesinde en büyük görev öğretmenlere ve ailelere düşüyor. Milli Eğitim Bakanlığımız da yeni modelin öğretmenlere ve velilere anlatılması noktasında yoğun bir çalışma yürütecektir.

    Yarın ve pazar günü YKS’ye girecek öğrencilerimize şimdiden başarılar diliyor. Allah zihin açıklığı versin diyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Devletten maaş alan dede artık memurdur, Alevi inancını anlatamaz’-VİDEO

    ‘Devletten maaş alan dede artık memurdur, Alevi inancını anlatamaz’-VİDEO

    PİRHA-AKP iktidarının son süreçte Alevilere yönelik uyguladığı politikaları samimi bulmadığını söyleyen Ağuçan Ocağı’ndan Aziz Rüzgar, “Devletten maaş alan bir dede devlet memurudur. Maaş alan bir dede artık gerçekleri söyleyemez ve artık Alevi inancını anlatamaz” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Cemevine yaptığı ziyarete ve Diyanet aracılığıyla dedelerin Kerbela’ya götürülmesi ile gençlik kampı düzenlemesine Alevilerin tepkisi sürerken, AKP hükümetine yakınlığıyla bilinen Abdülkadir Selvi de geçtiğimiz günlerde “Cemevleriyle ilgili düzenlemeler ne getiriyor” başlıklı bir yazı yazmıştı. Selvi, yazısında AKP’nin Aleviler ile ilgili atacağı olası adımlara değinerek, cemevlerine ibadethane statüsünün verilmesinin şu an için gündemde olmadığını, dedelere maaş bağlanacağını kaydetmişti.

    Ağuçan Ocağı’ndan Aziz Rüzgar, AKP iktidarının son süreçte Alevilere yönelik uyguladığı politikalara dair PİRHA‘ya konuştu.

    “EĞER HÜKÜMET SAMİMİYSE CEMEVLERİNİ İBADETHANE OLARAK KABUL ETSİN”

    Dedelere maaş bağlanmasını doğru bulmadığını söyleyen Ağuçan Ocağı’ndan Aziz Rüzgar, “Devletten maaş alan bir dede devlet memurudur. Devlet ne yapmasını isterse dedeler onu yapmak zorundadır. Maaş alan bir dede artık gerçekleri söyleyemez ve artık Alevi inancını anlatamaz. Eğer hükümet samimiyse cemevlerini ibadethane olarak kabul etsin. Devlet cemevlerini ibadethane olarak kabul etmiyor ama cemevine ve Hacıbektaş’a gidiyor. Ben devleti samimi bulmuyorum” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Erdoğan, Alevilere ‘bizim istediğimiz şekilde olursanız sizi tanırız’ mesajını verdi’-VİDEO

    ‘Erdoğan, Alevilere ‘bizim istediğimiz şekilde olursanız sizi tanırız’ mesajını verdi’-VİDEO

    PİRHA-AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Cemevi’ne gitmesine ve alternatif Hacı Bektaş Veli’yi anma programına katılmasına tepki gösteren ABF Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz, “20 yıllık AKP iktidarında cemevlerini ziyaret etmeyen ve meydanlarda Alevi kimliğinden dolayı insanları yuhalatan birisinin ne oldu da bu düşünceleri birden değişti. Erdoğan Alevilere bizim istediğimiz şekilde bir inanca sahip olursanız sizi tanırız mesajını verdi” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Muharrem’in 10’uncu gününde Ankara Mamak’taki Hüseyin Gazi Cemevi’ne gerçekleştirdiği ziyaret sonrası tartışmalar devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan son olarak Hacıbektaş’ta Alevi kurumlarına karşı alternatif düzenlenen Hacı Bektaş Veli anma programına da katıldı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz, Erdoğan’ın Alevilere yönelik faaliyetlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “20 YILDIR CEMEVLERİNİ ZİYARET ETMEYEN ERDOĞAN’IN DÜŞÜNCELERİ NEDEN BİRDEN DEĞİŞTİ”

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1995 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunda Karacaahmet Dergahı’nı yıkmaya çalıştığını söyleyen Deniz “20 yıllık AKP iktidarında cemevlerini ziyaret etmeyen ve meydanlarda Alevi kimliğinden dolayı insanları yuhalatan birisine oldu da bu düşünceleri birden değişti. Aleviler içerisine nifak tohumu ekmek için Alisiz Alevilik söylemlerini dile getiren ve Alevilik eğer Hz. Ali’yi sevmekse en büyük Alevi benim diyen birisi Hüseyin Gazi Cemevinde Hz. Ali resminin altında görünmek istemedi ve inancımızda olmayan bir şekilde cem salonumuzda Arapça tablolarla dizayn edip oruç açma merasimi sergiledi. Aslında o gün AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan benim istediğim şekilde olursa ben Alevileri sahiplenirim mesajını verdi” dedi.

    “DEVLETİN ALEVİSİNİ YARATMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Hüseyin Gazi Cemevinde oynanan tiyatronun Hacı Bektaş Veli anma programında da oynandığını vurgulayan Deniz, şöyle devam etti:

    “Cumhurbaşkanı Erdoğan 20 yıl sonra Hacı Bektaş etkinliğine katıldı ve Alevilere bizim istediğimiz şekilde bir inanca sahip olurlarsanız biz sizi tanırız mesajını verdi. Yapılanların sadece seçimlere yönelik olduğunu düşünmüyorum. Son bir buçuk yıldır AKP hükümeti İçişleri Bakanlığı üzerinden 1583 cemeviyle görüşme yapıp, maddi yardımda bulunarak cemevlerini kendi arka bahçeleri yapma gayretinde. Bir buçuk yıldır yapılan plan sadece Alevilerden oy alarak kendi iktidarlarını sürdürmek için değil bu yapılanlar, artık asimilasyon politikalarının değişik bir versiyonu. Devlet Alevilerin çatı örgütlerini yok sayarak örgütsüzlük durumu yaratıp devletin Alevisini yaratmaya çalışıyor. Yapılanlar sadece seçime yönelik değil asimilasyonu hızlandırmak ve örgütsüzlüğü arttırmak adına yapılan girişimlerdir.”

    Cihan BERK/PİRHA