Etiket: alaattin çakıcı

  • Bahçeli, ‘Mafyayla ortak olduğumuzu söylemek saptırmadır’ dedi ama…

    Bahçeli, ‘Mafyayla ortak olduğumuzu söylemek saptırmadır’ dedi ama…

    Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, erken seçim çağrısı üzerinden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef aldı. Bahçeli, “Bizim mafyayla ortak olduğumuzu söylemek bariz bir saptırmadır” iddiasında bulundu. 

    AKP’nin iktidar ortağı MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM’de düzenlenen grup toplantısında konuştu.

    “Kılıçdaroğlu masal anlatmasın, ruh ikizi haline dönen mafyaya baksın” diyen Bahçeli, “Bizim mafyayla ortak olduğumuzu söylemek bariz bir saptırmadır. Ama mafyanın medyaya, tetikçi yazarlara nasıl nüfuz ettiğini duymayan kalmamıştır. CHP yönetimi öyle bir hale gelmiştir ki hamama götürseniz kurna beğenmezler, düğüne götürseniz zurna beğenmezler. Zehirli mantar gibi her dedikodunun etrafında biterler” ifadelerini kullandı.

    Bahçeli’nin grup konuşmasının ardından sosyal medyada Bahçeli ile mafya başı Alaattin Çakıcı’nın birlikte çektirdiği fotoğrafın paylaşılması dikkat çekti.

    PİRHA/ ANKARA

  • Bülbül: 6 yıl 3 ay hapis cezası bana değil tüm Alevi toplumunadır

    Bülbül: 6 yıl 3 ay hapis cezası bana değil tüm Alevi toplumunadır

    PİRHA-HDP Milletvekili Kemal Bülbül, hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmesini “Günümüzde Anayasanın kendisi insan hakları ihlali işleyen bir yapıdadır. Şu an bir yasasızlık, anayasasızlık söz konusudur” sözleriyle eleştirdi.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül hakkında silahlı terör örgütüne üye olma’ suçlamasıyla  Diyarbakır’da yargılandığı davada 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmişti.

    HDP’li vekilin avukatları karara itiraz etmeye hazırlanırken Kemal Bülbül ile geçtiğimiz yıla dair hak ihlallerini konuştuk. “Bizler, çok şiddetli nefret suçlarıyla ve yargının toplumsal muhalefet üzerinde bir silah olarak kullanılmasıyla karşı karşıyayız” diyen Bülbül, mevcut Anayasa’nın insan hakları konusunda yetersiz kaldığını ifade etti.

    Samsun’da eline ‘iş-aş’ yazarak 11 Aralık’ta intihar eden bir vatandaşı hatırlatan Bülbül, “Yoksul bir insanımız, hem de insan hakları gününde intihar etti. ‘İnsan hakları’ kavramı bireyin tüm varlığını ifade eder. Yani; işini, aşını, varlığını teşkil eden, inançsal kültürel değerlerin tamamına, kimliğini, kişiliğini oluşturan değerler bütünüdür” dedi.

    “YARGI, SUÇ İŞLEYEN BİR POZİSYONA GELMİŞTİR”

    Bülbül, “Yargının kendisi hukuksuzluk yapıyor” diyerek tutuklu olan diğer partililerin tamamının hukuka aykırı olarak, keyfi nedenlerden tutuklandığını ifade etti. Yargının insan haklarına karşı suç işler pozisyona geldiğini söyleyen Bülbül şöyle konuştu:

    “Örneğin Alaattin Çakıcı’yı eleştiren tutuklanıyor ama Alaattin Çakıcı ana muhalefet partisi liderini açıkça tehdit edebiliyor. Fakat onun hakkında herhangi hukuki bir işlem yapılmıyor. Burada en büyük hak ihlali yapan, adı hukuk olan ama hukukla adaletle ve hiçbir alakası olmayan yargının kendisidir. Yargı insan haklarına karşı suç işleyen bir pozisyona gelmiştir. Örneğin Hakkari’de, Kürdistan’da insanlar çobanlık yaparken, köylerinin çevresinde dolaşırken, asker kurşunlarına hedef olabiliyor. Ve o kurşunu atan kişiler sistematik bir şekilde ödüllendiriliyor. Ama günümüzde anayasanın kendisi insan hakları ihlalleri işleyen bir yapıdadır. Şu an bir yasasızlık bir anayasasızlık söz konusudur. Tutuklu olan partili arkadaşlarımızın tamamı aslında bir yasal, hukuki, yargısal bağlamda değil, keyfi ve nefret suçlarına bağlı nedenlerden tutuklanmışlardır. Bunun hukukla alakası yoktur. Şahsıma verilen ceza da bu bağlamdadır.”

    “VERİLEN CEZA TÜM ALEVİ TOPLUMUNADIR”

    Bülbül, ceza almasına gerekçe gösterilen 2014 yılındaki Demokratik Toplum Kongresi (DTK) toplantısında yaptığı konuşma detaylarına da değindi. Bülbül, o toplantıya Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Sekreteri sıfatıyla katıldığına vurgu yaparak şunları dile getirdi:

    “Eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, laiklik, demokrasi, Kürt sorununun çözümüne dair Aleviler olarak bundan ne anlıyoruz; o gün bunları izah ettim. Bunu izah ederken de ‘72 millete bir nazarla bakmayan 40 yıllık müderris olsa hakikate asidir’ dizelerini söyledim. Dolayısıyla bu ceza sadece bana değil Hünkar Hacı Bektaş’a, Alevi toplumuna, Pir Sultan Abdal’a verilmiş bir cezadır. Ben bu cezayı HDP vekili olarak yaptığım siyasal faaliyetlerden dolayı değil, PSAKD Genel Başkanı ve ABF sekreteri olarak yaptığım konuşmalardan dolayı verildi. Hukuki süreç bağlamında Diyarbakır’daki avukatlarım gerekli başvuru ve itirazları yapacaklar.”

    “ANAYASA İŞGALİ SÖZ KONUSUDUR”

    Bülbül, benzer bir davanın da Ankara’da olduğunu belirterek şöyle devam etti:

    “Ancak Ankara’da da yürüyen davama ilişkin avukatım ‘müvekkilim milletvekili seçilmiştir. Anayasanın 83. maddesi gereği yargılanması durdurulmalıdır’ başvurusu yaptığında Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi bu başvuruyu kabul edip yargılamayı vekil sürecinin sonuna kadar durdurdu. Hukuka uydu yani. Aynı kararı biz Diyarbakır’da da tebliğ ettik fakat Diyarbakır Mahkemesi bu hukuka uymadı. Dolayısıyla bir Anayasa işgali söz konusudur. Ben şiddeti, çatışmayı, savaşı öven ya da bunu örgütleyen bir konuşma yapmadım.”

    “ÇEVREYE SAHİP ÇIKAMAYIZ DOĞAYA TESLİM OLURUZ”

    Bülbül, Türkiye’de bir bütün olarak doğadaki canlıların da haklarından mahrum edildiğini ifade etti. “Bizler doğanın bir parçasıyız” diyen Bülbül, sözlerine şu cümlelerle son verdi:

    “Doğa katliamının söz konusu olduğu bir ülkede insan haklarından da söz edilemez. Çok yoğun doğa katliamı var. Buna ‘çevrecilik’ deniliyor. ‘Çevrecilik’ denerek bu işi basitleştiriyorlar. ‘Çevreye sahip çıkalım, çevreyi koruyalım…’ Bunlar basit tabirler. Biz çevreye falan sahip çıkamayız. Biz doğaya teslim oluruz. Doğa ile birlikte yaşama anlayışı vardır. Biz doğanın bir parçasıyız. Doğa da bizim bir parçamız. Şimdi ağacın kesildiği, toprağın kirletildiği, HES’lerle suların katledildiği bir coğrafyada insan hakları kavramı yetmiyor. Doğa hakları, hayvan hakları; kısaca varlık hakkı diyelim biz buna; bütün yaşamı içeren haklar ihlal edilirken sadece insan haklarından söz etmek yetersiz kalıyor.”

    PİRHA/ANKARA

  • Demokratik Alevi Dernekleri: Mafya, devlet, siyaset ilişkisi alenileşmiştir

    Demokratik Alevi Dernekleri: Mafya, devlet, siyaset ilişkisi alenileşmiştir

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na organize suç örgütü elemanı tarafından yöneltilen tehdit söylemlerini eleştirdi. Yapılan açıklamada iktidarın yönetememe krizi yaşadığı ifade edilerek, “Mafya, devlet, siyaset ilişkisi alenileşmiş ve darbe mekaniği sürekli canlı tutulmuştur” denildi.

    Organize suç örgütü elemanı Alaattin Çakıcı’nın, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na dönük tehdit ve hakaret sözleri Alevi cephesinden de tepkiyle karşılandı. Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi tarafından yapılan yazılı açıklamada “Kimileri adeta ölümün, savaşın, hoyratın dili olan korku dilinde ısrar etmekte” denildi.

    “MİLLİYETÇİLİĞİN, TEKÇİLİGİN DİLİ KANSER ÜRETİYOR”

    Dernek açıklamasında, hükümetin yönetememe krizi yaşadığına vurgu yapılarak “İnsan hakları adına söz söyleyenlerin zulme uğradığı dönemlerde meydan çiğ söz söyleyenlere kalır” denildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri’nin açıklaması şöyle:

    “Rızasız dile meydan açmıyoruz- yol da vermiyoruz

    ‘Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı

    Söz ola bal ile yağ ede ağulu aşı’

    Yunus Emre

    Doğru sözü ibadet kabul eden bir gelenekten geliyoruz. Bir söze bakarız hakikati içerir mi diye, bir de söyleyene bakarız durduğu yer neresidir diye.

    Söz var yaşatır, söz var öldürür. Tam da böylesi ölüm dilinin konuşulduğu zamanları yaşıyoruz. Rıza toplumun dili edebi, kemaleti söz-ikrar üzerinde inşa edilmiş bilgelerin Pirlerin dilidir. Asla çiğ söz söylememişler, söyleyenin karşısında da dik durmayı da bilmişlerdir. Hak, hakikat arayışı dili rıza dilidir. Bunun için de rızasız dile meydan kurmuyor ve rızalık vermiyoruz.

    ‘Edep yahu’ dedirtecek bir ötekileştirme dili ilk defa kullanılmıyor. Osmanlılarda ‘mülhit, zındık, kâfir’ denilerek katlimiz vaciplenirken, Cumhuriyetle beraber ulus devletin muteber olmayan vatandaşĺar listesine alınmıştık.

    Milliyetçiliğin, tekçiliğin dili kanser üretiyor. Bu dil çürümüşlüğü ürettiği içindir ki, tüm toplumları, tüm farklılıkları her gün daha da bir birine ‘düşmanlaştırıyor’ oysaki toplum kendi farklılıklarıyla birlikte güzeldir. Bir bütün olarak bu barışın diline susamış zamanları da yaşıyoruz. Ancak kimileri sürekli bu iç barışı bozmaya, provoke etmeye çalışıyor. Devletçi siyaset anlayışı sürekli ‘ötekiler yaratarak’ varlığını devam ettirir. Bu bazen kişilere yönelik olur, bazen gruplara, topluluklara, etnik yapılara, ideolojilere, inançlara yönelik olmaktadır.

    Bu söylemlerle toplumun ruhu, direnen inanç gerçekliği, direnen halk gerçekliği teslim alınmaya çalışılır. Toplumun hizmetinde olmayan bir devlet sürekli toplumu teslim almak için, bu ötekileştirme dilini devreye koyarak kendi ‘korku’ dilini konuşturmaya ya da bu dili gündemde tutmak için de bireyleri konuşturmaktadır. 

    “ÇİĞ SÖZ SÖYLEYENLER ÇOĞALMAKTADIR”

    Yaşadığımız bu devranda çiğ söz söyleyenler çoğalmaktadır. Dilin edebi çiğ söz söyleyenlere de ‘edep-erkan’ demiş ve yolun kemaletini göstermiştir. Bir kez daha söyleyelim ki, ikrarımıza, söz söyletmeme bizim ibadetimiz arasındadır. Kimi bireyler bu hakikatten uzaklaştıkları için, kendi kadim değerlerine karşı ikrarsız duruşları bu hoyratlara meydan verir duruma getirmiştir. Neredeyse ‘mafyatik’ dil egemen dil ve zihniyet haline getirilmiştir.

    Koçgiri’de ‘Taş üstünde taş, gövde üstünde baş’ bırakmadığını söyleyenlerin ruhu, 90’ların karanlık güçleri oldular. Biz bunları 1 Mayıs’larda, Çorum’da, Maraş’ta, Sivas’ta tanırız. Bu anlayış an itibariyle sayın Kılıçdaroğlu’nu hedef alarak bir daha yüzünü göstermiştir. Gelinen aşamada mafya, devlet, siyaset ilişkisi alenileşmiş ve darbe mekaniği sürekli canlı tutulmuştur. Demokrasi deryasından kopmuş, adalet direği kırılmış, vicdan terazisi yerle-yeksan olmuş bir sistemde ‘her şey mübahtır’ denklemi devreye girmiştir. Türkiye adeta bir fay hattına gelip dayanmış durumda. Ya demokrasi, adalet, özgürlük hattına yol alacak ya da fay hattı olan sürekli ötekileri düşman gören, inancını küçümseyen, hattın altında kalacaktır.”

    “BU HOYRATLIĞA ASLA YOL VERMEYECEĞİZ”

    “Söz söyleyen kadar, mağdur olanların bu durum karşısındaki tavrı da önemlidir. “Dürzü, şaki, mülhit, zındık, kâfir, mum söndüren, Ermeni dölü, Kürt çalar çingene oynar v.s.” söylemleri gazete, dergi ve kitaplarda bolca mevcuttur.

    Devlette görev alanlar, belirli makam ve mevkiye gelenler kendilerini muteber vatandaş olarak tanımlasalar da, yetiştikleri coğrafya, inanç ve kültürleri, tarihsel arka planları, analarının kültürü esastır. Bugün ‘Dürzü olarak aşağılanan sayın Kılıçdaroğlu’nun anne ve babası Rêya Hakk Alevî inancının kadim coğrafyasında, bir ocak evlâdı olarak, ikrarlı ve rızalı yaşadılar. Xızır’ın Dili ile konuştular. Bu gerçek yokmuş gibi davranıp süreci geçiştirmek, tekçi zihniyetin geldiği aşamayı bulanıklaştırmaktır. Kadim Dersim toprağına turap olmuş bu inancın nûrundan beslenmiş değerlerimize karşı her daim sahiplenmiş ve sahiplenmeye de devam edeceğiz. Yolumuzu ikrarlı anaların ağıtlarıyla ve yaralı dilleriyle yaşadık. Kılıçdaroğlu’nun annesi bu kadim yaralı coğrafyanın tüm acılarını yaşamış ve bu tarihsel hafızanın hem mazlumları hem tanıkları hem de mağdurlarıdır. Biz Raa Heqi talip toplumları olarak, adalete, demokrasiye olan bağlılığımız gereği, bu hoyratlığa asla yol vermeyeceğiz. Bu yol kadim direngen direnişçi olduğu kadar edep ve erkanın tüm normlarını da dosta da, nehaka da hatırlatmayı da ikrar bilmiştir.

    Devlet, mafya, siyaset birliğinin dağılması için halk iradesi esas alınmalı, yapılanlara karşı toplumla yüzleşilmeli, bunun için de demokratik siyaset tüm kurumlarıyla yaşam alanı bulmalıdır. Bunun dışında söylenen her söz, kimden gelirse gelsin çiğ sözdür.

    Midesine çiğ lokma, ağzına çiğ söz almayanlara aşk olsun.”

    PİRHA/ANKARA

  • Balıkesir Alevi Güç Birliği’nden çakıcı tepkisi: Nereden, gelirse gelsin bu türden tehditleri kınıyoruz

    Balıkesir Alevi Güç Birliği’nden çakıcı tepkisi: Nereden, gelirse gelsin bu türden tehditleri kınıyoruz

    PİRHA- Organize suç örgütü elemanı Alaattin Çakıcı’nın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu tehdit edip, hakaretler yağdırmasına tepki gösteren Balıkesir Alevi Güç Birliği, “Alaattin Çakıcı’nın açık tehdidine acilen soruşturma başlatılıp anayasaya göre cezasının verilmesini istiyoruz” denildi.

    AKP iktidarının özel af çıkarmasıyla cezaevinden çıkan organize suç örgütü elemanı Alaattin Çakıcı’nın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na tehdit ve hakaretler yağdırmasına tepkiler devam ediyor.

    Bir tepki de Balıkesir Alevi Güç Birliği’nden geldi.

    “Alaattin Çakıcı dava arkadaşımızdır diyenlerin bir an önce hukuk karşısına çıkarılıp yargılanmasını ve cezasının verilmesini istiyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    “DEMOKRASİ BİR KEZ DAHA AYAKLAR ALTINA ALINMIŞTIR”

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    İktidarın kendi çıkarları için bunları görmezden gelerek medet beklediği suç örgütü mafya babası Alaattin Çakıcı’nın geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) genel başkanını tehdit ettiği mektup sosyal medyada yayıldı. “Bak Kemal Kılıçdaroğlu, kitle psikoloji ile sana hainler gaz verir, zorda yanında olmazlar. Onun için sana diyorum Akıllı ol diyorum. Seni bakla kazığı ile tanıştırırım” cümleleriyle açık tehdit etmiştir.

    Demokrasinin yorgun düştüğü, Anayasa Mahkemesinin kararının hiçe sayıldığı, insan haklarının çiğnendiği ve iktidarın ülkemizi kaos ortamına atan yanlış politikalarına karşı muhalif olan aydınlar, yazarlar, çizerler ve ilericiler düzmece delillerle ve dosya gizliliği bahanesi ile suçlarının dahi ne olduğunu bilmeden hapislere atıldığı bu günlerde demokrasiyi geri almak bizim ellerimizde. Alaattin Çakıcı’nın açık tehdidine acilen soruşturma başlatılıp anayasaya göre cezasının verilmesini istiyoruz. Adını tarihe faili meçhul cinayetler ve uyuşturucu baronu olarak yazdıran Alaattin Çakıcı iş birliği ile demokrasi bir kez daha ayaklar altına alınmıştır. Demokrasiyi, laikliği ve eşit yurttaşlık hakkını her alanda savunmak insan olabilme gereği olarak kabul ediyoruz. Nereden, nasıl kime gelirse gelsin bu türden tehditleri kınıyoruz.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ADFE, Kılıçdaroğlu’nu tehdit eden mafya elemanı için Savcıları göreve çağırdı

    ADFE, Kılıçdaroğlu’nu tehdit eden mafya elemanı için Savcıları göreve çağırdı

    PİRHA- Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), organize suç örgütü elemanı Alaattin Çakıcı’nın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na dönük tehdit ve hakaretlerinin tüm topluma gözdağı olduğunu belirtti. ADFE, Cumhuriyet Savcılarını göreve çağırdı. 

    Organize suç örgütü elemanı Alaattin Çakıcı’nın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na dönük tehdit ve hakaretlerine Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) tepki gösterdi.

    “Derin devlete kimin ihtiyacı var” başlığıyla yazılı bir açıklama yapan ADFE, “Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik yapılan tehdit de aslında geldiğimiz mevcut durumun dengesini korumaya yönelik tüm topluma bir gözdağıdır” dedi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Siyasi partiler halkın katıldığı seçimlerle devleti yönetmeye talip olurlar. Parlamentonun önemli anlarda asli görevi olan yasama, yürütme ve yargının tıkanması ve hükümetin bu sorumluluğunu yerine getirmemesi ya da getiremediği durumlarda halkın desteğiyle demokrasi sözcüsü olurlar.

    Demokrasi bir toplumun inandığı en özgürlükçü kavramdır, önüne gelen değişik sıfatlarla değişik şekillere tanımlanır asıl kökü seçim ve halkın karar alma sürecine katılmasına dayanır.

    Halk birbiri ile rekabet eden siyasi partiler yoluyla, özgür ve adil, ulusal ve yerel seçimler yoluyla kendisini yönetecekleri seçer.
    Demokrasilerde her vatandaşın hiç kimsenin elinden alamayacağı bazı temel hakları bulunmaktadır.
    Demokrasi ve özgürlük kavramını hurafe haline getirmek, halkın eğilimlerini zorla değiştirmek, kişisel ve ideolojik çıkarları ön planda tutmak devletin asıl sahibi olduğunu iddia eden saplantılı ve demokrasiyi dağıtamayan faşist gerici yöneticilerin yönelimidir. Bu yönelime paralel gelişen, hem sebep hem de fırsat arayışında olan suç örgütleri devletin tüm birimleriyle ittifak içine gireler.

    “YÖNETİCİLER, DERİN DEVLET FORMÜLÜYLE BİREYLERİ TEHDİT EDERLER”

    Genel anlamda bunun adı “Derin devlet” olarak bilinir.
    Demokrasiyi kendi kaynaklarıyla halka getiremeyen tüm yöneticiler derin devlet formülü ile toplumda bireyleri tehdit ederler, kullanılan dil mafya içerisindeki statüye göre değişen jargondur. “akıllı ol” gibi kamuoyuna açık tehdit içerir bu tehdit kişiye değil aslında toplumun tamamınadır.
    Emperyalizmin sınıfsal yapısını korumak için patronların isteklerine göre hareket eden emeğe ve alın terine düşman tüm ittifakları meşrulaştıran bir sistem görülüyor ki artık işlevini yitirmiştir.
    Dolayısıyla tehdit, inkâr, yok sayma, ötekileştirme için nesnel zemin arayan bir devlet yapısı ortaya çıkmıştır.

    “TÜM TOPLUMA GÖZDAĞIDIR”

    Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik yapılan tehdit de aslında geldiğimiz mevcut durumun dengesini korumaya yönelik tüm topluma bir gözdağıdır.
    “Devlet için, devletin üzerinde” tek güç demokrasi ve özgürlüktür.
    Bu tehdide karşı ilgili Cumhuriyet Savcılarının gereğini yapmalarını diliyor, saygılarımızı sunuyoruz.”

    PİRHA/ İSTANBUL

     

     

  • AABK’den, suç örgütü elemanı Çakıcı tepkisi: Mafya düzeninizden korkmuyoruz!

    AABK’den, suç örgütü elemanı Çakıcı tepkisi: Mafya düzeninizden korkmuyoruz!

    PİRHA-Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), organize suç örgütü elemanı Alaattin Çakıcı’nın CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef almasına sert tepki gösterdi. Konfederasyon yazılı bir açıklama yaparak, “Tam da değişim ve reform nutuklarının atıldığı günlerde, bakalım bu ülkenin İçişleri Bakanı ve savcıları konuya dair ne yapacak?” diye sordu. Açıklamada “Ne sizden ne de mafya düzeninizden korkuyoruz” denildi. 

    Organize suç örgütü elemanı Alaattin Çakıcı’nın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na dönük tehdit ve hakaretlerine Alevi örgütlerinden de tepki geldi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yazılı bir açıklama yaparak, “İçişleri Bakanı ve savcıları bu konuya dair ne yapacak?” diye soruldu. “Hiçbir baskıya boyun eğmeyeceğiz” vurgusu yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Kemal Kılıçdaroğlu’nun, kriminalliği tescilli bir mafya tipi tarafından tehdit edilmiş olması, ülkenin geldiği yeri gösterme açısından, ibretlik bir olaydır.

    Bu ülkeyi yönetebilmek için mayfavari yapılardan medet umanların, bitmiş iktidar oyunlarının son demidir.

    Türkiye’yi 90’lı yılların bile gerisine götürüp, siyaset, mafya ve ticaret ekseninde ülkeyi yönetmek isteyenlerin zavallılığıdır.

    Tam da değişim ve reform nutuklarının atıldığı günlerde, bakalım bu ülkenin İçişleri Bakanı ve savcıları bu konuya dair ne yapacak?

    Tıpkı Kılıçdaroğlu’nu linç etmek isteyenlere, diğer parti genel başkanlarına en iğrenç dille hakaret eden ve hedef gösterenlere bir şey yapılmadığı gibi, tabi ki bu konuda da bir şey yapılmayacak.

    Mafya ile el ele kirli işlere yönelip, faili meçhullerle yaşamdan koparılan bu ülkenin aydınlarının ahı, ailelerinin isyanı orta yerde dururken, düşünce suçluları hapsedilip mafya liderleri serbest bırakılırken, muktedirden adalet beklemenin beyhude olduğunu biliyoruz.

    “18 YILDIR GERİLİM İKLİMİNDEN DAHA NE KADAR NEMALANABİLDİĞİNİZİ DÜŞÜNÜYORSUNUZ?”

    Ülkeyi 18 yıldır yönetenlere soruyoruz: Huzur ve barış içerisinde yaşayabileceğimize dair umudumuzu kaybetmediğimiz ülkemizin, içine sürüklendiği kutuplaşma ve gerilim ikliminden daha ne kadar nemalanabildiğinizi düşünüyorsunuz?

    Kin ve nefret dili ile barbarlığın sorumsuzca körüklenmesi, ülkemizi geçmişte yaşadığımız ve yaralarını henüz saramadığımız toplumsal acılarla karşı karşıya bıraktığını hala öğrenemediniz mi?

    Kapımıza yazılan ‘Aleviye Ölüm’ ve ‘X’ işaretleriyle birlikte, korku içerisinde yaşamamız istenirken, Dersim, Maraş, Çorum’da kitleler halinde katledilirken, bize reva görülen bu zulüm yetmedi mi ki şimdi de özel af ile serbest bırakılan mafya bozuntularını üzerimize salıyorusunuz.

    Bu ve benzeri yöntemlerle, demokrasiden, barıştan, özgürlüklerden yana duruşumuzdan vazgeçeceğimizi, bizleri korkutabileceğinizi mi sanıyorsunuz?

    “NE SİZLERDEN NE DE MAFYA DÜZENİNİZDEN KORKUYORUZ”

    Ne sizlerden, ne de temsil ettiğiniz mafya düzeninizden korkmuyoruz.

    Mafyatik yapılar ve onlarla iş tutanlara karşı, toplumun tüm kesimlerinin ortak mücadele ruhuyla birlikte dik durmaya devam edeceğiz.

    Bundan dolayı, CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik tehdit ve hakaretleri kınarken, adalet, özgürlük, demokrasi ve eşit yurttaşlık taleplerimizin yerine getirilmesi için yürüttüğümüz mücadele sürecinde hiçbir tehdide ya da baskıya boyun eğmeyeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA