Etiket: alamos gold

  • ‘Kazdağları’nda Alamosgold’un katlettiği alan yeniden yeşertilecek midir?’

    ‘Kazdağları’nda Alamosgold’un katlettiği alan yeniden yeşertilecek midir?’

    PİRHA-HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, Kaz Dağları’ndaki Kanadalı Alamos Gold şirketinin altın madeni faaliyetlerine son verildikten sonra rehabilitasyon çalışmalarına başlanılmamasını Meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu, maden sahasında 347 bin 815 ağacın kesildiğine işaret ederek, Tarım ve Orman Bakanı’na Alamosgold’un, ağaç keserek katlettiği alan yeniden yeşertilecek midir?” diye sordu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Kaz Dağları’ndaki Kirazlı Balaban Tepesi’ndeki doğa talanına dikkat çekti. Kenanoğlu, Kanadalı Alamos Gold şirketinin altın madenini faaliyetlerine son verildikten sonra rehabilitasyon çalışmalarına başlanılmamasını Meclis gündemine taşıdı.

    Söz konusu maden sahasında 347 bin 815 ağacın kesildiğini belirten Kenanoğlu, Tarım ve Orman Bakanlığı‘na verdiği soru önergesinde şirket tarafından boşaltılan alanın ekolojik hassasiyetlerin gözetilerek hızla rehabilite edilmesi gerektiğini ifade etti.

    “EKOLOJİK HASSASİYETLER GÖZETİLMELİ!”

    Milletvekili Ali Kenanoğlu, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre sahanın orman vasfına tekrar kavuşması için rehabilitasyon çalışmalarına ve bütçe görüşmelerine başlandığı haberlerini de hatırlattı. Kenanoğlu “Ancak, bu açıklamaya rağmen, 347.815 ağacın kesilerek büyük bir tahribata uğrayan sahada herhangi bir rehabilitasyon çalışması yapılmadığı görülmektedir” diye de ekledi.

    “Ekolojik hassasiyet gösterilmeli” diyen Ali Kenanoğlu, konuyu Meclis gündemine taşıyarak Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye şu şu soruları yöneltti:

    “*Kazdağlarında Alamosgold’un 347.815 ağaç keserek katlettiği alan yeniden yeşertilecek midir?

    *Kazdağları Kirazlı Altın Madeni işletmecisi Alamosgold’un ruhsatının iptalinden sonra yapılması gereken rehabilitasyon çalışmaları ne zaman başlatılacaktır?

    *Kazdağlarında Alamosgold’un ağaç kesimi yaptığı sahanın rehabilitasyonu için bir planlamanız var mıdır? Bunun için bir bütçe ayrılmış mıdır?

    *Kazdağlarının rehabilitasyon masrafları için Alammosgold’dan teminat alınmış mıdır?

    *Rehabilitasyon planının hazırlık ve uygulanma sürecinde bölgedeki STK’ların görüşleri alınacak mıdır?

    *Basında yer alan Alamosgold’a yeniden ruhsat verileceği iddiaları doğru mudur?”

    PİRHA/ANKARA

  • Kazdağları’nda yeni ağaç katliamı

    Kazdağları’nda yeni ağaç katliamı

    Kazdağları Direnişçileri, Atikhisar Barajı’na yaklaşık 3 kilometrelik mesafede, Koza Madencilik tarafından yapıldığı ileri sürülen ağaç katliamını belgeledi.

    Kirazlı Balaban bölgesinde direnişlerini sürdüren ve 115 günü aşkın bir zamandır çadırlı nöbet tutan Kazdağları Direnişçileri, Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı’na yaklaşık 3 kilometrelik mesafede, Koza Madencilik tarafından yapıldığı ileri sürülen ağaç katliamını belgeledi. Kazdağları Direnişçileri, “Kazdağları’ndan elinizi çekin, yeter!” açıklamasında bulundu.

    Evrensel’den Seçkin Sağlam’ın haberine göre uluslararası altın tekeli Alamos Gold tarafından yapılan ağaç katliamına ve maden çalışmalarına karşı direnen, 115 günü aşkın bir zamandır da çadırlı nöbet tutarak ağaç katliamına izin vermeyen Kazdağları Direnişçileri, bu kez de daha önce FETÖ soruşturması kapsamında TMSF’ye devredilen Koza Madencilik’in yaptığı ileri sürülen katliamı ortaya çıkardı. Çanakkale’nin tek ve alternatifsiz içme ve kullanma suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı’na yaklaşık 3 kilometrelik mesafede bulunan alanda fotoğraflar çeken Kazdağları Direnişçileri, duruma tepki göstererek, “Kazdağları sistematik bir şekilde yok edilmeye devam ediliyor” dediler.

    “KAZDAĞLARI’NDAN ELİNİZİ ÇEKİN”

    Her Yer Kazdağları Grubu’ndan paylaşılan fotoğraflarla birlikte yapılan açıklamada, “Bu görüntüler Koza Madencilik’in Serçeler – Terziler altın ve gümüş madeni projesinin ÇED alanından alınmıştır. Koza Madencilik şu an bu alanda ağaç kesimi ve sondaj çalışmaları yapıyor. ÇED alanı Çanakkale’nin içme suyunu sağlayan tek baraj olan Attikhisar’a 3km. mesafededir. Alanda karşılaştığımız şirket yetkilileri ağaç kesiminin Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yapıldığını iletti. Alamos Gold’un Kirazlı’da izlediği katliam yolunun aynısı diyebiliriz. Kazdağları’ndan elinizi çekin, yeter!” denildi.

    “KAZDAĞLARI’NDA TALAN BİTMİYOR”

    “Kazdağları’nda talan bitmiyor” denilen Kazdağları Kardeşliği Grubu ise, “Koza şirketi, Çanakkale’nin içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı’na sadece 3,8 km mesafede açmak istediği Terziler-Serçiler altın ve gümüş madeni için sondaj çalışmaları yapıyor, ağaç kesiyor. Bu alan, Alamos Gold’un Kirazlı projesine sadece 10 km uzaklıkta bulunuyor. Alandaki çalışanlar ağaç kesiminin orman müdürlüğü tarafından yapıldığını söylüyorlar ve aynı Alamos Gold’un yapmaya çalıştığı gibi katliamın sorumluluğunu almıyorlar. Çalışmalar sonucu oluşacak asit kaya drenajı, içme suyu barajının ağır metallerle kirlenmesi riskini yaratıyor ve Alamos Gold’un Kirazlı’da yok ettiği yüz binlerce ağaca yenilerini ekliyor. Kazdağları sistematik bir şekilde yok edilmeye devam ediliyor” ifadelerine yer verdi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kazdağları’nda Çamyurt Altın Madeni Projesi de iptal edildi

    Kazdağları’nda Çamyurt Altın Madeni Projesi de iptal edildi

    Kanadalı Alamos Gold şirketinin Kazdağları’ndaki ikinci altın madeni projesi, firmanın ÇED raporunu 12 aylık süre içinde sunamamasından dolayı iptal edildi.

    Kanadalı Alamos Gold şirketinin Kazdağları’ndaki ikinci altın madeni projesi de iptal edildi. Firmanın ÇED raporunu 12 aylık süre içinde sunmadığını belirleyen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ÇED sürecinin sonlandırıldığını duyurdu.

    BirGün’de yer alan habere göre Çanakkale Kaz Dağlarının Kirazlı mevkiindeki altın arama ruhsatı kamuoyunu büyük tepkisi üzerine yenilenmeyen Kanadalı Alamos Gold şirketinin Çamyurt’taki altın madeni projesi de “Çevresel Etki Değerlendirmesi” (ÇED) raporunu yetiştirememeleri üzerine iptal oldu.

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum adına Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürü Ercan Gülay tarafından imzalanan yazıda, Çamyurt altın madeni kapasite artış projesine ilişkin ÇED sürecinin sonlandırıldığı bildirildi.

    Çanakkale’nin Çan ilçesi Kızılelma köyünde Doğu Biga Madencilik A.Ş. tarafından yapılması planlanan Çamyurt altın madeni kapasite artışı projesiyle ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na başvuru yapıldığı belirtilen yazıda, 16 Ekim 2018 tarihinde halkın katılım toplantısının gerçekleştirildiği, 30 Ekim 2018 tarihinde de ÇED Raporu Özel Formatı verildiği anlatıldı.

    Yönetmeliğe göre özel format verilmiş firmaların 12 ay içinde ÇED raporunu Bakanlığa sunmaları gerektiği hatırlatılan yazıda “Talep edilmesi durumunda 6 ay ek süre verilir. Bu süre içinde ÇED raporu sunulmaz ise süreç sonlandırılır. Söz konusu proje için 30 Ekim 2018 tarihinde özel format verilmiş olup, yönetmelikte anılan süreler içerisinde ÇED raporu Bakanlığımıza sunulmamıştır. Bu kapsamda, Çanakkale ili Çan İlçesi Kızılelma köyü mevkiinde Doğu Biga Madencilik San. Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan Çamyurt Altın Madeni Kapasite Artışı projesine ilişkin ‘Çed süreci sonlandırılmıştır’ denildi. Kanadalı firmanın Ağı Dağı’ndaki üçüncü projesinin de iptal edilmesi bekleniyor.

    “SADECE MÜCADELE EDENLER KAZANIR”

    Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ise konu hakkında yaptığı açıklamada, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Alamos Gold’a ait Çamyurt Altın Madeni Projesinin ÇED süreci sürecinin sonlandırıldığını duyurdu. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum adına Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürü Ercan Gülay tarafından imzalanan yazıda, Çamyurt altın madeni kapasite artış projesine ilişkin ÇED sürecinin sonlandırıldığı bildirildi. Gelişmeler umut ve mutluluk verici tabii ki. Projenin bir daha önümüze gelmemesini diliyoruz. Görüldüğü gibi yalnızca mücadele edenler kazanır. Emeği geçen herkese teşekkürler. Kirazlı’yı da, Ağı Dağı’nı da durduracağız!”

  • Kaz Dağları’nda 347 bin 815 ağacı katlettiler

    Kaz Dağları’nda 347 bin 815 ağacı katlettiler

    Türkiye Ormancılar Derneği Denetleme Kurulu Başkanı, Kaz Dağları’nda, Kanadalı Alamos Gold şirketi tarafından katledilen doğal alanlarla ilgili raporu açıkladı.

    Türkiye Ormancılar Derneği Denetleme Kurulu Başkanı, eski Orman Mühendisleri Odası Genel Başkanı Salih Sönmezışık, Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı Atikhisar Su Havzası’nda yapılmak istenen siyanürlü altın madenciliği sahasına ilişkin raporu açıkladı.

    Kaz Dağları’nda, Kanadalı Alamos Gold şirketi tarafından Çanakkale’nin Kirazlı köyünde yürütülen altın madeni projesinde vahşi madencilik yapıldığını belirten Sönmezışık, “Şirket Balaban mevkiindeki altın ve gümüş işletme sahasındaki orman alanını, Danıştay kararını beklemeden traşlayarak kesmiştir. Tema Vakfı tarafından 195 bin olarak belirlenen bu sayı, ÇED raporunda 45 bin 650 adet olarak belirtilmesine karşın, ilgili bakanlıkça 14 bin 300 olarak deklare edilmiştir. Benim de içerisinde olduğum heyet maden sahasında ve büroda 3 gün çalışma yapmıştır. Resmi kayıtlara da dayanarak yapılan inceleme sonucu, kesilen ağaç sayısının 347 bin 815 adet olduğu tespit edilmiştir. Özetle, Kirazlı’da ahlaki değerler göz ardı edilerek ihanet ve ihmalin egemen olduğu bir cinayet işlenmiştir. Bu nedenle, proje hemen iptal edilmeli ve ruhsatı bir daha uzatılmamalıdır” dedi.

    “7 DERE VE 1 BARAJ AĞIR METALDEN ETKİLENECEK”

    Altın aramada kullanılacak siyanürün bölgede büyük hasara yol açacağına dikkat çeken Salih Sönmezışık, şöyle konuştu: “Altın üretimi sürecinde alanda 18 bin 900 ton siyanür kullanılacağı ifade edilmektedir. Bu durum; Çanakkale’de başta insanlar olmak üzere tüm canlılar için büyük bir risk oluşturmaktadır. Proje sahasında bulunan 7 dere ve Atikhisar Barajı, üretim aşamasında açığa çıkan ağır metallerden etkilenecektir.”

    VERDİKLERİ BURSLA AİLELERİ KATLİAMA KARŞI SUSTURMAK İSTİYORLAR

    Cumhuriyet’ten Mehmet Kızmaz’ın haberine göre, Kaz Dağları’nda altın aramak için yaptıkları çevre katliamı ile gündeme gelen Alamos Gold’un Türkiye iştiraki Doğu Biga Madencilik, bölgede yaşayan köylerde eğitim gören 112 öğrenciye burs verildiğini açıkladı. Binlerce ağacın kesilmesine sebep olan şirketin öğrencilere burs vermesine çevreciler tepki gösterdi. Firmanın, bursla aileleri katliama karşı susturmak istedikleri belirtilerek tepki gösterildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kaz Dağları’nda direniş 100 gündür devam ediyor: Vazgeçmeyeceğiz

    Kaz Dağları’nda direniş 100 gündür devam ediyor: Vazgeçmeyeceğiz

    Kanadalı şirket Alamos Gold tarafından Çanakkale’nin Kirazlı köyünde yürütülen altın madeni projesinin durdurulması için başlatılan Su ve Vicdan Nöbeti 100 gündür devam ediyor.

    Kaz Dağları’nda Kanadalı Alamos Gold şirketi tarafından Çanakkale’nin Kirazlı köyünde yürütülen altın madeni projesinin durdurulması için yaşam alanı savunucuları ve yerel halkın başlattığı Su ve Vicdan Nöbeti 100 gündür devam ediyor. “Maden şirketi gitmedikçe biz de buradan gitmeyeceğiz” diyen yaşam alanı savunucularının tek hedefi maden firmasının bölgeden gitmesi.

    “ONLAR BURAYI TERK ETMEDEN BURADAN AYRILMAYACAĞIZ”

    Cumhuriyet’ten Mehmet İnmez’in haberine göre, maden projesi için 195 bin ağacın kesildiğinin ortaya çıkmasının ardından bölgeye giderek eylemler yapan yaşam alanı savunucuları, kurdukları 30’a yakın çadırda yaşamayı sürdürüyor. Zor şartlarda gece gündüz nöbet tutan yaşam alanı savunucuları, her gün iki kere maden sahasına giderek ağaç kesimi olup olmadığını kontrol ediyor. Yaşam alanı savunucuları, “Bizim eylemlerimiz ve direnişimiz sayesinde 13 Ekim tarihinde yenilenmesi gereken ruhsat yenilenmedi. Bu bizim için bir kazanımdır. Onlar burayı terk etmeden biz buradan ayrılmayacağız. Havalar soğuyor, yağmurlar yağıyor, ama biz vazgeçmeyeceğiz. Sahra çadırı kuruldu ve orada soba yakıp kış şartlarında nöbete devam etmeye kararlıyız. Biz direniyoruz, onlar gidecek” diye konuştu.

    Her Yer Kazdağları Platformu, Kirazlı Altın Madeni proje alanında işletme ruhsatının yenilenmemiş olmasına rağmen ağaç kesimi ve inşaatın devam ettiğini duyurmuş ve dün suç duyurusunda bulunduklarını açıklamıştı.

  • Yurttaştan Kaz Dağları tepkisi: Ülkem sömürge değildir-VİDEO

    Yurttaştan Kaz Dağları tepkisi: Ülkem sömürge değildir-VİDEO

    PİRHA – Dilek Taş adlı yurttaş, Kaz Dağları’ndaki doğa talanına dikkat çekmek amacıyla Ankara’daki Doğu Biga Madencilik binası önünde basın açıklaması yaptı. Taş, “Kaz dağları ve ülkemizdeki birçok eko sistem yabancı emperyalist şirketler ve Doğu Biga Madencilik gibi yerli taşeronlar tarafından talan edilmekte” dedi.

    Haberin videosu

    Alamos Gold adlı şirketin Kaz Dağlarındaki maden faaliyetine tepkiler dinmiyor. Kanadalı şirketin 10 yıllık ruhsat süresi 13 Ekim’de son buluyor ancak ruhsatın yenilme ihtimaline dair çevrecilerin de itirazı sürüyor.

    “DOĞAMIZ VAHŞİCE TAHRİP EDİLMEKTE”     

    Dilek Taş adlı yurttaş, Alamos Gold ile işbirliği yürüttüğü iddia edilen Doğu Biga Madencilik adlı şirketin bulunduğu adrese giderek eylem yaptı. “Doğu Biga Mad. Kazdağlarından defol” pankartını şirketin girişine asan Taş, aynı zamanda şu açıklamada bulundu:

    “Arkamda gördüğünüz binada faaliyet gösteren Doğu Biga Madencilik, Kaz Dağlarını altın uğruna talan eden, hukuksuzca milyona ulaşan rakamlarda ağaç kesen, Çanakkale halkının tek içme suyu havzasında siyanür havuzları açan, milyonlarca canlının yaşam alanını yok eden Kanadalı ALAMOS GOLD şirketinin yerli işbirlikçisidir!

    Kaz Dağları ülkemizin akciğerleridir. İklim kriziyle karşı karşıya olduğumuz günlerde, Kaz Dağları ve ülkemizdeki birçok eko sistem yabancı emperyalist şirketler ve Doğu Biga Madencilik gibi yerli taşeronlar tarafından talan edilmekte.

    Çanakkale’nin halkı, sebzesi, meyvesi, peyniri büyük tehlike altındadır. Çıkarılacak ve yalnızca % 4’ü ülkemize bırakılacak olan altın için doğamız vahşice tahrip edilmektedir.

    Ülkemizin kaynaklarını yabancılara peşkeş çeken Maden Yasası derhal değiştirilmelidir. Benim ülkem sömürge ülkesi değildir. Bilinsin ki bu topraklarda emperyalizmin oyunlarına karşı direnecek olanlar bitmeyecektir.

    2018 yılının 3 Mart’ında ‘Kadına, çocuğa, hayvana, doğaya yönelik taciz, tecavüz ve cinayetlere’ karşı Çanakkale’den Ankara’ya kadar süren yürüyüşle 3 ANNE 3 KADIN 3 İNSAN Hareketini başlatmıştım. Bu hareketteki anneler, kadınlar, insanlar ülkenin tüm çağdaş, iyi yürekli, cesur, yurtseverleridir. Şimdi de Anayasanın 56. Maddesinin bana yüklediği sorumluluk gereği işbirlikçi, Kanada taşeronu Doğu Biga Madencilik’i protesto ediyor, Kaz Dağlarından derhal gitmesini istiyorum.

    67 Gündür Çanakkale Kirazlı’da direnen Su ve Vicdan Nöbetçilerini, Salda, Hasankeyf, Munzur, Kuzey Ormanları, Murat Dağı, Fatsa, Cerattepe ve tüm alanlarda insanca yaşam için direnenleri selamlıyorum.”

    PİRHA / ANKARA

     

  • Kaliforniyalı aktivist: Hasankeyf, Munzur ve Kaz Dağları’ndaki mücadeleyi destekliyorum

    Kaliforniyalı aktivist: Hasankeyf, Munzur ve Kaz Dağları’ndaki mücadeleyi destekliyorum

    Su ve Vicdan Nöbeti’ne katılan Kaliforniyalı Air Hava, Türkiye’de devam eden diğer doğa katliamlarını Kaz Dağları’nda öğrendiğini söyleyerek, “Bu yıkım ve katliamlar artık son bulmalı. Güzel bir dünya için sağlıklı yolları birlikte örmeliyiz. Dünyaya barış ve adalet” dedi.

    Kanadalı şirket Alamos Gold’un Kaz Dağları’nda 200 bin ağaç keserek yaptığı maden çalışmalarını protesto etmek için başlatılan Su ve Vicdan Nöbeti devam ediyor.

    Mezopotamya Ajansından Zemo Ağgöz ve Esra Solin Dal’ın haberine göre, Kaliforniya’dan nöbete gelen Air Hava, dünyayı evi olarak düşündüğü için nerede olursa olsun yaşanan her doğa katliamına karşı olduğunu söyledi.Kaliforniya ve Kuzey Amerika’da yıllarca ekoloji mücadelesi verdiğini belirten Hava, “Bunun bize verilen bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum. Buradaki nöbet eylemine de o yüzden geldim” dedi.

    KALİFORNİYALI AKTİVİST HAVA: KOLONİLEŞMENİN YENİ VERSİYONU

    Bir süre İzmir’de dolaştıktan sonra Çanakkale’ye geldiğinde Kaz Dağları’nda verilen ekolojik mücadeleyi duyduğunu dile getiren Hava, dünyayı dolaştığını ve gittiği yerlerde yaşanan doğa katliamlarına karşı ses çıkardığını belirtti. Hava, Kaz Dağları’nda verilen mücadelenin çok önemli olduğunu belirterek, “Kanadalı şirketin burada maden çıkarmasını Kuzey Amerika’nın kolonileşmedeki yeni versiyonu olarak görüyorum. Kuzey Amerika’nın, dünyanın değişik yerlerindeki sömürgesi olarak görüyorum. Sömürüye ve emperyalizme karşıyım.” dedi.

    “YOLLARI BİRLİKTE ÖRMELİYİZ”

    Türkiye’de devam eden diğer doğa katliamlarını da Kaz Dağları’nda öğrendiğini vurgulayan Hava, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Munzur’u, Hasankeyf’i buralarda asılan haritalardan öğrendim. Ben günlük planlar yapıyorum ama belki buradan sonra Hasankeyf ve Munzur’a da giderim. Katliamların yaşandığı yerlere gitmesem de güzel dünyayı savunan herkesin arkasındayım. Verdikleri mücadeleyi ve davayı destekliyorum. Buradan tüm dünyaya sesleniyorum. Bu yıkım ve katliamlar artık son bulmalı. Güzel bir dünya için sağlıklı yolları birlik içinde örmemiz gerekiyor. Dünyaya barış ve adalet.”

  • İzmir Barosundan Kanada Başbakanı’na ‘Kazdağları’ mektubu

    İzmir Barosundan Kanada Başbakanı’na ‘Kazdağları’ mektubu

    PİRHA- İzmir Barosu, Kazdağları’nda Kanadalı madencilik şirketi Alamos tarafından sürdürülen maden arama faaliyetine karşı birlikte mücadele etmek için Kanada baroları ve hukuk örgütleri ile başta Kanada Başbakanı Justin Trudeau olmak üzere siyasi parti temsilciliklerine birer mektup gönderdi.

    Kanada Barosu, Ontario Barosu, Quebec Barosu, Toronto Avukatlar Örgütü, Ottawa Barosu, Montreal Barosu, Kanada Çevre Hakları Örgütü, İnsan Hakları İçin Kanadalı Avukatlar Örgütü ile başta Kanada Başbakanı Justin Trudeau olmak üzere mecliste temsil edilen siyasi parti ve temsilcilerine yollanan mektupta Kazdağları’nda yaşanan çevre katliamına karşı hem Kanada’da hem de Türkiye’de ortak bir hukuk mücadelesi yapma çağrısı yapıldı.

    İzmir Barosunun çağrı mektubunda şu ifadeler yer aldı:

    “Sizi, Alamos Altıncılık A.Ş. tarafından Kazdağları’nda insan yaşamına, hayvan ve bitkilerin hayatına ve bölgemizin sonraki nesillerinin geleceğine karşı sürdürülmekte olan madencilik faaliyetlerine karşı birlikte çalışmaya davet ediyoruz. Çok güçlü şekilde inanıyoruz ki, sizinle birlikte Kanada ve Türkiye’de başlatmayı hedeflediğimiz hukuki ve toplumsal mücadele, bölge insanının sağlıklı bir çevrede yaşam hakkını korumamıza yardım edecek ve bu işbirliği aynı zamanda Kanada ve Türk halkları arasında sonsuza dek sürecek kopmaz bir bağ kurmamızı sağlayacaktır.

    “ALTIN MADENİNİN YARATACAĞI ZARAR ÇOK BÜYÜK OLACAK”

    Muhtemelen bilginiz olduğu üzere Kanadalı bir şirket olan Alamos Altıncılık A.Ş. Türkiye’nin batısında yer alan Kazdağları bölgesinde üç farklı alanda altın madeni çıkarma hakkını almıştır. Alamos Altıncılık A.Ş. ilk çalışma sahası olarak belirlediği Kirazlı bölgesinde madencilik faaliyetlerine başlamış bulunmaktadır. Merkezi hükümetin desteğiyle ve devam etmekte olan hukuki sürece rağmen Alamos Altıncılık, bölgedeki çalışmalarını sürdürmektedir. Binlerce insan her gün Kazdağları’ndaki madencilik faaliyetini protesto ederek toplumun hemen her kesiminden insanların katılımı ile ‘Su ve Vicdan Nöbeti’ adında bir eylem başlatmıştır. Çevre hakları alanında çalışan STK’ler, insan hakları örgütleri, siyasal partiler, barolar ve diğer hukuk kurumları altın madenciliğine karşı Kazdağları bölgesinde ve mahkemeler önünde yasal mücadelelerini sürdürmektedir. Alamos altın madeni sahası, antik Truva Kenti’ne yakın bir alanda bulunmakta ve yüzlerce endemik bitki ve hayvanın yaşadığı bir doğal miras olan Kazdağları üzerinde geniş bir alanı kaplamaktadır. Halihazırda sadece Kirazlı’da bulunan tek bir maden sahasında 195 bin ağacın kesildiği ifade edilmektedir. Ancak, altın madenlerinin yaratacağı zararın bundan çok daha büyük olacağı ve tarım arazileri ile tüm bölgenin su havzalarının da geri dönülmez şekilde altın madeni projesinden etkileneceği beklenmektedir.

    ORTAK MÜCADELE ÇAĞRISI

    İzmir Barosu, 10 bin üyesiyle ve Türkiye ile tüm Ege coğrafyasının en eski ve en prestijli resmi hukuk kurumlarından biri olarak 111 yıldır demokrasi ve insan hakları alanında çalışmalarını sürdürmektedir. İzmir Barosu, Avukatlık Kanunu ile kendisine verilen insan haklarını savunmak görevi uyarınca Kazdağları’nda devam etmekte olan büyük çevre hakkı ihlalini durdurmak için üzerine düşen sorumluluğu bir görev olarak üstlenmiştir. Biz bu vesile ile sizleri Alamos Altıncılık A.Ş tarafından Kazdağları’nda insan yaşamına, hayvan ve bitkilerin hayatına ve bölgemizin sonraki nesillerinin geleceğine karşı sürdürülmekte olan madencilik faaliyetlerine karşı birlikte çalışmaya davet ediyoruz. Çok güçlü şekilde inanıyoruz ki, sizinle birlikte Kanada ve Türkiye’de başlatmayı hedeflediğimiz hukuki ve toplumsal mücadele, bölge insanının sağlıklı bir çevrede yaşam hakkını korumamıza yardım edecek ve bu işbirliği aynı zamanda Kanada ve Türk halkları arasında sonsuza dek sürecek kopmaz bir bağ kurmamızı sağlayacaktır. Hukuk ve çevre mücadelemize vereceğiniz katkıları konuşmak üzere sizlerle kısa sürede görüşmeyi dileriz.”

    Yöre halkı ve çevreciler tarafından başlatılan “Su ve Vicdan Nöbeti”ne de destek veren İzmir Barosu, Kanada baroları ve hukuk örgütleri ile ortak çalışmalar yürüterek sağlıklı çevrede yaşama hakkının korunması için her iki ülkede hukuki girişimlerde bulunmayı hedefliyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Güngör: Kaz Dağlarında 195 bin baş kesildi – VİDEO

    Güngör: Kaz Dağlarında 195 bin baş kesildi – VİDEO

    PİRHA – Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör, Kaz Dağlarında yürütülen maden faaliyetlerine tepki göstererek “Atalarımızın güzel bir lafı var; ‘yaş kesen baş keser’ diye. 195 Bin ağaç kesildi. Demek ki o kadar baş kesmişler.” ifadelerini kullandı.

    Kaz Dağları’nda yapılan maden çalışmalarına ülke genelinde tepkiler yükseliyor. Kanadalı maden şirketi Alamos Gold’un siyanür kullanarak faaliyetlerini sürdürmesindeki tehlikeleri Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör ile konuştuk.

    Maden faaliyetleri konusunda ülke genelinde çok sayıda yabancı şirketin çalışma yürüttüğünü söyleyen Güngör, “Şu bir gerçek; alüminyum, bakır, altın, gümüş gibi madenler çıkartılırken doğaya verdiği tahribatları da göz önüne almak lazım. Bugün birçok dünya ülkelerinde elini kolunu sallayarak bunun yapılma şansı son derece az. Ülkemizde ise 1923’ten 2003’e kadar toplam 1168 maden işletmesi için izin verilirken 2004’ten bu zamana kadar 150 bin maden arama ruhsatı çıkarılmış” dedi.

    “SİYANÜR ÖLDÜREN MADDE”

    Güngör, siyanürün çevreye ve insana olan etkileri üzerinde durarak ağaçların önemine ise şu sözlerle dikkat çekti:

    “Yer altından kıymetli bir maden çıkartıyorsun ama doğayı da takip ediyorsun. Öncelikle ağaçları kesmek zorunda kalıyorsunuz. Ağaç deyip geçmeyelim lütfen. Ağaç bizim için çok önemli bir varlık. Ağaç, doğaya saldığımız gazları yok edip oksijen veriyor. Örneğin 4 dönümlük ağaçlı bir yerde 18 insana oksijen sağlanabiliyor. Erozyonu, su taşkınlıklarını, depremi önlüyor. Söz konusu ağaçlar katledilerek orada yaşayan hayvanların göç etmesine de sebep oluyorlar. Birçok hayvanın yaşam alanlarını değiştiriyorlar. Siyanürle uygulama yapıldığı takdirde topraklarımız, suyumuz kirletiliyor. Kaz Dağlarında içme suyu dağlardan alınıyor. Siyanürle bir uygulama yaptıkları takdirde otomatikman o içme suyuna karışacaktır. Bu durum insan sağlığını direk tehdit etmek demektir. Yani kansere yol açan bir durum söz konusu. Siyanür öldüren bir maddedir ve yalnız sularımızı da kirletmiyor. Etrafta bulunan tarım alanları da bu durumdan etkileniyor.”

    KAZ DAĞLARINDAN MUNZUR SUYUNA BİRÇOK ALAN TEHLİKEDE

    Siyanürün uzun süre doğada etkisini sürdürdüğünü anlatan Özden Güngör, “Siyanür bir tür kimyasal madde olduğu için uygulama yaptığınız takdirde hemen birkaç günde etkisi başlayıp bitmez. Bir kere o toprakların belirli bir noktada biriktirilmesi lazım. Bu sebeple, bilirkişiler, çevre örgütleri isyandalar. Yani toprak organizmaları açısından büyük bir risk söz konusu. Oradan çıkacak birkaç kilo altın için bu kadar doğayı tahrip etme söz konusu olmamalıydı.

    Ne yazık ki Kaz Dağları, Salda Gölü, Munzur Dağları, Karadeniz’deki o güzelim yemyeşil doğa cennetinde birçok maden çalışması yapılıyor.” dedi.

    “150 BİN FİRMA TARAFINDAN MADEN ARANIYOR”

    Florası zengin olan bir coğrafyanın madenden çok daha kıymetli olduğuna vurgu yapan Güngör sözlerine şöyle devam etti:

    “Altını çıkartmak için mecburen siyanür kullanmak zorundalar. çünkü altın toprakla karışıyor. Küçük zerrecikler halinde oluyor ve onu siyanürle muameleye tabi tuttuğunuzda altın belli bir yerde biriktirilip kalıplar haline getiriliyor. Yani siyanür olmadan altın aramak mümkün değildir.

    Örneğin bir ev almaya kalksanız, etrafı yeşil, ağaçlar arasındaki bir evi mi yoksa kenarında hiçbir yeşil olmayan bir yeri mi tercih edersiniz? Bakın, küresel iklim değişikliği nedeniyle ağaç çok önemli bir faktör haline geldi. Ağacın olduğu yerde büyük enerji tasarrufu söz konusu. Dolayısıyla Kaz Dağlarında bulunan altınlar floraya, doğaya zarar vermeden çıkartılması lazım. Örneğin ağaçların olmadığı bölgelerde… Ülkemizde Orman Kanunu çıkmasına rağmen bunun önüne geçilmiyor. Söz konusu yasa, maden çıkartılmak için tam 15 kez değiştirildi. Bugün ülkemizin en yeşil yerlerinde 150 bin firma tarafından maden aranıyor. Olacak iş değil.”

    “RESMEN KATLİAM YAPILMAKTA”
    Kaz Dağlarında kesilen ağaçların oranına da dikkat çeken Güngör, “Bakanlığın ifadesine göre 13-14 bin ağaç kesildiği söyleniyor fakat drone ile alınan görüntüler sonucunda 195 bin ağacın kesildiği bilgisi var. Yazık. Bu resmen bir katliamdır.” dedi.

    “MADEN ÇIKARTTIKTAN SONRA ESKİ HALİNE GETİRİLEN ORMAN YOK”
    Maden çalışması yürüten Kanadalı şirketin faaliyetleri sonrasında bölgeye ağaç dikimi konusunda verdiği vaatlere de değinen Güngör, önceki ekolojik yapıya tekrar dönmenin mümkün olmadığını söyledi. Özden Güngör sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Toprak dediğimiz bir tür canlıdır. Şu an o topraklar içerisindeki mikroorganizmalar ile beraber öldürüyor. Ölen bir insanı tekrar diriltmek söz konusu değil. Dolayısıyla yeniden ağaç dikip tekrar eski haline getireceğiz sözleri havada kalıyor. Türkiye’de yapılan maden çalışmaları sonrasında eski haline getirilen bir tane dahi örnek gösteremezler. Örneğin Hasankeyf’te altın çıkarıldı fakat Hasankeyf’i eski haline getirme şansı mevcut mu? Tarihi doğal bir güzelliği olan yerimiz altın için yabancı sermayelere peşkeş çekildi.

    Türkiye halkının kalbi Kaz Dağlarında, Salda Gölünde. Örneğin Avrupa’nın en büyük ikinci parkı olduğunu söylenen Milli Botanik Bahçesi birkaç gün önce Okçuluk Federasyonuna verildi. Olacak iş değil. Botanik Bahçesi korunması lazım iken diyanete, sonrasında bir okula ardından bugün Okçuluk Federasyonu’na veriliyor. Böyle bir zihniyet söz konusu olamaz.”

    “KAZILAR SÖZ KONUSU DEPREMİ HIZLANDIRACAKTIR”

    Kaz Dağları’nın Kuzey Anadolu fay hattı üzerinde olduğunu ifade eden Özden Güngör, “Eğer siz doğayı tahrip edip ağaçları yok ederseniz her şeyden önce deprem hareketlerini hızlandırırsınız” uyarısında da bulundu.

    Uzmanların bölgeye dair şiddetli bir deprem tahmini yürüttüklerini aktaran Güngör’ün uyarıları şu yönde oldu:

    “Depremin bugün yarın olacağını söylüyorlar. Maden arama olayları kesinlikle depremi daha da hızlandıracak, fay hatlarını tetikleyecektir. Büyük bir risk söz konusudur. İnsanların canı ile oynamak doğru değil. Hükümetin bir an evvel bu fikirlerden vazgeçmesi lazım. Halkımızın sağlığını, doğamızı koruması lazım. İnsanlar Temmuz ayından beri orada nöbet tutuyorlar. Bu insanlar doğa katledilmesinin diye uğraşıyorlar ama maalesef dediğimiz dedik öttürdüğümüz düdük olarak devam ediyorlar. İnanılacak gibi değil. Atalarımızın güzel bir lafı var ‘Yaş kesen baş keser’ diye. 195 Bin ağaç kesildi. Demek ki o kadar baş kesilmiş. Dolayısıyla yeşilimizi korumanız lazım. Bu yapılanlar doğru politika değil.

    Eren GÜVEN / ANKARA

      

  • Dünyadaki altın madeni felaketlerinin başını Kanadalı şirketler çekiyor

    Dünyadaki altın madeni felaketlerinin başını Kanadalı şirketler çekiyor

    PİRHA – Kaz Dağları’nda madencilik faaliyeti yürüten Kanadalı şirket Alamos Gold, siyanürün doğaya sızma riskinin bulunmadığını öne sürse de söz konusu 11 felaketin 6’sı Kanadalı şirketlerin işlettiği madenlerde yaşandı.

    Resmi veriler altın madenlerinin yol açtığı felaketlerin başında siyanür sızıntısının geldiğini gösteriyor. 1971 – 2015 yılları arasında 11 altın madeni kaynaklı felaketten 7’sinin siyanürlü suyla bağlantılı olduğu söyleniyor.  Ayrıca söz konusu 11 felaketin 6’sı Kanadalı şirketlerin işlettiği madenlerde yaşandı.

    İşte farklı tarih ve adreslerde kayıtlara geçen o çevre felaketleri:

    -1971’de Romanya’da Certej altın madeninin atık barajının patlaması sonucu 300 bin metreküp zehirli su Certeju de Sus adlı kasabayı bastı. Olayda 89 kişi yaşamını yitirdi.

    -1984’te Papua Yeni Gine’de Avustralyalı şirket Broken Hill Proprietary Co.’nun işlettiği Ok Tedi Mine madeni bölgedeki en büyük çevre felaketlerinden birine neden oldu. 2 milyar tondan fazla işlenmemiş atık maden çevresine boşaltıldı. Zehirli atıkların bölgede yaşayan en az 50 bin kişiyi etkilediği sanılıyor.

    -1984’te yine Kanadalı şirket Galactic Resources’un ABD’de işlettiği Summitville adlı altın madeninde siyanür kullanması üzerine 610 bin metreküp zehirli atık su biriktiği anlaşıldı. Şirketin iflas etmesi üzerine ABD hükümeti bölgeyi temizlemek için yüzlerce milyon dolar harcamak zorunda kaldı.

    -1995’te, Kanadalı Omai Gold Mines şirketi, Guyana’da işlettiği madende dev bir sızıntı yaşandı. Yaklaşık 3 milyon metreküp siyanürlü atığın bölgedeki Omai ve Essequibo nehirlerine karıştığı ortaya çıktı.

    -1996’da Filipinler, tarihinin en büyük çevre felaketlerinden birini yaşadı. Marcopper Mining adlı Kanadalı şirketin işlettiği Mt. Tapian altın madeninin tünellerinde oluşan çatlak zehirli atıkların Makulapnit-Boac nehrine karışmasına neden oldu. Sızıntı, kısa sürede bölgeye yayılırken, onlarca köy tahliye edildi. Tarım alanları kullanılamaz hale geldi.

    -1998’de Kanadalı Centerra Gold şirketinin Kırgızistan’da işlettiği Kumtor altın madenine sodyum siyanür taşıyan bir kamyon Barşkaun nehrine düştü.

    -2000 yılında Avustralyalı Esmerelda Exploration Limited’ın Romanya’daki Baia Mare madeninde yaşanan çevre felaketi Tuna nehrine ve Karadeniz’e kadar uzandı. Yaklaşık 100 bin metreküüp siyanürlü su Tisa ve Someş nehrilerine karıştı. Tuna’ya ulaşan zehirli atıkların sadece Macaristan’da bin 200 tondan fazla balığın ölümüne yol açtığı sanılıyor.

    -Aynı yıl içinde Avustralyalı Dome Resources adlı şirketin. Papua Yeni Gine’deki Tolukuma altın madenine malezeme taşıyan helikopterden siyanür içeren bir tonluk kargo ormana düştü. Uzmanlara göre yağmurların etkisiyle siyanürün bir kısmı bölgedeki akarsulara karıştı.

    -2009’da ABD’li Newmont Mining şirketinin Gana’daki Ahafo madeninden bölgedeki akarsulara siyanür sodyum karıştığı tespit edildi. Olayın ardından çok sayıda balık ölümü kayıtlara geçti.

    -2014’te Kanadalı Imperial Metals’ın kendi ülkesinde işlettiği Mount Polley altın madeninde zehirli atık sızıntısı yaşandı. Zehirli atığın Polley Gölü’ne kadar ulaştığı kaydedildi. Olayın üzerine bölgedeki somon balığı çiftlikleri kapatıldı. Çevre örgütleri, incelemelerin ardından zehirli atığın içinde nikel, arsenik, bakır ve kurşun olduğunu duyurdu.

    -2015’te Kanadalı Barrick Gold adlı şirketin Arjantin’de işlettiği Veladero altın madeninde siyanür sızıntısı yaşandı. Bin metreküpten fazla siyanürlü atık Potrerillos nehrine karıştı. Yetkililer olayın bir vana sorunundan kaynaklandığını duyurdu.

    PİRHA / ANKARA

  • Adalet nöbetçilerinden Kaz Dağları’ndaki ‘Su ve Vicdan Nöbetine’ destek

    Adalet nöbetçilerinden Kaz Dağları’ndaki ‘Su ve Vicdan Nöbetine’ destek

    Atikhisar Barajı havzasında siyanürlü altın arayan şirkete karşı yurttaşlar, çevre örgütleri ve Çanakkale Belediyesinin başlattığı “Su ve Vicdan Nöbeti” desteklerle sürüyor.

    Çanakkale’nin tek içme ve kullanma suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı havzasında siyanürlü altın arayan şirkete karşı yurttaşlar, çevre örgütleri ve Çanakkale Belediyesinin başlattığı “Su ve Vicdan Nöbeti” desteklerle sürüyor. Nöbete destek veren Adalet Nöbeti’nden avukatlar, tüm temel haklar için nöbet tuttuklarını belirterek, herkesi yaşam alanlarına sahip çıkmaya çağırdı: “Bu para gözleri durduramazsak çocuklarımıza, torunlarımıza yaşayabilecekleri bir dünya kalmayacak.”

    200 BİNE YAKIN AĞACIN KESİLMESİNE YOL AÇACAK PROJE

    Kanadalı Alamos Gold şirketinin Çanakkale’nin Kirazlı köyünde yürüttüğü altın madeni projesi, Türkiye’de büyük bir ağaç katliamının daha kapısını araladı.

    Uydu görüntülerine göre 200 bine yakın ağacın kesilmesine yol açan proje, halkın ve çevre örgütlerinin tepkisine neden oldu. 6. Filo defol sloganlarının yazılı olduğu pankartlar arasında, maden arama faaliyetine karşı başlatılan ‘Su ve Vicdan Nöbeti’ desteklerle sürüyor. Yedinci gününü geride bırakan nöbete, Adalet Nöbetinden avukatlar destek verdi.

    Ağaç katliamının yapıldığı alana çıkan avukatlar burada bir açıklama yaptı.

    Çanakkale Belediye Başkan Yardımcısı İrfan Mutluay sürece ilişkin bilgi verdi. Cumhurbaşkanının yaşanan sürecin doğrudan sorumlusu olduğunu belirten Mutluay, “Şu gördüğünüz manzarada, bu katliamdan, ülkemiz için nasıl bir katma değer öngörülmektedir” diye sordu.

    “BÜTÜN TEMEL HAKLAR İÇİN NÖBETE DURUYORUZ”

    Adalet Nöbeti adına ilk açıklamayı Avukat Kemal Aytaç yaptı. Aytaç Türkiye’nin her yerinde adalet için mücadele ettiklerini vurgulayarak, “Ülkede son yıllarda nöbetler çoğaldı, bütün temel haklarımız için nöbete duruyoruz. Bu açlığa, bu ihanete dur demek zorundayız. Bugün buna dur diyemezsek yarın bunlar başka yaşam alanlarımızı, başka dağlarımızı, başka ormanlarımızı yok edecektir” dedi.

    “KAZ DAĞLARI BİNLERCE YILLIK MİRASTIR”

    Ardından basın açıklamasını okuyan Avukat Selin Nakıpoğlu, yaklaşık üç yıldır Türkiye’de yaşanan adaletsizliklere karşı Adalet Nöbeti tuttuklarını hatırlattı. Nakıpoğlu, “İşte bugün buraya Kaz Dağları’nda yaşanan adaletsizliğe tepki göstermek için geldik.

    Bugün burada yaşamımızı, geleceğimizi, suyumuzu, ülkemizin akciğerleri olan Kaz Dağlarının sesi olmak adına buradayız. Kaz Dağları binlerce senelik mirastır. Ülkemizin akciğeridir. Doğamızı, ağacımızı, çiçeğimizi, böceğimizi emperyalist şirketlere ve onun yerli işbirlikçisi aç gözlülere peşkeş çektirmeyeceğiz” dedi.

    Tarım Bakanlığı kesilen ağaçların sayısını 13 bin olarak açıkladığını belirten Nakıpoğlu, “Bakana sormak isteriz ki, 13 bin ağaç sizin için ne ifade etmektedir? Bu tam da bahsettiğimiz katliamın itirafıdır. Hepimizin bildiği gibi, orman ekosisteminin oluşması onlarca sene alır. Yokluğu ise en büyük fakirlik demektir. Burada topraklarımızı zehirleyen zihniyet para uğruna dünyayı mahvediyor. İklim değişiyor. Kutuplardaki buzullar eriyor. Deniz seviyesi yükseliyor. Sık sık sel felaketleri yaşıyoruz. Bu paragözleri durduramazsak çocuklarımıza, torunlarımıza yaşayabilecekleri bir dünya kalmayacak” ifadelerini kullandı.

    Herkesi adaletsizliğe karşı çıkmaya çağıran Nakıpoğlu, “Artık burası da bizim adalet nöbeti tutacağımız bir alan. Buradayız. Burada olmaya devam edeceğiz” dedi.

    MADEN ALANININ YÜZDE 98’İ ORMANLIK ALAN

    Bölgede arama ruhsatı verilen yüzlerce maden sahasından sadece biri olan Kirazlı Altın Madeni Projesi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan işletme iznini Mart 2019’da aldı. Alamos Gold’un yerli taşeronu Doğu Biga Madencilik, Danıştay süreci tamamlanmadan Valiliğin ‘Gayrisıhhî Müessese’ iznini imzalamasıyla çalışmaya başladı. Orman Müdürlüğü de ağaç kesimine izin verdi. Projenin onaylanan Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna göre 45 bin 650 ağacın kesilmesi öngörülüyordu. Ancak haziran ayının ortasında yapılan çalışma sonucu kesilen ağaç sayısı ÇED raporunda belirtilenin yaklaşık dört katına çıktı, buna göre maden sahası ve yol bağlantıları için yaklaşık 195 binin üzerinde ağaç kesildi.

    Çanakkale merkeze 30 km uzaklıkta olan maden alanı, aynı zamanda Çanakkale’nin tek su kaynağı olan Atikhisar Barajı ile aynı su havzasında yer alıyor.

    Yüzde 98,7’si orman alanında olan maden alanında 18 memeli, 41 kuş, 10 sürüngen ve 117 böcek türü yaşıyor. Orman 283 farklı bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Proje alanında tespit edilen türlerin yedisi dünyada sadece Türkiye’de yaşıyor. (Kaynak/EVRENSEL)