Etiket: alanya

  • Doğa, su kaynakları ciddi kirlilik içinde; Alanyalı doğaseverler dernek kuracak-VİDEO

    Doğa, su kaynakları ciddi kirlilik içinde; Alanyalı doğaseverler dernek kuracak-VİDEO

    PİRHA- Alanya’da doğada ciddi bir kirlenme var. Alanya’da gönüllüler bir araya gelerek sahillerde, dağlık alanalarda ve ilçenin farklı noktalarında atılan çöpleri topluyor. Doğaseverler Filiz Şaroğlu ve İbrahim İşli  “Doğaya sahip çıkmak ve korumak zorundayız. Yoksa küresel ısınma ile birlikte geleceğimiz tehlike altında” diye belirttiler. 

    Türkiye’nin pek çok yerinde olduğu gibi Antalya’nın Alanya ilçesinde de doğa kirletiliyor. Doğaseverlerin çalışmasıyla kaynak sular ve doğa korunmaya çalışılıyor.

    Doğasever, aynı zamanda PSAKD Alanya Şube Sekreteri, emekli öğretmen Filiz Şaroğlu ve doğasever İbrahim İşli Alanya’da yaptıkları çalışmaları PİRHA’ya anlattılar.

    DOĞA VE SU KAYNAKLARI CİDDİ BİR KİRLİLİK İÇERİSİNDE

    Doğaseverler olarak doğada gördükleri kirlilikten dolayı çok rahatsız olduklarını ifade eden Filiz Şaroğlu, “Doğaya gittiğimizde sık sık temizlik yapıp, toplayıp bireysel olarak getiriyorduk. Sonra bunun böyle olmaması gerektiğini düşündük. İsmail İşli arkadaşla birlikte bunu bir kurumlaştırma adı altında yapalım ve birçok kişiye yayalım istedik. Doğada yapacakları çalışmalarla bir sinerji oluşturma durumunda Alanya genelinde ve tüm ülkeye yaymayı amaçlıyoruz” dedi.

    Doğanın ve su kaynaklarının ciddi bir kirlilik içerisinde olduğuna dikkat çeken Şaroğlu “Hem doğaya sahip çıkmak, hem kaynak suları korumak amacıyla zaman zaman bir araya gelip gönüllü arkadaşlar temizlik yapıyoruz” diye ifade etti.

    “İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ KENTİ YAŞANILABİLİR HALE GETİRMEK İSTİYORUZ”

    Ağaç dikmeyi de planladıklarını, bulundukları kenti daha güzel ve daha yaşanılır hale getirmek istediklerini belirten Şaroğlu şunları kaydetti:

    “Ağaç dikmeyi yaygınlaştırmak gibi hedeflerimiz var. Biz biliyoruz ki bu eğitim işi, o yüzden öğretmenlerle de iş birliği yapıp Alanya genelinde bağlı bulundukları kurumlarla, sendikalarla da iletişime geçip öğrencilere bilgi aktarmak ve onları küçük küçük projeler içerisine sokmak eminim çok iyi gelecektir.

    “GÖNÜLLÜLÜK ESASINA GÖRE ÇALIŞIYORUZ”

    Amacımız tamamen gönüllülük esaslı, herhangi bir beklentimiz yok. Gönüllü çalışan bir grubumuz var. Biz bunu bir dernek haline getirmeyi planlıyoruz. Çünkü daha kurallı ve kurumsal olarak hareket etmemiz daha kolay. Zannediyorum daha iyi şeyler yaşayacağız. Çünkü biz doğada bulunan tüm canlıların eşit olduğu ve yaşama hakları olduğuna inanan bir düşünceye sahibiz. Dolayısıyla her canlı temiz ve yaşanılır bir dünyada yaşamayı hak ediyor. Buradan hareketle tüm insanları bu duyarlılığa çekmeye çalışıyoruz.”

    “SU KAYNAKLARI VE DERELER ÜZERİNDE ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜYORUZ”

    Doğasever İsmail İşli ise konuşmasında, “Alanya Su Kaynaklarını Koruma Topluluğu olarak dernekleşme çalışması yapıyoruz. Şu an hala topluluk durumundayız. Ben de bu topluluğun hem kurucusu hem de üyelerindenim. Gönüllü çalışma yapıyoruz” dedi.

    Alanya’da gittikleri yerlerde özellikle su kaynakları ve dereler üzerinde çalışmalar yürüttüklerini belirten İşli, “İnsanlarımızın bırakmış olduğu çöpleri ve benzeri geri dönüşüm malzemelerini topluyoruz, bunları ulaşabildiğimiz yerlere ulaştırmaya çalışıyoruz” diye belirtti.

    “DOĞADA ÇOCUK BEZİ ÇOK GÖRÜYORUZ”

    Şu anda 6 kişi olduklarını, kurucu üyeleri çoğaltmak istediklerini dile getiren İsmail İşli, şöyle devam etti:

    “Bir grup kurduk çok da güzel oldu, çok iyi tepkiler alıyoruz. Alanya olarak çok fazla kirliliği olan ilçedeyiz. Çünkü geleni gideni çok olan bir ilçe. Dünyanın her tarafından insanlar geliyor ama üzülerek şunu söyleyebilirim ki en çok maalesef bizler çevreyi kirletiyoruz. Ülke dışından gelen misafirler çevreye karşı çok daha duyarlılar. En çok gözümüze çarpan ve toplarken en çok üzüldüğümüz şeylerden bir tanesi de çocuk bezi. Çok fazla görüyoruz. Bu atılanlar doğada sulara karışıyor derelere karışıyor ve denizlerimize kadar iniyor.”

    “TOPLUMU BİLİNÇLENDİRMEYE DAYALI ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜYORUZ”

    Burada yaptıkları çalışmanın temizlemenin dışında bir uyandırma bir bilinçlendirme olduğunu vurgulayan İsmail İşli, “Çünkü istiyoruz ki çığ gibi büyüyelim, çoğalalım ve bu bilince ulaşalım. Yoksa küresel ısınma ile birlikte geleceğimiz tehlikede. Dağlardan akan sulardan bu işi başarabilirsek denizlerimize ulaşmayacak ve içtiğimiz sulara, barajlara ulaşmadan bunları çözmeye çalışıyoruz. Şimdilik küçük bir grubuz ve çığ gibi büyüyoruz aslında. Her hafta yeni insanlar katılıyor, gittiğimiz yerlerden çok iyi tepkiler alıyoruz. Özellikle halka açık piknik alanlarında çok fazla kirlilik var. Alanya Belediyesi ile birlikte buradaki kaymakamdan çok güzel tepkiler aldık. Umarım sonbaharda dernekleşme olur. Dernekleştiğimizde biraz daha kurumsal hareket ederek, Alanya’da bir örnek çıkarız. Manavgat ve Gazipaşa ilçelerine bu çalışmaları yaymayı planlıyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ALANYA

  • Altun: Belediyenin katkılarıyla yapılan aşure, beraberliğin ruhunu yansıtmıyor-VİDEO

    Altun: Belediyenin katkılarıyla yapılan aşure, beraberliğin ruhunu yansıtmıyor-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Alanya Şube Başkanı Meral Altun, 1997 yılından bugüne üyelerinden ve dostlarından gelen bağışlarla aşure lokmalarını paylaştıklarını belirtti. Altun, “Aşure beraberliğin ve dayanışmanın ruhunu ifade ediyor. Belediyelerden alınan aşurelerle yapılan paylaşımlarda bir dayanışma, bir beraberlik ruhu, bir emek yok” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Alanya Şube Başkanı Meral Altun, yaptıkları faaliyetleri PİRHA’ya anlattı.

    BELEDİYENİN KİRACISIYIZ HERKES NE ÖDÜYORSA BİZDE AYNI PARAYI ÖDÜYORUZ”

    Meral Altun, derneğin 1997 yılından bu yana faaliyette olduğunu belirterek, “Şu anda belediyenin yerinden oturuyoruz. 3 yılda bir ihaleye giriyoruz, her ay kiramızı ödüyoruz. Herkes ne ödüyorsa biz de onu ödüyoruz. Kesinlikle belediyeden kiramızı az ödeyelim diye bir talebimiz olmadı. Hem cemevinin yerinin hem de derneğimizin bulunduğu yerin kirasını, elektrik ve su faturalarını üyelerimizin ve dostlarımızın katkılarıyla kendimiz ödüyoruz” diye belirtti.

    “ŞİMDİYE KADAR HİÇBİR KURUMDAN ELEKTRİK VE SU PARASI İSTEMEDİK”

    Şimdiye kadar hiçbir kurumdan elektrik ve su parası gibi bir talepleri olmadığını belirten Altun, “Şimdiye kadar Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan şubemize bir ziyaret olmadı. Eğer gelecek olurlarsa da onlara söyleyeceğimiz tek şey ‘cemevlerimizi yasal statüye kavuşturun’ olacak. O zaman elbette sorulduğunda elektrik, su paramızı ödeyin, diye bir cevabımız olacaktır” ifadelerini kullandı.

    “BELEDİYENİN KATKILARIYLA YAPILAN AŞURE BERABERLİĞİN RUHUNU YANSITMIYOR”

    Aşurenin, birliğin ve beraberliğin simgesi olduğunu belirten Meral Altun, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Alanya Şube olarak 1997 beri her yıl geleneksel olarak aşure lokmasını veriyoruz. Üyelerimizden, dostlarımızdan gelen katkılar ve bağışlar bir havuzda toplanıyor. Bu toplanan paralarla eksikliklerimizi alıyoruz. Sadece maddi bağış değil, pişirilmesinde, taşınmasında, yapılmasında, dağıtımında sevdiklerimizin dostlarımızın emeği var. Kesinlikle birlik ve beraberliğin simgesi olan aşurenin bu şekilde yapılmasından yanayız. Belediyelerden alınan aşureler sipariş usulü bence. Bir emek yok, bir birliğin bir beraberliğin simgesi değil. Böyle olunca dayanışma ruhu da olmuyor. Biz derneğimizde kesinlikle bunu yapıyoruz. Çünkü dayanışma ruhu var. Herkes bir şekilde elini taşın altına koyuyor.”

    Cebrail ARSLAN/ALANYA

  • Yurttaşlardan köpeklerin katledilmesini öngören yasaya tepki: Yasa geri çekilsin- VİDEO

    Yurttaşlardan köpeklerin katledilmesini öngören yasaya tepki: Yasa geri çekilsin- VİDEO

    PİRHA- AKP -MHP iktidarı tarafından sokakta yaşayan köpeklerin öldürülmesine dair yasanın parlamentoda onaylanmasına tepki gösteren yurttaşlar,” Bu hayat sadece bize ait değil. Biz doğamızda bulunan tüm canlılarla ortak yaşamı oluşturmak zorundayız. Bu yasa kesinlikle geri çekilmelidir” dedi. 

    Sokakta yaşayan hayvanların katledilmesini öngören yasaya karşı tepkiler artarak sürüyor. Sokak hayvanlarını katletme, ötanazi yasası olarak nitelendirilen yasaya karşı tepki gösteren yurttaşlar PİRHA mikrofonuna konuştu.

    “DOĞADA BULUNAN BÜTÜN CANLILAR BİZİM İÇİN CANDIR

    Bu yasayı uyutma şeklinde ifade etmenin çok komik bir yaklaşım olduğunu belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Alanya Şube Sekreteri Filiz Şaroğlu, “Bu yasayı desteklemek ya da kenarından köşesinden olabilir gibi bakmak imkânsız” dedi.

    Düşünce olarak bütün canlılara can olarak baktıklarını vurgulayan Şaroğlu, “Bitkiler, hayvanlar, insanlar herkesi kapsar ve bu dünya herkese ait. Önce o canların yaşam alanlarını kısıtlayıp daha sonra suçlu gibi katledilmesi kabul edemeyiz. Uyutulma çok komik bir kelime, hafifletilmeye çalışılıyor” diye belirtti.

    “KİMSE BU YASAYA GÖZ YUMMAYACAK

    “Bu hayvanlara bu kadar cana nasıl kıyacaklar”diye tepki gösteren PSAKD Alanya Şube üyesi Fatoş Koç da “Vicdanları buna nasıl el verecek halk olarak göreceğiz. Kimse buna göz yummayacak bunu çok iyi biliyorum” diye belirtti.

    “SOKAK HAYVANLARININ UYUTULMASI ÇOK KORKUNÇ, BİR AN ÖNCE VAZGEÇİLMELİ”

    Hayvanlardan ayrı bir yaşamın düşünülemeyeceğini belirten çevre aktivisti İbrahim İşli, “Bir çevreci olarak çevreden ayrı bir yaşam düşünemediğimiz gibi tabii ki hayvanlarla birlikte yaşamayı bilmek ve öğrenmek gerekiyor. Onların uyutulması ya da buna benzer senaryoların düşünülmesi bize göre korkunç. Bundan bir an önce bu yanlıştan dönülmeli. Ülkemiz bunun için çok uygun, hayvanları asla ve asla uyutmaya gerek yok” dedi.

    “DOĞADA BULUNAN BÜTÜN CANLILARIN YAŞAM HAKKI VARDIR”

    Doğada bulunan her canlının yaşam hakkı olduğuna inandığını belirten Dilek Oğuz ise “Anayasadan hayvanseverler adına mahkemeden olumlu kararlar çıkmasını bekliyorum. Belediyelerin bu konuyu çözebileceğini düşünüyorum” dedi.

    “HAYVANLAR BİZİM HAYATIMIZIN BİR PARÇASI”

    PSAKD Alanya Şube Yönetim Kurulu üyesi Kemal Koldakoç da şunları kaydetti:

    “Aslında hayvanlar üzerinden baktığınızda son günlerde gündemi değiştirmek için ve gündemin bu kadar yoğun bu kadar yoksulluğun arttığı, bu kadar sıkıntıların yoğunlaştığı, ekonomik sorunlarımızın büyük boyutlara çıktığı bir dönemde bir yasayı topluma dayatmaya çalışıyorlar. Bu yasa bir katliam yasası. Zaten devletin şu ana kadar yaptığı çok fazla bir şey yoktu. Yurttaşlar bu konuda gerçekten her geçen gün daha bilinçli, daha duyarlı bir yaşam biçimi oluşturdular. Onları yaşamdan kopartmak, izole etmek gibi bir anlayışı kesinlikle kabul etmiyoruz. Anayasa Mahkemesi bu yasayı mutlaka iptal etmelidir. Bu yasa bizim kabul edebileceğimiz bir yasa değildir. Biz Aleviler canlarımızın, köpeklerimizin, diğer hayvanların kesinlikle bu hayattan kopartılmalarına, kötü yaşam koşullarında yaşatılmalarını kesinlikle reddediyoruz, kabul etmiyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ALANYA

     

  • PSAKD Alanya’da aşure paylaştırdı; ‘Yolumuz bizim yaşam kanunumuzdur’-VİDEO

    PSAKD Alanya’da aşure paylaştırdı; ‘Yolumuz bizim yaşam kanunumuzdur’-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Alanya Şubesi, Kadıpaşa’da aşure lokmalarını paylaştı. PSAKD Alanya Şube Sekreteri Filiz Şaroplu, “Artık gelinen noktada toplumsal birliği güçlendirmek, kardeşlik ve barış duygularını pekiştirmek, zulme ve haksızlığa karşı çıkmak gerekir” dedi.

     

    Muharrem orucunun ardından aşure lokmaları pay edilmeye devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Alanya Şubesi aşure lokmasını paylaştı.

    “YEZİT’İN VAHŞETİNİ LANETLERİZ”

    Aşure paylaşımından önce Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Alanya Şube Sekreteri Filiz Şaroğlu yaptığı konuşmada, “Alevi toplumu olarak bugün burada Kerbela Katliamı’nı ve İmam Hüseyin’i anmak için Aşure ile varlığımızı, birliğimizi simgelemek amacı ile siz değerli dostlar ve canlarımızla lokmamızı paylaşmak istedik. Alevilere göre oruç denildiğinde öncelikle 12 İmamlar akla gelir. Muharrem ayı dendiğinde ise katliam aklımıza gelir ve imam Hüseyin’in Kerbela’daki direncini anarız, Yezid’in İmam Hüseyin’e ve ailesine yaptığı vahşeti ise lanetleriz” dedi.

    “ALEVİ YOLUNA, İNANCINA SAHİP ÇIKMALIYIZ

    Şaroğlu, şöyle devam etti:

    “Bizler Alevi inancına, yoluna, kimliğine sahip çakan bireyler olarak Zeynep Ana kadar cesur olmamız gereken zamanlardan geçiyoruz .Hala Muaviye’nin bıraktığı kötülük ateşi semalarda kol geziyor. İşte tam bugünlerde fikirlerimiz, duruşumuz net olmalı. Bu konuda şüpheye düşmeden, korkmadan, bu Yolun talibi olmak dışında bir şansımız yok. Bu Yol varoluştan beri bizim yaşam kanunumuzdur. Elimizin, belimizin, dilimizin, içtiğimiz suyun gözesi, paylaştığımız lokmamızın zerresidir.

    “GEÇMİŞİN VE BUGÜNÜN KATLİAMCI ZİHNİYETİNİ TEŞHİR EDELİM

    Yaşadığımız katliamları hatırlayarak ve canlarımıza anlatarak, dünün ve bugünün Yezid’inin katliamcı zihniyetini teşhir ederek birlikteliğimizi büyütüp güçlendirerek, bu zalimlerin sevgisizliğine, katliamcılığına karşı onurlu insan sevgisini rıza şehrine çevirerek cevap olabilmeliyiz. Tuttuğumuz oruçlar, verdiğimiz lokmaları, şehitlerimize adayarak büyük bir sahiplenme duygusu geliştirmeyiz.”

    Abdal Musa Kültür Tanıtma Derneği Eşit Başkanı/ Yol Yürütücüsü Süleyman Demir’in söylediği deyişlerle semah dönüldü, okuduğu lokma gülbenginin  adından lokmalar paylaşıldı.

    Cebrail ARSLAN/ALANYA

     

     

  • Alanya’da üniversite öğrencisinin mezun olamadığı için intihar ettiği iddia edildi

    Alanya’da üniversite öğrencisinin mezun olamadığı için intihar ettiği iddia edildi

    PİRHA-Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi öğrencisi 23 yaşındaki Ronya Koç’un mezun olamadığı için intihar ettiği iddia edildi

    Büyük Alanya gazetesinden Alper Kutay’ın haberine göre Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi’nin Konaklı Şehir Stadyumu’nda düzenlenen mezuniyet gecesine mezun olamadığı için katılmadığı iddia edilen Diş Hekimliği Fakültesi öğrencisi Ronya Koç’un, Terken Hatun Kız Öğrenci Yurdu’nda canına kıydığı ileri sürüldü.

    Üniversite yönetimi sosyal medya hesaplarından taziye mesajı yayınlarken, isminin açıklanmasını istemeyen bir kız öğrenci, gazeteci Alper Kutay’a gönderdiği mesajda şu iddialara bulundu:

    “Bugün Alanya Aladdin Keykubat Üniversitesi Terken Hatun Kız Öğrenci Yurdu’nda diş hekimliği öğrencisi bir kız, hocaların ego tatmini ve kompleksleri yüzünden sınıfta bırakıldı ve intihar etti. Hakkımız helal değil hocam, bu gece rahat uyumayın.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Veli-Der’den depremzede kardeşleri yurttan atan lise yönetimi hakkında suç duyurusu

    Veli-Der’den depremzede kardeşleri yurttan atan lise yönetimi hakkında suç duyurusu

    PİRHA- 6 Şubat depreminde göçük altında kalan ikiz kardeşlerin, Alanya’da kaldıkları okul yurdunda beraber uyumaları nedeniyle ‘eşcinselsiniz’ denilerek yurttan atılmasıyla ilgili Veli-Der Antalya Şubesi, Alanya Mevlüt Çavuşoğlu Spor Lisesi yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Antakya’da depreme yakalanan ve 4,5 saat göçük altında kalan kardeşler, Alanya’da kaldıkları Mevlüt Çavuşoğlu Spor Lisesi yurdunda beraber uyumaları nedeniyle ‘eşcinsel’ denilerek yurttan atıldı.

    Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Antalya Şubesi, kardeşlerin atılması sonrası Alanya Mevlüt Çavuşoğlu Spor Lisesi idari kadrosu hakkında Antalya Adliyesi’nde suç duyurusunda bulundu.

    DEPREMZEDE KARDEŞLER, ‘SİZ EŞCİNSELSİNİZ’ DENİLEREK YURTTAN ATILMAK İSTENDİ

    Antalya Adliyesi önünde açıklama yapan Veli-Der Şube Başkanı Tülin Koç, depremzede öğrencilerin deprem sonrası yaşadıkları travma sonucunda birlikte yatmaya başladıklarını belirtirken, Yurt Müdür Yardımcısının çocukların babasını arayarak, kızlarının eşcinsel olduğunu, okulda ve yurtta kızların istenmediğini, kızların kayıtlarını almasını söylediğini aktardı.

    Veli-Der Antalya Şube Bakanı Tülin Koç, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Antakya’da depreme yakalanan ve 4,5 saat boyunca göçük altında kalan 16 yaşındaki Kick Boks da kendi yaş gruplarında dünya birincisi ve dünya üçüncüsü olan Türkiye’yi uluslararası arenada başarılı bir şekilde temsil eden sporcu tek yumurta ikizi depremzede kız kardeşler, okula devam edebilmek için kayıtlarını Alanya Mevlüt Çavuşoğlu Spor Lisesi’ne aldırıyor, aynı okulun yurdunda da konaklamaya başlıyorlar. Babanın aktardığına göre çocuklardan biri göçük altında kalmanın korkusuyla kardeşiyle aynı yatakta uyumaya başlıyor. Öğrencilerden biri birlikte uyuyorlar diyerek ikizleri yurt yönetimine şikayet ediyor. Yurt rehber öğretmeni çocukların durumunu analiz etmek yerine ‘siz eşcinselsiniz’ diyerek suçluyor. Daha sonrada Yurt Müdür Yardımcısı babasını arayarak, kızlarının eşcinsel olduğunu, okulda ve yurtta kızların istenmediğini , kızların kayıtlarını almasını söylüyor. 15 Aralık akşamı yönetim, öğrencileri hiçbir gerekçe göstermeden yurttan atıyor. Öğrenciler o geceyi babalarının bir tanıdığının evinde geçiriyor. 5 Ocak tarihinde okul müdürü çocukları disipline sevk ettiklerini, babanın gelip kayıtlarını almasını istiyor. Çocuklar yaklaşık 40 gündür psikolojik baskı altında. Görünen o ki; göçük altında 4,5 saat kalan sonrasında yaşama tutunmaya çalışan çocuklarımız gerekli psikososyal destek alamadıkları ve hala kendilerini güvende hissedemedikleri için birlikte uyuma ihtiyacı hissediyorlar.
    Çocuğun üstün yararı gereği iddialar kabul edilemez olup, savcılık tarafından ivedilikle soruşturma başlatılması gerekmektedir.”

    “ÇOCUKLARIN TEMEL HAKLARININ TESİSİNİN SAĞLANMASI ELZEMDİR”

    Kardeşlerin, yaşadıkları travma nedeniyle psiko-sosyal destek hükümleri uyarınca destek almaları gerekirken, tam tersi tehdit altında bırakıldığına vurgu yapan Tülin Koç, “Örgün eğitimin dışına çıkartılmaya çalışılması ve okula ait yurtla ilişiklerinin kesilmesi sebebiyle, sorumlular hakkında vakit kaybetmeden TCK 112/1.a, TCK 112/1.b, TCK 112/1.c uyarınca soruşturma açılarak, çocuklarımızın temel haklarının tesisinin sağlanması elzemdir.

    Aynı şekilde kamu kurumlarının verdiği hizmetlerden biri olan, devlete bağlı öğrenci yurtlarından çocuklarımızın hukuka aykırı olarak ilişiklerinin kesilmesi de TCK 113/1.b uyarınca mevzuata aykırılık teşkil etmekte olup, soruşturma konusu yapılması gerekmektedir.
    Söz konusu iddialar, anayasaya da aykırılık teşkil etmekte olup, cebir kullanmak koşulu ile anayasanın ihlali söz konusudur. Şöyle ki;
    Anayasa madde 41. Uyarınca devlet çocukların üstün yararını karşılamakla mükelleftir, lakin iş bu olayda Anayasa madde 42/1 ‘Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.’ Hükmünün açık bir şekilde cebir kullanarak ihlali söz konusu olup, sorumluların tespit edilerek TCK 309/1 uyarınca haklarında soruşturma başlatılması gerekmektedir.

    Bu olayda gerek asli gerek ise de dolaylı olarak bulunan şahıslar görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle TCK 257/1 uyarınca görevi kötüye kullanma suçunu işlemişlerdir. İlgili kanun hükümlerince şahıs veya şahıslar hakkında aynı şekilde soruşturma açılması önem teşkil etmektedir” dedi ve Veli-Der olarak konunun takipçisi olacaklarını belirtti.

    PİRHA/ANTALYA

  • Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler Alanya’da anıldı-VİDEO

    Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler Alanya’da anıldı-VİDEO

    PİRHA-Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler katliamın 30. yıl dönümünde Alanya’da anıldı. Yapılan açıklamada, “Madımak Katliamı’nı ve insanlığa karşı işlenmiş tüm suçları unutmayacağız, unutturmayacağız, hesabını soracağız” denildi.

    Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler, katliamın 30. yıl dönümünde Alanya’da anıldı. Yapılan açıklamada, katliamlarla yüzleşilmesi ve hesap verilmesi istendi.

    Alanya’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin çağrısı ile Atatürk anıtı önünde yapılan demokratik kitle örgütleri yöneticileri ve PSAKD üyelerin katıldığı anmada ortak basın metnini PSAKD Alanya Şubesi yöneticisi Filiz Şaroğlu okudu.

    Şaroğlu  “2 Temmuz 1993 Cuma günü, Madımak Oteli’nde yapılan katliamın üzerinden 30 yıl geçti. 4. Pir Sultan Abdal’ı Anma Etkinliklerinde gerici, ırkçı, faşistler tarafından, 33 aydınımız, ozanımız, sanatçımız, semah dönen gençlerimiz, kısacası aydınlık geleceğimiz, Madımak Oteli ateşe verilerek katledilmiştir” dedi.

    “SİVAS MADIMAK KATLİAMI İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ BİR SUÇTUR”

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Katliamın üzerinden 30 yıl geçmesine rağmen, katliamın hesabı verilmemiş, arkasındaki gerçek sorumlular açığa çıkarılmamış, adalet yerini bulmamıştır. Katillerin çoğu affedilmiş, yurt dışına çıkarılmış, normal yaşamlarına devam etmiştir. Tutuklu olanlar serbest bırakılmıştır. 30 yıllık hukuk mücadelesinde adeta aileler, Alevi örgütleri ve vicdanlar yargılanmıştır. Cafer Erçakmak ve 7 kişinin yargılandığı davanın zaman aşımı kararı, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından “milletimize hayırlı olsun” diyerek karşılanmıştır. Firari 3 sanık yönünden devam eden mahkeme süreci de zaman aşımına uğratılmaya çalışılmaktadır. Herkes bilmelidir ki, Sivas Madımak Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olamaz.

    “BU BİLİNÇLİ SEÇİLMİŞ BİR ALEVİ KATLİAMIDIR”

    Madımak Katliamı, toplumun ayrışması, kutuplaştırılması için bilinçli seçilmiş bir Alevi katliamıdır. Yaşadıklarımız, bize bir kez daha göstermiştir ki örgütlü olmayan halklar ezilmeye, asimile olmaya, sömürülmeye ve katledilmeye mahkûmdurlar. Dün Madımak Oteli’ni kuşatanlar, devlet kadrolarında işe alınmış hatta milletvekili yapılmıştır. Devlet, Maraş, Sivas, Çorum, Dersim, Malatya katliamlarında olduğu gibi Madımak Katliamı ile de yüzleşmediği için Gazi, Ümraniye, 10 Ekim, Roboski, Suruç gibi katliamları yaşadık. Katliamlar, ancak amasız fakatsız yüzleşilerek aydınlatılabilir. Katliamların arkasındaki gerçek faillerin açığa çıkarılması için bu bir zorunluluktur.

    “İMAMLARIN YERİ CAMİLERİDİR OKULLARI ÖĞRETMENLERE BIRAKIN”

    Siyasal İslam referansı ile ülkeyi yönetmek isteyenler, laikliğe savaş açıyor, tüm müfredatı dinselleştiriyor, okullara imamlar göndererek tüm okulları imam hatip liselerine çeviriyor. ÇEDES Projesi adı altında eğitimi tarikatlara, çocuklarımızı imamlara teslim ediyor. Yüksek sesle bir kez daha haykırıyoruz.

    Aleviliği baskı altında tutmak, asimile etmek adına ziyaret adı altında, dergahlarımıza, inanç merkezlerimize gelen Cumhurbaşkanının kutsal sembollerimizi duvarlardan indirtmesi, adeta bize parmak sallamaktır. Yaratılan bu atmosferden cesaret alanlar cemevlerimize saldırıyorken, Aleviliğin içini boşaltma hedefiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı ‘’Alevi Bektaşi Kültür Dairesi’’ kurarak, Alevilerin kimliğini ve inancını yok sayan, Sünnileştiremediği Aleviliği ise yok etmeye programlı asimilasyon politikası izlemeye devam ediyor.

    Madımak Oteli’nde bizleri yakanlar, depremde on binlerce canımızı göçük altında bırakanlardır. Üzerinden yüz elli gün geçmesine rağmen deprem bölgesindeki canlarımızın önemli bir kısmı halen sağlıksız ve hastalık saçan ortamlarda, çadırlarda yaşamaktadır.

    “TÜRKİYE TARİHİNİN EN IRKÇI, DİNCİ, FAŞİST MECLİSİ OLUŞTU”

    Bugün Türkiye tarihinin en gerici, ırkçı, dinci ve faşist meclisi oluşmuştur. İktidar seçim süresi boyunca bir Alevinin cumhurbaşkanı adayı olmaması ve seçimi kazanmaması için her türlü hakaret, iftira ve yalan kurgularla kimlik siyaseti ve Alevi düşmanlığı yaparak toplumu kutuplaştırmıştır. Örneğin seçim sürecinde Erzurum’da İmamoğlu’na yapılan saldırı bize bir kez daha Madımak Katliamı’nı hatırlatmıştır.

    Değerli canlar bir kez daha yineliyorum, kadın cinayetleri politiktir. Bu, utancın ve kara lekenin politikası İstanbul Sözleşmesi’nden çekilenlerdir. Her geçen yıl kadın cinayetleri ve istismarları katlanarak artarken cezasızlık politikası beraberinde yeni cinayet ve tacizleri getirmektedir.

    “AKP DEMEK YOKSULLUK, AÇLIK VE SEFALET DEMEKTİR”

    AKP demek yoksulluk, açlık ve sefalet demektir. Artık emekçilerin kabuslarından başka kaybedeceği bir şey kalmamıştır. Ülke nüfusunun neredeyse tamamı açlık ve yoksulluğa karşı mücadele verirken, bir avuç iktidar yanlısı lüks ve şatafat içinde yaşamaktadır. AKP anlayışı, ‘ezilenlere din, iman, yandaşlara han hamam’ siyaseti yürütmektedir.

    Aleviler olarak bir kez daha diyoruz ki;

    Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir ve anayasal güvence altına alınmalıdır.

    Kapatılan ve el konulan Dergâhlarımız gerçek sahibi olan biz Alevilere geri verilmelidir.

    Her türlü ayrımcılık son bulmalı ve kime karşı olursa olsun nefret söylemleri en ağır biçimde cezalandırılmalıdır.

    Alevi köylerine cami yapılmasından vazgeçilmeli, Alevilerin kutsal mekanlarına yapılmak istenen baraj, hes, maden ve taş ocağı projeleri derhal iptal edilmelidir.

    Din dersleri, tüm eğitim kurumlarının her kademesinden kaldırılmalı, eğitimin içeriği bilimsel ve çağdaş normlara kavuşturulmalıdır.

    Alevi inancının asimilasyonu ve yaşamın her alanının gericileştirilmesinin kurumsal karşılığı olan, laik ve demokratik cumhuriyetin önündeki en büyük engel Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılıp, lağv edilmelidir.

    Devlet, tarihimizle ve yaşatılan katliamlarla yüzleşmeli ve hesabını vermelidir. Madımak Oteli utanç müzesi olmalıdır.

    Bütün bu taleplerimizle katliamın 30. yılında buradayız ve bir aradayız.

    Adalet için, barış için, demokrasi için bir arada kardeşçe yaşamak için buradayız, En temel talebimiz olan eşit yurttaşlık hakkımızı haykırmak için buradayız.

    Biz Aleviler, kimsenin inancından, kimliğinden, dilinden, kültüründen, cinsiyetinden dolayı ötekileştirilmediği, horlanmadığı, öldürülmediği, herkesin barış içinde bir arada kardeşçe yaşadığı, hakça bölüşümün esas alındığı, savaşların ve sömürünün son bulduğu kısacası inancımızda Rıza Şehri olarak tarif edilen bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu dünyayı bütün ötekiler ile birlikte inşa edeceğiz. Madımak Katliamı’nı ve insanlığa karşı işlenmiş tüm suçları unutmayacağız, unutturmayacağız, hesabını soracağız.

    Unutmak; başta inancımıza, direncimize, tarihsel bilincimize, Kerbela’daki Hüseyni duruşa, Enel Hakk’tan geçmeyen Hallac-ı Mansur’a, Baba İlyas’tan Kalender Şah’a, dar ağacındaki Pir Sultan Abdal’dan günümüze, hak ve hakikat mücadelesinde inançları uğruna bedel ödeyenlere ihanettir.

    Unutmak; Asım Bezirci’nin kalemine, Hasret Gültekin’in bağlamasına, Nesimi Çimen’in curasına, Asuman Sivri’nin semahına, Koray Kaya’nın düşlerine ihanettir.”

    PİRHA/ALANYA

  • Mersin’de, katledilen Dr. Melek Bağçe için açıklama: İktidar şiddeti körüklüyor-VİDEO

    Mersin’de, katledilen Dr. Melek Bağçe için açıklama: İktidar şiddeti körüklüyor-VİDEO

    PİRHA-Alanya 5 No’lu Aile Sağlık Merkezi’nde (ASM) boşanma aşamasındaki erkek tarafından öldürülen Dr. Melek Bağçe’ye dair Mersin Tabip Odası ve SES Mersin Şubesi, basın açıklaması yaptı. Açıklamada, şiddeti meşrulaştıran, körükleyen iktidarın; başta kadınlar, çocuklar, gençler, LGBTİ+lar olmak üzere toplumun bütün kesimlerinde baskı, sindirme ve korku iklimi yaratmak amacıyla sürdürdüğüne dikkat çekildi.

    Mersin Tabip Odası ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Mersin Şubesi, geçtiğimiz günlerde Alanya 5 No’lu Aile Sağlık Merkezi’nde (ASM) boşanma aşamasındaki erkek tarafından öldürülen Dr. Melek Bağçe’ye dair basın açıklaması yaptı. Eğitim-Sen Mersin Şubesi’nde yapılan açıklamaya demokratik kitle örgütü temsilcileri destek verdi.

    Kurumlar adına açıklamayı okuyan Dr. Reyhangül Baloğlu, Bağçe’nin katledilmesinin bir ilk olmadığının altını çizerek, “Şiddeti meşrulaştıran, körükleyen, hatta sürekli olarak yeniden üreten iktidar ve siyaset dili, başta kadınlar, çocuklar, gençler, LGBTİ+lar olmak üzere toplumun bütün kesimlerinde baskı, sindirme ve korku iklimi yaratmak amacıyla sürdürülmektedir. Dozu giderek artan bu şiddet söylemi, insan ve doğa haklarını hiçe sayan güvenlikçi-militarist-neoliberal politikalarla güçlendirilmektedir” diye konuştu.

    Kadını ve kazanılmış haklarını yok sayan, sahiplenilmesi gereken bir mal gibi gören kadın düşmanı erkek egemen politikalar, alınmayan koruyucu önlemler, işletilmeyen düzenleyici mekanizmalar ve cezasızlık politikaların hayatın her alanını kuşatmaya devam ettiğini vurgulayan Reyhangül Baloğlu, “Bizler biliyoruz ki; kadın cinayetleri politiktir ve bütün kadın cinayetlerinde olduğu gibi kız kardeşimiz Dr. Melek Bağçe’yi yaşamdan koparan fail yalnızca boşanma aşamasında olduğu erkek değil, bu kadın düşmanı politikalardır” şeklinde konuştu.

    İktidarın sağlık çalışanlarının “Sağlıkta şiddete son” çığlıkları duymadığını dile getiren Reyhangül Baloğlu, şunları aktardı:

    “Sağlığın ve yaşamın korunması için hizmet üretilen ve güvenli olması gereken sağlık kurumları, günümüzde eli silahlı erkek faillerin kolayca girip çıktığı, özellikle kadın sağlık çalışanlarına yönelik tacizden cinayete her tür şiddet eylemini gerçekleştirebildiği ortamlara dönüşmüştür. Meslektaşımız Dr. Melek Bağçe’nin çalıştığı Damlataş Aile Sağlığı Merkezi’nde katledilmesine yol açan, şiddete açık olan ve şiddete karşı gerekli önlemlerin alınmadığı bu güvenli olmayan çalışma ortamlarıdır.

    Bir kadını daha kaybetmemek için yaşamdan, sağlıktan, özgürlükten yana ve meslekten bir kişi daha eksilmemek için kadına yönelik her türlü şiddete karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. İnsan haklarına ve onuruna yaraşır, şiddete karşı güvenli çalışma ortamlarını talep etmekten ve mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA/MERSİN

  • Koldakoç: Kimliklerin yok sayılması insan hakları ihlalidir-VİDEO

    Koldakoç: Kimliklerin yok sayılması insan hakları ihlalidir-VİDEO

    PİRHA- Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yayınladığı Alevi başlıklı videoya ilişkin konuşan PSKAD Alanya Şube YK üyesi Kemal Koldakoç, “Ülkemiz olağanüstü bir dönemden geçiyor. Toplumun bütün kesimlerinin savrulduğu taleplerinin dikkate alınmadığı, mevcut hak ve özgürlüklerin, yaşam biçimlerinin tamamen altüst olduğu bir dönem yaşıyoruz” dedi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSKAD) Alanya Şube YK üyesi Kemal Koldakoç, Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yayınladığı “Alevi” başlıklı video hakkında konuştu.

    Seçim sürecinde kendi gerçeklikleri ile yüzleşme fırsatı da bulduklarını ifade eden Koldakoç, “Bir değişim dönüşüm sürecinde başlatmış olduğu yüzleşme aynı zamanda siyasi partilerin şu andaki davranış biçimleri, politik yaklaşımlarının tümüne baktığımızda sanki bu sorunlar daha önceden yokmuş, bugün var olmuş gibi birtakım yaklaşımlar ve çözüm önerileri üzerinden değerlendirmeler yapıldığını görüyoruz” dedi.

    “DEMOKRASİNİN OLMAZSA OLMAZI ORTAK YAŞAMDIR”

    Eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğünün ülke içerisindeki kısıtlılığına dikkat çeken Koldakoç, şunları dile getirdi:

    “Aslında var olanı yok sayma bir insan hakları ihlalidir. Demokrasinin olmazsa olmazı farklı inançların, kültürlerin, dillerin ortak yaşamıdır. Bu ülkede bütün insanlar eşit yurttaşlık hakkı üzerinden demokrasinin tüm kurumlarıyla bütün yurttaşlarına eşit davranması gerekirken bir cumhurbaşkanı adayının bile baskı sonucunda kendi etnik yapısını açıklamak zorunda bırakılmış bir ülkede yaşıyoruz maalesef bunu üzülerek söylüyorum. Biz haklar ve özgürlükler açısından baktığımızda insanların kendi doğuştan getirdiği niteliklerinin tartışma konusu olmasından dolayı ve bunu açıklama ihtiyacı duymasından dolayı üzüntülüyüz. Ama böylesine bir argümanın kullanılması da çoğaltmak için siyasetin elindeki birtakım kozların alınması kullanım alanı olarak ortaya çıkarılmasını engelleyen bir durum olarak da değerlendirmek gerekir.”

    Koldakoç, son olarak, “21 yıllık bir iktidarın toplumun bütün kesimlerinde yarattığı hasarı derleyip toparlayabilmek için şu andaki mevcut iktidara alternatif olarak bir ittifakın, bir birlikteliğin oluştuğu önemli bir süreci de yaşıyoruz. Umarım bu ülkede tüm söylediğim şeylerin diğer boyutlarının artık tartışılmayacağı yeni bir dönemin başlangıcı olacak diye de düşünüyorum. Bu seçim sürecini ve ittifakların aslında bir aday üzerinde yoğunlaşmış olması geçmişten gelen deneyimlerimizin birikimlerimizin sonucunda ortaya çıkan bir durumdur. Bir an önce bu dönemi kapatıp yeni bir dönemin kapısını aralamak yol açmak gerekir” ifadelerine yer verdi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Altun: PSADK olarak Alanya’da depremzedelerin ihtiyaçlarını karşılıyoruz- VİDEO

    Altun: PSADK olarak Alanya’da depremzedelerin ihtiyaçlarını karşılıyoruz- VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği  Alanya Şube Başkanı Meral Altun, Alanya’ya gelen depremzedelerin her türlü ihtiyaçlarını karşıladıklarını, iş imkanı sağladıklarını ve iki buçuk aydır da dernek faaliyetlerine yardımlaşma faaliyetlerinden dolayı ara verdiklerini söyledi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Alanya Şube Başkanı Meral Altun, depremzedelere yönelik derneğin yürütmüş olduğu  yardım faaliyetlerini PİRHA‘ya anlattı.

    Meral Altun, depremin ikinci gününden itibaren başlattıkları yardımları bugüne kadar devam ettirdiklerini söyledi. İki buçuk aydır dernek faaliyetlerine depremzedelere yardım faaliyeti yürüttükleri için ara verdiklerini de belirtti.

    “BİZİM İÇİN HAYAT O ZAMAN DURDU”

    6 Şubat depremiyle birlikte hayatın kendileri için de durduğunu belirten Altun, ilk iki gün ne yapacaklarını bilemediklerini, kendilerini karanlıkta hissettiklerini söyleyerek “Saat 04:17 gibi yüzbinlerce insan enkaz altında kaldı ama biz de enkaz altında kaldık” dedi. Altun ikinci günden itibaren yardım toplamaya başladıklarını belirterek şunları ifade etti:

    “Biz üyelerimizden gelen ilk yardımları Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Alanya Belediyesi’nin yardım çadırlarına yönlendirdik. Çünkü ilk 2 gün ne yapacağımızı bilemiyorduk. Sonra 2. gün gıda toplamaya ve Hızır lokması toplamaya başladık. Alanya’da Hızır yardımı yapmak isteyen üyelerimiz, dostlarımız, canlarımız bize ilettiler. Biz de bu Hızır lokmalarını genel merkez aracılığıyla Adıyaman’a gönderdik. 3. gün 3 araç, yönetim kurulundan iki arkadaşımızla birlikte Samandağ’a götürdüler. 4. gün de Alanya’ya depremzedeler gelmeye başladı. Önce 40 sonra 60 sonra da bütün oteller, depremzedelere otellerini açmaya başladı. 60 bin civarında depremzede otellerde ve yurtlarda kaldı. Bunun dışında gelenlerin bir kısmı da evlerde kaldı, hatta büyük bir kısmı, dört aile bir evde, üç aile bir yerde kaldı.”

    “HER AN ONLARIN YANINDAYIZ”

    Kendilerine ulaşan depremzedelerin her türlü yardımına koştuklarını, iş imkanı sağladıklarını da belirten Altun, tüm yoğunluklarını depremzedelerle dayanışmaya ayırdıklarını bu yüzden de dernek faaliyetlerine ara verdiklerini söyleyerek şunları dile getirdi:

    “Bize kim ulaştı ise onların yardımına koştuk. Gıda olsun, maddi açıdan olsun, kılık kıyafet olsun ihtiyaçların hepsini gidermeye çalıştık, kimseyi boş vermedik. Boş eve yerleşenlerin eşyalarını ayarladık. Yatak, yorganın dışında 20-25 kişi bir evde kalıyorlar. Buzdolabı, çamaşır makinesi, telefon kılık kıyafetler hepsine yardımcı olduk. Her an onların yanlarındayız. Son iki haftadır geri dönüşler başladı. Oteller boşaltıldı, evlerde kalanlardan bir kısmı dönmeye başladı. Yine onlarla irtibatlarımız var. Bize teşekkür etmek için arıyorlar, ihtiyaçlar nüksettiğinde arıyorlar. Biz de elimizden geleni yapıyoruz. Bu son 2,5 aydır da iş ihtiyacı olanlara iş temin ettik. Elimizden geldiği kadar desteklerimizi sürdürdük. Dernek faaliyetlerini 2,5 aydır yapmıyoruz. Koro çalışmamız vardı, bağlama kurslarımız vardı, onların hepsini askıya aldık. Tüm yoğunluğumuzu depremzedelerle dayanışmaya ayırdık. Onlarla irtibatımız hala devam ediyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • 68 yaşındaki inşaat işçisi düşerek hayatını kaybetti

    68 yaşındaki inşaat işçisi düşerek hayatını kaybetti

    Alanya’da çalıştığı inşaattan düşen işçi yaşamını yitirdi.

    Antalya’nın Alanya İlçesi’nde Türkler Mahallesi’ndeki bir konut inşaatında çalışan Şemsi Taşdemir (68), dengesini kaybederek yaklaşık 3 metre yüksekten zemine düştü.

    Hayatını kaybeden Taşdemir’in cenazesi, Alanya Belediyesi morguna götürüldü.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sazcı: Türbe, niyazgah ve makamlar biz Alevilerin tarihi belleğidir, sahip çıkalım /7-VİDEO

    Sazcı: Türbe, niyazgah ve makamlar biz Alevilerin tarihi belleğidir, sahip çıkalım /7-VİDEO

    PİRHA- Kızıldeli Ocağı Yol hizmetkarı gençlerden Mustafa Sazcı, Antalya’da unutulmaya yüz tutmuş Alevi-Bektaşi tekke, türbe ve ziyaretlerinden Genç Abdal türbesine sahip çıkılması çağrısında bulunarak, bu mekanların Alevilerin toplumsal belleği olduğunu kaydetti.

    Kızıldeli Ocağı Yol hizmetkarı Mustafa Sazcı, Antalya bölgesinde bulunan Alevi-Bektaşi inancı bünyesinde irşat edilen türbe, tekke ve nişangahları anlatmaya devam ediyor. Sazcı, söz konusu mekanların Alevi toplumu tarafınca korunması gerektiğine vurgu yaparak, Alanya’nın Akseki ilçesinde bulunan Genç Abdal (Emir Dede ve Güvenç Abdal ismiyle de bilinmekte) türbesine dair paylaşımda bulundu.

    Pir Haber Ajansı PİRHA ile birlikte Antalya’da bulunan Alevi Bektaşi türbe ve ziyaretlerin araştırıldığı haber dizisinin bu sefer ki ziyareti Alanya’nın Akseki ilçesinde bulunan Genç Abdal (Emir Dede/Güvenç Abdal) türbesine gerçekleşti

    “AKDENİZ’E ALEVİ TÜRKMENLERİ İRŞAD ETMEK İÇİN GELİYOR”

    Genç Abdal’ın Akdeniz bölgesinde bulunan Alevilere hizmet yürütmek içi geldiğini söyleyen Sazcı, şu bilgileri paylaştı:

    Emir Dede ve Genç Abdal’a ilişkin anlatılar bizim Alevi Bektaşilerin tarihsel anlamda hafızasında bulunan keramet anlatıları ve söylencelerden ibaret olduğunu söylenebilir.

    Çünkü 13 yüzyılda yaşamış erenlere ilişkin makam at velayetname gibi eserler dışında çok fazla kaynak maalesef yok. Özellikle bu kaynağın olmayışında Alevi Bektaşilerin yazılı bir hafızası olmadığına bağlamak yerine şunu düşünmek gerekiyor. O dönemlerde yapılan baskılardan ötürü yazılı anlatım bellek yerine sözlü bellek tercih edilmiş çünkü ele geçirmesi deşifre olması zordur.

    Gerek Selçuklu dönemine gerek Osmanlı dönemi gerekse de Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevi Bektaşilere ilişkin ne varsa yakılıp yıkıldı ve ortadan kaldırıldığı düşünüldüğünde aslında bu sözlü anlatılarında önemli biraz daha ortaya çıkıyor.

    Emire dede ve Genç Abdal’a ilişkin söylencelere baktığımızda Emir dede ve Güvenç Abdal   Hünkâr Hacı Bektaş dergahında eğitimini almış orada ifşaat olmuş erenlerden evliyalardan ikisi. Rivayete göre Emir dede ile Güvenç Abdal Baba oğul. Emir dede Güvenç Abdal’ın babası olarak ifade ediliyor. Genç Abdal’la Emir dede Emir dede hünkâr dergahından nasibini aldıktan sonra 2 deve, 1 post, 1 delil, 1 sopayla birlikte taliplerini irşat edebilmek adına Akdeniz’de bulunan Türkmenleri, Tahtacılar Türkmen Kızılbaşları irşat faaliyetlerini yürütebilmek için Akdeniz bölgesine gönderiliyor.

    “DEVENİN DURDUĞU YERDE DEFNEDİLMEK İSTENİYOR”

    Akdeniz bölgesine gelen erenler aslında kendilerine bölge olarak Akseki bölgesini tercih ediyorlar Akseki ‘ye gelirken Emir Dede yolda rahatsızlanıyor ve oğluna diyor ki, ‘Oğlum ben burada Hakk’a yürüyeceğim artık canımın cananı teslim edeceğim. Bu nedenle ben Hakk’a yürüdüğümde benim cesedimi devenin sırtına koy deve nerede durursa orada türbemi yap ve sen de oraya mekanını kur irşat faaliyetlerini yap’ diyor. Emir Dede orada canını canana teslim ediyor, sevdiğine orada kavuşuyor ve daha sonrasında Genç Abdal babasının naaşını deveye yüklüyor deve durasıya kadar gidiyor.

    Deve Sarı Haliller köyüne geldiğinde duruyor Sarı Haliller köyündeki köylülere Genç Abdal derdini sıkıntısını ve Emir Dedenin vasiyetini anlatıyor Genç Abdal’la dalga geçiyorlar alaya alıyorlar yardım etmiyorlar, cenazeyi yüzüstü bırakıyorlar. Bu nedenle Genç Abdal orada çok fazla sinirleniyor ve orada rivayet odur ki Genç Abdal orada ‘toprağınızda ot, elinizde yiğit bitmesin’ diyor. Rivayete göre yani topraktan  mahsul alamadıkları için halkın anlatısına göre soyları kuruyor.

    Bunun yanı sıra Sarı Abbas diye rivayet edilen köye varıyor Emir Dede ve Güvenç Abdal o köye geldiklerinde ise o köyde yine Sarı Haliler de  olduğu gibi halk Güvenç Abdal’ı  alaya alıyorlar fakat içlerinden bir Ana sultan canımız Güvenç Abdal’a   elinden ne geliyorsa yardım etmek istediğini ona talip olduğunu, ona bağlı olduğunu, ona iman getirdiğini söylüyor. Genç Abdal ise ananın sırtına pençesini vuruyor  ondan dilediği medeti kabul ediyor, ona gülbengini veriyor.

    “2 KUBBELİ MEKANDA EĞİTİM GÖRÜLÜYOR”

    Daha sonrasında o köyden ayrılıyor halkın anlatısında söyle denilir aradan 1 gün geçmeden o köyde büyük bir yangın çıkıyor ve bu yangında o ananın evi dışında tüm evler yanıyor. Herkes Hakk’a yürüyor tek yaşayan o Ana Sultan ve  ailesi kalıyor.

    Daha sonrasında ise Güvenç Abdal  Emir Dedenin na’şı  ile birlikte Emir aşıklar köyü olarak bilinen eski adıyla ışıklar köyü olarak bilinen Emir aşıklar köyüne gidiyorlar. Emiraşıklar köyüne varan Genç Abdal köye gittiğinde sanki daha önceden haberi gelmiş gibi halkı yas içinde buluyor. Halk Emir Dedenin yasını çekiyor hakka yürüdüğü için. Sanki olaydan haberdarmış gibi ve geldiklerinde Güvenç Abdal’a hürmette bulunuyorlar saygıda kusuru etmiyorlar. Emir Dedenin naaşını da köyün girişinde mezarlığın köşesine  sırlıyorlar.

    Tam karşısına da Güvenç Abdal’ın diğer adıyla Genç Abdal’ın irşat faaliyetlerini yürütebilmesi için 2 kubbeden oluşan bir mekan tasarlıyorlar. Daha sonrasında Genç Abdal orada irşat faaliyetlerini yürütüyor. Akseki’den Antalya’nın birçok bölgesinden ve Antalya dışındaki vilayetlerden canlar gelip orada Güvenç Abdal’ın kapısına sığınıyorlar, orada eğitimlerini görüyorlar ve daha sonrasında kendi bölgelerine yöneliyor onlarda yol erkanı bulundukları lokallerde sürüyorlar. Anadolu’daki tüm türbelerde olduğu gibi aslında resmi tarihçiler Güvenç Abdal ve Emir dede türbesine de el atmış durumda onların anlatısına göre Emir dede ve Genç Abdal Seyit Harun-u Veli hazretlerinin talipleridir, müritlerinin Sünni İslam’a mensup kişilerden erenlerden birisi diye rivayet ediliyor.”

    “ALEVİ HAKİKATİBİ GÖLGELEMEK İSTİYORLAR”

    Resmi tarihin Genç Abdal’ı Sünni-İslam erenlerinden biri olduğuna lanse ederek buradaki Alevi hakikatini gölgelemek istediğine vurgu yapan Sazcı şöyle devam etti:

    “Ancak sözlü geleneğe baktığımızda bunu tamamen tersi olduğunu belirtmek gerekiyor. Köyün 40’lı yaşlarda olan okumuş kesiminde bu kişi anlatılırken Seyit Harun-u Veli’diye biliniyor ama yaşlı olan kişiler anlatırken Hünkâr Hacı Bektaş Veli’den yola çıkarak anlatıyorlar.

    Burada bir kısası görüyoruz yani eğitimli olan kişilere o alanda araştırma yapan kişilerin kendi bilgilerini hakikatmiş gibi sunduklarını ve aslında Alevi hakikatini gölgelediklerini görüyoruz. Bu nedenle sözlü geleneği özellikle sadık kalınması ve Alevi tarihi yazımında da o sözlü geleneğe bağlı kalarak tabi doğruluğu yanlışlığı bilimsel metotlarla incelenmeli ama yine de sadık kalmak özünü bozmamak gerekte düşünüyorum.

    Yine Emir Dedenin taliplerinin olduğu ocağın Ankara’nın Çubuk ilçesinde yine Emiraşıklar köyü olarak anılan köy oda rastlantı olmasa gerek Emiraşıklar köyü diye bilinen bir köyde Emir Dede türbesi var o türbenin etrafında bulunan talipleri de Pir Cibali Sultan ocağının talipleri ve yine evlatları da oradalar.

    “GENÇ ABDAL TÜRBESİ RESTORE EDİLİYOR”

    1920 Yıllarda Akseki’den geçen Demirci Efe tarafından Gözeneli Mehmet Bey oranın kaymakamı ve jandarma komutanı olarak atanıyor. Bunu üzerine Gözeneli Mehmet Bey diğer adıyla Menteş Bey o bölgede gezerken Emir Dede ve Genç Abdal türbesini  yıkık bir şekilde görüyor bu devirde türbe dergahlar mı   olur? Bu devirde olacak iş mi? Bilim var, ilim var diyor. Bu lafı söyledikten sonra Köyü ziyaret ediyor ve evine gidiyor. Evine gittiğinde gece rüyasında Emir Dede ve Güvenç Abdal’ı görüyor. Emir Dede ve Güvenç Abdal kerametini ona gösterdikten sonra Gözeneli Mehmet Bey artık dayanamıyor ve sabah kalkıyor babasında ciddi meblağda para istiyor ve bu parayla şu anki türbenin son halini gözeneli Mehmet Bey yaptırıyor.

    “BİLİMSEL METOTLAR İLE İNCELENMELİ VE BELGELENMELİ”

    Tarihsel anlamda Genç Abdal ismini 2 tarafta görüyoruz birincisi 19 veya 20 yüzyılda aşıklarından birisi olan Genç Abdal mahlasıyla yazan bir Alevi Bektaşi şairi var birde 13 yüzyılda Hünkâr Hacı Bektaşi Veli döneminde yaşamış   Ercümen Abdal ocağı olarak bilinen ve ocağı Güvenç Abdal diğer adıyla da Genç Abdal adıyla 2 tarihsel karakter var önümüzde.

    Şu an Akseki’de meftun olduğuna inanılan kişinin de biz tarihsel anlamda 20 yüzyılda yaşamış bir eren değil de 13 yüzyılda yaşamış Güvenç Abdal olacağını düşünüyoruz. Tabii bu bilimsel anlamda metotlarla birlikte incelenmeli ve belgelenmeli diye düşünüyorum.

    Bizimde inancımız odur ki orada yatan eren Güvenç Abdal’dır kendi nefeslerinde de buyurduğu üzere Genç Abdal’dır. Bunun yanı sıra Afyon Emirdağ olarak bilinen Emirdağ’daki dağın tepesinde bulunan makamda yine Emir Dedeye ait olduğu biliniyor. Bunun dışında Emirler köyü var. Emirler köyünde de Emir Dede türbesi var, yine Emir Dedeye ait olduğuna inanılıyor. Emirler ocağı diye bir ocağa bağlı talipleri yine o köyde varlar.

    Genç Abdal halkın anlatısında burada irşat faaliyetlerini sürdürdükten sonra talipleriyle son bir kez görüşüyor rivayet odur ki ve orada hakka yürümüyor. Orada sır oluyor orada sır olduktan sonra hatta bu konuyu anlatırken bir teyzemiz söylemişti.

    O buradan başka coğrafyalara başka insanları irşat etmek için gitti diye söylüyorlardı. Yani halkın inancı şudur ki Genç Abdal burada hakka yürünüyor sır oluyor,  daha farklı yerlerde irşat faaliyetlerini yürütüyor. O nedenler farklı farklı yerlerde Güvenç Abdal, Genç Abdal diye izafe edilen ona atıfta bulunarak yapılan makamlar, niyazgahlar ve türbeler bulunmaktadır.

    Cebrail ARSLAN/ALANYA

     

     

  • Filiz Şaroğlu: Alevilere yönelik nefret söylemleri sürüyor-VİDEO

    Filiz Şaroğlu: Alevilere yönelik nefret söylemleri sürüyor-VİDEO

    PİRHA- Bursa’da bulunan Hürriyet Anadolu Lisesi’nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeninin Alevilere yönelik nefret söylemine ilişkin konuşan PSAKD Alanya Şube Sekreteri Filiz Şaroğlu, “Bizlere yansıyan kısım belki sadece bu ama duyulmayan bir sürü olay var. Bu insanların ırka, dine ve insanlığa karşı anlayışlarını düzeltmemiz için önce bu çarkın değişmesi lazım” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Alanya Şube Sekreteri Filiz Şaroğlu, Bursa’da bulunan Hürriyet Anadolu Lisesi’nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeninin Alevilere yönelik nefret söylemine ilişkin konuştu.

    Şaroğlu, yaşanan nefret söyleminin ne ilk ne de son olduğunu söyleyerek tüm ilerici kesimlerin bu tür saldırılara karşı birlik olması gerektiğini belirtti.

    “AYNI ŞEKİLDE NEFRET SÖYLEMİNE BEN DE MARUZ KALMIŞTIM”

    Bursa’da yaşanan olay vahim olduğunu ifade eden Şaroğlu, “Şu anki öğretmen camiası içerisinde zaten belli bir kalıpta insanlar yetişti ve bu insanlar görevlerdeler. Bizlere yansıyan kısım belki sadece bu ama duyulmayan bir sürü olay var. Bu insanların ırka, dine ve insanlığa karşı anlayışlarını düzeltmemiz için önce bu çarkın değişmesi lazım. Bu kişi de görevden alınmalıydı. Ama öyle olmadı. Bu kişilerin arkalarında çok büyük bir güç var. Biliyorlar ki ödüllendirilecekler. Ben 1970’li yıllarda lisedeydim, aynı şeyi yaşamış birisiyim. Din hocası sınıfta nefret söylemi yaptı ve ben şikâyet ettim. Öğretmene soruşturma açılması için bakanlığa da şikâyet ettik. Bakanlık müfettişi geldi ve tüm herkesin ifadesinde öğretmenin söylediği net olduğu halde öğretmen ödüllendirildi. Müfettiş öğretmene ceza verilmesini istemişti. Daha sonra o müfettiş öğretmene ceza istediği için sürüldü” diye konuştu.

    “BİRLİKTELİK VE ÖRGÜTLÜLÜK ÇOK ÖNEMLİ”

    Nefret söylemi üreten bu sistemin değişmesi gerektiğini kaydeden Şaroğlu son olarak, “Biz biliyoruz ki yıllardır değişmedi bu sistem ve değişmeyecek. Değişmeyecek derken karamsar da değilim. Bu düzen değişmediği takdirde değişmeyecek. Bizim sadece olmamız gereken şey birliktelik ve örgütlülük. Sadece birlik olmak, yan yana durmakta yetmiyor. Örgütlü olursak ve yılmadan bu mücadeleye devam edersek ancak öyle çözeriz” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ALANYA

    İLGİLİ HABERLER

    >Bursa’da din dersi öğretmeninin Alevilere yönelik nefret söylemine suç duyurusu

    >Alevilere hakaret eden din öğretmeni Bursa’da protesto edildi: Görevden uzaklaştırılsın

  • Meral Altun: Alevilere yönelik nefret suçu işleyenlere karşı tüm toplum tepki göstermeli-VİDEO

    Meral Altun: Alevilere yönelik nefret suçu işleyenlere karşı tüm toplum tepki göstermeli-VİDEO

    PİRHA- Devletin, Alevilere yönelik nefret suçlarını önleyici hukuksal önlemleri almadığını söyleyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Alanya Şube Başkanı Meral Altun, nefret diline diğer toplumsal kesimlerin de ses çıkarması gerektiğini dile getirdi.

    Bursa’da bulunan Hürriyet Anadolu Lisesi’nde görev yaptığı sırada Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehtap Şahin’in sınıfta, ‘Ben Alevilerin gittikleri yolun yanlış olduğunu düşünüyorum. Çoğu Alevi ailede çocuğun kimden olduğu belli değil” sözleri tepkilere neden olmuştu. Öğretmenin nefret öylemine sınıfta bulunan Alevi öğrencinin velisi tepki göstererek olayı yargıya taşımış ve öğretmenin görevden alınmasını istemişti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Alanya Şube Başkanı Meral Altun, Alevilere yönelik nefret suçlarına dair PİRHA‘ya konuştu.

    “NEFRET SUÇU İŞLEYENLER ÖDÜLLENDİRİLİYOR”

    Ülkedeki nefret suçlarına yönelik hiçbir yaptırımın olmadığını, aksine nefret suçu işleyenlerin ödüllendirildiğini belirten Altun, “Bütün öğretmenlerin bir kere çocukların hepsini kucaklaması gerekiyor. Çocukları kimliğiyle, inancıyla, ırkıyla, diniyle, diliyle kimsenin ayırmaması gerekiyor. Bursa’daki öğretmen gibi bir çok öğretmen var. Yaptığı zaten nefret suçudur. Orada Alevi kültürünü, inancını aşağılamıştı, iftira atmıştı. Böyleleri sadece soruşturma, açığa alınma ya da da görev yeri değiştirilerek susturulmaya çalışılıyor. Ya da tansiyonun düşmesi sağlanıyor, tekrar o kişi görevine devam ediyor, başka yerde aynı suçu yine işliyor, nefret tohumlarını ekmeye devam ediyor. Burada devletin yapması gereken nefret suçlarını önleyici bütün hukuksal önlemleri alması” diye konuştu.

    “SADECE ALEVİLERİN DEĞİL, TÜM ÖTEKİLERİN SES ÇIKARMASI GEREKİYOR”

    Altun, nefret suçuna yönelik Aleviler dışında tüm öteki olanların da ses çıkarması gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:

    “Çünkü bu bir insanlık suçudur, bu ektikleri tohumlar ileride daha büyük suçlara sebep olacaktır. Kesinlikle öğretmenlik yapmaması gerekir diye düşünüyorum. Bu sadece Alevilerin sorunu değil, sadece Alevilerin tepki göstermemesi gerekiyor. Ciddi bir kamuoyu oluşturması gerekir. Gerekirse meclis önünde protesto veya farklı illerde eylemler yapılması gerekiyor. Özellikle Alevi olmayanlar daha büyük tepki gösterse belki sonuca daha yakın olabiliriz. Hükümet Alevileri çok ciddiye almıyor. Sadece Alevilere değil kadınlara, çocuklara da saldırılıyor. Bunların hepsi aynı şekilde toplumun gazını almak için gözaltına alınıyor ya da soruşturma açılıyor. Tekrar bunlar normal hayatlarına devam ediyorlar. Ödüllendiriliyorlar ya da makam atlatılıyorlar. Tek çözüm bence toplumumuzdaki tüm ötekilerin birleşmesi gerekiyor.”

    “ALEVİLERİN BİRLİĞİ ÖNEMLİ VE DEĞERLİ”

    Meral Altun, “Hükümetin aslında Alevileri ciddiye alması gerekiyor. Alevi kurumlarının başkanları, akademisyenler, kanaat önderleri hepsi bir araya geldi ama hükümet ciddiye almıyor. Birlik olmalıyız diyeceğim ama zaten birlik olduk, olduğumuzu gösterdik. 7 tane büyük Alevi Bektaşi kurumu bir araya geldi. Bu bence çok önemli. Büyük kurultay çok önemli. Alevilerin var olduğunu, bir olduğunu, diri olduğunu, iri olduğunu gösterdiler. Ama hükümetin de ciddiye alması gerekiyor, almıyorsa seçimler yaklaşıyor, mutlaka cevabını bir şekilde alacaklar.”

    Cebrail ARSLAN/ ALANYA

     

     

  • Koldakoç: Zorunlu din dersinde nefret suçu işleyen öğretmene yaptırım uygulanmalı-VİDEO

    Koldakoç: Zorunlu din dersinde nefret suçu işleyen öğretmene yaptırım uygulanmalı-VİDEO

    PİRHA-Bursa’daki bir okulda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni tarafından Alevilere yönelik sarf edilen nefret söylemine dair konuşan PSAKD Alanya Şubesi YK üyesi Kemal Koldakoç, “Ülkemizde insan hakları sorunu var. Bursa’daki olay bir sonuç aslında. Zorunlu din dersleri asimilasyoncu bir baskı aracıdır” dedi. Koldakoç, söz konusu öğretmene bir yaptırım uygulanması gerektiğini sözlerine ekledi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Alanya Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Koldakoç, geçtiğimiz aylarda Bursa’daki bir okulda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehtap Cengiz tarafından Alevilere yönelik sarf edilen nefret söylemine ilişkin PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu.

    “ÜLKEDE İNSAN HAKLARI SORUNU VAR”

    Sözlerine “Ülkemizde aslında temel sorun insan hakları sorunu” diyerek başlayan Koldakoç, eğitim sistemini eleştirdi.

    Koldakoç, “Nereden bakarsanız bakın eğer bu ülkede demokratik, laik, bilimsel bir eğitim verilemiyorsa; siz neresinden bakarsanız bakın toplumsal ayrıştırmaya uygun bir pozisyon yaratmış olursunuz. Temelde Alevilik sorunu olarak baktığımız müddetçe bu ülkede yaşayan yurttaşlar olarak bu sorunun çözülebilme olanakları neredeyse sıfır. Aslında insan olarak bakmalı, Sünnilik, Alevilik boyutlarıyla tartışmak yerine, yurttaşlık hakkı olarak ve laiklik anlayışı bünyesi içerisinde tartışmak gerekiyor. Onu talep etmek ve hayata geçirebilmenin koşullarını yaratmak gerekiyor” dedi.

    “BURSA’DAKİ NEFRET SÖYLEMİ BİR SONUÇTUR”

    Koldakoç, öğretmenlik mesleğinin de zaman içerisinde olumsuz yönde ilerlediğini belirterek, “Genelde öğretmenlik mesleği açısından baktığımızda da öğretmenlik mesleğinin statüsünü ortadan kaldıran, öğretmeni objektif ve somut bilimsel anlayıştan uzaklaştıran, tamamen manevi alanlara doğru yönelten ve biat kültürünü yaratmaya çalışan bir anlayış var. Bursa’daki olay aslında sonuçtur. Yıllarca yapılan öğretmenlik mesleğinin statüsünden kopartılmasının sonucudur zaten. Bir öğretmen eğer bir ayrımcı, inkârcı, aşağılayıcı, yok sayıcı bir yaklaşım içerisinde bulunuyorsa bunun bir yaptırımı mutlaka olmalıydı. Ama kim yaptırım uygulayacak? Karşılıksız kalan bir nevi de ödüllendirilen bir öğretmenlik mesleği ile de karşı karşıyayız. Katıldığımız toplantılarda demokrasiye, barışa ve kardeşliğe ihtiyacımızın olduğunu her zaman vurguluyoruz. Mücadele boyutumuz aslında bu boyutta olmalı. Demokrasi, insan hakları, laiklik ilkesinin mutlaka bu ülkede egemen kılınabileceği bir mücadele hattı yaratmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “ZORUNLU DİN DERSLERİ BİR BASKI ARACIDIR”

    Zorunlu din derslerinin bir baskı aracı olduğunu söyleyen Koldakoç, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Buna sadece bir Alevilik sorunu olarak bakmamak gerekiyor. Zaten demokrasi ve laiklik uygulandığı zaman bütün inanç grupları, etnik yapılar kendilerini ifade edebilecek, eşit yurttaşlık statüsünü kazanmış olacak. Aleviler olarak aslında bir şeyi unutmamak gerekiyor. Bizi istedikleri gibi yönlendirecekleri, istedikleri statüye, asimilasyoncu bir anlayışın potasına sokabilecekleri pozisyona düşmemek gerekiyor. Yani talep eden değil, mücadele eden boyuta taşımak gerekiyor. Mücadele edilmeden bir hakkın elde edilebilmesi ve onun gereklerini yerine getirebilme olanakları neredeyse yok denilecek gibidir. Mesela zorunlu din dersleri asimilasyoncu bir baskı aracıdır aynı zamanda. Din derslerinin mutlaka seçmeli olması gerekiyor. İnsanların tercihlerine bırakılmalıdır. Bütün dinlere ve inançlara eşit mesafede bulunabilecek bir durumu yaratmak gerekiyor.”

    Cebrail ARSLAN/ALANYA

  • Caner Gökmen: Alanya’da bir mücadele varsa merkezi biziz; kadınlar önde-VİDEO

    Caner Gökmen: Alanya’da bir mücadele varsa merkezi biziz; kadınlar önde-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Alanya Şube Yönetim Kurulu Üyesi Caner Gökmen, Alanya’da aktif bir çalışma yürüttüklerini belirterek, bu çalışmalarla örnek olduklarını ifade etti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Alanya Şube Yönetim Kurulu Üyesi Caner Gökmen, şubedeki çalışmaları hakkında PİRHA‘ya konuştu.

    “PANDEMİ DÖNEMİNDE SARSILDIK

    PSAKD Alanya Şubesi’nde bağlama eğitimi verdiğini aktaran Gökmen, “Bağlama kursları gençlere yönelik olduğu için pandemi öncesine kadar iyi bir kitlemiz vardı ve gelenleri koro çalışmalarına da dahil ettik. Pandemi döneminde sarsıldık. Aslında ekonomik açıdan da öğrenciler açısından da zor bir dönem geçti ve bu durum hala da devam ediyor” dedi.

    “GENÇLERLE İLGİLİ SORUNLARI İYİ TAHLİL ETMELİYİZ

    Gençlerin özellikle de üniversiteli gençlerin yaşadıkları sıkıntılara dikkat çeken Gökmen, “Çoğu okullarını bırakıp gittiler. Türkiye’de konaklama ile ilgili sıkıntı var. Bunun merkezi Antalya ve Alanya bölgesidir. Gençlerle ilgili sorunları iyi tahlil etmek ve örgütleme bilicini değiştirmek, çalışmaları daha farklı yapmak lazım” şeklinde konuştu.

    “KADINLAR ÖNDE OLMALI

    “Aleviler olarak iktidardan haklarımızı istiyoruz” diyen Caner Gökmen, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Alanya’da biz çok aktifiz. Alanya’da bir mücadele varsa onun merkezi biziz. Eğer bir irade varsa kadınların önde olması gerekiyor. Biz bu düşünceyi burada gösterdik. 1 Mayıs’a çıkıyoruz, 15 kadın sahnede marşlar söylüyor, meydanlara çıkıyorsunuz kadınlar sunumları yapıyorlar. Bu anlamda bir şeyler yapıyoruz.

    Bizim bu çalışmalarımız diğer örgütlerle de etkileşim halinde olmamızı sağladı. Mesela Antalya’daki örgütler bizim ne yapacağınızı merak ederek konserlerimizi gelip izliyorlar. Akdeniz bölgesinde ilk Şeyh Bedrettin Destanını yapan, sahneleyen biziz.”

    Cebrail ARSLAN/ALANYA

     

  • PSAKD Alanya Şube Sekreteri Şaroğlu: Sorunlar ortak mücadeleyle çözülür-VİDEO

    PSAKD Alanya Şube Sekreteri Şaroğlu: Sorunlar ortak mücadeleyle çözülür-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Alanya Şube Sekreteri Filiz Şaroğlu, Alevilerin, kadınların, çocukların, emekçilerin sorunlarının aynı olduğunu ifade ederek, demokrasi mücadelesinin ortak verilmesi gerektiğini söyledi. Saroğlu Alevi inancını yok sayan zihniyete de tepki gösterdi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Alanya Şube Sekreteri Filiz Şaroğlu, şubede yaptıkları çalışmaları PİRHA‘ya anlattı.

    1997’den beri faaliyette olan dernekte, yaklaşık 14 yıldır faaliyet yürüttüğünü aktaran Şaroğlu, dernek yönetiminde kadınların çoğunlukta olduğunun altını çizdi.

    Alanya’da PSAKD olarak oldukça aktif olduklarını belirten Şaroğlu, “Demokrasinin yerleşmesi için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. 1 Mayıs, 8 Mart gibi birçok etkinlikte PSAKD olarak hep içinde bulunduk. Bunun yanı sıra tiyatro, müzik ya da şiir dinletilerinde, mitinglerde mutlaka bizler varız” dedi.

    “ALEVİLERİN HAKLARINI ALMASI, DEMOKRASİ SORUNUNUN ÇÖZÜMÜYLE MÜMKÜN

    Şaroğlu, gençlere yeterince ulaşamadıklarını ifade ederek, “Aslında bu bizim eksikliğimiz, bunun altını çizmek lazım. Çünkü gençlerin algısı ve ilgi alanları çok değişti ama biz birtakım faaliyetlerimize geleneksel olarak devam ediyoruz. Bunu genel kurullarda da konuştuk. Biz bu öğrencilere veya gençlere daha farklı projeler yapmak durumundayız. Yeni süreçte bunun gerçekten tartışılıp önümüze proje olarak konulması gerekir” şeklinde konuştu.

    Türkiye’de demokrasi sorunun varlığına dikkat çeken Şaroğlu, Alevilerin haklarını almasının demokrasi sorununun çözümüyle mümkün olduğunu vurguladı.

    “İNANCIMIZI YOK SAYAN VE TANIMLAMAYA ÇALIŞAN BİR ANLAYIŞA İHTİYACIMIZ YOK”

    Filiz Şaroğlu, “Aleviler ya da Alevi kadınları olarak sadece bizim derdimiz yok. Bütün kadınların, çocukların, emekçi kesimlerin problemi var. O yüzden çok ciddi bir biçimde  siyasetin içerisinde ve demokrasi için alanında olmalıyız” diye konuştu.

    İktidarın cemevlerine yönelik adımlarının samimi olmadığını dile getiren Şaroğlu, şöyle devam etti:

    “Açıkçası biz onlardan bir şey beklemiyoruz. Tabii ki herkes biliyor ki cemevlerini ziyaret etmeleri tamamen siyasidir, millete başka türlü göstermektir. Bizim inancımıza karışan, inancımızı yok sayan, tanımlamaya çalışan bir anlayışa ihtiyacımız yok.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Altun: Gençlerimiz köklerine ve kültürlerine sahip çıkmada eksikler-VİDEO

    Altun: Gençlerimiz köklerine ve kültürlerine sahip çıkmada eksikler-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Alanya Şube Başkanı Meral Altun, gençlerin Alevi inancını sahiplenmede eksik kaldığını kaydetti. Alanya’daki yerli Alevi köylerinin de asimilasyon politikaları ile yüz yüze kaldığına işaret eden Altun, yeni inşa edilen cemevleri ile bu eksiklikleri gidermeye yönelik çaba içinde olacaklarını ifade etti.

    1997 yılında kurulan ve 26 yıldır hizmet yürüten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Alanya Şubesi hali hazırda 3’ü kadın 4’ü erkek toplam 7 kişilik yönetimi ile bölgede Alevi toplumuna hizmet ediyor.

    Pandeminin toplumsal ilişkileri zayıflatan kavuruculuğundan kendilerinin de etkilendiğini belirten PSAKD Alanya Şube Başkanı Meral Altun, bu süreçte yeni bir cemevinin inşası için girişimlerde bulunduklarını ve bu girişimleri ile yeni bir cemevi inşasına başladıklarını dile getirdi.

    Altun, PSAKD Alanya Şubesi’nin faaliyetlerine ve projelerine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “20 BİNE YAKIN ALEVİ YAŞIYOR”

    Alanya’nın nüfusu ve Alevilerin nüfusa olan oranı ne kadar?

    Alanya 300.000 nüfuslu bir yer. Alanya’da yerlisi köylü Alevi yok olanlar 150 -200 yıl önce asimile olmuşlar.  Alanya’da 100 metre² sahil şeridi var her tarafta yerleşim bölgesi. Aleviler burada ya turizm çalışanı ya memur ya da gurbetçiler. Yerleşik olarak yaz kış kalan  15- 20 bin Alevi vardır. Yazlıkçılar ve kışın gelip kalanlar var şu an onların sayısını tespit edemiyoruz.

    Turizm bölgesi olduğu için göç alıyor güç veriyor. Sabit olan arkadaşlarımızda zaten görüşüyoruz, bilgimiz dahilinde etkinliklerimize geliyorlar.

    “KÜLTÜREL FAALİYETLERLE DERNEĞİN İHTİYAÇLARINI KARŞILIYORUZ”

    Peki, ne kadar üyeniz var?

    230 üyemiz var. Bize üye olup çok faaliyeti olmayan, üye olmayıp da çok aktif olan arkadaşlarımızda var. Derneğimiz aslında  pandemi öncesine kadar çok faaldi  biraz durulduk. Yılda iki kez konser yapıyoruz. Kendi bünyemizde halk müziği koromuz var genellikle derneğimizin masraflarını da o konserlerle karşılıyoruz. Konserimiz sadece halk müziği konseri değil . Her yapmış olduğumuz konserin bir konusu var. Bu sene Nazım Hikmet Memleket adı başlığında bir konserimiz olacak, geçen yıl konserimizin adı umuttu. Şeyh Bedrettin, Ruhi Su, İnsani Kamil  gibi konulu konserlerimiz, ayrıca geleneksel olarak yaptığımız aşure günlerimiz oluyor.

    Bunun dışında yıl boyunca değil ama gösteriye hazır semah grubumuz  sonbahar ve ilkbaharda 1 veya 2 defa bir araya gelerek  çalışma yapıyor. Devamlı bağlama kursumuz var. Bazı dönemlerde gitar kursu açtığımız da oluyor.

    “YENİ BİR CEMEVİ İNŞA EDİLİYOR”

     Alanya’da cemeviniz var mı?

    Evet var. Şu an inşaat halinde bunla ilgili yapmış olduğumuz çalışmalar sonucunda yerini tespit ettik. Bunun üzerinde yasal süreç başladı ve  evrakları tamamlamadı. 2 Temmuz 2020’de belediye meclisinden oybirliğiyle geçti buda bizim için anlamlıydı. Ağustos Eylül aylarında ihale süreçleri ardından yeri 10 yıllığına kiraladık. Sonradan da geçen yıl Şubat ayında hafriyat başladı, şu an kaba inşaatta.

    Alanya merkeze 6- 7 km uzaklıkta  ulaşımı olan bir yer. 5-6 aya kadar bitmesini hedefliyoruz bunu belediyenin katkılarıyla yaptırıyoruz. Bittikten sonra hep beraber cemevinin eksikliklerini gidereceğiz.

    Cemevimiz 1 dönüm arazi üzerine 350 metre² inşaat alanı olan iki kat arttı teras katı var. Kullanım alanı olarak terasla birlikte toplam 1000 metre² geçiyor.

    Alt katta bir yönetim ve sekretarya odası, mutfakla birlikte çok amaçlı bir salon,  toplantı yapılacak ayrıca ortak bir alan ve asansörü var. 1. Katta 110 metre² cem odası bir tane ceme hazırlık odamız ve 2 tane dersliğimiz var bu katta da 2 şer tane tuvaletler var. Terasımızda da bir küçük odamız geniş bir alan ayrıca giriş katın bir altında bir morgumuz var.

    Cemevimiz devlet hastanesine 2-3 km mesafede. Burası Karakoçalı mahallesi olarak geçiyor. Oba’ nın üste tarafında bulunan bir yer. Burası önceden köy imiş şu anda mahalle olmuş.

    “GENÇLER İNANCINA SAHİP ÇIKMAKTA  EKSİK”

    Semah grubunuz var mı?

    Semah grubumuz var, şu an 5.6 kişiyiz değişiyor. Bazen gençler katılıyor turizm zamanı olunca iş bulup çalışıyorlar, her zaman izin alıp gelemiyorlar. Örneğin her yıl Sivas anmasına buradan otobüsün kaldırıyoruz. Baktığın zaman otobüsün içerisinde hiç genç yok. Çünkü genelde  turizmde çalışıyorlar . Derneğimize genç bulamıyoruz çünkü gençler turizm de çalışıyor yada şehir dışında okuyorlar. Buraya gelen üniversite öğrencileri var ama oralarda irtibat kuramıyoruz. Kurduklarımızda gelmiyorlar. Gençlik biraz değişti mi diyeyim köklerine ve kültürlerle sahip çıkmıyorlar.

    “YERLİ ALEVİ KÖYLERİ ASİMİLE OLMUŞ DURUMDA”

    Burada bulunan Kızılca köyünden bahsedeyim. Bir kısmı Alevi Bektaşi ama asimile olmuşlar, hatta tarikatlara girmişler. Kaygusuz Abdal da buralı, 150 200 önce asimile olmuşlar.

    Derneğin ilk yıllarında Alanya’nın köylerinden gelen yaşlılar uğruyorlardı kendilerini biliyorlardı, biz Aleviyiz diyorlardı. Derneğe gelip gidenler oldu ama onlar öldükten sonra gençler çokta sahip çıkmıyorlar.

    “KADIN KOMİSYONU KURMAK İSTİYORUZ”

    Derneğinizde gençlik ve kadın komisyonunuz var mı?

    Gençlik komisyonumuz yok. Gençler üniversiteler açıldığı zamanlar  yer anlamında kayıt işlemlerinde ev tutacak eşya ayarlama ev bulma yurt bulmak için çok uğrayan oluyor elimizden geleni yapıyoruz ama onlar yerleştikten sonra arayan soran olmuyor.

    Kadınlarımız var ama kadın komisyon adında bir örgütlenmemiz yok. Genel merkez daha yeni yeni yayınladı kadın komisyonu kurulması ile ilgili onu da inşallah kuracağız.

    Kadınlarımız daha önceki yıllarda vardı hatta kadınlar burada 2 haftada bir toplanırlardı. aşure zamanında  aşure pişirimi ve dağıtımını kadınlarımız yapardı.. Kadınlarımız yine var ve çağırdığımızda yine gelirler.  Yalnız komisyon adı altında bir resmiyeti yok.

    “KADINLAR DAYANIŞMA İÇERİSİNDE”

    Alanya’da İstanbul Sözleşmesi, 8 Mart gerekse de 24 Kasım’da ilgili ne tür etkinlikler yapıyorsunuz?

    Alanya’da biz demokratik kitle örgütleri ile özellikle Eğitim Sen ve SES ile iş birliği içindeyiz. Gerek kadın hakları günü olsun gerek 8 Mart Dünya emekçi kadınlar günü olsun bunlarla beraber çalışıyoruz zaten yönetimde kadınız. Alanya küçük bir yer hep beraberiz onlar bizi destekler biz de onları destekliyoruz.

    Cebrail ARSLAN/ALANYA

     

     

  • SES Alanya Temsilciliği banka promosyonlarının yenilenmesi talebiyle basın açıklaması yaptı

    SES Alanya Temsilciliği banka promosyonlarının yenilenmesi talebiyle basın açıklaması yaptı

    PİRHA – SES Alanya Temsilciliği banka promosyonlarının yenilenmesi talebiyle Alanya’da basın açıklaması yaptı.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Alanya Temsilciliği banka promosyonlarının yenilenmesi talebiyle Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde basın açıklaması yaptı.

    SES Alanya Temsilcilik Yönetim Kurulu üyesi Piraye Özgür Turan, yaptığı konuşmada “Bizler; işçi ve memur emekçiler, her geçen gün daha da yoksullaşırken, ücretlerimiz enflasyon karşısında mum gibi erirken seyirci olmayacağız elbette. Emeğimizin üzerinden her kim nemalanıyor ve karına kar katıyorsa biz de kazandırdığımızın karşılığında hakkımız olanı istemekten geri durmayacağız. Bankaların artan bu devasa karlarında Merkez Bankasının düşük faiz kararından kaynaklanan gelirinin yanında işçi ve memur emekçilerin kendilerine yatırılan maaş ve her türlü ücretlerinin değerlendirilmesi de etkilidir. Düşük faiz politikası ve ücretlerimiz üzerinden bankanın elde ettiği kardan payımızı istiyoruz” dedi.

    “PROMOSYON SÖZLEŞME YILININ 3 YILI GEÇMEMESİNİ İSTİYORUZ”

    Yetkili sendikayı promosyon sürecinde sessiz kalmak, İl Sağlık Müdürlüğü’nü de süreci şeffaf yönetmediği için eleştiren Piraye Özgür Turan şu açıklamayı yaptı:

    “Tüm bunlara rağmen altı dönemdir toplu sözleşmelerde emekçileri sadakaya muhtaç hale getiren yetkili sendikanın sessizliği, bakanlığın ise önce anlaşmayı üzerine alıp sonra sessizliğe bürünerek yaptığı oyalama taktiği ve promosyon sözleşmelerini il sağlık müdürlüklerine bırakmaları kabul edilemez. Ayrıca promosyon anlaşmalarında önerilerimizin dikkate alınmasını istiyoruz. Promosyon anlaşmalarının şeffaf bir şekilde yapılmasını ve iş kolundaki emekçiler adına tüm sendikaların süreci takip etmesinin sağlanmasını istiyoruz. Buna göre Promosyon sözleşmelerinin yenilenmesinin çıkarılacak bir kararnameyle tek bir günde çözüme kavuşacağı bilinmektedir. Tüm emekçiler lehine promosyon sözleşmeleri için yeniden bir düzenleme yapılmalıdır.

    Bankalar lehine olan sözleşmeleri kapalı kapılar ardında görüşmeler yaparak süreci şeffaf yürütmeyen yetkili sendika Sağlık – Sen ve İl Sağlık Müdürlüğünün tutumu anlaşılır gibi değildir. Defalarca görüşme randevu talebimize ret cevabı verilmiştir. Biz Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası olarak diğer tüm sendikaları ortak paydada mücadeleye, Antalya İl Sağlık Müdürlüğünü ise önerilerimizi dikkate alması için tüm sendikalarla birlikte şeffaf bir görüşme ile süreci yönetmeye davet ediyoruz.

    Ülkemizde son yıllarda artan enflasyon oranı, yaşanan ekonomik kriz ortamı nedeniyle sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin satın alma gücünde ciddi oranda gerileme yaşanmıştır. Haziran 2021 öncesi birçok ilde 3-5 yıllığına imzalanan banka promosyon sözleşmeleri ile emekçilerin eline 4-7 bin TL arası ek bir gelir geçmişti. Ancak yeni dönemde yapılan banka promosyon sözleşmelerinde bu rakam 3 yıl için 30-40 bin TL’ye kadar çıkmaktadır. Özellikle 2021 yılı ve öncesinde promosyon anlaşması yapılan iş yerlerinde çalışan emekçiler ciddi hak kaybına uğramış bulunmaktadır.”

    “EV SAHİPLERİNİN PARASAL TACİZİNE UĞRUYORUZ”

    Son bir yıllık süreçte Merkez Bankası faiz oranının düşük tutulması, kamu ve özel bankaların karını beşe katlamış, ücretlinin ülkenin sermaye birikiminden aldığı pay ise iyice azalmıştır. Enflasyonla faiz arasında açılan makas, bankaları karlılık rekoruna doğru koştururken işçi ve memur emekçiler aldıkları ücretlerle ayı nasıl çıkarabilirim diye kuruş hesabı yapıyor, meyve dahi alamıyor, çocuğunu yeterli ve dengeli besleyemiyor, elektrik, su faturalarını ve kirayı ödeyemiyor. Alanya’da yaşayan bizler kiracı olarak ev sahiplerinin parasal tacizine uğruyor, evden çıkmaya zorlanıyoruz. Alanya’da ev fiyatları ve kiralardaki yüksek artışlar bu şehirde barınmamızı zorlaştırmaktadır.

    Bizler; işçi ve memur emekçiler her geçen gün daha da yoksullaşırken, ücretlerimiz enflasyon karşısında mum gibi erirken seyirci olmayacağız elbette. Emeğimizin üzerinden her kim nemalanıyor ve karına kar katıyorsa biz de kazandırdığımızın karşılığında hakkımız olanı istemekten geri durmayacağız.

    Emeğimiz her geçen gün daha da değersizleşirken, alım gücümüz enflasyon karşısında mum gibi erirken bizler buna seyirci kalıp göz yummayacağız. Sözde yetkili, özde etkisiz, rengi açık sarı olan sendikanın aksine emeğimizi her kim sömürüp kârına kâr katıyorsa ve kim buna göz yumuyorsa karşısında durup hakkımız olanı istemekten geri durmayacağız.”

    PİRHA/ALANYA

  • Antalya bölgesindeki Alevi-Bektaşi Türbe, Tekke ve Nişangahlar-3-VİDEO

    Antalya bölgesindeki Alevi-Bektaşi Türbe, Tekke ve Nişangahlar-3-VİDEO

    PİRHA- Kızıldeli Ocağı yol hizmetkarı Mustafa Sazcı, Antalya bölgesinde Alevilere ait olan Musa Dede Türbesi’ne Diyanet İşleri Başkanlığı’nca tabela asılarak özünden koparıldığını vurguladı. Sazcı, Alevi kurumlarının dergahların tekrardan canlanması için işgal edilen Alevi ziyaretgahlarına sahip çıkma çağrısında bulundu.

    Kızıldeli Ocağı yol hizmetkarı Mustafa Sazcı, Antalya bölgesinde bulunan Alevi-Bektaşi inancı bünyesinde irşat edilen türbe, tekke ve nişangahlarla ilgili bilgi verdi. Sazcı, Alevi toplumuna ait olan bu ziyaretlerin işgal edilerek özünden koparıldığını belirtti. Antalya’nın Alanya ilçesine bağlı Sugözü Mahallesi’nde bulunan Musa Dede Türbesi’ne Diyanet İşleri Başkanlığı’nca tabela asıldığını kaydeden Sazcı, Alevi kurumlarının bu dergahlara, ziyaretlere sahip çıkması çağrısında bulundu.

    HORASAN’DAN GELEN 7 ERENİN EN BÜYÜĞÜ

    Sazcı, Alanya bölgesinde bulunan ve Horasan’dan gelen yedi erenin en büyüğü olduğu düşünülen Musa Dede ile ilgili bilgi vererek, “Alanya’da bulunan pirlerimizin, rehberlerini, müşterimizin, erenlerin, türbelerini gezerken bugün Horasan’dan gelen 7 erenlerin en büyüğü olan Musa Dedenin diğer bir ifadeyle Pelit evliyasının türbesine de geldik. Bu türbe de aslında Alevi Bektaşi kimliğini gitgide yitirmeye başlayan türbelerimizden birisi. Rivayet odur ki Horasan’dan gelen 7 erenin en büyük abileri olan erenimiz Musa Dede (Pelit Eviliyası) Sugözü mahallesine geliyor ve  burada irşat faaliyetlerine başlıyor. Bu irşat faaliyetleri sonucunda Sitti Zeynep Ana Sultan onun dışında Pirci Alaeddin Sultan, Akbaba Sultan vb. birçok erenle birlikte burada irşat faaliyetleri devam ettiriyorlar” dedi.

    “PELİT EVLİYASI DENMESİNİN ASIL NEDENİ TÜRBENİN YANINDA BULUNAN PELİT AĞACIDIR”

    Musa Dede’nin Pelit Evliyası olarak anılmasının asıl nedeninin türbenin yan tarafında bulunan pelit ağacının olması olarak açıklayan Sazcı, “Kaldı ki Alevi Bektaşi inancında ve geleneğinde ağaç, dağ, tepe, su gözü gibi kutsamalar söz konusudur. Buralar hakkın nişangahı olarak addedildiği için aslında yatır olarak, niyazgah makam olarak kullanılmıştır. Bu nedenle Musa Dede buraya gelmeden önce Pelit Evliyası’nın ya da pelit ağacının burada olduğunu ve Alevi Bektaşiler tarafından kutsandığını düşünüyorum. Musa Dedenin buraya gelmesiyle birlikte de zaten irşat faaliyetleri burada devam ederek Alevi Bektaşi yolu inancı topluma anlatılıyor” ifadelerini kullandı.

    “DİYANET TABELA ASMIŞ DURUMDA, ALEVİ KURUMLARINA BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR”

    Sazcı, Alevi Bektaşilere ait olan dergah, türbe, makamların kapılarına Diyanet İşleri Başkanlığı’nca tabelalar asıldığının altını çizdi. Alevi kurumlarının dergahların tekrardan canlanması için işgal edilen Alevi ziyaretlerine sahip çıkma çağrısında bulunan Sazcı şöyle konuştu:

    Bu tabelada Alevi Bektaşilerin inançların esasları olan, inanç akideleri maddeler halinde İslam dinince hurafe olarak kabul edildiği için engellenmeye çalışılıyor. Bugün işte Musa Dede türbesinde de yazılı olan tabela aynı şekilde Sitti, Zeynep Ana Sultan, Çoban Dede, Dur Hasan Dede ve Abdal Musa dergahında da asılı. Bu tabelanın Alevi Bektaşilerin inancını engellemek dışında hiçbir faaliyeti yok. Aslında bunların  inancımızla doğrudan hiçbir alakası olmadığını biliyoruz.

    Bizim inancımızın yaşaması burada bu kurallar çerçevesinde engelleniyor. Ben bugün Musa Dede dergahında telli Kur’an olarak bahsettiğim ayet olarak nitelendirdiğim nefesleri dinlendirmek için bağlamayı bu dergahlara bu türbelere sokamıyorum. Alevi kurumlarına düşen görev bu dergahlardan bu tabelaların sökülmesi ile birlikte yaşamın döngüsü içerisinde bu dergahlarımızın tekrardan canlanmasıdır. Kurumlarımızın bu dergahları toplumumuza tanıtması açısından bir görev düştüğünü düşünüyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ALANYA

    İLGİLİ HABERLER

    1- Kızıldeli Ocağı’ndan Sazcı: Dergahlarımıza sahip çıkalım

    2-Antalya Bölgesindeki Alevi-Bektaşi Türbe, Tekke ve Nişangahlar-2