Etiket: alev

  • Adana Alevi Platformu: Nefret diline karşı susmayacağız!-VİDEO

    Adana Alevi Platformu: Nefret diline karşı susmayacağız!-VİDEO

    PİRHA-  Adana Alevi Platformu, Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat, CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkındaki “kripto kılıç artığı” ifadelerine tepki göstererek, “Kimden gelirse geslin, nefret diline, ayrımcılığa ve halkları birbirne düşman eden anlayışa karşı susmayacağız” dedi.

    Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat, CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Andımız”ın kaldırılmasını istediği iddia edilen bir paylaşımı, “kripto kılıç artığı” ifadeleriyle alıntılamıştı.

    Bu ifadeler tepkilere neden oldu. Adana Alevi Platformu da, Salman-ı Pak Kültür Merkezi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı platform adına Şakirpaşa Cemevi Başkanı Cemal Yağmur okudu.

    Cemal Yağmur, Kırıkkanat’ın sözlerinin nefret dili içerdiğini belirterek, “Bu söz tarih boyunca katliamlardan sağ çıkmışlar için kullanılan bir sözdür. Bu sadece bir kişye değil, aynı acıları yaşamış tüm halklara ve inanç topluluklarına yöneltilmiş bir saygısızlıktır. Biz Aleviler bu dili çok yakından biliyoruz. Kimden gelirse geslin, nefret diline, ayrımcılığa ve halkları birbirne düşman eden anlayışa karşı susmayacağız” dedi.

    PİRHA/ADANA

     

  • ‘Barışın olması, kanın durması için Aleviler bu sürece çok sıcak bakıyor!’-VİDEO

    ‘Barışın olması, kanın durması için Aleviler bu sürece çok sıcak bakıyor!’-VİDEO

    PİRHA – ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na dair konuşan HBVAKV Sarıyer Şube yöneticileri, yeni süreçte Alevilerin haklarının da anayasada belirtilmesi gerektiğini söyledi. Şube yöneticisi Alaattin Ahi, “Barışı tam anlamıyla sağlamak gerekiyor. Toplumun tümünü kapsayacak şekilde bir barış olsun. Bir Alevi kurumu olarak bizim de isteklerimiz var. Bu sürecin içinde bizim de isteklerimizin yerine getirilmesini isteriz” diye konuştu.

    Abdullah Öcalan tarafından 27 Şubat’ta yapılan ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ toplum nezdinde nasıl karşılık buldu; PİRHA olarak yurttaşların görüşlerini dinlemeye devam ediyoruz.

    Kırk yıllık çatışmalı süreç ardından PKK’nin “silah bırakma” kararı ile AKP-MHP Hükümetinin, yeni bir anayasa yapma konusundaki girişimleri, Alevi toplumunda da olumlu karşılandı.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Sarıyer Şubesi yöneticileri, Kürt sorununun çözümü ve demokratikleşme konusunda görüş belirtti.

    “BU SÜREÇTE BİZ ALEVİLERİN DE İSTEKLERİ VAR!”

    Ayazağa Cemevi Başkan Yardımcısı Alaattin Ahi, henüz somut bir gelişme olmasa da barış meselesini konuşmanın çok önemli olduğunun altını çizdi ve “Kimden gelirse gelsin bizler barışı destekliyoruz. Çünkü hiçbir canın yanmasını istemiyoruz” diye ekledi.

    Alaattin Ahi, birtakım tedirginliklerin olduğunu da ifade ederek şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Yarın bir takım kişiler, önceki gibi ‘Barış sürecini buzdolabına koyduk’ derler mi? Mesela karşılıklı anlaşmalar olacak ki bu süreç işlesin. Peki yarın bir tarafın istediği olmayınca ne olacak? Bir tarafın istedikleri yasallaştırılamaz, meclis çatısı altında bu olay gerçekleştirilemez ise ne olacak? Tekrar kan mı akacak? Onun için biraz temkinli gitmek bence daha doğru. Her iki taraf için de barış elbette ki önemli ama ‘barış yapacağız’ diye de bazı şeylerden feragat etmek olmaz. Barışı tam anlamıyla sağlamak gerekiyor. Yani işte sadece bir takım insanların değil, toplumun tümünü kapsayacak şekilde bir barış olsun. Biz bir Alevi kurumuyuz. Bizim de isteklerimiz var. Bu sürecin içinde bizim de isteklerimizin yerine getirilmesini isteriz. Halen cemevlerimiz yasal statüde değil. Devletle aramızda bir şey var. Diyorlar ki ‘Ya bizdensin ya da…’ Yani ötekileştirilmiş bir halkız. Bu öteki halden bizim de çıkmamız lazım. Bu da barış ile olacak elbette ki.

    Alevilerin de talepleri var. İşte bazı hakların tanınmasını istiyoruz. Biz de bunlardan tarafız. Elbette ki bu bizi de etkileyen bir süreç. Barış dediğimiz zaman hepsi bunun içine girecek. Ama şimdi bir takım yasalar, kanunlar çıkıyor ama halka bir şey yok. O yasaların içinden hep cezalar çıkıyor!”

    “TALEPLERİN HAYATA GEÇMESİ, İNSANLARIN ÖRGÜTLENMESİNE BAĞLI”

    Alaattin Ahi, gelinen süreçte PKK’nin silah bırakma kararının çok önemli olduğunu söyleyerek, Alevi toplumunun sürece katılması konusunda da görüş belirtti. Ahi, Alevilerin halen “öteki” görüldüğünü söyleyerek şunları aktardı:

    “Barışın olması, kanın durması için tabii ki Aleviler bu konuya çok sıcak bakıyorlar. Elbette ki silahların susması çok önemli. Barış olacaksa silahlar susacak. Silahların konuştuğu yerde barış olmaz. Bugün Suriye’deki katliam da doğru düzgün bir barış sağlanamadığı için halen devam ediyor. Çünkü oradaki yaşayan Aleviler üzerinde bir takım tahakkümler var. Her gün katliam haberleri geliyor. Aleviler buna da tepkili. Onun için bizim ülkemizde de böyle şeylerin yaşanacağından korkuyoruz. Alevilerin bu konuda da örgütlenmesi lazım. Yani içeride toplumları birbirine düşman ederek değil, birbiriyle kardeş yaparak yaşanmasını sağlamamız gerekiyor.

    Alevi toplumu, Suriye’de zannedersem ki bu son dönemlerde dağınıklığa uğradı. Birincisi bu iyi örgütlenememenin sıkıntısını yaşıyor Suriye’deki Aleviler. Biz o duruma düşmemek için kendi ülkemizde iyi bir örgütlülük sağlamamız gerekiyor. Nitekim şunu demek istiyorum; bir takım şeylerin hayata geçirilmesi insanların örgütlenmesine bağlı. Sen istediğini alabilmek için örgütlü olmak zorundasın. Türkiye’deki Aleviler de aynı şekilde; dağınıklıktan bir şey elde edemiyoruz. Her kafadan bir ses çıkıyor. Bunun için çatı örgütlerimizin bu konuda dik durması, birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Bu birlikteliği sağlayamazsak biz de Suriye’deki Aleviler gibi kendimizi dışlanmış olarak, yani zaten dışlanmışız ama kötü durumlara düşebiliriz. Bugün Diyanet İşleri Başkanlığı’na daha fazla yetki veriyorlar. Resmi kurumlarda onların daha çok statü almasını sağlıyorlar. Biz Aleviler hep dışarıda kalıyoruz. Bunun önüne geçmemiz gerekiyor.”

    “TALEPLERİMİZİ MEYDANLARDA SÖYLEMELİYİZ”

    Alevilerin taleplerini dile getirmek adına sık sık eylem halinde olunması gerektiğini söyleyen Alaattin Ahi, sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı:

    “Sık sık toplantılar, mitingler yapmamız gerekiyor. Kurumlar olarak, diyaloglarla istediklerimizi onlara bildiriyoruz ancak taleplerimizi daha açık şekilde meydanlarda onlara söylemeliyiz. Çünkü yaptırım gücü meydanlardan geliyor. Biz, bu ülkenin potansiyeliyiz, asli unsurlarıyız. Taleplerimizi karşılamak zorundalar. Onun için meydanlarda olmalıyız. Basın yoluyla, mitinglerle, isteklerimizi iletmeliyiz.”

    “ÖZGÜRLÜKLERİN OLDUĞU BİR ÜLKEYİ ARZU EDİYORUZ”

    HBVAKV Sarıyer Şube yöneticilerinden Doğan Doğan da ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na ilişkin görüş belirtti. Barışa dair hiç kimsenin karşı duruş sergilemeyeceğini söyleyen Doğan Doğan, şöyle devam etti:

    “Süreçle ilgili henüz ne yapılıyor, ne oluyor o konuda bilgi sahibi değiliz ancak, herkes barışı canı gönülden ister. Örgütün silah bırakması tabii ki sevindirici ama sürecin nasıl işleyeceği konusunda hiç kimse bilgi sahibi değil. Ondan dolayı da insanların aklında soru işareti var. Sonucu bekleyip görmek lazım. Herkesin eşit, kardeşçe yaşadığı, anayasal haklarının, daha çok özgürlüklerin olduğu bir ülkeyi arzu ediyoruz. Yani bir kere cemevlerinin yasal olarak ibadethane statüsüne getirilmesi gerekir. Alevilerin haklarının anayasada belirtilmesini istiyoruz. İşte mecliste de bir komisyon kurulması önerildi; tüm toplumların kanaat önderlerinin görüşlerinin alınmasını, ona göre de bir süreç izlenmesini tavsiye ederim.”

    Eren GÜVEN – Rozerin TEK/İSTANBUL

  • FEDA’dan ulusal ve uluslararası kamuoyuna çağrı: Suriye’de yaşananlara sessiz kalmayın!

    FEDA’dan ulusal ve uluslararası kamuoyuna çağrı: Suriye’de yaşananlara sessiz kalmayın!

    PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), son günlerde Suriye’de yaşayan Alevilere yönelik saldırılara tepki göstererek, “Alevilere yönelik katliamları kınıyor, bu saldırıların durdurulması için ulusal ve uluslararası kamuoyunu harekete geçmeye davet ediyoruz” çağrısında bulundu.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Suriye’de yaşanan gelişmelere ve Alevilerin katliam tehdidiyle karşı karşıya kalma tehlikesine dair yazılı bir açıklama yaptı.

    İNSANLIK DIŞI SALDIRILAR

    “Alevilere Yönelik Katliamlara Sessiz Kalma! İnsanlık Onurunu Savun!” başlıklı açıklamada, Suriye’de yaşanan iç savaşın yıkıcı etkilerinin, yıllardır milyonlarca insanın hayatını alt üst ettiğine dikkat çekilerek, “Bu süreçte Türkiye ve emperyalist güçler destekli radikal gruplar tarafından gerçekleştirilen insanlık dışı saldırılar, bölgedeki etnik ve inanç gruplarını derinden yaralamaya devam ediyor” denildi.

    “SESSİZLİK KATLİAMLARIN DEVAMINA ZEMİN HAZIRLAMAKTADIR”

    FEDA’nın yaptığı açıklamanın devamında şu ifadeler eyer verildi:

    “Son olarak, HTŞ’in (Heyet Tahrir el-Şam) hakim olduğu mevcut koşullarda ISID’ci çeteler tarafından Alevilere yönelik gerçekleştirilen katliamlar, vicdanları sarsan bir insanlık suçu olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Arap Alevilere, Reya Hak yolcularına ve genel olarak Alevilere yönelik bu saldırılar, yalnızca bir inanç grubunu hedef almakla kalmamakta, aynı zamanda bir halkın tarihine, kültürüne ve varoluşuna kastetmektedir. Bu katliamlar, tüm uluslararası insan hakları sözleşmelerine aykırı olduğu gibi, temel insani değerlerin açık bir ihlalidir. Maalesef, uluslararası toplum ve medya bu vahşet karşısında yeterli duyarlılığı göstermemekte, bu sessizlik katliamların devamına zemin hazırlamaktadır.

    “DAYANIŞMAYI BÜYÜTELİM”

    FEDA olarak insan haklarına ve eşitliğe inananlar bizler, bu sessizliğe ortak olmamayı bir insanlık görevi olarak görüyoruz. Alevilere yönelik katliamları kınıyor, bu saldırıların durdurulması için ulusal ve uluslararası kamuoyunu harekete geçmeye davet ediyoruz. Ayrıca sadece Alevilere yönelik katliamlar karşısında değil, Kobani’ye yonelik saldırılara karşı sessiz kalmak, insanlık onuruna sırt çevirmek anlamına gelir. İnanç ve etnik kimliği ne olursa olsun her bireyin yaşam hakkını savunmak, her birimizin ortak sorumluluğudur. Bu vesileyle, herkesi bu insanlık suçlarına karşı duyarlı olmaya, dayanışmayı büyütmeye ve barışın sesi olmaya çağırıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Taş ailesi enkaz altında yanarak can vermiş; nedeni doğalgazın kapatılmaması-VİDEO

    Taş ailesi enkaz altında yanarak can vermiş; nedeni doğalgazın kapatılmaması-VİDEO

    PİRHA- Maraş merkezli ikinci büyük depremde çöken binanın enkazında doğalgaz kaçağının alev almasıyla yanarak hayatını kaybeden Merdan Taş’ın (16) arkadaşı, kurtarmak için hiç kimsenin gelmediğini belirterek, “3 gün boyunca Merdan’ın sesini alıyorduk. Defalarca uyarmamıza rağmen doğalgazı kesmediler. Merdan ve ailesinin sadece kemikleri çıkarılabildi” dedi.

    Maraş’ta 6 Şubat’ta meydana gelen depremin vahim tablosu her dakikada yerini başka bir acıya bırakıyor. Depremde en fazla yıkımın meydana geldiği yerlerden biri de Maraş’ın Elbistan ilçesi. Depremin üzerinden geçen 17 güne rağmen, hasarın çok fazla olmasından kaynaklı arama kurtarma çalışmaları yerini enkaz kaldırmaya bırakmış durumda. Kentin yüzde 70’i yıkılırken, kalan binalar ise ağır hasarlı.

    Elektrik ve suyun olmadığı kentte saatler akşamı gösterdiğinde halkın çaresizliği kendini bekleyişe bırakıyor. Yıkımlarla dolu zifiri karanlık sokakların ücra köşelerinde soğuktan korunmak için yakılan ateşlerin başında ailelerin bekleyişi sürüyor. Kiminin eşi, çocuğu, kayınbiraderi, kiminin kız kardeşi, babası, annesi enkaz altında kalırken, aileler dondurucu havaya rağmen yakınlarını canlı ya da cansız bir şekilde almanın umudunu taşıyor.

    İki gün sonra girilen Elbistan’da yapılan arama kurtarma çalışmalarına da geç kalındı. Birçok kişi halkın kendi imkanlarıyla kurtarılırken, halkın devlete/iktidara yönelik tepkileri de daha fazla artıyor.

    Maraş’taki ikinci büyük depremde enkaz altında kalan Merdan Taş, baba Yusuf Taş ve anne Meryem Taş, 3. günde doğalgaz kaçağında çıkan yangında hayatlarını kaybettiler.  3 gün boyunca ne AFAD ne de itfaiyenin ulaşmadığı Cumhuriyet Mahallesi Süleymanbey Caddesi İnce Apartmanı No:20/A adresindeki enkaz alanında tüm uyarılara rağmen doğalgaz kesilmedi.

    Elektrik kablosunun kopmasıyla yangın çıkan binadan Taş ailesinin geriye bir tek kemikleri çıkarılabildi. Merdan Taş‘ın arkadaşı İsa Döner, 3 günlük enkaz süreci ve ihmali PİRHA‘ya anlattı.

    “ELLERİMİZLE KAZARAK 4 ÇOCUĞU ÇIKARDIK”

    İsa Döner, ilk depremde cemevi yanındaki binanın çöktüğünü aktardı. Kendi imkanları ile ellerinde hiçbir malzeme bulunmamasına rağmen 4 çocuğu enkazdan sağ olarak çıkardıklarını söyleyen Merdan’ın arkadaşı, “Arkadaşımın evindeydim ve sabaha karşı deprem oldu. İlk depremde dört bina yıkıldı. Hemen yıkılan binalara geçerek yaralıları çıkarmaya çalıştık. İkinci depremde ben cemevindeydim ve halk orada toplanmaya başlamıştı. İkinci depremde binaların büyük bölümü yıkıldı. Cemevinin hemen yanında bir ev yıkılmıştı. Bir anneye denk geldik ve dört çocuğunun enkaz altında olduğunu söyledi. Enkazın üzerinde bağırdık, çocukların sesleri geliyordu onlarla konuştuk. Betonun üstünden bir delik açtık. Arkadaşımız enkaza girdiği sırada yine artçı bir deprem oldu ve o da enkazın altına girdi. Hiçbir malzememiz yoktu. Duvarı ellerimizle, taşlarla vurarak kırdık ve çocukları öyle çıkardık” diye konuştu.

    “MERDAN’IN SESİNİ DUYUYORDUK, 3 GÜN BOYUNCA KİMSE GELMEDİ”

    Cumhuriyet Mahallesi Eminem Sultan Caddesi No:20/A adresinde yaşayan arkadaşları Merdan Taş ve ailesini 3 gün boyunca kurtarmaya hiç kimsenin gelmediğini kaydeden arkadaşı, “Merdan arkadaşımızdı. Ailesi ile eve yemek yemeye girmişti. Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan Gözde Market’in üstündeki binada oturuyorlardı. Merdan’ın sesini alıyorduk. O arada ağlıyor, taş ile ses çıkarıyordu. 3 gündür enkaz altındaydılar. Fakat ne polis, ne AFAD, ne kepçe, ne de itfaiye geldi” dedi.

    “DOĞALGAZI KESMEDİLER, SADECE KEMİKLERİ ÇIKARILABİLDİ”

    Defalarca uyarılmasına rağmen doğalgazın kesilmediği ve alev aldığı bilgisini paylaşan İsa Döner, şöyle devam etti:

    “Gönüllü bir kepçe geldi, onun da gücü enkazı kaldırmaya yetmedi. Kepçenin kirasını vermek istedik ama devlet mazot vermedi. Evde doğalgaz kaçağı vardı. Defalarca uyarmamıza rağmen doğalgazı kapatmadılar. Elektrik kablosunun kopmasıyla doğalgaz alev aldı ve yangın çıktı. Maalesef Merdan ve ailesinin cansız bedeninin çıkardık. Cenazelerin sadece kemikleri kalmıştı ve toplayıp götürdüle.”

    “İNSANLAR HİPOTERMİDEN ÖLDÜ”

    İsa Döner, son olarak, “Her taraftan gönüllü insanlar geliyor. Kaç gündür düzgün uyku uyuyamıyoruz. Ağlamak istiyorum ama ağlayamıyorum. Psikolojimiz iyi değil. Ailemi gönderdim ve ben burada gönüllü yardım ediyorum. Birçok insan hipotermiden (vücut sıcaklığının 35 ºC’ın altına düşmesi) öldü. Kazma küreğimiz bile yok. Biriketleri ellerimizle kırıyoruz. Burada her milletten insan var, bunun Kürt’ü Türk’ü yok. Bizler insan kazanmaya, insan çıkartmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ELBİSTAN

     

  • ‘Alevilere yönelik yoğun hak ihlali yaşanıyor’-VİDEO

    ‘Alevilere yönelik yoğun hak ihlali yaşanıyor’-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman’da yaşayan Alevilere yönelik hak ihlalleri, gözaltı ve tutuklamaların ciddi bir baskı halini aldığını belirten Avukat Yusuf Özperçin, “Son 1 buçuk yılda Alevi yurttaşlara gözaltı ve tutuklama şeklinde sirayet eden ciddi hak ihlalleri ortaya çıktı. Siyasi gerekçelerin yanı sıra ekonomik olarak da ciddi bir baskı ve cezalandırma söz konusu” dedi.

    Avukat Yusuf Perçin, Adıyaman’da yaşanan sorunlara dair değerlendirmede bulundu.

    Avukat Yusuf Perçin, kentte yurttaşların sokak ortasında baskı ve tehditlerin yanı sıra çeşitli ekonomik vaatlerle polislerce ajanlığa zorlandığını vurguladı.

    Bir hak ihlalinin de Adıyaman’da binlerce aile için tek geçim kaynağı olan tütün ticaretine hapis cezası öngören yasal düzenleme olduğunu belirten Perçin, ailelerin ekonomik olarak tükenme noktasında olduğunu söyledi.

    ALEVİLERE YÖNELİK GÖZALTI VE TUTUKLAMALAR

    Adıyaman’da yaşayan Alevi yurttaşlara yönelik gözaltı ve tutuklamaların hız kazandığını ifade eden Perçin, “Adıyaman’da özellikle son 1 buçuk yılda Alevi yurttaşlara gözaltı ve tutuklama şeklinde sirayet eden ciddi hak ihlalleri ortaya çıktı. Tütün protestoları sonrasında ortaya çıkan gözaltı ve soruşturmalar oldu. Daha sonra siyasi gerekçeler ile fikrin cezalandırıldığı, fikre kelepce vurulduğu ihaller söz konusu. Biz avukatlar müvekkillerle görüşme noktasında ciddi engeller konuldu. Kolluk güçlerinin tanzim ettiği, ‘Avukat istemiyorum’ evraklarıyla görüşlerimiz engellendi. Sonraki süreçte ise savcılıkta, mahkemede müdafaa hakları engellendi. Müvekkillerimizi savunma noktasında ciddi problemler yaşadık. Amaç ajanlaştırma ve yurttaşlar üzerinde ciddi bir baskı yaratmaktır” dedi.

    AJANLAŞTIRMA, ÇIPLAK ARAMA, SÜRGÜN

    Müvekkillerinin tamamının Alevi olduğunu kaydeden Perçin, gözaltına alınıp tutuklanan yurttaşlara ajanlık, çıplak arama, avukat ile görüşmeme dayatmasında bulunulduğunu dile getirerek şöyle konuştu:

    “Daha sonraki görüşmelerde müvekkillerimiz, ‘Bizlere baskı yapıyorlar. Belirli avukatlar gelmesin, bizim size ayarlayacağımız avukatlar ile ancak görüşme yapabilirsiniz. Siz devletle işbirliği yapmak zorundasınız’ gibi tehditlerle karşı karşıya olduklarını belirttiler. Netice itibari ile ciddi bir ajanlaştırma ortaya çıktı.

    Adıyaman’daki Alevi yurttaşların şu aşamada en büyük problemi budur. Kırsal kesimdeki Aleviler çok ciddi sorunlar yaşıyor. Devletin okuldur, kamu hizmeti götürmeyip tek başına bıraktığı yurttaşları birde gözaltı ve tutuklamalarla sindirmeye çalışıyor.

    Tütün işçileri de çok ciddi baskılar ile karşı karşıya. Yasa yürürlüğe girdi ve ciddi cezalandırmalar söz konusu. Benim müvekkillerimin tamamı Alevi. Hem siyasi hem de farklı gerekçelerle tutuklular. Çıplak aramaya maruz kalma durumu ve buda ciddi bir psikolojik baskıdır. Hukuki süreçleri başlattık. Adıyaman’da şu an da bir cezaevi yok. Tutukluların tamamı civardaki illere götürülüyor. Ailelerin, tutuklular ile görüşmesi çok ciddi maliyeti ortaya çıkarıyor. Çoğu zaman gidemediklerini biliyoruz. Özel bir baskı var. Bunu raporlarla evraklarla, birebir görüşmelerimiz ile tespit ediyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Yamanlar Cemevinden öğrencilere burs için 24 Ekim’de etkinlik

    Yamanlar Cemevinden öğrencilere burs için 24 Ekim’de etkinlik

    PİRHA – İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi, üniversite öğrencilerine burs vermek amacıyla 24 Ekim’de etkinlik gerçekleştirecek. 

    İzmir Yamanlar Cemevi, üniversite öğrencilerine burs katkısında bulunmak amacıyla etkinlik düzenliyor.

    24 Ekim Perşembe günü saat 19.00’da yapılacak etkinlik Bayraklı Havuz Kafe’de yapılacak. Geleneksel olarak yapılan etkinliğe katılım çağrısında bulunan Yamanlar Cemevi Başkanı Mehmet Bozkurt, “Bu geleneksel etkinliğimize katkı koymak, lokma sunmak isteyenlerin cemevi sekreterliğine baş vurmalarını önemle duyuruyoruz, katılımlarınızı bekliyoruz. Şimdiden duyarlılığınız için teşekkür ediyoruz” dedi.

  • Eren Yıldırım: Ağustos’ta Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda cem olacağız – VİDEO

    Eren Yıldırım: Ağustos’ta Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda cem olacağız – VİDEO

    PİRHA – Alevi Dernekler Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı Pir Eren Yıldırım, 15-16-17-18 Ağustos’ta Hacı Bektaş Veli Dergahı’na gideceklerini duyurdu. 

    Alevi Dernekler Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı Pir Eren Yıldırım, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda kısa bir duyuruda bulundu.

    Yıldırım, Alevi Dernekler Federasyonu’na bağlı cemevleri İstanbul’dan hareket ederek önce Geyikli Baba Dergahı’nı ardından Seyit Sultan Sücaettin Veli Türbesi ve Seyit Battal Gazi Türbesi’ne en son olarak da Abdal Musa Dergahı’nı ziyaret gerçekleştirdiklerini söyledi.

    İstanbul’dan çok sayıda kişiyle gittiklerini, dergah bahçesinde lokmalarını verip niyaz olup semahlarını döndüklerini belirten Pir Eren Yıldırım, bu hafta Abdal Musa’yı andıklarını da söyledi.

    “DÜNYAYA BARIŞ GELSİN DİYE CEM OLACAĞIZ”

    Ağustos ayında Alevi Dernekleri Federasyonu, Bağcılar Cemevi olarak 15-16-17-18 Ağustos’ta Hacı Bektaş Veli Dergahı’na gideceklerini duyuran Yıldırım, kısa bir çağrıda bulunarak şöyle dedi;

    “Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı’na yüz sürmeye, dergahta lokmalarımızı kaynatmaya, dergahta sevgi hakim olsun, barış gelsin dünyaya kardeşlik duygularıyla birlikte insanın insan onuruna yarıştığı bir şekilde bir yaşam mücadelesi versin diye cem tutacağız. Hacı Bektaş Veli ziyaretine gelmek isteyenlerin isimlerini Bağcılar Cemevi’ne isimlerini yazdırmaya başlasınlar.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • 90 yaşındaki Baba Mansur Ocağı Piri Seyyid Ali Düzgün hakka yürüdü

    90 yaşındaki Baba Mansur Ocağı Piri Seyyid Ali Düzgün hakka yürüdü

    PİRHA- Baba Mansur Ocağı evlatlarından Pir Seyyid Ali Düzgün, İstanbul’da hakka yürüdü. Pir Düzgün, Hacı Bektaş İlçesi’nde toprağa sırlanacak.

    Yaklaşık altı aydır rahatsız olan 90 yaşındaki Dersim Pülümür Tasni Gökçe Konak Köyü Baba Mansur Ocağı evlatlarından Pir Seyyid Ali Düzgün (Şıx Dede) İstanbul’da bulunan Bağcılar Devlet Hastanesi’nde hakka yürüdü.

    Pir Düzgün’ün hakka yürüme erkanı 12 Ocak Cumartesi günü İstanbul Yenibosna Cemevi’nde saat 14.00’de yapılacak. Pazar günü ise Hacıbektaş İlçesi’nde toprağa sırlanacak.

    “ASKERDEN SONRA SAKALINI HİÇ KESMEDİ”

    Genç yaşında Pir’lik yapmaya başlayan Düzgün, 24 yaşında kırk gün kırk gece Düzgün Baba mekanında ibadet ederek nefsini körelttiği söylenir.

    Pir Düzgün, sürekli babası ve amcasının yanında taliplerine giderek erken yaşta Ehl-i Beyt kapısına bağlanmıştır. Ayrıca Pir Düzgün, askerden sonra sakalını hiçbir şekilde kesmemiştir. Katıldığı cemlerde yol taliplerine doğruluk, dürüstlük ve verdikleri ikrardan ayrılmamalarını söylemiştir.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ferhat Tunç: Devlet yanan ormanların söndürülmesine derhal izin vermeli

    Ferhat Tunç: Devlet yanan ormanların söndürülmesine derhal izin vermeli

    PİRHA- Dersimdeki orman yangınları ile ilgili sosyal medya hesabından açıklama yapan sanatçı Ferhat Tunç, “Eskiden gizli yapar ve inkar ederlerdi. Şimdi göstere göstere yakıyorlar! Yakılan ormanlık alanların “özel güvenlik bölgesi” gerekçesiyle Dersimliler tarafından söndürülmesine de izin verilmiyor. Dersimin yaşam kaynağı meşe ormanlarıyla birlikte yabanıl bir yaşam da yok ediliyor” dedi.
    Dersim çevresinde bulunan orman yangınlarının artarak devam etmesi ile birlikte yangının yaşandığı bölgeye yakın bir çok köy yangın tehlikesi ile karşı karşıya olmasından dolayı büyük sıkıntılar yaşıyor. Doğası ve kutsal mekanları yanan Dersim coğrafyasında yangına müdahalle edilmemesine bir çok STK, Dernek ve siyasi parti temsilcisi tepki göstererek açıklama yaptı.
    Dersimli sanatçı Ferhat Tunç da sosyal medya hesabından yaptığı bir yazılı açıklama ile Dersim’de yanan ormanların söndürülmemesine tepki gösterdi.
    “OPERASYON GEREKÇESİ İLE DERSİM’İN ORMANLARI YAKILIYOR” 
    “Kutuplardan bir yerden bahsetmiyorum. “Çağdaş” Neronların eliyle meşe ormanları yakılan coğrafyadan, Türkiyenin 62 plakalı ilinden yani resmi adıyla Tunceli’den söz ediyorum. Fıratın doğusunda bir il duydunuz mu? Baskı yıldırma politikalarıyla insansızlaştırılmak ve yalnızlaştırılmak istenen Dersim’den söz ediyorum. Ormanları yakılarak nefessiz bırakılmak istenen kentten” ifadelerini kullanan sanatçı Ferhat Tunç şöyle devam etti:
    “Batıda çalılık yangınında veryansın edenler  ne hikmetse Dersim’e kör ve sağırdırlar. Dersimi çevreleyen meşe ormanları operasyon gerekçesiyle günlerdir yakılıyor. Eskiden gizli yapar ve inkar ederlerdi. Şimdi göstere göstere yakıyorlar! Yakılan ormanlık alanların “özel güvenlik bölgesi” gerekçesiyle Dersimliler tarafından söndürülmesine de izin verilmiyor. Dersimin yaşam kaynağı meşe ormanlarıyla birlikte yabanıl bir yaşam da yok ediliyor. Bir devlet kendi ormanlarını nasıl yakar. Evet yıllardır bu sorunun cevabını arıyoruz. Çakıl taşı edebiyatı yapıp doğası ve tarihiyle yok eden, yakan ve barajlara gömen bir devlet yoktur. Dersim’den yetkililere ve vicdanlı kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulunuyorum. 6831 sayılı Orman Kanunu ve 2872 sayılı Çevre Kanunu hükümleri gereği müdahale hukuksal zorunluluktur. Devlet derhal yasal sorumluluğunu yerine getirmeli yanan ormanların söndürülmesine izin vermelidir” ifadelerini kullandı.
    PİRHA/DERSİM
  • TV10 Çalışanları: Biz bu ülkenin kiracısı değil sahipleriyiz-VİDEO

    TV10 Çalışanları: Biz bu ülkenin kiracısı değil sahipleriyiz-VİDEO

    PİRHA – TV10 çalışanlarının başlattığı eylem 57. haftasında ‘Alevilerin Sesi Susturulamaz’ sloganıyla başladı. Yağmur çamur, kar demeden Galatasaray Meydanı’nda adalet aradıklarını bir kez daha tekrarlayıp, hiçbir haklarını televizyonlarını gasp edenlere helal etmediklerini belirttiler. 

    Haberin Videosu

    57 haftadır Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen TV10 emekçileri “Alevilerin sesi TV10 susturulamaz” pankartını açtı. Eylemde sık sık “Özgür basın susturulamaz” “Alevilerin sesi susturulmaz” “Susma sustukça sıra sana gelecek” sloganları atıldı. Eylemi bu hafta desteklemeye Munzur Çevre Derneği, Hubyar Sutan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Cumartesi İnsanları, Hasta Tutsak Yakınları ve TV10 izleyicileri geldi.

    “MEYDANLARDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Eylemde ilk konuşmayı TV10 Programcısı Hüseyin Kelleci yaptı. Kelleci, 57 haftadır Galatasaray Meydanına yağmur, kar, kış, çamur demeden geldiklerini belirterek, “Buradayız çünkü haklıyız. Alevilerin sesi kapatıldı ama bizler meydanda olmaya devam ettik” dedi. Bir süre önce Ege bölgesine gittiğini belirten Kelleci, Gittiği yerlerde hala ‘TV10 neden kapatıldı’ diye sorduklarını söyledi.

    “Bu ülkenin kiracısı değil, sahibiyiz” diyen Hüseyin Kelleci, “Bu ülkeye, sosyal, siyasal, ekonomik, her alanda desteğini veren ve vergilerini ödeyen biz Alevilerin hakları bu zulmü yapanların boğazında kalacaktır” dedi.

    4 Kasım tarihinin önemine değinen Kelleci, şunları dile getirdi:

    Seçilmişlerinde suçu sorulmadan on yıl, beş yıl, altı yıl önce söylediği sözden dolayı başta HDP Milletvekilleri olmak üzere, aydınların, yazarların, gazetecilerin içeri alındığı günlerden bir tanesidir. Dolayısıyla bu ülkede barış istemek suç mu? Biz barışı istedik, sevgiden yana olmak suç mu? Biz sevgiyi istedik. Bu ülkenin görünmezlerini dile getirdik o sebeple kapatıldık. Ama biz meydanlarda olmaya devam edeceğiz.”

    Geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren hak savunucusu Güzel Şahin’in kızı Meral Şahin’de eylemde yer alarak, “Annemin bıraktığı yerden devam ediyorum. Bizler bu haksızlıklar devam ettiği müddetçe bu eylemlerde yer alacak mazlumun sesi olmaya devam edeceğiz” dedi.

    “SUSTUKÇA DAHA FAZLA ASİMİLE OLACAĞIZ”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı ve Alevi Bektaşi Federasyonu MYK Üyesi Eğitim Sekreteri Aydın Deniz, TV 10’nun büyük emeklerle kurulduğunu hatırlatarak, “TV 10’nun emekleri ve onların yanında olmaya devam edeceğiz” dedi. Yaşanan sorunlara dikkat çeken Deniz, “Sesimizi yükseltmeliyiz. Sustukça daha fazla asimile olacağız” diye konuştu.
    “İKİ KİŞİ BİLE KALSAK DEVAM EDECEĞİZ”
    Eylemi birkaç dakika arayla kaçıran HDP Halklar ve İnançlar komisyonu üyesi 25. dönem milletvekilleri Çilem Küçükkeleş ve Ali Kenanoğlu’da eylem yerinde kısa bir açıklama yaparak Alevilerin sesinin susturulmasına tepkilerini dile getirdiler. Açıklamanın kaydını ise yine Halklar ve İnançlar Komisyonu üyesi olan Murat Mıhçı yaptı.  Kısa bir açıklama yapan Kenanoğlu şunları belirti:
    “Tv10’un her cumartesi yaptığı eylemi biz gerçekleştiriyoruz bu hafta. Netice itibariyle TV10 televizyonumuzun sesi kısıldı ve Kanun Hükmünde Kararnameyle hukuksuz bir şekilde el konularak kapatıldı. Alevilerin sesi olan, bu ülkede farklılıkların sesi olan, bizleri kamuoyu ile buluşturan televizyonumuzun kapatılmasını kabul etmiyoruz ve iade edilmesini her hafta olduğu gibi bu hafta da talep ediyoruz. Talebimizin takipçisi olmaya devam edeceğiz. İki kişi de kalsak biz bu eylemi sürdüreceğiz, karalıyız.”
    Eylem “Alevilerin sesi susturulamaz”, “Özgür basın susturulamaz”, “Tv10 kapatılamaz” ifadeleriyle son buldu.