Etiket: alevi ayrımcılığı

  • Milletvekili Ayten Kordu, Maraş’ta Alevilere yapılan ayrımcılığı Meclis’e taşıdı

    Milletvekili Ayten Kordu, Maraş’ta Alevilere yapılan ayrımcılığı Meclis’e taşıdı

    PİRHA-Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, depremde Alevi köylerinde yıkılan evlerin yerinde veya toplu alanlarla inşa edilmesi sürecinde de Alevi köylerinin dışlandığını, bu çalışmanın başlamadığını ilgili bakanlara sorarak, “Maraş’ta Alevi halkına yapılan ayrımcılığı kabul etmiyoruz” dedi. 

    6 Şubat’ta meydana gelen, on binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olan, milyonlarca insanı etkileyen depremin üzerinden aylar geçmesine karşın sorunlar devam ediyor. Yeşil Sol Parti Milletvekili Ayten Kordu, Alevi köylerinde yıkılan evlerin yerinde veya toplu alanlarla inşa edilmesi sürecinde de Alevi köylerinin dışlandığını, bu çalışmanın başlamadığını belirterek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’ye ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya konuyla ilişkili soru önergesi sundu.

    “ALEVİ KÖYLERİNİN BULUNDUĞU ALANLARA DÖKÜLEN MOLOZLAR TEHLİKE SAÇIYOR”

    Deprem sonrasında Pazarcık’ta bulunan Alevi köylerinin dışlandığının altını çizen Kordu,“6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen, büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüz binlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı. Deprem felaketinin üzerinden 6 aydan fazla zaman geçmesine karşın, birçok yerde yurttaşların temel ihtiyaçları giderilebilmiş değildir. Su, gıda, hijyen malzemesi ve çadır sorununun devam ettiği kentlerde, enkazlar kaldırılmaya devam ediliyor. Tarım alanlarına ve Alevi köylerinin bulunduğu alanlara dökülen molozlar tehlike saçarken, deprem felaketinin yaşandığı bölgede ayrımcı politikalar uygulanmaya devam ediliyor. Alevi köylerinde yıkılan evlerin yerinde veya toplu alanlarla inşa edilmesi sürecinde de Pazarcık’ta bulunan Alevi köyleri dışlanıyor, çalışmanın başlamadı” belirtti.

    “BU AYRIMCILIK DEPREMDE DAHA ÇOK HİSSEDİLİYOR”

    Soru önergesinin gerekçesinde Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Pazarcık Şube Başkanı Hasan Hüseyin Değirmenci‘nin PİRHA’da yer alan sözlerine şu şekilde yer verildi:

    “Bizler bir deprem yaşadık. Sıkıntılarımız devam ediyor. Pazarcık cemevinin 2500 üyesi var ve birçok köyümüze hizmet veriyoruz. Bir aşure lokmamız var ve bunun için cemevimizin önünü yıkatmaya çalışıyoruz. Ama belediye başkanı telefonlarımıza cevap vermiyor. Alevi köylerine ayrım yapılmıyor denilirse bu yalandır. Armutlu, Çiçekalan ve Çeçelli köylerinin yolları halen toprak yollar. Sıkıntılar yaşıyoruz ve bu ayrım yapılmamalı. Cemevi’nin su ve temizlik ihtiyacı var ama belediye cevap vermiyor, dikkate almıyor. Bu gerçekleri konuştuğumuzda ise aleyhimizde propaganda yapıyor diyecekler. İşlerini yapmadıkları için sesimizi duyurmaya çalışıyoruz Biz oy aldığımız yere hizmet ederiz’ mantığı var ve ayrım yapılıyor. Bu ayrımcılık depremde daha çok hissediliyor. Cemevimiz şu anda konteynerde hizmet yürütüyor. Prefabrik alan içerisinde verdiğimiz hizmet yeterli kalmıyor. Hakk’a yürüme erkanları burada yapamıyoruz. Kaç zamandır suyumuz yok ve geldiği zamanda çok az geliyor. Yeni bir Cemevi yapılmadan cem yapacak imkanımız dahi yok.

    Konteynerlerde hizmet verdikleri cemevinin su ihtiyacının hala giderilmediğini ve belediyenin kendilerine cevap vermediğini ifade eden Değirmenci, “Bizler bir deprem yaşadık. Sıkıntılarımız devam ediyor. Pazarcık cemevinin 2500 üyesi var ve birçok köyümüze hizmet veriyoruz. Bir aşure lokmamız var ve bunun için cemevimizin önünü yıkatmaya çalışıyoruz. Ama Belediye Başkanı telefonlarımıza cevap vermiyor. Alevi köylerine ayrım yapılmıyor denilirse bu yalandır. Armutlu, Çiçekalan ve Çeçelli köylerinin yolları halen toprak yollar. Sıkıntılar yaşıyoruz ve bu ayrım yapılmamalı. Cemevinin su ve temizlik ihtiyacı var ama belediye cevap vermiyor, dikkate almıyor. Bu gerçekleri konuştuğumuzda ise aleyhimizde propaganda yapıyor diyecekler. İşlerini yapmadıkları için sesimizi duyurmaya çalışıyoruz” diyerek yapılan ayrımcılığa isyan etmektedir.”

    “ALEVİ TOPLUMUNA YAPILAN AYRIMCILIĞIN GÖSTERGESİ”

    “Alevilerin yaşadığı köy yollarının genel olarak bozuk ve toprak olması açıkça yapılan ayrımcılığın göstergesidir” diye belirten Kordu, soru önergesine şunları ekledi:

    “Depremden 6 ay geçmesine rağmen Maraş’ın Pazarcık ilçesi Cengiz Topel Mahallesi’nde halk hala çok ciddi su sıkıntısı çekmektedir. Deprem sonrasında özellikle enkazlar kaldırılırken enkaz yerinde suların patlamasından kaynaklanan nedenlerden dolayı su kesintileri ciddi bir boyuta ulaşmıştır. Bu nedenle Cengiz Topel Mahallesi’nde yaşayan halk, çok ciddi şekilde su sıkıntısı çekmeye devam etmektedir. Mahalle halkı ne banyo yapabildiklerini ne de çamaşır yıkayabildiklerini söyleyerek sorunun bir an önce çözülmesi için yetkililere çağrıda bulunmaktadırlar. Ancak yetkililer bırakın sorunun çözümüne yönelik adım atmayı mahallenin telefonlarına dahi cevap vermemektedir.
    Yıkılan evlerin yerinde veya toplu alanlarla inşa edilen Evri, Beşçeşme, Aşağı Mülk, Karahüyük, Emiroğlu, Salmanlı, Yukarı Höcüklü, Ufacıklı, Karabıyık ve Mezere köylerinden hiçbirisinin Alevi köyü olmadığı iddia edilmektedir. Yine Alevi köyleri Armutlu, Çiçekalan ve Çeçelli örneğinde olduğu gibi Alevilerin yaşadığı köy yollarının genel olarak bozuk ve toprak olması açıkça yapılan ayrımcılığın göstergesidir.”

    “İNŞAATINA BAŞLANAN KÖYLERİN HİÇ BİRİSİNİN ALEVİ KÖYÜ OLMADIĞI İDDİASI DOĞRU MU?”

    Milletvekili Ayten Kordu, soru önergesinde konuyla ilgili, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’ye ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya şu soruları yöneltti:

    “*Pazarcık’ta depremde yıkılan ve inşaatına başlanan köylerin hiç birisinin Alevi köyü olmadığı iddiası doğru mudur? Doğru ise bunun gerekçesi nedir?

    *Alevi köylerinden Armutlu, Çiçekalan ve Çeçelli köylerinin yolları asfaltlanmamasının gerekçesi nedir?

    *Cemevi’nin su ve temizlik ihtiyacının giderilmemesinin gerekçesi nedir?

    *Depremden sonra 6 ay geçmesine rağmen Pazarcık ilçesi Cengiz Topel Mahallesi’nin su ihtiyacının karşılanmamasının gerekçesi nedir?

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Öker’den 30 Kasım mesajı: Alevi kurumları ses çıkarmalı, elleri kolları bağlı olamazlar!-VİDEO

    Öker’den 30 Kasım mesajı: Alevi kurumları ses çıkarmalı, elleri kolları bağlı olamazlar!-VİDEO

    PİRHA- Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 30 Kasım’da AİHM’in, Alevilerin uğradığı hak ihlallerine ilişkin verdiği kararların akıbeti hakkında toplantı yapacak. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Turgut Öker, “Avrupa’da bu konu konuşulurken milyonları bulan Alevilerden ses çıkmaması garip karşılanır” diyerek Alevi örgütlerinin, bu konuda duyarlı olması gerektiğine vurgu yaptı.

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 30 Kasım’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye’deki Alevilerin yaşadığı hak ihlalleriyle ilgili verilen kararları masaya yatıracak. AİHM kararlarının akıbeti ile ilgili yapılacak toplantıda, mahkemenin Alevilerin sorunları hakkında karara bağladığı, ancak Türkiye’nin uygulamadığı dosyalar tek tek sorgulanacak.

    Gündeme gelmesi beklenen ilk dosyanın “Hasan ve Eylem Zengin Türkiye/Davası” olması beklenirken, “Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı/Türkiye Davası” da muhtemel bir diğer dosya olarak irdelenecek. Bakanlar Komitesi, 2019 yılında yapılan toplantıda her iki dosya için yapılması gerekenlere işaret etmişti. 30 Kasım’da yapılacak toplantıda ise geçen zaman dilimi göz önünde tutularak Türkiye’nin ne gibi adımlar attığı irdelenecek.

    “AVRUPA’DA İNANDIRICILIĞIMIZ SORGULANIYORDU”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Kurucu Başkanı Turgut Öker, 30 Kasım’da yapılacak toplantıya ilişkin görüş verdi. Öker, Hasan ve Eylem Zengin davasını işaret ederekTürkiye’de Alevilere yönelik bunca eşitsizlik, ayrımcılık uygulanmış olmasına rağmen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde hiç bir tane Alevilerle ilgili dosya söz konusu değildi” dedi.

    Turgut Öker, Hasan ve Eylem Zengin davasının, Alevi toplumu için neden önem arz ettiğini şu sözlerle anlattı:

    “Bir bütün olarak devletin Alevilere yönelik sistematik baskıları, katliamları, hak ihlalleri le ilgili bir dosya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde yoktu. 1993 yılı sonrası bizler, Avrupa’da kitlesel şekilde örgütlendikten sonra Türkiye’de 15-20 milyon Alevi olduğunu söylediğimizde gülüyorlardı. ‘Almancaya çok hakim olmadığınız için milyon ile bini mi karıştırıyorsunuz?’ diyorlardı. Sonra biz, ısrarla Türkiye’de toplam nüfusun üçte birinin Alevi olduğunu iddia ettiğimizde ‘böyle anormal bir durum olamaz’ diyorlardı. ‘Bu bir gerçeklikse nasıl bu kadar saydığınız hak ihlallerine rağmen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bugüne kadar bir şikayetiniz gelmedi?’ diyorlardı.

    2000’li yıllardan itibaren Türkiye’deki arkadaşlarla bir araya geldiğimizde bunu çok paylaştık. ‘bizi bu mahcubiyetten kurtarın, Avrupa’da inandırıcılığımız sorgulanıyor’ derdik. Ve o süreç içerisinde 2003 yılında Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Genel Başkanı Kazım Genç idi. Hukukçu kimliğiyle Avrupa’da bir panelde ilk defa ‘Sizi, sıkıntılı bir durumdan kurtaracak haberim var’ dedi. Türkiye’de Hasan Zengin isimli bir veli, kızı Eylem Zengin için zorunlu din derslerinden muaf olması sebebiyle dava açtığını söyledi.

    Avukat Kazım genç ‘Konfederasyon olarak bu konuya destek olursanız ben bu davayı takip edip Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gelmesi için katkı sunacağım’ dedi. Bu bizler için çok önemliydi. Türkiye’de Alevilere yönelik eğitim alanındaki ayrımcı uygulamaları belgeleri ile birlikte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne getirmek önemliydi.

    2004 yılı 2 Ocak tarihinde Kazım Genç ile birlikte dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürüp elimizle verdik. Bizler, bunu sadece Eylem Zengin’le sınırlı bir dava olmanın ötesine taşımak istedik. 2006 tarihinde duruşma günü verildi. Avrupa’dan bilim insanlarının yanı sıra Türkiye’den hukukçular da dahil oldular. O tarihten sonra başka oldu mu bilmiyorum ama salon ve dışarısı tıklım tıklım dolmuştu. Kitlesel bir duruşma oldu.”

    “TÜRKİYE’Yİ SAVUNAN AVUKATLAR KOMİK POZİSYONA DÜŞMÜŞLERDİ”

    Turgut Öker, 2006 yılında  görülen ilgili davaya ilişkin önemli gelişmeleri hatırlatarak, Türkiye’yi temsilen katılan 5 avukatın, o duruşmada yalan savunma yaptığını söyledi. Öker, AİHM tarafınca zorunlu din derslerinin neden hak ihlali olarak görüldüğünü şu sözlerle anlattı:

    “Duruşmada bir devletin nasıl bu kadar gülünç pozisyona düştüğüne şahit olduk. Türkiye’yi temsil eden avukatlar, hepimizin gözü önünde yalan söylediler. Türkiye’de güya zorunlu din dersleri yokmuş ve mevcut din dersleri bütün inançları anlatıyormuş! Hatta Aleviliği de anlatıyormuş! Kazım Genç, avukat olarak hazırlıklı gelmişti ve tek tek bütün sınıflarda okutulan ders kitaplarının örneklerini sunmuştu. Orada bir devletin hukuk anlamında bile bu kadar yalan söyleyebildiğini görebilmiştik. Gerçeklerden uzak, davayı kazanma uğruna komik pozisyona düşmüşlerdi.

    Sonrasında 9 Ekim 2007’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını kamuoyuna açıkladı. O kararda zorunlu din derslerinin hak ihlali olduğuna karar verildi. Bu kapsamda ‘zorunlu din dersleri kalkmalı, olacaksa da tercihli olmalı’ denildi. İkinci olarak mahkeme, ‘eğer din dersi veriyorsanız Aleviliği de dahil edeceksiniz’ dedi.”

    “DİKKAT ÇEKEN BİR ŞEY YAPMAMIZ LAZIM”

    Turgut Öker, hem Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun hem de Türkiye’deki örgütlerin zorunlu din derslerinin kalkması için büyük çaba sarf ettiğine vurgu yaptı. Öker, Türkiye’de Alevilere dönük ayrımcılığın bilinmesi açısından 30 Kasım’daki toplantının önemli olduğunu belirterek “Bu kapsamda Avrupa’daki Aleviler 30 Kasım’da konseyin önünde kitlesel bir basın açıklaması yapacaklar. Türkiye’deki Alevi kurumları olarak da mutlaka dikkat çeken bir şey yapmamız lazım” dedi.

    Turgut Öker, 30 Kasım’da Eylem Zengin davasının haricinde iki önemli dosyanın daha görüşülmeye alınacağına işaret ederek şöyle devam etti:

    “Cemevlerinin elektrik ve su parasından muaf tutulması ile ilgili Cem Vakfı’nın açmış olduğu ve kazandığı bir dava da ele alınacak. Üçüncü dava dosyası ise İzzettin Doğan’ın açmış olduğu ‘Türkiye’de hukuksal alanda devletin, Alevilere ayrımcı yaklaşımı ile ilgili’ dava olacak.”

    “KURUMLAR, ELLERİ KOLLARI BAĞLI OLAMAZLAR”

    AABK Kurucu Başkanı Turgut Öker, söz konusu toplantı öncesinde Alevi kurumlarının ses çıkarması gerektiğine vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Oradaki komite üyeleri, bu konuyu konuşurken milyonları bulan Alevilerden ses çıkmaması garip karşılanır. O nedenle Alevi hareketinin bir adım öne çıkması lazım. Bu konuda bir şeyler yapılması lazım.

    Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni hem umursamıyor hem de kendi karanlık emelini eğitim alanında da bağırta bağırta hayata geçiriyor. 2004’lü yıllarda sadece zorunlu din dersleri vardı ancak bugün bütün eğitim dinselleşti.

    Şimdiden tüm Avrupa’daki federasyonlarımız, ülkelerindeki Avrupa parlamenterlerine mektup yollamalılar. ‘Kendi iradenizle oluşturduğunuz bir mahkeme kararı var. 2004’ten bu yana Türkiye kılını kıpırdatmıyor. Ya bir karar vermeyin ya da kararınızı takip edin, arkasında durun’ denilmesi lazım.

    Böylesi bir süreçte uluslararası alanda Alevilerin mağduriyetleri gündeme getirilirken kurumlar, elleri kolları bağlı olamazlar. Bundan sonra götürülecek davalar açısından da gayri ciddi bir durum olur. Kazanılmış davaları bile takip edemeyen Alevi kurumları başka neyi takip edecek ve neyin kazanımını halka sunacak? O nedenle de çatı kuruluşları bir araya gelmeli, kamuoyuna, siyaset dünyasına, Alevi toplumunun kitlesel duyarlılığına denk düşecek adımlar neler olabilirse bu noktada adım atılmalı.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Belediye yetkilisinden, Abdal yurttaşlara ‘Halk, sizin olduğunuz yerden daire almıyor’

    Belediye yetkilisinden, Abdal yurttaşlara ‘Halk, sizin olduğunuz yerden daire almıyor’

    PİRHA- Konya’da Abdal yurttaşların yaşadığı bölgede yürütülen kentsel dönüşüm projesine dair çarpıcı bir iddia çıktı. Karatay Belediyesi yetkililerinin, halkı baskı ile evlerinden çıkartmak istediği söylenirken, yurttaşlar, belediye yetkilisi olan Tayfur Cengiz’in, “Halk, sizin olduğunuz yerden daire almıyor” dediğini aktardı.

    Konya’nın Karatay ilçesi Yeni Mahalle’de yapılan kentsel dönüşüm sebebiyle Abdalların mağduriyetleri de günden güne artıyor. Yeni Mahalle’deki son 20 gecekondunun yıkılmaması için itirazlar da sürüyor.

    Mahalle sakinleri, tapulu arazilerinin belediye tarafından değerinin çok altından satın alınmak istendiğine dikkat çekti. Alevi oldukları için dışlandıklarını belirten yurttaşlar, belediye yetkililerinin “İçişleri Bakanlığı’ndan geldik” diyerek halka baskı yaptıklarını da anlattı.

    ABDALLARIN YAŞADIKLARI YERDEN DAİRE SATIN ALINMIYORMUŞ!

    Abdal yurttaşlar, yıkımdan sorumlu Karatay Belediyesi Emlak ve İstimlak Müdürü Tayfur Cengiz ile yaşadıkları çarpıcı bir diyaloğu da paylaştı. Yurttaşlar, “Evlerimizi anlaşmalı şekilde müteahhitte verip yapılan apartmanlardan daire talep ettik. Ancak Tayfur Cengiz bey, bunun mümkün olmayacağını söyledi” aktarımında bulundu.

    Gecekondu sahipleri, Emlak ve İstimlak Müdürü Tayfur Cengiz’e “Apartman bittiğinde daire almak istiyoruz, kabul etmiyorsunuz. Neden?” diye sorduklarını, yanıt olarak “Çünkü halk, sizin olduğunuz yerden daire almıyor” denildiğini aktardı.

    “BİZİ DIŞLIYORLAR”

    Abdal yurttaşlar, inançları sebebiyle ayrımcılığa uğradıklarını vurgularken “Oturduğumuz yerde kamulaştırma yaptılar. Arsalarımızı kaydırıp yerlerimizi istimlak ettiler. Toplam arazisi 5 dönüm olan kişilerin yüzde 40’ının arazisine el koydular. Duruma İtiraz etme hakkımız varmış ancak haberimiz olmadı. İlgili yazıyı son iki gün kala askıya asmışlar. Haberimiz olmadığı için itiraz da edemedik” açıklamasında bulundu.

    Eren GÜVEN/KONYA

    İLGİLİ HABER: Konya’da kentsel dönüşüm bahanesiyle Abdallar evlerinden ediliyor!

  • Maraşlı Milletvekilleri, yolu ve suyu olmayan Kürt Alevi köyleri için konuştu: Cezalandırıyorlar

    Maraşlı Milletvekilleri, yolu ve suyu olmayan Kürt Alevi köyleri için konuştu: Cezalandırıyorlar

    PİRHA-Milletvekili Mahmut Toğrul ve Zeynel Özen, Afşin ilçesine bağlı Haticepınarı, Oğlakkaya ve Örenli köylerine yol ve su hizmeti verilmemesini PİRHA’ya değerlendirdiler. Milletvekilleri, “Köylüler, bu çağda halen elektrik ve sudan yoksunlar. Kürt ve Alevi kimlikleri sebebiyle cezalandırılıyorlar. Bölgenin demografik yapısını değiştirmek adına ayrıca doğa da talan ediliyor” sözleriyle eleştirdiler.

    Maraş’ın Afşin ilçesine bağlı Haticepınarı, Oğlakkaya ve Örenli köyü sakinleri, Cumhuriyet tarihi boyunca kamu hizmetlerinden mahrum olduklarını dile getirdi. Kürt ve Alevi yurttaşların yaşam sürdüğü bu coğrafyada “Oy verin ki hizmet gelsin” baskısı sürüyor. Ancak baskılara boyun eğip yerel seçimlerde iktidara oy verseler dahi Alevi köylerine ne yol yapılıyor ne de su hizmeti götürülüyor. Durum öylesine ciddi ki kimi köylere elektrik dahi verilmiyor.

    Alevi yurttaşların sorunları Meclis’te de karşılık bulmuyor. Yıllar önce verilen soru önergeleri cevap bulmazken Genel Kurul’da yapılan konuşmalar da “Bölücülük yapıyorsunuz” tepkisiyle karşılanıyor.

    “BU ÇAĞDA ELEKTRİK VE SUDAN YOKSUNLAR”

    Maraşlı Milletvekili Mahmut Toğrul da yapılan bu ayrımcılığı “Maalesef özellikle Maraş’ta nerede bir köyün yolu ve suyu yoksa emin olun ki o köy, Kürt ve Alevi köyüdür” sözleriyle yorumladı. HDP Antep Milletvekili Toğrul, yurttaşların uzun yıllardır Kürt ve Alevi kimliklerinden ötürü açık bir şekilde ayrımcılığa maruz kaldığını belirterek konuya dair şunları söyledi:

    “AKP-MHP İktidarı döneminde de ‘Bize oy verin ki size hizmet edelim’ diyorlar. Oy aldıkları yerdeki insanlar da diyor ki ‘Size oy veriyoruz ama neden hala bize hizmet etmiyorsunuz?’ Türkiye’nin genelinde bu tür ayrımcılıklar söz konusu iken Maraş’ta, Antep’te maalesef kimlikten kaynaklı olarak bu köylerin hizmeti karşılanmıyor.

    Örneğin hala Pazarcık ilçesinde bazı köylerde elektrik yok. Bu çağda elektrik ve sudan yoksunlar. Maalesef bunlar hala yaşanıyor. Konu ile ilgili zaman zaman soru önergeleri verip Meclis kürsüsünde meseleyi dile getiriyoruz. Ama maalesef AKP’nin bu konudaki yaklaşımı değişmiyor.”

    HUKUKEN YAPTIRIM SÖZ KONUSU MU? 

    Milletvekili Mahmut Toğrul, hizmet almak adına Afşin’e bağlı Örenli köyü sakinlerinin AKP’ye verdiği oyları işaret ederek sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Hukuken başvuru yapılabilir mi, muğlak! Şu anda işin doğrusu bir hukuk mercii de bırakılmadığı için insanlar daha çok AKP’ye oy verme yönünde zorlanıyor. Oy verdikleri halde de aslında sorunların çözülmediğini görüyor. Aslında bunu sadece bir baskı aracı olarak kullanıyorlar. Ama zihinlerinde sanki o insanlar, bir yurttaş, vergilerini ödeyen vatandaşlar değilmiş gibi bir tutumları var. Kesinlikle kabul edilebilir bir durum değil. Zaman zaman bu konuyu Meclis’te dile getirdiğimiz zaman bizi ‘ayrımcı bir dil kullanmakla’ suçluyorlar. Kendileri fiilen ayrımcılık yapmalarına rağmen bunları dile getirdiğimizde de ‘siz ayrımcı bir dil kullanıyorsunuz, böyle bir durum yok’ diyebiliyorlar.

    “BÖLGENİN DEMOGRAFİK YAPISINI DEĞİŞTİRİLMEK İSTENİYOR”

    Mahmut Toğrul, Kürt ve Alevi kimliği ile bölgeden çok sayıda sanatçının çıktığına da işaret ederek bu yönlü gelişmelerin iktidarları rahatsız ettiğini anlattı. “Kesinlikle köylüler cezalandırılıyor” diyen Toğrul, şöyle devam etti:

    “Pazarcık, Elbistan, Afşin bölgesi kendine ait dili, kültürü ve üretimi olan bir coğrafyadır. Aynı zamanda bu bölgelerin doğası da talan ediliyor. Özellikle Pazarcık Ovası’nda Türkiye’nin en büyük çimento fabrikaları yapıldı. Yine bir Kürt ve Alevi köyü olan Çöçelli’ye biyokütle enerji santrali yapılıyor. Yani sürekli o bölgenin demografik yapısını değiştirmek, bölgenin özgün yapısını bozmaya yönelik bir tutum ve davranış sergilendiğine şahit oluyoruz.”

    ‘TEŞVİK OLSUN’ DİYEREK SADECE BİR KÖYÜN YOLLARINI YAPTILAR!

    Maraşlı bir diğer Milletvekili Zeynel Özen de konuyu defalarca kez Meclis’te gündeme getiren isimlerden. HDP’li Özen, “Bu köylerin yolları, suları yok ve tek suçları Alevi olmaları” diyerek iktidarı eleştirdi.

    İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, “Kendilerine oy vermeyen Alevi köylerine hiçbir hizmet götürülmüyor” diyerek iktidarın, oy alabilmek adına farklı formüller yürüttüğünü de anlattı. Özen, “AKP’ye 15 civarında oy çıkan bir köyün zamanında yayla yollarını dahi yaptılar. O bölge genelde CHP’ye oy verirdi. Köyden çıkan bir de milletvekili olması sebebiyle teşvik amacıyla yollarını yaptılar. Ama diğer köylere bir türlü hizmet gitmedi” dedi.

    500 METRELİK YOLUN 250 METRESİNE ASFALT DÖKTÜLER!

    Zeynel Özen, “Şimdi AKP’ye oy verip kendilerine hizmet yapılsa bile o hizmet, hizmet değil rüşvettir, haramdır” diyerek şunları söyledi:

    “Konu ile ilgili hiçbir soru önergeme cevap dahi vermediler. Örneğin kendi köyüm için 500 metre asfalt yapılması için çokça çaba sarf ettik. Yolun yarısını yapıp diğer yarısını bıraktılar. Sonbahar olması sebebiyle ‘yazın yapalım’ dediler. En son yetkililere ‘artık ben söylemekten utanıyorum siz hiç utanmıyor musunuz?’ dedim. Yani bunların tek nedeni bölgedekilerin Alevi olması. Malesef bizim köylerde kimse AKP’ye oy vermez. Meclis açıldığında konunun yine takipçisi olacağız.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Köylerine hizmet alamayan Aleviler isyan etti: Bizleri, mültecilere imrendirir duruma getirdiniz-VİDEO

    Köylerine hizmet alamayan Aleviler isyan etti: Bizleri, mültecilere imrendirir duruma getirdiniz-VİDEO

    PİRHA-Afşin ilçesine bağlı Haticepınarı, Oğlakkaya ve Örenli köylerinde yaşayan yurttaşlar, Alevi ve Kürt kimlikleri sebebiyle hiçbir kamu hizmetinden faydalanamıyor. Örenli köyünde yaşayan İsa Berk, “Temiz suyumuz, yolumuz yok. Çöplerimiz de ayda bir toplanmakta. Bizleri, mültecilere imrendirir duruma getirdiler” sözleriyle yaşadıkları mağduriyeti özetledi.

    Alevi inancının yoğun yaşandığı Maraş’ın Afşin ilçesinde yurttaşlar, kültürel kimlikleri sebebiyle ayrımcılığa maruz kalıyor.

    Örenli, Haticepınarı ve Oğlakkaya köylerine, Alevi ve Kürt olması sebebiyle hiçbir kamu hizmeti götürülmüyor. Yurttaşlar, halen taşlı yollar üzerinden ulaşım sağlamaya çalışırken temiz içme suyundan da mahrum olduklarını dile getiriyorlar.

    ASFALT MI YOKSA TAŞLI YOL MU ALEVİ KÖYÜNE GİDER?

    Maraş Katliamı ile ilgili araştırmaları ile tanınan Avukat Seyit Sönmez, bölgeye ilişkin sosyal medya hesabından bir fotoğraf paylaşarak “12 puanlık soru. Soldaki asfalt yol mu Alevi köylerine gider sağdaki taşlı yol mu?” yorumunu yaptı. Konuya dair görüşlerini dinlediğimiz Sönmez, “Kaşanlı köyüne kadar asfalt yol mevcut, ondan sonra Alevi köyleri gelmekte. Dağlık yerler olmamasına rağmen ortalama 12-13 km hızla gidebildim” dedi.

    Seyit Sönmez, “Bu bölge Alevi damarlarının hala çok yoğun olduğu bir bölge” diyerek şu bilgileri paylaştı:

    “Aşık Meçhuli, İsmail İpek, Mahsuni Şerif, Perişan Ali gibi onlarca ozanı barındırmış ve Aleviliğin yoğun yaşandığı özel bir bölge. Ben de o sebeple gezi için gittim. Birçok kitapta bu bölgenin adı da geçer. İnsanlar 1960’lı yıllarda oradan yürüyerek Binboğalardan geçip Toroslara, Çukurova’ya kök sökmeye giderlermiş. Ayrımcılık örneklerini hep duyuyorduk ama ben de ilk defa Alevi köyleri ile Sünni köyleri arasındaki ayrımı çok bariz gördüm. Yol ayrımına geliyorsunuz bir taraf asfalt diğer taraf bozuk ve gidilmiyor. Şu yaz gününde benden başka ulaşım yapan araç yoktu. İnsanlar bu yollar sebebiyle köylerine gidemiyor.”

    KÖY TARİHİ BOYUNCA ASFALT YOLA ULAŞAMADILAR

    Konuya dair bilgi veren Örenli köyü sakini İsa Berk, ulaşım konusunda hiçbir zaman hizmet alamadıklarını söyledi. “Yolumuz asfaltsız ve bu sebeple insanlar ata yurduna gelmiyor” diyen Berk, ilçe ile bağlantı için belediye otobüs hizmeti dahi alamadıklarını anlattı.

    AKP’li Maraş ve Afşin Belediyelerinin, Alevi köylerine karşı ayrımcılık yaptığını vurgulayan İsa Berk, şu aktarımda bulundu:

    “Belediyenin asli görevlerinden hiç bir tanesi bizde yok. Hepsinden mahrum durumdayız. Hatta buradaki köyler Alevi olmasına rağmen son yerel seçimlerde AKP’ye 45 tane oy çıktı. Bundan 30 yıl öncesine kadar sadece sandık başkanının oyu sağ partilere giderdi. Bize hizmet etsinler diye oy dahi verdiler. 80 seçmen var, 45′ i AKP ye oy kullandı. Buna rağmen ‘Tümü bana oy vermiş olan bölgelerin dahi henüz yollarını yapamadım, siz neyi bekliyorsunuz?’ deniliyor.”

    TEMİZ SUDAN DA MAHRUMLAR!

    İsa Berk, köylüler olarak sağlıklı içme suyundan da yoksun olduklarını belirtti. Berk, 2018 yerel seçimleri öncesinde Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı ile Afşin İlçe Belediye Başkanı’nın köylerine geldiklerini belirterek şunları söyledi:

    “Köye gelen heyete, ‘Geldiğiniz bu yolu beğendiniz mi?’ diye sordum. ‘Hiçbir altyapımız; yolumuz, sağlıklı içme suyumuz, köyün içerisinde herhangi bir parke taşımız, belediye otobüsümüz yok. Sizce de var mı?’ diye sordum. Ardından ‘Afşin’in merkez mahallesindeki bir daire ile buradaki bir evden eşit şekilde emlak vergisini alacak mısınız?’ diye de sordum. ‘Nerede bu hizmetler?’ dedim. Sadece gözümün içine baktılar. ‘Ayrımcılık yapıyorsanız eğer ‘Evet yapıyoruz’ deyin’ diye de ekledim. Fakat cevap veremediler.”

    “ALEVİYİZ DİYE AYRIM YAPIYORSUNUZ”

    Örenli Köyü sakini İsa Berk, civardaki üç Alevi köyünün olanaksızlıklar sebebiyle çok göç verdiğine işaret ederek 4 bin civarında kişinin il ve yurt dışına gittiğini de anlattı. Berk, ulaşabildiği yetkililere “Aleviyiz diye ayrımcılık yapıyorsunuz” dediğini vurgulayarak şöyle devam etti:

    “Yetkililer, ayrımcılık yaptıklarını kabul etmeyince ‘O zaman buyurun hemen hizmete başlayın’ dedim. Köylerimiz tam olarak Kayseri, Sivas ve Malatya üçgeninde yer almakta. Kim bize hizmet ederse oralı oluruz. 1 gram asfalt yüzü görmedik. Yazın köydeki nüfus 100 haneyi geçiyor. Burada daimi yaşayan ortalama nüfus ise 130 kişi civarında.

    Bizim gibi mağduriyet yaşayan toplam 3 köy var. Haticepınarı köyü, Oğlakkaya köyü ve bizim Örenli… Bu üç köy aynı zamanda Kürt. İnsanlar, ilçeye indiklerinde esnaf, dilimizle dalga geçerek hakaret de ediyor. Dünyada başka da böyle bir toplum yoktur diye düşünüyorum.”

    “BİZİ MÜLTECİLERE İMRENDİRİR DURUMA GETİRDİNİZ”

    İsa Berk, yakın zamanda ilçe belediye başkanı ile görüşme fırsatı bulduğunu da belirterek şunları söyledi:

    “Belediye başkanı, bize 6 kilometre uzaklıktaki Sünni bir köydeki festivale geldi. Ben de oraya giderek başkana sorunlarımızı ilettim. ‘Muhtarınız benimle görüştü. Yol için talimat verdim 2022’de çalışmalar başlayacak’ dedi. Ben de ‘2021’de de aynı söz verilmişti’ dedim. Gözümün içine baktı…

    Köy içerisinden geçen araçlar sebebiyle sanki taş ocağı işletiliyormuş gibi toz bulutu yükseldiğini anlattım. ‘Bizi mültecilere imrendirir duruma getirdiniz’ dedim. Çünkü mülteci kamplarında altyapı, sağlıklı içme suyu, sağlık ocağı, çocuk oyun alanları vardır. Biz bu toprakların sahibiyiz ama mülteciler kadar değerimiz yok ve ayrımcılık yaptıklarını söyledim. Ancak belediye başkanı bunu kabul etmedi.

    Köy muhtarı aynı zamanda minibüsçülük de yapıyor. Belediyeden ‘Köyünüze belgeli bir araçla ulaşım hizmeti de verilmektedir’ denilmiş. Tamam öyle ancak vatandaş buradan Afşin’e gitmek için 30 lira veriyor. Ayrıca bu belediyenin vermiş olduğu bir araç değil. 65 yaş üzeri vatandaşların ücretsiz seyahat etmesi gerekmiyor mu? Madem bu araç belediye hizmeti olarak görülüyor neden tarife bu kadar fahiş düzeyde? Şahsın aracını, belediye, hizmet veriyormuş gibi gösteriyor. Tamamen kaderiyle baş başa bırakılmış, terk edilmiş 3 köyüz. Ama Maraş Büyükşehir Belediyesi zengindir. Tarım, sanayi ve tekstil açısından zengin iller arasında sayılır. Ama 9 yol yapmaya gücü yetmiyor.”

    Eren GÜVEN/MARAŞ

  • ‘Alevi mahallesi Kısas’ta yol, su ve elektrik sorunları ne zaman çözülecek?’

    ‘Alevi mahallesi Kısas’ta yol, su ve elektrik sorunları ne zaman çözülecek?’

    PİRHA-Milletvekili Ali Kenanoğlu, Urfa’nın Kısas Mahallesi’nde yaşayan halkın sorunlarını bir kez daha Meclis gündemine getirerek, “Su, elektrik ve yol gibi en temel ihtiyaçların karşılanmamasının sebebi Alevilerin yaşadığı mahalle olmasından mı kaynaklanmaktadır?” diye sordu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Urfa ziyareti sonrasında gündeme getirdiği Alevilerin yaşadığı Kısas Mahallesi’ndeki ayrımcılığa bir kez daha dikkat çekti.

    Kenanoğlu, Alevi mahallesi olan Kısas’ta yaşanan yol, su ve elektrik sorunlarını tekrar Meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu, İçişleri Bakanlığı’na verdiği soru önergesinde Urfa’nın büyükşehir olmasından sonra kasabayken Haliliye’ye bağlı bir mahalleye dönüşen Kısas’ın Atatürk Barajı’na yakın bir yerleşim yeri olmasına dikkat çekerek “Su, elektrik ve yol gibi en temel ihtiyaçların karşılanmamasının sebebi Alevilerin yaşadığı mahalle olmasından mı kaynaklanmaktadır?” diye sordu.

    “KISASLILAR KERBELA EZİYETİ ÇEKİYOR”

    Ali Kenanoğlu, bölgede 55 dereceyi bulan hava sıcaklığına da vurgu yaparak hasta, yaşlı, çocukların yaşadığı zorluklara işaret etti. Milletvekili Ali Kenanoğlu, önergesine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından cevap verilmesini talep ederek şu soruları yöneltti:

    “-Şanlıurfa’da Alevilerin yaşadığı Kısas Mahallesine neden temiz şebeke suyu verilmemektedir?

    -Şanlıurfa Kısas Mahallesine neden düzenli elektrik verilmemektedir?

    -Şanlıurfa Kısas Mahallesinin yolları neden yapılmamaktadır?

    -Şanlıurfa Kısas Mahallesinin su, elektrik ve yol gibi en temel ihtiyaçlarının 21. yy. dahi karşılanmamasının sebebi Alevilerin yaşadığı mahalle olmalarından mı kaynaklanmaktadır?

    -Kısas Mahallesine 4 km uzaklıkta bulunan Çekçek, Boydere ve Konuklu köylerine şebeke suyu verilerken, Kısas Mahallesine verilmemesi bir ayrımcılık değil midir?

    -Şanlıurfa’da Alevilerin yaşadığı Kısas Mahallesinin su, elektrik ve yol sorunları ne zaman çözüme kavuşturulacaktır?

    -Şu an itibariyle geçici olarak kesintiler ile verilen su neden arıtılamamaktadır? Su deposu neden temizlenmemektedir?

    -Elektrik bakım onarım çalışmaları ne zaman sona erdirilecektir? Mahalleye düzenli elektrik verilmesi ne zaman sağlanacaktır?

    -Kısas mahallesinin yol yapım çalışmalarına ne zaman başlanacaktır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Kenanoğlu açıkladı: Alevi kasabası Kısas’ta ne su ne elektrik ne de yol var!-VİDEO

    Kenanoğlu açıkladı: Alevi kasabası Kısas’ta ne su ne elektrik ne de yol var!-VİDEO

    PİRHA-Milletvekili Ali Kenanoğlu, Meclis basın toplantısında Urfa’daki Alevilerin sorunlarına dikkat çekerek “Atatürk Barajı’nın hemen yakınındaki bir mahallede elektrik ve suyun olmasının ne anlama geldiğini hepimiz biliriz. Kısas’a 4 kilometre uzaklıkta başka köyler de. O köylerde ise hiçbir sorun yok” diyerek ayrımcılığı gözler önüne serdi. Kenanoğlu ayrıca çıkarılan tütün yasasına da değinerek üreticinin taleplerini sıraladı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu Meclis’te yaptığı basın toplantısında Urfa’daki Alevilerin sorunları, Tütün Yasası ve din alimlerinin gözaltına alınmaları hakkında konuştu.

    Soma işçilerinin Ankara’daki hak arama mücadelesine de değinen Ali Kenanoğlu, “Acı bir haber aldık. Tahir Çetin ve Faik İnter’in trafik kazası sonucu yaşamını yitirdiğini öğrendik. Bu kişiler neden yollardaydı? Soma Uyar madenciliğinin 8 yıldır tazminatlarını ödemesinden kaynaklı olarak Ankara’ya gelmişlerdi ve Meclis’te görüşmeler yapmak ve verilen sözler haricinde haklarını talep ediyorlardı. ‘Bu ölümün suçlusu, sorumlusu trafik kazası mı?’ diye soracak olursak, bu işin sorumlusu o insanları yollara düşürenlerdir” dedi.

    “YERLİ TÜTÜNÜ BİTİRME OPERASYONU”

    Ali Kenanoğlu, tütün üreticilerinin sorunlarına da dikkat çekti. Tütün yasasının 1 Temmuz’da yürürlüğe girmesi ardından tütün üreticilerinin “feryat ve figan halinde” olduklarını söyleyen Kenanoğlu, şu konuşmayı yaptı:

    “Malesef ki AKP iktidarı, yasa yaparken muhatap olarak büyük holdingleri alıyor ve onların önerileri neticesinde yasaları meydana getiriyor. İktidar çıkarılan yasalarla ilgili halkı dinlemiyor. Şu anda tütün konusunda bir yetki belgesi süreci başlatıldı. Bu belgesi olmayan, tütün ticareti yapamıyor. Bölgedeki İnsanlar, kendi küçük arazilerinde ‘sarımlık tütün’ dediğimiz üretimi yapıyorlar ve bunları doğrudan kendileri pazara emeklerinin karşılığını alarak satıyor. Şimdi bu yasayla birlikte ticaret yasaklandı. Peki yetki belgesi kimlere veriliyor? Ancak büyük kooperatifler kuracaksınız ve bu şekilde yetki belgesi alacaksınız. Bu bir bütün olarak tütün piyasasını tekelleştirmeye yol açıyor. Buradaki handikap, sarımlık tütün yetiştiren küçük üreticinin, emeğinin karşılığını alamamasına yol açıyor. Tıpkı fındıkta ve çayda olduğu gibi bir fiyat belirlenecek ve ‘tütünüzü şu fiyattan alıyoruz’ diyecekler. Yani o fiyat küçük üreticinin maliyetini karşılayabilecek boyutta mı bunlara bakmayacaklar. Ve üretici, belirlenen fiyattan tütününü satmak zorunda kalacak. Bunu yerli tütünü bitirme operasyonu olarak da görebiliriz. Böylelikle yabancı sigara satıcıları da desteklenmiş oluyor.”

    “ÜRETİCİLER KAÇAKÇI DURUMUNA DÜŞTÜ”

    Ali Kenanoğlu tütün tartışmasına dair önerileri de sıralayarak şöyle devam etti:

    “Meclis’te bir komisyon kurulmalı ve üreticinin görüşlerini alarak yeniden bir düzenleme yapılmalı. Üretici şunu diyor; ‘piyasamızı öldürmesinler. Bizleri belirlenen fiyatlara mecbur bırakmasınlar’. Bir taraftan serbest piyasa yöntemini savunup diğer taraftan üreticiyi bir rakama mahkum etme durumu söz konusu. Şu anda üretim yapıp yetki belgesi olmayan üreticiler kaçakçı durumuna düştü. 1 Temmuz’dan itibaren tütün üreticileri kendi ürettikleri tütünü satarlarsa kaçakçılıktan dolayı hapis cezasıyla karşı karşıya kalacaklar. Bu anlamı ile Meclis’i göreve çağırıyor, öncelikle yasanın ertelenmesini ve bir araştırma komisyonu kurulmasını öneriyoruz.”

    ŞENYAŞAR AİLESİNE DESTEK MESAJI

    Milletvekili Ali Kenanoğlu, Şenyaşar ailesinin adalet arayışını da gündemine aldı. Yakın zamanda aileye ziyaret yaptıklarını belirten Kenanoğlu şunları söyledi:

    “Şenyaşar ailesi fertleri, AKP’li milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın korumaları ve yakınlarının saldırısı sonucu öldürüldü.

    Hem iki oğlunu hem de eşini kaybeden bir anne, şu an Urfa Adliyesi önünde eylem yapıyor. Adaleti aramak mağdur edilmiş kesimler açısından söz konusu olduğu zaman hele hele de katliamı yapanlar bir AKP’li milletvekilinin yakınları olduğu zaman maalesef ki Adalet arayışınız ses bulmadığı gibi engelleniyor da. Partimizin önünde her gün şov yaparak nöbet tutanlar, onları besleyenler, eminim ki Emine Şenyaşar’ın yaşadıklarını bir gün yaşasalar ikinci gün orada durmazlar.”

    “BÜTÜN BU IZDIRABI, ZÜLMÜ ALEVİ OLDUĞUMUZ İÇİN YAŞIYORUZ”

    Milletvekili Kenanoğlu Urfa ziyareti esnasında 2 Temmuz Madımak anması yaptıklarını söyleyerek Kısas Mahallesi’nde yaşayan Alevilerin sorunlarına da dikkat çekti. Kısas’ın 10 bin nüfuslu bir mahalle olduğuna işaret eden Kenanoğlu şunları söyledi:

    “Kısas, yolumuza bağlı kişiler ve ozanlar yetiştiren, önemli insanları bağrında barındıran insanlardan oluşuyor. Ama gördük ki orada büyük sorunlar var. İnsanın temel ihtiyacı olan su, elektrik ve yol sorunu… Kısas’ta bu üçü de yok. 2021 yılında Atatürk Barajı’nın hemen yakınındaki bir kasabada bunun olmasının ne anlama geldiğini hepimiz az çok biliriz. Bölgede düzenli elektrik kesintileri oluyor. Elektrik kesintileri de suyun kesilmesine yol açıyor. Çünkü elektrik olmayınca dinamolar çalışmıyor. Bölgede 1970 yılında yapılmış, etrafı kırık, mikrobun barındığı bir depo var. Ama insanlar ona da razılar ve diyorlar ki ‘yeter ki suyumuz aksın’. Kısas’a 4 kilometre uzaklıkta başka köyler de. O köylerde ise hiçbir sorun yok. Kısas Alevi kasabası. O coğrafyada Alevi inancını ayakta tutan insanların yaşadığı bir yer. Köylülerin beyanı şu yönde ‘bütün bu ızdırabı, zülmü Alevi olduğumuz için yaşıyoruz. Başka hiçbir sebebini bulamazsınız.’ Burası 10 bin nüfuslu bir kasaba ve Vaziyet bu şekilde.”

    “BİZ DE DİN ALİMLERİNİN YANINDAYIZ”

    HDP’li Ali Kenanoğlu, din alimlerine yönelik operasyona da değinerek şöyle devam etti:

    “Bu kişiler Sünni İslam’ın alimleri ama iktidarın Muaviye siyasetini reddeden din alimleri. Demokratik İslam Kongresi adı altında bir araya gelmişler. Devletin Sünniliğini de İslamını da reddediyorlar. Bunun bir tür Emevi İslamiyeti olduğunu söyleyerek kendi anlayışlarına göre yaşıyorlar. Bu kişilerin hepsi 70 ve üzeri yaşta 25 kişi. Birçoğu ilaçlarla orada tutuluyor. Buna rağmen her türlü gözaltı zulmü yapılıyor. Din alimlerinin bir an önce serbest bırakılması gerektiğini ifade ediyoruz. Siyasal İslamcıların bu zulmüne karşı biz de din alimlerinin yanında olacağımızı ifade ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA