Etiket: alevi bektaşi ansiklopedisi

  • Hasan Harmancı: Alevi Bektaşi Ansiklopedisi, boşluklara yazıldığı için kalıcılığı yok-VİDEO

    Hasan Harmancı: Alevi Bektaşi Ansiklopedisi, boşluklara yazıldığı için kalıcılığı yok-VİDEO

    PİRHA-Sosyal Antropolog Hasan Harmancı, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ilahiyatçılara, Sünni akademisyenlere hazırlattığı Alevi Bektaşi Ansiklopedisi’nin kalıcılığının olmadığını söyleyerek “Ülkede Alevilerin hukuk sorununun hala çözülememesi; Alevilerin, ‘yapacağız, edeceğiz, herkes eşit haklara sahip’ denilerek okşanması ve Alevilere eşit yaklaşılmadığı gibi bu tür yayınlar da boşluklara yazılmış, dönemin sosyal ve siyasal beklentilerine uygun çalışmalar olacak” dedi.

    AKP-MHP hükümeti “Alevi Bektaşi Ansiklopedisi” adını verdiği çalışmasını sürdürüyor. Ansiklopediyi hazırlayan kadronun Sünnilerden/ilahiyatçılardan oluşması, Alevi inancı üzerindeki asimilasyon politikaların bir parçası olarak değerlendiriliyor.

    Sosyal Antropolog Hasan Harmancı, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın aralarında bir iki kendi belirledikleri Alevi olsa da ağırlıklı olarak İslamcı akademisyenlere ve ilahiyatçılara hazırlattığı Alevi Bektaşi Ansiklopedisi’ni PİRHA’ya değerlendirdi.

    “ASİKLOPEDİ HAZIRLAMAK DEVLETİN, BAKANLIĞIN İŞİ DEĞİL”

    Sosyal Antropolog Hasan Harmancı, devletin, Alevi Bektaşi Ansiklopedisini hazırlama gibi bir sorumluluğunun olmadığını ifade ederek “Devletin yapması gereken, bu tür çalışma yapan enstitülere destek sunmasıdır” dedi. Harmancı, Türkiye’de devletin kendi toplumuna, halkına güvenmediğini de belirterek “Devlet, Gadev gibi enstitülerin gelişmesi gerektiği, bu tür yapıların, kitap yayınlayanların desteklenmesi gerektiğinin farkında değil. Bütün sorumluluğu kendi üzerine alıyor bu da çarpık bir gelişme oluyor. Çünkü bu devletin, bakanlığın işi değil” dedi.

    “SİSTEMSEL BİR SORUN YAŞIYORUZ”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı ‘toplum mühendisi’ olarak adlandıran Harmancı, devamında şunları kaydetti:

    “Bunlar yapaydır. Belki alıcısı olur, okuyanı merak edeni olur ama kaynak olarak gerçek anlamda kullanması çok zor olur. Çünkü ben bir bilim insanı, yazar olarak bu kaynağın problemli olduğu yaklaşımı içinde olacağım. Doğru bir kaynak olarak kullanabilmem için hakikaten içindeki bilgilerin, bu toplumun değerleriyle örtüşüyor olması lazım. Maalesef sistemsel bir sorun yaşıyoruz. Ülkede Alevilerin hukuk sorununun hala çözülememesi, sürekli ertelenmesi ve arada bir Alevilerin, ‘yapacağız, edeceğiz, herkes eşit haklara sahip’ denilerek okşanması ve Alevilere eşit yaklaşılmadığı gibi bu tür yayınlar da boşluklara yazılmış, jargonlar, ideolojiler dönemin sosyal ve siyasal beklentilerine uygun çalışmalar olacak.

    “ALEVİ BEKTAŞİ ANSİKLOPEDİSİNİN KALICILIĞI YOK”

    Ve bu kalıcılığı olmayan bir şey kalıcı da olsa çarpık bir düzenin devamından başka bir şey değil. Aleviler ister ki bu çalışmalar gerçekten bilimsel olarak yapılsın. Ama her şey zamanla değişecektir. Devletin aklının da zamanla değişmesini bekliyoruz.”

    Devrim FINDIK-Eren GÜVEN/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    Engin: Cemevi Başkanlığı’nın hazırladığı ‘Alevi Ansiklopedisi’ni ciddiye almıyorum – VİDEO

    Yazar Ali Köylüce: Cemevi Başkanlığı’nın hazırladığı ansiklopedide temel amaç asimilasyon – VİDEO

    ‘Kaynak hakimiyetleri zayıf, bu ansiklopedi iyi niyetli olmayacak’ – VİDEO

  • ‘Kaynak hakimiyetleri zayıf, bu ansiklopedi iyi niyetli olmayacak’ – VİDEO

    ‘Kaynak hakimiyetleri zayıf, bu ansiklopedi iyi niyetli olmayacak’ – VİDEO

    PİRHA – Araştırmacı Yazar Hamza Aksüt, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ilahiyatçılara, Sünni akademisyenlere  hazırlattığı Alevi Bektaşi Ansiklopedisi’nin iyi niyetli olmayacağını ifade ederek “Şimdiye kadar yazılan ve tonlarca deterjanla temizlenemeyecek olan Alevi tarihi ve inancı konusundaki kirliliğe bir o kadar daha kirlilik katacağından eminim” dedi.

    AKP-MHP hükümeti “Alevi Bektaşi Ansiklopedisi” adını verdiği çalışmasını sürdürüyor. Ansiklopediyi hazırlayan kadronun İslamcı akademisyenlerden/ilahiyatçılardan oluşması, Alevi inancı üzerindeki asimilasyon politikalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

    Araştırmacı Yazar Hamza Aksüt, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın aralarında bir iki kendi belirledikleri Alevi olsa da ağırlıklı olarak İslamcı akademisyenlere ve ilahiyatçılara hazırlattığı Alevi Bektaşi Ansiklopedisi’ni PİRHA’ya değerlendirdi.

    “KUŞKUSUZ İYİ NİYETLİ DEĞİLLER”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ilahiyatçılara, Sünni akademisyenlere  hazırlattığı Alevi Bektaşi Ansiklopedisi’nin iki yönü olduğunu söyleyen Aksüt, şunları dile getirdi:

    Birinci yönü, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın faaliyetleri ne derece kaliteli bir buna bakmak lazım bir de ne derece iyi niyetliler her iki açıdan bakmak gerekir. Kuşkusuz iyi niyetli değiller. Çünkü Aleviliği belli bir etnisiteye, Türklük etnisitesine sıkıştırma, Aleviliğin kökenini Şamanizm’de daha sonra özellikle Yesevizm’de arama, oraya bağlama gibi çok büyük çabalar içerisine girileceğini biliyoruz. Devletin tecrübesinden bunu biliyoruz, zaten çalışanların da bir kısmını tanıyorum. Dolayısıyla böyle bir etnik daraltma, tek etnisiteye, tek dine indirme, Kürtlere ve Araplara cephe alıcı söylemlerde bulunma, Alevi Arapları, Alevi Kürtleri dışlama söylemlerinde bulunacaklar.”

    “BİNLERCE KAYNAĞA HAKİM OLMALARI GEREKİR”

    Alevi Bektaşi Ansiklopedisini hazırlayacak olanların kaynak hakimiyetinin çok geniş olması gerektiğini de söyleyen Aksüt, “Diyelim ki bir yazar, bir maddeyi yazacak. Kaynak hakimiyeti zayıfsa ‘Hoca Ahmet Yesevi Aleviliği kurdu’, ‘Orta Asya’da kuruldu, Türkler kuruldu’ gibi uçuk kaçık söylemlerde bulunacak. Bunun kaynağı Fuat Köprülü tabi. Fuat Köprülü ile başlayan daha sonra Abdulbaki Gölpınarlı’yla devam eden bu çizgiyi devam ettirecekler, yeniden kağıda geçirecekler. Belki biraz daha aşırıya kaçacaklar. Zaten iyi niyetli bir şey de yapamazlar. Söylediğim gibi kaynak hakimiyetleri zayıf. Binlerce kaynağa hakim olmaları gerekir” diye konuştu.

    “PERSONELİN YETERSİZLİĞİ SORUN YARATACAK”

    Aksüt, Alevi Bektaşi Ansiklopedisinin iyi niyetli olmayacağını da belirterek “Bizim devletin eskiden beri sürdürdüğü çizgiyi bunların da sürdüreceğini gayet iyi biliyorum. Personelin yetersizliği bu alanda ayrıca bir sorun yaratacak. Şimdiye kadar yazılan ve tonlarca deterjanla temizlenemeyecek olan Alevi tarihi ve inancı konusundaki kirliliğe bir o kadar daha kirlilik katacağından eminim” dedi.

    Devrim FINDIK-Eren GÜVEN/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    Engin: Cemevi Başkanlığı’nın hazırladığı ‘Alevi Ansiklopedisi’ni ciddiye almıyorum – VİDEO

    Yazar Ali Köylüce: Cemevi Başkanlığı’nın hazırladığı ansiklopedide temel amaç asimilasyon – VİDEO

  • Yazar Ali Köylüce: Cemevi Başkanlığı’nın hazırladığı ansiklopedide temel amaç asimilasyon – VİDEO

    Yazar Ali Köylüce: Cemevi Başkanlığı’nın hazırladığı ansiklopedide temel amaç asimilasyon – VİDEO

    PİRHA – Yazar Ali Köylüce, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ilahiyatçılara, İslamcı akademisyenlere hazırlattığı Alevi Bektaşi Ansiklopedisi’nin asimilasyona hizmet edeceğini, temel amacın asimilasyon olduğunu söyledi. Köylüce, Cemevi Başkanlığı ansiklopedisinin Avrupa’da Rıza Şehri Akademisi çerçevesinde başlatılan ansiklopedi çalışmasından sonra alel acele hazırlatılıp gündeme getirildiğini kaydetti. 

    AKP-MHP hükümeti “Alevi Bektaşi Ansiklopedisi” adını verdiği çalışmasını sürdürüyor. Ansiklopediyi hazırlayan kadronun İslamcı akademisyenlerden/ilahiyatçılardan oluşması, Alevi inancı üzerindeki asimilasyon politikalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

    Avrupa Alevi hareketinin kuruluşunda bulunan ve başkanlık yapmış olan Yazar Ali Köylüce, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın aralarında bir iki kendi belirledikleri Alevi olsa da ağırlıklı olarak İslamcı akademisyenlere ve ilahiyatçılara hazırlattığı Alevi Bektaşi Ansiklopedisi’ni PİRHA’ya değerlendirdi.

    “YAZANLARIMIZ ÇOĞALDI, OKUYANLARIMIZ AZALDI”

    Avrupa Alevi hareketinin kuruluşunda yönetim ve başkanlık yapmış olan Yazar Ali Köylüce, Alevi toplumunda kitap okuma sürecinin zayıfladığını söyleyerek “Yazanlarımız çoğaldı, okuyanlarımız azaldı. Tabi bu dezavantajlı bir dönem. Bundan 30 yıl önce yeni kurumlaşma döneminde yazan çok azdı, kitap neredeyse yok gibiydi. İğne ucuyla kazar gibi araştırmacı arkadaşlar, yazarlar bu eserlerin içeriklerini oluşturmaya çalışıp bölge alan incelemesi, arşiv incelemesi, pratik yaşamda dedelerle sözlü tanık incelemelerini bir araya getirdiler. Alevilik üzerinde çeşitli çevrelerin asimilasyon politikalarını da geriletecek bir içerik, çerçeve, taban oluştu. Ama ne yazık ki geldiğimiz o ilk sürecin açlığını hisseden okuyucu, bugün o düzeyde değil” dedi.

    “İNANCIMIZI ONURLA TEMSİL EDECEK KONUMA GELMELİYİZ”

    Ali Köylüce, Alevilerin henüz işinin bitmediğini de ifade ederek Alevi toplumuna şu önerilerde bulundu:

    “O yüzden her Alevi canın sadece kendisi için de değil dışındaki topluma, topluluklara da bu inancı ve değerleri anlatıp aktarması için bunu bilmesi, öğrenmesi gerekir. Dolayısıyla bu eserleri, bu kitapları incelemeleri, okumaları hem kendi geleceklerini oluşturacak çocuklara hem de dışımızda bulunan Türkiye’deki egemen devlet inancı olan Diyanet inancına karşı da kendi inancımızı onurla temsil edecek bir konuma gelmemizde fayda var.”

    “DEVLETİN ANSİKLOPEDİ PROJESİ BİZİM PROJEMİZDEN SONRA GÜNDEME GELDİ”

    Ali Köylüce, devletin Alevi Ansiklopedisi projesine karşı Avrupa’da Rıza Şehri Akademisi çerçevesinde ansiklopedi çalışması başlattıklarını da dile getirerek Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın hazırlattığı ansiklopedi hakkında şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Şu an da yaklaşık 40 akademisyen o projenin içerisinde yer alıyor. Yani aslında devletin ansiklopedi projesi de bizim bu projemizin öğrenilmesinden sonra alel acele gündeme getirilip pratiğe geçirilen bir uygulama. Fakat hak yerini bulacak. Aleviler arasında henüz inançsal bazda da kimliksel bazda da hak mücadelesi somut bir duruma ulaşmış değil. Dolayısıyla orada yapılan hiçbir çalışma, direkt Alevi toplumunun hak ve menfaatlerini, hakikatini dile getirmiyor.

    “ŞÜPHEYLE YAKLAŞACAĞIZ”

    Eğer bir gün yasal ve anayasal durumda bu ülkenin eşit yurttaşları ve vatandaşları olarak devlet bütün inançlara eşit mesafede durur herkese hakkaniyetle yaklaşırsa bu konuda yapılacak çalışmalarda bizim de hakkımızı gözetleyeceğine inanırız. Ama halihazırda bu durum böyle yürümüyor. İsterse Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altında olsun isterse Alevi ansiklopedisi çerçevesi içerisinde olsun yapılan her şeyde asimilasyonun temel amaç olduğu kaygısı Alevi toplumunda, Alevi kurumlarında, Alevi aydınlarında etkin ve hakimdir. Bu böyle sürdüğü sürece de biz buna şüpheyle yaklaşacağız.”

    Devrim FINDIK-Eren GÜVEN/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    Engin: Cemevi Başkanlığı’nın hazırladığı ‘Alevi Ansiklopedisi’ni ciddiye almıyorum – VİDEO

  • ‘Alevilerin sorunu siyasetle, hukuk mücadelesiyle çözülür; ciddi çalışmalara başlanmalı’

    ‘Alevilerin sorunu siyasetle, hukuk mücadelesiyle çözülür; ciddi çalışmalara başlanmalı’

    PİRHA- Şair-Akademisyen Abbas Karakaya, Alevilerin dejenerasyonu ve asimile edilmesini hızlandırma amaçlı kurulduğuna işaret ettiği Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın Alevilerin sorunlarını çözemeyeceğini söyledi. Karakaya, “Bu yapılanların amacı Alevilerin arasında (yeni) gerilimler yaratmak, bölmek ve daha kolay yönetmek. Alevilerin sorunu siyasetle çözülür, hukuk mücadelesiyle, kültürünü yaşatmaya, aktarmaya çalışmakla çözülür” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun temel talepleri var. Bunlar; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması.

    Bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, Alevilerin açtığı davalarda lehte verilmiş mahkeme kararları dahi tanınmıyor. AKP, Alevilere rağmen Alevi inancını tanımlıyor, Alevi örgütlerini muhatap almıyor.

    9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve yönetimi, Alevi inancından uzak bir bakış açısına sahip. Bu başkanlık da aynı hükümet gibi Alevi örgütlerini yok sayan bir yerde duruyor.

    Alevi Diyaneti olarak adlandırılan başkanlığı Alevi örgütleri kesin bir dille reddediyor. AKP hükümeti Alevi Bektaşi Ansiklopedisi hazırlamak için de Sünni akademisyenler ve ilahiyatçılardan oluşan kadro kurdu.

    Alevi toplumunu en çok rahatsız eden sorunlardan biri de eğitim-öğretim sisteminin dinselleştirilmesi, okullarda tarikatların, dinci vakıfların etkili olması.

    Alevilerin temel sorunlarının çözümü konusunda ve eğitim sistemindeki bu gericileşmeye karşı, Aleviler/Alevi örgütleri ne yapmalı? Nasıl bir yol izlenmeli?

    Şair-Akademisyen Abbas Karakaya sorularımızı yanıtladı.

    “NİHAİ AMAÇ ALEVİLERİN DEJENERASYONU”

    PİRHA: AKP hükümeti, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Bu başkanlık temsilcileri pek çok ilde birçok cemevine gidip görüşmeler yaptı/yapıyor. Görüşmelerde hala cemevinin ihtiyaçları soruluyor ve başkanlığı tanımaları isteniyor. Alevilerin temel talepleri ve asıl sorunları konuşulmuyor, bir çözüm üretilmiyor. Bu konudaki görüşünüz nedir?

    ABBAS KARAKAYA: ‘Alevilerin temel talepleri ve asıl sorunları konuşulmuyor, bir çözüm üretilmiyor.’ saptamanıza katılıyorum. O zaman bu yapılanların amacı Alevilerin arasında (yeni) gerilimler yaratmak, bölmek ve daha kolay yönetmek. Nihai amaç ise Alevilerin dejenerasyonunu, asimile olmasını hızlandırmaktır bu başkanlığın hedefi.

    “ALEVİLERİN SORUNU SİYASETLE, HUKUK MÜCADELESİYLE ÇÖZÜLÜR”

    -MHP destekli AKP hükümeti, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurarken Alevi örgütlülüğünü muhatap almadı. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı da bu ciddiyetsizliği, dışlamayı devam ettiriyor. Başkanlığın başındaki Alirıza Özdemir ülkücü-MHP geleneğinden geliyor. Hiçbir şekilde Alevi örgütleriyle iletişim kurmadı. Zaten kurumlar da bu başkanlığı asimilasyon merkezi olduğunu beyan ederek tanımadıklarını ilan etmişti başından beri. Dolayısıyla Alevilerin temel sorunları bu şekilde çözülebilir mi? Siz bu durumu nasıl değerlendirirsiniz?

    Alevilerin sorunu siyasetle çözülür, hukuk mücadelesiyle çözülür. Kültürünü yaşatmaya, aktarmaya çalışmakla çözülür. Tabii, siyaset derken uzun dönemli hedefleri, stratejisi olan, taktiklerini güncelleyen bir siyaset benim kastettiğim. Siyasi partilerin siyasetine, günlük siyasetin mide bulandırıcı pragmatizmine kapılmamış bir siyaset yapma biçimi öneriyorum. Bir insan MHP’li ve benzeri bir yerden geliyorsa, onun Aleviliğinde yanlış, karanlık giden bir şey var demektir. Alevilerin ağzına bir parmak bal çalmaktır bu yapılan. Bunu isteyen, kendine yakıştıran kişiler varsa öyle yapsınlar. Bırakın Alevi olmaklığı, insan olmanın haysiyetine de yakışmayan bir şeydir bu. Zaten başkanlığın amacının Alevi toplumunu silmek, eritmek olduğunu ilk soruya verdiğim cevapta belirttim.

    “YETER Kİ ALEVİ ÖRGÜTLERİ İSTESİN, YAPABİLECEK İNSANLARIMIZ VAR”

    -Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, aralarında bir iki kendi belirledikleri Alevi olsa da ağırlıklı olarak İslamcı akademisyenlere ve ilahiyatçılara Alevi Bektaşi Ansiklopedisi hazırlatıyor. Buna Alevi örgütleri yazılı bir açıklamayla tepki verdi. Sizce Aleviler/Alevi örgütleri ne yapmalı? Nasıl bir yol izlenmeli bu çalışmaya karşı?

    Haddini bilmezliktir bu. Alevi örgütlerinin yazılı açıklaması iyidir, doğrudur. Ama orada kalmamak lazım. Ansiklopedi gibi daha bir sürü uzun soluklu, sabırlı işlere girişmeliler. Bunu yapabilecek insanlarımız vardır. Yeter ki Alevi örgütleri istesin, niyet etsinler böyle işlere.

    “ALEVİ KURUMLARI ANMA, KINAMA VE BASIN AÇIKLAMASI ÇIKMAZINDAN ÇIKMALILAR”

    -Okullarda “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi kapsamında imamlar, müftüler ders vermeye başladı. Çocuklar camilere götürülüyor. Ayrıca okullarda mescitler açılıyor. Dini faaliyetler anaokullarına kadar indi. Dinci vakıflarla ve cemaatlerle yasa dışı şekilde protokoller imzalanıyor ve öğrenciler kontrolsüz bir şekilde dini faaliyetlere götürülüyor. Laik eğitim öğretim tamamen yok edilmiş durumda. Alevi çocukların ve ailelerinin pek çok zorluğu yaşadığını biliyoruz. Ancak Alevi kurumları bu konuda bir tepkiyi örgütleyemedi. Eğitim sistemindeki bu gericileşmeye karşı neler yapılabilir, önerileriniz nelerdir?

    ‘Alevi kurumları bu konuda bir tepkiyi örgütleyemedi.’ Ne yazık ki bu değerlendirmeniz de doğru. Bu konuda neler yapılabilire geçmeden önce Alevi kurumlarının katliam anma ve kınama basın açıklamaları çıkmazından çıkmaları gerekiyor. Ancak ondan sonra yapılabilecekleri konuşabiliriz. Ayrıca, konuşabilmek için de önce insanları cemevlerine getirtebilmek gerekir. Yüz yüze konuşmakla başlanabilir, diyorum her şeye.

    “PROTESTO EDİLMELİ”

    -Aleviler yıllardır çocuklarının zorunlu din dersine girmemesi için mücadele ediyor. Mahkemelere taşındı. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidildi ve davalar kazanıldı. Hükümet kararları uygulamadı. Öte yandan, zorunlu din dersi mücadelesini boşa düşürecek bir sorun var. Bazı cemevlerinde yıllardır Kuran kursu veriliyor. Bunlardan biri Kartal Cemevi. Ne yazık ki hem mahkeme kararlarının uygulanması için hem de Kuran kursu veren cemevi/derneklere yeterli baskı, tepki, örgütlenme yapılamadı. Cemevlerinde Kuran kursu verilmesinin önüne nasıl geçilebilir?

    Zaten ‘ihtiyaç’ fazlası on binlerce Kuran kursu yok mu? Kartal Cemevi’nin yaptığın işgüzarlıktan başka bir şey değil. Cemevinin idarecileri protesto edilmeli. İfşa edilmeli, yazılmalı, söylenmeli; duyurulmalı ve böylece insanların oraya gitmeleri önlenmeli.

    “ZORUNLU DİN DERSİNİN KALDIRILMASI İÇİN CİDDİ ÇALIŞMALARA BAŞLANMALI”

    -Alevi nefretinin, Alevi asimilasyonunun yükseldiği bir dönem yaşıyoruz. Kurumların geleceğe dair projeler üretmesi, kalıcı hukuk komisyonları kurulması, kararların çabuk alınması, hızlı refleks gösterilmesi, cemevlerinin ibadetin yanında birer okula çevrilmesi, asimilasyonun önüne geçilmesi gibi pek çok konuda toplum Alevi örgütlülüğünden çok şey bekliyor. Kurumlara neler önerirsiniz? Önermekle kalmayıp birlikte neler yapılabilir?

    Gardrop Atatürkçülüğü diye bir ifade vardı ya, Alevi kurumlarının da anma, kınama Aleviliciliğini artık bırakmaları gerekiyor. Cemevlerinin yaşayan mekanlar haline dönüştürülmesi gerekir. Cem ve ölü kaldırma hizmetleri dışında insanlar başka şeyler de bulabilmeli bu kurumlarda.

    Ne yazık ki toplumsal çürümeden Alevi toplumu da azade değil. Kurum ve dernek yöneticilerine buraların siyasi partilerin arka bahçesi olmadıklarını, buraların milletvekilliğine sıçrama tahtası olmadığının hatırlatılması gerekiyor.

    Kurumların ‘sözcüleri’ olmalı, başkanları değil. Sözcülerin hizmet etme süreleri 2-3 dönemle sınırlanmalı.

    Zorunlu din derslerinin kaldırılması için ciddi çalışmalara başlanmalı. Olup biteni bir iki kınama, basın açıklamasıyla geçiştirmekle yetinirsek, çok yakın zamanda Aleviliği öğretecek, aktaracak çocuklar, gençler bulamayacağız.

    Yeni cemevleri yapmak yerine var olanları cesaretle, bilgi ve dayanışmayla idare etmeliyiz. Oraları bağlamayla, tiyatroyla, sanatla, bilimle, felsefeyle, sinemayla, sporla soluk alan yerler haline getirmeliyiz. ”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    1- ‘İktidar manevralar yapıyor; bir duruşumuz olmalı, belirleyici olmamız gerekiyor-VİDEO
    2-‘Alevi örgütleri mücadeleyi toplumsallaştırmalı, Alevi ailelerle ortaklaşılmalı’- VİDEO
    3- ‘Alevi kurumları ortaklaşa bir enstitü kurabilirler; bir hukuk birimi kurulabilir’ – VİDEO
    4-‘Mutlaka hukuk komisyonu kurulmalı, sorunlara çözüm üreten bir örgütlülük olmalı’-VİDEO

  • Alevi kurumları: Alevi Ansiklopedisi yazmak biat edenlerin haddi değildir

    Alevi kurumları: Alevi Ansiklopedisi yazmak biat edenlerin haddi değildir

    PİRHA- Alevi kurumları, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde hazırlığı yapılan Alevi-Bektaşi Ansiklopedisi çalışmasını eleştirdi. Yapılan açıklamada, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Alevi Bektaşi Ansiklopedisi Sünni akademisyenler ile hazırlanarak inancımız, kutsal değerlerimiz ve tarihimiz inkar ediliyor. Alevi Ansiklopedisi yazmak devlete ve tek dil, tek dine inananların, biat edenlerin haddi değildir” denildi.

    AKP-MHP hükümeti Alevi Bektaşi Ansiklopedisi oluşturmak için hazırlık yapıyor. Alevi Bektaşi Ansiklopedisi’ni hazırlayan kadronun Sünnilerden/ilahiyatçılardan oluştuğu biliniyor. Alevi inancı üzerindeki asimilasyon politikaları tartışılmaya devam ederken Alevi kurumları, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde hazırlığı yapılan Alevi-Bektaşi Ansiklopedisi çalışmasını eleştirdi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı konuya ilişkin ortak bir açıklama yayınladı.

    “ALEVİ BEKTAŞİ ANSİKLOPEDİSİ SÜNNİ AKADEMİSYENLER İLE HAZIRLANARAK İNANCIMIZ İNKAR EDİLİYOR”

    Alevi kurumları, ülkede Alevi inancının devlet tarafından tarif edildiğinin altını çizerek, “Bununla da yetinmeyip AKP-MHP iktidarı, tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Alevi Bektaşi Ansiklopedisi Sünni akademisyenler ile hazırlanarak inancımız, kutsal değerlerimiz ve tarihimiz inkar ediliyor. Böylece emelini açıkça ortaya koyan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı yüzyıllardır bizi asimile edenlere destek vererek süreci hızlandırarak ihanette sınır tanımıyor”dedi.

    “DÜŞMANIN SOFRASINDA KAŞIK SALLAYANLAR ALEVİLİĞİ TEMSİL EDEMEZ”

    Kurumlar adına yapılan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Önce dedelere maaş rüşveti ile geldiler. Bu alanda başarısız olunca şimdi de ülke genelinde Cemevlerimizin mülkiyetlerine göz diktiler. Tüm bilgiler devletin kurumlarında mevcut iken, sırf provakasyon yaratmak adına Cemevlerinin tapu sicil kayıtları isteniyor. Dünyada eşi benzeri olmayan bu saldırıyı bu kuşatmayı milyonlarca Alevi görmektedir. Tarihimizden aldığımız inanç ve direnç ile bu ablukaya teslim olmayacağız ve kıracağız.

    Kerbela’da Şah Hüseyin’i kuşatanlar bu gün koca coğrafyayı kuşatma altına alıyor. Bizim açımızdan üzücü olan, yolumuzun değerlerini üç kuruşluk menfaati için satmaya kalkışan hınzır paşalardır. Onlar bir maaş için, Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin açtığı yoldan çıkıp, Pir Sultan Abdal’ın canı ile ödediği bedeli satmaya çalışan hınzır paşalardır. Onlar, peşinden gittikleri zihniyetin özellikle kadına yönelik şiddet politikalarını görmezler, madımak katliamının katillerini affedenler ile kolkola yürürken, milyonlarca insanı açlığa mahkum edenlere alkış tutanlardır. Onlar yoluna ve atalarına ihanet edenlerdir!

    Pir Sultan Abdal’a ihanet edenler bile haram yememişken, düşmanın sofrasında kaşık sallayanlar Aleviliği temsil edemez. Onların tek amaçları vardır o da Aleviliği yok etmektir”

    “MİLYONLARCA ALEVİ YALNIZ DEĞİLDİR”

    Cumhurbaşkanı ve yetkililere seslenen Alevi kurumları, “Biz, başta ülke genelinde ve dünyanın dört bir yanında örgütlü Alevi kurumları olarak sesleniyoruz, bu yanlıştan derhal vazgeçilmelidir. Anayasayla korunan Laik devlet kuralına uyulmalı, din/inanç ve devlet işleri ayrı olmalıdır. İnançları tanımlamak, devletin işi değildir! Milyonlarca Alevi yalnız değildir. Alevi kurumlarının 35 yılı aşan varlığını yok sayarak bir gecede kurdurulan tabela dernekleri aracılığıyla Alevi halkının değerlerini yok etmeyin. Sizin muhatabınız milyonlarca Aleviyi temsil eden Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşenleridir. Muhattabınız onlarca yıllık kurumsal mücadele tarihi olan kurumlarımızdır! Alevi Ansiklopedisi yazmak devlete ve tek dil, tek dine inananların, biat edenlerin haddi değildir” diye ekledi.

    (HABER MERKEZİ)