Etiket: alevi bektaşi cemevi ve kültür başkanlığı

  • ABF Kadın Meclisi: Hünkarı en güzel şekilde anacağız; Cemevi Başkanlığı inancımıza darbe vurmaktadır

    ABF Kadın Meclisi: Hünkarı en güzel şekilde anacağız; Cemevi Başkanlığı inancımıza darbe vurmaktadır

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi kurumlarına rağmen Hacı Bektaş Anma Etkinliği düzenlemesine tepki gösterdi. Kadın Meclisi, “Bu kurumun düzenlediği etkinlikler, 72 millete bir nazarda bakan ve eşitlik ilkesini benimseyen Alevi inancına ciddi bir darbe vurmaktadır. Alevi inancına yönelik bu tip dayatmaların karşısında, hep birlikte aynı kararlılıkla durmamız gerektiğini vurguluyoruz” denildi.

    Bu yıl Hacı Bektaş Anma Etkinlikleri, 16-17-18 Ağustos’ta yapılacak. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın da 15 Ağustos’ta düzenleyeceği anma programı için çağrı yapması tepkilere neden oldu.

    Hacı Bektaş Anma Etkinlikleri’nde bu kurumla iş birliği yapmış katılımcıların bulunduğunu belirten Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi konuya ilişkin bir açıklama yayınladı.

    “BU KURUMUN DÜZENLEDİĞİ ETKİNLİKLER, ALEVİ İNANCINA DARBE VURMAKTADIR”

    Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın devlet eliyle Alevi toplumunu asimile etmek ve biat kültürünü yerleştirmek amacıyla kurulan  bir kurum olduğunun belirtildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bu kurumun düzenlediği etkinlikler, 72 millete bir nazarda bakan ve eşitlik ilkesini benimseyen Alevi inancına ciddi bir darbe vurmaktadır. Örgütümüz, bu konuyla ilgili gerekli açıklamaları yapmış olmasına rağmen, Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri’nde bu kurumla işbirliği yapmış katılımcıların bulunduğunu üzülerek öğrenmiş bulunmaktayız.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi olarak, bu konuda duruşumuzun net olması gerektiğine inanıyoruz. Aksi takdirde, yaptığımız açıklamaların ve mücadelemizin anlamını yitireceği aşikârdır. Bu tartışmayı kişisel boyuta indirgemek yerine, adı geçen kurumun etkinliklerine katılmış tüm sanatçı, akademisyen, yazar, konuşmacı, ana ya da dede kim varsa her birine karşı aynı tavrı sergilemek zorundayız. Bu isimlerin, Alevi kamuoyuna bir özeleştiri sunarak özür dilemesi veya bundan sonraki etkinliklerimizde yer almamaları gerekmektedir.

    Bizler, sponsorlar ya da fonlara ihtiyaç duymadan, Hünkâr’ı en güzel şekilde anabilecek güce sahibiz. Bu konuda hiç kimseye muhtaç değiliz. Alevi inancına yönelik bu tip dayatmaların karşısında, hep birlikte aynı kararlılıkla durmamız gerektiğini vurguluyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • AKD, Cem Vakfı, HBVAKV, PSAKD’ye bağlı 94 cemevi boyun eğdi!

    AKD, Cem Vakfı, HBVAKV, PSAKD’ye bağlı 94 cemevi boyun eğdi!

    PİRHA- Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevi Kültür Dernekleri, Cem Vakfı, Hacı Bektaş Veli Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin şubelerinden oluşan 94 cemevinin aydınlatma giderini karşılamayı hedeflediklerini açıkladı. Genel merkezlerinin kesin bir dille reddetmesine rağmen Cemevi Başkanlığı’nın elektrik giderlerini karşılamasını kabul ettiği iddia edilen bu cemevlerinin isimleri merak ediliyor. 

    Cemevlerinin Aydınlatma Giderlerinin Ödenmesine Dair Kültür ve Turizm Bakanlığı Yönetmeliği, 20 Nisan’da Resmî Gazete ’de yayımlandı.

    Alevi toplumundan ve Alevi örgütlerinin merkezlerinden yönetmeliğe tepkiler gelmeye devam ederken, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından aydınlatma desteği verilen şubeli dernek/vakıflara bağlı cemevlerinin sayısı paylaşıldı.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, aydınlatma giderini karşıladıkları toplam cemevi sayısının 730 olduğunu belirtti. Başkanlığın X hesabından paylaşılan tabloda; Alevi Kültür Dernekleri’nin (AKD) 35, Cem Vakfı’nın 24, Hacı Bektaş Veli Kültür Vakfı’nın (HBVKV) 22, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) 13 cemevine aydınlatma desteği verildiği belirtildi.

    Oysa söz konusu Alevi kurumlarının genel merkezleri kesin bir dille Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı tanımadıklarını açıklamıştı. Bu 4 kurumun hangi şubelerinin Cemevi Başkanlığı’yla iletişime geçtiği henüz açıklanmadı.

    “ASİMİLASYON POLİTİKASININ BİR PARÇASI”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, Cemevlerinin Aydınlatma Giderlerinin Ödenmesine Dair Kültür ve Turizm Bakanlığı Yönetmeliği’nde cemevleri binasında bile Cemevi Başkanlığı’nın ayrımcı davrandığını kaydetti.

    20 Nisan 2024 tarihli bir yönetmelik, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayınlanan “Cemevlerinin Aydınlatma Giderlerinin Ödenmesine Dair Yönetmelik” değerlendiren Koluman şunları vurguladı:

    “Bu yönetmeliğin temel amacı, cemevlerinin aydınlatma giderlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinden ödenmesinde uygulanacak usul ve esaslar. Bu yönetmelik cemevlerinin aydınlatma giderlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bütçesinden ödenmesine ilişkin işlemleri kapsar. Biz her daim şunu söylüyoruz. Bu tür yönetmelik çıkaracağınıza, bu tür kararnameler çıkaracağınıza talebimiz açık ve nettir. Eşit yurttaş olmak istiyoruz, eşit yurttaşlık kapsamında Alevi kimliği vardır, Alevi inancı vardır, Alevilerin bir de ibadethanesi var. Bu ibadethanenin yasal statü altına alınmasını talep ediyoruz. Siz zaten cemevlerine yasal statü verirseniz, bu tür işlerle uğraşmazsınız. Dolayısıyla buradaki niyeti çok iyi okumak lazım. Buradaki niyetin temel amacı asimilasyon politikasının bir parçasıdır. Tamamen devlet tipi, iktidar tipi bir cemevi, bir Alevi toplumu yaratarak kendilerine hizmet etmektir. Biz buna asla boyun eğmeyeceğiz.”

    NE OLMUŞTU?

    Cemevlerinin Aydınlatma Giderlerinin Ödenmesine Dair Kültür ve Turizm Bakanlığı Yönetmeliği, 20 Nisan’da Resmî Gazete ’de yayımlandı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan yönetmelikte, cemevlerinin aydınlatma giderlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinden ödenmesinde uygulanacak usul ve esaslar yer aldı. Yönetmeliğe göre, cemevinin, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından yapılan tespite göre, aydınlatma giderlerinin ödenmesi için bulunduğu ildeki İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne yazılı talepte bulunması gerekecek.

    Sayaç tefrik işlemlerinin kontrolünün cemevinin unsurları dikkate alınarak il müdürlüğünün teknik personeli tarafından yapılması zorunlu olacak.

    Aranan koşulların sağlandığı tespit edilen cemevlerinin aydınlatma giderinin fatura ibrazına bağlı olarak ödeneceği il müdürlüğünce cemevine bildirilecek. Aydınlatma gideri ödenen cemevleri, il müdürlüğü tarafından her yıl yerinde kontrol edilecek.

    Yönetmelikte ayrıca, ödeme yapılmayacak haller de belirlendi. Buna göre, cemevi dışında kaldığı tespit edilen ticari amaçla kullanılan bölümlerin aydınlatma giderleri Bakanlık bütçesinden ödenmeyecek ve hükümlere uyulmaması halinde ödenmesi gereken faiz, gecikme faizi, gecikme zammı, kesme-bağlama bedeli gibi her türlü bedel abone tarafından ödenecek. Bu bedellerden Başkanlık sorumlu tutulamayacak.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    Koluman: Cemevlerinin Aydınlatma Giderleri Yönetmeliği ile ayrıştırma, ayrımcılık yapılıyor-VİDEO

  • Fırat: Cemevi Başkanlığı’nın akademisyenlerin bilgilerini istemesi fişleme ve hizaya sokmadır-VİDEO

    Fırat: Cemevi Başkanlığı’nın akademisyenlerin bilgilerini istemesi fişleme ve hizaya sokmadır-VİDEO

    PİRHA- Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevi çalıştayı düzenlemeye hazırlanıyor. DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Alevi toplumu ve örgütlerinin düşkün kurum ilan ettiği Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın tüm üniversitelerden Alevilik adına çalışan öğrencilerin ve son üç yıldır Alevilik üzerine tezlerini tamamlayan akademisyenlerin, danışmanların bilgilerini istemesinin üniversitelerde Alevilik çalışanları fişleme ve hizaya sokma çalışması olduğunu söyledi.

    Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevi çalıştayı düzenlemeye hazırlanıyor. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK)’e gönderilen yazıda “Başkanlığımızın Alevilik-Bektaşilik ile ilgili çalışmaları kapsamında, Başkanlığınıza bağlı tüm devlet, özel ve vakıf üniversitelerinde Alevilik-Bektaşilik ile ilgili halihazırda yüksek lisans/doktora yapan veya son üç yıl içinde yüksek lisans ve doktora tezini teslim eden öğrenciler ve tez danışmanları ile Başkanlığımızda bir çalıştay yapılması planlanmaktadır.” ifadelerine yer verildi.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, konuya ilişkin tepkisini meclisteki konuşmasında dile getirdi.

    “ALEVİLERİ İNANÇLARINI TANIMAYANLARIN KULU YAPAMAYACAKSINIZ”

    Celal Fırat konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    “Alevi toplumu ve örgütlerinin tanımadığı, düşkün kurum ilan ettikleri Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Kültür Bakanlığı talimatı ve YÖK’ün de aracılığıyla tüm üniversitelerden Alevilik adına çalışan öğrencilerin ve son üç yıldır Alevilik üzerine tezlerini tamamlayan akademisyenlerin, danışmanların bilgilerini istiyor, hazırlayacakları çalıştaya katılmalarının gerektiğini belirtiyor.
    Buradan soruyorum: Teze dahi yeni başlamış birinin telefonu, e-maili size niye lazım? Bu bilgi niçin kullanılacak, bu uygulama üniversitelerde Alevilik çalışanları fişleme ve hizaya sokma çalışması değilse nedir? Bu hakkı nereden, kimden almaktasınız?
    Buradan bir kez daha söylüyoruz: Ne yaparsanız yapın kendilerini, inançlarını tanımayanların kulu yapamayacaksınız!”

    PİRHA/ANKARA

  • İbrahim Erdoğan: Yolun piri olur devletin piri olmaz – VİDEO

    İbrahim Erdoğan: Yolun piri olur devletin piri olmaz – VİDEO

    PİRHA – Ağuçan Ocağı’ndan İbrahim Erdoğan, Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kendisini üç kere aradığını belirterek “Ağuçan Ocağı’nın bir evladı olarak bana yakışmayacağını düşündüğüm için tekliflerini asla kabul etmedim, etmeyeceğim” dedi. Erdoğan, Alevi pirlerine de devletin değil Yol’un piri olmaları konusunda çağrıda bulundu.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzletilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na büyük tepki gösteriyor.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, oluşturduğu ekiple Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Ağuçan Ocağı’ndan İbrahim Erdoğan, ‘Alevi Diyaneti’ olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “ALEVİLERİ DENETİM ALTINA ALMAK İÇİN OYUNLAR OYNANIYOR”

    Erdoğan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, rızalığı kimden alacağını sorarak şunları söyledi:
    “Geçmişte olduğu gibi bugün de Alevileri denetim altına almak için üzerimize oyunlar oynanıyor. Biz kimseye bağlı değiliz. Devlete de bağlı değiliz. Çünkü biz inancımızı yürütürken, pirlerimiz görev yaparken rızalık sistemiyle hareket ederiz. Pirlerimiz bile rızalık almadan cemi yürütemez. Kurulan bu başkanlık rızalığı kimden alacak? Oraya bağlanacak cemevleri rızalığı kimden alacak?”

    “KÜLTÜR BAKANLIĞI BENİ ÜÇ KERE ARADI”

    Kültür Bakanlığı’nın hem maaş hem de kendisini Kerbela’ya götürmek için 3 kere aradığını söyleyen Erdoğan, “Ben de onlara ‘Kerbela’ya gideceksem kendi paramla giderim’ dedim. Hem maaşı hem de Kerbela’ya beni götürmelerini reddettim. Ağuçan Ocağı’nın bir evladı olarak bana yakışmayacağını düşündüğüm için tekliflerini asla kabul etmedim, etmeyeceğim”dedi.

    “YOLUN PİRİ OLUR DEVLETİN PİRİ OLMAZ”

    Erdoğan, Alevi pirlerine çağrıda bulunarak şunları dile getirdi:
    “Eğer gider oraya maaşa bağlanırsanız kesinlikle pirlikten düşersiniz. Eğer bir Pir gider maaşa bağlanırsa bu pir asla cezadan kurtulamaz. O yüzden para için oraya gitmesinler. Yol’un piri olur, devletin piri olmaz. Devletin dedesi de olmaz. Eğer bir inancın içerisinde devletin eli varsa o inanç, inançlıktan çıkar. Alevi pirleri, devletin değil Yol’un piri olmalı.”

    “DEVLET ALEVİLERİ BU ASİMİLASYON MERKEZİNE ÇEKMEYE ÇALIŞIYOR”

    Erdoğan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na atanan Ali Rıza Özdemir ve kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kapatılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti:
    “Alevi bir anne babadan doğmakla insan Alevi olmuyor. Alevice yaşarsan Alevisindir. Ali Rıza Özdemir de Alevice yaşamadığı için yaptığı çirkin işlerden dolayı Alevilikten çıkmıştır.
    Devlet bunu kullanıp Alevileri bu asimilasyon merkezine çekmeye çalışıyor. Burada çark bozuk. Hangi dede, hangi Alevi oraya giderse gitsin bozulup gelecek. Biz bunu tarihten de biliyoruz. Bugün kendilerini uyarıyoruz. Bu yanlıştan geri çekilsinler. Bu başkanlığı kapatsınlar. Devletin kurduğu başkanlığın başına geçmekle Alevi olamazsınız. Bu tür insanlara ancak lanetleme yazısı yazılır.”

    Devrim FINDIK-Cihan BERK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO
    22-‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’
    23-Sazcı: Dedelere maaş, makbul ve makul bir Alevilik yaratma girişimidir-VİDEO
    24-‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO
    25-‘Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyonunu anlatmak için cemevlerine, köylere ulaşmalıyız’- VİDEO
    26-‘Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya yeltenecekler!’
    27-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    28-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    29-‘Alevilik, korkunç bir yok edilme ile karşı karşıyadır; bu oyuna gelmeyelim’
    30-‘Alevi pirleri Cemevi Başkanlığı’na giderse, cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder’-VİDEO
    31-Pir İsmail Alkan: Alevi pirlerine maaş ile topluma fetva verilmek isteniyor-VİDEO
    32-‘Bir dede parayla hizmet yürütmez; maaşı kabul edenleri cemevlerimize kabul etmiyoruz’-VİDEO
    33- ‘İnancımız tanımayanların maaşına ihtiyacımız yok’-VİDEO
    34- ‘Maaş alan dede devletin memuru olur; bunlar bizlere Hz. Yezid dedirtecekler’-VİDEO
    35- ‘Aleviliğin doğasında maaş yoktur; bizim ışığımıza, pirimize, yolumuza saldırıyorlar’ – VİDEO
    36- ‘Maaş alan dede emirleri uygular, Alevi toplumu bundan yara alır; direnç göstermeliyiz’- VİDEO
    37- ‘İçişleri Bakanlığı’nın gittiği Alevi köylerine gidemedik, o insanlara dokunamadık-VİDEO
    38-‘Cemevimizdeki hizmet, maddi karşılığı olmayan bir hizmettir, maaşa karşıyız’-VİDEO
    39-Dede Özgün: Yüreğimizdeki, beynimizdeki Aleviliği hiç kimse silemez-VİDEO
    40-Hüseyin Soysüren Dede: Ser verip sır vermeyenler maaşı kabul etmez-VİDEO
    41-‘Aleviyim diyen herkesin dedelere maaş bağlanmasına karşı çıkması gerekir’- VİDEO
    42-‘Maaşı kabul eden dedeler Alevi hakikatini ayaklar altına alıyor’-VİDEO

  • Bakırhan, Garip Dede Dergahı’nda ADFE’yi ziyaret etti: Alevilerle birlikte mücadele edeceğiz-VİDEO

    Bakırhan, Garip Dede Dergahı’nda ADFE’yi ziyaret etti: Alevilerle birlikte mücadele edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-HEDEP Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Garipdede Dergahı’nda bulunan Alevi Dernekleri Federasyonu’nu ziyaret etti. 10 Aralık’ta Alevilerle birlikte olacaklarını vurgulayan Bakırhan, “Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı kabul edilinceye, cemevleri yasal ibadethane statüsüne kavuşuncaya kadar birlikte  mücadele edeceğiz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Garip Dede Dergahı’nı ziyaret etti. Bakırhan’ı HEDEP İstanbul milletvekilleri Celal Fırat ve Kezban Konukçu, ADFE Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Üryan Hızır Ocağı piri Veli Büyükşahin karşıladı.

    Tuncer Bakırhan, Garip Dede Dergahı’nda bulunan türbeyi, aşevini ve cemevini ziyaret ettikten sonra Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) yönetimi ve bileşenleri ile bir araya gelerek toplantı yaptı. Toplantıya HEDEP Şırnak Milletvekili Zeki İlmek, HEDEP İstanbul İl Eşbaşkanı Gonca Yangöz ve HEDEP İstanbul İl Örgütü de katıldı.

    ADFE BAŞKANI KOÇ: HEDEP’TEN BEKLENTİMİZ BÜYÜK

    Açılış konuşmasını yapan Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, “Türkiye’de hiçbir zaman olmadığı kadar karanlık bir dönem yaşıyoruz. Bizler Aleviler olarak taleplerimiz için alanlarda olacağız. HEDEP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın ziyareti bizim için çok kıymetli. Ülke demokrasinin daha iyi bir yere gelmesi ve eşit yurttaşlık hakkı için HEDEP’ten beklentimiz çok. HEDEP’in dışındaki diğer muhalefet partileri tam olarak görevlerini yerine getiremiyor. Aslında yarın yapacağımız miting bizlerin değil de muhalefet partilerinin düzenleyip bizimde oraya katılımcı olmamız gerekirken laikliği savunmak sadece Alevi örgütlerine ve sivil toplum örgütlerine kaldı” ifadelerini kullandı.

    BAKIRHAN: ALEVİLERLE BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ

    Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na eleştiri yönelten HEDEP Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Memleketin en güzel değerlerini soldurma çalışıyorlar. Devlet, Alevi inancını Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlamak için çaba içerisinde. Cemevlerinin ibadethane olarak kabul etmiyorlar, Alevi inancını bitirmek istiyorlar. Devlet Kürtleri ve Alevileri asimile etmeye çalışıyor ama unutuyorlar ki biz Seyit Rızaların, Pir Sultanların geleneğinden geliyoruz. Demokrasi, özgürlük ve laikliği savunan en önemli parti biziz. Şimdiye kadar hep Alevilerin yanında yer aldık 10 Aralık’ta da Alevilerin yanında yer alacağız. Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı kabul edilinceye, cemevleri yasal ibadethane statüsüne kavuşuncaya kadar birlikte  mücadele edeceğiz. Bu sistemi birlikte mücadele edersek yenebiliriz. Biz artık kandırılacak toplumlar değiliz, haklarımız için mücadele edeceğiz ve artık acılar yaşamak istemiyoruz. Alevilerin talepleri ve isteklerine en uygun seçeneği destekleyecek ve onunla birlikte yürüyeceğiz. Biz sadece izleyen, destekleyen değil yerel seçimlerde Alevi canlarımızın da güçlü bir şekilde yerel yönetimlerde temsil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu.

    FIRAT: KADIKÖY’DE YAŞADIĞIMIZ HAKSIZLIKLARI HAYKIRACAĞIZ”

    HEDEP İstanbul Milletvekili Celal Fırat ise, “Yarın Kadıköy’e milyonlarca insan yaşadığı haksızlığı haykıracak. Bugün halen Aleviler, cemevlerimiz ibadethanemiz ve zorunlu din dersleri kaldırılsın denilip halen çözüme kavuşturulmadıysa bu durum devletin ayıbıdır. Hepimizin omuzlarında büyük bir sorumluluk var. AKP insanları ayrıştırıyor ama biz bu durumu izleyecek durumda değiliz. Her gün katliam anması yapıyoruz ama artık cumhuriyetin ikinci yüzyılında katliamlarla yüzleşilmesi gerektiğini söylüyoruz” şeklinde konuştu.

    Toplantıya gelen cemevi başkanları ve yöneticilerinin görüş ve önerileriyle toplantı sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Ali Rıza Özdemir, AKP’nin Alevileri asimilasyon politikasını en iyi uygulayan kişilerden biri’– VİDEO

    ‘Ali Rıza Özdemir, AKP’nin Alevileri asimilasyon politikasını en iyi uygulayan kişilerden biri’– VİDEO

    PİRHA – Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ülkücü Ali Rıza Özdemir’in atanmasını değerlendiren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, “Ülkücü camiayla iç içe olan, siyasal görüşleri de o yönde olan, Aleviliğe bakışı da Türkçü bir bakış açısı içinde olan bir kişi. Alevi öğretisiyle bir alakasının olmadığını bilmek gerekir. AKP’nin Alevileri asimilasyon politikasını en iyi uygulayan kişilerden biri’” dedi. 

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gece yarısı kararnamesiyle Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun eski danışmanı Ali Arif Özzeybek’in başkanı olduğu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ülkücü olarak bilinen Ali Rıza Özdemir’i atadı.
    MHP destekli AKP hükümeti tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Alevi toplumu açısından tartışmalı bir isim olan ülkücü Ali Rıza Özdemir’in getirilmesi tepkileri iyice alevlendirdi.
    Aleviler ve örgütlü oldukları Alevi kurumları, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bir asimilasyon merkezi olduğunu başından beri vurguluyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, konuya dair PİRHA’ya konuştu.

    “İŞLERİ GÜÇLERİ ALEVİ YOL ÖNDERLERİNE, KURUMLARINA HAKARET ETMEK”

    Karakaya, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na atanan Ali Rıza Özdemir, “Ülkücü camiayla iç içe olan, siyasal görüşleri de o yönde olan, Aleviliğe bakışı da Türkçü bir bakış açısı içinde olan bir kişi” diye tanımladı.

    Aynı zamanda AKP’nin yeni dönemdeki Alevileri asimilasyon politikasını en iyi uygulayan kişilerden bir tanesinin Ali Rıza Özdemir olduğunu da belirten Karakaya, “Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na o yüzden onu getirdiler”dedi.

    Karakaya, Özdemir’in bir ekiple çalıştığını da ifade ederek, “Bu ekip de bugüne kadar Alevi örgütlemesi içerisinde Aleviliğe karşı ne kadar kurum varsa onlarla işbirliği yapan bir ekipten oluşuyor. İşleri güçleri Alevi Yol önderlerine, kurumlarına hakaret etmek” diye vurguladı.

    “ALİ RIZA ÖZDEMİR’İN ALEVİ ÖĞRETİSİYLE BİR ALAKASI YOK”

    Karakaya, Özdemir’in ırkçı bir zihniyette olduğunun, aynı zamanda Erdoğan ile aynı pencereden baktığının da altını çizerek şunları kaydetti:

    “Alevilik 72 millete bir nazarda bakarak milliyetçiliği ve ırkçılığı reddeder. Bu adam ırkçı bir adam. Dolayısıyla felsefi olarak baktığınızda da seçilen kişinin Alevi olmasının ötesinde Alevi öğretisiyle bir alakasının olmadığını bilmek gerekir. Aleviler açısından önemli bir süreç. Devlet kendi içinde Alevileri çatıştırmaya çalışıyor. Erdoğan’ın algıladığı Ali ile Aleviler’in Şah-ı Merdan dediği Ali arasında dünya kadar fark var. Dolayısıyla bu ayrışımı da iyi yapan Alevi örgütlerine karşı bir savaş ilan etti. Ali Rıza Özdemir tam da bu politikanın adamı. Yani o da Erdoğan ile aynı pencereden bakıyor. Dolayısıyla başkanlığa getirilmesi tesadüf değildi. Erdoğan’ın Alevilere yönelik bu bakışını program olarak da uygulayabilecek en iyi insan. Bu noktada AKP’nin bu politikasının en iyi araçlarından bir tanesi.”

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI BİZİM İÇİN YOK HÜKMÜNDEDİR”

    Karakaya, Alevi- Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulduğu ilk günden beri örgütlü Alevi kurumları açısından yok hükmünde olduğunu belirterek,
    “Osmanlı’dan devralınan devlet aklı, Alevileri katletmeye başladı beceremedi bunu. Şimdi Alevileri ya kendi sistemi içerisine almaya çalışacak yapamıyorsa da onları dönüştürecek” ifadelerini kullandı.

    Karakaya, cemevi başkanlığını Alevi örgütlerinin tanımadığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

    “Bizim örgütlü olan bütün kurumlarımızla özellikle daire başkanlığı kurulduğu günden beri buna karşı geldik. Dolayısıyla daire başkanlığını tanımadığımızı söylüyoruz. Halen de bu noktadayız. Daire başkanlığı bizim açımızdan yok hükmündedir. Devletin uyguladığı her anlayış, her yöntem, her yasa doğrudur anlamı taşımaz. Yasa olabilir ama biz meşru anlamda onu tanımama, ona karşı mücadele etme hakkına sahibiz. Hiçbir uygulamasının da içinde olmayacağız. Bizim için kimi atarlarsa atasınlar bir şey ifade etmiyor. Biz aynı refleksle bütün Alevi kurumları olarak mücadele edeceğiz.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Ali Rıza Özdemir getirildi
    > ‘Özdemir, ülkücü faşist bir gelenekten geliyor; Alevilere vereceği bir şey yok’
    >‘Aleviler olarak ne kadar büyük bir tehlikenin içerisindeyiz, hatırlatıyorum!’
    >“Resmi kurumlar inancımızı temsil edemez; yeni Balım Sultanlar kabulümüz değildir”
    > ‘Cemevi Başkanlığı, Alevi örgütlerine, pirlerine, yoluna atanmaya çalışan bir kayyumdur’- VİDEO

     

  • ‘Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya yeltenecekler!’

    ‘Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya yeltenecekler!’

    PİRHA- Alevi-Bektaşi Cemevi Başkanlığı projesinin ocak sistemi başta olmak olmak üzere, Alevi örgüt ve kurumsallaşmalarını boşa çıkarmayı hedeflediğini söyleyen DAD Genel Merkez Yöneticisi Asil Benler, “Mevcut ‘dedeleri’ maaşa bağlama, yeni ‘dedeler’ eğitme ve kontrol altına alınmak istenen cemevlerine gönderme gibi birçok plan devrede. Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya başlamaları dahi gündeme gelebilir. Çünkü yakında ‘dede’ tayin etmeye yeltenilecek” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na büyük tepki gösterdi.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Devletin bu girişimini değerlendiren Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez Yöneticisi Asil Benler; Cemevlerinden tutalım, ‘dedelere’ kadar Alevilik adına var olan her şeyi kurulan başkanlığa bağlamak ve buradan doğacak tek merkez eli ile Aleviliği denetime almak isteniyor, vurgusunu yaptı.

    Benler, Alevileri sisteme entegre etme, hak arayışlarından mahrum bırakma ve oraya yönelmesinin önüne geçme adına gerek Diyanet eksenli merkezi hükümetler, gerekse de yerel iktidarlar/cemevi- kurum başkanlarının cemevlerinin politikasını belirleyen hale geldiği gerçekliğine bir kez daha işaret ederek bunun ciddi tahakküm ve bağımlılık ilişkileri geliştirdiğini ifade etti.

    “ALEVİLİK BİR BÜTÜNEN RIZA TOPLUMSALLIĞI FORMÜLASYONUDUR”

    PİRHA: Bugüne kadar Alevilerin ibadethanesi olan cemevlerini tanımayan, kamusal haklardan faydalanmasının önüne geçen AKP İktidarı/devlet tarafından kurulan Alevi-Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın, Alevi köylerini ve cemevlerine ‘ihtiyaç ziyaretleri’ neyi amaçlıyor?

    ASİL BENLER: Sorunu öncelikle tarihsel ve toplumsal yanlarıyla tartışmak gerektiğine inanıyorum. Rêya Heq/Hak Yol Alevi inancı nasıl bir inançtır? Tarihsel süreç içerisinde hangi ihtiyaçlar temelinde ve hangi esaslar üzerinde şekillenmiştir? Ve ayrıca tüm bu düşünsel şekillenme dahilinde nasıl bir toplum tasavvuruna gidilmiştir? Bunlar önemli sorular olmakta.

    Rêya Heq Alevi inancı doğal toplumdan süzülüp gelen tarihsel toplum akışının; Aryenik kültürel hatla birlikte eşgüdümlü olarak, dönemlerin mitolojik, dinsel, inançsal, ilmi ve felsefi düşünce formlarıyla sürekli kendisini yenileyip idealize edişinin oluşturduğu önemli bir sürek ve sentezdir. Merkezi devletçi uygarlığın tarihten bu yana geliştirdiği tüm egemenlik dayatmalarına karşı, gerek felsefi ve kültürel açıdan gerekse de fiziki olarak varlığını savunmuş ve “gelin canlar bir olalım” çağrısını daima diri tutarak direniş esaslı bir ‘kurtuluş teolojisi’ olarak dile gelmiştir.

    Bu tarihsel arka plan ve devamında Alevilik üzerine yaptığımız okumalar bizlere şunu göstermektedir; Alevilik, anacıl toplumsal değerleri bağrında taşıyan, ocak sistemi ve tarım-köy toplumsallığı etrafında süre gelen komünalitesiyle varlığını devletleşmeye ihtiyaç duymadan sürekli ve özerk kılan, Hakk anlayışıyla her türden zalimliğe, yolsuzluğa karşı direniş refleksiyle cevap veren ve sonuç olarak tümden bir ifade ile dile getirecek olursak bir bütünen rıza toplumsallığı formülasyonudur.

    “ÖZGÜRLÜKÇÜ, DEMOKRATİK DEĞERLERLE İNŞA EDİLMİŞ OLAN TOPLUMSALLIK DAĞITILMAK İSTENİYOR”

    Bu konumlanış elbette ki devletçi uygarlık güçlerinin fiziki, ideolojik ve kültürel saldırılarını tarihten bu yana her daim beraberinde getirmiştir. Alevilerin güncelde dahi karşılaştığı her zorba hükümdarı, toplumsal hafızasını canlandırarak Nehak diye tanımlaması veya Muaviye ile eşdeğer görmesi tüm bu tarihsel gerçeklikten kaynaklıdır.

    Güncelde de bu saldırıların sistematik bir biçimde devam ettiğini görmekteyiz. Aleviliğin tüm bu tarihsel arka planını ve hakikat felsefesini ters yüz etmeye, günün sonunda ise taşıdığı özgürlükçü, demokratik değerlerle inşa edilmiş olan inanç toplumsallığını tümden dağıtarak, İktidar İslam’ı içerisinde eritmeye ve bitirmeye çalışıyorlar. Bakanlık bünyesinde yürürlüğe konulan politikaları buralardan başlayarak okumakta fayda var.

    “TEK MERKEZ ELİ İLE ALEVİLİĞİ DENETİM ALTINA ALMAK İSTİYORLAR”

    PİRHA- Günceldeki durumu biraz açar mısınız? Bu proje nihai olarak neyi hedefliyor? 

    ASİL BENLER: Cemevlerinden tutalım, ‘dedelere’ kadar Alevilik adına var olan her şeyi kurulan başkanlığa bağlamak ve buradan doğacak tek merkez eli ile Aleviliği denetime almak istiyorlar. Bu müdahaleyi kabul etmemek gerek. Kabul edildiği oranda, zaten olabildiğince aşınmış olan toplumsal-inançsal bağlardan geriye hiçbir şey kalmayacaktır. ‘Alevisiz Alevilik’ tabiri bu açıdan önemli. Kaçınılmaz sonuç o olacak.

    Çünkü biz bu iktidarın 21 yıllık döneminde Alevilere nasıl yaklaştığını gayet iyi deneyimledik. Alevi açılımlarından bugüne kadar gelen uzun bir süreç var. Hepsinde asıl dert Aleviliğe kendi durdukları iktidar İslam’ı yörüngesiyle tarif oluşturmak ve bu tariflere göre bir ‘Alevilik’ yaratmaktı. Yakın bir örnek olarak cemevine yapılan “ziyaret” gösterilebilir. Orada Alevi sembol ve değerlerine dahi tahammül edilmedi, yerleri değiştirildi ve kendilerine göre dizayn ettirdiler cemevini.

    NAKİBÜLEŞRAF ROLÜ VE SECERELER 

    Yalnız şu an ki Alevi-Bektaşi Cemevi Başkanlığı projesinin daha özgün yanları da var. Başta Ocak sistemi olmak üzere, Alevi örgüt ve kurumsallaşmalarını da boşa çıkarmayı hedeflemekte. Mevcut “dedeleri” maaşa bağlama, yeni “dedeler” eğitme ve tamamen kontrol altına alınmak istenen cemevlerine gönderme gibi birçok plan devrede. Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya başlamaları dahi gündeme gelebilir. Alevi kamuoyu haklı olarak ‘kayyum’ benzetmesi yaptı. Nakibüleşraf benzetmesi de yerinde bir benzetme olur. Çünkü yakında “dede” tayin etmeye yeltenilecek.

    ALAADDİN KEYKUBAT HATIRLATMASI

    Bu konu da Selçuklu hükümdarı Alaaddin Keykubat dönemi de benzerlikler içermekte. Şuan da gün yüzüne çıkan birçok secere de onun imzası ve “tasdiği” söz konusu. Fakat  öte yandan Alevi mitolojisi ve hafızası bu dönemi Ocak kurucusu olan şahsiyetlerin, erenlerin aynı hükümdar tarafından fırınlara atıldığını, fakat yanmayarak bıyıkları buz tutmuş halde dışarı çıktıklarını dile getirerek işler. (Örneğin Axuçan, Kureyş) Burada mitsel ifade ile dile gelen bir mücadele ve direniş söz konusu. Bu tarihsel anekdot güncel meselenin amaçları ve bizlerin tutumunun ne olması gerektiğine dair önemli veriler sunmaktadır.

    Bütün bunların toplamı olarak, iktidarın geçmişin ideolojik tortularından da ilham aldığını ve inkar tarifleri üzerinden hareketle Aleviliği şekillendirilmeye ve denetime almaya çalıştığını net bir şekilde söyleyebiliriz.

    Bu politikalara karşı başta ocakzadeler olmak üzere tüm toplumumuz karşı çıkmalı, maaş ve maddiyat temelli geliştirilmek istenen bu asimilasyon projesine tenezzül etmeyerek, tutum almalıdır.

    ALEVİLİK VE DEVLET DIŞI TOPLUM GERÇEKLİĞİ

    PİRHA- Sizce Alevilik dıştan bir müdahaleye açık bir inanç mı? Yapılan müdahaleler nerden güç alıyor?

    ASİL BENLER: Tüm Alevi kamuoyu hemen hemen otuz yıldır ‘Devletin Alevisi Olmayacağız’ sloganını alanlarda dile getirmektedir. İlk soruda özet olarak açıklamaya çalıştığımız vurgulardan yola çıkacak olursak, bu sloganın Aleviliğe uygun bir şiar içerdiğini belirtebiliriz. Çünkü Alevilik, A devlet B devlet fark etmeksizin devlet dışı bir toplumsal gerçekliğe tekabül ediyor. Bahsettiğimiz Ocak sistemi dahilinde ki komünalite ile kendine has ahlaki ve politik örgüleri var. Cem, civat, dar-didar ve dört kapı kırk makam bunlardan bazıları. Dolayısıyla olası bir dış müdahale tüm bu değerleri al aşağı eder.

    Fakat Alevi kurumlarında özellikle ikircikli bir durum olduğunu tekrar tekrar dile getirmemek elde değil. Daha önce gerçekleştirdiğimiz bir sohbette ‘yerel diyanet’ vurgusu yapmıştık. Belediyelerin cemevleri üzerinden Aleviler ile kurduğu tahakküm ilişkilerine ve bu durumun siyasi ve inançsal açıdan fetva verebilecek düzeye çıkarıldığına dair bir vurguydu kısaca.

    “DEVLETİN ALEVİSİ OLMAYACAĞIZ” SLOGANI

    Bu ikircikli durum göz önüne alındığında, “Devletin Alevisi olmayacağız’ sloganının kimi çevrelerce aslında Aleviliğin devlet dışı toplum olma özelliği esas alınarak değil, devleti kimin yönettiğine dair bir slogan haline dönüştürüldüğü gerçeği açığa çıkmakta. Yani ‘benim savunduğum parti iktidarda ise sorun yok, yok eğer değilse filanca partinin yönettiği devletin Alevisi olmayız’ gibi bir muamma. Tabi ki bu durumun, İktidar İslam’ı ve Kemalist, laik, milliyetçilik arasında sıkışıp kalma gibi ideolojik bir arka planı da var.

    “OCAKLARIN YERİNİ CEMEVLERİ, PİR ve ANALARIN YERİNİ BAŞKANLAR ALDI”

    Bir diğer içsel soruna da değinmek gerekiyor kanımca. Tarım-köy toplumsallığı içerisinde doğal bir inanç olarak yaşanan Alevilik, kentleşme gerçekliği ile yüz yüze gelince süreç içerisinde içsel bir sınıflaşmayla karşı karşıya kaldı. Cemevlerinin kurgulanışını kentleşmeyle birlikte makul ve mütevazi bir yere koyabilecek olsak da, zamanla birileri tarafından Aleviliğin tam merkezine, yani ocakların yerine oturtuldu. Toplumsal yarılmayla birlikte açığa çıkan sınıflaşma, kendiyle beraber bürokratik başkanlar sınıfını da getirdi. Bu gidişata göre ocakların yerine cemevleri, Pir ve Anaların yerine ise başkanlar, bürokrasi ve onlara bağlı olan “dedeler” geçirildi peyder pey.

    “OCAKLARIN ORTADAN KALKMASI ALEVİLİĞİ SALDIRILARA KARŞI SAVUNMASIZ BIRAKIYOR”

    Ocaklar ilim irfan üreten, edep erkan öğreten mekanlardır. Binlerce yıl bu misyonu üstlenmiş ve hem Yol itikadini korumuş hem de pir-talip ilişkilerinin devamlılığını sağlamışlardır. Adeta Alevi hakikat bilgisini, yaşamla kurduğu güçlü bağlarla birlikte rafine ederek üreten, devamında ise toplumsal ikrarı sağlayıp, koruyan bir kurumsallaşmadan bahsediyoruz. Şimdi bu kadar hayati bir kurumun ortadan kalkması doğal olarak Aleviliği içten ve dıştan gelen saldırılara karşı savunmasız bırakacaktır.

    Bu durumun açığa çıkmasında özellikle 37-38 Dersim Tertele sürecini önemle ele almak gerekir. O süreçte büyük ve trajik bir katliam yaşandığı gibi, aynı zamanda toplumsallığı bir arada tutan ocak sistemine de müdahale edildi. Hem de çok stratejik bir hedef olarak.

    YEREL DİYANET BELEDİYELER VE TAHAKKÜM İLİŞKİLERİ

    PİRHA- ‘Yerel Diyanet’ olarak tanımladığımız belediyelerin Aleviler ile ibadethaneleri üzerinden kurduğu ilişkilenme yöntemi hakkında başka neler söylenilebilir?

    ASİL BENLER: Alevilik için bu kadar stratejik bir konumda olan ocaklara yapılan müdahaleler sonucunda açığa çıkan boşluk cemevleriyle doldurulmak istendi.

    Özellikle belediyelerle imtiyaz ilişkilerine giren söz konusu başkanlar sınıfı, kendi anlayışlarına göre “dede” seçer oldu. Bu seçilmiş “dedeler”, Alevi hakikatindense, ‘Yerel Diyanet’ haline gelmiş olan belediyelerin ve onlarla uyumu asla elden bırakmayan kurum başkanlarının kulaklarına hoş gelen kelamlar yaymaya başladı. Sonuç olarak ise başta cemler olmak üzere her şey, ‘Hak için değil, seyir ve gösteri için olmaya başladı.’

    “GELEN ELEŞTİLER’BURASI SİYASET YERİ DEĞİL’ DENİLEREK KESİLMEK İSTENDİ

    Gelen eleştirilerin önü her daim “burası cemevi, siyaset yeri değildir” denilerek kesilmek istendi. Israr edenler çeşitli teşhir yöntemleriyle aforoz edildi. Adeta cemevleri üzerinde tekelleşme durumu oluştu. Çoğu kez cemevleri genel kurul seçimlerinde çıkan kavgalar bu işin önemli göstergelerinden. Çünkü yutkunarak söylüyorum, cemevleri belediyelere işçi aldırma kurumu veya ihale ve rant merkezi haline indirgendi adeta.

    Şimdi açığa çıkan somut durum, aslında içsel olarak da Aleviliğin müdahaleye açık hale getirildiğini gösteriyor. Bugün iktidarın Aleviliğe müdahalesini eleştirir ve kabul etmezken, aynayı kendi yüzümüze tutarak “Ali’nin gözümüze görünüp, görünmediğine de” bakmamız gerektiği çok açık.

    “BİR SÜRÜ ENKAZ VAR VE İSMİ SADECE CEM VAKFI DEĞİL!”

    PİRHA: Kentlere göçün bu aşamada önemli bir yeri olduğunu mu söylüyorsunuz?

    ASİL BENLER: Kentleşme olgusu ve Alevilik başlığını yeterince derinlikli tartıştığımızı düşünmüyorum. Tartışmayınca da bir takım pozitivist yıkıcı anlayışlar, modernist kof ilerlemeci belirlemeler ve başka din ve inançlara özenmeler gibi birçok faktör derin tahribatlar açığa çıkardı ne yazık ki.

    Tüm bunların panzehiri, Aleviliğin dayandığı tarihsel değerleri esas alarak demokratik reformları gerçekleştirmekti. Fakat bahsettiğimiz modernist akıl ‘güncelleme’ koydu bu sürecin ismini. Menzilleri de daima Batı oldu. Ve sonuç ortada.

    Ocak sisteminin önemsiz görülüp misyon olarak yerine cemevlerinin geçirilmesi, toplumumuzda ki sınıflaşma olgusu ve söz konusu hakim hale gelen sınıfın çeşitli küçük-büyük iktidar çevreleriyle kurduğu minnet ve menfaat ilişkileri, toplumsal değerlerimizi, belki ağır olacak ama pazarlama konusu yaptı çoğu zaman. İyi niyetli insanları tenzih ediyorum elbette, ama ne yazık ki durumun vahametini konuşmamız gerekiyor açık yüreklilikle. Artık Cem vakfını herkes ezberledi, neye nasıl hizmet ettiği ortada. Gerçekliğini anlatmaya devam edelim, fakat onu örtü olarak kullanmayalım artık, o örtü kalksın. Altında bir sürü enkaz var ve ismi sadece Cem Vakfı değil.

    “BİZ NEREDEYİZ, ATEŞTE SEMAHA DURANLAR NEREDE?”

    Tüm bunları söylerken somut ve güncel bir örnek vermek isterim. Onlarca cemevi ve kurum, Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığının kuruluş görüşmelerinde birçok noktada maddiyat temelli taleplerde bulundular. Çatılarının akmasını, boyalarının dökülmesini ve mevki-makam taleplerini dile getirdiler. Bunu AKP yetkilileri de itiraf etti, kendi gözlemlerimizde var. Tam da Madımak Katliamı davasında zaman aşımı durumu açığa çıkmışken, iki durumu yan yana getirelim ve düşünelim. Biz neredeyiz, ‘Ateşde semaha duranlar’ nerede?

    “BURADA İKTİDAR, AYRICALIK VE İMTİYAZ YOKTUR”

    PİRHA: Bahsettiğiniz tüm bu iç ve dış müdahalelere dair çözüm öneriniz var mıdır?

    ASİL BENLER: Öncelikle çözümü can ve talip olma bilinciyle bir araya gelip, Cem toplumsallığı içiresinde bütünlüklü olarak tartışmamız ve bulmamız gerekiyor. Bu hepimizin kaçınılmaz görevi. Fakat birkaç hususu katkı amaçlı olarak buradan belirtebiliriz elbette.

    Öncelikle Pir’in de Yola talip olduğunu vurgulayıp, sorgulama ve yaptırım hakkını açık ve net ortaya koyarak, bu hakkı talip olan halka veren bir inancımız var. Peygamber ve ümmet liderini statüleriyle meclisine almayıp, onu hiyerarşik tüm konumlarından arındırıp ancak Can olarak meclise kabul eden bir inanca sahip olduğumuzu yine hatırlamakta fayda var.

    Tüm bu gerçeklikler Aleviliğin iktidara dair yorumunu anlamak için önemli veriler sunmakta. “El Ele, El Hakka” tabiri ve Çark-ı pervaz yorumu tüm kozmosu, özelinde ise mikro kozmosu, yani “kainatın aynası” olan insanı, bir döngüsel zaman hareketliliği içerisinde kavramımızı sağlar. Burada iktidar yoktur, ayrıcalık ve imtiyaz yoktur. Cümle varlık Hakkın suretlerindendir ve hareket içerisinde, semah halindedir. Özellikle beşeri boyut da sadece insan-ı kamil mertebesi vardır, oda hiyerarşik bir yükselme değil hakikat ilmi deryasına erişmenin ifadesidir. Hakikat nefsten azadedir, bir nevi “sıfıra yükseltmektir.” “Ölmeden ölmek” deyimi ile de ifade edilebilir.

    ALEVİLİK VE ALEVİLER ARASINDAKİ UÇURUM

    Şimdi böylesi bir inanca sahip olduğumuzu anımsarsak şu tahlil somut bir şekilde önümüze çıkıyor; öncelikle Alevi olduğunu söyleyen bizlerle, Alevilik arasında derin bir uçurum var. Buna yolumuz ikrarsızlaşma der. İkrardan düşmüşüz, düştüğümüz yerde Aleviliğin kırıntılarını arıyoruz. Hem de bulamayacağımızı bildiğimiz halde. İlk önce ikrara yükselmemiz gerek. Öncelikle bu durumu aşmanın yol ve yöntemlerini aramalıyız.

    ÜÇLÜ İKTİDAR YAPISI: GENEL, YEREL VE İÇSEL İKTİDARLAR

    Sorunuzla bağlantılı olarak üçlü iktidar yapısından bahsettik. Bu üçlü iktidar, yani birinci olarak devlet aygıtının zor ve ideolojik araçlarıyla donanmış olan AKP hükümetinin dayattığı genel iktidar. İkincil olarak genellikle CHP’li belediyelerde ifadesini bulan ve cemevleriyle kurduğu ilişkilerde tahakküm ve bağlılık oluşturan yerel iktidar. Üçüncül olarak ise, daha çok cemevi ve kurum başkanlarında ve bunlara bağlı olarak kimi “dedelerde” gözlemlenen içsel iktidar. Tüm bu bilgi-iktidar yapılanmalarına karşı Alevi felsefesinden aldığımız feyzle, demokratik siyasetin yöntem ve araçlarını kullanarak mücadele etme zorunluluğu önümüzde duruyor. Kaybedilen değerin, kaybedildiği yerde bulunma gerçeğini göz önünde bulundurunca da Ocak Sistemi örgütlenmesini tekrar inşaa etme göreviyle karşı karşıya olduğumuzu dile getirmek isterim.

    “SONLANACAK TEK ŞEY ALEVİLİK OLUR, YÜZLEŞMEMİZ GEREKİYOR”

    Bu olmaz ise genel, yerel ve içsel olarak tanımladığımız her üç iktidar kliği kendi “dedesini” yaratmaya ve kendi cemevini açmaya devam eder. Bu çok ucu açık bir süreç. Böylesi bir durumda bunun sonu yoktur. Sonlanacak olan tek şey burada Alevilik olur.

    Doğal olarak da günün sonunda devlet aygıtıyla bütünleşmiş olan genel iktidar, daha sistematik ve daha koordine olmuş haliyle kurduğu başkanlık bünyesinde tüm üçlü iktidarın oluşturduğu dağınık ve parçalı denetimi tek elde toplar ve tüm itirazlarımıza rağmen ‘atı alan Üsküdarı geçer’. Acı ama gerçek, bununla yüzleşmemiz gerekiyor.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

    İLGİLİ HABERLER:
    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO

    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO
    22-‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’
    23-Sazcı: Dedelere maaş, makbul ve makul bir Alevilik yaratma girişimidir-VİDEO
    24-‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO
    25-‘Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyonunu anlatmak için cemevlerine, köylere ulaşmalıyız’- VİDEO

     

  • Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO

    Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO

    PİRHA- CAN TV Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın dedelere maaş teklif etmesi üzerine PİRHA mikrofonuna konuştu. Güleç, “Aleviler ısrarını sürdürdükçe devlet yeni yöntem geliştirmeye başladı. Burada hedefleri Alevi kurumlaşmasının ulaşmadığı alanları ele geçirmek. Devlet diyor ki “ben buraya bir kadro atayacağım” bu aslında Alevilere imam atamaktır” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na büyük tepki gösterdi.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    CAN TV Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    Veli Haydar Güleç, son yüzyıllık devlet geleneğinin Aleviliğin reddi inkarı üzerine şekillendiği belirterek ” Devlet Aleviliği kabul etmiyor. Alevilerin sahip olduğu tüm inanç kurumları bir dernek statüsünde bulunuyor. Turizm Bakanlığına bağlı olarak Alevi Bektaşi Cemevi ve Kültür Başkanlığı’nı bir inanç kurumu olarak oluşturmadılar. Cemevlerine herhangi bir statü tanımadılar. Düne kadar Alevileri tanımayarak, inkar ederek asimile etmeye çalıştılar. Aleviliği kendi egemen inanç potasında eritmeye çalıştılar. İnkar politikasında ısrar ettiler. Ama Aleviler geri adım atmadı, kendi inancına sahip çıktı. En önemlisi Alevilik bir inançtır dediler. Devletin de bu inanca diğer inançlara baktığı gibi bakmasını istediler.” dedi.

    “BİZE DİN ADAMI GEREKMİYOR DEDELERİMİZ YETİYOR” 

    Güleç, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Buradaki temel sorun Aleviler ısrarını sürdürdükçe devlet yeni yöntem geliştirmeye başladı. Bu yöntemlerden bir tanesi de Alevi Bektaşi Cemevi Kültür Başkanlığı. Burada hedefleri Alevi kurumlaşmasının ulaşmadığı alanları ele geçirmek. Devlet diyor ki “ben buraya bir kadro atayacağım.” Bu aslında Alevilere imam atamaktır. Cemevlerindeki sıkıntılar da bu duruma zemin hazırlıyor. Alevi kurumsallaşması, Aleviliği cemevlerine hapsetmeye başladı. Bu ciddi bir sorun. Çünkü Alevilerde ocaklar yol yürütücüdür. Talip pirin ayağına gitmezdi. İşleyiş bu şekildeydi. Cemevleri bunu aşındırmaya başladı. Burada temel sorun devlet bu açıklardan yararlanarak Aleviliği kontrolüne almaya çalışıyor. Bu işe cevaz veren Aleviler tabi ki var. Kimileri kalkıp “din adamı yetiştirelim” diyor. Bize din adamı gerekmiyor, bize dedelerimiz yetiyor. Alevilerin pirleri bu yolu yürütmesi için olması gerekenlerdir. O yüzden bu ciddi bir tehlikedir. Alevi kurumlarının bu tehlikeyi görmesi ve buna karşı etkin bir mücadele yürütmesi gerekiyor. Belirttiğim gibi o köylerde, kasabalardaki cemevleri korunaksız alanlar. Siz oraya güç vermezseniz devletin oraya bir kadro atmasını lütuf olarak görecekler.”

    Dilan ŞİMŞEK / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO