Etiket: Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz

  • Kılavuz’dan çağrı: Taklitçilikten vazgeçin; dedeler deyişle, sazla Hakk’a uğurlama yapmalı-VİDEO

    Kılavuz’dan çağrı: Taklitçilikten vazgeçin; dedeler deyişle, sazla Hakk’a uğurlama yapmalı-VİDEO

    PİRHA- Alevilerin başta Hakk’a uğurlama erkanları olmak üzere bazı uygulamalarda Alevi inancının dışına çıkılması tartışılıyor. ABF İnanç Kurulu Başkanı Hasan Kılavuz, “Mahalle baskısı ve Sünni inancın hakimiyetinden kaynaklı Hakk’a uğurlama erkanları imamların eline geçti ve Sünni içtihatlara göre yürütüldü. Ama Alevi, kendi köyünde Pirin huzurunda deyişler, gülbenglerle sırlanıyordu” diyerek,  “Alevileri arkadan ite ite Arap kültürünün içerisine sokmaya çalışmak, hapsetmek büyük bir vebaldir” vurgusu yaptı. 

    Yüzyıllar boyunca baskı ve asimilasyon politikalarına tabi tutulan Alevi inancında en büyük tahribatın yaşandığı erkanların başında Hakk’a uğurlama erkanı geliyor.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, Hakk’a uğurlama erkanlarında Alevi inancında yeri olmayan uygulamalardan vazgeçilmesi çağrısında bulundu.

    Kılavuz, Alevilerin Hakk’a uğurlama erkanlarının hazır bulunan cemaatin bildiği dilden yürütülmesi gerektiğinin altını çizerek, “Alevi pirleri cenaze erkanlarını yaparken ister köyde ister yaylada isterse de bir dergahın önünde olsun günlük kılık kıyafeti neyse onunla erkanı yürütürdü. Hiçbir zaman ne ayağına mest giydi, ne başına fes taktı, ne de cübbe giydi” diye konuştu.

    “TAKLİTÇİLİK YAPMAMALIYIZ”

    Günümüzde metropollerde bulunan bazı cemevlerinde Hakk’a uğurlama erkanlarında taklitçilik yapmak adına giyilen kıyafetlerin toplum nezdinde bir karşılığının olmadığına dikkat çeken Kılavuz, şunları dile getirdi:

    “Günümüzde Aleviler ister diasporada ister metropollerde olsun kendi diliyle ibadet etmek istiyor. Deyişini, mersiyesini, ağıtını kendi diliyle söylemek istiyor. Zorlayarak, anlamadığı bir dilde dua etmek uygun şeyler değil, kabulde görmüyor. Bugünün koşullarında cemevleri varsa, cemevlerinin camiden bir farkı olması lazım. Onun taklitçiliğini yapmamamız lazım. Niye özümüze dönüp özümüzü anlatmıyoruz?”

    “HACI BEKTAŞI VELİ 12 DİLİMLİ TAÇ GİYMEMİŞTİR”

    Bazı cemevlerimizde hizmet yürütenlerin başına 12 dilimli taç, cübbe hırka giyerek Hakk’a uğurlama erkanlarının yürütüldüğünü ifade eden Kılavuz, “Pir Hünkar Hacı Bektaşi Veli 12 dilimli taç giymemiştir. Bırakın 12 dilimli tacı, teslim taşı bile yoktu. Teslim taşı kendisinden 400 yıl sonra Balım Sultan tarafından kullanılmış ve kutsanmıştır. Bu da bizim inancımızda vardır diyerek alıp cemevlerinde bir gösteriş olsun deyip giymek uygun değildir, kabul görmüyor” diye belirtti.

    “DEDELERİMİZ DEYİŞLERLE, SAZLARLA ERKAN YÜRÜTMELİ”

    Cemevlerinde hizmet yürüten dedelerin Alevi inancının özü olan deyişler ve mersiyelerle Hakk’a uğurlama erkanını yürütmesinin en makul olanı olduğunu söyleyen Kılavuz, “Metropollerde kurulan cemevlerimizde hizmet yürüten dedelerimiz kendi inancının özü olan deyişlerle, sazlarla, Alevi ulularının söylediği devriyelerle kişiye Hakk’a uğurlaması en makbul olandır. Tabutların üstüne örtülen yeşil örtünün üzerinde Arapça yazılar var ve birçok kişi ne yazıldığını bilmiyor. Biz kendi cemevimizde Gufrani Baba’nın bir devriyesini kırmızı bir örtünün üzerine yazdık ve onu örtüyoruz. Bizim rengimiz kırmızıdır. Erkanda bulunanlara can diyoruz. Can derken erkek ve kadını ayırmıyoruz” diye konuştu.

    “KADININ ERKANA ALINMAMASI İNANCIMIZDA YOKTUR, ERKANI YÜRÜTEBİLİR”

    Kılavuz, Hakk’a yürüme erkanlarında kadın-erkek ayrımının ‘can’ kavramının gerçekliğine uygun olmadığı eleştirisini yöneltti.

    Kadınların Hakk’a yürüme erkanlarını yönetebileceğine dikkat çeken Kılavuz, “Cenaze erkanlarında kadınlarımızın en ön safta olması lazım. Nasıl bir kadını, anneyi cenaze erkanında ön safta tutmazsın? Kadının cenaze erkanına gelmemesi, uzak durması inancımızda asla yoktur. Bu kabulümüz değildir. Cenaze erkanını biliyorsa bir anne yapmalıdır. O gülbengi okumalı ve uğurlamayı da o yapmalıdır. Kendi inancını yaşıyor isen kendi inancını anlatacaksın. Alevileri arkadan ite ite Arap kültürünün içerisine sokmaya çalışmak, hapsetmek büyük bir vebaldir. Bundan vazgeçilmelidir. Çocuklarımızı hurafeler ile donatılmış deyimlerin içerisine sokmamalıyız. Ne cennet lakırdıları ile avutulmalı ne de cehennem ateşi ile korkutulmalıdır” ifadelerini kulandı.

    Diren KESER/MERSİN

  • ABF İnanç Kurulu Başkanı’ndan Alevi köyüne cami yapılmasına sert tepki

    ABF İnanç Kurulu Başkanı’ndan Alevi köyüne cami yapılmasına sert tepki

    PİRHA- Kars’ın Sarıkamış ilçesindeki Alevi köyü olan Aşağısallıpınar’da  inşasına başlanan cami projesine ABF İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Hasan Kılavuz tepki gösterdi. Kılavuz, “Hiçbir zaman bu inancın ve ritüellerinin kabul görmediği böylesi bir ortamda Alevi köyüne cami yapılması asla kabulümüz olamaz, şiddetle kınıyoruz” diye konuştu.

    Kars’ın Sarıkamış ilçesine bağlı 38 haneli Aşağısallıpınar Köyü’ne kaymakamın hizmet getirme sözü karşılığında cami yaptırılması tepkilere neden oldu. Köylerine dayatma ile cami yapıldığını ve bu projeyi kabul etmediklerini söyleyen Aşağısallıpınar köylüleri İzmir’de yaptıkları toplantı sonrası bir an önce bu projeden vazgeçilmesi çağrısında bulunmuştu.

    Konuya dair PİRHA‘ya konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz, bu tür cami projelerinin bir çok Alevi köyüne uygulandığını ancak Aleviler tarafından kabul görmediğini dile getirdi. Alevi inancının kabul görmediği bir ortamda Alevi köylerine cami yapılmasının iki yüzlülük olduğunun altını çizen Kılavuz, bu dayatmaları karşı olduklarını ve sert bir şekilde kınadıklarını ifade etti.

    “ALEVİ KÖYLERİNE CAMİ KABULÜMÜZ DEĞİLDİR”

    Kılavuz, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Merkezi’nin Kars’taki Alevi köyüne cami yapılması ve Adıyaman’daki öğrencilere namaz dayatmasının takipçisi olacağını ve basın açıklaması gerçekleştireceğini dile getirdi.

    Alevi köylerine cami projesinin yeni olmadığını hatırlatan Kılavuz, bölgedeki yerel yöneticilerin küçük hesaplar ile köylere cami yapılmasına izin vermesini kabullenmediklerini vurgulayarak şunları kaydetti:

    “Bu cami projesi ile genel merkezimizin de bir basın açıklaması olacak. Bugün Adıyaman’dalar kurumlarımız. Bu projeler tabi ki ilk değil. Nice yerlerde bu camiler yapılıyor. Kimi oradaki idareci, yerel yönetici olan kaymakam ve valiler eli ile yapılıyor. Alevi köylerine cami yapmanın hiçbir zaman Aleviler tarafından kabul görmediğini, kurumlarımız ve yöneticilerimizin bunu tasvip etmediğini, inanç önderlerinin buna karşı çıktığını her zaman açık şekilde beyan ediyoruz. Oradaki yerel yöneticiler olan köy muhtarı, ihtiyar heyeti belli seçimlerde iş birliği içinde olanlardır. Caminin bize ne zararı var, cami gelirse yolumuz, elektriğimiz gelir gibi küçük hesaplar kabullenmediğimiz ve karşı olduğumuz bir şeydir.”

    “TIPKI HRİSTİYANIN OLMADIĞI YERE KİLİSE İNŞASI GİBİ”

    Alevi inancının kabul görmediği bir ortamda Alevi köyüne cami dayatmasının kabul edilemeyeceğini ifade eden Kılavuz, bugüne kadar inşa edilen camilerin boş kaldığını ve kimsenin gitmediğini hatırlattı. Birlikte güçlü bir ses çıkması ile bu cami projesinin hayat bulmayacağını sözlerine ekleyen Kılavuz şunlara dikkat çekti:

    “Biz cemevimizin içerisinde cami istemeyiz. Çünkü köylerimiz bizim inanç yerimiz, ziyaretimiz, dergahımızdır. Lokmalarımızı verdiğimiz yerdir. Pirlerimizin gülbenk verdiği yerdir. Bu cami o anlayışı besleyenler tarafından yapılıyor. Hiçbir zaman bu inancın ve ritüellerinin kabul görmediği bir ortamda cami yapılması asla kabulümüz olamaz. İdarecilerin bir kısmı oradakiler ile işbirliğini girince böyle bir öneri çıkıyor. Köylülerin direnmesini selamlıyorum. Örgütsel birlik ister köyde ister Alevi kurumlarında olsun çok önemlidir. Bu konuda birlikte güçlü bir ses çıkarsa bunun hayat bulacağına inanmıyorum. Eğer olsa dahi nice camilerin yapıldı yerlerde olduğu gibi boş kalır, kimse gitmez ve kapısına kilit vurulur. Bunu Yozgat’ta, Sivas’ta, Çorum’daki Alevi köylerinde gördük. Bu proje inancımıza terstir ve ciddi olarak karşıyız. Hiçbir sünninin olmadığı yerde cami kabul görmez. Tıpkı Hristiyan bir vatandaşın olmadığı bir yerde kilise yapmak gibi. ”

    “CAMİDE CEM DE YAPARSINIZ DEMEK RİYAKARLIK”

    Köylülere, inşası devam eden camide aynı zamanda cem ibadetini de gerçekleştirebileceklerini söylenmesine sert tepki gösteren Kılavuz, bu söylemin riyakarlık olduğunu belirtti.

    Kılavuz, “Camiye gel ibadetini yap yalandan öte bir şey değildir. Eğer bir köydeki camide Alevinin ibadet yapmasını kabulleniyor iseler bunun bir örneğini göstersinler. Mersin Muğdat Camii’nde gelip ibadetinizi yapın desinler. Biz de perşembe akşamı kadın erkek birlikte sazımız, semahımızla, lokmalarımızla bu camiye girelim. Bakalım gerçekten böyle bir kabul var mı yok mu? Bu işler yalan ve riyakarlıkla olmaz. Bu gerçeğimize terstir ve bin yıllardır bu topraklarda baki bulmamıştır. Kabul etmiyoruz, şiddetle kınıyoruz” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)