Etiket: alevi bektaşi inanç kurulu

  • Bülbül: Alevi Bektaşi İnanç Kurulu gerekli ama yöntem yanlış-VİDEO

    Bülbül: Alevi Bektaşi İnanç Kurulu gerekli ama yöntem yanlış-VİDEO

    PİRHA- Eski PSAKD genel başkanlarından, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, ABF tarafından Ankara’da ikincisi gerçekleştirilen Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’na ilişkin düşüncelerini PİRHA’ya değerlendirdi. Bülbül “Öncelikle ciddi bir yöntem hatası var. Kimin inanç kurulunda olacağını Alevi Bektaşi Federasyonu veya bağlı dernekler değil, ocakzadeler belirlemelidir” dedi.

    Alevi kurumlarının biraraya gelerek Ankara’da düzenlediği Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun ardından eleştiriler de gelmeye başladı. HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül “Kurulda yöntem hatası var” diyerek İnanç Kurulu Başkanı Hasan Kılavuz’un mensup olduğu ocaktan rızalık almadığına işaret etti.

    Bülbül şu konulara vurgu yaptı:

    “Kimin inanç kurulunda olacağını belirleyecek olan Alevi Bektaşi Federasyonu veya bağlı dernekler değil, ocakzadeler olmalı. Ocakzadeleri de kendi ocağına bağlı isimler önermelidir. İkinci nokta; bu inanç kurulu birileri arasında bir tür çekişme, bir tür makam temsil etme, makamları olmayana makam verme ya da birkaç görevi bir arada yapan inanç temsilcileri gibi aslında yolda, erkanda olmayan bir takım şeyler ortaya çıkmakta. Örneğin İnanç Kurulu başkanı ne demek? Ocağın başkanı mı vardı? İnanç Kurulu temsilcisi olabilir, sözcüsü olabilir ama başkan nedir? Başkanlık Alevi bir kavram değil, dolayısıyla ilkinde oluşturulan yöntemde hem Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı, hem bir şubenin başkanı, hem de İnanç Kurulu başkanı. Şu anda da aynı şekilde bir şubenin başkanı yine İnanç Kurulu başkanı oldu.”

    “RIZALIK ALMADAN İNANÇ KURULU YÖNETİMİNE GELİNEMEZ”

    Bülbül, Alevi Bektaşi İnanç Kurulu başkanlığına seçilen ismin, bağlı olduğu ocaktan rızalık almadan görevlendirildiğinin altını çizerek şöyle devam etti:

    “Söz konusu kişi, genel merkez tarafından oraya başkan olarak atandı. Dolayısıyla burada bir rızalık onayı da yoktur. Aslında Alevi toplumunu Alevi inancını, erkanını yürütmek için böyle bir çalışmaya ihtiyaç var ama çalışmada yol ve yöntem yanlış. Çalışmada ciddiyetsiz, tutarsız, yola erkanına uymayan yaklaşımlar söz konusu ve bu da sanki bir kurul oluşturuluyormuş gibi görüntü veriyor. Akabinde hiçbir çalışma, hiçbir gelişme olmuyor. Tekrar ediyorum böyle bir çalışmaya, böyle bir kurula ihtiyaç vardır, yöntemi yanlıştır. Burada rızalığı ve görevlendirme yapacak olan Alevi Bektaşi Federasyonu değil ocakların kendisi olmalıdır. İkinci nokta Alevi Bektaşi Federasyonu başta olmak üzere Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Vakıflar Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Kültür Derneği ve Demokratik Alevi Derneği bir araya gelip bir konu üzerinde anlaşmışlar, bundan sonra bütün çalışmaları ortak yapacaklar. Kabaca ben böyle anladım. Güzel, fakat bu yapılacak çalışma nedir? Niye bir çalışma yapılmıyor. Yani sadece küçük paneller, tartışmalar, konferanslar dışında herhangi bir çalışmayı görmüyoruz. Alevi toplumunun inancına, tarihine, kültürüne, varlığına kastedilen varlık-yokluk süreci gibi bir dönemde iken neden bu ilgili kurullar demokratik eylemlik, alana çıkma, Alevi toplumunu paydaşlarıyla buluşturma gibi bir etkinlik içinde değiller. Emek örgütleri ile sosyal demokratlarla, Kürt halkıyla, kadın, gençlik örgütleri ile buluşularak bu ırkçı, faşist abluka kırılmaya çalışılmıyor.”

    “HALKLA BULUŞULDUĞU ZAMAN SORUNLAR ÇÖZÜLEBİLİR”

    Bülbül’ün işaret ettiği bir diğer husus ise Alevi Bektaşi Federasyonu ve bağlı kuruluşların ciddi yöntem sorunu yaşadıkları noktası oldu. Bülbül, “İşleyiş sorununu aşmak için konfederasyon kurmaya ya da kurumların şeklini değiştirmeye ihtiyaç yoktur” diyerek şunları dile getirdi:

    “İşleyişi yerli yerine oturttuğumuz zaman bu sorun aşılır. Yönetim kurulları, denetim kurulları, disiplin kurulları, şube yönetim kurulları, yereldeki izdüşümleri görevlerini yaptığı, halkla buluştuğu zaman bu sorun çözülür. Yok efendim bir konfederasyona ihtiyaç varmış, bir konfederasyon kurulmazsa sorun çözülmezmiş, bu hantal bürokrasiden başka bir şey değildir. Şu anda Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin yanlış bilmiyorsam 95 Şubesi, Alevi Kültür Derneğinin 110’a yakın şubesi, ABF’ye bağlı 30’u aşkın kurum var. Alevi Dernekleri Federasyonu, vakıflar, Demokratik Alevi Derneği ile en azından ortak iş yapma konusunda bir niyet birliği sağlanmış iken tam da bunu sıçratmaya dönük çalışma yapılması gerekirken ‘efendim konfederasyona ihtiyaç varmış’ var mı yok mu gibi bir tartışma zaman kaybettiren şeydir. O nedenle Alevi toplumu ve Alevi toplumunun kurumları, bugünü anlamak için yolun, erkanın, ulularının, velilerin, âşıkların, sadıkların yol uğruna, hak ve hakikati uğruna, can baş vermişlerin tarihine bakarlarsa o tarihten bugüne dair ne yapılacağına ilişkin bir örnek çıkarılabilir.”

    “YEZİT HUYLU BİR İKTİDAR VAR”

    Kemal Bülbül, Alevi toplumunun paydaşlarıyla buluşması gerektiğine vurgu yaparak sözlerini şu cümlelerle noktaladı:

    “Tarih elbette ki tekerrürden ibaret değil ama tıpkı Emevi döneminde Muaviye zulmünün Kerbela Katliamı’nı yaparak mazlumların ve masumları kuşatıp, mazlumların susturduğu, bastırdığı egemen tekçi iktidar oluşturduğu dönem gibi bir dönem yaşıyoruz. Muaviye soylu, Yezit huylu bir iktidar var, bu iktidar mazlumları, masumları bastırıp, susturup tekçi, ırkçı bir iktidar oluşturmuş. Bunu aşmanın yolu, Alevi toplumunun kendi musahip ve paydaşlarıyla buluşmasıdır. Alevi toplumuna, Alevi kurumlarına, kurum yöneticilerine bu konuda çok büyük bir görev düşüyor. Havanda su dövmeyelim, gereksiz tartışmalara girmeyelim, tarihe, topluma, inanca, hakka, hakikate karşı sorumluluğunuzu yapacaksanız yapın, yapmayacaksanız lütfen bu görevi bırakın. Bu kurumları bu kadar hantal bir yapı içerisine sokmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.”

    Cebrail ARSLAN-Eren GÜVEN/ANKARA

     

  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu: Zeynep Ana kadar cesur olmamız gereken zamanlardan geçiyoruz

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu: Zeynep Ana kadar cesur olmamız gereken zamanlardan geçiyoruz

    PİRHA – Alevi Bektaşi İnanç Kurulu, bu yıl Muharrem’in 7-8-9 Eylül Masum-u Paklar orucu ile başlayacağını 10 Eylül’de Fatıma Ana orucunun 11 Eylül’de ise On İki İmamlar orucunun tutulacağını açıkladı. Öte yandan açıklamada, Hızır paşaların küçük çıkarları uğruna iş birliğine hazır beklediği bir dönemde olduğu belirtildi. 

    On İki İmamlar Orucuna ilişkin Alevi Bektaşi İnanç Kurulu yazılı bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Yasımız ibadetimizdir” denilerek 7-8-9 Eylül Masum-u Paklar Orucu, 10 Eylül Fatıma Ana Orucu, 11- 22 Eylül de ise On iki İmamlar Orucu’nun tutulacağı belirtildi.

    23 Eylül’de de Aşurelerin verileceği kaydedilen açıklamada, Kerbela’nın gam, hüzün ve felaket anlamına geldiği belirtildi.

    Alevilere göre oruç denildiğinde, akla öncelikle On İki İmamlar Orucu’nun geldiğini belirtilen açıklamada, Muharrem ayı dendiğinde ise Kerbela ve yaşanan katliamın hatırlandığı kaydedildi.

    “HIZIR PAŞALARIN ÇIKARLARI İÇİN İŞ BİRLİĞİNE HAZIR BEKLEDİĞİ BİR ZAMANDAYIZ”

    Yas-ı Matem ayında İmam Hüseyin’in Kerbela’daki direncinin anıldığı yezidin İmam Hüseyin’e ve ailesine yaptığı vahşetin ise lanetlendiği bir ay oLduğu belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Kerbela olayı, insanın iç benliğine yönelmesi; yanlışlarını, doğrularını, güzele, iyiye yönelmesine davet eder. Hakk’ın rıza ve sevgisini kazanmak, toplumsal birliği güçlendirmek, kardeşlik ve barış duygularını pekiştirmek, zulme ve haksızlığa karşı çıkmak, mazlumdan yana olmak, gönüllerimizde İmam Hüseyin’in nurunu yaşatmak, İmam Hüseyin’in duruşunu sergilemektir.

    Bizler, Alevi inancına, yoluna, kimliğine sahip çıkan bireyler olarak, çok net ve Zeynep Ana kadar cesur olmamız gereken zamanlardan geçiyoruz. Yezid gibi açık düşmanlardan başka, Mervan gibi sinsi düşmanların ortalıkta cirit attığı, Hızır paşaların küçük çıkarları uğruna iş birliğine hazır beklediği, Aleviliğe sıtk-ı sadakatle bağlı yurttaşların korkutulduğu, içeriden işbirlikçilerle manipüle edildiği bir dönem yaşıyoruz. Hala Muaviye’nin bıraktığı kötülük ateşi, semalarda kol geziyor. İşte tam bu günlerde, biz Ali’ye Selman olanlar; fikirlerimiz net, duruşumuz net olmalı. Hiçbir konuda şüpheye düşmeden, korkmadan; bu yolun talibi olmak dışında bir şansımız yok.”

    PİRHA – İSTANBUL

  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’ndan Ramazan Cemi tepkisi: Alevileri özüne davet ediyoruz

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’ndan Ramazan Cemi tepkisi: Alevileri özüne davet ediyoruz

    PİRHA-Alevi Bektaşi Federasyonu ve Alevi Bektaşi İnanç Kurulu yaptıkları açıklamada Alevi-Bektaşi Yol Erkanında Ramazan, Ramazan Bayramı ve Ramazan Cemi olmadığını belirtti. Açıklamada “Alevileri özüne davet ediyoruz” denilerek tepki gösterildi. 

    Sosyal medyada kurum ismi vermeden bazı kişilerin yarın Ramazan Bayramı olması dolayısıyla Bayram Cemi çağrısı yapması tepki çekti.

    Alevi Bektaşi Federasyonu ve Alevi Bektaşi İnanç Kurulu yaptıkları açıklamada Alevi-Bektaşi Yol Erkanında Ramazan, Ramazan Bayramı ve Ramazan Cemi olmadığını belirtti.

    Açıklamada, “Biz Aleviler kadimden beri var olan bu yolun, erkanın özüyle yaşayıp, yaşatılması yönünde yol hizmeti yapanlar olarak kendimize Nesimi’nin “Ey Nesimi Can Nesimi bil ki halk aynındadır. Onca insanın vebali ulemanın boynundadır” sözlerini referans alarak hizmet yapıyoruz” ifadelerine yer verildi.

    Alevi -Bektaşi Yol Erkanında Ramazan, Ramazan Bayramı ve Ramazan Cemi olmadığı vurgulanan açıklamada, nedeni ise şöyle açıklandı:

    “Sebebine gelince; İmam Ali Ramazan ayında evinden çıkıp üç adım yürüdükten sonra Muaviye’nin kiraladığı Mülcem lanetlisi tarafından zehirli kılıç ile darbe alarak 3 gün sonra Hakk’a yürümüştür.

    “RAMAZAN BAYRAMI MATEM GÜNÜDÜR” 

    Muaviye bütün yetkililere tamim göndererek “Çok şükür Ali’den kurtulduk. Şeker dağıtarak 3 gün bayram yapın” demiştir. Hatırlarsınız bu bayrama eskiden Şeker Bayramı deniyordu. Sonradan farkına varanlar isim değişikliğine giderek Ramazan Bayramı dediler. Alevilere göre Ramazan Bayramı İmam Ali’nin şehit edildiği gün münasebetiyle matem günüdür.”

    “Şimdi bunu bayram olarak kutlayanlar ve cem erkanıyla süsleyenler İmam Ali’nin şehit edildiğini kutlamazlar mı?” diye sorulan açıklamada, “Ve asimilasyona rehberlik etmiş olmazlar mı? Hele hele Dede- Pir olanlar” diye belirtildi.

    “ALEVİLİKTE RAMAZAN CEMİ YOKTUR”

    Açıklamanın devamında şunlar aktarıldı:

    “Yine soruyoruz; sizler oruç tutup, teravi namazına gidiyor musunuz? Alevilikte böyle bir şey var mıdır? Bunları yerine getiren Sunni inanç mensuplarına bizler saygı göstermekteyiz. Oruç tutmayanlara şiddet ve baskı uygulayanlara değil! Çünkü bizim oruçlarımız yeme içme ile sınırlı tutulmadığı gibi görkemden gösterişten uzak, sessiz ve sedasız geçmektedir. Alevilikte Ramazan Cemi yoktur. Alevileri özüne davet ediyoruz.

    Geçen yıl üç federasyonun kararına rağmen yine yoluna ihanet edip Ramazan Bayramı Cemi hazırlığında olanlar oldu. Onlara da Hak; Hakikati Hak eylesin. Yol erkanlarına ve verdikleri ikrarlarına sıdkı sadakatle bağlı olanlara; Aşk-ı muhabbetle.”

    İMZACI KURUMLAR…

    Açıklamada imzası bulunan cemevi ve dergahlar ise şunlar:

    Alevi Bektaşi Federasyonu
    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu
    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı
    Alevi Kültür Dernekleri
    Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri
    Şahkulu Dergahı
    Garip Dede Dergahı
    Erikli Baba Dergahı
    Okmeydanı Cemevi
    Nurtepe Cemevi
    Bağcılar Cemevi
    Arnavutköy Cemevi
    Alibeyköy Cemevi
    Esenler Cemevi
    Erenler Kültür Vakfı
    Yalova Pirsultan Abdal Cemevi
    Sarıyer Kilyos Cemevi

    (HABER MERKEZİ)

  • Gökmen Savak: Aleviliği Şiileştirme dedeler üzerinden yürütülüyor

    Gökmen Savak: Aleviliği Şiileştirme dedeler üzerinden yürütülüyor

    PİRHA-Çerkezköy Hacı Bektaş Veli Derneği Ehlibeyt Dergahı’nın hazırladığı “Alevi itikadında cenaze erkanı” adıyla yayınladığı kitapçığa tepki gösteren Baba Masur Ocağı mensubu Gökmen Savak, Alevilerin asimilasyonunun Sünni asimilasyonundan çok Şii asimilasyonuna kaydığını bunun da en çok devşirme dedeler üzerinden yürütüldüğünü kaydetti. 

    Alevi yurttaşların cenazelerinde saz çalınması ve deyişler, nefesler söylenmesine karşı çıkan ve tartışmalı isimlerin yer aldığı Çerkezköy Hacı Bektaş Veli Derneği Ehlibeyt Dergahı’nın bir kitapçık basıp dağıttığı ortaya çıkmıştı.

    Alevilerin Hakka Yürüme erkanına karşı basılan kitapçıkta, “Tabut önünde saz çalanlara, tabut etrafında semah dönenlere, cenaze namazını yasaklayanlara, 12 İmam yolunu terk edip başka yol mezheplere uyanlara itirazımız var” ifadelerine yer veriliyor.

    “HAKK’A YÜRÜYEN KİŞİNİN CENAZE NAMAZI DEĞİL HAKK’A YÜRÜME ERKANI YÜRÜTÜLÜR”

    “Alevi itikadında cenaze erkanı” ismiyle yayınlanan kitapçığa tepkiler gelmeye devam ediyor. Konuyla ilgili ajansımıza konuşan Baba Mansur Ocağı mensubu Gökmen Savak şunları kaydetti:

    “Alevi geleneğinde cenaze insanın kendi nefsidir. İnsan kendi nefsini ıslah ederse kendi cenazesini kendisi kaldırır. Bu anlamda Pir Hacı Bektaşi Veli’nin ‘Er odur ki ölmeden önce öle, öldükten sonra kendi cenazesini kendisi yuma’ diye ne güzel demiş. ‘Erenler binen de Ali çekende Ali’. Bizde cenazenin ten değil nefis olduğunu düşünüyorum. Can kuşunun ten kafesinden ayrılması ise ölüm değil don değiştirmek olarak görür buna da Hakk’a yürüme deriz. Hakkın varlık deryası olan can haydan gelip huya doğru yolculuğa çıkar. Bu bir ölüm değil Hakk’a yürümedir. Hakk’a yürüyen kişinin cenaze namazı değil Hakk’a yürüme erkanı yürütülür. Hakk’a yürüme erkanı cemal cemale tıpkı cem gibi yani don değiştiren canın inanç ve yaşam biçimine uygun olmalıdır. İşte bu öğretinin şiarı ile Alevi Bektaşi İnanç Kurulu bir çalışma yaptı, yol erkan çalışması doğrultusunda geç kalınsa da önemli bir adım attı. Mevcut atılan adım Alevi toplumunda karşılık buldu. Bu karşılık sonucu Alevi toplumunu şeriatın gölgesinde tutmak isteyen belirli kesimlerin karşı harekete geçişinin ürünüdür bu bahsi geçen kitapçık.”

    “YAYINLANAN KİTAPÇIK ŞİA İÇTİHATLARI DOĞRULTUSUNDA”

    Şiiler ile Aleviler arasında Ehlibeyt kavramı, Şahı Merdan Ali ve 12 imam gibi bazı ortak değerler olmasına rağmen bu değerlerin yorumlanış biçimleri ve düzenlenen erkanlar hususunda farklı olduğunu kaydeden Savak, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ne yazık ki son zamanlarda Ocak sistemine özgü biçimlenen ve ezoterik bir doktrine sahip Anadolu Aleviliği Sünni asimilasyon tehlikesinden daha çok Şia asimilasyonun etkisine girmekte. Bunun en büyük çalışması ne yazık ki yine dedeler üzerinden yürütülüyor. Hakk’ı can gözünde gören canlar artık şeriat ehli olmaya yüz tutmuşlardır. Mevcut asimilasyonun önüne inanç kurulunun yaptığı çalışma geçmiş ve Anadolu Aleviliği inandığı değerler üzerinden yaşamaya ve Hakk’a yürümeye başlamıştır. Belli ki Sünni kesimler kadar Şia kesimleri de rahatsız etmiş. Dolayısıyla yayınlanan bu kitap tamamıyla Şia içtihatları doğrultusunda yayınlanmıştır. Biz bunu her yerde halka anlatmaya devam edeceğiz bu yol çetin bir yol, yılmadan usanmadan inandığımız değerlere sahip çıkarak hep ileriye doğru gitmeye çalışacağız.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • En genç Alevi dedesi Ali Haydar Kurt, bakın nasıl başlamış dedeliğe-VİDEO

    En genç Alevi dedesi Ali Haydar Kurt, bakın nasıl başlamış dedeliğe-VİDEO

    PİRHA – Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun en genç dedesi, Baba Mansur Ocağı mensubu Ali Haydar Kurt, Alevi kurumları ve cemevlerinde güzel tepkilerle karşılaştığını ve genç dedelerin olmasını çok istediğini belirtti. 

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun en genç dedesi, Baba Mansur Ocağı mensubu Ali Haydar Kurt, genç yaşta dede olmasını ve hizmet yürütmeye başlamasını PİRHA’ya anlattı.

    19 yaşındayken hizmete başladığını belirten Kurt, “Bu benim içimde ukde idi zaten, bir ocak evladıyız, bir ocağın mensubuyuz. Ceddimizden gelen çerağı ileriye doğru nasıl taşıyacağız diye kaygılar vardı içimde. Ve bu bağlamda ailemin, çevremdeki insanların da bana olan destekleriyle bu hizmete başladım” dedi.

    “ÇOK GÜZEL TEPKİLER ALDIM”

    Önce bazı evrelerden, hizmetleri bilip yetişip gelmenin gerekliliğini savunan Kurt, “Alevi kurumları içerisinde gençlikten yetişip genç bir dede olarak hizmet etmeye başladım. Çünkü baktığımız zaman, şu an ülke genelinde baktığımız zaman bu yola hizmet eden genç dedelerimizin sayısı oldukça az. Ben de genç bir dede olarak yoluma, erkanıma, inancıma, yolun belirlediği şekilde hizmet etmek istiyorum, hizmet de ediyorum” diye konuştu.

    “GENÇ DEDE OLUŞUM GÜLÜMSEMEYLE KARŞILANDI”

    Genç dedelerin olmasını çok istediğini söyleyen Kurt, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Genç bir dede olarak öncelikle toplum tarafından şaşkınlıkla karşılandım. Çünkü dede değimiz zaman bıyıklı, fötrlü, şapkalı dede algılanıyor. Ama tabi bu bağlamda bizim de genç oluşumuz toplum nezdinde gülümsemeyle karşılandı. Çok iyi, çok güzel tepkiler aldım. Bu da beni motive etti. Bu yola bu inanca hizmetimi bir kat daha arttırmama sebep oldu.”

    “YAŞIMIN GEREĞİ, KAMBER OLARAK TALİPLERİMİ GÖRÜYORUM”

    Kurt, talipleriyle olan diyaloğundan ise şöyle bahsetti:

    “Taliplerimiz ile aramız oldukça güzel. Taliplerimize gidiyoruz. Amcam yol erkanı yürütüyor. Ben de amcamın yanında yaşımın gereğince kanber diye tabir ettiğimiz şekilde kanber olarak taliplerimizi görüyoruz, hasbihal eyliyoruz. İçinde bulunduğumuz, hizmet yaptığımız İzmir bölgesinde çoğu cemevine gidip hizmetler yapmaya başladım. Gerek cemevleri gerekse kurumlar içerisinde güzel tepkilerle karşılaştık.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu: Boz Atlı Hızır tüm mazlumların yanında olsun

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu: Boz Atlı Hızır tüm mazlumların yanında olsun

    PİRHA – Aleviler için kutsal olan Hızır (Xızır) ayı dolayısıyla Alevi Bektaşi İnanç Kurulu adına kurulun başkanı Pir Hüseyin Güzelgül, açıklama yaptı. Açıklamada, “Hızır doğanın yeniden canlanışı, bolluk bereket için dardan kurtarmaktır. Yaşadığımız coğrafyada tüm halkların barış içerisinde bayram etmesidir” denildi. 

    Hızır Orucu, eski takvim (Rumi aylar) hesabına göre 31 Ocak -2 Şubat, yeni takvim (miladi) 13-14-15 Şubat tarihlerine gelmektedir. Alevi toplumu 3-5-7 gün oruç tutar, gün batımıyla oruçlarını açarlar. Hızır orucu tek, Muharrem orucu ise çift olarak tutulur. Oruçlarının bitiminde Hızır erkânı yapılır.

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu da Aleviler için kutsal olan Hızır (Xızır) ayı için yazılı açıklama yaptı. Hızır’ın Hakk’ın bin bir adından biri olduğu belirtilen açıklamada, Hızır’ın hakikati temsil ettiği ve yol gösterdiği vurgulandı.

    Hızır’ın Anadolu insanına göre toplumsal yaşamda umut deryası, barışın, huzurun, sağlığın, paylaşımın, bolluğun, bereketin simgesi olduğu kaydedilen açıklamada, Hızır’ın her daim hazır ve nazır olduğu, yeri geldiğinde dilek ve istekleri özlemleri yerine getirdiğine inanıldığı belirtildi.

    YETİŞ YA XIZIR

    Yaşanan zor günlerde en çok Hızır’a ihtiyaç duyulduğu belirtilen açıklamada, “Her zor anımızda Hızır’ı çağırırız. Kötülüğe karşı iyilik, karanlığa karşı ışık, zalime karşı Şah-ı Merdan, umutsuzluğa karşı umut ve yüreğimizdeki aşktır, ışıktır Hızır. Bizi kimsesiz bırakmayandır. Aşk ile çağırırız her daraldığımızda. Umudumuz filizlenir yüreğimizde, ona her seslenişimizde. Yetiş carımıza Bozatlı Hızır deriz, yanı başımızda buluruz” denildi.

    “HERKESİN CAN OLDUĞU RIZA ŞEHRİ KURMAK İSTİYORUZ”

    Alevilerin tüm çabalarının yaşadıkları dünyayı güzelleştirmek olduğu vurgulanan açıklamada, “Ne savaşlar istiyoruz, ne zulüm… Ne yoksulluk istiyoruz, ne acı… Ne kötülük istiyoruz, ne eziyet… Bizim tek düşümüz var, insanları mutlu, eşit, ayrımcılığa uğramadan, herkesi bir can olarak yaşadığı kutsal Rıza şehrini kurabilmek” ifadeleri kullanıldı.

    Açıklamada düşlenen Rıza şehrinden uzaklaşıldığı vurgulanarak, “Yolun, inancın gereğini yerine getireceğiz. Her daim zalime karşı Zülfikar, mazlumun yanında güvercin olmaya devam edeceğiz. Cemlerimizi yapmaya, semahlarımızı dönmeye, deyişlerimizi okumaya, çerağlarımızı uyandırmaya devam edeceğiz” mesajları verildi.

    Açıklamada son olarak, Türkiye’de tüm halkların barış içerisinde yaşamasını istediklerini belirterek, “Bozatlı Hızır tüm mazlumların yanında olsun” denildi.   (HABER MERKEZİ)

     

  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu: Xızır Ceminde çerağlar barış için uyandırılacak-VİDEO

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu: Xızır Ceminde çerağlar barış için uyandırılacak-VİDEO

    PİRHA – Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül, yapacakları Xızır cemlerinde barış, insanlık, evren ve hak adına çerağları uyandırıp, barışın, huzurun sağlanması için dualar edip, lokma dağıtılacağını söyledi. 

    Haberin Videosu

    Aleviler için kutsal olan Xızır ayında, birçok evde, cemevinde cem yapılıp lokmalar dağıtılıyor. Bölgelere göre farklılık gösteren Xızır oruçları ve cemleri İstanbul’da 13-14-15 Ocak’da tutuluyor. Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüzeyin Güzelgül PİRHA’ya Xızır’ın ne anlama geldiğini ve Aleviler için ne ifade ettiğini anlattı.

    Xızır’ın Arapça’da el hazır, el hızır, yani yeşillik anlamına geldiğini söyleyen Güzelgül,”Xızır var olmadır” dedi.

    Pir Güzelgül, “Musa Peygamber’e soruyorlar. Xızır’ı ne şekilde gördün? “İki denizin birleştiği yerde yemyeşil bir yaygı üzerinde gördüm” diyor.

    Muhammed’e soruyorlar; “Her tarafı çöl olan bir yerde post üzerinde etrafı yemyeşil olarak Xızır’ı gördüm.”

    Pir Güzelgül, Alevilerde yeşilin anlamını; varolma, ümit, hak ve yaşam deryası olarak tanımlıyor.

    XIZIR: İNSANIN DARINA YETİŞENDİR

    “Xızır, insanları yaşatan darda, zorda olan, hastayken darına, imdadına yetişen onu yaşatandır varedendir. Ona ümit verendir” diyen Pir Güzelgül, Aleviler için kutsal olan bu ayda birlik ve beraberliğin sağlanması gerektiğini söyledi.

    “ESKİDEN YAPILAN BİRÇOK ŞEY ŞİMDİ YAPILMIYOR”

    Xızır ayının öneminin bölüşmenin, kaynaşmanın, paylaşmanın önemine değinen Güzelgül, köyden kente göçle birlikte birçok şeyin değiştiğini söyleyerek şunları belirtti:

    “Köyden kente göç ettikten sonra çoğu şeylerimiz değişti. Köydeyken Xızır ayı gelmeden bütün evlerde temizlik yapılırdı. Musahiplerin gelmesini beklerlerdi. Musahipler bir hafta önce gelirlerdi. Musahip hangi eve gelmişse köyün hepsi oraya toplanır, muhabbetler yapılırdı. Oruçlar tutulur, kurbanlar kesilirdi. Üç dört köy toplanıp dedenin bulunduğu köye gelirlerdi. O gece orada ibadet edilir, kurbanlar kesilirdi, görgüler yapılırdı. Fakat şimdi kentlere göç ettikten sonra bazı bölgelerde bunlar tekrar yaşatılıyor. Ama bazı bölgelerde de yapılmıyor. Bu da asimilasyonun bir parçasıdır.”

    Dünyanın ikrar üzerine kurulduğunu söyleyen Pir Hüseyin Güzelgül, insanın hava, su, toprak ve ateşten meydana geldiğini belirterek, “bunlar birbirine ikrar vererek, insanoğlu yaratılmıştır”dedi.

    Güzelgül, “İkrar verildiğinde bölüşmeyi, kaynaşmayı, birlikte yaşamı ve varolmayı sağlamış oluruz” şeklinde konuştu.

    Pir Güzelgül, köylerde üç gün Xızır orucu iki gün de musahip orucunun tutulduğunu söyledi. Hızır orucunun ağır geçtiğini söyleyen Güzelgül, “Xızır orucu tektir. Muharrem orucu çifttir. Xızır orucu çok ağırdır. Yani eğer 366 azanı vererek nefsine hakim olabilirsen, hafif geçer. Eğer bir şüphe ve güman varsa öyle bir ağırlık basar ki işte o da Xızır’ın ağırlığıdır” ifadelerini kullandı.

    “AFRİN’DE BİR YOKEDİŞ VAR, BİZLER BARIŞ İÇİN ÇERAĞ UYANDIRACAĞIZ”

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Pir Güzelgül, son olarak Xızır ayının barışa ve huzur sağlaması dileklerinde bulunarak şu temennilerde bulundu:

    “Eğer Xızır ayı varolma, yaşama, birlik ve beraberlik, dayanışma ayı ise o birlikteliği sağlayalım. Barıştan, haktan, hukuktan ve insan haklarından yana olalım. Bunu isterken, nasıl kendimiz için istediğimiz her şeyi dünya insanları için istiyorsak Xızır’da o isteklerimizi gerçekleştirsin. Barışı, huzuru sağlasın. İnsan haklarına adaletli olmamızı sağlasın. Temennimiz budur. Hızır ayında Xızır’dan dilediklerimizde bunlar olmalı.
    Afrin’de bir zulüm var, yok ediş var. Ama biz devamlı barıştan yana olmuşuz. Barış çığlıkları atmamız lazım. Vereceğimiz lokmalar, uyandıracağımız cerağlar, keseceğimiz kurbanlar barışın, huzurun sağlanması adına olmalı. Çünkü biz zalimin zulmüne karşı mazlumun yanında olmuşuz. Yapacağımız Xızır cemlerinde barış adına çerağlarımızı uyandırıyoruz. İnsanlık adına, evren adına ve hak adına çerağlarımızı uyandıracağız. Barışın, huzurun sağlanması için dualar edip, lokmalar vereceğiz.”

     OVACIK’DA XIZIR CEMİ: 22 ŞUBAT’DA

    Öte yandan 13-14-15 Şubat’ta Xızır oruçları tutulacak. 15 Perşembe akşamı Alibeyköy Cemevi’nde,  22 Şubat’ta da Dersim Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ovacık Şubesi’nde cem yapılacak.

    Pir Güzelgül, cemlere de katılım çağrısında bulundu. “Dersimdeki bütün canları, erenleri, babaları, dedeleri oraya davet ediyoruz. Madem birlik ayı ise herkes orada bulunsun, birlikte bizim ülkemize ve dünyaya barış gelsin. Barış sağlansın, insanlık sağlansın”dedi. (HABER MERKEZİ) 

     

  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Çorum toplantısının sonuç bildirgesini açıkladı

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Çorum toplantısının sonuç bildirgesini açıkladı

    PİRHA- Alevi Bektaşi İnanç Kurulu 17-18 Ocak tarihlerinde Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi’nde yaptığı 6. Olağan toplantısının sonuç bildirgesini açıkladı. Alevilere yönelik yapılan ayrımcı uygulamalara değinilerek, tüm bunlara karşı Alevi kurumları ile koordineli olarak, “Tüm pirlerimizin bize bıraktığı nuru kandilden kandile taşımaya hizmet edeceğiz” denildi. 

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu yönetimi, sekreteryası, yedekleri ile ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız ve HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş’ın katılımı ile Hacı Bektaş Veli Anadollu Kültür Vakfı Çorum Şubesi’nde bir araya gelmişti.

    17-18 Ocak tarihlerinde gerçekleşen 6. Olağan toplantıda Türkiye’de yaşanan sorunların Alevilere nasıl yansıdığının yanı sıra cenaze erkanı ve Alevi kurumları arsındaki sorunlar tartışılmıştı.

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu, Çorum toplantısının sonuç bildirgesini açıkladı. Alevilere yönelik hak gasplarına değinilen bildirgede, dini ayrımcılık ve savaşların son bulması istendi. Bildirgede ayrıca bitirilen cem ve hakka yürüme erkânlarının kitapçıklarının tüm cemevlerine dağıtılacağı bildirildi.

    “ETNİK VE DİNİ AYRIMCILIK VE SAVAŞLAR SON BULMALI”

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül imzasıyla hazırlanan sonuç bildirgesinde  açıklamanın tamamı şöyle:

    “Alevi inancı güzellikler ve sevgi üzerine kuruludur. Alevi inancının, yolunun inanç önderleri ve talipleri olarak bu uğurda hizmet etmek için bir araya geliyoruz. Bu yolun, pirleri, talipleri bil cümle bu yolun yolcularının gönlündeki murad, dünyayı, insanlığı güzel eylemek ve bu güzellikleri birlikte pay ederek yaşamaktır.

    Hal böyle iken; her bir araya gelindiğimizde savaşlardan, saldırılardan baskılardan, haksızlıklardan ve bilcümle kötülüklerden konuşmak zorunda kalıyoruz!

    Bunun nedeni; genelde yaşadığımız coğrafyada, Özelde ise ülkemizde Emevi düzenini kurmak isteyenler ve bu uğurda yaşadığımız coğrafyayı kan gölüne çevirenler var! Ve kan gölü giderek büyüyor.

    Türkiye’nin, orta doğunun ve bu coğrafyada yaşayan cümle halkların içinde yaşadığı durumu, zorlukları artık kelimeler ifade etmiyor. Ve büyük bir çaresizlikle yaşananları izliyoruz. Dileğimiz, mücadelemiz ve gülbanklarımız artık bu yaşanan zulümlerin son bulması içindir… Ülkemizde ve bölgemizde, halklar arasında sağlıklı bir barış içindir…  Savaş hiç kimseye mutlu bir gelecek ve onurlu bir geçmiş bırakmaz. Karar alan iradenin bu sorumlulukla davranmasını bekliyoruz. Halklara ve farklı inançların önderlerine çağrımız, kardeşlik ve barış yönünde taraf olmalarıdır.

    “ALEVİLİĞİ YOK ETMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Geçmişte, Alevilerin, yaşadığı ayrımcılık, zulüm, insanlık dışı saldırılar yaşadık! Bugün bunlar devam ediyor, lakin bunun ilerisine geçilerek Alevilik yok edilmeye dönük sistemli saldırılar yapılıyor.

    Alevi olduğu şüpheli kişiler, Alevilerin yoksul mahallelerinde iyi niyetli Alevi toplumunu kandırarak, kendini dede gibi göstererek dedelik hizmeti yürütüyor… Diyanet ve MEB, okullarda Aleviliği çarpıtarak, değiştirerek öğretiyor… Dağınık halde bulunan, daha önce üzerinde çalışılmamış, Alevi kaynakları, görevlendirilmiş ve bilimsel ahlaktan yoksun akademisyenler tarafından özünden saptırılarak; istemedikleri yönlerini karartarak, aslından farklı olarak yayınlanıyor…  Diyanetin, iktidarın Aleviliği kendilerince şekillendirip yönetmek, yönlendirmek için türlü oyunlar geliştiriyor…Özellikle bugün örgün eğitimde öğrenim gören gençlerimiz, Sünni İslamcı bir düşünce sistemi ile yetiştiriliyor. Ailelerde Aleviliğe dair bir kimlik ve inanç bilgisi almamışsa bu gençler Alevilikten uzaklaşıyor…

    Tüm bunları görmek ve bunlara göre yolun örgütlenmesini, mücadelesini, hizmetlerini yürütmek zorundayız… Eğer bu saldırıları görüp tedbirlerini alamazsak, otuz, kırk yıl sonra adını anabileceğimiz bir Alevilik belki olacak, lakin hizmet edebileceğimiz talip kalmayacak! Hizmet yürütenlerde, kafaları yıkanmış, değiştirilmiş, yolun içine sokulmuş, imamlaştırılmış sözde dedeler olacak!

    “ALEVİ HAREKETİ İÇERİSİNDEKİ SORUNLAR, ALEVİLERİ ATIL BIRAKIYOR”

    Tüm bu olumsuzluklar içerisinde, Alevi hareketi içerindeki sorunlar da Alevilileri atıl bırakıyor. Yolsuz, ışıksız bırakıyor…Biran önce Alevi kurumları kendi iç sorunlarını çözebilmeli, birbirleri ile mücadeleyi bırakarak; Aleviliğe saldıranlara karşı birlik olabilmeleri ve Alevileri yalnız hissettirmemeleri gerekmektedir.

    Bizler bu yolun inanç önderleri olarak, üzerimize bir görev düşerse; adil tarafsız, bize yakışan güzellikte bunu yerine getirmeye hazırız.

    Dileğimiz Alevilere yakışan şekilde çözümlere ulaşılmasıdır… Herkesin üzerine düşen vakurlukta hareket etmesini bekliyoruz.

    ERKANNAMELER HAZIRLANDI

    ABK zor bir dönemde kuruldu, lakin gördük ki, doğru da bir dönemde kurulmuş. Aleviliğin ve Alevilerin bu kadar saldırı altında olduğu bir dönemde, biz Alevi inanç önderleri olarak, bir kenarda Aleviliğin ölmesini beklememiz, yolumuza inanıcımıza ihanet olurdu.

    Küçük görünen ama önemli birçok iş yaptık. Erkanlar konusunda başlattığımız çalışmalar, henüz yolun başındayken bile birçok cemevimizde uygulanmaya başladı ve Alevi toplumunda kabul gördü.

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun oluşturduğu Hazırlık Komisyonunun yaptığı çalışmalar sonucunda; Cem, Hakka yürüme, müsaiplik, dardan indirme, nikah ve ikrar erkanları hazırlıkları tamamlandı. Bunlardan öncelikli olarak cem ve hakka yürüme erkânlarının baskıları bitirilmek üzeredir. Dağıtımları tüm cemevlerimize en kısa sürede yapılacaktır.

    Bu erkannamelerin hazırlanmasında Alevilerin kadim gelenek ve erkânlarını sözlü gelenekle taşıyan/ siz kıymetli dedelerimizin, analarımızın bellekleri üzerinden/ var olanı, çarpıtmalardan arındırarak bir araya getirmeye gayret ettik.

    Yapılan iş halis olunca dilek de hasıl olur derler bu yolun pirleri….Bizim bu çalışmalarımızda gönlümüzde, yaptığımız işte pak ve iyi niyetli… Dolayısı ile sonucunda iyi olacağına inanıyorum…

    “ALEVİLER YAŞAM ALANLARINDA DA BOĞULUYOR”

    Eğitim sisteminin yozlaştırılması… Kamuda yaşanan yandaş yapılanma… Haksız hukuksuz ihraçlar… Toplumun baskı altında yönetilmesi… İfade özgürlüğünün ortadan kaldırılması… Tek adam rejiminin kurulması… Soygun düzeni…  Emevi düzenin kurulması… Ve sayabileceğimiz onlarca faşizan uygulama Türkiye’yi bir cehenneme çevirmiştir. Ülkemizde halklar arasında nefret tohumları yeşertilmeye başlanmıştır. Bu toplumun bir parçası olarak, Aleviler hem parçası oldukları demokratik bir kesimin bir üyesi olarak, hem de Alevi olarak bu sorunları katlanarak yaşamaktadır.

    Diyanetin 81 il müftülüğüne gönderdiği yıllık çalışma programında, müftüler “çocuk-cami buluşması, Apartman sohbetleri, işyeri, fabrika sohbetler vb” programlarla sözde inanç özgürlüğü ve toplumun manevi yönden güçlendirilmesi adı altında, toplumun dokuları ile oynanıyor. Tüm inançları kendine benzetmeye çalışıyor. Dini siyasetin aleti haline dönüştürüyor.

    Bu karmaşık ve karanlık zamanlarda öncelikli olarak Alevi toplumunu bir arada, yan yana tutmak, yalnız olmadıkları hissettirmek zorundayız. Bununla birlikte, eğitim alanında başta olmak üzere, demokratik muhalif mücadelenin bir parçası olmak zorundayız. Özellikle bu siyasal iktidar, hepimizin yaşama biçimine müdahale etmektedir. Bir öğrencisini taciz eden İslamcı bir öğretmen, şeriat hükümlerine göre yargılanmak istiyorum diyebiliyor. İstedikleri bu şeriat düzenine karşı laiklik mücadelesini yükseltmek zorundayız. Yoksa gelecek kuşaklar için yaşadığımız ülke bir cehenneme dönecek.

    “KAMU ELİYLE DÜŞMANLIK ÜRETİLİYOR”

    Yüzyıllardır Alevilikle ilgili saldırgan ve kirli bir siyaset üreten Devlet zihniyeti ve Diyanet; farklı inançlar, kültürler ve düşünceler arasında saygıya ve tanışmaya dayalı ilişkiler yerine, kamu eliyle düşmanlık üretiyor.

    Toplumumuzu kutuplaştırmaya ve ayrıştırmaya yönelik sayısız hamle yapan, bunun için başta diyanet olmak üzere devletin tüm organlarını kullanan zihniyetin son marifeti ‘VAZALAK’ ile yine karşımızda. Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre Vazalak kelimesinin birincil anlamı; “geveze, aptal, serseri ikinci anlamı ise Alevi, Müslüman olmayan, onun gibi görünen ve oruç yiyen” anlamlarına gelecek şekilde Aleviliği kirli bir dil ile tanımlama ihtiyacı duymuştur.

    Asimilasyoncu, inkârcı, imhacı politikalarınız ve kirli diliniz ile Alevi toplumunu ve inancını kirletemezsiniz. Asla sizin dilinizin ve zihniyetinizin karanlığına teslim olmayacağımızı belirtiyoruz.

    Diğer yandan Aynı sözlükte cemevinin karşılığının bulunmaması, cemin ibadet olduğuna yer verilmemesi ile Alevi kelimesinin hakaretlerle aynı anlamda kullanılması açık bir şekilde yok sayma kastı içermektedir.

    Tüm bu saldırılara ve ülkemizde yaratılan kaotik, karanlık düzene karşı tepkisiz kalmamalıyız. Üstelik; kamu kurum ve hizmetlerinde karşılaşılan bu nefret söylemiyle üretilen ötekileştirmeye, ayrımcılığa, düşmanlaştırmaya ve toplumsal kutuplaştırmaya karşı, tüm farklı kimliklerin eşit hak mücadelesini, toplumun diğer kesimleri ile birlikte vermeliyiz. Tüm toplumsal kesimlerin yan yana gelerek, ülkemizde ve bölgemizde barış isteyen, demokratik ve laik bir yaşamı; can cana, omuz omuza vererek kurmalıyız.

    Aleviler “Rıza Şehrini” kurmaktan asla vazgeçmeyecekler. Bizler bu yolun inanç önderleri olarak, bu ütopyamızı kurmak için yola hizmet etmeye devam edeceğiz.

    ALEVİ MEDYASININ KAPATILIP ALEVİ DEDELERİ TUTUKLANMASI

    Alevilere yönelik ve Aleviliğe dair yayın yapan TV10 haksız ve hukuksuz olarak kapatılmıştır. Bu yetmezmiş gibi, birçok çalışanı ile birlikte yönetiminde görev alan Veli Büyükşahin dede tutuklanmıştır.

    Bu tutum, demokratik muhalif basına yönelik saldırıların bir parçası olmakla birlikte, aynı zamanda Alevilerin sesinin boğulmasına yönelik bir politikadır.

    Acilen Veli Büyükşahin dede başta olmak üzere tüm haksız tutuklamalara bir son verilmesini talep ediyoruz.

    Yayın organlarımızın kapatılmasını da kabul edilemez buluyoruz.

    “ALEVİ KURUMLARI İLE KOORDİNELİ ÇALIŞACAĞIZ”

    Tüm bu değerlendirmeler ışığında;

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu olarak, Alevi toplumunun üzerimize yüklediği sorumluluğun farkındayız. Bu sorumluluğu yerine getirmek için çalışmalarımızı özenle ve ivedilikle sürdüreceğiz. Tüm bunları yaparken, Alevi Kurumları ile ilgili çalışmalarda koordineli ve ancak bağımsız çalışma ilkesini koruyacağız.

    Alevi İnanç önderleri, tarihten günümüze Alevi toplumunu zor zamanlarında yalnız bırakmadı; haksızlıklar karşısında başını yere eğdirmedi. Bizlerde kadimden günümüze tüm pirlerimizin bize bıraktığı bu nuru kandilden kandile taşımaya hizmet edeceğiz. (HABER MERKEZİ)

     

  • Hasan Müldür dede son yolculuğuna uğurlandı

    Hasan Müldür dede son yolculuğuna uğurlandı

    PİRHA- Alevi Bektaşi İnanç Kurulu toplantısı için Kayseri’den Çorum’a giderken içinde bulundukları aracın şarampole yuvarlanması sonucu hakka yürüyen Hasan Müldür dede bugün sırlandı. 

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi’nde bir araya gelen Alevi Bektaşi İnanç Kurulu toplantısı için Kayseri’den yola çıkan ve Çorum yakınlarında geçirdiği kaza sonucu hakka yürüyen Hasan Müldür dede bugün Kayseri’de son yolculuğuna uğurlandı.

    ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız, ABF Genel Saymanı Onur Kaya, ABF Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz, Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Eğitim Sekreteri Eren Yıldırım, PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ve HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş ile sevenleri hakka uğurlama erkanında hazır bulundu.

    Hakka uğurlama erkanını Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Eğitim Sekreteri Eren Yıldırım dede gerçekleştirdi.

    Sırlanan Hasan Müldür dede için  Kayseri Hacı Bektaş Veli Cemevi’nde yemek verildi.

    Kayseri Hacı Bektaş Veli Derneği ve Vakfı Başkanı Sadık Genç, Veli Dede ile dernek yönetim kurulu üyesi bir kişinin ise, Çorum ve Yozgat’taki hastanelerde yoğun bakım ünitesindeki tedavileri devam ediyor. (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • ABK toplantısının ikinci gününde Alevi kurumları arasındaki sorunlar konuşuluyor-VİDEO

    ABK toplantısının ikinci gününde Alevi kurumları arasındaki sorunlar konuşuluyor-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi’nde bir araya gelen Alevi Bektaşi İnanç Kurulu toplantısı ikinci gününde de devam ediyor.

    Haberin Videosu

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu yönetimi, sekreteryası, yedekleri ve genel başkanlarının katılımı ile Çorum’da düzenlenen toplantı ikinci gününde de devam ediyor.

    Toplantının ilk günü Türkiye’de yaşanan sorunların Alevilere nasıl yansıdığının, cenaze erkanı ve Alevi kurumlar arasındaki sorunlar tartışıldı. Bugün ise Alevi kurum temsilcilerinin de katılımı ile devam ediyor.

    Toplantıdaki divanda bugün de Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül’ün yanında dedeler Eren Yıldırım, Hasan Kılavuz, Celal Fırat, Erdoğan Sezer, Türkan Akbıyık, Nurettin Aksoy, Nurettin Gedikoğlu ve Muhittin Yıldız hazır bulundu.

    Nurettin Aksoy dedenin dar duasının ardından çerağ uyandırılması ile başlayan toplantıda Alevi Bektaşi kurumları arasında sorunlar görüşülüyor.

    Toplantı, akşam cemevinde yapılacak cem ile son bulacak. (HABER MERKEZİ)

  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun Çorum’daki toplantısı başladı-VİDEO

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun Çorum’daki toplantısı başladı-VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Çorum’da bir araya geldi. İki gün sürecek toplantıda Türkiye’de yaşanan sorunların Alevilere nasıl yansıdığının yanı sıra cenaze erkanı ve Alevi kurumları arsındaki sorunlar tartışılıyor.

    Haberin Videosu

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu yönetimi, sekreteryası, yedekleri ve ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız ile HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş’ın katılımı ile Çorum’da bir araya geldi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Çorum Şubesi’nde gerçekleşen toplantıdaki divanda Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül’ün yanında dedeler Eren Yıldırım, Hasan Kılavuz, Erdoğan Sezer, Nurettin Aksoy, Nurettin Gedikoğlu, Alevi anası Türkan Akbıyık ile ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız ve HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş yer aldı.

    Baba Mansur Ocağı Piri Ali Tekin’in verdiği dar duasının ardından da çerağ uyandırılması ile toplantı başladı. İki gün sürecek toplantıda konuşulacak konuları ise pir Nuretin Aksoy şöyle sıraladı:

    “Alevi Bektaşi İnanç Kuruu çalışmalarının değerlendirmesi, Türkiye gündeminin değerlendirilmesi ve Alevileri bekleyen sorunlar, basımı yapılan cem ve hakka yürüme erkanlarının görüşülmesi ve dağıtım planlaması, eğitim ve toplantıların planlanması, gelecek toplantıların belirlenmesi, Alevi Bektaşi kurumları arasındaki sorunların görüşülmesi, öneriler ve kapanış.”

    ALEVİLERE YÖNELİK ASİMİLASYONA KARŞI MÜCADELE ÇAĞRISI

    Yoklamanın yapılmasının ardından açılış konuşmasını Pir Hüseyin Güzelgül yaptı.

    Herkesi selamlayarak konuşmasına başlayan Güzelgül şöyle konuştu:

    “İnancımıza, yolumuzun taliplerine hizmet etmek için biraraya geliyoruz. Yolumuz güzellikler üzerine kurulu. Bu yolun yolcularının gönlündeki murat dünyadaki güzellikleri pay ederek yaşamaktır. Biraraya geldiğimizde savaşlardan kötülüklerden konuşmak zorunda kalıyoruz. Çünkü ateş çemberinin içinde yaşıyoruz. Yaşadığımız coğrafyayı kan gölüne çevirdiler. Dileğimiz mücadelemiz gülbanglarımız bu yaşanan zulümlerin son bulması içindir. Halklar arasında barış için hak cümlemizin yardımcısı olsun. Alevilerin yaşadığı saldırılar bugün devam ediyor. Bunun yanı sıra Aleviliğe yönelik asimilasyon yaratılıyor. Dedelik hizmeti yürütüyor. Diyanet Aleviliği yönlendirmeye çalışıyor. Eğitimde Sünni İslamcı düşünce sistemi ile yetiştiriliyor. Bu gençler Alevilikten uzaklaştırılıyor. Bunları görmek ve yolun örgütlenmesi ve mücadelesini yürütmek zorundayız. Tedbirlerini alamazsak adını anacağımız Alevilik olmayacak. Bir an önce Alevi kurumları kendi iç sorunlarını çözebilmeli. Aleviler, düşmanlara karşı birlik olmak zorundalar. Bu yolun önderleri olarak adil, tarafsız yapmaya hazırız.”

    Açılış konuşmasının ardından sorunlar tartışılmaya başlandı. (HABER MERKEZİ)

  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Güzelgül: Diyanet ahlakı deforme etti, kaldırılsın- VİDEO

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Güzelgül: Diyanet ahlakı deforme etti, kaldırılsın- VİDEO

    PİRHA- Diyanet’in çocukların evlenebileceğine dair fetva vermesine tepkiler sürüyor. Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül, Diyanet’in egemen ve inkarcı bir inanca hizmet ettiğini söyledi. Güzelgül, ortaçağ karanlığına doğru gidildiğini belirterek, buna karşı Alevi toplumunun cemevlerini eğitim yuvasına dönüştürmesi gerektiğinin zorunluluğuna dikkat çekti.  

    Haberin Videosu

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül, Diyanet İşleri Başkanlığının “Kız çocuklarının 9 yaşında evlenip gebe kalabilecekleri, erkek çocukların ise 11 yaşında evlenebilecekleri” fetvasına tepki gösterdi.

    PİRHA’ya konuşan Pir Güzelgül, bütün dinler ve kültürlerin güzel ahlak üzerine inşa edildiğini düşündüğünü belirterek, ancak o güzel ahlakın deforme edildikten sonra bir yere varılamayacağını söyledi.

    Alevilikte rızalık şehrinin var olduğunu belirten Güzelgül, hakim dini yöneten Diyanet’in ise bunu deforme ettiğini söyledi.

    “DİYANET GÜZEL AHLAKI DEFORME ETTİ”

    Güzelgül sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İki canın evlenebilmesi için, bir kere iki can birbirine rızalık vermeli. Sonra aile de rızalık aldıktan sonra onlar ancak nikahları kıyılabilir, bir araya gelebilir. O da güzel ahlak ve sevginin olduğu yerde geçerliliğini koruyabilir. Fakat Diyanet bunu deforme etmiştir. Nefsine hakim olmayı ve toplumu ahlak yönünde deforme etmiştir. Ayrımcılık var.  Pirimizin söylediği gibi erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde eksiklik noksanlık senin görüşlerinde. İşte eksiklik noksanlık Diyanet’in görüşlerinde çünkü ayrım yapıyor. Yapmış olduğu uygulama ile ‘oradaki tecavüzlerin önüne geçmeye çalışmaktır’ diyor amacımız. 9 yaşındaki bir kızın hamile kalması 12 yaşındaki bir çocuğun baba olması şartını getiriyor.”

    EĞİTİMDE DİYANET’İN ROLÜ

    Okullarda uygulanan gerici uygulamaları da örnek gösteren Güzelgül, “Eğitim sistemi Diyanet’in parmağı vardır. Okullarda harem selamlık var. Her okulda ikinin üzerinde mescit var. Eğitimi tarikatlarla, ilim yayma cemiyetleri ile sözleşmeler imzalamış. Fethullah Gülen’in devşirme politikası aynı şekilde kendine referans alarak uygulamaya başladılar. Anaokullarında kuran kursları açmışlardır” ifadelerini kullandı.

    EGEMEN VE İNKARCI BİR İNANCA HİZMET

    Tüm bunların çocuk hakları sözleşmesine aykırı olduğunu dile getiren Güzelgül, Diyanetin verdiği fetvaların Ebu Sufyan’ın fetvaları ile eş değer olduğuna dikkat çekti.

    Güzelgül, “Diyanet bizim vergilerimiz ile ayakta duruyor. 6 trilyonun üzerinde bir devasa bütçeye sahip olmasına rağmen sadece tek bir inanca sahip. Egemen ve inkarcı bir inanca hizmet vermektedir” dedi.

    “DİYANET’E HAKKIMIZI HELAL ETMİYORUZ”

    “Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı olarak hakkımızı helal etmiyoruz” diyen Güzelgül, Diyanet’in yaptığı bu açıklamalara ve uygulamalara son vermesini istedi.

    Güzelgül, Alevi toplumu olarak da gerici uygulamalara karşı mücadele çağrısı yaptı:

    “Ortaçağ karanlığına hızla koşar adımlarla sürüklüyor. Buna karşı Alevi toplumu o güzelim felsefesi, yolu, erkanı gereği o inancı daha fazla yayması gerekiyor. Bütün o cemevlerini sadece ibadet yeri değil eğitim yuvasına dönüştürmesi lazım. Birlikteliği sağlayıp bizi yaratmak gerekiyor. Bu konuda el birliği ile mücadele vermeliyiz. Eğitime ağırlık vermeliyiz. Bütün Alevi kurumları biraraya gelip bunun programını yapıp ona göre mücadelesini sergilemesi gerekir ki bunun insanlık dışı, ahlak dışı yapmış olduğu fetvalara ve Diyanet’in lağvedilmesine yönelik mücadele verelim.”

    (HABER MERKEZİ)   

  • ABF gecesinde Alevi yol mücadelesi vurgusu yapıldı-VİDEO

    ABF gecesinde Alevi yol mücadelesi vurgusu yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) İstanbul’da verdiği yemek çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleştirildi. Dayanışma yemeği, Ankara Çankaya Belediyesi tarafından verilen arsada yapılacak genel merkez binası için düzenlendi.

    HABERİN VİDEOSU

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) Ankara Çankaya Belediyesi tarafından verilen arsada genel merkez binası yapımı için düzenlediği dayanışma yemeğine ABF bileşenleri Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Merkez yöneticileri ve şube temsilcileri, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği yönetimi, Garipdede Dergahı yönetimi, Demokratik Alevi Derneği (DAD) temsilcileri, HDP Milletvekilleri Ayhan Bilgen, HDK Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu, HDP Milletvekili Müslüm Doğan, CHP Milletvekilleri Mehmet Tüm, Veli Ağbaba, Engin Altaylı katıldı.

    Gecede  Alevi Bektaşi İnanç Kurulu başkan yardımcısı Nurettin Aksoy lokma duasını verdi.

    Gecenin düzenlendiği salona “Aleviler Vardır, Alevilik haktır” pankartı asıldı ve Pir Sultan Abdal, Hacı Bektaş Veli ve Hz. Ali’nin temsili fotoğrafları asıldı. Gece Alevi Bektaşi Federsyonu Kuruluşunu ve son iki yılki çalışmlarını anlatan slayt gösterimi yapıldı.

    Birsen Çolak Kıratlı’nın sunumunu yaptığı gecede Alevi yol mücadelesinde serini veren bütün Alevi uluları önderleri için 1 dakikalık saygı duruşu yapıldı. İlk olarak sanatçı Zeynep Karababa sahneye çıkarak türkülerini seslendirdi.

    Zeynep Karababa’nın ardından konuşan yapan ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız, 15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. Alevilerin her zaman barışın, dostluğun sesi olduklarına vurgu yapan Yıldız, “Bizim için her zalim Yezit’tir, baskıya, zulme karşı direnen herkes Hüseyin’dir. Zulmün akıttığı, gözyaşının olduğu her yer Kerbeladır” şeklinde konuştu.

    Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan Alevi katliamlarına değinen Yıldız, “Cemevemizin avlusunda Uğur Kurt’u, 14’ündeki Berkin Elvan’ı, evinde ailesinin gözü önünde katledilen Dilek Doğan’ı unutmadık” diyerek şöyle devam etti: Yavrusunun parçalarını eteğinde toplayan anaları, yaşından fazla kurşunla katledilmiş çocukları, çocuğunun ölü bedenini, buzdolabında saklamak zorunda bırakılan anaları, katırlar üzerinde taşınan çocuk bedenlerini, çocuklarının kokusunun izini, rüzgârda arayan, cumartesi analarına, kindarların kirli amelleriyle Hakk’a Sırlanan Hatun Anamızın topraksız bırakılmasına tanıklık ettik.”

    “ALEVİ ÇOCUKLARA SÜNNİLİK ÖĞRETİLİYOR”

    Bu coğrafyada hükümetler değişse de Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının değişmediğine dikkat çeken Yıldız, okullarda Alevi çocuklarına zorla Sünni ibadet esaslarının öğretildiğini, yapboz ile oyna gibi çocukların geleceğiyle oynandığını belirtti.

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ile parlamentonun işlevini kaybettiğini, tüm demokratik talep ve hakların yok edildiğini kaydeden Yıldız, muhalif medyanın KHK’lerle susturulduğunu ve bu süreçte CHP’nin Adalet Yürüyüşü ve HDP’nin başlattığı Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne ABF olarak destek verdiklerini, demokratik hak mücadelesi yürütenlerin her zaman yanında olacaklarını vurguladı.

    EĞİTİM MÜFREDATI

    Eğitim müfredatına değinen Yıldız konuşmasına şöyle devam etti: “Çocuklarımızın bugün ve yarına yönelik kaygıları giderek artmaktadır. Hurafelerle dolu, akıl ve bilimdışı öğretim programları, okullarda her alana yayılmaktadır. Öğretim programlarını ve ders kitaplarını cihat, şeriat gibi kavramların değil; demokrasi, laiklik, eşitlik, özgürlük vb. kavramların olduğu bir içerikte olmalıdır. Toplumların bir arada yaşamasını sağlayacak zihniyetin oluşacağı, barış ilkelerinin müfredata hâkim olması gerekirken, ırkçı, kindar, katliamcı bir eğitim sistemi çocuklarımıza dayatılmaktadır. Geçmişte egemen güçler tarafından geliştirilen, yeşil kuşak projesiyle Afganistan’da Taliban yetiştirildi. Yani bu talebeler El kaide, El Nusra, İŞİD olup dünyayı kana buladılar. Bugün bu iktidarın hazırladığı, eğitim müfredatından yetişen çocuklardan da, Cihata yeltenecek militanlar çıkmasından ciddi kaygılarımız vardır.”

    “HUKUK DEVLETİ YERİNE KHK SİSTEMİ”

    AKP’nin OHAL’i fırsat bilerek anayasayı devre dışı bırakarak bir hukuk devleti yerine KHK sistemi yarattığını ifade eden Yıldız, “Yeni yaratılan bu sistemde ise tüm muhalif kesimler, başta Aleviler olmak üzere, Kürtler, emekçiler, sol, sosyalist kesimler işinde edilerek açlığa mahkum bırakılmış ve bu da yetmezmiş gibi hukuksuz yargılamalarla zindanlara atılmışlardır. Halkın iradesi ile seçilen Milletvekilleri ve belediye başkanları tutuklanmıştır. Aydınlar, akademisyenler ve kamu çalışanları işinden edilmiş ve tutuklanmışlardır” şeklinde konuştu.

    “DİKTATÖRLÜK SİSTEMİ KADINA YÖNELİK ŞİDDETİ TIRMANDIRIYOR”

    “Alevilerin lokmaları ile kurulan televizyonlar, gazeteler başta olmak üzere tüm muhalif basın kapatıldı ya da susturuldu.” Diyen Yıldız, yaratılmak istenen sistemin diktatörlük sistemi olduğunu, kurulmak istenen devlet modeli ile kadınların toplumsal alanlardan uzaklaştırılarak ev köleliğine mahkum edildiğini ve kadına yönelik şiddetin tırmandırıldığını belirterek şöyle devam etti: “Oysaki, biz Alevilerin geçmiş tarihinde; Fatma Ana, Zeynep Ana, Kadıncık Ana, Bibi Hatun gibi analarımızın toplumsal alanların her aşamasında eşit, özgür ve karar durumlarında söz sahibi olduklarını biliriz.”

    KHK’lerle işlerinden atılanların birçoğunun Alevi olduğunu belirten Yıldız, Türkiye’nin laik, demokratik bir anayasaya ihtiyacı olduğunu vurguladı.

    “ALEVİLER VARDIR, ALEVİLİK HAKTIR”

    Yıldız sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Devlet inançlardan, dinlerden, dillerden, kültürlerden elini çekmelidir. Dinlerin, dillerin, kültürlerin özgünlüğünü bozmadan, özgür bırakılması gerektiğini savunuyoruz. Yaşadığımız bütün bu eksiklik ve problemlerde biz Alevi kurumlarımızın da payının olduğunu görüyoruz ve biliyoruz. Biz Aleviler 2019 seçimlerine gidilirken parlamento ve halkın iradesini ret eden bir sistemi kabul etmeyeceğimizi bilinmesini isteriz. Seçimlerde ise ‘Aleviler vardır, Alevilik haktır’ şiari ile hareket ederek demokrasi mücadelesinin ittifak gücü olduğumuzu bilinmesini isteriz.”

    Konuşmanın ardından dayanışma yemeği Grup Abdal’ın dinletisi ile devam etti. (HABERİ MERKEZİ)

  • ABK: Laik ve bilimsel eğitim için cemevlerini eğitim yuvası yapma kararı aldık

    ABK: Laik ve bilimsel eğitim için cemevlerini eğitim yuvası yapma kararı aldık

    PİRHA-  Alevi Bektaşi İnanç Kurulu, 11-12 Kasım tarihinde İstanbul’da Garip Dede Dergahı’nda yaptığı 5. Olağan toplantısının sonuç bildirgesini yayınladı. Bildirgede, cemevlerinin birer eğitim yuvası haline getirileceği, Hakka Yürüme, Cem, Dardan İndirme, Musahiplik, İkrar ve Nikâh, Görgü, Düşkünlük ve Müşkülat Erkânlarının altı adet kitapçık halinde ve anadilde hazırlanarak, cemevlerine dağıtımının yapılacağı kararı alındığı belirtildi. 

     Alevi Bektaşi İnanç Kurulu, 11-12 Kasım tarihinde İstanbul’da Garip Dede Dergahı’nda yaptığı 5. Olağan toplantısının sonuç bildirgesini yayınladı.

     Alevi Bektaşi İnanç Kurulu (ABK) Başkanı Hüseyin Güzelgül imzasıyla yayınlanan bildirgede, “Alevi Bektaşi Federasyonu’na bağlı AKD, PSAKD ile birlikte HBVAKV, Bağcılar Cemevi, Garipdede Dergahı ve Bağımsız cemevlerinin içinde bulunduğu kurumları temsil eden Alevi Bektaşi İnanç Kurulu olarak fikirlerimiz net, duruşumuz nettir. Alevi İnancı, yolu, erkânı kadimden bu yana nasıl sürdüyse öyle sürmesi için hizmet yürütmeye devam edeceğiz” denildi.

    Ülkede en büyük özlemin barış ve birlik olduğunun belirtildiği sonuç bildirgesinde, çocukların geleceğini yok etmelerine izin vermeden, şeriata, cihata, çeteleşen tarikatlara dayalı bir eğitim değil; bilimsel, laik, demokratik eğitim için tüm cemevlerinin eğitim yuvası yapma kararı alındığı ifade edildi.

    Bildirgede ayrıca, Hakka Yürüme, Cem, Dardan İndirme, Musahiplik, İkrar ve Nikâh, Görgü, Düşkünlük ve Müşkülat Erkânlarının altı adet kitapçık halinde ve anadilde hazırlanarak,  5 biner adet; toplam 30 bin  tane basılıp, bölge temsilcilikleri aracılığı ile tüm cemevlerine dağıtım yapılması kararı alındığı kaydedildi.

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu 17-18 Ocak 2018 tarihinde Çorum Cemevi’nde 6. Olağan toplantısını Genel Başkanlar, Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Yönetimi, Yol Erkan Kurulu ve Sekreteryası ile birlikte yapacağı kararı alındığı da belirtildi.

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun yayınladığı sonuç bildirgesinin tamamı şöyle:

    “Son yıllarda ülkemiz ve dünya, akla hayale gelmeyecek bir karanlığın içine girmiş durumdadır. Bu karanlık adeta dipsiz kuyuya dönüşmüştür. Ne yurtta ne de dünyada barışı ne yazık ki göremiyoruz. En büyük özlemimiz barış ve birliktir.

        Tarihimizin geçmişine baktığımızda böylesi bunalımlı dönemlerde en çok inanç önderlerine görev düşmüştür. Bu anlamda inanç önderleri olarak Anadolu ve dünyada yaşayan tüm insanları barış, huzur içinde kardeşçe yaşamasını sağlamak adına birlik ve dayanışma içinde mücadelemizi sürdürme kararlılığı sağlanmıştır.

        Siyasal İslam her alanı ele geçiriyor. 15 yıldır eğitimi paçavraya çevirdiler. Çocuklarımızın geleceği karartılıyor. Yeni uygulamaya başladıkları programlarla tüm ülkeyi geriye götürecek bilimden bilgiden uzak bir eğitim sistemine başladılar.

        Alevi toplumu içinse tehlike daha büyük. Biz zorunlu din dersleri kalksın diye talep ettikçe, bugün okulların neredeyse tamamı İmam Hatip oldu. Çocuklarımızın ruhunu Alevilik yolundan koparıyorlar.

        Yarınlarımızın mirasçısı çocuklarımızın geleceğini yok etmelerine izin vermeden, şeriata, cihata, çeteleşen tarikatlara dayalı bir eğitim değil; bilimsel, laik, demokratik eğitim için tüm cemevlerimizi eğitim yuvası yapma kararı alındı.

        Alevi inancına, yoluna, kimliğine sahip çıkmak adına yezid gibi açık düşmanlardan başka mervan gibi sinsi düşmanların ortalıkta cirit attığı, Hızır paşaların küçük çıkarları uğruna iş birliğine hazır beklediği, içeriden iş birlikçilerle manipüle edildiği bir dönem yaşıyoruz. Hala muaviyenin bıraktığı kötülük ateşi semalarda kol geziyor.

        Bunlara karşı bizler; Alevi Bektaşi Federasyonu’na bağlı AKD, PSAKD ile birlikte HBVAKV, Bağcılar Cemevi, Garipdede Dergahı ve Bağımsız cemevlerinin içinde bulunduğu kurumları temsil eden Alevi Bektaşi İnanç Kurulu olarak fikirlerimiz net, duruşumuz nettir. Alevi İnancı, yolu, erkânı kadimden bu yana nasıl sürdüyse öyle sürmesi için hizmet yürütmeye devam edeceğiz.

       Bununla birlikte Türkiye’de yükselen gericileşmeye karşı; muhalif olan tüm kesimlerle birlikte yan yana gelip bir mücadele hattı oluşturulması gerekmektedir. Ayrıca bununla da yetinmemeli; Aleviler olarak kendi çocuklarımız için özel tedbirler de almalıyız.

       Diğer Alevi toplumu olarak içten kaynaklanan sorunlarımız da vardır. Çoğu yersiz ve basit polemiklerle Alevi toplumunun enerjisi boşa harcanmaktadır.

    Küçük hesaplarla bizleri “İslamın içi-dışı”  ve “benim ocağım-senin ocağın üstün” tartışmalarının/polemiklerinin içine çekmeye çalışanlar var! Alevilerin bu gereksiz tartışmalarla kaybedecek zamanı yoktur!

       Bu kısır tartışmalar, Alevileri eşit yurttaşlık taleplerinden uzaklaştırmak, bölmek, parçalamak, asimilasyona uğratmaktan başka bir amaca hizmet etmez.

        Alevi Bektaşi İnanç Kurulu olarak bu tür provokatif yaklaşımlara asla hizmet etmeyeceğiz. Bu yaklaşımımızı herkesin bilmesinde fayda vardır.

        Bölgelerde yaptığımız toplantı, cem, muhabbet ve kişisel görüşmeler sonrası kimi bölgelerdeki cem, Hakka yürüme erkânlarındaki farklılıkların yozlaşma düzeyine ulaştığı değerlendirilmiştir. Bunları önleme adına hazırlanan Hakka Yürüme, Cem, Dardan İndirme, Musahiplik, İkrar ve Nikâh, Görgü, Düşkünlük ve Müşkülat Erkânlarının altı adet kitapçık halinde ve anadilde hazırlanmış;  5000’er adet; toplam 30.000 adet basılıp, bölge temsilcilerimiz aracılığı ile tüm cemevlerine dağıtım yapılması kararı alınmıştır.

        Muhabbetin sıklaştırılması, birlik ve beraberliğin sağlanması, var olan sorunların giderilmesi adına toplantılar ve ziyaretler gerçekleştirmesi ve kitapçıkların basımı için Başkan Hüseyin GÜZELGÜL’e yetki verilmiştir.

        Alevi Bektaşi İnanç Kurulu 17-18 Ocak 2018 tarihinde Çorum Cemevi’nde 6. Olağan toplantısını Genel Başkanlar, Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Yönetimi, Yol Erkan Kurulu ve Sekreteryası ile birlikte yapacağı kararı alınmıştır.

    Hüseyin GÜZELGÜL

     ABK Başkanı

  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’ndan önemli adım: Birçok anadilde yol erkan kitapçığı hazırlandı-VİDEO

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’ndan önemli adım: Birçok anadilde yol erkan kitapçığı hazırlandı-VİDEO

    PİRHA – Bir basın toplantısıyla aldıkları kararları duyuran Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül, Hakk’a yürüme, dardan indirme, cem, görgü, nikah ve musahiplik erkanları adı altında 6 tane kitapçık hazırladıklarını söyledi. Güzelgül, bu kitapçıkların ilk etapta Türkçe ve Kürtçe olacağını ancak ilerleyen dönemlerde Arapça ve İngilizce çevirilerinin de yapılarak tüm Türkiye’de ki ve Avrupa’daki cemevlerine gönderileceğini kaydetti.

    HABERİN VİDEOSU

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu İstanbul’da bulunan Garipdede Dergahı’nda iki gün süren toplantısını bugün bitirdi. Kurul toplantının ardından bir basın açıklaması yaparak alınan kararları duyurdu.

    Basın toplantısında konuşan Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı ve Kureyşan Ocağı Piri Hüseyin Güzelgül, Türkiye’de akla hayale gelmeyecek bir karanlığın var olduğunu ve o karanlığın dipsiz bir kuyuya dönüşerek barışın ve huzurun yaşanmayacağı bir vaziyete geldiğini ifade etti. Zorunlu din derslerine karşı mücadeleye değinen Güzelgül, Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı müfredata ve bütün okulların imam hatip okullarına dönüştürülmesine dikkat çekti.

    “ALEVİLERİ TEMSİL EDECEK KURUL ALEVİ BEKTAŞİ İNANÇ KURULU’DUR”

    Bütün cemevlerini eğitim yuvası yapma kararı aldıklarını söyleyen Güzelgül, 17, 18 Ocak’ta yol erkan kurulu ve bütün genel başkanlarla birlikte Çorum’da bir toplantı yapma kararı aldıklarını kaydetti.

    Güzelgül, “Alevilik adına birilerinin 5, 6 kişiyi yanlarına alıp alarak toplantılar düzenleyip Aleviliği temsil edercesine bildiriler ve deklarasyonlar yayınlamasının Alevileri temsil etmediğini buradan duyuruyoruz. Alevilerin inancını temsil edecek bir kurulun var olduğunu herkesin bilmesinde yarar vardır. Yayınlanan bildirileri de Alevi Bektaşi İnanç Kurulu olarak kabul etmediğimizin duyurusunu her kesime yapmak istiyoruz” şeklinde konuştu.

    “TÜRKÇE VE KÜRTÇE KİTAPÇIKLAR HAZIRLANIP CEMEVLERİNE DAĞITILACAK”

    Alevi çocuklarının Alevice yaşaması, Aleviliği yaşatması için her türlü eğitimin hem ailelerinde hem de cemevlerinde yapılması yönünde kararlar aldıklarını ve bütün genel merkezlere yazıyla bildirip uygulamaya geçilmesi yönünde karar aldıklarını söyleyen Güzelgül, şunları kaydetti:

    Hakk’a yürüme erkanı, dardan indirme erkanı, cem erkanı, görgü erkanı, nikah erkanı, musahiplik erkanı adı altında 6 tane kitapçığın taslak olarak hazırlandığını, kısa sürede basıldıktan sonra bütün Türkiye ve Avrupa’daki cemevlerine gönderme kararı alınmıştır. Şu esnada bu kitapçıklar hem Türkçe, hem Kürtçe olarak hazırlanmıştır, eğer zaman bulursak Arapça ve İngilizce çevirilerini yapıp kitap haline getireceğiz. Biz anladığımız dilde erkanlarımızın yürütülmesi yönünde kararlar aldık. Cem erkanları da yolumuzun erkanımızın gereği şeklinde hazırlanacaktır. İnancımızın özünde ne varsa Alevi toplumuna yaşatmak için bu toplantılar devam edecektir.”

    “DEVLET DİLLERDEN VE DİNLERDEN ELİNİ ÇEKMELİ”

    Güzelgül’ün ardından konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Muhittin Yıldız da, Alevilerin her daim bu toplumun sesi, vicdanı olduğunu bundan sonra da aynı şekilde tüm cümle canlıya dönük sevgiyle inşa ettikleri yolda yaşamlarına devam edeceklerini kaydetti.

    “Tüm mazlumlar için ne istiyorsak Aleviler için de aynı şeyi istiyoruz” diyen Yıldız, etnik kökeni ne olursa olsun toplumda yaşayan herkesin dilini, dinini, ırkını, mezhebini özgürce yaşaması gerektiğini, diller ve dinlerin özgünlüğünü koruması gerektiğini, devletin dillerden ve dinlerden elini çekmesi gerektiğini vurguladı. (HABER MERKEZİ)

  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun toplantısı başladı-VİDEO

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun toplantısı başladı-VİDEO

    PİRHA – Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Garipdede Dergahı’nda toplandı. İki gün sürecek toplantıda Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun çalışmalarının planlanması bekleniyor.

    HABERİN VİDEOSU

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun (ABK) iki gün sürecek toplantısı İstanbul’da bulunan Garipdede Dergahı’nda başladı. Birçok pir ve dedenin katıldığı toplantıda genel gündem değerlendirmelerinin yanı sıra Alevi gündemleri de değerlendirilecek.

    Toplantıda divanda Kureyşan Ocağı piri ve ABK Başkanı Hüseyin Güzelgül, Ağuçan Ocağı Anası Türkan Akbıyık ve İmam Rıza Ocağı piri Celal Fırat oturdu. Hüseyin Abdal Ocağı Piri Hüseyin Gazi Metin’in söylediği deyişle başlayan toplantıda açılış gülbangını Çepni Piri Bektaş Piroğlu verdi.

    Celal Fırat’ın yönettiği toplantıda genel gündem değerlendirmesini Hüseyin Güzelgül yaptı.

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun çalışmalarının değerlendirileceği toplantının gündem başlıkları ise şöyle:

    Bölge çalışmaları ile ilgili bilgilendirme
    Çeşitli kesimlerin Alevilik üzerine yürüttükleri çalışmaların değerlendirilmesi
    Önümüzdeki dönem ABK çalışmalarının planlanması
    Anma programlarının ortaklaşması için Türkiye ve Avrupa’da yer alan Alevi kurumları ile yapılacak çalışmaların görüşülmesi
    Eğitim ve toplantıların planlanması
    Hazırlanan erkanlar üzerine son değerlendirme
    Öneriler ve kapanış

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’ndan 12 İmam Orucu açıklaması: Aleviliğin özüne uygun davranalım

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’ndan 12 İmam Orucu açıklaması: Aleviliğin özüne uygun davranalım

    PİRHA-  12 İmam Orucu başlıyor. 21 Eylül’de Aleviler Muharrem Ayı nedeniyle 12 İmam Orucu tutmaya başlayacak. ABF’ye bağlı Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül, “Alevilere göre oruç denildiğinde akla öncelikle Muharrem orucu gelir. Muharrem ayı dendiğinde ise, Kerbelâ ve yaşanan katliam akla gelir” açıklamasını yaptı.

    İstanbul Alibeyköy Cemevi Başkanı ve Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Kureyşan Ocağı Piri Hüseyin Güzelgül 12 İmamlar’da hangi tarihlerde, kimler için hangi gün ve kaç gün oruç tutulacağını şöyle ifade etti:

    “17-18-19 Eylül – Masum-u Paklar Orucu tutulur. Bu oruç küfede şehit düşen Müslüm Bin Akıyl ile çocukları İbrahim ve Muhammet için tutuluyor. 3 günlük Masum-u Pak ve 12 günlük Muharrem Orucu olmak üzere toplam 15 gün oruç tutulduktan sonra Muharrem ayının 13. günü “Aşure” dağıtılacak. 20 Eylül Çarşamba günü Fatıma Ana Orucu, 21 Eylül Perşembe günü 12 İmamlar Orucuna başlanır. 02 Ekim, Pazartesi  12 İmamlar Orucu’nun son günüdür ve 03 Ekim Salı gününden itibarende Aşure yapılır ve dağıtılır.”

    “MUHARREM ORUCU DENİLDİĞİNDE KERBELA AKLA GELİYOR”

    “Alevilere göre oruç denildiğinde akla öncelikle Muharrem orucu gelir. Muharrem ayı dendiğinde ise, Kerbelâ ve yaşanan katliamın akla gelir” diyen  Pir Güzelgül, “İmam Hüseyin’in Yezid orduları tarafından Kerbelâ’da günlerce aç ve susuz bırakılıp daha sonra da başı kesilmek sureti ile şehit edilmesinden dolayı Muharrem ayının ilk 12 günü Alevilerin matem günüdür. 12 gün boyunca oruç ve yas tutarız. Böylece İmam Hüseyin’in Kerbelâ’daki direncini anarken; Yezid’in İmam Hüseyin’e ve ailesine yaptığı vahşeti lanetleriz” dedi.

    “12 İMAM ORUCU NEBİLERİN YERİNE GETİRDİĞİ BİR HİZMETTİR”

    Pir Güzelgül, “On iki İmamlar Orucu Aleviler için önemli bir ibadettir. On iki İmamlar Orucu, Adem’den bu yana cümle Nebilerin yerine getirdiği bir hizmettir. İnsanın kendi iç benliğine yönelmesi; yanlışlarını, doğrularını görmesi; kısaca özünü dara çekmesi sonucu doğruya, güzele, iyiye yönelmesine davet eder. Bununla birlikte başta İmam Hüseyin olmak üzere, insanlık değerlerine bağlılığı, zalime karşı olmanın, mazlumun yanında olmanın timsali olarak gördüğümüz On iki İmamların şehadetlerinden dolayı, aynı zamanda bir Matem’dir ” ifadelerini kullandı.

    “BU AYDA KURBAN DAHİ KESİLMEZ”

    Eğlence olmayan bu ayda, hiçbir canlıya kıyılmadığı için, kurban dahi kesilmez. Et yenmez, içinde canlı (embriyo) olduğu için yumurta da yenmez. Zevk ve sefa içerisinde bulunulmayacağını vurgulayan Pir Hüseyin Güzelgül,  “Yas günleri; oruç ve diğer ibadetlerin Aleviliğin özüne, değerlerine uygun olarak yerine getirilmesi; şekle düşülmemesi için itina göstermeliyiz” şeklinde konuştu.

    ORUÇ TUTARKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

    Alibeyköy Cemevi ve ABF Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Kureşan Ocağı Piri Hüseyin Güzelgül, 12 İmamlar Orucunu tutarken dikkat edilmesi gereken hususları şöyle ifade etti:

    – Verilen örnekleri baz alırsak, yeme içmeden kesilmekle oruç olunmaz. Nefsini tığlamakla ve tüm azaları ile oruçlu olmak önemlidir. Bir başka yönüyle, Alevilerde sadece sınırlı günlerle değil, her günümüzle oruçlu olmak lazım. Bunu da eline, beline, diline, eşine, aşına, işine sahip olmakla elde etmiş oluruz.

    – Oruç süresince, düğün, nişan, sünnet, vb. eğlence yapılmaz.

    – Kerbela şehitlerinin çektikleri susuzluğu hissetmek için su içilmez (İstisnalar hariç. Vücudun su ihtiyacı yenilen yemeklerden, ayran, vs. gibi sıvılardan karşılanır.).

    – Kan akıtılmaması adına kurban kesilmez, et yenilmez.

    – Alevilerde sahur yoktur. Gece 00:00 dan sonra bir sonraki günün başlangıcı olduğundan vücut mühürlenir. Güneş batınca oruç açılır.

    – İhtişamlı sofralardan uzak kalarak, mütevazı sofralar kurulur.

    – Muharrem ayında canlarla bir araya gelerek birlikte mersiyeler, şiirler, deyişler, Alevi önderlerinin kahramanlık öykülerini okunur, anlatılır.

    – Oruçlarımızın 12 gününden sonra on iki imamların ve bu yolda şehit olanlara atfen en az 12 nebattan (tam) oluşan aşure yapıp, İmam Zeynel-i Abidin’in hayatta kalması adına dağıtılır.

    Alibeyköy Cemevi Dedesi ve İnanç Kurulu Başkanı Kureşan Ocağı Piri Hüseyin Güzelgül açıklamasını bir dua ile bitirdi.

    “Bism-i Şâh, Allah Allah!

    Er Hak- Muhammed-Ali âşkına, İmâm Hüseyin Efendimiz’in susuzluk orucu niyetine, Kerbelâ’da şehid olanların tertemiz ruhlarına, Fâtıma-tüz Zehra’nın şefaatına, On iki İmamlar, On dört Masum-u Pakların şevkına!

    On yedi Kemerbestler’in hürmetine; hazır, gaip ve gerçek erenlerin himmetleri üzerimizde hazır ve nazır ola. Yuf münkire, lanet Yezid’e, rahmet mümine!

    Gerçek erenler demine, dost erenler hü!

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu: Çocuklarımızın asimile edilmesine izin vermeyeceğiz

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu: Çocuklarımızın asimile edilmesine izin vermeyeceğiz

    PİRHA – 04 Ağustos 2017 tarihinde Hacıbektaş ilçesi Bağcılar Cemevi’nde Hüseyin GÜZELGÜL başkanlığında toplanan Alevi Bektaşi İnanç Kurulu 4. olağan toplantısının sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgede Türkiye’nin yaşadığı sürecin Alevilere etkileri; Bir grup Alevi aydının yayınladığı ve Alevi kamuoyunda tartışılan “Hacıbektaş Deklarasyonu” ile Alevilerin inanç, ibadetlerini sürdürebilmeleri, cemevleri ve dergahların yaşadığı sorunlara ilişkin İnanç kuruluna düşen görevler tartışılarak kimi kararlar alındı.

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin GÜZELGÜL imzasıyla yayınlanan sonuç bildirgesi ve alınan kararların tamamını olduğu gibi yayınlıyoruz.

    YAPILAN DEĞERLENDİRMELER VE ALINAN KARARLAR: GÖNÜLLERİ BİRLEŞTİRMELİYİZ

    Alevi ibadetinin en önemli bölümlerinden birinin “Birlik” olduğuna vurgu yapılarak, Aleviler ve Alevi örgütlerindeki kırgınlıkların, dağınıklığın, Alevi hak mücadelesi için bir zaaf oluşturduğu gibi; inancın yerine getirilmesi açısından da bir eksilik oluşturmaktadır.
    Dargınlıklar, kırgınlıklar Alevi yol ve hal diliyle giderilmeli; gönüllerin razı olduğu bir birlik için ABK ve hizmet eden pirler, dedeler, analar duyarlı olmalıdır.
    HACIBEKTAŞ DEKLARASYONU “HAKKINDA ALEVİ BEKTAŞİ İNANÇ KURULU’NUN GÖRÜŞLERİ

    Kamuoyunda tartışılan ve “HACIBEKTAŞ DEKLARASYONU” adı ile anılan deklarasyonla ilgili gelişmelere ABK İnanç kurulunda değerlendirilmiş ve daha önce yapılan basın açıklamamızda da belirttiğimiz görüşler üzerinde anlayış birliği sağlanmıştır.
    Bu çerçevede: Bu bildirge ALEVİ BEKTAŞİ İNANÇ KURULU’nun görüşlerini yansıtmamaktadır. ALEVİ BEKTAŞİ İNANÇ KURULU Aleviliğe dair “Yol bir, sürek binbir“ ilkesini benimser. Buradan yola çıkarak, adı geçen deklarasyonda, katıldığımız ve katılmadığımız görüşler bulunmaktadır.
    Bizim Aleviliğe yaklaşımımız bildirgede yer alan esas ve sonuçlarla uygunluk göstermemektedir. ABK, Aleviliğe bakış ve algısını kendi iç yönetmelik/tüzüğünde(*) ifade etmiştir. ALEVİ BEKTAŞİ İNANÇ KURULU, Demokratik Alevi derneklerinin çabalarıyla; Pirlerin, Dedelerin, Anaların, Halife Babaların içerisinde yer aldığı, özerk bir kurumdur. Hedefi; Aleviliğin cümle zenginliğini kucaklayan, birleyen ve kadim yolumuzu sürdürme gayreti içerisinde olmaktır. Bununla birlikte; sadece bu deklarasyonla sınırlandırmadan; Alevi inancının dokusuna, gerçeğine aykırı; özellikle ideolojik ve siyasal içerikli yapılan ve yapılmak istenen yaklaşımları ALEVİ BEKTAŞİ İNANÇ KURULU olarak asla kabul edemeyiz.
    Esas itibari ile -hazırlayanların niyetinden bağımsız olarak- bu deklarasyonun asıl problemi; görüş açıklamaktan çok, Aleviler adına tanım yapma ve üstten bir yön verme yöntemi kullanılmış olmasıdır. Ayrıca bu deklarasyon ALEVİ BEKTAŞİ İNANÇ KURULU ve Alevi Örgütlerinin görüşü gibi algı yaratılmıştır.

    ALEVİ BEKTAŞİ İNANÇ KURULU’nun Aleviliğe dair bakış açısı kendi iç yönetmeliğinde aşağıdaki gibi yer almaktadır.

    ALEVİ BEKTAŞİ İNANÇ KURULU İÇ YÖNETMELİK; İLGİLİ BÖLÜMLER
    BAŞLANGIÇ

    Genel Esaslar

    Alevilik; Hakk-Muhammed- Ali kutsallığını kalbinde taşıyan, Hz.Ali’nin adaletinden ayrılmayan, temelinde insan sevgisi bulunan, her dine, mezhebe, inanca saygı duyan ve hoşgörüyle bakan, dil, din, ırk, renk farkı gözetmeyen, eline, beline, diline sahip olma ilkelerini şart koşan ve bunu muhasiplik kurumu ile gerçekleştiren, gelmek isteyen inançlı insanları çatısı altına alarak manevi
    ihtiyaçlarını gideren, insanları yasadıkları toplumda kendi istekleriyle kendi kendilerini yargılamalarını sağlayan, eşitlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, şeriatın bağnaz kurallarına bağlı olmayan ve onu reddeden, asıl doğruluk, kemali dostluk, cevheri merhamet, görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, meyvesi sevgi hamuruyla yoğrulmuş, insan-ı kamil yani erdemli insan yaratmayı öngören, korkuyu aşıp sevgiyle Tanrı’ya yönelen, En-el Hak ile insanın özünde Tanrı’yı gören, yaradan ile yaradılan ikiliğinden Vahdet-i Vücut’a (Varlık Birliği) varan, edep ve ahlaklılığı yaşamının temeline koyan, insanı yücelten, hamurunda hem ilahiliğin hem de irfaniliğin mayası bulunan, kişinin ahlak ve karakterli yaşam ilkelerini belirleyen, dini biçim ve şekil olarak değil, inanç olarak algılayan, dini bağımsız bir irade gücü ve Batıni özelliğiyle evrimleştiren, akıl ve iman bütünlüğünde birleştiren ve tüm bunları Kırklar Cemi’nden alınan ilhamla yürüten canların inanç sistemidir.
    BÖLGE ÇALIŞMALARI DEĞERLENDİRMESİ: ERKANLARDAKİ FARKLILIK YOZLAŞMA DÜZEYİNDE

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu üyelerinin, çeşitli bölgelerde yaptığı; toplantı, cem, muhabbet ve kişisel görüşmeleri sonrası; kimi bölgelerde ki, cem ve hakka yürüme erkânlarındaki farklılıkların, yozlaşma düzeyine ulaştığı değerlendirilmiştir.
    Bu konuda hazırlanacak erkânnamelerin, Alevi örgütlerinin de çabası ile hızla uygulamaya konulması gerekmektedir.
    ABK olarak tüm bölgelerimizde erkânnamelerin uygulanmasını kolaylaştırmak için eğitim çalışmaları yapılacaktır.

    ERKANLARDA YAPILAN DÜZENLEMELER TEK TİPLEŞTİRMEYİ HEDEFLEMİYOR

    Alevi inancı, yolu, ibadet ve erkânları günümüze kadar “el ele el hakka” desturu ile gelmiştir. Gerek Alevi toplumunun yaşadığı göçler, gerekse sözlü ve yazılı kaynaklarında yaratılan karartmalar, Alevi toplumu arasındaki muhabbeti sekteye uğratmıştır. Bununla birlikte ocak ve dergâhlarda ibadetin yürütülmesindeki aksamalarda, yeni kuşaklara ritüellerin aktarılmasında sorunlar yaratmıştır.
    Tüm bunlara rağmen; özellikle, köyden kente Alevi inancının temel değerlerini taşıyan yaş gruplarında; inanç bu değerlere uygun olarak yürütülmektedir. Burada Aleviliğin sözlü ve yaşayarak aktarılma geleneğinin önemi büyüktür.
    Buradan yola çıkarak, gelecek kuşaklara erkânlarımızın ve ritüellerin sözlü aktarılmasında yaşanabilecek sorunları aşmak için; farklı ocak ve yörelerdeki erkânları yok saymadan, genel hatlarıyla ve yine ocakların kendine göre eklemeler ve düzenlemeler yapabileceği; ancak çatı ve temel değerler açısından örnek olabilecek erkânnamelerin hazırlanması; hazır olanların yayınlanması gerekmektedir.
    Erkanların uygulanması konusunda dayatma tutum ve anlayışı yerine; örnek çalışmalar hazırlanarak ve eğitimleri verilerek; geliştirici, kılavuzluk edici bir yöntem kullanılacaktır.
    İvedilikle üzerinde yoğunlaşılması gereken erkânnameler; HAKKA YÜRÜME erkânı ve CEM erkânı olmalıdır.

    CEM’LERDE ALEVİ DİLİ, FORMU KORUNMALIDIR

    Alevi ibadetinin temel unsuru CEM’dir. İnancının değerlerini yaşamının içinde ve her anında sürdüren Aleviler, yörelere göre en az yılda bir kez bir araya gelerek cem yaparlar. Günümüzde yaşadıkları mahallelerde ve köylerinde yaptıkları cemevleri ile bu “BİRLEME”nin olanakları artmış, Aleviler daha çok cem yapabilir olmuşlardır.

    Yöresel uygulama farklılıklarının yanı sıra; çerağ, dar, gülbank, deyiş, nefes, semah vb. unsurlar tüm ‘Süreklerde’ Cem’i oluşturan temel ritüellerdir. Aleviler yaşadıkları coğrafyalarda, farklı nefes ve deyişlerle; farklı enstrümanlarla; semahlar farklı dönerek ve farklı cem erkânları ile “Cem Birlemiş” olsalar bile; müziğinden sözlerine, erkanlarından, semahına; ortak bir formu kullanmışlardır. Belki de herkesin aradığı “öz” budur…
    Elbette, Dersim Kızılbaşlarının cem ritüelleri ile Tahtacıların, Balkanlarda, Babagan Bektaşilerin Cem formları, semahından, deyişlerine, diline farklılık gösterir. Lakin yalın bir gözle dahi bakınca ikisinin de ortak bir ‘göze’den beslendiğini görebilirsiniz.
    Günümüzde diğer erkânlarımız uğradığı, kentleşmeden ve göçlerden kaynaklanan hızlı deformasyon; Cem erkânına da yansımıştır. ‘El ele el hakka’ desturu ile yetişmeyen, Cem ve muhabbetlerle beslenmeden yetişen ve pişmeden hizmet yürütmeye kalkan; dede, pirler, analar; özellikle Sünni inancının mahalle baskısını taşıyamamış ve oldukça etkilenmişlerdir.
    Bölge çalışmalarımızı yürüten dede, ana ve pirlerimizin gözlemi; bazı cemevlerinde adeta temel ritüellerimizi yok sayan, görmezden gelen bir cem erkânına doğru uygulamaların evrilmesidir. Bu evrilme Aleviliğin, ‘Sürek bin bir, yol bir’ anlayışını aşan bir hale gelmiştir. Burada bizim temel yaklaşımımız; Farklılıklarımızı korumak, ancak temel formun bozulmasına da göz yummamak olmalıdır.
    Buradan yola çıkarak ortak değerlerimize uygun bir cem erkânı hazırlanması gerekmektedir. En azından, herhangi bir art niyet taşımadan, ama yeterince kaynağa bilgiye, muhabbete ulaşma olanağı bulamadan yola hizmet veren genç kuşak dedelerimizin bulundukları Cemevleri ve bölgeler açısından acil bir ihtiyaç haline gelmiştir. Cem erkanı hazırlanması için Eren YILDIRIM dede ve Nurettin GEDİKOĞLU dede’nin yer aldığı bir çalışma komisyonu kurulmuştur. Bu komisyonun bölgelerde ve ocaklarda yapacağı çalışmalar Alevi Bektaşi İnanç Kurulunda görüşülerek tamamlandıktan sonra, hazırlanacak olan Cem erkânnamesi hızla cemlerimize gönderilmelidir.
    KURBAN, ALEVİ İNANÇ VE İBADETİNİN KUTSALLARINDAN BİRİDİR

    Alevi ibadetlerini hemen hemen tümünde yerine getirilmesi gereken hizmetlerden birisi de Kurban hizmetidir.
    Kurban hizmeti de Alevilik inancının kadim geleneklerinde biridir. Kişinin niyetine, ihtiyacına bağlı olarak birçok nedenle kurban kesilebilir. Birlik, görgü, dar vb. Cemler ile; asker, kavuşma, çeşitli dilekler için adak kurbanları inancımızın bir parçasıdır.
    Kurban Aleviler için Hakka yakınlaşmanın yoludur/gereğidir. Hakka yakınlaşmak için ‘Cemal cemale’ gelmek ve lokmalarını paylaşmak gerekir. Tüm Alevi ibadetleri cemal cemale gelinerek yapılır. ‘Cemal cemale’ gelmek ve bir ‘engür tanesini’ paylaşabilecek inceliğe ermek inancımızın temellerindendir. Bu nedenle aslında her lokma bir kurbandır. Kimi zaman bir koç kurban edilebileceği gibi, kimden ne geldiği belli olmayan o hak kazanına bir elma da kurban olarak kabul edilir. Bu hizmet sadece bir canlı hayvan kurban etmek şeklinde algılanmamalı; bir hastaya, ihtiyacı olan bir cana veya bir yakınına, bir cemevimize maddi yardım etmek; bir öğrencinin eğitimine katkı sunmak ve bazen de bir lokmayı bir canla paylaşmak da kurbandır.
    Alevilikte her ibadetinin bir zahiri (görünen) bir de batini (içsel- görünmeyen) yönü vardır. Pirlerimiz, rehberlerimiz ibadetimizi şekillerle sınırlandırmadan kadimden günümüze kadar getirmişlerdir. Bizlerde günümüzde Kurban hizmetini yerine getirirken bu şekilcilikten, israftan, doğaya ve canlılara zarar verici boyuta ulaşmasından kaçınarak, her canımızın kendi vicdanı ile bu hizmeti farklı biçimlerde de yerine getirilebileceğini ifade etmeliyiz.

    Bu değerlere sahip çıkmak ve Aleviliğin kadim erkânlarından biri olan Kurban hizmetini, israftan kaçınarak ve paylaşıma denk düşen bir şekilde yerine getirmek inancımıza uygun bir hizmettir olacaktır.

    KURBAN BAYRAMI VE ALEVİLER

    Alevilikte kurban geleneği, Kurban Bayramını içselleştirip, bütünleşerek günümüze gelmiştir. Kaynağını sadece Sünni İslam geleneğine bağlamak yersizdir. Alevilerin Ramazan orucunu tutmaması nasıl Aleviliğin İslam’la ilişkisini koparmıyorsa; Kurban Bayramını kutlaması da, Aleviliği salt İslam’la anlamamızı sağlamaz.
    Diğer yandan Bayramların, birleştirici, yakılaştırıcı, barıştırıcı rolü Alevilik inancının rıza şehrine uygun değerler taşımaktadır. Aleviler Kurban bayramını, başta ailesinin, yakınlarının ve tüm dünya halklarının barışına, esenliğine katkı sunacak dilek ve hizmetlerle yerine getirmelidir.

    12 İMAM ORUCU ALEVİLER İÇİN ÖNEMLİ BİR İBADETTİR

    12 imam orucu, Adem’den bu yana cümle Nebilerin yerine getirdiği bir hizmettir. İnsanın kendi iç benliğine yönelmesi, yanlışlarını-doğrularını görmesi, kısaca özünü dara çekmesi sonucu; doğruya, güzele, iyiye yönelmesine davet eder.
    Bununla birlikte başta İmam Hüseyin olmak üzere; insanlık değerlerine bağlılığın, zalime karşı olmanın, mazlumun yanında olmanın timsali olarak gördüğümüz On iki imamların şehadetlerinden dolayı; aynı zamanda bir yastır.
    Yas günleri; oruç ve diğer ibadetlerin Aleviliğin özüne, değerlerine uygun olarak yerine getirilmesi; şekle düşülmemesi için ABK olarak çeşitli uygulama, muhabbet, yayın ve açıklamalar ile rehberlik yapılmalıdır.
    Diğer yandan 12 imam orucunun hicri takvime göre her yıl değişen bir günde tutulması gerçeklikle örtüşmemektedir. İmam Hüseyin’in Kerbela’da şehadet tarihi olan 10 Ekim baz alınarak yeni ve değişmez bir tarih belirlemek için Avrupa Alevi İnanç kurulu ile de yan yana gelerek bir çalışma yapılmalıdır.

    DERGAHLARIMIZI GERİ İSTİYORUZ

    Serçeşmemiz olan Hacı Bektaş Dergahımız başta olmak üzere tüm dergahlarımıza el konulmuş; dergahların çoğu yıkılmış; ayakta olanlarında önemli bölümleri yok edilmiş ve zorla dergahlarımıza cami yapılmıştır.
    Hacı Bektaş Veli Dergahı, “müze” değil Alevi inancının kalbidir. Serçeşmesidir. Dergahın ibadete kapalı olması Alevi inancına vurulmuş ağır bir darbedir. Alevi örgütleri ve diğer Alevi kesimlerinin de yıllardır dile getirdikleri talepler doğrultusunda Hünkarı Pir Hacı Bektaş Veli Dergahı ve yine el konulan Şahkulu, Karaağaç gibi tüm Alevi Dergahları ve kurumları; gerçek sahibi olan Alevilere devredilmelidir.

    ÇOCUKLARIMIZIN ASİMİLASYONUNA RAZI OLMAYACAĞIZ, SESSİZ KALMAYACAĞIZ

    12 Eylül faşizminin çocuklarımıza dayattığı zorunlu din dersinin kaldırılmasını talep ediyorken; şimdi Sünni İslam’ın öğretildiği onlarca dersle karşı karşıyayız. Üstelik bilimsel, akılcı bir eğitimden de vazgeçilerek, çocuklarımıza Cihat’ın öğretildiği, şeriatçı bir eğitim düzenine hızla geçildiğini görüyoruz.
    AKP’nin temsilcileri Televizyonlarda açık açık; “biz yeni bir devlet kuruyoruz” diyorlar. Hepimiz bunun farkındayız! Söz ettikleri bu devlet, dine dayalı bir şeriat devletidir. Geçmişte bizleri niyet okumakla suçlayanlar, -ne acıdır ki- artık bu ülkede demokrasinin, adaletin kalmadığını yaşayarak öğreniyorlar.
    Biz Alevi toplumu olarak; bu ülkeyi yönetenleri, bir an önce; Toplumsal huzuru bozmaya yönelik faaliyetlerden; ayrıştırıcı, kindar bir dilden ve çocuklarımızı okullarda asimile etmeye çalışmaktan vazgeçmeye davet ediyoruz.
    Bu ülkede toplumsal huzur; siz herkesi susturduğunuzda değil, aksine; ifade özgürlüğü olduğunda; tüm özgürlükler sizin yasaklarınızdan kurtulduğunda; savaş değil barış olduğunda; sizin gibi düşünmeyenleri, sizin gibi inanmayanları da kabullenebildiğinizde gelecektir.
    Çağdaş bilimsel bir eğitim; vicdanı terk etmemiş bir adalet; ülkede ve bölgede barış ve bir arada yaşamın temellerini kuracak özgür toplum, hepimizin geleceğidir.

    ALEVİLERİN TALEPLERİ: EŞİT YURTTAŞLIK; ÜLKEDE VE DÜNYADA BARIŞTIR

    Toplumsal barış, adalet ve kardeşlik; Eşit yurttaşlık; inanç ve ibadet özgürlüğü, yasakların olmadığı demokratik bir düzen Alevilerin tüm insanlık için talepleridir.
    Öte yandan Bizim inancımıza, ibadethanemize karışmaktan ve bize Aleviliği öğretmeye çalışmaktan vazgeçilmelidir. Alevilerin ibadeti Cem’dir; İbadethanesi Cemevidir. Artık bunların tartışılması yersizdir.
    BU GÖRÜŞLER ÇERÇEVESİNDE;

    Alınan kararların yerine getirilmesi için Alevi örgütleri ile birlikte çalışmaların yürütülmesine; erkânnamelerin ivedilikle hazırlanmasına, ilgili komisyonların oluşturulması ve çalışmalara başlanmasına; eğitim çalışmalarının tüm bölgelere yayılarak devam edilmesine ve yaygınlaştırılmasına; PSAKD’nin Gümüldür’de yapacağı Gençlik kampına ABK yönetiminin katılarak hizmet yürütmesine ve bir sonraki inanç kurulu toplantısının İSTANBUL’da yapılmasına karar verildi.

    HABER MERKEZİ

  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu: ‘Alevi yol ve erkan’ bildirisi görüşlerimizi yansıtmıyor

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu: ‘Alevi yol ve erkan’ bildirisi görüşlerimizi yansıtmıyor

    PİRHA- Alevi Pirleri ve aydınları tarafından Hacıbektaş’ta yayınlanan ‘Alevi yol ve erkan’ başlıklı bildiriye ilişkin Alevi Bektaşi İnanç Kurulu yazılı açıklama yaptı. Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül’ün yaptığı açıklamada, adı geçen bildirge Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun görüşlerini yansıtmamaktadır” denildi. 

    Geçtiğimiz günlerde Hacıbektaş’ta birçok dede ve aydının imzasının bulunduğu ‘Alevi yolu ve Erkanı’ başlığıyla hazırlanan geniş kapsamlı bir bildiri okundu. Bildiride, “Alevilik yaşayan bir inançtır, Alevilik semavi dinlerden farklıdır, Alevilik tek bir millete ait değildir, Alevi-Kızılbaş-Bektaşi inancı ekolojik yaşamı önemser ve savunur, barış talebimiz inancımız gereğidir” ifadeleri yer almıştı.

    Bu bildiriye ilişkin Alevi Bektaşi İnanç Kurulu yazılı bir açıklama yaptı.

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül’ün yaptığı açıklamada, “Hacıbektaş deklarasyonu” hakkında görüşlerine yer verildi. Açıklamada şu görüşlere yer verildi:

    • Adı geçen bildirge Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun görüşlerini yansıtmamaktadır.
    • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu, Aleviliğe dair “Yol bir, sürek binbir“ ilkesini benimser. Buradan yola çıkarak, adı geçen deklarasyonda, katıldığımız ve katılmadığımız görüşler bulunmaktadır.
    • Esas itibari ile bu deklarasyonun asıl problemi; görüş açıklamaktan çok, Aleviler adına tanım yapma ve üstten bir yön verme yöntemi kullanılmış olmasıdır. Ayrıca bu deklarasyon Alevi Bektaşi İnanç Kurulu ve Alevi Örgütlerinin görüşü gibi algı yaratılmıştır.
    • Alevi ve Bektaşiler, geçmişte ocaklar ve dergahlar halinde örgütlenmiş; son 30 yılında ise; Demokratik Alevi dernekleri etrafında eşit yurttaşlık ve Alevi talepleri mücadelesi vermiştir. Yine bu kurumlarımızın çabalarıyla; Pirlerin, Dedelerin, Anaların, Halife Babaların içerisinde yer aldığı, özerk bir Alevi Bektaşi İnanç Kurulu kurulmuştur.
    • Hedefi; Aleviliğin cümle zenginliğini kucaklayan, birleyen ve kadim yolumuzu sürdürme gayreti içerisinde olmaktır.
    • Bununla birlikte: Alevi inancının dokusuna, gerçeğine aykırı; özellikle ideolojik ve siyasal içerikli yapılan ve yapılmak istenen yaklaşımları Alevi Bektaşi İnanç Kurulu olarak asla kabul edemeyiz.
    • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu, Alevi Bektaşi İnancına dair Erkannamelerin güncellenerek hazırlanması için; en kapsayıcı ve özü/esası bozmayan bir çalışmaya; en geniş katılımı ve rızalığı esas alarak başlamıştır. Temel Erkannamelerle ilgili son şeklini veren kurulumuz, iç eğitim çalışmalarını sürdürmektedir.  (S.K)
  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu: Ramazan Bayramı Cemi Aleviliğin özüne aykırı

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu: Ramazan Bayramı Cemi Aleviliğin özüne aykırı

    PİRHA- Alevi Bektaşi İnanç Kurulu, Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı’nın 25 Haziran’da Yenibosna Cemevi’nde Ramazan Bayramı Cemi düzenlemesine tepki gösterdi. Alevi inancında Ramazan Bayramı Cemi olmadığını hatırlatan İnanç Kurulu, “Alevi -Bektaşi yol erkanında Ramazan, Ramazan bayramı ve Ramazan Cemi yoktur” dedi. Açıklamada, “Sizler oruç tutup, teravi namazına gidiyor musunuz? Alevilikte böyle bir şey var mıdır? diye soruldu. 

    Cem Vakfı’na bağlı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanı Eşref Doğan imzasıyla yayınlanan açıklamada, “Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı kararınca 25 Haziran Pazar günü ‘Bayram Cem’i saat 06.30’da yapılacaktır” denildi.

    Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı yaptığı bir duyuruda da “Değerli canlar, Cem Vakfı Genel Merkezi Cemevinde ‘Bayram Cem’i 25 Haziran Pazar günü sabah saat 06.30’da yapılacaktır. Tüm canlar davetlidir” şeklinde yazdı.

    ASİMİLASYONA HİZMET

    Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı’nın Ramazan Bayramı Cem’i çağrısı, Alevi Bektaşi Federasyonu bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi İnanç Kurulu tarafından tepkiyle karşılandı.

    Konuya ilişkin yazlı bir açıklama yapan Alevi Bektaşi İnanç Kurulu, “Alevi – Bektaşi yol erkanında Ramazan, Ramazan bayramı ve Ramazan Cemi yoktur” dedi.

    Açıklamada, “Alevilere göre Ramazan Bayramı İmam Ali’nin şehit edildiği gün münasebetiyle matem günüdür. Şimdi bunu bayram olarak kutlayanlar ve Cem erkanıyla süsleyenler İmam Ali’nin şehit edildiğini kutlamazlar mı? İmam Ali’nin kemiklerini sızlatmazlar mı? Ve asimilasyona rehberlik etmiş olmazlar mı?” denildi.

    “SİZLER ORUÇ TUTUP, TERAVİ NAMAZINA GİDİYOR MUSUNUZ”

    Ramazan Bayramı Cemi için çağrı yapan Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı’na şu sorular yöneltilerek, Aleviler özüne davet edildi:

    “Sizler oruç tutup, teravi namazına gidiyor musunuz? Alevilikte böyle bir şey var mıdır? Bunları yerine getiren Sunni inanç mensuplarına bizler saygı göstermekteyiz. Oruç tutmayanlara şiddet ve baskı uygulayanlara değil! Çünkü bizim oruçlarımız yeme içme ile sınırlı tutulmadığı gibi görkemden gösterişten uzak, sessiz ve sedasız geçmektedir. Alevilikte Ramazan Cemi yoktur. Alevileri özüne davet ediyoruz. Geçen yıl üç federasyonun kararına rağmen yine yoluna ihanet edip Ramazan bayramı Cemi hazırlığında olanlar oldu. Onlara da Hak; Hakikati Hak eylesin.”

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu açıklamasında ayrıca,  “Biz Aleviler kadimden beri var olan bu yolun, erkanın özüyle yaşayıp, yaşatılması yönünde yol hizmeti yapanlar olarak, kendimize Nesimi’nin “Ey Nesimi Can, Nesimi bil ki halk aynındadır. Onca insanın vebali ulemanın boynundadır.” sözlerini referans alarak hizmet yapıyoruz. Yol erkanlarına ve verdikleri ikrarlarına sıdkı sadakatle bağlı olanlara; Aşk-ı muhabbetle” ifadesini kullandı.

    ABF VE CEMEVLERİ DE TEPKİYLE KARŞILADI

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun Ramazan Bayramı Cemi’ne tepki açıklamasına şu kurumlar da destek verdi:

    Alevi Bektaşi Federasyonu
    Alevi Dernekler Federasyonu
    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı
    Alevi Kültür Dernekleri
    Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri
    Karacaahmet Dergahı
    Şahkulu Dergahı
    Garip Dede Dergahı
    Erikli Baba Dergahı
    Okmeydanı Cemevi
    Nurtepe Cemevi
    Bağcılar Cemevi
    Arnavutköy Cemevi
    Alibeyköy Cemevi
    Halkalı İstanbul Cemevi
    Esenler Cemevi
    Erenler Kültür Vakfı
    Yalova Pirsultan Abdal Cemevi
    Sarıyer Kilyos Cemevi

    (HABER MERKEZİ)