PİRHA- Konyaaltı Cemevi Müzik Topluluğu Ahmet Kaya’nın 25.ölüm yıldönümü nedeniyle Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Korkmaz Tedik Konferans Salonu’nda konser verdi.
Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi bünyesinde bir araya gelen ağırlığı kadınlardan oluşan ve koro şefliğini Serdar Baysal’ın yaptığı Konyaaltı Cemevi Müzik Topluluğu Ahmet Kaya’nın 25.ölüm yıldönümü nedeniyle Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Korkmaz Tedik Salonunda konser verdi.
Katılımın yoğun olduğu etkinlikte Ahmet Kaya’nın yaşamını anlatan slayt gösterimi yapılıp, demokrasi, özgürlük ve eşitlik mücadelesinde yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.
Sunuculuğunu Fatma Güngör’ün yaptığı konser öncesi konuşan Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Başkanı Tahsin Akpınar, Ahmet Kaya’nın halkın sesi olduğunu belirterek, “Bu ülkede demokrasiden, özgürlükten, adaletten, haktan, hukuktan, emekten yana olan, aydınlar yazarlar, hepsi sürgün edilmiş, hapislerde çürümüştür. Ahmet Kaya’da kendi payına düşeni almıştır. Ahmet Kaya kendi diliyle bir türkü söylemek istediğinde haksız bir şekilde bu ülkeden sürgün edildi. Onun için biz Ahmet Kaya’yı unutmayacağız” dedi.
Ardından Konyaaltı Cemevi Müzik Topluluğu Ahmet Kaya ve Yusuf Hayaloğlu eserlerini seslendirdi.
PİRHA-Barış sürecine dair değerlendirmede bulunan Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Türkiye’de barış için Kürtlerin çok büyük bedeller ödediğini ve büyük fedakarlıklar yaptığının altını çizerek, “Barış süreci bir kez daha sekteye uğrarsa bu ülke için bedelleri çok ağır olur” dedi.
Öcalan’ın 27 Şubat’taki çağrısının ardından başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci, PKK’nin kendini fesetmesi ve törenle silah yakması sonrası komisyon çalışmaları da hız kazandı.
Kürt sorunun demokratik çözümü bağlamında Meclis’te kurulan, “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” toplanmaya devam ederken, yasal ve hukuksal düzenlemelerin yapılması beklentisi dile getiriliyor.
Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin PİRHA’ ya konuştu.
Barış sürecinin yürütülmesinde dörtlü ayağın olduğunu belirten Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültür Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, ”Bu dörtlü ayağın biri Devlet Bahçeli, biri Tayyip Erdoğan, biri Abdullah Öcalan diğeri de Suriye’deki süreç olduğunu” söyledi.
Bu sürecin 1 yıl önce başladığını belirten Akpınar, “Amerika’nın, İsrail’in, Türkiye’nin ve Rusya’nın anlaşmasıyla Esat’ın Suriye’de gitmesi ve Suriye’nin yeniden şekillenmesi ile bire bir ilişkilidir. Var olan gelişmelere bakıldığında AKP’nin Suriye politikası istediği gibi gitmiyor. Meclis’te yapılanların hepsi AKP’nin taktiği asıl mesele Suriye’nin ne olacağı meselesidir” dedi.
Suriye ne olacak sorusunun ve Türkiye ile bağlantısının çok önemli olduğun vurgulayan Akpınar, “Türkiye’deki barış sürecinin Suriye’nin şekillenmesi belirleyecek. Onun için AKP Suriye’de SDG silah bıraksın diyor. SDG ise tamam bizde silah bırakalım ama Suriye’deki Alevilere, Yezidilere, Dürzilere ne yaptınız? Yarın biz silahı bırakırsak bize de aynısını yapacaksınız. Biz size güvenip de nasıl silahları bırakacağız. Bugün Türkiye’yi yöneten Devlet Bahçeli ile Tayyip Erdoğan’ın yürüttüğü politikaların birbirine uyuşmadığını birbirini karşılamadığını düşünüyorum. AKP istediğini Suriye’de hayata geçiremediği için buradaki sürece de gayri geri adım atar gibi bir pozisyon izliyor. Sanki bir neden arıyor gibi” şeklinde ifade etti.
“KÜRTLER BARIŞ İÇİN ÇOK BÜYÜK BEDELLER ÖDEDİ”
Türkiye’de barış isteyen Kürtlerin çok büyük bedeller ödediğini büyük fedakarlıklar yaptığını vurgulayan Akpınar, “DEM Parti’deki siyasetçilerin yüzde 80’i hapislerde çürüyor. Ciddi mücadeleler verdiler. Çünkü Kürtlerin biz barıştan vazgeçiyoruz deme hakkı, böyle bir lüksleri yoktur. Onun için Türkiye’de yaşayan Kürtler her şeye rağmen barışı ve barışın olmasını çok önemsiyorlar. Çünkü bu ülkede Kürtler başta olmak üzere bütün halklar barış için büyük bedeller ödediler” dedi.
“KÜRTLER BARIŞTAN HIÇBIR ZAMAN VAZGEÇMEYECEKTIR”
Cezaevinde yatan Selahattin Demirtaş diğer siyasi tutuklulara da değinen Akpınar, “Bir sürü siyasetçi hiçbir suçları yokken hapiste çürüyor. Yani Kürtler nasıl barışı istemesin? Kürtler barıştan hiçbir zaman vazgeçmeyecektir. Bir annenin kendi dilinde Kürtçe konuşmasına bile izin vermezken bu barışı nasıl sağlayacaksınız? diye sordu.
“GEREK AKP GEREKSE DE MHP MÜZAKEREDEN KAÇAMAZLAR BEDELİ ÇOK AĞIR OLUR”
Bir önceki barış müzakerelerini hatırlatan Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı TahsinAkpınar, konuşmasının devamında şunları belirtti:
“Mesela masa devrildi. Bir sürü ardı ardına çatışmalar, bir sürü ölümler yaşandı. Şimdi böyle bir durumda Türkiye bunun altından nasıl kalkacak? Bunun faturası daha büyük ve ağır olur. Ama halk bunun bugün bizim yönetenlerin suçu olduğunu hesabı bunlara soracağının farkında olmaları lazım.
Geçmiş barış müzakereleri döneminde halk bu kadar bilinçli değildi. Müzakere süreci ile ilgili Tayyip Erdoğan, “Ya kime sordunuz da bu anlaşmayı yaptınız?” diye bir de hesap sormaya kalktı. Sanki kendisi yokmuş gibi. Ama bugün bu süreci başlatan Devlet Bahçeli ve Tayyip Erdoğan. Sonuçta bir hesap sorulacaksa onlardan sorulmalı. Bugün DEM Parti işin doğrusunu yapıyor. Barış için ödünler veriyor. Bence DEM Parti barış için bugün her şeyi yapıyor. Bunu da bu ülkenin halkı görmelidir.”
PİRHA- Suriye’de yaşanan katliamlar karşısında dünya kamuoyunun ve basının 3 maymunu oynadığını belirten Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği yöneticisi Sevil Demir, “İnsanlar orada çığlık çığlığa bir katliam altındayken bu yaşananlara neden sessiz kalınıyor” diyerek tepki gösterdi.
Suriye’nin batısındaki Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus kentlerinde HTŞ’ye bağlı gruplar, SMO ve IŞİD tarafından yapılan katliamlarda binlerce Alevileri yurttaş katledildi. Çok sayıda Arap Alevi de alıkonuldu veya yerlerinden edildi. Bu saldırılardan en çok etkilenen kesim ise kadınlar ve çocuklar oldu. Soykırım saldırıları devam ederken son bir ayda çok sayıda kadın da çeteler tarafından kaçırıldı.
Ortadoğu ve Suriye’de yıllardır kanayan yaramız olan Alevilere yapılan baskılar ilk defa olan bir durum olmadığını belirten Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Sevil Demir, “Tabii bu ilk defa olan bir şey değil, fakat şu anda yapılan zulümlerle daha çok artmış durumdadır” dedi.
“SURİYEDE ALEVİLERE YÖNELİK DÜNYA BASINI VE KAMUOYU 3 MAYMUNU ONUYOR”
Suriye’de yaşanan katliamlar karşısında dünyanın ve basının 3 maymunu oynadığını ifade eden Demir, “Maalesef sürekli görmemezlikten geliniyor. İnsanlar orada çığlık çığlığa bir katliam altındayken bu yaşananlara sessiz kalınıyor “diyerek tepki gösterdi.
Sevil Demir, katliamda kadın ve çocukların özellikle seçildiğini vurgulayarak, “Suriye’de şu günlerde Alevi kadınlar kaçırılıp, taciz ve tecavüze uğruyor. Biz Alevi kadınlar olarak bunlara seyirci kalmamamız, zorda olan kadınlara destekte ve yardımda bulunmamız gerekiyor. Kanayan bu yaraya mehlem, yaşanan derde derman olacak bir elin uzanması gerekmektedir” diye belirtti.
“SURİYEDE YAŞANANLAR ÇORUM, MARAŞ VE SİVAS’TA YAŞANANLARIN BİR BENZERİ”
Bu yaşananlara karşı ülke genelde Aleviler olarak basın toplantısı, basın açıklamaları paneller düzenlediklerini belirten Demir, “Her ne kadar düzenlesek bile sesimizi ancak kendi kitlemize duyurabiliyoruz. Biz bu yaşanan katliamlara yabancı değiliz. Bir Maraş, bir Sivas, bir Çorum gibi yapılan katliamlar gün geçmedi ki durdu. Yapılan katliamlarla Aleviler korkutulmaya, sindirilmeye çalışıldı ve asimilasyon politikalarıyla Alevilik inancı unutturulmaya çalışıldı. Suriye’de yaşananlar bizim geçmişte ve şu anki durumumuzla bire bir aynı” ifadelerine yer verdi.
PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliği düzenledi. Etkinlikte konuşan Yazar Kamile Yılmaz, “Yıl 2025 kadınlar hala yaşam hakkı diye sokaklara dökülüyorlar. Her gün kadınlar öldürülüyor. Hele hele sözde sevdikleri tarafından. Bu aslında bir insanlık suçu ve utancıdır” dedi.
Konyaaltı Cemevi’nde 8 Mart Dünya Kadınlar günü sebebiyle Serdar Baysal yönetiminde halk müziği konseri düzenlendi. Yapılan etkinlikte Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar yaptığı konuşmasında,“Ülkemizde ve dünyada birçok sorunun yaşandığı ancak yaşanan sorunlara rağmen duyarsız davrandığımız bir süreci de yaşamaktayız. Sivas’ta Madımak ’ta Alevi’si, Sünni’si, Türk’tü Kürt’tü asıl özü insan olan aydın yazar sanatçı ve semahçılarımızı o gün onları otelde yakan yobazlara avukatlık yapan ve bugün iktidarda olan anlayış idam alan 17 kişiyi serbest bıraktı” dedi.
Bugün Suriye’de teröristlerin katliam gerçekleştirdiğini belirterek çağrıda bulunan Akpınar, “Suriye’de Alevilere ve laiklikten yana olan farklı inançtan olanlara zulüm yapılıyor ve buna tüm dünya sessiz bir şekilde izliyor. Hiç olmazsa bu ülkenin aydınları, devrimcileri, laiklikten yana olan çağdaş insanların duyarlı olmasını bekliyoruz” diye konuştu.
“DÜNYADAKİ HERŞEY KADININ ESERİDİR”
“Dünyadaki her şey kadının eseridir” diyerek konuşmasına başlayan yazar Kamile Yılmaz, şunları ifade etti:
“Mart ayı gelince, cemreler düşerken biz kadınlarda sokağa dökülüyoruz, hem de bütün dünyada ve eş zamanlı. İstedikleri insan olan herkesin dediği şey olan ‘Ne Bir Eksik Ne Bir fazla’ kadın erkek sosyal yaşamda eşit haklara sahip olmalıdır. Bunu istemeyen olabilir mi? En önemlisi de yaşam hakkı.
Kadınların yaşamak istiyor. Aslında bu uygulamalar orta çağda kalmış olmalıydı. Yıl 2025 kadınlar hala yaşam hakkı diye sokaklara dökülüyorlar. Her gün kadınlar öldürülüyor. Hele hele sözde sevdikleri tarafından. Bu aslında bir insanlık suçu ve utancıdır.”
Serdar Baysal yönetiminde Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği kadınlarından oluşan sanatçılar Türkçe ve Kürtçe söylenen şarkı ve deyişlerle etkinlik sona erdi.
PİRHA – Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Cemevi Başkanlığı kurulmasına tepki gösterdi. Akpınar, “Tek derdimiz eşit yurttaşlık hakkımızı almaktır. Yoksa herhangi bir partinin arka bahçesi olma gibi düşüncemiz yok” dedi. Akpınar, Cemevi Başkanlığı oluşumunun Alevi toplumunda bir karşılık bulmayacağını vurguladı.
Cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanması kararına Alevi toplumunun tepkileri devam ediyor. Bakanlık bünyesinde oluşturulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı projesinin bir tür asimilasyon merkezi olacağını belirten Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, AKP iktidarının “Alevilerin sorununu çözeceğim” vadiyle açılımlar yaptığını kaydetti.
Tahsin Akpınar, iktidarın, Alevi sorununda hiçbir çözüm sağlamadığını vurgulayarak “Alevi açılımları sorunları çözmedi. Aksine Alevileri ayrıştırıp Alevilerinden faydalanmak, oy almak içindi. AKP’nin bu süreçteki torba yasası da sadece seçime yönelik bir girişimdir. Aleviler için anlamsız, gereksizdir. Aleviler olarak bunu kesinlikle kabul etmiyoruz. Çünkü Alevi kurumlarının mevcut torba yasayla Kültür Bakanlığı’na bağlanması Alevilerin cemevlerini yasallaştırmıyor, Alevilerin eşit yurttaşlık hakkını vermiyor, sadece ekonomi anlamda elektrik, su gibi cemevlerinde bulunan dedenin ücretini karşılayan bir bütçe oluşturuyor” dedi.
“ÜÇ BEŞ ÇIKARCININ HÜKÜMETE YAĞCILIĞI”
Tahsin Akpınar, cemevlerinde hizmet yürüten dedelerin ihtiyaçlarını, kendi olanaklarıyla karşılayabildiklerinin de altını çizdi. Akpınar, Cemevi Başkanlığı oluşumunun Alevi toplumunda bir karşılık bulmayacağını vurgulayarak şunları söyledi:
“Elektrik, su zaten 4-5 yıl evvel CHP’nin ve de cemevi yapan birçok belediyenin belediye meclis kararlarıyla ödeniyor. Devlet, torba yasasına koysa da koymasa da bizim mevcut bulunduğumuz cemevi Konyaaltı Belediyesi’nin yaptığı bir cemevi. Elektrik ve suyunu belediye karşılıyor. Burayı bize tahsis etti ve burada inançsal hizmeti biz yürütüyoruz. Burada mevcut hizmet yürüten, lokmasının duasını yapan, cenazesini kaldıran dedemize, üyelerimiz tarafından zaten Alevi inancında da olduğu gibi gereken ekonomik destek yapılıyor. Zaten dedelerimizin böyle bir şeye ihtiyacı da yok.
Pir Sultan’da, Şeyh Bedrettin’de olduğu gibi mevcut hükümetle iş birliği yapan Alevi hainlerin çıkarları için bir çalışmanın sonucudur. Alevilerde bir karşılığı yoktur. Onun için Alevi toplumunun %99’u bu torba yasasına karşı. Bu torba yasasının Alevilere bir şey vermediğinin bilincinde. Bu torba bu hükümetle geldiği gibi önümüzdeki seçimde bu hükümetle geri gidecek. Alevilerin mücadelesi devam edecektir. Hakkımız olan eşit yurttaşlık ve cemevlerimizin yasallaşması, inanç yerlerimizin Anayasa’da tanınması ve yıllardır mücadele ettiğimiz ve kırmızı çizgimiz olan zorunlu din dersleri ve bize ait olan dergahlarımızın kurumlarımıza, vakıflarımıza verilmesi, Hacı Bektaş Veli Dergâhı ve birçok inanç yerimizi düşünün, Kültür Müdürlüğü’nün ve Turizm Bakanlığı’nın elinde. Biz kendi inanç yerimizi bilet alarak ziyaret ediyoruz. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Sanki devletin müzesiymiş gibi…
Bu hükümet bizim temel taleplerimizi çözmezdi. Çünkü bu zihniyetle çözemeyecektir. Dilerim önümüzdeki süreçte yeni gelecek hükümet, bize ait olan inanç yerlerimizi kurumlarımıza devretmesini diliyoruz. Hiçbir Alevi, bu torba yasasıyla bu hükümete oy vermeyecek ve bu torba yasasını da kabul etmeyecektir. Sadece üç beş çıkarcının hükümete yağcılığının dışında bir yere varılmayacaktır.”
“CHP DİYANETİN NE HALE GELDİĞİNİ GÖRMEK ZORUNDADIR”
Tahsin Akpınar, cemevlerini bakanlığa bağlayan yasaya karşı Alevilerin, yasal süreci işletmesi gerektiğini de vurguladı. Akpınar, “Devlette süreklilik vardır. Eğer siz yeni çıkan bir yasa hakkında davacı olmazsanız o çıkan yasayı kabul etmiş oluyorsunuz. Onun için bu torba yasasına karşı gerekirse Anayasaya, gerekirse mevcut devletin kurumlarına bu torba yasasını kabul etmediğimizi, bizim asıl istediğimizin cemevlerimizin yasallaşması olduğunu anlatmak gerek” dedi.
Akpınar, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması gerektiğini de sözlerine ekleyerek şunları ifade etti:
“Cemevlerimiz yasallaşmadığı müddetçe bize para vererek, dedelere maaş vererek birilerine çıkar sağlayarak Alevi toplumunun sorununu çözemezler, sadece büyütürler ayrıştırılırlar. Aleviler de bu oyuna gelmeyecektir. Aleviler 40 yıldır mücadele ediyor. Hükümetin 20 yıldır bu sorunları çözmediğini gördük ve çözmediği için de kamuoyunun araştırmalarına ve toplumun algısına göre bu iktidar gidecektir. Yeni gelen iktidar gerçekten bu konularda duyarlı olmaz ve sorunları çözmese onlar da gider. Alevi toplumu zaten dün de bugün de yarın da haklarını alana kadar bu mücadeleyi sürdürecektir.
Devleti ve bugünkü Diyaneti kuran CHP, Diyanetin ne hale geldiğini görmek zorundadır. Bugün sadece bir partinin, bir iktidar partisinin reklam tabelasına döndüğünü görmelidir. Halen CHP Diyanetten bir umudu varsa kusura kalmasın bizim umudumuz yok. CHP’ye karşı da mücadele ederiz.
Bizim ‘A parti B parti’ diye bir derdimiz yok. Bizim tek derdiniz kendi haklarımızı, eşit yurttaşlık hakkımızı almaktır. Yoksa bizim herhangi bir partinin arka bahçesi olma gibi düşüncemiz yok. Mücadelemizin yanında duran, haklarımıza yasal zeminde karşılık verecek kim olursa onunla beraber yürürüz ve de ona oyumuzu veririz.”