Etiket: alevi çalıştayı

  • Özgür Özel Çorum’da konuştu: Alevilerin eşit yurttaşlık talebi karşılanacak!

    Özgür Özel Çorum’da konuştu: Alevilerin eşit yurttaşlık talebi karşılanacak!

    PİRHA- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Çorum’da düzenlenen Uluslararası 1. Alevilik Çalıştayı Kongresi ve Rıza Şehri Alevi Canlar Buluşması’nda yaptığı konuşmada, Alevi toplumunun yıllardır dile getirdiği taleplerin karşılanması gerektiğini belirterek, “Devletin Alevi toplumuna karşı yerine getirmesi gereken bir sorumluluğu var” dedi.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Çorum’da gerçekleştirilen Uluslararası 1. Alevilik Çalıştayı Kongresi ile Rıza Şehri Alevi Canlar Buluşması’na katıldı. Türkiye’nin farklı kentlerinden ve yurt dışından gelen Alevi kurum temsilcilerinin yer aldığı programda konuşan Özel, Alevi toplumunun tarihsel taleplerine ve Türkiye’deki demokratikleşme sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Çorum’un Alevi toplumu açısından taşıdığı tarihsel hafızaya dikkat çeken Özel, çalıştayın bu kentte yapılmasının anlamlı olduğunu söyledi. Alevi öğretisindeki “rıza şehri” anlayışının toplumsal adalet, eşitlik ve dayanışma temelinde yükselen bir yaşam fikrini temsil ettiğini ifade eden Özel, bu anlayışın günümüz Türkiye’si için de önemli bir referans sunduğunu belirtti.

    ALEVİ TOPLUMUNUN TALEPLERİNE VURGU

    Alevilerin uzun yıllardır eşit yurttaşlık talebiyle mücadele ettiğini dile getiren Özel, inanç özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini söyledi. Cemevlerinin resmi statüye kavuşturulmasının ve ayrımcı uygulamaların son bulmasının demokratik bir devletin sorumluluğu olduğunu kaydeden Özel, Alevilerin yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğini ifade etti.

    Devletin geçmişte Alevilere yönelik politikalarıyla yüzleşmesi gerektiğini belirten Özel, Alevi toplumunun yaşadığı acıların yalnızca geçmişin konusu olmadığını, günümüzde de eşit yurttaşlık taleplerinin tam anlamıyla karşılanmadığını söyledi.

    “ACILAR YAŞANDI, KİN ÜRETİLMEDİ”

    Konuşmasında Alevilerin tarih boyunca maruz kaldığı katliamlara ve ayrımcılıklara da değinen Özel, Kerbela Olayı, Çorum Katliamı, Maraş Katliamı ve Sivas Katliamı gibi olayların Alevi hafızasında derin izler bıraktığını söyledi. Buna rağmen Alevi toplumunun intikam duygusuyla değil, barış ve birlikte yaşam anlayışıyla hareket ettiğini belirtti.

    Özel, CHP’nin son dönemde karşı karşıya kaldığı siyasi ve hukuki tartışmalarda Alevi kurumlarının gösterdiği dayanışmaya da teşekkür ederek, bu desteğin demokrasi mücadelesi açısından önemli olduğunu ifade etti.

    Konuşmasının bir bölümünde CHP’ye yönelik yargı tartışmalarına da değinen Özel, kamuoyunda “mutlak butlan” başlığı altında yürüyen tartışmaların yalnızca CHP’nin iç işi olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Yaşanan sürecin demokratik siyasete ve seçmen iradesine yönelik bir müdahale olarak görülmesi gerektiğini savunan Özel, CHP’nin bu baskılar karşısında geri adım atmayacağını belirtti.

    Yerel seçimlerde elde edilen başarının ardından partilerinin çeşitli siyasi müdahalelerle karşı karşıya bırakıldığını öne süren Özel, demokrasi, hukuk ve halk iradesi mücadelesini sürdüreceklerini ifade etti.

    Program, Alevi kurum temsilcilerinin konuşmaları ve çeşitli etkinliklerle devam etti.

    HABER MERKEZİ

  • Kader Uzun: Aleviler olarak barış sürecini çok önemsiyoruz-VİDEO

    Kader Uzun: Aleviler olarak barış sürecini çok önemsiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Kürt-Alevi kadınları olarak barış sürecini çok önemsediklerini belirten Kader Uzun, “Bu süreci birlikte sahiplenelim, birlikte demokratik topluma doğru ilerleyelim” dedi.

    Türkiye’de barış süreci yeniden gündeme gelirken toplumsal aktörlerin sürece yaklaşımı da önem kazanıyor. Kürt-Alevi kadın aktivist Kader Uzun, Aleviliğin tarihsel değerlerinin demokratik toplum inşasıyla örtüştüğünü belirterek, sürecin sadece desteklenmesi değil, sahiplendirilmesi gerektiğini savunuyor.

    18-19 Ekim tarihlerinde Diyarbakır’da düzenlenen Alevi Çalıştayı’na Adıyaman’dan katılan Kader Uzun, barış sürecine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    ORTADOĞU’YU KURTARACAK TEK ÇÖZÜM DEMOKRATİK BARIŞ SÜRECİDİR”

    “Bizler Kürt-Alevi kadınları olarak bu barış sürecini çok önemsiyoruz” diyen Kader Uzun, “Çünkü özellikle Ortadoğu’nun şekillendirilmesinde bu ulus-devletlerin çizdiği sınırlardan, biçtikleri sınırlardan, bütün asimilasyonlardan, baskılarından Ortadoğu’yu kurtaracak olacak tek çözüm Demokratik Barış Süreci’dir. Bu da Barış Süreciyle gerçekleşecektir” dedi.

    Abdullah Öcalan’ın başlattığı sürece dikkat çeken Uzun, “Sayın Abdullah Öcalan’ın başlattığı bu süreçle birlikte Demokratik Toplumu özellikle Alevilerle birlikte inşa edebileceğimizi düşünüyoruz. Çünkü Alevilik inancı esasında Demokratik Toplum inancıyla birdir. Demokratik Toplum inşasında yaratılan bütün değerler aslında Alevilik inancında da var olan değerlerdir. Eşitlik, rızalık, komünal yaşam, kadın bilinci bunlar Aleviliğin özünde olan değerlerdir ve Demokratik Toplum’da da yaratılacak değerlerdir. Bunun için Aleviliği ulus-devletlerden ve tüm baskılardan, asimilasyonlardan, binlerce yıldır gelen tüm baskılardan kurtaracak olan budur. Demokratik Toplumun da Alevilere çok ihtiyacı var. Çünkü bin yıllardır tüm bu asimilasyonlara rağmen bu değerleri taşıyıp getirmişlerdir ve günümüzde de yaşamaya çalışıyorlardır” diye belirtti.

    “SÜRECİ SAHİPLENİYORUZ”

    Alevi kadınları olarak süreci sahiplendiklerini vurgulayan Uzun, “Bizler de Kürt Alevi kadınları olarak bu süreci sahipleniyoruz. Destek olarak değil, dayanışma olarak değil özümseyerek ve öncü rol almak istiyoruz. Çünkü biz bunu kendi özümüzde, kendi bilincimizde var etmeye çalışacağız. Buradan bütün Kürt kadınlarına, Alevi kadınlarına sesleniyorum. Bu süreci birlikte sahiplenelim, birlikte demokratik topluma doğru ilerleyelim” dedi.

    Nuray ATMACA/DİYARBAKIR

  • Aleviler Diyarbakır’da buluştu: İnancımızla örgütleniyoruz-VİDEO

    Aleviler Diyarbakır’da buluştu: İnancımızla örgütleniyoruz-VİDEO

    PİRHA- 18-19 Ekim tarihlerinde Diyarbakır’da düzenlenen Alevi Çalıştayı, “İnancımızla örgütleniyor, demokratik toplum inşasına ikrar veriyoruz” şiarıyla gerçekleştirildi. Çalıştayda Aleviliğin inançsal, toplumsal, siyasal ve kültürel boyutları kapsamlı biçimde ele alınarak, güncel sorunlara karşı çözüm önerileri tartışıldı.

    Katılımcılar, mevcut kaotik siyasal atmosferin halklar ve inançlar üzerindeki etkilerini değerlendirirken, Aleviliğin demokratik toplum paradigmasıyla olan ilişkisi ve bu bağlamda yeniden örgütlenme gerekliliği üzerine fikir birliğine vardı. Çalıştayın sonuç bildirgesinde şunlar yer aldı:

    “BARIŞ SÜRECİ ALEVİLİK İÇİN OLANAKLAR SUNUYOR”

    Çalıştayda, Türkiye’de Kürt sorununa dair yaşanan çözümsüzlük ve buna bağlı gelişen toplumsal yıkımın ardından Abdullah Öcalan tarafından başlatılan “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” de değerlendirildi. Bu sürecin, inançların anayasal güvence altına alınması ve eşit yurttaşlık temelinde tanınması için önemli olanaklar sunduğu ifade edildi. Katılımcılar, barışın toplumsallaşması sürecinde Aleviliğin aktif rol üstlenmesi gerektiği konusunda ortaklaştı. Tüm Alevilere bu yönde barışı sahiplenme ve güçlendirme çağrısı yapıldı.

    KADINLARIN YOL’DAKİ YERİ VURGULANDI

    Alevilikte kadın-erkek eşitliğinin “can” olma ilkesiyle var olduğunun altı çizilirken, mevcut eril tahakkümün Alevi toplumu içerisinde de tahribat yarattığı belirtildi. Çalıştayda, kadınların inançsal alanda yeniden etkin rol alması için Kadın Meclisleri tarzında örgütlenmeleri gerekliliği vurgulandı.

    Çalıştay, mevcut Alevi kurumlarının Yol’un ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığını tespit ederek, tarihsel toplumsallığa uygun yeni örgütlenme modellerinin gerekliliğini ortaya koydu. Alevi sürekleri ve kurumlarının “musahiplik hukuku” temelinde “Yolda Birlik” ilkesiyle hareket etmesi gerektiği belirtildi.

    Çalıştayda her Alevi sürek ve topluluğunun kendi anadiliyle ritüel gerçekleştirme hakkı savunulurken, özellikle Rêya Heq inanç süreklerine yönelik asimilasyon politikalarına karşı mücadele kararlılığı vurgulandı.

    “MEVCUT ÖRGÜTLEMELERİN YOL’UN İHTİYAÇLARINI YERİNE GETİRMEDE YETERLİ DEĞİLDİR

    Çalıştayın sonuç bildirgesinde, şunlar yer aldı:

    “Çalıştayımız Raa/Rêya Heq Alevi süreklerinin yaşadığı sosyolojik değişimlerin günümüzde vardığı boyutları tahlil ederek, bu değişimlerin tarihsel hakikatimizle yaşadığı çelişkileri ve bu çelişkilerin çözümünü ve yöntemini belirleme konusunda aşağıdaki ilkesel kararları almış bulunmaktadır:

    *Yeni dönemin toplumsal form biçimi demokratik toplum paradigmasıdır. Bu paradigmanın tarihsel süreç içerisinde bir komünalite olarak karakterize olmuş olan Alevilikle yapısal ve düşünsel açıdan uyumlu olduğuna, fakat süreç itibariyle gelinen aşamada bu özgünlüğünün aşındırıldığına dair tespit yapar. Dönemin ruhu değişen mekan ve sosyolojik yapının ihtiyacına göre yeniden örgütlenmek, şiar ise değiştir ve dönüştürdür. Çalıştayımız Aleviliğin kendi hakikatiyle yeniden inşa edilerek rıza toplumsallığı formülasyonuna kavuşturulmasını öncelikli bir sorumluluk olarak görev bilinciyle ele almıştır. Bu gerçekliğin inşasının meclis ve komünler aracılığıyla örgütlenmeyi şart kıldığı noktasında tutum açığa çıkarmıştır.

    *Komünal bir toplum olarak Anacıl normlarla varolagelen Alevilikte kadın ve erkek eşitliği can olma düsturuyla tanımlanmış olsa da, eril tahakkümcü sistemin düşünsel tesiri sonucunda Alevi toplumunda da derin tahribatlar oluşmuştur. Günümüz Aleviliğinde Alevi Kadını, Yolumuzun gerçeğini en hakikatli duygularla yaşamasına rağmen, eril tahakkümcü sistemin kendine biçtiği roller içerisine mahkum edilmeye çalışılmaktadır. Bu durum “Yolun sahibi Anadır” diyen inancımızın felsefisine, erkânına ve hakikatine aykırıdır. Baş aşağı giden bu duruma dur demek için kadın canların örgütlenerek inancımızda ki başat rollerini yeniden kazanmaları ve birkez daha yeniden Anaların Hakk döşeğinde temsillerini bulmaları öncelikli konulardandır. Çalıştayımız Kadın canların Yol hakikatimizde daha aktif ve eşit bir can olarak var olabilmesi ve özne olarak iradelerinin açığa çıkması için Kadın Meclisleri tarzında daha güçlü örgütlenme gereksinimlerini vurgular. Ayrıca Yola ikrarlı erkeklerinde bu irade karşısında ön tıkayan değil, can olma bilinciyle hareket etmeleri inancımızın gereği olduğunu ifade eder.

    *Mevcut örgütlemelerin Yol’un ihtiyaçlarını yerine getirme ve hakikatimizi yaşamsal kılacak hamleleri geliştirme konusunda yeterli olmadığını, bu sebeple Alevi toplumunun tarihsel toplumsallığımıza uygun olan form halini yeniden ortaya çıkaracak örgütlenmelerin temel bir ihtiyaç olduğunu tespit ederek bu temelde yeniden örgütlenmeyi önüne görev olarak koymuştur. Ocak sistemi ve Cem toplumsalığını bu konuda temel almak gerektiği vurgulandı.

    * Alevi Yol süreklerinin ve kurumlarının musahiplik hukukuna dayanarak “Yolda Birlik” ilkesiyle hareket etmelerini ve Alevilerin sorunlarını çözmekte ortak duruş sergilemelerini kaçınılmaz bir görev olarak görür. Bu noktada çalıştayımız Yolda Birliği sağlama hedefini sorumluluk olarak ele alır. Bu ortaklaşmayı gerçekleştirmek için kararlılığını bildirir.

    *Çalıştayımız her süreğin inançsal ritüellerini kendi anadili ile gerçekleştirmesini hak görür. Bu temelde Rêya Heq süreğine karşı geliştirilen asimilasyon politikaları ile mücadele etmeyi görev bilerek; Rêya Heq toplumunun özgün varoluşuyla yaşaması için gerekli çalışmaları yapmayı önüne hedef olarak koyar.

    *Alevi toplumunun geleceği olan çocuklar ve gençlerin Yol’un erkânını, ritüellerini, ahlakını ve felsefesini kendinde yaşayarak var etmesi için özgün ve özel çalışmaların hayata geçirilmesini ertelenmeyecek bir görev olarak görür.

    *Yaşadığımız kainatta her canlının yaşam hakkı olduğu bilinciyle doğayı korumak ve ona karşı nefsani kâr hırsıyla geliştirilen saldırıların karşısında durmayı Yolun gereği olarak görür.

    Zaman Sahipsiz, Mekan Rızasız, Mazlum Çaresiz Değildir”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Diyarbakır’da Alevi Çalıştayı başladı-VİDEO

    Diyarbakır’da Alevi Çalıştayı başladı-VİDEO

    PİRHA- Diyarbakır’da Alevi Pir ve Anaların yanı sıra araştırmacı ve yazarların katılımıyla Alevi Çalıştayı başladı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Alevilerin sorunlarını, karşı karşıya bulundukları riskler, buna karşı örgütlenme, demokratik toplum sürecinde Alevilerin rolü gündemiyle Diyarbakır’da düzenleyeceği 2 günlük “Alevi Çalıştayı” başladı.

    Çalıştaya, birçok kentten Alevi pirleri, analarının yanı sıra Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, demokratik kitle örgütü temsilcisi ve siyasetçi de katıldı.

    “İnancımızla örgütleniyor, demokratik toplum inşasında ikrar veriyoruz” şiarıyla yapılan çalıştayda “Ortadoğu kaosunda Aleviler, riskler ve çıkış yolları”, “Demokratik toplum inşası sürecinde Aleviler”, “Anacıl toplum ve komünal yaşam”, “Genel Alevi toplumunda sosyolojik değişim ve örgütlenme sorunları”, “Demokratik Alevi örgütlenmemizde yaşanan sorunlar”, “Yeni dönem örgütlenme modelimiz nasıl olmalıdır?” başlıkları tartışılacak.

    “ALEVİLİK SİYASETTİR”

    Çalıştay, Ağuçan piri İnanç Dolu ve Kader Uzun’un çerağ uyandırmasıyla başladı. Çalıştayın açılış konuşmasını yapan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Bizlerin amaç edindiği bir konu var. Aleviler ve Alevilik. Bu iki konuyu çalıştayda tartışacağız. Mezopotamya’nın, Anadolu’nun, Ortadoğu’nun zenginliklerinin binlercesinin ise yok edildiğini biliyoruz. Bizler bu yok oluşa maruz kalmamak için Aleviliği ve Alevileri tartışacağız. Aleviliğin, sadece inanç olarak kendi özgünlüğü ile egemenler içinde eritilmesini bertaraf edilmesi Alevi örgütleri için önemlidir. Aleviliğin, sistemin pençesinden kurtulmasını, bu anlamıyla demokrasiye eşitliğe girmesi için bir gayretimiz olmalı. Demokratik, eşit, özgür bir şekilde yaşamanın tartışmasını yürüteceğiz. Alevilik inançtır, siyaset yapmasın yaklaşımını kabul etmiyoruz. Alevilik siyasettir. Eşitliği, özgürlüğü, demokrasiyi talep eder ve bunun siyasetini de yapmalıdır” diye konuştu.

    Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Doğan Hatun ise Alevilerin demokratik toplumdan ve mücadeleden vazgeçmediğini belirterek, “Aleviler bin yıldır mücadele ediyorlar. Bende Alevilerin bu mücadelesine yoldaş olmak için buradayım. Aleviler bulundukları her yerde demokratik cumhuriyetin inşası için mücadele ettiler” dedi.

    Konuşmaların ardından çalıştay, Ali Sizer’in deyişleri ile devam etti. Basına kapalı olarak devam eden çalıştaya yarın da devam edilecek.

    Alevi Çalıştayı Ali Sizer’in okuduğu deyişlerle devam etti.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Cemevi Başkanlığı’nın ‘Alevi’ çalıştayına Yalçınkaya’dan tepki: Neden herkesin bilgilerini istiyorsunuz?

    Cemevi Başkanlığı’nın ‘Alevi’ çalıştayına Yalçınkaya’dan tepki: Neden herkesin bilgilerini istiyorsunuz?

    PİRHA-Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, YÖK’e gönderdiği yazı ile Alevi çalıştayı düzenleyeceğini ve tüm akademisyenlerin ilgili çalışmaya katılımını istediği ortaya çıktı. Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya Artı Gerçek’teki yazısında “Peki, çalıştay ilgili alanın uzmanlarını zorla toplayarak yapılır mı? Hayır. Peki, çalıştay henüz o alanda uzmanlık derecesi almamış ya da henüz uzman sayılamayacak kişilerle yapılır mı? Hayır. Ama “yapıyorum, çünkü yapabiliyorum” kuralı geçerliyse vallahi böyle de çalıştay yapılır. Yapılacak! İsterseniz katılmayın; fişlendiğinizle kalırsınız!” ifadelerini kullandı.

    Artı Gerçek’te yer alan Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya’nın yazısında yer alan bilgiye göre Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevi çalıştayı düzenlemeye hazırlanıyor.  Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK)’e gönderilen yazıda “Başkanlığımızın Alevilik-Bektaşilik ile ilgili çalışmaları kapsamında, Başkanlığınıza bağlı tüm devlet, özel ve vakıf üniversitelerinde Alevilik-Bektaşilik ile ilgili halihazırda yüksek lisans/doktora yapan veya son üç yıl içinde yüksek lisans ve doktora tezini teslim eden öğrenciler ve tez danışmanları ile Başkanlığımızda bir çalıştay yapılması planlanmaktadır.” ifadelerine yer verildi.

    “ÇALIŞTAY İLGİLİ ALANIN UZMANLARINI ZORLA TOPLAYARAK YAPILIR MI?”

    Ayhan Yalçınkaya’nın Artı Gerçek’te yer alan yazısının tamamı şöyle:

    Bir çalıştay nedir, nasıl yapılır? Bir akademisyen için çok basit bir soru. Ama bütün soruların ve yanıtların mevcut rejimin cetveline göre hizalandığı yerde, bu soru da basit olmaktan çıkıyor. Çalıştay, belirli bir konu/tema/sorun/sorunsal etrafında ilgili uzmanların bir araya gelmesiyle gerçekleştirilen, kimi zaman uygulamalı olarak da yürütülen, kimileyin belirli bir kongre ya da konferansın ön hazırlığı mahiyetinde de olabilen, analitik ve kolektif bir düşünme, tartışma etkinliğidir. Peki, çalıştay ilgili alanın uzmanlarını zorla toplayarak yapılır mı? Hayır. Peki, çalıştay henüz o alanda uzmanlık derecesi almamış ya da henüz uzman sayılamayacak kişilerle yapılır mı? Hayır. Ama “yapıyorum, çünkü yapabiliyorum” kuralı geçerliyse vallahi böyle de çalıştay yapılır. Yapılacak! İsterseniz katılmayın; fişlendiğinizle kalırsınız!

    Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Dairesinin başındaki pek milliyetperver ve herkesi terörist olarak damgalamaya hazır, seri hurufat üreticisi zat, bir akademik Alevi çalıştayı düzenlemeye karar vermiş! Haydi gözümüz aydın! Eh, “ben devletsem, çalıştayım da dilediğim gibi olur; sıkıysa gelmeyin” diyor! Nasıl mı? Çalıştay nasıl yapılıyormuş, bakın da öğrenin ey akademisyenler!

    Önce ilgili zat YÖK’e bir yazı yazar ve yazıda şöyle der: “Başkanlığımızın Alevilik-Bektaşilik ile ilgili çalışmaları kapsamında, Başkanlığınıza bağlı tüm devlet, özel ve vakıf üniversitelerinde Alevilik-Bektaşilik ile ilgili halihazırda yüksek lisans/doktora yapan veya son üç yıl içinde yüksek lisans ve doktora tezini teslim eden öğrenciler ve tez danışmanları ile Başkanlığımızda bir çalıştay yapılması planlanmaktadır.”

    “ÇALIŞTAY DEDİĞİ ÇALIŞTAY DEĞİLDİR, ÇÜNKÜ ALANIN UZMANLARIYLA YAPILMAMAKTADIR”

    Görüldüğü gibi, öncelikle çalıştay dediği çalıştay değildir, çünkü en başta alanın uzmanlarıyla yapılmamaktadır. Son üç yılda bu alanda yüksek lisans ya da doktora yapanı uzman sayalım, teze daha bir harf bile yazmamış olsa sadece tez konusu Alevilik diye geçen herkes için bilgi istenmektedir. Artı, bununla yetinilmemekte danışmanların da bilgisi ve katılımı istenmektedir. Alevilikle ilgili bir çalıştayda danışman davet etmek, çalıştay cehaleti değilse başka bir amaç taşımaktadır; örneğin o çalıştay ucubesi içinde danışmanları hizaya sokmak gibi. Çünkü işin uzmanı bilir ki Alevilikle ilgili bir konuda tez yazdıran bir sosyal/beşeri bilimci Alevilik uzmanı olmak zorunda değildir. Bu sadece bu konuyla ilgili değil; her beşeri/sosyal bilim alanında böyledir. Her danışman her konuyu çalışmış olamaz ve bilemez de zaten; hatta çoğun tezlerden öğreniriz biz ama bu bizi o alanın/konunun uzmanı yapmaz. Danışman, neyin beşeri/sosyal bilimler alanında bir tez olup olmadığını bilen kişidir! Hele bir de ilgili konuda çalışmış biriyse, ondan iyisi Şam’da kayısı olur. Ama Alevilik gibi bir konuda çalışma yaptırabilecek danışman sayısı bir elin parmağını geçmez çünkü zaten eğer Sünni-Ortodoks ya da Türkçü bir zaviyeden Aleviliğe yaklaşmıyorsanız fişlenmişsiniz demektir! Sizin öyle bir tez yazdırmanız epeyce risk almanızı gerektirir. Buna rağmen danışmanlar da çalıştay ucubesine davet ediliyor. Yani bu alanda daha bir satır yazmamış olan, bu alanda lisansüstü yapmış olan, bu alanda çalışma yürütmüş danışmanla, hiç yürütmemiş olan aynı sepete doldurulmaktadır. Buradan çalıştay çıkmaz; buradan çıksa çıksa göz boyama ve en önemlisi tehdit çıkar!

    Diyelim ki ben kötü niyetliyim: Herkesi çağırmayacaklar da içinden seçecekler istedikleri uzmanı. O halde niye teze yeni başlamış birinin ve danışmanının bilgisine ihtiyacın var? Hele şu son üç yıl hikayesine gelince…Niye son üç yıl acaba? Üniversite tasfiyelerinin ürün verdiği son üç yıl olmasın bu?Mazallah beş yıl dersek atılmış, emekli olmuş, emekliliğe zorlanmış “tiplerin” tezleri ve danışmanları da önümüze düşebilir, neme lazım, değil mi efendim? Evet evet ben kötü niyetliyim! Arkadaş, son üç yılda yapılmış tezler Ulusal Tez Merkezinde zaten; neden YÖK’e yazı yazıyorsun acaba? YÖK’ten ne isteniyor peki? Buyrun: “Söz konusu çalıştay kapsamında, yazımız ekindeki Alevilik-Bektaşilikle ilgili tez hazırlamış/hazırlamakta olan öğrenci ve tez danışmanları için düzenlenmiş bilgi formlarının doldurulması ve Başkanlığımıza ulaştırılmasının sağlanması hususunda bilgilerinizi ve gereğini rica ederim.”

    “BU ÇALIŞTAYA GİTMEYİ REDDEDEN BİR AKADEMİSYEN ÇIKAR MI? ÇIKARSA BAŞINA NE GELİR?”

    Peki YÖK ne yapıyor? Ne yapacak; bakanlıktan yazı gelmiş; tüm üniversitelere tebliğ ediyor. Üniversiteler ilgili enstitülerine; enstitüler ilgili anabilim dallarının tüm öğretim üyelerine! Yukarıdan aşağıya, devlet kudretiyle çalıştay! Peki, bu formları doldurup göndermezseniz ne olur ya da bu formları doldurmayı reddeden bir akademisyen çıkar mı acaba? “Arkadaş, gizli saklı iş mi yapıyoruz da bir bakanlıkla bilgi paylaşıyorum ben? Git, istediğini istediğin kurumdan al, muhatabın ben değilim” diyen bir akademisyen çıkar mı? Dahası, bu çalıştaya gitmeyi reddeden bir akademisyen/danışman çıkar mı? Çıkarsa başına ne gelir? Bu çalıştaya gitmeyi reddeden tez öğrencilerinin başına ne gelir? Bütün bu sorular ortada duruyor. Aslında ortada değil; nihayetinde “devletin kılıcı” çekilmişse, ya o yana düşeceksiniz, ya bu yana! Yanıt baştan verilmiştir. Gerisi akademisyenlerin cübbelerini ilikleyip iliklemeyecekleriyle ilgilidir! Sahi ya, o cübbeler çoktan çiğnenmişti değil mi?

    “NEDEN HERKESİN TELEFONU DAHİL BİLGİLERİNİ İSTİYORSUNUZ?”

    Dönelim çalıştaya…çalıştayın sınırları belli olduğuna göre, temel soru hala ortada duruyor: Neden herkesin telefonu dahil, bilgilerini istiyorsunuz? Teze daha yeni başlamış birinin telefonu, e-maili size niye lazım; bu bilgi ne için kullanılacak? Haşa, fişleme demeyeceğim; bu klişe ve her klişe gibi çoğun doğrulanmış bir yargıdan ibaret. İlgili bakanlığın bu girişimi açıkça üniversitedeki Alevilik çalışmalarını hizaya sokma, başta sözünü ettiğim iktidar cetveline uydurma girişimi ve anlaşılıyor ki YÖK’ün ve YÖK’ten daha YÖKçü rektörlerin ve “akademisyen” tayfasının üniversiteleri hizaya sokması, söz konusu Alevilik olunca, yeterli gelmiyor; sanırım eleğin gözleri geniş bulunuyor ki ilgili daire durumdan vazife çıkarıp bu gözenekleri daha da sıkılaştırma peşinde…Vatana, millete, Aleviperverlere, ilgili başkanlığın peşinde koşanlara hayırlı olsun! Buradan da size çok ekmek çıkar. Hadi iyisiniz yine, iyi!

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD Eş Genel Başkanı Kulu: Her ilde inancımızdan vazgeçmeyeceğimizi anlatacağız-VİDEO

    DAD Eş Genel Başkanı Kulu: Her ilde inancımızdan vazgeçmeyeceğimizi anlatacağız-VİDEO

    PİRHA-Alevi inancının Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmasının Alevi inancını bitirme projesi olduğunu vurgulayan DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Önümüzdeki hafta sonundan başlayarak Türkiye’nin her il ve ilçesinde bütün Alevi kurumları genel başkanları, pirlerimiz ile birlikte kendi hakikatimizden ve inancımızdan vazgeçmeyeceğimizi cemevlerinde, derneklerde halk toplantıları yaparak halkımıza, aydınlara ve sivil toplum örgütlerine anlatacağız” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 9 Kasım’da yayımlanan kararnameyle Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu. Yasaya göre başkanlığın 11 kişiden oluşacak Danışma Kurulu’nun üyelerini Cumhurbaşkanı seçecek. Cemevlerinin elektrik ve su giderlerini devlet, aydınlık giderlerini de Kültür ve Turizm Bakanlığı karşılayacak.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulmasına ve meclisten geçen torba yasaya karşı 25 Aralık’ta İstanbul’da düzenleyecekleri çalıştaya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “BİZE BİÇİLEN ELBİSE ASLA BİZİ TANIMLAMAZ”

    Aleviliğin torba yasanın içerisine sokulacak bir inanç olmadığını belirten DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Alevi inancının tarihsel hafızası, kendi dili ve kültürü var. Aleviliğin torba yasa içerisinde Kültür Bakanlığı’na bağlanması aslında Alevi inancına kefen biçmektir, tamamen bitirme projesidir. Türk-İslam sentezi üzerine inşa edilen bir ülkede Türk, Hanefi ve İslam olmayan halklara ve inançlara yaşama olanağını kaldıran bir projedir. 20 milyon Alevi’nin yaşadığı bir ülkede pirine, talibine, anasına sorulmadan devlet aklı ve devletin koyduğu kalıplarla Aleviliği tanımlamak ve bir torba yasayla biçimlendirilmesi bütün hakikatin ölmesi demektir. Bize biçilen elbise asla bizi tanımlamaz, kabul edeceğimiz bir şey değildir” dedi.

    “Alevilik haktır, inancımızı tarif ve tanımlamaktan vazgeçin” diyen Kulu, “Bu ülkede eğer barış, kardeşlik ve demokrasi isteniyorsa yeni bir anayasayla Alevi inancının anayasal güvence altına alınması gerekiyor. Bütün toplulukların haklarını verildiği rıza anayasası gerekiyor yoksa var olan anlayışla bu ülkede barışı sağlamak mümkün değil” diye belirtti.

    “YAPILMAK İSTENEN ALEVİ İNANCINI YOK ETME PROJESİDİR”

    Alevi toplumsallığının olduğu her şehirde hakikatlerini anlatacaklarını dile getiren Kulu, şunları ifade etti:

    “AKP iktidarının yapmak istediğinin Alevilere kefen biçme ve yok etme projesi olduğunu anlatacağız. Kendi meşru ve haklı taleplerimizi dile getireceğiz. Devlet yasa çıkarabilir öyle bir imkânı var ama bu bizim kabulümüz olmayacak. Bir inancı kültür derecesine indirip Kültür Bakanlığı’na bağlamak Alevi inancını yok etme projesidir ancak yapılanları kabul etmeyeceğiz ve bu konudaki sözümüzü daha yüksek perdeden söyleyeceğiz. Önümüzdeki hafta sonundan başlayarak Türkiye’nin her il ve ilçesinde bütün Alevi kurumları genel başkanları ve pirlerimiz ile birlikte kendi hakikatimizden ve inancımızdan vazgeçmeyeceğimizi cemevlerinde, derneklerinde halk toplantıları yaparak halkımıza, aydınlara, sivil toplum örgütlerine anlatacağız. Bütün toplumsal vicdanlara sesleneceğiz, yapılmak istenen Alevi inancını yok etme projesidir insanlık, barış ve adalet adına toplumun yanımızda olmasını ve bize güç vermelerini talep edeceğiz. 25 Aralık’ta Türkiye’deki bütün Alevi kurumları, pirleri, talipleri, anaları ile birlikte iki günlük Alevi çalıştayı yaparak bütün dünyaya ve ülkedeki sisteme yapacağımız çağrıyla da mücadelemizi daha görünür hale getirme çalışmalarımız sürecek” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Alevilerden, Aydınlık’a tepki: Birliğimizden ancak Alevi düşmanları rahatsız olur!

    Alevilerden, Aydınlık’a tepki: Birliğimizden ancak Alevi düşmanları rahatsız olur!

    PİRHA- Aydınlık gazetesinin, Alevi kurumlarının Hacıbektaş’ta gerçekleştirdiği çalıştayı, ‘Alevi maskeli bölücü çalıştay’ başlığıyla hedef almasına tepki gösteren Aleviler, “Alevilerin birliğinden, bir araya gelmesinden ve birlikte hareket etmesinden sadece Alevi düşmanları rahatsız olur” dedi. Alevilerin Aydınlık okumamaları için çağrı da yapıldı.

    7 Alevi çatı kurumunun 17-18 Eylül’de ortaklaşa düzenlediği ‘Cumhuriyetin İkinci Yüzyılı İçin Aleviler Bugünü ve Geleceği Tartışıyor’ çalıştayında çok sayıda katılımcı fikir beyan etmiş ve sonuç bildirgesi kamuoyu ile paylaşılmıştı.

    Alevi kurumlarının gerçekleştirdiği çalıştayı, ‘Alevi maskeli bölücü çalıştay’ başlığıyla hedef alan Aydınlık gazetesine sert tepkiler geldi. Aleviler, bu hedef alma ve saldırılara karşı Alevilerin birliğini güçlendirmenin en büyük cevap olacağını kaydettiler.

    Aydınlık’ın Alevi düşmanlığı yaptığını belirten Alevilerin tepkileri şöyle:

    “ALEVİ DÜŞMANLARI RAHATSIZ OLDU”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat: Aydınlık yazmışsa, çok doğru ve yerinde bir şey yaptığımız anlamına geliyor. Alevilerin birliğinden, bir araya gelmesinden ve birlikte hareket etmesinden sadece Alevi düşmanları rahatsız olur. Bu rahatsızlığı inatla ve kararlılıkla vermeye devam edeceğiz. Gerçeklerin demine hü. Aşk ile, yola devam.

    “AYDINLIK BÖLÜCÜ HABERLERLE TOPLUMU KIŞKIRTIYOR”

    Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı Celal Fırat: Bölücü haberlerle toplumu kışkırtan, Alevilerin inançlarını nasıl yaşayacağını, inançlarına dair değer ve yargılarını küçümseyen Aydınlık gazetesi egemen ve gerici zihniyetin bakış açısıyla kurumlarımızı bölücülükle suçlamaktadır. Aleviler bu coğrafyada azınlık değil! Hak talepleri ve özgürlük isteği eşit yurttaşlık gereğidir ve hükümetin Aleviler için adım atması kutsallaştırılamaz, ayrıcalıkmış gibi gösterilemez! Alevi toplumunun özgürlük taleplerini ve hak kazanımlarını her seferinde yanılgı ya da kirli beyni ile yorumlayan bu türlü gazeteleri Alevi halkına teşhir ediyoruz.

    “AYDINLIK EDEBİNİ BİLSİN!”

    Demokratik Alevi Dernekleri Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu: Alevi Kurumların Hacıbektaş buluşması uzun zamandır ifade ettiğimiz Yolda birlik ve birlikte duruş ruhunu güçlendirmiştir. Türkiye Cumhuriyetin 100. Yılına dair yüzleşme ve eleştirileri anlamlı olmuş ve önemli ölçüde sonuç bildirgesine yansımıştır. Alevi kurumları, Alevi halkları birbiri ile çatıştırarak ya da farklı yaklaşımlarını bir ayrıklık hali olarak tanımlayıp, Alevileri tanımlayacaksam en iyi ben bilirim yaklaşımı sergileyen devlet-iktidar aklı, Hacı Bektaş Veli Dergahındaki birlikte duruş karşısında afallamış ve kendi Alevilerini de istediği gibi devreye sokamamıştır. İzzettin Doğan’ın müdahalesi de Haydar Baki Doğan’ın kararlı, anlamlı duruşu ile Alevi toplumunun kararlı sahiplenişi bu kayyum zihnini boşa düşürmüştür.

    Emir bekleyen Aydınlık ise ısmarlama haber ile Alevi kurumları hedef göstermiştir. Aydınlık yazarları her seferinde bizim Aleviler derken yok ettiğine inandığı Alevi duruşundan bahsediyordu. Marjinalleşmiş ve terörize olmuş Aydınlık gazetesi ve çevresinin ülkenin başına getirdikleri ortadadır. Derin yapılarla Sivas, Maraş, Gazi katliamlarındaki rolleri halen karanlık olan bu marjinal, terörize çevre, Alevi toplumuna akıl veremez, hizaya çekemez. Herkes edebini bilsin. Alevi halkları bu yüzü iyi görmeli ve deşifre etmeliyiz. Bu terörize çevrenin içinde olan Aleviler de daha büyük suçlara ortak olmadan bu çevreden uzak durmalıdır. Yalan ve talanlarına ortak olmamalıdır. İnancımızın ve toplumumuzun bekası söz konusudur.

    “UYKULARINIZ KAÇACAK”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Özgür Kaplan: Aydınlık diye yazılır, Akit diye okunur. Cumhuriyetin ilk yüzyılında uğradığımız inkar, asimilasyon ve katliamların ikinci yüzyılda yaşanmamasını istemek ne zamandan beri bölücülük oluyor? Bize bölücü diyenlere bir kötü haberimiz daha olsun. Bu daha başlangıç, 72 milletin bir arada yaşadığı bir ülke için yeniden ve bıkmadan çağrılar yapacağız. Uykularınız kaçacak!

    “AYDINLIK YİNE ALEVİ KAZANIMALRINI HEDEF ALDI”

    Gazeteci Hasan Şubaşı: Aydınlık gazatesi, yine Alevi kazanımlarını hedef almış! Avusturya’nın Aleviliği kendine özgü bir inanç olarak tanıması, Doğu Perincek çetesinin yayın organı olan Aydınlık gazetesini belli ki çok rahatsız etmiş. Alevilerin her hak kazanımının ardında, Türkiye’nin ve İslamiyet’in bölünmesinden söz ederek Alevi kurumlarını bölücülükle suçlayan Aydınlık gazetesi, Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun 13 yıllık zorlu bir hukuk mücadelesini sonucunda, Avusturya’da bir mahkemenin Aleviliğin kendine özgü bir inanç olduğu kararını vermesini de yine manşetine “Bölücü Müfredat Hamlesi” olarak taşıdı. Yoluna ve ikrarına bağlı olan hiçbir Alevi ve Alevilerin dostları, okumamalıdır! AKP, MHP faşist ittifakının bir parçası olan Vatan Partisi çizgisinde yayın yapan Aydınlık gazetesini okumamalıdır!

    Avukat Mahmut Erdem: Doğu Perinçek – (2000 doğru dergisi, Aydınlık gazetesi) her dönemin Gladyo ve derin devlet açık adamı. 50 yıllık bütün kirli işlerde, katliam ve komplolarda imzası var. 2 Temmuz 1993 Sivas- Madımak Katliamı dahil.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

     

  • Veli Büyükşahin: Devletin hegemonyasına karşı Alevi ocak sistemimizi geliştirmeliyiz -VİDEO

    Veli Büyükşahin: Devletin hegemonyasına karşı Alevi ocak sistemimizi geliştirmeliyiz -VİDEO

    PİRHA- Hacıbektaş’ta ‘Cumhuriyetin İkinci Yüzyılı İçin Aleviler Bugünü ve Geleceği Tartışıyor’ çalıştayında konuşan Gazeteci Veli Büyükşahin, “Alevi ocakları yatay şekilde örgütlenen bir yapıda ve devletin hegemonyasına karşı kendisini kapatmıştır. Bunu yapmadığımız sürece kendi içimizdeki tartışmalar da bizi tüketecektir. Herkesi bir Alevi dairesi içerisinde tutmalıyız” dedi. 

    7 Alevi çatı kurumunun 17-18 Eylül’de ortaklaşa düzenlediği ‘Cumhuriyetin İkinci Yüzyılı İçin Aleviler Bugünü ve Geleceği Tartışıyor’ çalıştayında çok sayıda katılımcı fikir beyan etti ve sonuç bildirgesi kamuoyu ile paylaşıldı.

    Çalıştaya katılan Gazeteci Veli Büyükşahin konuşmasında, Alevi dünyasının kentleşme ve modernleşme ile birlikte ciddi sorunlar yaşadığını ve asimilasyona açık hale geldiğini belirtti. Saldırılara karşı Alevilerin birliktelik oluşturması gerektiğini de vurgulayan Büyükşahin, devletin hegemonyasına karşı ocak sisteminin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

    “KENTLEŞME VE MODERNLEŞMEYLE BİRLİKTE ASİMİLASYONA AÇIK HALE GELDİK”

    Devletin şiddet aygıtlarının yanında kültürel anlamda da Aleviler üzerinde bir hegemonya kurduğunu ifade eden Büyükşahin, “Bizi bizimle ikna ediyorlar. Son bir, bir buçuk yılda İçişleri, Kültür Bakanlıklarının ve iktidarın çeşitli örgütlerinin cemevlerini gezip genel merkezlerimizin altını boşaltmaya çalışmasının da amacı budur. Asimilasyona açık hale geliyoruz. Geçmişte kentleşmeden, modernleşmeden önce kendimizi koruma araçlarımız vardı. Alevi ocak sistemi aslında Alevi inancını, kültürünü, yaşam biçimini bir şekilde koruyan bir özelliğe sahipti. Ama kentleşme, modernleşme ile birlikte bu konuda ciddi sorunlar yaşandı ve saldırılara, asimilasyona açık hale geldik” diye konuştu.

    “ALEVİ DÜNYASININ YAPMASI GEREKEN EN ÖNEMLİ ŞEY BİR ARAYA GELMEKTİR”

    Alevi dünyasının son 20-30 yılda bir gelişen ayrım noktaları olduğunu söyleyen Büyükşahin, “Farklı Alevilik noktaları var. Farklı Alevi gelenekleri oluşuyor. Alevi dünyasının yapması gereken en önemli şey bir araya gelmektir” dedi.

    “DEVLETİN HEGEMONYASINA KARŞI ALEVİ OCAK SİSTEMİMİZİ GELİŞTİRMELİYİZ”

    Aleviler olarak ocaklarına, ritüellerine, inançlarına, kültürlerine sahip çıkmaları gerektiğini vurgulayan Veli Büyükşahin, Alevi kurumlarının aralarındaki ilişkiyi sağlıklı bir şekilde kurmaları ve ilerletmeleri gerektiğini söyledi.

    Cemevlerinin Alevileri ne kadar yansıttığını sorarak sözlerine devam eden Büyükşahin, son olarak şunları kaydetti:

    “Sadece lokma vermek, cemlere gitmek bizi Alevi yapar mı? Alevi kurumları Alevilerin sosyal, siyasal ihtiyaçları için çok kıymetli şeyler yapıyorlar ancak Alevi kurumlarının ve cemevlerinin varlığı tek başına bizi asimilasyona karşı korumada yetersiz kalıyor. Çünkü işin inanç boyutu kalmayınca siz bir kuşak sonra birçok şeyi kaybediyorsunuz. Hükümet 1500 küsür cemevini gezerek, cemevlerimizi genel merkezlerimizden koparmaya çalıştı. Alevi ocak sistemini tartışmalıyız. Bu sistemleri güçlü bir şekilde hayata geçirmeliyiz. Çünkü Alevi ocakları yatay şekilde örgütlenen bir yapıda ve devletin hegemonyasına karşı kendisini kapatmıştır. Bunu yapmadığımız sürece kendi içimizdeki tartışmalar da bizi tüketecektir. Herkesi bir Alevi dairesi içerisinde tutmalıyız.”

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Servet Demir: Alevilik tarihi Kerbela ile başlayıp Kerbela ile biten bir öğreti değildir-VİDEO

    Servet Demir: Alevilik tarihi Kerbela ile başlayıp Kerbela ile biten bir öğreti değildir-VİDEO

    PİRHA – ‘Cumhuriyetin İkinci Yüz Yılı İçin Aleviler Bugünü ve Geleceği Tartışıyor’ çalıştayında konuşan Alevi Aktivist Servet Demir, “Genel demokrasi mücadelesinde Alevilerin önemli rol oynamasını sağlamak gerekir. Alevi kimliğinin tanınması ve Alevi toplumunun daha görünür kılınması hedeflenmelidir. Bu da ancak bağımsız bir Alevi hareketinin duruşuyla olur” dedi.

    Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde Alevi kurumları tarafından 17-18 Eylül’de ‘Cumhuriyetin İkinci Yüz Yılı İçin Aleviler Bugünü ve Geleceği Tartışıyor’ çalıştayı yapıldı.

    Çalıştayda Alevi Aktivist Servet Demir de söz aldı. Demir konuşmasında, gerçek bir yüzleşmenin ancak bilgiyle olabileceğine dikkat çekerek, genel demokrasi mücadelesinde Alevilerin önemli rol oynamasının sağlanması gerektiğini söyledi.

    “AKADEMİSYENLERİN SUNDUĞU BİLDİRGE YETERSİZDİR”

    Sadece yöneticilerden oluşan ortak aklın Alevilerin sorununu çözmekte yetersiz kalacağını ifade ederek sözlerine başlayan Demir şöyle devam etti:

    “Öğretimizde ve toplumumuzda ortak akıl var. Alevi hareketinde bunun dinamikleri de mevcut. Bu eylemselliği başlatacak bir irade ortaya koymalıyız. Esas olan yola hizmet midir, yoksa yolun size hizmeti midir? Yola hizmeti esas alırsak sorunlarımız basitleşir. Birlik ve dirlik olma meselesi de kolayca çözülür. Kurumlarımızın bu tür çalışmalarını yetenekli ve liyakatlı olan kadrolarına yaptırmaları gerekir ve halkla buluşarak bu toplantıları yapmalıyız. Akademisyen arkadaşlarımızın sunduğu bildirge bence yetersizdir. Alevi hareketi 30 yıldır bir mücadele veriyor. 30 yıldır Alevilerin dile getirdiği talepleri geriye çeken bir tutum belgesidir bu. Kabul edilemez.”

    “SADECE KERBELA’DA KALIP MÜZELİK ALEVİLİĞİ BİZE DAYATMAYIN”

    Alevi sorununun politik bir sorun olduğunu vurgulayan Demir, “Geride bıraktığımız yüzyılla yüzleşeceğimizi söylüyoruz. Yüzleşme ancak bilgi ile olur. Hurafelerle, yanlış bilgilerle bu yüzleşme gerçekleşemez. Alevi toplumu, Alevi öğretisi üzerine birçok yanlış bilgi var. Hem sistemden hem de kendi içimizden kaynaklı. Yalanı asla kabul etmemeliyiz. Yalanı kabul ettiğimiz takdirde öğretinin beli kırılmış olur. Yalanı kabul ediyorsanız Pir Sultan’dan bahsetmeyeceksiniz, Hacı Bektaş Veli’den bahsetmeyeceksiniz ya da sadece Kerbela’da kalıp müzelik Aleviliği bize dayatmayacaksınız. Alevilik tarihi Kerbela ile başlayıp Kerbela ile biten bir öğreti değildir” dedi.

    “ALEVİ KİMLİĞİNİN TANINMASI VE ALEVİ TOPLUMUNUN GÖRÜNÜR KILINMASI HEDEFLENMELİDİR”

    Merkezi Alevi örgütlenmelerinin birlikteliklerini topluma deklare etmeleri gerektiğini dile getiren Servet Demir şunları kaydetti:

    “Alevi kurumları devlete Alevilerin yaşadığı sorunların muhatabı kendileri olduğunu söylemeli. Devletle yapılan görüşmelerde kamuoyunu şeffaf şekilde bilgilendirici açıklamalar yapılmalıdır. Yüzleşmeyi de iki türlü yapmamız gerekir. Birincisi sistemle. Var olan tüm siyasi ideolojilerle, akımlarla, sivil toplum örgütleriyle… İkincisi ise kendimizle olmalıdır. Biz neden bu kadar edilgen bir toplum olduk? Neden stratejilerimizi geliştiremedik? Bunları masaya yatırmamız gerekir. Bu da ancak akılla olur. Genel demokrasi mücadelesinde Alevilerin önemli rol oynamasını sağlamak gerekir. Alevi kimliğinin tanınması ve Alevi toplumunun daha görünür kılınması hedeflenmelidir. Bu da ancak bağımsız bir Alevi hareketinin duruşuyla olur” diye belirtti.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Hacıbektaş çalıştayının sonuç bildirgesi açıklandı!-VİDEO

    Hacıbektaş çalıştayının sonuç bildirgesi açıklandı!-VİDEO

    PİRHA – ‘Cumhuriyetin İkinci Yüzyılı İçin Aleviler Bugünü ve Geleceği Tartışıyor’ çalıştayının sonuç bildirgesinde “Her türden tek tipleştirmeye karşı ikinci yüzyıla ilişkin perspektifimiz, çok kimlikli, çok kültürlü bir Türkiye’nin gerçekleştirilmesi, başta bizler olmak üzere kimsenin kimliğinden dolayı mağduriyete uğramaması, eşit yurttaşlık hakkının herkes için sorgulanamaz bir hak haline getirilmesidir” denildi.

    Yedi Alevi kurumunun ortaklaşa düzenlediği ‘Cumhuriyetin İkinci Yüzyılı İçin Aleviler Bugünü ve Geleceği Tartışıyor’ çalıştayının sonuç bildirgesi kamuoyuna açıklandı.

    Kemal Kılıçdaroğlu Kültür Merkezi’nde yapılan çalıştay sonuç bildirgesi, tüm katılımcıların sahneye davet edilmesinin ardından açıklandı. Bildirgeyi okuyan isim Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan oldu.

    Bildirgede öne çıkan satır başları şöyle:

    “17-18 Eylül 2022 tarihinde Serçeşme’de Hünkar’ın huzurunda, önümüzdeki dönemde birlikte davranış taahhüdünde bulunmak yanı sıra nasıl bir yol hattı izleyeceğimize dair irdelemelerde bulunduk. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Alevi kurumlarının asli muhataplığını yok sayarak, önce Hüseyin Gazi Cemevi’ni ardından da Hacıbektaş Veli Dergahı’nı ziyareti ve nihayet İstanbul konuşmasında kendi anlayışı dışındaki Alevileri “sapkınlıkla” ve “insan bile olmamakla” itham ederek hukuk öznesi olmaktan çıkarması, özetle düşmanlaştırması, Alevi toplumunun süregelen kaygılarını daha da arttırmıştır.

    Esasen bu düşmanlaştırıcı dile eşlik etmek üzere bir süredir; İçişleri ve Kültür bakanlıkları eliyle yürütülen devletin güvenlikçi ve dilencileştirici Alevi politikalarını değerlendiren kurumlarımız şu yaklaşımlarda birliktelik ve kararlılıklarını kamuoyuna ilan etmeye karar vermişlerdir:

    “ALEVİ SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNE YÖNELİK HER ADIMI OLUMLU KARŞILARIZ”

    1- Öncelikle Alevi sorununun çözümüne yönelik her adımı olumlu karşılayacağımızı, bu konuda üzerimize düşecek her türlü sorumluluğu göstereceğimizi ilan ederiz. Ancak şu ana kadar karşılaştığımız davranış ve değerlendirmeler, atılan adımların çözüme yönelik olmaktan tamamen uzak olduğunu göstermektedir. Gerek bu ziyaretlerde kullanılan dilin ötekileştirici ve ayrıştırıcı niteliği, gerekse de merkezi kurumlarımızı devre dışı bırakarak uygulanan dayatmacı yöntemler, bir çözüm süreciyle değil, bir diz çöktürme ve Alevilerin ağır bedellerle sağladıkları örgütlülüklerini dağıtma seferberliğinin karşısında olduğumuzu göstermektedir. Bu süreçte zaten Alevilerin hakkı olan ayni ve nakdi yardımlar, hem Alevilerin asli talep ve sorunlarının çözümü gibi sunulmakta, hem de bunların diyeti olarak Alevilere İslamcı politikalara biat dayatılmaktadır. Cumhuriyet tarihi boyunca inançsal kimlik hakları reddedilmiş olan Aleviler, bugün çok daha ağır bir İslamcı asimilasyon baskısı altına alınmış bulunmaktadır.

    2- Dilencileştirme ve sadaka politikaları Alevilerin tarih boyunca maruz bırakıldıkları eşitsizlik politikalarını telafi edemeyeceği gibi hiçbir sorunu da çözemez. Çözümün öncelikli yolu, başta Aleviler olmak üzere, inançsal, ulusal etnik, cinsel ve dilsel kimlikleri üzerinden düşmanlaştırılmış kesimlerin uğratıldıkları eşitsizlik, inkâr ve asimilasyon gibi mağduriyetlerin derhal sona erdirilmesidir. Alevi toplulukların ve kurumlarımızın üzerinde bir kez daha mutabakat tazelediği eşit yurttaşlık talebimizin gerekleri, bu çalıştayımızda bir kez daha teyit edilmiştir.

    “ÇÖZÜM İÇİN DOĞRUDAN MUHATAP ALEVİ KURUMLARIDIR”

    Bu kapsamda öncelikli taleplerimiz şöyle belirginleştirilmiştir:

    -Cemevlerinin ibadethane statüsünün kabul edilerek, bu statünün gerektirdiği tüm hakların tanınması ve el konulmuş dergahlarımızın bize iade edilmesi,

    -Toplumun tüm kesimlerine bir deli gömleği gibi giydirilen, zorunlu din derslerinin zorunlu olmaktan çıkarılması, toplumun tümüyle çağın gerisine savrulmasına neden olan eğitimin dinselleştirilmesinden vazgeçilmesi,

    -Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, toplumun tümünü domine etmeye yönelik girişimlerden bir an önce elini çekerek, temel siyasal sorunlarımız konusunda bir referans mercii olmaktan uzaklaştırılması ve nihayet tasfiyesine dönük adımların atılmaya başlanması,

    -Gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması, başta Aleviler olmak üzere ötekileştirilen tüm kesimler aleyhine sürdürülen negatif ayrımcılığa derhal son verilmesi,

    -Madımak’ın utanç müzesi yapılması ve rejimin tüm insanlığa karşı suçlarıyla yüzleşilmesi.

    3- Açıkça ilan ederiz ki öncelikle bu sorunların çözümü için adım atılmak isteniyorsa, bunun doğrudan muhatabı, Alevilerin on yıllara yayılan mücadeleleriyle oluşturdukları kurumlarıdır. Başta federasyonlarımız olmak üzere kurumlarımızı ve bu çalıştayda bir kez daha teyit ettiğimiz birleşik irademizi yok sayarak, doğrudan cemevlerine ve özellikle dedelere yönelik manipülatif çabalar, çözümün değil, çürütme ve parçalama iradesinin göstergeleridir. Aleviler, tüm renkleri ve kurumlarının birleşik iradesiyle bu beyhude ve anti demokratik çabaların karşısında duracaktır. Devlet, Alevi sorunun çözümüne yönelik gerçek bir adım atmak istiyorsa, öncelikle kurumlarımızın muhataplığını kabul etmek ve başta AİHM kararları olmak üzere evrensel hukukun gereklerini yapmaya başlamak zorundadır.

    LAİKLİK VE SOSYAL HUKUK DEVLETİ İÇİN BİRLİKTE MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ

    4- Buradan tüm ülke kamuoyuna ilan ederiz ki, iktidar Alevilerin sorunlarını, şimdiye kadar olduğu gibi görmezden gelmeye devam edemez. Kürt sorununda olduğu gibi Alevi sorununu da çözmek yerine çürütme inadı, sadece söz konusu bu kesimlere değil, Türkiye halkının bütününe de büyük bedeller ödetmektedir. Gerçeklik buyken Alevi kurumları, sadece kendilerine yaşatılan mağduriyetin çözümü için değil, bir bütün olarak Türkiye’nin sorunlarının çözümü için uğraş verdiğinin bilinciyle davranmaktadır. Alevi hareketinin her kanadını temsil eden ve Serçeşme huzurunda birlikte eşit yurttaşlık hak mücadelesi verme sözleşmesi gerçekleştiren bizler, Türkiye’nin her kimlikten halkına, vicdanını kaybetmemiş herkese gerçek bir demokrasi, gerçek bir laiklik ve sosyal hukuk devleti için birlikte mücadele etme çağrısı yapmaktayız.

    5- Hünkar’ın huzurunda dosta düşmana ilan etmek istediğimiz bir diğer hususta da, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına ilişkin kendi bağımsız tutumumuzun ilanıdır. Türkiye’nin bugünü ve tarihinde gericiliğe karşı hep ilerici safta yer tutmuş olan Aleviler, kendilerini salt bu saflaşmaya hapsetmek isteyenlere karşı da, yeni taleplerini yükseltme kararı almıştır. Her türden tek tipleştirmeye karşı ikinci yüzyıla ilişkin perspektifimiz, çok kimlikli çok kültürlü bir Türkiye’nin gerçekleştirilmesi, başta bizler olmak üzere kimsenin kimliğinden dolayı mağduriyete uğramaması, eşit yurttaşlık hakkının tüm herkes için sorgulanamaz bir hak haline getirilmesidir. Birinci yüzyılını mağduriyetle, asimilasyonla, katliamlarla geçirdiğimiz Cumhuriyetin ikinci yüzyılında artık Pirlerimizin belirttikleri çizginin, yani “72 millete bir nazarla bakma” düsturunun gerisinde kalan bir yedeklenmeyi kimse bizlerden beklemesin. Barış savunucusu, barışçıl bir topluluk olarak biz Aleviler, özellikle dış politikada kendini gösteren yayılmacı, savaşçı yaklaşımların, iç politikada eril şiddet diline dönüşerek kadınları ve farklı cinsel kimlikleri ezmesine her platformda karşı çıkacağımızı ilan ederiz.

    BİLDİRGEYİ İMZALAYAN KURUMLARIN LİSTESİ

    Bildirgeye imza atan kurumların listesi ise şöyle:

    Alevi Bektaşi Federasyonu ve 36 bileşeni, Alevi Dernekler Federasyonu ve 38 şubesi, Alevi Vakıflar Federasyonu ve 10 bileşeni, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, 14 ülke federasyonu ve 280 cemevi, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu, Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, Britanya Alevi Birlikleri Federasyonu, Belçika Alevi Birlikleri Federasyonu, Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu, Demokratik Alevi Dernekleri, Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu, Hollanda Alevi Birlikleri Federasyonu, İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu, İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu, İtalya Alevi Birlikleri Federasyonu, Norveç Alevi Birlikleri Federasyonu, Avusturalya Alevi Birlikleri Federasyonu, Kıbrıs Alevi Kültür Merkezi, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve 53 şubesi, Alevi Kültür Dernekleri ve 98 şubesi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve 81 şubesi, Kıbrıs Pir Sultan Abdal Derneği, Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı, İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi, Sivas Kangal Kocayurt Cemevi, Varto Dernekler Federasyonu ve 8 bileşeni, Dersim Dernekler Federasyonu ve 28 bileşeni, Hatay-Asi-Der.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • ABF Genel Başkanı Aslan: İnanç kimliğimiz ve haklarımız üzerinden birleşeceğiz

    ABF Genel Başkanı Aslan: İnanç kimliğimiz ve haklarımız üzerinden birleşeceğiz

    PİRHA- ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, Türkiye’deki ve Avrupa’daki Alevi örgütlerinin 17-18 Eylül’de Hacıbektaş’ta yapacağı çalıştaya ilişkin konuşarak, “Bu toplantıdan beklentimiz ise şu; Önümüzdeki sürece dair Alevi kurumlarının kendi aralarındaki farklılıkları bir tarafa bırakarak, kimlik mücadelesi öncülüğünde hepimizin talebi Alevi inancının hak kazanımlarına odaklanmaktır” dedi.

    Türkiye ve Avrupa’daki Alevi örgütleri, 17-18 Eylül’de Hacıbektaş’ta çalıştay yapacak. Alevi örgütleri yapacakları çalıştayda, Alevilerin içeride ve dışarıda yaşadıkları sorunları ve son süreçte AKP iktidarının Alevi toplumuna karşı izlediği politikaları konuşarak, bu politikalara karşı izleyecekleri yol haritasını belirleyecek.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, yapacakları çalıştaya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “CUMHURİYETİN İKİNCİ YÜZYILINDA NE YAPACAĞIMIZI KONUŞACAĞIZ”

    Hacıbektaş’ta yapılacak olan toplantıya hem Avrupa’daki hem Türkiye’deki tüm Alevi kurumları, dedeler, pirler, şube başkanları, yöneticileri, akademisyenler, hukukçular gibi birçok kesimin katılacağını ifade eden Aslan, “Hep birlikte bir araya geleceğiz. Hem son süreçte Alevilere yönelik gündeme gelen politikaları hem de önümüzdeki süreçte nasıl bir yol haritası çizeceğimizi konuşacağız, tartışacağız. Cumhuriyetin ilk 100 yılında neler yaşandı, neler oldu, biz ne yaptık ve önümüzdeki ikinci yüzyılda neler yapacağız bunu belirleyeceğiz, konuşacağız” diye konuştu.

    “TOPLANTIYA KATILIMIN YÜKSEK OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM”

    Hükümetin Alevilere yönelik saldırılarının hız kesmediğini, farklı stratejiler geliştirdiğini aktaran Aslan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Alevi kurumları olarak önümüzdeki süreçle ilgili bu politikalara dair bir yol haritası oluşturacağız. Toplantıya katılımın yüksek olacağını düşünüyorum. Tüm Alevi kurumları olarak alanlarda çalışmalar yapıyoruz. Tüm illerde, ilçelerde, köylerde bulunan Alevi derneklerini, cemevlerini belirliyoruz. Buralara yönelik bir envanteri de hazırlanacak. Nerede hangi derneklerimiz var, bağımsız mı, değilse nereye bağlı tüm bunları masaya yatıracağız ve bir çağrı yapacağız. Katılımın yüksek olacağını öngörüyorum.

    “ARAMIZDAKİ UFAK TEFEK FARKLILIKLARI BİR KENARA BIRAKACAĞIZ”

    Bu toplantıdan beklentimiz ise şu; Önümüzdeki sürece dair Alevi kurumlarının kendi aralarındaki ufak tefek farklılıkları bir tarafa bırakıp, teolojik tartışmalara girmeden, kimlik mücadelesi öncülüğünde hepimizin talebi Alevi inancının hak kazanımlarına odaklanmaktır. Biz bu inanç kimliğinin tanınmasını istiyoruz. Bu inanç kimliğine karşı yapılan asimilasyon politikaları, yasaklar, inkarlar var. Tüm bunların bir an önce son bulmasını istiyoruz ve inancımızın anayasal güvence altına alınmasını istiyoruz. Ufak tefek farklı söylemleri, teolojik tartışmaya girmeden bir kenara bırakıp, inanç kimliğimiz ve haklarımız üzerinden bir birleşme sağlayacağız. İnancımıza yapılan tüm saldırılara karşı ortak hareket etme kararı alacağız ve nasıl hareket edeceğimizi belirleyeceğiz.”

    “ALEVİLERİN YAŞADIĞI HER YERİ ZİYARET EDECEĞİZ”

    Hacıbektaş’ta yapılacak olan toplantıya Alevi kurumlarının yanı sıra akademisyenlerin, hukukçuların da katılacağını söyleyen Aslan son olarak, “Akademisyen arkadaşlarımız da bir sunum yapacaklar. 17-18 Eylül tarihinde yapacağımız toplantıdan sonra bu çalışmalar bitmeyecek. Sonrasında asıl olarak başlayacak. Toplantıdan sonra Türkiye’nin değişik bölgelerinde gruplar şeklinde, ekipler olarak Alevilerin yaşadığı tüm yerlere gideceğiz, ziyaretler yapacağız. Yaptığımız çalışmaları onlara da aktaracağız. Şu anda tüm Alevi kurumları yapacağımız toplantıya katılımın sağlanması için çalışmalar yapıyor. Hafta sonu akademisyen arkadaşlarla buluşup İstanbul’da bir toplantı yapacağız. Onlardan önümüzdeki sürece dair bir rapor hazırlamalarını isteyeceğiz. Taleplerimizin yer aldığı, çözüm önerilerimizin yer aldığı bir rapor hazırlayacağız. Geniş kapsamlı bir rapor olacak bu. Alevi kurumlarının yapacağı bu toplantıya tüm Alevi temsilcilerini çağırıyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • ADFE, tüm Alevi örgütlerini 17-18 Eylül’de Hacı Bektaş’ta yapılacak çalıştaya davet etti

    ADFE, tüm Alevi örgütlerini 17-18 Eylül’de Hacı Bektaş’ta yapılacak çalıştaya davet etti

    PİRHA-Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), tüm Alevi örgütlerini 17-18 Eylül’de Hacı Bektaş’ta yapılacak çalıştaya davet etti. ADFE tarafından sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Yarınlarımızla ilgili kararlar almak ve eşit yurttaşlık için bütün birleşenimizle Hacı Bektaş’ta olacağız” denildi.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi kurumlarıyla toplantı yaparak tüm Alevi örgütlerini 17-18 Eylül’de Hacı Bektaş’ta yapılacak çalıştaya davet etti. Toplantıya; Bağcılar Cemevi, Garip Dede Dergahı, Erikli Baba Dergahı, İkitelli Cemevi, Esenler Cemevi,  Arnavutköy Cemevi , Kazım Karabekir Cemevi,  Başakşehir Cemevi , Bozatlı Hızır Cemevi  , Sarıyer Kilyos Alevi Toplumu Cemevi , Bahçeşehir Canlar Cemevi, Derince İmam Hüseyin Cemevi , Yunus Emre Cemevi , Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Cemevi yöneticleri katıldı.

    ADFE tarafından sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Yarınlarımızla ilgili kararlar almak ve eşit yurttaşlık için bütün birleşenimizle Hacı Bektaş’ta olacağız” denildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Türkdoğan: AKP iktidarı kamp yerine Hacı Bektaş Veli Dergahı’nı Alevilere teslim etmelidir-VİDEO

    Türkdoğan: AKP iktidarı kamp yerine Hacı Bektaş Veli Dergahı’nı Alevilere teslim etmelidir-VİDEO

    PİRHA-  İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, AKP hükümeti tarafından organize edilen “Hacıbektaş Gençlik Kampı” planına tepki gösterdi. Türkdoğan, “Devlet, kesinlikle din ve inançlardan elini ayağını çekmelidir. Cemaatleri, mezhepleri, inançsızları rahat bırakmalıdır” dedi. Türkdoğan ekledi: AKP iktidarı, verdiği sözleri yerine getirmek istiyorsa o dergahı Alevilere teslim ederek başlayabilir.

    İçişleri, Gençlik ve Spor ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde 400 genç için 19-23 Ağustos tarihlerinde yapılacağı duyurulan “Hacıbektaş Gençlik Kampı” ile İçişleri Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın masraflarını karşılayacağı 300 dedenin Aralık ayında Kerbela’ya götürülme programına tepkiler gelmeye devam ediyor.

    “Hacıbektaş Gençlik Kampı”na yönelik bir eleştiri de İnsan Hakları Derneği’nden (İHD) geldi. İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, AKP iktidarının “kötü amaç” taşıdığını ifade ederek “Yapılmak istenenin ne olduğuna dair çok şey söylenebilir. Söz konusu eğer Hacı Bektaş Veli ise orada bir dergah var. AKP iktidarı, gerçekten Alevilerle arasını düzeltmek ve verdiği sözleri yerine getirmek istiyorsa o dergahı Alevilere teslim ederek başlayabilir” dedi.

    “BU TARZ ÇALIŞMALARA ŞÜPHE İLE YAKLAŞMAK GEREKİR”

    Öztürk Türkdoğan, devlet kurumlarının herhangi bir din veya inanç grubu üzerinden organizasyon yapmaması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

    “Alevi toplumu, kendi inancı doğrultusunda kendi örgütlenmesini gerçekleştiriyor ve kendi inanç önderleri vasıtasıyla Aleviliği yaşatıyor. Çok özgün bir durum ve aslında olması gereken de bu. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi’nin din ve inanç özgürlüğü ile yorumlarına baktığımızda da keza aynı durumu görüyoruz. Din ve inanç özgürlüğünü, o dinin veya inancın grubuna bırakmak gerekir. Nasıl yapmak yaşamak istiyorlarsa öyle yapmalıdırlar. Devlet sadece zorluk çıkarmamalı, kolaylık sağlamalıdır. Dolayısıyla AKP iktidarının bakanlıkları, kamu kaynaklarını kullanarak böyle bir organizasyonun içerisine girmesi bir kere bu ilkeye aykırı.

    “AKP SÜNNİ İSLAM ANLAYIŞINDA ISRAR EDİYOR”

    Bir başka konu da şu: Bu kadar masraf yapmalarına gerek yok. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye ile verdiği kararlar var. Din derslerinin zorunlu olmaktan çıkarılması ve cemevlerine ibadethane statüsünün tanınmasıyla ilgili… Bunların gereğini yerine getirebilir. İşte o zaman önemli bir adım atmış olacaktır ama bunu yapmamakta gerçekten direniyor. Bu da aslında hala Sünni İslam anlayışında ısrar ettiğini gösteriyor ki zaten devletin resmi ideolojisi bu. Resmi ideolojisi Sünni Müslümanlık üzerine kurulmuş bir ülkenin yöneticileri, kamu makamları, idarecileri gerçekten Alevilerle ilgili bu tarz çalışmalar yapacaklarsa şüphe ile yaklaşmak gerektiğini söyleyebilirim. Önce resmi ideolojinizi bir değiştirin. Anayasal olarak Türkiye’deki tüm inanç ve dinleri, inançsızlığı tanıyın. İnsanları bir rahat bırakın. Laiklik ilkesi gereği ne ise onu hayata geçirin. Ondan sonra zaten bu tarz organizasyonları o gruplar kendileri yaparlar.”

    “DEVLET, DİN VE İNANÇLARDAN ELİNİ AYAĞINI ÇEKMELİDİR”

    Öztürk Türkdoğan, iktidarın, Alevilere yönelik çabasının arka planında seçimlerin olduğunu da ifade etti. AKP’nin Alevi Çalıştaylarını işaret eden Türkdoğan şöyle devam etti:

    “O çalıştayların birisine ben de katılmış, dönemin bakanına ‘Bizi toplamanıza gerek yok. Birleşmiş Milletler kararları şunlardır, yüksek mahkeme kararları ise bunlar. Bunların gereğini yapın zaten geri kalanına bir şey yapmanıza gerek yok’ demiştim. Her seferinde bu tarz sözler veriliyor, adım atılacağı söyleniyor ama maalesef bunlar seçim dönemlerinde gündeme geliyor ve sonrasında devamı gelmiyor. Bence Alevi toplumu ne yapılmak istendiğini görüyordur. Alevilere özgü bir kamp organizasyonu veya herhangi bir cemaate ait organizasyonun devlet tarafından yapılması doğru değildir. Çok sakıncalıdır ve Türkiye bunun zararlarını çokça çekmiştir. Fethullah Gülen örgütlenmesinin devlet içerisine yerleşmesine hükümet yardım etmiştir. Daha sonra Türkiye talihsiz bir darbe girişimi yaşamıştır. Bütün bu travmalardan sonra hala bu devleti yönetenler, cemaatlere kapı açıyor, tarikatlarla bu kadar içli dışlı oluyorlarsa hiç ders çıkartmamışlar demektir. Dolayısıyla bugün Alevi gençleri toplayıp bir organizasyon yaparsınız, yarın öbürü der ki ‘Bakın Alevilere yaptınız bize neden yapmıyorsunuz?’ Zaten çok fazla dini vakıf var ve bu vakıflarla Milli Eğitim Bakanlığı’nın, devletin değişik kurumlarının protokolleri var. Zaten çok fazla iç içe geçmiş durumdalar. Bunların tamamına karşı çıkmak gerekir. Devlet kesinlikle din ve inançlardan elini ayağını çekmeli; grupları, cemaatleri, mezhepleri, tarikatları, inançsızları rahat bırakmalıdır.”

    “KUTSAL MEKANLARA DOKUNMAMAK GEREKİR”

    İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, son olarak Hacı Bektaş Veli Dergahına asılan “Külliye” tabelası hakkında “Ne derseniz deyin Alevi toplumunun, Hacı Bektaş Veli Dergahına bakışı bellidir. Hangi ismi koyarsanız koyun bu değişmez. Dolayısıyla bir inanç topluluğuna ait kutsal mekanlara dokunmamak gerekir. Orijinal isimleriyle oynamamak gerekir. Daha bunu gerçekleştirememiş bir iktidarın, buna saygı duymamış iktidarın, bu tarz girişimlerinin doğru olmadığını belirtmek gerekiyor” yorumunu yaptı.

    Eren GÜVEN / ANKARA

  • Pir Deprem: Devlet, yarın maaşa bağladığı dedelere cübbe de giydirir!-VİDEO

    Pir Deprem: Devlet, yarın maaşa bağladığı dedelere cübbe de giydirir!-VİDEO

    PİRHA-Pir Süleyman Deprem, iktidarın Alevi politikalarını eleştirdi. Cemevlerinin statüsü ve dedelere verileceği iddia edilen maaş hakkında konuşan Deprem, “Alevilik, bugünkü sömürü sisteminin karşısında bir anlayışa sahiptir. Aleviler asla devletten medet ummamış, rızalık ve komünal yaşam birliği ile kendilerini her dönem finanse etmişlerdir. Eğer bugün iktidardan maaş alacak bir dede var ise ileride onlara cübbe de giydirilecektir” yorumunu yaptı.

    AKP iktidarının, Alevilere yönelik projeleri, tartışmaları da beraberinde getirdi. Alevi kanaat önderleri, bir bütün olarak cemevlerinin ‘Kültür merkezi’ olarak adlandırılacağı iddialarına karşılık sert tepki göstermeye devam ediyor.

    “ALEVİLER HİÇBİR DÖNEMDE DEVLETTEN MEDET UMMADI”

    Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, dedelere verilmesi planlanan maaş konusuna işaret ederek, “Yapılanlar, Ocak Aleviliğini yok etme planıdır” dedi.

    Deprem, Aleviliğin yaşam felsefesi olarak, sömürü sistemlerinin daima karşısında bir anlayışa sahip olduğunu vurgulayarak “Aleviler, hiçbir dönemde ‘devlet’ denilen özel mülkiyetin tahakküm aracına asla müdahil olmamış ve asla ondan medet ummamışlardır” dedi.

    Pir Süleyman Deprem, Alevilerin, rızalık ve komünal yaşam birliği ile kendilerini her dönemde finanse ettiğinin altını çizerek şu aktarımda bulundu:

    “Bu ortak yaşam kültürü, sömürü sisteminin baş düşmanıdır. İktidarını koruyabilmek için devletler, ortak yaşamın ortadan kaldırma gayreti içerisindedir. Böyle olunca hiçbir devlet anlayışı asla Alevilerin özel olarak kendi yapıları ile var olmalarına tahammül edemez. Alevi açılımlarını geçmişte görüp, neye mal olduklarına şahit olduk. Her şeye rağmen ‘Evet’ diyenlerin düştükleri hataları da gördük. Ama biz biliyoruz ki Alevilik hiçbir dönem örgütlü devlet yapısı ile uyuşmaz. Bu söylem düşmanlık anlamında değil…

    Devlet şimdi diyor ki ‘yeni bir Alevi açılımı yapacağım ve cemevlerine ‘Kültür Evi’ diye statü vereceğim’. Önce şöyle düşünelim; kadim Alevi tarihinde dört duvarla belirlenmiş bir cemevi kültürümüz yoktur. Bütün yeryüzü bizim için cem yapacak alandır. Ancak yeni şartlarda tabi tutulduğumuz, özellikle sürgün politikası doğrultusunda kaçmak zorunda kaldığımız kentlerde bir araya gelmek için, eşit yurttaşlık hakkımız olan, ortak ibadet için bir yere ihtiyaç duymuş ve bunun adını ‘Cemevi’ koymuşuz.

    Şimdi sen kalkıp ‘Bu ülkenin %99’u İslam’dır’ dersen, Ermeni, Süryani, Keldani ve Alevileri yok sayarsan o zaman bugünkü açılımın şartlarını değerlendirdiğimizde yine benimle oyun oynuyorsun.”

    “OCAK ALEVİLİĞİNİ YOK ETME PLANI”

    Pir Süleyman Deprem, AKP iktidarının, Aleviliği temelden yok etme çabası içerisinde olduğuna vurgu yaptı. İktidarın, ‘Ocak Sistemi’ne yöneldiğini ifade eden Deprem şunları söyledi:

    “Alevi katliamcısı Ebu Suud’u referans göstererek bir devlet yönetiyor, yaptığın köprü ve diğer inşaların adını katliamcı olan ‘Osman’ ya da ‘Yavuz’ koyup ardından bizlere açılım yapacaklarını söylüyorlar. Ve diyorlar ki ‘dedelere maaş bağlayacağız’.

    Bugün Aleviliğini kaybetmiş ya da Aleviliğini pazara çıkarmış birçok unsur bulursun. Bunların üzerinden gerçek Ocak Aleviliğini yok etme planıdır bu. Bugüne kadar Aleviler, asla pirlerini hiçbir şeye muhtaç etmemişlerdir. Rızalık kenti yaşam kültürü ile pire demişlerdir ki ‘Senin ailenin geçimini biz sağlayacağız. Sen bizim yolumuzu yürüteceksin.’

    Bakın Pirlerimizin ne sarığı ne de cübbesi vardır, sembolik hiçbir şeyleri yoktur ve doğaldırlar. Ama yarın maaşa bağladığı pire bir cübbe giydirecekler. Ve o pire diyecekler ki ‘sen şu kuruma tabii olarak çalışacaksın’ ve o kurum da Diyanet olacaktır.”

    “PİR, DEDE TAYİN EDEN ÖRGÜTLER OLMAMALIDIR”

    Süleyman Deprem, dedeleri maaşa bağlamak ya da cemevlerine statü verme konusundaki belirleyicinin siyasi iktidar olamayacağına vurgu yaptı.

    Deprem, “Alevilik konusunda hiçbir dini temsilcinin, belirleme hakkı ve haddi yoktur. Hıristiyanlara Hıristiyanlığı öğrete biliyor musun? Peygamberiniz de diyor ki ‘Senin dinin sana, benim ki bana’ ama kalkmışsın benim inancım üzerinden talimat veriyor ve beni biryerlere bağlama gayreti gösteriyorsun. Bu ne demokratiktir ne insani ne de ahlaki…Bizlerin kadimden bu yana talip, rehber, pir, mürşit hiyerarşik yapımız vardır. Biz, ocaklarımız bünyesinde örgütleniyoruz. Bizlerin bir inanç kuruluna, ikinci bir Diyanete ihtiyacımız yok. Pir, dede tayin eden örgütler olmamalıdır. Yüzlerce İslami tarikat var, bunların hiçbirisi yasal olarak örgütü değil. Ortadoğu’da da yasal olarak örgütlü bir Alevi tarihine rastlayamazsınız. Bu yasadışılık değil meşruluktur. Yaresanlar, Kakailer, Ehli Hakklar… Irak, İran ve Suriye’deki hangi Alevi camiası yasal olarak örgütlüdür? Öyle bir talepleri de yok. Bizim örgütlülüğümüz kadimden beri ocaklarımızdır” diye konuştu.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Alevi başkanlardan çalıştay tepkisi: Bizimle dalga geçilmesine müsade etmeyeceğiz!

    Alevi başkanlardan çalıştay tepkisi: Bizimle dalga geçilmesine müsade etmeyeceğiz!

    PİRHA-AKP hükümetinin Alevi çalıştayı düzenlemeye hazırlandığı yönünde bilgiler gelirken, AVF Genel Başkanı Remzi Akbulut ve PSAKD Genel Başkanı Gani kaplan konuya ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Alevilerin sorunlarını çözme konusunda hükümeti samimi bulmadıklarını belirten Akbulut ve Kaplan, “20 yıldır iktidarda olan bir parti var karşımızda. Neden şimdiye kadar çözmedi? Bizim artık boş laflara karnımız tok. Biz artık icraata bakacağız. Bu konuda artık bizimle dalga geçilmesine de müsaade etmeyeceğiz” dedi.

    AKP hükümetinin yöneticileri, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde bulunan cemevlerine bir süredir ziyaret gerçekleştiriyor. AKP genel başkan yardımcıları Numan Kurtulmuş ve Binali Yıldırım öncülüğünde Alevi çalıştayı düzenleyeceği belirtiliyor.

    Daha önce de birçok kez Alevi çalıştayı düzenleyen AKP hükümeti, şu ana Alevilerin hiçbir sorununu çözmemesi, yeniden yapacağı söylenen çalıştaya tepkilerin gelmesine neden oldu.

    AKP’nin çalıştay planlarını Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Remzi Akbulut ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan‘a sorduk.

    Alevilerin sorunlarını çözme noktasında hükümeti samimi bulmadıklarını söyleyen Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Remzi Akbulut ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, Alevilerin temel talepleri ve bu taleplerin yerine getirilmesi için neler yapılması gerektiğinin belli olduğunu ancak hükümetin bu konuda hiçbir adım atmadığını belirterek, yapılacağı söylenen çalıştaya tepkilerini dile getirdiler.

    “CEMEVİ ZİYARETLERİYLE YAPILACAĞI SÖYLENEN ÇALIŞTAY BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ DEĞİL”

    İktidar yetkilileri tarafından bir süredir cemevlerine yapılan ziyaretlerin, yapılacağı söylenen Alevi çalıştayından bağımsız olmadığını belirten Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Remzi Akbulut konuya dair şunları dile getirdi:

    “Çalıştayın yapılacağı henüz netleşmedi. Söylemler olarak geldi bize. İktidar böyle bir şey düşünüyor. Alevi çalıştayı yapacaklarmış. Binali Yıldırım ve Numan Kurtulmuş bu işin öncülüğünü yapacakmış. Bir de İçişleri Bakanlığı görevlendirilmiş bu konuda. Zaten İçişleri Bakanlığı Türkiye genelinde cemevlerini ziyaret ediyor. Bir eksiğiniz gediğiniz var mı diye soruyorlar. Çalıştay için de hazırlık yapıyorlarmış şu anda. Hükümetin bu ziyaretleriyle yapılacak olan çalıştay birbiriyle ilgili, bağımsız şeyler değil. Bize birebir gelmediler. Çünkü bizim ne diyeceğimizi, nasıl tavır göstereceğimizi biliyorlar. Özellikle taşradaki cemevlerine gidiyorlar. Oradaki insanların kafasını çelmeye çalışıyorlar. Biz tüm kurumlarımızla irtibat halindeyiz.”

    “YENİ BİR ÇALIŞTAYA GEREK YOK, ALEVİLERİN TALEPLERİ BELLİ”

    Tekrar yeni bir Alevi çalıştayının yapılacak olmasını komik bulduklarını söyleyen Akbulut şunları ifade etti:

    “Çünkü Alevilerin talepleri belli zaten. Geçmiş çalıştayda da boy boy kitaplar basıldı. Alevilerin taleplerini içeren, sorunlarını ve çözümlerini içeren raporlar hazırlandı. İktidarın masasına konuldu. Tekrar gezmelerine, bize gelmelerine gerek yok. Alevilerin ne istedikleri zaten belli. Zorunlu din derslerinin kaldırılması, cemevlerinin ibadethane sayılması, Aleviliğin yasal statüye kavuşturulması, Madımak’ın müze olması gibi temel birkaç isteğimiz var. Zaten sokağa çıkıp sorsalar sokaktaki insanlar bile bu talepleri söyler. Kurumlarımıza gelmelerine gerek yok. Kurumlarımıza gelirlerse de biz Alevi kurumları olarak görüştük. Bunları söyleyeceğiz geldiklerinde. Boşuna kimseyi oyalamaya gerek yok. Çıkarlar kamuoyu önünde deklare ederler topluma. Biz şunları şunları yapacağız diye. Hak ve talepleri karşılayacağız derlerse biz de yok demeyiz. O zaman otururuz ne yapılacaksa yaparız. Ama şimdi masaya oturacak halimiz yok. Birbirimizi kandırmaya gerek yok.”

    “MEVCUT İKTİDARIN OYLARI İYİCE DÜŞTÜ”

    Erken seçim yapılacağı için hükümetin bu tür hamleler yaptığını vurgulayan Akbulut şunları kaydetti:

    “Seçim arifesi olduğu için Aleviler üzerinde oyun oynanmaya çalışılıyor. Bunlar artık inandırıcı değil. Herkesin kendi işine bakması lazım. Alevi kurumları buna sıcak bakmayacak diye düşünüyorum. Eğer kurumlarımıza gelirlerse tabii ki karşılarız. Çayını kahvesini söyleyeceğiz ama yanında söyleyeceklerimizi de söyleyeceğiz. Bizim kapılarımız herkese açık. Sen gel, sen gelme diyemeyiz ama söyleyeceklerimizi, taleplerimizi de ileteceğiz. Yakında seçim var. Bu yapılması planlanan çalıştayın buna hizmet ettiğini düşünüyorum. Mevcut iktidarın oyları iyice düştü. Önceden tek başınaydı sonra Bahçeli katıldı iki ortaklı oldu. Şimdi bir de mafya eklendi üç ortaklı bir hükümet oldu. Her gün kamuoyu yoklamalarında bakıyorlar ki oyları düşüyor yeni bir çaba içerisine giriyorlar. Bu da onun göstergesi.”

    “BU KONUDA ARTIK BİZİMLE DALGA GEÇİLMESİNE DE MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

    Alevi yurttaşların, hükümetin bu tür hamlelerine artık kanmayacağını ifade eden Akbulut son olarak şunları aktardı:

    “İnsanlar artık aptal değil. Bunun samimi olan hiçbir tarafı yok. Eğer çok samimi iseler Meclis’te gündeme getirirler taleplerimizi ve yasal olarak yapılması gerekeni yaparlar. Önlerinde AİHM kararları var. AİHM kararlarını uygulasalar bile hiçbir şeye gerek kalmaz. Yapmaları gereken tek şey bu. AİHM kararlarına göre zorunlu din derslerinin kaldırılması, cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması gibi bizim bütün taleplerimiz yasal olarak da mevcut. Zaten ellerinde, bu mahkeme kararlarına uymalarını istiyoruz. Önce bunu yapsınlar. Şaklabanlık yapmaya gerek yok. Önünde yargı kararları dururken buna uymayıp da böyle bir çalıştay yapmak çok samimiyetsiz. Bu kararlar yeni de değil. En az 5-6 senedir hükümetin önünde duruyor ama hükümet bunları uygulamıyor. Bizim artık boş laflara karnımız tok. Biz artık icraata bakacağız. Aleviler artık dünkü Aleviler değil. Alevilerin bir yanağına vuruyorlardı bir diğerini çeviriyorlardı. Bugün artık Aleviler bilinçli, Aleviler haklarını biliyorlar, ne yapacaklarını biliyorlar. Bu konuda artık bizimle dalga geçilmesine de müsaade etmeyeceğiz.”

    “20 YILDIR İKTİDARDA OLAN BİR PARTİ VAR KARŞIMIZDA NEDEN ŞİMDİYE KADAR ÇÖZMEDİ?”

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan da Cumhuriyet kurulduğundan bugüne iktidara gelen hiçbir hükümetin Alevilerin sorunlarına gerçek anlamda çözüm üretmek için uğraşmadığını belirterek şunları dile getirdi:

    “Bu hükümeti de bu konuda samimi bulmuyoruz. Alevilerin sorunlarını gerçekten çözeceğine inanmıyoruz. Yaklaşık 20 yıldır iktidarda olan bir parti var karşımızda. Neden şimdiye kadar çözmedi? Daha önce de düzenlendi bir çalıştay. ‘Kim ne dedi’ diye bir rapor düzenlendi. Kitapçık halinde basıldı. Onun dışında hiçbir şey yapılmadı. Hükümet şu anda adını tam koyamadığımız danışmanları, müşavirleri gibi yetkililerle cemevlerini bir süredir geziyor ve gezdikleri bu cemevlerinde özellikle şunu soruyorlar: ‘Neden bağımsız olmuyorsunuz?’, ‘Neden bir genel merkeze bağlısınız?’
    Bizim gibi genel merkez kurumlarına gelmiyorlar. Gelip görüşmüyorlar. Hükümetin de ne yapmaya çalıştığını artık anlamış değiliz.”

    “HÜKÜMET EKONOMİK VE SİYASİ KRİZİ ALEVİLERLE AŞMAYA ÇALIŞIYOR”

    Hükümetin ekonomik ve siyasi açıdan var olan sorunları çözemediği için Aleviler üzerinden yeni bir gündem yaratmaya çalıştığını söyleyen Kaplan sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Ancak bu çalıştay yapılacaksa hükümet bunu sıkıştığı için yapacak diye düşünüyorum. Çünkü hükümet hem ekonomik anlamda hem siyasi anlamda şu an sıkışmış durumda ve sorunları çözemez hale gelmiş durumda. O yüzden bir çıkış yolu arıyor, bir nefes alma alanı yaratmaya çalışıyor. Alevilere yönelmelerinin bir sebebi de seçimlerin yaklaşmasıdır. Alevilerin oylarını almaya çalışıyorlar. Alevileri kendi taraflarına çekmeye çalışıyorlar. Bu bir seçim yatırımıdır ancak ben asıl olarak bu tür hamleleri hükümetin ekonomik ve siyasi anlamda ki sıkışmışlığına veriyorum. Aleviler blok oy kullanıyor. Hükümet de bunu biliyor. O yüzden hükümet Alevilere şirin görünmek, oylarını almak için uğraşıyor. Bir yandan da tıkanıklığı, siyasi krizi Alevilerle aşmaya çalışıyor. Alevileri kendine ortak yapmaya çalışıyor.”

    “HÜKÜMETİ KESİNLİKLE SAMİMİ BULMUYORUZ, ÖNCE YASANIN GEREKLİLİĞİNİ YERİNE GETİRSİN”

    Son zamanlarda ortada hiçbir şey yokken hükümetin cemevlerini gezmeye başladığını, çalıştay düzenleyeceklerinin söylendiğini ifade eden Kaplan şunları dile getirdi:

    “Hükümetin Alevilere, cemevlerine bakışı belli. Daha önce çok kez Alevi çalıştayı yapıldı. Alevilerin ne istedikleri açık ve net olarak belli. Temel taleplerimiz bellidir. Hükümeti kesinlikle samimi bulmuyoruz bu konuda. Boşuna cemevlerini gezmesinler, çalıştaylar düzenlemesinler. Alevilerin talepleri bellidir. Yapacaklarsa yasal olarak Alevilerin kazanımlarını yerine getirsinler. Cemevleri yasal statüye kavuşturulsun, zorunlu din dersleri kaldırılsın, eşit yurttaşlık hakkı verilsin. Bunun için çalıştay düzenlemeye gerek yoktur, cemevi gezmeye gerek yoktur. Yasal olarak yapılması gerekenler hükümetin önündedir zaten. Hükümet öncelikle yasanın gerekliliğini yerine getirsin. Hükümet bir dinin iki ibadethanesi olmaz diyor ve cemevlerini tanımıyor. Hükümeti bağlayan noktada bu.”

    “HÜKÜMETİN ALEVİLERİN SORUNLARINI ÇÖZECEĞİNİ DE DÜŞÜNMÜYORUM”

    Hükümetin samimiyetine inanmaları için cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması gerektiğini söyleyen Kaplan sözlerine şu şekilde son verdi:

    “Hükümet bir an önce cemevlerini yasal statüye kavuşturmalıdır. Gerçi bizim için cemevlerini ibadethane olarak tanıyıp tanımamaları da çok önemli değil ama tanıdıkları takdirde diğer sorunlarımızı da buna bağlı olarak çözebileceğiz. Dediğim gibi kesinlikle samimi bulmuyorum. Bu hükümetin Alevilerin sorunlarını çözeceğini de düşünmüyorum. Ekonomik olarak, siyasi olarak sıkışmış durumdalar. Kamuoyuna çıkıp da söyleyecek sözleri kalmadı artık. Cumhurbaşkanı çıkıyor ya muhalefet partisine atıp tutuyor ya da belediye başkanlarına atıp tutuyor. Bunun dışında halkın hiçbir sorunu ile ilgili bir şey söyleyemiyorlar söyleyemezler. Çünkü bu sorunları kendileri yarattı ve çözme noktasında da yetersiz kalıyorlar. O yüzden yapılacağı söylenen çalıştayda yeni bir söylem yaratmak, gündem yaratmak dışında bir şey değildir. Alevilerin sorunlarına bir çözüm getirmeyecektir.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Kenanoğlu: Zorunlu din dersleri asimilasyon politikasının temelini oluşturuyor-VİDEO

    Kenanoğlu: Zorunlu din dersleri asimilasyon politikasının temelini oluşturuyor-VİDEO

    PİRHA-Alevilerin, Danıştay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM) kararlarına rağmen kaldırılmayan zorunlu din derslerine karşı tepkileri sürüyor. HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Çocuklarımızın okullarda asimile edilmesine, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin topyekün olarak Sünni İslam dersi olmasına yönelik itirazlarımız vardı” dedi.

    AKP hükümeti, Cemevlerinin ibadethane statüsü ve Alevi çocukların zorunlu din dersinden muaf tutulmasına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Danıştay ve Yargıtay kararlarının hiçbirini uygulamadı.

    Zorunlu din derslerine karşı Aleviler başından beri örgütsel olarak mücadele yürütüyor. Zorunlu din dersleri asimilasyon politikasının temelini oluşturuyor.

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Çocuklarımızın okullarda asimile edilmesi bu derslerin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi olmadığı, bu derslerin topyekün olarak Sünni İslam dersi olduğu, bunu eğitmeye, öğrettirmeye ve ezberlettirmeye yönelik itirazlarımız vardı. Dava edildi, dava konusu da oldu. AİHM bunu tescil de etti. Aslında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi adı altında verilen derslerin bir kültür ve ahlak bilgisi olmadığı, tam tersi bir Sünni İslam dersi olduğunu bir kararda verdi” dedi.

    2009 yılında yapılan Alevi çalıştayını hatırlatan Kenanoğlu, “Alevi kurumları, sivil toplum kuruluşları, temsilcileri, bilim insanları, sendika, meslek odası, üniversite, medya, siyasi parti temsilcileri, ilahiyatçılar ve Diyanet İşleri Başkanlığı görevlilerinin katıldığı, Alevilerin belli sorun ve taleplerinin demokrasi ve insan hakları temelinde ele alınıp değerlendirmesini amaçlayan ve 7 etaptan oluşan Alevi çalıştayları yapıldı. Ancak Alevilerin eşit yurttaşlık talepleri bu çalıştayda çözülmedi. İktidar Alevilerin talepleri yerine Aleviliği var olduğu haliyle kabul etmeyerek, kendi Aleviliğini tanımlama ve bir kalıba sokma ihtiyacı içindeydi” dedi.

    “ALEVİLER OLARAK BÖYLE BİR İNANCIMIZ YOK” 

    Alevi çalıştayında, din dersleriyle ilgili çalıştay yapıldığını belirten Ali Kenanoğlu, “Bizzat masada dönemin bakanı ve talim terbiye kurulu üyeleriyle şunu tartıştık: Bizim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden şikayetimiz, ‘Orada çocuklarımıza Kuran sürelerinin ezberletiliyor olması ve bunların yanı sıra namaz nasıl kılınır, abdest nasıl alınır? Şekli olarak da bunların öğretiliyor olması en temel itiraz noktamız. Bizim Aleviler olarak böyle bir inancımız yok. Bizim çocuklarımıza öğretilmiş olması doğrudan Sünni İslam tarafından asimile ediliyor anlamı taşımaktadır. Yapacağınız yeni müfredatta bunlara yer verecekseniz hiçbir anlamı yok. Bakan, ‘Biz bu müfredat değişikliğinde Alevilikle ilgili üniteler koyacağız ama bunlar da yer alacak’ dedi. Siz ne kadar Alevilikle ilgili ünite koyarsanız koyun bunu biz onaylasak bile Sünni İslam dersinin zorunlu hali ve varlığı bizim çocuklarımızın asimile olmasının devamı anlamına gelir.

    ALEVİLER AÇISINDAN BİR ASİMİLASYON DERSİ OLDUĞU MAHKEME KARARIYLA TESCİL EDİLDİ

    Bu haliyle bizi bunu kabul etmiyoruz. Etmeyeceğiz diye de net olarak ifade ettim. Netice itibariyle müfredat değişti ve şu çıktı karşımıza iki ünite Alevilik konuldu. Bizim onayladığımız bir Alevilik değildi. İtiraz edeceğimiz birçok konuda vardı. Bu üniteleri koyma nedenleri AİHM’den bu davaları kaybetmemek adına koymuşlardı. Müfredat değişikliğinden sonra AİHM’e davalar gitti ve o müfredat da mahkûm edildi. Bununda Aleviler ve Sünni Müslüman olmayanlar açısından bir asimilasyon dersi olduğu mahkeme kararıyla tescil edildi.”

    Kenanoğlu, hükümetin mahkeme kararlarına uygulamadığını, asimilasyon politikalarını ve yargı kararlarını parlamentoda da sık sık dile getirdiklerini söyledi. Parlamentoda ise yasa değişikliğinin kolay olmadığını parlamentonun 4/3 imzasıyla çoğunluğunun oluşması gerektiğini belitti.

    “RECEP TAYYİP ERDOĞAN KİNDAR VE DİNDAR BİR SÜNNİ NESİL YETİŞTİRMEK İSTİYOR”

    HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu şöyle devam etti:

    “Anayasanın 99. Maddesi gereğince AİHM kararları iç hukuku bağlayıcı bir özelliği bulunuyor. Danıştay kararları da böyledir. Danıştay bir karar aldığı zaman eğer bu yasalarla çelişirse yasaların değiştirilmesi gerekir. AİHM’nin verdiği karar neticesinde yasaların değiştirilmesi lazım. Bu yanıyla Anayasasının değişmesi lazım. Ancak AİHM kararı açıkladığında bizzat dönemin Başbakanı şimdi ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şunu söylemişti: ‘Bu karar yanlıştır, biz bu kararı uygulamayacağız’ dedi. Neye göre yanlış? Senin bakış açına göre yanlış; çünkü sen kindar ve dindar bir Sünni nesil yetiştirmek istiyorsun, bunun için de Alevi çocuklarının asimile edilmesi gerekiyor. Ama evrensel insan hakları ve inanç özgürlüğü çerçevesinde baktığımız zaman bu kararlar doğru ve uygulanması gerekir. Maalesef bu kararlar uygulanmıyor.

    “TÜRKİYE’DE DEMOKRATİK BİR ANAYASANIN OLUŞMASINI İSTİYORUZ”

    Biz Türkiye’de demokratik bir anayasanın oluşmasını istiyoruz. Demokratik anayasasının bir özelliği evrensel insan hakları ve inanç özgürlüğüdür. Bu haliyle anayasanın 24. Maddesi’yle zorunlu din dersinin zorunlu olmaktan çıkartılması ve bir kültür dersi haline dönüştürülmesi için anayasaya yönelik çalışmalarımız var. Hem parti hem milletvekili hem de Alevi inancından gelen birisi olarak bugüne kadar bu konseptte sürdürdük bundan sonra da bunları bu şekilde sürdürmeye devam edeceğiz.

    “ALEVİ SORUNLARININ İKTİDARLA KONUŞULMASINI DOĞRU BULUYORUZ”

    Hükümetin Alevi açılımıyla ilgili biz Alevilerin sorunlarının, iktidarla konuşulmasını doğru buluyoruz. Bu anlamda davet edildiğimiz bütün toplantılara bu çerçevede katılım da sağladık. Eğer Alevilerin sorunları üzerine bir masa kuruluyor ve bu masa etrafında Alevilerin sorunları ve taleplerin konuşulacaksa buna varız. Ancak şunları reddediyoruz: Bir siyasi şovun malzemesi olabilecek davetleri reddettik. Eğer bu müzakere edilecekse bunlara katıldık, müzakere değilse Cumhurbaşkanı bir yemek veriyorsa orada bir konuşma yapacak biz de dinleyeceğiz; bu davetlere katılmadık.

    “ALEVİLER, ALEVİ ÇALIŞTAYI’NDA İKTİDARIN OYUNUNA GELMEDİ”

    Bu çalışmalarda kendilerince bir Alevi ya da bir makbul Alevilik yaratma ihtiyacı hissettiklerinde her seferinde görüyorduk. Hatta açılımın ilk davetiyesini gönderen dönemin Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan Sorumlu Bakan Sait Yazıcıoğlu şu açıklamayı yapmıştı: ‘Biz bu zamana kadar Alevilere bir don biçtik, bir tanım belirledik ama bu Aleviler bu tanıma uymadı. O yüzden yeni bir sürece ihtiyaç var. Aslında bu şunu da belli ediyor: Alevi dinini var olduğu haliyle kabul etmemek. Kendi kafasındaki Alevileri bir kalıba sokma ihtiyacı üzerinden bu toplantıların yapıldığına yönelik itirazlarımız vardı. Biz itiraz ettik ve haklı çıktık. Çünkü Alevi kurumları kendi arasındaki ayrışmalara rağmen, bütün farklılıklara rağmen o masada ortak talepler etrafında birleştik. İktidarın bu oyununa gelmedik. İktidara karşı Alevi gerçekliğini ve oluşturacağı kanunların, yasaların her ne oluşturulacaksa bunun bu gerçeklik üzerinden yapılması konusunda kararlı bir duruş sergiledik. Bunun neticesinde Alevi çalıştayları rafa kaldırıldı. İki yıl sonra açıklanan çalıştay raporunda hükümet bu raporu sahiplenmedi. Sanki moderatomun kendi çalışmasıymış gibi sunuldu.  Bu noktada da Aleviler sağlam bir duruş sergilediler. Bu duruş iktidarın ezberini bozdu. Alevi çalıştayında iktidarın oyununa gelinmedi. Buna Aleviler alet olmadı.”

     İsmail SİVASLI-Burcu ANIL/ İSTANBUL 

  • ‘Alevi Örgütlerinin değişime ihtiyacı var’

    ‘Alevi Örgütlerinin değişime ihtiyacı var’

    PİRHA – PSAKD Ataşehir Şubesi’nin düzenlediği ‘Alevilerin Hak Mücadelesinde Yeni Yol ve Yöntem Arayışları Çalıştayı’nın ikinci gününde Alevi hareketinin bugünkü durumu ve geleceğin örgütlenme modellerine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. 

    PSAKD Ataşehir Şubesi tarafından gerçekleştirilen ‘Alevilerin Hak Mücadelesinde Yeni Yol ve Yöntem Arayışları Çalıştayı’ ikinci gününde de devam etti.

    ‘Alevi hareketinin bugünkü durumu ve geleceğin örgütlenme durumu’ başlığı altında yeni dönemde nasıl bir mücadele hattı ve örgüt modelinin uygulanması gerektiği tartışıldı.

    Çalıştayın ikinci gününde PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, AABK Onursal Başkanı Turgut Öker, PSAKD Tarsus Şube Başkanı Cuma Erçe, PSAKD Tokat Şube Başkanı Muharrem Erkan ve PSAKD Ataşehir Şube Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Gülüm konuşmacı olarak katıldı.

    “CEMEVLERİ, ALEVİLERİN ŞEHİRDEKİ KALESİDİR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan yaptığı konuşmada, PSAKD’nin çalışmalarına değindi.

    Kaplan, şöyle konuştu:

    “Sahada çok belirgin mücadele verdik ancak o üç tane büyük mitingin örgütlere dönüşünü sağlayamadık. Çok sığ tartışmalar çerçevesinde Aleviler siyasete müdahalede bulunuyor başlıkları altında maalesef o çalışmalar heba etti. Alevilerin hak mücadelesi durup dururken beş kişiyle olmadı büyük Alevi kurultayları sonucu şekillendi. Büyük mücadeleler verdik, büyük bedeller ödedik. O zamanki Alevi kadroları ve Pir Sultan Abdal kadroları gerçekten özveriyle çalıştılar. Hepimiz hata yaparız. Örgütü yönetirken herkes hata yapmıştır insan oğluyuz. Ama bile bile hata yapmayacaksın. Sokaktan Alevilerin çekilmelerini sokaktaki örgütlerimizin sokağa çıktıklarında yanındaki mahalleden birinin gelmesinin nedeni Aleviler sınıf değiştirdi. Buna göre örgütlenme yapılmalı. Cemevleri konusu 1996 yılına kadar yeterince tartışıldı. Şehir koşullarında Alevilik, cemevlerimiz ne getirir ne götürür tartışıldı. Bu tartışmanın sonucu,  cemevleri Alevilerin şehirlerdeki kalesi olabilir, yapılmalıdır, yapan örgütlere destek verilmelidir. Cemevlerimiz kalelerimiz olabilir. Ama sorunlarımız var. Cemevlerimizin sokakla ilişkisi kesildi. Açıklamaları cemevi bahçesinde yapıyoruz. Cenaze erkanı, hayır yemekleri için gelenleri biz örgütlü Alevi sayıyoruz. Oysa cemevlerine baktığımızda mahallede, sokakta neler oluyor haberimiz yok.”

    “AMAÇLARIMIZI BELİRLEMEMİZ GEREKİYOR”

    AABK Onursal Başkanı Turgut Öker ise, yaygın dergilerde “Aleviliğin bitişi diye, Alevilik sönmüş” diye manşetler atılıyorken, her şeye rağmen bugün tüm dünyada Alevi örgütlenmesi var ama biz şimdi geldiğimiz noktada sağlıklı bir şekilde tartışıp bu gidişat nasıl bir gidişattır amaçlarımız bu muydu bizim, dememiz gerekiyor” dedi. 

    Öker, “Hangi cemevini alırsak alalım, eleştirdiğimiz noktalar olmakla birlikte 30 yıl önce burası 1 Mayıs bu bölge Alevilerin yaşamı açısından huzur içerisinde mutluluk içerisinde değildi. Bugün en azından yanlış gördüğümüz ne olursa olsun, her şeye rağmen bundan önceki yıllardan daha da avantajlı bir noktadayız, medeni şekilde başımızı sokabileceğimiz, medeni bir şekilde Alevi değerlerini yaşatabileceğimiz toplumsal örgütlenme var” diye konuştu. 

    “YENİ BİR ÖRGÜTLENME TARZINA İHTİYAÇ VAR”

    Yeryüzünde tüm toplumsal kesimlerin sorunların olduğunu belirten Öker,  “Alevi dünyası toplumsal noktalardan bağımsız değil, toplumsal muhalefet anlamında bir geri çekilme durumu bütün dünyada yaşanıyor. Cemevi avlularında açıklama yapmak zorunda kalıyoruz, sokağa neden çıkmıyoruz. Bu bir geçiş süreci. Eleştirel yaklaşımlar tabi ki olmalı ancak kendi değerlerimizi ayaklar altına alınacak yaklaşımlara karşı da duruş sergilememiz gerekiyor. Bir dönem örgütlenmesi yaşandı, amacına ulaştı ve şimdi de yeni bir örgütlenme tarzına ihtiyaç var. 30 yıllık çalışmalarımızda gelecek 30 yıla aktaracak çalışmamız yok. Bu Aleviliğin bitişi olmayacak, yeryüzünde son bir haftada yaşananlarla önümüzdeki yıllarda neler yaşanacağını söyleyebilir misiniz söyleyemezsiniz” diye konuştu. 

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİNİN SİYASETLE DOĞRU İLİŞKİ KURMASI GEREKİR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Tarsus Şube Başkanı Cuma Erçe, Her türlü toplumsal muhalefetin dibe vurduğu bir noktadayız. Ama biz de dipteyiz. Buradan çıkmanın yol ve yöntemlerini bulmak zorundayız. Örgütlerin, özellikle Alevi örgütlerinin siyasetle ilişkisini doğru kurması gerekmektedir. Derneklerimiz siyasi partilerin arka bahçesi olmamalıdır ya da yükselme tahtasına dönüştürülmelidir. Ama derneklerin siyaset yapmaları gerekiyor. Aleviliğin siyasetini yapmalıdırlar. Biz bir siyaset merkezi haline gelmek durumundayız, siyaset üreten bir yer haline dönüşmeliyiz. Fakat birilerinin siyasetini değil bir yerlerden medet uman değil, siyaset üreten siyasette belirleyici rol oynayan bir noktada olmalıyız. Ne yazık ki birilerinin belediye meclis üyesi olabilmesi için Alevi kurum başkanları imza verdi. Bu bizim anlattığımız siyaset tarzı değil. Çözümsüz değiliz, çözüm kendi ellerimizde” diye konuştu. 

    “İLETİŞİM AĞLARINI GÜÇLENDİRMEK GEREKİR”

    Alevi örgütlenmesinde iller ve bölgeler arası iletişimin hızlandırılması gerektiğini savunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Tokat Şube Başkanı Muharrem Erkan, “İletişim ağlarını güçlendirmek gerekir. Ortak etkinlikler yapma alışkanlığını bu örgüt üstlenmelidir. Mesela bu girişim önemlidir” dedi.

    Erkan şöyle devam etti:

    “Alevi gibi yaşayıp Sünni gibi de cenazemiz oluyor. Örneğin, cenazenin namazı olmaz dendiği zaman en çok tepkiyi Alevilerden alıyoruz. Bununla ilgili Kardeniz’de çalışma başlattık. Uzun sürüyor ama güzel dönüşleri oluyor. Bunun için en önemli şey gidip görmek, sorunları yerinde incelemek ve yanında olmak.

    Alevilikte rızalık kavramına önemli olduğunu söyleyen Erkan, Alevilerde ortaklaşma kültürünün varlığından bahsetti.

    “BUGÜNÜ İYİ DEĞERLENDİRMEYE İHTİYAÇ VAR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Gülüm de örgütlenme sürecinin artık değişmesinin gerekliliğine değinerek şu aktarımlarda bulundu:

    “Alevi örgütlerinin yaşadığı problemlere ilişkin herkes söz söylüyor. Diğer konuşmacılarında belirttiği gibi 30 yıllık bir geçmiş var ve bu sürecin artık değişmeye ihtiyacı var. Bu değişim yolda yeni bir değişim değil, aslında bugüne kadar yürüttüğümüz kent kır ilişkisinin yeniden belirlenmeye ihtiyacı var.

    30 yıl önce buralara gelip bu kurumlarımızı kurduk, şimdi bu süreç içinde bir sürü sorun oldu. En temel sorun kadın sorunudur. Kadınların yönetimlerden uzaklaştırılması sorunu en temeldir. Yeniyi tarif ederken bugünü iyi değerlendirmeye ihtiyaç var.”

    “DİYANET İLE GÖRÜŞMEYE TEPKİ: BU ÇİZGİ ALEVİLER TEMSİL ETMİYOR”

    Gülüm, eleştirilerini şöyle sürdürdü:

    “Örgütümüz son birkaç yıldır demokratik mutevadan uzaklaştırıldı. Bu uzaklaştırma bizim tespitimize göre örgütün rotası kırıldı. Bu devletin aklı her yere müdahale ettiği gibi Alevi örgütlerine de müdahale etti. Nasıl oldu bu süreç Doğan Demir’in AKP ile iş birliği içinde olduğunu  İçişleri Bakanı ile görüştüğünü herkes biliyordu ama ben duymadım, görmedim meselesine geldi durum.

    Sonra ABF İnanç Kurulu Başkanı Diyanet ile görüştü. Ben görüşürüm dedi, ABF başkanımızda görüşürüm dedi. Öncelikle bu çizgi kendini mahkum edecek. Bu çizgi Alevileri temsil etmiyor. Bahsettiğimiz yönetsel meselelere tam da buradan uzaklaşarak buraya geldik.

    Örgütlerde oluşan tıkanıklar örgütlerimizin olumsuz olduğu anlamına gelmez. Bugün eşit yurttaşlık meselesi artık hiç konuşulmuyor. Alevilik bir kimlik meselesidir diyenler buradan uzaklaştı. Bir şekilde içten asimilasyonun geliştiği bir hale geldik. Çözüm nasıl olacak. Birincisi seçim meselesi değişmelidir. Alevilerin olduğu her yerde seçim bölgesel olmalıdır. Alevi örgütleri her şeyi kendi gibi görme şeklinden uzaklaşmalıdır. Alevi demografisinin değiştiğinden yanayım. Aleviler kentten kırlara ve köylere geri dönüyor.”

    Gülüm, Alevi Dergahları meselesi, eşit yurttaşlık ve kimlik meselesi, katliamlarla yüzleşme meselesi, iki dönem kuralı konularının gündeme getirilmesini talep etti.

    Çalıştay izleyicilerin görüşlerini dile getirmesiyle son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gülsev Kaya: Devletin Alevileri olmayacağız

    Gülsev Kaya: Devletin Alevileri olmayacağız

    PİRHA – Alevilerin Hak Mücadelesinde Yeni Yol ve Yöntem Arayışları Çalıştayı’nda konuşan PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya, Alevi kurum yöneticilerinin son zamanlarda siyasal İslamcı çevrelerce kurulan partilere katılmalarını eleştirerek “Bu, Yola yüz çevirmektir” ifadesini kullandı. 

    Alevilerin Hak Mücadelesinde Yeni Yol ve Yöntem Arayışları Çalıştayı’nda konuşan PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya, mevcut Alevi kurumlarının örgütlenmelerini eleştirdi.

    Kaya “Alevi bürokrasisi kurulmak isteniliyor. Alevi örgütlenmelerinin amacı bu değildir. Yola hizmet, Yol’un hakkını vermektir. Makam, mevki tutmak değildir. Alevi örgütleri kendi iç kavgalarından dolayı Yol kavgasını unuttu. Yolun değerini kıymetini anlamamız gerekiyor. Tez elden, elimizden geldiğince yola sahip çıkıp güçlenmeliyiz” dedi.

    “HALKLARIN ÇOCUKLARINI KIRMAKTAN BESLENİYORLAR”

    Kaya, “İktidar, güney sınırında barışın hakim olmasından yana olmayarak, insanların ölümlerinden besleniyor. Şehitler tepesi boş kalmayacak diyerek ölümün kutsallaştırılmasına karşı duruşumuz, barışı koruma derdimiz devam edecektir. Halkların çocuklarının kırılmasından besleniyorlar. Barıştan korkuyorlar. Savaşın kutsallaştırılmasını kabul etmeyeceğiz” dedi.

    “KADIN YOLUN KENDİSİDİR”

    Alevi kurumlarında kadın örgütlenmelerini eleştiren Gülsev Kaya “Alevi kurumlarında kadının yeri yokmuş gibi bir görüntü verilmesi ne biz Alevilere, ne de yolumuza yakışır. Yol kadındır. Yol kadının kendisidir. Amacımız birini birinin önüne koymak değildir. Amacımız kadının bu Yol içerisindeki önemini hatırlatmaktır. Biz kadınlar kimsenin kolu bacağı değiliz. Göğün yarısı, nefesin ta kendisiyiz” diye konuştu.

    “PİR SULTAN GİBİ BAŞIMIZ DİKTİR”

    Devletin, Alevi kurumları ve Aleviler üzerindeki baskısını ve asimilasyon gayretlerini dillendiren Gülsev Kaya, “Diyanet İşleri Başkanlığı sofrasında oturan, onlara dertlerini anlatan Alevileri ve Alevi kurumlarını görmek istemiyoruz. Bizleri yok sayan, inkar eden, Yolumuzu ve Yol ulularımızı bilmeyen ve kabul etmeyenlerden medet ummamalıyız. Bizler Pir Sultan gibi başı dik yürüyoruz bu yolda. Bu yolda kendi çıkarlarımızı askıya alarak Yol’un ebediyetini düşünmeliyiz” ifadelerini kullandı.

    “DEVLETİN ALEVİSİ OLMAYACAĞIZ”

    Konuşmasına Alevi kurumlarının kamu kurum kuruluşları ile ilişkilerine yönelik eleştirisi ile devam eden Kaya, “Devletin eliyle asimilasyon meşrulaştırılmaktadır. Elimizden geldiğince bu çabayı boşa çıkarmak için elimizden geleni yapacağız. Devletin Alevisi olmayacağız” diyerek sözlerini tamamladı.

    PİRHA/İSTANBUL 

  • HBVAKV 11. Olağan Genel Kurulu’nda oylamaya geçildi-VİDEO

    HBVAKV 11. Olağan Genel Kurulu’nda oylamaya geçildi-VİDEO

    PİRHA- 11’incisi gerçekleşen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Olağan Genel Kurulu Vakfın Ankara’daki Genel Merkez binasında yapılıyor. Çok sayıda Alevi kurumunun konuk olarak katıldığı genel kurulda konuşan Tuncer Baş, “Gerçekleştirdiğimiz Alevi Çalıştayı ile bir taslak metin oluşturacağız ve tüm Alevi kurumları ile yeniden konuşup, tartışarak Alevi toplumunun artık bir manifestosunu oluşturacağız” dedi. 

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı 11. Olağan Genel Kurulu vakfın binasında gerçekleşti. Kongrede, “Dergahlarımızı geri istiyoruz”, “Aleviler vardır, Alevilik haktır”, “Eri dişiden ayıran, şeriata müderris olsa hakikate asidir” dövizleri asıldı.

    Bir gün süren genel kurulda mevcut Genel Başkan Tuncer Baş ile önceki dönem HBVAKV genel başkanlığını yapan Ercan Geçmez’in listeleri yarıştı.

    Genel kurula Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, Alevi Dernekler Federasyonu Başkanı Zeynal Şahan, Erikli Baba Dergahı Başkanı Erdoğan Metin, Bağcılar Cemevi Başkanı Zeynel Abidin Koç, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz katıldı.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Milletvekilleri Zeynel Emre, Candan Yüceer, Bülent Tezcan, Necati Yılmaz, HAK-PAR adına Fazlı Taşkan telgraf ile kutlama mesajı gönderdiler.

    “24 HAZİRAN’DA İNADINA TAMAM DİYECEĞİZ”

    Açılış konuşmasını yapan HBVAKV Genel Başkan Yardımcısı Seyit Karahalil, “Cemevleri biz Alevilerin ibadethanesidir. Siz ona yasal statü verseniz ne olur vermeseniz ne olur. Bizler sizin bütün hilelerinize rağmen 24 Haziran’da inadına Şah diyeceğiz. Tamam diyeceğiz” diyerek genel kurulu açtı.

    Divan için başkanlığına Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, divan üyeliğine ise Hüseyin Han, Hüseyin Karabulut, Nevzat Türkmen, Muzzaffer Akkol seçildi.

    Nurettin Aksoy dedenin verdiği gülbang ile genel kurul başladı.

    “BU ZİHNİYETE SON VERMELİYİZ”

    İlk konuşmayı yapan HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş, “Bize biçilen bir deli gömleği var, karanlık bir gelecek bize biçiliyor. Bunu yırtmalı ve aydınlığa ulaşma çabamızı sokakta, evlerde, yaşamın her alanında devam ettirmeli ve 24 Haziran’da bu zihniyete son vermeliyiz” dedi.

    “ALEVİLER 16 YILLIK KATLİAMCI POLİTİKALARA SON VERECEK”

    Baş’ın ardından konuklar söz aldı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan konuşmasında HDP ve CHP’nin bu seçimde Alevilere yer vermemesini eleştirdi. Bu eleştirisi katılımcılar tarafından tepkiyle karşılanan Kaplan, Alevilerin buna rağmen sandık başına gidip CHP ve HDP’ye oy vereceklerini ve AKP’nin 16 yıllık katliamcı politikalarına son verileceğini ifade etti.

    “ÖRGÜTLERLE AŞILIR BÜTÜN DAĞLAR”

    Sivas Katliamı mağdur avukatlarından Şenal Saruhan ise, “Muhakkak sandık başına gidelim. Herkesi sandığa doğru oy vermeye yönlendirelim. Örgütlerle aşılır bütün dağlar” dedi.

    Konukların konuşmalarının ardından HBVAKV’nın bu dönem yaptığı çalışmalar bir video gösterimi ile anlatıldı.

    Faaliyet, maliye, denetim kurulu ve disiplin kurulu raporlarının okunup görüşlerin sunulmasının ardından oylandı.

    “DEMOKRASİ KÜLTÜRÜ BÖYLE OLUŞUYOR”

    Delegelerin faaliyet raporuna ilişkin eleştirilerine cevap veren Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Tuncer Baş, çalışmalarından bahsederek  “Eleştirin. Demokrasi kültürü böyle oluşuyor. Bizi ve bizden sonra gelenleri de eleştirin. İnsana geldiği yoldan değil gittiği yoldan bakacaksın” ifadelerini kullandı.

    Raporların oylanmasının ardından genel kurulun 3 yılda bir yapılmasına, yönetim kademelerinde 11 kişinin olmasına karar verildi.

    Ardından genel başkan adayları konuşmalarını gerçekleştirdi.

    İlk konuşmayı yapan önceki dönem HBVAKV Genel Başkanlığını yapan Ercan Geçmez, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nın Alevi dünyasının lokomotifi olduğunu kaydetti. Geçmez, “Türkiye varlığının en tehlikeli noktasına gidiyor. Cumhuriyetle hesaplaşmak isteyenler Alevilik üzerinden gidiyorlar. Bu yüzden Alevilerin varlığı çok önemli. Bizim tek çılgın projemiz birlik ve dirliğin olduğu bir harekettir. Bunun için yola çıkacağız.” diye konuştu.

    “BÜYÜK ALEVİ KURULTAYLARINI YENİDEN BAŞLATACAĞIZ”

    Aleviliğe dair kitapçık hazırlayacaklarını ifade eden Geçmez, kitapçıkta neler yapacaklarını yazıya döktüklerini görece gelmeleri halinde bunları hayata geçireceklerini, Alevi enstitüleriyle birlikte örgütte kurumsallaşmayı yapacaklarını da ekledi. Gençlik ve kadınlarla ilgili kurultay yapacaklarını belirten Geçmez, gençliğin ve kadınların bu kurultayda sorunlarını dile getirebileceklerini söyledi. Ayrıca Geçmez şunları ifade etti:

    “Kurumsallaşma yol haritamızı 6 ay içerisinde bildireceğiz. Bunun için danışma kurulu yapacağız. Strateji geliştirme programı oluşturacağız. Vakfın örgütlenme ve propagandaya ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Büyük Alevi kurultaylarını yeniden başlatacağız. Hepsine bütün Alevi örgütlerini davet edeceğiz. Alevilerin varlığını yeniden herkese göstereceğiz. Cem, cenaze kurban ritüelleri, paneller söyleşiler ve dedeler kurultayı yeniden başlayacağız. Cenaze hizmetlerini yeniden birleştirmek hepimizin arzusu. Bunu şubelerimizde yaygınlaştıracağız ve bölge çalışmaları yapacağız. İnanç eğitimi ile ilgili düzenli yayın ve kitaplarımız olacak. En önemlisi ise çocuklarımız geleceklerimiz. İnanç ve müfredat kurultayından başlamak üzere çocuklara yönelik eğitim çalışması yapacağız. Mali işlerle ilgili yeniden yapılandırma yapacağız. Hiç sıkıntı yaşamayacağız. Hukuk işleri birimlerini aktifleştireceğiz. 6 ayda bir dergi basacağız. Sosyal medyayı daha aktif kullanacağız. Bu konuya ilişkin personel alacağız.”

    “PROJELER ANLATMAYACAĞIZ GERÇEĞİ SÖYLEYECEĞİZ”

    Arkasından mevcut başkan Tuncer Baş konuşmasını yaptı. Baş, “Bu bir buçuk yılda mitingler ve çalıştay biz yaptık zaten. Biz de bunları yapmaya çalışacağız. Ama önce şu yapılandırmaları bir ödeyelim haciz gelmesin. Hesabı ortaya dökeceğiz öncelikle. Burada projeler anlatmayacağız, gerçekleri söyleyeceğiz. Gerçekçi olacağız imkansızı gerçekleştireceğiz. 68’in mottosu buydu. Ben büyük sözler veremiyorum. Birbirimize yalan söylemeyelim. Burası dergah izdüşümüdür.” dedi.

    “ALEVİ ENSTİTÜLERİ KURDUK NE YAPTIK?”

    “Geçen son danışma kurulunda düzen değişecek demiştik yine diyoruz haberli denetimler başlayacak” diyen Baş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bizim kendimize bir vakıf üniversitesi kurmamız gerekir. Alevi enstitüsü kurduk ne yaptık. Eğitimler yapacağız. Önce kurum kültürünü en basit hesap tutmaya başlayacağız ve şeffaf olacağız. Yılda bir kere bütün üyeleri toplayıp mali genel kurul yapacağız. Üyeler hesaplarını anlatacak. Yezit üstümüze geldiğinde ordumuz yok hesabımız var.”

    “ALEVİ TOPLUMUNUN MANİFESTOSUNU OLUŞTURACAĞIZ”

    Alevilik eğitimine vurgu yapan Baş, “Enformel eğitim diye şeyler yapmalıyız biz. Alevilik okullarda öğrenilmiyor. Alevilik muhabbette öğreniliyor. İnanç kuruluna ciddi bir destek verdik. Bunun eğitimini yapacağız. Herkes yöresinde kendi süreğinde eğitim yapacak. Cemevlerinin bir envanterini çıkaracağız. Alevi çalıştayı yaptık. Türkiye’deki bütün Alevileri çağırarak. Orada şunu vaat ettik: Taslak metin oluşturacağız ve tüm Alevi kurumları ile yeniden konuşup, tartışarak Alevi toplumunun artık bir manifestosunu oluşturacağız. Herkes yanındakine dönsün ve yanındakine niyaz versin. Tabloyu gördünüz niyaz olsun ve gönlünden geçeni vicdanına kaydetsin.” diye konuştu.

    Konuşmanın ardından oylamaya geçildi.

  • Abdal Musa Derneği Başkanı Akça: Kurumlarda yüzde 50 kadın temsiliyeti olsun-VİDEO

    Abdal Musa Derneği Başkanı Akça: Kurumlarda yüzde 50 kadın temsiliyeti olsun-VİDEO

    PİRHA – Balıkesir Edremit’te 9-10-11 Mart’ta yapılan Alevi Program Taslak Çalıştay’ını değerlendiren Antalya Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Gülçin Akça, Alevi çalıştayının güzel bir  çalışma oluğunu belirtti. Akça, Alevi örgütlerinde yüzde 50 kadın temsiliyetinin olması yönünde çağrı yapıldığını ve eş başkanlık fikride geliştirdiklerini söyledi. 

    Balıkesir Edremit’te yapılan üç günlük Alevi Program Taslak Çalıştayı’nı  Antalya Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Gülçin Akça PİRHA’ya değerlendirdi.

    “KARAR AŞAMASINDA KADINLAR GİTTİKÇE AZALIYOR”

    Alevi inancında kadın erkeğin bir olarak yani can olarak algılandığını söyleyen Akça, Alevi örgütlerinde kadınların ötelendiğini, ikinci plana atıldığını söyledi.

    Akça, kadınların sadece lokma pişiren, etkinliklerde bilet dağıtan tabanda çok fedakarca mücadele veren kimlikler olduğunu ancak karar aşamasında piramidin üst katlarına çıkınca, gittikçe sayıları azalan kimlikler olduğunu kaydetti.

    Alevi çalıştayında özellikle bu konulara vurgu yaptıklarını söyleyen Gülçin Akça, kurumlarda yüzde 50 kadın temsiliyetinin olması konusunda çağrıda bulunarak eş başkanlık fikri de geliştirdiklerini belirtti.

    “ÇALIŞTAYDA GÜZEL BİR ENERJİ YAKALANDI”

    Alevilik inancında hizmetlerde kadın yetiştirici olarak var olduklarını ancak hizmetin hareket halinde ötekilendiklerini söyleyen Akça, sözlerine şöyle devam etti:

    “Postta pirlerimiz varken, ana bacılarımız posta oturtulmuyorlar. Bu konuda onların hem yetiştirilmesini, postta yer almalarını, o makamlarda kadınlarımızı görmek istiyoruz. O Kadıncık Ana’nın hizmetini ona verilen değerin artık biraz daha ikinci plana atıldığını düşünüyoruz ve biz oralarda varız, var olmak istiyoruz.

    Alevi Program Taslak Çalıştayı’nın değerli bir çalışma olduğunu söyleyen Gülçin Akça, “Ben çok heyecanlıyım, çok mutluyum. Çok güzel bir enerji yakalandı. Uzun zamandır bu enerjiye ihtiyaç vardı. Umarım sönümlenmez, bunun arkası gelir. Türkiye’de Alevi camiasında buna ihtiyaç vardı. Her kesimden çok güzel insanlar biraraya geldiler. Umarım ardı gelir” şeklinde konuştu.

    (HABER MERKEZİ)