Etiket: alevi çocuklar

  • Alevi kız çocuğu Nina’dan mektup: Dünya yaşamak isteyen küçük bir Alevi kızı hatırlar mı?

    Alevi kız çocuğu Nina’dan mektup: Dünya yaşamak isteyen küçük bir Alevi kızı hatırlar mı?

    PİRHA- DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Suriye’de 10 yaşındaki Alevi kız çocuğu Nina’nın mektubunu paylaştı. Nina mektubunda, “Lütfen dünyanın bizi unutmasına izin vermeyin. Eğer yarın tamamen kaybolursam, dünya yaşamak isteyen küçük bir Alevi kızı hatırlar mı?” dedi. 

    Suriye’nin batısındaki Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus kentlerinde HTŞ’ye bağlı gruplar, SMO ve IŞİD’in, Alevileri hedef aldığı saldırılarda binlerce sivil katledildi. Bu saldırılardan en çok etkilenen kesim ise kadınlar ve çocuklar oldu.

    Soykırım saldırıları devam ederken, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Perihan Koca, Suriye’de yaşayan 10 yaşındaki Alevi kız çocuğu Nina’nın mektubunu sosyal medya hesabından paylaştı. 

    “DÜNYANIN BİZİ UNUTMASINA İZİN VERMEYİN”

    Alevi kız çocuğunun mektubunda şu ifadeler yer aldı:

    “Merhaba, benim adım Nina. 10 yaşındayım ve Batı Suriye’den bir Alevi kızıyım. Her gece uyurken, ‘İnşallah evim yarın da yerinde olacak’ diyorum. Bizim gitmemizi istiyorlar. Ama HAYIR, çünkü babamın bana şarkı söylediği yer burası, ilk yürüyüşümü yaptığım yer de burası ve burası. Lütfen dünyanın bizi unutmasına izin vermeyin. Eğer yarın tamamen kaybolursam, dünya yaşamak isteyen küçük bir Alevi kızı hatırlar mı?”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘İnsanlar örgütlü olmadığı için çocuklarını otoriter, gerici, ırkçı rejimlere teslim ediyor’- VİDEO

    ‘İnsanlar örgütlü olmadığı için çocuklarını otoriter, gerici, ırkçı rejimlere teslim ediyor’- VİDEO

    PİRHA- Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, eğitimde yaşanan sorunları değerlendirdi. Irmak, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin, bugünün Türkiye’sinin ve dünyasının eğitim ihtiyacını karşılayabilecek bir model olmadığına dikkat çekti. Irmak, sadece müfredat sorunu değil eğitime ulaşamama sorunu da olduğunu söyledi. Alevi çocukların din dersinde yaşadığı zoruluğu da dile getiren Irmak, “Alevi aileler çocuklarının zorunlu din dersini almasını istemiyorlarsa toplu bir şekilde dilekçe verip, çocuklarının bu zorunlu din eğitiminden azade kılınmasını istemesi gerekiyor” dedi. 

    Ajansımız PİRHA‘da yeni bir dosya haber dizisi başlatıyoruz. “Türkiye eğitim sistemi nasıl dincileşti?”, “Laik, bilimsel, parasız, ana dilinde eğitim için ne yapılmalı?” sorularına yanıt arayacağız.

    Türkiye’de eğitim-öğretim hiçbir zaman tam anlamıyla laik, demokratik, bilimsel olmadı. 12 Eylül ile birlikte zorunlu olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi adı altında Sünni din eğitimi, bu dersi almak istemeyen ve özellikle de Alevi çocuklar için bir zulüm haline dönüştü.

    Neredeyse yüz yıldır devam eden tekçi eğitim sistemi 22 yıllık AKP iktidarı döneminde daha da ırkçı, dinci bir kimliğe büründü.
    AKP önce 2012-2013 öğretim yılında 4+4+4 diye tanımlanan, laik eğitim sistemini dinci eğitime dönüştüren yasa çıkardı. O dönem AKP güdümündeki Anayasa Mahkemesi de bu yasaya onay verdi.
    Öğretim Birliği Yasası’yla kurulan imam hatip okulları eğitim-öğretimin temeli durumuna getirildi. Diğer meslek okullarının orta kısmı bulunmazken, imam hatip ortaokulu açma olanağı yaratıldı.

    İmam okulları dışındaki diğer okulların eğitim-öğretim programlarına Kuran-ı Kerim, Peygamberin Hayatı, din bilgisi dersleri eklenerek tüm okulların kısmen de olsa imam hatipleştirilmesi sağlandı. Okullardan felsefe dersleri kaldırıldı.
    İlk ve orta öğretim kesintili 12 yıla çıkarıldı. Kız çocukların 14 yaşından itibaren okullardan uzaklaşmasına neden oldu.

    Millî Eğitim Bakanlığı’nın Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı ile imzaladığı “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi kapsamında Diyanet’le, tarikatlar ve dini vakıflarla işbirliği yapıldı. Okullara imamlar atandı. Çocuklar ders saatlerinde camilere götürülüyor.

    ÇEDES ile dincileşme yetmiyormuş gibi Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla yeni müfredat hazırlandı. 9 Eylül 2024’ten itibaren okul öncesi, ilkokul 1, ortaokul 5 ve lise 9. sınıftan başlamak üzere kademeli şekilde uygulanıyor. Yeni müfredatla dini derslerin saatleri arttırıldı. Okullarda dinciliğin önünü açan bu müfredat hem eğitim eğitimcilerin, hem velilerin tepkisini çekti.

    Başka bir sorun ise hükümetin tasarruf tedbirleri gerekçesiyle okullarda temizlik personeli çalıştırmaması. Bu nedenle okullarda hijyen problemi ortaya çıktı, hem öğrenciler hem de öğretmenler çeşitli hastalıklarla karşı karşıya.

    Laik, demokratik, bilimsel eğitimden hızla uzaklaşılmasını, tekçi, dinci eğitim sisteminin topluma dayatılmasını, eğitimde yaşanan diğer sorunları eğitimciler PİRHA’ya değerlendiriyor.

    Dosyamızın ilk konuğu Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak. 

    “YENİ MÜFREDAT, BUGÜNÜN TÜRKİYESİNİN VE DÜNYASININ EĞİTİM İHTİYACINI KARŞILAYACAK BİR MODEL DEĞİL”

    PİRHA- AKP hükümeti, “Türkiye’nin Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla hazırladığı müfredatla ile eğitim sistemini yeni bir aşamaya geçirmek istiyor. Bu “yeni” olanda neler var, eskisinden farkı nedir?

    KEMAL IRMAK: Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli yeni bir model olarak sunuldu. Yeni olmasının sebebi bir önceki modelin Türkiye’deki eğitim sistemine cevap vermediği, yaklaşımıyla ama bunlar bir gerekçe olarak öncesinden sunulmadı topluma. Bir öğrenim programı yapılırken teknik olarak gerekçeleri ortaya konur. Analiz, ihtiyaç analizi yapılır. Ama bunlar yapılmadan bir kurguyla bir Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli diye bir model, bir müfredat önümüze hızlı bir şekilde geldi. Henüz modelin önceki modele göre neyi yeni olarak, neyi yenilikçi olarak toplumun ve eğitimin gündemine sokulduğu belli değil ama biz bu modelin üzerinde yaptığımız çalışmalarda, analiz çalışmalarında gördük aslında ismi yeni olmakla beraber hiç de yeni olmayan, eski bir eğitim yaklaşımını, çok eski bir eğitim modelini Türkiye’nin önüne koymuş oldular. Neden eski? Değerler eğitimi üzerine biliyorsunuz biçimlendi. Değer, erdem, eylem şekliyle, bu üç saç ayağı üzerine Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli konuldu. Değerler eğitimi aslında bir medrese eğitimi, değerler eğitimi aslında bir kilise eğitimi ve bunlar çok öncede bırakıldı. Değerlerin öğrenilmesi toplumla beraber, aileyle birlikte yapılabilir. Önceden daha çok ahlak üzerine bir eğitim yaklaşımı vardı. Çünkü toplum henüz bilim ve bilimsel alanda belli bir gelişmişlik sağlamamıştı. Ama daha sonra bilimin gelişmesi, bilimin yol almasıyla birlikte eğitim modelinde daha çocukların bilimi keşfetmek, kendini keşfetmek, kendi becerilerini ve yeteneklerini ortaya koymak ve bu şekilde insanlığa nasıl faydalı olunabileceği şeklinde bir bilimsel eğitim yaklaşımına yöneldi. Ama Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli maalesef bunu tekrar arka plana çekti. Sürdürülebilir mi? Önümüzdeki günlerde göreceğiz. Bugünden birçok aksaklığın olduğu ortaya çıktı. Neden sürdürülüp sürdürülemeyeceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz. Çünkü bununla ilgili bir pilot çalışma yapılmadı. Bir bölgesel, yerel ya da genel bir pilot çalışma yapılmadı. Oysa bu tür büyük müfredat değişikliklerinde bir pilot çalışma yapılır. Pilot çalışmada bu modelin olup olmayacağını, aksaklıkların ne olduğunu gördükten sonra, onları gözlemledikten sonra yeni bir müfredat programına geçilir. Bir eğitim modeli ne olursa olsun, eğitimin niteliği bilimsel dayanaklar üzerine oturmadığı sürece gelişkin bir model olmuyor. Diğer taraftan bir eğitim modelinin gerçek anlamda öğrencilerin ve velilerin ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için eğitim alanına ciddi bir yatırımın yapılması lazım. Bugün maalesef o tür yatırımlardan da yoksun bir şekilde bu Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli başladı. Şuna inanıyorum; bugüne kadar birçok model değiştirdi AKP iktidarı. Buna da pilot uygulama yapmadan değişiklik yaptı. En kısa zamanda bu modelin de çöküp, yeni bir model arayışı içine gireceklerinden eminim. Eminim diyorum çünkü bu şekliyle bir yüzyıl öncesinin eğitim yaklaşımı, bugünün Türkiye’sinin ve dünyasının eğitim ihtiyacını karşılayabilecek bir model değil.

    “DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİNİ 2 SAATTEN 4 SAATE ÇIKARDILAR, MATEMATİK 5 SAAT”

    -Bir bütün olarak eğitimdeki bilim dışı ve laiklik karşıtı uygulamalar özellikle dini bir çerçeveye oturtuluyor. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?

    Aslında 4+4+4 süreciyle eğitimi dinselleştirme süreci başladı. Tabii öncesinden elbette 12 Eylül, 12 Eylül’ün getirdiği herkese zorunlu din derslerini zorunlu kılmak, ardından da AKP iktidarı bunu daha da derinleştirerek devam etti. 2012’de geçilen 4+4+4 modeliyle beraber imam hatip bölümleri, ortaokul bölümleri açıldı. İmam hatipler teşvik edildi, sayıları arttırıldı. Bunlar yapılırken Türkiye’deki Anadolu Liselerinden vazgeçildi. Proje okullarını giderek azalttılar. Okullar düzleminde ciddi bir değişiklik yaptılar ama okullar düzleminde yapılan değişiklik elbette yeterli olmadı. Müfredatta ve programda bir değişiklik yaptılar. Birçok proje yapıldı, dini projeler yapıldı. ÇEDES projesi gibi. ÇEDES projesinin, protokolünün bir parçası Diyanet İşleri Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığıyla beraber okullara vaizler, imamlar girmeye başladı. Hatta bugünlerde gündemde, kendi sınıfından çocukları imama göndermeyen öğretmenlere soruşturmalar açıldı. Bütün bu uygulamalar AKP iktidarının bir tercihi. Oysa Türkiye’de ve dünyanın her yerinde laik, bilimsel, seküler bir eğitim yaklaşımı herkes için olumlu ve doğru olan bir yaklaşım. Çünkü bilimsel ve eleştirel eğitimin olmadığı yerde, eleştirel aklın olmadığı yerde dogmalarla hareket etmek, dogmalarla dünyayı tariflemeye çalışmak, kutsallık üzerinden dünyada olup bitenleri tanımlamak problemli bir şey. Evrimi ortadan kaldırdılar. Diğer taraftan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini o kadar kalın hale getirmişler, sayılarını arttırmışlar ki! Bakın ortaokullarda önceden 2 saat Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi vardı, şimdi 4 saate çıkardılar. 5 saat matematik var.

    “BİLİMSEL EĞİTİM ÇOK ÖNEMLİ; HERKESİN ANA DİLİNDE EĞİTİM ALMA HAKKI VAR”

    -Laik, bilimsel, ana dilinde eğitim istemek neden önemli?

    Bugün bilim insanları; dünyada olup biten, ortaya konulan her türlü bilimsel ve teknolojik gelişimin, keşiflerin ilhamını nereden almıştır? Kutsaldan mı almıştır? Kuran’dan mı almıştır? İncil’den mi almıştır? Hayır bilimsel çalışmalarla, bilim ışığında yapmıştır. O yüzden bilim ve bilimsel eğitim çok önemli. Dünyayı doğru anlamak, doğru yorumlamak ve dünyadaki diğer ülkelerle yarışabilmek için. Diğer taraftan herkesin ana dilinde eğitim alma hakkı var. Bu bir haktır, bu bir hak olmaktan öteye çocuğun dünyayı daha iyi yorumlaması, okuduklarını doğru anlayabilmesi, anladıklarını paylaşabilmesi açısından da önemli bir veri. Biz 21 Şubat Dünya Ana Dil Günü’nde ana dil ile ilgili bir video hazırladık. Bu videodaki tüm görüş ve oradaki ifadeleri Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğrenim programından aldık. Onlar da vurguluyorlar ana dilinde eğitimin önemini, ana dilinde eğitimin çocuklar üzerindeki olumlu gelişimini ama ana dilinde eğitim Türkiye’de sadece bir yapı varmış gibi, bir tek etnik yapı varmış gibi, sadece onun ana dilinde eğitiminin istendiğini anlıyorlar. Bu topraklarda Kürtler de, Araplar da, Türkler de, herkes kendi ana dilinde eğitim alma hakkına sahiptir, olması gerekir, olması gereken de budur.

    “SADECE MÜFREDAT SORUNU YOK, EĞİTİME ULAŞAMAMA SORUNU DA VAR”

    -Eğitim sistemi okullaşmadan, öğretmen açığına, çocukların temiz su içememesinden, milyonlarca çocuğun yatağa aç girmesine kadar birçok sorunla karşı karşıya. Bu sorunlar yeterince gündeme getirilebiliyor mu? Getirilemiyorsa neden? Bu sorunlar nasıl gündeme oturtulabilir?

    Aslında Türkiye’deki eğitim sorunları çok fazla dillendiriliyor, dile getiriliyor. Türkiye’deki birçok basın kuruluşu da bu sorunların dillendirilmesinde ciddi bir görev üstleniyor, görevlerini yerine getiriyorlar. Ama sorun bu değil, bir sorunu dillendirmek değil. Sorunu sağır sultana söylüyorsanız, o sorunu duymamaya çalışıyor. Belli bir kesim hiç duymuyor. Türkiye’deki eğitim sorunları; eğitim bileşenleriyle birlikte, pedagoglarla, eğitim sendikalarıyla ortaklaşılarak, bu işin mutfağında çalışan öğretmenlerle, akademisyenlerle bir eğitim programı ortaya konulsa çok büyük bir sorun giderilmiş olur. En azından müfredat olarak giderilmiş olur. Ama diğer tarafdan eğitimin sorunu sadece bir müfredat ve kitaplar ve kitaplardaki içerik sorunu değil. Eğitimin sorunu, aynı zamanda birçok sebepten dolayı eğitime ulaşamama sorunu. Yani bu bölgesel farklılıklar, sınıfsal farklılıklar, iller arası farklılıklar, aile yapıları arasındaki farklılıklar bütün bunları gözeten bir eğitim yaklaşımı da yok Türkiye’de.

    “KAMUSAL EĞİTİMDEN VAZGEÇİLİYOR”

    Diğer taraftan kamusal eğitimden vazgeçiliyor her geçen gün. En çok çocukları vuran, yoksul halk çocuklarını vuran, onların eğitim hakkını ya tamamen ortadan kaldıran ya da eğitim haklarını yarıda bırakmalarına sebep olan mesele kamusal eğitimden vazgeçilmesidir.

    Ne demek kamusal eğitim? Kamusal eğitim; bir çocuğun okula başladığında, 12 yıl boyunca -madem zorunlu eğitim 12 yıl ve madem Anayasa’nın 41. Maddesi’nde bu 12 yıl zorunludur ve parasızdır diyor- bütün çocukların eğitime ulaşmasındaki eksikliklerini karşılayan bir yaklaşım olması lazım. Kamusal eğitim; onların ulaşım, okulda yemek yeme, kitaplarının verilmesi, gerekirse yoksul ailelere kırtasiye yardımının yapılması, taşıma hakkının tamamen kamusal bir şekilde yapılması, okullara erişiminin sağlanması, gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması, güvenlikçi alınması, okul duvarlarının ona göre biçimlendirilmesi gibi aslında birçok şey içeriyor. Bu sadece Milli Eğitim için değil, yükseköğrenim için de böyle. Hem yükseköğrenimde hem ilköğrenimde çocuklar birçok farklı yurtlara gidiyorlar. Şimdi bir tarikat, bir cemaat bu çocuklara ucuz barınma sağlayabiliyor da devlet niye sağlayamıyor? Bu yüzden çocuklar bu tarikat yurtlarına gidiyorlar. Orada da birçok sorunla karşı karşıya kalıyorlar. Ya o tarikatın kendi dini ritüellerine uymak koşuluyla orada kalıyorlar ya da Aladağ’da olduğu gibi, Karaman’da olduğu gibi bu çocuklar ya yanıyor ya da istismara uğruyorlar. Bu çocukların; hem ilköğretimde hem yükseköğrenimde barınma ve beslenmelerini devlet sağlamak zorunda.

    “EĞİTİM ALANINDA İLK SIRALARDA OLAN ÜLKELERİN TAMAMI KAMUSAL EĞİTİM YAPIYOR”

    Dünyanın eğitim alanında ilk sıralarda olan ülkelerin neredeyse tamamı kamusal eğitim yapıyor ve bu ülkelerin neredeyse tamamına yakında asla ve kata özel okul yok. Eğitimi kamusal olmaktan çıkarınca, eğitimin niteliğini bozunca, eğitimin bilimsel olmasından uzaklaşınca veliler kendi paralarıyla gidiyorlar, eğitim alıyorlar. Bilimsel eğitim alıyorlar, kamusal eğitim alıyorlar. Bunların hepsinin devletin görevi olması lazım. Bunun da tek koşulu var; devletin milli eğitime ve yatırımlara çok ciddi bir şekilde bütçe ayırması.

    “BÜTÇENİN EĞİTİME YARTIRIMI YÜZDE 17’DEN YÜZDE 8-9’A DÜŞMÜŞ”

    Bütçenin yatırımlara payı yüzde 17’den yüzde 8-9’a düşmüş, yarı yarıya düşmüş. Yatırım yapılmıyor eğitim alanında. Bina yapmak demek değildir yatırım yapmak. Yatırım çocukların her türlü eğitime erişiminde engel ne varsa onları sağlamak. Mesela işçi çocuklar var. Tarım işçisi olan insanların çocukları var. Günlerce, aylarca gidiyorlar birlikte çalışıyorlar ve o çocuklar eğitime ulaşamıyor. Bir kamusal eğitim yapan ve yeterince bütçe ayrılan bir eğitimde, o çocukların çalıştığı yerlere mutlaka mobil okulların kurulması gerekiyor. Geçici olarak o hizmetlerin verilmesi ve ona göre hem öğretmen istihdamı hem geçici mobil olarak kurulacak, bugün deprem kentlerinde olduğu gibi konteyner okullar kurulup, kaldırılması ve o görevin yerine getirilmesi lazım.

    “ALEVİ AİLELER ÇOCUKLARININ DİN DERSİ ALMAMASI İÇİN TOPLUCA DİLEKÇE VERMELERİ GEREKİYOR”

    -Alevi çocukların zorunlu din derslerine zorunlu katılımı bu yıl da devam ediyor? Danıştay’ın, AİHM’nin Alevi çocukların din derslerinden muaf tutulması için verdiği kararlar var. Ancak iktidar mahkeme kararlarını uygulamıyor. Bu kararların uygulanması nasıl sağlanabilir?

    Alevi çocuklar, zorunlu din derslerine tabi tutuluyor. Zorunlu din dersi; bütün inançları, bir kültürel yaklaşım içerisinde anlatan bir ders olsa elbette bundan kimse etkilenmez. Çocuklar dünyadaki inançları, beraberinde kendi inançlarını öğrenirler ama Türkiye’de Alevi çocuklara, diğer bütün çocuklara zorunlu kılınan din dersi; Hanifi, Sünni mezhebinin inançlarını, inanç ritüellerini anlatan, onu bütün çocukları kavratmaya çalışan ve onlar üzerinde bu inancı hakim kılmaya çalışan bir yaklaşım. O yüzden bu kabul edilemez. Zorunlu din derslerinin kaldırılması için mücadele ediyoruz. Bizim mücadelemiz yetmiyor ama bu konuda verilmiş hukuki kararlar var. Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlar verdi fakat AKP iktidarı bunların hiçbirini uygulamıyor. Uygulaması için ne yapılması lazım? Alevi aileler çocuklarının zorunlu din dersini almasını istemiyorlarsa hepsinin toplu bir şekilde dilekçe verip, çocuklarının bu zorunlu din eğitiminden azade kılınmasını istemesi gerekiyor. Yoksa bugünkü Hanefi, Sünni mezhebinin yaklaşımını, anlayışını çocuklara dayatan bir eğitim anlayışı ve eğitim yaklaşımıyla bu işin olabilme imkanı ve ihtimali yok.

    “TOPLUM SORUNLARI DERİNLEMESİNE ANALİZ EDEMİYOR”

    -Zorunlu din derslerinin kaldırılmasından ana dilinde eğitimin verilmesine, çocukların sağlıklı bir şekilde büyümesinden öğretmenlerin atanmasına kadar yaşanan sorunlara karşı toplumsal muhalefetin (Alevi kurumları, eğitim sendikaları, siyasi partiler vb.) yeterli tepkiyi ve farkındalığı ortaya koyamamasını neye bağlıyorsunuz?

    Bir, sorunları derinlemesine analiz edemiyor toplum, böyle bir şeyden yoksun.
    İki, devletin ve devletin kurumlarının çocuklara yanlış yapmayacağını düşünüyor halk. Yanlış yaptığını düşündüğü yerde de maalesef örgütlü bir şekilde buna tutum alamıyor. Bu 12 Eylül’ün getirdiği bir durum aslında. Ben hep söylüyorum; bugün ülkede yaşanan insanların korkusu, kaygısı, örgütlü bir hale gelememesi 12 Eylül’de atılan tohumlar. Ondan sonra gelen iktidarların da aynı şekilde insanların haklarını arama noktasına geldiğinde despotik, faşizan tutum ve uygulamalarda bulunması. İnsanlar da bunu göze alamıyor aslında. Bu göze alamama meselesinden kaynaklı, bu otoriter, islamcı, gerici, ırkçı rejimlere çocuklarını teslim ediyorlar. Olması gereken bu değil, elbette olması gereken demokratik bir devlette, demokratik yaklaşımlar içerisinde bütün eğitim programı da yapılırken, bileşenlerle birlikte yapmak, uygulamak ve eğitim sorunlarını, eğitimin bileşenleriyle birlikte çözmek, itiraz gelen yerlere kulak vermek, neden itiraz geldiğini anlamaya çalışmak. Ama tek tipçi olunca, gerici, ırkçı bir eğitim yaklaşımı içinde olunca bunları da buna göre dizayn ediyorlar.

    “MUHALEFET PARTİLERİ DE GÜÇLÜ SES VERMELİ”

    Buna karşı aslında halkın ve aslında daha çok halkın da değil de ana muhalefet partilerinin daha güçlü bir ses vermesi gerekiyor. Bu konuda halkı da motive etmesi gerekiyor. Muhalefet partilerinde de bir eksiklik olduğunu düşünüyorum. Çünkü Türkiye’de siyaset sadece seçimler üzerinden ve sadece parlamentoda yapılır gibi bir algı var. Hayır, sadece seçimle muhalefet yapılmaz, sokakta da muhalefet yapılır, sokakta da itirazda bulunulur. Bunlar da demokratik bir hakkın kullanımıdır, demokratik ülkelerde bunlar hukuksal güvence altına alınmıştır ama bizde öyle değil. İnsanlarda ciddi bir korku ve kaygı yaratılmış. İnsanlar bence yeterince bundan dolayı muhalefetini güçlendiremiyor.

    Buse Nehir DEMİR/PİRHA

     

  • Alevi kadınların ÇEDES’e karşı başlattığı imza kampanyası sürüyor

    Alevi kadınların ÇEDES’e karşı başlattığı imza kampanyası sürüyor

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi’nin, okullarda uygulanan ÇEDES projesinin sonlandırılması için başlattığı imza kampanyası devam ediyor. Kampanyanın 10 bin imzaya yaklaştığı bilgisini veren ABF Kadından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Elif Keleşo, toplumun tüm kesimlerini bu kampanyaya katılmaya ve imza vermeye davet etti.

    Toplumun tepkiyle karşıladığı Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) projesine yönelik Alevi toplumunun itirazı sürüyor. ÇEDES uygulamanın iptali için Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi de harekete geçmiş ve imza kampanyası başlatmıştı.

    “ÇEDES projesi iptal edilsin!” başlığı ile change.org üzerinden 22 Haziran tarihinde imza kampanyası başlatan Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi’nin çağrısı ile imza verenlerin sayısı 10 bine yaklaştı.

    “BU PROJEYE KARŞI ÇIKMAK ADINA ATILAN ÖNEMLİ BİR ADIM”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Kadından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Elif Keleşo, ÇEDES Projesi’nin iptal edilmesi amacıyla başlattıkları geniş kapsamlı imza kampanyasının devam ettiğini belirterek, “ÇEDES Projesi’nin, toplum üzerinde olumsuz etkiler yaratacağına inanan Kadın Meclisimiz, bu girişimiyle kamuoyunun dikkatini çekmeyi hedefliyor. ÇEDES Projesi’nin uygulanması durumunda Alevi toplumunun inançsal değerlerinin zarar göreceği endişesi taşımaktayız. Bu projeye karşı çıkmak, geleceğimizi korumak adına atılması gereken önemli bir adımdır” dedi.

    “TOPLUMUN TÜM KESİMLERİNİ BU KAMPANYAYA KATILMAYA DAVET EDİYORUZ”

    Keleşo, daha fazla imza toplanması için kamuoyunun desteğine ihtiyaç olduğunu ifade ederek, “Kampanyaya destek hızla büyüyor, ancak daha fazla imza toplanması için kamuoyunun desteğine ihtiyaç duyuluyor. Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi olarak toplumun tüm kesimlerini bu kampanyaya katılmaya ve imza vermeye davet ediyoruz. İmzanızla siz de bu haklı mücadeleye destek olun ve geleceğimize sahip çıkın” çağrısında bulundu.

    İMZA KAMPANYASININ LİNKİ

    Kampanyaya destek vermek için change.org adresini ziyaret edebilirsiniz.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi kurumları: Bakan Tekin’e medrese eğitimine doğru gidilmesinin tehlikelerini anlattık

    Alevi kurumları: Bakan Tekin’e medrese eğitimine doğru gidilmesinin tehlikelerini anlattık

    PİRHA-Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile dün makamında görüşen Alevi çatı kurumların yöneticileri ortak yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Başta Alevi çocukları olmak üzere bu ülkedeki başka inançlardaki çocukların yaşadıkları sıkıntıların altını çizdik. Milli Eğitiminin son yıllarda artarak devam eden eğitimde gericileşme, bilimsellikten ve laiklikten uzaklaşmanın sonuçlarından biri olarak eğitimin medrese eğitimine doğru gitmesinin tehlikelerini anlattık” denildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşbaşkanı Nevin Kamil Ağaoğlu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Kültür Derneği (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, önceki gün Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile görüştü. Kurumlar, yapılan görüşmede Bakan Tekin’e, Alevi kurumlarının kuruluşundan bugüne kadar başta zorunlu din dersleri olmak üzere, çocukların eğitim alanında yaşadığı sıkıntıları, sorunları anlattı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Derneği (AKD) ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV)’nın katıldığı dünkü görüşmenin ardından kurumlar adına ortak bir açıklama yapıldı.

    Görüşmenin detaylarının aktarıldığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla kamuoyu ile paylaşılan projenin, toplumu kutuplaştıracağını, başta Aleviler olmak üzere farklı inançlardaki çocukları ötekileştireceğini vurguladık. Yine bu bağlamda, uzun yıllardır dile getirdiğimiz laik, bilimsel, demokratik eğitim vurgusunun bizim açımızdan ne anlama geldiğini ve ne ifade ettiğini kendisine ayrıntılı olarak anlattık. Yıllardır zorunlu din derslerine karşı verdiğimiz mücadelede Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde kazandığımız davalara rağmen bu kararların uygulanmadığına vurgu yaptık. Sözde seçmeli din dersi olmasına rağmen fiiliyatta zorunlu olan din dersleri ile ilgili pratikteki uygulamaları anlattık.

    “ALEVİ ÇOCUKLARIN YAŞADIĞI ZULMÜ ANLATTIK”

    ÇEDES ve benzeri projeler ile Alevi çocuklarının yaşadığı zulmü anlattık. Bu projeleri kabul etmediğimizi, başta Alevi çocukları olmak üzere bu ülkedeki başka inançlardaki çocukların yaşadıkları sıkıntıların altını çizdik. Milli Eğitiminin son yıllarda artarak devam eden eğitimde gericileşme, bilimsellikten ve laiklikten uzaklaşmanın sonuçlarından biri olarak eğitimin medrese eğitimine doğru gitmesinin tehlikelerini anlattık. 2024-2025 eğitim öğretim yılında uygulamayı planladıkları yeni müfredat ile ilgili kaygılarımızı, itirazlarımızı dile getirdik. Çağdaş, bilimsel, laik ve demokratik bir eğitim modeli ve programına ihtiyaç olduğunu ancak bu hazırlanan modelin bu ihtiyacı karşılayamayacağını belirtip, programın geri çekilmesini ve bütün toplumsal muhatapları ile tartışılmasını talep ettik. Bu haliyle müfredatı asla kabul etmeyeceğimizi bununla ilgili bütün demokratik haklarımızı kullanacağımızı, geçmişte olduğu gibi önümüzdeki süreçte de bu yönde mücadelemize devam edeceğimizi ilettik.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    Alevi kurum başkanları, Bakan Tekin’le görüştü: Alevi çocukların yaşadığı zulüm anlatıldı-VİDEO

  • Alevi kurum başkanları, Bakan Tekin’le görüştü: Alevi çocukların yaşadığı zulüm anlatıldı-VİDEO

    Alevi kurum başkanları, Bakan Tekin’le görüştü: Alevi çocukların yaşadığı zulüm anlatıldı-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumlarının randevu talebi üzerine kurum başkanları, bugün Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile görüştü. PİRHA’ya açıklamalarda bulunan ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan ” Milli Eğitim Bakanı’yla makamında görüştük. Alevi kurumların kuruluşundan bugüne kadar başta zorunlu din dersleri olmak üzere, çocuklarımızın eğitim alanında yaşadığı sıkıntıları, sorunları ve rahatsızlıklarımızı dile getirdik” dedi.

    Alevi kurumlarının genel başkanları, bakanlıklardan randevu talebinde bulunmuştu. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan dönüş üzerine Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşbaşkanı Nevin Kamil Ağaoğlu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Kültür Derneği (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile görüştü.

    Görüşmenin ardından PİRHA‘ya konuşan ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan görüşmenin detaylarını aktardı.

    “BAKANA ALEVİ ÇOCUKLARIN YAŞADIĞI ZULMÜ ANLATTIK”

    Mustafa Aslan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile görüşerek eğitim alanında yaşanan sorunları kendisine aktardıklarını söyledi.

    Aslan, şu ifadeleri kullandı:

    “Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Pir Sultan Abdal Kültür Deneği (PSAKD), Alevi Kültür Deneği (AKD) ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) olarak Milli Eğitim Bakanı’yla makamında görüştük. Alevi kurumların kuruluşundan bugüne kadar başta zorunlu din dersleri olmak üzere, çocuklarımızın eğitim alanında yaşadığı sıkıntıları, sorunları ve rahatsızlıklarımızı dile getirdik. Her zaman dile getirdiğimiz laik, bilimsel, demokratik eğitim vurgusunun ne anlama geldiğini, ne ifade ettiğini kendisine anlattık.

    Adının seçmeli din dersi olmasına rağmen zorunlu din dersleri ile ilgili pratikteki uygulamaları anlattık. ÇEDES ve benzeri projeler ile Alevi çocuklarının yaşadığı zulmü anlattık. Bu projeleri kabul etmediğimizi, başta Alevi çocukları olmak üzere bu ülkedeki başka inançlardaki çocukların yaşadıkları sıkıntıları anlattık. Milli  eğitiminin bir medrese eğitimine doğru gitmesinin tehlikelerini anlattık. 2024-2025 uygulamayı planladıkları yeni müfredat ile ilgili kaygılarımızı, itirazlarımızı dile getirdik. Ve bu müfredatı asla kabul etmeyeceğimizi bununla ilgili bütün demokratik haklarımızı kullanacağımızı, geçmişte olduğu gibi mücadelemize devam edeceğimizi ilettik sayın bakana. Aslında 20 dakikalık planlanan görüşme 1 saat sürdü. Uzun bir görüşmeydi.

    “SORUN İKTİDAR PARTİSİNİN GENEL ANLAYIŞI”

    Sayın bakan kendisini anlattı bize, kendisi ile ilgili kamuoyunda çıkan ifadelerin gerçek olmadığını aktardı ve kendi hayatıyla ilgili örnekler verdi. Burada sorun aslında iktidar partisinin genel anlayışı, iktidar partisinin zihnindeki sıkıntılar ile karşı karşıyayız. Kimin koltuğa oturduğundan çok o koltuğu kontrol eden zihniyet önemli. O zihniyetin Türkiye’yi laik eğitimden, bilimsel eğitimden, demokratik eğitimden ne kadar uzaklaştırdığının göstergesi. Biz itirazlarımızı söyledik kendisi de dinledi, uzunca notlar aldı. Takipçisi olacağız.

    Dün KESK’i ziyaret ettik daha önce de Eğitim Sen’i ziyaret etmiştik. Tüm eğitim sendikalarıyla birlikte laik ve seküler yaşamdan yana olan tüm kesimler ile bu süreçte yapılması gereken bütün demokratik hakları kullanma konusunda kararlılığımız devam edecek.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Çocuklarımız camiye götürülüp namaz kıldırılıyor, güçlü mücadele edilmeli’-VİDEO

    ‘Çocuklarımız camiye götürülüp namaz kıldırılıyor, güçlü mücadele edilmeli’-VİDEO

    PİRHA- AKP hükümetinin okullara imam atamasına tepki gösteren Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Kazım Açıktepe, ÇEDES projesi ile Alevi çocuklarının asimile edilmesinin bir insanlık suçu olduğunu belirtti. Açıktepe, güçlü bir mücadele yürütülürse ÇEDES projenin geri çekilebileceğini kaydetti. 

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ önceleyerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı katlanarak arttı.

    Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)’ kapsamında okullara ‘manevi danışmanlık’ hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı atandı. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösteriyor.

    Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Kazım Açıktepe, okullara imam atanmasına ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “ÇEDES BENZERİ BİR PROJE  3-4 YIL ÖNCE MERSİN’DE UYGULANMAYA ÇALIŞILDI”

     Kazım Açıktepe, “3- 4 yıl önce 4 gün okul 1 gün cami projesi vardı ve  uygulama için pilot bölge Mersin seçilmişti. O zaman Mersin’deki kamuoyu ve milletvekillerinin girişimiyle ciddi bir kamuoyu oluşturuldu ve bu proje geri çekildi” dedi.

    “ÇEDES PROJESİ SADECE ALEVİLERİN SORUNU DEĞİL”

    Sorunun sadece Alevilerin sorunu olmadığını belirten Açıktepe, “Her gün bir yerlerde madenler için bir sürü ağaç kesiliyor, insanlar toprak altında kalıyor. Bunlara bakmayan insanlar bizim 4-5 yaşındaki çocuklarımıza çevreye duyarlılığı öğretmeye çalışıyorlar. ‘Çevreme duyarlıyım, değerlerime saygılıyım’ projesinin altında aslında ciddi bir asimilasyon politikası yatıyor” diye belirtti.

    Mersinde bir öğrencinin yaşadıklarını aktaran Açıktepe, şöyle devam etti:

    “Mersin’de bir okulda çocuklara din hocası tarafından cennet, cehennem anlatılmış. Cennette ırmaklar akıyor, bol bol şaraplar akıyor. Kadınlar erkeklere hizmet ediyor’ şeklinde anlatılmış. Çocuk eve geliyor ‘Anne ben ölmek istiyorum’ diyor. Anne ‘neden?’ diye soruyor. Burada niye yaşayacağım ki diyerek hocanın anlattıklarını anlatıyor. Çocuk ‘Ben cennete gideceğim sizi orada bekleyeceğim’ diyor.”

    “ÇEDES İLE ÇOCUKLARIMIZA YAPILAN UYGULAMALAR BİR İNSANLIK SUÇUDUR

    “21. Yüzyılda bir çocuğa bu eziyeti çektirmek gerçekten hem vicdani olarak hem de insanlık olarak suçtu” diyen Kazım Açıktepe, “Çünkü bu insanların hepsi aynı inançta değil. Bizim çocuklarımız da var, o toplumun içerisinde gitmese dışlanacak, horlanacak, çocuğun psikolojisi bozulacak. Gitse niye namaz kılmıyorsunuz, niye oruç tutmuyorsunuz, niye camiye gitmiyorsunuz?’ denilecek. Biz çocuğumuzla karşı karşıya geleceğiz” ifadelerini kullandı.

    “ÇOCUKLARIMIZ CAMİYE GÖTÜRÜLÜP NAMAZ KILDIRILIYOR”

    Camiye, mezarlıklara götürülen çocuklara temizlik yaptırıldığını, namaz kıldırıldığını belirten Açıktepe şunları kaydetti:

    “Bu psikolojik olarak bir zulümdür, başka bir şey değil. Onlar gitsin şeytan taşlasınlar. Eğer bizim vicdanımız temizse biz eğer doğadaki cümle varlığın hakkına saygı gösterip o şekilde yaşıyorsak, elimize, belimize dilinize, hâkim isek paylaşımı, sevgiyi eğer gönlümüzde yaşatabiliyorsak bizim şeytanları taşlamaya ihtiyacımız yok. Önemli olan içimizdeki kini, kibri paklayabilmek önemli.”

    “HEP BİRLİKYE MÜCADELE YÜRÜTMELİZ”

    Bu tür uygulamalara projelere karşı sadece bir basın açıklaması ve mitingin yetmeyeceğini ifade eden Açıktepe, “Bu konuda hem hukuki olarak hem demokratik kitle örgütlerini bu işin içerisine katarak bunun peşini bırakmamak lazım. Bunun her gün dillendirilmesi gerekiyor ki bu konuda geri adım attırılsın. Yoksa sadece bireysel olarak benim burada bir şey söylemem, sizin bir şey söylemeniz ya da kurumların bir basın açıklaması yapması ile bu proje geri çekilemez. Hep birlikte güçlü bir şekilde mücadele edilirse ancak o zaman bu projeyi geri çektirebiliriz. Çünkü Mersin’de de aynı şey yaşandı ama ciddi bir kamuoyu oluşturulduktan sonra projeyi geri çekmek zorunda kaldılar” diye belirtti.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO
    > ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO
    >‘ÇEDES, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesi; insan haklarına aykırı’– VİDEO
    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’-VİDEO 
    > ‘ÇEDES’le toplum kandırılıyor, Siyasal İslamcılar tarihin en büyük ayıbını yapıyor’ -VİDEO 
    > ‘ÇEDES gibi projeler ile bir nesil mahvediliyor’-VİDEO 
    >‘ÇEDES ile amaç bütün okulları imam hatipleştirmek’ -VİDEO
    >‘Hükümet, okullara imam atayarak süreci dönüştürüyor, kadrolaşma yapıyor’-VİDEO
    > ‘İmamlar, laik eğitimi ortadan kaldırmak için okullarımıza gönderiliyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması tamamen Alevileri asimile etme politikasıdır’-VİDEO

     

     

  • Zorunlu din dersinde Alevilere hakaret eden öğretmen hakkında dava açıldı

    Zorunlu din dersinde Alevilere hakaret eden öğretmen hakkında dava açıldı

    Bursa’nın Osmangazi ilçesinde Hürriyet Anadolu Lisesi’nde görevli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz hakkında, Aleviliğe ve Alevilere karşı nefret söyleminde bulunduğu gerekçesiyle dava açıldı.

    Bursa’nın Osmangazi ilçesinde Hürriyet Anadolu Lisesi’nde görevli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz hakkında, Aleviliğe ve Alevilere karşı nefret söyleminde bulunduğu iddiasıyla açılan suç duyurusunda iddianame hazırlanarak dava açıldı. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada hazırlanan iddianame Bursa 14. Asliye Ceza Mahkemesi’ne sunuldu.

    İddianamede öğretmen hakkında; sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığı dayanarak aşağılama suçundan altı aydan bir yıla kadar hapis cezası istendi. İlk duruşma ise 6 Haziran 2023 tarihinde yapılacağı duyuruldu.

    KONU ÇARPITILMIŞ!

    BirGün’den Aycan Karadağ’ın haberine göre, Öğretmen Mehtap Cengiz ifadesinde suçlamaları kabul etmeyerek, yanlış anlaşıldığını ve konunun çarpıtıldığını düşündüğünü, söylediklerinin suç kastıyla söylenmediğini savundu. Öğretmen ayrıca böyle bir olaya adının karışmasından dolayı üzgün olduğunu, bu tür söylemlerin toplumun huzurunu kaçıracağının ve yanlış söylemler olduğunun bilincinde olduğunu dile getirdi.

    “EĞİTİM-SEN, EĞİTİM-İŞ DAVAYA MÜDAHİL OLACAKLAR”

    Suç duyurusu dosyasını hazırlayan Bursa Barosu İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Kemal Özgür Yetkin, “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeninin Alevilere yönelik nefret söylemi ve laiklik karşıtı söylemleri nedeniyle suç duyurusunda bulunduk. Suç duyurumuz üzerine öğretmen hakkında iddianame düzenlendi ve en sonunda dava açıldı. İlk duruşma çok uzun bir süre sonraya verildi. Öğretmen hakkında el çekme işlemi hâlâ yaptırılmamıştır. Buna karşı mücadelemiz sürecek. Alevi kurumları da davayı takip edip müdahil olacaklar. Eğitim-Sen, Eğitim-İş sendikaları ve Bursa Laik ve Kamusal Eğitim Platformu da süreci takip ediyor” dedi.

    Avukat Yetkin, “Bu insanlık suçudur. Söylemin, Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesinde düzenlenen, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu oluşmuştur. Ayrıca bu durum laikliğe de aykırıdır. Nefret söyleminde bulunan bir eğitimcinin eğitim faaliyetlerine devam etmesi kabul edilemez” diye belirtti.

    NE OLMUŞTU?

    Geçen yıl (2022) Hürriyet Anadolu Lisesi’nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehtap Cengiz’in derste, “Ben Alevilerin gittikleri yolun yanlış olduğunu düşünüyorum. Çoğu Alevi ailede çocuğun kimden olduğu belli değildir. Aleviler, Hz. Ali’yi Hz. Muhammed’in yerine koyuyor, çoğu Alevinin ahlaki açıdan bozuklukları var. Bir erkek ile kız öğrencinin ders dışında konuşması da zina” şeklinde ifadeler kullanmıştı. Okulda 10. sınıf öğrencisi olan K.G.’nin babası S.G. ve babaannesi Y.G.,’nin öğretmen hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Alevi kurumları ve kamuoyu da sert tepki gösterdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ABF Başkanı Aslan’dan ‘zorunlu din dersi’ çağrısı: Alevilerin haykırışını yalnız bırakmayın -VİDEO

    ABF Başkanı Aslan’dan ‘zorunlu din dersi’ çağrısı: Alevilerin haykırışını yalnız bırakmayın -VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, yeni eğitim öğretim yılında zorunlu din derslerine karşı izleyecekleri politikalara ilişkin PİRHA’ya konuştu. Aslan,  “Sadece eğitim değil, hayatımızın tüm alanları dinselleştirildi. Bu ülkede laik, bilimsel bir eğitim sadece Alevilerin sorunuymuş gibi algılanıyor ve Aleviler bu konuda yalnız bırakılıyor” dedi. Aslan, önümüzdeki günlerde Eğitim-Sen ile görüşeceklerini söyledi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, yeni eğitim öğretim yılında zorunlu din derslerine karşı izleyecekleri politikalara dair konuştu.

    Önümüzdeki hafta Eğitim-Sen’den randevu talep ederek zorunlu din derslerine karşı birlikte hareket etme çağrısı yapacaklarını belirten Aslan, sadece eğitimde değil hayatın tüm alanlarında dinselleştirmenin yoğun olarak yaşandığını ve laiklikten, demokrasiden yana olan tüm kesimlerin buna karşı birlikte mücadele vermesi gerektiğini anlattı.

    “SADECE EĞİTİM DEĞİL, HAYATIMIZIN TÜM ALANLARI DİNSELLEŞTİRİLDİ”

    Alevi toplumunun yüzyıllardır maruz kaldığı inkar ve asimilasyon politikalarının bugün AKP iktidarıyla birlikte hala devam ettiğini ifade eden Aslan, AKP hükümetinin Alevilere dair farklı stratejik planlar organize ettiğini söyledi.

    Sadece eğitimin değil hayatımızın her alanının dinselleştirildiğini kaydeden Aslan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bugün evinizin içine kadar işleyen bir müdahale söz konusu. İzlediğiniz televizyon programlarından tutun da dizilere, şarkılara kadar bir müdahale var. Buralarda hep İslami ögeler ön plana çıkartılıyor. O İslami ögelerle bir baskı ve asimilasyon politikası uygulanıyor. Din dersleri ile ilgili Alevi kurumları yaklaşık 35 yıldır mücadele veriyor. Kimi zaman imza kampanyaları, kimi zaman oturma eylemleri, kimi zaman da eğitim öğretim yılları başladığında il ya da ilçe Milli Eğitim Müdürlüklerinin önlerinde açıklamalar yapıldı. Din derslerinin kaldırılması ile ilgili taleplerimizi her zaman dile getirdik. Hatta bu konu ile ilgili iç hukukumuzda ve uluslararası hukukta alınan kararlar var. Din ve vicdan özgürlüğüne aykırı bir müfredat olduğu konusunda bir karar olmasına rağmen AKP hükümeti buna kulaklarını tıkıyor.”

    “ HEM ALEVİ KURUMLARIYLA HEM DE BAŞKA KURUMLARLA GÖRÜŞECEĞİZ”

    Zorunlu din dersleri ile ilgili olarak Alevi kurumlarıyla ve bu konuda duyarlı diğer kesimlerle bir araya geleceklerini aktaran Aslan, “Zorunlu din dersleri ile ilgili mücadele konusunda Eylül ayında Alevi kurumları ile birlikte Hacıbektaş’ta bir araya geleceğiz. Sadece Türkiye’deki değil Avrupa’daki Alevi kurumlarıyla da bir araya geleceğiz. Orada Cumhuriyetin birinci yüz yılında neler yaşadık, verdiğimiz mücadelede neler kazandık, neler kaybettik ve Cumhuriyetin ikinci yüz yılında nasıl bir mücadele hattı izleyeceğiz, bunları konuşacağız. Bu toplantılar öncesinde de önümüzdeki hafta Eğitim-Sen başkanı ile bir görüşme yapmak istiyoruz” dedi.

    “BUGÜNE KADAR TOPLUMSAL BİR BİRLİKTELİK SAĞLANAMADI, DİN DERSİ DENİLİNCE HERKES SUSTU”

    “Zorunlu din dersleri ile ilgili Alevi toplumunun, Alevi kurumlarının vermiş olduğu mücadele maalesef yalnız bırakılıyor” diyen Aslan, şunları kaydetti:

    “Bu ülkede laik, bilimsel bir eğitim sadece Alevilerin sorunuymuş gibi algılanıyor ve Alevi toplumu bu konuda yalnız bırakılıyor. Sadece Eğitim-Sen değil, diğer laik, demokratik ve özgürlükten yana olan ve bu anlamda söylem geliştiren, mücadele ettiğini iddia eden tüm kesimler, yapılar maalesef din dersleri konusunda Alevileri her zaman yalnız bıraktı. Bugüne kadar toplumsal bir birliktelik sağlanamadı, din dersi denilince herkes sustu. Alevi kurumları, Alevi bireyleri bu anlamda mahkemelere gitti, davalar açtı. Ancak bu mahkemelerde, davalarda da Eğitim-Sen de dahil hiçbir kesimi yanımızda göremedik. Bir dönem laik ve bilimsel eğitim için Eğitim-Sen ile bir eylem planımız oldu. Orada da yine kitlesel olarak katılımı sadece Alevi kurumları yaptı. Diğer kesimler temsili anlamda katıldı.”

    “LAİK VE BİLİMSEL EĞİTİMDEN YANA OLAN HERKESİ YANIMIZDA GÖRMEK İSTERİZ”

    Eğitim-Sen ile zorunlu din dersleri konusunda bir görüşme yapacaklarını söyleyen Aslan, görüşmelerinde 2022-2023 eğitim öğretim yılında sadece din derslerini değil müfredatın tümünün dinselleştirilmesi konusunu konuşacaklarını belirtti.

    Laik ve demokratik bir ülkede eğitimin dinselleşmesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Aslan, “Ayrıca bilimsel ve laik bir eğitim öğretimin hayata geçirilmesi için bir çağrımız olacak. Bu çağrı sadece bir basın açıklaması, imza toplama ya da geçmişte kullanılan yöntemlerle ilgili olmayacak. Çünkü geçmişte yaptığımız bu tür yöntemlerden bir sonuç elde edemedik. Elde edemememizin sebebi de ülkeyi yöneten zihniyetin bize bakış açısıdır, ülkeyi yönetme şeklidir, sistemin ta kendisidir. Maalesef sistem bu konuda hala direnmeye devam ediyor ama biz de pes etmeyeceğiz. Yine bulunduğumuz her yerde yeni eğitim öğretim döneminde, laik ve bilimsel eğitimden yana olduğumuzu haykırmaya devam edeceğiz. Laiklikten, demokrasiden, özgürlükten olan tüm emek ve demokrasi güçleri, siyasi partilerin de yanımızda olmasını istiyoruz. Bugüne kadar tüm bu kesimleri yeterince yanımızda görmedik” diye belirtti.

    “DEVLET ELİYLE, DEVLET OKULLARINDA DİN EĞİTİMİ OLMAMALI”

    Eğitim-Sen ile görüştükten sonra önümüzdeki eğitim öğretim yılına dair bir mücadele hattı belirleyeceklerini söyleyen Aslan şunları aktardı:

    “Biz bu ülkede laik, demokratik ve bilimsel bir eğitim istiyoruz. Soran sorgulayan, ezbere dayalı olmayan, düşündüren bir eğitim sisteminden yanayız. O nedenle din dersi adı altında Alevilik de olsun, Alevilik okullarda anlatılsın diye bir talebimiz olmadı hiçbir zaman. Biz devletin dinden tamamen elini çekmesini istiyoruz. Devlet eliyle, devlet okullarında din eğitimi olmamalı. Eğer bir din eğitimi verilecekse okullarda dinler tarihi anlatılmalıdır, dinlerin felsefesi anlatılmalıdır. Bu ülkede tarikatlar, cemaatler cirit atıyor. Camilerde Kuran kursları veriliyor. Bunlar yetmiyormuş gibi bir de devlet kendi okullarında o inançtan olsun olmasın, kabul etsin etmesin herkese bir din empoze etmeye çalışılıyor. Devletin Anayasası’nda da laik, demokratik olduğu yazıyor ama pratikte öyle değil. Maalesef ülkemiz İslami içtihatlara göre yönetiliyor.

    “ALEVİLERE BİR GÜVENLİK MESELESİYMİŞ GİBİ YAKLAŞILIYOR”

    AKP son iki yıldır Alevilere farklı bir bakış açısı ortaya koymaya çalışıyor. İçişleri Bakanlığı bünyesinde oluşturulan bir komisyon Alevi derneklerini, cemevlerini ziyaret ediyor. Bu komisyon neden İçişleri Bakanlığı tarafından oluşturuluyor? Aleviler sanki bir güvenlik meselesiymiş gibi davranılıyor. Bu Aleviler açısından kırıcı bir davranış. Aleviler bu ülkenin güvenlik sorunu değildir. Alevilerin talepleri ortada ve bu talepler en az 35 yıldır dile getiriliyor. Bu talepleri sağır sultan bile duydu. Devletin ya da AKP’nin genlerinde Alevilere ilişkin  bir çözüm üretme, Alevilerin taleplerini yerine getirme gibi bir durumun olmadığını gördük. AKP makul Alevi yaratmak istiyor. Aleviliği kendilerine göre dizayn etmeye, tanımlamaya çalışıyorlar. Ilımlı İslam deniyor ya şimdi de ılımlı Alevi yaratmaya çalışıyorlar.

    “ALEVİLER BU ÜLKENİN VATANDAŞI DEĞİLMİŞ GİBİ DAVRANILIYOR”

    Son dönemde kamuoyuna yansıyan cemevlerinin elektrik suyunu ödeyelim, personelinin maaşını ödeyelim, başka ihtiyaçları varsa maddi anlamda karşılayalım deniyor. Bununla örgütlenmeyen, taleplerini dile getirmeyen, sesini çıkartmayan bir Alevi toplumu yaratılmak isteniyor. Din dersleri konusunu biz her fırsatta dile getiriyoruz. Alevilerin sorunu ve talepleri yol, su, maaş, çatı onarımı, çevre düzenlemesi değil. Aleviler sizden bunu istemiyor. Aleviler bu ülkenin vatandaşı değilmiş gibi davranılıyor. Devlet bunları kendi vatandaşına yapmak zorunda. Yurttaşlar olarak vergi veriyoruz. Bunun karşılığında yol yapılması, çevre düzenlemesi ya da başka tadilat, tamiratın yapılması bir lütufmuş gibi sunulamaz. Bugün samimiyetten uzak, inkarcı, yok sayma politikasını devam ettiren, tekçi bir anlayış var karşımızda. Bizim size verdiklerimizle yetinin diyen bir anlayış var. Aleviler en başta bu ülkede eşit yurttaşlık istiyor. Eşit yurttaşlık da bu topraklarda yaşayan tüm halkların, tüm inançların, özgürce yaşamasını sağlayacak tek maddedir.”

    “ALEVİLERİN DİN DERSLERİNE DAİR HAYKIRIŞLARINI YALNIZ BIRAKMAMALARI GEREKİYOR”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan,”Bu ülkede laik ve bilimsel eğitimden yana olan her vicdan sahibi bireyin, kurumun, demokrasi güçlerinin, siyasi partilerin, özellikle Alevilerin din derslerine dair haykırışlarını yalnız bırakmamaları gerekiyor” dedi.

    Aslan, “Eğitim Sen’e çağrıda bulunarak, şunları söyledi:

    “Bu ülkede gerçekten laiklikten ve demokrasiden yanaysak, tüm farklılıklarla bir arada yaşamak istiyorsak, ana dilde eğitim talebini nasıl savunuyorsak, Alevilerin din derslerinin kaldırılması taleplerine de sahip çıkmasını istiyoruz. Umarım önümüzdeki dönemde birlikte mücadeleyi başarırız ve bu haykırışımıza herkes bir ses verir.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Şair-Akademisyen Karakaya: Alevi çocukları için sesimizi çıkarıyoruz, bu az şey değil

    Şair-Akademisyen Karakaya: Alevi çocukları için sesimizi çıkarıyoruz, bu az şey değil

    PİRHA- Şair-Akademisyen Abbas Karakaya, ana sınıfına da din derslerinin getirilmek istenmesine karşı yürütülen kampanyayı ve Kadıköy’de yapılan Demokrasi be Laiklik Buluşmasın’nı değerlendirdi. Karakaya, “Kampanya, lafı eğip bükmeden ‘laiklik, laik eğitim istiyoruz’ dedi. Özellikle de Alevi çocukları için sesimizi çıkardık, sesimizi çıkarmaya çalıştık, çalışıyoruz. Bunun onuru ve sevinci az şey değil” dedi. 

    Şair-Akademisyen Abbas Karakaya, 27 Şubat’ta İstanbul Kadıköy’de Demokrasi ve Laiklik Buluşması’nı PİRHA‘ya değerlendirdi.

    Aynı zamanda kampanyanın yürütücülerinden olan Karakaya, buluşmanın 28 Aralık 2021’de başlatılan ‘Ana sınıflarında zorunlu din dersi bir faciadır’ başlıklı kampanyanın bir ara durağı olduğunu belirterek, mücadelenin süreceğini söyledi.

    “BU BİR TABAN HAREKETİ”

    Bu kampanyanın bir ‘taban hareketidir’ olduğunu vurgulayan Karakaya, “1-3 Aralık 2021’deki 20. MEB şurasından çıkan ‘ana sınıflarına zorunlu din dersi (ZDD)’ tavsiye kararına karşı bir cevap, tepki olarak başlamıştır. 28 Aralık 2021’de yayımlanan, imzaya açılan metinle kampanya başlatılmıştır. Aralık 2021’deki şuranın kapanışında Milli Eğitim Bakanı 3 Mart 2022’de şurada alınan kararlar hakkında açıklama yapacağını; kararların kesinleşmesi yönünde ne adımlar atıldığına dair toplantı yapacağını söyledi. Biz de bu tarihten önce bir sokak etkinliğiyle MEB’e seslenmek istedik” dedi.

    MEB 20. Şurası’nın anaokullarına zorunlu din dersi tavsiye kararına Alevi kurumları da dâhil kimsenin ses çıkarmadığı için bu kampanyanın başlatıldığını belirten Karakaya, “Bu fecaat karara karşı çıkmak, bir şey yapmak istedik. Kimseden ses gelmeyince bir şey yapalım dedik. Kurumlardaki susma hali bizi harekete geçirdi” ifadelerini kullandı.

    Kampanyanın amaçlarından birinin zorunlu din derslerine karşı mücadeleyi ortaklaştırmak, Alevi olmayanları da bu işin içine katmak olduğunu ifade eden Abbas Karakaya, şöyle devam etti:

    “Bu kampanya bütün olumsuzluklara rağmen ses çıkarmaya devam etti, edecek. Laikliğin neredeyse ayıplı bir söz mertebesine indirildiği, siyasi partilerin ağızlarına almaktan kaçındığı bir konjonktürde bu kampanya lafı eğip bükmeden ‘laiklik, laik eğitim istiyoruz’ dedi. Eğitim- Sen’i, Veli-Der başta olmak üzere bir dizi STK ve sendikayı yanına alarak. Bu sendikalar, Alevi kurumları zayıf bir temsiliyet gösterdiyseler ne diyelim? Şansızlık. Çağrıcı kurumların nedense gönülsüzlükleri, gönülden sahiplenmemeleri vardı. Ancak, kampanya yürütücüleri olarak kendimize daha mütevazı bir ara durak, eylem de seçebilirdik.

    “ALEVİ ÇOCUKALR İÇİN SESİMİZİ ÇIKARDIK”

    Her şeye rağmen bu kampanyanın, daha 27 Şubat Kadıköy’e gelmeden önce etkileri ve sonuçları oldu. Kartal Cemevi’nde, o zamana kadar pek de bir araya gelmeyen Alevi kurumlarını bir araya getirdi. O bir araya gelmeden, yani basına açık toplantıdan hukuk komisyonu kurma, 27 Şubat’tan sonra iki toplantı düzenleme kararları da çıktı. Bunlar bu kampanyanın esinti ve etkilerindendi. Evet, Alevi olmayanları işe katmakta başarılı olamadık ama Alevi kurumlarında bir hareketlenme başlattık. Sonuç olarak, hiçbir şey yapamadıysak bile bu ülkenin, özellikle de Alevi çocukları için sesimizi çıkardık, sesimizi çıkarmaya çalıştık, çalışıyoruz. Bunun onuru, küçük gururu ve sevinci az şey değil.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • KESK’ten, zorunlu din dersine karşı 27 Şubat buluşmasına kitlesel katılım çağrısı-VİDEO

    KESK’ten, zorunlu din dersine karşı 27 Şubat buluşmasına kitlesel katılım çağrısı-VİDEO

    PİRHA-KESK Eş Genel Başkanları Mehmet Bozgeyik ve Şükran Kablan Yeşil, zorunlu din derslerine karşı 27 Şubat’ta Kadıköy’de yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptılar. Din derslerinin bilimsel eğitimden uzak olduğunu vurgulayan KESK yöneticileri, “Gerçek anlamda demokrasiden, eğitimin özerkliğinden yana olan herkes bu mücadelenin bir parçası olmalı” dedi. Her iki eş genel başkan da Alevilerin asimile edildiğine dikkat çekti.

    Zorunlu din derslerinin kaldırılması için Demokrasi Konferansı bileşenlerinden Aleviler öncülüğünde 28 Aralık’ta başlatılan imza kampanyası devam ederken, 27 Şubat’ta İstanbul’da ‘Demokrasi ve Laiklik’ buluşması gerçekleştirilecek.

    Zorunlu din derslerinin 4-6 yaşındaki çocuklara da verilmek istenmesine karşı mücadele eden örgütlere Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’ndan da (KESK) destek geldi.

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, İstanbul Kadıköy Meydanı’nda yapılacak eyleme kitlesel katılım göstereceklerini belirtti. Bozgeyik, din dersi dayatmasının 4 + 4 + 4 eğitim sistemi ile birlikte daha da yoğunlaştığına dikkat çekerek, Türkiye’deki farklı inanç kesimlerinin görmezden gelindiğini belirtti.

    “DEVLET, FARKLI İNANÇ KESİMLERİNE DAYATMADA BULUNUYOR”

    Bozgeyik, 1 Aralık 2021’de yapılan 20. Milli Eğitim Şurası’nda gündeme gelen “Okul öncesi sınıflar için din eğitimi” önerisinin pedagojiye aykırı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

    “AKP iktidarı zaten 2002 yılından bu yana tek tipçi, Türk-İslam sentezci, eğitim alanında ve de toplumsal yaşamda asimilasyona dayalı politikaları Alevilerin, Kürtlerin farklı inanç ve mezhepte olan kesimlere dayatmada bulunuyor. Bu nedenle de biz, kurulduğumuz günden bu yana hem eğitim hem de kamu alanında bilimsel, nitelikli eğitimin anadilinde, özgürlükçü, laiklik çerçevesinde, din derslerinin zorunlu olmaktan çıkartılması gerektiğini ifade ediyoruz. Sendikalarımızın geçmişte zorunlu din dersleri uygulamasını bilimsel olmadığına yönelik birçok değerlendirmesi var. Bugün Avrupa’daki eğitim sistemine baktığımızda Avrupa toplumunda da farklı kimliklerden inançlardan yurttaşlar var ancak oralardaki eğitim sisteminde bir dinselleştirme olmadığını görüyoruz. Sonuçta inanç, kişiyle inandığı ritüel arasında olan bir ilişkidir.

    “27 ŞUBAT’TA MİTİNGE ETKİN ŞEKİLDE KATILACAĞIZ”

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin de daha önce zorunlu din dersinin kaldırılmasına ilişkin kararları vardı. Maalesef bakanlık, bir hülle ile müfredatta 1-2 sözcüğü değiştirerek sanki mahkemenin kararı doğrultusunda bir değişiklik yaptı imajı yarattı. Bu açıdan Türkiye’deki Alevi örgütleri ve demokratik, nitelikli, kamusal, özgürlükçü, anadilinde eğitimden yana olan tüm kesimlerle birlikte 27 Şubat’ta Kadıköy’de buluşacağız. Orada bu talepler güçlü bir şekilde ifade edilecek. Biz de KESK olarak İstanbul Şubeler Platformu ve Eğitim Sen’in İstanbul’daki 9 şubesi ve KESK’e bağlı diğer iş kollarımız ve üyelerimizle 27 Şubat’taki buluşmaya etkin olarak katılım çağrısını da yapmak istiyorum.”

    “BU ÖZLEMİ DUYAN SADECE ALEVİ YURTTAŞLAR DEĞİL”

    KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil ise “Ülkede yaşayan Alevi yurttaşlarımız uzun yıllardır yok sayılmanın ve inançlarını özgürce yaşayamamanın baskısı altında yaşamlarını devam ettiriyorlar” diyerek süren asimilasyona dikkat çekti.

    Yeşil, AKP iktidarının, Sünni mezhebini ön plana çıkartan ve “Kindar-dindar bir nesil” yetiştirme ideolojisinde ısrar ettiğini belirterek şunları aktardı:

    “AKP, ülkedeki farklı inançların, başta Alevi yurttaşların olmak üzere varlıklarına dönük sürekli saldırılar gerçekleştirdi. Bunun en temel yaşama geçiriliş alanı, eğitim alanındaki ideolojik dönüşüm politikalarıydı. Sadece 20. Şura’da 4-6 yaş okul öncesine dönük din eğitimini zorunlu hale getirme kararından çok daha önce bildiğiniz üzere imam hatipleşmenin, 4 + 4 + 4 eğitim sistemindeki uygulamayla da bu yurttaşların yok sayılması söz konusuydu. Demokrasi Konferansı bileşenleri de haklı olarak eşit yurttaşlık temelinde, ‘Özgür bir toplum için laik ve bilimsel bir eğitim istiyoruz’ şiarıyla imza kampanyası başlattı. Bu anlamda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Alevi yurttaşların, zorunlu din dersinin kaldırılması ve çocukların muaf tutulmasına dönük yaptıkları başvuru çerçevesinde verdikleri lehte kararlar var. AKP iktidarı yıllardır bu kararları görmezden gelmekte. Dolayısıyla ülkedeki Alevi yurttaşlar, inançlarını özgürce yaşayabilecekleri, laikliğin esas alındığı, tek bir mezhebin ve dinin dayatılmadığı bir eğitim sistemi içerisinde kendi inançlarıyla yaşayabilecekleri bir toplum istiyor. Bu özlemi duyan sadece Alevi yurttaşlar değil; bu ülkede yaşayan ve ülkenin gerçek anlamda demokrasiden, eğitimin bilimselliğinden, eğitimin özerkliğinden yana olan herkes ve biz de KESK olarak bu mücadelenin bir parçasıyız. Çünkü özgürlüklerin önünü ne kadar açarsak eşit yurttaşlık temelinde birlikte yaşamın da var olacağı bir ülkeyi inşa etmiş oluruz. Bu anlamda bizde KESK olarak bu sürecin bir parçası, bileşeni olarak 27 Şubat’ta Kadıköy’de olacağız. AKP iktidarının, uluslararası sözleşmelere, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin mevcut kararlarını hayata geçirmesi için taleplerimizi dillendireceğiz. Pedagojik olarak hiç uygun olmayan din dersi uygulamasına bir an önce son verilmesini talep edeceğiz.”

    EREN GÜVEN/ANKARA

  • ‘Sürekli inşaat yapmak yerine zorunlu din dersiyle mücadeleye zaman harcamalıyız’-VİDEO

    ‘Sürekli inşaat yapmak yerine zorunlu din dersiyle mücadeleye zaman harcamalıyız’-VİDEO

    PİRHA-Zorunlu din dersleri ile 4-6 yaş grubundaki çocuklara din dersi verilmesi kararına tepki gösteren Şahkulu Sultan Dergâhı Başkanı Mehmet Çamur, zorunlu din derslerinin kaldırılma talebinin Alevi örgütlerinin gündeminde olması gerektiğini söyledi. Çamur, “Zorunlu din dersleri mevzusunu gündemde tutmak, dile getirmek zorundayız. Sürekli inşaat yapma isteği ve parasal konularla uğraşacağımıza, zamanımızın büyük bölümünü bu konuya harcayalım” dedi.

    İstanbul’da bulunan Şahkulu Sultan Dergâhı Başkanı Mehmet Çamur, zorunlu din dersleri ile 4-6 yaş grubundaki çocuklara din dersi verilmesi kararına ilişkin PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu.

    Zorunlu din derslerini, “İnsan hak ve hürriyetlerine vurulan büyük bir darbe” olarak yorumlayan Çamur, “Zorunlu din derslerinin kaldırılması talebi Alevi örgütlerinin gündeminden düşmüş gibi. Bu konuda gerekli mücadele de verilmiyor. Anlaşılması zor bir durum. Sürekli inşaat yapma isteği ve parasal konularla uğraşacağımıza, zamanımızın büyük bölümünü bu konuya harcayalım” diye konuştu.

    “ZORUNLU DİN DERSİ, İNSAN HAK VE HÜRRİYETLERİNE VURULAN BÜYÜK BİR DARBEDİR”

    Çamur, zorunlu din derslerinin sürekli gündeme getirilmesi gerektiğini kaydederken; şunları söyledi:

    “Zorunlu din dersleri, insan hak ve hürriyetlerine büyük bir darbedir. Hiçbir laik ülkede, (tabi elde laiklikten bir şey kaldıysa) egemen inancın din derslerini başka inançtaki insanlara öğretmek, Anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. İnsan hak ve özgürlüklerine saygısızlık, hiçe saymaktır. Ben bu toplumda yaşayan herkes gibi aynı şeyleri düşünmeyebilirim. Farklı düşünebilirim. Bu toplumda farklı inançlara mensup insanlar yaşamaktadır. Nasıl olur da, egemen dini inancın kurallarını çocuklarımıza zorla öğretebilirler? Çocuk okulda aldığı bilgileri, evinde annesi ile babasına soruyor; onlar ise yanıtlamıyorlar. Hatta o çocuk gördüğü din dersinin ardından annesinin elini dahi sıkmıyor. Niye? Günahtır diye… Böyle bir şey olabilir mi? Çok üzgünüm.”

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİNİN GÜNDEMİNDEN DÜŞTÜ”

    “Zorunlu din derslerinin kaldırılması talebi Alevi örgütlerinin gündeminden düşmüş gibi” diyen Mehmet Çamur, “Bu konuda gerekli mücadele de verilmiyor. Anlaşılması zor bir durum. Bırakın zorunlu din dersini kaldırmayı, okul öncesi çocuklara din dersleri verilmeye kalkışılıyor. Milli Eğitim şurasında bu karar alındı. 4 yaşındaki çocuk nasıl algılayacak bunu? Bunu savunanlar, “Ağaç yaş iken eğilir” diyorlar. Doğrudur. Kendilerine biat eden, sormayan, sorgulamayan, araştırmayan, her denileni ‘Eyvallah’ deyip kabul eden nesiller yetiştirilmeye çalışılıyor” ifadelerini kullandı.

    Şahkulu Sultan Dergâhı Başkanı Mehmet Çamur, Alevi örgütlerine çok büyük bir görev düştüğünü belirterek, şunları kaydetti:

    “En azından cemevlerimizde kitapçıklar bastıralım. Aleviliği anlatan, temel ritüellerini, ulularını tanıtan kitapçıklar yayımlayalım. Zorunlu din dersleri mevzusunu gündemde tutmak, dile getirmek zorundayız. Sürekli inşaat yapma isteği ve parasal konularla uğraşacağımıza, zamanımızın büyük bölümünü bu konuya harcayalım. Zorunlu din dersleri derhal kaldırılmalıdır. En azından seçmeli duruma getirilmelidir.”

    Rıza ŞEKER – Barış KOP / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    > Öker’den kampanyaya destek çağrısı: Şeriatın taşlarının döşenmesi hepimizi vuracak-VİDEO
    > Doç. Dr. Karakaya: Zorunlu din dersi kaba bir asimilasyon aracıdır, hak ihlalidir-VİDEO
    > AVF Genel Başkanı Doğan: Ana sınıfında din dersi çocukta korku ve kaygı yaratır-VİDEO
    > Kampanya 4. gününde: Milli Eğitim Bakanlığı kararını geri çekmelidir-VİDEO
    > Zorunlu din dersine karşı başlatılan kampanya 3. gününde-VİDEO
    > Demokrasi güçlerinden büyük kampanya: Ana sınıfında din eğitimi faciadır; asimilasyona hayır!
    > Kampanya 8. gününde: Zorunlu din dersleri ile asimilasyona hayır

  • Yazar Yalgın ve Sayın’dan ana sınıfına din dersi konulmasına tepki: Bu sinsice bir tuzaktır- VİDEO

    Yazar Yalgın ve Sayın’dan ana sınıfına din dersi konulmasına tepki: Bu sinsice bir tuzaktır- VİDEO

    PİRHA-Demokrasi Konferansı Bileşeni olan Aleviler öncülüğünde demokrasi güçlerinin, ana sınıfına kadar zorunlu din dersinin dayatılmasına karşı başlattığı kampanyaya 15. gününde sürüyor. Kampanyaya ilişkin konuşan Araştırmacı-Yazar Erdoğan Yalgın ve Yazar Nadir Sayın, “Okullarda zorunlu din derslerinin verilmesi, antidemokratiktir, hüminal akla karşı kurulmuş sinsice bir tuzaktır. Bundan vazgeçilmelidir” dedi.

    Demokrasi Konferansı Bileşeni olan Aleviler öncülüğünde demokrasi güçlerinin, ana sınıfına kadar indirilmek istenen zorunlu din dersine karşı “Eşit yurttaşlık temelinde özgür bir toplum için laik ve bilimsel bir eğitim istiyoruz” başlığıyla 28 Aralık 2021’de başlattıkları imza kampanyası sürüyor.

    Başta Türkiye’de olmak üzere Avrupa’da ve Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan Alevi çatı örgütleri ve şubeleri, Alevi yurttaşlar, aydınlar, sanatçılar, gazeteciler, demokratik kitle örgütlerinin, bazı siyasi partilerin büyük destek verdiği kampanya 3 Mart 2022’ye kadar devam edecek.

    Kampanyayı yürütenler ve destek verenler paylaştıkları kısa videolarla zorunlu din dersinin kaldırılmasını ve laik bir eğitim sisteminin getirilmesini istiyor.

    “OKULLARDA ZORUNLU DİN DERSLERİ KILIFI ALTINDA BAŞKA BİR DİN DAYATILAMAZ”

    Araştırmacı-Yazar Erdoğan Yalgın, kampanya kapsamında yaptığı konuşmada, “Alevilerin kendi kültürel yapıları içerisinde asırlardan beri yaşattıkları kendilerine özgü bir inançları vardır. Alevilik inancı hiçbir dinin içerisinde ele alınamaz, hiçbir dine monte edilemez, hiçbir dinin mezhebi, tarikatı, ekolü değildir. Alevilik inancı kendine özgü, insan ve doğa eksenli, aklı önceleyen bir inançtır. Alevi çocuklarına okullarda zorunlu din dersleri kılıfı altında başka bir din dayatılamaz, enjekte edilemez. Bu bir insanlık suçudur. Okullarda zorunlu din dersleri verilmesi, başta laiklik ilkesine, insan hak ve hürriyetlerine aykırıdır. Okullarda zorunlu din derslerinin verilmesi, çocuk ile ebeveynleri arasında travmatik sonuçlara neden olmaktadır. Okullarda zorunlu din derslerinin verilmesi, antidemokratiktir, hüminal akla karşı kurulmuş sinsice bir tuzaktır. Bundan vazgeçilmelidir” dedi.

    “ZORUNLU DİN DERSLERİ HEMEN KALDIRILMALIDIR, KESİNLİKLE MÜSADE ETMEYECEĞİZ”

    Yazar Nadir Sayın ise yaptığı konuşmada şunları aktardı:

    “Laiklik ilkesini anayasasında belirten, din ve devlet işlerinin ayrı olduğunu beyan eden bir ülkede, eğitiminin hiçbir dalında, kolunda, sürecinde olmaması gereken bir uygulamadır. Zorunlu din dersleri hemen kaldırılmalıdır. Bu İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da onanmıştır. Bizim çocuklarımızın daha körpe çağlarında eğitim öncesi zorunlu din derslerine tabii tutulması kabul edilemez. Milyonlara varan Alevinin pedagojik gelişmelerine büyük engel teşkil edeceği görüşündeyiz. Binlere varan demokratik sivil toplum örgütleriyle sonuna kadar mücadelemizin verileceğinin bilinmesini isteriz. Bu uygulamaya kesinlikle müsaade etmeyeceğiz.”

    Kampanyayı destekleyen kurumlar ve kişiler şunlar:

    ALEVİ ÇATI KURUMLARI

    – Alevi Bektaşi Federasyonu

    – Alevi Dernekleri Federasyonu

    -Alevi Vakıflar Federasyonu

    – Alevi Kültür Dernekleri

    – Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu

    – Avusturalya Alevi Bektaşi Federasyonu

    -Amerika Alevi Kurumları (Pir Sultan Abdal Culturel Association Washington D.C.

    – Winwest Alevi Cultural Center, -Pir Sultan Abdal Cultural Associates, USA)

    -Demokratik Alevi Dernekleri (DAD)

    -Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı

    -Karadeniz Alevi Bektaşi Federasyonu

    – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği

    -Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu

    DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ VE SİYASİ PARTİLER

    -Adam -Der

    -AKA -DER

    -Alevi Gazetesi

    – Anadolu Kadın Hareketi

    – Antakya Çağdaş Sanat Derneği

    -Antakya Kırkyama Kadın Dayanışması

    -Antakya Mesreh el Emel Arapça Tiyatro Grubu

    -Antalya Kadın Danışma Ve Dayanışma Derneği

    -Antalya Kadın Platformu

    – Antikapitalist Müslümanlar

    -Avcılar Kültür Sanat Derneği

    -CHP Manisa Yunusemre ilçe Örgütü

    -Çağdaş Hukukçular Derneği

    – Çekmeköy Dayanışma Derneği

    -Çipil Köyü Derneği

    – Demokrasi Konferansı Bileşenleri

    – Demokrasi İçin Birlik

    – Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF)

    – Divriği Kültür Derneği

    -Dostluk Yardımlaşma Vakfı – Kırklareli İl Temsilciliği

    -EMEK Partisi

    -EMEK Partisi Erzincan İl Örgütü

    – EMEK Partisi Manisa İl Örgütü

    -Emek partisi Tarsus İlçe Örgütü

    – EŞİTİZ-Eşitlik İzleme Kadın Grubu

    -HDP Antalya İl Örgütü

    -HDP Antalya Kadın Meclisi

    -HDP Aydın Il örgütü

    -Hdp Kırklareli İl Örgütü ve Merkez İlçe

    – Halkevleri

    -İnsan Hakları Derneği (İHD)

    -İHD Aydın Şubesi

    -İHD Balıkesir Şubesi

    – İHD İzmir Şubesi

    -İstanbul Barosu Çağdaş Avukatlar Grubu (ÇAG)

    – Jineps Gazetesi

    – Kadın Partisi

    -Kaldıraç

    -Kangal Karakurt Köyü Derneği

    – Kırmızı Biber Derneği

    – Kırklareli Tabip Odası

    – Kuzeyin Emekçi Kadınları Girişimi

    – Lüleburgaz BEŞİKTAŞ Taraftarlar Derneği

    -Lüleburgaz Kadın Platformu

    -Masource (Fransa Alevi İşverenler Birliği )

    -Mersin 68’liler Derneği

    – Nor Zatronk

    -Nurhak Anadolu Kültür Evi Nake Creil

    -ODAK Dergisi

    -Ortak Yaşamı Geliştirme Vakfı

    -PirHaber

    -SAHHAD (Sağlık Hakkı ve Hasta  Hakları Derneği Manisa)

    -Silivri Demokrasi Platformu

    -SODAP (Sosyalist Dayanışma Derneği)

    -Sol Parti Borçka

    -Sol Parti Kırklareli il ve Merkez ilçe

    -Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu

    -TİP Manisa İl Örgütü

    -TİP Tarsus İlçe Örgütü

    -Tokat Almus Armutalan Köy Derneği

    -Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP)

    -Tüm Tok Der

    -Türkiye İşçi Partisi Kırklareli İl Örgütü

    -Türkiye İşçi Partisi Tarsus İlçe Örgütü

    -Yeşil Sol Parti Aydın İl Başkanlığı

    -Yeşil Sol Parti Kırklareli İl ve Merkez İlçe

    – Veli-Der

     

    SENDİKALAR

    – KESK

    – EĞİTİM SEN

    -TÜM -BEL SEN Genel Merkez

    -DİSK EMEKLİ-SEN Kırklareli Şubesi

    -BES Aydın Şube

    -BES Manisa Şube

    -Eğitim-sen Aydın Şubesi

    -Eğitim Sen Erzincan Şubesi

    – Egitim Sen Kirklareli Şubesi

    -Eğitim Sen Manisa Şubesi

    – Genel İş Sendikası Trakya Şubesi

    -SES Kırklareli Temsilciliği

    -SES Manisa Şubesi

    -Tarımorkam sen Kırklareli İl Temsilciliği

    -Tüm Emekliler Sendikası  Kırklareli Şube

    -Tüm Emekli-Sen Manisa Temsilciliği

    -TMMOB Kırklareli İl Koordinasyon Kurulu

    -Yapı Yol Sen Kırklareli iİ Temsilciliği

     

    SİYASETÇİLER 

    -Adnan SOYLU (Sol Parti Bartın İL Başkanı)

    -Ali İbrahim TUTU (19. Dönem Milletvekili)

    -Ali GÖK (CHP Manisa İl Başkanı)

    -Ali KENANOĞLU (HDP İstanbul Milletvekili)

    -Ali Şeker (CHP İstanbul Milletvekili)

    – Ali YILDIRIM ( HDP Elazığ İl Eş Başkanı)

     Ahmet ŞIK (TİP  İstanbul Milletvekili

    -Ayfer DEMİREL (HDP PM)

    -Barış ATAY (TİP Hatay Milletvekili)

    – Cemal YAKICI ( Sol Parti Şehzadeler İlçe Bşk.)

    -Dilşad Canbaz KAYA (HDP İstanbul Milletvekili)

    – Faik ALTIN  (HDP Tarsus İlçe Eş Başkanı)

    -Feleknaz UCA (HDP Batman Milletvekili)

    – Haydar Polat (Emek Partisi Erzincan İl Örgütü Başkanı)

    -Hüseyin AYGÜN (24.Dönem CHP Tunceli Milletvekili)

    -Hüseyin ÇAMAK (25., 26. Dönem CHP Mersin Milletvekili)

    -İbrahim KASUN (HDP Dersim Eş başkanı)

    -İsmet SÖZER  (HDP PM )

    -Kemal BÜLBÜL (HDP Antalya Milletvekili)

    -Mehmet TÜM (25. , 26. Dönem CHP Balıkesir Milletvekili)

    -Mehmet KAÇMAZ (SOL Parti Aydın İl Örgütü Yönetim Kurulu Üyesi)

    -Musa ÇAM (24. Dönem CHP Milletvekili )

    -Murat ÇEPNİ  ( HDP İzmir Milletvekili

    -Murat ÇELİKER  (CHP Tarsus İlçe YK)

    -Müslüm SARI (24. Dönem CHP İstanbul Milletvekili)

    -Nesimi ADAY (HDP Halklar ve İnançlar Kom. Sözcüsü)

    -Nusrat YEŞİL (HDP Dersim Eş başkanı)

    -Orhan SARIBAL(CHP Bursa Milletvekili)

    -Oya ERSOY (HDP İstanbul Milletvekili)

    -Özgür KARABAT (CHP İstanbul Milletvekili)

    -Perihan KOCA (TÖP Sözcüsü)

    -Rıdvan TURAN (HDP Mersin Milletvekili)

    -Saliha Sera KADIGİL SÜTLÜ (TİP İstanbul Milletvekili)

    -Sedat SOYELÇİN (CHP Kırklareli İl Yöneticisi )

    – Semih BALABAN ( CHP Manisa İl BaşK.)

    -Serkan Karayel (EMEK Partisi Tarsus İlçe Başkanı)

    -Serpil KEMALBAY (HDP İzmir Milletvekili)

    -Selma GÜRKAN (EMEP Genel Bşk. Yrd.)

    -Süleyman Solmaz, (CHP Beyoğlu Meclis üyesi)

    -Şerif DEMİREL (EMEK Partisi Malatya İl Örgütü Bşk.)

    -Tevfik KAÇAR (HDP PM Üyesi)

    -Tur Yıldız BİÇER (25., 26. Dönem CHP  Manisa Milletvekili)

    Turabi KAYAN (CHP Kırklareli Milletvekili)

    -Yıldırım KAYA ( CHP Ankara Milletvekili)

    -Zeynel ÖZEN (HDP İstanbul Milletvekili)

    SANATÇILAR

    – Ali ÇAĞAN  (Halk Ozanı)

    – Ali Ekber EREN (Müzisyen)

    – Arif SAĞ (Sanatçı)

    -Aşık Alican (Ali Can Yıldırım)

    – Ayfer DÜZDAŞ (Müzisyen)

    -Belkıs AKKALE (Sanatçı)

    -Burhan ŞEŞEN (Sanatçı)

    -Deste GÜNAYDIN (Sanatçı)

    -Edip AKBAYRAM (Sanatçı)

    -Ercan YOLKULU (Sanatçı)

    – Erdal ERZİNCAN (Sanatçı)

    -Esra ÖZTÜRK (Sanatçı, Akademisyen)

    – Gani PEKŞEN (Sanatçı, Akademisyen)

    -Gülşen ALTUN (Sanatçı)

    -Hakan TOSUN (Belgesel Yönetmeni)

    – Haluk ÜNAL (Film Yönetmeni-Yazar)

    – Hasan Ali (Sanatçı)

    – Hüseyin AYDIN (Müzisyen, Senarist, Yönetmen)

    – Hüseyin TURAN (Sanatçı)

    – Hilal NESİN (Sanatçı)

    -İbrahim AYHAN (Mimar)

    -İbrahim KARACA (Şair)

    -Kemal KAHRAMAN (Sanatçı)

    – Kutsal EVCİMEN(Sanatçı)

    -Mazlum ÇETİNKAYA (Şair)

    -Mehmet GÜMÜŞ (Sanatçı)

    – Mercan ERZİNCAN ( Sanatçı )

    – Metin KARATAŞ (Sanatçı)

    -Metin KAHRAMAN (Sanatçı)

    – Muharrem TEMİZ (Sanatçı)

    -Murat MUSLU (Oyuncu)

    -Mustafa IŞIK (Şair, Yazar, Ressam)

    – Mustafa ÖZARSLAN (Sanatçı)

    -Necati ŞAHİN (Sanat Yönetmeni)

    – Nilgün KIVIRCIK (Mimar)

    -Onur AKIN (Sanatçı)

    – Pınar AYDINLAR (Sanatçı)

    -Ruhi KARADAĞ (Film Yönetmeni)

    – Samiye DEMİR (Sanatçı)

    -Sedat AKIN (Reklamcı)

    -Sertaç DEMİR (Sanatçı)

    -Serap YAĞIZ (Sanatçı)

    -Sinan GÜNGÖR (Sanatçı)

    -Şenol AKDAĞ (Sanatçı)

    -Şenol GÜNGÖR (Senarist,Film Yapımcısı)

    -Şevda Çelebi ÇİÇEK (Halk Ozanı)

    -Taner ÖZDEMİR (Sanatçı)

    -Tunç ÜVENDİRE (Fotoğraf Sanatçısı)

    -Turan ALICI (SANATÇI)

    – Tolga SAĞ (Sanatçı)

    -Yolcu BİLGİNÇ

    -Yılmaz ÇELİK (Sanatçı)

    – Zeki GÜMÜŞ (Şair)

    – Zeynel DEMİR (Sanatçı)

     

    AKADEMİSYENLER

    -Abdullah KÖKTÜRK (Akademisyen)

    -Ahmet Kerim GÜLTEKİN (Akademisyen)

    -Ayça ALEMDAROĞLU (Akademisyen)

    – Ayfer KARAKAYA (Akademisyen)

    – Bedriye POYRAZ (Akademisyen )

    -Erol KÖROĞLU (Akademisyen)

    -Gülser KAYIR (Akademisyen)

    -Hasan DEMİRTAŞ (Prof. Dr.)

    -Hülya DOĞAN (Akademisyen)

    -Kağan İŞMEN (Öğretim Üyesi )

    -Kudret Nezir YUNUSOĞLU (Akademisyen)

    – Mustafa ŞENER (Akademisyen)

    – Mustafa DURMUŞ (Prof.Dr)

    – Necla KURUL (Prof. Dr)

    – Neşe ÖZGEN (Akademisyen)

    -Osman OKKAN (Yazar)

    – Özlem ALTIOK (Sosyolog)

    -Selim Sırrı KURU (Akademisyen )

    -Semiha ÖZALP (Akademisyen)

    -Serdar KANDİL (Akademisyen)

    -Sibel TATAR KARAKAYA (Akademisyen)

    -Suad Sakallı GÜMÜŞ ( Akademisyen, ABD)

    – Ümit ÇETİN (Akademisyen)

    -Yılmaz KAHRAMAN (Akademisyen)

    -Zeynep ALTIOK (Akademisyen)

    -Zeliha ALTUNTAŞ (Akademisyen, Yazar)

    -Zehra F. KABASAKAL ARAT (Prof. Dr.)

     

    GAZETECİ VE YAZARLAR

    -Abbas KARAKAYA (Yazar)

    – Abbas TAN (Yazar)

    – Ali BALKIZ (Yazar)

    -Ali Rıza Şimşek (Yayıncı)

    -Ali KÖYLÜCE /Eğitimci/Yazar)

    -Ali YILDIRIM (İlahiyatçı, Yazar)

    -Ahmet AYDIN (Yazar)

    -Ahmet KANBAL (Gazeteci)

    – Ahmet KOÇAK (Yazar)

    -Ahmet SIÇRAMAZ

    -Arif TEKİN (İslam araştırmacısı- Yazar)

    -Ayhan AYDIN (Yazar)

    – Ayşegül DEVECİOĞLU (Yazar)

    -Azat SAĞNIÇ (Yazar)

    -Aziz TUNÇ (Yazar)

    -Cebrail ARSLAN (Gazeteci)

    -Cemil TOSUNOĞLU (Gazeteci)

    -Çilem KÜÇÜKKELEŞ (Gazeteci)

    – Dilek ODABAŞ BAKIR (Gazeteci)

    -Diren KESER (Gazeteci, Yönetmen)

    -Erdal BABA (PSAKD Beyoğlu Şb. Eski Bşk.)

    – Erdal YILDIRIM (Yazar)

    – Erdoğan AYDIN (Yazar)

    -Erdoğan YALGIN (Araştırmacı, Yazar)

    -Erdoğan YAZGAN (Araştırmacı, Yazar)

    -Eren GÜVEN (Gazeteci)

    – Esat KORKMAZ (Yazar)

    -Ferhat AKTAŞ (Araştırmacı Yazar)

    -Feyzullah TUNÇ (Gazeteci)

    – Fırat AYGÜN (Gazeteci, IT-teknisyen )

    – Fuat ATEŞ Gazeteci)

    -Gönül BÜYÜKKÖŞKER

    -Hatice ÇEVİK (Gazeteci, Editör)

    – Hasan HARMANCI (Yazar)

    -Hayko BAĞDAT (Gazeteci)

    -Hüseyin DEMİR (Yazar)

    -İbrahim VARLI (Gazeteci)

    – İlhami ALGÖR (Yazar)

    -İnan M. GEDİK (Gazeteci)

    -İsmet ALICI (Yazar)

    -İsmail Cem ÖZKAN (Gazeteci)

    -İsmail PEHLİVAN (Gazeteci)

    -İnan M. GEDİK (Gazeteci)

    -Kelime ATA (Gazeteci)

    -Kemal DERİN (Yazar)

    – Kazım GÜNDOĞAN (Yazar)

    -Mehmet TEKİN (Kürt Mehmet, Yazar)

    -Mahbip DİLEK (Gazeteci)

    – Mehmet Ali DEMİR (Gazeteci-Medya.Com)

    – Mehmet KABADAYI (Yazar)

    -Mehmet TANLI (Gazeteci)

    -Metehan AKBULUT (Yazar)

    -Metin KAÇMAZ (Araştırmacı Yazar)

    – Murtaza DEMİR (Yazar)

    -Musa Kazım ENGİN (Araştırmacı, Yazar)

    -Mustafa Kemal ERDEMOL (Gazeteci, Yazar)

    -Mustafa KORKMAZ (Şair, Yazar)

    – Nadir SAYIN (Yazar)

    – Necdet SARAÇ (Gazeteci-Yazar)

    -Nihat ZİYALAN (Şair, Yazar)

    -Nilgün METE (Gazeteci)

    -Nurcan GÖKDEMİR (Gazeteci)

    – Nurşen URAL (Şair, Yazar)

    -Ozan DEMİRİZ (Gazeteci)

    -Önder Birol BIYIK (Şair, Yazar)

    -Özcan ÖĞÜT (Yazar)

    -Özkan LAFATAN (YOL Tv Program Yapımcısı)

    – Piri ER (Yazar)

    – Ragıp D. KONFER (Yazar, Tasarımcı)

    -Ragıp ZARAKOLU (Yazar)

    – Recai AKSU(Gazeteci)

    -Recep MEMİŞOĞLU (Yazar)

    -Rıza AYDIN (Yazar)

    -Salih Zeki TOMBAK (Siyasetçi, Yazar)

    -Sema KILIÇKAYA (Yazar/Eğitimci)

    -Saniye METE (Öykü Yazarı)

    -Sevim ALAGÖZ (Yazar)

    -Süleyman ZAMAN (Yazar)

    -Şehriban TEYHANİ (Araştırmacı, Yazar)

    -Şükrü YILDIZ (Gazeteci)

    -Tevfik USLUOĞLU (Araştırmacı, Yazar)

    -Turan KARATEPE (Yazar, Şair, Senarist)

    – Turabi SALTIK (Yazar)

    -Turabi KİŞİN (Gazeteci)

    – Zafer İŞÇİ ( Sanat Tarihi uzmanı ve Cocuk Kitapları Yazarı)

    -Zafer KÖKVER (Yazar)

    -Zafer YILMAZ (Yayıncı)

    -Zeynep KURAY (Gazeteci)

    – Zeynep TOZDUMAN (Araştırmacı Yazar)

    -Zeynel GÜL (Gazeteci)

     

     

    ALEVİ KURUMLARI

     – Aalen AKM

    – AABF Kuzey Bölge Kadınlar Birliği

    – AABF Baden Württemberg Bölge Temsilciliği

    -Alevitischer Kulturverein Graz (Kurzform: “AKG”)

    -Alevi Düşünce Ocağı

    – Alevi Kadınlar Birliği

    -Almanya Marl Cemevi

    – Al-i Aba İlim Eğitim Araştırma Kültür Ve Sosyal Dayanışma Vakfı

    -Alevitisches Kulturzentrum in Vorarlberg

    -Alevitischer Kulturverein Wels

    -Alevitischer Kulturverein Wiener Neustadt (Kurzform “AKVWN”)

    -Alevıtısche Gelehrten Komıssıon Lınz

    -Alevitische Gemeinde Jenbach

    -Alevitische Gemeinde WienWien

    -Alevitische Jugend Tirol kurz AJT Tirol

    – Antalya Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Derneği Cemevi

    – Antalya Abdal Musa Kültür Ve Tanıtma Derneği

    -Avusturya Alevi Kadınlar Birliği

    -Avrupa Alevi Kadınlar Birliği

    –  Aziz Baba Cem Evi

    – Bahçeşehir Hakikat Cemevi

    – Balıkesir Alevi Güçbirliği

    -Cem Vakfı Kavakpınar Cemevi

    -Cem Vakfı Sülüntepe Esenler Cemevi

    -Cenevre AKM

    – Cralsheim AKM

    – Çağdaş Alevi Birliği Platformu (ÇAB -P)

    – Çorum Alevi Kültür Merkezi

    – Danimarka Alevi Kadınlar Birliği

    -DAD İzmir Şubesi

    – DAD Kadın Meclisi

    -Devrimci Aleviler Birliği (DAB)

    -Edinburg PSA Kültür Merkezi Cemevi

    -Enfield Alevi Cultural Center

    – Esslingen AKM

    -Frankfurt AKM Cemevi

    -Fransa Alevi Kadınlar Birliği

    -Fransa Asuri Keldani Derneği

    – Freiderickhafen AKM

    – Freudenstadt AKM

    – Filderstadt AKM

    -Geestacht Alevi Toplumu

    – Güvenç Abdal Ocağı

    -Hazreti İmam Ali Vakfı Cemevi

    -HAKEN Aydınlı Cemevi

    – Hacı Bektaş Veli Derneği Lüleburgaz Şubesi

    -Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sancaktepe Şube Emek Cemevi

    – HBVAKV Aydın Şube

    – HAKEN AydınliıCemevi

    – HBVAKV Aydın Şube

    – Heilbronn AKM

    – Heidenheim AKM

    – Hubyar Sultan Cemevi

    – Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği

    – Hubyar Kadın Meclisi

    – İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi

    – İsveç Alevi Kadınlar Birliği

    -İsviçre Alevi Kadınlar Birliği

    – İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi

    -Kahramanmaraş Erenler Kültür Derneği Cemevi

    – Karlsruhe AKM

    -Kartal Cemevi

    -Kalander Çelebi Derneği

    – Kayseri Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği

    -Kehl AKM

    -Kiel Alevi Toplumu

    -Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültür Derneği Cemevi

    -Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Alevi Kültür Merkezi

    – Lauda AKM

    – Ludwisburg  AKM

    -Lübeck Alevi Toplumu

    – Mannheim AKM

    -Maraş Göksun Göynük Cemevi

    – Mersin Alevi Çalışma Grubu

    -Mertz AKM

    -Midwest Alevi Cultural Center

    – Mosbach AKM

    – Mühlacker AKM

    – Nagold Altsteig AKM

    -Nantes AKM

    – Narlıdere Cemevi

    – Neufen AKM

    -Neumünster Alevi Toplumu

    – Norveç Alevi Kadınlar Birliği

    -Nürnberg Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi

    – Ortadağ Erenler Cemevi Kültür ve Dayanışma Derneği

    -Pforzheim AKM

    – PSAKD Yol Erkan Kurulu

    -PSAKD Kadın Meclisi

    – Piri Baba Kültür Ve Dayanşma Derneği

    – Pişmeden Pişirilmez Alevi Çalışma Grubu

    -Randers Alevi Kültür Merkezi (RAKM)

    – Rawensburg AKM

    – Remscheid Alevi Toplumu

    – Reınfelden AKM

    – Sarıgazi Cemevi

    – Sarısaltık Cemevi

    – Seyit Süleyman Aziz Baba Cemevi

    – Stuttgart AKM

    – Sultanbeyli Kulhimmet Cemevi

    -Taşdelen Cemevi

    – Topçu Baba Cemevi

    – Tübıngen AKM

    -Uetersen Alevi Toplumu

    -Ümraniye Cemevi

    – Winnenden AKM

    – Wieloch AKM

    – Villingen Schwennıngen AKM

    – Yol Erenleri

    -Zeki Kaya Adalar Cemevi

    -2 Temmuz Vakfı

     

    AKTİVİSTLER

    – Abbas ÖZKAN (Avusturya Innsbruck Alevi Kültür Merkezi )

    -Abdulkadir ÇELEBİ

    -Abdullah KAŞIKÇI

    -Abdullah KÖKTÜRK (Adam Der Üyesi)

    -Abdullah ŞENER  (Adam Der Üyesi)

    -Abuzer KİRAZ (Mersin 68’liler)

    -Adalet ÇIBIK (Aydın Tabip Odası Bşk.)

    -Adem ÇİFTÇİ ( Öğretmen)

    – Adnan DABANSIZ

    -Adnan TİRYAKİ ( Pforzheim Akm )

    -Adnan ÖZCAN

    -Ahmet AKDAĞ

    -Ahmet AYDOĞAN

    -Ahmet ÇEVİK (Emekçi)

    -Ali BİLEN

    -Ali BİLEN (Van Y.Y. Üniv. Öğrenci)

    – Ali Gök ( BES Eski Bşk.)

    -Ahmet DEĞER(Aktivist)

    -Ahmet TATAR (Dede)

    –Ahmet TEMEL (Emekli)

    -Ahmet SARITAŞ

    -Ahmet ŞAHİN (Emekli)

    -Ahmet YILDIZ

    -Ali ARSLAN (Neufen Akm)

    -Ali BOZAN (Avukat)

    -Ali ÇİMEN (  Föderation der Aleviten Gemeinden in Österreich Z. St.Pölten)

    -Ali DOĞAN (İşadamı)

    – Ali GÖKOĞLU (Aktivist)

    -Ali GÖRKEM (Adam-Der üyesi)

    -Ali ERÇE

    – Ali Ekber PEKTAŞ ( Alevitischer Kulturverein Steyr)

    -Ali EREN (AKM Köln Cemevi Başkanı)

    -Ali Paşa ŞANLI (Eskişehir Dersimliler Derneği, Emekli Eğitimci)

    -Ali PERVAZ (Hannover)

    -Ali Rıza YILDIRIM (Viyana Alevi Toplumu.Eş.Baş.)

    -Ali DEMİRALP (İnş.Yük.Müh.)

    -Ali DENİZ (End. Müh.)

    -Ali Ekber ARSLAN

    -Ali EMEKET (Emekli)

    -Ali KOÇAK (Berlin)

    -Ali ŞAHİN (Emekli)

    -Alaattin ŞAHİN

    -Alaattin TOPÇU

    -Alev AÇIK

    -Ali Haydar BEN (DEDEF Eski Genel Bşk.)

    -Ali Haydar TOSUN (Emekli )

    -Ali Haydar ERZİNCAN (Dede)

    -Ali Haydar TORUN (Emekli )

    -Ali Haydar YELEK (Dr.)

    -Ali İhsan ÇARMIKLI (PSAKD Tarsus Şb.)

    – Ali KOÇAK (Dede)

    -Ali PALA

    -Ali Rıza BATMAN ( İnnsbruck/Austria)

    -Ali Rıza ÖZER ( Eğitim Emekçisi)

    -Ali SAKAT

    -Ali SOLAK (Crailsheim AKM)

    -Alișer ASLAN (Eski Heidenheim AKM Bşk)

    -Ali İhsan ÇAKMAKÇI

    -Ali Kemal FIRAT( Aktivist)

    -Ali MERAL (Lyon)

    -Ali ŞAHİN

    -Ali Şanin (Emekli)

    -Ali UYAN

    -Aliye ŞENOĞLU (Adana Seyhan CHP kadın kolları)

    -Altan Aydın KADAYIF (Adam-Der üyesi)

    -Arif BELGİN (Emekli Bankacı)

    -Arif TİLKİ

    -Arif ÜREGEN

    -Azad ERDEM (Öğretmen)

    – Arife ÖRGÜN (Emekli)

    -Alparslan ÖZDEMİR

    -Arslan YELGEL

    -Aslan ÇATAROĞLU

    -Arzu ELÇİ ( Öğretmen )

    -Aslı YALÇINOĞLU

    -Ata ESEN(Emekli öğretmen)

    -Ataman ÖZCAN

    -Avni ÇIPLAK (Emekli Öğretmen)

    -Aydın KAYBAKİ

    -Aydın T. KÜÇÜK (Doktor)

    -Aydin TURSUN (Avusturya Alevi Gençlk Top.)

    -Ayhan ÇOLAK

    -Ayhan ERDOĞAN (Avukat)

    -Aykut ŞAHİN

    -Aylin MANTAŞ

    -Aynur ÖZCAN (Marl Cemevi Bşk.)

    -Aysel KURT (Öğretmen)

    -Aysel SEVER

    -Ayvaz AĞIRCAN

    -Aziz GÜLER (Dede- Ağuiçen Ocağı)

    -Aziz KÜÇÜK (Almanya da Emekli İşçi)

    – Bahadır ALTAN (Adam-Der üyesi)

    -Bahar ALTUN (Aktivist)

    -Bahar POLAT

    – Bahise PİRİM (Emekli)

    -Baki TUNCEL

    -Baki DÜZGÜN

    -Barış Tut (Kiel AT II. Bşk.)

    -Baykal TUNÇ (İşçi, Şair)

    – Bayram PEKİNOĞLU (Adana PSAKD)

    -Behzat NERGİZ (Cenevre AKM Bşk.)

    -Behiye Ezgi TUNÇ (Adana Seyhan CHP kadın kolları)

    -Bekir GEYİK

    – Bektaş ŞAHİN

    -Belgin SEMERCİ

    -Bereket KAR (Artı tv)

    -Bilal KILIÇ (Yol, Erkan Hizmetlisi)

    -Birol   Aydın (Pforzheim AKM)

    -Binali İPEK (Aalen AKM)

    -Bora ÜNAL

    – Boran POLAT (Alevitische Jugend Tirol kurz AJT)

    -Burhan ERSAN (Adam-Der üyesi)

    -Burhan Görür (Sosyal Hizmet Uzmanı)

    -Bülent ANT (İsviçre ABF Onursal Bşk.)

    -Bülent DİZİ

    -Bülent GÖNEN

    -Bülent SÖNMEZ

    -Bülent YALÇIN

    -Bülent YALÇIN (PSAKD Tarsus Şb.)

    -Cafer AKPINAR

    -Cafer KAPLAN (Dede, AABG İnanç Kurulu Başkanı)

    -Celal ALAZAROĞLU

    -Celal IŞIK (Emekli Öğretmen)

    -Celalettin DİNÇ

    -Celal SAVARER  (Adam-Der üyesi)

    -Canan SARI

    -Cansel BİÇER (Karlsruhe AKM)

    -Celal DOĞAN

    -Celal TUNCEL

    -Cem BOLAT (Büro Emekçisi )

    -Cem YALÇIN

    -Cemal Turhan ( İşçi)

    -Cemal UZUHAN (Salzgitter Cemevi)

    -Cemil TOSUNOĞLU

    -Cem ARİ (Öğretmen)

    -Cemal ŞAHİN (Yol Hizmetlisi)

    -Cengiz DEMİR (KKTC AKM Bşk.)

    -Cengiz KARAKUŞ (Adam-Der üyesi)

    -Cengiz KOÇ (Emekli Öğretmen)

    -Cengiz OĞUZ (İnşaat Mühendisi )

    -Cengiz TAŞÇI (İşçi)

    -Cennet TÜMAY (Kuzey Kıbrıs AKM Üyesi)

    – Cevahir ALTUNOK (Ana,  Kiel AT)

    -Cevat AĞDAŞ (Wetterau AKM YK Üyesi )

    -Cevher KİMYONOK (Öğretmen)

    -Cihan PELEN (Adam-Der üyesi)

    -Cihad KOÇAK (Muhasebeci)

    -Cuma ERÇE (Eğitimci, PSAKD Tarsus Şb. Bşk)

    -Cumali CAN

    -Cüneyt BOZKURT (Doktor)

    -Çağlar EKİCİ(AABF NRW Bölge Yöneticisi)

    -Çetin Ali NERGİZ (Adam-Der üyesi)

    -Çetin KOÇAK ( Kiel AT Sekreter)

    -Delil KARAKAYA (Emekli İşçi)

    -Demir ÜZÜM (Güvenlik işçisi )

    -Deniz Devrim KUDAT

    -Deniz FİDAN (Yapıyol-Sen Aydın Temsilcisi)

    -Deniz KAPLAN(Aktivist)

    -Derviş Candaş TUNCER (Hollanda)

    -Derviş SAVUNMAZ (Emekli)

    -Derya Dilcem GÜL

    -Derya ŞAHİN (Hemşire)

    -Devlet KAPLAN (Öğretmen)

    -Devrim TUNCER (Eczacı)

    -Dilek İNCEDAL (Britanya Alevi Federasyonu Eş Başkanı )

    -Dilek ÖZCAN (Adana Seyhan CHP kadın kolları başkanı)

    – Diren YEŞİL (Avukat)

    -Doğan BERMEK (Alevi Düşünce Ocağı Bşk.)

    -Doğan KARAKUŞ (Mühendis)

    -Doğan ESER (İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu)

    -Döndü Üncücan ŞİRİN

    -Durdu YILMAZ (Emekli Sağlık Memuru )

    -Dursun Ali TURAN

    – Dursun DİNLER (Alevitischer Kulturverein Wels           )

    -Dursun ZEYREK ( Neufen AKM)

    -Düzgün ERTAN

    -Ecevit UĞURLU (Bremen AKM)

    -Efe ENGİN(Yol Hizmetlisi)

    -Elif ERBİL

    -Elif ŞAŞKARA (KKTC AKM Lefkoşe Şube Bşk. Yrd.)

    -Elif TUNCEL

    -Elife ZEREN

    -Emel UZMAN (Aktivst)

    -Enis  BUYUR (MMO TarsusTem.Yürt.Krl. Başk.)

    -Emine İNCİOĞLU (Yeşil Sol Parti)

    -Emine YALÇIN (Adana PSAKD)

    -Engin ÇELİK (Torbalı Anadolu Alevileri Yardımlaşma-dayanışma üyesi)

    -Engin DEMİRHAN

    -Engin KARATAŞ (Öğretmen)

    -Enis BUYUR  (MMO Tarsus Tem.Yürt.Krl. Başk.)

    -Enver KÜÇÜKUNCULAR (Pir Sultan Abdal Kültür Vereın)

    – Eraslan ÖRGÜN (İsveç Alevi Federasyonu)

    -Erbay GÜLERYÜZLÜ (Mersin 68’liler)

    -Ercan ARSLAN (Serbest Meslek)

    – Ercan KAYA (İngolstadt Almanya)

    -Erdal DALĞIÇ (Mersin 68’liler)

    -Erdal ELÇİ (Tekstilci)

    -Erdal KILIÇKAYA (AABK Genel Sekreteri)

    -Eren ODABAŞI

    -Erdoğan TANYERİ (Adam-Der üyesi)

    -Erdoğan UMUR

    -Eren ÖZTÜRK (Memur)

    – Erdal UZUNKAYA ( ALEVITISCHE GELEHRTEN KOMISSION LINZ)

    -Erdoğan ASLAN( Kiel AT Bşk.)

    -Erdoğan DURMUŞ

    – Erdoğan POLAT

    -Erhan BARAN

    -Erhan Özer UZUN

    -Ergin ERBİL (Londra Enfeld Belediye Meclis Üyesi)

    -Ergül ŞANLI (Dede)

    -Erol AÇIK

    -Erol TAŞDELEN (Ekonomist)

    – Erkan TOPRAK ( AKM- Anatolisches Kulturzentrum Imst)

    -Ertas MUTLU (Salzburger Aleviten)

    – Erhan ERKEN  Verein für Alevitische Jugendliche in Wels (Wels Alevi Genclik Toplulugu)

    -Evrim İNAN

    -Eylem ŞAHİN (İşçi)

    -Eyüp KIZIL (Eğitim Sen Tarsu s ŞB. Eskİ Bşk.)

    -Eyüp YILDIZHAN (Aktivst)

    -Fadıl GEZEN (Tüm Emekli-Sen üyesi)

    -Faik HARMANCIAktivist)

    – Faruk KOSTEL (Adam-Der üyesi)

    -Fatma BİNİCİ  (Charlerol AKM)

    -Fatma ÇATAROĞLU

    -Fatma LAFÇI (Öğretmen)

    -Fatma POLAT

    -Fatoş ALGUR (Ari Hakder Hollanda Alevi Fed. Yönetici, YOL Tv, Yol club vakıf bşk. )

    -Fahrettin ATALMIŞ (Adam Der Üyesi)

    -Fahri ERMAN

    -Fethi KILLI (Hak-Der Eski Genel Başkanı )

    -Feramuz ACAR

    -Ferdi KOÇ (Mezitli Cemevi Başkanı)

    -Ferda KOÇ (Dr.)

    -Fevzî ÇELİK ( Stuttgart AKM)

    -Fevziye ÜNAL

    -Feriha MAVİGÖZ (Stuttgart AKM)

    -Feyzullah METİN (PSAKD Tarsus ŞB. )

    -Fırat ARGUN ( PSAKD Eski GYK Üyesi)

    -Fırat ARGUN (PSAKD Öncekİ Dönem GYK Üyesi)

    -Figen YÜCEL BARAN (Öğretmen)

    -Fikret DENİZ (Emekli Eğitim Emekçisi)

    -Filiz GÜVEN (Muhasebe finans)

    -Filiz KOÇ (İngiltere AKM Ve Cemevi Eşit Bşk.)

    -Filiz ÖZTÜRK (Anne)

    -Firdevs ATASOY

    -Galip YAZGAN (Adam-Der üyesi)

    -Garip KARADAĞ (Emekli)

    -Gaye CÖN (Muğla Kadın Dayanışma Grubu)

    -Gazi GÖNEN (Emekli)

    -Gazi KARATAŞ

    -Gizem AYTAÇ (İç Mimar)

    – Göksal YILMAZ ( Veli Der Kocaeli Şube Bşk.)

    – Gökay ÇAKIR (Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı)

    -Gökmen KIRKGÖZE ( Lauda AKM)

    -Gönül BOZ (Dr. Belçika)

    -Gönül HIZLI

    -Gönül TAŞYÜREK (Aktivist)

    -Gönül YILMAZ (PSAKD Tarsus)

    -Görkem TUNCEL

    -Gözde ÖZDİKMENLİ (Psikolog)

    -Gül ERÇE (PSAKD Tarsus Şb.)

    -Gülay GÜL (Emekli)

    – Gülayder EKİCİ (PSAKD Tarsus)

    -Gülben KÖSEOĞLU

    -Gülderen ÖZBAŞ

    -Güler BATMAN

    -Güler GÜLTEKİN

    -Gülçin AKÇA

    -Gülistan YALÇIN

    -Güllü ÖZCAN

    -Gürsel TANRIVERDİ

    -Gülşen Türk(Aktivist)

    -Gülten Kadriye BAŞARANER

    -Gülten TANRIVERDİ

    -Gülten UZUNOVA ( Rheinfelden KM)

    -Güney ŞİRİN

    -Güllü TUNCEL

    -Gülsen TATAR (Adam Der Üyesi)

    -Gülten POLAT

    -Habil TARHAN (Emekli)

    -Hakan YıILDIRIM (Aktivist)

    -Hakan YILMAZ

    -Hakkı DEMİR (Mersin İHD Başkanı)

    -Hale DALKIRAN (SES Aydın Şube Kadın Sekreteri)

    -Halil POLAT (Mühlacker AKM)

    -Halil İbrahim KAYA

    -Halil İbrahim ÖZCAN (PEN 2. Bşk.)

    -Halil ÖZCAN

    -Halil ŞAHİN ( İsviçre de İşçi)

    -Halit BÜYÜKGÖL (Berlin Alevi Toplumu Cemevi Eski Bşk.)

    -Hamdi UĞURLU (Kulturverein Pirsultan – Berndorf)

    -Hami TÜRKYAR

    -Hamza TAKMAZ (Dede)

    -Hamza TOPAL

    -Hanım YILDIRIM (İş Kadını)

    -Hasan AKDEMİR (BTS Malatya Şube Bşk.

    -Hasan Ali TUNCER (Göksun Göynük Cemevi Bşk.)

    -Hasan ASLAN (Emekli İşçi)

    -Hasan AYGÜN (Hanau AKM-Cemevi Başkani)

    -Hasan ÇAKMAK ( Böblingen AKM)

    -Hasan DOĞAN(Yol Hizmetlisi)

    -Hasan ERDOĞDU (Emekli Öğretmen)

    -Hasan ERYILMAZ

    -Hasan Fehmi TUNCER (Almanya)

    -Hasan HASGÜL ((PSAKD Adana)

    -Hasan Hayri ÖNER (Emekli)

    -Hasan Hüseyin EVİN (Avukat )

    -Hasan KAHRAMAN

    -Hasan KALE

    -Hasan Kaya (Emekli öğretmen)

    -Hasan KAPIKIRAN (Mersin 68liler)

    -Hasan KOZLUDERE

    -Hasan KÖROĞLU (Almanya da işçi)

    – Hasan KÖSE (Adam-Der üyesi)

    -Hasan ÖRGÜN ( Emekli )

    -Hasan ŞAŞKARA (KKTC A.M Eski Bşk.)

    -Hasan ŞİMŞEK

    -Hasan TOPKAYA (ÇAB Platformu)

    -Hasan TÜRKDOĞAN (SES Sağlık Emeklisi)

    -Hasan TİLTAK (Adam-Der üyesi)

    -Hasan YEŞİLBAŞ (Dede,  Kiel AT)

    -Hasan Şükrü DAL

    -Hatice AŞKIN

    -Haşim Aydıncık (elektrik Mühendisi)

    -Hatice GÖKŞEN

    – Hatice GÖKSEN (Kamu Memuru)

    -Hatice ERÇE

    -Hatice POLAT

    -Hatice YALÇIN

    – Haydar BUGA (Dede)

    -Haydar Can AYHAN

    -Hayrani EMEKET (İşçi)

    -Haydar ÖZCAN

    -Haydar Pehlül ARKOVAN (Dede)

    -Haydar SEZİGEN (Hanau Cemevi Basın Sözcüsü)

    -Hayri GÜL

    -Hayrullah ASLANGİRAY (Emekli Marangoz)

    -Hikmet AÇIKGÖZ (Emekli işçi)

    -Hikmet HAZER (Aydın LGBT+Dayanışma Dönem Sözcüsü)

    -Hikmet KURAN ( Emekli)

    -Hulusi YILDIZ (İsviçre Basel Ve Çevresi ABK Birliği Bşk)

    -Hülya MİDEM (PSAKD Tarsus)

    -Hülya ÇAĞLAR (Öğretmen)

    -Hülya DENİZ (Emekli Memur)

    – Hürühan ERKEK (Adana Yüreğir CHP kadın kolları başkanı)

    – Hüsamettin ERSÖZLÜ (Adam-Der üyesi)

    -Hüsne ÇOLAK

    -Hüsne ÜNAL

    -Hüsniye YALÇIN

    -Hüseyin Aslan (Dede,  Kiel AT)

    -Hüseyin AKSOY (Diş Hekimi)

    -Hüseyin Aksoy

    -Hüseyin Alagöz (Almanya’da işçi)

    Hüseyin ALAGÖZ

    -Hüseyin Ali BAYSAL

    -Hüseyin ALTAY PSAKD Edremit Şube Eski Bşk.)

    -Hüseyin ARDAĞ

    -Hüseyin BİNİCİ (Belçika)

    -Hüseyin ÇAMAN (Dede)

    -Hüseyin ÇETİN (ED -BEL Genel Müd.)

    -Hüseyin ÇİÇEK (CHP Fransa Onursal Bşk.)

    -Hüseyin DEMİRDİZEN (Hekim)

    -Hüseyin ELMAS (Dede)

    Hüseyin EKİCİ (PSAKD Tarsus)

    -Hüseyin ERÇE

    -Hüseyin Gazi METİN (Dede)

    -Hüseyin Işık PINAR (Enfield belediye Meclis üyesi)

    -Hüseyin İLHAN

    -Hüseyin KURD (KKTC AKM Eski Genel Sekreteri )

    -Hüseyin MİDEM (PSAKD Tarsus)

    -Hüseyin Mirza KARAGÖZ ( öğretmen, yerel politikacı )

    -Hüseyin ÖZCAN  (Emekli öğretmen)

    -Hüseyin ÖZTÜRK (Emekli işçi)

    -Hüseyin SATI (Alevi Aktivisti)

    -Hüseyin TANER (Eğitim Sen Erzincan Şube Bşk.)

    -Hüseyin TOPALOĞLU (Adam-Der üyesi)

    -Hüseyin YALÇIN

    -Hüseyin YILDIZ (Emekli Öğretmen)

    -Hüsne ŞAHİN (Emekli)

    -Hüsniye ŞAROĞLU (Adam Der Üyesi)

    -Hüsniye YÜKSEL

    -İbrahim AYHAN

    – İbrahim COŞKUN (Adam-Der üyesi)

    -İbrahim ÇOLAK

    -İbrahim ERDOĞAN (Dede, Ağuiçen Ocağı)

    -İbrahim GÖÇMEN (Çağdaş Gazeteciler Der. Malatya Şube Bşk.)

    -İbrahim HAS (İngiltere AKM Ve Cemevi Eşit Bşk.)

    -İbrahim KLAVUZ (Dünya Aleviler Birliği)

    -İbrahim SOLMAZ (AABF Disiplin Kurulu Başkanı)

    -İbrahim SİNEMİLLİOĞULLARI (Avukat)

    -İbrahim TÜMAY (AKD Altınoluk Yöneticisi)

    -İdil UĞURLU (KHK’lı Öğretmen)

    -İhsan SARMAN (Doktor )

    -İlke ÇADIRBAY (Avukat)

    -İlknur HASGÜL (Adana AKD üyesi)

    -İlyas Çağla (Eski AABF BW BÖLGE TEMSİLCİLİĞİ BȘK)

    -İlyas POLAT

    -İlyas ŞAHİN (Emekli Öğretmen)

    -İlyas TÜYSÜZ

    -İnanç DOLU (Pir)

    -İmam ÖZDEMİR(Mersin 68’liler)

    -İrfan  TAŞKIN  (WinnendenAKM)

    -İsa TURAN (İnsan Hakalrı Savunucusu)

    -İsmail AÇIKGÖZ (Mersin 68’liler)

    -İsmail ASLAN ( PSAKD Ataşehir Şubesi)

    -İsmail ATAŞ

    -İsmail Hakkı ÇOBANOĞLU (Emekli Öğretmen)

    – İsmail Hakkı SABAY (Adam-Der üyesi)

    -İsmail NAKİPOĞLU (Emekli)

    -İsmail ŞENOL (Emekli)

    -Kamber YÜCE

    -Kamil İÇÖZ ( Dede)

    -Kardelen SAVUNMAZ (Alevi Aktivist)

    – Kasim AKAR (Alevitischer Kulturverein Wiener Neustadt)

    -Kasım KAPLAN (Avukat)

    -Kazım AÇIKTEPE (Dede)

    -Kazım KARAKOÇ (SMMM)

    -Kazım PEKŞEN (Emekli)

    -Kazım ŞAROĞLU (Adam Der Üyesi)

    -Kazım YILDIRIM

    -Kemal ÇAKIROĞLU (Adam-Der üyesi)

    -Kemal AKGÜN (Mühendis)

    -Kemal ÇELİK

    – Kemal Fırat

    -Kemal GÖKSOY (Mersin 68’liler)

    – Kemal TAŞTAN (Avusturya Alevi Genclik Toplulugu)

    -Kenan HAZAR (Mersin 68’liler)

    -Kenan IŞIK ( Emekli Öğretmen ))

    -Kenan KARABULUT ( Yayala Göze Köyü Dernek Başkanı)

    -Kenan TAŞKESEN ( AABF KSK Eski Bşk)

    -Kenan ULUDAĞ

    -Kerem AKDAĞ (PSAKD Varto Şube Bşk.)

    -Kibar AYDEMİR (Sağlık Emekçisi)

    -Kiraz AĞIRCAN

    -Kudret ÜNAL (Adam-Der üyesi)

    -Kurtuluş KAYA (Adam-Der üyesi)

    – Kürşat DEMİRKAZIK ( Emekli)

    -Latife ULUTAŞ (PSAKD Malatya Şb. Bşk.)

    – Lale CAN (Psikolog/Almanya)

    -Leyla CAN (PSAKD Tarsus Şb.)

    -Leyla KAPLAN

    -Leyla KÜÇÜKÇETİN (Emekli)

    -Levent SERT (Adam-Der üyesi)

    -Lütfi ADALI (Tüm Emekli-Sen üyesi)

    -Lütfü ERGÜVEN (Edinburg PSA Kültür Merkezi Cemevi Başkanı)

    – Mahfuz ŞEKER ( Firma Sahibi)

    -Mahir ARDUÇ (Avukat)

    -Mahir DURMAZ ( Kehl AKM)

    -M. Fatih KAYAGİL (Adam-Der üyesi)

    -Mahsuni GÜL

    -Mahmut BİTNEL

    -Mahmut ERDOĞAN

    -Mahmut KARABULUT (Mersin 68’liler)

    -Mahmut SARICA

    – Manevi ŞEKER (Yardımcı Hemşire )

    -Mazlum KÖSE (PSAKD Ören Şube Bşk.)

    -Mazlum TOPAL

    -Meftun YÜCEL  (Adam-Der üyesi)

    -Mehtap SEYHAN (Adana Seyhan CHP kadın kolları)

    -Mehmet YAMAN

    -Mehmet YÜKSEL

    – Meliha KAYA (Ev Kadını)

    -Menevşe POLAT

    -M.Hulusi GÖKDEMİR  (Adam-Der üyesi)

    -Mehmet AKTAŞ (Avukat)

    -Mehmet Ali COŞKUN (Adam Der Üyesi)

    -Mehmet Ali ÖKMEN(Aktivist)

    -Mehmet Ali TAZE (Tarsus Eğitim Sen Y.K üyesi)

    -Mehmet Asaman (Emekli)

    -Mehmet BOZGEYİK (KESK Eş Genel Bşk.)

    -Mehmet Çağdaş TUNCER (Hollanda)

    -Mehmet ÇAKMAK (Mersin 68’liler)

    -Mehmet ÇOBAN (Esnaf)

    -Mehmet DOLU

    -Mehmet Fatih ÇAM (Adam Der Üyesi )

    -Mehmet GÜNGÖRDÜ

    -Mehmet GÜZELYURT (Dr./TİP üyesi)

    -Mehmet KILIÇ (Avukat)

    -Melek KARAKAYA

    -Melek Sezikli (KKTC Alevi kültür Merkezi Üyesi)

    -Memet NACAR ( Emekli)

    -M. Necati BESLER (Adam-Der üyesi)

    -Mehmet GÜLTEKİN (Emekli)

    -Mehmet ÖZTÜRK (Emekli Bankacı)

    -Mehmet ŞAHİN (Ludwigsburg AKM)

    -Mehmet TEKEL (PSAKD  Eski GYK Üyesi)

    – Mehmet TURAN (Dede)

    -Mehmet TOPLAL (Wiesloch AKM )

    -Mehmet VERGİLİ (AYÇEP Başkanı, Efeler Kent Konseyi Üyesi)

    – Mehmet YILMAZ (Emekli)

    -Mehmet Zeki DEMİR(Av.Aktivist)

    -Menevşe DUMAN

    -Memet NACAR (Emekli işçi)

    -Memo YILMAZ

    -Meral TOZ

    -Meryem YANÇ

    -Mesut KABAKÇI (Grevenbroich Cemevi Başkanı)

    – Metin ARSLANOĞLU (Remscheid AKM)

    -Metin EBETÜRK (DİSK Sosyal İş Sendikası önceki Genel Başkanı)

    -Metin ŞAHİN

    -Metin ŞEKER (Serbest Meslek )

    -Metin TERZİ (Emekli)

    -Muammer İşbilen  (Eğitim Emekçisi)

    -Muammer SAĞIR (Adam-Der üyesi)

    -Muharrem ARMUTLU

    -Muharrem SERİN (PSAKD Tarsus)

    -Muhterem AKTAŞ (Avukat, Eski ABF MYK Üyesi)

    -Muharrem DÜZOVA (Almanya da işçi)

    -Muharrem ERKAN Dede

    -Muhittin EFE (Alevitische Gemeinde Wien)

    -Muhittin YILDIZ (Eski ABF Genel Başkanı)

    -Muhsin DALFİDAN (Adam-Der üyesi)

    -Murat GEDİK (Dr, Yalova SES Eşbaşkanı)

    -Murat ÖZCAN (Öğretmen )

    -Murat SAKLAYICI  (Adam Der Üyesi )

    -Murat SEVİNDİR (Sağlık Emekçisi)

    -Musa ATAY

    -Musa EKİCİ (BES Aydın Şube)

    -Musa KULU (DAD Eş Genel Bşk.)

    -Mustafa ASLAN (Strasbourg AKM)

    -Mustafa ASLAN (İş Adamı)

    -Mustafa AYDEMİR (PSAKD Tarsus)

    -Mustafa ATEŞ (Eğitimci, CHP Önceki Dönem İst. Yön.Kur. Üyesi)

    -Mustafa AKSAN (Nantes AKM Bşk.)

    -Mustafa BÜYÜKKÖŞKER

    -Mustafa CAN (Alevi Aktivist, ABF Eski Yöneticisi)

    -Mustafa DENİZ (Emekli Öğretmen )

    -Mustafa ERDOĞDU (Avukat)

    -Mustafa ÖZBAY

    -Mustafa ÖZCAN (PSAKD Tarsus Şb.)

    -Mustafa KAPICI

    -Mustafa KARABUDAK (DAD Ankara Şube Bşk)

    -Mustafa MISIR (Dede)

    -Mustafa SAZCI (Kızıldeli Seyyit Sultan Ocağı Evladı, Yol Hizmetkarı)

    -Mutlucan GÜVENDİR (Şair)

    -Muzaffer ARKIN (Tüm Emekli-Sen üyesi)

    – Muzaffer BAL (İşçi Emeklisi)

    – Münir KORKMAZ (Eğitimci)

    -Müslüm ATEŞLİ

    -Müslüm DALKILIÇ (Britanya Alevi Federasyonu Eş Başkanı )

    -Müslüm ERBAŞ (Emekli öğretmen)

    -Müslüm KAYA ( AABF İnanç Kurulu Başkanı)

    -Müslüm POLAT (Yön Medya Dern. Bşk.)

    -Müslüm TANK

    -Naciye BAYIR

    -Nafiye KABAN (Emekli)

    -Nadide KÖROĞLU

    -Naki TUNCEL

    -Namık Kemal DOĞANAY (Emekli Bankacı, HHBVV Yönetim Kurulu Üyesi)

    -Narin GÜLÇİÇEĞİ (Ana)

    -Nazlı AKGÜÇ (Ana)

    -Nazmi ALGAN (İTO Denetleme Kur.)

    -Nazmiye ALMASULU

    -Nebahat GÜLHAN (Emekli)

    -Necdet AŞIROĞLU (Emekli Öğretmen)

    -Necdet OKCAN (Avukat, DİSK Hukuk Dairesi Müdürü)

    -Nedim YILDIZ (Weil am Rhein AKM)

    -Necdet AŞİROĞLU (Em. Öğretmen)

    -Necdet YILDIRIM (Avukat)

    -Nesrin ARDAĞ

    -Nergiz ARKOVAN

    -Nergül KURTULUŞ

    – Nevin SEVÜK (Pedagog, Edebiyatçı)

    – Nevzat AKSUNGUR (Pusula Gümrük Müşavirliği)

    -Nevzat GENÇTARİH

    -Nevin BEYAZTEPE (Sağlık Emekçisi)

    -Nevin TOKDOR (İşçi)

    -Nihat YILMAZ (Şöför)

    -Nilüfer TURAN

    -Nilgün KÖSEDAĞI

    -Niyazi AZİMET

    -Nizamettin SEVİM Adam-Der üyesi)

    -Nuran AYDIN(Adana Yüreğir CHP kadın kolları)

    – Nuray BAYKENT (Emekli)

    -Nuran KILIÇKAYA(Aktivist)

    -Nuray TEKEL

    -Nurcan YILDIZ (PSAKD Tarsus)

    -Nurcan YÜCE (Emekli Hemşire)

    -Nurdagül HASGÜL ((PSAKD Adana)

    -Nurdem TUNÇ

    -Nurgül KARAASLAN (Öğretmen )

    -Nurhan DEMİRHAN (Tıp Doktoru, Avukat)

    -Nurettin PİRİM ( Emekli)

    -Nurettin YOLCU (Sağlık Çalışanı )

    – Nuriye Aslan (Ana,  Kiel AT)

    -Nuriye ÜNAL (Adam-Der üyesi)

    -Nurşen YILMAZ

    – Nurten ÜZÜM

    -Nurten YALNIZ (AABF NRW Bölge Yöneticisi)

    -Nursel ÇERİ (Manisa AKD ÖnceKİ Dönem Y.K. Üyesi )

    -Onur BATMAN

    -Onur CİNGİL (Avukat)

    -Onur KAYA (PSAKD Eğitim Sekreteri )

    -Osman DURMUŞ (İngilizce Öğretmeni)

    -Osman SULAR (Adam-Der üyesi)

    -Orhan ALTAN (Adam Der Üyesi)

    -Orhan SEVER (Emekli öğretmen)

    -Ömer Faruk KIRNIŞ (Adam-Der üyesi)

    -Öner AĞACIK

    -Öner ÖNDER (Stuttgart AKM)

    -Önder CÖMERT (Mulhouse AKM Bşk.)

    -Önder SAN ( Radyocu )

    – Özcan ÇİFTÇİ ( Anatolisch Alevitischer Kulturverein KufsteiN)

    -Özcan KAHVECİ (Esnaf)

    -Özkan Karabulut ( Doktora Öğrencisi, ABD)

    -Öznur ÖZAĞAÇ (SES Aydın Şube Eşbaşkanı)

    -Özge AKBULUT (Karlsruhe AKM)

    -Özgür BAŞKAYA

    -Özgür HASGÜL (Adana AKD üyesi)

    -Özgür TURAK (Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu)

    -Pakize GÜRKAN (Emekli)

    -Pınar YUMRUTEPE (Adana Seyhan CHP kadın kolları)

    -Raci AYDIN

    -Rafet Fahri SEMİZOĞLU (Çalışan)

    -Rahmi GÜMÜŞ (Zile kamu personeli. Tumtokder ynt.krl.uyesi)

    -Rahmi  KAM (Emekli)

    -Rahmi YILDIRIM (Adam-Der üyesi)

    -Ramazan DEMİR (İHD Aydın Şube )

    -Ramazan DUMAN (Personel Yönetmeni)

    -Recai KARABUĞDAY (Emekli Öğretmen)

    -Remzi AKBULUT (Eski AVF Başkanı)

    -Remziye AKÇAY (Emekli Eğitim Emekçisi)

    -Rengin ÖZTÜRK (Adana Seyhan CHP kadın kolları)

    -Reşat KESKİN (Emekli)

    -Reyhan KELEŞ (Adana PSAKD)

    -Rıfat ARSLAN (Aydın AKD üyesi)

    -Rıfat BİTNEL

    – Rıfat ÖZMEN ( Alevitisches Kulturzentrum in Vorarlberg)

    -Rıza YALÇIN (Adam-Der üyesi)

    -Rıza YALÇIN (Belçika)

    -Rızacan ÇATAROĞLU

    -Sabiha KARTAL (Ev Kadını)

    -Sabit Kemal BAYILDIRAN (Şiirsever)

    -Sadegül ÇAVUŞ ÇİFTÇİ

    -Sadık BADIR (Emekli İşçi)

    -Sadık ERENLER ( Laichingen AKM)

    – Safa GÜRSOY (Taksici)

    -Sait ÖZKAN (Tüm Emekli-Sen üyesi)

    -Saime TOPÇU (DAD Önceki Dönem Eş Genel Bşk.)

    -Saime KALE

    -Salih Erçe

    -Sami DOĞAN (Sosyal Demokrat Derneği Genel Başkanı )

    – Sakine SINIRTAŞ (Verein für Alevitische Frauen in Wels)

    -Saray Sarah KARAKUŞ (Councillor For Haselbbury ward Edmonton)

    -Sedat AYKANAT (Tarsus Belediye Meclis Üyesi)

    -Sedat BİCAN (LaudaAKM)

    – Selahattin GÖKTÜRK ( AABF NRW Bölge Yöneticisi)

    -Selami BÜYÜKŞAHİN (Diş Hekimi)

    -Selami KIZILASLAN (PSAKD Tarsus)

    -Selinay POLAT (Emekli)

    -Selim Saraçoğlu( İşçi Emeklisi)

    -Selma ESER

    -Sema GÜL

    -Semiha ATEŞ ( Holanda da İşçi)

    -Şener KULA

    – Serap DALKILIÇ (Kuşadası Kent Konseyi Yöneticisi)

    -Serap KARTAL (Güzellik Uzmanı)

    -Serdar KANDİL

    -Serkan KARAYEL (EMEK Partisi Tarsus İlçe Başkanı)

    -Serdar KOCAMAN (Çalışan)

    -Serpil DENİZ (Diş Hekimi/ Aktivist)

    -Serpil KIRAÇ (Adana PSAKD)

    -Serpil ÖZEN (AAKB Kurucu Üye)

    -Sertap ÇOLAK (Aalen AKM)

    -Serhat KARAGÜLLE (Adam Der Üyesi)

    -Servet DEMİR (Aktivist)

    -Servet ÖZCAN (Doktor)

    -Sevgi KABALAK (Öğretmen)

    -Seyit SÖNMEZ (Avukat)

    -Seval DEMİR

    – Sevim ALKAN (Adana PSAKD)

    -Sevim GENÇ VANDARLEE (Hemşire)

    – Sevim ÖZDAMAR (Adana Yüreğir CHP kadın kolları)

    -Sevim SAVUNMASIZ (AKD Manisa Şube Bşk.)

    -Sevil KARATAŞ

    -Sevgi ÖZCAN (PSAKD Tarsus Şb.)

    -Sevim ÖZDAMAR

    -Seydi Hanay ( İşçi)

    -Sibel TATAR

    -Soner SOLMAZ (AABF- NRV Bölge Bşk.)

    -Songül GENÇTARİH

    -Songül KÖSEDAĞI

    -Songül METİN

    -Songül ŞARKLI (Hdp Parti Meclisi Üyesi)

    -Songül TUNÇDEMİR (KHK lı Eğitimci)

    -Suat BAYIR

    -Suat KURŞUN (Emekli Öğretmen)

    -Suat SÜSLÜ (Emekli)

    -Sultan Koç (Eğitim Emekçisi)

    -Suna GEDİK

    – Süleyman ÇERİ (Manisa AKD ÖnceKİ Dönem Y.K. Üyesi )

    -Süleyman KARATAŞ (Adam-Der üyesi)

    -Süleyman TOPAL (Esnaf)

    -Süleyman YAĞIZ (Şair ve Eski Milletvekili )

    -Süleyman Sadi GÜR (Adam-Der üyesi)

    -Süleyman ÜLKER (Adam-Der üyesi)

    – Şahut DURAN (Dr, Manisa Tabibler Odası Bşk.)

    -Şahverdi POLAT (Södermanlands AKM)

    -Şakir YYALÇINKAYA ( Mosbach AKM)

    -Şenay SÖNMEZ

    -Şentürk GÜLENER (Adam-Der üyesi)

    – Şenel BAHÇELİ (Adana yüreğir kadın kolları)

    -Şermin AKDENİZ (Mancester Cemevi Eşbaşkanı)

    -Şerife Ceren UYSAL (Dünya İnsan Hakları ve Dem. Için Avrupa Av. Birliği Eş Genel Sekreteri)

    -Şirin BABA (Adam-Der üyesi)

    – Şükran KABLAN (KESK Eş Genel Bşk.)

    -Şükriye MUTLU (Eğitim Emekçisi)

    -Şükrü ŞAHİN

    -Şükrü YILMAZER (Emekli)

    -Talat AYDINLAR

    -Taner BOYRAZ  (Kehl AKM)

    -Taner ÖZDEMİR

    – Tayfun YAZICI (Adam-Der üyesi)

    -Taylan TAKSEL

    -Tekin Söylemez (Kıbrıs Alevi Kültür Vakfı başkanı Av.)

    -Telli IŞIK (Öğretmen)

    – Tuba SARICAN

    -Tuna ATALAY  (Adam-Der üyesi)

    -Tuncay TUNCEL

    -Tunç ERLAÇİN (TMMOB Aydın Şube Başkanı)

    -Tunç KOÇ (Doktor)

    -Turan BAŞKAYA (Sosyal Hiz. Uzmanı)

    -Turhan CEM (Adam Der Üyesi )

    -Turan CENGİZ (Emekli)

    -Turan ESER

    – Turap GÜNAY (Emekli)

    – Turgay KILIÇER (  Alevitische Gemeinde Jenbach)

    – Turgut ÖKER (AABK Onursal Başkanı)

    -Turgut YILDIZ

    -Tülay ERDOĞAN (Emekli Hemşire)

    – Tülay KÜTÜK

    -Tülin CAN (PSAKD Tarsus Şb.)

    -Türel MERİÇ (Danimarka ABF)

    – Türkan SEÇKİN (Adana Yüreğir CHP kadın kolları)

    -Türkan VARIŞ

    – Ufuk Doruk (Manisa BES Bşk.)

    -Uğur ÜNAL (Emekli-Sen Aydın Şube Başkanı)

    -Ulaş TUNÇ (Marl Cemevi sekreteri)

    -Ülker SİNCİ (Bund der Alevitischen Frauen in Österreich, kurz AAKB)

    – Üstün GÜVENER (Adam-Der üyesi)

    -Ünzile ATEŞLİ

    -Üzer ÜLGEN (Adam-Der üyesi)

    -Vahap Durdu (Emekli)

    – Vakıf ÇAĞIN (Psikolog, Psikanalist, Filolog)

    -Varol AZİRET ( Aalen AKM)

    -Vedat ŞENTÖREGİL (Adam-Der üyesi)

    -Vedat TEKDEN (Yol Hizmetlisi)

    – Veli Al (Pİzzacı )

    -Veli AY (Esslingen AKM)

    -Veli BALABAN (Dünya Aleviler Birliği)

    -Veli ÇALIŞKAN (İşçi emeklisi)

    -Veli GÜNEŞ

    -Veli KARAKURT (Tüm Emeki Sen Temsilcisi)

    -Veli KUŞKAYA  (Almanya da işçi)

    -Veysel DUMAN (Adam-Der üyesi)

    -Veysel ŞEKER

    -Yağmur KAVAK (Avukat)

    -Yakup İZCİ

    -Yalçın ALACA (Adam-Der üyesi)

    -Yasemin MİRZANLI

    -Yasemin SAĞLAM

    -Yaşar AKKAYA (Mancester AKM Başkanı)

    -Yaşar KAYA

    -Yazgülü DOĞAN (Sosyonom )

    -Yelda AKKAYA

    -Yener POLAT

    -Yeter AYHAN

    -Yeter DENİZ (Emekli öğretmen )

    -Yılmaz ATEŞ (Esslingen AKM)

    -Yılmaz KAHRAMAN

    -Yilmaz KURAL (Emekli öğretmen)

    -Yılmaz POLAT

    -Yolcu BİLGİÇ (Tahtacılar Fed. Başk.)

    -Yurdagül HASGÜL (Adana Seyhan CHP kadın kolları)

    -Yusuf Canpolat (Tarım İşçisi)

    -Yusuf ÇAKIR (Adam-Der üyesi)

    -Yusuf DEMİRÇİVİ (Dedef),

    -Yusuf FIRATOĞLU  (TİP Tarsus İlçe aktivisti)

    -Yusuf KAYA (Mersin 68’liler)

    – Yusuf Metin DİLER

    – Yusuf ŞENOL (9. Dönem KESK MYK Üyesi )

    -Yüksel AYDIN (Eğitim Sen Eski Yöneticisi, Öğretmen)

    -Zabit KARACAOĞLAN ( WisslochAKM)

    -Zafer ÜNAL

    -Zafer Yaman ŞAHİN (İşçi)

    -Zarife KARAOĞLAN ( Emekli Öğretmen)

    -Zekai KARABUĞDAY

    -Zeki KÖSE (TüM BEL-SEN Yön. Kur. Üyesi)

    -Zeki OYMAK

    -Z. Laura YALÇIN

    -Zeren Ayhan DİZİ

    -Zeynal ULUTAŞ

    -Zeynel Abidin ERGEN (Tüm Emekli Sen Genel Bşk.)

    -Zeynel Abidin ÖZAY

    -Zeynep CAN (Avrupa Alevi Kadınlar Birliği Başkanı)

    -Zeynep DEMİR (BAF Yönetim Kurulu üyesi)

    -Zeynep DEMİRDÖĞEN (Metz AKM Bşk.)

    – Zeynep ERÇE

    -Zeynep ERDOĞAN (Aktivist)

    -Zeynep ERGÜVEN

    -Zeynep SARITAŞ

    -Ziya ASLAN (Emekli)

    -Z. Murat GÜNEŞ  (Adam-Der üyesi)

    -Zöhre DOĞAN (Hızır Avusturya Derneği Başkanı)

    -Zuhal GÜLER (KHK’lı Sağlık Emekçisi)

    -Zülfükar ULUARAK

    İmza kampanyası 3 Mart 2022 tarihine kadar sürecek. İmza vermek isteyenler egitimdefirsatesitligi13@gmail.com adresinden yazabilirler. 

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    > AVF Genel Başkanı Doğan: Ana sınıfında din dersi çocukta korku ve kaygı yaratır-VİDEO
    > Kampanya 4. gününde: Milli Eğitim Bakanlığı kararını geri çekmelidir-VİDEO
    > Zorunlu din dersine karşı başlatılan kampanya 3. gününde-VİDEO
    > Demokrasi güçlerinden büyük kampanya: Ana sınıfında din eğitimi faciadır; asimilasyona hayır!
    > Kampanya 8. gününde: Zorunlu din dersleri ile asimilasyona hayır

  • HDP’li Bülbül’den AKP’li Besli’ye tepki: Behey çifte Yezit, inkarcı, iblis!-VİDEO

    HDP’li Bülbül’den AKP’li Besli’ye tepki: Behey çifte Yezit, inkarcı, iblis!-VİDEO

    PİRHA- HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Akşam yazarı AKP’li Hüseyin Besli’nin Alevi ve Kürtlere yönelik nefret söylemine tepki göstererek, “Behey çifte Yezit, çifte iblis, çifte inkarcı, çifte faşist. İnancımıza, kültürümüze tarihimize, dilimize, kutsal değerlerimize hakaret edenler bu gücü bir zamanlar her türlü pervasızlığı yapıp, Madımak katilini affedenlerden ve bu zihniyeti sürdürenlerden alıyorlar” dedi.

     

    Akşam Gazetesi yazarı ve eski AKP İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli’nin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik yazdığı yazıda Alevileri ve çocuklarını hedef alarak, “Alevi, Alevi Kürt bir aile çocuklarına Alevi kimliğini gizlemeyi öğrettiği, öğütlediği kadar Kürt kimliğini de saklamayı öğretmek mecburiyetinde kalmaktadır. Yani söz konusu çocuklar ‘çifte kavrulmuş yalancı’ olmak durumundadırlar. Ve ne kadar maharetle yalan söyleyebiliyorlarsa o kadar aferin alarak yetişmişlerdir” şeklinde nefret söylemlerinde bulunmuştu.

    Bülbül, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Akşam Gazetesi yazarı ve eski AKP İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli’ye tepki göstererek, Besli’nin bu gücü Alevilerin ibadethanesine cümbüş evi diyen ve Madımak katillerini affeden zihniyetten aldığını vurguladı.

    Konuşmasında 84 yıl önce idam edilen Seyit Rıza ve 21 yıl önce Hakk’a yürüyen sanatçı Ahmet Kaya’yı anan Bülbül, tutuklu kadın siyasetçiler Figen Yüksekdağ, Gülten Kışanak, Aysel Tuğluk, Nurhayat Altun ve Edibe Şahin’i ziyaret ederek Türkiye halklarına selamlarını getirdiğini vurguladı.

    “YÜKSEKDAĞ, KIŞANAK, TUĞLUK, ALTUN VE ŞAHİN’İN SELAMINI GETİRDİM”

    Hafta sonu Kandıra Cezaevi’nde bulunan tutuklu kadın siyasetçileri ziyaret ettiğini belirten Bülbül, “Öncelikle hafta sonu kandıra hapishanesinde rehin tutuldukları yerde ziyaret ettiğim önceki dönem eş genel başkanımız sevgili Figen Yüksekdağ, Gülten Kışanak, Aysel Tuğluk, Nurhayat Altun, Edibe Şahin arkadaşlarımızın Türkiye halklarına, demokrasi mücadelesi yürütenlere ve kadınlara sevgi ve saygılarını iletmeyi bir borç biliyorum. İkinci olarak bugün toprağa verilen ve demokrasi, eşitlik, özgürlük, adalet mücadelesinde sanatıyla bir efsane olan Ahmet Kaya’yı sevgi ve saygıyla anmayı da bir borç biliyorum” ifadelerini kullandı.

    SEYİT RIZA’YI ANDI

    Bülbül, 84. yıl önce idam edilen Seyit Rıza ve yoldaşlarını da anarak, “Seyit Rıza’yı ve birlikte idam edilen 7 insanımızı sevgi, saygı ve aşk ile anıyorum. Ki Seyit Rıza’nın halkının uğruna mücadele ettiği eşitlik, özgürlük, adalet değerleri bizim için hala ulaşılması, mücadele edilmesi gereken özlemlerdir ve o uğurda mücadele ettiğimizi belirtmek isterim. Pir Seyit Rıza’nın ve 7 arkadaşının mezar yeri hala belli değildir, bu bir mahkeme değildir, bu bir suç örgütüdür. Seyit Rıza ve arkadaşları idam edilirken hukuk işletilmemiş, katliam yapılmıştır” dedi.

    “BEHEY ÇİFTE YEZİT HÜSNÜ BESLİ!”

    Bülbül, Akşam yazarı AKP’li Hüseyin Besli’nin Alevi ve Kürtlere yönelik nefret söylemine de tepki gösterdi.

    Besli’nin bu gücü Madımak katillerini affeden ve cemevlerine cümbüş evi diyenlerden aldığına vurgu yaparak, şunları ifade etti:

    “Alevi ve Kürtlere yönelik açık bir nefret suçu işlemiş. Ve nefret suçunda diyor ki Alevi ve Kürt olanlar çifte kavrulmuş yalancıdır. Kürt Aleviler makbul değildir, diyor ve yazısına devam ediyor. Şimdi behey çifte Yezit, behey çifte iblis, behey çifte inkarcı, behey çifte faşist, behey çifte ırkçı. Türkiye’de var olduğu günden bu yana Baba İshak’tan bu yana eşitliğe özgürlüğe adalete, varlığa, birliğe, dirliğe hizmet etmiş Hünkar Hacı Bektaş’tan Seyit Rıza’ya, Baba Tahir’den Şeyh Bedrettin’e, Torlak Kemal’den Ali Şer’e ve Besi Anadan, Adile Anaya kadar hakikate, adalete, eşitliğe ve özgürlüğü hizmet eden bu inanca ve bu inanç mensuplarına bu kadar ucuz dil uzatanlara aslında hakkın ve hakikatin aşıklarının birinin diliyle cevap vermek gerekiyor. Bunlar var ya aha bunlar, bunlar Zülfikar’dan anlar. Böyle ikide bir inancımıza, kültürümüze, tarihimize, dilimize, kutsal değerlerimize hakaret edenler bu gücü bir zamanlar cemevi cümbüş evi diyenlerden, Madımak katilini affedenlerden ve bu zihniyeti sürdürenlerden alıyorlar.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Alevi örgütlerinden, ‘Aleviler yalancı’ diyen AKP’li Besli hakkında suç duyurusu-VİDEO

    Alevi örgütlerinden, ‘Aleviler yalancı’ diyen AKP’li Besli hakkında suç duyurusu-VİDEO

    PİRHA-Alevi örgütlerinin genel başkanları, Akşam gazetesi yazarı- AKP’li Hüseyin Besli’nin Alevilere yönelik nefret yazısı nedeniyle Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’nde Besli hakkında suç duyurusunda bulundu. Kamu davası açılmasını isteyen Aleviler, Besli’nin cezalandırılmasını istediler. 

    Akşam Gazetesi yazarı ve eski AKP İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli’nin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik yazdığı yazıda Alevileri ve çocuklarını hedef alan nefret söylemi içerikli yazısı yargıya taşındı.

    Kılıçdaroğlu’nun birçok konuda yalan söylediğini iddia eden Besli, yazısında “Alevi, Alevi Kürt bir aile çocuklarına Alevi kimliğini gizlemeyi öğrettiği, öğütlediği kadar Kürt kimliğini de saklamayı öğretmek mecburiyetinde kalmaktadır. Yani söz konusu çocuklar ‘çifte kavrulmuş yalancı’ olmak durumundadırlar. Ve ne kadar maharetle yalan söyleyebiliyorlarsa o kadar aferin alarak yetişmişlerdir” şeklinde nefret söylemlerinde bulunmuştu.

    Akşam Gazetesi yazarı, AKP’li Hüseyin Besli’nin, yalan ve nefret dolu yazısına tepki gösteren Alevi Bektaşi Federasyonu adına Zeynal Odabaş, Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez ve Alevi Kültür Dernekleri adına Hüseyin Çam, Besli hakkında İstanbul Adliyesi’nde savcılığa suç duyurusunda bulundu.

    KAMU DAVASI AÇILMASI İSTENDİ

    Savcılığa verilen dilekçede Hüseyin Besli’nin Akşam gazetesinde 14 Kasım 2021 tarihli yazısında Alevilerin doğuştan yalan söylemeye alıştıkları ve yalancı oldukları ifadesiyle Alevileri aşağıladığı, küçümsediği ve Alevilere hakaret ettiği belirtildi.

    Besli’nin nefret suçu işlediğini belirten Aleviler, gerekli soruşturmanın yapılarak cezalandırılması için kamu davası açılmasını istedi.

    Suç duyurusunun ardından adliye önünde açıklama yapan genel başkanlar, Alevilere yönelik nefret suçlarının, iftiraların hala devam ettiğini belirterek, Besli’nin yargılanmasını istediler.
    Alevilere yapılan zulümlerin sona erdirilmesini isteyen genel başkanlar, hep cezasız kaldığı için Alevilere yönelik nefret suçlarının devam ettiğini vurguladılar.

    SAAT 17.00’DE AKŞAM GAZETESİ ÖNÜNDE AÇIKLAMA

    Alevi örgütleri, bugün (16 Kasım Salı) saat 17.00’de ise Akşam Gazetesi’nin İstanbul İkitelli’de bulunan binası önünde bir araya gelerek basın açıklaması yapacak.

    AKP’Lİ HÜSEYİN BESLİ NE DEMİŞTİ?

    “Daha önce de çeşitli vesilelerle yazdık. Ancak, hala, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yalanları karşısında şaşkınlık yaşayanlar için hatırlatalım istedik…
    Malum, daha düne kadar, Türkiye’de alevi vatandaşlar kimliklerini açıkça ifade edemiyorlardı. (Ne yaman çelişkidir ki bunun da kökeni CHP zihniyetine dayanır.)
    Aksi takdirde bilhassa devlette bir takım yerlere gelemezlerdi. Bu nedenle, alevi bir anne baba daha doğumdan itibaren çocuklarına kimliklerini gizlemeyi yani yalan söylemeyi öğretmek durumundaydı… Bu bir.

    İkincisi; yine malumdur ki Alevilik Türkmenlere mahsus bir şeydir. Türkmen haricindeki, mesela Kürt aleviler ana kitle tarafından makbul sayılmazlar, hatta Alevilik kimliğinin başka bir kimliği örtmek için kullanıldığını bile düşünürler.

    Böyle olunca; alevi Kürt bir aile çocuklarına alevi kimliğini gizlemeyi öğrettiği/öğütlediği kadar Kürt kimliğini de saklamayı öğretmek mecburiyetinde kalmaktadır.
    Yani söz konusu çocuklar ‘çifte kavrulmuş yalancı’ olmak durumundadırlar. Ve ne kadar maharetle yalan söyleyebiliyorlarsa o kadar aferin alarak yetişmişlerdir.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Alevi çocuklara ‘çifte kavrulmuş yalancı’ diyen AKP’li Besli’ye tepki: Bir anlayışın dayatması

    Alevi çocuklara ‘çifte kavrulmuş yalancı’ diyen AKP’li Besli’ye tepki: Bir anlayışın dayatması

    PİRHA-DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu, kimliklerini sakladıkları gerekçesiyle Alevi çocuklara ‘çifte kavrulmuş yalancı’ diyerek nefret söylemlerinde bulunan eski AKP Milletvekili Hüseyin Besli’ye tepki gösterdi. Yeneroğlu, “Kimliklerini gizlemek zorunda kalan insanların kabahati değil ki, toplumsal çoğulculuğu reddeden ve tehdit kabul eden bir anlayışın dayatması” değerlendirmesinde bulundu. 

    Akşam Gazetesi yazarı ve eski AKP İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli‘nin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nu ve genelde Alevileri ve çocuklarını hedef alan nefret söylemi içerikli yazısına yönelik tepkiler geliyor.

    Kılıçdaroğlu’nun birçok konuda yalan söylediğini savunan Besli, yazısında “Alevi, Kürt bir aile çocuklarına Alevi kimliğini gizlemeyi öğrettiği, öğütlediği kadar Kürt kimliğini de saklamayı öğretmek mecburiyetinde kalmaktadır. Yani söz konusu çocuklar ‘çifte kavrulmuş yalancı’ olmak durumundadırlar. Ve ne kadar maharetle yalan söyleyebiliyorlarsa o kadar aferin alarak yetişmişlerdir” şeklinde çirkin iddialarda bulunmuştu.

    “KİŞİ ÜZERİNDE DURMAK ASIL SORUNUN BOYUTUNU GÖLGELER”

    Eski AKP’li, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Hüseyin Besli’nin nefret söylemleri hakkında PİRHA‘ya konuştu.

    Besli’nin söylemlerini, “Klasik bir nefret söylemi olmasının yanında yaygın bir ezber maalesef” olarak değerlendiren Yeneroğlu, “Kişi üzerinde durmayı çok gerekli görmüyorum çünkü bu durumda asıl sorunun boyutunu görmemiz gölgelenmiş olur” dedi.

    “KİMLİKLERİNİ GİZLEMEK ÇOĞULCULUĞU REDDEDEN ANLAYIŞIN DAYATMASI”

    Alevi ve Kürt vatandaşların kimliklerini gizleme zorunluluğu hissetmesinin arkasındaki nedenlere değinen Yeneroğlu, şunları söyledi:

    “Geçmişte kimliklerini gizlemek zorunda kalan insanların da varlığını göz ardı etmemek gerek. Ancak bu kimliklerini gizlemek zorunda kalan insanların kabahati değil ki, toplumsal çoğulculuğu reddeden ve tehdit kabul eden bir anlayışın dayatması.

    Maalesef eğitim sistemimizdeki çarpıklığın da bir sonucu ve daha da giderilmiş değil. Devletin dizayn ettiği makbul vatandaş anlayışına dayanan, çoğulcu toplum gerçeklerimizi reddeden, farklılıklarımızı tehdit olarak kabul eden bir anlayışı çocuklarımıza empoze etmek yerine farklılıklarımızı zenginlik kabul eden, çoğulcu, açık ve demokratik toplum hedefi üzerine bina edilmiş bir eğitim sistemine daha da geçilememiş olmasının da bir neticesi.”

    Barış KOP / İSTANBUL

     

  • ‘Türk-İslam’ sentezine dayalı anlayışın hedefi çocuklar’

    ‘Türk-İslam’ sentezine dayalı anlayışın hedefi çocuklar’

    PİRHA- Zorunlu din derslerinin kaldırılması için yıllardır mücadele eden Alevi aktivistlerinden Öğretmen Songül Tunçdemir, hayatın her alanında ‘Türk-İslam’ sentezine dayalı anlayışın, en çok da çocukları kıskaç altına aldığının altını çizdi. Tunçdemir, “Bu nedenle başta Aleviler olmak üzere bu ülkede inancından dolayı ötelenen, yok sayılan hatta yok edilmek istenen bütün inançların mücadele eksenlerinin laiklik ve demokrasi olması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    Türkiye’de din dersi, 1928’den 1940’ların sonuna kadar müfredata dahil edilmemiş, sonrasında ise seçmeli bir ders olarak öğrencilere sunulmuştu. Ancak 12 Eylül Darbesi’nden sonra zorunlu hale getirilen Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine, 2012’den itibaren “Kur’an-ı Kerim”, “Hz. Muhammed’in Hayatı” ve “Temel Dini Bilgiler” seçmeli dersleri de ilave edildi.

    Din derslerinin içeriğinin Sünni İslam ağırlıklı olması sonucu uzun yıllar boyunca toplumun farklı kesimlerinden itirazlar yükseldi. Söz konusu ders içerikleri yerel ve uluslararası mahkemelerce de yasalara aykırı bulundu. Fakat Millî Eğitim Bakanlığı, din derslerinin tek bir dine yönelen ders olmadığını savunsa da Aleviler, bir bütün olarak din derslerinin müfredattan kaldırılması yönündeki talebini sürdürüyor.

    ALEVİLER AİHM KARARLARINI UYGULANMASINI BEKLİYOR

    Aileler, çocuklarının din dersinden muaf tutulması ya  da söz konusu derslerin tümden kaldırılması yönünde defalarca kez mahkemeye başvurdu. Zorunlu din dersi dayatmasının hukuksuz olduğu yönünde mücadele veren eğitim sendikaları da birçok kez adliyelerin kapısını çaldı. Nihai karar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından, 2014 yılında çıktı.

    AİHM, Türkiye hükûmetinden “Zaman geçirmeden öğrencilerin zorunlu din ve ahlak kültürü derslerinden muaf tutulmalarını da sağlayacak yeni bir sisteme geçmesini” belirterek zorunlu din dersine karşı olmamakla birlikte, din dersinin içeriğini göz önünde bulundurarak zorunlu bir biçimde verilemeyeceğine hükmetti. Ancak mahkeme kararları tanınmadı, din eğitimi daha da yoğun bir şekilde öğrencilere dayatıldı.

    Aleviler, zorunlu din derslerinin kaldırılması için yıllardır mücadele ediyor. Günümüzde ulusal ve uluslararası mahkemelerde alınmış kararlar olmasına rağmen neden bu kararlar uygulanmıyor?
    İktidarın kararları uygulamak yerine din derslerini arttırması öğrencinin gelişmesine ne tür etkiler yaratıyor?
    Alevi kurumları zorunlu din derslerinin kaldırılması için ne yapıyor, ne yapmalı? gibi soruları yazar, akademisyen, aktivist ve Alevi kurum temsilcilerine sorduk.

    Zorunlu din derslerinin kaldırılması için yıllardır mücadele eden Alevi aktivistlerinden Öğretmen Songül Tunçdemir, PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

    “HAYATIMIZIN HER ALANINDA ‘TÜRK-İSLAM’ SENTEZİNE DAYATILIYOR”

    PİRHA: Zorunlu din dersinin eğitimdeki yeri nedir?

    SONGÜL TUNÇDEMİR: Sorunlar yumağına dönüşmüş bir eğitim sistemiyle yeni bir eğitim öğretim yılını karşılamak üzereyiz. Velilerin müşteri, eğitimin ticarete dönüştüğü, müfredatın ise Türk-İslam senteziyle yoğrulduğu okullar çocuklarımızı bekliyor. Hayatımızın her alanında ‘Türk-İslam’ sentezine dayalı, tek din, tek dil, tek mezhep anlayışı çerçevesinde hayata geçirilen politikalar, en çok da çocuklarımızı kıskaç altına almış durumda. İnanç ve kimlik üzerinden şekillendirme, en çok da bu ülkede yaşayan Alevileri, Kürtleri, farklı dinlere mensup olan vatandaşları, ateistleri hedef almaktadır. Hatta Sünniliği sadece Hanefi mezhebini dayatmak suretiyle geriye kalan diğer mezhepleri de hedef almaktadır.

    “ZORUNLU DİN DERSLERİ, BİR ASİMİLASYON ARACIDIR”

    -İktidar varolan yargı kararlarını uygulamıyor. Tam tersi eğitimdeki dini içerikli derslerin sayısını arttıyor. Bu ısrarı neye bağlıyorsunuz?

    Biz Aleviler açısından ise baş belası haline gelen zorunlu din dersleri, 4+4+4 eğitim sisteminin getirmiş olduğu zorunlu seçmeli din dersleriyle birlikte eğitimi içinden çıkılmaz hale getirmiştir. Geldiğimiz süreçte ise bütün dersler din dersi, bütün okullar imam hatip benzeri olmuştur. Çocuklarımıza zorunlu din dersi okutularak, altına imza atılan uluslararası sözleşmeler ihlal edilmektedir. Anayasanın 24. maddesinde  ‘Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi’ dersi, ilk ve ortaöğretim kurumlarında zorunludur denilmiştir. Oysa aynı Anayasa’nın 90. maddesinde iç hukuk ile uluslararası sözleşmeler arasında çelişki olduğunda dış hukuk geçerlidir denilmiştir. Yüksek yargı ve AİHM’in daha önce vermiş olduğu Alevi çocukların zorunlu din derslerinden muafiyet kararları da siyasi iktidar tarafından uygulanmayarak büyük bir hukuksuzluk örneği sergilenmektedir. Zorunlu din dersleri, Alevi çocukları başta olmak üzere, farklı inançtaki insanlara ya da çocuğuna din öğretmek istemeyenlerin üzerine uygulanan bir asimilasyon aracıdır. Bu durum eşit olmayan ve ayrımcı uygulamaların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Din dersinde bir din veya mezhep ele alınıyor ve bu dini benimsemeyenlere zorunlu kılınıyorsa orada din ve vicdan özgürlüğünden bahsetmek imkansızdır.

    “BÜTÜN İNANÇLARIN MÜCADELE EKSENLERİ LAİKLİK VE DEMOKRASİ OLMALI”

    -Alevi kurumları ve yurttaşlar uzun yıllardır hem meşru hem de hukuki mücadele yürütüyor. Bu mücadelenin sonuç alması için neler yapılmalı?

    Sadece bir dinin eğitimini zorunlu kılmak yanlış ve laikliğe aykırı bir durumdur. Bu nedenle başta Aleviler olmak üzere bu ülkede inancından dolayı ötelenen, yok sayılan hatta yok edilmek istenen bütün inançların mücadele eksenlerinin laiklik ve demokrasi olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü laik eğitim anlayışı tüm insanların eşit, saygıdeğer, öğrenme ve  gelişmeye açık olduğunu savunur. Hiçbir toplum tamamen aynı inancı paylaşamadığı için devlet, her topluma aynı mesafede bulunmalıdır.

    Diren KESER/Melis CİDDİOĞLU/PİRHA

     

  • Çocukların gözünden cemevi bahçesi ve Alevilik-VİDEO

    Çocukların gözünden cemevi bahçesi ve Alevilik-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de bulunan Uzundere Cemevi’nde sosyalleşerek eğlenen çocuklar aynı zamanda hizmetlere katılarak iş paylaşımında görev alıyorlar. Çocukların çağrısı da var: Bütün çocuklar, yetişkinler buraya gelsin. Çünkü Alevilik çok güzel bir şey.”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Uzundere Cemevinde bulunan çocuklar günün büyük bölümünü cemevine ait bahçede oynayarak geçiriyor. Dönem dönem cemlere giren çocuklar aynı zamanda belli aralıklarla gerçekleşen etkinliklerde kendilerinin deyimi ile görevli olarak gönüllü hizmet ediyorlar.

    Bir haber için gittiğimiz Uzundere Cemevinde gözümüze çarpan çocuklar lokma pay edilmesinde aceleci bir o kadar da heyecanlı olarak hizmet ediyor. 8 ila 14 yaş arasındaki çocuklar lokma pay edilmesinin hemen ardından cemevi içerisinde spor aletleri, kaydırak, salıncak vs. bulunan alana doğru hızla koşarak gidiyorlar. Çocuk ruhu bu; eğlenmekten ne alıkoyabilir ki.

    Gözümüz iyice onlara çarpıyor. Bahçeyi kendisine spor alanı ilan eden, bisiklet süren, salıncağa binen bu çocukların yanına gitmemiz ile sohbetimiz başlıyor… ‘Abi o kamera ne, ne iş yapıyorsun, bizi de çeker misin?’ sorularına tutulduğumuz o an çektiğimiz fotoların ön izlemesi çocuklar için ayrı bir eğlence oluyor.

    Asıl can alıcı soru olan, ‘Hangi ajans?’ sorusuna verdiğimiz, ‘Pir Haber Ajansı (PİRHA)’ cevabı sonrasında sohbet koyulaşıyor.

    ‘Abi Alevi haber ajansı mısınız?’, ‘Evet.’ , ‘Abi biz de Aleviyiz, hep buraya geliyoruz…’

    Hızlıca anne ve babalarından aldıkları telefonlarla sosyal medya hesaplarından Pir Haber Ajansı’nı (PİRHA) takip ediyorlar.

    Enver, Hüseyin, Ela, Ayaz, Turan, Süleyman, Görkem, Murat…

    Akşam yapılacak Mekteb-i İrfan muhabbetinde en ön sırada yerlerini almaya başlıyorlar. Kimsenin çağırmasına gerek kalmadan gelmiş oluyorlar bile. Kimi bisikletten düşmüş, kimi koşturmaktan terlemiş halde. Kendi elleri ile minderleri öne taşıyorlar. Sessiz olmaları için fısır fısır birbirlerini uyarıyorlar. Öyle ya kimi de sabırsız halde, belki de aklı dışarıda bıraktığı bisikletindedir…

    8-14 yaş arası çocukların dünyası elbette Alevilik inancını algılamada eksik kalacak. Ama onların manevi dünyasından Alevilik belki de özgürce oynayabilecekleri bir alan olarak karşımıza çıkacak. Belki de acıktıkları an yemek yiyebilecekleri hane, belki betonlaşma ile doluşan mahallelerinin dışında oynamak için sığınacakları bir bahçe.

    Soruyoruz; öylesine ilginç cevaplar geliyor ki, belki de biraz onların dünyasından bakmamız gerek diyoruz.

    İşte çocukların gözünden bütünleştikleri cemevinin o koca bahçesi ve Alevilik…

    “BÜTÜN GENÇLER GELSİN BÜTÜN KALPLERİYLE İNANCINI KORUSUN”

    Enver, o müthiş sakin ve büyümüşte küçülmüş hali ile şaşırtıyor bizi. Diğerleri sohbet ederken sürekli söz alıyor. Sorulan her soruya bir cevabı kesinlikle var. Cemevine ilk geldiğinde çok çekindiğini, hatta kızacaklarını düşündüğü için korktuğunu söyleyen Enver, şimdiler de herkesi cemevine davet ediyor.

    Enver, “Bütün çocuklar, yetişkinler buraya gelsin. Çünkü Alevilik çok güzel bir şey. Sazım var ama pek çalmayı bilmiyorum. Çalmayı istiyorum ama telleri kopuk. Burada çalıları temizliyorduk. Çöpleri atıyorduk. Aleviliği seviyorum. Hatta cemevine girerken biraz utanıyordum ama sonradan utanmam geçti. Bütün gençler gelsin, bütün kalpleriyle inancını korusun. Hiç kimse cemevinden utanmasın, orada çok güzel şeyler yapılıyor. Saz çalınıyor. Burada spor yapıyoruz, salıncağa biniyoruz. Çok çocuk geliyor buraya. Oturuyoruz, oyunlar oynuyoruz. Burayı çok seviyorum” diye konuşuyor.

    “ALEVİLİK GÜZEL, HİÇ VAZGEÇMESİNLER”  

    Pandemiden önce cemevinin ve bahçesinde oynayan çocukların çok daha kalabalık olduğunu dile getiren Hüseyin ise, kendi deyimiyle cemevinde görevli olduğunu söylüyor.

    Hüseyin, Alevi olmaktan yana mutluluğunu objektifimize öylesine sıcak yansıtıyor ki. Hüseyin, “Pandemiden önce buraya geliyorduk. Dedemizin elini öpüyorduk, sohbet ediyorduk. Bize sorular soruyordu. Sabah akşam buraları temizliyorduk. Yemek yapmaya, sandalye dizmeye yardım ediyoruz. Dede de gelip bizimle top oynuyor. Saz çalıyorlar, onlar dinliyoruz. Saz kursu oldu katıldık. Cemlere çok girdik. Alevilik güzel, iyi ki Aleviyim yani. Alevilikten hiç vazgeçmesinler. Alevilik inancını hiç bırakmasınlar. Saz çalmayı da öğrensinler” diye çağrıda bulunuyor.

    Ela da aldığı lokmayı bitirmeye gayret ederek, sorumuza kafa sallıyor. Cemevi bahçesinde oynadıklarını, burayı sevdiğini söylüyor.

    “BİSİKLET SÜRÜYORUZ, SANDALYE DİZİYORUZ, GEZİYORUZ”

    Ayaz’ın masmavi gözleri ve sarı saçları ayrıca bir ilgi çekiyor. Tabi ki hiperaktifliği kendisini kameraya o kadar yansıtıyor ki, bir türlü kadrajda duramıyor. Ayaz, “Top oynuyoruz, takla atıyoruz, bisiklet sürüyoruz. Burada temizlik yapıyoruz” diyor.

    Turan ise bağlamasının kopan tellerine hayıflanıyor. O da çeşitli etkinliklerde sandalye dizip, masa taşımaya yardımcı oluyor. Turan, “Arkadaşlarda top oynuyoruz. Bisiklet sürüyoruz. Geziyoruz. Cemlere de girdik. Saz çalıyorlardı. Öğrenmek için baktım ama içeriye almadılar. Abimin sazından iki, üç şey çalıyorum. Kimse olmayınca izin alıp buraları süpürüyoruz. Çöpleri dışarıya atıyoruz. Çocuklar cemevine gelsin, buraya sahip çıksın” demekle kalıyor. Heyecanı daha fazla konuşmasına izin vermiyor.

    “BEN ALEVİYİM, O KÜRT… AMA BEN ONA SAYGILIYIM”

    Herkesin birbirinin inancına saygı duyması gerektiğini ifade eden Süleyman da, milliyetçilik zehrinin kendisine işlemediği o hali ile “O Kürt, ben de Aleviyim. Ama ben onlara saygılıyım” diyor. Belki de birinin bir diğerini yasaklamadığı, renkliliği karanlığa çevirmediği bir dünya temennisi ile Süleyman şöyle devam ediyor:

    “Pirim Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’ye ibadet yaparız. Semah yaparız. Aşure günü yaparız. Bir yere zarar vermeden spor yapıyoruz. Kızıyorlar belki ama zarar vermiyoruz. Buralarda düğün oluyordu ama onu da kaldırdılar. Aşure gününden bir gün önce burada görevliydik. Buranın temizliği, yemeklerin hazırlanması, sandalyelerin dizilmesinde çalıştık. Biz gönüllü yaptık. Alevi gençlere çağrımız var; herkes inancını korumalı, Herkesin inancına saygılı olmalı. O Kürt, ben de Aleviyim. Ama ben onlara saygılıyım. Aleviliğe, soyumuza sahip çıkmalarını istiyoruz.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • Dede Takmaz’dan ailelere çağrı: Çocuklarınıza Aleviliği öğretin-VİDEO

    Dede Takmaz’dan ailelere çağrı: Çocuklarınıza Aleviliği öğretin-VİDEO

    PİRHA – “Avrupa’dan ve Türkiye’den İŞİD’e, tarikatlara, selefi gruplara 3 binden fazla Alevi gencin katıldığı belirtiliyor.” Bu sözler Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz’ ait. Takmaz, ailelerin çocuklarını Alevi inancı doğrultusunda eğitmeleri gerektiğini belirterek selefi grupların ve İŞİD’in eline bırakmamaları çağrısı yaptı. 

    Haberin videosu

    Alevi gençlerin son yıllarda İŞİD ve selefi gruplarına katıldığını gözlemleyen Kureyşan Ocağı dedelerinden Hamza Takmaz, özellikle Avrupa’da eğitilmiş kişilerin bu işi yaptığını söyledi. Beş yıl öncesinde 2 bin Alevi çocuğun İŞİD’e katıldığının konuşulduğunu söyleyen Takmaz, Avrupa ve Avustralya’da görüştüğü bir kaç ailenin olduğunu aktardı.

    Takmaz, “Bir tanesi Avustralya’da. Dersimli bir ailenin çocuğu. Suriye sınırlarında selefilerin içinde görev yaptığını biliyoruz. Diyarbakır’da patlayan bombacı da yine devrimci bir Alevi ailenin çocuğu çıktı. Anover’de cemevinin önünden geçerken bir çocuğu gösterip İŞİD’in içinde olduğunu söylediler” dedi.

    IŞİD’E KATILANLARIN SAYISI ARTIYOR  

    “Alevilerin şunu çok iyi bilmesi gerekir: Sizin tanımını koymadığınız bir Aleviliği başkası tanım koyuyor. Bunu özellikle tarikatçılar ve selefiler, dinci kesimler Aleviler üzerinden yapıyorlar” diyen Hamza Takmaz, birçok Alevi ailenin ‘başımız kurana bağlı, bizim Allahımız bir, peygamberimiz bir ‘ bu üç temel söylem üzerinden çocuklarını ablukaya aldıklarını söyledi.
    Takmaz, bunun bir tehlike olduğunu belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bu İŞİD ve selefilerin içinde yer aldırmaya ve çocukların zihinlerini bulandırıp tarikatların içine koymaya çalışıyorlar. Bu bir tehlikedir. Bugün Avusturya’daki durumu herkes biliyor. Yaklaşık 27 yıldır mahkemelikler. Peki bunun sebebi nedir, söylesinler. Çocuklarımız İŞİD’in içine nasıl gidiyorlar? Bunu bir irdelesinler. Siz kalkıp kuranın altına sazı koyarsanız ve küçük çocuklara bunu öğretirseniz O çocuk yine İŞİD ve selefilerin içinde olacak. Çünkü bizim başımız kendimize bağlıdır. Ama yolumuz dilimiz de pirimize, mürşidimize, eşimize ve ikrarımıza bağlıdır.”

    Her geçen gün İŞİD’e katılan Alevi gençlerinin sayılarının arttığını söyleyen Pir Hamza Takmaz, en büyük kıyımların konuşmalarda yaşandığını,  ‘Allaha emanet ol’ gibi islami figürlerin Alevilerin söylemlerinde de olduğunu üzülerek dile getirdi.

    “GENÇLERİN İŞİD’E KATILMASINDAN AİLELER VE KURUMLAR SORUMLU”

    3 bin Alevi gencin İŞİD’e katılmasından sorumlu olanların aileler, dernek yöneticileri ve pirler olduğunu kaydeden Takmaz, şunları ifade etti:

    “Avusturya’da mihman olduğum bir aileye çocuklarının İŞİD’e gittiğini söyledim. Anne babaların İŞİD’den dahi haberleri yok. Çocuğuna ulaşamadı. Geçenlerde bir Alevi genci sınırda yakalandı ‘ben tuzağa düştüm’ diyor. Hiç mi aileler bunu görmüyor. Her aile de ‘dede biz çocuklarımıza Aleviliği anlatıyoruz’ diyor ama ne kadar anlatabiliyorlar.

    “HER ALEVİ AİLE ÇOCUĞUNA ‘BİZ İKRARLI TOPLUMUZ’ DEMESİ LAZIM”

    Özellikle çocukların tuzağa düşmesinin nedenlerinden biri de ailelerin çocuklarını bırakması. Çocuklar bir fidan gibidir. Çocukların eğitilmesi gerekir. Her Alevi ailenin çocuğuna, ‘Biz ikrarlı bir toplumuz, bizim yolumuz ve erkanımız budur’ demesi lazım. Bunu demiyorlar. Şimdi cami karşıtı cemevi gelişiyor. Özellikle 3 bin Alevinin az olduğunu düşünüyorum. Bunun yanında ramazanda oruç tutan, namaz kılan, çocukların asimilasyona uğradığının farkında bile değiliz. Bunun farkına varmıyor. O çocuklar ilk olarak selefilere gitmiyor önce bireysel alıp konuşuyorlar. Bunu Almanya’da gördüm. Psikoloji yönünden iyi eğitilmiş insanlar. Kaç aileyi ikaz etmeye çalıştık ama bizi dinlemediler.”

    Alevilere yönelik asimilsyonu da hesaplayarak bu sayının 5 bine ulaştığını söyleyen Takmaz, ailelere büyük sorumluluk düştüğünü kaydederek ailelerin çocuklarına sahip çıkması çağrısında bulundu.

    PİRHA/İZMİR

  • MEB’in siyasal İslamcı derneklerle imzaladığı protokol meclis gündeminde

    MEB’in siyasal İslamcı derneklerle imzaladığı protokol meclis gündeminde

    PİRHA- HDP Milletvekili Zeynel Özen, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a Milli Eğitim Bakanlığı’nın siyasal İslamcı cemaat vakıfları ve dernekleri ile imzaladığı işbirliği protokolünü sordu. Özen, devletin resmi eğitim kurumlarının Anayasanın Laiklik ilkesini hiçe sayarak, Alevi ailelerin çocukları dahil farklı inanışlardan olan öğrencilere başka bir inancın ibadethanesini ve ibadetini dayatıp bunun üzerinde bir puanlandırma yapmanın amacı ve nedenleri nelerdir? diye sordu. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Milli Eğitim Bakanlığı’nın siyasal İslamcı cemaat vakıfları ve dernekleri ile imzaladığı işbirliği protokolu ile 6-13 yaşındaki çocuklara 5 vakit namaz dayatmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a sordu.

    “HER NAMAZ VAKTİ İÇİN FARKLI PUAN UYGULAMASI”

    Özen, Milli Eğitim Bakanlığı dini dernek ve vakıflarla bir protokole imza attığını ve yarıyıl tatilinde 6-13 yaş arası öğrencilerin camilere götürüleceği ve 5 vakit namaz uygulaması getirileceğini duyurduğunu belirtti.

    Yapılan duyuruda;  “‘Haydi Çocuklar Camiye Projesi’ ile Hedefimiz ‘Ağaç yaşken eğilir’ atasözünden yola çıkarak çocuklarımıza camide cemaatle namaz kılma şuuru kazandırmak, camilerimize gitmenin milli ve manevi sorumluluğumuz olduğu bilincini vermek ve güzel ahlaklı nesiller yetişmesine katkı sağlamaktır” ifadelerinin kullanıldığını vurgulayan Özen, bununla ilgili hazırlanan “Namazını camide kıl, puanları topla, ödülünü kap” gibi sloganlarla çocukların her namaz vakti için farklı puanlar  kazanmasını planladıklarını kaydetti.

    “İSLAM VE SÜNNİLİK DAYATILIYOR”

    HDP’li Özen, iktidarın eğitim sistemini sadece bir inancı (İslamı ve Sünniliği) referans alarak, başta Alevi çocukları olmak üzere, tüm farklı inanç gruplara kendi dinsel eğitimini dayattığını vurguladı. Bu uygulamanın başta çocuk hakları olarak laiklik ve inanç özgürlüğüne aykırı olduğunu kaydetti.

    Alevilerin zorunlu din derslerinin kaldırılmasına dair AİHM’de (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) kazandığı davaları da hatırlatan Özen, imzalanan bu protokolle  anayasanın 2. maddesinde belirtilen laiklik ilkesinin çiğnendiğini kaydetti.

    “DEVLETİN RESMİ KURUMLARI ANAYASANIN LAİKLİK İLKESİNİ HİÇE SAYIYOR”

    Bu kapsamda HDP’li Özen Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a şu soruları yöneltti:

    •  Alevilerin zorunlu din derslerinin kaldırılmasına dair AİHM’de kazandıkları davalara rağmen, mevcut anayasanın laiklik ilkesi, AİHM kararları ve uluslararası hukuk dikkate alınmadan artık zorunlu din derslerinin de ötesinde eğitimin tamamen dinselleştirilmesine gerekçe olarak sunulan; “güzel ahlaklı nesiller yetişmesine katkı sağlamak” amacı kime göre ve neye göre belirlenmektedir? Neden “güzel ahlaklı nesiller yetiştirmek,” resmi bir dini niteliği olmayan laik bir ülkede sadece tek inanca ve yoruma mahsus olarak tanımlanmaktadır?
    • Devletin resmi eğitim kurumlarının anayasanın laiklik ilkesini hiçe sayarak, Alevi ailelerin çocukları dahil farklı inanışlardan olan öğrencilere başka bir inancın ibadethanesini ve ibadetini dayatıp bunun üzerinde bir puanlandırma yapmanın amacı ve nedenleri nelerdir?
    • Milli Eğitim Bakanlığı bu imzalanan protokolle sadece bir inanca ayrıcalık tanıyarak, çocuklara sadece o inancın tebliğini yapıp diğer inançlardaki tüm öğrencilere dayatma mantığına sahip değilse, benzeri dini projeleri farklı inançlar içinde gerçekleştirmeyi düşünmekte midir?
  • Pir Hamza Takmaz’dan, çocuklara temel Alevilik dersleri-VİDEO

    Pir Hamza Takmaz’dan, çocuklara temel Alevilik dersleri-VİDEO

    PİRHA- Dersim Çemişgezek’e bağlı Sinsor (Payamdüzü) ve çevre köylerde Alevi çocuklar ve topluma dair Alevililik eğitimi çalışmalarını sürdüren Kureyşan Ocağı pirlerinden  Hamza Takmaz, “Dersim ve Elazığ’daki cemevlerinde tek tip bir insan yaratılmış ve bu bizim inancımızda yoktur. Taliplerine sahip çıkarak gönlüne girmen, üretmen gerekiyor” dedi.

    Uzun yıllardır Avrupa ve Ege bölgesinde çalışmalar yürüten Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, ‘Avrupa’da veya Ege bölgesinde çalışma yaparken kendi köyüme hiç bir şey yapmamak bana acı verir’ diyerek çalışmalara koyulduğunu belirtiyor.

    Yılın belli dönemlerinde kendi köyündeki talipleri başta olmak üzere, diğer çevre köylerde de hizmet yürütmeye çalıştığını belirten Pir Takmaz, özellikle Alevi çocuklarına temel Alevilik dersleri verdiğini söylüyor. Lokma pay etme, delil uyandırma, lokma duası, ikrar ve musahiplik gibi temel kavramlarla çocukları inançları ile buluşturmaya çalışan Pir Takmaz, ayrıca hiçbir kurumdan destek almadan köylülerinin lokmaları ile bir cemevi projesi geliştiriyor. Çalışmalarının aileler tarafından olumlu tepki aldığını dile getiren Pir Takmaz taliplerin gönlüne girilmesi gerektiğini vurguluyor.

    “AYDIN, ÇAĞDAŞ BİR ALEVİ GENÇLİĞİ ADINA ÇEMİŞGEZEK’E GİTTİM”

    “Benim tek derdim olan gelecek nesil olan çocukların aydın fikirli, daha çağdaş bir Alevilik bilgisine sahip olmaları düşüncesiyle oraya gittim” diye konuşan Pir Hamza Takmaz, bunun bir ihtiyaç olduğunu söyledi. Köylülerin ortaklaşması ve lokmaları yapılacak cemevi ile bu ihtiyaca bir nevi çare olmak istediklerini belirten Takmaz, “Çemişgezek yöresinde bir cemevinin kaçınılmaz olduğu görülüyor. Dersim ve Elazığ’daki cemevlerinin gidişatına baktığımızda bir asimilasyonun olduğunu görmekteyiz. Kendi köyümde yaklaşık 100 hane var. Oradaki canlarla bir toplantı düzenledik ve çok olumlu geçti. Orada bir cemevi projemiz var. Diğer cemevlerinden bir farkı ise seçme seçilme hakkı var. Bunu yaratmak istedik. Oradaki halk kendi eliyle üretecek, inançları yürütecek. Talip ile pir arasındaki doku birbirleri ile rızalık mertebesinden seçime ulaşması düşüncesindeyim. Çocuklar çok akıllı, çok verimli. İlkokul çocukları bana ‘Dede bizim mahalledekiler herkes birbirine küs ama ceme gelince barıştılar’ dedi. Çocuklar bunun farkına varıyorlar. Oradaki cemevlerinde seminerlerden tutalım, arkeoloji ve sosyolojiye kadar her şey olmalı. Bir okul da aslında cemevidir. Tabi ki hepimizin evi, gönlü cemevidir” dedi.

    “DEDELER ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALI”

    Eskiye rağmen sorunların daha da derinleştiğini, Alevi çocuklarının bu politikadan büyük oranda etkilenerek çıktığını belirten Pir Takmaz, Alevi pirlerinin gelecek nesiller için ellerini taşın altına koymalarını gerektiğinin altını çizerek şunları vurguladı:

    “Okulda din ve kuran dersleri kaçınılmaz halde. Ama devlet özellikle sessiz kalan toplumlarda baskıyı daha çok kullanıyor. Bunun farkına varılmıyor. Elazığ’da bir aileye mihman olduğumda o evin çocuğuna ne ders gördüğünü sordum. Çocuk namaz pozisyonuna durarak, kurandaki alfabetik harfleri söyledi. Arapça öğreniyor. Alevilikte pir-mürşit kavramına çok uzak bir çocuk gelişiyor. Alevi ailelerin endişelerini göremiyorum. Eskiden döşek, minder vardı, oturup dedelere danışılırdı ama şimdi o zaman bitti. Dedeler elini taşın altına koyacak, gelecek nesiller için bir şeyler yapacak.”

    “TALİPLERİN GÖNLÜNE GİRMEN, ÜRETMEN GEREKİYOR”

    “Kabristanlar da dahil olmak üzere sazımı elime alıp gülbenglerle birlikte deyişler okudum” diyen Takmaz, talibin piri ile sorunların çözümünde ortak noktada buluşmasını gerektiğini söyledi. Takmaz sözlerine şöyle devam etti:

    “Bunlarla anladığı dilde hasbıhal olmalıdır. Köyde çocuklar o deyişleri söylerken bile hoşnutluk var. Aileler de çocuklarını görünce memnun oluyorlar. Bizim amacımız bunu halka götürmek, sorunları anlatmak. Dersim üzerinde oynanan oyunları halkımızın görmesi gerekiyor. Taliplerimize sahip çıkmak gerekiyor. Diğer 3 köy Axuçan Ocağı’na bağlı ve saygı duyuyorum. O köylerin pirleri ayrıdır diye hiç gözardı etmedim. Avrupa’da veya Ege bölgesinde çalışma yaparken kendi köyümü hiç bir şey yapmamak bana acı verir. En azından bunun çabasını girdim, yaptım uğraştım sorgulamasına girdim. Halktan da çok iyi bir sonuç çıkıyor. Dersim ve Elazığ’daki cemevlerinde halktan gelen bir yönetim yok. Tek tip bir insan yaratılmış ve bu bizim inancımızda yoktur. Talip ve pir ortak paydalarda buluşabilmeli. Taliplerin gönlüne girmen, üretmen gerekiyor.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR