Etiket: alevi dernekleri federasyonu

  • Türkiye Alevi Federasyonu’ndan HDK’ye ziyaret -VİDEO

    Türkiye Alevi Federasyonu’ndan HDK’ye ziyaret -VİDEO

    PİRHA- Türkiye Alevi Federasyonu, HDK Eş Sözcüsü olarak göreve gelen Meral Danış Beştaş ve Ali Kenanoğlu’nu ziyaret etti. Ziyarette Suriye konusu görüşüldü.

    Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü olarak göreve gelen Meral Danış Beştaş ve Ali Kenanoğlu’nu ziyaret etti.
    Toplumsal barışın doğru bir temelde tesis edilmesi ve Suriye meselesi üzerine değerlendirmelerin yapıldığı görüşmede karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.
    PİRHA/İSTANBUL
  • Alevi kurumları, Cumhurbaşkanı’na seslendi: Van’da seçmen iradesine saygı duyun!

    Alevi kurumları, Cumhurbaşkanı’na seslendi: Van’da seçmen iradesine saygı duyun!

    PİRHA- Alevi kurumları, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nden (DEM Parti) Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu hakkının iadesinin geri alınmasına tepki gösterdi. Açıklamada, “31 Mart yerel seçimlerinin sonuçları Türkiye halkları açısından sevindirici olurken tek adam rejimine taraf olan zihniyetleri rahatsız ettiği görülmektedir” denildi.

    Van’da Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nden (DEM Parti) Büyükşehir Belediye Eş Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu hakkının iadesinin AKP’nin talimatıyla geri alınmasına ve Van İl Seçim Kurulu’nun, mazbatanın seçimde yaklaşık 30 puan fark yiyen AKP’li Abdulahat Arvas’a verilmesine tepkiler yükseliyor.

    Bir tepki de Alevi kurumlarından geldi. Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Avusturalya Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı konuya ilişkin ortak açıklama yaptı.

    Alevi kurumları yaptıkları ortak açıklamada, halkın iradesine yapılan hukuksuz müdahaleyi kabul etmediklerini belirterek, “Halkın oylarıyla seçilen DEM Parti Van Belediyesi Eş Başkan Adayı Abdullah Zeydan ile ilgili alınan karar, seçimlerden doğru sonuçlar çıkarılmadığının kanıtıdır. 31 Mart yerel seçimlerinin sonuçları Türkiye halkları açısından sevindirici olurken, tek adam rejimine taraf olan zihniyetleri rahatsız ettiği görülmektedir” dedi.

    “HALKIN İRADESİNE SAYGI DUYARAK BU YANLIŞA DUR DEYİN”

    Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarının hatırlatıldığı açıklama şu ifadeler ile devam etti:

    “Seçim günü gecikmeli de olsa balkon konuşması yapan Sayın Cumhurbaşkanı, ‘milletin kararının hiçbir baskı ile dayatma ile karşılaşmadan sandıktan gelmesi demokrasimiz için büyük bir kazançtır…..Milletin iradesinin üstünde hiçbir güç tanımıyoruz. Sandıklar kapanmış, millet son sözünü söylemiş, kararını vermiştir…’ diye konuşmuşken, Van’da halkın gösterdiği iradeye müdahale edilmek istenmektedir. Sayın Cumhurbaşkanını sözünün arkasında durmaya çağırıyor, demokrasi ve eşitlik ilkelerine bağlı kalmaya davet ediyoruz. Milyonlarca seçmen ve yurttaş bu samimiyeti görmek ve test etmek istiyor. Son seçimler bir kez daha göstermiştir ki, ülkemizde demokrasinin, eşitliğin, barışın ve adaletin hakim olmasını isteyenlerin sayısı milyonlarcadır.
    Van halkının iradesine darbe niteliğinde olan bu karar aynı zamanda halkın barış talebine de darbedir. Bu haksız ve hukuksuzluk karşısında susmayacağız.

    Van halkının iradesine saygı bekliyoruz. Alınan kararı kabul etmiyor ve bu yanlıştan bir an önce dönülmesini bekliyoruz.
    Başta sayın Cumhurbaşkanı ve yetkililere sesleniyoruz; Van’da seçmen iradesine saygı duyun ve bu müdahaleye izin vermeyin. Barış ve adalet için halkın iradesine saygı duyarak bu yanlışa dur deyin.”

    PİRHA/ANKARA

  • Alevi örgütlerinden tepki: Alevilik, HÜDA-PAR’ın siyaset yapma alanı olamaz

    Alevi örgütlerinden tepki: Alevilik, HÜDA-PAR’ın siyaset yapma alanı olamaz

    PİRHA- HÜDA-PAR Dersim Belediye Başkan adayı Muhammet Ata Yüksel’in “HÜDA-PAR bir Alevi partisidir” sözlerine tepki gösteren Alevi çatı örgütleri, “Alevilik, tüm toplumsal hak taleplerini kan dökerek bastırmaya hizmet edenlerin siyaset yapma alanı olamaz” ifadelerini kullandı.

    HÜDA-PAR Dersim Belediye Başkan adayı Muhammet Ata Yüksel’in verdiği bir röportajda “HÜDA-PAR bir Alevi partisidir’’ sözlerini dile getirmesi büyük tepkilere neden oldu. Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Demokratik Alevi Dernekleri bu sözlere ilişkin ortak açıklama yayınladı.

    Açıklamada Aleviliğin her türlü şiddeti, tekçiliği, kadını ikinci sınıf olarak gören tüm anlayışları kesin olarak reddettiği ve HÜDA-PAR’ın Alevilikle uzaktan yakından alakasının olamayacağı belirtildi.

    “ŞERİAT DÜZENİ İSTEYENLERİN ALEVİLİKLE İLGİSİ OLAMAZ”

    Alevi kurumlarının açıklaması şöyle:

    “Bu ülkede insanların, domuz bağı ile katledilip evlerin odalarına gömüldüğünü, aynı siyasetin Madımak Oteli katillerini ‘’Sivas mağdurları’’ olarak sahiplendiğini de unutmadık. Doksanlı yılların en karanlık sayfalarını yazanlar, Kürt halkının ve tüm toplumsal hak taleplerini kan dökerek bastırmaya hizmet edenler Alevilerin siyaset yapma alanı olamazlar.

    Bu inkarcı, kadın düşmanı ve tekçi politika, bizlerin eşit, toplumsal cinsiyet eşitliği ve demokratik-laik bir yurttaşlık temelli mücadele ve duruşumuz karşısında, zulüm saltanatlarını sürdürmek için bin bir kılığa girerek, çok boyutlu ve sistematik saldırılarını sürdürmektedir.”

    “DERSİM HALKI SANDIKTA GEREKEN CEVABI VERECEKTİR”

    Bu parti, programına, ‘’kadınlar sahiplenilmelidir’’ gibi kadın kimliğini aşağılayan ve onu toplumsal yaşamdan soyutlayan politikaları koymuştur. Şeriat düzenini getirmek için mücadele veren ve siyaset tarihi karanlık şaibelerle dolu olan bu parti asla Alevilerin siyaset yapma alanı olamaz. Aleviler, bilimin ışığı ile gittikleri yolda, 73 millete bir nazarla bakar, kadın ve erkeği eşit olarak yaşamın merkezine alırlar.

    Hüda Par ve benzer siyasal akımlarla tarih boyunca mücadele ettik ve bugün de edeceğiz. Her türlü tekçi, ırkçı ve şeriatçı yapılanmalar karşısında, çağdaşlığı, eşitliği, laikliği ve özgürlüğü savunuyoruz. Bu karanlıkla ışığın, iyi ile kötünün mücadelesidir. Bir Alevi coğrafyası olan Dersimde halk bu saygısız ve hadsiz siyasete sandıkta gereken cevabı verecektir. Çünkü Aleviler ırkçı ve şeriatçılara destek vermeyecek kadar tarihsel bilince sahip onurlu bir halktır. Şeriata karşı laiklik, faşizme karşı demokrasi mücadelemiz devam edecektir.”

     

     

  • Alevilerden cemevine hakaret eden MHP’li vekile tepki: İbadethanemize hakaret suçtur!

    Alevilerden cemevine hakaret eden MHP’li vekile tepki: İbadethanemize hakaret suçtur!

    PİRHA- Alevi kurumları, MHP Isparta Milletvekili Hasan Basri Sönmez’in ‘Cemevleri, terör örgütlerinin yoğun olduğu bir yer’ sözlerine tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Irkçılıktan beslenen MHP ve onun vekili, 73 millete bir nazar ile bakan, tarih boyunca her türlü şiddete karşı durmuş Alevileri terör ile yan yana getirmeye çalışıyor. Bizim ibadethanemizi ispatlamaya ihtiyacımız yok, ama sizin faşist olmadığınızı ispatlama mecburiyetiniz var” denildi.

    MHP Isparta Milletvekili Hasan Basri Sönmez’in ‘Cemevleri, terör örgütlerinin yoğun olduğu bir yer’ sözlerine tepkiler gelmeye devam ediyor. Alevi kurumları, MHP Isparta Milletvekili Hasan Basri Sönmez’in TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu İslamofobi ve Irkçılık İnceleme Alt Komisyonu toplantısında “Cemevleri, terör örgütlerinin yoğun olduğu bir yer” sözlerine tepki gösterdi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun ortak açıklamasında, “Alevilerin ibadethanesini terörize etmek kimsenin haddi değildir” vurgusu yapıldı.

    “CEMEVLERİ BİLİM YUVASIDIR”

    Alevi kurumlarının yaptığı açıklamada, ibadethanelerine karşı yapılacak saygısızlıklar karşısında her türlü demokratik ve meşru tepkilerini gösterecekleri belirtilerek, “Milyonlarca insanın ibadethanesi olan Cem evlerinin statüsünü çarpıtmak için hiçbir şeyi bahane gösteremezsiniz. Irkçılıktan beslenen MHP ve onun vekili, 73 millete bir nazar ile bakan, tarih boyunca her türlü şiddete karşı durmuş Alevileri terör ile yan yana getirmeye çalışıyor. Bizim ibadethanemizi ispatlamaya ihtiyacımız yok, ama sizin faşist olmadığınızı ispatlama mecburiyetiniz var.

    Alevilerin ibadethanesi olan Cemevleri aynı zamanda bilim yuvasıdır, orada sorgusuz sualsiz eşitlik kuralı vardır. İktidarın yarattığı karanlık iklimden beslenen, vicdan, akıl, saygı gibi kavramlardan bihaber olanlar insanî dilden, eşitlikten, bilimsellikten de habersizdir” dedi.

    “SİZE VE ZİHNİYETİNİZE RAĞMEN DEMOKRASİDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Alevi kurumları, “asıl eşitlik, demokrasi, bilim ve adalet gibi kavramlardan rahatsız olanlar teröristtir” diyerek açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Ülkeyi yönetenlerin akıl ikizi olan bu güruh, açlıktan, işsizlikten, yoksulluktan hiç bahsetmezler. Onların tek amacı vardır, ‘Aleviliği nasıl asimile ederiz’. Ülke ve Dünyanın her yerinde örgütlü olan Alevi hareketi olarak diyoruz ki; tıpkı tarihteki Pirlerimiz ulularımızın yaptığı gibi, size ve zihniyetinize rağmen demokrasiden vazgeçmeyeceğiz, size rağmen türkülerimizi söylemeye, kardeşlik ve eşitlik iklimini büyütmeye devam edeceğiz.

    Siyasal İslamı kurumsallaştıran AKP ve onun siyasi beslemesi MHP derhal yaşamın tüm alanlarını kutuplaştıran bölücü politikaları terk etmelidir.
    Her fırsatta mağdur edebiyatı yapıp sağa sola kardeşlikten bahsedenler, bu kepazeliği nasıl açıklayacaksınız? Cemevlerimize yapılan bu saygısızlığı bu hakareti reddediyoruz. İnancı gereği ibadetini yürütmek suç değildir, ama milyonlarca insanın ibadethanesine hakaret etmek suçtur. Kendisini ve inancını türkülerle ifade eden bir halkın ibadethanesini terör ile ifade etmek hangi aklın ve vicdanın ürünüdür.”

    (HABER MERKEZİ)

  • AABK, depremzede çocukları sevindirdi-VİDEO

    AABK, depremzede çocukları sevindirdi-VİDEO

    PİRHA- 6 Şubat depremlerinde yara alan kentleri ziyaret eden AABK Eşit Başkanları, depremzede öğrencilere okul araç gereç yardımında bulundu.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanları Nevim Kamilağaoğlu ve Hüseyin Mat, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Zeynel Abidin Koç ve Hacı Bektaşı Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez’den oluşan heyet Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi’ni ziyaret ederek, depremzede öğrencilere okul araç gereç yardımında bulundu.

    Heyet yardım dağıtımının ardından Adıyaman’a doğru hareket etti.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • ADFE: Deprem bölgelerinde dayanışmayı büyüteceğiz

    ADFE: Deprem bölgelerinde dayanışmayı büyüteceğiz

    PİRHA-Olağan yönetim kurulu toplantısını gerçekleştiren ADFE yaptığı açıklamada, “ADFE yönetim kurulu olarak deprem felaketinden etkilenen 11 ilimiz için bütün bileşenlerimizle dayanışmayı büyüterek bölgede yaraları sarmak için yardımlarımıza devam ettireceğimizi bütün kamuoyuna duyuruyoruz” ifadelerini kullandı.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) olağan yönetim kurulu toplantısını İkitelli Cemevinde gerçekleştirdiklerini duyurdu. ADFE’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Alevi Dernekleri Federasyonu olarak olağan yönetim kurulu toplantımızı İkitelli Cemevinde gerçekleştirdik. Toplantımıza ev sahipliği yapan İkitelli Cemevi Başkanı Bekir Güler’e ve yönetim kuruluna teşekkür ederiz. ADFE yönetim kurulu olarak deprem felaketinden etkilenen 11 ilimiz için bütün bileşenlerimizle dayanışmayı büyüterek bölgede yaraları sarmak için yardımlarımıza devam ettireceğimizi bütün kamuoyuna duyuruyoruz.

    ADFE’YE KATILIM

    Ayrıca federasyonumuza katılarak bize güç veren Şeyh Muhammed Kerhi Güzelleştirme ve Onarma Derneği’ne, Gelibolu Cemevi ve Kültür Derneği’ne ve Hazreti İmam Ali Kültürünü Tanıtma Yaşatma Vakfı’na teşekkür ediyoruz.

    Bu birliğin mücadelemizi büyüteceğine inanıyor, bütün bağımsız kurumlarımızı federasyonlarımızın çatısı altında örgütlenmeye çağırıyoruz. Bir olalım, iri olalım, diri olalım…”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • ADFE Genel Başkanı Fırat: 6’lı masada Alevilerden rahatsızlık duyanlar var

    ADFE Genel Başkanı Fırat: 6’lı masada Alevilerden rahatsızlık duyanlar var

    PİRHA- 6’lı masada yer alan muhalefet partilerinin yayınladıkları mutabakat metnine ilişkin konuşan ADFE Başkanı Celal Fırat, “6’lı masada Alevilerden rahatsızlık duyanlar var. Demokrasinin tüm güzellikleri ile bu ülkede artık yaşamasını arzuluyoruz. Bu ülkenin iki temel sorunu var; Alevi ve Kürt sorunu. Yine aynı şekilde yoksulluk ve yolsuzluk sorunu var. Artık tüm sorunların çözülüp gerçek anlamda bir demokrasinin bu ülkeye gelmesi gerekiyor” dedi.

    Özellikle demokrasi ve hukuksuzluklar yönünden iktidarı eleştiren 6’lı masada yer alan muhalefet partileri ortak mutabakat metni yayınladı.

    Yayınlanan metinde İstanbul Sözleşmesi’nin yer almaması, Aleviler ve Kürtler başta olmak üzere toplumun bazı kesimlerinin taleplerinin görmezden gelinmesi eleştirilere neden oldu.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Başkanı Celal Fırat, 6’lı masada yer alan muhalefet partilerinin yayınladıkları mutabakat metnini değerlendirdi.

    “6’LI MASADA ALEVİLERDEN RAHATSIZLIK DUYANLAR VAR”

    ADFE Başkanı Celal Fırat, mutabakat metninde Alevilerin 6’lı masa tarafından görülmediğini belirterek, “Aleviler burada kendilerini de sorgulamalı. Bizim oylarımızı ceplerindeki misketler gibi görüyorlar. Bir çocuk topladığı misketleri cebine koyar ve başka misketlerin peşinden koşar ya durum bu. Bizi de böyle görüyorlar. Aleviler bunu kabul etmemeli. İtirazlarını dile getirmeli. Şimdiye kadar yüzeysel anlamda sorunlarımıza ilişkin bazı kelamlar dile getirdiler ancak geniş yelpazede bir söylem de bulunmadılar. Demek ki 6’lı masada Aleviler ile ilgili ciddi bir rahatsızlık var. Biz 6 parti ile de bireysel görüşmeler yaptık. Tüm partiler Alevilerin talepleri konusunda olumlu konuştular. Torba Yasa ve Daire Başkanlığı kurulması konusunu Anayasa Mahkemesi’ne taşıma konusunda bir irade belirlemişlerdi. Şimdi baktığımızda görülüyor ki bu masada Aleviler ile ilgili rahatsızlık duyanlar var. Biz onlara rahatsızlık vermeye devam edeceğiz” dedi.

    “BU ÜLKEYE GERÇEK ANLAMDA DEMOKRASİNİN GELMESİNİ ARZULUYORUZ”

    Ülkede Alevi ve Kürt sorunu, yoksulluk ve yolsuzluk olduğunu belirten Fırat şöyle devam etti:

    “Yarın iktidar olduklarında Alevilerin taleplerini, sorunlarını yine görmezden gelecekler. Bu acı bir şey. Gerçekten samimilerse, tüm sorunları gerçek anlamda çözmek istiyorlarsa bunu programlarına koymaları gerekiyor. 6’lı masa seçim iradesini belirlediğinde Aleviler de buna göre oylarını kullanacaklardır. Demokrasinin tüm güzellikleri ile bu ülkede artık yaşamasını arzuluyoruz. Bu ülkenin iki temel sorunu var; Alevi ve Kürt sorunu. Yine aynı şekilde yoksulluk ve yolsuzluk sorunu var. Artık tüm sorunların çözülüp gerçek anlamda bir demokrasinin bu ülkeye gelmesi gerekiyor.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • 7 Alevi kurumundan Alevilere çağrı: 8 Kasım’da Meclis önünde olalım

    7 Alevi kurumundan Alevilere çağrı: 8 Kasım’da Meclis önünde olalım

    PİRHA- 7 Alevi kurumu ortak  açıklama yaparak, Meclis’te görüşülecek olan torba yasaya karşı 8 Kasım’da Meclis önünde olacaklarını duyurdu. Yapılan açıklamada, “Dedelerimizi, Analarımızı, Babalarımızı, âşık-ı sadıklarımızı, Alevi kurumlarımızı ve yol taliplerimizi tarihi sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyoruz” denildi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Demokratik Alevi Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ortak bir açıklama yayınlayarak, iktidarın Meclis’te geçirmek istediği torba yasaya karşı seslerini duyurmak ve taleplerini dile getirmek için, Alevileri, 8 Kasım Salı günü saat 10.00’da TBMM’de bir araya gelmeye çağırdı.

    Ortak açıklamada, şunlar dile getirildi:

    “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın dergahlarımızı ziyaret ederek söylediği sözler, Bütçe Komisyonuna gelen yasa tasarısı, özlemini çektiğimiz Rıza Şehri düsturuna ve Mürşit/Pir/Rehber/Talip, yol-inanç ilişkisine aykırı olduğunu düşündüğümüz adımlar oldu. Yıllardır dile getirdiğimiz, ikrar bağı olan taliplerimiz ile birlikte dini, dili, ırkı, rengi, cinsiyeti ne olursa olsun tüm halkların bir arada, aynı paydada eşit yaşama haklarının mücadelesine aykırı olduğunu düşündüğümüz bu tutumun bir yasa ile meclis gündemine geleceği bugünlerde Dedeler, Analar, yoluna, ikrarına sahip çıkıyor şiarı ile buluşma kararı aldık. Bütçe komisyonunda görüşülüp meclise gelecek olan torba yasanın içerisinde bulunan Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak kurulacak “Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı” dairesine yönelik gündem için Ankara’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Merkezi’nde 07.11.2022 Pazartesi saat 10:00’da buluşuyoruz.

    7 KASIM’DA HBVAKV’DA BULUŞMA

    Sizleri, gerek Osmanlı dönemi gerek cumhuriyetin 1. yüzyılında  binbir bedeller ödeyerek inancımızı günümüze taşıyan yol önderlerimizi gelecek yüzyılın kuşatma ve asimilasyon politikasına karşı sözünü söylemeye, inançsal olarak duruşunu göstermeye, Alevi inancına ve Alevi taliplerinin geleceğine sahip çıkmaya çağırıyoruz!

    Alevi kurumlarını kuşatmak ve Aleviliği asimile etmek amacıyla oluşturulan bu yasaya karşı 7 Kasım Pazartesi saat 10.00’da Ankara Dikmen’de bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı binasında inançsal olarak yol önderlerimiz ile yapacağımız bu toplantı sonrasında; son 30 yıllık süre zarfında Alevilerin talepleri noktasında büyük özveri ile çalışan Alevi kurumlarımıza, cemevlerimizin temsilcilerine ve yoluna sıdk-ı sadakat ile bağlanmış, çekilen onca eza, cefa ve çileye rağmen yolundan dönmemiş tüm yol taliplerimize 8 Kasım Salı günü saat 10.00’da TBMM’de sözümüzü söylemek, yola sahip çıkmak adına çağrıda bulunuyoruz.

    Bu bağlamda “Dedelerimizi, Analarımızı, Babalarımızı, âşık-ı sadıklarımızı, Alevi kurumlarımızı ve yol taliplerimizi” tarihi sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • 7 Alevi kurumu, İçişleri Bakanlığı’nın Muharrem Ayı Genelgesi’ne yönelik ortak açıklama yaptı

    7 Alevi kurumu, İçişleri Bakanlığı’nın Muharrem Ayı Genelgesi’ne yönelik ortak açıklama yaptı

    PİRHA-İçişleri Bakanlığı tarafından 81 il valiliğine gönderilen Hacı Bektaş Veli’yi Anma ve Muharrem Ayı Genelgesi’ne yönelik yazılı bir açıklama yapan 7 Alevi kurumu “Geçmişten bugüne hiçbir somut unsurla farklılığımızı kabul etmeyen, çeşitliğimizi hak ve adaletle uzlaştırmayanların sofrasında Muharrem orucu açmak, Şah Hüseyin’in hak ve adalet mücadelesinden vazgeçmektir” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) yazılı bir açıklama yaparak, İçişleri Bakanlığı tarafından 81 il valisine gönderilen Hacı Bektaş Veli’yi Anma ve Muharrem Ayı Genelgesi’ne tepki gösterdi.

    7 Alevi kurumu açıklamasında “Her fırsatta Alevilerin aşağılanmasına izin veren, onları görmezden gelen hatta milyonlarca Aleviyi azınlık nitelendiren, zorunlu din dersiyle Sünniliği dayatan devlet, bu genelgelerle sanki Alevilerin taleplerine sıcak bakıyor yaklaşımı vermesi bizim açımızdan tehlikelidir. Çünkü Aleviler görünene değil niyetteki manaya bakan bir toplumdur” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLERİN İNANÇ TUTUM DEĞERLERİNİN SÜNNİLİKLE HİÇBİR BAĞLANTISI YOKTUR”

    Açıklamanın tamamı şöyle:

    “Asimilasyon, bir toplumun inançsal ve yaşamsal değerlerinin yok oluşuna ve bireyin kendi değerlerinden kopmasına yönelik planlanır. Alevilik inanç ilke ve ahlak kurallarının kavrayışı, cezalandırma ya da ödül alma üzerine değil, zekâ ve vicdan üzerinedir. Alevilerin bu yol ve erkandan kopması demek düşkünlük demektir.

    Alevilerin inanç tutum değerlerinin Sünnilikle hiçbir bağlantısı yoktur. İnancımız bilgi ile ibadetin bir kazanda kaynaması ile bugüne gelmiştir. Dolayısıyla Muharrem (Matem) oruçlarımız da Sünnilikteki Ramazan orucuna benzemez. Aynı aklı ve şekli barındırmaz.

    Devlet, Alevilerin eşit yurttaşlığına inanıyorsa taleplerinin tamamını karşılamalıdır. Cemevlerini ibadethane statüsünde görmeyen devletin kendi bürokratlarına Alevilerle “kaynaşma görevi” vermesi ve bu anlamda İçişleri Bakanlığı’nın 28.07.2022 tarihli 81 il valiliğine Hacı Bektaş Veli’yi Anma ve Muharrem Ayı Genelgesi, bizim açımızdan ikiyüzlülüktür. Bu genelgedeki niyet bizim açımızda açık değildir.

    “FARKLILIĞIMIZI KABUL ETMEYENLERLE MUHARREM ORUCU AÇMAK ŞAH HÜSEYİN’İN MÜCADELESİNDEN VAZGEÇMEKTİR”

    Her fırsatta Alevilerin aşağılanmasına izin veren, onları görmezden gelen hatta milyonlarca Aleviyi azınlık nitelendiren, zorunlu din dersiyle Sünniliği dayatan devlet, bu genelgelerle sanki Alevilerin taleplerine sıcak bakıyor yaklaşımı vermesi bizim açımızdan tehlikelidir. Çünkü Aleviler görünene değil niyetteki manaya bakan bir toplumdur.

    Bizler devletin kurumsal organları aracılığıyla inançları denetlemesini, yaşam ve kültür biçimi ve ibadet tarz ve şekillerini egemen din anlayışıyla uzlaştırma ve benzerlik yaratma çabalarını reddediyoruz. Aynı coğrafyada farklılıkları çatıştıran ya da kendisiyle uzlaştırmaya zorlayanların ve bu amaçla ikiyüzlü diyaloglarla kendine biat edenlerle ittifak kuranların Muharrem iftar sofraları samimi olmadığı gibi trajikomiktir. Bizler, “geçmişten günümüze Kerbela devam ediyor” diyoruz.

    Aleviler ve cemevi kurum yöneticileri bilmelidir ki; geçmişten bugüne hiçbir somut unsurla farklılığımızı kabul etmeyen, çeşitliğimizi hak ve adaletle uzlaştırmayanların sofrasında Muharrem orucu açmak, Şah Hüseyin’in hak ve adalet mücadelesinden vazgeçmektir.

    “SORUNLARIMIZIN ÇÖZÜMÜ İÇİN SAMİMİ YAKLAŞANLARA SOFRAMIZ AÇIK”

    Kırklar cemine nasıl urbasından sıyrılmış şekilde giriliyorsa Matem sofrasına da canlar aynı anlayışla davet edilmelidir. Alevilerin orucu, hak ve adalet orucudur. Aleviler, ibadethanelerinin kendi inanç değerleri üzerinde statüye kavuşmasını istiyor. Aleviler, laiklik ilkesi gereği olarak çocuklarının zorunlu din dersine zorlanmasına karşı çıkıyor. Aleviler, kamusal alanda yok sayılmamak ve devlet yönetim birimlerinde fişlenmemek istiyorlar. Aleviler, eşit yurttaşlık hakkı istiyor.

    Bu sorunlarımızın çözümü için bize samimi yaklaşan tüm siyasi partilere, sivil toplum örgütlerine ve haksızlığı gören tüm Sünni canlarımıza Muharrem ayında soframız da kapımız da açık diyoruz.

    Son olarak; 12 İmam oruçları ve Matemin Kerbela’dan bugüne kadar gelmesi, dünyadaki tüm mazlum halkların özgürlük arayışının sembolü ve aynı zamanda eşitlik, doğruluk ve adalet vurgusuyla kötülere, zorbalara karşı takındığımız net bir tavırdır. Bugün ülkemizde yoksullukla, yolsuzlukla, talanla mücadele eden halkın kendisidir. Topyekûn Kerbela’yı yaşayan halkların dramatik yaşam şeklini, yaratıcının hikmetine bağlayan Diyanet İşleri Başkanı taraflıdır. Devletin bir bütün olduğu ve her kurumunun aynı akıl ile yönetildiği bu dönemde cemevlerini ibadethane olarak görmeyen ve yasal statü hakkını gasp eden bu anlayışa kanmamız mümkün değildir.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • “Anadolu Erenleri 6. Hasan Baba Kültür Festivali” 12 Temmuz günü gerçekleştirilecek

    “Anadolu Erenleri 6. Hasan Baba Kültür Festivali” 12 Temmuz günü gerçekleştirilecek

    PİRHA-“Anadolu Erenleri 6. Hasan Baba Kültür Festivali” 12 Temmuz Salı günü Malatya’nın Pütürge ilçesi Hüsükuşağı Köyü’nde gerçekleştirilecek.

    Malatya Pütürge Hüsükuşağı Derneği tarafından 12 Temmuz Salı günü “Anadolu Erenleri 6. Hasan Baba Kültür Festivali” gerçekleştirilecek. Hüsükuşağı Köyü Hasan Baba Dergahı’nda yapılacak olan festivale Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Pir Teslim Abdal Cemevi ve Malatya Ali Kapısı Derneği Başkanı Muhsin Topal Cengiz ile İnönü Üniversitesi Alevilik Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mehmet Dönmez konuşmacı olarak katılacak.

    Sanatçılar Tolga Sağ ile Muharrem Temiz‘in de yer alacağı programda semahlar dönülecek, lokmalar pay edilecek.

    PİRHA / MALATYA

  • ADFE: Avusturya’daki kazanım tüm Alevilerin kazanımıdır-VİDEO

    ADFE: Avusturya’daki kazanım tüm Alevilerin kazanımıdır-VİDEO

    PİRHA-Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) yaptığı bir açıklama ile Avusturya’da Aleviliğin özgün bir inanç olarak tanınmasına değinerek, “Avusturya Alevi Federasyonun mücadelesi “Alevilik inancı” için verilmiştir. Bu mücadele ile elde edilen kazanımlar tüm Alevilerindir. Alevi toplumu ne yozlaştırılmış Sünniliğin ne de yayılmacı Şiiliğin ne de başka bir din versiyonunun dalı budağı değildir” ifadelerini kullandı.

    Avusturya Devleti’nin, Aleviliği bağımsız, özgün bir inanç olarak tanınmasının ardından Türkiye’deki Alevi kurumlarından açıklamalar gelmeye devam ediyor. Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) da İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Cemevi’nde bir açıklama yaparak, Avusturya’daki kazanımı selamladı. ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, ADFE Pirler Meclisi Başkanı Binali Doğan‘ın da yer aldığı açıklamaya çok sayıda kişi katıldı.

    “MÜCADELE İLE ELDE EDİLEN KAZANIMLAR TÜM ALEVİLERİNDİR”

    “Avusturya Alevi Federasyonun mücadelesi “Alevilik inancı” için verilmiştir. Bu mücadele ile elde edilen kazanımlar tüm Alevilerindir” diyen Celal Fırat, “Bu kazanım kimleri rahatsız eder?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

    “Sünnilik inancında ki, din ve ahlak ilkelerini yozlaştırıp hoşgörüyü yok eden, kafa kesen, insanları yakan, farklıkları ötekileştiren, onları düşman gören, kısacası her türlü insanlık dışı davranışı İslam dinine bulaştıran zihniyeti  rahatsız eder. Alevilerin sosyal statüsünü, toplumdaki rolünü, düşüncesini ve kültürünü ırkçılık anlayışıyla anlatan, Sünni ya da Şii din ögeleriyle yorumlayan yani “yekpare kalıplaşmış” bir Alevilik tanımı uyduran sözde birkaç Alevi kurumunu rahatsız eder. Sünni İslam yasalarıyla demokrasiyi ve laikliği yok eden, Alevilerin haklarını bulundukları ülke sınırları dışında sürgün eden, Alevileri kamusal alanda yok sayan, rencide eden cemevlerini ticarethane olarak gören iktidarları rahatsız eder.”

    “RAHATSIZ OLANLAR ALEVİLERİ BİRBİRİNE DÜŞÜRMEK İSTİYOR”

    Fırat sözlerine şöyle devam etti:

    “Avusturya Alevi Federasyonun mücadelesi der ki; “Alevilerin Sünnilik veya Şia din anlayışı” yoktur, Aleviler Sünni veya Şii değildir, Avusturya ve diğer tüm Avrupa ülkeleri Sünniliğe ve Şia ya  İslam gözüyle bakar yasaları ve uygulama organlarında buna göre özgürlükleri denetler, bizler de Sünnilik ve Şii’lik haklarıyla özgür değiliz der ve inanç mücadelesi verir”. Ancak bu mücadelede rahatsız olanların velvelesi altında Avrupa’da özgürleşen Alevi hareketinin yükselişi var, amaç bu kurumları gözden düşürmek ve daha da ileri giderek “Ali’siz Alevilik” iftirası gibi kötü bir niyetle Alevileri birbirine düşürmektir.

    Avusturya Alevi Federasyonun mücadelesi mücadelemize güç katacaktır. Siyasi, itikadı ve tasavvufî açıdan yürüdüğümüz yol, Şah Hüseyin ve Ali’ye giden yoldur bu “Yol Cümleden Uludur”. Alevilik, Hak-Muhammed-Ali yoludur. Alevilik, insanın Hakk’ı yerde, gökte, başkasında değil kendisinde aramasıdır. Alevilik, insanın eline, beline, diline sahip olmasıdır. Alevilikte edep yalnız dile değil gönüllere dolanır, gönül Hakk’ın misafirliğine mazhar olacak kadar temiz tutulmaya çalışılır. Bu nedenledir ki Aleviler ne ararsa Kudüs’te, Mekke’de Hac’da değil, kendinde gönlünde arar. Bu nedenle, kıble insandır, çünkü Hakk’a ulaşmak insanın kendi nefsinden, kendi gönlünden geçer.”

    “İKRARIMIZDAN VAZGEÇMEDİK”

    Tarihte yaşanan Alevi katliamlarına da değinen Fırat, “Alevilik inancı; tıpkı güzel ve cefakâr Anadolu gibi köklerine bağlı kalan her canı candan ileri seven, saygı duyan hoşgörüyle diğer din ve inançlardan ayrılan ve bu kadim coğrafyada kendine özgü gelişen kutsal bir yoldur. Alevilik; özünde sazla söylenen “kutsal bir sözün” halklar üzerinde ıslahat yaratarak, insanı insan olmaya çağırmasıdır. Bu çağrı uğruna Sivas’ta yakılmadık mı, Dersim’de sürgün edilmedik mi, Maraş-Çorum’da katledilmedik mi, şehirlerde, okullarda, iş yerlerinde ötekiler olmadık mı? Tüm bu acıların, kaçak göçek yaşamamızın bedelini ödemedik mi? Şah Hüseyin’in onurlu duruşuna, Ali’nin adaletine sığınmadık mı? İkrarımızdan vazgeçtik mi? Hayır!” ifadelerini kullandı.

    “NE YOZLAŞMIŞ SÜNNİLİĞİN NE DE YAYILMACI ŞİİLİĞİN DALI BUDAĞIYIZ”

    “Alevi toplumu ne yozlaştırılmış Sünniliğin ne de yayılmacı Şiiliğin ne de başka bir din versiyonunun dalı budağı değildir dedik” diyen Fırat, konuşmasının geri kalanında şunları kaydetti:

    “Dört kapı kırk makam ilmin şehridir dedik. Ahlak, erdem ve insan onurunun değerli olduğuna vurgu yaptık. İnsanı ve onun şah damarında olan tanrıyı ve sırlarına erişmeyi sağduyu ve akılla çözdük. Kişinin topluma girişini ikrarla disiplin ettik. Musahip olduk, kardeş olduk ve bu yönle birbirimize köklerimize bağlandık ve bu bağlılığı önemseyerek tertemiz bir inanca sahip olmanın gururunu yaşadık. Rehberi, piri ,mürşidi ve talibi olan cem ile ibadet edip, semah ile aşka varan, müsahip ile yol sürüp Muharremde yas çeken Hızır da özünü dara çekip bayram eden bir inançtır.

    Bu anlamda Avusturya Alevi Federasyonun mücadelesini bir kez daha selamlıyoruz. Onlar ve dünyanın diğer ülkelerdeki Alevilerin desteğiyle; kıyılara vuran çocuk cesetlerini görmezden gelmeyeceğiz. Farklılaşma ve ayrışmayı düşman saymayacağız. Hırsızlığa, yolsuzluğa talana karşı hurafelere sığınmayacağız. Taciz, tecavüz edilerek katledilen kadınların ölümüne susmayacağız. Çocukların, gençlerin tarikatlar, cemaatlere ve bağnaz gruplara kurban verilmesini  görmezden gelmeyeceğiz.

    Asimilasyoncu, gerici ve yok edici zihniyete teslim olmayacağız. Alevilerin yemeği yenilmez, suyu içilmez, mum söndürür diyen aşağılık kişilikleri teşhir etmekten korkmayacağız. Alanlara, okullara, köprülere Alevileri katledenlerin isimlerinin verilmesine susmayacağız. Küresel ve ülkesel yoksulluğa ve buna bağlı kapitalizmim dayattığı insan modeline hayır diyeceğiz. Avrupa yasalarıyla özgürleşen, inancı yasallaşan bir halkın bu topraklarda da özgürleşerek köklerine kavuşacağından hiç şüphemiz yoktur ve mücadelemizi büyüteceğiz.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • ADFE’den ADÜ rektörüne tepki: Alevilerin fişlenmesi sistematik bir asimilasyon yöntemidir

    ADFE’den ADÜ rektörüne tepki: Alevilerin fişlenmesi sistematik bir asimilasyon yöntemidir

    PİRHA-Alevi Dernekleri Federasyonu yazılı bir açıklama yaparak, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Cavit Bircan’ın üniversite çalışanlarını “Alevi, solcu, AKP karşıtı” şeklinde fişlemesine tepki gösterdi. Açıklamada, “Alevilerin fişlenmesinin amacı, asimilasyon derecesini ölçmeye yöneliktir” denildi. 

    Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) eski rektörlerinden Prof. Dr. Cavit Bircan’ın 2014-2019 yıllarında üniversitedeki dekan ve öğretim üyelerini “Alevi, Aşırı Sol, İslam ve AK Parti karşıtı, içki alemlerinin vazgeçilmezi, mason, rotaryen ve lions kulübü üyesi, kafası kırık, şizofren” ifadeleriyle fişlediği ortaya çıktı. Bircan’ın akademisyenlerin sosyal medyada paylaştıkları fotoğraflarını topladığı ve çeşitli suçlar isnat ederek Cimer’e şikayet ettiği de anlaşıldı.

    ADFE: ALEVİLER AÇIK ŞEKİLDE TEHDİT EDİLİYOR

    Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) iktidarın kendisi gibi düşünmeyenleri fişlediğini hatırlatarak, duruma tepki gösterdi. ‘Huyunuz Batsın” başlıklı yazıda “Bu çıkardığı saçma insanlık dışı yasa ile kendisi gibi düşünmeyen tüm vatandaşları fişliyor, kamuya giren ya da kamuda görevli olan Alevileri güvenlik soruşturması adı altında siyasal, etnik ve mezhepsel olarak fişleyerek temel hak ve özgürlüklere açık bir şekilde saldırıyor ve tehdit ediyor” ifadelerine yer verildi.

    ADFE tarafından yapılan açıklamanın tamamı şu şekilde:

    “Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) eski rektörlerinden Prof. Dr. Cavit Bircan ile şimdiki Rektör Prof. Dr. Osman Selçuk Aldemir arasındaki iftira davası dosyasından fişleme skandalı çıktı. Bircan’ın dekan ve öğretim üyelerini “aşırı sol, Alevi, İslam ve AK Parti karşıtı, içki alemlerinin vazgeçilmezi” diye fişlediği ve CİMER’e şikayet ettiği belirtildi.

    “SİSTEMATİK BİR ASİMİLASYON YÖNTEMİDİR”

    Alevilerin fişlenmesinin amacı, asimilasyon derecesini ölçmeye yöneliktir. Burada merak edilen şey aslında Alevileri hedef göstererek gericiliğin ne kadar yaygın olduğunu görmektir ve bu fişleme politikası geçmişten günümüze var olan sistematik bir asimilasyon yöntemidir.

    – Tahir defterleriyle bölgesel nüfusun tek tek tespit edilmesi,
    – Cizye (gayrimüslimlerden alınan vergi) ile nüfus gelir düzeyinin daraltılması ve muhtaç bir toplum yaratılmak istenmesi,
    – Fermanlarla Alevilerin demografik göçe zorlanması,
    – Zorunlu iskân ( Alevi ve diğer farklı inançtakilere yönelik toplu ve zorunlu yeniden yerleştirme) olan asimilasyon politikalarının geliştirilmesi,
    – Gizli tanıklar (uydurma olaylar hakkında görgü ve bilgisine başvurulan kişilerin mafya olması veya devletin kendi siyasi gücü için adam yetiştirmesi ya da seçmesi),
    – İhbar mektupları( işbirlikçilik ve tetikçilik yapanların imzasız mektupları),
    – İşaretlenen Alevi evleri…

    Yukarıda saydıklarımız gösteriyor ki insan fişlemek devletin geçmişten gelen siyasi bir huyudur. “Solcu, Alevi, hükümet karşıtı…” söylemi de geçmiş tarihten bugüne Alevileri doğuştan fişleme kriterleridir. Yani her dönem hükümetler Alevilerin dünya görüşüne, siyasi tutumlarına kafayı takarlar. Bunun altında yatan tek şey Alevileri asimile etmek, yok saymak ve etkisizleştirmektir.

    “ALEVİLER VARDIR VE VAR OLACAKLARDIR”

    Baskıcı-otoriter hiçbir objektif kritere ya da yargı kararına dayanmayan, tamamen keyfi, haksız ve hukuksuz resmi bir ‘fişleme’ uygulamasını yasalaştıran hükümetin amacı da zaten budur. Bu çıkardığı saçma insanlık dışı yasa ile kendisi gibi düşünmeyen tüm vatandaşları fişliyor, kamuya giren ya da kamuda görevli olan Alevileri güvenlik soruşturması adı altında siyasal, etnik ve mezhepsel olarak fişleyerek temel hak ve özgürlüklere açık bir şekilde saldırıyor ve tehdit ediyor.

    Bizler; Alevileri fişleyerek devletin resmi ideolojini yaşatmaya çalışan hükümeti bir kez daha uyarmak istiyoruz. Her gün bu fişlemeye yeni bir ölçüt eklemeniz, bireyin cinsel eğilimine dahi inmeniz ve bunları kayıt altına almanız, hastalıklı zihniyetinizin sonucudur. Bu “aşırı merakınız”, toplumları ve bireyleri birbirine düşman eder. Bu kötü huylarınızdan derhal vazgeçiniz. Çünkü siz de çok iyi biliyorsunuz ki, Aleviler vardır ve var olacaklardır.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • ABF, AVF ile ADFE ortak Hukuk Komisyonu oluşturma kararı aldı

    ABF, AVF ile ADFE ortak Hukuk Komisyonu oluşturma kararı aldı

    PİRHA-ABF, AVF ile ADFE’nin Hukuk Komisyonu kurulması yönünde karar aldığı belirtilirken; oluşturulan komisyon ile birçok konuda ortak ve hızlı adım atılacağı kaydedildi. 

    4-6 yaş grubundaki çocuklara din eğitimi verilmesi yönünde 20. Milli Eğitim Şûrası’nda alınan tavsiye kararına karşı Aleviler öncülüğünde İstanbul Kadıköy’de 27 Şubat 2022 Pazar günü saat 15.00’te ‘Laiklik ve Demokrasi’ buluşması gerçekleştirilecek. Buluşma öncesi ise İstanbul Kartal Cemevi Vakfı’nda bir araya gelen Alevi kurumları bir toplantı gerçekleştirirken ortak basın açıklaması da yaptı.

    Toplantıda Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) ile Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) ortak hukuk komisyonu oluşturulması kararı aldı. Komisyonda üç federasyon başkanı ile altı avukat yer alırken; ilk toplantının 27 Şubat’taki buluşmadan sonra düzenleneceği belirtildi.

    Hukuk Komisyonunun, ilk olarak ‘ticarethane’ statüsünde yüksek elektrik faturaların geldiği Türkiye’deki tüm cemevlerinin ortak bir dilekçe ile dava açması yönünde çalışma yürüteceği ifade edildi. Komisyonun ayrıca Alevilere yönelik nefret söylemi ve saldırılar ile birçok konuda ortak ve hızlı hareket edeceği kaydedildi.

    Hukuk Komisyonunda bulunan avukatların isimleri şöyle:

    Leyla Süren,
    Nuran Aslaner,
    Zeynel Öztürk ,
    Zeynel Çamlıbel,
    Muhterem Aktaş,
    Ulaş Çam,

    PİRHA / İSTANBUL

  • ADFE: Barış ve demokrasinin hakim olacağı, mücadele dolu bir yıl diliyoruz

    ADFE: Barış ve demokrasinin hakim olacağı, mücadele dolu bir yıl diliyoruz

    PİRHA- Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), yeni yıla ilişkin yayınladığı mesajda barış ve demokrasi ve temennisinde bulundu.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) yeni yıla ilişkin mesaj yayınladı.

    Yazılı olarak yapılan açıklamada, yeni yıl için barış ve demokrasi temennisinde bulunularak, “Umudumuzu asla yitirmeyeceğiz. Barışın, demokrasinin, sevgi ve saygının hakim olacağı, farklı kimliklerin bir arada yaşama kültürünün kazanacağı bir dünya umuduyla. Özellikle çocuklarımız için örgütlü ve mücadele dolu bir yıl diliyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevilerden Erdoğan’a çağrı: Önce Alevilerin kazandığı yargı kararlarını uygulayın

    Alevilerden Erdoğan’a çağrı: Önce Alevilerin kazandığı yargı kararlarını uygulayın

    PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada 58 ildeki 1585 cemevini ziyaret ettiklerini dile getirmesinin ardından konuşan Alevi kurum başkan ve yöneticileri; “Alevilerin taleplerini sağır sultan bile duydu. Hükümet ilk önce Alevilerin kazandıkları yargı kararlarını uygulasın. Bu davranışları samimi bulmuyoruz” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, bir süredir İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun resmi olmayan danışmanı Dr. Ali Arif Özzeybek’in başını çektiği heyetin cemevlerine ‘Bir ihtiyacınız var mı’ ziyaretlerine ilişkin de konuştu.

    Erdoğan konuşmasında, “Bugünkü kabine gündemimizde talimatımızla ülkemizin 58 ilindeki 1585 cemevi ziyaret edilerek hazırlanan kapsamlı bir çalışmayı da görüştük. Aynı şekilde insan hakları eylem planında yer alan azınlık vakıflarının seçim usulüyle ilgili hususu da değerlendirdik. Hangi meşrebe mensup olursa olsun Türkiye’nin 84 milyon vatandaşımızın her birinin meselesi bizim meselemizdir” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan’ın açıklamasının ardından yeniden gündeme gelen iktidarın cemevlerini gezme meselesine ilişkin konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat ve Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Disiplin ve Danışma kurulu üyesi ve önceki dönem Genel Başkanı Remzi Akbulut; Alevilerin taleplerinin yıllardır dillendirdiklerini ve gündeme getirdiklerini söyleyerek, hükümetin yaptığı gezilerin seçim yatırımı olduğunu bundan dolayı da samimi bulmadıklarını belirttiler.

    “BU HÜKÜMETİ KESİNLİKLE SAMİMİ BULMUYORUM”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Alevilerin taleplerinin yıllardır dile getirildiğini ve bu talepleri her kesimin bildiğini vurgulayarak şunları aktardı:

    “Alevilerin taleplerini sağır sultan bile duydu. Biz yıllardır bu talepleri dile getiriyoruz fakat hiç bir talebimiz gerçekleştirilmedi. Bu hükümet 7 tane çalıştay yaptı. Sonucunun ne olduğunu görüyoruz. Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararlar var. Bu kararları uyguluyorlar mı? Hayır. Bunu da yapmıyorlar. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Türkiye imza atmış, uymak zorunda ama buna bile karşı çıkıyorlar, yerine getirmiyorlar. Bizim yıllardır dile getirdiğimiz taleplerimizi çözmeyi bir kenara bırakın, sorunlarımız daha da katmerleşerek devam ediyor. Örneğin zorunlu din dersleri. Bütün okullar İmam Hatiplere çevrilmiş durumda. Din dersleri saatleri arttırılmış durumda. Bu hükümeti kesinlikle samimi bulmuyorum. Bu seçim yatırımıdır böyle düşünüyorum. 7 tane çalıştayın sonucunda mutlaka bir şey çıkması gerekirdi, bir adım atılması gerekirdi ama geldiğimiz noktada hiçbir şey yapılmadı. Önümüzdeki seçimlerde gideceklerini anladılar. Şimdi Alevileri nasıl yanımıza çekeriz diye düşünüyorlar. Alevileri nasıl ikna edebiliriz diye düşünüyorlar. O yüzden de bu tür çalışmalar yapıyorlar. Öncelikle Alevilerin kazanmış olduğu hukuki kararları uygulasınlar, hayata geçirsinler. Ondan sonra oturup konuşalım.”

    “ALEVİLERİN TALEPLERİ BELLİDİR, KABUL EDİP, YERİNE GETİRMELERİ GEREKİR”

    İstanbul’daki cemevlerini gezen Süleyman Soylu’nun danışmanına Alevi kurumlar olarak bir talep listesi verdiklerini ifade eden Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat şunları dile getirdi:

    “Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir, zorunlu din dersleri kaldırılsın, camiler Alevi köylerine yapılmasın, ayrımcılık ortadan kaldırılsın ve eşit yurttaşlık sağlansın, Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılsın gibi 12 maddelik bir talep listesi vermiştik kendilerine. Gezdikleri cemevlerinin hepsinden şunu duydular: Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir. Amerika’nın yeniden keşfedilmesinin bir mantığı yok. Bir kanun değişikliği ile ya da bir kararname ile bile cemevleri ibadethane sayılır, kabul edilir. Tekrardan gezmenin, görüşmenin bir anlamı yok. Alevilerin talepleri yıllardır bellidir ve en önemlisi de cemevleri Alevilerin ibadethanesidir. Devletin de yapması gereken vatandaşın bu talebini yerine getirmektir. Yani cemevlerini ibadethane olarak kabul görmeleri gerekiyor. Bunların hala konuşulması bile bize artık ıztırap veriyor. Bakanlar Kurulu’nda bunun gündeme gelmesi bir cümle ile de olsa Cumhurbaşkanı tarafından dillendirilmesi bizim açımızdan neyi ifade ediyor dersek aslında hiçbir şey ifade etmiyor. Cumhurbaşkanına şunu söylüyoruz: Alevilerin talepleri yıllardır bellidir. Bu meseleyi kapatmaları için Alevilerin taleplerini kabul etmeleri ve yerine getirmeleri gerekiyor. Bu kadar basit.”

    “20 SENEDİR HÜKÜMETİN ELİNDEN TUTAN YOKTU, SORUNLARIMIZI ÇÖZSEYDİ”

    AKP İktidarının gezilerini seçim yatırımı olarak değerlendiren Fırat sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Türkiye demokrasisinde bir sürü sorun var, sıkıntı var. Toplumlar, halklar arasında yoğun bir çerçevede kindarlaşma var. Hükümetin bunlardan kendini sıyırması gerekiyor. Bu dili bırakması ve bu gergin ortamı yok etmesi gerekiyor. Maalesef bu bir seçim yatırımı. Bu tür meseleler Türkiye’de bu dönemlerde gündeme getiriliyor. Daha önce AKP Alevi çalıştayları yaptı. Hiçbir şey söylemeden etmeden kendi kendine belirledikleri kişileri çağırdılar, görüştüler. En ufak bir bilgilendirme yapmadan birden bitirdiler, dondurdular. Bu meselelerin artık bu şekilde konuşulması bize zul geliyor. Eşit yurttaşlık talebimiz temelinde Alevilerin taleplerinin yerine getirilmesini istiyoruz. Biz hakkımızı istiyoruz. Hükümeti Alevilerin sorunlarını çözme konusunda da kesinlikle samimi bulmuyorum. Cemevleri ziyaret etmelerinin de bir mantığı yok. Alevilerin talepleri belli ve nettir. 1500’ü geçkin cemevini ziyaret ettiklerini söylüyorlar. Bu kadar gezmelerine gerek yoktu. 20 senedir iktidarda olan bir hükümet her gün yeni sözlerle, kelamlarla çıkıyorlar karşımıza. 20 senedir hükümetin elinden tutan yoktu. Alevi meselesini, Alevilerin sorunlarını çözseydi. Bizim taleplerimiz nettir. Tekrar Amerika’yı keşfetmeye gerek yoktur.”

    “İKTİDAR ÖNCE ALEVİLERİN KAZANDIĞI YARGI KARARLARINI UYGULASIN”

    Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Disiplin ve Danışma kurulu üyesi ve önceki dönem Genel Başkanı Remzi Akbulut ise hükümetin Alevilerin haklarını almak için açtığı ve kazandığı yargı kararlarını dahi uygulamadığını hatırlatarak; “Hükümeti bu konuda kesinlikle samimi bulmuyorum. Biz bu konuyu başlatalı 10 sene oldu. Hükümeti Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) şikayet ettik. 2016’da cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması ile ilgili Biz AİHM’de dava kazandık. Genel bütçeden cemevlerine pay ayrılması ile ilgili 2016’da yine bir davayı kazandık. 2015 yılında zorunlu din derslerinin kaldırılması ile ilgili davayı kazandık ve bu kazandığımız davaları getirip hükümetin önüne koyduk. Recep Tayyip Erdoğan dün bu açıklamayı yaparken acaba bunlardan haberi yok muydu? Önündeki kazandığımız davalardan haberi yok mu? Yoksa takiye mi yapıyor? Bence Recep Tayyip Erdoğan takiye yapıyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ortağıdır bu ülke. Bu sözleşmeye uyulması gerekiyor” diye konuştu.

    “ERDOĞAN KENDİ ALEVİLERİNİ YARATMAYA ÇALIŞIYOR”

    “Recep Tayyip Erdoğan bu ülkede kendi Alevilerini yaratmaya çalışıyor” diyen Akbulut, şöyle devam etti:

    “Bu geziler yeni değil, 3 ay öncesinden başladı. İçişleri Bakanlığı vasıtasıyla bir grup cemevlerini gezdi. Maddi olarak neye ihtiyacınız var diye sordular. Gezilen cemevlerimizin %99’u şunu söylediler, öncelikle Alevilerin kazanmış olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde ki kararları, Danıştay’da ki ve Yargıtay’da ki davaları, İdari mahkemelerde ki davaları, Alevilerin elektrik, su parası ile ilgili kazandığı davaların kararlarını uygulayın. Biz sizden başka bir şey istemiyoruz. Bu kararları uyguladığınız zaman zaten Alevilerin ve cemevlerinin sorunları kalmıyor. Ama ne yazık ki bunlar bu kararları uygulamadan bir erken seçim ya da gelecek olan herhangi bir seçim için kendini Alevilerin yanındaymış gibi göstermeye çalışıyor. Artık Aleviler eski Aleviler değil. Şunu unutmasınlar ki eskiden kendilerine göre birkaç kurum buluyorlardı, birkaç kişi buluyorlardı, bunları dinliyorlardı. AKP’nin peşinde koşan kurumlar ve kişilerdi bunlar. Ama artık Alevi kurumları eski Alevi kurumları değil, Aleviler de eski Aleviler değil. Herkes bilinçli. Onun için beyhude bir çaba sarf ediliyor, diye düşünüyorum.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Alevi gençler, Hacı Bektaş Veli anmasını yorumladı: Önemsendiğimizi görmek gurur verici-VİDEO

    Alevi gençler, Hacı Bektaş Veli anmasını yorumladı: Önemsendiğimizi görmek gurur verici-VİDEO

    PİRHA-Alevi gençler, İBB ve Alevi kurumları işbirliğinde gerçekleşen Hacı Bektaş Veli Anması’nın önemine işaret ederek, “Kendimizi ilk defa Türkiye’de yaşayan, gerçekten sayılan ve önem verilen bir Alevi vatandaşı olarak hissetmek gurur verici” dediler. Hacı Bektaş Veli Dergahına asılan ‘külliye’ tabelasından rahatsız olduklarını da ifade eden gençler; “Orası bir külliye değil. Hacı Bektaş Veli dergahıdır ve dergah olarak kalacaktır” ifadelerini kullandı. 

    UNESCO tarafından Hakka yürüyüşünün 750’inci yılı dolayısıyla 2021 yılının Hacı Bektaş Veli yılı olarak ilan edilmesiyle beraber birçok yerde anma etkinlikleri düzenlendi. Son olarak Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine iki günlük ziyaret düzenleyerek, Hacı Bektaş Veli’yi andı.

    Hacıbektaş’taki anmaya katılan Alevi gençler Berk İğdeli ile Gülçin Yıldırım, PİRHA‘ya açıklamalarda bulundular.

    “TÜRKİYE’DE KENDİMİ İLK DEFA ÖNEM VERİLEN BİR ALEVİ OLARAK HİSSETTİM”

    Türkiye’nin birçok noktasında düzenlenen etkinliklere dair konuşan Berk İğdeli (25), “Kendimi bildim bileli Hacı Bektaş Veli ilk defa bu kadar uzun ve coşkulu anıldı. “73 millete bir bakmayan bizden değildir” diyen felsefesinde değindiği gibi 73 milletin bir araya geldiği çok güzel anlar yaşadık. Bunun için tüm Alevi kurumlarına, sivil toplum kuruluşlarına ve inanç önderlerimize bir Alevi genci olarak çok teşekkür ediyorum. Bir devlet kurumu olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Aleviler için ilk defa bir etkinlik yapıldı. Kendimi ilk defa Türkiye’de yaşayan, gerçekten sayılan ve önem verilen bir Alevi vatandaşı olarak hissettim. Benim için çok önemli ve gurur vericiydi. Bizlerin de bu ülkede vatandaş olduğunu görmesi çok önemliydi” ifadelerini kullandı.

    “GENÇLERİMİZ OLMAZSA BİZ BU YOLU SÜREMEYECEĞİZ”

    İğdeli, yolun sürdürülmesi noktasında gençlerin önemine de değinirken; “Hakkın, hukukun, adaletin var olduğu bir toplumun bireyi olarak büyüdüğüm için çok mutluyum. Bundan sonra yolu sürebilmek onur vericidir. Aşk olsun yolu sürebilenlere diyorum. Çekip bizi bu meydana getirenin demine hü; diyerekten gerek ocak pirlerimize, mürşitlerimize, rehberlerimize bizleri var ettiği; irşat ettikleri için sonsuzca minnettarım. Cedlerine niyazlarımı sunuyorum. Cedleri var olsun ki; Alevi gençleri her zaman yolunun peşinden gidebilsin. Bilmeliyiz ki dedelerimiz olmazsa bu yolu süremeyiz ama gençlerimiz olmazsa da biz bu yolu süremeyeceğiz. Gençlerimizin olması bizim için çok önemli” dedi.

    “DEVLETİN BİR DİNİ VE DİLİ OLMAZ”

    Devlet tarafından hayatın hemen her alanında dayatılan din ile ilgili olarak ise İğdeli şunları söyledi:

    “Alevilere ve diğer tüm farklı inançlara dikte etmelerinden vazgeçmelidir devlet. Farklı sosyal yapılarda vatandaşlar mevcuttur. Bizler Kürtçe ile doğduk ve büyüdük. Ama metropollere geldikten sonra Türkçe yaşamaya mecbur kaldık. Devletin bir dini ve dili olduğunu düşünmüyorum. Bir Alevi genci olarak en büyük temennim; Alevilerin inancından uzak durmalarıdır. Alevilerin inançlarını Aleviler belirler. Bizim yolumuzun pirleri, rehberleri, mürşitleri vardır. Bununla ilgili olarak İbreti Baba’nın çok güzel bir nefesi var. “Arapça duaya değiliz mecbur; ister Müslüman bil, ister gavur; insanı hor görmek en büyük kusur, buna inanmışız münkir değiliz” diyor.”

    “HACI BEKTAŞ VELİ DERGAHINA ASILAN KÜLLİYE TABELASI ÇOK RAHATSIZ EDİCİ”

    İğdeli son olarak Hacı Bektaş Veli Dergahına asılan ‘külliye’ tabelasından duyduğu rahatsızlığı dile getirerek, “Bu sene Hacı Bektaş Veli Dergahına ziyarette bulunduğumuzda ‘külliye’ yazılı tabelayı görünce bir Alevi genci olarak beni çok  rahatsız etti. Orası bir külliye değil. Hacı Bektaş Veli Dergahıdır ve dergah olarak kalacaktır. Bununla ilgili olarak Alevilerin gerekli mücadeleyi yapacağını düşünüyorum. Dergahlarımız Alevilere teslim edilmelidir. Bir başka mezhep, inanç, görüş tarafından idare edilmemelidir. Oraya bir minare dikilmesiyle külliye olamaz. Oraya o yazıyı koyup peşinden Diyanetin, bizim inancımızda yeri olmayan bir Hacı Bektaş programı hazırlaması hiç hoş değildir” diye konuştu.

    “ALEVİ GENCİ OLARAK TOPLUMDA İLK DEFA BENİMSENDİĞİMİZİ HİSSETMEK GURUR VERİCİ”

    Gülçin Yıldırım ise (23) iki günlük ziyaretlerini değerlendirirken, “UNESCO’nun Hacı Bektaş Veli’nin Hakk’a yürümesinin 750’inci yılıyla beraber pirimizin huzuruna aşkı niyaz etmeye geldik. Alevi Dernekleri Federasyonu ile beraber iki gün boyunca kurban lokmalarımızı paylaştık. Cem hizmeti yürüttük. Bir Alevi genci olarak toplumda ilk defa yerimizin benimsendiğini hissederek gurur duydum. Cümle cem, canlara aşk ile niyaz ederim” dedi.

    Barış KOP / HACIBEKTAŞ

  • Alevi Dernekleri Federasyonu’nun iki günlük Hacı Bektaş Veli anma etkinlikleri sona erdi-VİDEO

    Alevi Dernekleri Federasyonu’nun iki günlük Hacı Bektaş Veli anma etkinlikleri sona erdi-VİDEO

    PİRHA-Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) ve bileşenlerinin düzenlediği iki günlük Hacı Bektaş Veli anma programında konuşan ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, “Aleviler, insanı, tüm canlıları ve doğayı her şeyden üstün ve değerli görmüş ve sonrasında bunu sevgiyle, bağlılığa dönüştürmüştür. Her dönem Sünni dindarlığa zorlanan Aleviler buna tepki olarak daha çok Bektaşi, Alevi, Kızılbaş olmayı başarmış; Şah Hüseyin gibi yolundan dönmemiş ve dönmeyecektir. Toplumsal yapımızın farklılıklarıyla birlikte yaşamayı önemseriz” dedi.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) ve bileşenlerinin iki günlük Hacıbektaş ziyareti, Kapadokya gezisi, kurban lokması paylaşımı ve konserler ile sona erdi.

    UNESCO’nun 2021 yılını Hacı Bektaş Veli yılı olarak ilan etmesiyle beraber Hakka yürüyüşünün 750’inci yıl dönümünde Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinlikleri devam ediyor. Bu kapsamda Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesini ziyaret eden ADFE, çeşitli programlar düzenledi. İkinci günde Kapadokya gezisi yapılırken; gezinin ardından kurban lokmaları paylaşıldı.

    Hacıbektaş Belediyesi önünde yapılan konserler ile sona eren anma programına; Garip Dede Cemevi, Bağcılar Cemevi, Esenler Cemevi, Uğur Mumcu Cemevi, Güvercintepe Cemevi, Gazi Cemevi, Bahçeşehir Cemevi, Habibler Cemevi, Okmeydanı Cemevi, Avrupa Yakası Dersimliler Derneği, Varto Cemevi, Esenler Ana Fatma Cemevi, Ümraniye Kazım Karabekir Cemevi, Yunus Emre Cemevi ile çok sayıda kişi katıldı.

    “ALEVİLER BU TOPLUMUN MERKEZİDİR”

    ADFE İnanç Kurulu Başkanı Eren Yıldırım‘ın verdiği dua ile başlayan kapanış programında ilk sözü Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok aldı. 2021 yılının ayrı bir anlam taşıdığını ifade eden Altıok; “UNESCO Hacı Bektaş Veli’nin Hakka yürüyüşünün 750’inci yılı dolayısıyla anma listesine aldı. Türkiye’nin ve Avrupa’nın birçok yerinde anma etkinliği yaptık. ADFE ve bileşenleri ile de yapıyoruz. Barıştan, sevgiden, kardeşlikten yana olan milyonlarca insanın yüreğinde Hacı Bektaş sevgisi var.

    Merkezi yönetime seslenmek istiyorum. Ağzımızı her açtığımızda Hünkar’dan bahsediyoruz. ‘Aleviler bu toplumun çimentosudur’ diyoruz. Ama hizmete geldiği zaman maalesef bu karşılığı göremiyoruz. Biz ne çimentoyuz ne başka bir şey. Biz Aleviler bu toplumun tam merkeziyiz. Sizler bizi ne kadar ötelemeye, yok saymaya, hakkımızı yemeye çalışsanız da biz Aleviler bu topluma sevgiyi, barışı, dostluğu devam ettirmek için çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    “BİZLERİ ÖZVERİYE GÖTÜREN TEK ŞEY SEVGİDİR”

    “Sevgi her şeyin içinde var olabilmektir” diyen ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, “Sevgi gelince tüm eksikle biter; bütün kötülükler yok olur der, Yunus Emre. Yolumuz ilim irfan insanlık sevgisi üzerine kurulmuştur der, Hünkar Hacı Bektaş Veli. Aleviler, insanı, tüm canlıları ve doğayı her şeyden üstün ve değerli görmüş ve sonrasında bunu sevgiyle, bağlılığa dönüştürmüştür. Tanrı yeryüzüne aslında kendisini resmetmiştir. Sureti sıfatımızda, adaleti vicdanımızdadır. Sevginin gücü inancımızın güzelliklerine hakikat ile tutkuyla bağlanmamızı sağlamıştır. Bizleri özveriye götüren tek şey sevgidir” ifadelerini kullandı.

    “UNESCO, ALEVİLİĞİN DÜNYADA AZ BULUNUR BİR YAŞAM FELSEFESİ OLDUĞUNU KABUL ETMİŞTİR”

    UNESCO’nun Alevi inancı ile ilgili olarak attığı adımlara da değinen Fırat, “UNESCO Alevi-Bektaşi inancının dünyada az bulunur bir yaşam felsefesi, inanç öğretisi olduğunu, yol göstericisi Hacı Bektaş Veli’nin de insanlık adına bir yol göstericisi olduğunu kabul etmiş ve 2021 yılını Hacı Bektaş Veli yılı olarak tanımıştır. Alevi inanç ve felsefesinin yüzyılları aşarak insanlığa yol göstericiliğini tescil etmiştir. Bu neyin tescilidir?

    İnsanlar arasındaki ilişkinin sadece mal, mülk ve iş olmadığının tescilidir. Ekonomik sisteminin belirlediği yaşam pratiklerinin insan duygu ve düşüncelerini yok edemediğinin tescilidir. İnsana kişiliğini ve gücünü veren şeyin para olmadığını sadece öz değerler olduğunun tescilidir” şeklinde konuştu.

    “ALEVİLER YAŞADIĞI HER YERDE ÖRNEK OLURLAR”

    Fırat son olarak şunları söyledi; “Bu inanç zalimleri hep korkutmuştur. Her dönem Sünni dindarlığa zorlanan Aleviler buna tepki olarak daha çok Bektaşi, Alevi, Kızılbaş olmayı başarmış; Şah Hüseyin gibi yolundan dönmemiş ve dönmeyecektir. Toplumsal yapımızın farklılıklarıyla birlikte yaşamayı önemseriz. Aleviler yaşadıkları her ülkeye ve dünyaya örnek olurlar.”

    Konuşmaların ardından sanatçılar Tolga Sağ, Özlem Taner, Muharrem Temiz, Demali Çelik ve Gülcihan Koç sahne alırken; ADFE’nin düzenlediği anma etkinlikleri sona erdi.

    Barış KOP / HACIBEKTAŞ

  • ADFE’den hükümete: Çocuklarımızın geleceğini size armağan etmeyeceğiz!

    ADFE’den hükümete: Çocuklarımızın geleceğini size armağan etmeyeceğiz!

    PİRHA- Okullar açılmadan önce yazılı bir açıklama yapan Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Türkiye’de ideolojik ve politik teoriler ve uygulamalarla içi boşaltılan bir eğitim sistemi olduğuna işaret ederek, gerici müfredatlar hazırlandığını hatırlattı. ADFE, “Çocuklarımızın geleceğini size armağan etmeyeceğiz” dedi. 

    Yeni eğitim-öğretim yılı açılırken, yazılı bir açıklama yapan Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), eğitimin içinin boşaltıldığını, tepeden inme eğitim sistemi içinde, aslında cemaatlerin finanse edilmesinin amaçlandığını belirterek uyarılarda bulundu.

    Türkiye’de ideolojik ve politik teoriler ve uygulamalarla içi boşaltılan bir eğitim sistemi olduğunu belirten ADFE, şu soruları sordu:

    “Yaygın eğitim seviyesinin sürekli iyileştirilmesi ve eğitim sisteminin sürekli teoriye göre değiştirilmesiyle (arka planda hedeflenen dini uygulamalar) sanki eğitimde reform yapılıyormuş havası yaratılmakta, eğitimin temel amacının “Erdem” ve “Zeka” olduğu bilinçli bir şekilde yok edilmektedir.
    Bizler, birkaç soruyla eğitim sistemini sorguladığımızda gerçeği net görebiliyoruz.
    – Çocuklarımıza okulda ne öğretiliyor?
    – Öğrendiklerinin gerçek yaşamda yeri var mı?
    – Alınan eğitimin, bilim, akıl ve sürdürdüğümüz hayat ile bir bağlantısı var mı?
    – Çocuklarımız uygulama farkındalıklarını artırabiliyorlar mı?
    – Aldığı teorik dersleri pratiğe dahil etme becerisine sahip olabiliyorlar mı?
    – Öğretilen bilgiler eğitim teknolojileri açısından öğrenme başarısını etkin kılıyor mu?
    – Öğretmenlere verilen kalıplaşmış soyut müfredat bilgileri neye yöneliktir?

    “ÇOCUKLARIN GERİCİLİĞE UYUMU İÇİN MÜFREDATLAR YAPILMAKTADIR”

    “İşte bu bir kaç soruyu kendimize sorduğumuzda, yanıtlarını bulamıyorsak ya da cevaplayamıyorsak, çocuklarımızın gelecekte anlamlı bir hayat sürdürebileceklerine dair net bir yaşam tablosu kafamızda oluşamıyor” diyen ADFE, “Tüm dünyada, başta bilgi teknolojileri, çağdaş ve modern bilim sürekli gelişirken, ülkemizde, içeriği her yıl gericilik zihniyeti ile zenginleştirilmiş, dindarlığın daha verimli olması ve çocuklarımızın gericiliğe uyumu için teşvik müfredatları yapılmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “CEMAATLERİN FİNANSE EDİLMESİ AMAÇLANIYOR”

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    Tepeden inme eğitim sistemi içinde, aslında cemaatlerin finanse edilmesi amaçlanmaktadır.
    Çünkü açılan okulların adı İmam-Hatip Lisesi, hepsi toplumun din ihtiyacını karşılıyormuş anlamı altında açılıyor ya da aileler çocuklarını İmam-Hatip liselerine göndermek için can atıyor gibi bir algıyla halka kabul ettiriliyor. Yani gericilik eğitimini, İmam Hatip Okulları yoluyla liselere yerleştiren AKP, önce okulları tek tipleştirmiş sonrasında, sorgulamayan, düşünemeyen biat eden bir gençlik hedeflemiştir.
    Ve ne yazık ki geldiğimiz nokta itibariyle muhafazakâr eğitim, dayatılan Ortaçağ uygulamaları çocuklarımızın geleceğini karartmıştır.

    “BU ZİHNİYETE DUR DEMEK GEREKİR”

    Bu eğitim sistemi içindeki İmam-Hatip okulları mesleki, ya da yüksek eğitimin eş değeri değildir. Bugün yaşadığımız sorunlar ve karmaşa bilimin gericilik eğitimi ile karıştırılmasıdır.
    Artık toplumun inançlarını kullanıp, bunu bahane ederek kendisi için ayrıcalık talep eden bu zihniyete dur demek gerekir.
    Bu eğitim sistemi baştan aşağıya yanlıştır. İmam Hatip Lisesi okuyan, bu zihniyetle meslek sahibi olan çocuklarımızın gelecekte ayrımcılık yapması doğaldır çünkü bu sistem, özgür kadına, özgür erkeğe ve özgür topluma karşı gericilik eğitimini referans almaktadır ve toplumu sınıf mücadelesinden koparmak isteyen, burjuva ideolojisi buna ses çıkartmamaktadır. Toplumu bölmek, bir birbirine düşman etmek için her zaman bir tarafı galeyana getirerek köle haline getirilen her toplum bireyi, bu suskunluğun sonucudur.

    “ÇOCUKLARIMIZ HÜKÜMETLERİN SİYASİ GELECEKLERİNİN TEMİNATI DEĞİLDİR”

    Sömürücü, soyguncu, hortumcu olan burjuvanın demokrasisi bugüne kadar sadece sistemi korudu.

    Bizler; inancımız gereği bireysel inanç özgürlüğü kişisel bir tercihtir diyoruz, devlet dinden elini çekmeli, eğitim sisteminde laiklik hakim kılınmalı ve demokrasinin daha iyi anlaşılması için, devlet; hak, hukuk ve adaletle toplumu yönetmelidir. Ve çocuklarımızın geleceği hükümetlerin siyasi ve politik geleceklerinin teminatı değildir.”

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Fırat’tan CHP’ye tepki: ‘Madımak’ın azmettiricisine ziyaret Alevileri yok saymaktır’

    Fırat’tan CHP’ye tepki: ‘Madımak’ın azmettiricisine ziyaret Alevileri yok saymaktır’

    PİRHA- Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, CHP Ankara İl Başkanı Ali Hikmet Akıllı’nın Muhsin Yazıcıoğlu’nun mezarını ziyaret etmesini eleştirdi. Fırat, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin yöneticilerine Muhsin Yazıcıoğlu’nu anmak dert olmuş. Yani CHP’ye İnsan hakları değil oy lazımmış, demokrasi ve çoğulculuk değil mafya lazımmış” diyerek tepki gösterdi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kurucu Başkanı Murtaza Demir, CHP Ankara İl Başkanı Ali Hikmet Akıllı’nın Muhsin Yazıcıoğlu’nun mezarını ziyaret etmesini eleştirmiş ve ardından partisi CHP’den istifa ettiğini açıklamıştı.

    CHP yöneticilerinin Muhsin Yazıcıoğlu’nun mezarını ziyaret etmesine Alevi kamuoyundan tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, ‘Eğilmek, Bükülmek ve Kıvırmak’ başlığıyla kaleme aldığı yazısında şüpheli ölüm adı altında katledilen onlarca aydın ve devrimci yurttaşın ölümünden sorumlu olan Muhsin Yazıcıoğlu’nun ayrıca Sivas Madımak Katliamı’nın da baş azmettiricilerinden olduğunu hatırlattı.

    Fırat, kendi deyimiyle oy potansiyeli görülen Alevilere, “çantada keklik” olarak bakmanın hastalık olduğu eleştirisini yönelterek, “Muhsin Yazıcıoğlu’nun mezarı başında fatiha okumak, dinci-gerici ve faşist komplolarla katledilen, yerinden yurdundan kovulan, binlerce Alevi ve aydını unutmak demektir. Daha anlaşılır ise eğilmek, bükülmek ve kıvırmaktır” diye belirtti.

    “MEZARI BAŞINDA FATİHA OKUMAK KATLEDİLEN ALEVİLERİ UNUTMAKTIR”

    Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat’ın kaleme aldığı yazıdan başlıklar şöyle:

    “Sivas Madımak Katliamı’nın tutanak ve kararlarında faşist ve gerici militanları azmettiren kişi. Şüpheli ölüm adı altında katledilen onlarca aydın ve devrimci yurttaşın ölümünden sorumlu, mafya işbirliği ile onlarca genç devrimciyi katleden, mafya babalarının hapisten çıkarılması için şehirleri tehdit eden tetikçi Muhsin Yazıcıoğluydu…

    Muhsin Yazıcıoğlu’nu mezarı başında fatiha okumak, dinci-gerici ve faşist komplolarla katledilen, yerinden yurdundan kovulan, binlerce Alevi ve aydını unutmak demektir, daha anlaşılır ise EĞİLMEK, BÜKÜLMEK VE KIVIRMAKTIR.

    “CHP’YE MAFYA LAZIMMIŞ, ALEVİLER ÇANTADA KEKLİK DEĞİL”

    Bakınız;

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin yöneticilerine Muhsin Yazıcıoğlu’nu anmak dert olmuş. Yani CHP’ye insan hakları değil oy lazımmış, demokrasi ve çoğulculuk değil mafya lazımmış. Peki şaşırdık mı?  Hayır.

    Alevi toplumun oylarıyla mecliste olup, Alevi toplumunu siyasi geleceğiniz için kullanmak sizin pek de şaşırtıcı olmayan siyasi tarihinizin tıbbi manadaki Alevilere “çantada keklik” bakmak hastalığının sonucudur.

    Geçmişte olduğu gibi bugün de Alevi toplumu için somut sorun çözümleyicilikten yoksun genelleyici ve sorunsallaştırıcı bir yaklaşımla gericiliğe kayıyorsunuz.

    “ALEVİLERİN SESİNE KULAK VERİLMEDİ, YOK SAYILDI”

    Kısacası; birkaç gerici ve faşistin oyu için kimlik krizine düşüp, kendi öz değerlerinden ayrılarak çatışma çizgisine düşen, solcu görünüp sağcılardan medet uman CHP son olarak Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) Kurucu Başkanı Murtaza Demir’in sesine kulak vermedi, onun nezdinde tüm Alevileri yok saydı.

    Bu nedenle, “Onur, şeref, insanlığımıza, Sivas, Maraş şehitlerimize sahip çıkmak, vicdanımızın kanamasını durdurmak adına mutlaka bir şey yapmak gerekir “diyen Aleviler ve aydın tüm toplum adına başta; Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok, Asaf Koçak, Hasret Gültekin, Koray-Menekşe Kaya, Yeşim-Huriye Özkan ve 33 yoldaşımız ve canımız için CHP’den istifa eden, sevgili Murtaza Demir’in onurlu duruşunu, bir Alevi yurttaş olarak selamlıyorum…”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • ‘Alevilerin özgürlüğünü bölücülük olarak gören zihniyet asimilasyoncudur’

    ‘Alevilerin özgürlüğünü bölücülük olarak gören zihniyet asimilasyoncudur’

    PİRHA- Alevilerin Almanya’da kazandığı kamu tüzel kişiliğini bölücülük olarak nitelendiren ve iftiralar atan AKP yanlısı çevrelere bir tepki de Alevi Dernekleri Federasyonu’ndan geldi. Federasyon, “Almanya Alevilere yeni bir zihniyet dayatmamıştır, kendi din anlayışına göre şekillendirmeye kalkmamıştır. Alevilerin özgürlüğü hak sayılmıştır” dedi. Ayrıca ADFE, “Tüm gücümüzle AABF’nin yanındayız” dedi. 

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), “Özgürlüğü bölücülük olarak gören zihniyet asimilasyoncudur” başlığıyla yazılı bir açıklama yaptı.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun Almanya’da kamu tüzel kişilik statüsü elde etmesine bazı çevrelerin iftira boyutunda karşı çıkmasına tepki gösteren Alevi Dernekleri Federasyonu, “Almanya Alevilere yeni bir zihniyet dayatmamıştır, kendi din anlayışına göre şekillendirmeye kalkmamıştır, sosyal ve fiziki çevrelerine müdahale etmemiş, onların tutumlarını tayin etmemiştir. Alevilerin inançları gereği ülke ve dünya barışına sağlayacağı katkı göz önünde bulundurulmuş özgürlüğü hak sayılmıştır” dedi.

    “Tüm gücümüzle AABF’nin yanındayız” diyen ADFE şu açıklamayı yaptı:

    “Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu ‘Körperschaft des Öffentlichen Rechts’ yani kamu tüzel kişilik statüsü elde etti, tüzel kişilik bir ülkenin hukuk öznesidir yani Almanya; Alevi Birlikleri Federasyonu’nun mücadelesi sonucu Alevilerin inançsal ve kamusal haklarını kabul etmiş, bu çabalar hukuk alanında sonuç getirmiştir.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu; kanunların verdiği yetkiyle resmi kurulan, tüzel kişiliğini Alevi inancına hizmet temelinde biçimlendiren, kurumsal yapısını ve gücünü Alevi toplumundan alan bir kurumdur. Yıllarca Alevilik inancı için mücadele etmiş ve mücadelesi sonucu 10 Aralık 2020 tarihinde kamu kurumu statüsünde anayasal tüm haklara sahip olmuş, özerklik (bağımsız karar verme, kendi kendini yönetebilme yetkisi) ve bağımsızlığı kabul edilmiştir.

    Buna göre;
    AABF; kendi iç hukukunu oluşturacak, kendi kamulaştırma yetkisini kullanacak, vergi, harç vb konulardaki tüm ayrıcalıklardan faydalanmış olacak tıpkı diğer inanç grupları gibi mesela kiliselerde gibi modernleşme sürecinde tüm inanç grupları ve kurumları yeni biçimler, özellikler ve hakları için mücadele edecektir. Başta özel ve kamusal alanda var olma, inanç sembollerinin kullanılması, bu sembollerin ifade ettiği anlamları sivil yaşamın içinde ve dışında taşıması ve yaşama hakkını savunacaktır.

    Bu hakkın asıl ifadesi şudur: Fikirler, inançlar, eserler ve bilim hiçbir coğrafyada yasaklanamaz, toplumsal ve bireysel birer haktır ve evrenseldir, barışçıl, birada yaşamanın ve modernliğin gereğidir.
    Almanya Alevilere yeni bir zihniyet dayatmamıştır, kendi din anlayışına göre şekillendirmeye kalkmamıştır, sosyal ve fiziki çevrelerine müdahale etmemiş, onların tutumlarını tayin etmemiştir.
    Alevilerin inançları gereği ülke ve dünya barışına sağlayacağı katkı göz önünde bulundurulmuş özgürlüğü hak sayılmıştır.

    “TÜM GÜCÜMÜZLE AABF’NİN YANINDAYIZ”

    Bu nedenle tüm gücümüzle AABF yanındayız.
    AABF dünyada yaşayan tüm Alevilerin inançlarını yaşama hakkını savunmuştur, Alevi toplumunun asimile edilerek başka bir mezheple uzlaşmasına, benzeşmesine ve taklit edilerek aynı mezhep karakteriyle farklılaşmasına izin vermemiştir. Kısacası kazandığı haklarla özgürlüğün halklar arasında ayrılık duygusu yaratacağını değil, kimlik bilincine ulaşmasını savunmuştur.

    Yüzyıllarca sosyal, inançsal, kültürel, sanatsal tüm ilişkileri İslam dinin Sünnilik mezhep anlayışıyla çatışma zemininde Alevilere dayatan bir sistemin, Alevilerin kazandığı bağımsızlığı ve özerklik hakkını ayrımcılık, bölücülük olarak görmesi normal.

    “YOK SAYAN ZİHNİYETE KARŞI AABF KAZANIMLARI DÜNYA BARIŞINA KATKI SAĞLAR”

    Alevilerin örgütlenmesini, üretmesini, hatta mülkiyet ilişkilerini Sünniliğe göre baskı altında tutan, sosyal, siyasal ve zihinsel yaşam alanına müdahale eden, yasaklayan ve en önemlisi ekonomi, eğitim ve yönetimsel alanda yok sayan zihniyete karşı AABF kazanımları dünya barışına katkı sağlayan bir cevaptır.

    Alevilerin Tarihsel perspektifinde de bu böyledir.
    Eğer bu haklara karşıysanız, siz halkları bölüyorsunuz, saldırıya zemin hazırlıyorsunuz, gericileri Alevilere karşı tertipliyorsunuz, kısacası Alevileri yok saymak için bahane arıyorsunuz.
    Sizlere cevabımız şudur.
    Tüm gücümüzle AABF yanında yer alıyoruz, çünkü Aleviler ne Sünni, ne Şii’dir ne de yeni bir ruhban sınıfıdır.
    Aleviler gücünüze karşıt gördüklerinizi tehdit etme aracınız da hiç değil.
    Alevilik ayrıdır, vardır. Kazanılan bu hakla Alevi toplumu güç kazanacak ve tüm halklar için barış ve kardeşlik dengesi oluşturacaktır.

    PİRHA/ İSTANBUL