Etiket: Alevi deyişleri

  • Ali Sizer: Hakk deyişlerinin şiddet sahnelerinde kullanılması kültürel ihanettir- VİDEO

    Ali Sizer: Hakk deyişlerinin şiddet sahnelerinde kullanılması kültürel ihanettir- VİDEO

    PİRHA- Müzsyen Ali Sizer, Alevi nefesleri ve deyişlerinin şiddet, çatışma ve çete sahnelerinde kullanılmasının kültürel bir imha olduğunu söyleyerek, “Bu eserler ruhu, sözünü ve geleneği yok etmektir. İnanç ve emeğe saygı gösterilmelidir” dedi.

    Son yıllarda şiddet, çatışma, çeteleşme ve yozlaşma temalı film ve dizilerde Alevi nefesleri ile deyişlerinin sıkça kullanılması tartışma konusu olmaya devam ediyor. Özellikle çete başı karakterlerin sahnelerinde deyiş ve nefeslerin tercih edilmesine yönelik eleştirilere bir yenisi eklendi. Müzisyen Ali Sizer, konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “BU, FİZİKİ DEĞİL KÜLTÜREL BİR İDAMDIR”

    Pir Sultan’ın zalime karşı durduğu için idam edildiğini hatırlatan Sizer, onun deyişlerinin bir çete başının sahnesinde kullanılmasını “yeniden idam” olarak nitelendirdi:

    “Pir Sultan zalimin zulmünü reddettiği için asıldı. Şimdi o deyiş bir çete başının sahnesinde çalınıyorsa bu bize şunu söylüyor; ‘Sizi yeniden idam ediyoruz.’ Bu biyolojik bir ölüm değil; kültürel, manevi bir yok etmedir. Fiziki olarak varsın ama ruhun alınmış, sözün tersyüz edilmiş. Eskiden Aleviler, Kızılbaşlar kırımdan geçerdi ama geride kalanlar inancını korurdu. Şimdi katliamın rengi değişti. Kültürel alan üzerinden bir imha söz konusu. Zulmü durdurmak için söylenmiş bir söz, zulmün fonuna dönüştürülüyor.

    Bir ozan bir nefesi katliamın önüne geçmek için besteler. Eğer o eser bir infaz sahnesinde çalınıyorsa, bu o ozanın sözünü tersyüz etmektir. Bu, ‘sen bunları boşuna söyledin’ demektir. O sözün ruhunu da nefesini de almak demektir. Bu, geleneği dipten yok etmenin başka bir biçimidir.”

    “DEYİŞLERİMİZİ POPÜLER KÜLTÜRE KURBAN EDEMEYİZ”

    Alevi inancında nefeslerin “Hakk sözü” olduğunu ve inanç değerlerinin popüler kültürle araçsallaştırılmaması gerektiğini vurgulayan Sizer, “Biz nefese ‘hak deyişi’ deriz. Nefes bizim için ayettir. Nasıl ki Müslümanlar için Kur’an ayeti, Hristiyanlar için İncil kutsalsa; Aleviler için de nefes aynı anlamı taşır. Sen o Hakk sözünü alıp bir katilin sahnesine koyarsan, bu inanca yönelik bir saygısızlık ve tahribattır. Bu nedenle artık rica etmek değil, açıkça söylemek gerekir; bu yolu sevenler kendilerine ihanet etmemelidir. Popüler kültürün beğeni ve izlenme ölçütleri uğruna bir inancın barış felsefesi araçsallaştırılmamalıdır. Diziye uygun müzik yapılabilir; ancak Alevi nefesleri, duaları ve ‘hu’ makamı şiddetin arka planı olmamalıdır” dedi.

    “Bu eserleri kullananlar emek veriyor, karşılığını da alıyor olabilir. Ancak seçici olmak zorundalar. Bir inancın, bir bütünlük makamının, bir barış öğretisinin bu kadar kolay harcanmaması gerekir. Aksi halde bu büyük bir ihanet olur ve bunun hesabı mutlaka sorulur” diyen Sizer, inanç, kültür ve emeğe saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

    Fatoş SARIKAYA-Diren KESER/ MERSİN

     

  • Yazar Mahmut Erciyas, 16 Alevi ozanının deyişini yorumlayarak kitaplaştırdı

    Yazar Mahmut Erciyas, 16 Alevi ozanının deyişini yorumlayarak kitaplaştırdı

    PİRHA- Yazar Mahmut Erciyas, yeni kitabında 16 Alevi ozanına ait deyişi Hollandaca’ya çevirerek manalarını yorumladı. Erciyas, “Hollanda toplumu, geniş bir Alevi kitlesine sahip olmasına rağmen Aleviliği ve Alevileri çok az tanıyor. Tanıtım için ciddi bir kaynak problemi yaşıyoruz. Bu sorunun çözümüne bir katkı sunmak istedim” diye belirtti.

    Yazar Mahmut Erciyas, üçüncü kitap çalışmasında Alevi ozanlarının deyişlerine odaklandı. Erciyas’ın Hollandaca kaleme aldığı ‘Hak Adem’de. Aleviliğe deyişler üzerinden bir bakış’ (God is in de mens. Een poëtische inkijk in het alevitisme) isimli kitap 27 Mart’ta okurla buluştu.

    Uitgeverij Hermans Yayınevi tarafından çıkan kitapta 16 ozana ait 25 deyiş, Hollandaca’ya çevrilerek, manalarına odaklanıldı.

    Alevi kültürünü Hollandaca yazan Mahmut Erciyas, deyişlerin Alevi inancındaki önemine dikkat çekerek kitabının detaylarını paylaştı.

    DEYİŞLERLE ANLATILAN ALEVİLİK

    Yazar Mahmut Erciyas, kitabının türü ve çalışmasındaki amaca dair, “Onaltı ozanımızın (Yedi Ulu Ozanlar dahil) 25 deyişini Hollandaca’ya çevirdim ve her deyişe bir yorum ekledim. Bu yorumlar için ‘Buyruk’ ve ‘Makalat’ gibi Aleviliğin diğer önemli kaynaklarını da baz aldım. Deyişleri 5 tema altında topladım. Hakk ve insan, peygamber ve evliyalar, Hakk’a giden yol, kurumlar, ayinler ve ritüeller ve polemik” dedi.

    KAYNAK PROBLEMİ YAŞIYORLAR”

    Mahmut Erciyas, yeni kitap çalışmasında, Hollanda toplumuna Aleviliği anlatmak amacının olduğunu belirterek şöyle devam etti:

    “Ozanlarımızın gözünden Aleviliğe bakışı, Hollandacaya hakim olan geniş bir kesime ulaştırmak istiyorum. Bu kesimler, mistik inançlara genel olarak ilgi duyanlar ve tabii ki Alevi gençlerimiz. Gençlerimizin Türkçe dil hakimiyeti gittikçe azalıyor. Kimlik arayışı sürecinde kaynak problemi yaşıyorlar. Hollanda toplumu 60 yıldır Türkiye’den göç almasına ve geniş bir Alevi kitlesine sahip olmasına rağmen Aleviliği ve Alevileri çok az tanıyor. Tanıtım için ciddi bir kaynak problemi yaşıyoruz. Bu sorunun çözümüne bir katkı sunmak istedim.”

    “ALEVİ EDEBİYATI BİR DERYADIR”

    Erciyas, çalışmasında neden deyişleri temel aldığını da anlattı. “Deyişler böyle bir çalışma için oldukça uygun” diyen Mahmut Erciyas, şunları kaydetti:

    “Çünkü Anadolu’da da asırlardır Aleviliğin temel bilgi ve prensipleri kuşaktan kuşağa deyişler üzerinden aktarılmıştır. Yani okuma yazma oranının 20. yüzyıla kadar düşük olduğu bir coğrafyada en önemli ve etkili bilgi taşıyıcılarından biri olmuştur deyişler. Alevi edebiyatı bir deryadır. Deyişlerde birçok konu, yalın ve mistik bir dille ele alınmaktadır. Deyişler bence adeta inancımızı tanımak, kendi etik, ahlaki gelişimimiz için ilham bulmak için çok değerli bir kaynaklar kategorisidir. Deyişsiz, ozansız ve sazsız bir Alevilik düşünülemez. Aleviler bu yüzden saza ‘telli Kuran’ derler.”

    ASIL EMEK VERENLER OZANLARIMIZ”

    Mahmut Erciyas, kitap çalışmasının Alevi edebiyatına olan katkısına da işaret ederek “Kitabın birkaç noktada özgünlüğü var. 25 tane deyiş, temalar bazında ve açıklayıcı yorumlarla (deyişler kullanılan mistik dil ve sembollerden dolayı her zaman kolayca anlaşılmıyor) Hollandaca kullanılan dil bölgesine kazandırılmıştır (Hollanda ve Belçika). Bu kitaptaki asıl emek verenler ozanlarımızdır, bunu da vurgulamak isterim” dedi.

    Mahmut Erciyas, deyişlerin mesaj ve içeriklerine dair bilgi de vererek şunları söyledi:

    “Deyişler çok geniş konular ele alırlar. Elbette her ozanın da kendine ait tarz ve stili vardır. Ve şunu da unutmayalım; ozanlar ve deyişler kendi zamanlarının ürünüdür. Kitapta yer alan ozanlarımız 14. yüzyıl ve 20. yüzyılın ilk çeyreği arasında doğan ozanlardır. Kitapta yer alan deyişlerin bir bölümü Hakk ve insan arasındaki ilişkilere ışık tutuyor. Ozanlar, Hakk’ın insanda olduğunu ve insanın gönlünde var olan hakikate ulaşması gerektiğini açıklıyor ki en yüksek aydınlık ve mutluluk seviyesine ulaşabilsin insan, başka insanlara yol göstericisi olabilsin. Diğer deyişlerde de insanın Hakk’a nasıl ulaşabileceği, bunun için neler yapması ve neler yapmaması gerektiği üzerinde duruluyor. Bunlar nasihatname dediğimiz kategoriye giriyor. Bu tür deyişler Hakk ve insanlığa duyulan aşktan hareket edilmesi gerektiğini söylüyor, aynı zamanda cehennem ve ceza korkusu ve şekilciliğin (şeriatın) yanlış ve yanıltıcı motifler olduğunu vurguluyor. Sadelik kutsanıyor, mal, mülk hırsının insanı aldatacağına, yoldan saptıracağına dair uyarılar içeriyor bu deyişler.

    Bir diğer kategorideki deyişler de Muhammed ve Ali ilişkisi üzerine yoğunlaşıyor, önemli tarihi olayları ele alıyor (Kerbela Katliamı gibi), Hacı Bektaş Veli gibi evliyaları merkez alıyor. Birçok deyiş de Aleviliğin kurum, ayin ve ritüelleri üzerine duruyor. Örneğin pir ve ocaklar, cem, müsahiplik ve görgü gibi konular işleniyor. Kitapta yer alan son tema da polemik içerikli deyişlerdir. Bu deyisler açık açık şekilci ve şeriat temelli inanç anlayışını eleştiriyor.”

    Mahmut Erciyas, Alevi kurumlarının, benzer çalışmaları teşvik etmeleri gerektiğini de sözlerine ekledi. Erciyas, “Bu tür çalışmaları Yol’a hizmet olarak görüyorum. Derneklerde de tanıtım yapmak istiyoruz” diye belirtti.

    MAHMUT ERCİYAS KİMDİR?

    Mahmut Erciyas, 1975 Rotterdam/Hollanda doğumlu ancak kökleri Hacıbektaş’ta… Hollanda’da büyüyen Erciyas, üniversite master eğitimini Nijmegen Radboud Üniversitesi’nde tamamladı. Siyasi tarih mezunu. Şu an bir belediyede sosyal politika danışmanlığı yapıyor. Erciyas, işi haricinde gönüllülük temelinde tarihi projelerle ilgileniyor. Daha önce altmışlı yıllarda Hollanda’ya götürülen Türkiyeli ve İspanyalı göçmen işçileri konu alan yerel bir çalışması yayınlandı. Erciyas, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Carina Thuijs hakkında da bilinmeyenleri bir kitap çalışmasında topladı.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Kıvırcık Ali’nin Hakk’a yürümesinin 12. yılı

    Kıvırcık Ali’nin Hakk’a yürümesinin 12. yılı

    PİRHA- Halk ozanı Kıvırcık Ali, Hakk’a yürümesinin 11. yılında sevenleri tarafından unutulmadı.

    11 Ocak 2011 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu Hakk’a yürüyen halk müziği sanatçısı Kıvırcık Ali, “Isırgan Otu“, “Gül tükendi ben tükendim“, “Gülüm”, “Yanımda sen olmayınca” benzer biçimde eserleri ile akıllarda yer etti.

    Ömrünü deyişlere ve türkülere adayan, yazdığı ve bestelediği bir çok eserler toplumun gönlüne taht kuran Kıvırcık Ali,  sanatçı dostları, siyasetçiler ve sevenleri tarafından sosyal medyada anıldı. Kıvırcık Ali’nin seslendirdiği eserler paylaşıldı.

    KIVIRCIK ALİ KİMDİR?

    Ali Özütemiz ya da bilinen adıyla Kıvırcık Ali 11 Ekim 1968’de Tokat’ın Turhal ilçesinin Erenli köyünde doğdu. Aşık Ali adlı bir halk ozanının oğludur. İlkokulu bitirdikten sonra okumadı. 1983 yılında İstanbul’a geldi ve saz yapım atölyesinde çalışmaya başladı. Bu sırada katıldığı bir ses yarışmasında aşıklama dalında birinci oldu.

    1994-1998 yılları arasında yaptığı albümler piyasaya sürülmedi fakat bu sürede başta Aşık Nuri Yücel olmak üzere birçok sanatçının albümünde sanat yönetmenliği yaptı. 1995’te iki arkadaşı ile birlikte Grup Turnalar’ı kurdular ve Türkülerden Türkülere Yol Eyledik ve Türküler Kimliğimiz adlı iki albüm çıkarttılar.1999’da ilk solo albümü “Gül tükendi ben tükendim”i hazırladı ve aynı sene İber Müzik etiketiyle piyasaya sürüldü. Bestelerini birçok sanatçı seslendirdi.
    Kıvırcık Ali, 11 Ocak 2011 tarihinde saat 5.30’da kendi aracıyla geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. İstanbul, Hadımköy’deki Gülbahçe Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Usta Ozan Ali Ekber Çiçek’i ölümünün 14. Yılında saygıyla anıyoruz

    Usta Ozan Ali Ekber Çiçek’i ölümünün 14. Yılında saygıyla anıyoruz

    PİRHA- Bugün Alevi Deyişlerinin usta isimlerinden Ali Ekber Çiçek’in 14. Ölüm yıldönümü. 26 Nisan 2006’da hakka yürüyen Ali Ekber Çiçek, Kaz Dağları eteklerindeki Tahtakuşlar Köyü’nde toprağa verilmişti.

    Alevi-Bektaşi müziğinde çığır açan, nefes, deyiş, devriye, şathiye ve mersiyeleri bizlere kazandırıp ölümsüzleştiren bu büyük usta Ali Ekber Çiçek 1935’te Erzincan’ın Ulular Köyü’nde doğdu. Babasını 1939 Erzincan depreminde yitirdi. Çok küçük yaşlarda rençberlik yapmaya başlayan Çiçek, bu arada bağlama çalmayı öğrendi. İlkokuldan sonra öğrenimini sürdüremeyen Çiçek, 1961 yılında İstanbul Radyosu’na ses ve bağlama sanatçısı olarak girdi. Sanat yaşamı boyunca 400’den fazla türküyü derleyip Türk Halk Müziği’ne kazandıran Çiçek, halk müziğini geniş kitlelere ulaştırarak unutulmazlar arasına girdi.

    Türk Halk Müziği’nin en önemli isimlerinden Ali Ekber Çiçek, 26 Nisan 2006 yalında 71 yaşında İstanbul’da hakka yürüdü. Sanatçının cenazesi, Balıkesir’in Edremit İlçesi’nde Tahtakuşlar köyünde toprağa verildi.

    Dillerden düşmeyen, pek çok sanatçının repertuvarına almak istediği “Haydar Haydar”, “Gönül Gel Seninle Muhabbet Edelim”, “Derdim Çoktur Hangisine Yanayım” gibi birçok türkü, Ali Ekber Çiçek sayesinde halk müziğinin klasikleri arasına girdi. Yine klasikler arasındaki “El Vurup Yaremi İncitme Tabip” ve “Yolumuz Gurbete Düştü” gibi birçok türküyü de Ali Ekber Çiçek derledi.

    Hayatı 2003 yılında “Cahilden Uzak Dur, Kemale Yakın” adlı belgesele konu olan Ali Ekber Çiçek, bir röportajında “Türk Halk Müziği tekrar popüler oldu, ancak ben bu gelişmeyi hazırcılığa bağlıyorum. Şimdi şöhret olmuş kişiler benim 40-50 yıl önce yazdığım parçalardaki ezgilerin üzerine güfte yapıp söylüyorlar. Bir de bu okuduğum parçalarda leyleği kuşa çevirerek okuyorlar” demişti.

    “Irgat kendi tarlasında canını ortaya koyar, başkasına gelince oyalanır. Biz ırgat değiliz, her yer bizim tarlamız diye bakarız. Sazı elime aldığımda kainat benimle yek vücut olur. Ruhumuz, felsefemiz, varlığımız, benliğimiz neyse onu lisana getiririz. 6,5 milyar insanın hepsine sesleniriz çünkü biz oyuz.” İfadelerinin sahibi de usta ozanımız Ali Ekber Çiçek’tir.

    “Haydar Haydar” eseri, Alevi-Bektaşi inanç ve felsefesinin anlatımına derinlik kazandıran bu örneklerden biridir. Ve inancın uluslararası alanda tanınmasında da bu eserin katkısı büyüktür.

    Alevi-Bektaşi müziğinde çığır açan, nefesleri, deyişleri, devriye, şathiye ve mersiyeleri bizlere kazandıran ve ölümsüzleştiren bu büyük ustanın  devri daim olsun diyoruz.

    (HABER MERKEZİ)