PİRHA – 4. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali binlerce yurttaşın katılımıyla son buldu. Gecede Tahtacı geleneklerinden örnekler sergilenirken Kardeş Türküler de ezgileriyle katılımcılara coşkulu anlar yaşattı.
Alevi Kültür Dernekleri Altınoluk Şubesinin düzenlediği 4. Alevi Kültür ve Sanat Festivali sona erdi.
Altınoluk Amfi Tiyatro’da yapılan programa binlerce yurttaş katıldı.
“BU YOL AŞK İLE KURULMUŞTUR”
Beş gün süren festivalin sunuculuğunu Dilek Aygün yaptı. Aygün konuşmasında “4 yıl önce ektiğimiz tohumun bugün filizlenerek büyüdüğünü görmek bizleri mutlu ediyor. Bu Yol aşk ile kurulmuştur. Bu Yol’un harcı lokma ile karılmıştır. Mazlumdan yana duran bir duruşun adıdır Alevilik. Bu Yol’un büyükleri sadece söyleyen değil, mücadele eden, dara duranlardır. Onların her biri halk önderiydi. Tıpkı Pir Sultan Abdal gibi. Bugün ise pirimize olan aşkımızı anlatacağız. Bu toplumsal aşk, sıradan bir aşık tarafından anlaşılmaz. Bu aşk, anlatılamayan, sadece hissedilen müthiş bir duygudur. Gülbenglerimizde ‘Aşk olsun’ deriz. Pir Sultan, güzel olan herşeye aşıktır. Onun için ‘Koyun beni Hakk aşkına yanayım’ der. Bu aşk, insanı insan eder. Aşk olsun Yol’u sürenlere, bu akşam burayı dolduran sizlere” diye belirtti.
AKD Altınoluk Şube Başkanı Veli Doğan da katılımcıları selamlayarak “Bu festivali çok zor koşullarda yaptık. Alevi inancında bir elin verdiğini diğer el görmez desturu vardır. Lokmalarıyla emekleriyle görünmeyeneler de var. Hepsine çok teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.
Gecede ilk olarak Çanakkale’nin Bayramiç İlçesi Koşuburnu Köyünden Zakir Bektaş Gümüş ile Tahtacı semahçıları sahne aldı.
AKD Altınoluk Şubesinden Zakir Sinan Budak ve Süleyman Tik’in çaldığı deyişler eşliğinde semah dönüldü.
Gecenin finalinde Kardeş Türküler, birçok dilde seslendirdiği ezgilerle katılımcıların büyük beğenisini topladı.
PİRHA – Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali’nin 3. gün programlarının tümü kadınlar tarafından yürütüldü. Yapılan açıklamada “Kadını susmaya zorlayan her gelenek, her söz, her baskı bizimle ilgili değil, bizim mücadele etmemiz gereken bir karanlıktır” denildi.
Alevi Kültür Dernekleri Altınoluk Şube tarafından “Yıldız Dağı’ndan Kazdağı’na Pir Sultan Aşkına” temasıyla düzenlenen festivalin 3. gününe de ilgi bir hayli yoğun oldu.
“Yolumuz Sevgi, Dilimiz Barış” adlı atölyede çok sayıda çocuk da bir araya geldi. Çeşitli aktivitelerin yapıldığı atölyede çocuklar doyasıya eğlendi.
“SUSMAYACAĞIZ, GÖRÜNMEZ OLMAYACAĞIZ”
AKD Altınoluk Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Döne Alkasoğlu festivalin 3. gün açılış konuşmasını yapan isim oldu. Alkasoğlu, Alevi inancında kadınların sadece eş ya da anne olmadığının altını çizdi. “Kadın, cemin bir yarısı, meydanın bir direği, Yol’un taşıyıcısıdır” diyen Alkasoğlu şu konuşmayı yaptı:
“Değerli canlar, sevgili bacılar, analar, kız kardeşlerim, Anadolu’nun dağlarına yaslanmış, yüreği umutla dolu kadınlar, bugün burada, sadece bir güne sığmayan; yüzyılların birikimiyle büyümüş bir sesi, bir duruşu, bir bilinci konuşmak için toplandık. Bugün bizim günümüz; susan değil, konuşan; geri duran değil, öne çıkan kadınların günü.
Hatırlayalım; Bacıyan-ı Rum vardı bu topraklarda; Anadolu’nun ilk kadın örgütlenmesi. Kadınlar erkânda postta otururdu; Pir, ana olur, mürşid olurdu. Hızır gibi yetişirdi dara düşene. Evlatlarını giydirirken, önce niyazı öğretirdi, sonra da direnmeyi.
Bugün biz Alevi kadınları olarak bir yandan inancımızı yaşatıyor bir yandan çocuklarımızı büyütüyor, bir yandan da bu dünyanın eşitsizliğine karşı direnişin kalbinde yer alıyoruz. Ama yetmez. Çünkü biliyoruz ki bu yol yarım yürünmez. Cemde kadın yoksa, hakikatin dili eksiktir. Yol’da kadın yoksa sürek tamam değildir.
Kadını susmaya zorlayan her gelenek, her söz, her baskı bizimle ilgili değil, bizim mücadele etmemiz gereken bir karanlıktır. Ve biz bu karanlıktan aydınlığa, birlikte yürüyerek çıkacağız.
Biz istiyoruz ki kız çocukları korkmadan semaha dursun, kadınlar cemevlerinde postta yer alsın, her bacı, yol bilgisiyle konuşsun ve hiçbir kadın inancında da, toplumda da arka planda bırakılmasın. Bugün burada kadınlarımızla birlikte yürüttüğümüz bu festival bir eşitlik çağrısıdır ve aynı zamanda bir gelecek sözüdür. Unutmayalım Yol, yalnızca erkeklerin omuzunda yükselmez. Yol, bacılarla, analarla, yüreğiyle üreten kadınlarla birlikte yürür. O yüzden, bugün burada yalnızca geçmişimizi değil, geleceğimizi de konuşalım. Kadının Yol’da varlığını bir kez daha yüksek sesle ilan edelim.
Programın devamında AKD Altınoluk Şubesi halk oyunları ekibi sahne aldı.
SARI KIZ EFSANESİ!
Altınoluk Alevi Kültür Derneği’nde yapılan festival programı Araştırmacı Yazar ve Çevirmen Kıymet Erzincan Kına’nın “Yolumuzun İki Kılavuzu: Sarı Kız ve Kadıncık Ana” başlıklı sunumuyla devam etti. Anadolu’da 72 yerde Sarı Kız’a ait makam olduğunu belirten Erzincan Kına, şu sunumu yaptı:
“Kadın iyileştiren, birleştiren, kaynaştıran, yaşatan gücün adı. O yüzden daha çok biz kadınlar özellikle birlik olmak zorundayız ve görünür olmak zorundayız.
Bugün size, yolumuzun iki kadın ereninden bahsedeceğim. Öncelikle Sarıkız üzerinden konuşmak istiyorum. Sarıkız’ı biz daha çok bugün Kaz Dağları ile ilgili anlatılan popüler anlatılardan tanıyoruz. Ama aslında Anadolu’da, Trakya’da, hatta açık konuşmak gerekirse Orta Asya’dan Balkanlara çok çok geniş bir coğrafyada bilinen bir ulu aslında.
Buradaki Sarı Kız’ın, Fatma Ana’nın nuru olduğuna dair, Fatma Ana’nın kızı olduğuna dair anlatılarda da gördüm. Askerlikle bağlantılı bir şekilde, örneğin askere yardım ettiğine dair anlatılar da dinledim. Hızır misali dağlarda kaybolanlara yardımcı olduğuna dair anlatılar da dinledim.
Sarıkız’la ilgili en büyük anlatılardan bir tanesi itaat etmeyen, itaat etmediği için de dışlanan bir kadın ere. Bir kadın; daha doğrusu Sarı Kız üzerinden bir şekilde ‘bir ulu ereni yola getirirsek, onu itibarsızlaştırırsak sıradan kadınları da itibarsızlaştırırız! Onların bilinçaltlarıyla da oynarız. Onların güçsüz olduklarını, onları telkin etmeye çalışırız’ desturuyla verilen bir Sarı Kız söylencesi var.
Evlenmediği için toplum tarafından dışlanan ve sonunda babasını öldürmesi için ikna edilen ama babası kıyamayıp dağlara bıraktığı bir Sarı Kızı görüyoruz. Burada aslında çok acı bir şey var. Toplumsal cinsiyet rolleri açısından baktığımız zaman bir baba figürü de görüyoruz ve o öldürmeye kıyamayıp Sarı Kız’ı, Kaz Dağlarının en tepesine bırakıveriyor.
Onu eren ilan etmemizin aslında temel nedeni; bir şekilde toplumsal vicdanımız, ona yaptığımız haksızlığın farkına varıyoruz ve ermiş ilan ediyoruz. Ama bir şekilde de onu itibarsızlaştırıyor, güçten düşürüyor ve onun üzerinden sıradan kadınlara; yani bizleri de güçsüzleştiriyor. Bu çok basit bir şeymiş gibi görünüyor ama zihnimize, bilinçaltımızla oynanıyor. Biz bugün ne kadar güçlü olduğumuzu düşünürsek düşünelim şu an ben de dahil her şeye rağmen bir erkeğe göre iki üç kat mücadele etmek zorundayız.”
“ASLINDA KENDİ PEŞİMDEN KOŞUYORUM”
Kıymet Erzincan Kına, konuşmasının devamında Kadıncık Ana’ya dair de bilgiler paylaştı. “Kökümüzü, geçmişimizi bileceğiz ki bugüne ve geleceğe ışık saçalım” diyen Erzincan Kına, şunları söyledi:
“Kadıncık Ana’nın evi de doğrudan aslında Hacı Bektaş dergahıyla bağlantılı ki dergah oradan çok sonra yapılıyor. Mesela 1893 ve 1908 doğumlu iki Bektaşi babasının mezarları var Kadıncık Ana evinde. Yani bu dönemlerde bile dergâhtaki diğer evler gibi buranın da bir babası olduğunun ve o dergâhın bir parçası olduğunun göstergesi.
Nasıl ki biz aslında Hacı Bektaş Veli’yi, Hazreti Ali’nin don değiştirmiş şekli olarak görüyoruz, aslında Kadıncık Ana da Fatma Ana’nın don değiştirmiş şekli. Devriye mantığıyla baktığımızda burada da bunu çok net bir şekilde görüyoruz.
Biz kadınlar tekrardan eğer gücümüzü, potansiyelimizi, gizil gücümüzü anlayabilir, bunu ortaya çıkarabilirsek doğanın da erkeklerin de kadınların da hayrına olacaktır. Ben, Kadıncık Ana, Sarı Kız ya da diğer ulu kadın erenlerimizin peşinden koşarken aslında kendi peşimden koşuyorum. Kendimi bulmaya, kendimi anlamaya çalışıyorum. Onların kılavuzumuz olduğu bilinciyle kılavuz arıyorum aslında. Çünkü bizler de ağaç gibiyiz. Kökümüz olmadan geleceğe dal budak salamayız.”
Gecede Demet ve Sultan Aykut tarafından müzik dinletisi de yapıldı.
AKD Altınoluk Tiyatrosu’nun “Kadıncık Ana’dan Sarıkız’a” isimli eseri sahnelenmesi ardından program sona erdi.
Alevi kültürünü tanıtmak amacıyla İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi (İAKM- Cemevi) tarafından düzenlenecek olan 10. Alevi Kültür ve Sanat Festivali, bu yıl korona salgını nedeniyle online olarak yapılacak.
Her yıl geleneksel olarak yaz aylarında gerçekleştirilen 10. Alevi Kültür ve Sanat Festivali, bu kez 14-15 Kasım tarihleri arasında sosyal medyadan yapılacak.
Bu yılki festivalin ana teması ‘Kadın ve Adalet’ olacak. Pandemi nedeniyle bu yıl online yaplacak festivale çok sayıda sanatçı, akademisyen, gazeteci, yazar ve siyasetçi konuk olacak. 5 saat sürecek online festival, 2 gün devam edecek.
“KADIN MÜCADELESİNİ SAHİPLENMEK SORUMLULUKTUR”
Festival kapsamında sürpriz sanatçılar farklı kültürlerin, farklı formlardaki eserlerini seslendirecek. Online yapılacak festivalle ilgili İAKM Cemevi Başkanı Zeynel Akdoğan, “Bu yılki festivalin ana temasını ‘Kadın ve Adalet’ olarak belirlemiştir. 14-15 Kasım’da yapılacak festivalde çok sayıda gazeteci, yazar, akademisyen, siyasetçi ve sanatçı kadın ve adalet konularını anlatacak. Bu yolda yanımzda olan canlarımıza teşekkür ederiz” dedi.
Festivalde Zülfü Livaneli, Erdal Erzincan, Şivan Perver, Moğallar, Ozan Emekçi, İlkay Akkaya ve Mikail Aslan gibi çok sayıda sanatçı yer alacak.
Britanya 9. Alevi Festivali, ‘Enel Hakk Yolunda Her Şey Çok Güzel Olacak’ düsturuyla, 25 Mayıs-1 Haziran tarihleri arasında BAF’ın Enfield’daki yerleşkesinde gerçekleştirildi. Toplumu buluşturan festivalde; 23 Haziran’da Türkiye’nin geleceğini tayin edecek ‘Her Şey Çok Güzel Olacak’ çağrısına destek verildi. BAF Başkanı İsrafil Erbil, “Biz Aleviyiz, Kızılbaşız, Bektaşiyiz. Biz dünyanın gülen, aydınlık ve barış yüzüyüz” dedi.
Britanya Alevi Federasyonu (BAF) tarafından, ‘Enel Hakk Yolunda Her Şey Çok Güzel Olacak’ düsturuyla hazırlanan 9. Britanya Alevi Festivali, Enfield’daki yerleşkede sekiz gün boyunca binlerce kişiyi bir araya getirdi.
Geçen yıla oranla daha kapsamlı hazırlanan festivalde; Alevi kültür merkezleri, cemevleri, sanatçılar, yazarlar ve yöre-köy dernekleri toplumla bir araya geldi. Protest müziğin güçlü sesi Ferhat Tunç da festival kapsamında sahne aldı.
23 HAZİRAN’DA SONA ERECEK
2 Haziran Pazar İAKM-Cemevi’nin ev sahipliğinde Hackney Downs Park’ta yapılan Park Şenliği ardından festival, 16 Haziran’da BAF İskoçya Bölge Cemevlerinin ev sahipliğinde Edinburgh’ta devam edecek. Britanya Alevi Festivali, 22-23 Haziran’da BAF Orta Bölge Cemevlerinin ev sahipliğinde Sheffield’te gerçekleştirilecek etkinlikle sona erecek.
Festivalin açılış gününde; Aleviliğin en önemli ritüellerinden olan semah dönüldü. BAF ve bağlı cemevleri tarafından geleneksel hale getirilen ve her yıl on binlerce kişinin katıldığı festival; çocuklar, yetişkinler ve yaşlıların kucaklaştığı, eğlendiği, muhabbet ettiği, ürettiği, paylaştığı, yolunu, gönlünü ve aklını birlediği çok önemli bir kültürel ve sosyal etkinlik olarak görülüyor.
Halk oyunları, resim sergileri, paneller, konserler, okumalar, tiyatro gösterileri ve sportif yarışmaların yanı sıra çocukların kendi dünyasını kurduğu Britanya Alevi Festivali; lokmaların paylaşıldığı çadırlar ve yöre-köy derneklerinin kendilerini tanıttığı etkinliklerle bir sosyal dayanışma meydanına da dönüştü.
“KİMİN AĞZINDA BARIŞ SÖZÜ VARSA ONUNLA BERABERİZ”
BAF Başkanı İsrafil Erbil’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen Britanya 9. Alevi Festivali’nin açılış törenine; aralarında milletvekilleri Joan Ryan ve Kate Osamar’ın da yer aldığı pek çok konuk katıldı.
BAF Başkanı İsrafil Erbil, açılışta yaptığı konuşmada, ‘Bir kez daha kimliğimizle, kültürümüzle, var olduğumuz halimizle meydandayız. Bugün bir kez daha, ‘Biz buyuz, biz Aleviyiz, Kızılbaşız, Bektaşiyiz, biz dünyanın gülen, aydınlık ve barış yüzüyüz diyoruz. Hata yaparsak affola, eğer iyi bir şey yaparsak, küçücük bir iz bırakırsak da Hakkola… Alevilerden ırkçılık, milliyetçilik beklemeyin. Aleviler, kimin ağzında birlik ve barış sözleri varsa onlarla beraberdir” dedi.
“DEMOKRASİ VE HOŞGÖRÜ KÜLTÜRÜ”
Erbil’in ardından söz alan, Britanya Parlamentosu Alevi Dostluk Grubu Başkanı, Enfield North Milletvekili Joan Ryan, konuşmasına, parlamentoda gerçekleştirilen Maraş ve Dersim katliamı anma törenlerini hatırlatarak başladı. Bu etkinliklerini Türkiye ve İngiltere’de yaşayan Alevilerin yeniden katliama uğramaması için pozitif bir katkı olarak değerlendiren Ryan, gelecekte de bu tür etkinlikler gerçekleştirmeyi sürdüreceklerini vurguladı.
Britanya’da yaşayan Alevilerin, diğer toplumlara örnek olduklarını söyleyen Ryan, festival alanında bulunan farklı görüşlerden binlerce insanın, toplumun sahip olduğu demokrasi ve hoşgörü kültürünün örneği olduğunu belirtti. BAF Başkanı Erbil’in Alevi toplumu için gösterdiği çabayı da takdir eden Enfield Milletvekili, bundan sonraki etkinliklere de destek vereceğini kaydetti.
“DİĞER TOPLUMLARA DA ÖRNEK”
İşçi Partisi Edmonton Milletvekili Kate Osamor da, sekiz gün sürecek festivalin Alevi toplumundaki dayanışmayı pekiştirmenin yanısıra diğer toplumlar açısından da örnek olacağını vurguladı. Alevi toplumunun İşçi Partisi’ne gösterdiği destekten dolayı minnettar olduklarını belirten Osamor, kendisinin de milletvekilliği süresince Alevi derneklerinin faaliyetlerine katkı sunmaktan mutluluk duyacağını ifade etti.
“ALEVİLİĞİN PARÇASI OLMAK GURUR VERİCİ”
Enfield Belediye Başkan Yardımcısı Sabri Özaydın da, “Ayrımcılığın, ırkçılığın, ötekileştirmenin her geçen gün daha da çoğaldığı dünyada, merkezinde insanın bulunduğu inancımızın bir parçası olmaktan onur ve gurur duyuyorum” dedi.
“AKP’YE SEÇİMİ KAYBETTİREN HDP’DİR”
Sözlerine, Türkiye’de 24 Haziran’da yapılan genel seçimde, HDP’yi baraj altında bırakmak isteyen zihniyete geçit vermeyen Britanya’daki seçmenlere teşekkür ederek başlayan HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen ise, “HDP olarak altı ay önce iki aşamalı bir strateji belirledik. İlk önce, ‘Kazandığımız belediye başkanlıklarına atanan kayyumları, 31 Mart’ta Ankara’ya süreceğiz’ dedik ve bunu başardık. Batıda da ‘AKP-MHP blokunu kaybettirerek kazanacağız’ dedik. Bu da yüzde 100 tuttu. Adana, Mersin, Antalya ve İstanbul’da AKP’ye seçimi kaybettiren HDP’dir” dedi.
“HER ŞEY MUHTEŞEM OLACAK”
HDP’nin 23 Haziran’daki İstanbul seçiminde takınacağı tutumun da aynı olduğunu ifade eden Özen, şöyle devam etti:
“31 Mart’ta demokrasi güçleri bir araya geldiğinde faşizmin yenilebileceğini gösterdik. Bugün de durduğumuz yerdeyiz. 31 Mart’ta ne yaptıysak 23 Haziran’da da aynısını yapacağız. Demokrasi güçlerini örgütleyerek, onları 23 Haziran’da yine yeneceğiz. Ekrem İmamoğlu diyor ki, ‘Her şey çok güzel olacak.’ Biz de diyoruz ki, ‘Her şey çok güzel olacak, hatta muhteşem olacak.”
PİRHA – İzmir’de ilk defa 8 Haziran’da Alevi Festivali düzenlenecek. Asimilasyona karşı bir duruş olan festival için çağrı yapan HBVAKV İzmir Temsilciler Meclisi Dönem Sözcüsü Hüseyin Han, “Barıştan, demokrasiden ve özgürlüklerden yana olan herkesin bu tür çalışmalara katılması gerekir. Herkesi bu çalışmaya bekliyoruz” dedi.
Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı İzmir Temsilciler Meclisi, önemli bir çalışmaya daha imza atmaya hazırlanıyor. Daha önce düzenledikleri İzmir Alevi Kurultayı’ndan sonra İzmir Alevi Festivali’ni düzenlemek için çalışmalara başladı. İzmir’de ilk defa düzenlenecek olan festival, Aleviliğe yönelik artan asimilasyona karşı Alevi yol, erkanını anlatılacak.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı İzmir Temsilciler Meclisi’nin dönem sözcüsü aynı zamanda Çiğli Şube Başkanı Hüseyin Han konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.
8 Haziran Cumartesi günü yapılacak Alevi Festivali’ni, ‘Aleviliğin kendini güncellemesidir ‘ diye tanımlayan Hüseyin Han, Türkiye’de Alevi kurumlarının iç ve dış baskılardan dolayı Alevilik, Alevi yol, erkanıyla ilgili çalışmaların yapılmadığını söyledi.
Han, İzmir’de daha önce İzmir Alevi Kurultayı’nı düzenlediklerini hatırlayarak, çıtayı yükseltmeleri gerektiğini belirterek, İzmir Alevi Festivali gibi bir çalışmayı ortaya çıkardığını aktardı.
Türkiye’nin birçok yerinde Alevi kurumlarının kahvaltılar, yemek geceleri düzenlediğini ancak buralarda Aleviliğin anlatılmadığına dikkat çeken Han, bu tür etkinliklerin Aleviliği anlatacak bir önemli çalışma olmadığını söyledi. Han, Aleviliği, panellerle, konferanslarla, medya ayağıyla anlatmaya çalıştıklarını konuşmasına ekledi.
“ALEVİLİK ÜZERİNDE ŞİİLİĞİN BASKISI VAR”
Hüseyin Han, bu festival ile neyi amaçladıklarını şöyle anlattı:
“Bizim temel amacımız Alevi toplumuna asimilasyona karşı duruşu anlatmak. Özellikle şu anda ülkemizdeki Alevi özelinde Şiiliğin baskısı, bu çok gizli asimilasyon çalışmasıdır. Bunu düşünerek böyle bir festival ortaya çıkardık. Temel amacımız bütün Alevi toplumuna, dostlarına anlatmaktır. Alevi yol erkanı o kadar değişik anlatılmaktadır ki bazen inceliyoruz, okuyoruz, dinliyoruz. Şia ve Şiiliğin tam çerçevesini çiziyorlar. Bunu kim yapıyor; bunu Alevilerin asimilasyona uğramış dedeleri yapıyor. Dolayısıyla Alevi yol erkanının çok önemli olduğunu söylüyoruz. Biz doğruyu bulmaya ve anlatmaya çalışıyoruz. Bizim temel amacımız bu.”
Alevilik tarihsel süreç içinde haksızlığa karşı mücadele etmiştir. Doğruyu ortaya koymaya çalışmışlar. Bu da iktidar sahiplerini rahatsız etmiştir ve bundan dolayıda yok etmeye çalıştılar. Bitirmeyince bunları asimile edelim, yoldan çıkaralım diyerek asimile etmeye çalıştılar. Amaç yoldan çıkarmak.”
SLOGAN; BARIŞ, DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK AŞKINA
İzmir’de bu kapsamda ilk defa İzmir Alevi Festivali yapılıyor. ‘Barış, demokrasi ve özgürlük aşkına, asimilasyon ve faşizme karşı gelin canlar bir olalım’ sloganı ile yolla çıkan HBVAKV İzmir Temsilciler Meclisi, Aleviliğin yol, erkanının barış, sevgi, bilim, özgürlük, demokrasi olduğu doğal olarak bunları güçlendirmek için ‘Gelin canlar bir olalım’ sloganıyla bütünleştirerek önemli bir çalışma gerçekleştirecek.
İzmir Alevi Festivali’nin geleneksel hale getirmeyi hedeflediklerini söyleyen Hüseyin Han, “Bu çalışmaların geleneksel hale gelmesi gerekir. Özellikle festival şeklinde. Bu sene bu festivali bir gün yapacağız ama önümüzdeki yıl bunu üç güne çıkaracağız. Çünkü Aleviliği, Alevi yol erkanını anlatmak için kısa süre yetmiyor. Sadece festival adı altında yol erkan anlatmayacağız. Tarihi süreç içinde yaşananları anlatacağız. Önümüzdeki yıl üç gün sürecek bir festival planlaması yapacağız” ifadelerini kullandı.
Festivalin akışı hakkında bilgi veren Han, Konak’ta seçilecek bir yerden festival alanına yürüyüş yapılacağını, daha sonra Alevilikle ilgili fotoğraf ve kitap sergisi olacağını kaydetti. Festivalde yapılacak Alevi yol, erkan paneli ise Alevi yol erkanına uygun muhabbet şeklinde panel gerçekleştirilecek. Panele Mehmet Turan dede, Vedat Kara ve zakir Berivan Canpolat katılacak.
Panel sonrası ise Mikail Aslan, Berivan Canpolat, Albayrak Kardeşler, Özgecan Kadın Korosu, Güzelbahçe HBVAKV Müzik grubunun katılacağı bir konser düzenlenecek.
“EN BÜYÜK FAŞİZM ASİMİLE ETMEKTİR”
Hüseyin Han, Alevilere yönelik İzmir’de de asimilasyonun yaşandığını belirerek konuşmasına şöyle devam etti:
“Alevi kurumları iç ve dış baskılardan dolayı gerekli, tepkiyi koyamıyor. Asimilasyon bir insanın düşüncesini yok etmektir, başka yöne çevirmektir. İnsanın hedeflerini şaşırtmaktır. İzmir’de belediyelerin sosyal demokrat olmasına rağmen en çok asimilasyonun yaşandığı yer İzmir’dir. Bu dışarıdan çok görünmüyor ama belediyelerin elinde 17 tane cemevi var. Bunlar belediye tarafından işletilmektedir. Orada çok gizli bir asimilasyon yaşanmakta. Nedir o; Şia kılıklı ya da onlara hizmet eden insanlar gelip çok rahat bir biçimde bu cemevlerinde toplantı ya da çalışma yapabiliyorlar. Belediyenin yaptığı cemevi kültür merkezi olarak kullanılmakta. Dolayısıyla kim isterse dilekçesini verir gider orada çalışma yapar. Yine Alevilik asimilasyonun altında kalan dedeler, insanlar orada farkına varmadan çalışıyorlar. Tabi bu asimilasyona karşı mücadelemizi panellerle, festivallerle anlatmaya çalışacağız. Kurumlarımız hareketlendirmeye çalışacağız. Asimilasyona ve faşizme karşı mücadelemize devam edeceğiz. Çünkü en büyük faşizm asimilasyon yapmaktır.”
“HERKESİ FESTİVALE BEKLİYORUZ”
“Barış, demokrasi, özgürlük aşkına gelin bir olalım” sloganı ile yaptıkları İzmir Alevi Festivali’ne çağrı yapan Hüseyin Han konuşmasını şöyle sonlandırdı:
“8 Haziran asimilasyona karşı bir duruştur. Yine İzmir’de yaşayan özüne dönüş umudu olacaktır bu festival. Gençler ve çocuklarımızın Alevi yol erkanıyla ilgili barış, demokrasi, özgürlükle bilimin nasıl değiştireceklerini örgütlü birlikteliğin önünü açacaktır. Türkiye’de Alevi kurumlarına iç ve dış baskılardan dolayı yapamadıkları çalışmalara İzmir’den ışığı olacağız. Herkesin gözü kulağı bu festivalde. Bu zorlu bir çalışma ama başaracağız. Barıştan, demokrasiden ve özgürlüklerden yana olan herkesin bu tür çalışmalara katılması gerekir. Herkesi bu çalışmaya bekliyoruz.”
İngiltere’nin başkenti Londra’da, Alevi kültürünü tanıtmak amacıyla düzenlenen Avrupa’nın en büyük ‘Alevi Festivali’nin sekizincisi başladı.
İngiltere’nin başkenti Londra’da, Alevi kültürünü tanıtmak amacıyla düzenlenen Avrupa’nın en büyük ‘Alevi Festivali’nin sekizincisi başladı. İki hafta sürecek festivalin finali her yıl olduğu gibi bu yıl da 3 Haziran’da Hackney Downs Park’ta gerçekleşecek.
En az 10 bin kişinin katılımı beklenen bu yılki festivale Niyazi Koyuncu, Töre Anadolu, Grup Zemheri, O Ses Türkiye Finalisti Yener Bulut- Ümit Durak, Londralı sanatçılar Tuğba Özcivan, Emrah Tak, Anatolian Collective ve sürpriz sanatçılar katılacak.
Kuruluşunun 25. yılında İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’nin (İAKM- Cemevi) yeni binasında (dergah), düzenlenen resepsiyonun ilk konuşmasını Ali Dereli Dede gerçekleştirdi. Konukları selamlayarak sözlerine başlayan Dereli Dede, bir bodrum katında bundan 25 yıl önce kurulan cemevinin bugün Avrupa’nın en büyük dergahı olmasının yanı sıra 19 tane yeni cemevine hamilik yapmasının mutluğunun yaşandığını ifade etti.
RESEPSİYONDA SEMAH DÖNDÜLER
Sunuculuğunu Elif Beritan Bulut ve Umut Can Dinçer’in üstlendiği etkinlikte semah hocası Seher Ağbaba, iki deyiş seslendirdi ardından da yönetimindeki semah ekibi, zakirler Ali Arslan ve Davut Ağbaba eşliğinde Necef Deryası ve Nurhak Semahı döndü.
Daha sonra İAKM- Cemevi Başkanı Hüseyin Üzüm kürsüye çıktı ve cemevinin kısa bir geçmişini anlattı.