Etiket: alevi kadın ve gençlik eğitim kampı

  • Alevi kadınlar kampta konuştu: Biz Türkiye’nin ışığı, aynası, güneşiyiz-VİDEO

    Alevi kadınlar kampta konuştu: Biz Türkiye’nin ışığı, aynası, güneşiyiz-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kadın ve Gençlik Eğitim Kampı’nda gerçekleşen panelde ‘Alevilikte kadının yeri, dünü ve bugünü’ konuşuldu. 

    Garip Dede Dergahı ve Alevi Kültür Dernekleri’nin organize ettiği 5’ncisi düzenlenen Alevi Kadın ve Gençlik Eğitim Kampı 5. gününde devam ediyor.

    Kadınlar her gün öğlen saatlerinde atölye çalışmaları yapıyor. Bugün de “Alevilikte kadının yeri, dünü ve bugünü” başlıklı panel düzenledi. Moderatörlüğünü eğitimci Aysel Kılavuz’un yaptığı panele Dilek Odabaş ve Garip Dede Dergahı Kadın Kolları Başkanı Aylin Fırat katıldı.

    Aysel Kılavuz her inancın bir geleneği, söylemi olduğunu belirterek, “Bizim de aynı şekilde. Budizm ile çok benzerliğimiz var ama Budist değiliz. Eksiklerimiz var ama Alevi olarak kadınlarımız daha bilinçli, daha inançlı. Kadın sorunu her yerde aynıdır. Biz Türkiye’nin ışığı, aynası, güneşiyiz” dedi.

    DERSİM FESTİVALİNİN İPTAL EDİLMESİNE TEPKİ GÖSTERDİ

    İktidarların bu yüzden Alevileri istemediğini dile getiren Kılavuz, Dersim festivalinin güvenlik gerekçesiyle iptal edilmesine de tepki gösterdi.

    Kılavuz, “Orası bizim kutsal topraklarımız. Biz Düzgün Babaya niyaz oluruz burada. Bu Sivas’ta oldu. Biz yine gideriz festival olmasa da bizim inanç yerlerimiz bunlar. Biz örgütlülüğümüzle inancımızla kazanacağız” dedi.

    KADINLARA EŞİT TEMSİLİYET HAKKI 

    Kadınlara yönelik eşit temsiliyet hakkının verilmesi gerektiğini söyleyen Kılavuz sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İbadette kadının yeri; pir ana-bacı var ama eşit düzeyde değiliz. Bunu düzeltmek için bir tüzük değişikliği yapmak lazım. Bu da eşit düzeyde olunmalıdır. Eşbaşkan olmasa bile eşit düzeyler olmalıdır. Seçmeden önce tüzüğü bölgesel olarak tartışmak gerekiyor. Üst düzeyde kadın temsilcilerimizi çağırıp beraber belirlenmelidir. Kadın meclisinin oluşmasını istiyorum.

    Kadının birçok statü ve birçok iş alanı var; anne kardeş kız gibi. Kadınların birçoğu evde anne, baba veya çocuklara bakıyor. Bu da sosyal desteklerin az olması ile ilgili. Kapitalizm öyle bir şey ki kadınlar korkuyor. Atılmıyor. Bana göre mecliste kurumda sendikalarda olmalı kadınlar. Siyasetin dilinin değişmesi gerekiyor bunun için öncelikle Alevilikte kadın ana bacı erkanının iyi bilmesi gerekiyor.”

    “ALEVİ KURUMLARINDA NEDEN HEP ERKEKLER VAR?”

    Garip Dede Dergahı Kadın Kolları Başkanı Aylin Fırat da, kadınların cemevlerinde gözle görülür bir şekilde cemevlerinde aktif olmadıklarını söyledi.

    Fırat, “Kadınlar bu durumda kendini sorgulamalı. Kurumlarda kadın neden kendini ifade edemiyor, bir korku bir baskı mı var? Alevi kurumlarında neden hep erkekler var? Yönetimde kadınlar bunu sorgulamalı neden kadınlar yaparken görülmüyor. Bunun için kuşaktan gelen kadın evde oturur düşüncesini sorgulamalı. Erkek egemen toplumda kadın olmak zor. Günümüz iktidarı kadını kullanarak bu yola geldiler. Kapalılık getirerek bunun için önlemler almalıyız. Kadınların bilinçlenmesi için kendilerinin gayret göstermesi, sorgulaması gerekiyor. Dünya kadın ve erkekle var olur.”

    Fırat, “Teoride ayrımcılık olmazken pratikte bu böyle olmuyor. Bu biraz yönetimle de alakalıdır. Aynı zamanda kadını baskılanmasından dolayıdır. Aleviliğin özünün yıpratılmadan kadının yerini bulmasını istiyorum. Kadının kendini ifade etmesi için her alanda bulunsunlar” ifadelerini kullandı.

    “EKSİKLİĞİMİZİ DARA ÇEKİP KENDİMİZİ ELEŞTİRMİYORUZ”

    Dilek Odabaş ise Alevilerde kadın ve Alevilikte kadın ikileminden bahsetti.

    Odabaş sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu kadar eşitlikçi bir inançta kadının nasıl sorunları olabilir. Biz de kadın erkek ayrımı yok. Önce can sonra kadın erkek vardır. İçinde bulunduğumuz sistemde bu durumdan etkilendik. Erkek egemen zihniyeti bizlere dayatan bir sistemle karsı karşıyayız. Bizler de bu sistemde yaşayan bireyler olarak etkileniyoruz. Bizim eksikliğimiz özümüzü dara çekip kendimizi eleştirmiyoruz. Cemde, cemevinde, teoride ayrımcılık yoktur ama pratikte bu farklı yönetmelikte hep erkek vardır. Kadın anadır, kadın eştir deyip eve tıkılmışlardır. Bunun üzerinde durmak gerekiyor. Kadın ozanlarımız azaldı çünkü ev işi çocuk işi derken fırsat bulamayıp kendilerinden uzaklaşmışlardır. Cemevlerinde en çok hizmet eden kadınlardır. Çocuklarımız bu inançtan uzaklaşmasınlar asimile olmasın diye kadınlar cemevlerini terk etmiyor. Burada en çok bize söz düşer. Her şey bizde biter. Bizim elimizde bu dünyayı güzelleştirmek. Kurum yönetimlerinde yer alıp güvenin kendinize erkek arkadaşlarımızla omuz omuza mücadele edelim. Bizler kadın olarak bu toplumda bu süreçte eziliyoruz kadını sosyal yaşamdan uzaklaştıranlar var. Bir de bizi inancımızdan dolayı dışlayan sistem var. Biz iki kez eziliyoruz hem kadın olarak hem Alevi kadını olarak. Önce inanç mücadelesinde Alevi kadınlar kendi aralarında örgütlenmelidir.”

    Konuşmaların ardından soru cevap ile panel sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Dünden bugüne gulbang, duaz-ı imam, deyiş ve mersiye nasıl ayakta kaldı?-VİDEO

    Dünden bugüne gulbang, duaz-ı imam, deyiş ve mersiye nasıl ayakta kaldı?-VİDEO

    PİRHA- Alevi kadın ve gençlik eğitim kampında düzenlenen “Dünden bugüne Alevilikte gulbang, duaz-ı imam, deyiş ve mersiye nasıl ayakta kaldı” başlıklı panelde, kopukluklar yaşanmış olsa da bu geleneklerin bir şekilde geleceğe taşındığı belirtildi.

    Garip Dede Dergahı ile Alevi Kültür Dernekleri’nin birlikte organize ettiği Alevi kadın ve gençlik eğitim kampı sürüyor. Bugün “Dünden bugüne Alevilikte gulbang, duaz-ı imam, deyiş ve mersiye nasıl ayakta kaldı” başlıklı panel gerçekleşti. Panele Dertli Divane ile Gani Pekşen katıldı.

    “MUHABBETLERİ BIRAKMAYALIM”

    Dertli Divane, her zamandan daha çok bugün gönülleri birlemeye ihtiyaç olduğunu söyledi. Divane, “Cemde yapılan on iki hizmetleri yerine getirmekle cem yaptık diyemeyiz. Gönül bir değilse 12 bin hizmet yapsak da olmaz. Birçok değerlerimizden koptuk uzaklaştık. Ama bu gelenek bir şekilde geleceğe taşınacaktır. Yeter ki muhabbeti bırakmayalım. Herkes kendi alanındaki bilgisini geleceği ulaştırdıkça bu gelenekler yaşayacaktır” ifadelerini kullandı.

    Duaz-ı imamı, deyiş ve mersiyelerden bahseden Pekşen, “Deyişler değişik isimlerde anıldığını aşıkların hak kelamıdır. Bektaşilerde nefestir. Mersiye denince Kerbela’da kaybettiğimiz canlar için ağıtlar akla geliyor. Bu yola kültüre gönül veren aşıklar çok zor şartlar altında susmadılar deyişleri nefesleri seslendirdiler ve bu eserler günümüze kadar geldi” dedi.

    “KENDİ DİL VE KÜLTÜRÜNÜZE SAHİP ÇIKIN”

    Gani Pekşen insanların belli kültür çerçevesinde yaşadıklarını o kültürleri belirleyenlerin de kendileri olduğunu söyledi. Şekillenmesinde ise inançların çok önemli bir yeri olduğunu ifade eden Pekşen, “İnançlarını yaşarlarken de kendi dilleri kullanarak yaşarlar. O dili iyi anlayıp kullanmak gerekiyor. Size ait bir dile sahip çıkarsanız kendi dil ve kültürünüze sahip çıkarsınız. Yoksa başkaları kendi yaşam biçimini size dikte etmeye çalışırlar” dedi.

    “AŞIKLAR SÖZLÜ GELENEĞİ HAFIZALARDA DİRİ TUTTULAR”

    Pekşen sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bizim inancımızı belirlerken bir araya getiren önemli değerler var. Muhabbet üçleme ile başlar. Her evde telli kuran vardır. Onunla hak kelamları çalınıp söylenir. Barış ve adalet vardı eski kuşaklarda. O muhabbetler cemlerde, muhabbetlerde oluşur. O konuları bize aşılayan aşıklarımızdır. Ve bu aşıklar sözlü geleneği bugüne kadar hafızalarında diri tuttular. 30-40 yıllık tuttuğum kayıtlarda zakir, aşık, dede, kamber cem aşıklarının çalıp söyleme tarzlarında ezbere okuyorlar. O yüzden halk aşıkların eğitimleri usta çırak ilişkileri olur. Saraylarda, kervansaraylar icra edilir. Ve daha çok sevda konularını içerir. Cem aşıkları da halk aşıkları gibi usta çırak ilişkisinde yetişirler ama eğitim öğretimleri cemlerde muhabbetlerdedir. Bunların ürettikleri inancımızı ifade eden ayakta kalmasındaki en önemli etken düne kadar zakir cem aşığı dede idi. Eğer saz çalamıyorsa bile mutlaka cem aşığı bulunur ve birlikte o muhabbeti cemi kurarlar. Cem bizim için okuldur. Bu okulda gönül birliği olması çok önemlidir” dedi. Konuşmaların arasında üçleme yaptılar. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Alevi kutsalları’ paneli: İnsan merkezli bir inancın kendisi kutsaldır -VİDEO

    ‘Alevi kutsalları’ paneli: İnsan merkezli bir inancın kendisi kutsaldır -VİDEO

    PİRHA- Alevi kadın ve gençlik eğitim kampında düzenlenen “Alevi kutsalları” panelinde, ozanlardan, deyişlerden, bağlamadan, cemlerden, doğa ve insan ilişkisinden bahsedildi.

    Alevi Kültür Dernekleri ve Garip Dede Dergahı’nın ortaklaşa düzenlediği Alevi kadın ve gençlik eğitim kampında etkinliklerle sürüyor. Panel, söyleşi, atölyelerin gerçekleştiği kampta yarışmalar, turnuvalar düzenleniyor. Kampın üçüncü gününde Sanatçı Muarrem Temiz ve Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, Alevi kutsalları nelerdir başlıklı bir panel düzenlediler.

    İlk sözü alan Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, Alevi kutsallarının en büyüğünün ocaklar olduğunu söyledi. Fırat, “Her şey orada başlar. Müsahiplik, dardır ardından. En önemlisi barışık bir topluluktur. Ana teması da rıza şehrini oluşturmaktır. En büyük olgu da her sözünü de telli kuran dediği sazı ve semahıdır” dedi.

    “İNSAN HAKKIN ENERJİ VE BİLİNCİDİR”

    Celal Fırat sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Alevilik inancında insan hakkın enerji ve bilincidir. Bu enerji aslında evrendeki tüm canlı cansız, her şeyi kapsayan birbirinden bin defa farklı olan özelliklerdir. Bir bakıma fraktal (birbirine geçmiş ama farklı) güzelliklerdir. Hakk’ı kutsal kılan şey kutsallığın her zerresinin tüm canlılar tarafından paylaşılmasından ötürüdür. İnsan bu canlılar içinde her açıdan Hakk’ı tamamlar ve her parçasını kapsar bir noktanın ötesinde onunla bir olması onunla var olması ve onunla görünür olması temel inanç ilkesidir. (insan-kâmil) yaradılış ise tanrı düşüncesinin vücutta var olmasıdır, Sonsuzluktur, aşktır. Bu aşk önce kendini yaratır sonra kendisine aşık olur, ona aşık olan da haktır. Onunla bütünleşir vücut bulur. Bu felsefe Aleviliğin batini yönünü oluşturur.”

    “RIZALIK KAPISINDA GEÇEN KİŞİ ZAMANIN ÖTESİNDEDİR”

    “Alevilik; biçimsel açıdan hiçbir kavramı kabul etmeyen, tek başına değerlendirilmeyen, nitelikleri ile yeryüzünü sanat eseri gibi gören bir öğretidir.Nazarla bakma; bu sanat eserine ayırımsız sevgiyle bakmak, daha fazla hoşgörü ve sevgi yaratmak, sonsuz bir yaradılış döngüsüne girmektir. Diğer bakışımız da nazar tam anlamıyla şu; İnsanın kendisini nasıl gördüğü değil başkalarının onu nasıl gördüğü ve en önemlisi hak ve rızalık üzerine kurulu adalet ve hukuktur. Rızalık kapısında geçen kişi her daim zamanın ötesindedir. Yaratılmış her şeye güzel bakar, bu bir sırdır. Ateş, toprak, su, hava dört ilke içinde doğa sevgisini kutsar “72 millete”aynı nazarla bakar, ezilen tüm canlılardan yana olur.

    Hacı Bektaşi Veli bu sözü çok geniş anlamıyla inancımızın sosyal yaşama bakışını da özetler. Başkalarının eylem, düşünce, yargı ve öngörülerine eşit bakmak aykırı görüşlere izin verme, iyi karşılamaktır. Ancak bu bakış haksızlık, kin, öfke ve nefrete göz yummak değildir. Tam tersi bu kavramlardan bireyleri vazgeçirmek, bunlar karşısında haksızlığa uğrayan bireylerin tahammül (erdem) gösterebilmesidir Anadolu Aleviliği de bu temel ilkler üzerine kuruludur özünde insansın kendisini bilmesidir Nazar.”

    “Birbirimize sahip çıkarsak Türkiye’deki tüm sorunları halledebiliriz” diyen Fırat, Alevilerin özüne dönmesi gerektiğini söyledi. Fırat, “Son dönemlerde Alevi değerleri cemevi olgusuyla beraber eksikliklerimizi tamamlamamız lazım. Kurumlarımızı daha iyi hale getirmeliyiz. Birbirimize, değerlerimize, kutsallarımıza sahip çıkmamız lazım. Yeryüzünün her yerini sevgiyle benzemeliyiz” ifadelerini kullandı.

    “İNSAN MERKEZLİ BİR İNANCIN KENDİSİ KUTSALDIR”

    Sanatçı Muharrem Temiz, AKD, Garip Dede Dergahı’na duyarlılıklarından dolayı teşekkür ederek diyerek konuşmasına başladı.

    Aleviliğin özünün kutsalının doğa ve insan olduğunu söyleyen Temiz şöyle konuştu:

    “Alevilik insanı merkeze koyuyor. Ben varsam dokunduğum gördüğüm her şey vardır. İnsan merkezli bir inancın kendisi kutsaldır. Doğada ne varsa canlı cansız bütün bu kutsallarımız insanın kendi varlığından kaynaklanıyor. Bağlamaya telli kuran diyerek kutsal saymış. Belden yukarı asmayı bir gelenek haline getirmiştir. Toplumun dile getiremediğini her türlü bedeli ödeyen ozanlarımız aşıklarımız günümüze kadar taşımışlar. Alevilik yeryüzünde çok yüce, ulu, çağdaş, bilimin mantığına uygun olduğunu söyleyebiliriz. Alevi Bektaşı inancında ayet deyişlerin nefeslerin her dörtlüğüdür. Aşk, sevda, öğüt, nasihat, hayatın doğumdan ölüme kadar folklorik değerleri kendi içinde taşır ve topluma aktarır.”

    “OZANLAR, ZİYARETLER VE GELENEKLERE SAHİP ÇIKIN”

    Temiz, Aleviler için kutsal olan ulu ozanlar, ziyaretler, geleneklere sahip çıkılması gerektiğini söyledi.

    Temiz, “Cemevlerinde sadece lokma, semah dönülen yer olsa da benim için cemevi akademik bir kurumdur. Hayatın bütün değerlerini ile okul anlayışı ile belleğimize sokmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

    Kadın ve gençler Alevi inancının temelinde önemli bir yere koyduklarını ama pratiğe yansıtamadıklarını söyleyen Temiz, “Bizim kadın erkek bir arada olmamız, cemlerde birada hareket etmemiz kadının özgürlüğünü tanımlamıyor bence. Bunu pratiğe pek yansıttığımızı düşünmüyorum. Kadınlar hala yoğun olarak ev kadınlığından çıkamamışlar” eleştirisinde bulundu.

    “CEMEVLERİNİN İBADETHANE OLMASI DIŞINDAKİ HİÇBİR ŞEYİ KABUL ETMİYORUZ”

    Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir de iktidarın irfan evleri, ocaklar üzerine bir çalışmaların olduğunu söyleyerek cemevlerine ilişkin görüşmelerin sürdüğünü söyledi.

    Demir, “Cemevlerimizin ibadethane olması dışında hiçbir şeyi kabul etmeyeceğiz. Bunun için sokaksa sokak eylemi müzakere ise masaya oturacağız. Bizim Sünni islam anlayışı ile derdimiz yok cemevlerimizden ellerini çekmesi gerekiyor” dedi.

    Konuşmacıların sunumlarının ardından soru cevaba geçildi. Ardından da Muharrem Temiz’in nefesleri ile panel sona erdi. (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kadın ve gençlik kampında tartışıldı: Cemleri neden sadece dedeler yönetiyor?-VİDEO

    Alevi kadın ve gençlik kampında tartışıldı: Cemleri neden sadece dedeler yönetiyor?-VİDEO

    PİRHA- Alevi kadın ve gençlik eğitim kampında gerçekleşen toplumsal cinsiyet atölyesinde, kadınların erkek egemen baskıdan kaynaklı örgütlenmelerini yalnız yaptıklarına değinilerek, “Alevi toplumunda kadın erkek inanç olarak eşit ama pratikte değil” denildi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ve Garip Dede Dergahı 21-28 Temmuz tarihleri arasında düzenlediği 5. Kadın ve Gençlik Eğitim Kampı ikinci gününde paneller, söyleşiler atölyeler ile devam ediyor.

    Bugün kadınlar toplumsal cinsiyet konusunu tartıştı. Alevilikte kadının yerinden, kadının toplumdaki yerine ilişkin konuşmaların yapıltığı atölyede, “Toplumsal cinsiyet konusunda kendimize dokunarak çözmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandılar.

    Toplumsal cinsiyet atölyesinde konuşan Mersin Cemevi üyesi eğitmen Aynur Şahin, Alevilikte kadının yerinden, toplumsal cinsiyet kavramlarına ilişkin konuştu.

    “KURUMLARIMIZDAKİ ERKEKLERİN EĞİTİLMESİ GEREKİYOR”

    Konuşmalarda şu ifadelere yer verildi:

    “Alevilikte kadın şiddetlerinin olup olmadığı önemli midir önemsiz midir?  Şiddet her toplumda vardır.  Kadınlar erkek egemen baskıdan kaynaklı örgütlenmelerini yalnız yapıyorlar. Sistem bizleri kabul etmiyor. Kadınlar ve erkeklerin ortak görünen kimi yanları vardır. Kurumlarımızdaki erkeklerin eğitilmesi gerekiyor. Kurumlarımıza kadınlarımızın getirilmesi gerekiyor. Alevi toplumunda kadın erkek inanç olarak eşit. Ama pratikte beklenti olarak böyle görünmüyor. Kurumlarımız bizim aynamızdır. Toplumsal cinsiyeti konumuzda kendimize dokunarak çözmemiz gerekiyor.  Toplumsal cinsiyeti kafamızda çözüp ilerlememiz gerekiyor. Bunu kendimizden yola çıkarak yapacağız. Biz hiçbir kültürün unsuruna bağlı değiliz. Yerleşik hayata geçiş bir şeyleri değiştirmiştir. Kadınlar toprağa tohum atıyorlar çünkü bitkilerin üreme dönemini biliyorlar. Erkekler ise kas gücüyle ortaya çıkıyor.

    “ALEVİLİKTE DE ERİL ZİHNİYET VAR”

    Ekonomi cinsiyetçi yaklaşımları yapısında bulunduruyor. Doğayla ilişkilendirilen din yavaş yavaş semahi doğanın dışına taşıyarak tanrılar yaratmaya çalıştı. Tanrıçalardan tanrılara dönüştü. Bunların çoğu eril niteliktedir. Eşitlik yanlısı dahi olsanız eril zihniyetin dışında düşünmemiz mümkün değil. Aleviliğin nasıl bir tanrı anlayışı var. Tanrı bizim nasıl davranacağımızı söylüyor. Alevilikte bunların hiçbirinden uzakta değil.”

    “CEMLERİ NEDEN SADECE DEDELER YÖNETİYOR?”

    “Aleviliği de toplumsal cinsiyet açısından masaya yatırmalıyız. Ancak kurumlardan yapıyı işleyişi, eşit mi özgür mü olup olmadığımızı ancak o zaman anlayabiliriz”

    Cemlerinin neden dedelerin yönettiği sorusuna, “Geçmişten günümüze nasıl erkekleştiğimizin göstergesi” ifadeleri kullanıldı.

    PİRHA/İSTANBUL