Etiket: alevi köylerinde ezan okutulması

  • Alevi başkanlardan tepki: Ezanın baskı aracı olarak kullanılması hak ihlalidir, suçtur!

    Alevi başkanlardan tepki: Ezanın baskı aracı olarak kullanılması hak ihlalidir, suçtur!

    PİRHA-Dersim’de Alevi köylerinde karakollardan ezan okutulmasına tepki gösteren dört Alevi kurum başkanı, ezanın başka bir inanç üzerinde baskı aracı olarak kullanılmasına karşı olduklarını belirterek, Alevi köylerinde ezan okunmasının insan hakları açısından bir zulüm olduğunu vurguladılar.

    Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent), Germisi (Bulgurcular) ve Farac (Akdüven) köylerinde karakollardan ezan okutulmaya devam ediliyor. Köylüler, Alevi yerleşkelerinde bu tür uygulamaların kabul edilemez olduğunu ifade ederken, Alevi köylerinde karakollardan ezan okutulmasına Alevi kurum başkanları tepki gösterdi.

    Dersim’de Alevi köylerinde karakollardan ezan okutulmasına tepki gösteren Alevi kurum başkanları, Alevi köylerinde ezan okunmasının insan hakları açısından bir zulüm olduğunu belirterek, devletin ezan üzerinden Alevi köylerine baskı yapmayı bir an önce bırakması çağrısında bulundular.

    “DEVLET EZAN ÜZERİNDEN ALEVİ KÖYLERİNE BASKI YAPMAYI BİR AN ÖNCE BIRAKMALIDIR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, “Dersim’de karakolların vasıtasıyla ezan okunması yeni değil, özellikle İç Anadolu’nun bazı köylerinde direklere hoparlör takılarak ezan okutulduğunu biliyoruz. Biz hiçbir zaman bu ülkede ezan okutulmasın, ezan sussun diye bir tavır içinde olmadık. Herkesin kendi inancını bu ülkede özgürce yaşamasını istiyoruz ancak biz ezanın başka bir inanç üzerinde baskı aracı olarak kullanılmasına karşıyız. Yıllarca Alevi köylerine zorla cami yaptırılarak ve oraya da imamlar atayarak asimilasyonu başlattılar. Alevi köylerinde ezan okunması hem insan hakları açısından hem de inanç bakımından bir zulümdür. Ne kadar baskı yapılırsa yapılsın beş vakit ezan değil de her evin kapısına hoparlör bağlayıp ezan da okutulsa bugün artık Aleviler açısından bir asimilasyonun söz konusu olamayacağını artık bunun devletin de anlaması lazım. Devletin ezan üzerinden Alevi köylerine baskı yapmayı bir an önce bırakmalıdır bu insan hakları açısından ciddi anlamda bir suçtur” diye konuştu.

    “DEMOKRASİ VE İNSAN HAKLARI ADINA ÜZÜNTÜ VERİCİ”

    Alevi köylerinde karakollardan ezan okutulmasıyla, 12 Eylül zihniyetinin tıpa tıp aynı olduğuna dikkat çeken Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez ise,12 Eylül zamanında Alevi mahallelerine hoparlör çekerek veya Alevilerin yoğun yaşadığı bölgelerdeki karakollardan ezan okutarak kendince dine davet ediyorlardı. Bunlar da aynısını yapıyor. Demek ki 1980’lerden bu yana Alevilerle ilgili zerre kadar düşüncede bir değişiklik olmamış. Biliyorsunuz daha önce valiler, kaymakamlar köyünüze hizmet istiyorsanız önce köyünüze cami isteyin diye muhtarlardan, yaşlılardan dilekçe topluyorlardı ve Alevi köylerine cami yapıyorlardı. Bunlar da askeri versiyonunu gerçekleştiriyorlar demokrasi ve insan hakları adına üzüntü verici. Dünyada bu kadar insan hakları konusunda gelişmeler olurken ülkemizde böyle şeylerin olması insanı gerçekten düşündürüyor ve utandırıyor” dedi.

    “İNSANLARI EZAN İLE TACİZ EDİYORLAR” 

    Yapılan vicdani bir şey değildir tamamen devletin egemen mantığının insanı ne kadar ötekileştirdiğini, ne kadar ırkçı bir zihniyetle yaklaştığını gösterdiğini söyleyen Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat da, “Karakollarda yapılması gereken oradaki insanların güvenliklerini sağlamak ama daha çok insanları taciz eder bir pozisyona gelmiş durumda. Karakollardan ezan okutulması ne demek bu karakolların içinde Alevi, Ermeni veya başka bir inançtan insanlar yok mu onları da ötekileştiriyorlar. Ama ondan çok o bölgede yaşayan insanlara yoğun bir şekilde taciz yapılıyor, kesinlikle onaylanacak bir durum yok. Şimdiye kadar cemaatçiler oralara giremediler yurtlar yapmaya gayret gösterdiler ama bölgedeki halk bu duruma tepki gösterdi. Cemaatlerle yapamadıklarını, başaramadıklarını şimdi karakollardan ezan okutarak yapmaya çalışıyorlar. İnsanları ezan ile taciz ediyorlar bu doğru bir şey değil önce Sünni kesimin bu duruma tepki göstermesi lazım, kendi kutsallarını birilerini taciz etme aracı olarak kullanılmasına bir şey söylemeleri gerekiyor. Bu yaptıklarını faşizan bir mantık çerçevesinde değerlendiriyorum” dedi.

    “ALEVİLERİN YAŞADIĞI BİR YERDE KARAKOLDAN EZAN OKUTULMASINI DOĞRU BULMUYORUM”

    Bu uygulanan sistemin doğru olmadığını vurgulayan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı İsmet Kurt ise, “Bu asimilasyonun bir parçası ama Alevi toplumu bugüne kadar hiçbir şeyden asimile olmadı. Hele bir de tamamında Alevilerin olduğu bir yerde karakoldan ezan okutulmasını doğru bulmuyorum. Alevileri bu şekilde asimile edemezler ve edemediler de daha önce de 80’li yıllarda Alevi köylerine cami yapılmasıyla, Alevilerin yaşadığı köylerde karakollardan hoparlörlerle ezan okutulması aynı zihniyet, bu şekilde Alevileri asimile edemezler” diye konuştu.

    Cihan BERK/PİRHA

  • DAD: Dersim halkına dönük kırım, yıkım, asimilasyon fütursuzca devam etmekte 

    DAD: Dersim halkına dönük kırım, yıkım, asimilasyon fütursuzca devam etmekte 

    PİRHA-DAD, Dersim Mazgirt’e bağlı Alevi köylerinde karakollardan ezan okutulmasının zulüm olduğunu belirterek, “Dersim halkı üzerinde zulüm ve asimilasyon politikaları tarihin tüm eşiklerinde olduğu gibi, göze girmek isteyen memurların ırkçı zihinlerinde kendini güncelliyor” dedi.

    Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent) köyünün ardından Germisi (Bulgurcular), Dırban (Kızılkale), Farac (Akdüven) köylerinde de karakollardan ezan okutulmaya devam ediyor. Köylüler, Alevi yerleşkelerinde bu tür uygulamaların kabul edilemez olduğunu ifade ederken, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi duruma tepki göstererek açıklama yaptı.

    Karakoldan ezan okutmanın, özellikle bunu Alevi köylerine inadına ve zorla dayatmanın iktidarın baskı aracı olduğuna vurgu yapılan açıklamada, İslam inancını kendi iktidarlarına silah yapanların hem İslam’a hem de Alevi halklara zulüm ettiği ifade edildi.

    Açıklamada, Dersim Katliamı’nın an gibi akılda olduğunun ve bu yapılanlarla Dersimlilere katliamı tekrar hatırlatılmak istendiğinin altı çizilerek demokratik kamuoyu, İslam’ın hakikat değerlerine inanan alimler ve Alevi kurumlarının bu zulme karşı duruş sergilemesi çağrısında bulunuldu.

    Yazılı olarak yapılan açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    “KÖYLÜLER BUNUN BİR ASİMİLASYON OLDUĞUNUN ALTINI ÇİZDİ”

    “Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent) köyüne Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan’ın bir süre önce yaptığı ziyaretin ardından ezan okutulmaya başlanmış ve bu duruma karşı köylülerin verdiği tepkiler basına yansımıştı. Kamuoyunda bu uygulamaya tepkiler verilirken. Bunun sürekli ve başka köylerde de uygulanmaya başladığı kamuoyu ile paylaşıldı.

    Dersimli yurttaşlar, karakollardan ezan okutulmasının yalnızca Muxundi (Darıkent) köyünde yapılmadığını, Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Germisi (Bulgurcular), Dırban (Kızılkale), Farac (Akdüven) köylerinde de karakollardan ezan okutulmaya başlandığı bilgisini verdiler. Köylüler karakollardan ezan okumanın yeni bir uygulama olduğunu, bu durumun inançlarına dönük yeni bir asimilasyon politikası olduğunun altını çizerek tepki gösterdiler.

    “HAKİKAT KAPISINDA BU YAKLAŞIM RIZASIZ KÖR FANİ OLMAKTIR”

    Bu zulüm nasıl tanımlanabilir. İslam inancını kendi iktidarlarına silah yapanlar, hem İslam’a hem de Alevi halklara zulüm yapmaktadır. Hakikat kapısında bu yaklaşım rızasız kör fani olmaktır. Dersim halkına dönük kırım, yıkım asimilasyon devam etmekte hem de fütursuzca. Sıffın savaşında yenilen Muaviye askerlerinin Kur’an ayetlerini mızrakların ucuna takarak, yolumuzu Kur’an ayetlerine göre belirleyelim deyip kurnazlıkla Hilafeti kendine çeviren Muaviye aklının devamıdır. Aliyel Murteza’nın cevabı tarihidir. “ Ben Kur’anı natıkım” yaşayan, konuşan Kuran’ım demiştir. İktidar ve zulümlerine dini silah yapan, bununla meşruluk kurmaya çalışanların karşısında Alevilerin temel duruşu Aliyel Murteza’nın duruşudur. Hakk Yol evlatları, Harde Dewreş toprağı inancın külli mekanda rızalaştığı, mazlumun star bulduğu mekandır. Kendini bilmez softalar İslam’a zulüm ederek, halkların evlatlarının olduğu asker ocağını da dinciliğine alet etmekte hiç beis görmüyor.

    “DERSİM KATLİAMI TEKRAR HATIRLATILMAK MI İSTENMEKTEDİR?”

    Yezid aklı devran sürme, iktidarı için İslam’ın hakikat değerlerini de talan etme hedefinde. Dağ başında Hakkın tüm seslerinin duyulduğu mekanda, ezan okutmak, Kuran’ı mızrak ucuna takmak değil midir? İslam’ın hakikat değerlerine şirk koşmak değil midir? Lakin dincilik arkasına sığınan softalığın yaptığı katliamlara tarih şahittir. Romanın engizisyonu, Muaviye’nin zulmü, Kerbela da Şah Hüseyin’e yapılanlar, Dersim Katliamı an gibi aklındadır, Dersim evlatlarının. Bu yapılanla Dersim Katliamı tekrar hatırlatılmak mı istenmektedir.

    Rızalı mekanda, rızasız dincilik yapmak kabul edilemez. Demokratik kamuoyunun, Alevi halkların, İslam’ın hakikat değerlerine inanan alimlerin ve biz Alevi kurumların temel sorumluluğu bu zulme karşı Hakikatli duruşumuzu sergilemektir. Dersim halkının yanında olduğumuzu göstermektir.”

    (HABER MERKEZİ)