Etiket: alevi kurultayı

  • Pir Hasan Kılavuz: 25 milyon Alevinin sesine kulak verin-VİDEO

    Pir Hasan Kılavuz: 25 milyon Alevinin sesine kulak verin-VİDEO

    PİRHA- 25 Aralık Pazar günü Yenikapı’da gerçekleşecek Büyük Alevi Kurultayı’na katılım çağrısında bulunan Pir Hasan Kılavuz, “Ülkede yapılan haksızlıkları gören, Alevinin hak taleplerine kulak veren gazeteciler, aydınlar, demokratlar bu kurultayda Alevilerin yanında olmalıdırlar” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), “Laik ve demokratik bir Türkiye için buluşuyoruz” adıyla İstanbul Yenikapı Gösteri Merkezi’nde saat 10.00’da ‘Büyük Alevi Kurultayı’ gerçekleştirecek.

    Mersin Cemevi Başkanı ve Seyit Sabun Ocağı pirlerinden Hasan Kılavuz, 25 Aralık Pazar günü Yenikapı’da gerçekleşecek Büyük Alevi Kurultayı’na katılım çağrısında bulundu.

    “TADİLAT, TAMİRAT İÇİN BİZ BU MÜCADELEYİ VERMEDİK”

    Alevilerin demokratik ve laik bir Türkiye için 25 Aralık’ta Yenikapı’da buluşacağını belirten Kılavuz, “Bir torba yasa ve cumhurbaşkanı kararnamesi çıktı. Alevilerin hak talepleri konusunda onlarca yıldır verdiği mücadelelerden sonra nihayet bir karar aldılar. Alevilerin taleplerini artık kabul ediyoruz, diye. Ama bu talepler bir takım maddi yönden yardımların ötesinden bir yere geçmiyor. Bu bizim nihai talebimiz değildir. Alevilerin taleplerinin temeli neydi? Alevilik bir inançtır. Bu inanç mensuplarına ibadet yeri de cemevidir. Bunun yasal statüsüne, güvenceye kavuşması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde onaylanması gerekir. Yoksa tadilat, tamirat, ufak tefek işler için biz bu mücadeleyi vermedik” dedi.

    “25 MİLYON ALEVİ’NİN SESİNE KULAK VERİN”

    Alevi kurum ve kuruluşlarının, Türkiye’de yurt içi, yurt içi, diasporadaki Aleviler dahil ayın 25’inde İstanbul’da Alevi kurultayı için bir çağrı yaptığını vurgulayan Kılavuz, “Şüphesiz ki inanıyorum ki bu kurultaya her taraftan da ciddi katılım olacaktır. Kanaat önderleri, akademisyenler, bilim insanları, araştırmacıları hepsini davet ediyoruz. Ülkede yapılan haksızlıkları gören, Alevinin hak taleplerine kulak veren gazeteciler, aydınlar, demokratlar bu kurultayda Alevilerin yanında olmalıdırlar. Aynı zamanda siyasi partilerin muhalefet kanadı da Alevilerin yanında olması lazım” diye konuştu.

    “Bu topraklarda yaşayan bu inancın ibadeti cem, ibadet yeri cemevidir” diyen Kılavuz, “Alevi inancını bu topraklarda yaşayan 25 milyon Alevi vardır. 25 milyon Alevi’nin sesine kulak vermeleri lazım. Yoksa bu hem ülkemiz için hem demokrasi için hem de aydınlar ve siyasi hareket için büyük bir eksik olur” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Kenanoğlu: Halkımızı Büyük Alevi Kurultayı’na destek vermeye davet ediyorum -VİDEO

    Kenanoğlu: Halkımızı Büyük Alevi Kurultayı’na destek vermeye davet ediyorum -VİDEO

    PİRHA- HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, 25 Aralık Pazar günü Yenikapı’da gerçekleşecek Büyük Alevi Kurultayı‘na Meclis Genel Kurulu’ndan çağrıda bulunarak, “Türkiye’deki 7 Alevi kurumu, Cumhurbaşkanlığı kararıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulmasına tepki olarak 25 Aralıkta İstanbul’da Büyük Alevi Kurultayı düzenleyecekler. Halkımızı kurultaya destek vermeye davet ediyorum” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 25 Aralık Pazar günü Yenikapı’da gerçekleşecek Büyük Alevi Kurultayı‘na Meclis Genel Kurulu’ndan çağrıda bulundu.

    Alevilerin demokratik ve laik bir Türkiye için 25 Aralık’ta Yenikapı’da buluşacağını belirterek sözlerine başlayan Kenanoğlu, “Halkımızı kurultaya destek vermeye davet ediyor ve Alevi kurumlarımızı Meclis’ten selamlıyorum” dedi.

    “ALEVİLİĞİ BİR KÜLTÜRE İNDİRGEYEN ANLAYIŞA KARŞI NASIL BİR YOL İZLENECEĞİ TARTIŞILACAK”

    Kenanoğlu, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    “Türkiye’deki 7 Alevi kurumu, Cumhurbaşkanlığı kararıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulmasına tepki olarak 25 Aralıkta İstanbul’da Büyük Alevi Kurultayı düzenleyecekler. ‘Laik ve Demokratik Bir Türkiye’ sloganıyla Yeni Kapı Gösteri Merkezi’nde bir araya gelecek Alevi kurumlarının düzenleyeceği bu toplantıda Alevilerin inkâr ve asimilasyonu, cemevlerinin statüsüz bırakılması ve zorunlu din dersleri gibi birçok konuyla birlikte torba yasalarla Aleviliği bir kültüre indirgeyen anlayışa karşı nasıl bir yol izleneceği tartışılacak.

    Tüm Alevi kurumları, Aleviler, Alevi dostu aydın, yazar ve bilim insanları orada olacak. Tabii ki biz de canların yanında olacağız. Halkımızı kurultaya destek vermeye davet ediyor ve Alevi kurumlarımızı Meclis’ten selamlıyorum. Alevi Kurultayı’na başarılar diliyorum.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ozan Leşgeri: Alevilere yapılan katliamlar Kerbela’dakinden çok daha derin-VİDEO

    Ozan Leşgeri: Alevilere yapılan katliamlar Kerbela’dakinden çok daha derin-VİDEO

    PİRHA- Ozan Leşgeri, Anadolu’da Alevilere yapılan katliamların Kerbela’da yapılanlardan çok daha derin olduğunu vurgulayarak, “Günümüzün Yezidleri bize öyle Yezidlik yapıyor ki bırakın geçmiştekileri, biz günümüzdeki Yezid’e bakalım” yorumunda bulundu. Leşgeri, 25 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak Büyük Alevi Kurultayı’nın önemine de dikkat çekti. 

    Kocaleşger Ocağı evlatlarından Dede Ozan Leşgeri (Hüsnü İyidoğan) Maraş Katliamı’nın üzerinden 44 yıl geçtiğini belirterek, “Ömrümüz boyu unutulmaması gereken bir katliam Maraş” dedi.

    Ozan Leşgeri, 19 Aralık 1978 yılında yapılan Maraş Katliamı’nda yakın köylüsü Öğretmen Süleyman Metin’in, eşi ve iki kızı ile birlikte yakılarak katledildiğini belirterek, “Alevi toplumu 1474 yıldır Kerbela’da Hüseyin için gözyaşı döküyor. Bütün cemlerimizde ‘Hüseyin’ adı artık bayraklaşmış durumda. Her Hüseyin adı anıldığında Aleviler ağlamaklı oluyor. Oysa Anadolu’da Alevilere yapılan katliamlar Kerbela’yı da geçer” ifadelerini kullandı.

    “DEVLETİN İŞİ BU MUDUR?”

    Aynı zamanda dedelik hizmeti de yürüten Ozan Leşgeri, Maraş Katliamı’nın aydınlatılması gerektiğini vurgulayarak, “Zamanın Yezid’inin, devlet eliyle Maraş’ta başlatmış olduğu o hunharca katliamda gebe kadınların karınlarına bıçak sokularak ceninlerin ortaya saçıldığı bir katliamdan bahsediyoruz. Maraş’ta yüzlerce canımız öldü ve halen bugüne kadar aydınlatılamadı, aydınlatmıyorlar. Oysa devletin işi bu mudur?” diye sordu.

    Devletin her dine, inanca eşit mesafede olması gerektiğine işaret eden Leşgeri, günümüz asimilasyonunu ise şöyle özetledi:

    “Osmanlı, Sünni inancı devletin resmi dini yaptı, bugün Türkiye Cumhuriyeti’ndeki resmi din de Sünni inanışa göre yapılmış durumda. Ve 1950’den sonra Sünni erk, çok büyük bir güç kazandığı için tekrar Türkmenlere, Alevilere, Alevi Kürtlere baskılara devam etmiş.
    Selçuklu asmış, kesmiş, yüzmüş ama Aleviliği, Kızılbaşlığı bitirememiş bir türlü. Sürekli ayaklanmalar olmuş. Devletin kendi koymuş olduğu anayasal düzene ‘Yok efendim bu yanlış’ dediğin zaman düşman oluyorsun. Dolayısıyla Aleviler de yanlışı kabul etmedikleri için kendilerine bir Yol kurmuşlar. Buna da bizler ‘Alevi Yol’u’ diyoruz. Bu Yol’a ikrar verdin mi dönmek de olmaz. Alevi Yol kurucuları öylesine bir Yol kurmuşlar ki ‘ben Aleviyim’ demekle Alevi olunmuyor. İçtiğin o ahta, verdiğin söze sadık kalacaksın.
    Asimilasyonun en büyük ayağı ise Abdülhamit Hamidiye Alaylarını kurduğu gibi İstanbul’da aşiret okulları kuruyor. Buraya da Sünni imamları koyuyorlar. Bunların hedefi ‘asıp kesmekle olmaz’ deyip bütün Alevi köylerine devlet görevlilerini gönderelim ve Alevi fakir çocuklarını toplayalım yönünde oluyor. Ailelere ‘Çocuğunuzu İstanbul’da okutacağız ve dolayısıyla yetişkin, münevver adam olacak bunlar’ diyorlar. Aleviler de buna seviniyor ancak kurulan tuzaktan haberleri yok.

    “BİRÇOK ALEVİ KÖYÜ SÜNNİLEŞTİ”

    Bugün Anadolu’da birçok köy Alevi iken böylelikle Sünni olmuştur. Örneğin yanı başımızda Yakup Abdal ve yanındaki Tekke Köyü Alevi köyleriymiş ancak bu dediğim şekilde asimile edilip sünnileştirilmiş. Bunun en büyük örneği de Pir Sultan’dadır.
    Hafik’in Sofular köyünde Pir Sultan’ın talipleri vardır. Devlet yetkilileri bu köye giderek Pir Sultan’ın talibinin oğlunu almak istiyor. O fukara da bilmiyor ne olacağını ve gelip talibinden himmet istiyor. Pir Sultan’a ‘Ben İstanbul’a gideceğim, okuyacağım’ diyor. Pir Sultan da öngörüsü yüksek bir insan olduğu için işi anlıyor ve diyor ki ‘Tamam ben himmet veririm, sen de gider İstanbul’da okursun. Ama gelir ilk beni asarsın’ diyor. Ve ilerleyen yıllarda o çocuk köyüne dönüyor ve Pir Sultan’ı asıyor.”

    “GÜNÜMÜZÜN YEZİTLERİ BİZE ÖYLE BİR YEZİTLİK YAPIYOR Kİ”

    Ozan Leşgeri, 25 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak Büyük Alevi Kurultayı’nın önemine de değindi. Leşgeri, Alevi dedelerinin, devlet tarafından maaşa bağlanması konusunu sert dille eleştirdi.

    Leşgeri, Yenikapı’da yapılacak kurultaya dair şunları söyledi:

    “Eğer Alevi örgütleri böyle bir karara talip olmasalardı bir Alevi dedesi olarak tepkimi gösterirdim. Hocalar, üretmeden, kamuya hiçbir faydası olmadan 20 bin lira maaş alıyor. Emek harcamadan maaş almak ne demektir? Bu tezgah geçmişte de birkaç kez denendi ama olmadı. Şimdi AKP hükümeti tarafından tekrar sahneleniyor. Alevi toplumu Kültür Bakanlığı’na bağlı bir daire başkanlığı ile yönetilemez. İkincisi, bıraksınlar Aleviler kendi kendilerini yönetebilir, kendi ibadetlerini, kendi cenaze ve cem erkanlarını yapabilir. Bıraksınlar Aleviler kendi kendilerini yönetsinler. Bizim imam dedeye ihtiyacımız yok. Devletten maaş alacak dedeye ihtiyacımız yok. Öncelikle dede dediğin emek verecek. Alevi dedesi kendini halkına adaması lazım. Hangi Alevi dedesi gider devletten maaş alırsa zıkkım haram yemiş olur. Haram olsun o dedeye. Dede Alevi toplumunun ruhani önderidir. Alevi toplumunda ‘Dede’ demek yüce, münevver insan demektir. Günümüzün Yezidleri bize öyle bir Yezidlik yapıyor ki bırakın geçmiştekileri, biz günümüzdeki Yezid’e bakalım.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Balkız: 25 Aralık Alevi Kurultayı önemli; Aleviler yanıt yerine artık sözünü söylüyor -VİDEO

    Balkız: 25 Aralık Alevi Kurultayı önemli; Aleviler yanıt yerine artık sözünü söylüyor -VİDEO

    PİRHA – Yazar Ali Balkız, 25 Aralık’ta yapılacak Büyük Alevi Kurultayı’na ilişkin, “Hep bize saldırıyor, biz ise cevap veriyoruz. Yani karşılıklı bir diyalog var. Şimdi ise ‘Biz söz söyleyelim de o yanıt versin’ durumuna dönüştü. O nedenle yapılacak kurultayı önemli buluyorum” dedi. Balkız, Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı kurulmasına ilişkin de “Buradan büyük kavgalar çıkacak” dedi.  

    Hükümetin, cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlama kararına karşı Alevi toplumunun itirazları sürüyor. AKP-MHP hükümetinin Alevi politikalarına karşı 25 Aralık’ta İstanbul Yenikapı’da yapılacak Büyük Alevi Kurultayı’na çağrılar da devam ediyor.

    “BİR UYKU HALİ YAŞANDI”

    Yazar Ali Balkız, 25 Aralık’ta yapılacak kurultayın önemine vurgu yaparak, Alevi örgütlerinin artık sadece cevap veren pozisyonundan çıktığını ifade etti. Balkız, örgüt kadrolarının artık daha dinamik olduğu vurgusunu da yaparak şunları söyledi:

    “Alevi örgütleri yaklaşık 6 ay önce kurultaylarını yaparak yeni kadrolarını oluşturdular. Daha genç, dinamik, kararlı bir kadro, Alevi hareketini yönetmeye başladı. Hevesli inançlı ve dirençliler. Ama devraldıkları örgütlerde hantallaşmış, dağılmış, sönümlenmiş, olan biteni sadece izlemiş, hatta bazen izleme gereği bile duymamış bir uyku hali yaşandı.
    Alevi hareketi çok büyük bir irtifa kaybetti. Üyelerin örgütlere olan güveni ne yazık ki zedelendi. Fakat yeni arkadaşlarla birlikte güzel işler yapmaya başladılar.
    Benim, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Alevi Bektaş Federasyonu Başkanı olduğum dönemlerdeki o zamana kadar Alevi hareketi hak arama mücadelesi söz konusu olduğunda her kapıyı çalmış, her dilekçeyi alıp meclis başkanından kaymakama kadar gidilmişti. Muhalefetten, iktidar partilerine kadar… Ama bunların bir sonuç getirmediği görülünce ‘dilekçe devri bitti eylem vakti geldi’ kararıyla birlikte sokaklara dökülmüştük. Ankara Sıhhiye’de, İstanbul Kadıköy’de, İzmir’de Gündoğdu semtinde yapılan kitlesel mitinglerle birlikte Alevi hareketi canlanmış, dirilmiş, görünür ve tartışılır olmuştu.”

    “BÜYÜK KAVGALAR ÇIKACAK”

    Ali Balkız, cemevlerine yapılan saldırılar ve ardından AKP iktidarının Alevilere yaklaşımının bir senaryo olduğunun da altını çizdi. Balkız, hükümetin ülke gündemini çarpıtmak adına kimi yollara başvurduğunu belirterek şöyle devam etti:

    “Şehir dışından bir meczup geliyor, önce Türkmen Alevi örgütünün kapısını çalıyor ve kadın görevliyi bıçaklıyor. Ardından Şahı Merdan Cemevine giderek saldırı yapıyor. Oradan Ana Fatma Cemevi’ne giderek camlarını kırıyor ve birkaç saat içerisinde yakalanıyor. Ertesi gün emniyet ‘örgüt yok, kişi var’ açıklamasını yapıyor. Sivas Katliamı’nda da ‘tahrik var, örgüt yok’ demişlerdi.
    Şimdi senaryonun bu bölümü gerçekleşti. 2. bölümde ise iktidar, hemen tepki vererek ‘Aleviler bizim kıymetlimizdir. Onlara yapılan saldırı bize yapılmıştır. Biz bunları engelleyeceğiz’ dedi. Ardından Cumhurbaşkanı Hüseyin Gazi’ye çıktı, yetinmediler Hacı Bektaş’a gitti. Aleviler bunun üzerine ayaklandı, örgütlerimiz cevap vermeye başladı. Alevilik ülkede yeniden konuşulur olmaya başladı ve iş meclise kadar gitti. Torba yasa gündeme geldi, ancak daha o yasa tasarısı komisyona henüz gelmeden o günün gecesinde Cumhurbaşkanlığı kararı ile Resmi Gazete’de yayınlanarak Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı kuruldu. Şunu söyleyebilirim ki buradan büyük kavgalar çıkacak. Anlattığım bu olaylar önceden planlanmış, roller dağıtılmış ve sahnelenmiş.”

    “25 ARALIK ALEVİ KURULTAYINI ÖNEMSİYORUM”

    “Örgütlerimiz ve onların yöneticileri de ellerinden geldiğince ve zamanları yettiğince süreçten geriye düşmediler” diyen Balkız, “Sadece Alevilerin değil, laiklik, demokrasi ve insan hakları adına umut bağlamış olan bütün kitlelerin adına orada mücadelelerini verdiler. Ama bütün bunlar bir saldırıya tepkiydi” ifadesini kullandı.

    Yazar Ali Balkız, Büyük Alevi Kurultayı’nın neden yapılmak istendiğini ve önemini de şu sözlerle açıkladı:

    “Ben şimdi karşımdaki kişiye bir taş atsam o kişi savunmaya geçer ama ardından o kişi de eline bir taş alarak atar. İşte 25 Aralık İstanbul Yenikapı’daki Alevi Kurultayı bu ihtiyaçtan doğdu. Hep bize saldırıyor, biz ona cevap veriyoruz. Yani karşılıklı bir diyalog var. Her söze bir yanıt… Şimdi ise ‘Biz söz söyleyelim de o yanıt versin’e dönüştü. O nedenle yapılacak kurultayı önemli buluyorum. Hele de bunun ertesinde çok büyük kitlesel mitingler yapılırsa, meydanlardan seslenilirse Alevi olan olmayan bütün yurttaşlar laiklik eşitlik özgürlük adına o meydanlara gelirlerse çok daha başarılı olunacaktır. Bir de işin şu yönü var; cemevlerine yapılan o saldırılar durduk yerde oldu evet. AKP oradan tırmandırdı, 4-5 ayın bütün gündemini doldurdu. Unutturabildiği kadar çarşı pazarı unutturdu. İşsizliği, yoksulluğu, enflasyonu, kanunsuzluğu unutturabildiği kadar unutturdu.
    Bir de şu var; saldırı oldu, buna karşı tepki gösterildi. Bütün bunları ‘bakın görüyor musunuz, önümüzde seçim var ya, bu Aleviler bakın ne yapıyorlar. Ey Sünniler görüyor musunuz bunları’ demek için, Sünnilerin tamamını kendisinin seçmeni haline getirebilmek için buradan Alevi kazananı fokurdatıyor. Bir amacı da o.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Alevi kurumları saat 21.00’de sosyal medya kampanyası yürütecek-VİDEO

    Alevi kurumları saat 21.00’de sosyal medya kampanyası yürütecek-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumları, İstanbul Yenikapı Gösteri Merkezi’nde saat 10.00’da “Laik ve demokratik bir Türkiye için buluşuyoruz” adıyla gerçekleştireceği kurultay için sosyal medya kampanyası yürütecek. Saat 20.57’de başlayacak kampanya için “Bu akşam saat 21.00’de Twitter’dayız! 25 Aralık saat 10.00’da Yenikapı’dayız!” çağrısında bulunuldu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), “Laik ve demokratik bir Türkiye için buluşuyoruz” adıyla İstanbul Yenikapı Gösteri Merkezi’nde saat 10.00’da büyük bir kurultay gerçekleştirecek.

    25 Aralık’ta yapılacak kurultay için sosyal medya kampanyası yürütülecek. Kurumlar tarafından yapılan çağrıda, “Laik ve demokratik bir Türkiye için, cemevlerimiz için, mücadelemizi büyütüyoruz. Bu akşam saat 21.00’de Twitter’dayız! 25 Aralık saat 10.00’da Yenikapı’dayız! Bu akşam Saat 20.57’de Büyük Alevi Kurultayı Twitter sayfasından ilk hashtag paylaşımı ile başlayacağız” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD Ortaca Şube Başkanı: Alevilik torbaya sığmaz, cemevimiz ibadethanemizdir-VİDEO

    PSAKD Ortaca Şube Başkanı: Alevilik torbaya sığmaz, cemevimiz ibadethanemizdir-VİDEO

    PİRHA-AKP’nin TBMM’den geçirdiği torba yasaya tepki gösteren PSAKD Ortaca Şubesi Başkanı Ülkü Aydoğan, “Bizi kimse bir torbaya koyamaz. Torba yasaya sığmayız. Cemevlerimiz ibadethane olarak görülmeli, ibadetlerimizi yapmak istiyoruz. Biz de vergimizi veriyoruz. Diğer vatandaşlardan ne farkımız var? Niye bizi kabul etmiyorlar?” diye konuştu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Muğla Ortaca Şubesi Başkanı Ülkü Aydoğan, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cemevlerine gitmesi, Meclis’ten geçen torba yasa ile 25 Aralık’ta İstanbul Yenikapı’da yapılacak olan Alevi kurultayına ilişkin PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu.

    “ERDOĞAN’IN SAMİMİ OLDUĞUNA İNANMIYORUM”

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı samimi bulmadıklarını belirten Aydoğan, şöyle konuştu:

    “Recep Tayyip Erdoğan samimi olsaydı, Alevileri benimseyerek gitmiş olsaydı arka platformdaki hiçbir şeyi değiştirmeden giderdi. Samimi olmadığı için Hüseyin Gazi Cemevi’nde cem salonu tamamen değiştirildi. Samimi olarak gitsin, otursun, ellerini sıksın insanların. Bir sürü koruma ordusuyla gitmesin oraya. O posta herkes oturamaz. “Önce ben sizinle uzlaşmak istiyorum ama nedir bu?” diye önce onların geleneklerini öğren. Ben samimi olduğuna inanmıyorum. O posta zaten rızalık alınmadan oturulmaz. Oraya girmenin üç kuralı var. Eline, beline, diline sahip olacaksın. Sen bunlardan hangi birine sahipsin? Sana rızalık verseler bile oraya oturmayı hak ediyor musun? Hak etmelisin ki oturabilirsin. Günümüzde en fazla çocuk tacizleri bu dönemde oldu, hırsızlıklar aldı başını gitti. Herkes birbirinin emeğini çalıyor, hırsızlık yapıyor. Taciz, tecavüz var. Bunlar ne zaman, hangi dönemde oldu?”

    “DİĞER VATANDAŞLARDAN NE FARKIMIZ VAR?”

    Ülkü Aydoğan, AKP’nin Meclis’ten geçirdiği torba yasaya da tepki gösterirken, “Bizi kimse bir torbaya koyamaz. Torba yasaya sığmayız. Cemevlerimiz ibadethane olarak görülmeli, ibadetlerimizi yapmak istiyoruz. Biz de vergimizi veriyoruz. Diğer vatandaşlardan ne farkımız var? Niye bizi kabul etmiyorlar?” dedi.

    Aydoğan 25 Aralık’taki İstanbul’da Alevi kurultayına da çağrı katılım çağrısı yaparken, şunları söyledi:

    “Üçüncü danışma kurulu toplantımızı İstanbul’da yaptık. Çok güzel kararlar çıktı ve sonuç bildirgemizi de yayınladık. 25 Aralık’ta İstanbul’da büyük kurultay yapma kararı verildi. Kurultaya katılmak için çok sayıda kişiden talep var. Umarım oradan da iyi bir sonuç çıkacak.”

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

     

  • PSAKD Başkanı Erçe: Cumhuriyetin ikinci yüzyılına güçlü bir deklarasyonla girmek istiyoruz

    PSAKD Başkanı Erçe: Cumhuriyetin ikinci yüzyılına güçlü bir deklarasyonla girmek istiyoruz

    PİRHA- PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Gezilerimiz, devletin yarattığı bilgi kirliliğini, anti propagandasını kırmak açısından etkili oldu. Aleviler olarak Cumhuriyetin birinci yüzyılında uğradığımız katliamları, haksızlıkları Cumhuriyetin ikinci yüzyılında yaşamak istemiyoruz. Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girerken de güçlü bir deklarasyonla girmek istiyoruz” dedi.

    Cemevlerine ilişkin yürürlüğe konulan torba yasanın geri çekilmesi için Aleviler çalışmalarını sürdürüyor. Alevi kurumlarının ortak kararı ile Anadolu’nun dört bir yanında halk toplantıları yapılıyor. Alevi kurumları 25 Aralık’ta ise İstanbul’da Büyük Alevi Kurultayı gerçekleştirecek.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, yaptıkları toplantılara ve 25 Aralık’ta İstanbul’da gerçekleştirecekleri kurultaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    “DEVLETİN YARATTIĞI BİLGİ KİRLİLİĞİNİ, ANTİ PROPAGANDASINI KIRDIK”

    Gezilerin sahada toplumla, kurumlarla buluşmalarına, onlarla yüz yüze gelip fikir alışverişinde bulunmalarına olumlu yönde katkı yaptığını belirten Erçe, şunları dile getirdi:

    “Meseleleri, sorunları bizzat yerinde dinlemek oldukça yararlı oldu. Devletin yarattığı bilgi kirliliğini, anti propagandasını kırmak açısından da etkili oldu. Çünkü bakanlık hızlı bir şekilde Alevi köy muhtarlarına, bir takım cemevlerine, derneklere ulaşarak çıkarılan yasanın Alevilik için önemli olduğunu pompalıyor. Bu yanlış kanaati de ortadan kaldıracak bir durum söz konusu oldu. Toplantılarımıza köy muhtarlarının katılımı çok değerliydi. Onlar aracılığıyla köylere ulaşmak çok önemli oldu bizim için. Alevi kurumları kendi tabanları ile yakın bir temas kurarak anlatma şansı yakaladı yaptığımız gezilerde.”

    “TOPLANTILARIMIZA KATILIM ÇOK İYİYDİ”

    Toplantılarına katılımın çok iyi olduğunu oldukça kalabalık kitlelerin katıldığını söyleyen Erçe, “Özellikle İç Anadolu ve Doğu bölgelerinde kış geldiği zaman köyler boşalır, biliyorsunuz orada yaşayanlar büyük şehirlere giderler. Endişeliydik, acaba katılım az olur mu diye ama öyle olmadı. Salonlar doldu. Amasya, Sivas, Varto, Malatya birçok yerde katılımlar çok iyiydi. Derdimizi, meramımızı anlatabildik. Oradaki canları dinledik, yorumlarını aldık, önerilerini toparladık. Bu topladığımız bilgilerle, önerilerle 25 Aralık’taki büyük kurultayımızı gerçekleştireceğiz” dedi.

    “DEMOKRASİDEN, EMEKTEN, BARIŞTAN YANA OLAN TÜM KESİMLERİ KURULTAYIMIZA BEKLİYORUZ”

    Yapılacak kurultaya ilişkin bilgi de veren Cuma Erçe, son olarak şunları aktardı:

    “Yaptığımız geziler 25 Aralık’tan sonra da devam edecek. Önümüzde Maraş Katliamı var. Katliam’da yaşamını yitirenleri anmak için Maraş’ta olacağız. Ertesi gün de İstanbul’a kurultaya geleceğiz. Kurultaya kadar dernekleri, cemevlerini gezmeye devam edeceğiz. Sivil toplum kuruluşlarına, sendikalara, demokratik kitle örgütlerine, siyasi partilere, sanat camiasına, yöre derneklerine her kesime çağrı yapıyoruz. Kurultayın ana gövdesini Aleviler ve yol önderleri oluşturacak. Demokrasiden, emekten, barıştan yana olan tüm kesimleri kurultayımıza bekliyoruz. Kurultayımızı yaptıktan sonra gezilerimiz bu sıklıkla olmasa da devam edecek. Gidemediğimiz, ulaşamadığımız yerlere yoğunlaşacağız.

    “KURTULUŞ SADECE ALEVİLERİN TALEPLERİNİN KARŞILANMASI İLE OLMAYACAK”

    Biz Aleviler olarak Cumhuriyetin birinci yüzyılında uğradığımız katliamları, haksızlıkları Cumhuriyetin ikinci yüzyılında yaşamak istemiyoruz. Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girerken de güçlü bir deklarasyonla girmek istiyoruz. Bizler eşit yurttaşlık hakkımızı istiyoruz. Laik, demokratik, barış ve emek eksenli mesajlar vermek istiyoruz. Kurtuluş sadece Alevilerin taleplerinin karşılanması ile olmayacak. Yaşadığımız süreçte hepimizin midesini bulandıran bebek yaşta çocuklara yapılan tacizlerin, tecavüzlerin ortadan kalkmadığı bir Türkiye’de, Aleviler haklarını alsa ne olur, neye yarar? Bir tarafta savaş devam ediyorken bir tarafta yoksulluk, açlık, sefalet sürüyorken zorunlu din dersleri kaldırılsın, Diyanet kapatılsın demekle sınırlı bir durum değil. Laik ve demokratik bir ülke talebimizi öne çıkarmak, eşit yurttaşlık talebimizi öne çıkarmak durumundayız. Tabii ki diğer taleplerimiz bizim kırmızı çizgimizdir, vazgeçilmezimizdir ama sadece toplumun bir kesimini değil tamamını ilgilendiren meseleleri konuşmak ve deklarasyonunuza yansıtmak durumundayız.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • 1. Avrupa Alevi Kurultayı, 8-9 Şubat tarihlerinde Viyana’da gerçekleşecek

    1. Avrupa Alevi Kurultayı, 8-9 Şubat tarihlerinde Viyana’da gerçekleşecek

    PİRHA – Avusturya’nın Başkenti Viyana’da 8-9 Şubat tarihlerinde 1. Avrupa Alevi Kurultayı yapılacak. Konuya ilişkin açıklama yapan Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Başkan Özgür Turak, “Türkiye’de ve Avrupa’da, Aleviliğin kendine özgü bir inanç olarak tanınması ve kalıcı çözümlerin sağlanmasının inançsal, akademik ve kurumsal boyutlarda ele alınacağı bir Alevi Kurultayı düzenliyoruz” dedi. 

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu ile Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun birlikte düzenleyecekleri kurultaya, Avrupa ve Türkiye’den çok sayıda Alevi kurum temsilcisi, araştırmacı, akademisyen ve Alevi- Bektaşi Anası, Dedesi, Babası katılacak.

    “ALEVİLİĞİN KENDİNE ÖZGÜ İNANÇ OLARAK TANINMASINI ÖNEMSİYORUZ”

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Özgür Turak, 8-9 Şubat tarihlerinde Viyana’da toplanacak olan 1. Avrupa Alevi Kurultayı’na ilişkin yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

    “Türkiye’de ve Avrupa’da, Aleviliğin kendine özgü bir inanç olarak tanınmasını ve kalıcı çözümlerin sağlanmasını biz çok önemli buluyoruz ve önemsiyoruz. Avrupa genelinde, 17’den fazla ülkede yaklaşık 1,5 milyon Alevi yaşamaktadır. Bu ülkelerden 6 tanesi, Aleviliği kendine özgü bir inanç olarak tanımış durumdadır. Din, vicdan ve inanç özgürlüğünün laiklik ilkesi doğrultusunda sağlanması, Alevilerin eşit yurttaşlık, eşit haklar talebi ve anayasal güvence altına alınması doğrultusunda; hukuki, siyasi, diplomatik ve demokratik boyutta mücadelesinin önemi ortadadır.”

    KURULTAYIN AMACI

    “1. Avrupa Alevi Kurultayı”na “Avrupa ve Türkiye’den çok sayıda dede ve ananın, akademisyenin ve kurum temsilcisinin katılacağına vurgu yapan Turak,
    ‘‘Türkiye’de ve Avrupa’da, Aleviliğin kendine özgü bir inanç olarak tanınması ve kalıcı çözümlerin sağlanmasının inançsal, akademik ve kurumsal boyutlarda ele alınacağı bir Alevi kurultayı düzenliyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi Kurultayı’nda içte ve dışta asimilasyon vurgusu-VİDEO

    Alevi Kurultayı’nda içte ve dışta asimilasyon vurgusu-VİDEO

    PİRHA- HBVAKV İzmir Temsilciler Meclisi’nin düzenlediği Alevi kurultayında, Alevilerde birliğe ve son yıllarda Alevilere yönelik asimilasyon politikalarına dikkat çekildi. Dedeler, gençler ve kadınların asimilasyon politikasının cenaze erkanı ve köylerde cami cemevi projeleriyle artarak devam ettirilmek istendiği kaydedildi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) İzmir Temsilciler Meclisi, Karşıyaka Belediyesi Deniz Baykal Kültür Merkezi’nde Alevi Kurultayı düzenlendi. Mehmet Turan dedenin çerağ uyandırması ile başlayan kurultayda zakir Berivan Canpolat deyişlerini seslendirdi. Güzelbahçe Cemevi gençleri ise deyişler eşliğinde semaha durdu.

    Semah dönülmesinin ardından Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çiğli Şube Başkanı Hüseyin Han konuşma yaptı. Han, asimilasyan politikalarına karşı yapılan İzmir Alevi Kurultayı’nın HBVAK Vakfı İzmir Temsilciler Meclisi’nin ortak bir çalışması olduğunu söyledi. Han, İzmir’deki Alevi kurumlarını davet ederek, birlik beraberlik içerisinde güçlü bir yapı oluşturma hedefinde olduklarını belirtti. Han’ın konuşmasının ardından sunumlara geçildi.

    Moderatörlüğünü Vedat Kara’nın yaptığı oturumda Mehmet Turan dede, HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, Antropolog Hasan Harmancı, Özdoğan Sağlam dede, Yeksani dede, gençlik kollarından Nazlı Demir ve zakir Berivan Canpolat konuşma yaptı.

    “ALEVİLERE YÖNELİK BASKI GİDEREK ARTTI”

    Vedat Kara konuşmasında, Alevilere yönelik saldırıların bugüne kadar süre geldiğini söyledi. Bu saldırıların bugün tank tüfekle, karanlık güçlerle karşılarına çıktığını belirten Kara, “Eşit ve özgür bir yaşam istiyoruz. Bir rıza şehri düşünüyoruz. Haktan hukuktan yana bir yaşam düşünüyoruz” dedi.

    Alevilere yönelik küresel bir saldırının olduğunu ve dergahların işgal edildiğini söyleyen Kara, “Türkiye ve Avrupa örgütlenmelerinde Aleviler çok ciddi baskıya maruz kalıyor. Alevileri paramparça etmeye çalışıyorlar. Bütün inançlar için Aleviler inanç özgürlüğünü savunuyor. Bizi ayırmaya çalışanlara şunu demeliyiz: Bizim kabemiz insandır” ifadelerini kullandı.

    Kara, eşit yurttaşlık, cemevlerinin ibadethane olarak görülmesi gibi taleplerin güncellenmesi gerektiğine dikkat çekti.

    “DEVLETLİ İNANCIN BİR UCU KANLIDIR; DİYANET KALDIRILSIN”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez de yaptığı konuşmada eşit yurttaşlık ve ötekileştirmeden bahsetti. Alevilerin genel hakları, istemleri, hukuksuzluk üzerine 10 yıl önce ciddi bir rapor sunduklarını hatırlatan Geçmez şöyle konuştu:

    “Asıl sorunun sahibi olan sistemin kendisi gündeme açılmadı. Alevi örgütleri arasında bir sorun varmış gibi yansıtıldı. Niyetin Alevi sorununu çözmek olmadığını gördük. Arkasında hükümetin yetkilileri 10 yıl sonra hala Aleviler ile ilgili şeyler söyleniyor. Alevilerin inanç ve ritüelleri Alevileri ilgilendirir. Ama yine de buna rağmen İslam içi ya da dışı gibi tartışmaları gündeme getirerek birlikteliğimizi yıkmaya çalışıyorlar.”

    Diyanet’in kaldırılması taleplerini Sünniler içinde istediklerini söyleyen Geçmez, “Devletli inancın bir ucu kanlıdır. Gelin birlikte mücadele edelim. İnsanların vicdanında kalsın inançları” dedi.

    “ALEVİ KÖYLERİNE ZORLA CAMİ YAPTIRILIYOR”

    Alevi köylerine zorla cami yaptırılması, zorunlu din dersi uygulamaları gibi asimilasyon politikalarından bahseden Geçmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Seçimlerde Alevilik gündemde. Camilere yapılan hizmeti hak, cemevlerine hizmeti ayrımcılık bilirler. Kendi inancından olmayana yapılan her şeyi ayrımcılık olarak görüyorlar. Biz ‘birlikte yaşamayı savunarak, ayrımcılığı yapanların gözüne ayna tutup yüzleşin’ diyoruz.

    Bize ciddi bir şekilde karşı duruş var. Hem kamu da hem özel sektörde. Kamuda ne kadar çok Alevinin kimliğinden ötürü işsiz kaldığını biliyorsunuz. Bunu belediyeler yapıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi 7-8 tane cemevi işletmeciliği yapıyor ama Alevileri temsil etmiyor. Konu Aleviler olunca Alevileri temsil etmekten geri kalıyor. Bütün isteğimiz eşitlik, demokrasi üzerine. Türkiye’nin kendi ön yargılarından kurtulması lazım. Bundan kurtulması için birlikte mücadele etme zamanıdır.”

    İÇ ASİMİLASYON TEHLİKELİ BOYUTTA

    Alevilere yönelik çalışmalar gerçekleştiren Antropolog Hasan Harmancı, iç asimilasyona değindi.

    Türkiye’nin pek çok bölgesinde belediyeler başta olmak üzere tanımama ve yok etmenin yoğun bir şekilde görüldüğünü vurguladı. Görsellerle anlatımlarını gerçekleştiren Harmancı, Alevi dergahlarına yönelik restorasyonların orjinaline uygun yapılmadığına dikkat çekti. Restore edilen dergahların ayet ve sürelerle içinden çıkılamaz bir hal aldığını söyledi. Bu restorasyonlar sırasında Alevilerin kendi geçmişlerine sessiz kalmasını da eleştirdi. Harmancı, Alevilere ait mezar taşlarının son 10 yılda paramparça edildiğini ifade etti.

    TİKA adlı bir kurumun da Alevilere yönelik asimilasyonda büyük rol oynadığına dikkat çeken Harmancı, “MİT’in sivil örgütlenme teşkilatı olarak Aleviler üzerinde etkisi büyüktür” dedi.

    Alevilerin de içinde yer alarak Kur’an, bayrak figürlerinin yer aldığı ve hükümete yakın isimlerle asimilasyonu pekiştiren Alevilik çalışmaları adı altında Nevruz cemi, Kurban cemi, gri pasaportlu dedeler, cami cemevi projesi, Gadir Hum, aşure gibi etkinlikleri hatırlatan Harmancı, bunların bir iç asimilasyonu olduğunu söyledi. Harmancı, bunun Alevi toplumu için daha da tehlikeli olduğunun altını çizdi.

    MEHMET TURAN DEDE: ŞİA ANLAYIŞINI ALEVİLİK OLARAK GÖRÜLÜYOR

    Asimilasyonun inanç boyutuna ilişkin ise Mehmet Turan dede konuşma yaptı. Turan dede, “Şu an kurultay değil bir cem yapıyoruz” diyerek konuşmasına başladı.

    Turan, devletin asimilasyon, katliamlarla aslında Alevileri iyi tanıdığını söyleyerek, “Ama inancımızı, fikrimizi tanımıyor. Çünkü onu tanımaya kalkarsa kendine ait pek çok şeyi kaybedecek. Emeğin, mazlumun yanında oluşumuzdan korkuyorlar. Korkmaya da devam etsinler. Bu korku da onlara yeter” dedi.

    Alevilik inancına yönelik asimilasyona ilişkin konuşan Turan dede sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bize aktarılmaya çalışılan Şia anlayışını Alevilik olarak görüyoruz. Anlamadığımız dilden din tüccarlığı yapanların peşinden gitmeye çalışıyoruz. Cemevlerimizde Kur’an kursları açtırıyorlar ‘eyvallah’ diyoruz. Okunacak en büyük kitap insandır. Buradan yola çıkmadığımız sürece Aleviliğe en büyük asimilasyonu kendimiz yapmış oluyoruz.”

    Bir asimilasyonun da hakka yürüme erkanında yaşandığını söyleyen Turan, “Bu erkanı başkalarına teslim ettik ve onlar kendi usullerine göre canlarımızı toprağa uğurlamaya başladılar” dedi. Turan dede, telli Kur’an ve gülbeng ile yapılan cemlerin yaygınlaşması gerektiğini vurguladı.

    ALEVİLİK RİTÜELLERİNDE TEKTİPLEŞTİRME

    Zakir Berivan Canpolat da “Aleviliği dışarıdan bir gücün yıkması mümkün değil. Ama kendi içimizde ördüğümüz asimilasyon bizi sarmış durumda buna dikkat çekmemiz gerekiyor” dedi.

    Köyden kente göç ile birlikte sazların tektipleştiğini söyleyen Canpolat, cemlerin ise giderek yapaylaştığını, farklılığını kaybettiğini ifade etti. Sivas katliamından sonra semahın sembolik bir hale gelmeye başladığını da eleştiren Canpolat, “Semahın ekibi olmaz, aşka geldiğin her an dönülebilir. Hakka ulaştıktan sonra kişi ne yaptığını bilmez. Semahı da tektipleştirdiğimiz için seyir için dönmüş oluyoruz” dedi. Canpolat, ayrıca aşıklık geleneğinin de tektipleştirildiğini ifade etti.

    GENÇLİK CEMEVLERİNİN EĞİTİM YUVASINA DÖNÜŞMESİNİ İSTİYOR

    Gençlik kollarından Nazlı Demir de asimilasyon ve yozlaşma ile karşı karşıya olduklarını ifade etti. Demir sözlerini şöyle konuştu:

    “Kulaktan dolma ve yanlış bilgiler var. Dedeleri eleştirme hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Her cemevinde farklı bir yolun yürütülmesi de gençleri uzaklaştırıyor cemevlerinden. Gençlerde kafa karışıklığına da neden oluyor. Alevilik üzerine konferansların yapıldığı bir eğitim yuvasına dönüşmesi gerekiyor. Bunlar olmazsa 10-15 yıl içinde yok olmakla karşı karşıya Alevilik. Birlik olmayı öğrenmemiz gerekiyor.”

    “ALEVİLİKTE SÜREKLER BELLİDİR”

    Süleyman Deprem dede, hala herkesin kendine göre Alevi yolu belirleme gayretinde olduğunu söyledi.

    Deprem dede sözlerine şöyle devam etti: “Aleviliğin esasları bellidir halbuki. Alevilikte ortak paylaşımı esas alırız ama kendi aramızda ortaklaşmayı beceremiyoruz. Örgütlülüğümüzü körüklemeye devam ediyoruz. Son 30 yılda çeşitli kurumlarımızın bir araya gelerek Alevilerin tek çatı altında olmalarını isteyen çalışmaları önemlidir. Alevilikte sürekler bellidir. Sürekler kendi içerisinde inanç kurulu oluşturabilir. Ama dernekler buna sahip değildir. Dernek ve vakıfları yolun erkanın önüne koymak gibi yanlışlar var. Alevilikte birlik esastır. Yol erkanın esaslarına uygun yapılmalıdır. Yan yana durmak zorundayız. Çünkü bölündük, yok edildik.”

    HAKKA YÜRÜME ERKANINDA ASİMİLASYON

    Özdoğan Sağlam dede ise hakka yürüme erkanındaki asimilasyona değindi.

    Sağlam dede, “Hakka yürüme erkanı Aleviliğin özünde olup hak döşeğinde ağıtlar yakılırdı, deyişler söylenirdi. Yol yürüten bir can tarafından bu hizmet yapılırdı. Bu hizmet yapılırken bürokrasiden geldikleri için bunların erkanımızı görmeleri için mezarların önüne musalla taşı koyma gereği duydu. Bu sefer musalla taşının önünde Alevi toplumu namaz kılmaya başladı.” dedi.

    Asimilasyonun böyle başladığını söyleyen Sağlam dede sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kendi pir ve dedelerimizi İslam öğretisinin içeresine itekledik. Dedeler, Sünni ulemaların verdiği duaları okumaya ve eğitim görmeye başladılar ve kendi taliplerine bu hizmeti vermeye başladılar. Şehirleşme ile birlikte son asimilasyonu buraya taşıdık. Bu asimilasyon gerçeği Anadolu’daki tüm toplumlarda vardır. Cemevlerinde asimilasyona karşı mücadele verirken gelin 4 kapı 40 makam öğretilerine göre yapalım diyoruz.

    Bizi asimile eden biz kendimiziz. Ama maalesef biz ısrarla hakka yürüme erkanlarını ötekileştirme derdindeyiz. Biz kendimiz olduğumuz sürece var olabiliriz. Kurumların bu meseleye el atması lazım.”

    Konuşmaların ardından kurultay soru cevap ile devam etti.

    PİRHA/İZMİR