Etiket: Alevi öğrenci

  • Kete: Alevi öğrenciye ırkçı saldırı özel savaş politikasının uygulaması-VİDEO

    Kete: Alevi öğrenciye ırkçı saldırı özel savaş politikasının uygulaması-VİDEO

    PİRHA- Koç Üniversitesi yurdunda Alevi öğrenciye yönelik ırkçı saldırı ve söyleme tepki gösteren DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, “Cumhuriyet modernitesinin kurucu aklının, resmi ideolojinin, bir öğrenci şahsında güncellenmesi halidir. Asla kabul etmiyoruz. Bir mücadele hattı oluşturulmadığı ve bir araya gelinmediği sürece, Yolda birlik sağlanmadığı müddetçe bu saldırılar artacaktır” dedi.

    Koç Üniversitesi’nin öğrenci yurdunda TÜBİTAK birincilik ödülü alan üniversiteli F. B.’nin, aynı odayı paylaştığı Hasan Ege Karanfil ve Arda D. tarafından Kürt ve Alevi olduğu gerekçesiyle saldırıya maruz kalmasına yönelik tepkiler sürüyor.

    Alevi-Kürt olduğu için ırkçı saldırıya uğrayan F.B ile saldıran öğrenciler arasındaki ses kayıtları soruşturma dosyasına girdi. Saldıranların “Kürt olduğu yetmezmiş gibi adam bir de Alevi ya” dedikleri kayıtlara yansıdı.

    DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, saldırıyı PİRHA’ya değerlendirdi.

    “Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmak, köle olmaktır” diyen Mahmut Esat Bozkurt’un sözlerini hatırlatan Kete, AKP-MHP ittifakının ve resmi ideolojinin de üniversitelerden başlayarak bütün kamusal alanı dincilik, ırkçılık ve cinsiyetçilik üzerinden inşa etmek istediğini kaydetti.

    1921 ANAYASASI HATIRLATMASI

    Yeni yılda da Alevilere yönelik ırkçı söylemlerin ve saldırıların devam ettiğini söyleyen Kete, “2024 yılına girerken bütün Alevi kurumları olarak Türkiye’de çokluğun teklik üzerine değil ikrarlı ve rızalı bir şekilde bir konsensüs ilkesiyle beraber bu vatanda eşit ve özgür yurttaş olarak yaşamamız konusunda temennilerimizi söyledik. Bu yeni yüzyıla girerken 1921 Anayasası’nda belirlenen konsensüs ilkesi çerçevesinde bütün farklılıkların, etnik yapıların beraber yaşayacağı bir durumu temenni etmiştik. İnancımızın zihniyet yapısı da bu konuda buna meydan açmaktadır. 72 millete bir bakma ilkemiz bir konsensüs ilkesidir. Fakat gördüğümüz gerçeklik buna uygun olmadı. Koç Üniversitesi’nde yaşanan süreçle söylenen söylemler büyük bir sorunla karşı karşıya olduğumuzun ifadesidir” dedi.

    “MAHMUT ESAT BOZKURT’UN RUHU ADETA DEVREDİLDİ”

    Kete, Alevi öğrenciye yönelik saldırının resmi ideolojinin yansıması olduğuna vurgu yaparak, “Cumhuriyetin kurucu ideologlarından olan Mahmut Esat Bozkurt’un, ‘bu ülkede Türk olmayanların bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmak, köle olmaktır’ söylemi Koç Üniversite’nde mağdur olan öğrenciye yönelik de söylemlerdi. Mahmut Esat Bozkurt’un ruhunun adeta yeniden devriye edildiği bir süreç yaşandı. Öğrencinin kendi kimliği, inancı, kültürü, yönelimleri doğrultusunda bir yaşam inşa etmesi en doğal hakkıdır. Bunun üzerinden yok edilmesi adeta itlaf edilmesi gibi söylemler ırkçı, faşist söylemlerdir. Bu bir kişinin fevri söylemleri değil, cumhuriyet modernitesinin kurucu aklının, resmi ideolojinin bir öğrenci şahsında güncellenmesi halidir. Asla ve asla kabul edebileceğimiz bir durum değildir” diye konuştu.

    “ÖZEL SAVAŞ POLİTALARININ KÜRDE VE ALEVİYE YÖNELİK UYGULAMASI”

    Zeynel Kete, AKP-MHP ittifakının ve resmi ideolojinin üniversitelerden başlayarak bütün kamusal alanı dincilik, ırkçılık ve cinsiyetçilik üzerinden inşa etmek istediğini ifade etti.

    Alevi öğrenciye saldırının özel savaş politikalarının Alevi ve Kürt’e yönelik uygulamaları olduğuna işaret eden Kete şöyle deva etti:

    “Bu söylem sadece Alevilere yönelik değil, sistem dışı kalan, mücadele eden demokrasi güçleridir. Bu öğrencinin karşı karşıya kaldığı zulüm ve linç edilme hali eğer bu toplumda kabul görürse, demokrasi güçleri bu konuyla ilgili bir araya gelmezse ve özelde Alevi demokratik hareketi bir bütünen yolda birliği sağlamazsa, çözüm alıcı müdahalelerde bulunmazsa bunlarla çok karşılaşacağız. Yaşam alanlarımızı daraltmaya benzer zulmün, linçin bundan sonrada olabileceğinin benzer ifadesidir. Bu tarz söylemler ve söylemde bulunanlar yargılanmaz ve hak ettikleri ceza ile karşılaşmazlar iseler güven kazanacaklar. Yaptıkları kendilerine kar kalacaktır. Özel savaş politikalarının Kürt’e ve Aleviye yönelik uygulamalarıdır. Biz Alevi kurum temsilcileri ve ocakzadeler olarak bu söylemlere asla ve asla rızalık göstermeyiz.”

    “MÜCADELE HATTI OLUŞMAZSA SALDIRILAR ARTAR”

    Resmi ideolojinin saldırı ve söylemlerine maruz kalan farklı kimlik ve inançların ortak bir mücadele hattı oluşturmaması durumunda saldırıların artacağına vurgu yapan Zeynel Kete, “Nasıl ki 1921 Anayasası’nda bir konsensüs ilkesi sağlanarak bütün farklılıklar bir araya geldiyse yaşadığımız an itibariyle ülkenin yine böyle bir duruma ihtiyacı vardır. Bir rıza anayasası ile eşit ve özgür yurttaş olarak hep beraber sorunları çözebilecek bir pratik geliştirmemiz gerekiyor. Bu tarz söylemler, gayretler demokratik siyaset ve cumhuriyetin demokratikleşmesi ile ilgili adımlar arttığı müddetçe elbette birilerinin alanları daralacaktır” dedi.

    Kete, Alevilerin sorununun sadece Alevilerle çözülebilecek bir sorun olmadığını belirterek, “Aleviliğin değil Alevilerin bir sorunu var. Alevilerin sorunu da demokrasi mücadelesi veren, Kürtlerle, emekçilerle birlikte çözülür. Bunların bir araya gelmesi elzemdir, olmazsa olmazdır. Bir mücadele hattı oluşturulmadığı ve bir araya gelinmediği sürece, yolda birlik sağlanmadığı müddetçe bu yaptırımlar artacaktır. Bu tip baskının, dinciliğin, ırkçılığın önüne geçmenin en büyük yolu Yolda ikrarlı birliktir” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR

     

  • DAD İzmir Şubesi’nden coşkulu Gaxan kutlaması-VİDEO

    DAD İzmir Şubesi’nden coşkulu Gaxan kutlaması-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de düzenlenen Gaxan kutlamasında konuşan DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Gaxan’ın toplumsal birlik ve beraberlik bayramı olduğunu söyledi. Kete, ayrıca Koç Üniversitesi öğrencisinin uğradığı ırkçı saldırıyı kınayarak, “Bizim inancımız ise tekliği kabul etmiyor. Bütün etnik yapılarla beraber çokluk içinde yaşayabiliriz. Bunun yolu da cumhuriyeti demokratik hale gelmesinden geçiyor. Bu manada bir öğrencinin inancından kaynaklı linç edilmesini kabul etmiyor ve rıza göstermiyoruz” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi Gaxan’ı kitlesel olarak kutladı. Tarihsel yaşam alanlarından göç eden Alevi toplumunun kültürünü unutmaması ve tarihsel hafızasının diri tutulması adına Bayraklı ilçesinde düzenlenen Gaxan’ı yüzlerce kişi coşkuyla karşıladı.

    Çok sayıda yurttaşın katıldığı etkinlik Gaxan’ın temsili karakteri olan Kalo Gaxan ve Fadikê’nin davul zurna eşliğinde canlandırıldığı performans büyük ilgi gördü.

    Etkinlikte Kureyşan Ocağı Piri İsmail Alkan’ın çerağ uyandırması ve gülbeng vermesi ardından DAD İzmir Şubesi Eş Başkanları Nebat Çelik  ve Fırat Dikmen selamlama konuşmalarını yaptı.

    “İNANCIMIZI DEVLET GÜDÜMÜNE ALMAYA KARŞI DİRENECEĞİZ”

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunmak için bir arada olduklarını vurguladı. Alevilerin cumhuriyetin yüzyılında ne adaleti, ne eşitliği, ne de özgürlüğü deneyimleyemediğini belirten Doğan, “Önümüzdeki yüzyılda da bununla yaşamak istemiyoruz. Kendi inancımızı inşa ederek bu inancı yaşatacağız. Türkiye’de Aleviliği tanımlayıp Sünni İslam’a eklemlemek istiyorlar. Buna karşın da direnç göstermeliyiz. Alevilik özgündür ve hiç bir inancın içinde de dışında da değildir. İnancımızı kimse belirleyemez. Bu anlamıyla zorunlu din dersleri ve Diyanetin inancımızı tariflemesine, devletin güdümüne almaya çalışmasına karşı direnç gerçekleştireceğiz. Alevilikte kadınlar eşit ve özgürdür. Yolun koruyucusu ve sürdürücüsü anadır. Aleviler kadını ötelemiyor ama ne yazık ki eşit ve özgür de değiliz. Bu inancı özümseyip gelecek nesillere taşımak için önce Alevi inancının ne söylediğini anlamamız lazım. Bunun içinde Alevi kadınlar örgütlenenin temel taşı siz olmalısınız” dedi.

    KETE: RIZA GÖSTERMİYORUZ

    Gağan’ın toplumsal dayanışma ve birlik bayramı olduğunu, bu yönüyle de binlerce yıldır devam ettiğini söyleyen DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete de, Koç Üniversitesinde Alevi bir öğrencinin uğradığı saldırıyı kınayarak, “Mahmut Esat Bozkurt ‘bu ülkede Türk olmayanlara bize köle olabilir’ demişti. Bizim inancımız ise tekliği kabul etmiyor. Bütün etnik yapılarla beraber çokluk içinde yaşayabiliriz. Bunun yolu da cumhuriyeti demokratik hale gelmesinden geçiyor. Bu manada bir öğrencinin inancından kaynaklı linç edilmesini kabul etmiyor ve rıza göstermiyoruz” diye konuştu.

    Kete, AKP’nin kurduğu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi ocakları ve pirlerine saldırı niteliğinde olduğuna işaret ederek, “Dersim katliamı öncesinde de önce ocaklarımıza ve pirlerimize yönelmişlerdi. Ocaklarımız bizlerin varlık sebebidir. Pirlerimize saldırıya da rıza göstermeyeceğiz. Bir pir devletin verdiği maaşa razı oluyorsa bu yol adına düşkündür” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Gaxan’ın temsili karakteri olan Kalo Gaxan ve Fadikê’nin davul zurna eşliğinde canlandırıldığı performans sergilenirken, etkinlik Koma Vengê Ma’nın sahne almasıyla son buldu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ABF’den Alevi öğrenciye işkenceye tepki: Açılacak davaya müdahil olacağız!

    ABF’den Alevi öğrenciye işkenceye tepki: Açılacak davaya müdahil olacağız!

    PİRHA- Koç Üniversitesi yurdunda kalan Alevi öğrenciye aynı odayı paylaştığı ırkçı iki saldırganın işkence etmesine Alevi Bektaşi Federasyonu sert tepki gösterdi. Koç Üniversitesi’nin saldırganlara göz yumduğunu belirten ABF, “Alevi öğrencinin uğradığı bu saldırıyı kınıyoruz ve saldırganların cezalandırılmaları için soruşturma sonrası açılacak davaya müdahil oluyoruz” dedi. 

    TÜBİTAK birincilik ödülü sahibi üniversite öğrencisi F.B., 2 öğrenci ile kaldığı Koç Üniversitesi‘nin yurdunda işkence gördü. Irkçı sözlerle saldırdıkları öğrencinin odadan ayrılmasını isteyen Hasan Ege K., F.B.’ye kemerle şiddet uyguladı, kızgın ütüyü yüzüne yapıştırmak istedi. Hasan Ege K.’nin yönlendirmesiyle Arda D. isimli odada kalan diğer kişi ise kesici aletle yüzünü ve karnını kesti.

    halktv.com.tr’den Dinçer Gökçe’nin haberine göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmaya göre dikkat çeken olay geçen 15 Kasım gecesi yaşandı. 21 yaşındaki F. B. geçen 19 Ekim günü, 3 öğrencinin kalabildiği yurt odasına yerleşti. Yüzü ve karnı kanayan F. B., yurt binasının yangın alarmına basarak güvenliği çağırdı. Bir süre özel güvenliğin gelmesini bekleyen F. B., daha sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırıldı. Yaşanan işkenceye ilişkin daha sonra soruşturma başlatıldı.

    Alevi öğrenciye işkenceye Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) sert tepki gösterdi.

    Yazılı bir açıklama yapan ABF, “Alevi inancına sahip öğrencinin uğradığı bu saldırıyı kınıyor ve saldırganların cezalandırılmaları için soruşturma sonrası açılacak davaya müdahil oluyoruz” dedi.

    “KUTUPLAŞTIRAN ZİHNİYETİN SONUÇLARINI YAŞIYORUZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “Bugün basına düşen haberde; Koç Üniversitesi yurdunda bir öğrenciye, ‘Kürt ve Alevi olduğu gerekçesiyle’ işkence yapıldı, kemerle dövüldü, yüzüne ütü tutuldu: “Alt ırksınız. İtlaf edilmeniz lazım. Köle olduğunuzu kabullenmelisiniz. İtaat etmek zorundasınız. Buradan gitmezsen seni öldürürüz.”
    Tehditlerle bir öğrenci 15 Kasım 2023 tarihinde saldırıya uğramış.
    Kindar ve dindar nesil yetiştireceğiz mantığı ile eğitim sistemini gericileştiren, inançlar ve kimlikleri üzerinden insanları kutuplaştıran zihniyetin sonuçlarını yaşıyoruz.
    Alevilere yönelik saldırıların hemen hemen hepsinde cezasızlık politikası uygulanmaktadır. Soruşturmanın halen davaya dönüşmemesi bunun göstergesidir.

    “İKİNCİ BİR SALDIRININ SORUMLUSU KOÇ ÜNİVERSİTESİ OLACAKTIR”

    Koç Üniversitesi yönetiminin ise bugüne kadar konuyla ilgili açıklama yapmaması ve soruşturma açmaması ayrımcılıktan ve şiddetten yana tavır alması ayrıca sıkıntılı bir durumdur. Bugün kamuoyu baskısı sonrası soruşturma açacaklarını ifade etmişlerdir. Buna rağmen öğrencinin tekrar aynı yurtta saldırganlarla kalmalarına göz yummaktadır. Öğrenciye yapılacak ikinci bir saldırının sorumlusu Koç Üniversitesi olacaktır.
    Alevi inancına sahip olan öğrencinin uğradığı bu saldırıyı kınıyor ve saldırganların cezalandırılmaları için soruşturma sonrası açılacak davaya müdahil oluyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    Alevi öğrenciye yurttaki oda arkadaşlarından korkunç işkence!
    Alevi öğrenciye yurt odasında işkence eden saldırganlara üniversiteden soruşturma
    Alevi öğrenciye işkence eden iki saldırgana tepki yağdı: Nefretiniz bitmeyecek mi?

  • Alevi öğrenciye işkence eden iki saldırgana tepki yağdı: Nefretiniz bitmeyecek mi?

    Alevi öğrenciye işkence eden iki saldırgana tepki yağdı: Nefretiniz bitmeyecek mi?

    PİRHA- Koç Üniversitesi yurdunda Alevi öğrenciye işkence eden ırkçı iki öğrenciye sosyal medyadan tepki yağdı. Suçlu öğrencilerin üniversiteyle ilişiğinin kesilmesi istenirken, “Alevilere kininiz, nefretiniz bitmeyecek mi?” denilerek tepki gösterildi. 

    TÜBİTAK birincilik ödülü sahibi üniversite öğrencisi F.B., 2 öğrenci ile kaldığı Koç Üniversitesi‘nin yurdunda işkence gördü. Irkçı sözlerle saldırdıkları öğrencinin odadan ayrılmasını isteyen Hasan Ege K., F.B.’ye kemerle şiddet uyguladı, kızgın ütüyü yüzüne yapıştırmak istedi. Hasan Ege K.’nin yönlendirmesiyle Arda D. isimli odada kalan diğer kişi ise kesici aletle yüzünü ve karnını kesti.

    halktv.com.tr’den Dinçer Gökçe’nin haberine göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmaya göre dikkat çeken olay geçen 15 Kasım gecesi yaşandı. 21 yaşındaki F. B. geçen 19 Ekim günü, 3 öğrencinin kalabildiği yurt odasına yerleşti.

    Yüzü ve karnı kanayan F. B., yurt binasının yangın alarmına basarak güvenliği çağırdı. Bir süre özel güvenliğin gelmesini bekleyen F. B., daha sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırıldı. Yaşanan işkenceye ilişkin daha sonra soruşturma başlatıldı.

    Soruşturma dosyasına göre F. B.’ye yönelik ayrımcı ifadeler kullandığı anlaşılan Hasan Ege K. ifadesinde olayın kendisi dışında yaşandığını iddia etti.

    FAŞİST SALDIRGANLARA TEPKİ YAĞDI

    Alevi öğrenciye işkence haberleri kamuoyunda infial yarattı. Sosyal medya hesaplarından faşist saldırganlara tepki yağdı.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat: Koç Üniversitesinde TÜBİTAK birincisi F. B., Alevi olduğu için aynı odada kaldığı 2 öğrenci tarafından saldırıya uğradı. Kemerle dövüldü, yüzüne ütü basılmak istendi, kesici aletle yaralandı. Ancak üniversite yönetimi bu duruma dair hala bir açıklama yapmadı. Koç Üniversitesi bir açıklama yapmak ve sorumlularla ilgili idari süreç işletmek zorundadır. Koç bir üniversite mi yoksa bir cezaevi mi? Böyle bir muamele nasıl yaşanabilir? Üniversite yönetimi ivedi bir biçimde gerekli girişimlerde bulunmalıdır, aksi takdirde her gün Koç Üniversitesi önünde olacağız!

    Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Dr. Haydar Baki Doğan: Koç Üniversitesi’ne tam burslu devam eden öğrencimizin, Alevi olduğu için, odasında kalan diğer iki öğrencinin sistematik saldırısına uğradığını üzülerek öğrenmiş bulunmaktayız. Koç Üniversitesi rektörlüğü ile iletişim kurmaya çalıştık ancak ulaşamadık. Bu durumun aydınlatılması için Koç Üniversitesi’nden bir açıklama bekliyoruz. Konunun takipçisi olacağımızı, suçlu öğrencilerin yurt ile ilişkisinin kesilmesi ve öğrencimizin haklarının korunması konusunda kararlı olduğumuzu ifade ediyoruz.

    “YETER ARTIK BU ZULÜM”

    Sanatçı Sabahat Akkiraz: Alevi diye iş bulamazsınız, okulda şiddet görürsünüz, her yerde hep sondasınız, oy verin ama susun derler. Kamuda zaten önce cemaatle sonrasında da sistematik olarak sözlü sınavları geçemezsin. Koç Üniversitesi’nde Alevi bir öğrenciye yapıldığı söylenen şiddet iddiaları için acil açıklama bekliyoruz. Yeter artık bu zulüm. Bin yıldır kininiz bitmedi. En sonunda çeteci diye aşağılanmamıştı koskoca halk o da yaşandı. Yazıklar olsun!

    “ALEVİLERE KİNİNİZ, NEFRETİNİZ BİTMEYECEK Mİ?”

    Sanatçı Metin Karataş: Alevilere kininiz, nefretiniz bitmeyecek mi? Aleviler size ne yaptı? Cemevinden çıkıp katliam mı yaptı? Otelde sıkıştırıp sizi mi yaktı? Oruç tutuyorsunuz diye sokaklarda sizi mi dövdü? Karnında bebekli hamile kadınların karnını mı deşti? Evinize çarpı işareti mi koydu? Sizin gibi olmadılar diye mi düşmansınız Alevilere? Dua edin ki sizin gibi olmadılar, yoksa bu ülke çoktan bölünebilirdi belki! Bu ülkede hala birlik, beraberlik, kardeşlik ve barış diyenler var ise bilin ki Alevileri kendinize benzetemediğinizdendir!

    “İŞKENCECİ SERBEST ÇÜNKÜ IRKÇI”

    Eren Keskin: Koç Üniversitesi’nde işkence, işkenceci serbest. Delillere ses kayıtlarına rağmen serbest. Çünkü ırkçı…Susma Koç Üniversitesi!

    Gazeteci Bahadır Özgür: Koç Üniversitesi yurdunda bir öğrenciye Kürt ve Alevi olduğu gerekçesiyle işkence yapılmış. Deliller, ses kayıtları vs. savcılıkta. Soruşturma açıldı. Ama üniversite susuyor, işkenceciler serbest geziyor.

    “ZORBA BİR KUŞAK YETİŞİYOR”

    Gazeteci Ozan Gündoğdu: Dindar ve kindar değil ama seküler ve kindar nesil… Buradan aşağıya doğru okumanızı dilerim. Eğlenemeyen, aşık olamayan, geleceğini kaybeden, son 7-8 yıldır yaşadıklarımızı normal zanneden, milli güvenlik endişeleriyle boğuşan, zorba bir kuşak yetişiyor.

    “REZALET OLAY”

    Avukat Cemil Çiçek: Öğrencinin avukatı “yüzünde ütü söndürülmeye çalışıldığını, müvekkiline işkence yapıldığını” sosyal medyadan duyurmasa Koç Üniversitesi işlem yapacak mıydı? Bu olay hakkında işlem başlatılması için sosyal medyada duyurmak mı gerekiyor? Nereden bakarsak bakalım rezalet olay.

    “KİNDAR VE DİNDAR NESİLLERE İŞKENCE YAPMAYI ÖĞRETTİLER”

    Hilal Nesin: İşkenceyi sadece üniformalılar yapmıyor, kindar dindar nesillere işkence yapmayı öğrettiler, her yere işkence odaları açtılar. Koç Üniversitesi gibi köklü bir kurumun yurdunda bunlar yapılıyorsa diğer yurtların ne halde olduğunu varın siz tahmin edin.

    “DAHA DA KÖTÜSÜ OKULDAN ATILAN ALEVİ ÇOCUĞU”

    Dede Eren Yıldırım: Koç Üniversitesi’nde, Tübitak birincisi, tam burslu başarılı bir öğrenciye, sırf Alevi olduğu için oda arkadaşları tarafından işkence yapılmış. Kemerle dövmüşler, vücudunu kesmişler, suratına ütü basmışlar.. Ve şu cümleleri kullanarak; “..Köle olduğunuzu kabullenmelisiniz. İtaat etmek zorundasınız. Buradan gitmezsen seni öldürürüz..” Bu haberi okurken ve bunları yazarken kanım dondu.. Nedir bu nefret, kin, düşmanlık.. Kim getirdi gençliği bu hale, ırkçı, faşist ve hoşgörü ile bakmayan bir yapıya. Ve daha da kötüsü ne biliyor musunuz? Okuldan atılan/uzaklaştırılan dayak yiyen, işkence edilen Alevi çocuğu.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    Alevi öğrenciye yurttaki oda arkadaşlarından korkunç işkence!
    Alevi öğrenciye yurt odasında işkence eden saldırganlara üniversiteden soruşturma

  • Alevi öğrenciye yurt odasında işkence eden saldırganlara üniversiteden soruşturma

    Alevi öğrenciye yurt odasında işkence eden saldırganlara üniversiteden soruşturma

    PİRHA- Koç Üniversitesi’nde okuyan F.B.’ye Alevi ve Kürt olduğu için işkence eden iki ırkçı saldırgan öğrenci hakkında üniversitenin soruşturma başlattığı duyuruldu. 

    TÜBİTAK birincilik ödülü sahibi üniversite öğrencisi F.B., 2 öğrenci ile kaldığı Koç Üniversitesi‘nin yurdunda işkence gördü. Irkçı sözlerle saldırdıkları öğrencinin odadan ayrılmasını isteyen Hasan Ege K., F.B.’ye kemerle şiddet uyguladı, kızgın ütüyü yüzüne yapıştırmak istedi. Hasan Ege K.’nin yönlendirmesiyle Arda D. isimli odada kalan diğer kişi ise kesici aletle yüzünü ve karnını kesti.

    halktv.com.tr’den Dinçer Gökçe’nin haberine göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmaya göre dikkat çeken olay geçen 15 Kasım gecesi yaşandı. 21 yaşındaki F. B. geçen 19 Ekim günü, 3 öğrencinin kalabildiği yurt odasına yerleşti.

    Yüzü ve karnı kanayan F. B., yurt binasının yangın alarmına basarak güvenliği çağırdı. Bir süre özel güvenliğin gelmesini bekleyen F. B., daha sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırıldı. Yaşanan işkenceye ilişkin daha sonra soruşturma başlatıldı.

    Soruşturma dosyasına göre F. B.’ye yönelik ayrımcı ifadeler kullandığı anlaşılan Hasan Ege K. ifadesinde olayın kendisi dışında yaşandığını iddia etti.

    YAYINEVİ SÖZLEŞMEYİ FESHETTİ

    Bu arada İthaki Yayınları, oda arkadaşına ırkçı ifadeler kullanarak saldırdığı öne sürülen Hasan E. K. ile olan sözleşmesini feshettiğini duyurdu.

    KOÇ ÜNİVERSİTESİ SORUŞTURMA BAŞLATTIĞINI DUYURDU

    Koç Üniversitesi olayın sosyal medyada gündem olmasının ardından bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Bilime ve insanlığa hizmet etme hedefiyle kurulmuş akademik bir kurum olarak taviz veremeyeceğimiz ilkelerin başında şiddetin ve ayrımcılığın hiçbir türünün kabul edilemeyeceği yer almaktadır. Bu kapsamda, üniversitemizde yaşanan olayla ilgili derhal gerekli soruşturmalar başlatılmıştır ve konu ayrıca yargıya taşınmıştır. Kamuoyunun bilgisine sunarız” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    Alevi öğrenciye yurttaki oda arkadaşlarından korkunç işkence!

     

  • Alevi öğrenciye yurttaki oda arkadaşlarından korkunç işkence!

    Alevi öğrenciye yurttaki oda arkadaşlarından korkunç işkence!

    PİRHA- Alevilere yönelik nefret saldırıları son bulmuyor. Üniversite öğrencisi F.B.’ye oda arkadaşları işkence yaptı. Kesici aletle yaralanan F.B., ‘Alevi olduğum için yaptılar’ dedi. İşkence gören öğrenci, saldırganların kendisine, “Alt ırksınız. İtlaf edilmeniz lazım. Köle olduğunuzu kabullenmelisiniz. İtaat etmek zorundasınız. Seni bu odada istemiyoruz. Buradan gitmezsen seni öldürürüz” dediklerini de aktardı. 

    halktv.com.tr’den Dinçer Gökçe’nin haberine göre, TÜBİTAK birincilik ödülü sahibi üniversite öğrencisi F.B., 2 öğrenci ile kaldığı Koç Üniversitesi‘nin yurdunda işkence gördü. Irkçı sözlerle saldırdıkları öğrencinin odadan ayrılmasını isteyen Hasan Ege K., F.B.’ye kemerle şiddet uyguladı, kızgın ütüyü yüzüne yapıştırmak istedi. Hasan Ege K.’nin yönlendirmesiyle Arda D. isimli odada kalan diğer kişi ise kesici aletle yüzünü ve karnını kesti.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmaya göre dikkat çeken olay geçen 15 Kasım gecesi yaşandı. 21 yaşındaki F. B. geçen 19 Ekim günü, 3 öğrencinin kalabildiği yurt odasına yerleşti.

    Yüzü ve karnı kanayan F. B., yurt binasının yangın alarmına basarak güvenliği çağırdı. Bir süre özel güvenliğin gelmesini bekleyen F. B., daha sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırıldı.

    Yaşanan işkenceye ilişkin daha sonra soruşturma başlatıldı.

    Soruşturma dosyasına göre F. B.’ye yönelik ayrımcı ifadeler kullandığı anlaşılan Hasan Ege K. ifadesinde olayın kendisi dışında yaşandığını iddia etti.

    “ALEVİ OLDUĞUM İÇİN AYRIMCILIK YAPIYORDU”

    Yüzünden ve belinden yaralanan F. B. ise ifadesinde “Hasan Ege K., ben Alevi olduğum için ve bana karşı ayrımcılık yaptığından dolayı beni odadan atmak istiyordu. Kendisinden şikâyetçi olacaktım. Ancak, öğrenci olduğu ve sabıkasına yansımasını istemediğim içim şikâyetçi olmadım. Halen bana ayrımcılık yapmaya devam ediyor” dedi.

    Bu kişinin, yüzüne ütüyü yapıştırmaya çalıştığını anlatan F. B., Arda D.’nin, yüzünü kesmesinden sonra da kendisini yumruklamaya devam ettiğini kaydetti.

    SALDIRGAN ÖĞRENCİ: ALT IRKSINIZ İTLAF EDİLMELİSİNİZ

    Öte yandan savcılık soruşturma dosyasına, 5 ayrı ses kaydının çözümü girdi. Kendisini odadan atmaya çalışan Hasan Ege K.’nin, F. B.’ye yönelik “Türkiye’nin, belli bir noktadan sonraki Doğusu, olduğu gibi ateşe verilse…” diyor. Hasan Ege K., F. B.’nin etnik kimliği için “Alt ırksınız. İtlaf edilmeniz lazım. Köle olduğunuzu kabullenmelisiniz. İtaat etmek zorundasınız. Seni bu odada istemiyoruz. Buradan gitmezsen seni öldürürüz” ifadelerini kullanıyor.

    SALDIRGANLARA YAPTIRIM UYGULANMADI!

    Soruşturmaya ilişkin görüşüne başvurulan F. B.’nin avukatı Alper Sarıca, yaşanan olaylar nedeni ile okul idaresinin de ciddi ihmali olduğunu belirterek, TÜBİTAK birincisi bir öğrencinin ayrımcılığa maruz kalmasının vahim nitelikte olduğuna işaret etti.

    Av. Sarıca, “Müvekkilin, kendisine bu saldırıyı yapan fail ile birlikte okuldan uzaklaştırılması, savcılıkça da hakkında adli kontrol istenerek mağduriyetinin iyice artırılması, bu vahşeti tertipleyen diğer oda arkadaşına ise bugüne dek hiçbir yaptırım uygulanmaması oldukça dikkat çekici. Müvekkil açısından hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağım” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mevlüt Akbal: İktidar Alevilere yönelik nefret söylemlerinin üzerini örtüyor-VİDEO

    Mevlüt Akbal: İktidar Alevilere yönelik nefret söylemlerinin üzerini örtüyor-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Marmara Bölge Sorumlusu Mevlüt Akbal, Bursa’da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz’in, Aleviler hakkındaki nefret söylemini hatırlatarak “Devlet erkinin kullandıkları dil aslında bu ortamı hazırlıyor” dedi. Akbal, “Bu soruşturmanın, bu nefret suçunun sonrasında ne tür şeyler yapılacağının takipçisi olacağız. Her anını da kamuoyuyla paylaşacağız” dedi. 

    Bursa’da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz’in Alevilere yönelik nefret söylemlerine tepkiler sürüyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) MYK üyesi ve Marmara Bölge Sorumlusu Mevlüt Akbal, PİRHA’ya yaptığı değerlendirmede konunun takipçisi olduklarını vurguladı.

    “İKTİDAR, NEFRET SÖYLEMLERİNİN ÜZERİNİ ÖRTÜYOR”

    Mevlüt Akbal, Alevilere yönelik nefret suçlarının temeli olarak siyasal iktidarın söylemlerini işaret ederek, “Öncelikle geçtiğimiz süreçte Bursa’da bir Alevi canımızın sınıf içerisinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretmeni tarafından nasıl rencide edildiğine şahit olduk. Ama biz Alevi canlar bunu ilk kez yaşamıyoruz. Yıllardır okullarda, kurumlarda sosyal ortamlarda bu türden nefret söylemleri ile karşı karşıya kalıyoruz” dedi.

    Biz Alevi kurumları olarak bu nefret suçuna karşı hem PSAKD ve Bursa Eğitim-Sen aracılığıyla basın açıklamalarımızı yaptık ve suç duyurusunda bulunduk” diyen Akbal şöyle devam etti:

    “Ancak suç duyurusu sonrasında yapılan işleme baktığımızda Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından, bu nefret söylemini kullanan, nefret suçunu işleyen öğretmen, sadece okul değişikliği ile bir soruşturmaya tabi tutuldu. Herhangi bir cezai işlem veya hukuki bir sürecin başlayıp başlamadığı bilgisi ise henüz elimize ulaşmadı. Ama biz geçmişten de biliyoruz ki okulunu değiştirecekler, belki başka bir okula da idareci yapılacak. Bu da bize şunu gösteriyor; mevcut iktidar ya da bu ülkeyi yönetenler, bu söylemlerin önüne geçmek yerine bu söylemlerin üzerini örtüyor, hatta teşvik ediyor. Bunların önüne geçebilmek sadece soruşturmayla ya da cezalandırmayla da olmuyor. Devlet erkinin kullandıkları dil aslında bu ortamı hazırlıyor. Öğretmenler ya da nefret suçunu kullananlar, bu dili kendileri üretmiyor. Bir yerlerden alarak veya bir yerlerden edinerek, öğrenerek gündeme getiriyorlar.”

    “GEREKLİ OLAN TAKİBİ YAPACAĞIZ”

    Alevilerin eşit yurttaşlık istediğini belirten Mevlüt Akbal, “Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu unsuruyuz. Diğer vatandaşlar hangi haklara sahipse biz de o haklara sahibiz. Çocuklarımız okullarında Alevi oldukları için ya da dillerinden, dinlerinden, ırklarından dolayı herhangi bir ayrımla, kötü sözle, nefret suçuyla karşı karşıya gelmesinler. Bunun temel çözümü de hukukta karşılığını bulması, bunu yapanların yanına kar kalmaması ile olur. O anlamda biz gerekli olan takibi yapacağız. Bu soruşturmanın, bu nefret suçunun sonrasında ne tür şeyler yapılacağının takipçisi olacağız. Her anını da kamuoyuyla paylaşacağız” diye belirtti.

    NE OLMUŞTU?

    Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz, ders esnasında öğrencilere “Ben Alevilerin gittikleri yolun yanlış olduğunu düşünüyorum. Çoğu Alevi ailede çocuğun kimden olduğu belli değil. Aleviler, Hz. Ali’yi Hz. Peygamberimizin yerine koyuyorlar. Çoğu Alevinin ahlaki açıdan bozuklukları bulunuyor. Bir erkek ile kız öğrencinin ders dışında konuşması da zina” dedi. Öğretmenin bu sözleri üzerine Alevi öğrenciler durumu ailelerine bildirdi. Bir ailenin okula giderek duruma tepki göstermesi ve suç duyurusunda bulunmasının ardından Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü olayla ilgili soruşturma başlattı.

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

  • Demirdizen: Nefret söyleminde bulunanlar siyasi iktidardan güç alıyor -VİDEO

    Demirdizen: Nefret söyleminde bulunanlar siyasi iktidardan güç alıyor -VİDEO

    PİRHA- HBVAKV Köyceğiz şubesi eski başkanı Mehmet Ali Demirdizen, Bursa’da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz’in Alevilere yönelik nefret söylemlerinde bulunmasına ilişkin tepkisini dile getirerek, “Bir tanesi meslekten atılsın bir başkası ona cesaret edemez. Arkalarında siyasi iktidarın gücü var” dedi.

    Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Köyceğiz şubesi eski başkanı ve eğitimci Mehmet Ali Demirdizen, Bursa’da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz’in Alevilere yönelik nefret söylemlerinde bulunmasına ilişkin tepkisini dile getirdi.

    “YAPILAN İNSANLIĞA VE EĞİTİMCİLİĞE SIĞMAZ”

    35 yıl çalışmış ve emekli olmuş bir eğitimci olarak 21. yüzyılda böyle bir konunun konuşuluyor olmasından üzüntü duyduğunu dile getiren Demirdizen, “O küçücük yavruların önünde böyle bir şey yapılması insan haklarına sığmaz, eğitimciliğe hiç sığmaz. Bu tabi daha önceden gelen projelerden kaynaklanıyor. Yıllar önce Ankara’da bir okulda çalışırken Ramazan ayında bir öğretmen şunu söylüyor ve diyor ki; Ailesi Sünni olan bu tarafa geçsin, Alevi olan bu tarafa geçsin diyor. Benim de samimi olduğum bir arkadaşım var. Kendisi Alevi eşi Sünni çocuk parmak kaldırıyor ve diyor ki; Öğretmenim benim babam Alevi annem Sünni ben hangi tarafa geçeceğim, diyor. O çocukların minicik beyinlerine sokuşturulmuş örümcek kafa zihniyeti var, bu kabul edilemez bir şey. Bursa’da yaşanan olayı kınıyorum. Zaten orada sivil toplum örgütleri gerekli kınamaları yaptılar ve daha fazlasının da yapılması gerekiyordu. En azından o öğretmenin yeri değiştirilmeden meslekten atılması gerekiyordu” diye konuştu.

    “NEFRET SÖYLEMİNDE BULUNANLAR SİYASİ İKTİDARDAN GÜÇ ALIYOR”

    Siyasi iktidarın bu tür nefret söylemlerinin yaşanmasını teşvik ettiğini, bu tür suçları işleyenlerin cezasız kaldığını vurgulayan Demirdizen, “Bir tanesi meslekten atılsın bir başkası ona cesaret edemez. Çünkü arkalarında güç var. Geçen hafta minicik bir yavrunun 6 yaşında bir çocuğun evlendirilmesi gündeme geldi. İstanbul’da bir lise müdürü bu olayları yazan yazarı kınayacak şekilde sosyal medyada demeç verdi. Hiç kimsenin sesi çıkmadı. Bizim Alevi toplum örgütleri, vakıflar, dernekler ve bizim paydaşlarımız olan diğer STK’larla birlikte karşı çıkılması gereken bir olay. İlla Alevi örgütü olması gerekmiyor. Bunu paydaşlarımızla birlikte yürütmemiz lazım. Onlar olmadan biz, biz olmadan da onlar olamaz zaten. Biz kendi haklarımızı istiyoruz ve çocuklarımıza bir yerlerden monte edilerek din kültürü dersi verilmesini kabul etmiyoruz” dedi.

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

     

  • İstanbul’da bir Alevi çocuğun daha kaydı imam hatipten alındı

    İstanbul’da bir Alevi çocuğun daha kaydı imam hatipten alındı

    PİRHA- Tercih etmediği imam hatip lisesine kaydı yaptırılan lise öğrencisi Alevi çocuğun kaydı, Arnavutköy Cemevi yöneticilerinin araya girmesiyle tercih yaptığı İbrahim Özaydın Lisesi’ne alındı.  

    İstanbul Arnavutköy’e bağlı Hadımköy’de yaşayan lise öğrencisi A. A tercih yaptığı İbrahim Özaydın Lisesi yerine Hadımköy TOKİ Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne kaydı yaptırıldı.

    A.A’nın velisi Musa A., Arnavutköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne dilekçe yazarak çocuğunun kaydının tercih yaptığı okula alınmasını istedi. Dilekçede A.A’nın bugüne kadar Alevi Bektaşi öğretisiyle yetiştirildiği, bu yüzden imam hatip lisesinde eğitim görmek istemediği vurgulandı.

    Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz’ın müdahale etmesiyle A.A’nın kaydı tercih yaptığı İbrahim Özaydın Lisesi’ne alındı.

    AİLELERE VE KURUMLARA DUYARLILIK ÇAĞRISI

    Aileleri çocuklarının eğitim gördüğü yerleri takip etmeleri konusunda uyaran Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, cemevi yönetici ve dedelerine de Alevi toplumuna sahip çıkmaları gerektiğini vurguladı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

     

  • Din öğretmeninin Alevi öğrenciye yönelik tavrı meclis gündeminde

    Din öğretmeninin Alevi öğrenciye yönelik tavrı meclis gündeminde

    PİRHA – İstanbul Arnavutköy’de Şehit Demet Sezen Çok Programlı Anadolu Lisesi’nde din dersi öğretmeninin Aleviliğe ve Alevi öğrenciye yönelik tavrı HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu tarafından meclis gündemine taşındı. Kenanoğlu, Mili Eğitim Bakanı Selçuk’a ilçe milli eğitim müdürlüğünün konuya ilişkin kayıtsızlığı nasıl izah edilmektedir? diye sordu. 

    Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, İstanbul Arnavutköy’de bir okulda Din dersi öğretmeninin Aleviliğe ve Alevi öğrenciye yönelik tavrını Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından yanıtlanması talebiyle meclis gündemine taşıdı.

    Kenanoğlu’nun verdiği önergede şunlar belirtildi:

    İstanbul Arnavutköy İlçesi’nde bulunan Şehit Demet Sezen Çok Programlı Anadolu Lisesi’nde görev yapmakta olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretmeni, muhtelif zamanlarda muhtelif sınıflarda Alevilere ve Aleviliğe yönelik düşmanca bir tavır göstermiş, bu yönde ifadeler kullanmıştır. Bunun üzerine bir öğrencinin tepki göstermesi üzerine ise bahsi geçen öğretmen öğrenciyi dersten atmış ve notunu kırmakla tehdit etmiştir.

    “ÖĞRENCİNİN PSİKOLOJİSİ BOZULDU”

    Öğretmenin bu tavrına maruz kalan öğrenci ise yaşananlar sonrasında psikolojisinin bozulduğunu ve okula gitmek istemediğini ifade etmiştir.
    Okul idaresi ise mağdur öğrencilerin ifadelerini almak dışında konuyla ilgili sessizliğini korumakta, öğretmenin görevden alınması yönünde herhangi bir inceleme ve girişimde bulunmamaktadır.

    Daha önce de buna benzer düşmanca bir tavır yine Arnavutköy’de bir Din Kültür ve Ahlak Bilgisi dersi öğretmeni tarafından sergilenmiş, kamuoyundan gelen güçlü tepkiler üzerine öğretmen görevden alınmıştı.

    “ÖĞRETMEN HAKKINDA BİR İNCELEME BAŞLATILACAK MI?”

    Bu bağlamda Ziya Selçuk’a şu sorular yöneltildi:

    *Bahsi geçen saldırgan tavrın sahibi öğretmen ve yanı sıra ailelerin ve öğrencilerin kaygılarını dikkate almayarak bu öğretmen hakkında idari bir incelemeye gerek duymayan okul yönetimi hakkında bakanlığınızca bir inceleme başlatılacak mıdır?

    *Sürecin Arnavutköy kamuoyunca bilinmesine rağmen ilçe milli eğitim müdürlüğünün konuya ilişkin kayıtsızlığı nasıl izah edilmektedir?

    *Bu kayıtsızlığın saldırgan tavra maruz kalan öğrenciler ve aileleri açısından durumun vahametini daha da arttıracağı görülememekte midir? Geçtiğimiz Eylül ayında Arnavutköy’de yaşanan ve kamuoyunca sert bir şekilde eleştirilen hadiseye rağmen benzer bir vakanın tekrar Arnavutköy’de meydana gelmesi bakanlığınızca nasıl açıklanmaktadır?

    PİRHA/İSTANBUL