Etiket: alevi soykırımı

  • Alevi kurumları Meclis’te olacak!

    Alevi kurumları Meclis’te olacak!

    PİRHA- Suriye’de Alevilere dönük soykırıma karşı Alevi kurumlarının öncülüğünde başlatılan “Soykırımı Durdurun” kampanyası kapsamında toplanan imzalar 10 Haziran’da Meclis’e sunulacak. Alevi kurumlarından oluşan heyet 9 Haziran’da Meclis’te bir dizi temasta bulunacak.

    Türkiye, Avrupa, Amerika ve Avustralya’dan yüzlerce kurumun imzasıyla başlatılan “Soykırımı Durdurun” kampanyası kapsamında toplanan imzalar, milletvekilleri ve kurum temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilecek basın açıklamasının ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne teslim edilecek.

    9 Haziran (yarın) Meclis’te Grup Başkanvekilleri ve milletvekilleriyle görüşme yapacak heyette aralarında Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF) , Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Suriye İnsan Hakları Topluluğu temsilcilerinin bulunduğu isimler yer alacak.

    HABER MERKEZİ

     

  • Bornova Cemevi’nde Alevi Sorunu ve Suriye’de Alevi Katliamı konuşuldu-VİDEO

    Bornova Cemevi’nde Alevi Sorunu ve Suriye’de Alevi Katliamı konuşuldu-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de Alevi Bektaşi Federasyonu ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi’nin düzenlediği panelde, Alevi toplumunun eşit yurttaşlık talebi, toplumsal barış süreci ve Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar ele alındı. Panelde konuşan PSAKD Bornova Cemevi Başkanı Barış Çelik ve tarihçi-yazar Erdoğan Aydın, Aleviliğin barış, eşitlik ve birlikte yaşam felsefesine dikkat çekti.

    İzmir’de Alevi kurumlarının düzenlediği “Günümüzde Alevi Sorunu -Toplumsal Barış Sürecinde Aleviler – Suriye’de Alevi Katliamı” başlıklı panel Bornova Cemevi’nde gerçekleştirildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi’nin düzenlediği panelde tarihçi ve yazar Erdoğan Aydın konuşmacı olarak yer aldı. Panelde Türkiye’de Alevilerin karşı karşıya kaldığı eşit yurttaşlık sorunu, toplumsal barış sürecinin önemi ve Ortadoğu’da özellikle Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar ele alındı.

    “ALEVİ TOPLUMU HER ZAMAN BARIŞTAN VE BİRLİKTE YAŞAMDAN YANA OLDU”

    Panelin açılış konuşmasını yapan PSAKD Bornova Cemevi Başkanı Barış Çelik, Aleviliğin insanı merkeze alan, rızalığı esas alan ve eşitliği savunan bir inanç ve yaşam yolu olduğunu vurguladı.

    Çelik, Aleviliğin bu toprakların en kadim inanç ve kültür yollarından biri olduğuna dikkat çekerek, Alevi felsefesinin barış, kardeşlik ve birlikte yaşam anlayışıyla toplumun ortak değerlerine önemli katkılar sunduğunu ifade etti.

    Konuşmasında Alevi toplumunun tarih boyunca karşı karşıya kaldığı baskı ve inkar politikalarına da değinen Çelik, “Aleviler yalnızca inançlarını yaşamak istedikleri için yüzyıllar boyunca baskılara, inkara, asimilasyon politikalarına ve katliamlara maruz kaldı. Buna rağmen Alevi toplumu hiçbir zaman kinle ve nefretle hareket etmedi,  her zaman barıştan ve birlikte yaşamdan yana oldu” dedi.

    Bugün de Alevilerin en temel talebinin eşit yurttaşlık olduğunu belirten Çelik, inançların özgür olduğu, kimliklerin inkar edilmediği ve herkesin eşit kabul edildiği demokratik bir ülke talebinin Alevi toplumunun ortak talebi olduğunu söyledi.

    Konuşmasında Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere de değinen Çelik, Suriye’de Alevi toplumuna yönelik saldırıların Alevi toplumunu derinden yaraladığını belirterek, inanca ve kimliğe yönelik her saldırının insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu ifade etti.

    Toplumsal barışın ancak hakikatle yüzleşerek ve eşitlik temelinde kurulabileceğini vurgulayan Çelik, panelin amacının da Alevi toplumunun yaşadığı sorunları tarihsel ve toplumsal boyutlarıyla tartışmak, toplumsal barışın yollarını konuşmak ve ortak bir gelecek üzerine düşünmek olduğunu söyledi.

    “HİÇBİR DEMOKRAT BARIŞ OLASILIĞINA KAYITSIZ KALMAMALIDIR”

    Tarihçi ve yazar Erdoğan Aydın ise konuşmasında Aleviliğin tarihsel olarak barışı, çoğulculuğu ve birlikte yaşamı savunan bir inanç geleneği olduğunu vurguladı.

    Aydın, Türkiye’de Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yollarla çözülmesi ihtimalinin toplum açısından önemli bir eşik olduğunu belirterek, “Sorunlarımızın barışla, hukukla ve demokratik haklarla çözülebileceği bir süreç imkanı ortaya çıkıyorsa buna hiçbir demokrat kayıtsız kalmamalıdır” dedi.

    Aleviliğin özünde barış anlayışının bulunduğunu ifade eden Aydın, bu yaklaşımın Anadolu’nun kadim düşünce geleneğinde de yer aldığını söyledi. Yunus Emre’nin sözlerini hatırlatan Aydın, Aleviliğin “Söz ola kese savaşı” diyen bir iradenin ifadesi olduğunu belirterek, farklılıkları dışlamayan ve çoğulculuğu esas alan bir inanç anlayışına sahip olduğunu dile getirdi.

    Aydın, “Sen sana ne sanırsan ayruğa da onu san” anlayışının barışı ve birlikte yaşamı merkeze koyan bir inanç zihniyetinin ifadesi olduğunu söyledi.

    “SURİYE’DE YAŞANANLAR KİMLİĞE VE İNANCA YÖNELİK SİSTEMATİK ŞİDDETTİR”

    Konuşmasında Ortadoğu’daki gelişmelere de değinen Aydın, özellikle Suriye’de yaşanan saldırıların Alevi toplumu açısından büyük bir trajedi yarattığını belirtti. Suriye’deki iktidar değişimi sonrası bölgede yaşayan Arap Alevilerinin ciddi saldırılarla karşı karşıya kaldığını ifade eden Aydın, Mart ayının ilk günlerinde yaşanan saldırılarda yüzlerce Alevinin yaşamını yitirdiğini ve on binlerce insanın ağır saldırılara maruz kaldığını dile getirdi.

    Aydın, bölgede yaşananların yalnızca siyasi bir çatışma değil, aynı zamanda kimliğe ve inanca yönelen sistematik bir şiddet dalgası olduğunu belirterek uluslararası kamuoyunun bu gelişmelere karşı daha duyarlı olması gerektiğini vurguladı.

    PİRHA-İZMİR

  • Birine vurulan neşter hepimizin canına: İzmir’de Alevi soykırımı protestosu!

    Birine vurulan neşter hepimizin canına: İzmir’de Alevi soykırımı protestosu!

    PİRHA – İzmir Alevi kurumları ile Emek ve Demokrasi bileşenleri, Suriye’de Mart 2025’ten bu yana Alevilere yönelik gerçekleşen katliamları unutmamak ve unutturmamak için basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, HTŞ ve IŞİD bağlantılı Colani çetelerinin saldırılarının sistematik bir soykırım olduğu vurgulandı.

    İzmir’de bulunan Alevi kurumları, Konak Eski Sümerbank önünde açıklama yaptı. “Suriye’de Alevi soykırımına karşıyız” pankartı açılan açıklamada “Katil Colani Suriye’den defol”, “Savaş hayır barış hemen şimdi” ve Suriye’de Alevi katliamı var” sloganları atıldı. Açıklamaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Burcugül Çubuk’un yanı sıra kentte bulunan siyasi parti ve kurumlar da katıldı.

    “SURİYE’DEKİ TABLODAN TÜM DÜNYA SORUMLUDUR”

    Kurumlar adına açıklama yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği GYK üyesi Kenan Yaşatürk, uluslararası insan hakları kurumlarının raporları, tanıklıklar ve sahadan gelen bilgilere göre saldırıların rastlantısal değil, Alevi toplumunu Suriye’den yok etmeyi amaçlayan sistematik bir nitelik taşıdığını belirtti. Bugün bu saldırılar devam ederken, Alevilerin hem özel sektörde hem de devlet kurumlarında işten çıkarıldığını aktaran Yaşatürk, “Bu tablo yalnızca Alevilerin meselesi değildir; aynı zamanda uluslararası toplumun da ağır sorumluluğudur. 8 Aralık 2024 tarihinde Suriye devletinin HTŞ çetelerine teslim edilmesinden itibaren, Suriye halkının tüm renklerine karşı fiilî bir savaş başlatılmıştır. Dünya kamuoyuna Suriye’ye demokrasi getireceği ilan edilen IŞİD militanı Colani ve çetesi, Suriye yönetimini gasp ettikleri andan itibaren halklara yalnızca kötülük ve soykırım getirmiştir. Suriye’de yaşayan Hristiyanlar, Dürziler ve Kürtler de HTŞ çetelerinin saldırısına maruz kalmıştır. Rojava günlerce insani ihtiyaçlarına ulaşamamış, abluka altına alınıp dünyayla bağlantısı kesilmiştir. Bu abluka nedeniyle çocuklar açlıktan ve soğuktan hayatını kaybetmiştir. Colani ve HTŞ çeteleri, karanlık tarihin baş aktörleri ve savaş suçlusu katilleridir” dedi.

    “TARİHSEL DÜŞMANLIK”

    Bütün bu saldırıların arkasında Alevilere yönelik tarihsel bir düşmanlığın yattığını söyleyen Yaşatürk, “Biz Anadolu Alevileri olarak Suriye’de yaşananları tarihsel hafızamızdan bağımsız görmüyoruz. Koçgiri’den Dersim’e, Maraş’tan Çorum’a, Sivas’tan Gazi’ye uzanan deneyimlerimizin ışığında Suriye’de yaşananları değerlendiriyoruz. Bugün Suriye, bu tarihsel saldırının sembolü hâline gelmiştir. İran’a saldıran ve İran liderine suikast düzenleyen ABD ve İsrail, tüm dünya halkları için tehlikeli bir gelecek hazırlamaktadır. Bilinmelidir ki ABD ve İsrail eliyle dünyaya barış ve demokrasi gelmez; ancak emperyalist ülkelere zenginlik ve petrol gelir. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın bütün Aleviler birbirlerinin musahibidir. Birine vurulan neşter, hepsinin canına vurulmuştur. Zalimliğin karşısında susan ve zalimlerin önünde diz çöken işbirlikçiler bilmelidir ki kendilerinin tarihteki yerleri Hüseyin ve Zeynep’in yanı olmayacaktır. Katledilen canlarımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor; adalet yerini bulana, katiller yargılanana ve halkların eşit, özgür, onurlu yaşam hakkı güvence altına alınana kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Attalos Meydanı’nda adalet çağrısı: Suriye soykırımı unutulmadı!-VİDEO

    Attalos Meydanı’nda adalet çağrısı: Suriye soykırımı unutulmadı!-VİDEO

    PİRHA- Antalya’da Alevi Birleşenleri ile emek ve demokrasi güçleri, Suriye’de Alevilere yönelik katliamın birinci yıldönümünde Attalos Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı kurumlar adına PSAKD Altınova Şube Baskan yardımcısı Abdurrahman Karadağ okudu.

    Açıklamada, 7 Mart 2025’te Suriye’de, özellikle Alevilerin yoğun yaşadığı yerleşim bölgelerinde silahlı HTŞ çetelerinin hedef gözeten saldırıları sonucu çok sayıda sivilin katledildiği, yerleşim yerlerinin basıldığı ve inanç merkezlerinin tahrip edildiği hatırlatıldı. Açıklamada, saldırıların rastlantısal değil Alevi toplumunu Suriye’den yok etmeyi amaçlayan sistematik bir nitelik taşıdığı vurgulandı.

    “Bugün de saldırılar aynı zalimlikle devam ediyor” denilen açıklamada, Alevilerin hem ekonomik hem de sosyal olarak baskı altında tutulduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, Suriye’de Hristiyanlar, Dürziler ve Kürtlerin de HTŞ çetelerinin saldırılarına maruz kaldığı belirtildi.

    Katılımcılar, uluslararası kamuoyuna ve Türkiye’ye çağrıda bulunarak şu talepleri dile getirdi:

    Suriye’de Alevilere yönelik suçlar bağımsız uluslararası heyetlerce soruşturulsun.

    Katliamlardan sorumlu olan tüm silahlı yapılar ve onları destekleyen odaklar açığa çıkarılsın, Lahey’de yargılansın.

    Alevi yerleşimlerinin güvenliği sağlansın; Türkiye HTŞ’ye desteğini derhal sonlandırsın.

    ABD ve İsrail başta olmak üzere emperyalist güçler Ortadoğu’dan çekilsin.

    Suriye Alevi Soykırımı’nda katledilenler anısına 7 Mart, tüm dünyada Soykırım Günü ilan edilsin.

    Karadağ, açıklamada, “Bugün burada ortaya koyduğumuz tutum, yalnızca yasımızın ve öfkemizin sembolü değildir. Bu eylem, unutmayacağımızın, asla boyun eğmeyeceğimizin ve soykırımcı katillerden hesap soracağımızın da sembolüdür” dedi.

    Açıklama, katledilen canların anısına saygı duruşu ile son buldu.

    PİRHA/ANTALYA

  • Samandağ’da “Suriye’de Soykırıma Dur De” Mitingi: Çözüm Demokratik Cumhuriyet!-VİDEO

    Samandağ’da “Suriye’de Soykırıma Dur De” Mitingi: Çözüm Demokratik Cumhuriyet!-VİDEO

    PİRHA- Samandağ’da Suriye’deki Alevi soykırımına karşı ses yükseltmek için “Suriye’de Soykırıma Dur De” mitingi yapıldı. Mitingde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “İran’a demokrasi gelecekse oradaki halkların eliyle gelecektir. Ortadoğu’da tek çare demokrasidir. Suriye’de tek çare demokratik Suriye Cumhuriyeti’dir. Aynı şekilde bu reçete bütün Ortadoğu bölgesi içindir” dedi.

     

    Hatay’ın Samandağ ilçesinde Alevi kurumları, “Suriye’de soykırıma dur de” şiarıyla 75’nci Yıl Parkı’nda miting düzenledi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ile DEM Parti milletvekilleri, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, AKD Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Gebel Başkanı Ercan Geçmez, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe’nin yanı sıra, Türkiye ve Avrupa’dan çok sayıda Alevi kurumu temsilcisi ile Çukurova bölgesindeki demokratik kitle örgütlerinin destek verdiği mitinge yüzlerce yurttaş katıldı.

    “SESSİZLİĞİ KIRMALIYIZ”

    Miting, Suriye’de yaşanan saldırılarda yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşuyla başladı.

    Mitingde ilk olarak söz alan Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay, 8 Aralık 2024’te yaşanan rejim değişikliğinin uluslararası kamuoyuna normalleşmenin başlayacağı bir dönem olarak sunulduğunu, buna rağmen Suriye’nin kadim halklarına ve kurucu unsurlarına yönelik sistematik katliamların başladığını söyledi. Karaçay, “Alevilere, Dürzilere, Şiilere, Caferilere, Êzîdîlere, Hristiyanlara ve hatta kendileri gibi olmayan, cihatçı zulmünü benimsemeyen Sünnilere bile katliamlar başladı. Bu katliamlar zamanla Aleviler nezdinde, Alevi halkı nezdinde soykırıma dönüştü. Kaç kişinin öldüğü önemli değil. Sistematik olarak Suriye’nin en kadim halklarından olan Alevi halkı tarihten silinmek istendi. Kaldı ki uluslararası kamuoyunun sessizliği bile bunu ispatlar niteliktedir” dedi.

    “SURİYE’DE TEK ÇARE DEMOKRATİK SURİYE CUMHURİYETİ’DİR”

    Ardından konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Suriye’de yaşanan katliamlarda yaşamını yitirenleri anarak, şunları ifade etti:

    “Aleviler diz çökmedi, Suriye halkları diz çökmedi, çökmeyecek. Suriye’de savaşın ve çatışmanın bitmediğini görüyoruz. Tek çözüm halkların bir arada olması ve dayanışmasıdır. Suriye’den konuşurken İran’ın ve bölge halklarının tamamının üzerine uygulanan ABD ve İsrail emperyalizmi, insan düşmanı, medeniyet düşmanı, tarih düşmanı, halklar düşmanı politikalarına asla geçit vermedik, vermeyeceğiz. Ve bir kez daha buradan diyoruz ki İran’ın üzerinde başlatılan bu savaş derhal son bulmalıdır. İran’a demokrasi gelecekse oradaki halkların eliyle gelecektir. Ortadoğu’da tek çare demokrasidir. Suriye’de tek çare demokratik Suriye Cumhuriyeti’dir. Demokratik bir yönetim biçimiyle ancak Suriye barışa ve refaha kavuşur. Aynı şekilde bu reçete bütün Ortadoğu bölgesi içindir. Bugün Suriye’yi, İran’ı ve bütün Körfez ülkelerine yayılan ve şimdi İran saldırısıyla devam eden bu savaş politikalarına karşı tek çözüm halkların güçlü dayanışmasıdır.”

    “DİRENMEK VE SESİMİZİ YÜKSELTMEK ZORUNDAYIZ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, uluslararası toplumun Suriye’de yaşanan katliamlara karşı ikiyüzlü bir tavır sergilediğini belirterek, “Buna rağmen direnmek ve sesimizi yükseltmek zorundayız. Bir araya gelirsek bu katillere nefes aldırmayız” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan ise, yaşanan katliamların Suriye’de halkların örgütsüz olmasından cesaret aldığını söyleyerek, örgütlü mücadeleyi yükseltme çağrısında bulundu.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Cihan Aydın, Emek Partisi (EMEP) Antep Milletvekili Sevda Karaca, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, TÖP Sözcüler Kurulu Üyesi Perihan Koca, AHAD- DER Başkanı Hamit Karaalioğullarından, Samandağ Alevi Değerleri Derneği Başkanı Şeyh Zülfükar Çiftçi, ÇHD ve Kaldıraç, SMF, Partizan, Mücadele Birliği, SODAP, SOL Parti temsilcileri yaptıkları konuşmada, katliamlara karşı seslerini daha gür duyurmaktan, örgütlenmekten başka şanslarının olmadığına dikkat çekerek, Türkiye ve Ortadoğu’ya barışı, özgürlüğü, demokrasiyi halkların getireceği ifade ettiler.

    PİRHA/SAMANDAĞ

  • Suriye’de Alevi Soykırımının 1. Yılında Dünya Genelinde Anma ve Protestolar yapılacak

    Suriye’de Alevi Soykırımının 1. Yılında Dünya Genelinde Anma ve Protestolar yapılacak

    PİRHA- Suriye’de Alevilere yönelik gerçekleştirilen soykırımın birinci yıl dönümünde Türkiye ve Avrupa’nın birçok kentinde anma etkinlikleri ve protesto eylemleri düzenleniyor.

    Suriye’de Alevilere dönük sürdürülen soykırım birinci yılına giriyor. 7 Mart’ta başlayan saldırılarda on binlerce Alevi katledildi, yerinden edildi, kadınlar kaçırılıp tecavüze uğradı, satıldı, çocuklar ailelerinden koparıldı, topraklarına ve mallarına el konuldu, işlerinden atılarak açlığa mahkum edildi.

    Alevi kurumları ve demokratik kitle örgütleri, 7 Mart’ta katliamın birinci yılında dünyanın birçok kentinde alanlara çıkarak hem katledilenleri anacak hem de Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların durdurulması çağrısında bulunacak.

    İstanbul’da 7 Mart Cumartesi günü saat 12.00’de Maçka Demokrasi Parkı’nda toplanılacak. Saat 13.00’te ise Suriye Konsolosluğu önünde siyah çelenk bırakılarak katliam protesto edilecek.

    İzmir’de aynı gün saat 14.30’da Konak’taki eski Sümerbank binası önünde basın açıklaması yapılacak. Alevi kurumları ve demokratik kitle örgütleri katliama karşı kamuoyunu ses çıkarmaya çağıracak.

    Ankara’da ise anma programı 5 Mart Perşembe günü gerçekleştirilecek. Saat 17.30’da ABF ve PSAKD Genel Merkezleri önünde toplanılacak, ardından saat 18.00’de Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde basın açıklaması yapılacak. Eylem Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından organize ediliyor.

    Adana’da 7 Mart Cumartesi günü saat 12.00’de Akkapı Seyhan’da bulunan Şeyh Cemil Nardalı Konağı önünde bir basın açıklaması düzenlenecek.

    AVRUPA’DA EYLEMLER

    Almanya’nın Köln kentinde ise yapılacak anma etkinliği 7 Mart’ta Roncalliplatz Meydanı’nda gerçekleştirilecek. Saat 17.30’da başlayacak ve 20.00’ye kadar sürecek etkinlikte Suriye Bileşenleri Komitesi (SCC), KCDK-E, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA)  katılımıyla katledilenler için anma programı yapılacak.

    Almanya’nın Neuss kentinde Alevi-Bektaşi Kültür Merkezi’nde yapılacak anma etkinliği 7 Mart günü 15.00 ile 18.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Etkinlik Suriye İnsan Hakları Topluluğu (AİRS) ve Alevi kurumlarının katılımıyla düzenlenecek.

    Almanya’nın Frankfurt kentinde ise aynı gün saat 15.00’te Hauptwache Meydanı’nda bir anma ve protesto buluşması gerçekleştirilecek. Katılımcılar Suriye’de Alevilere yönelik sistematik saldırılara dikkat çekerek uluslararası kamuoyuna çağrıda bulunacak.

    Hollanda’nın Amsterdam kentinde ise 7 Mart’ta HTİB binasında düzenlenecek anma programı saat 15.30’da başlayacak. Program 16.00–20.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek ve Avrupa Arap Alevi Federasyonu ile Avrupa’daki Suriyeli Aleviler Derneği başta olmak üzere çok sayıda kurumun katılımıyla panel ve anma etkinliği yapılacak.

    Hollanda’nın Den Haag kentinde 8 Mart’ta yapılacak anma programı TAAKB binasında gerçekleştirilecek. Saat 15.00 ile 17.00 arasında yapılacak etkinlikte saygı duruşu, konuşmalar, Suriye’deki katliama ilişkin video gösterimleri ve değerlendirmeler yer alacak.

    Düzenleyici kurumlar, yapılacak anma ve protestolarda Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların durdurulması, kaçırılan kadınların akıbetinin açıklanması ve katliamın uluslararası alanda tanınması taleplerini dile getirecek.

    HABER MERKEZİ

     

  • HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, 7 Mart Mitingi çağrısı: Soykırıma dur diyelim!-VİDEO

    HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, 7 Mart Mitingi çağrısı: Soykırıma dur diyelim!-VİDEO

    PİRHA- HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulunarak, “Alevi toplumunun sesine ses katalım” dedi.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, Suriye’de süren Alevi soykırımına dair açıklama yaptı. 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulunan Kenanoğlu, soykırımın durması için daha fazla ses çıkartılması gerektiğini ifade etti.

    Suriye’de HTŞ’nin başa geçirilmesinin ardından Alevi toplumuna dönük katliamların soykırıma dönüştüğünü vurgulayarak, “Bir yıldır sistematik olarak süren katliamı Alevi kurumları duyurmaya çalışıyor. Gerek Türkiye’de gerekse Avrupa’da sokağa çıkan Aleviler sesini yükseltiyor. Ancak şu ana kadar istenilen sonuç elde edilebilmiş değil” dedi.

    Ali Kenanoğlu, 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulunarak, “Bütün dostları, yoldaşları ve canları mitinge katılmaya davet ediyorum. Biz Alevi toplumunun sesine ses olmak için orda olacağız. Türkiye ve Avrupa’nın bir çok yerinde yapılacak eylemlere katılmanızı istiyoruz” şeklinde ifade etti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi inanç önderlerinden ortak uyarı: Suriye’de soykırım var, sessizlik suçtur!-VİDEO

    Alevi inanç önderlerinden ortak uyarı: Suriye’de soykırım var, sessizlik suçtur!-VİDEO

    PİRHA – Suriye’de devam eden Alevi Soykırımına karşı Ana Sevim Yalıncakoğlu ile Dede Eren Yıldırım tepki gösterdi. Ana Yalıncakoğlu, inanç önderleri olarak Suriye’ye gitmek için Dışişleri Bakanlığı’na başvurduklarını, ancak halen cevap alamadıklarını belirtti. Ana Yalıncakoğlu “HTŞ’ye destek veren herkes bu soykırımın ortağıdır” derken, Dede Eren Yıldırım da “Bugün Suriye’de Alevilerin can güvenliği savunulmazsa yarın hiçbir topluluk güvende olmaz” ifadelerini kullandı.

    Arap Alevileri için yeni yılın başlangıcı olan Ras al Seni, soykırım gölgesinde kaldı. Suriye’deki Aleviler, bayram neşesiyle girecekleri yeni yıla ölüm ve sürgünle başladı.

    Suriye’nin dört bir yanına saldıran HTŞ-IŞİD çeteleri, Alevilere dönük soykırıma devam ediyor. Dünya kamuoyu ise Suriye’de yapılan insanlık suçlarına sırt dönüyor.

    Ras al Seni sebebiyle İstanbul Kadıköy’de bir araya gelen Arap Alevi Meclisi üyeleri ise yapılan zulme bir kez daha tepki gösterdi. Küçük kalabalık içerisinde yer alan isimlerden birisi de Alevi Bektaşi Federasyonu Yol Erkandan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sevim Yalıncakoğlu’ydu.

    Aynı zamanda Yalıncak Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı olan Yalıncakoğlu, inanç önderleri başta olmak üzere herkesin, Alevi soykırımı karşısında tutum alması gerektiğini söyledi.

    “SURİYE’YE GİDECEĞİZ!”

    Ana Sevim Yalıncakoğlu, yakın zaman öncesine kadar İstanbul’daki inanç önderlerinin belli aralıklarla toplantılar düzenlediğini, ancak böylesi kritik dönemde sessiz kalınmaması gerektiğinin altını çizdi. İnanç önderlerinin, son dönemde Suriye’de yaşananlara karşı “eksik kaldıklarını” söyleyen Yalıncakoğlu, “Suriye ile ilgili kurumlar üzerinden bir koridor açılmasını, gözlemci olarak ana ve dedeler olarak gitmek istediğimizi bildirdik ama Dışişleri Bakanlığı’ndan bu yönde henüz bir cevap gelmedi. Kurumların bu çağrısı Dışişleri Bakanlığı tarafından karşılık bulsaydı, analar ve dedeler olarak bir heyet gidip, yerinde gözlemleyip, hayatta kalan canlara bir nebze yoldaş olabilecektik. Bu talebimiz hala da geçerlidir. En kısa zamanda gideceğiz!” dedi.

    “HTŞ’YE DESTEK VEREN HERKES SOYKIRIMIN ORTAĞIDIR”

    Sevim Yalıncakoğlu, ABF olarak öncelikli gündemlerinin Suriye’deki soykırım olduğunun altını çizdi. Yalıncakoğlu, HTŞ’nin, tüm bölge halkları için tehlikeli bir yapılanma olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

    “Katil Colani ve IŞİD artığı HTŞ çetelerine yönelik tüm dünya kamuoyunun ses çıkarması gerekir. Aynı zamanda bu çeteleri durdurmak için Birleşmiş Milletler’in adım atması gerekir. Başta Türkiye olmak üzere ABD’nin, İsrail’in ve dünyada bu HTŞ katillerini destekleyen tüm ülkelere çağrı yapıyoruz; sizin onlara gösterdiğiniz her türlü askeri ve maddi yardım, Alevilere, Dürzilere, Kürtlere katliam olarak geri dönüyor. Nitekim Halep’te katlettikleri Kürt kadının cesedine bile düşman olan, kaçırdıkları kadınlara her türlü eziyeti eden, sadece Alevi çocuğu olduğu için boğazını kesebilen caniler bunlar. HTŞ Suriye ordusu değildir. HTŞ katil IŞİD artığı katliamcı bir çete sürüsüdür. Dolayısıyla bunlara destek veren herkes de bu soykırımın ortağıdır.”

    “BİZ ÖNCÜLÜK ETMEK ZORUNDAYIZ”

    Ana Yalıncakoğlu, inanç önderlerinin, bu süreçte daha fazla rol almaları konusunda bir de çağrı yaparak şöyle devam etti:

    “Alevi Yol erkanında ‘Üzerimize yol uğradı’ denilir. Tam olarak bu dönemde Alevilerin anaları, dedeleri, pirleri, mürşitleri, talipleri, rehberleri; hepsine Yol’un uğradığı bir dönem. Kırklar Meclisi’nin öğretisiyle bu Yol’a baş koymuş kişileriz. Kırklar Meclisi’nde de denildiği gibi birimize neşter vursa bin yerden akar kanımız. Bugün Suriye’deki canlarımıza neşter vuruldu ve bizim hepimizin kanı akıyor. Bu Yol’a baş koymuş analar, dedeler olarak üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmek zorundayız. Önce biz öncülük etmek zorundayız. Suriye’ye gidilecekse gitmek zorundayız. Onların seslerini tüm dünyaya duyurmak için daha çok çabalamalıyız. Dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan bir Alevinin, şu dönemdeki ilk yapması gereken şey budur. Canımıza neşter vuruluyor. Hepimizin birden kanının akması lazım. Ama bu akan kanı da durduracak olan yine bizleriz. Herkes, bir an önce ne yapabilirim diye düşünüp, bu konuda eylem yapanlara, çaba harcayanlara omuz vermeli, diye düşünüyorum.”

    “ZULME RIZA, ZULMÜN PARÇASI OLMAKTIR”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Okmeydanı Cemevi Yönetim Kurulu Başkanı Dede Eren Yıldırım’da Suriye için daha yoğun ses çıkarılması gerektiğini söyledi. Yıldırım, “Bizim yolumuzda mazlumun yanında durmak bir tercih değil, bir ikrar meselesidir” diyerek şöyle devam etti:

    “Bu dönemde susmak sadece Alevilere değil insanlık onuruna da zarar veriyor. Kerbela bize şunu öğretti; zulme rıza, zulmün parçası olmaktır. O yüzden susmamak, ses çıkartmak zorundayız. Ve bu mesele yalnız Alevilerin meselesi de değil. Bugün bir inanç grubu hedef alınsa yarın başka bir halk, başka bir inanç hedef alınır. Bu yüzden buradan çağrımız net. Suriye’de yaşayan sivillerin yaşam hakkı korunmalı. İnanç temelli nefret dili durdurulmalı. Bağımsız gözlem ve insani yardımın önünün açılması gerekir. Bu en temel insani haktır.”

    “BUGÜN İÇ MUHASEBE DEĞİL, DIŞA DOĞRU ORTAK SES ÇIKARMA ANI”

    Dede Eren Yıldırım, Suriye’de yaşananlara karşı ses çıkarmanın bir zorunluluk olduğunu vurgulayarak kurumsal yapıların üzerindeki baskılara da işaret etti. “Kriminalize edilme korkusu var” diyen Yıldırım, “Ayrıca toplum içinde parçalanmışlık da var” diye de ekledi. Eren Yıldırım, şunları söyledi:

    “Herkes aynı dili kuramıyor. Ama bu demek değildir ki bu yolun inanç önderleri soykırıma sessiz kalacak. Şu acı gerçeğimiz de var. Biz bazen reflekslerimizi kendi iç tartışmalarımıza gömüyoruz. Oysa bugün iç muhasebe değil, dışa doğru ortak ses çıkarma anı. Bu dönem benim kurumum, senin kurumun dönemi değil. Bu dönem yolun birliği dönemi. Pirler, analar bu yolun vicdanıdır. O yüzden pirler, analar, mürşitler, aşığı sadıklar bir araya gelmeli. Ama bu sadece normal bir araya gelme, bir toplantı değil! Ortak bir vicdan bildirisi üretilmelidir. ‘İnanç temelli şiddete hayır! Sivillerin can güvenliği evrensel haktır!’ diye net olmak zorundadırlar. Yol’umuzun özü rızalıktır. Rıza varsa birlik olur, birlik olursa ses olur, ses olursa zulmün üstüne karanlık gibi çöken sessizlik de ortadan dağılır.”

    “BİZİM ÇAĞRIMIZ İNTİKAM DEĞİL ADALET”

    Meclis çatısı altındaki herkesin, yaşam hakkı ve inanç özgürlüğünü savunmak zorunda olduğunu söyleyen Eren Yıldırım, şu sözlerle konuşmasına son verdi:

    “İnanç temelli nefret söylemi reddedilmeli. Sivillerin korunması için uluslararası kamuoyu harekete geçmeli. Uluslararası hukuk işletilmeli. İnsani yardım koridorları açılmalı. Suç işleyenler cezasız kalmamalı, kırmızı halılarla karşılanmamalı. Biz Aleviler bugüne kadar hiçbir halkın acısından sevinç duymadık. Kimsenin inancına düşmanlık etmedik. Bizim Yol’umuz sevgi yoludur çünkü. Ama sevgi, zulmü görmezden gelmek değildir. Hünkâr Hacı Bektaş Veli pirimiz ‘İncinsen de incitme’ diyor. Ama bu söz ‘zulme boyun eğin’ demek değil. Bu söz insan kalmayı başarmaktır. Biz de insan kalacağız. Mazlumun yanında, zalimin karşısında duracağız. Bugün Suriye’de Alevilerin can güvenliği savunulmazsa yarın hiçbir topluluk güvende olmaz. Bizim çağrımız intikam değil adalet, nefret değil barış, sessizlik değil ortak vicdan çağrısıdır. O yüzden Suriye’de yaşanan soykırım derhal durdurulmalıdır.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • İstanbul Arap Alevi Meclisi: Savaşın karşısında yaşamı savunmaya devam edeceğiz-VİDEO

    İstanbul Arap Alevi Meclisi: Savaşın karşısında yaşamı savunmaya devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA – İstanbul Arap Alevi Meclisi, Ras-el seni sebebiyle İstanbul’da basın açıklaması yaptı. Suriye’de devam eden soykırıma dikkat çekilen açıklamada “Savaşın karşısında barışı, ölümün karşısında yaşamı, asimilasyonun karşısında kimliği, mezhepçi nefret karşısında bir arada yaşamı savunmaya devam edeceğiz!” vurgusu yapıldı.

    Arap Alevi geleneği olan Ras-el Seni; yani yeni yılın başlangıcı, dünyanın birçok yerinde kutlanıyor.

    Ras-el seni Rumi-(Şemsi) miladi takvime göre ayın birine denk gelen 14 Ocak’ta karşılanıyor.

    Toplumun birbiriyle kaynaştığı, özel bir gün olarak kutlanan Ras-el Seni, bu yıl ise soykırım altında karşılanmakta.

    İstanbul Arap Alevi Meclisi, “Suriye’de onurlu bir yaşam için direnen Alevilerin yeni yılını kutluyoruz” çağrısıyla Kadıköy Boğa Heykeli önünde bir araya geldi.

    “Kültürümüzü yaşatıyor, dayanışmayı büyütüyoruz” diyen İstanbul Arap Alevi Meclisi, günün önemine dair basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Arap Alevi Meclisi adına Hasret Bahçecioğlu okudu.

    “KİMLİĞİMİZ SİSTEMATİK BASKI ALTINDA”

    Arap Alevilerinin yeni yılı, kutlamak için günler öncesinden hazırlıklara başladığını söyleyen Bahçecioğlu, kültürel baskı ve asimilasyona dikkat çekti. “Asimilasyon politikalarına karşı dilimizi yaşatmak için mücadele edeceğiz” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Halkımız bu kadim günü kendi gelenekleri ile kutlar, günler öncesinden kültürümüzün birer parçası olan yemeklerin hazırlığı başlar, dostlar ve akrabalarla kutlama yapılır. Yüzlerce yıldır yaşatılan bu gelenekler, her şeye rağmen hala bir biçimde süren komünal yaşantının ürünü olarak bugünlere kadar gelmiştir. Bizler de bir arada dayanışma içerisinde yaşamanın doğurduğu bu ortakçı kültürü yaşatmaya çalışıyoruz.

    ‘Yaşatmaya çalışıyoruz’ diyoruz, çünkü inanç ve etnik kimliğimiz sürekli ve sistematik baskı altında. Yıldan yıla ağırlaşan asimilasyon koşulları ve mezhepçi baskılar Arap Alevi halkına yok olmayı dayatıyor. Arap Alevi halkı, her yılı bir öncekinden daha zor koşullarda karşılıyor. Ana dilimizin akademik kullanımının yasak olması ve başka binbir siyasal baskı sonucunda dilimiz kuşaktan kuşağa aktarılırken aşınıyor.”

    “KATLİAMLAR AKP/MHP MEDYA ORGANLARINCA SAVUNULUYOR”

    Basın açıklamasında, süregiden Alevi soykırımına da dikkat çekildi.

    “Tekçi ve inkârcı rejimin bir diğer etkisi ise mezhepçi baskıdır. Uzun bir tarihi olan mezhepçi baskılar, 15 yıldır cereyan eden Suriye savaşıyla birlikte güçlendi. Mezhepçi nefret bugün Suriye’de savaşan eğitilmiş ve donatılmış katliamcı cihatçı çetelerin en büyük motivasyon kaynağıdır. Suriye’ye sözde cihada gönderilen bu katliamcı çeteler, yıllardır Alevileri ve kendinden olmayan tüm inançları katletme motivasyonuyla savaşıyorlar.

    Saldırıların halkımız açısından son derece acı sonuçları oldu ve olmaya da devam ediyor. Cihatçı katliamcı çeteler yıllardır Arap Alevi halkının yaşam alanlarında toplu katliamlar, infazlar gerçekleştiriyorlar. Katliam ve infazlar yaklaşık on aydır daha da yoğun bir şekilde devam ediyor. Katliamlar ülkemizde AKP/MHP destekli medya organlarınca savunuluyor. Yapılan etnik temizlik, yerinden etme, köleleştirme, aşağılama, kaçırmalar medya tarafından açıkça aklanıyor. Nefret dolu mezhepçi bir dille kurgulanan söylemlerle Alevilere karşı nefret suçu işleniyor.”

    “ARAP ALEVİ HALKI DİRENMEYİ SÜRDÜRÜYOR”

    Hasret Bahçecioğlu, 6-7 Şubat depremleri sebebiyle Antakya halkının halen temel ihtiyaçlardan yoksun olduğunu da söyleyerek şöyle devam etti:

    “Ama, en temel ihtiyaçlarımız olan elektrik, su, altyapı hizmetlerini bile karşılamayanlar halkı suçlamayı tercih ediyor. Yerinden etmeye zorluyor. Göçe zorlama, topluluğu parçalama, yoklukla ehlileştirme Antakya halkına bilinçli olarak dayatılıyor. Arap Alevi halkı diline ve inancına yönelik saldırılara, katliamlara, depremin ağır koşullarına rağmen diliyle ve kültürüyle direnmeyi sürdürüyor. Arap Alevi Meclisleri olarak bu önemli günde bir kez daha beyan ediyoruz: Savaşın karşısında barışı, ölümün karşısında yaşamı, asimilasyonun karşısında kimliği, mezhepçi nefret karşısında bir arada yaşamı savunmaya devam edeceğiz! Yüzlerce yıldır sürdürülen dayanışmacılığı yaşatmaya, yaşamımızı yeniden kurma iradesi göstermeye devam edeceğiz! Vardık, varız, var olmaya devam edeceğiz! Ras ıs Seni kutlu olsun!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi soykırımı İstanbul’da protesto edildi!-VİDEO

    Alevi soykırımı İstanbul’da protesto edildi!-VİDEO

    PİRHA – İstanbul’daki Alevi kurumları, Suriye’de devam eden Alevi soykırımına karşı Kalkedon Meydanı’nda bir araya gelerek protesto eylemi gerçekleştirdi. Yapılan açıklamada, katliamların hız kesmeden sürdüğü vurgulanarak, “Hâlen tüm boyutlarıyla bilmediğimiz bu katliam karşısında uluslararası kamuoyu sessizliğe bürünmüş durumda” denildi.

    Suriye’de Alevilere yönelik devam eden soykırım girişimine yönelik tepkiler sürüyor. İstanbul Arap Alevi Meclisi, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Türkiye Alevi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri ile Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri, “Suriye’de Alevi soykırımını durdurun” talebiyle Kadıköy’deki Kalkedon Meydanı’nda eylem yaptı.

    Basın açıklamasının Arapçasını İpek Karanfil, Türkçesini ise Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkan Yardımcısı Aydın Deniz okudu.

    “15 BİNİN ÜZERİNDE ALEVİ KATLEDİLDİ”

    Açıklamada, bugüne kadar yaklaşık 15 bin Alevinin katledildiğine dikkat çekilerek, Alevilerin yaşam ve inanç alanlarına yönelik saldırıların sürdüğü vurgulandı. Okunan basın metninde şu ifadelere yer verildi:

    “Emperyalist devletler ve işbirlikçi bölge güçleri tarafından ‘Yeni Suriye’, ‘Suriye’de yeni dönem’, ‘Suriye devrimi’ gibi parlak ifadelerle pazarlanan cihatçı selefi HTŞ dönemi birinci yılını geride bıraktı. İktidara getirilen HTŞ yönetimi, halklara yönelik katliam ve tehdit dışında hiçbir şey sunmamıştır. Tüm dünyanın gözü önünde büyük suçlara imza atılmıştır.

    Suriye’de geçmişi suç ve şiddetle dolu bir çeteler koalisyonu iktidara getirilmiştir. Bu yapı, emperyalistler ve işbirlikçi yerel güçler tarafından Suriye’ye dayatılan, meşruiyeti ve yönetme kapasitesi olmayan bir yönetimdir. Bu suç çeteleri bir yıl boyunca başta Arap Alevi halkı olmak üzere; Dürziler, Kürtler, Hıristiyanlar ve laik Sünnilerle yalnızca katliam, baskı ve tehdit ilişkisi kurmuştur.”

    “BU BİR SOYKIRIM GİRİŞİMİDİR”

    Açıklamada, özellikle 6–8 Mart 2025 tarihlerinde yoğunlaşan saldırıların uluslararası hukuka göre bir soykırım girişimi olduğunun altı çizilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Bu yılın mart ayında Suriye tarihinin en büyük katliamlarından biri gerçekleştirildi. 6–8 Mart tarihlerinde şu ana kadar bildiğimiz kadarıyla 15 bini aşkın Alevi, cihatçı selefi HTŞ çeteleri tarafından katledildi. Köyler basıldı, toplu katliamlar yapıldı, kadınlar kaçırıldı, insanlar toplu mezarlara atıldı.

    Hâlen tüm boyutlarıyla bilmediğimiz bu katliam karşısında uluslararası kamuoyu sessizliğe bürünmüş, AKP medyası ve sözde medeni Batı medyası katliamı inkâr etmek için çaba göstermiştir. Yaşananlara dikkat çekenler tehdit edilmiş, yaşam hakkını savunanlar kriminalize edilmiştir. Soykırım girişimini aklayan ve Alevileri hedef gösteren unsurlar hâlen serbestçe dolaşmakta, mezhepçi ve kirli söylemlerini sürdürmektedir.”

    “DİRENİŞİN DESTEKÇİSİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Açıklamanın devamında, Suriye’de Alevilere yönelik nefret politikalarının sürdüğü, kadın ve çocukların da doğrudan hedef alındığı vurgulandı. Alevi halkının onurlu ve adil bir yaşam talebiyle mücadelesini yükselttiği belirtilerek şu talepler sıralandı:

    • İnanç kimliklerinin tanınması,

    • Tüm halkların inanç ve etnik kimliklerinin anayasal güvence altına alınması,

    • Halkların kendi kaderini tayin hakkının tanınması,

    • Soykırım girişiminin tüm boyutlarıyla açığa çıkarılması,

    • Katliamların, kaçırmaların ve zorla yerinden etmelerin faillerinin yargılanması.

    Açıklama, şu sözlerle sona erdi:

    “Bu vesileyle Suriye Alevilerinin onurlu, adil ve insanca bir yaşam için başlattıkları oturma eylemini selamlıyoruz. Taleplerini sahipleniyor, kendileriyle dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz. Onurlu bir yaşam için yürüttükleri direnişin destekçisi olmaya devam edeceğiz. Biz titreyen bir sessizlik değiliz; gerektiğinde ayağa kalkan onurun öfkesiyiz. Bu topraklarda sökülemeyen kökler olarak kalacağız.”

    PİRHA / İSTANBUL

     

  • Alevi Kurumlarından Yayladağı’nda ortak ses: Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar soykırımdır! VİDEO

    Alevi Kurumlarından Yayladağı’nda ortak ses: Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar soykırımdır! VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumları, Yayladağı Sınır Kapısı’nda, “Suriye’de Alevi soykırımını durdurun” talebiyle basın açıklaması yaptı. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Demokratik Alevi Derneği, Adana Alevi Kurumları, Samandağ ve Antakya Alevi Kurumları, Mersin Alevi Kurumları, Adana Alevi Platformu, Antakya Emek ve Demokrasi Platformu, Samandağ Suriye Halklarıyla Dayanışma Platformu Suriye’de Alevilere yönelik katliamlara karşı Hatay’ın Yayladağı Sınır Kapısı’nda bir araya geldi.

    Burada yapılan basın açıklamasını Alevi kurumları bileşenleri adına basın metnini okuyan Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği (AHAD-DER) Başkanı Hamit Karaoğullarından, Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların, inkar edilemez biçimde soykırım niteliği taşıdığını belirtti. Yaşananların planlı bir yok etme politikası olduğunu dile getiren Karaoğullarından, “8 Aralık 2024’ten bu yana Alevi yerleşimleri kuşatma altına alınmış; köyler basılmış, siviller infaz edilmiş; kadınlar ve çocuklar kaçırılmış, cinsel saldırıya uğramış, alıkonulmuş ya da katledilmiştir. Hayatta kalanlar ise açlık, yardımsızlık ve sürekli tehdit koşulları altında yaşamaya zorlanmaktadır. Bölgenin demografik yapısı bilinçli ve zorlayıcı yöntemlerle değiştirilmektedir.Alevilere ait ibadethanelerin bombalanması, mahallelerin yakılması, evlerin ve araçların yağmalanması “çatışma” olarak tanımlanamaz. Bunlar, bir inancın ve bir halkın varlığını ortadan kaldırmaya yönelik ağır insanlık suçlarıdır”dedi.

     TALEPLER SIRALANDI

    Yaşananlara susmanın, bu suça ortak olmak anlamına geldiğini ifade eden Karaoğullarından, taleplerini şöyle sıraladı:

    “- Hakikatin açığa çıkarılması amacıyla; insan hakları savunucuları, akademisyenler, inanç örgütleri ve siyasetçilerden oluşacak TBMM çatısı altında bağımsız bir araştırma heyeti derhal kurulmalıdır.
    – Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar derhal durdurulmalıdır.
    – Başta Aleviler olmak üzere tüm azınlıklar için acil ve güvenli insani yardım koridorları açılmalıdır.
    – Bölge ülkeleri mezhepçi ve emperyalist politikalara son vermeli, bu suçların ortağı olmaktan çıkmalıdır.
    – Birleşmiş Milletler ve uluslararası kamuoyu, Alevi soykırımına karşı sessizliğini bozmalı ve sorumluluk almalıdır.”

    HÜKÜMETE ÇAĞRI: COLANİ’YE DUR DENİLMELİ

    Basın açıklamasının ardından Alevi kurum temsilcilerine söz verildi. İlk olarak çatı örgütleri adına konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Suriye’de soykırım yapanlar bu topraklarda yetiştirildi, beslendi ve destekleniyorlar. Bugün Suriye’de Alevilerin katledilmesine sessiz kalanlar, bu topraklarda yüzyıllardır Alevileri yok saydılar, inkar ettiler, katliam yaptılar, sürgün ve asimilasyon politikaları uyguladılar. Kandan besleyen zihniyet bugün Suriye’de canlarımızı katlediyor ve yaklaşık bir yıldır haykırıyoruz; Suriye’de bir vahşet var diyoruz. Suriye’yi teslim ettiğiniz katiller Suriye’de kendisi gibi düşünmeyenleri düşman olarak görecek dedik. Türkiye’nin, Avrupa’nın dört bir yanına, Birleşmiş Milletler’e, uluslararası insan hakları örgütlerine Suriye’de yaşanan vahşetin durdurulması gerektiğini, Colani ve ekibinin katil olduğunu söyledik ve söylemeye devam edeceğiz. Buradan hükümete tekrar sesleniyoruz; sizin bu topraklarda beslediğiniz, yetiştirdiğiniz, eğittikleriniz bugün Suriye’de canlarınızı katlediyorlar. Colani ve sürüsüne dur demiyorsanız onların birer ortağısınız demektir. Bugün Yayladığı sınır kapısındayız. Bu sınır kapısının açılmasını, insani yardım koridorunun açılmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

    “SUÇLULAR YARGILANSIN”

    CHP Parti Meclis Üyesi Nihat Dağ ise, “Bu katliamı yapanlar 1993’te Sivas’taki aydınları yakanlardır, oradaki aydınları yakanlar on gün önce Yalova’da üç askerimizi, üç polisimizi şehit edenlerdir. Bizler bu coğrafyada binlerce yıldır birlikte yaşıyoruz. Colani celladını nefretle, şiddetle kınıyorum. Bugün Suriye’de yaşanan anlık bir vahşet değildir. Yaşanan aleni katliamı durdurmak için uluslararası bir mekanizma kurulmasını istiyoruz. Bu suçu işleyenlerin şiddetli bir şekilde cezalandırılmalarını ve yargılanmalarını istiyoruz. Dünyaya barış gelene kadar bu direnişimiz devam edecek” ifadelerini kullandı.

     “GERÇEK BARIŞ İÇİN SURİYE’DEKİ KATLİAM DURDURULMALI”

    Demokrat Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, “Suriye’deki Alevi canlarımızın soykırıma uğramasına asla ve asla razı değiliz. Tekçi, dinci, milliyetçi, ırkçı bir anlayış asla bizi temsil edemez. Bu zihniyeti Ankara Gar Katliamı’ndan, Suruç’tan tanıyoruz. Bu topraklarda barış olsun istiyorsanız sınır kapısını açın ve bu katliamları durdurun!” dedi.

    “MECLİS HEYET OLUŞTURUP SURİYE’YE GİTMELİ”

    DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Suriye’deki Alevi katliamlarını Meclis’e taşıdıklarını belirterek, “Diğer siyasi partilerle beraber komisyon kurulsun, Suriye’ye gidip yerinde görülsün istedik ama gelin görün ki aynı zihniyet el kalabalığıyla bunu reddettiler. Meclis buradaki sivil toplum kuruluşlarımızla bir heyet oluşturmalı ve Suriye’ye gitmeli” şeklinde konuştu.

    Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay, Suriye’de yaşananların bir Alevi soykırımı olduğunu söyledi. Karaçay,  “Suriye’de bir ulus, bir inanç haritadan ve tarihten silinmeye çalışılıyor. Bizler bu soykırıma karşı mücadelemizi büyüteceğiz” dedi.

    SYKP Eş Genel Başkanı Mert Titiz, de “Suriye’de yaşanan soykırıma karşı ülkenin demokratları, devrimcileri, sosyalistleri, komünistleri, Alevileri, Kürtleri olarak direnişi büyüteceğiz” sözlerini kullandı.

    “ARAP ALEVİLER YALNIZ DEĞİLDİR”

    Avrupa Arap Alevileri Federasyonu adına basın metnini okuyan Seda Yüce şunları vurguladı:

    “Suriye’de Arap Alevilerine yönelik yürütülen katliamlar, zorla yerinden etmeler, inanç temelli nefret politikaları insanlığa karşı suçtur.  Uluslararası topluma çağrımız nettir; çifte standartlara son verin. Seçici insan haklarınızı reddediyoruz. Arap Alevilerinin hayatı pazarlık konusu değildir. Arap Alevileri sahipsiz değildir. Bu suçlar unutulmayacak, bu hesap er ya da geç sorulacaktır.”

    Son olarak Antakya Emek ve Demokrasi Platformu adına söz alan Çetin Yalçınkaya, “Halklara yönelik mezhepçi, ayrımcı ve soykırımcı politikaların derhal son bulmasını; Suriye halklarının iradesine dayalı, eşit temsiliyetin olduğu bir yönetimin kurulmasını talep ediyor ve bu doğrultuda Uluslararası toplumu, Suriye’de kalıcı barış için derhal harekete geçmeye çağırıyoruz. Yayladağı’ndan yükselen bu sesin Antakya’da, Türkiye’de ve tüm dünyada duyulmasını istiyoruz” dedi.

    PİRHA/HATAY

  • Alevi soykırımına karşı başlatılan grev 4. gününde: Mesyaf ve Hama’da dükkanlar kapandı

    Alevi soykırımına karşı başlatılan grev 4. gününde: Mesyaf ve Hama’da dükkanlar kapandı

    PİRHA – Suriye’de Alevilere yönelik soykırım uygulamalarına dikkat çekmek amacıyla başlatılan grev 4. gününde geniş yankıyla devam ediyor. Mesyaf ve Hama’da dükkanlar kapanırken, Humus’ta ise okul müdürlerinin devamsız öğrencileri okuldan atmakla tehdit ettiği belirtildi.

    Suriye’de HTŞ’nin kontrolü ele geçirmesinin ardından Alevi toplumu üzerindeki baskı ve katliamların artması, tepkileri büyüttü. Şeyh Gazel Gazel’in yaptığı “Suriye Devrim Kutlamalarına katılmayın, 5 gün boyunca grevde olun” çağrısı, 4. gün itibariyle karşılığını buldu.

    MESYAF VE HAMA’DA DÜKKANLAR KAPANDI

    Özellikle Suriye kıyı şeridi boyunca uzanan, Alevi çoğunluğun yaşadığı şehirler ve kırsal bölgelerde, Şeyh Gazel Gazel’in çağrısına yanıt olarak grevin dördüncü gününde de devam ettiği gözlemleniyor. Suriye İnsan Hakları Gözlem Merkezi’nin (SOHR) aktardığına göre Mesyaf ve çevresindeki köylerde, ayrıca Hama’nın doğu ve batı kırsalında dükkanların kapalı olduğunu ve sokaklarda belirgin bir sakinlik olduğunu, öğrencilerin de okula gitmediğini gözlemledi.

    DEVAMSIZ ÖĞRENCİLER OKULDAN ATILMAKLA TEHDİT EDİLİYOR

    Bu arada, Humus’ta yerel kaynakların verdiği bilgiye göre okul müdürlerinin devamsız öğrencileri okuldan atmak ve kayıtlarını iptal etmekle tehdit ettiğini ve velilerine okul yönetimlerine bildirmeleri talimatı verdiği belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Suriye’deki Alevi soykırımı Datça’da protesto edildi

    Suriye’deki Alevi soykırımı Datça’da protesto edildi

    PİRHA- Datça Meclisi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Datça Şubesi’nin çağrısıyla bir araya gelen yurttaşlar, Suriye’de Alevilerin katledilmesini protesto etti. Açıklamada, saldırıların sorumlusunun yalnızca Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ve lideri Colani olmadığını, bu yapılara destek veren tüm devletlerin ve güç odaklarının da suç ortağı olduğunu vurgulandı.

    Datça’da Berkin Elvan Anıtı önünde Muğla Çevre Platformu Datça Meclisi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Datça Şubesinin çağrısıyla bir araya gelen Datçalı yurttaşlar, Suriye’de Alevilerin katledilmesini protesto etti

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Datça Şube Başkanı Bilge Altun’un okuduğu basın açıklamasında, Suriye deki HTŞ destekli Colani ve hükümetinin barış elçisi değil, katliamlardan sorumlu olduğu ifade edilerek, Colani ve çetesinin yargılanması talep edildi.

    “HTŞ’NİN NEFRET DİLİ MAZLUM HALKLARIN YAŞAMINA TEHDİTTİR”

    Bilge Altun, Suriye’de zulmün ve katliamların sürdüğünü söyleyerek, Humus ve çevresindeki Alevi topluluklarına yönelik son saldırıların, “savaşın doğal sonucu değil, inançsal nefrete dayanan örgütlü bir yok etme politikasının parçası” olduğunu vurguladı.

    Altun, HTŞ ve bağlı çetelerin uzun süredir Alevi ve Hıristiyan toplulukları hedef aldığını belirterek şöyle konuştu:

    “HTŞ’nin Emevi akil temelli nefret dili, Suriye’deki bütün mazlum halklar için tehdittir. İnanç merkezlerinin, köylerin doğrudan hedef alınması açık bir savaş suçudur.”

    “DESTEK VEREN HERKES SOYKIRIMA ORTAKTIR”

    Altun, uluslararası kamuoyuna yönelik çağrıda bulunarak, “Başta Türkiye olmak üzere ABD, Siyonist İsrail ve bölgedeki işbirlikçileri ile HTŞ’ye doğrudan ya da dolaylı destek veren tüm ülkeler bu soykırımın ortağıdır. Katil Colani ve çetesine verilen her türlü lojistik, mali ve siyasi destek yalnızca bölgedeki mazlum halklara değil, tüm insanlığa karşı suçtur. Bu çeteler derhal savaş suçlusu ilan edilmeli ve yargılanmalıdır” dedi.

    “ZULME SESSİZ KALMAYIN COLANİ’Yİ AKLAMAYIN”

    Alevi toplumunun tarih boyunca barış ve adaletin yanında durduğunu hatırlatan Altun, yaşananları “günümüzün Kerbela’sı” olarak niteleyerek, “Yezit aynı yezit, mazlum aynı mazlumdur. Lazkiye, Hama, Humus’ta hayatını riske atan sivillere destek veriyoruz. Katledilen kadınların ve çocukların sesi olun. Colani’yi meşrulaştırmayın. Onu ‘barış elçisi’ gibi göstermek zulmü aklamaktır. Zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır” ifadelerini kullandı.

    Açıklama sloganlar ve alkışlarla sona erdi.

    PİRHA/MUĞLA

     

  • ‘İktidar isterse Suriye’de yaşanan katliamı bir dakika içinde durdurabilir’-VİDEO

    ‘İktidar isterse Suriye’de yaşanan katliamı bir dakika içinde durdurabilir’-VİDEO

    PİRHA- Suriye’de Alevilere yönelik süren katliamlara karşı iktidarın Alevilerin sesini duyduğunu ancak hiçbir şey yapmadığını belirten  Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı MİT Başkanı ya da Dışişleri Başkanı bir gün değil, bir saat değil, bir dakika içinde bir telefonla bunların hepsini durdurabilir” dedi.

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Suriye’de Alevilere dönük katliama dair konuştu.

    “TÜRKİYE İSTESE SURİYEDE ALEVİLERE YAPILAN KATLİAMI BİR DAKİKADA DURDURUR”

    Tahsin Akpınar, bugün iktidarın Suriye’deki Alevilere yapılan katliamı durduracak gücü olduğuna dikkat çekerek, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, MİT Başkanı ya da Dışişleri Başkanı bir gün değil, bir saat değil, bir dakika bir telefon etse bunların hepsi duracaktır” diye belirtti.

    Suriye’de yaşananların ne insani, ne vicdani, ne inançsal, ne de ahlaki olduğunu belirten Akpınar, “Esat’ın yaptığı yanlış, doğru, farklı bir şey ama bugün emperyalizmin hizmetindeki bu İŞİD’çi anlayışın, bu bedelleri Ortadoğu’daki mazlum halktan çıkarılması kabul etmiyor, doğru bulmuyor kınıyoruz” dedi.

    “SURİYE’DE YAŞANAN KATLİAMA KARŞI CHP VE DEM PARTİ PARLEMENTO ÜZERİNDE BASKI GÜCÜ KURMALI”

    Alevi toplumunun sesini bu ülkeyi yönetenlerin duyduğunu ancak hiçbir şey yapmadığını ifade eden Akpınar, Suriye’deki soykırıma karşı CHP ve DEM Parti’nin daha fazla insiyatif alması gerektiğini belirtti.

    Kuzey Doğu Suriye’deki Kürtlerin siyasal gücünün herkes tarafından bilindiğini vurgulayan Akpınar, “Eğer bugün biz Türkiye’de Alevi toplumu olarak son 40 yıldır Kürtlere gösterdiğimiz duyarlılığı, insani, vicdani, siyasal ilişkileri ve sahiplenme duygusunun aynısını Suriye’de Kürtlerin Alevilere göstermesini bekliyoruz” diye konuştu.

    “CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN SURİYE’DE YAŞANANLARA KARŞI 3 MAYMUNU OYNUYOR”

    Suriye’de Alevilere yönelik yaşanan katliamlara rağmen bu ülkeyi yöneten cumhurbaşkanı bu konuda üç maymun oynadığını belirten Akpınar, “Bu ülkenin Dış İşleri Bakanı, MİT Başkanı, oradaki Alevi insanları göz göre göre bir çetenin eline bırakıyor” diyerek tepki gösterdi.

    Aleviler olarak Suriye’de sadece Alevilerin değil oradaki masum halktan insanların burnunun kanamasını istemediklerinin altını çizen Akpınar, “Onun için Hristiyanlar, Ezidiler, Kürtler, Türkmenler, hiçbir halkın ezilmemesi istiyoruz” dedi.

    Ülkeyi yöneten AKP -MHP iktidarına çağrıda bulunan Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Biz Suriye’deki bir diktatörün yıktık diyorlarsa onun gereğini yapmaları gerekir. Yoksa yeni bir diktatörle başka toplumların, başka inançların, mazlum halkın ezilmesi doğru değil ve buna çanak tutanları kınıyor ve bir an önce bu sorunun çözülmesini katliamın durmasını bekliyoruz.

    Alevi toplumu olarak Suriye’de yaşanan katliama karşı bunun mücadelesini vermeliyiz. Oradaki halkımızın göz göre göre yok edilmesine gönül ve vicdan kabul etmez. Onun için tüm Türkiye’deki duyarlı Alevi toplumuna görev düşüyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Samsun’da Alevi soykırımı protestosu: Katil Colani hükümetine desteğinizi sonlandırın!-VİDEO

    Samsun’da Alevi soykırımı protestosu: Katil Colani hükümetine desteğinizi sonlandırın!-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Samsun Şube, Suriye’de devam eden Alevi katliamını protesto etti. Okunan basın metninde AKP, MHP hükümetine çağrı yapılarak “Katil Colani hükümetine olan desteğinizi derhal sonlandırın” denildi.

    Suriye’de uzun süredir devam eden Alevi soykırımı sebebiyle yurdun birçok yerinde protestolar sürüyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şubesi’nde de yaşananlara ilişkin basın açıklaması yapıldı.

    “BİRÇOK HALKTAN VE İNANÇTAN İNSANLAR KIYIMDAN GEÇİRİLDİ”

    PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş’in okuduğu basın metninde Suriye halklarının maruz kaldığı insanlık suçlarına dikkat çekildi.

    “Cümle Cihana!” başlıklı metinde şu ifadelere yer verildi:

    “Emperyalizm, bölgede bulunan işbirlikçileri ve ortakları eliyle Ortadoğu’yu yeniden dizayn ediyor. Türkiye’nin de eş başkanlığını yaptığını duyurduğu ‘Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi’ ile yıllardır Ortadoğu’da halkların kanı akıyor. Son on üç yıldır Suriye’de devam eden iç savaş sürecinde milyonlarca can, hayatını kaybetti, milyonlarcası yaralandı ve sakat kaldı. Bir o kadarı da başka ülkelere kaçarak, yaşam alanlarını terk edip mülteci ve sığınmacı durumuna düştü. Her savaşta olduğu gibi kadınlar, çocuklar ve dezavantajlı insanlar çok büyük acılar çekti. Aleviler başta olmak üzere, Suriye’nin kadim halklarından Kürtler, Süryaniler, Ezidiler, Ermeniler, Hristiyanlar, Dürziler, Araplar, Türkmenler ve daha birçok halktan ve inançtan insanlar adeta kıyımdan geçirildi. Yerlerinden yurtlarından edildi. Malları yağmalandı, el konuldu. Halk, aç ve sefil bir yaşama sürüklendi.”

    “DÜNYA KAMUOYU SESSİZ KALMAKTA”

    Cem Sultan Ermiş, HTŞ’nin başa gelmesiyle birlikte Alevilere sistematik soykırım uygulandığını vurgulayarak şunları söyledi:

    “Başını ABD’nin çektiği emperyalist blok, bu bloğun bölgedeki ortakları, Siyonist İsrail ve Türkiye gibi ülkelerin desteklediği, büyütüp beslediği, eğittiği ve donattığı, cihatçı, selefi, şeriatçı çeteler, Suriye halklarına zulmetti, vahşet uyguladı, katletti.

    Dürziler, Hristiyanlar başta olmak üzere birçok inanç ve etnik topluluktan insanlar katledilmektedir. Alevi canlarımıza yönelik katliama, ev baskınları, mallarına el koyma, işkence, tecavüz, gençlerin ve kadınların kaçırılması ve benzeri, insanlık dışı yöntemlere karşı dünya kamuoyu ve sözde demokratik ülkeler sessiz kalmaktadır. Bu zulme karşı, az sayıda gazeteci ve basın kuruluşu dışında uluslararası haber ajansları seyirci konumundadır.

    Suriye’de Aleviler, dünyanın gözü önünde sistematik bir soykırıma uğratılıyor. Dünün uluslararası terör örgütü listesinde yer alan HTŞ ve kırmızı bültenle aranan terörist ve katil Colani’nin boynuna kravat takılıp, itibar sahibi ediliyor.

    Aleviler olarak buradan bir kez daha haykırıyoruz ve ilan ediyoruz. Bugün, Suriye’de yaşanmakta olan Alevi Soykırımı’nın, çeşitli inanç ve etnik topluluklara yönelik uygulanan zulmün ve her türlü cinayetin sorumlusu, sadece Colani ve HTŞ yönetimi değil, dün ve bugün bu yönetime, bu selefi çetelere destek veren bütün ülkeler ve hükümetlerdir. Akan her kanın, dökülen her gözyaşının sorumlusu şeriatçı, selefi, cihatçı çeteler ve onları besleyip palazlandıran, onlara itibar kazandıran ülke yönetimleridir.

    Alevi soykırımına seyirci kalan, Suriye’de yaşayan halklara yönelik uygulanan her türlü işkenceye, zorla göç ettirme, yağma ve talan uygulamalarına, işkencelere sessiz kalan, duyarsız olan herkes, bu katliamlardan sorumlu olacaktır.

    “VAHŞETE SEYİRCİ KALMAYIN”

    Cem Sultan Ermiş, süregiden soykırıma karşı sessiz kalmayacaklarının altını çizerek “Kardeşlerimizin, orada yaşayan canlarımızın acılarını duyumsayacağız. Yüreklerini yüreklerimizin yanına alacağız, Türkiye ve dünya halklarını göreve çağıracağız. Bu alandan, bütün dünya halklarına sesleniyoruz. Hükümetlerinize baskı kurun. Bu vahşete seyirci kalmayın, zulme ortak olmayın. Suriye’de onurlu bir mücadelenin içinde, yaşamları tehdit altında olan canlarımızın sesine ses olun” dedi.

    “BİZLERE DEĞİL, ELİ KANLI ÇETELERE ENGEL OLUN”

    Yapılan açıklamada “Aleviler olarak; bütün devletlere, Avrupa Birliğine, Birleşmiş Milletlere ve elbette başından beri bu çetelerin en güçlü destekçisi olan AKP, MHP hükümetine çağrıda bulunuyoruz” denilerek şöyle devam edildi:

    Katil Colani hükümetine olan desteğinizi derhal sonlandırın. Kendi ellerinizle kurduğunuz bu hükümeti tanımayın ve bütün halkların ortak iradesi ile kurulacak inşa edilecek, eşit yurttaşlığa dayalı birleşik, laik ve demokratik Suriye Cumhuriyetinin önünü açın. Bu gerici hükümetle yaptığınız tüm siyasi, askeri, ekonomik anlaşmaları iptal edin.

    Bağımsız insan hakları gözlemci heyetlerinin bölgede inceleme yapabilmeleri için engelleri kaldırın.

    Biz Aleviler ve kurumlarımız başta olmak üzere bölgeye insani yardım ulaştırmaya hazır onlarca emek ve demokrasi gücü kurumları ve siyasi partiler var. Bölgeye gitmek ve bu yardımları ulaştırmak istiyoruz.

    Bugün Suriye’de Alevilere ve kadim halklara yeni bir Kerbela yaşatılıyor. Yezit yezitliğine devam ediyorsa, Hüseyinler de direnmeye devam ederler. Biz Aleviler, zalime diz çökmeyiz, teslim olmayız, boyun eğmeyiz. Barıştan yana oluruz ama adaleti savunur ve haklarımızdan, inancımızdan geri durmayız.

    Hepinizi Suriye’deki çocukların, kadınların ve direnen halkaların sesi olmaya davet ediyoruz. Colani katildir, katilden barış elçisi olmaz.”

    PİRHA/SAMSUN

  • FEDA ve DAKB’den acil çağrı: Suriye’de Alevi soykırımını durdurun!

    FEDA ve DAKB’den acil çağrı: Suriye’de Alevi soykırımını durdurun!

    PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Suriye’de Alevilere yönelik artan saldırılara dikkat çekerek tüm halklara ve demokratik kurumlara “Bu zulme sessiz kalmayın” çağrısı yaptı.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Suriye’de Alevi halkına yönelik saldırıların şiddetlenmesi üzerine yazılı bir açıklama yayımlayarak uluslararası topluma, demokratik kurumlara ve tüm halklara acil çağrıda bulundu.

    Açıklamada aylardır Lazkiye, Tartus, Hama ve Humus’ta Alevi köylerinin ateşe verildiği, saldırıların sistematik bir şekilde sürdüğü belirtildi. HTŞ ve DAİŞ bağlantılı silahlı grupların köyleri kuşatarak kapı kapı dolaştığı ifade edilen açıklamada, “Alevi misin?” sorusuyla insanların hedef alındığı ve bu vahşetin dünyanın gözü önünde yaşandığı vurgulandı.

    Türk devletinin desteklediği DAİŞ çetelerinin bu saldırılarda aktif rol oynadığına dikkat çekilen açıklamada, suskun kalan tüm çevrelerin bu suçun ortağı olduğunun altı çizildi.

    “Kadim inancımızın rızalık, adalet ve insanlık değerleriyle; kadınların öncülüğünde ve halkların dayanışmasıyla bu zulme karşı insanlığı savunan herkesi mücadele etmeye çağırıyoruz” denildi.

    “DEMOKRATİK TALEPLER TANINMADAN YARALAR İYİLEŞEMEYECEK”

    FEDA ve DAKB, HTŞ ve DAİŞ çetelerine seslenerek Alevi halka yönelik saldırıların derhâl durdurulmasını ve Arap Alevilerinin meşru-demokratik taleplerinin tanınmasını istedi.

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
    “Her halkın, her inancın eşit olduğu; kimsenin kimliğinden dolayı öldürülmediği, herkesin söz ve temsil hakkına sahip olduğu bir düzen kurulmadıkça bu yaralar iyileşmeyecektir.”

    “ZULÜM BÜYÜRKEN SUSMAK BU YANGINA ORTAK OLMAKTIR”

    Alevilere yönelik saldırıların durdurulması için tüm demokratik kurumlara, Alevi örgütlerine ve kamuoyuna çağrı yapan FEDA ve DAKB, her alanda mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.

    Açıklama, “Bu çağrı yalnız Alevilerin değil; vicdanı olan herkesin çağrısıdır. Suriye’deki Alevi soykırımına karşı hep birlikte dur diyelim. Alevilik vardır, var olmaya devam edecektir” sözleriyle sona erdi.

    HABER MERKEZİ

  • Suriye İnsan Hakları İnisiyatifi, Arnavutluk’ta Baba Mondi’yi ziyaret etti

    Suriye İnsan Hakları İnisiyatifi, Arnavutluk’ta Baba Mondi’yi ziyaret etti

    PİRHA- Suriye İnsan Hakları İnisiyatifi’nden bir heyet Arnavutluk’taki Bektaşi Babası Baba Mondi’yi ziyaret ederek, Suriye’deki Alevi soykırımı uluslararası platformlara taşımaya dair fikir alışverişinde bulundu.

    Suriye İnsan Hakları İnsiyatifi’nden bir heyet Arnavutluk’ta bir dizi temaslarda bulundu. Avukat, Avcılar Eski Belediye Başkanı Turan Hançerli, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu yönetim kurulu üyesi Seydi Koparan, İş İnsanı Tevfik Aslan, yazar Kazım Gündoğan, yönetmen Necati Şahin, Psikolog Dr. Ali Kemal Gün, Romanya Alevi Kültür Merkezi Başkanı Şakir Aydoğan ve Makedonya eski savunma bakanı, tarihçi Prof. Alben Hoca’dan oluşan heyet Bektaşi Babası Baba Mondi’yi ziyaret etti.

    Görüşmede Suriye’deki Alevi soykırımının uluslararası platformlarda, Birleşmiş Milletler nezdinde, İnsan Hakları Mahkemelerinde nasıl bir strateji ile gündeme getirilmesi üzerine fikir alışverişinde bulunuldu.

    “SOYKIRIM DOSYASI HAZIRLANMASINA GÖRÜŞMELER YAPILACAK”

    Yönetmen Necati Şahin görüşmeye dair şu bilgi notunu paylaştı:

    Arnavutluk’ta MONDİ BABA ile Suriye Alevi Soykırımı’nı konuştuk….

    Suriye İnsan Hakları İnisiyatifi, bir heyet ile  Arnavutluk’ta Bektaşi Babası MONDİ BABA ve Makedonya eski Savunma Bakanı Prof.  ALBEN Hoca ile

    Suriye’deki Alevi SOYKIRIMI’nın uluslararası platformlarda, Birleşmiş Milletler nezdinde, İnsan Hakları Mahkemelerinde nasıl bir Strateji ile  gündem getirilmesi üzerine uzun bir görüşme yaptık.

    Mondi Baba,xMuharrem günlerinde de Suriye’deki Alevi Soykırımı’nı gündemine aldığını, acının büyük  olduğunu, uluslararası ilişkilerini seferber edeceğini, Arnavutluk Hükümeti ile konuyu görüşeğini; soykırım ispatının uzun bir yol olduğunu, bu uzun yürüyüşte kurulma aşamasında olan Arnavutluk Bektaşi Devleti’nin öncü rol üstleneciğini söyledi. Eyvallah…

    Alben Hoca ve Suriyeli Alevi temsilcilerin içinde olduğu bir çalışma grubunun oluşmasına, bir soykırım dosyası hazırlanmasına, bu görüşmelerin periyodik olarak yapılmasına karar verildi…

    Mondi Baba ve Alben Hoca’nın ev sahipliğine eyvallah…”

    PİRHA/ARNAVUTLUK

     

  • Alevi Konseyi Kuruluş Bildirgesi açıklandı: Konsey, daha kapsayıcı bir irade oluşturmayı hedefler!

    Alevi Konseyi Kuruluş Bildirgesi açıklandı: Konsey, daha kapsayıcı bir irade oluşturmayı hedefler!

    PİRHA – Alevi Konseyi Kuruluş Bildirgesi açıklandı. Konseyin, daha kapsayıcı ve ortak bir irade oluşturmayı hedeflediği açıklanırken “Alevi Konseyi, Alevi toplumuna yönelik ayrımcılık, baskı, asimilasyon, katliam ve soykırım politikalarına karşı ulusal ve uluslararası düzeyde örgütlü bir duruş ve örgütlü bir mücadele sergilemeyi amaçlamaktadır” denildi.

    Alevi Konseyi Kuruluş Bildirgesi kamuoyu ile paylaşıldı. Gelişmeye dair yazılı yapılan açıklamada, öncelikle Suriye’de yapılan soykırıma ilişkin vurgu yapıldı.

    “DİRENİŞİ KALICI VE ORTAK BİR PLATFORMDA SÜRDÜRMEK İÇİN…”

    “Yakın dönemde, Suriye’de Alevilere yönelik başlatılan ve süregelen soykırımlar, ortak mücadele zorunluluğunu yeniden gündeme taşımıştır” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Söz konusu direnişi kalıcı ve ortak bir platformda sürdürmek, Alevi toplumunun özgürlük ve eşitlik mücadelesine güç katmak zorunlu bir görev ve sorumluluk olarak ortaya çıkmıştır.

    Bu görevi ve sorumluluğu yerine getirmek için Alevi Konseyi oluşturulmuştur. Alevi Konseyi bugüne dek yürütülen tüm direniş ve kurumsal çabaları kıymetli bulur; bu birikimden beslenerek daha kapsayıcı ve ortak bir irade oluşturmayı hedefler.”

    “ÖRGÜTLÜ BİR MÜCADELE SERGİLEMEYİ AMAÇLAMAKTA”

    Alevi Konseyi’nin, mevcut kurumların alternatifi, karşıtı ya da yandaşı olmadığı da ifade edilerek şöyle devam edildi:

    Alevi Konseyi, Alevi toplumuna yönelik ayrımcılık, baskı, asimilasyon, katliam ve soykırım politikalarına karşı ulusal ve uluslararası düzeyde örgütlü bir duruş ve örgütlü bir mücadele sergilemeyi amaçlamaktadır.

    Alevi Konseyi, yeryüzünün dört bir yanına dağılmış Alevi topluluklarının, ortak bir inanç, tarih ve mücadele bilinciyle, birlikte hareket ederek mücadeleyi büyütmesini amaçlamaktadır.

    Alevi Konseyi, inançsal öğretilerin korunmasını, kuşaklar arası aktarımı ve Aleviliğin kamusal görünürlüğünün artırılmasını, öncelikli çalışma alanları arasında saymaktadır.

    Alevi Konseyi, Alevi kadınlarını örgütler; kadınların sosyal ve siyasal yaşamda daha katılımcı ve belirleyici olmaları için her türlü örgütsel ve düşünsel desteği sağlar. Alevilerin tarih boyunca uğradıkları katliamlarda ve ortaya çıkan tüm savaşlarda en ağır bedelleri ödeyen kadınların toplumun en hassas halkası olduğunun bilincinde olarak, aile içinde, tüm insani ve sosyal ilişkilerde, eğitimde, sanatta ve siyasette kadınların özsavunma olanaklarının oluşması için mücadele verir. Konsey’in en öncelikli hedeflerinden biri, dünya ölçeğinde bir Kadın Konseyi kurmak ve Alevi kadınlarının yaşam ve mücadele deneyimlerinin paylaşılmasına olanak sağlayarak kalıcı, ortak bir örgütlülüğe zemin hazırlamaktır.

    Alevi Konseyi, Aleviliğin yalnızca bir ülkeye ya da etnik kimliğe indirgenemeyecek kadar köklü ve çok katmanlı bir inanç olduğunu esas alır. Bu nedenle Konsey, başta Türkiye ve Avrupa olmak üzere İran, Irak, Suriye, Lübnan, Azerbaycan ve Balkan ülkeleri gibi dünyanın farklı coğrafyalarındaki tüm Alevi topluluklarıyla kapsayıcı bir perspektifle ilişki kurmayı, mümkün olduğu kadar ve uygun yöntemlerle bir araya gelmeyi amaçlamaktadır. Dil, ulus ve bölge farklılıklarını ayrılık nedeni değil, zenginlik kaynağı olarak gören Konsey, tüm Alevileri ortak bir inanç, değerler bütünü ve evrensel insanlık ilkeleri temelinde bu ilişkinin zeminini oluşturmaya çağırmaktadır.

    Alevi Konseyi, Alevi toplumunun inançsal, kültürel ve yurttaşlık temelli haklarının tanınmasını sağlamak amacıyla çalışmalar yürütecektir.

    Alevi Konseyi, tarih boyunca Alevilerin maruz kaldığı kıyımları araştırmayı, bu kıyımların süreçlerindeki ortak ve farklı özellikleri incelemeyi; bu trajedileri gün yüzüne çıkararak belgelemeyi ve yalnızca Alevi toplumunda değil, tüm kamuoyunda ortak bir bellek oluşturmayı görevleri arasında görür. Bu bağlamda Konsey, nefret söylemine, olası soykırım ve katliamlara karşı toplumsal duyarlılığı artırmayı hedefleyen sosyal, siyasal, sanatsal ve eğitsel bilinçlendirme çalışmalarını da sorumluluk alanına dâhil etmektedir.

    Alevi Konseyi, Alevi kurum ve bireyleriyle eşitlik temelinde ilişki kurmayı, kapsayıcı ve çoğulcu bir temsil mekanizması oluşturmayı esas alır. Alevi Konseyi, temsil ve özgür katılım esasına dayalı şeffaf ve çoğulcu bir yapıyla faaliyet gösterecek; inanç önderleri, akademisyenler, sivil toplum temsilcileri ile Alevi toplumunun farklı kesimlerinden bireylerin katkılarını ortak zeminde buluşturacaktır. Hiçbir kurumu, ocağı ya da kişiyi dışlamayan bu yapı, tüm Alevi kurumlarını ve topluluklarını ortak akıl, ortak irade ve karşılıklı saygı temelinde bir araya gelmeye davet etmektedir. Önümüzdeki süreçte, Alevi toplumunun tüm kesimleriyle yürütülecek istişareler doğrultusunda bu kurumsal yapının yol haritası birlikte belirlenecektir.

    Bu çağrı, yalnızca birlikte hareket etmenin değil; aynı zamanda Alevi inancının, kültürünün ve toplumsal hafızasının geleceğe taşınması yönündeki ortak sorumluluğun ifadesidir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Ali Kenanoğlu yazdı: Barış sürecine İdris’i Bitlisi suikastı ve elini ovuşturanlar

    Ali Kenanoğlu yazdı: Barış sürecine İdris’i Bitlisi suikastı ve elini ovuşturanlar

    PİRHA- HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, Yavuz Sultan Selim- İdris-i Bitlisi ittifakı söylemi üzerinden DEM Parti’ye yüklenilmesini eleştirdi. Kenanoğlu, “Demokratik Cumhuriyet ne Yavuz Selim ile ne de İdris’i Bitlisi ile kurulabilir. Alevilerin hayrını düşünenler sorunun çözümünün Demokratik Cumhuriyet’ten geçtiğini bilmelidir. Bu süreçte ötekileştiren dil kullananları eleştireceğiz, karşı çıkacağız, protesto edeceğiz. Çünkü biz bu cumhuriyeti onlarla değil, demokrasiden yana olanlarla, ortak vatanda bir arada eşit ve adil yaşamı savunanlarla birlikte demokratikleştireceğiz” dedi.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un, “Anadolu topraklarını baştan aşağı zulümle inleten Şah İsmail’e karşı, Yavuz Sultan Selim ile İdrisi Bitlisi’nin yapmış olduğu ittifak, Anadolu’daki Müslüman toplulukların birlikte var olmasına neden olmuştur” ifadeleri sonrasında yaşanan tartışmalara ilişkin sanal medya hesabında bir yazı kaleme aldı.

    Kenanoğlu, “Barış Sürecine İdris’i Bitlisi suikastı ve elini ovuşturanlar” başlığıyla kaleme aldığı yazısında DEM Parti içerisindeki Alevilere ve sosyalistlere yönelik ithamları ve barış görüşmelerine yönelik sürecin ‘Alevi soykırımı’na hazırlık olduğuna dair yapılan propagandaları eleştirdi.

    “EZİLEN TÜM HALKLARIN, İNANÇLARIN SORUNLARININ ÇÖZÜMÜ HEDEFLENMEKTE”

    Ali Kenanoğlu’nun kaleme aldığı yazısı şöyle:

    “Devleti temsil eden yürütmenin başındaki Cumhur ittifakının “Terörsüz Türkiye” süreci olarak dillendirdiği ve propagandasını bunun üzerinden yaptığı bu süreci, diğer tarafında olup bizzat yöneten Abdullah Öcalan’ın ise “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak adlandırmaktadır

    Öcalan bu süreci iki ana aşamada ele almaktadır;

    1- Devletle yürütülen ve PKK’nin kendini feshi, silahların bırakılması ile sonuçlanacak birinci aşama ki bunu “Barış” aşaması olarak tanımlamaktadır.

    Örgütün silahsızlanması ve feshiyle devletinde bu silahsızlanmanın gereği olan kimi düzenlemeler yapmasıyla; örgüt mensuplarının durumu, bundan sonraki yaşamlarına ilişkin belirsizliğin giderilmesi, örgütten kaynaklı çıkartılan kimi antidemokratik yasalarla ilgili düzenlemeler, Abdullah Öcalan’ın yaşam koşullarındaki düzenlemelerle birlikte birinci aşama tamamlanacaktır.

    2- Öcalan, devletle yürütülecek birinci aşamanın tamamlanması ile geçilecek ikinci aşamayı ise “Demokratik Toplum” inşası ile birlikte “Demokratik Cumhuriyet” in oluşturulması süreci olarak tanımlamaktadır.

    Bu süreç devletle değil silahların susması ve iktidarın elindeki demokrasinin kılıcı olarak duran “Terör Bahanesi Silahı” nın iktidarın elinden alınmasıyla birlikte önü açılacak “Demokrasiden yana olan tüm yapılarla” birlikte yürütülecektir.

    Yani Demokratik Cumhuriyet demokrasiden yana olan demokratik toplumla oluşturulacak ve başta Kürt sorunu olmak üzere antidemokratik uygulamalardan ve tekçi yönetim anlayışından kaynaklı yaşanan Alevi sorunu gibi tüm ezilen halkların ve inançların, emekçilerin, kadınların gençlerin sorunları çözümü hedeflenmektedir.

    Yani silahların bırakılması ve örgütün feshiyle birlikte ne Kürt sorunu bitecek ne de Türkiye demokratikleşecektir.

    “KARŞILIKLI MUTABIK OLMANIN GEREĞİNİ YERİNE GETİRMEKTEDİRLER”

    Öncelikle bu sürecin bu aşamalardan oluştuğunun bilinmesi gerekir. Görüleceği üzere işin devletle olan kısmı örgütün silahları bırakması ve bunun gereği olan kimi yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesinden ibarettir.

    Bu aşama devletin- iktidarın işine gelmekte ve AKP-MHP iktidarı “40 yıllık terörü bitirdik” diyerek bunun ekmeğini yemeye çalışacaktır. Öcalan ise Kürt kimliğinin kabulüyle birlikte geriye kalan Kürtlerin haklarının kazanımının demokratik siyaset alanıyla daha kolay ulaşılacağını öngörmektedir.

    Bu nedenle iktidarda-Öcalan ve örgütlüde bu karşılıklı mutabık olmanın gereğini yerine getirmektedirler. Umarız ki sorunsuz sıkıntısız herhangi bir yol kazasına uğramadan bu süreç tamamlanır.

    Tüm bu anlattıklarım “barış” aşamasıyla ilgili işin bu kısmının, bir pazarlık meselesi, bir al-ver meselesi olmadığını anlamamızı kolaylaştırdığını düşünerek bu faslı tamamlayayım.

    “DEMOKRATİK CUMHURİYET NE YAVUZ SELİM İLE NE DE İDRİS’İ BİTLİSİ İLE KURULABİLİR”

    İkinci aşama ise ne devletle ne de cumhur ittifakıyla yürütülecektir. İkinci aşama olan “Demokratik Toplum” sürecinin muhatapları; demokrasiden yana olan siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri, sendikalar, meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları ez cümle demokrasiden yana olacak olan herkestir.

    Zaten demokratikleşme bir pazarlıkla ya da al-ver ile oluşturulamayacağı aşikardır. Demokratikleşme Demokratik Cumhuriyet’e inanan, onu isteyen, talep eden, bunun için mücadele edenlerle birlikte oluşturulacaktır.

    Kısacası yerel yönetimlerin yetkilerini tırpanlayıp yetkileri merkezi iktidara taşıyan, halkın iradesini yok sayıp kayyımların önünü açan, hukuku yerle bir eden, kuvvetler ayrımını ortadan kaldıran, hesap vermeyi şeffaflığı ortadan kaldıran bir anayasa ve yönetim anlayışının olduğu bir cumhuriyet, demokratik olmayacaktır.

    Demokratik Cumhuriyet ne Yavuz Selim ile ne de İdris’i Bitlisi ile kurulabilir. Demokratik Cumhuriyet Türk’ten başka millet tanımayan, Türkçe ’den başka dili kabul etmeyen, Sünni İslam anlayışından başka inanç istemeyenlerle de yapılamaz.

    Demokratik Cumhuriyet, bu topraklarda yaşanan Ermeni Soykırımı, Koçgiri, Dersim, Zilan, Ağrı, Roboski, Maraş, Çorum, Gazi, Gezi, gibi katliamlarla, çocuklarının kemiklerini arayan Cumartesi Anneleriyle, faili meçhul(!) cinayetlerle yüzleşmeden kurulamaz.

    Demokratik Cumhuriyet Siyasal İslamcı yaklaşımlarla kadınların İstanbul sözleşmesini yok sayanlarla, LGBTİ gibi farklı cinsiyet kimliklerine düşmanca yaklaşanlarla, başörtüsü gibi inançsal talepleri kabul etmeyenlerle de yapılamaz.

    Demokratik Cumhuriyet insanların inançlarını devletin kontrol edeceği Hanefi Diyaneti ve Alevi Diyaneti gibi devlet kurumlarını savunarak yapılamaz.

    “KURTULMUŞ’UN SÖZLERİNİ KABUL ETMEDİK, ONLAR İSE ELLERİNİ OVUŞTURUP SALDIRMAYA BAŞLADI”

    Bunları detaylıca yazmamın sebebi bu sürecin bütün yükünün neredeyse sadece Kürt siyaseti ve Kürtlerle birlikte bileşik mücadele içerisinde olan bizim gibi Alevi ve sosyalist insanlara ve onun kurumları olan HDK-DEM partiye düşmesidir.

    2013- 2015 çözüm sürecinde akil insanlar heyeti vardı ve devletin imkanlarıyla her ili gezerek süreci anlatıyor, sorulara cevap veriyor ve toplumu süreçle ilgili aydınlatıyorlardı.

    Şimdi ise bu görevi biz yapıyoruz, üstelikte İktidarın sürece uygun olmayan diline rağmen onlara da cevap vererek sürdürmeye çalışıyoruz. İktidar mensupları bu sürece sahada katkı sunmadığı gibi dilleriyle de sürece zarar vermektedirler.

    Bunun son örneği ise Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un İdris’i Bitlisi ve Yavuz Selim ittifakını övüp Şah İsmail’i zalim ilen ettiği konuşma oldu.

    Bu konuşmaya DEM Parti ve HDK olarak cevap verip tepkimizi gösterdik ve bu sürecin bir toplumun katliamına sebep olan ittifakla tarif etmenin asla doğru olamayacağını söyleyip bunu da asla kabul etmeyeceğimizi beyan ettik.

    Biz bunu söyledik ama bir kesim var ki sanki biz bunu kabul etmişiz ve onaylamışız gibi ellerini ovuşturup saldırmaya başladılar.

    Kimisi sosyal medya paylaşımlarıyla kimisi yazdığı yazılarla kimisi TV ve Youtube kanallarındaki konuşmalarıyla süreci bir anda “Yavuz- İdrisi Bitlisi İttifak” süreci olarak tanımlamaya başladılar.

    Bazı arkadaşlar ki tanıdığım insanlar “Abdullah Öcalan’ın, İdris-i Bitlisi ile Yavuz Selim ittifakını övdüğünü “Bu ittifakı Erdoğan-Öcalan olarak güncelleyelim” dediğini yazdılar ve bunun üzerinden de DEM Parti içerisindeki Alevilere ve Sosyalistlere laf atarak bu ittifakın bir “Alevi soykırımı”na hazırlık çağrısı olduğunu anlamayacak kadar embesil olduğumuzu söylediler. [1]

    Bu kadar yalan ve iftirayla ve de hakaretle konuya yaklaşmasalardı cevap verme ihtiyacı duymayacaktım çünkü bu ilk defa karşılaştığım bir durum değildi.

    “ÖCALAN’IN, YAVUZ SELİM VE İDRİS’İ BİTLİSİ İTTİFAKINA YÖNELİK NE ÖVGÜSÜ NEDE SÖZÜ VAR”

    Şimdi yazılan ve gerçekmiş gibi alıntılanan bu yalan ve iftiraları düzeltmemiz gerekiyor;

    1- Bunu yazan arkadaşlara ki sadece bir kişi değil, Öcalan’ın ne zaman “İdris’i Bitlisi övgüsü ve Yavuz – İdris’i Bitlisi ittifakı vurgusu” yaptığını, “Bu ittifakı Erdoğan-Öcalan olarak güncelleyelim” dediğini kendilerinin Öcalan’ın bu konudaki sözlerini nereden alıp yazılarına konu ettiklerini ve bu kaynaklarını bana göndermelerini rica ettim.

    Önce çok emin bir şekilde “her yerde yazıyor” diyenler oldu ama sonrasında sadece 25 Mart 2015 tarihli Odatv de Murtaza Demir’in yazdığı yazıyı gönderebildiler.[2] Murtaza Demir’in yazısında ise bu sözün nerede ne zaman söylendiğine ilişkin bir kaynak belirtilmeden yazılmış olduğunu görüyoruz, yani tamamen kendi kurgusunun bir ürünü olarak karşımıza çıkıyor.

    Murtaza Demir’in de Kürt sorunu konusunda Odatv gibi düşündüğünü söyleyip olayın tümüyle önyargılardan ibaret bir kurgu olduğunu Öcalan’ın böyle bir sözü olmadığını söyleyeyim.

    Abdullah Öcalan’ın 2013 Nevrozunda okunan mesajındaki Türk – Kürt kardeşliğini “Bin yıllık İslam kardeşliği” vurgusu üzerine oturtması üzerine Alevi kamuoyundan yoğun tepkiler gelmiş ki ben de o tarihte bunu açıkça eleştirdim, sonrasında Öcalan ikinci bir açıklama göndererek bu kardeşliğin “Malazgirt” vurgusu üzerinden olduğunu ifade edip Alevilere yönelik özel söylemleri oldu. Ancak Öcalan’dan bu lafı duyanlar bunun üzerinde çokça tepinmiş ve Murtaza Demir gibi olmadık kurgular yapmışlardı. Şimdi bu kurgular gerçekmiş gibi alıntılanıp yeni kurgulara kaynak olmaktadır.

    Yani Öcalan’ın İdris’i Bitlisi – Yavuz ittifakına yönelik ne bir övgüsü var ne de bunu güncelleme konusunda bir sözü var. Bunlar önyargılarla oluşturulmuş ezberlerin ürünü olarak karşımıza çıkan yalanlardan ibarettir.

    “İDRİS’İ BİTLİS VE YAVUZ SELİM İTTİFAKI VURGUSUNUN SORUMLUSU KÜRT SİYASETİ OLAMAZ”

    2- İdris’i Bitlis’inin Şafi bir din adamı olmadığı Şii bir bürokrat olduğunu tarihçiler belgeleriyle ortaya koydular. İdris’i Bitlis’inin önce Şah İsmail’e gittiğini ve kendisine övgü dolu yazıları, bağlılık ilanları açık kaynaklarda yayınlanmaktadır. [3]
    Şah İsmail’in İdris’i Bitlisi ve diğer Kürt beylerinin özerklik talebini kabul etmemesi üzerine Yavuz’a gittikleri ve Yavuz Selim’in bunu kabul etmesi üzerine o ittifakın gerçekleştiği de tarihçiler tarafından ortaya konmuştur.

    Yani İdrisi Bitlisi – Yavuz ittifakı inançsal değil çıkar ittifakıdır ve İdris’i Bitlisi Şafi değil Şii’dir ve sahibin talimatlarını uygulayan bir devlet memurudur.

    Ne Yavuz’un ne de İdris’i Bitlis’inin yaptıklarını onaylamadığımız gibi Alevi toplumunun çoluk çocuk, kadın- yaşlı demeden katliamdan geçirilmesini sadece lanetleriz ve bu tür katliamcı ittifakları yüzletilmesi gereken ibretlik kötü ittifaklar olarak konuşuruz.

    3-    Numan Kurtulmuş ya da başka bir AKP’linin, MHP’linin İdris’i Bitlisi – Yavuz ittifakı vurgusunun sorumlusu Kürt siyaseti olamaz. Kürt siyasetinin pratiğinde böyle bir yaklaşım söz konusu değildir. Kürt hareketi yıllardır sol – sosyalist, Alevi muhalif yapılarla ortaklaşmış ve sürekli birlikte hareket etmenin yollarını oluşturmuştur.

    “ALEVİLERİN HAYRINA DÜŞÜNENLER SORUNUN DEMOKRATİK CUMHURİYET’TEN GEÇTİĞİNİ BİLMELİDİR”

    Kürt hareketi seküler bir harekettir. Ortadoğu’da IŞİD’in hedefi olması Kobani’ye saldırılmasının en önemli sebebi Kürt hareketinin seküler yapısıdır. Kürt hareketinin seküler yapısını ve sosyalizm vurgusunu görmek için bu süreçte yayınlanan iki önemli metne bakmak yeterlidir ki bunlar Öcalan’ın 27 Şubat “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” ile PKK’nin 12. Kongre kararları bildirisidir.

    Bu süreç Hüda Par ve AKP arasında yürütülüyor olsa idi buna İdris’i bitlisi-Yavuz ittifakı denilebilirdi ama karşınızda pratiği bilinen geçmişindeki tutumu bilinen bir hareket vardır.

    Kürt hareketinin ve sürecin yürütücüsü Abdullah Öcalan’ın tüm metinlerinde sosyalizm vurgusu yapmasını dahası Kürt sorunun ve diğer tüm ezilen halkların sorunun ancak ve ancak Demokratik Cumhuriyetle ortadan kalkabileceğini söylemesine rağmen bu hareketi İdris’i Bitlisi ile eş tutmak Kürt karşıtlığının gözleri kör kulakları sağır etmesinden başka bir izahı olamaz.

    Yakın tarihimizdeki siyasi iş birliklerine, ittifaklarına baktığımız zaman HDP-DEM Partinin çözüm süreci masadayken yani bu önyargılara dayalı yalanlar yazılırken HDP, 2015 seçimlerinde AKP’yi tek başına iktidar olmaktan etmiş ve muhalefetle birlikte hareket etmiştir. Sonrasında yapılan tüm seçimlerde HDP tek adam rejimine karşı muhalefetin birlikteliği için mücadele etmiş ve desteklemiştir. Kılıçdaroğlu’na en çok oyu HDP seçmeni vermiştir.

    Bu kadar açık ve aleni bir yaklaşım varken ve HDP siyasetçileri bu tutumlarının bedelini öderken bunu görmezden gelip bu hareketi İdris’i Bitlisi ile eşitlemek Kürt siyasi hareketine olan karşıtlıktan başka bir şey olamaz.

    Alevilerin hayrını düşünenler sorunun Demokratik Cumhuriyetten geçtiğini bilmelidir. Bu süreçte ötekileştiren dil kullananları eleştireceğiz, karşı çıkacağız, protesto edeceğiz. Çünkü biz bu cumhuriyeti onlarla değil demokrasiden yana olanlarla ortak vatanda bir arada eşit ve adil yaşamı savunanlarla birlikte demokratikleştireceğiz.

    Gerçeğe hüü!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Suriye’de katledilen ve kaçırılan Alevi çocuklar için Köln’de anma-VİDEO

    Suriye’de katledilen ve kaçırılan Alevi çocuklar için Köln’de anma-VİDEO

    PİRHA- Suriye İnsan Hakları Derneği ve Alevi örgütleri, Suriye’de aileleri ile birlikte katledilen, kaçırılan çocuklarla ilgili hazırladığı raporu UNİCEF’e sundu. Raporun sunulması ardından düzenlenen anmada katliama dair bağımsız soruşturma mekanizmalarının kurularak, kaçırılan çocukların akıbetinin belirlenmesi ve ailelerine ulaştırılması talep edildi.

    Suriye’de HTŞ-IŞİD ve SMO çeteleriin hedefi haline gelen Alevi çocuklar ve azınlık toplulukları için Almanya’nın Köln kentinde anma düzenlenerek, katliamlara karşı uluslararası kamuoyunun sessizliği protesto edildi.

    Deyiş ve ağıtların yakıldığı annmada, Ana Elif Duman’ın verdiği gulbang eşliğinde çerağlar uyandırıldı. Suriye İnsan Hakları Topluluğu, Alevi örgütleri ve demokratik kitle örgütleri tarafından düzenlenen anmada, çeşitli sivil toplum temsilcileri ve insan hakları savunucuları söz alarak yaşanan insanlık suçlarına dikkat çekti.

    Ocak ve Nisan 2025 tarihleri arasında yapılan kapsamlı saha araştırmaları, belgelenmiş tanıklıklar ve toplanan görsel kanıtlara dayanarak, bu suçların Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) ve ona bağlı milislerin liderliğinde merkezi olarak organize edildiği, ideolojik olarak motive edildiği ve yürütüldüğü kaydedildi.

    “ALEVİLER SİSTEMATİK YOK EDİLME HEDEFLİ ZULÜM GÖRÜYOR”

    Beşar Esad rejimi sonrası Alevilere yönelik kültürel, fiziksel, dini ve ekonomik baskının, şantaj ve sömürünın hızla arttığına dikkat çekilen basın açıklamasında, “Şu anda en çok tehlike altında olan grup olan Aleviler, eski rejimin devrilmesinden hemen sonra silahlarını teslim etmelerine rağmen, sistematik olarak öldürülme ve fiziksel yok edilme dahil olmak üzere hedefli bir şekilde zulüm görmektedir. Etnik temizliğin ilk dalgasının hedefi haline gelen Aleviler, eski rejimin sorumluluğunu toplu olarak üstlenemezler! Kıyı bölgelerinde yaşayan Aleviler, 7 Mart’tan bu yana açık sokaklarda hedef alınarak infaz ediliyor, evleri yağmalanıyor ve ateşe veriliyor. Hayatlarını kurtarmak için birçok insan evlerini ve mahallelerini terk etmek zorunda kalarak dağlara kaçtı” denildi.

    “SURİYE’DEKİ EN BÜYÜK KATLİAMLARDAN BİRİ”

    Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Başkanı Rami Abdurrahman, Alevilerin katledilmesini “Suriye çatışması sırasında yaşanan en büyük katliamlardan biri” olarak nitelendirerek, “SOHR’a göre, Lazkiye, Tartus ve Hama vilayetlerinde en az 29 yerde katliamlar yaşandı. Bu toplulukların çocukları özellikle etkilendi; öldürüldüler, kaçırıldılar, zorla askere alındılar, köle ticareti ile satıldılar ve açık artırmada satıldılar, ailelerinden ve eğitim haklarından mahrum bırakıldılar ve büyük ölçüde ideolojik olarak beyin yıkamaya maruz kaldılar” diye belirtti.

    UNİCEF’E RAPOR SUNULDU

    Öte yandan Suriye İnsan Hakları Derneği, UNICEF Almanya’nın Köln’deki ofisine Suriye’de yaşanan  sistematik çocuk hakları ihlallerine dikkat çekmek için bir rapor sundu. Bu ihlallerin özellikle Alevi, Dürzi, Hristiyan ve diğer azınlık topluluklarından çocukları etkilediği belirtildi.

    Suriye İnsan Hakları Derneği Prof. Dr. Jens Kreinath tarafından kaleme alınan metinde, söz konusu hak ihlallerinin, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne, insani hukukuna ve temel insan onuruna doğrudan aykırı olduğu kaydedilen dilekçede, yerinde bulunan kaynaklardan ve tanıklardan elde edilen doğrulanabilir bilgilere dayanarak yazılan rapora atıfta bulunuldu.

    ULUSLARARASI TOPLUMA 5 MADDELİK ÇAĞRI

    Yapılan açıklamada, çocuklara yönelik suçlara karşı 5 maddelik çağrıda şunlar talep edildi:

    “-Katliamlara dair bağımsız uluslararası soruşturma mekanizmalarının kurulması,

    -Kaçırılan çocukların akıbetinin belirlenmesi ve ailelerine ulaştırılması,

    -Yetim kalan çocuklara barınma, eğitim ve psikososyal destek sağlanması,

    -Çocukların cihatçı gruplarca militarize edilmesinin önüne geçilmesi,

    – Her türlü şiddet, sömürü ve ideolojik istismarın önlenmesine yönelik kapsamlı bir uluslararası eylem planının oluşturulması.”

    PİRHA/ALMANYA