Etiket: alevi toplumu

  • Gülistan Kılıç Koçyiğit: Alevilerin ‘Adalet Nöbeti’ etrafında kenetlenmeleri gerekiyor-VİDEO

    Gülistan Kılıç Koçyiğit: Alevilerin ‘Adalet Nöbeti’ etrafında kenetlenmeleri gerekiyor-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Madımak Katliamı faillerinin serbest bırakılmasının Alevi toplumunda büyük bir infial oluşturduğunu söyleyerek, Alevilerin ‘Adalet Nöbeti’ etrafında kenetlenmesi ve hep beraber bu adalet mücadelesini büyütme çağrısında bulundu.

    1993’te Sivas Madımak Oteli’nde 33 aydın, yazar ve sanatçının yakılarak katledildiği Madımak Katliamı’nda müebbet hapis cezası alan 17 kişinin tahliye edilmesine tepkiler gelmeye devam ediyor. 32 yıl önce Sivas Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen sanatçı, aydın ve yazarın olduğu 33 kişi için başlatılan ‘Adalet Nöbeti’ birçok kentte sürüyor.

    Anayasa Mahkemesi tarafından serbest bırakılan 17 kişinin salıverilmesinin doğru olmadığını ifade eden Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Sırf bu ülkede hükümeti eleştirdiği için cezaevlerine konulurken, diri diri 33 insanımızı yakmış katillerin salıverilmesini kabul etmiyoruz” dedi.

    KOÇYİĞİT: “17 KİŞİNİN SALIVERİLMESİ MADIMAK KATLİAMI KADAR İNFİAL OLUŞTURMUŞ BİR DURUM”

    Alevi toplumunda adalet duygusunun verilen kararla bittiğini belirten Koçyiğit, “Bu ülkede insanlığa karşı işlenmiş suçların birçoğu ne yazık ki akamete uğratıldığını, faillerin çoğu defa aklandığını, ceza alsalar bile belli bir süre sonra salıverildiklerini biliyoruz. O nedenle bu durum adalet duygusunu zedeleyen bir durum. Alevilerin bugün bir kez daha ikinci bir madımak daha yaşadıklarını ifade edebiliriz. Bu mesele aslında Alevi toplumunda Madımak kadar bir infial oluşturmuş bir durum. Salıverilmeleri kabul edilemez, insanlığa karşı işlenmiş suçlarda adaletsiz bir uygulamanın olmasını asla kabul etmiyoruz. Bu ülkede sırf hükümeti eleştirdiği için tutuklanıp, cezaevine konulurken diri diri 33 canımızı yakmış bu katillerin salıverilmesini kabul etmediğimizi ifade etmek istiyoruz” diye konuştu.

    “ALEVİLERİN MADIMAK ADALET NÖBETİ ETRAFINDA KENETLENMELERİ GEREKİYOR”

    Yaşanan bu hukuksuz durum karşısında Alevilerin biraraya gelip mücadelesini yükseltmesi gerektiğinin altını çizen Koçyiğit, konuya ilişkin şöyle konuştu:

    “Bu durum karşısında Alevileri yan yana durması gerekiyor, amasız fakatsızı mücadeleyi büyütmesi gerekiyor. Bugün Alevilerin yan yana gelmesi, kendi adalet taleplerini yükseltmelerinin Türkiye’nin demokratikleşmesini de Alevilerin hak mücadelesinde de çok önemli bir yerde durduğunu söylememiz gerekiyor. Çünkü Aleviler ancak katliamlardan, öldürmelerden, şiddetten yan yana durarak, örgütlenerek ve sesini yükselterek korunabilir. Ben bu anlamda Alevilerin bu ‘Adalet Nöbeti’ etrafında kenetlenmelerini ve hep beraber bu adalet mücadelesini büyütme çağrısını yapmak istiyorum.”

    Kamber YILDIZ/ANKARA

      

  • Alevi toplumunda büyük üzüntü: Turan Eser Alevi örgütlülüğünün emektarı, dost, yoldaş, abi; acımız tarifsiz!

    Alevi toplumunda büyük üzüntü: Turan Eser Alevi örgütlülüğünün emektarı, dost, yoldaş, abi; acımız tarifsiz!

    PİRHA- Önceki dönemlerde Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanlığı da yapan Alevi aydını Turan Eser, kanser tedavisi gördüğü İsviçre’de Hakk’a yürüdü. Eser’in Hakk’a yürümesi Alevi toplumunda büyük üzüntü yarattı. 

    Önceki dönemler Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanlığı da yapan Alevi aydını Turan Eser İsviçre’de Hakk’a yürüdü. Eser akciğer kanseri tedavisi görüyordu.

    Eser, Türkiye’de ve İsviçre’de Alevi örgütlülüğüne büyük katkılar sağlamıştı.

    Turan Eser’in Hakk’a yürümesi Alevi toplumunda büyük üzüntü yarattı. Eser’in ardından birçok kişi ve kurum mesaj yayınladı;

    Alevi Bektaşi Federasyonu: Acımızı ifade edecek söz bulamıyoruz! Alevi örgütlülüğünün emektarı, dost, yoldaş, abi… Önceki dönem genel başkanımız Turan Eser Hakk’a yürüdü. Devri daim olsun.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi: Araştırmacı-Yazar, Yapımcı ve Yol TV Haber Portalı Yayın Koordinatörü Turan Eser’in Hakk’a yürüdüğünü paylaşmaktan büyük üzüntü duyuyoruz. Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesinde derneğimizin yönetim kurullarında yer alan, mücadeleci bir kişiliğiyle örnek bir insan olan Turan Eser canımızı yıldızlara uğurlarken, eserleriyle her zaman bizlerle birlikte olacaktır. Yıldızlar yoldaşı olsun.
    Şahkulu Sultan Dergahı: Aleviliğin kaynaklarını bıkıp usanmadan büyük bir titizlikle arayan ve bunları bir aydın namusuyla yazmaktan, konuşmaktan, tartışmaktan çekinmeyen değerli Araştırmacı Yazar Turan Eser, Bektaşi deyişiyle, “gözümüzden gönlümüze aktı.” Bıraktığı ışık eksilmesin, devri asan olsun….

    İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu: Büyük bir üzüntüyle Araştırmacı-Yazar kimliğiyle tanıdığımız Turan Eser’in Hakk’a yürüdüğünü öğrenmiş bulunuyoruz. Değerli Turan Eser, Türkiye’de ve İsviçre’de çeşitli Alevi kurumlarında üst düzey görevler almış, Alevi örgütlülüğüne gerek Türkiye’de, gerekse Avrupa genelinde büyük katkılar sağlamıştır. Aleviliğin özünden kopmaması için, erkanlarımızın özüne uygun bir şekilde yürütülmesi adına birçok önemli proje gerçekleştirmiş ve kalıcı, değerli işlere imza atmıştır. Kendisi, her daim Yolumuzun rehberlerinden biri olmuş, toplumsal adalet ve hakikat mücadelesinde büyük bir bilge olarak yanımızda yer almıştır. Devri daim olsun. Eser ailesine ve tüm sevenlerine sabırlar diliyor, acılarını paylaşıyoruz” dedi.

    Britanya Alevi Federasyonu: Araştırmacı- Yazar Turan Eser canımız, abimiz bugün vedasını bıraktı. Üzgünüz demek hafif kalır. Alevi hareketi bir değerini daha kaybetti. Umutlarını yazarak, çizerek sesimize ses katarak birleştirenlerdendi. Toplumsal barışı ve hakikati savundu bu uğurda mücadele etti ve kalıcı eserler kazandırdı.
    Gittiği her alanda insan ilişkileri, samimiyeti, gülüşü ile tanıyan herkeste iz bıraktı. Çok erken bir veda oldu. Seni çok özleyeceğiz. Hep aklımızda olup, hatırda kalacaksın.
    Sevgiyle, saygıyla anıyoruz… Devrin daim, mekanın gönüller olsun.
    Eser ailesinin acısını paylaşıyoruz cümle sevenlerine sabırlar diliyoruz.

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu: Yüreğimiz hüzünle doldu… Sevgili Turan ESER Hocamızı kaybetmenin tarifsiz acısını yaşıyoruz. Bu kayıp, sadece Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu için değil, tüm Alevi hareketi ve toplumumuz için derin bir yara açtı. Turan ESER, yaşamını barış, adalet, kardeşlik ve Alevi değerlerine adayan bir canımızdı. Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu bünyesinde büyük emekler vermiş, Alevi toplumu için her daim mücadele etmiş ve bu YOL’da önemli katkılarda bulunmuştur. Bilgisi, cesareti, azmi ve mücadele ruhu, bizlere her zaman örnek olmuştur. Onun bu değerli katkıları asla unutulmayacak ve bıraktığı mirasla YOLumuzu aydınlatmaya devam edeceğiz. Bir yoldaş, bir ağabey, bir kardeş, bir YOL arkadaşı olarak her zaman kalbimizde yaşayacak. ESER ailesine, sevenlerine ve tüm dostlarına başsağlığı ve sabırlar diliyoruz. Kıymetli Turan canımız, ışıklar içinde uyusun, yıldızlar yoldaşı olsun.

    YOL TV: Araştırmacı-Yazar, Yapımcı ve Yol TV Haber Portalı Yayın Koordinatörümüz Turan Eser’in Hakk’a yürüdüğünü paylaşmaktan büyük üzüntü duyuyoruz.

    Turgut Öker (AABK Kurucu Başkanı): Sıra bizim kuşağa mı geldi? 93 Madımak katliamı sonrası Basel – İsviçre Alevi örgütlenmesi içinde yer aldı. Avrupa Alevi hareketini bir çatı altında birleştirmeye yönelik çabalarımıza aktif destek verdi. Bir ara Türkiye’ye kesin dönüş yaptıktan sonra Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanlık görevini yürüttü. Gençliğinden beri severek yoğunlaştığı eğitim alanında Alevi hareketine düşünsel katkılarda bulundu. TURAN ESER’in cok erken fiziki olarak aramızdan ayrılışının derin üzüntüsü içerisindeyim. Başta eşi Hatice, oğlu Oğulcan olmak üzere tüm sevenlerinin başı sağ olsun.

    Hüseyin Mat (Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı): Acımız tarif edilemez! Büyük bir üzüntüyle sevgili Turan Eser abimizin Hakk’a yürüdüğünü derin bir kederle öğrenmiş bulunuyorum. Turan Abi, gerek Türkiye’de gerek İsviçre’de çeşitli Alevi kurumlarında üst düzey görevler üstlenmiş, Alevi örgütlülüğüne ve toplumsal dayanışmaya büyük katkılar sunmuş, her zaman yolumuzu aydınlatan değerli bir rehber olmuştur. Özellikle Alevi toplumunun hak, adalet ve eşitlik mücadelesinde büyük bir bilgelik ve azimle yer almış, gerek Türkiye’de gerekse Avrupa genelinde önemli izler bırakmıştır. Toplumsal adalet ve hakikat yolunda daima örnek aldığımız, bir bilge olarak gönlümüzde yer eden Turan Abi, her zaman emeğiyle, mücadelesiyle ve insana duyduğu sevgiyle hatırlanacaktır. Devri daim olsun… Eser ailesine, dostlarına ve tüm sevenlerine sabır diliyor, acılarını yürekten paylaşıyorum. Turan Abi, seni ve bıraktığın değerli mirası asla unutmayacağız.

    Cuma Erçe (Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı): Sevgili Turan Eser’in Hakk’a yürüdüğü haberini büyük bir üzüntü ile öğrenmiş bulunuyorum. Turan Hocam, Avrupa ve Türkiye Alevi örgütlenmesinde üst düzey çok önemli görevler üstlenmiş değerli bir canımızdı. Demokratik Alevi örgütlülüğüne büyük katkılar sunan Turan Eser dostumuz Hak ile Hak oldu. Kahrolası hastalık ile girdiği mücadeleyi maalesef kaybetti. Çok üzgünüm. Devrin asan olsun sevgili dostum. Mekanın gönüller olsun. Seni asla unutmayacağız…

    Sevim Yalıncakoğlu: Turan Hocanın don değiştirmesi hepimiz için çok büyük bir kayıp. Gerçekten çok üzgünüm. İnandığın Pirler şefaat eylesin Turan hocam. Devrin Daim olsun.

    27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu: Bir dönem Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanlığını da yapan, birçok ortak çalışmada görev yaptığımız arkadaşımız Turan Eser’in bu alemden göç eylediğini üzülerek öğrendik. Yolu ışık, devri daim, mekanı ulu Pirlerimizin yanı olsun!

    Erdal Kılıçkaya (Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni): Turan Eser bugün saat 16:55 itibariyle Hakk’a yürümüştür. Hepimizin başı sağolsun. Turan Canınızın devr-i daim olsun. Tüm Canları Bazel Cemevi’ne davet ediyoruz.

    Çilem Küçükkeleş: Çok erken ve acı bir veda devrin daim, mekanın gülistan olsun!

    Yazar Ayhan Aydın: Çok değerli Araştırmacı- Yazar, Alevi örgütlenmesinde emeği olan Turan Eser sonsuzluk alemine göçmüştür.
    Çok sevgili canımızın devr-i daim, devr-i asan, yeri gönüller olsun. Nurlarda yatsın. Cümle canların ve sevenlerinin başı sağ olsun.

    Nilgün Mete: Turan abi Alevi aydınıydı. Çok hizmetler yaptı, Yol’a hakimdi. Alevi toplumu için büyük kayıp!

    Binali İpek: Turan Eser canımız Hakk’a yürüdü. Ailesine cümle sevenlerine sabır diliyorum. Devri daim olsun. “Hayat bir nefes kadar uzun” Asıl olan bu yaşama anlam katabilmektir. Ansına saygıyla.

    Özkan Lafatan: Çok çok üzgünüm. Kelimeler boğazıma düğümlendi. Büyük kaybımız.

    Abidin Çetin: Büyük bir üzüntüyle öğrendik ölüm haberini. Avrupa Alevi hareketinde uzun yıllar emek veren, mücadele eden Turan Eser yaşama veda etmiş. Alevi hareketi için büyük bir kayıp. Tüm ailesinin ve yoldaşlarının başı sağ olsun.

    Sezgin Kartal: Kalbi ve aklı Aleviler için atan Turan Eser bu dünyadan göçtü. Üreten her insan için çok şey söylenir, konuşulur. Turan Eser için de hep öyle oldu. Her şeyden önce Aleviler için bunca emeği hak defterine yazılsın. Uğurlar olsun Turan abi. Yazdıklarını tartışmaya devam edecek, seni unutmayacağız. Devrin daim, mekanın gönüller olsun. Özlemle…

    Yılmaz Tuluk: Bu kadar kötünün içerisinde Neden sen? Alevi örgütlenmesinde emeği olan araştırmacı-gazeteci- yazar Turan Eser bu dünyadan göçtü. Çok üzgünüm. Devrin Daim ola. Seni Unutursam kalbim kurusun.

    Yazar/Şair Nadir Sayın: Turan Eser canın Hakk’a yürüdüğünü öğredim. Başta aile fertleri ve yakın çevresinin, Alevi camiasının üzüntülerini paylaşıyor, sabır diliyorum. Turan canın devr-i daim, mekanı gönüller olsun. Her ne kadar kimi düşünsel farklı görüşlerimiz olsa da biz Alevilerin gönüllerimiz insanlığın temellerinde bir ve daimdir. Alevilik nezdinde gönüller kazandığı insanlık değerlerinin ve sevenlerinin yüreğinde saçtığı ışığın sonsuz olması temennimi  iletiyorum.

    Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz: Turan Eser’i Avrupa’da tanıdım. Güleç yüzlü dost canlısıydı. İsviçre’de Alevi örgütlenmesinde yoğun hizmetleri oldu. Alevi inanç ve ibadetinin özüne uygun çağdaş yorum ve anlatımlarıyla gençlerin önünü açıyordu. Gençlere yönelik çalışmalarda Türkiye’ de ve Avrupa’da büyük emekleri oldu. Kendisiyle onlarca seminer ve söyleşide birlikte olduk, korkusuz yazan bir kalemi zamansız kaybettik. Devri daim olsun, Aile bireylerine ve gönül dostlarına sabırlar diliyorum. Cümle sevenlerinin başı sağ olsun.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABER

    Turan Eser Hakk’a yürüdü

     

  • Alevi kurumlarının/Alevi toplumunun ‘Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’ programı açıklandı

    Alevi kurumlarının/Alevi toplumunun ‘Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’ programı açıklandı

    PİRHA- 16-17-18 Ağustos’ta düzenlenecek 61.Ulusal 35.Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri programı açıklandı.

    Alevi kurumlarının her yıl Hacıbektaş’ta düzenledikleri Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri bu sene 16-17-18 Ağustos’ta düzenlenecek. 61.Ulusal 35.Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında planlanan programın detayları şöyle:

    16 AĞUSTOS 2024 CUMA

    ÇELENK SUNMA VE HACI BEKTAŞ VELİ DERGAHI ZİYARETİ
    YER: Cumhuriyet Kent Meydanı Atatürk Anıtı
    SAAT: 11.00
    * Atatürk Anıtına Çelenk Sunma
    * Saygı Duruşu
    * İstiklal Marşı’nın Okunması
    * Hacı Bektaş Veli Dergahı Ziyareti

    PANEL
    YER: Mahzuni Şerif Parkı
    SAAT: 13.00
    KONU: Alevi Ocaklarının Dünü Bugünü
    KONUŞMACI

    * Abbas Tan(Araştırmacı Yazar)
    * Piri Er(Araştırmacı Yazar)
    * Hamza Aksüt (Araştırmacı Yazar)
    * Ali Yaman (Prof.Dr.)

    16-17-18 AĞUSTOS 2024 CUMA/ CUMARTESİ/ PAZAR

    OZANLARIN TELİNDEN OZANLARIN DİLİNDEN PROGRAMI
    YER: Çilehane/Hacıbektaş
    SAAT: 13.00

    RESİM VE FOTOĞRAF SERGİSİ AÇILIŞI
    YER: Nilgün Sırrı Bektaş Müze ve Sanat Evi
    SAAT: 15.00

    PANEL
    YER: Mahzuni Şerif Parkı
    SAAT: 16.00
    KONU: Erkek Dişi Sorulmaz Muhabbetin Dilinde

    KONUŞMACILAR

    * Çiğdem Boz (Prof.Dr.)
    * Çilem Küçükkeleş (25. Dönem Milletvekili)
    * Kıymet Erzincan Kına(Araştırmacı Yazar)

    AÇILIŞ
    YER: CUMHURİYET KENT MEYDANI
    SAAT: 17.30
    SUNUCULAR

    * Meltem ÇINAR
    * Uğur ÇINAR
    PROGRAM
    * Saygı Duruşu
    * İstiklal Marşı’nın Okunması
    * Haçovalılar Semah Ekibi
    * Günün Anlam ve Önemini Belirten Konuşmalar

    KONSER
    YER: CUMHURİYET KENT MEYDANI
    SAAT: 18.30
    *Aşık Fedai
    *Gökhan Erol
    *Doğan Yılmaz
    *Berivan Canbolat
    *Erkan Akalın& Ayhan Aydın& Burak Aykaç
    *Özlem Taner
    *Mustafa& Müslüm Eke
    *Gani Pekşen
    *Mustafa Özarslan

    KADINCIK ANA ANISINA MUHABBET DEMİ PROGRAMI
    YER: Kadıncık Ana Parkı
    SAAT: 19.00

    KADIN DİLİYLE AÇIK KÜRSÜ MUHABBETİ
    YER: Kadıncık Ana Parkı
    SAAT: 19.30

    BELGESEL GÖSTERİMİ
    YER: Üzümlü Oda (Açık Hava Sineması, Atatürk Evi Yanı)
    SAAT: 20.00

    ÇOCUK ETKİNLİKLERİ
    YER: Kara Yalçın Parkı
    SAAT: 14.00
    Tarih: 16/17/18 Ağustos tarihlerinde 3 gün olacaktır.

    17 AĞUSTOS 2024 CUMARTESİ

    DERGAHLARIMIZI GERİ İSTİYORUZ YÜRÜYÜŞÜ

    BAŞLANGIÇ NOKTASI: Hacıbektaş Devlet Hastanesi Önü
    VARIŞ NOKTASI: Hacı Bektaş Veli Dergahı
    SAAT: 09.30

    PANEL
    YER: Mahzuni Şerif Parkı
    SAAT: 11.30
    KONU: Laik, Bilimsel Eğitim
    KONUŞMACI

    * Ramazan Gürbüz(Eğitim-Sen Genel Başkan Yardımcısı)
    * Cuma Erçe ( Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı)
    * Kemal Irmak(Eğitim-Sen Genel Başkanı)
    * Tarık Kaya(Nevşehir Eğitim-Sen Başkanı)

    PANEL
    YER: Mahzuni Şerif Parkı
    SAAT: 14.00
    KONU: Zorunlu Din Dersleri ve Medeni Kanunun Alevi Kadının
    Yaşamına Etkileri
    MODERATÖR: Şehriban Metin

    KONUŞMACILAR

    * Elif Keleşo (Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan
    Yardımcısı)
    * Bedriye Poyraz(Prof.Dr)
    * Esin İzel Uysal(Avukat)

    PANEL
    YER: Mahzuni Şerif Parkı
    SAAT: 17.00
    KONU: Türkiye’de Ekolojik Yıkım ve Mücadele
    KONUŞMACILAR

    * Cemil Aksu(Polen Ekoloji Temsilcisi)
    * Levent Büyük Bozkırlı(Polen Ekoloji Temsilcisi)
    * Cihan Erdönmez(Orman Mühendisi)

    PROTOKOL PROGRAMI
    YER: Cumhuriyet Kent Meydanı
    SAAT: 18.00
    * Saygı Duruşu
    * İstiklal Marşı’nın Okunması
    * Hacıbektaş Gönüllü Semah Ekibi
    * Günün Anlam ve Önemini Belirten Konuşmalar
    * Ödül Töreni

    KONSER
    YER: Cumhuriyet Kent Meydanı
    SAAT: 19.30
    * Mercan Erzincan
    * Dertli Divani
    * Gülcihan koç
    * Cengiz Özkan
    * Erdal Erzincan

    18 AĞUSTOS 2024 PAZAR

    DOĞA YÜRÜYÜŞÜ
    Mistik Hırka Dağı-Kutsal Ardıç Ağacı ve Doğa Yürüyüşü Kamplı Etkinlik
    TARİH: 18 Ağustos 2024 Pazar
    SAAT: 05.30
    TOPLANMA YERİ: Cumhuriyet Kent Meydanı

    PANEL
    YER: Mahzuni Şerif Parkı
    SAAT: 11.30
    KONU: Altın Madenciliğinin Çevre ve Sağlık Üzerine Etkisi
    KONUŞMACI: Özer Akdemir (Yönetmen)

    PANEL
    YER: Mahzuni Şerif Parkı
    SAAT: 13.30
    KONU: Alevilikte Hak Mücadelesi
    MODERATÖR: Mustafa Özcivan (Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği Başkanı)
    KONUŞMACI:

    * Mustafa Aslan (Alevi Bektaşi Federasyon Başkanı)
    * Hüseyin Mat ( Avrupa Alevi Federasyon Başkanı)
    * Seher Şengünlü Yılmaz (Alevi Kültür Derneği Başkanı)
    * Cuma Erçe (Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı)
    * Ercan Geçmez (Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı)
    * Zeynel Abidin Koç (Türkiye Alevi Federasyonu Başkanı)

    PANEL
    YER: Mahzuni Şerif Parkı
    SAAT: 16.00
    KONU: Deprem ve Deprem Sonrası
    MODERATÖR: Timuçin Türüç
    KONUŞMACI:

    * Emrah Karaçay(Samandağ Belediye Başkanı)
    * İlke Bereketli (İnat Derneği Yöneticisi)
    * Suavi (Sanatçı)

    KONSER
    YER: CUMHURİYET KENT MEYDANI
    SAAT: 18.00
    *Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Şubesi Semah
    Topluluğu
    *Hacıbektaş Abdallar ve Müzisyenler Kültür Dayanışma Derneği
    *Grup Katre
    *Arzu Kuş
    *Ayhan Yağız
    *Hüseyin Korkankorkmaz
    *Ender Balkır
    *Cem Erdost İleri
    * Mikail Aslan
    * Belgesel Gösterimi: Zakir Okan Ulusoy & M.Cevdet Tekşen
    * Ayfer Vardar
    * Muharrem Temiz
    * Aynur Haşhaş

    PİRHA/ANKARA

  • Tepkilerin ardından ‘bozkurtlu fotoğraf’ Cemevi Başkanlığı’nın sayfasından kaldırıldı

    Tepkilerin ardından ‘bozkurtlu fotoğraf’ Cemevi Başkanlığı’nın sayfasından kaldırıldı

    PİRHA- Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı işbirliğinde düzenlenen ‘Hacıbektaş Gençlik Kampı’nda türbanlı gençlerin yanı sıra bir gencin bozkurt işareti yaparak fotoğraf çektirmesi Alevi toplumunun büyük tepkisini çekti. Tepkiler üzerine söz konusu fotoğraf Cemevi Başkanlığı’nın resmi internet sitesinden kaldırıldı. 

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı işbirliğinde dokuz ilden 51 genç için Hacıbektaş’ta ‘Hacıbektaş Gençlik Kampı’ düzenlendi. Kampın ikinci gününde gençler Kapadokya bölgesinde geziye götürülürken burada çekilen fotoğrafta türbanlı genç kadınlarla bir gencin bozkurt işareti yaptığı görüldü. Bu fotoğraf önce Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın resmi sayfasından ve sosyal medyasından da yayınlandı.

    Bu fotoğraf Alevi toplumunun büyük tepkisini çekti. Türban ve bozkurt işaretinin Alevi inancının, Alevi toplumunun fıtratıyla bağdaşmadığı belirtilerek, Cemevi Başkanlığı’nın düzenlediği etkinliklerle dejenerasyon yaptığı vurgulandı.

    Sosyal medyada ve Alevi medyasında tepki gösterilmesinin ardından Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın resmi internet sayfasında bozkurt işaretli fotoğrafın kaldırıldığı görüldü.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Emekli Hakim Mehmet Tural’ın Hakk’a yürümesi büyük üzüntü yarattı

    Emekli Hakim Mehmet Tural’ın Hakk’a yürümesi büyük üzüntü yarattı

    PİRHA- Emekli Hakim Mehmet Tural’ın Hakk’a yürümesi büyük üzüntü yarattı. Aleviler, sosyal medya hesaplarından Tural’ın Alevi Hak mücadelesine dikkat çekerek üzüntülerini dile getirdiler. 

    Uzun yıllar Alevi hak mücadelesine büyük katkılar sunan Emekli Hakim Mehmet Tural‘ın Hakk’a yürümesi Alevi toplumunda üzüntüye yol açtı.

    Ali Köylüce (Yazar): Şahkulu Dergahı’nda Alevilik hizmetindeki yöneticilik döneminden tanıdığımız bir Alevi aydını daha ışıklara akıp gitmiş.

    Alevi hak mücadelesinde ve Asimilasyonuna karşı ilkeli, akılcı ve örgütlü bir duruşu olan hukuk adamı, Alevi Yol akil insanı, Mehmet Turhal da Hakk’a nail olmuş.

    Devriyesi daim, ruhu şad olsun. Haktan rahmet diliyorum.

    Ayhan Aydın (Yazar): Bir dönem Şahkulu Sultan Dergahı Vakfı Başkanlığı da yapan değerli hukukçumuz, Mehmet Tural sonsuzluk alemine göçmüştür. Değerli büyüğümüzün devr-i daim, devr-i asan, menzili mübarek, yeri gönüller olsun. Alevi camiasının, tüm yakınlarının ve sevenlerinin başı sağ olsun. Cenaze erkanı yarın (27 Nisan) 14.00’te Merdin Cemevi’nde yapılacaktır.

    Musa Kazım Engin (Dede-Yazar): Bu yiğit adam dün gece yoruldu ve göçtü! Ara sıra telefonla görüşürdük. Fikir alışverişini çok severdi. Devri daim olsun. Işıklar içinde uyusun. Acınızı paylaşıyor ve sabır diliyorum.

    Sevim Yalıncakoğlu (Ana): 65 yıllık hukukçuluk yaşamımda hep adalet aramama rağmen bulamadım. 81 yaşındayım arayışım hala sürmekte ve gittikçe de uzağına düşmektedir.” Sevgili Mehmet Tural’ın kendini anlattığı bir cümle. Kendisine çok büyük hürmetim vardı. Alevi hak mücadelesinin içinde çok değerli bir emekli hakim ve hukuk insanıydı. Hakk’a yürümüş. Devri daim , toprağı gevher, ruhu handan olsun.”

    Mehmet Kabadayı (Yazar): Şahkulu Dergâhı Başkanı olduğu dönemde (2016) tanıdığım, can dostum, ağabeyim, değerli hukukçumuz, emekli hâkim, avukat Mehmet Tural’ın Hakk’a yürüdüğünü öğrendim. Çok üzgünüm! Avukat Mehmet Tural, büyük bir değerdi ve bilgeydi. Alevi hareketine ciddi katkıları oldu. Kendisi için değil, Alevi toplumunun kazanımları için mücadele etti. Kısacası Alevi hak mücadelesine önemli emekleri oldu.

    Naçizane ben de kendisinden çok şeyler öğrendim. Değerli abim seni daima sevgi ve saygıyla yâd edeceğim. Devrin daim, mekânın gönüller olsun.

    Tural ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine sabır ve baş sağlığı diliyorum.

    Veli Haydar Güleç: Çok üzüldüm güzel bir dostumuzu kaybettik. Tüm sevenlerine sabır diliyorum.

    Erdal Kılıçkaya (Alevilerin Sesi Dergisi Yayın Yönetmeni): Sabırlar diliyorum. Mehmet Abi’nin devr-i daim olsun. Yattığı yer incitmesin.

    Zeynel Şahin(Okmeydanı Cemevi Başkanı): Devr-i daim yıldızlar yoldaşı olsun ışıklar içinde uyusun. Kendisiyle çok güzel çalışmalar yaptık güzel bir insandı her zaman kalbimizde yaşayacak.

    Veli Büyükşahin: Alevi hak mücadelesinde önemli emekleri olan, Şahkulu Dergahı eski Başkanı, Emekli Hakim sevgili dostum Mehmet Tural’ı kaybettik. Üzgünüm. Devri Daim, yeri gönüller olsun.

    HDP 27. dönem İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu: Mehmet ağabey de bu diyardan göçmüş. Menzili mübarek mekanı gülistan olsun..

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat: Bugün çok önemli bir dostumuzu kaybettik. Mehmet Tural yolun açık, Devrin Daim olsun.Alevi Hak mücadelesinde yıllarca birlikte mücadele ettik. Mehmet Tural, Demokratik Alevi hareketinin örgütlenmesinde çok ciddi görevler üstlendi, emekler verdi. Şahkulu Dergahında başkanlık ve Alevi medyasında programlar yaptı. Mehmet Tural hakimlik yaptığı zamanlarda kimliğinden dolayı baskı görmüş, sıkıntılar yaşamış ve mobbinge uğramasına rağmen boyun eğmemiştir. Mehmet Tural’ın hem Türkiye’nin demokratikleşmesi hem de Aleviliğe dair yürüttüğü çalışmaları, emekleri hiçbir zaman bu toplum tarafından unutulmayacaktır. Dolu dolu bir hayat yaşadın uğurlar olsun güzel dostum.

    HDP geçmiş dönem milletvekili Kemal Bülbül: Hukuk duayeni 65 yıl avukatlık yaptı. İnsan hakları savunucusu demokratik Alevi hareketi öncülerinden, bir dönem İstanbul Şahkulu Sultan Dergahı Başkanlığı yaptı. İnsanlığa ve hakikate hizmetleri Hak katında delili olsun. Devri daim olsun.

    Ali Rıza Yurtsever: Anısına saygıyla. Varto’lu Emekli Hakim Mehmet Tural, Hakk’a yürüdü. Tural “12 Eylül’de hem Kürt, hem Alevi, hem Solcu bir hâkim olmak” adlı kitabında darbe döneminin hukuk zihniyetini, anıları ve yaşadıklarıyla belgeledi. Ebedi yolculuğunda yıldızlar yoldaşı olsun.Uğurlar olsun değerli insan.

    Gazeteci Recai Aksu: Başımız sağolsun, Hakk rahmet eylesin, ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum. Aynı zamanda yazar olan Mehmet Tural, haram sofrasına oturmamış, kınalı keklik olmamış, hak için mücadele etmiş ve doğruluktan ayrılmamış insan. Hayatı boyunca inandığı değerler uğruna mücadele etmiş insan. Mehmet Abinin sıcak, samimi ve içten sohbetlerini özleyeceğim. Işıklar içinde uyusun, yıldızlar yoldaşı olsun, devr-i daim olsun…

    Gazeteci Sezgin Kartal: Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesinin değerli bir savunucusu, emekli hakim Mehmet Tural’ı maalesef kaybettik. Çok şey söylenebilir fakat Alevi hareketi ve toplumumuz kıymetli bir değerini kaybetti. Devrin daim olsun Mehmet ağabey, toprak incitmesin…

    Mehmet Tural, 27 Nisan’da saat 14.00’te Mersin Cemevi’nde yapılacak Hakk’a yürüme erkanı sonrasında Mezitli Mezarlığı’nda toprağa sırlanacak.

    (HABER MERKEZİ) 

    İLGİLİ HABERLER

    Alevi hak mücadelesinde emek veren Hukukçu Mehmet Tural Hakk’a yürüdü-VİDEO

     

  • Ersan, Cemevi Başkanlığı’ndaki görevinden ayrıldı: Alevi toplumuna zarar verecek!

    Ersan, Cemevi Başkanlığı’ndaki görevinden ayrıldı: Alevi toplumuna zarar verecek!

    PİRHA- AKP-MHP iktidarı tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda çalışan Mehmet Özgür Ersan, görevinden ayrıldı. Ersan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Ali Rıza Özdemir’i eleştirerek “Kurumun mevcut yönetimle Alevi Bektaşi toplumuna yarar yerine zarar vereceğini zamanla göreceğiz” dedi.

    AKP-MHP iktidarı tarafından Kültür Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda çalışan Mehmet Özgür Ersan, görevinden ayrıldığını açıkladı.

    Ersan, sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı:

    “Bugün itibariyle Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndaki görevimden Maliye Bakanlığı’na Maltepe Vergi Dairesi’ne geri döndüm.
    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda Başkan olan Ali Rıza Özdemir Bey’le çalışma imkanı bulunmadığından Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda olacak olaylardan beri durduğuma mutluyum. Kurumla uzaktan yakından ilişkim kalmamıştır.

    Kurumun mevcut yönetimle Alevi Bektaşi toplumuna yarar yerine zarar vereceğini zamanla göreceğiz.
    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın başlangıçtaki çalışmasından oldukça farklı bir duruma gelmiştir.
    Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Avustralya’da 30’uncu Abdal Musa Festivali 26 Kasım’da-VİDEO

    Avustralya’da 30’uncu Abdal Musa Festivali 26 Kasım’da-VİDEO

    PİRHA-Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) ve üye kurumları Avustralya Toplum Konseyi ve Dandenong Alevi Kültür Merkezi’nin ortaklaşa düzenlediği 30’uncu Abdal Musa Festivali 26 Kasım Pazar günü saat 11’de Coburg Gölü Koruma Alanı, Murray Yolu Coburg’da yapılacak.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) ve üye kurumları Avustralya Toplum Konseyi (AATK), Dandenong Alevi Kültür Merkezi’nin (DAKM) ortaklaşa düzenlediği Abdal Musa Festivali’ne sayılı günler kaldı.

    30’uncu Abdal Musa Festivali, 26 Kasım Pazar 11.00-18.00 saatleri arasında Coburg Gölü Koruma Alanı, Murray Yolu Coburg’da gerçekleşecek.

    Festival Komitesi tarafından yapılan açıklamada, “Bildiğiniz üzere Abdal Musa Festivali, barış, dostluk, birlik, sevgi ve hoşgörü bayramıdır. Bu yıl ki Abdal Musa Festivali’nin 30’uncu yılı kutlanacağı için Alevi kurumlarımız için ayrıca önem taşımaktadır. Festivalimiz, toplum üyelerimizin yıllar içerisinde verdikleri emek, katkı ve bu tecrübelerinin sonucu bu günlere gelmiştir. Abdal Musa Festivali’nin, yıllar önce yaklaşık 50 toplum üyesiyle 1993’teki mütevazı başlangıcından bu yana, son yıllarda bu etkinliği 5000 kişiye yakın Melbourne’un çeşitli kesimlerinden toplum üyelerinin katıldığı büyük bir bayrama dönüşmesinden dolayı gurur duyuyoruz” denildi.

    Abdal Musa Festivali’nde, deyişler, türküler, Aborjin müziği, semah, halaylar, dans, sanat, geleneksel yiyecekler ve Abdal Musa adına tığlanan lokmanın yanı sıra, çocuklar için birçok aktivite ile Anadolu Alevilerinin ve Anadolu’da yaşamış diğer kültürlerin mirası ve kültürü paylaşılacak.

    PİRHA/AVUSTRALYA

  • Taş: ÇEDES, Cemevi Başkanlığı, dedelere maaş bağlanması asimilasyon aparatıdır– VİDEO

    Taş: ÇEDES, Cemevi Başkanlığı, dedelere maaş bağlanması asimilasyon aparatıdır– VİDEO

    PİRHA – Gazeteci Attila Taş, ÇEDES, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulması, dedelere maaş bağlanması gibi AKP’nin Alevilere uyguladığı politikaları değerlendirdi. Taş, “Bunların hepsi çok basit tabirle asimilasyon aparatıdır” dedi. Taş, ayrıca Alevi kurumlarının doğrudan demokrasi yerine temsili demokrasiyle yönetildiğini belirterek, bunun Alevi öğretisiyle çeliştiğine işaret etti. 

    Gazeteci Attila Taş, ÇEDES, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulması, dedelere maaş bağlanmak istenmesi gibi AKP’nin Alevilere uyguladığı politikaları değerlendirerek, Alevi kurumlarının, Alevi toplumunun bu politikalar karşısında yapması gerekenleri PİRHA’ya anlattı.

    “ZORUNLU DİN DERSLERİ YILLARDIR ALEVİ TOPLUMUNUN EN BÜYÜK İSYAN NOKTASI”

    Attila Taş; ÇEDES, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulması, dedelere maaş bağlanması gibi AKP’nin Alevilere uyguladığı politikaları asimilasyon aparatı olarak nitelendirdi.

    Taş, “Alevi toplumunu asimile etmek için örgülenmiş devletin stratejik kurumları bunlar. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aslında asimilasyonun resmiyet kazandığının bize bir göstergesidir” dedi.

    Zorunlu din derslerinin de yıllardır Alevi toplumunun en büyük isyan noktası olduğunu dile getiren Taş, şunları ifade etti:

    “Çünkü gerçek anlamda o da aynı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı gibi bir asimilasyon aparatı oldu. Son dönemlerde ÇEDES ile beraber gündeme gelen eğitimin dinselleştirilmesi, buna paralel olarak bundan önce yapılan çocukları camiye götürmeler, ilkokul çocuklarına özellikle kız çocuklarına başörtü örtülmesi, erkek çocuklarına takke, tesbih gibi armağanlar verilmesi ki bunların okul sürecinde olduğu, çocukların okuldan alınarak götürüldüğünün altını çizmek lazım.”

    “ALEVİ ÖĞRETİSİ DOĞRUDAN DEMOKRASİYİ SAVUNURKEN, ALEVİ KURUMLARI TEMSİLİ DEMOKRASİYLE YÖNETİLİYOR”

    Alevi öğretisinin tam anlamıyla doğrudan demokrasiyi savunurken, Alevi kurumlarının temsili demokrasiyle yönetildiğine dikkat çeken Taş, “Bugün meclis gibi. Gönderiyorsunuz vekilleri sizin adınıza karar veriyor, adım atıyor, oylamalara katılıyor ama sizin bu noktadaki görüşünüz, görüşünüzü soran yok. Alevi örgütlerinin öncelikle kendi modellerini gözden geçirmeleri gerekir. Alevi kurumlarının bu yönetim tarzını değiştirmeleri gerekir. Yani oturup, buradan Varto’daki cemeviyle ilgili yorum yapmamaları gerekir. O yorumu gidip Varto Cemevi’nin önünde yapmaları gerekir. ‘Biz Dersim’deki şu cemevinin yanındayız, onu ezdirmeyiz’ deyip 2 gün sonra o cemevini unutmamanız lazım. Belki bütün sorunların başı, istisnaları tenzih ederek söylemeliyim ki, Alevi kurum yöneticilerinin, Alevi mücadelesini dava olarak içselleştirememeleri, görev süreci bitince mücadelen ellerini eteklerini çekmeleridir’ diye konuştu.

    “ETE KEMİĞE BÜRÜNMÜŞ BİR STRATEJİK EYLEM PLANI GÖRMEDİM”

    Attila Taş, AKP’nin Alevilere uyguladığı politikalar karşısında Alevi kurumlarının, Alevi toplumunun yapması gerekenleri ise şöyle anlattı:

    “İlk olarak Alevi kurumları oturup ‘Bizde ne çağ dışı kaldı, acaba neyi eksik yapıyoruz? Modernize etmemiz gereken şeyler nedir? Yeni dünyada yeni örgütlenme modelleri nelerdir?’ diye tartışmalı. Sosyal medyada Alevi kurumlarının sayfalarına bir bakalım, profesyonel değil, takipçileri neredeyse yok gibi. İnternet sayfalarına bakalım. Bomboş, yani belki bir yıl önce güncellenmiştir. Alevi örgütleri sosyal medyada bile örgütlenmenin derdinde değil. İkincisi genç, genç, genç, kadın, kadın, kadın. Bunlar yoksa yoksunuz zaten. Görünenden de yok. Neden yok bunlar?

    Alevi kurumlarının ilk yapması gereken bir an önce kendilerini sahaya atmalarıdır. Cemevi Başkanlığı kurulmasının konuşulmaya başlanması çok uzun zaman oldu? Ben ete kemiğe bürünmüş bir stratejik eylem planı görmedim. Ete kemiğe bürünmüş bir eylem de görmedim. Yani ‘biz Cemevi Başkanlığı’na karşı şu eylem planıylarıyla itirazımızı yapacağız, süreklilik arz eden, kesintisiz şu eylemleri hayata geçireceğiz’ diye bir adımlarını görmedim.”

    Devrim FINDIK – Melisa ŞAHİN/İSTANBUL

  • ‘Cemevi Başkanlığı; Alevi örgütlerine, pirlerine, yoluna atanmaya çalışan bir kayyumdur’- VİDEO

    ‘Cemevi Başkanlığı; Alevi örgütlerine, pirlerine, yoluna atanmaya çalışan bir kayyumdur’- VİDEO

    PİRHA- Gazeteci Çilem Küçükkeleş, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve başına da ülkücü Ali Rıza Özdemir’in atanmasına tepki göstererek, “Bunun, 80 darbesi sonrası Alevi köylerine cami yapan zihniyetin, cemevlerini camiye çevirme projesi olduğunu biliyoruz. Bu kurum, içinde Alevi’nin olmadığı bir Alevilik yaratmak istiyor. Bir bütün bu kurumu reddediyoruz” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, gece yarısı kararnamesiyle Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun eski danışmanı Ali Arif Özzeybek’in başkanı olduğu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ülkücü olarak bilinen Ali Rıza Özdemir’i atadı.
    MHP destekli AKP hükümeti tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Alevi toplumu açısından tartışmalı bir isim olan ülkücü Ali Rıza Özdemir’in getirilmesi tepkileri iyice alevlendirdi.

    CAN TV Yayın Kurulu üyesi/Gazeteci Çilem Küçükkeleş, AKP iktidarının Aleviler üzerindeki asimilasyon araçlarından biri olan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı ve başkanlığa da ülkücü Ali Rıza Özdemir’in atanmasını PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “BİZİM TOPLUMUMUZUN İÇİNDEN BİR KANAAT ÖNDERİNİ ÇIKARIP O KURUMUN BAŞINA GETİREMEDİLER”

     Çilem Küçükkeleş Alevi örgülenmesinin  Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na her zaman karşı çıktığının altını çizerek, “Bu daire başkanlığı kurulduğundan beri Alevilerin kanaat önderlerinden bir başkan bulamadılar. Çünkü Alevi örgütleri bunu daha Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkacağı gün Meclisin önünde boşa düşürdü. Toplumsal olarak bir karşılığının olmayacağını orada ilan ettiler. Polis şiddetiyle karşı karşıya kaldılar ama toplum, “örgütlerime böyle yaklaşanın benim için yapacak çok bir şeyi yoktur” diye düşündü. Bir Alevi olarak gurur duyuyorum. Bizim toplumumuzun içinden bir kanaat önderini çıkarıp o kurumun başına getiremediler” dedi.

    “MHP’NİN ALEVİLER AÇISINDAN HATIRLATTIĞI ŞEY MARAŞ KATLİAMI’DIR”

    Kimsesiz kalınca Süleyman Soylu’nun danışmanı Arif Özzeybek’ in Cemevi Başkanlığı’nın başına getirildiğini söyleyen Küçükkeleş  “Arif Özzeybek bir Türk Alevisi’ydi. Genel itibariyle daha çok Bektaşi Aleviler ve Balkanlar’dan ilişkiler kurdular. Ama Türkiye’nin hemen hemen tüm cemevlerine girip çıktılar. Şimdi gelen isim Alevilerin daha çok tanıdığı bir isim. Alevilerin hiçbir hayır görmeyeceğini bildiği bir isim. Ali Rıza Özdemir, Kürt Alevi kökenli biri ama MHP siyasetinden gelen, hayata öyle bakan biri. MHP’in Aleviler açısından hatırlattığı şey Maraş Katliamı’dır. Üç hilal hiçbirimizin gözünün önünden gitmez. Dönemin MHP liderinin de sahiplendiği, yaptığıyla gurur duyduğu bir katliamdır. Bizim, eline kanımız bulaşmış siyasetlerle bir araya gelme şansımız yok. Karşılıklı helalleşmeye ihtiyacımız var. O siyaset ve o siyasetin devamcısı olduğunu söyleyen herkes Alevilerle iş tutmadan önce Maraş’ın bir katliam olduğunu kabul etmeli. Böyle bir kabul zaten yok. Kişinin genel siyaseti de ‘Hepimiz Türküz, asıl Alevilik Türklüktür’ gibi 1900’lerin başından ortalarına kadar gelen ve zamanla böyle olmadığının kabul gördüğü zamanda biz Fuat Köprülü sürecine dönüyoruz” dedi.

    “BU KURUM, İÇİNDE ALEVİ’NİN OLMADIĞI BİR ALEVİLİK YARATMAK İSTİYOR.”

    “Aleviler çok kimlikli olduklarını biliyorlar. 72 millet kavramı içerisinde kendilerini ayrı bir millet olarak görmüyorlar” diyen Küçükkeleş sözlerine şöyle devam etti:

    “Kimliklerimiz var ama biz hakikatte buluşan bir topluluğuz. Bu tekçi zihniyet Aleviler açısından cevap bulacak bir politika değil. En can alıcı noktalardan biri, bunu bir devlet faaliyeti olarak görüp vatandaşlık hizmeti şeklinde algılanmaması olmalı. Sosyal medyada görüyoruz çeşitli kesimler ziyaretlere gitmişler bile. Bu kişiler daha önce bizim kurumlarımızdaydı, bu toplumun ekmeğini yediler, suyunu içtiler, koltuklarına oturdular. Bu, toplumun emeğine saygısızlıktır. Kim ziyaret ederse etsin bizim açımızdan normalleşecek bir yer değildir. Atamaların özgünlükleri var ama biz toplamda böyle bir kurumun varlığını reddeden bir yerdeyiz. Bunun 80 darbesi sonrası Alevi köylerine cami yapan zihniyetin cemevlerini camiye çevirme projesi olduğunu biliyoruz. Bu kurum içinde Alevi’nin olmadığı bir Alevilik yaratmak istiyor. Bir bütün bu kurumu reddediyoruz. Devletin bu işlere girmemesini öneren, Diyanet eliyle girdiği için buradan çıkmasını öneren ve Diyaneti kapatması gerektiğini düşünen kesimiz. Yeni bir inanç birimli devlet değil tam tersi devletin bu işlerden komple elini çekmesini istiyoruz.”

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI, İNANCIMIZA ATANAN BİR KAYYUMDUR”

    “Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi Başkanlığı’nın Alevi örgütlerine, pirlerine, yoluna atanmaya çalışan bir kayyum olduğunu düşünüyorum. AKP kendince kayyum atayabilir ama politik olarak cevap bulamaz. Ama bu inanca atanan bir kayyumdur. O yüzden kayyum ne yapar biliyoruz. Türkiye’de pratikleri var. Sadece belediyelerin üzerinden görüyoruz ama aslında AKP hayatın her alanına kayyum atıyor. Bize de kayyum atayarak kendi hakikatimizden çıkarmak AKP’nin hakikatini bize dayatmak istiyor. Biz AKP’de bir hakikat görmeyen toplumlardanız. Tam tersi toplum düşmanı, toplumun iyi güzel neyi varsa onu talan eden bir siyaset yürütüyor. Ben bir gazeteci olarak hiçbir Alevi’nin AKP’yle bir bardak su bile içmek istemediğini biliyorum. Bu kurumun varlığını Diyanetin varlığını reddettiğimiz gibi reddetmek, atamalarla yaptığı çalışmaların önüne geçmek gerekiyor. Atamadaki ana hedefin Alevilik-Türklük bağı kurmak üzere yapıldığını düşünüyorum.”

    Dilan ŞİMŞEK/ İSTANBUL 

    İLGİLİ HABERLER

    >Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Ali Rıza Özdemir getirildi

    > ‘Özdemir, ülkücü faşist bir gelenekten geliyor; Alevilere vereceği bir şey yok’

    >‘Aleviler olarak ne kadar büyük bir tehlikenin içerisindeyiz, hatırlatıyorum!’

    >“Resmi kurumlar inancımızı temsil edemez; yeni Balım Sultanlar kabulümüz değildir”

  • AKD Genel Başkanı Yılmaz: Gözaltılar, baskılar Alevi toplumunu sindiremez-VİDEO

    AKD Genel Başkanı Yılmaz: Gözaltılar, baskılar Alevi toplumunu sindiremez-VİDEO

    PİRHA-Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, son günlerde Alevi kurum başkan ve yöneticilerinin gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Yılmaz, “Biz Pir Sultan Abdal’ın direnciyle, Hallacı Mansur’un inancıyla yol alan insanlarız. Bizi böyle gözaltına almalarla, ters kelepçe takmalarla, haksız hukuksuz hapse atmalarla yıldırabileceklerini zannetmesinler ”dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şube/Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün ve Şube Sekreteri Şimal Deniz’in 27 Eylül’de İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasını izleyen Alevi kurumlarıın yöneticilerine ters kelepçe takılarak gözaltına alınmalarına, sonrasında ise PSAKD üyesi Halil Aksu ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan’ın evleri basılarak gözaltına alınmalarına tepkiler sürüyor.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, Alevi kurum temsilcilerine yönelik yapılan gözaltıları PİRHA’ya değerlendirdi.

    “BİZ ALEVİLER ADALETE  EN AÇ ADALETE EN SUSAMIŞ BİR TOPLUMUZ”

    ÇEDES projesinin İzmir’de yapılan mitingde protesto edilmesinin akabinde gözaltıların artığını belirten Yılmaz, “Arkadaşlarımız, yoldaşlarımız İstanbul’da hukuksuz şekilde gözaltına alındı. Alevi toplumu bu resmin bütününü görebilir, okuyabilir” dedi.

    Alevi toplumunun yüzyıllardır bu ülkede katliamları yaşayan bir toplum olduğunu söyleyen Yılmaz, “Hak, hukuk, adalet aslında bir siyasi partinin değil, Alevi toplumunun yüzyıllardır haykırdığı bir slogandır. Biz adalete en aç, en çok susamış bir toplumuz” diye ifade etti.

    “MADIMAK KATLİAMI’NIN ZAMAN AŞIMINA UĞRATILMASI BEKLENEN BİR DURUMDU”

    Madımak Katliamı’nın zaman aşımına uğratılmasını “Şaşırtmadılar” diye değerlendiren Yılmaz, “Zaman aşımı beklediğimiz bir şeydi ve yıllardır dillendiriyorduk. 30 yılını doldurduğunda zaman aşımına gidecekti diyorduk. O gün mahkeme salonunda da bize bir tiyatro oynandı. Madımak Katliamı’nın zaman aşımına uğramasından dolayı bir kere daha gördük ki biz adalete ve hukukla her zaman aç ve susuz bırakılacağız” şeklinde konuştu.

    “İNSANLARI YAKANLAR BIRAKILIYOR, ADALET YOK DİYENLER TERS KELEPÇEYLE GÖZALTINA ALINIYOR”

    Alevi yöneticilerin ters kelepçeyle gözaltına alınmalarının, evlerinin basılmasının kabul edilemeyeceğini vurgulayan Yılmaz, şunları ifade etti:

    “Mahkemeye katılmış, dışarıda da bir mikrofona iki kelam bir şey söyleyecek insanları ters kelepçe yapıp gözaltına almanın anlamı nedir. Ne yaptı bu insanlar? İnsanlık suçu mu işlediler? Bunlar 33 insan mı yaktı, ne yaptılar da siz bu insanları tutukluyorsunuz. Ne yaptı bu insanlar birini mi öldürdüler? Birini mi yaktılar? Birinin hakkına mı girdiler, ne yaptılar?”

    Gözaltıların Alevi toplumunu sindiremeyeceğini söyleyen Yılmaz, “Ne yaptınız şimdi bize gözdağı mı verdiniz? Bundan mı korkacağız? Bu inanç ve bu inancın beslediği tüm yapılar bunun bedellerini ödeyerek bugünlere geldiler. Bu toplum bedeli ödemekten hiçbir zaman korkmadı ki. Bizi korkutup sindirip bir tarafa atabileceklerini düşünmesinler” diye vurguladı.

    Pir Sultan Abdal’ın direnci, Hallacı Mansur’un inancıyla yol aldıklarını ifade eden Seher Şengüllü Yılmaz, “Bizi böyle gözaltına almalarla, ters kelepçe takmalarla, haksız hukuksuz hapse atmalarla yıldırabileceklerini zannetmesinler” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Esat Korkmaz’ın Hakk’a yürümesi Alevi toplumunda büyük üzüntü yarattı

    Esat Korkmaz’ın Hakk’a yürümesi Alevi toplumunda büyük üzüntü yarattı

    PİRHA-Araştırmacı-Yazar Esat Korkmaz’ın Hakk’a yürümesinin ardından mesaj paylaşan Alevi kurum temsilcileri, yazarlar, gazeteciler, Korkmaz’ın Alevi toplumunda emeğinin büyük olduğuna dikkat çektiler.

    Alevi inanç sistemi, felsefesi ve öğretisi konusunda sayısız eser ve makalesi bulunan Araştırmacı-Yazar Esat Korkmaz, kanser sebebiyle kemoterapi tedavisi gördüğü Göztepe Hastanesi’nde Hakk’a dün yürüdü.

    29 Temmuz Cumartesi günü saat 12.00’de Şahkulu Sultan Dergahı’ndan Hakk’a uğurlanacak olan Korkmaz için sosyal medya üzerinden yüzlerce mesaj yayınladı.

    Alevi kurum temsilcileri, yazarlar, gazeteciler tarafından paylaşılan mesajların bazıları şöyle:

    Cuma Erçe: Devrin daim olsun Esat Korkmaz. Işığın sönmesin… Mekanın gönüller olsun…

    Celal Fırat: Alevilik için değerli çalışmaları olan Esat Korkmaz hocamızın Hakk’a yürüdüğü haberini üzülerek aldık. Değerli hocamızın ailesine, yakınlarına baş sağlığı diliyoruz. Devri daim, ışıklar yoldaşı olsun.

    Hüseyin Mat: Değerli araştırmacı yazar Esat Korkmaz canı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.

    Ali Kenanoğlu: Sevgili Esat hocamızı kaybetmişiz. Yolumuza, inancımıza ve demokrasi mücadelesine adanmış bir ömrün son yolculuğuna çıkıyor… Biz yaşadığımız sürece Esat hocamızı hep hatırlayacağız. Yolu ışık, mekanı gülistan olsun.

    İbrahim Karakaya: Devri daim olsun. Değerli bir canımızdı.

    Turgut Öker: Felsefi alanda Alevi dünyasına ciddi eserler bıraktı, devri daim, toprağı bol olsun.

    Ferhat Tunç: Araştırmacı yazar Esat Korkmaz’ın hayatını kaybettiğini öğrendim ve derin bir üzüntü duydum. Sevgili dostumuzun devr-i daim yıldızlar yoldaşı olsun. Ailesi başta olmak üzere tüm sevenlerinin başı sağolsun.

    Şükrü Yıldız: Alevi araştırmalarına bir ömür verdi, gitti… TV10’da “Hiçlik Meydanı” programı ile tanıdığımız Esat Korkmaz aramızdan ayrıldı… Terki de terk etti… Üzgünüm… Uğurlar ola hocam…

    Metin Karataş: Alevi öğretisinin ve yolunun koca çınarı, bilge insanı Esat Korkmaz ustamızı yitirdik. Devri daim olsun. Ailesi, yoldaşları ve sevenlerine sabır diliyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Yıldırım’dan Alevi kurumlarına ve adaylara uyarı: Alevilerin ‘siyaset belgesi’ var mı?

    Yıldırım’dan Alevi kurumlarına ve adaylara uyarı: Alevilerin ‘siyaset belgesi’ var mı?

    PİRHA- Seçimler yaklaşırken, Yazar-Avukat Ali Yıldırım, “Alevilerin ‘siyaset belgesi’ var mı?” diye sorarak, Alevi kurumlarının yöneticilerini ve Aleviler adına seçilen milletvekili adaylarını uyardı. Siyaset belgesi oluşturmak için konferanslar, toplantılar yapılması gerektiğini belirten Yıldırım, “Geç olsa da harekete geçmek için zaman bitmiş değil! Yönetici arkadaşlarımı açıktan uyarmak isterim” dedi. 

    14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimi’ne sayılı günler kaldı. Özellikle Yeşil Sol Parti’de Alevi kontenjanından milletvekili adayları da seçim çalışmalarına başladı. Ancak Alevilerin yıllardır kabul edilmeyen talepleri, çözülmeyen sorunları bulunuyor.

    Yazar-Avukat Ali Yıldırım, “Alevilerin ‘siyaset belgesi’ var mı?” diye sorarak Alevi kurumlarının yöneticilerini ve Aleviler adına seçilen milletvekili adaylarını uyardı.

    İşte Ali Yıldırım’ın kaleme aldığı yazı:

    “Geçen hafta milletvekili listeleri henüz belli olmadan, “Alevileri kimin temsil edeceğini, kimin Aleviler adına milletvekili olacağını, hangi partiden kaç kişilik Alevi kontenjanı istenildiğini konuşup durduk….
    Partilerin aday listeleri ortaya çıktığında ise, her zaman olduğu gibi sevinen, üzülen, küsen, kızan, birbirini ihanetle, sözünde durmamakla, kişisel çıkarlarının peşine düşmekle suçlayan “önderler” gördük.
    Bir hafta doldu. Şimdi ortalık sakinleşti. Kaybedenler sustu ve kazananlar kutlanmak üzere sıraya geçildi.
    Peki “Alevi temsilcisi” olarak milletvekili olma sevdasına kapılan arkadaşların Aleviler adına, Alevi toplumunun siyasetten beklentilerini, istemlerini, taleplerini ifade eden bir “ALEVİ SİYASET BELGELERİ” var mıydı? Yani ‘toplumumuzun demokratik talepleri şunlar şunlardır, ben de bunları dile getirmek, hayata geçirmek için mecliste bulunmak istiyorum’ dedikleri bir “bildirgeye” sahip miydiler?
    Tek tek insanları bir yana bırakalım Alevi toplumu adına söz söyleme iddiasında bulunan kuruluşlarımızın bir “Alevilik Bildirgeleri” var mı?

    “SİYASET BELGESİ OLUŞTURMAK İÇİN KONFERANSLAR, ÇALIŞTAYLAR, TOPLANTILAR YAPTILAR MI?”

    Böyle bir siyaset belgesi oluşturmak için Alevi toplumunun entellektüel ve siyasal birikimini işin içine katarak konferanslar, çalıştaylar, düşünce üretme toplantıları yaptılar mı?
    Partilerin kapılarına milletvekili “kontenjan” talebiyle giden canlarımız, o partilerin seçim bildirgelerinde Alevilerin demokratik talepleri için sayfa kontenjanı isteminde bulundular mı?

    “ALEVİLERİN ENTELEKTÜEL VE DEMOKRATİK BİR GÜÇ OLARAK VARLIĞINI HİSSETTİRMEK GEREKMEZ MİYDİ?”

    ‘Siyaset, siyasi partiler Alevileri yok sayıyor, potansiyelimizi görmezlikten geliyor’ türünden yakınmalarda bulunmaktan önce Alevilerin bu toplumda entelektüel ve demokratik bir güç olarak varlığını hissettirmek gerekmez miydi?
    Alevi toplumu Alevi kimliğinden kaynaklı talepleri olarak oy verecekleri cumhurbaşkanı adayı Kemal bey’den (Kemal Kılıçdaroğlu) oy verecekleri Emek ve Özgürlük İttifakı’ndan, oy verecekleri Millet İttifakı’ndan ne bekliyor? Bunları yazıp “Alevi siyaset belgesi” olarak önlerine koyduk mu, partilerine ilettik mi?
    Ne yazık ki, hayır!
    Geç olsa da harekete geçmek için zaman bitmiş değil! Yönetici arkadaşlarımı açıktan uyarmak isterim.

    PİRHA/İSTANBUL

     

    İLGİLİ HABERLER

    > Kenanoğlu’ndan çağrı: Aleviler seçim beyannamesi ve taahhütname hazırlamalı

  • Mustafa Sazcı: Alevi toplumu kurumları, artık siyaset sahnesinde de yer almalı-VİDEO

    Mustafa Sazcı: Alevi toplumu kurumları, artık siyaset sahnesinde de yer almalı-VİDEO

    PİRHA – Kızıl Deli Ocağı Yol Hizmetkârı Mustafa Sazcı, Alevi kurumlarının sadece din, inanç ve kültür işleriyle uğraşması algısının yıkılması gerektiğine değinerek, Alevi toplumu ve Alevi kurumlarının artık siyaset sahnesinde de yer alması gerektiğini söyledi.

    Kızıl Deli Sultan Ocağı Yol Hizmetkârı Mustafa Sazcı ile Alevilerin seçimlerde taleplerinin ne olması gerektiği üzerine konuştuk.

    Alevi toplumunun oylarının çantada keklik olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Kızıl Deli Ocağı Yol Hizmetkârı Mustafa Sazcı, “Saray iktidarının kurduğu ittifak aslında kimlerin temsilcisi olduğunu gösteriyor. Buna karşın Alevi toplumsallığı doğal olarak iki kutba bakıyor. İki kutbun yayınladığı mutabakat metninde yüzyıllardır asimilasyona, inkâra, imhaya, katliama uğrayan Alevi toplumunun bir kez dahi ismi ve talepleri geçmiyor. Kimsenin Alevi toplumunun oylarının çantada keklik olarak görmemesi gerektiğini, Alevi toplumunun taleplerinin artık kabul edilmediği bir coğrafyada gerçek barışın, gerçek adaletin, gerçek demokrasinin olmayacağının farkına varması gerekiyor” dedi.

    “EMEK VE ÖZGÜRLÜK İTTİFAKININ GÜÇLÜ HALE GETİRİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”

    Alevi toplumunun taleplerinin önemine dikkat çeken Sazcı, Emek ve Özgürlük İttifakı hakkında şunları dile getirdi:

    “Alevi toplumunun talepleri bir mihenk taşı haline gelecek. Üç ittifakın da son süreçteki politikalarına, söylemlerine baktığımızda millet ittifakına nazaran Alevi toplumsallığının taleplerini gören, doğrudan Alevi toplumunun sesini alanlarda duyurmaya çalışan bir ittifak oluşturuldu. Mecliste yine Alevilerin, Kürtlerin, kadınların, LGBT +Q plusların, ezilen, sömürülen, yok sayılan tüm toplumsal kesimlerin sözünün söylenmesi için Emek ve Özgürlük ittifakının güçlü hale getirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.”

    “ALEVİ KURUMLARIN SADECE İNANÇ, KÜLTÜR İŞLERİYLE UĞRAŞMASI GEREKTİĞİ ALGISI YIKILMALI”

    Mustafa Sazcı, yayınlanan mutabakat metinlerinde Alevilerin taleplerinin de yazılması gerektiğine değinerek şöyle devam etti:

    “Cumhuriyet tarihi içerisinde dahi sayısızca katliama, inkara, asimilasyona maruz kalmış bu toplumsal kesimin doğrudan sesini çıkartabilecek, taleplerini aktarabilecek bir siyasi erki olmadığı için bugün elbette Alevi kurumları siyaset alanında sözünü söyleyebilmeli. O nedenle Alevi kurumların sadece din ve inanç işleriyle, kültür işleriyle uğraşması gerektiği algısı yıkılmalı. Ali Kenanoğlu’nun dediği gibi ‘ilerleyen süreçlerde eğer bu taleplere riayet edilmezse hesap sorulması gerekiyor. Bu nedenle aslında o masada varlığını güçlü bir şekilde göstermesi gerekiyor.’ Yayınlanan mutabakat metinlerinde Alevilerin taleplerinin de yazılması gerekiyor. Elbette bu taleplerimiz kurumlarımız arasında deklare edildi, birçok kez yayınlandı. Bu taleplerin olduğu bu mutabakat metni ile aslında hem Millet İttifakı’nı hem de üçüncü bir çıkış yolu olan emek ve özgürlük ittifakına sunulması gerekiyor. Bugüne kadar yaptığımız yanlışları düzelterek artık siyaset sahnesinde de varlığımızı göstermemiz gerektiğini düşünüyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Tan: İran’daki Yaresanlarla Türkiye’deki Aleviler bağ kurmalı -VİDEO

    Tan: İran’daki Yaresanlarla Türkiye’deki Aleviler bağ kurmalı -VİDEO

    PİRHA- Kayseri HBVAKV Cemevi Başkanı Abbas Tan, İran’da yaşayan Alevi toplumuna ilişkin gözlemlerini paylaşarak, “İran’daki Yaresanlarla Türkiye’deki Alevilerin mutlaka iç içe olmalı ve ilişki içerisine girip bağ oluşturmalı. Özellikle asimilasyon politikalarına karşı bu mutlaka yapılmalı” dedi.

    Kayseri Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Cemevi Başkanı Abbas Tan, İran’a yaptıkları geziyi PİRHA’ya anlattı.

    İran’da yaşayan Alevi toplumuna ilişkin gözlemlerini paylaşan Tan, İran’da da Aleviliğin Türkiye’deki gibi bir inanç olarak tanınmadığını hatta ‘yasak’ olduğunu belirtti. Şii rejimin baskıları ve asimilasyon politikalarına karşı Alevilerin direndiğini de vurgulayan Tan, Türkiye’deki Alevilerin Avrupa’yla olduğu gibi İran’daki Alevilerle de bağ kurması, dayanışma göstermesi gerektiğini söyledi.

    “İRAN’DA ALEVİLER 3 BÖLGEDE YOĞUN OLARAK YAŞIYORLAR”

    İran’da üç farklı bölgede Alevilerin yoğun olarak yaşadığını ifade eden Tan, Alevilerin en büyük topluluğunun bulunduğu bölgenin Kirmanşah olduğunu aktardı.

    Bu bölgede dergahlarında bulunduğunu sözlerine ekleyen Tan, “Aleviler Urmiye ve Tebriz bölgesinde de yoğun olarak yaşıyorlar. İran’daki Alevi nüfusunun 20 milyon civarında olduğunu söylüyorlar. İran’daki Aleviler tıpkı Türkiye’de olduğu gibi inançlarını özgürce yaşayamıyorlar. Çünkü İran’da da Alevilik yasaklı bir inanç. Devlet Aleviliği yasaklıyor ancak Aleviler kendi içerisinde inançlarını yaşamaya çalışıyorlar. Kendi ocakları var. Değişik bölgelerde 7 Alevi Ocağı kendi talipleriyle birlikte Aleviliği yaşatma mücadelesi veriyor. Yaklaşık 12 ya da 13 tane cemhanenin (cemevi) olduğunu söylediler. Ancak hepsini ziyaret edemedik. Yeni cemhaneler de yapıldığını belirttiler. Kendi inançlarını kendi imkanları ölçüsünde gizli gizli yapıyorlar ve biz de olduğu gibi gözcü (bekçi) marifetiyle inançlarını yaşatmaya, yaşamaya çalışıyorlar” diye konuştu.

    “ALEVİ İNANCI YASAK ANCAK ALEVİLER BİRBİRİNİ GÖRÜNÜŞLERİYLE SOKAKTA TANIYABİLİYOR”

    İran’daki Alevilerin büyük bir kısmının Kürt Alevi olduğu bilgisini de veren Tan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Goranice ve Farsça konuşuyorlar genelde. Türkçe konuşanlar da var. İbadetlerini genelde Goranice ve Farsça yapıyorlar. İran’da son dönemde biraz daha yumuşama söz konusu. Resmiyette Alevi inancı diye bir inanç yok. Alevilerin sayısı net olarak belli değil. Tahminler üzerinden bir sayı oluşturuluyor. Ama birbirlerini çok rahat bir şekilde tanıyabiliyorlar. Sokakta gezerken büyük bir kesimin Yaresan yani Alevi olduğunu hissediyoruz, anlıyoruz. Erkeklerin görünüşünden, kadınların giyinişinden anlaşılabiliyor bu. Alevi erkeklerde bıyık kesme diye bir olay yok. Bıyıksız olanları ceme dahi almıyorlar. Bu bir simgeyi temsil ediyor. Birbirlerini daha rahat tanımak için kullanıyorlar. Orada bir ceme katıldık. Cem de kadın erkek ayrımı yoktu. Kadınlar ve erkekler yan yana oturuyorlardı ancak oradaki kadınların kanunen kılık kıyafetleri kapalı olmak zorunda. Başları kapalı olmak zorunda ancak dergahta gördüğümüz kadınların başı açıktı. Türkiye’de gördüğümüz Kürt Alevi kadınlarla aynı tarzda giyiniyorlardı. Kadınlar mutfak bölümünde biraz daha ağırlıklı olarak çalışıyordu ancak lokma dağıtımı sırasında 6 kişi bu işi yapıyordu ve 4’ü erkekti. Koşullara göre kim uygunsa işi o yapıyor.”

    “PİRLERİN SÖYLEMLERİNDEN OLUŞTURDUKLARI BİR KİTAPLARI VAR”

    İran’da ‘dede’ kavramı olmadığını ‘pirlik’ kavramı olduğunu aktaran Tan, son dönemde ‘Seyit’ kavramının da kullanıldığını duyduklarını söyledi.

    Alevilikte, Yaresenlikte ‘Seyit’ anlayışı olmadığını ve o bölgedeki Alevilerin de bunu kabul etmediğini kaydeden Tan, “Pirleri, Ocak içerisinde rızalık anlayışına dayalı olarak seçiyorlar. Dergah içerisinde deneyimlere bakılarak kimin hangi işi yapacağı ortaya çıkıyor. Ona göre rızalık esasına dayalı olarak bir görevlendirme yapıyorlar. Ocağın pirinin söylemlerinden oluşmuş bir anayasa, bir kitap oluşturmuşlar. Yorumlayamadıkları belli konularda bu kitaba başvuruyorlar. Bu kitap halk içerisinde yayılmış, sürekli kullanılabilen, her yerde olan bir kitap değil. Muhafaza ediliyor. Bizdeki ‘Tarık’ gibi saklanıyor. Bu kitap zaman zaman güncelleştiriliyormuş” dedi.

    “İRAN’DAKİ YARESANLARLA TÜRKİYE’DEKİ ALEVİLER BAĞ KURMALI”

    İran’daki Alevilerin Türkiye’deki Alevileri çok iyi bilmediğine ve tanımadığına da şahit olduklarını belirten Tan, son olarak şunları dile getirdi:

    “Sadece Dersim’de çok az Alevi olduğunu düşünüyorlar. Biz Türkiye’de 20 milyonun üzerinde Alevi olduğunu söylediğimizde hayret ettiler. İran’daki rejim bir Şii rejimi ve Şiiler Aleviliği yok etmeye, asimile etmeye çalışıyorlar. Bunun karşısında oradaki Yaresanlar asimile olmamak için mücadele veriyorlar. Direniyorlar ve asimilasyon politikalarına dayanmaya çalışıyorlar. Aralarında çok iyi bir dayanışma ağı var, güçlü bağları var. Binlerce yıldır orada asimilasyon politikalarına maruz kaldıklarını söylüyorlar. Aleviliğin merkezinin Mezopotamya olduğunu söylüyorlar. İran’daki Yaresanlarla Türkiye’deki Alevilerin mutlaka iç içe olması gerekiyor. Nasıl ki Türkiye’deki Aleviler Avrupa’daki Alevilerle iç içelerse, Türkiye’deki Alevilerin de Yaresanlarla bir ilişki içerisine girip bağ oluşturmaları ve güçlerini birleştirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Özellikle asimilasyon politikalarına karşı bu mutlaka yapılmalı.”

    Rohat EMEKÇİ- İsmail SİVASLI/PİRHA

  • Alevilere yönelik hak gaspları, nefret söylemleri, saldırılar 2021’de de artarak devam etti

    Alevilere yönelik hak gaspları, nefret söylemleri, saldırılar 2021’de de artarak devam etti

    PİRHA- Alevilerin 2021 yılında da hakları gasp edildi, talepleri yerine getirilmedi, demokrasi, eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü talebi görmezden gelindi. Aleviler üzerindeki ayrımcı politikalar sistematik bir şekilde devam etti. Alevi toplumuna yönelik nefret dili ve saldırılar yıl boyunca yaşanırken, yargı Alevilere yönelik nefret dili ve saldırılara karşı sessizliğini korudu.

    2021 yılı geride kalırken, yıl boyunca hem dünya hem de Türkiye çalkantılı bir süreç yaşadı. Koronavirüs salgınının da eklenmesiyle kapitalist modernite krizi yaşandı. Türkiye ise ekonomik krizin yanında siyasal krizin de etkisiyle derin bir ekonomik buhran yaşadı, yaşıyor. Yüzyıllar boyunca olduğu gibi bu yılda Alevi toplumunun inançsal ve kültürel varlığı inkar edilirken, kamusal alandaki eşit yurttaşlık hakları tanınmadı.

    Alevi toplumunun eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, zorunlu din derslerinin kaldırılması, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kapatılması, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi, çeşitli adlar altında işgal edilen inanç merkezleri ve kutsal mekanlarının tahrip edilmeyip, Alevi toplumuna bırakılması gibi temel talepleri bu yıl da karşılık bulmazken, uluslararası mahkemelerin vermiş olduğu kararlar bu yıl da uygulanmadı.

    ALEVİ HAK MÜCADELESİ GERİLETİLMEYE ÇALIŞILDI

    Alevilerin haklarını görmezden gelen iktidar, Alevilere yönelik böl-parçala-yönet politikasına hız vererek, ‘Alevi açılımı’ adı altında Türkiye’nin bir çok kentinde Alevi kurumlarına ve cemevlerine heyet göndererek, ‘Neye ihtiyacınız var?’ ziyaretleri gerçekleştirdi. Aleviler bu ziyaretlere tepki gösterirken, yüzyıllardır gasp edilen haklarının iadesini istedi.
    Alevilere, cemevlerine ve kutsallarına yönelik saldırılarda artış gözlendi. Alevilerin evlerinin işaretlenmesi, asimilasyon politikaları, nefret söylemleri, doğa ve inancın tahrip edilmesi, yasaklar, gözaltı ve tutuklamalarla gerçekleşen hak ihlalleri yine gündemden düşmezken, baskı ve ötekileştirme de devam etti.
    Cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesine dönük hem ulusal hem de uluslararası yargı kararları iktidar tarafından görmezden gelinerek gerekli yasal ve anayasal değişiklikler yapılmadı. Bunun yerine yapılan veya yapılmaya başlanan cemevlerinin fiziki ihtiyaçlarını gidermeye çalışarak, Alevi toplumunun hak mücadelesini geriletmeye çalıştı.

    ALEVİLERE VE KUTSALLARINA DÖNÜK SALDIRI, TEHDİT, ASİMİLASYON, NEFRET SÖYLEMİ VE AYRIMCI POLİTİKALAR DEVAM ETTİ

    *İnanç Özgürlüğü Girişimi tarafından “Türkiye’de Din veya İnanç Temelli Nefret Suçları 2020” raporu yayımlandı. Raporda nefret suçlarına en çok Alevilerin maruz kaldığı tespit edildi.
    Hatay Altınözü’nde öğretmenlik yapan S.G., müdür yardımcısı odasında otururken C.A’nın saldırısına uğradı. Baba N.G., saldırganın evlerine kadar gelerek “Alevi olması sebebiyle onu istemiyorum” dediğini aktardı.

    *Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Helalleşme’ çağrısını manşetine taşıyan Yeni Akit Gazetesi, Sivas Madımak Katliamı’nı gerçekleştiren katilleri mağdur göstererek, ‘Asıl Sivas mazlumlarıyla helalleşilmeli’ dedi.

    *Akşam Gazetesi yazarı ve eski AKP İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli’nin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik yazdığı yazıda Alevileri ve çocuklarını hedef alan nefret söylemi içerikli yazı yazdı. Besli, yazısında “Alevi, Kürt bir aile çocuklarına Alevi kimliğini gizlemeyi öğrettiği, öğütlediği kadar Kürt kimliğini de saklamayı öğretmek mecburiyetinde kalmaktadır. Yani söz konusu çocuklar ‘çifte kavrulmuş yalancı’ olmak durumundadırlar. Ve ne kadar maharetle yalan söyleyebiliyorlarsa o kadar aferin alarak yetişmişlerdir” şeklinde nefret söylemlerinde bulunmuştu.

    *Urfa’da öğretmenlik yapan S.A.’nın evinin, Alevi olduğu gerekçesiyle ‘çarpı’yla işaretlenerek ateşe verildiği iddia edildi. 27 Kasım günü evinin duvarına kırmızı sprey boya ile cami ve içerisinde simgeler bulunan işaretler çizildiğini söyleyen S.A., olayların kasıtlı bir şekilde yapıldığını belirtti.

    *Yalova’da Bağlarbaşı Mahallesi Lokman Sokak’ta bulunan Alevilere ait 5 eve çarpı işareti konularak, duvarlara ‘Alevi’ yazıldı. Ailelerin işaretlemeyi fark etmesinin ardından mahalleye gelen polisler soruşturma başlattı. Evi işaretlenenlerden Ali İhsan Gültekin’in ‘Dede’ olduğu belirtildi.

    *Tokat’ta bulunan Alevi köylerinin harita üzerinden kırmızı işaretlenip Alevi yazıldığı ortaya çıktı. Konunun muhatabı doktor, “Telefonumla haritanın fotoğrafını çekip zamanla üzerinde köyleri daha iyi tanımak için tamamen iyi niyetle oynamalar yaptım. Çok üzgünüm. Bu noktaya varacağını düşünmedim. Yanlış anlaşılmadan dolayı özür diliyorum” dedi.

    *Yalova’da Alevi olduğu için İyi Parti İl Başkan Yardımcısı Fikret Şipal’in nefret söylemlerine maruz kalan ve CİMER’e şikayet edilen Yalova Adliyesi memurlarından Filiz Yıldız, Şipal hakkında hem ceza hem de tazminat davası açtı.

    *Maraş’ın Dulkadiroğlu Belediyesi’ne bağlı Doğanlıkarahasan Mahallesi’ndeki yol çilesi bitmiyor. Bozuk yolun onarılması için Alevi yurttaşlar defalarca kez belediyeye başvursa da bir sonuç alamadı. Muhtar ve köylüler, bozuk yolu kendi imkanları ile onarmaya çalıştı.

    *Amasya’nın Göynücek ilçesindeki Merkez Camii imamı A.Ş.’nin, bir Alevi yurttaşa, “Siz Aleviler evlenmeden önce eşinizi dedeye sunuyormuşsunuz. Sonra kendiniz gerdeğe girip eş olarak kabul ediyorsunuz” diyerek nefret suçu işledi.

    *Abdalların Konya’nın Karataş ilçesindeki evleri adliye, metro, spor ve kongre merkezi yapılacak diye yıkıldı.

    *ABD Dışişleri Bakanlığı, dünyadaki dini baskılar ve azınlıkların durumunu ele aldığı Uluslararası Dini Özgürlükler 2021 Yıllık Raporu’nda (USCIRF), Türkiye’deki dini özgürlük koşullarının tedirgin edici bir yörünge izlemeye devam ettiğine yer verdi.

    *CHP Elazığ İl Başkanlığı gönüllü çalışanı Faysal Akgün’ün yaşadığı evin kapısına üç hilalle birlikte çarpı işareti konularak ‘ölün’ yazıldı. Akgün yazılamanın bulunduğu görüntüleri de paylaşarak “CHP’liyiz diye, Aleviyiz diye hedef haline geliyoruz. Bunu yapanlar hesabını verecekler” dedi.

    *Tokat merkeze bağlı Günevi (Dive) Köyü sınırları içerisinde bulunan Topçam Baba Türbesi yakınlarında kimliği henüz belirlenemeyen kişi veya kişilerce provokasyon yapıldı. Şahıslar Kuran tefsirlerini üst üste koyarak hafifçe ucundan yakmış. Jandarma olayla ilgili soruşturma başlatırken, saldırının provokasyon amaçlı olduğu belirtildi.

    *Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent), Germisi (Bulgurcular) ve Farac (Akdüven) köylerinde karakollardan uzun süre ezan okutuldu.

    *Yunanistan hükümetinin Evros Eyelati’nde bulunan bir cemevinin dini ve sosyal faaliyetler için kullanımına onay vermesi ve Alevilerin bir inanç topluluğu olarak kabul edilmesinin ardından Akit Gazetesi nefret dili kullanarak, ‘Yunan Alevilikle Türkleri bölecek’ başlığıyla haber yaptı.

    *Geçtiğimiz gün koronavirüs tedavisi gördüğü hastanede yaşamını yitiren CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Kemal Gülhan’ın Hakk’a uğurlama erkanı sonrası A Haber CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu üzerinden Alevi inancına dönük nefret dili kullandı.

    *Bursa Mustafakemalpaşa’ya bağlı 3000 nüfusa sahip Taşpınar Köyü sakinleri Alevi olmalarından kaynaklı hizmet alamadıklarını belirterek, yol, su alt yapı ve ulaşım sorunlarının hala devam etmesine isyan etti.

    *Elazığ’ın merkeze bağlı Uzuntarla Köyü’nde bulunan bir köy okulu, 2020 yılında yatırım programına girdi. Ancak kentte meydana gelen depremin ardından okulun ağır hasar aldığı söylenerek yıkımına karar verildi. Okulunun tekrar yapımı için TOKİ tarafından ihalesi yapıldı. Elazığ İl Milli Eğitim Müdürü Feyzi Gürtürk tarafından okulun yapımın engellenmeye çalışıldığı öne sürüldü. Uzuntarla köyü muhtarı Ali Özarslan, Elazığ İl Milli Eğitim Müdürü Feyzi Gürtürk’ün ‘Alevi köyüne okul yaptırmam’ dediğini iddia etti. Yaşanan bu olaya tepkiler çığ gibi büyüdü.

    *Ankara’nın Haymana ilçesi Kutluhan köyü yakınlarındaki Pir Hüsameddin Ankaravi’nin dergahı, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tahrip edilerek camiye dönüştürüldü.

    *İstanbul Avcılar’da yaşayan Tiyatro Sanatçısı Cemal Uçarman, nefret söylemlerine ve saldırıya maruz kaldı.

    *Organize suç örgütü başı Sedat Peker sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı bir paylaşımla Alevilik konusuna neden değindiğine açıklık getirerek, “Derin Mehmet’in adamları tarafından geçmişte Gaziosmanpaşa’daki kahve saldırısından çok daha büyük bir eylem yapılıp, ülkede kaos çıkarma planlarını boşa çıkarabilmek içindir. Planları bir cemevine saldırıdır” iddiasında bulundu.

    *Maraş’ın Afşin ilçesine bağlı Haticepınarı, Oğlakkaya ve Örenli köyü sakinleri, Cumhuriyet tarihi boyunca kamu hizmetlerinden mahrum olduklarını dile getirdi. Kürt ve Alevi yurttaşların yaşam sürdüğü bu coğrafyada “Oy verin ki hizmet gelsin” baskısı sürüyor. Ancak baskılara boyun eğip yerel seçimlerde iktidara oy verseler dahi Alevi köylerine ne yol yapılıyor ne de su hizmeti götürülüyor. Durum öylesine ciddi ki kimi köylere elektrik dahi verilmiyor.

    ALEVİLERLE İLGİLİ SORU ÖNERGELERİ YİNE YANITSIZ KALDI

    *Alevi yurttaşların sorunları Meclis’te de karşılık bulmuyor. Yıllar önce verilen soru önergeleri cevap bulmazken Genel Kurul’da yapılan konuşmalar da “Bölücülük yapıyorsunuz” tepkisiyle karşılanıyor.

    *Kars’ın Selim ilçesine bağlı Katranlı Köyü’nden Alevi yurttaşların göç etmesiyle birlikte bu köye yerleşen Sünni yurttaşların Alevilerle ortak olan mezarlıklarını ayırdığı ortaya çıktı. Kürt ve Alevilere yönelik ırkçı ve cinsiyetçi paylaşımlar yapan İstanbul Beyoğlu İlçe Sağlık Müdürü Adil Yetiş Sarıhasanoğlu’nun sözleşmesinin askıya alındığı duyuruldu.

    *Sezer Öztürk adlı yurttaşın İstanbul’daki evinin duvarı işaretlenip “Alevi defol Kürt” diye yazıldı. Karakola gidip ifade veren Öztürk’e polisler tarafından “Olayı neden sosyal medyada paylaştın? Halkı kin ve nefrete teşvik etmekten hakkında soruşturma açılabilir” denildi.

    *Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin mezuniyet töreninde bazı öğrenciler üzerinde ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ ve ‘unutMADIMAKlımda’ yazılı tişörtler giydikleri için saldırıya uğradı.

    *Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent), Germisi (Bulgurcular) ve Farac (Akdüven) köylerinde karakollardan yüksek sesle aylarca ezan okutuldu. Tepkiler sonuç verdi, ezan sesi kısıldı.
    Adana’nın Ceyhan İlçesinde bulunan Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Cemevi bu yılda saldırıya uğradı. Cemevi Başkanı Bahadır Odabaşı saldırıyı kınadığını belirterek; “Defalarca şikayetçi olduk ama sonuç alamadık” dedi.

    *İzmir’in Buca ilçesindeki bir apartmanda oturan Özbey ailesi, Alevi ve Kürt olmalarından kaynaklı 2 yıldan bu yana üst kat komşularının hakaretlerine ve yoğun sözlü tacizine maruz kaldıklarını söyledi.

    *İstanbul’da bulunan Ali Baba Cemevi’ne yönelik kimliği belirlenmeyen kişilerce saldırı düzenlendi. 40’lı yaşlardaki iki saldırgan serbest.

    *Adana’nın Seyhan ilçesine bağlı Ova ve Uçak mahallelerinde Alevilerin ikamet ettiği bazı evler ‘Kızılbaş’ yazılarak işaretlendi.

    *Ankara’nın Mamak ilçesindeki Şehit Ali İhsan Okatan Ortaokulu’nda M.K. adlı din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni Alevi öğrencilere nefret dili kullandı. Ankara Valiliği yaptığı açıklamada, Alevilere hakaret eden din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeninin görevden uzaklaştırıldığını duyurdu.

    *Amasya’nın Abacı Köyü’ne Alevi yurttaşların yaşadığı bir yerleşim alanı olmasına rağmen türbelerin yanına cami yapıldı. Abacı Köyü’nde yaşayan yurttaşlar, duruma tepki gösterdi.

    *KPSS’de 96 puan alan ve Sağlık Bakanlığı’nın açtığı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanlığı kadrosuna başvuran sağlıkçı A.D’ye mülakatta, ‘Yozgat’taki köyünün Alevi mi Sünni mi’ olduğu soruldu. Alevi olduğunu söyleyen A.D. mülakatta elendi.

    *Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), İl Milli Eğitim Müdürlükleri üzerinden öğrencilerin din derslerini seçmeleri için yönlendirme yapıyor. Elazığ Atatürk Anadolu Lisesi’nde seçmeli ders adı altında öğrencilere haftada 7 saat din dersi dayatılıyor. Seçmeli ders olmasına rağmen ne öğrencilere ne de velilere herhangi bir bilgi verilmeden ‘Kuran’ı Kerim, Peygamberimizin Hayatı, Temel Dini Bilgiler’ dersleri okul yönetimi tarafından seçilmiş. Din dersleri saati diğer tüm derslerden daha fazla.

    *Hacı Bektaş Veli Dergahı’na Ağustos ayı içerisinde asıldığı tespit edilen “Hacı Bektaş Veli Külliyesi Unesco Dünya Miras Geçici Listesinde yer almaktadır” yazılı tabela asıldı. Tepkilere karşın tabela hala indirilmedi.

    *Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinlikleri kapsamında Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine giden Abdal kadınlar, kaldıkları Hacı Bektaş Veli Dergâhı Vakfı’na ait misafirhane şiddet ve hakarete uğradıklarını söyledi. Kadınlara şiddet ve hakarette bulunduğu belirtilen isim ise geçen yıl Veliyettin Ulusoy’a karşı kurulan Ocakzadeler Meclisi adlı yapının üyesi Celal Abbas Ulusoy. Ulusoy daha sonra gelen tepkiler üzerine özür diledi.

    *İstanbul Esenlerde devam eden istimlak çalışmaları sebebiyle Ana Meryem Türbesi yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya. Ana Fatma Cemevi Başkanı Hüseyin Acaray, konuya ilişkin açıklama yaparak “İnancımızın yaşatılabilmesi için türbemizi yıktırmayacağız” dedi. Esenler ilçesi Tuna Mahallesi’ndeki Ana Meryem Türbesi, yapımı süren okul inşaatı sebebiyle tehlike altında. Türbenin yıkılmak istendiğini söyleyen Ana Fatma Cemevi Başkanı Hüseyin Acaray, konuya dikkat çekerek yardım talebinde bulundu.

    20. MİLLİ EĞİTİM ŞURASI’NDA ANA OKULLARINA DİN DAYATMASI

    *7 yıl aranın ardından toplanan 20. Milli Eğitim Şurası’nda kurulan “Temel Eğitimde Fırsat Eşitliği”, “Mesleki Eğitimin İyileştirilmesi” ve “Öğretmenlerin Mesleki Gelişimi” özel ihtisas komisyonları üyeleri, görüş ve önerilerden oluşan taslak maddeler üzerinde dünkü çalışmalarını tamamladı. 20. Milli Eğitim Şurası’nda 128 maddede tavsiye kararı alınırken, şurada alınan kararlar arasında, başta Aleviler olmak üzere toplumun tepki gösterdiği “Okul öncesi öğretim programında çocuğun gelişim düzeyi dikkate alınarak din, ahlak ve değerler eğitimi yer almalıdır” gösterildi.

    *İlahiyatçı Hayrettin Karaman, kendisine ait internet sitesinde, kendisini Sünni olarak ifade eden bir kadının, “Alevi ile evlenilir mi?” yönündeki sorusuna “Eğer bilerek Aleviliğini koruyorsa, Alevilere ait olup İslam ile bağdaşması mümkün olmayan inançları ve uygulamaları muhafaza ediyorsa o genç ile Sünni bir kız evlenemez” yanıtını verdi.

    ALEVİLERİN İNANÇ MERKEZLERİ VE YAŞAM ALANLARI DA TEHDİT ALTINDA

    Alevilerin inançları ve inanç merkezileri kabul edilmezken, yaşam alanları da tehdit altında.
    *Maraş’ın Pazarcık İlçesine bağlı Alevi köyü Çöçelli’de taş ocağı yapılmak istenmesinin ardından şimdi de fabrika yapılması gündemde. Fabrika yapılmak istenen yerde dinamitlerin patlatılması sonucu evlerde hasar oluşurken, fabrika Maraş ve Antep bölgesindeki plastik atıkları yakarak elektrik enerjisi elde edecek. Yaşam alanlarının yanında yapılan taş ocağına ve fabrikaya tepki gösteren köylüler, ‘Çöçelli’de fabrika istemiyoruz. Bu fabrikayı yapmak için kaç kişiyi öldüreceksiniz, kaç kişi çıkar sağlıyor? Burada zeytin topluyor evimize ekmek götürüyoruz. Burası tarım ile uğraşan bir köy” diyerek projesinin iptal edilmesini isteyerek, yol kapatma, oturma eylemi ve basın açıklamaları yaparak protesto etti. Bazı eylemlere jandarma tarafından sert müdahalede bulunuldu.

    *Ordu’nun Ünye ilçesine bağlı Üçpınar Köyü’ne yapılan siyanürle altın aranan maden ocağı, köydeki tarım ürünlerine ve hayvancılığa zarar veriyor. Üçpınar Köyü’nde yaşayan yurttaşlar yaşadıkları zorlukları anlatarak maden ocağının kapatılmasını istediler. Köy sakinleri ayrıca Alevi oldukları için köylerinde şebeke suyu olmadığının da altını çizerek dağlardan imece usulü su getirdiklerini anlattılar.

    *Malatya’nın Doğanşehir ilçesi Dedeyazı Mahallesi’ne 20 yıl önce kurulan maden ocağı kaçak faaliyetlerine devam ediyor. Yaşanan tahribat sebebiyle bir bütün olarak canlı yaşamı tehlikeye atılıyor. Hafriyat kamyonları, çıkarılan toprak ve kayaları mahallenin içinden geçerek taşıyor. Yüksek tonajlı araçlar ve patlatılan dinamitler sebebiyle bir bütün olarak çevresel tahribat yaşanıyor. Mahalledeki kayısı ağaçları başta olmak üzere birçok bitki de durumdan zarar görüyor.

    *Bingöl’ün Adaklı ilçesine bağlı Karer bölgesindeki köylerde yaşayan yurttaşların evleri ağır hasarlı olduğu gerekçesiyle yıkılarak Adaklı’da yapılacak TOKİ binalarına taşınmak isteniyor. Köylerinde ev yapmalarına izin verilmediğini söyleyen yurttaşlar, sağlam olan evleri için ağır hasar kaydı tutulduğunu belirterek bu yolla göç ettirilerek köklerinden koparılmak istendiklerine işaret ediyorlar.

    *AKP iktidarı tarafından Terolar köyünde 27 bin kişilik AFAD kampının yanına halkın rızalığı alınmadan inşasına başlayan 3 katlı okul yapımına başlandı. Okulun yapılmasıyla birlikte kampın kalıcılaşacağını ve Terolarda demografik yapının değişeceğini belirten yurttaşlar, okul yapımının durdurulmasını istedi. Açıklamalarda, yapılması planlanan bütün projelerde bölgenin demografik yapısının bozulmasının hedeflendiği belirtildi.

    ALEVİLER VE KURUM TEMSİLCİLERİ GÖZALTINA ALINDI, TUTUKLANDI YARGILANDI

    *KHK ile kapatılan, Alevilerin sesi TV10 çalışanlarına yönelik asılsız beyanlarla yargılama süreci devam ediyor. Alevilerle ilgili hazırladığı belgesellerden dolayı hakkında dava açılan TV10 çalışanı Rohat Emekçi’nin İstanbul Çağlayan Adliyesi’ndeki duruşmaları görüldü. Dava beraatla sonuçlandı.

    *Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan 23 kanaldan biri olan TV10 kameramanı Kemal Demir ile kanal çalışanı Kemal Karagöz’ün “örgüt üyesi olmaksızın örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” iddiasıyla yargılandığı davanın duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul 28’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, Kemal Karagöz’ün “örgüt üyeliği” suçlamasından beraatine karar verdi. Kemal Demir ise “örgüte üye olmamakla birlikte örgüte bilerek isteyerek yardım etme” suçlamasından 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı ve hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının aldığı cezanın infazının başlamasına kadar devamına hükmedildi.

    *Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Kurucu Başkanı Turgut Öker, Almanya’daki bir mitingte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı protesto ettiği için yargılanıyor. İstanbul’da görülen duruşmada, Öker hakkında açılan dava dosyalarının birleştirilmesine ve bir sonraki duruşmanın 15 Mart 2022 tarihine ertelenmesi yönünde karar verildi.

    *İmara aykırı cemevi yapmak suçlamasıyla yargılanan AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş’ın duruşması görüldü. Odabaş, duruşmada “Cenazelerimizi yıkayacak suyumuzu bile kestiler” derken; dava 3 Mart 2022’ye ertelendi.

    *Yazar Erdal Yıldırım, sosyal medya paylaşımları nedeniyle yargılandığı davada 1 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

    *Dersim’de evinden gözaltına alınıp 11 Şubat 2021 tarihinde tutuklanarak Elazığ Cezaevi’ne gönderilen Veli Yıldız’ın üçüncü duruşması sonrası yurt dışı çıkış yasağı verilip, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    *Maraş Katliamı’nın 41. yıl dönümünde yaptığı konuşma nedeniyle Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Genel Başkanı İsrafil Erbil hakkında iddianame düzenlendi. İddianamede Erbil’in Maraş Katliamı’nın 41. yıl dönümü dolayısıyla gerçekleştirilen anma sırasında yaptığı konuşmalar yer aldı.

    *Alevi kurum yöneticileri ve aktivistlerine yönelik mahkeme süreçleri tüm hızıyla sürerken, Alevilere dönük katliam, nefret suçu ve ayrımcılığa karşı sürece yayan, takipsizlikle sonuçlandırılan yada dava konusu yapılmama durumu yaşandı.

    *Madımak Oteli’nde kalan 33 canın yakılarak katledilmesinin ardından, katliamda hayatını kaybedenlerin yakınları, 2014’te Yüksek Mahkemeye yaptıkları bireysel başvuruda yargılama sürecinin etkili yapılmadığı ve adil yargılamaya ilişkin hükümlerin ihlal edildiği kaydedilmiş, Madımak Oteli’nin yakılmasına ilişkin eylemin “insanlığa karşı suç” kapsamında değerlendirilmesi ve bu sebeple zamanaşımına uğramaması gerektiği belirtilmişti. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, gündem toplantısında başvuruyu görüştü. Toplantıda başvurunun ertelenmesi kararlaştırıldı. Ayrıca Hollanda Sosyalist Parti Milletvekili Saadet Karabulut’un, Sivas Katliamı ile ilgili Hollanda Dışişleri Bakanı’na yönelttiği soru önergesine cevap geldi. Dışişleri Bakanı Stef Blok, “Hollanda bu davayı ciddi ve detaylı bir şekilde takip etmeye devam edip, özellikle davada uluslararası hukukun ihlal edilmemesine dikkat edecektir” açıklamasını yaptı.

    *Hubyar ismine yönelik ticari marka işleminin iptali davası Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından kabul gördü. Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada “Alevi Bektaşi toplumunun değerlerinin hiçbir kurum veya kişi tarafından isim patentinin alınmasının doğru olmadığını defalarca kamuoyu ile paylaşmıştık” denildi.

    TÜRKİYE AİHM KARARLARINI BU YIL DA UYGULAMADI

    *Alevilerin zorunlu din derslerinin kaldırılması ve cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi konusundaki başvurusunu AİHM 2014 yılında haklı bularak cami, kilise ve sinagogların yararlandığı hakların cemevleri için de geçerli olduğuna hükmederek, Türkiye’nin suçlu olduğunu ifade etmişti. Kararın uygulanmaması üzerine Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türkiye’ye 2020 Haziran ayına kadar bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda kapsamlı bir eylem planının hazırlaması ve bunun bir takvime bağlanması için mühlet verdi. Sürenin dolmasına karşın Türkiye kararları uygulamadı.

    *Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, ‘devletin Alevi toplumuna, onun dinsel pratiklerine ve ibadethanelerine yönelik tutumunun, devletin nötr olma ve taraf tutmama göreviyle ve dini toplulukların özerk varolma hakkıyla bağdaşmadığına’ karar verdi.

    *AKP-MHP bloku ise, görevlendirdiği kimi isimler aracılığıyla “talepler raporu” hazırladı. Gittikleri cemevlerinde ‘Neye ihtiyacınız var?’ sorusu yöneltilirken, Alevi kurum yöneticileri ve inanç temsilcileri Alevilerin taleplerini sıraladı.
    Tüm bu gelişmelerin sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “58 ilde 1585 cemevini ziyaret ettik” sözü, kamuoyunda yeni bir ‘Alevi açılımı’ tartışmalarına yol açtı. Dedelere maaş bağlamaktan, cemevlerinin ‘kültür evi’ olarak tanımlanması gibi çalışmaların yer alacağı iddia edilen ‘açılım’a Aleviler tepkili. Alevi inanç önderleri parayla inancın yapılmayacağını belirtirken, Alevi kurum temsilcileri de, iddia edilen ‘açılımı’ seçim yatırımı olarak değerlendirdi.

    ISPARTA CEMEVİ AÇILIŞINDA BELEDİYE BAŞKANININ KÜRSÜYE ÖLÇÜSÜZ MÜDAHALESİ

    *İktidarın görevlendirdiği isimler cemevlerini dolaştığı dönemde, Isparta Cemevi’nin açılışında söz alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan’ın Diyanet’i eleştiren konuşmasına AKP’li Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen tarafından müdahale edilerek kürsüden indirmeye çalıştı. Kaplan’a yönelik ölçüsüz üslup ve müdahaleyi kabul etmeyen Alevi kurum başkanları kürsüde söz almayarak durumu protesto ederken, Alevi toplumu büyük tepki gösterdi.
    Cemevlerinin her ne kadar inanç merkezi olarak kabul edilmese de, bir biri ardına onlarca cemevi açıldı veya temeli atılırken, Alevi toplumu, cemevlerinin statüsünün kabul edilmediği, açılan cemevlerinin ‘gecekondu’ olduğu ve yerel ve ulusal iktidarların arka bahçesine dönüştürülmek istendiğini belirterek, “Varolan cemevlerinin tanınması ve Alevi kurumları ve inanç önderleri tarafından içinin doldurulması” çağrısında bulundu.

    *Alevilerin sürdürdüğü hukuk mücadelesi sonuç verdi. Kıraç Cemevi artık elektrik faturası ödemeyecek. Elektrik faturasını ödemediği için CK Boğaziçi Elektrik Perakende Satış A.Ş. ile mahkemelik olan cemevi, 18. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde davayı kazandı. Cemevi artık elektrik faturası ödemeyecek.

    *Mersin Büyükşehir Belediyesi 2021 yılı Ocak ayı olağan meclis toplantısında Yenice Sıtkı Baba Cemevinin imar planlarına ‘ibadethane yeri’ olarak işaretlenmesini oy çokluğuyla kabul etti.

    HACI BEKTAŞ VELİ DERGAHINA YALIN AYAK YÜRÜYÜŞ

    *Aleviler yıl boyunca sözlerini söylemeye devam etti. 2021 UNESCO Hacı Bektaş Veli Anma Yılı ve 58. Ulusal 32. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında, Hacıbektaş’a üç koldan yalınayak yürüyüş yapıldı.
    Yürüyüş sonunda “Dergahlarımızın işgal altında olmasını istemeyiz” denildi. İBB de, Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali’ni, 30 Temmuz -1 Ağustos tarihleri arasında İstanbul Yenikapı etkinlik alanında gerçekleştirdi.

    *Alevilerin yoğunluklu yaşadığı Türkiye’nin asimilasyon politikaları ve tanımazlık hali devam ederken, Avrupa’da Alevilik bir inanç olarak kabul edilmeye devam ediliyor. Almanya’da ilk olarak 2012 yılında Hamburg eyaletinde imzalanan ‘hak eşitliği’ anlaşması; Aşağı Saksonya, Bremen, Rheinland-Pfalz eyaletlerinden sonra son olarak Schleswig-Holstein Eyaletinde imzalandı. Bu anlaşma ile birlikte Aleviler diğer inanç gruplarının sahip olduğu tüm haklara sahip olacak.

    *Avrupa’da ve Türkiye’de bulunan 18 Alevi Kültür Merkezi/Cemevi ‘Yol Kardeşliği’ projesi kapsamında birlikte hareket edeceklerini açıkladı ve yıl içinde ilk adımları atıldı. Bundan sonra söz konusu Alevi kurumlarının birbirlerine her anlamda sahip çıkacakları, birbirlerini koruyup, kollayacakları, yolun öğretilerini gelecek nesillere aktaracakları belirtildi.

    *AABF, Köln-Wuppertal Konservatuar’ıyla birlikte önemli bir projeye imza attığını duyurdu. ‘Müzik Akademisi’ isimli projenin ilk adımı olan ‘Bağlama/Koro Sertifika Eğitim Programı’ hayata geçirildi. AABF yaptığı açıklamada, “Hayal ettik, inandık, istikrarlı ve kararlı çalışmalarımızı sürdürdük ve de sonunda hedefimize kavuştuk. Resmi olarak atılan imzayla aynı zamanda AABF’mizin kendi konservatuarını kurması anlamını taşıyor” denildi.

    İngiltere’de 21 Mart 2021’de nüfus sayımı yapılacak. 10 yılda bir gerçekleştirilen sayım, bu yıl ilk kez internet üzerinden doldurulacak formlarla yapılacak. Britanya Alevi Federasyonu (BAF) tarafından uzun soluklu bir kampanya süreci yürütüldü.

    TBMM’YE VERİLEN ZORUNLU DİN DERSLERİ CEMEVLERİ İLE İLGİLİ KANUN TEKLİFLERİ BU YIL DA KABUL EDİLEMEDİ

    Alevi kadınlar, kadınların sorunları başta olmak üzere zorunlu din derslerinin kaldırılması gibi birçok konuda bu yılda seslerini yükseltti.

    *Gülistan Doku’nun bulunması için birçok açıklama, eylem ve sosyal medya üzerinden kampanyalar düzenledi.

    *Dersim, Ankara, İstanbul gibi bir çok ilde Alevi kadınlar, çocuk istismarının meşrulaştırılmasına karşı, “İstismar ile kurulan aile anlayışınızı kabul etmiyoruz” diyerek bir açıklama yaptı. Alevi kadınlarının mücadelesi ile Kadıncık Ana Türbesi yeniden hayat buldu.

    *Fransa Alevi Kadınlar Birliği ve Avrupa Alevi Kadınlar Birliği öncülüğünde yürütlen yoğun çalışmalar sonucunda Nevşehir’in Hacıbektaş İlçesindeki Kadıncık Ana Evi’nin restorasyon çalışmaları başlatıldı ve hızlı bir çalışma sonucunda tamamlandı.

    KORONAVİRÜS SALGINI ALEVİLERİ, İNANÇLARINI VE İBADETHANELERİNİ DE ETKİLEDİ

    Koronavirüs pandemisinin hayatımıza girdiği 2020 Mart ayından itibaren salgının Aleviler ve kurumlarına da yansıması oldu. Dersim, Çorum, Sivas Madımak katliamlarını protestoların  yanı sıra cemevilerinde yürütülen cem ve Hakk’a uğurlama erkanı kontrollü bir şekilde gerçekleştirildi. Muharrem (Matem) Orucu gibi oruç günleri ve Newroz, Gadir-Hum Bayramı gibi bayramlar ve festivaller sınırlı katılımlarla yapıldı.

    BİRÇOK ALEVİ CAN ARAMIZDAN AYRILDI

    Üryan Hızır Ocağı Pirlerinden Ali Büyükşahin, Bawa Mansur Ocağı Piri Veli Doğan, Dersimli Araştırmacı-Yazar Haydar Işık, Baba Mansur Ocağı evladı Fidan Zozan Yıldız, Seyit Rıza’nın Torunu Ali Ekber Polat ve Rüstem Polat, Dersim 38 tanıklarından Bıra Çorak, Derviş Cemal Ocağı pirlerinden Turabi İnce, Ağuçan Ocağı evlatlarından Lütfü Özer, Şıx Delîl Berxecan Ocağı evlatlarından Hüseyin Erdoğan, Sinemilli Ocağı’ndan Hatice Yüksel Ana, Hıdır Abdal Ocağı Dedelerinden Mustafa Yıldız, Kureyşan Ocağı Piri Turabi Genç, Hasan Efendi’nin evladı Pir Kamer Canpolat (Ağa Dede), Pir sultan Abdal Kültür Derneği Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, Axuçan Ocağı pirlerinden Hasan Genç Hakk’a yürüdü.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Aktaş: AKP’nin bu adaletsizlik döneminde umarım onlar da Hızır’dan nasibini alır-VİDEO

    Aktaş: AKP’nin bu adaletsizlik döneminde umarım onlar da Hızır’dan nasibini alır-VİDEO

    PİRHA-Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Sekreteri Ali Aktaş, Hızır ayına ilişkin verdiği mesajda “Bu eşitsizlik ortamında, AKP’nin yarattığı böylesi bir adaletsizlik döneminde umarım Hızır’dan onlar da nasibini alır” diyerek Hızır kültürünü yaşatmanın önemine değindi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Sekreteri Ali Aktaş, Hızır ayı vesilesiyle mesaj verdi. Hızır’ın, her sene Şubat’ın ikinci haftasında başladığını söyleyen Aktaş, “Hızır, adalet dağıtan, herkese eşitliği öğreten bir önder konumundadır” dedi.

    ABF Genel Sekreteri Ali Aktaş, Hızır’ın Alevilerin lideri olduğunu söyleyerek Hızır kültürüne dair şunları söyledi:

    “Biz Aleviler, dualarımızı ederken ‘Hızır yetişsin, Hızır yardımcın olsun’ deriz. Hızır ayında 3 gün oruç tutarız. Genellikle şubat ayının ikinci haftasında çeşitli yörelerde yapılan anmalarla bir de ‘Kavut’ isimli yemek yapılır ama maalesef ki şimdi büyükşehirlerde bunu yapmak mümkün değil. Köylerde Kavut öğütülür ve evlerin damlarına bırakılır. Hızır’ın geleceği ve o eve bereket getireceği düşünülür. Orucun 3. gününde ise kurbanlar kesilir, lokmalar dağıtılır, komşularla bir araya gelinirdi.

    “UMARIM HIZIR’DAN ONLAR DA NASİBİNİ ALIR!”

    Ali Aktaş, derin bir inanç olan Hızır’a ait ritüellerin neden günümüzde pratiğe dönüştürülemediğine de değindi. Hukukun zayıf olduğu coğrafyalarda inanç kültürünün de bir anlamda zayıfladığını ifade eden Aktaş, şöyle devam etti:

    “İnsanlar kırsal kesimlerden şehirlere akın etti. Ardından bazı eski alışkanlıklar bir noktada azaldı. İnsanların kültürleri, ekonomik koşullar, hayat mücadelesi, adaletsizlik durumundan dolayı ne yazık ki bazı taraflara savrulmuş durumda. Ama bu durum önceki kültürün artık yok olduğu anlamında da değildir. Alışkanlıklarımıza bir şekilde devam ettiriyoruz. Bizim nesil bu kültürü götürüyor. Çocuklarımıza da bunu aktarmaya çalışıyoruz. Umarız mevcut etkinlik ve anmalarımız devam eder. Bozatlı Hızır yar ve yardımcınız olsun. Bu eşitsizlik ortamında, AKP’nin bu adaletsizlik döneminde umarım Hızır’dan onlar da nasibini alır.”

    Cebrail ARSLAN-Eren GÜVEN/ANKARA

  • Karataş ve Erzincan’dan tehditlere yanıt: Nefeslerimiz Hakk’ın nefesidir, kutsalımızdır!

    Karataş ve Erzincan’dan tehditlere yanıt: Nefeslerimiz Hakk’ın nefesidir, kutsalımızdır!

    PİRHA- Halk müziği sanatçısı Metin Karataş’ın, Erdal Erzincan ve Tolga Sağ ile birlikte Engin Nurşani’nin Hakk’a uğurlanmasında bağlama çalıp nefes okumalarına sosyal medyadan saldırılar sürüyor. “Yarın olsa yine sazımı alır giderim” diyen Metin Karataş, “Pir Sultan’ın izinden giden sanatçılar bu yoldan geri adım atarlarsa çaldıkları saza da söyledikleri deyişe de ihanet ederler” dedi. Erdal Erzincan ise “Ozanların söylediği nefesleri Hakk’ın nefesi olarak görüyor, söyledikçe içimizi yıkıyoruz. İbadet de zaten bu değil midir?” diyerek saldırıları kınadı.

    Sanatçılar Metin Karataş, Erdal Erzincan ve Tolga Sağ, Engin Nurşani’nin İstanbul Sancaktepe Cemevinde yapılan cenaze töreninde bağlama eşliğinde nefes okumalarının ardından kimi gerici gruplar tarafından hedef alındılar.

    Sosyal medya hesaplarından ağır hakaretlerle karşılaşan Metin Karataş, “Nefes okumamıza karşı linç girişiminde bulunanlara en çok karşı duranlardan birisi olduğum için en çok saldırıya uğrayan da ben oldum” diyerek yaşadıklarını PİRHA‘ya anlattı.

    Facebook ve Twitter hesapları üzerinden tehdit ve küfürlere maruz kalan Metin Karataş, “Ağır küfürler aldım. Hatta özür diletmek dahi istediler. Ben de böyle bir özür dilemenin atalarımdan Pir Sultan’ı bir daha astırmak anlamına geleceğini, başımı eğmeyeceğimi söyledim” dedi. Karataş, toplum olarak bu tür saldırılara karşı dik durmak gerektiğini söyleyerek bir grup tarafından, asimilasyon amaçlı faaliyet yürütüldüğünü belirtti.

    “SALDIRGAN GRUPLAR, HZ. ALİ, HZ. HÜSEYİN VE ZÜLFİKAR RESİMLERİ KULLANIYOR”

    Karataş, saldırgan grubun özellikle sosyal medya profillerinde Hz. Ali, Hz. Hüseyin ve Zülfikar resimleri kullandıklarını belirterek, “Bu hesapların çok büyük bir asimilasyona hizmet ettiğini gördüm. Şahsıma yönelik tehditlerin birçoğu da bu sayfalardan geldi. Bu süreçte Pir Sultan Abdal Genel Merkezinin açıklama yapması çok önemli. Kurumsal açıklamalar önemli yer tutuyor. Bizler bir yere kadar karşı durabiliyoruz” ifadelerini kullandı.

    “KİŞİNİN VASİYETİ OLURSA BAĞLAMAMIZI KİMSEDEN KORKMADAN ÇALARIZ”

    Metin Karataş, Alevi toplumunda, bağlamanın birçok erkanda çalındığını vurgulayarak şunları söyledi:

    “Cemlerimizde olan bağlamanın Hakk’a yürüme erkanlarında da çalınabileceğini söyleyebilirim. Bunu bir şart olarak değil, kişinin vasiyeti olursa eğer o erkanda bağlamamızı hiç kimseden korkmadan çalarız. Yarın böyle bir durum olsa ben Metin Karataş olarak sazımı alır yine giderim. Hiçbir korku bizi yıldıramaz. Pir Sultan’ın izinden giden, özellikle kendisini ‘Alevi sanatçı’ olarak Aleviliğin temsilcisi olan saçılardan görenler böyle bir yolda geri adım atıyorlarsa o çaldıkları saza da söyledikleri deyişe de ihanet ettiklerini düşünürüm.”

    “KUTSAL SAYDIĞIMIZ BAĞLAMA SON GÖREVDE NEDEN REDDEDİLİYOR?”

    Hakk’a yürüme erkanında bağlama eşliğinde nefes okuyan bir diğer isim Erdal Erzincan ise tepki gösterenlerin ‘Yol’u bilmeyenler’ olduğunu söyledi.

    Sanatçı Erdal Erzincan, “Alevileri asimile etmeye çalışan bir zihniyet tarafından provoke ediliyor” diyerek yaşananlara karşı şu yorumda bulundu:

    “Ölene kadar kutsal saydığım, ibadet ettiğim bir enstrüman orada, son görevde neden reddediliyor? Halbuki bütün ibadetini onunla gerçekleştirmişsin. Son anda mı bunun yanlış olduğunu söylüyorsun? Bu anlamsız bir tepki. O zaman cemevlerini de camiye çevirelim olsun bitsin! Yani inkarcı düşünce çok yanlış. Ayrıca Yol’umuzun gereği olarak bu ölüm nefesleri bazı bölgelerde de ‘dil verme’ adı altında yapılagelen bir ritüeldir. Bir zaman sonra mahalle baskısından dolayı o gelenek terkedilmiş. Biz yeniden bunu gündeme getirmeye çalışıyoruz. Toplum tarafından da oldukça olumlu karşılandı.”

    “NEFESLERİMİZLE GÖNÜL BİRLİĞİ OLUŞTURDUK”

    Erdal Erzincan, Nurşani’nin uğurlandığı törende nefeslerle ‘gönül birliği’ oluşturulduğunu söyleyerek şöyle devam etti:

    “Oradaki toplumla, ibadet eder gibi o ruh haliyle bir dem yaşadık. Eğer yanlış bir şey yapsak toplum da tepki gösterebilir. Bir cem de insanlar nasıl ki ruh ve gönül birliğine gelebiliyorsa o gün de aynen Engin Nurşani’nin işaret ettiği gibi insanlar o ruh haline geldi. Amaç da zaten bu değil miydi? Cemlerimizin bu zamana kadar yarattığı duygu, insanları o gönül birliğine getirmek ve birlikte Hakk ve Hakk olmak değil mi? O gün de herkes buna hizmet etti. Uğurlama erkanında orada bulunan dostlarla Hakk ve Hakk olduğumuzu düşünüyorum.”

    “SAZ İLE NEFESLERİ SÖYLEDİKÇE İÇİMİZİ YIKADIĞIMIZI ANLIYORUZ”

    Bağlama ve Nefes’in Alevi inancında önemli bir yer edindiğini ifade eden Erdal Erzincan sözlerine şöyle devam etti:

    “O erkanda elimize saz alıp seslendirmişsek içimizdeki bir ihtiyaçla yapmışız demektir. Biz bu sazla ve bu sazın gövdesinde taşınan o ulu ozanların söylediği şiirleri, nefesleri Hakk’ın nefesi olarak görüyoruz. O nefesleri söyledikçe içimizi yıkadığımızı anlıyoruz. İbadet de zaten bu değil midir? Bir Hristiyan, İncil’e nasıl bakıyor ise ben de nefeslerime böyle bakıyorum.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • ‘Kadın düşmanı, mezhepçi Diyanet lağvedilmeli’-VİDEO

    ‘Kadın düşmanı, mezhepçi Diyanet lağvedilmeli’-VİDEO

    PİRHA – DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevinde “Demokratik anayasa sürecinde Alevilerin talepleri nelerdir?” konulu panel düzenlendi. Konuşmalarda, “Kadın düşmanı, mezhepçi, ülkeyi tamamen selefi ideoloji hükmü altına sokmaya çalışan bir kurum olduğu için Diyanet lağvedilmelidir” denildi.

    Haberin videosu

    ‘Demokratik Anayasa’ tartışmaları sürerken Alevi kurumları da konuyu gündemlerinin odağına aldı. Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mamak Şube Ana Fatma Cemevi, “Demokratik anayasa sürecinde Alevilerin talepleri nelerdir?” başlığı altında panel düzenledi.

    Moderatörlüğünü Hülya Türkmen’in yaptığı panelde konuşan Araştırmacı Yazar Hamide Yiğit, “Alevilerin talepleri bütün ötekileştirilenlerin taleplerdir” diyerek ülke toplumunun iktidar baskısı altında olduğunu ifade etti.

    “ÖNCELİKLE DİYANET LAĞVEDİLMELİ”

    Alevi örgütlerinin talepler konusunda net tavır alması gerektiğine de vurgu yapan Yazar Hamide Yiğit şunları söyledi:

    “Alevilerin talepleri Kürtlerin, Ermenilerin de taleplerdir. Demokratik talepler güçlü ve örgütlü bir mücadele sonucunda, ancak yüksek dille ifade edilirse karşılık bulur. Eğer ki bu hakları hiç sayan, kutuplaştırıcı, nefret dilini siyasetin ana dili haline getiren gerici bir iktidar söz konusu ise taleplerimizi böylesi bir iktidara yönelteceksek söyleyeceklerimiz oldukça anlamsızlaşıyor. Örneğin egemen siyasetin resmi yürütücüsü konumundaki Diyanet İşleri Başkanlığı olduğu sürece Aleviler hangi talebini dile getirirse getirsin sadece talepten öteye geçmez. Bütün kimlik ve inanç gruplarının böylesi bir durumu kabul etmesi demek; haklarını teslim edip, nefes alamaz bir durumu da kabul etmesi anlamına gelir. Çünkü bugün bütün vatandaşların vergileri ile beslenen bir kurum, vergisini aldığı vatandaşları ötekileştirmek için makine gibi kurulmuş durumda. Dolayısıyla en başta dile getirilecek talep Diyanet’in lağvedilmesidir. Kadın düşmanı, mezhepçi, gerici, tamamen ülkeyi selefi ideoloji hükmü altına sokmaya çalışan bir kurum olduğu için Diyanet’in lağvedilmesi önemlidir. Bugünlerde siyasetin en karlı yanı din oldu. 12 Eylül’den bu yana Türk-İslam sentezinin ikamet edilmeye başladığını kabul etmek zorundayız. Ama bu zemin üzerinde AKP kendine göre yepyeni bir rejim inşa ediyor. Yani Türkiye’yi gerici selefi bir noktaya taşımıştır.”

    “ALEVİ KÖYLERİNE CAMİ YAPIMI FAŞİST ABLUKADIR”

    “Davutoğlu’nun Başbakan olduğu dönemlerde Alevilerden 12 maddelik bir talep listesi alındı. O taleplerden birisi ‘din dersleri zorunlu olmaktan çıkarılmalıdır. Kesinlikle din dersi olmamalıdır.’ şeklindeydi. Diğer bir talep ise ‘Alevilik ortaokullardan itibaren okullarda öğretilmelidir’ yönündeydi. Bu bir çelişkidir. Yani dini, bu gerici zihniyetten kurtarmak isterken Aleviliği aynı devletin eline ‘müfredatı sen belirle’ diyerek teslim etmek istiyorsun. Devlet elini dinden çekmelidir. Devlet ya da iktidarlar, dini hizmetleri haline getirmemelidir. Temel anayasadaki güvence bu noktada olmalıdır. Eşit yurttaşlık talebi önemli başlıklardan birisidir. Örneğin cemevlerinin statüsünün tanınması konusu gibi… Basit bir diğer talep ise; Alevi köylerine camilerin yapımının engellenmesidir. Çünkü bu bir tür faşist ablukadır. Mesela aşure gününün resmi tatil ilan edilmesi de çok insani bir taleptir. Aynı şekilde Arap Alevilerinin yaşamları boyunca en büyük bayram kabul ettikleri günün de resmi tatil ilan edilmesi gerekir. ‘Neden?’ derseniz o gün cehennemdeki ateşin dahi durduğuna inanırlar ve hiçbir iş yapmazlar. Temizlik dahi… Ama devletin dairelerinde çalışmak zorunda bırakılıyorlar. Bu tür talepler önemlidir.”

    “ZORUNLU DİN DERSLERİ ALEVİ ÇOCUKLARINA DAYATILMAMALI”

    Panelin bir diğer konuşmacısı da Yazar Özcan Öğüt’tü. Öğüt, zorunlu din derslerinin söz konusu olduğu bir süreçte demokratik bir anayasa tartışmalarının söz konusu olamayacağını ifade ederek şunları söyledi:

    “Bugüne kadar pek çok kurum, kişi Alevilerin sorunlarına çözüm getirme konusunda yola çıkarak çalıştaylarından birçok girişime kadar hep Alevilerin sorunlarını tanımak ve çözmek yerine Aleviliği tanımlamak konusunda bir refleks gelişti. Yani Aleviliği bir tanımlama krizine sokup çözüm bulunmamasına neden oldular. Bunları yapmalarındaki neden Alevilerin hak arama taleplerinin önüne geçmekti ve bu konuda da maalesef başarılı oldular. Alevilerin anayasal düzeydeki bütün taleplerinin temelinde yatan unsur eşit yurttaşlık talebidir. Yani tüm ötekilerin asli unsur olarak sayılan, hepsinin aynı zeminde tanınması anayasanın mevcut 24. maddesine baktığınızda da görülür. İlgili maddede ‘Herkes vicdan, din ve kanaat hürriyetine sahiptir’ der. Fakat buradaki herkes çok muğlak kalan kavramdır. Fakat farklılıklar hep görmezden gelinmiştir. Her hak talebinde ‘Buyurun siz de camiye’ tarzı söylemler söz konusu. Örneğin cemevlerinin ibadethane olarak tanınması talebinde bulunduğunuz zaman bir polemik unsuru görüyoruz. Peki eşit yurttaşlık talebi ile ne yapılabilir? Bir kere zorunlu din dersleri Alevi çocuklarına dayatılmamalı. Çünkü böyle bir realite varken demokratik bir anayasadan söz edilemez. Bu sadece Aleviler için de geçerli değil. Ateistler, gayrimüslim ve birçok farklı inançtan olan ailelerin çocukları için de geçerlidir. Yani çocukların pozitif bilimleri öğrenmeden dini öğrenmeleri başlı başına bir tartışma konusudur.”

    Cebrail ARSLAN / ANKARA

  • Saçılık: Alevi toplumu Armutlu’daki saldırıya karşı örgütlü duruş sergilemeliydi-VİDEO

    Saçılık: Alevi toplumu Armutlu’daki saldırıya karşı örgütlü duruş sergilemeliydi-VİDEO

    PİRHA – Son dönemde artan Alevilere yönelik baskılarla ilgili değerlendirmelerde bulunan sosyolog Veli Saçılık, Armutlu cemevinde yaşanan olayların Alevi halkını küçük düşürme amaçlı olduğunu ve buna verilecek en iyi tepkinin de örgütlü bir duruş olduğunu kaydetti. 

    Kanun Hükmünde Kararname ile işinden ihraç edilen sosyolog Veli Saçılık, Alevilere yönelik baskılara dikkat çekti. Armutlu Cemevinde yaşananları hatırlatan Saçılık, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın seçim dönemi “Cemevlerine hukuki statü tanıyacağız” vaatleriyle ilgili kendine sorulan sorulara; “Azrail’den can beklenmez, AKP’den seçim sonrasında böyle bir hamle beklemiyorum. Zaten cemevleri yasaldır, sadece mahkeme kararlarını ve mevcut insan haklarını uygulamaları yeter” cevabını verdiğini söyledi.

    “ALEVİ HALKI KÜÇÜK DÜŞÜRÜLMEK İSTENİYOR”

    Saçılık, seçim dönemi bu vaatler verilirken seçimin hemen ardından Armutlu Cemevi’nde duvarlara yazı yazılması, cemevine idrar bırakılması, cemevinde insanların yerlere yatırılmasını gibi olayların yaşanmasıyla Alevi halkını küçük düşürülmek istendiğini belirtti. Bu yaşananlara birkaç Alevi örgütü dışında Alevi toplumunun tepki vermemesini de eleştiren Saçılık, “Türkiye’de Aleviler var. Ama ne yazık ki Alevi toplumu oluşmamış durumda” dedi.

    “SOKAKLAR TAMAMEN ESİR”

    Bunun gibi saldırılara Alevi toplumunun verebileceği en iyi cevabın örgütlü duruş ve dayanışma olduğunu ifade eden Saçılık, cemevine yapılan bu hakaretin mevcut televizyonlar tarafından verilmediğini ve bunun için de Anadolu’nun birçok Alevi köyünde bu olayın duyulmadığını kaydetti. Tüm bu saldırılara karşı örgütlenmek gerektiğine dikkat çeken Saçılık, “AKP önce sendikalarımıza girdi bizi tutukladı, yerlere yatırdı, şimdi cemevlerimizde bunu yapıyor. Şu anda sokaklar tamamen esir. Ankara’da CHP’nin önü dışında eylem yapılamıyor. Oda CHP’yi protesto ediyorsanız yapabiliyorsunuz. Yani şu anda ülke sıkıyönetimle yönetiliyor. Güya OHAL kalkmış durumda. Ama daha da ağırlaştırılarak ortaya yeni yöntemler konularak ilerletiliyor” şeklinde ifade etti.

    “YAVUZ SULTAN SELİM’DEN BU YANA EN PROVOKATİF HAREKET”

    Cemevine yapılan bu saldırının bir Alevi olarak kendisine çok ağır geldiğini söyleyen Saçılık, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Cemevine yapılan bu saldırı bana çok ağır geldi. Çok tepki vermek istedim ama tepki verecek kanal ve yolları bulamadım. Bu kanalları ve yolları bulma zamanı gelmiştir. Bize yapılan büyük bir hakarettir. Yavuz Sultan Selim’den bu yana en provokatif hareketlerden biridir. Evet biz bu provokasyona gelmeyelim ama bu provokasyona demokrat anlamda bir cevap verelim. Cevap verdiğimiz zaman daha örgütlü ve daha yan yana gelmiş diri olmuş, iri olmuş bir toplum olacağız.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ‘Alevi toplumu artık korkmuyor-VİDEO

    ‘Alevi toplumu artık korkmuyor-VİDEO

    PİRHA- Maraş Katliamı’nın yıl dönümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) İstanbul Sancaktepe Şube Başkanı Özgür Gülşen, Alevilere yönelik katliamların sadece Maraş ile sınırlı kalmadığını; Sivas, Çorum ve daha birçok katliamın yaşandığını ve Aleviler üzerinde birçok oyunun oynandığını belirtti.  

    Haberin Videosu

    İstanbul’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Sancaktepe Şube Başkanı Özgür Gülşen, 39. yılı yaklaşan Maraş Katliamı’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. O dönmede yaşananların insanlık adına utanç verici olduğunu kaydeden Gülşen, insanların Alevi toplumuna bakış açılarının değişmesi gerektiğine vurgu yaptı.

    “MARAŞ İLE SINIRLI DEĞİL”

    Bu topraklarda birlik ve beraberlik içerisinde kardeşçe yaşamak gerektiğini söyleyen Gülşen, kimsenin inancından dolayı katledilmesini hiçbir zaman tasvip etmediklerini belirtti. Bu topraklarda Alevilere yönelik katliamların sadece Maraş ile sınırlı kalmadığına dikkat çeken Gülşen, Sivas, Çorum ve daha birçok katliamın yaşandığını ve Aleviler üzerinde birçok oyunun oynandığını belirterek “Aleviler olarak bir araya gelelim. Birbirimize destek olalım.” dedi.

    “ARTIK ALEVİ TOPLUMU KORKMUYOR”

    Son dönemlerde yaşanan ev işaretlemelerine değinen Gülşen, “Toplum içerisinde her zaman bu tür olayların tekrar canlandırılması ya da bu tür olaylara bu toplumu yeniden çekmek isteyenler vardır. Bunlar artık çok basit, çok kaale alınmayacak şeyler diye düşünüyoruz. Çünkü artık Alevi toplumu korkmuyor. Eskiden Alevi toplumu bastırılarak, korkutularak bulundukları bölgelerden uzaklaştırılarak sindirilmeye çalışıldılar. Ama Alevi toplumu hiçbir zaman için sinmeyecektir, yılmayacaktır. Alevi toplumu birlik beraberlik içerisinde bu toplumun değerlerine  sahip çıkarak biz buradayız diyecektir” şeklinde konuştu.

    “KİMSE İNANCINDAN DOLAYI YARGILANMASIN” 

    Alevi toplumunun hiçbir zaman ayrıştırıcı olmadığını aksine birleştirici ve bütünleştirici olduğunu ifade eden Gülşen, “Bu topraklarda kimse kimseyi inancından, siyasi görüşünden ve düşüncesinden dolayı yargılamasın. Bizler burada varız, var olmaya devam edeceğiz” dedi.

    Maraş Katliamı’nda yaşamlarını yitirenleri geçen yıl olduğu gibi bu yıl da anacaklarını belirten Gülşen, Sancaktepe’de bulunan cemevleriyle birlikte ortak bir anma programı hazırlayacaklarını ve bununla ilgili çalışmalarının devam ettiğini kaydetti. (HABER MERKEZİ)