Etiket: alevi vakıflar federasyonu

  • Bilal Erdoğan’ın, Alevi camiasına girişi AVF’de nasıl tepki buldu?

    Bilal Erdoğan’ın, Alevi camiasına girişi AVF’de nasıl tepki buldu?

    PİRHA – “3. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri Töreni” ardından Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) içerisinde fikir ayrılıkları oluştu. AKP hükümetinden isimlerin yanı sıra Bilal Erdoğan’ın da törene katılması, vakıf bünyesindeki birçok ismin tepkisini çekti. AVF bünyesinde yer alıp ismini vermek istemeyen bir kişi “Genel anlamda Haydar Baki Doğan’ın bu yönetiminde kucağımızda bomba bulmuş gibi oluyoruz. Hiçbir şeyden haberimiz yok” diyerek eleştiride bulundu.

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Alevi Bektaşi inanç temelli bilimsel çalışmaların teşvik edilmesi amacıyla 15 Mart’ta 3. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri Töreni’ni gerçekleştirdi. İstanbul’da Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılan törene yaklaşık 600 kişi katıldı.

    AVF yönetimi, tören öncesi AKP, MHP ve CHP yöneticilerine bizzat giderek törene katılmaları talebiyle davetiye iletti. Törene, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy bizzat katılırken, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise yazılı bir mesaj gönderdi.

    Gecenin sürpriz konukları arasında İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Bilal Erdoğan da vardı. AVF’de, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile yapılan ilişkiler nedeniyle oluşan tartışmalar, Erdoğan’ın da geceye katılımı ile daha da arttı. Vakıf bünyesindeki birçok isim, protokolde yer alanlar sebebiyle tepki gösterip salondan ayrıldı. Durumu protesto edenler arasında, AVF üyesi olup en geniş tabana sahip CEM Vakfı’nın bileşenleri de vardı. Aktarılan bilgilere göre, kurum yönetimlerinin yanı sıra dedelerin de salonu terk ettikleri ifade edildi.

    PROTESTONUN BİR NEDENİ DE AKP-HTŞ ORTAKLIĞI!

    3. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri Töreni’nde yaşanan gerginlik sosyal medyada da görünür oldu. Kimi yurttaşlar, AVF Başkanı Haydar Baki Doğan’ın, Cemevi Başkanlığı’nın kuruluş sürecindeki protestolarını hatırlatıp “Bugün AKP ile el ele, yan yana” sözleriyle eleştirdi.

    Sosyal medyaya yansıyan eleştiriler arasında AKP-HTŞ işbirliği de öne çıktı. Suriye’de Alevilere yönelik katliamlar sürerken AVF’nin, AKP ve uzantılı kurumlarıyla ilişkilenmesi tepkilere neden oldu.

    “ÖĞRENCİLERİ HERHANGİ BİR DİNİ UYGULAMAYA ZORLAMADAN…”

    Gecede konuşma yapan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in sözleri de tepkiyle karşılandı. ÇEDES ve birçok gerici uygulamalarla gündemde olan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, tören gecesinde “…tüm öğrencilerimizin ülkemizde var olan dinleri ve mezhepleri ana hatlarıyla tanımalarını, inanç, ibadet ve ahlak esaslarını kavramalarını ve bunları sosyal hayata yansıtmalarını, kardeşçe yaşamalarını istiyoruz. Vicdan ve düşünce özgürlüğünü zedelemeden, öğrencileri herhangi bir dini uygulamaya zorlamadan bir eğitim süreci yürütmek, bizim en temel prensiplerimizdendir. Çoğulculuk, nesnellik, karşılıklı anlayış ve uzlaşıyı esas alarak, tüm öğrencilerimizi kucaklayan bir eğitim ortamı oluşturmayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “KARDEŞLİĞİMİZİ PEKİŞTİREN ADIMLAR!”

    Gecenin odak isimlerinden birisi de Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’du. Cemevi Başkanlığını da bünyesinde bulunduran Ersoy’un, gecede yaptığı konuşmada şu cümleleri dikkat çekti:

    “Başkanlığımızın yürüttüğü saha çalışmaları sonucunda Türkiye genelinde 2 bin 102 cemevi tespit edilmiştir. Bu kapsamda 1200 cemevimizden 1900 dilekçe başkanlığımıza ulaşmıştır. Bugün Alevi-Bektaşi toplumuyla devlet arasındaki gönül bağını daha güçlendirdiğimizi görmekten büyük bir mutluluk duyuyorum. Aradaki engelleri birer birer kaldırarak kardeşliğimizi pekiştiren adımları atmış bulunuyoruz. Bu birlikteliğin toplumsal barışımıza ve ortak geleceğimize katkı sağlamaya devam edeceğine gönülden inanıyorum.”

    “KUCAĞIMIZDA BOMBA BULMUŞ GİBİYİZ”

    Söz konusu gecenin ardından AVF yönetiminde olup ismini vermek istemeyen bir kişi, PİRHA’ya konuştu. “Federasyon içerisinde bazı şeyler uyuşmuyor. Bir tür kan uyuşmazlığı sorunu var” diyen AVF sorumlusu, şu eleştiride bulundu:

    “Evet bir yönetim var ama sorunlar tam anlamıyla çözülmediği için yönetimde kendi içerisinde barışık değil. Bu nedenle bazı vakıfların ayrılıkları söz konusu oldu. Ayrılıklar olmaya devam edecektir diye tahmin ediyorum. Bu ayrılıklar, yönetilme şekliyle alakalı bir durum. Benim şikayetim bu yöndeydi ve bundan dolayı da festival törenine katılmamayı yeğledim.

    Bir süre önce Kayseri’den Abbas Tan ve Ankara’dan Hüseyin Gazi Vakfı ayrıldı. Bunlar, yönetiliş biçim ve şekillerindeki memnuniyetsizlikler sebebiyle ayrıldı. Şu an Kartal Cemevi ile Ümraniye Cemevi yönetimleri de bazı şeylere çok sıcak bakmıyor. Kesin olmamakla birlikte onlarda da belli kopuşlar olabilir. Benmerkezli bir yönetim şekli ile hareket ediliyor. Bu tarz önemli konularda insanlar, oy çokluğuyla değil oy birliği ile karar vermelidir. Arka planda bizlerin, halkımıza, cemevlerimize gelen insanlara takdir edersiniz ki izahat da vermemiz gerekiyor. İşte o açıklamaları iyi yapabilmek için dışarıda iyi ya da kötü olabilecek tüm olaylarda önceden bilgi sahibi olunursa insanlar da derslerine çalışarak gider. Ama bizler genel anlamda Haydar Baki Doğan’ın bu yönetiminde kucağımızda bomba bulmuş gibi oluyoruz. Hiçbir şeyden haberimiz yok. Herkes nasıl öğreniyorsa biz de o an öğreniyoruz. O zaman bizim yaptığımız yöneticiliğin bir sıfatı kalmıyor.”

    “KİMSE, FİKRİNİ NET BİR ŞEKİLDE DİLE GETİRMEDİ”

    AVF bünyesindeki isim, federasyon içerisindeki ayrılığın, “hükümet ile ilişkilenme” ve birçok başlık sebebiyle olduğunu belirterek şöyle devam etti:

    “İnsanların niyetlerinde bu sebepler tabii ki de vardır. Bu fikri direkt açıkça dile getirip kopan olmadı ama insanlar, zaten bunlardan rahatsız. Sadece hükümet olarak düşünmeyin, ben şahsi olarak Alevi inanç kurumlarının tamamen siyasetten daha bağımsız olması tarafındayım. Partilere mesafeler çok eşit olmalı. Çünkü bizler partiler üstüyüz. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile olan ilişkileri takdir edersiniz ki bazı federasyonlar bundan çok uzak ama bizim federasyon bir tık daha yakın, bunun da ayrılığa etkisi olmuş olabilir ama kimse fikrini bugüne kadar net bir şekilde dile getirmedi. O ödül törenine katılmadığım için çok memnunum. İyi ki de gitmemişim.”

    ERDOĞAN AİLESİNİN YARATTIĞI 2. KRİZ!

    AVF yönetiminde olup tartışmalı ödül törenine dair konuşan bir başka isim ise  “Yola ilk çıkıldığında 8 başvuru gelmişti, bugün ise 60’a yakın başvuru söz konusu. İnsanlar daha çok Alevilik konusunu çalışmaya başladı. Doğru yolda gidiyoruz ama kanayan bir yaramız var. İçimize bir linç kültürü yerleşti ve gitmiyor. Alevi toplumu olarak muhalefetimiz eksik olmuyor” diye belirtti.

    İsminin yazılmasını istemeyen AVF’li sorumlu, gelen eleştirilere dair “Cumhurbaşkanı, Hüseyin Gazi Türbesine gittiği zaman da aynı şey olmuştu. Ne kazanırız değil de direkt kavga etmeye başlıyoruz” diyerek AVF’nin tutumunu savundu.

    DAVETSİZ MİSAFİR!

    Vakıf bünyesindeki kopmalara ilişkin de konuşan AVF’li yetkili, şunları söyledi:

    “Hüseyin Gazi Vakfı, federasyondan ayrılmak istedi ama bunun için de yönetim kararı yetmez, genel kurul kararı alması lazım. Mütevelli heyetinin onayını almanız lazım. Çünkü federasyona girerken de yönetim kurulu kararı olmuyor, genel kurul kararı geçerlidir. Çıkarken de aynı şekilde genel kurul kararı gerekli. Hüseyin Gazi Vakfı şu an bize bağlı 14 vakıftan birisi. Ama evet doğrudur, fikirsel bir ayrılık içerisindeyiz.

    Ödül töreninde asıl tepki çeken şey şu oldu; bizler, Kültür ve Milli Eğitim Bakanlığı’nı davet etmiştik ancak Bilal Erdoğan da Milli Eğitim Bakanı’nın davetlisi olarak geldi. İşin ilginci 10 yaşındaki çocuğuyla birlikte geldi. Alevi kültüründe gelene ‘git’ diyemeyiz. Toplantı saat 19:00’daydı, bize saat 16:00 gibi ‘Bilal bey de katılmak istiyor’ diye bilgi geldi. ‘Yok’ diyemedik. Yönetim kurulunda da bu konu konuşulmadığı için; yönetimde diyelim ki 7 kişi varsa 4 kişinin haberi var 3 kişinin ise haberi yok, o yüzden kendi içimizde de bir huzursuzluk yaşadık.

    TBMM’NİN 3. BÜYÜK PARTİSİNE DAVET YOK, MHP’YE VAR!

    Ödül töreni öncesinde Özgür Özel’e gittik, davetiyesini elden verdik. Gelemedi ama uzun bir yazı gönderdi. O yazı salonda okunduğunda büyük alkış koptu. AK Parti, MHP ve CHP’ye gittik. DEM Parti’ye davetiye göndermedik.

    AVF yönetim kurulu üyeliği 10 kişiden oluşuyor, bir kişi toplantıya katılmadı, iki kişi de salonu terk etti. Geriye kalan 7 kişiden biri de benim. Sonuna kadar yönetimin ve o organizasyonun arkasındayım. Şu anda bu toplantıdan dolayı bir huzursuzluk var ama bu konunun aşılacağına inanıyorum.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • AVF’nin, ‘3. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri’ yarışmasına başvurular başladı

    AVF’nin, ‘3. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri’ yarışmasına başvurular başladı

    PİRHA – Alevi Vakıfları Federasyonu’nun düzenlediği “3. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri” yarışmasına başvurular başladı. Yarışmaya başvurular 30 Ekim’e kadar yapılabilecek.

    Alevi Vakıfları Federasyonu, “Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri” yarışmasının üçüncüsünü gerçekleştirecek. Yarışmaya Alevi ve Bektaşi inanç ve kültürüne yönelik gerek ulusal gerekse uluslararası boyutta bilimsel çalışmalar yapan araştırmacılar katılabilecek.

    Doktora tezi, Yüksek Lisans tezi ve Makale olmak üzere 3 kategoride başvuruların alınacağı belirtilen yarışmanın detaylarına dair ise şunlar paylaşıldı:

    “2022-2023-2024 yılları arasında yayınlanmış olan Alevi ve Bektaşi inanç ve kültürüne ait doktora tezleri, yüksek lisans tezleri ve Hakemli dergilerde yayınlanmış makaleler ön değerlendirme kurulu tarafından değerlendirilecektir. Yarışma son başvuru tarihi: 30 Ekim 2024”

    Geçen sene ödüller, Atatürk Kültür Merkezi(AKM)’de yapılan ödül töreni ile sahiplerine verilmişti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi Vakıfları Federasyonu’nun Sinema Destek Yarışması Ödülleri verildi

    Alevi Vakıfları Federasyonu’nun Sinema Destek Yarışması Ödülleri verildi

    PİRHA- Alevi Vakıfları Federasyonu’nun düzenlediği Sinema Destek Yarışması Ödülleri sahiplerini buldu. 

    Alevi Vakıfları Federasyonu’nun düzenlediği Sinema Destek Yarışması Ödül Töreni dün akşam Taksim Hill Otel’de yapıldı.

    Uzun Metraj Senaryo Yazımı, Kısa Film Yapım Desteği ve Belgesel Yapım Destek kategorilerinde başvuru yapılabilen yarışmalarda toplamda 80 bin TL para ödülü ve İstenci Film desteğiyle malzeme destek ödülleri verildi.

    Alevi Vakıfları Federasyonu yaptığı kısa açıklamada “Dün akşam, İstanbul Taksim Hill Otel’de Alevi Vakıfları Federasyonu olarak bir ilki gerçekleştirmenin gururunu yaşadık! Alevilerin sorunları ve inanç/kültürel konularına dikkat çekmek amacıyla oluşturduğumuz Sinema Destek Fonu, sinema dünyasına yeni projeler kazandırdı. Aylar öncesinden duyurulan bu fon için, senaristler, yazarlar ve yönetmenler tarafından onlarca başvuru yapıldı. AVF’nin özel olarak oluşturduğu jüri üyeleri tarafından incelenen başvurular arasından üç kısa metraj ve üç belgesel projeleri seçilerek destek almaya hak kazandı” dedi.

    Ödül kazananlar şu isimlerden oluşuyor:
     Kısa Film Yapım Desteği:
    1. Aytekin Şahin – “Duvar”
    2. Canset Özge Can – “Değer”
    3. Prof. Dr. Çiğdem Boz – “İyi Geceler”

     Belgesel Yapım Desteği:
    1. Erdem Küçükşahin – “Yalnız İmam”
    2. Özgür Mercan – “Semah”
    3. Arkın Hürtaş – “Mülakatta Elendim”

    Senaryo dalındaki jüriler Senaryo ve Diyalog Yazarı Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği SENARİSTBİR’in Genel Sekreteri Ayhan Sonyürek, senaryo danışmanı, yazar Gülşen İşeri ve sinema yazarı ve öğretim görevlisi Rıza Oylum’dan oluşuyordu.

    Kısa Film Yapım Desteği jürileri ise “2000 Sonrası Türk Sinemasında Aleviliğin Görünürlüğüne Dair Temsiller” isimli doktora tezini hazırlayan Dr. Öğretim Üyesi İhsan Koluaçık, Üsküdar Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Esennur Sirer, Kültür Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Başkanı Doç. Dr. Perihan TAŞ ÖZ’den oluşuyordu.

    Belgesel Destek yarışmasının jüri üyeleri ise Maltepe Üniversite Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı ve Belgesel Sinemacılar Birliği Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Hakan Aytekin, kültür-sanat alanının önemli gazetecisi Hilal Solmaz ve İran Erdebil Belgesel Sinema Evi Başkanı yönetmen Rıza Siami idi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi Vakıfları Federasyonu ‘Sinema Destek Yarışması’ düzenliyor

    Alevi Vakıfları Federasyonu ‘Sinema Destek Yarışması’ düzenliyor

    PİRHA- Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Alevilik-Bektaşilik temalı sinema destek yarışması gerçekleştirecek.

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), bir ilke imza atarak Alevilik-Bektaşilik temalı sinema destek yarışması gerçekleştirecek. Alevi Vakıfları Federasyonu, 2 yıldır sürdürdüğü Uluslararası Alevi ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülü’ne bu yıl Sinema Destek Yarışması’nı da ekliyor.

    Proje, Sinema yazarı ve öğretim görevlisi Rıza Oylum’un koordinatörlüğünde yapılacak. Başvurular online olarak 28 Şubat 2024’de kadar http://avf.org.tr adresinden yapılacak.

    Ön elemeden geçen projeler daha sonra duyurulacak jüriler tarafından değerlendirildikten sonra ödüllere hak kazananlar Federasyonun internet sitesinden ve sosyal medya hesaplarından ilan edilecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • AKP, AİHM’nin cemevi ve din dersi kararını uygulamadı, AVF, ADO açıklama yapacak

    AKP, AİHM’nin cemevi ve din dersi kararını uygulamadı, AVF, ADO açıklama yapacak

    PİRHA – Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 5-7 Haziran tarihlerinde toplandı. AİHM’nin cemevi ve din dersi ile ilgili kararlarının AKP hükümeti tarafından hala uygulanmaması toplantının gündemindeydi. Konuya ilişkin Alevi Vakıfları Federasyonu(AVF) bileşenleri ve Alevi Düşünce Ocağı (ADO)’nun katılımıyla 15 Haziran günü Kartal Cemevi’nde bir açıklama yapılacak. 

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM,) Türkiye’de Alevilerle ilgili aldığı iki kararın uygulanması konusunda AKP hükümeti üstüne düşen sorumluluğu hâlâ yerine getirmedi. AKP’nin, AİHM kararlarına uymadığı en önemli davalar arasında Alevi toplumunun ibadet yeri cemevi ve din dersiyle ilgili başvuru geliyor.

    Avrupa Konseyinin aldığı kararda, yerel mahkemenin, cemevlerinin elektrik faturalarının bir kısmının geri ödenmesi yolunda verdiği karar tatmin edici bulunmadı ve bunun AİHM’nin Alevilere yönelik ayrımcı uygulamaların kaldırılması yolundaki talepleri doğrultusunda “yeterli görülmediği” bildirilmişti.

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 5-7 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilen 1468. toplantısının sonuçları ile AİHM kararlarının uygulanması konusunda, Alevi Vakıfları Federasyonu(AVF) bileşenleri ve Alevi Düşünce Ocağı (ADO)’nun katılımıyla Alevi Kurumlarının görev ve sorumluluklarının değerlendirileceği toplantı, 15 Haziran Perşembe günü Kartal Cemevi’nde yapılacak.

    AVF Genel Başkanı Dr. Haydar Baki Doğan’ın yaptığı toplantı duyurusu şöyle:

    “Son dönem gelişmeleri, zorunlu din dersleri ve temel haklar konuları gündemimizde bulunmaktadır. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 5-7 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilen 1468. toplantısının sonuçları ile AİHM kararlarının uygulanması konularında, Alevi kurumları olarak görev ve sorumluluklarımızı değerlendireceğimiz toplantımız, Alevi Vakıfları Federasyonu(AVF) bileşenleri ve Alevi Düşünce Ocağı (ADO)’nun da katılımıyla 15 Haziran Perşembe günü Saat 17.30’da Kartal Cemevi toplantı salonumuzda gerçekleştirilecektir.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    > Aleviler, Avrupa Konseyi önünden seslendi: AKP hükümeti taleplerimizi yerine getirmeli-VİDEO

    > Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Alevilerle ilgili Türkiye’yi bir kez daha uyardı

  • Alevi Vakıflar Federasyonu, 1. Olağanüstü Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi

    Alevi Vakıflar Federasyonu, 1. Olağanüstü Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi

    PİRHA-Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF), 1. Olağanüstü Genel Kurulu’nu Kartal Cemevi Kültür ve Dayanışma Vakfı’nda gerçekleştirdi.

    Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF)), 1. Olağanüstü Genel Kurulu’nu Kartal Cemevi Kültür ve Dayanışma Vakfı’nda gerçekleştirdi.

    Tüzükteki bazı maddelerin değişikliğinin oylandığı genel kurulda tüzük değişikliği 1 çekimser oya karşı 30 kabul oyu ile kabul edildi.

    NE OLMUŞTU?

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Onursal Başkanı İzzettin Doğan, Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’ın başkanlık görevinden alındığını yazılı bir açıklamayla duyurmuş ve bunu onursal başkanlık yetkilerine dayanarak görevden alma işlemini gerçekleştirdiğini belirtmişti.

    Alevi kamuoyunda da tepki ile karşılanan, AVF Onursal Başkanı İzzettin Doğan imzasıyla 21 Eylül 2022 tarihli yazıda Haydar Baki Doğan’ın başkanlıktan alınmasını şu ifadeler ile duyurulmuştu:

    “Alevi İslam inancı ile öğretisini; din, dil, ırk, mezhep ve cinsiyet ayrımı yapmaksızın çağdaş bir dünya görüşüyle evrensel boyutta tanıtmayı ve yaşatmayı ilke edinmek; hak aşkına hizmet, toplumsal yardımlaşma ve dayanışma anlayışını sosyal yaşama geçirebilmek amacı ile kurulan Alevi Vakıfları Federasyonu’nun resmi senedinin 14. maddesi b fıkrası (….. Federasyonun Onursal Başkanı isterse, federasyonun herhangi bir organındaki görevlilerin bu senette yazılı kurallara uymaması ve kurulların görevini yerine getirmemeleri halinde söz konusu kurulların feshedilmesi için gerekli girişimleri başlatmaya ve sonuçlandırılmasını sağlamaya da yetkilidir) gereğince başkanlık görevinizden alındığınızı bilgilerinize sunar, sağlıklı günler dilerim.”

    GÖREVE DEVAM KARARI

    Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, vakfın yönetim kurulu üyeleriyle toplanmış ve toplantıda göreve devam etme kararı çıkmıştı. Haydar Baki Doğan kararı “Yola devam, görevimin başındayım” mesajı ile duyurmuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    >İzzettin Doğan, AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’ın görevinden alındığını duyurdu
    >Alevi Yol evlatlarından İzzettin Doğan’a çağrı: Yanlıştan dönmesini bekliyoruz
    >CEM Vakfı, Alevi Vakıflar Federasyonu’ndan ayrılarak binanın boşaltılmasını talep etti

  • CEM Vakfı, Alevi Vakıflar Federasyonu’ndan ayrılarak binanın boşaltılmasını talep etti

    CEM Vakfı, Alevi Vakıflar Federasyonu’ndan ayrılarak binanın boşaltılmasını talep etti

    PİRHA- Cem Vakfı Genel Başkanı İzzettin Doğan, Alevi Vakıflar Federasyonu Onursal Başkanlık görevinden ayrıldığını açıkladı. Ayrıca Cem Vakfı’nın da AVF’den ayrıldığını bildiren Doğan, bu durumu ‘ihanet’ olarak nitelendirerek AVF binasının 15 gün içerisinde boşaltılmasını istedi.

    CEM Vakfı Genel Başkanı İzzetin Doğan, Alevi Vakıflar Federasyonu Onursal Başkanlığı’ndan ayrıldığını yazılı olarak AVF’ye bildirdi. Doğan, ayrıca  Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi Vakfı binasında bulunan AVF Genel Merkezi’nin de 15 gün içerisinde boşaltılmasını talep etti.

    AVF GENEL MERKEZ BİNASININ TAHLİYESİ İSTENDİ

    Cem Vakfı Genel Başkanı İzzettin Doğan’ın Alevi Vakıflar Federasyonu’na (AVF) Onursal Başkanlığından ayrılma gerekçesini açıkladığı yazı şöyle:

    “Federasyon kuruluş amaçlarına göre çalışmalarınızı düzenlemediğiniz ve Alevi İslam anlayışını “Ali’siz Aleviliğe” dayandıran tasarruf ve beyanlarınız ve inançtan çok siyasi davranışlarınızla büyük emeklerle kurduğumuz AVF’ye ihanet ettiğiniz için CEM Vakfı olarak;

    1- AVF’den ayrıldığımızı,

    2- Kurucu Onursal Başkanı olarak AVF’den ayrıldığımı, AVF’ye geçici olarak tahsis ettiğimiz AVF Genel Merkez binasını en kısa sürede (en geç 15 gün) içinde tahliye etmenizi, CEM Vakfı’na teslim etmenizi bildirir, iyi günler dilerim.”

    NE OLMUŞTU?

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Onursal Başkanı İzzettin Doğan, Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’ın başkanlık görevinden alındığını yazılı bir açıklamayla duyurmuş ve bunu onursal başkanlık yetkilerine dayanarak görevden alma işlemini gerçekleştirdiğini belirtmişti. Karar Alevi kamuoyunda tepki ile karşılanmıştı.

    AVF Onursal Başkanı İzzettin Doğan imzasıyla 21 Eylül 2022 tarihli yazıda Haydar Baki Doğan’ın başkanlıktan alınmasını şu ifadeler ile duyurulmuştu:

    “Alevi İslam inancı ile öğretisini; din, dil, ırk, mezhep ve cinsiyet ayrımı yapmaksızın çağdaş bir dünya görüşüyle evrensel boyutta tanıtmayı ve yaşatmayı ilke edinmek; hak aşkına hizmet, toplumsal yardımlaşma ve dayanışma anlayışını sosyal yaşama geçirebilmek amacı ile kurulan Alevi Vakıfları Federasyonu’nun resmi senedinin 14. maddesi b fıkrası (….. Federasyonun Onursal Başkanı isterse, federasyonun herhangi bir organındaki görevlilerin bu senette yazılı kurallara uymaması ve kurulların görevini yerine getirmemeleri halinde söz konusu kurulların feshedilmesi için gerekli girişimleri başlatmaya ve sonuçlandırılmasını sağlamaya da yetkilidir) gereğince başkanlık görevinizden alındığınızı bilgilerinize sunar, sağlıklı günler dilerim.”

    GÖREVE DEVAM KARARI

    Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, vakfın yönetim kurulu üyeleriyle toplanmış ve göreve devam etme kararı çıkmıştı. Haydar Baki Doğan, ‘Yola devam, görevimin başındayım’ mesajı vermişti.

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER
    > İzzettin Doğan, AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’ın görevinden alındığını duyurdu
    > AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan: Görevimin başındayım
    > Alevi Yol evlatlarından İzzettin Doğan’a çağrı: Yanlıştan dönmesini bekliyoruz

     

     

  • ‘Kültür Bakanlığı’na bağlı bir başkanlığın oluşturulması Alevi toplumunu rencide edici bir olay’-VİDEO

    ‘Kültür Bakanlığı’na bağlı bir başkanlığın oluşturulması Alevi toplumunu rencide edici bir olay’-VİDEO

    PİRHA-AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Şahkulu Sultan Dergahı’ndaki açıklamalarına tepki göstererek, “Kültür Bakanlığı’nda bir daire başkanlığı gibi bölüm oluşturulacak. Bu Alevi toplumunu son derece rencide edici bir olay. Alevi inancı bir kültür değildir” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kadıköy’de bulunan Şahkulu Sultan Dergahı’ndaki toplu açılış töreninde yapmış olduğu açıklama ile Kültür Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulacağını açıkladı. Erdoğan ayrıca talep edenlere kurum bünyesinde kadro verileceğini de duyurdu.

    Erdoğan’ın açıklamaları sonrası İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı’nda bir araya gelen Alevi kurumları da, “Açıklanan paket ne demokratiktir, ne de müjdedir. Aksine bu paket Aleviliğin şimdiye kadar devlet gücüyle soluksuz bırakılmasının yeni bir aşamasıdır” diyerek tepkilerini ortaya koydu.

    Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan da konuya ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR BEKLİYORDUK AMA DAĞ FARE DOĞURDU”

    AİHM kararlarını hatırlatan Doğan, “Erdoğan’ın ziyaretini ve yapacağı açıklamaları bir anlamda Alevi toplumu açısından olumlu bir adım olarak görmek istiyorduk. Dolayısıyla burada Erdoğan’ın gerçekten Alevi toplumuna yönelik önemli açıklamalar yapacağını düşünüyorduk ama bizim düşüncemize göre dağ fare doğurdu. Burada cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesini, daha doğrusu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararın, Türkiye’de yasalarda uygulanmasını düşünüyorduk. Böyle bir müjde vermesini bekliyorduk. Çünkü bize göre müjde ancak böyle olur” dedi.

    “KÜLTÜR BAKANLIĞI’NA BAĞLANMASINI ALEVİ TOPLUMU ASLA KABUL ETMEYECEKTİR”

    2016 yılının Nisan ayında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararı hatırlatan Doğan, “Alevilerin cemevleri ibadethanedir. Alevilere ayrımcılık yapılmaktadır. Türkiye’de Aleviler hak ihlaline uğramaktadır. Bundan dolayı hükümet altı seneden beri bu kararı çekmecesinde bekletiyor. Bunu bir türlü uygulamıyor. Dolayısıyla bizim Erdoğan’ın konuşmasında beklediğimiz müjde bu anlamdaydı. İbadethane olarak yasalarda yerini almasıydı. Ama onun yerine Kültür Bakanlığı’nda bir daire başkanlığı gibi bölüm oluşturması düşünüyor. Bu Alevi toplumunu son derece rencide edici bir olay. Alevi inancı bir kültür değildir. Alevi inancı, inanç olarak aynı diğer inançlar gibi olduğu gibi değerli bir inançtır. Bir kültür olarak görülmesi ve Kültür Bakanlığı’na bağlanması Alevi toplumu tarafından asla kabul edilecek bir şey değildir” ifadelerine yer verdi.

    Barış KOP – Berfin YILDIZ / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    Erdoğan’dan Alevi inancıyla bağdaşmayan ‘müjde’ler; Alevi hakları yine yok!
    > Alevi örgütlerinden Erdoğan’a: Açılım değil Alevilere darbedir!-VİDEO
    >Kulu:Devletin Alevilere biçtiği don asla kabulümüz olamaz-VİDEO

  • 7 Alevi kurumu, İçişleri Bakanlığı’nın Muharrem Ayı Genelgesi’ne yönelik ortak açıklama yaptı

    7 Alevi kurumu, İçişleri Bakanlığı’nın Muharrem Ayı Genelgesi’ne yönelik ortak açıklama yaptı

    PİRHA-İçişleri Bakanlığı tarafından 81 il valiliğine gönderilen Hacı Bektaş Veli’yi Anma ve Muharrem Ayı Genelgesi’ne yönelik yazılı bir açıklama yapan 7 Alevi kurumu “Geçmişten bugüne hiçbir somut unsurla farklılığımızı kabul etmeyen, çeşitliğimizi hak ve adaletle uzlaştırmayanların sofrasında Muharrem orucu açmak, Şah Hüseyin’in hak ve adalet mücadelesinden vazgeçmektir” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) yazılı bir açıklama yaparak, İçişleri Bakanlığı tarafından 81 il valisine gönderilen Hacı Bektaş Veli’yi Anma ve Muharrem Ayı Genelgesi’ne tepki gösterdi.

    7 Alevi kurumu açıklamasında “Her fırsatta Alevilerin aşağılanmasına izin veren, onları görmezden gelen hatta milyonlarca Aleviyi azınlık nitelendiren, zorunlu din dersiyle Sünniliği dayatan devlet, bu genelgelerle sanki Alevilerin taleplerine sıcak bakıyor yaklaşımı vermesi bizim açımızdan tehlikelidir. Çünkü Aleviler görünene değil niyetteki manaya bakan bir toplumdur” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLERİN İNANÇ TUTUM DEĞERLERİNİN SÜNNİLİKLE HİÇBİR BAĞLANTISI YOKTUR”

    Açıklamanın tamamı şöyle:

    “Asimilasyon, bir toplumun inançsal ve yaşamsal değerlerinin yok oluşuna ve bireyin kendi değerlerinden kopmasına yönelik planlanır. Alevilik inanç ilke ve ahlak kurallarının kavrayışı, cezalandırma ya da ödül alma üzerine değil, zekâ ve vicdan üzerinedir. Alevilerin bu yol ve erkandan kopması demek düşkünlük demektir.

    Alevilerin inanç tutum değerlerinin Sünnilikle hiçbir bağlantısı yoktur. İnancımız bilgi ile ibadetin bir kazanda kaynaması ile bugüne gelmiştir. Dolayısıyla Muharrem (Matem) oruçlarımız da Sünnilikteki Ramazan orucuna benzemez. Aynı aklı ve şekli barındırmaz.

    Devlet, Alevilerin eşit yurttaşlığına inanıyorsa taleplerinin tamamını karşılamalıdır. Cemevlerini ibadethane statüsünde görmeyen devletin kendi bürokratlarına Alevilerle “kaynaşma görevi” vermesi ve bu anlamda İçişleri Bakanlığı’nın 28.07.2022 tarihli 81 il valiliğine Hacı Bektaş Veli’yi Anma ve Muharrem Ayı Genelgesi, bizim açımızdan ikiyüzlülüktür. Bu genelgedeki niyet bizim açımızda açık değildir.

    “FARKLILIĞIMIZI KABUL ETMEYENLERLE MUHARREM ORUCU AÇMAK ŞAH HÜSEYİN’İN MÜCADELESİNDEN VAZGEÇMEKTİR”

    Her fırsatta Alevilerin aşağılanmasına izin veren, onları görmezden gelen hatta milyonlarca Aleviyi azınlık nitelendiren, zorunlu din dersiyle Sünniliği dayatan devlet, bu genelgelerle sanki Alevilerin taleplerine sıcak bakıyor yaklaşımı vermesi bizim açımızdan tehlikelidir. Çünkü Aleviler görünene değil niyetteki manaya bakan bir toplumdur.

    Bizler devletin kurumsal organları aracılığıyla inançları denetlemesini, yaşam ve kültür biçimi ve ibadet tarz ve şekillerini egemen din anlayışıyla uzlaştırma ve benzerlik yaratma çabalarını reddediyoruz. Aynı coğrafyada farklılıkları çatıştıran ya da kendisiyle uzlaştırmaya zorlayanların ve bu amaçla ikiyüzlü diyaloglarla kendine biat edenlerle ittifak kuranların Muharrem iftar sofraları samimi olmadığı gibi trajikomiktir. Bizler, “geçmişten günümüze Kerbela devam ediyor” diyoruz.

    Aleviler ve cemevi kurum yöneticileri bilmelidir ki; geçmişten bugüne hiçbir somut unsurla farklılığımızı kabul etmeyen, çeşitliğimizi hak ve adaletle uzlaştırmayanların sofrasında Muharrem orucu açmak, Şah Hüseyin’in hak ve adalet mücadelesinden vazgeçmektir.

    “SORUNLARIMIZIN ÇÖZÜMÜ İÇİN SAMİMİ YAKLAŞANLARA SOFRAMIZ AÇIK”

    Kırklar cemine nasıl urbasından sıyrılmış şekilde giriliyorsa Matem sofrasına da canlar aynı anlayışla davet edilmelidir. Alevilerin orucu, hak ve adalet orucudur. Aleviler, ibadethanelerinin kendi inanç değerleri üzerinde statüye kavuşmasını istiyor. Aleviler, laiklik ilkesi gereği olarak çocuklarının zorunlu din dersine zorlanmasına karşı çıkıyor. Aleviler, kamusal alanda yok sayılmamak ve devlet yönetim birimlerinde fişlenmemek istiyorlar. Aleviler, eşit yurttaşlık hakkı istiyor.

    Bu sorunlarımızın çözümü için bize samimi yaklaşan tüm siyasi partilere, sivil toplum örgütlerine ve haksızlığı gören tüm Sünni canlarımıza Muharrem ayında soframız da kapımız da açık diyoruz.

    Son olarak; 12 İmam oruçları ve Matemin Kerbela’dan bugüne kadar gelmesi, dünyadaki tüm mazlum halkların özgürlük arayışının sembolü ve aynı zamanda eşitlik, doğruluk ve adalet vurgusuyla kötülere, zorbalara karşı takındığımız net bir tavırdır. Bugün ülkemizde yoksullukla, yolsuzlukla, talanla mücadele eden halkın kendisidir. Topyekûn Kerbela’yı yaşayan halkların dramatik yaşam şeklini, yaratıcının hikmetine bağlayan Diyanet İşleri Başkanı taraflıdır. Devletin bir bütün olduğu ve her kurumunun aynı akıl ile yönetildiği bu dönemde cemevlerini ibadethane olarak görmeyen ve yasal statü hakkını gasp eden bu anlayışa kanmamız mümkün değildir.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • ABF, AVF ile ADFE ortak Hukuk Komisyonu oluşturma kararı aldı

    ABF, AVF ile ADFE ortak Hukuk Komisyonu oluşturma kararı aldı

    PİRHA-ABF, AVF ile ADFE’nin Hukuk Komisyonu kurulması yönünde karar aldığı belirtilirken; oluşturulan komisyon ile birçok konuda ortak ve hızlı adım atılacağı kaydedildi. 

    4-6 yaş grubundaki çocuklara din eğitimi verilmesi yönünde 20. Milli Eğitim Şûrası’nda alınan tavsiye kararına karşı Aleviler öncülüğünde İstanbul Kadıköy’de 27 Şubat 2022 Pazar günü saat 15.00’te ‘Laiklik ve Demokrasi’ buluşması gerçekleştirilecek. Buluşma öncesi ise İstanbul Kartal Cemevi Vakfı’nda bir araya gelen Alevi kurumları bir toplantı gerçekleştirirken ortak basın açıklaması da yaptı.

    Toplantıda Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) ile Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) ortak hukuk komisyonu oluşturulması kararı aldı. Komisyonda üç federasyon başkanı ile altı avukat yer alırken; ilk toplantının 27 Şubat’taki buluşmadan sonra düzenleneceği belirtildi.

    Hukuk Komisyonunun, ilk olarak ‘ticarethane’ statüsünde yüksek elektrik faturaların geldiği Türkiye’deki tüm cemevlerinin ortak bir dilekçe ile dava açması yönünde çalışma yürüteceği ifade edildi. Komisyonun ayrıca Alevilere yönelik nefret söylemi ve saldırılar ile birçok konuda ortak ve hızlı hareket edeceği kaydedildi.

    Hukuk Komisyonunda bulunan avukatların isimleri şöyle:

    Leyla Süren,
    Nuran Aslaner,
    Zeynel Öztürk ,
    Zeynel Çamlıbel,
    Muhterem Aktaş,
    Ulaş Çam,

    PİRHA / İSTANBUL

  • Alevi kurumlarından ortak açıklama: Cümle canı Kadıköy Meydanı’na bekliyoruz!-VİDEO

    Alevi kurumlarından ortak açıklama: Cümle canı Kadıköy Meydanı’na bekliyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Alevi çatı örgütleri, zorunlu din derslerine karşı yapılacak mitinge dair açıklama yaparak “Demokrasi ve Laiklik için, 27 Şubat’ta Kadıköy, Beşiktaş İskele’de gerçekleştireceğimiz buluşmaya demokrasiden, emekten, özgür ve eşit yurttaşlıktan yana olan cümle Can’ları davet ediyoruz” çağrısında bulundu.

    Alevi çatı örgütleri, “Cemevleri ne ticarethane, ne ikamethanedir. İbadethanemizdir” diyerek Kartal Cemevi Vakfı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) temsilcileri de katıldı.

    Ortak açıklama öncesinde konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkanı Hüseyin Güzelgül, “Bizim yolumuz ‘Dönen dönsün biz dönmeyiz yolumuzdan’ diyen Pir Sultan’ın yoludur. O nedenle biz yolumuzdan asla taviz vermeyiz” diyerek iktidarın Alevi politikasını eleştirdi.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat ise yaptığı konuşmada Alevi toplumunun sorunlarını gün geçtikçe çoğaldığına işaret etti. “Eğer biz, bir toplum isek bunun koşullarının yerine getirilmesi lazım” diyen Fırat, şu konuşmayı yaptı:

    “İnsanları ırklarından, dillerinden, inançlarından ötürü ötekileştiren bir iktidarla karşı karşıyayız. Kendi gibi düşünmeyen, herkesi ötekileştiren bir zihniyetle karşı karşıyayız ve bunu reddediyoruz. Alevi toplumunun sorunu bir elektrik sorunu değildir sadece ama gelin görün ki mekanımız saldırı altında. Bu anlamda ülkenin özgürlüğe, demokrasiye ihtiyacı var. Bu vesileyle herkesin bu mücadele içerisinde olması gerek. Beraber yürümek gibi bir duruma ihtiyaç var. Bizim sorunumuz Anayasa’nın 24. Maddesi ile ilgilidir. Bu sadece bir hak arama meselesidir. Pazar günü Kadıköy Meydanı’nda yoğun bir şekilde olmalıyız. Hızır paşalara karşı hep beraber, Pir Sultan gibi, Kalender Çelebi gibi olmalıyız.”

    “EĞİTİM KURUMU DİYANET’E TESLİM EDİLMİŞ DURUMDA”

    Yapılan konuşmaların ardından altı örgüt adına ortak basın açıklamasını ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan ile ADFE Genel Başkanı Celal Fırat okudu. “Demokrasi ve Laiklik Buluşması” başlıklı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Eşit Yurttaşlık Temelinde Özgür Bir Toplum İçin Demokratik, Laik, Bilimsel, Ana dilde Eğitim İstiyoruz!

    Ekonomi krizde. Siyaset krizde. Memleket krizde. Eğitimde, sağlıkta, hukukta çöküş var. Emekçi halk her geçen gün yoksullaşıyor. Geçinemeyen milyonlar, ekmek, adalet ve özgürlük istiyor. AKP-MHP iktidarı, sorumlusu olduğu siyasal ve ekonomik krizin bedelini topluma fatura ediyor. Her geçen gün daha da derinleşen krizler diyen milyonlara, toplumun tüm kesimlerine karşı zam, zulüm, güç göstererek, tehdit ederek, zor kullanarak daha tahkim etmeye çalışıyor. İşçi ve emekçiler hakları gasp edilip güvencesizleştiriliyor. Enes Kara gibi gençlerimiz intihara itiliyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılıp kadına yönelik erkek şiddetinin önü açılıyor, kadınlar her gün kadın cinayetleriyle yaşamdan koparılıyor, çocuklar istismara maruz bırakılıyor. Göçmen ve mülteciler ırkçılık, ve şovenizm körüklenerek hedef gösteriliyor. Doğamız talan ediliyor.

    Öyle ki, Alevilerin bu ülkede maruz kaldığı zulmün fotoğrafı misali; devlet temsilcileri, inançların kutsalına saldırarak, silahla fotoğraf vermekten geri durmuyor.

    Din istismar edilerek, siyasal İslam ve muhafazakarlaşma sal çıkarlarına göre dizayn etmeye çalışıyorlar. Halkları birbirine kırdırarak, inançları düşmanlaştırarak tüm topluma karşı savaş açarak; işlenen suçlar meşrulaştırılmaya çalışılıyor.

    ZORUNLU DİN DERSLERİ KALDIRILSIN!

    Eğitimin amacı bireyin kendi yeteneklerini keşfedip bunu geliştirmesini meyi, sorgulamayı öğretmek, kendine güvenen bireyler yetiştirmektir.

    Ancak, eğitim kurumu tamamen tarikatlara, cemaatlere, Diyanet’e teslim edilmiş durumda. Eğitim kurumları, muhafazakarlaşma ve gericileştirme politikalarıyla, dindar ve kindar bir nesil yetiştirmenin merkezi haline getiriliyor.

    12 Eylül dönemi ile başlayan din dersi dayatmasına, 4+4+4 eğitim sistemiyle birlikte zorunlu din dersleri eklendi. Birçok okul imam hatip okullarına dönüştürüldü. Bardağı taşıran son damla ise 20. Milli Eğitim Şura’sının zorunlu din derslerini ana sınıflarına kadar indiren tavsiye kararı oldu. Biliyoruz ki, bu karara dur demez isek, bu karar tavsiye kararı olarak kalmayacak, ilk fırsatta hayata geçirilecek ve devamı getirilecektir.

    4-6 yaş çocuğuna din dersi vermek, somut düşünme aşamasında olan çocuğun dünyasını soyut kavramlar ile alt üst etmektir ve insan haklarına aykırıdır. Bu tavsiye kararı, 4-6 yaş çocuğunun gelişim düzeyine, Evrensel Çocuk Hakları’na uygun olmadığı gibi laikliğe de aykırıdır. Çocuklar kimsenin siyasi malzemesi değildir. Çocuklar bu toplumun özneleridir.

    Devletin görevi çocuklara bir dini empoze etmek değil, bütün inançlara eşit mesafede durarak din ve inanç özgürlüğünü sağlamak, eşit yurttaşlık ilkesini kayıtsız şartsız uygulamaktır.

    Tekçi, ayrımcı, dayatmacı uygulama ve politikalar, toplumsal barışı, halkların bir arada yaşamasını zorlaştırır. Tekçilik zoru, zorbalığı ve ayrımcılığı getirir.

    Eğitim sisteminin dinselleştirilmesi sadece Alevilerin sorunu değil, bu ülkede inanan, inanmayan, farklı inançlardan olan her kesimin sorunudur.

    MİLLİ EĞİTİM ŞÛRASI KARARINI GERİ ÇEKTİRECEĞİZ!

    20. Milli Eğitim Şurası’nda alınan okul öncesi din eğitimi tavsiye kararı, toplumu siyasal İslam İdeolojisinin çıkarları doğrultusunda şekillendirme projesidir. Bu toplumsal yıkım projesi derhal geri çekilmelidir.

    Tekçi, İnkârcı, asimilasyoncu, cinsiyetçi eğitime karşı çocukların birer özne kabul edildiği, çocuk haklarının korunduğu, herkesin erişebildiği, her çocuk için eşit koşullarda bilimsel, laik, ana dilinde ve kamusal eğitimin bütün koşulları bir an önce hazırlanmalıdır.

    Laiklik sadece din ve devlet işlerinin ayrılması değil, insan onurunu, tüm hak ve özgürlükleri korumanın, çoğulcu demokrasinin ön koşuludur.

    Gücümüz birliğimizde:

    Demokratik, özgürlükçü, halkçı, laik bir eğitim ve ülkeyi kurmak için bu yıkım kararını hep birlikte durduracağız!

    Demokrasi ve Laiklik için, 27 Şubat’ta Kadıköy, Beşiktaş İskele’ de saat 15.00’te gerçekleştireceğimiz buluşmaya demokrasiden, emekten, özgür ve eşit yurttaşlıktan yana olan cümle Can’ları davet ediyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • AVF Genel Başkanı Doğan: Ana sınıfında din dersi çocukta korku ve kaygı yaratır-VİDEO

    AVF Genel Başkanı Doğan: Ana sınıfında din dersi çocukta korku ve kaygı yaratır-VİDEO

    PİRHA-Demokrasi Konferansı Bileşeni olan Aleviler öncülüğünde demokrasi güçlerinin, ana sınıfına kadar zorunlu din dersinin dayatılmasına karşı başlattığı imza kampanyası 7. gününde. Kampanyaya ilişkin konuşan Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, “Ana sınıfında din dersi dayatması bir faciadır. Laiklik ilkesine aykırıdır” dedi.

    Demokrasi Konferansı Bileşeni olan Aleviler öncülüğünde demokrasi güçleri, ana sınıfına kadar indirilmek istenen zorunlu din dersine karşı “Eşit yurttaşlık temelinde özgür bir toplum için laik ve bilimsel bir eğitim istiyoruz” başlığıyla 28 Aralık 2021’de bir imza kampanyası başlattı.

    Başta Türkiye’de olmak üzere Avrupa’da ve Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan Alevi çatı örgütleri ve şubeleri, Alevi yurttaşlar, aydınlar, sanatçılar, şairler, gazeteciler, demokratik kitle örgütlerinin, bazı siyasi partilerin büyük destek verdiği kampanya 7. gününde. Kampanya 3 Mart 2022’ye kadar devam edecek.

    Kampanyayı yürütenler ve destek verenler paylaştıkları kısa videolarla zorunlu din dersinin kaldırılmasını ve laik bir eğitim sisteminin getirilmesini istiyor.

    “BU UYGULAMA ÇOCUKTA KORKU VE KAYGI YARATIR”

    Kampanyaya ilişkin konuşan Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, kampanya kapsamında hazırladığı bir videoda, “Ana sınıfında din dersi dayatması bir faciadır. Laiklik ilkesine aykırıdır. Bu uygulama, bu dayatma çocukta korku ve kaygı yaratır. Sorgulayamayan, özgür düşünemeyen nesiller yetiştirilir” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    >Kampanya 4. gününde: Milli Eğitim Bakanlığı kararını geri çekmelidir-VİDEO

    >Zorunlu din dersine karşı başlatılan kampanya 3. gününde-VİDEO

    >Demokrasi güçlerinden büyük kampanya: Ana sınıfında din eğitimi faciadır; asimilasyona hayır!

     

  • AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’dan yeni yıl mesajı

    AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’dan yeni yıl mesajı

    PİRHA- Yeni yıla ilişkin yayınladığı mesajda ekonomik, siyasal ve sosyal krizlerin tam ortasında yaşayan Alevilerin yok sayılarak inkar edildiği belirten AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, “Bizler Alevi kurumları olarak bu yeni yılda da bir yandan Alevi haklarının alınması konusunda mücadele ederken bir yandan da ülkemizi aydınlığa çıkartacak barış, kardeşlik , sevgi ve farklılıklarımızı zenginlik olarak gören bir anlayışı hakim kılmak için çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

    Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, yeni yıla ilişkin mesaj yayınladı.

    Doğan, yayınladığı yeni yıl mesajında Alevi kurumlarının Alevilerin hak-taleplerinin yanı sıra ülkede barışı, sevgiyi hakim kılmak için mücadele edeceklerini vurguladı.

    “ALEVİLERİN HAKLARI, BARIŞ VE KARDEŞLİK İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’ın yeni yıl mesajı şöyle:

    “Yeni yılda herkesin sağlık,  huzur ve barış içerisinde yaşayacağı bir yıl dilerken aslında geçen son iki senede içerisinde yaşadığımız pandemi koşulları, sağlığın ne kadar önemli olduğunu bize bir kez daha hatırlattı.

    Adaletin sağlanmadığı, liyakatın olmadığı, gençlerimizin her geçen gün doğdukları ülkeye yabancılaştıkları, eğitimli kesimlerin ülkeyi terketmenin yollarını aradığı, kadın cinayetlerinin rakamlardan ibaret kaldığı, çevre ve hayvan haklarının görülmediği bir toplumda geleceğe umutla bakmak her geçen gün zorlaşmakta.

    Ekonomik, siyasal ve sosyal krizlerin tam ortasında adaletsizlik içerisinde yaşayan bu toplumda Alevilerin hakları da yok sayılmakta ve inkar edilmektedir.

    Bizler Alevi kurumları olarak bu yeni yılda da bir yandan Alevi haklarının alınması konusunda mücadele ederken bir yandan da ülkemizi aydınlığa çıkartacak barış, kardeşlik, sevgi ve farklılıklarımızı zenginlik olarak gören bir anlayışı hakim kılmak için çalışmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi Vakıfları Federasyonu, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine burs verecek

    Alevi Vakıfları Federasyonu, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine burs verecek

    PİRHA-Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Alevi-Bektaşi inanç ve kültürüne yönelik bilimsel çalışma yapan yüksek lisans ve doktora öğrencilerine burs vereceğini duyurdu.

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) yüksek lisans ve doktora düzeyinde Alevi-Bektaşi inanç ve kültürüne yönelik bilimsel çalışma yapan akademisyen adaylarını desteklemek amacıyla 8 ay burs vereceğini duyurdu. İnternet sitesinden açıklama yapan AVF, burs başvurusunda bulunmak isteyen öğrencilerin gerekli evrakları doldurarak işlem yapabileceğini belirtti.

    AVF, burs duyurusunda şunları belirtti:

    “Yüksek lisans ve doktora düzeyinde Alevi-Bektaşi inanç ve kültürüne yönelik bilimsel çalışma yapan akademisyen adaylarımızı desteklemek ve gençlerimizi bilime olan inancımız doğrultusunda özendirmek amacıyla yılda 8 ay olmak üzere burs verilecektir.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Alevilerden Erdoğan’a çağrı: Önce Alevilerin kazandığı yargı kararlarını uygulayın

    Alevilerden Erdoğan’a çağrı: Önce Alevilerin kazandığı yargı kararlarını uygulayın

    PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada 58 ildeki 1585 cemevini ziyaret ettiklerini dile getirmesinin ardından konuşan Alevi kurum başkan ve yöneticileri; “Alevilerin taleplerini sağır sultan bile duydu. Hükümet ilk önce Alevilerin kazandıkları yargı kararlarını uygulasın. Bu davranışları samimi bulmuyoruz” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, bir süredir İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun resmi olmayan danışmanı Dr. Ali Arif Özzeybek’in başını çektiği heyetin cemevlerine ‘Bir ihtiyacınız var mı’ ziyaretlerine ilişkin de konuştu.

    Erdoğan konuşmasında, “Bugünkü kabine gündemimizde talimatımızla ülkemizin 58 ilindeki 1585 cemevi ziyaret edilerek hazırlanan kapsamlı bir çalışmayı da görüştük. Aynı şekilde insan hakları eylem planında yer alan azınlık vakıflarının seçim usulüyle ilgili hususu da değerlendirdik. Hangi meşrebe mensup olursa olsun Türkiye’nin 84 milyon vatandaşımızın her birinin meselesi bizim meselemizdir” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan’ın açıklamasının ardından yeniden gündeme gelen iktidarın cemevlerini gezme meselesine ilişkin konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat ve Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Disiplin ve Danışma kurulu üyesi ve önceki dönem Genel Başkanı Remzi Akbulut; Alevilerin taleplerinin yıllardır dillendirdiklerini ve gündeme getirdiklerini söyleyerek, hükümetin yaptığı gezilerin seçim yatırımı olduğunu bundan dolayı da samimi bulmadıklarını belirttiler.

    “BU HÜKÜMETİ KESİNLİKLE SAMİMİ BULMUYORUM”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Alevilerin taleplerinin yıllardır dile getirildiğini ve bu talepleri her kesimin bildiğini vurgulayarak şunları aktardı:

    “Alevilerin taleplerini sağır sultan bile duydu. Biz yıllardır bu talepleri dile getiriyoruz fakat hiç bir talebimiz gerçekleştirilmedi. Bu hükümet 7 tane çalıştay yaptı. Sonucunun ne olduğunu görüyoruz. Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararlar var. Bu kararları uyguluyorlar mı? Hayır. Bunu da yapmıyorlar. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Türkiye imza atmış, uymak zorunda ama buna bile karşı çıkıyorlar, yerine getirmiyorlar. Bizim yıllardır dile getirdiğimiz taleplerimizi çözmeyi bir kenara bırakın, sorunlarımız daha da katmerleşerek devam ediyor. Örneğin zorunlu din dersleri. Bütün okullar İmam Hatiplere çevrilmiş durumda. Din dersleri saatleri arttırılmış durumda. Bu hükümeti kesinlikle samimi bulmuyorum. Bu seçim yatırımıdır böyle düşünüyorum. 7 tane çalıştayın sonucunda mutlaka bir şey çıkması gerekirdi, bir adım atılması gerekirdi ama geldiğimiz noktada hiçbir şey yapılmadı. Önümüzdeki seçimlerde gideceklerini anladılar. Şimdi Alevileri nasıl yanımıza çekeriz diye düşünüyorlar. Alevileri nasıl ikna edebiliriz diye düşünüyorlar. O yüzden de bu tür çalışmalar yapıyorlar. Öncelikle Alevilerin kazanmış olduğu hukuki kararları uygulasınlar, hayata geçirsinler. Ondan sonra oturup konuşalım.”

    “ALEVİLERİN TALEPLERİ BELLİDİR, KABUL EDİP, YERİNE GETİRMELERİ GEREKİR”

    İstanbul’daki cemevlerini gezen Süleyman Soylu’nun danışmanına Alevi kurumlar olarak bir talep listesi verdiklerini ifade eden Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat şunları dile getirdi:

    “Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir, zorunlu din dersleri kaldırılsın, camiler Alevi köylerine yapılmasın, ayrımcılık ortadan kaldırılsın ve eşit yurttaşlık sağlansın, Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılsın gibi 12 maddelik bir talep listesi vermiştik kendilerine. Gezdikleri cemevlerinin hepsinden şunu duydular: Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir. Amerika’nın yeniden keşfedilmesinin bir mantığı yok. Bir kanun değişikliği ile ya da bir kararname ile bile cemevleri ibadethane sayılır, kabul edilir. Tekrardan gezmenin, görüşmenin bir anlamı yok. Alevilerin talepleri yıllardır bellidir ve en önemlisi de cemevleri Alevilerin ibadethanesidir. Devletin de yapması gereken vatandaşın bu talebini yerine getirmektir. Yani cemevlerini ibadethane olarak kabul görmeleri gerekiyor. Bunların hala konuşulması bile bize artık ıztırap veriyor. Bakanlar Kurulu’nda bunun gündeme gelmesi bir cümle ile de olsa Cumhurbaşkanı tarafından dillendirilmesi bizim açımızdan neyi ifade ediyor dersek aslında hiçbir şey ifade etmiyor. Cumhurbaşkanına şunu söylüyoruz: Alevilerin talepleri yıllardır bellidir. Bu meseleyi kapatmaları için Alevilerin taleplerini kabul etmeleri ve yerine getirmeleri gerekiyor. Bu kadar basit.”

    “20 SENEDİR HÜKÜMETİN ELİNDEN TUTAN YOKTU, SORUNLARIMIZI ÇÖZSEYDİ”

    AKP İktidarının gezilerini seçim yatırımı olarak değerlendiren Fırat sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Türkiye demokrasisinde bir sürü sorun var, sıkıntı var. Toplumlar, halklar arasında yoğun bir çerçevede kindarlaşma var. Hükümetin bunlardan kendini sıyırması gerekiyor. Bu dili bırakması ve bu gergin ortamı yok etmesi gerekiyor. Maalesef bu bir seçim yatırımı. Bu tür meseleler Türkiye’de bu dönemlerde gündeme getiriliyor. Daha önce AKP Alevi çalıştayları yaptı. Hiçbir şey söylemeden etmeden kendi kendine belirledikleri kişileri çağırdılar, görüştüler. En ufak bir bilgilendirme yapmadan birden bitirdiler, dondurdular. Bu meselelerin artık bu şekilde konuşulması bize zul geliyor. Eşit yurttaşlık talebimiz temelinde Alevilerin taleplerinin yerine getirilmesini istiyoruz. Biz hakkımızı istiyoruz. Hükümeti Alevilerin sorunlarını çözme konusunda da kesinlikle samimi bulmuyorum. Cemevleri ziyaret etmelerinin de bir mantığı yok. Alevilerin talepleri belli ve nettir. 1500’ü geçkin cemevini ziyaret ettiklerini söylüyorlar. Bu kadar gezmelerine gerek yoktu. 20 senedir iktidarda olan bir hükümet her gün yeni sözlerle, kelamlarla çıkıyorlar karşımıza. 20 senedir hükümetin elinden tutan yoktu. Alevi meselesini, Alevilerin sorunlarını çözseydi. Bizim taleplerimiz nettir. Tekrar Amerika’yı keşfetmeye gerek yoktur.”

    “İKTİDAR ÖNCE ALEVİLERİN KAZANDIĞI YARGI KARARLARINI UYGULASIN”

    Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Disiplin ve Danışma kurulu üyesi ve önceki dönem Genel Başkanı Remzi Akbulut ise hükümetin Alevilerin haklarını almak için açtığı ve kazandığı yargı kararlarını dahi uygulamadığını hatırlatarak; “Hükümeti bu konuda kesinlikle samimi bulmuyorum. Biz bu konuyu başlatalı 10 sene oldu. Hükümeti Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) şikayet ettik. 2016’da cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması ile ilgili Biz AİHM’de dava kazandık. Genel bütçeden cemevlerine pay ayrılması ile ilgili 2016’da yine bir davayı kazandık. 2015 yılında zorunlu din derslerinin kaldırılması ile ilgili davayı kazandık ve bu kazandığımız davaları getirip hükümetin önüne koyduk. Recep Tayyip Erdoğan dün bu açıklamayı yaparken acaba bunlardan haberi yok muydu? Önündeki kazandığımız davalardan haberi yok mu? Yoksa takiye mi yapıyor? Bence Recep Tayyip Erdoğan takiye yapıyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ortağıdır bu ülke. Bu sözleşmeye uyulması gerekiyor” diye konuştu.

    “ERDOĞAN KENDİ ALEVİLERİNİ YARATMAYA ÇALIŞIYOR”

    “Recep Tayyip Erdoğan bu ülkede kendi Alevilerini yaratmaya çalışıyor” diyen Akbulut, şöyle devam etti:

    “Bu geziler yeni değil, 3 ay öncesinden başladı. İçişleri Bakanlığı vasıtasıyla bir grup cemevlerini gezdi. Maddi olarak neye ihtiyacınız var diye sordular. Gezilen cemevlerimizin %99’u şunu söylediler, öncelikle Alevilerin kazanmış olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde ki kararları, Danıştay’da ki ve Yargıtay’da ki davaları, İdari mahkemelerde ki davaları, Alevilerin elektrik, su parası ile ilgili kazandığı davaların kararlarını uygulayın. Biz sizden başka bir şey istemiyoruz. Bu kararları uyguladığınız zaman zaten Alevilerin ve cemevlerinin sorunları kalmıyor. Ama ne yazık ki bunlar bu kararları uygulamadan bir erken seçim ya da gelecek olan herhangi bir seçim için kendini Alevilerin yanındaymış gibi göstermeye çalışıyor. Artık Aleviler eski Aleviler değil. Şunu unutmasınlar ki eskiden kendilerine göre birkaç kurum buluyorlardı, birkaç kişi buluyorlardı, bunları dinliyorlardı. AKP’nin peşinde koşan kurumlar ve kişilerdi bunlar. Ama artık Alevi kurumları eski Alevi kurumları değil, Aleviler de eski Aleviler değil. Herkes bilinçli. Onun için beyhude bir çaba sarf ediliyor, diye düşünüyorum.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • AVF Başkanı Akbulut’tan ‘barışa, sağduyuya, sevgiye ve hoşgörüye’ davet-VİDEO

    AVF Başkanı Akbulut’tan ‘barışa, sağduyuya, sevgiye ve hoşgörüye’ davet-VİDEO

    PİRHA-Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Remzi Akbulut, Türkiye’deki kavga dilinin bırakılması gerektiğini belirterek herkesi ‘barışa, sağduyuya, sevgiye ve hoşgörüye’ davet etti. Akbulut, “Alevi inancında sevgi, saygı, hoşgörü var; din, dil, ırk ayrımı yok. Buna dayanarak bir sağduyu çağrısında bulundum” dedi.

    Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Remzi Akbulut, “Türkiye’de zorbalık kol geziyor. Gazetecilere saldırı, siyasilere saldırı bir taraftan da Covid-19, sokakları yaşanmaz hale getirdi. Bu hiç kimseye fayda sağlamadığı gibi ülkeyi felakete sürükler” diyerek sağduyu çağrısında bulundu.

    Türkiye’de her gün bir tarafta gazetecilerin ve siyasilerin öldürüldüğünü, bir taraftan ise siyasilerin olmadık bir şekilde bir birine hakaret ettiğini ifade eden Akbulut, “İster istemez yurttaş olarak bizler de etkileniyoruz. Bu kurumların başında olmamız hasebiyle biz de bir sağduyu çağrısında bulunduk. Bu çorba da bizim de bir nebze tuzumuz olursa mutlu oluruz” dedi.

    “BİZİM TEMEL DÜSTURUMUZ; SEVGİ, PAYLAŞIM VE BARIŞTIR”

    Akbulut, insanların bir birine karşı daha çok saygı duyması, sevgi duyması ve hoşgörülü olması gerektiğini vurguladığı çağrısında, “Alevi inancında sevgi, saygı, hoşgörü var; din, dil, ırk ayrımı yok. Buna dayanarak bir sağduyu çağrısında bulundum. Barış, barış, barış diyoruz. Bu bir nevi barış üzerine bir çağrı. Barış derken, ülke savaş halinde değil ama insanların bir birine kötü dil kullanması, bir birini darp etmesi iç sükuneti bozuyor. Bizim temel düsturumuz; Pir Hünkar Hacı Bektaş’ın, Yunus Emre’nin Ahi Evran’ın söylediği gibi sevgi, paylaşım ve barıştır. Herkesi barışa, sağduyuya, sevgiye ve hoşgörüye davet ediyoruz” şeklinde konuştu.

    “TOPLUMSAL BARIŞIN OLDUĞU BİR ÜLKE GÖRMEK İSTİYORUZ”

    “Artık bu ülkede Türkçe, Kürtçe, Arapça ağıt dinlemek, bağrı yanmış analar, yetim kalmış gözü yaşlı çocukları görmek istemiyorsak herkes kavga dilini bırakıp sevgi, saygı, barış dilini kullanmalıdır” diyen Akbulut, şöyle devam etti:

    “Barışı dostluğu inşa etmek kendi elimizde olsa gerek. Ne oldu bizlere bu hale geldik. Bu ülkede farklı kültürlerin farklı düşüncelerin bir arada yaşadığı, toplumsal barışın olduğu bir ülke olduğunu görmek istiyoruz. Türk’ü, Kürt’ü, Alevisi, Sunisi, Çerkezi, Lazı vs. hepsinin kendine has güzellikleri vardır. Biz, kilim deseni gibi iç içe örülmüş, aşure gibi aynı kazanda kaynamış bir milletiz. Siyasi söylemler ülkedeki insanları yaşanmaz hale getirdi. Zorbalık kol geziyor. Gazetecilere saldırı, siyasilere saldırı bir taraftan da Covid-19 sokakları yaşanmaz hale getirdi. Bu hiç kimseye fayda sağlamadığı gibi ülkeyi felakete sürükler.”

    Akbulut, “Yeni Madımaklar, yeni Maraşlar, yeni Çorumlar, Yeni Geziler yaşamamak için herkesin diline dikkat edip sağduyulu davranması gerekiyor” vurgusu yaparak, “Kin, nefret, cebir ve şiddetten arınmak gerekiyor. Bu ülke hepimizin. Kurtuluş savaşında bu ülkenin bağımsızlığı için savaşan, savaşırken şehit olanlara sen Kürt müsün, Alevi misin, Çerkez misin, Laz mısın diye sorulmadığı gibi kadınıyla, erkeğiyle, yaşlısıyla, genciyle sarıldığımız gibi bugünde birlik ve beraberlik sevgi, saygı ve hoşgörü içerisinde; dil, din, ırk, mezhep ayrımı yapmaksızın birbirimizi kucaklamamız sıkı sıkı birbirimize sarılmamız gerekiyor ki bir olalım, iri olalım, diri olalım” dedi.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Alevi kurumları, 21 Mart günü Hacıbektaş Veli Dergahı’nda çerağ uyandıracak-VİDEO

    Alevi kurumları, 21 Mart günü Hacıbektaş Veli Dergahı’nda çerağ uyandıracak-VİDEO

    PİRHA- UNESCO’nun 2021 yılını Hacı Bektaş Veli yılı olarak ilan etmesi dolayısıyla Türkiye ve Avrupa’dan birçok Alevi kurumu Hacıbektaş Dergahı’nda çerağ uyandıracak.

    Unesco 2021 yılı Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran yılı olarak ilan etti.

    UNESCO tarafından 2021 yılının Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre yılı olarak ilan edilmesinden dolayı, Türkiye ve Avrupa’daki Alevi kurumları 21 Mart’ta Hacı Bektaş Dergahı’nda buluşup birlikte delil uyandırarak anma etkinliklerini başlatacak.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) öncülüğünde 21 Mart günü saat 13.00’te Hacı Bektaş Dergahı’nda çerağ uyandırılıp etkinliklerin başlangıcı yapılacak.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • AVF Genel Başkanı Remzi Akbulut: Aleviler hiçbir partinin arka bahçesi değildir-VİDEO

    AVF Genel Başkanı Remzi Akbulut: Aleviler hiçbir partinin arka bahçesi değildir-VİDEO

    PİRHA-Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Remzi Akbulut, “Bugün için belki uygun bulmuyorum ama Alevilerin canını çok daha fazla sıkarlarsa, Alevilerin artık siyasi parti kurma zorunluluğu doğuyor” dedi.

    Haberin videosu;

    Alevilerin parti kurma iddiası tartışmaları sürüyor. Alevilerin parti kurması iddiasıyla ilgili Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Remzi Akbulut ile görüştük.

    Alevilerin eşit yurttaş olması için bir an önce AİHM kararlarının uygulanmasını gerektiğini belirten Remzi Akbulut, “ AİHM kararları uygulandıktan sonra bizim fazla bir sorunumuz kalmıyor. Bir an önce AİHM kararlarının uygulanması için mevcut hükümete baskıların yapılması lazım. Masaya oturulup bunun bir an önce bitmesi lazım” dedi.

    Siyasi partilerin Alevilere yönelik yaklaşımını eleştiren Remzi Akbulut, “Alevileri herkes kendi arka bahçesi gibi görüyor. HDP, bir taraftan ‘Aleviler bana oy veriyor’ diyor, CHP, ‘Alevilerin oyu benim’ diyor. ‘Çantada keklik’ diyor. Öbür tarafta gidip AKP’ye oy verenler var. Ama şunu bilsinler; tüm siyasi partiler Aleviler ‘koyun’ değil, ‘koyun sürüsü’ değil. Aleviler artık gerektiğinde nereye nasıl oy vereceğini bilen insanlardır” diyerek tepki gösterdi.

    Bu dönemde parti kurulmasını doğru bulmadığını söyleyen Akbulut, sözlerine şöyle devam etti:

    “Eğer bir partinin kurulması gerekiyorsa biz şu günde onun çok uygun olmadığını düşünülerdeniz. Çünkü mevcut bir düzenin yıkılmasıyla ilgili bir çalışmalar var. Bir rejimin daha doğrusu bir Cumhurbaşkanlığı rejimin tekrar parlamenter geçişiyle ilgili çalışmalar var. Bugün için belki uygun bulmuyorum ama Alevilerin canını çok daha fazla sıkarlarsa, Alevilerin artık siyasi parti kurma zorunluluğu doğuyor gibime geliyor. Yani zorluyorlar. Tartışıyoruz, konuşuyoruz. Federasyonlar kendi aramızda konuşuyoruz. Dönem dönem gündeme geliyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu şu dönemde göz önünde bulundurarak biraz ötelesek mi düşüncesi taşıyoruz. Şu anda bir rejim söz konusu bir parlamenter sisteme geçiş söz konusu. Tekrar olur mu olmaz mı bilmiyorum ama bunun içinde biz bölen olmayalım düşüncesini taşıyoruz.”

    İsmail SİVASLI/İSTANBUL

  • Alevilerden hükümete ‘Toplumsal barış için adalet’ çağrısı

    Alevilerden hükümete ‘Toplumsal barış için adalet’ çağrısı

    PİRHA – Alevi kurumları, cinsel saldırı ve uyuşturucu suçlularının serbest bırakılmasını öngören yargı paketine tepki gösterdi. Kurumlar, “Hükümetin bu yönlü ‘af’ politikasından vazgeçmesini, başta fikir suçları olmak üzere, düşüncesini ve siyasi görüşünü açıkladığı için hapiste tutulan tüm yurttaşların ayrımsız bir şekilde özgür bırakılmasını talep ediyoruz” açıklamasında bulundu.

    Mükerrer suçlar, cinsel suçlar ve uyuşturucu ticareti suçları bakımından 3/4’lük koşullu salıverilme oranı ise 2/3’e düşürülüyor. Yani bu suçlardan hüküm giyenler cezasının yüzde 75’i yerine, yüzde 67’sini çekmeleri halinde koşullu salıverilebilecek. Kasten adam öldürmede 2/3, siyasisuçlarda 3/4 oranında uygulanan cezaevinde infaz süresinde ise değişiklik yapılmıyor.

    Duruma tepki gösteren Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Vakıfları Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Demokratik Alevi Dernekleri ortak açıklama yayınladı.

    “DEVLETİN EŞİTLİK İLKESİNE UYMASI GEREKMEKTEDİR”

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Çağdaş ceza felsefesi adalet modelini öncelikle toplumun kültürel, inançsal ve sosyal yapısına göre oluşturur ve modern formlarda bireyin topluma yeniden kazandırılmasını hedefler.

    Uluslararası sözleşme ve anayasalarda temel hak ve özgürlüklere ilişkin düzenlemeler yapılırken, yasa önünde eşitlik ilkesinin benimsenmesi temel düsturlardan biri olarak kabul görür.

    Bu ilkenin temel yükümlüsü olan devletin, her düzey ve nitelikte tüm organ ve görevlileriyle yasa önünde eşitlik ilkesine uygun davranması gerekmektedir.

    “UYUŞTURUCU VE CİNSEL SALDIRI SUÇU İŞLEYENLERİ SERBEST BIRAKMAK KABUL EDİLEMEZ”

    Devleti yönetenlerin kendi siyasi – politik dayatmalarıyla ceza ve adalet politikalarını güncellemesi, yurttaşların adalet ve vicdan muhasebesi yapmasına sebep olabilir. Bu uygulamalar da toplumun hakkaniyet duygusunu zedeler. Hakk’ın varlık deryası olan canlar arasında ayrım yapmak, en başta Hakk’ı incitecektir. Hakkı da, adaleti de, hukuku da incitmemeli.

    Devletin yurttaşlar arasında ahlaki ve vicdani deformasyon yaratabilecek uygulamalardan kaçınması esastır.

    Özgürlük, barış, adalet, insanca bir yaşam, ücretsiz eğitim, ücretsiz sağlık isteyen öğrencileri, gazetecileri, akademisyenleri, öğretmenleri ve halkın seçilmişlerini hapishanede tutmak, toplumsal adalet duygusunu zedelediği gibi, insan özgürlüğüne de vurulmuş bir prangadır.
    Ceza infaz yasasında yapılacak bir düzenleme öncelikle bu canlarımızı kapsamalıdır.

    Çocuklarımıza örgütlü uyuşturucu satanları, kadınlara cinsel saldırıda bulunanları, kadınları katledenleri, serbest bırakmak kabul edilemez.

    Bu tutum ceza politikasının amaçlarına uyumlu olmadığı gibi toplumsal barışa katkı sağlar nitelikten de uzaktır.

    “EŞİTLİK İLKELERİ ELE ALINIRSA TOPLUMSAL BARIŞA HİZMET EDİLİR”

    Her dönemde anayasaya aykırı af kanunları çıkarıp, önce yandaşları sonra bunu genişletip toplumun kabul edemeyeceği suçluları “kader mahkumu” olarak adlandırıp serbest bırakmak, yurttaşlar arasında ayrımcılık yapmak anlamına gelebileceği gibi, ceza hukuku sorumluluk ilkelerine ve infazın amaçlarına da aykırıdır.

    Hak ve hukuk dağıtma ya da hakkın tecelli etmesi biçimi olarak ‘af’ toplumlar için büyük çatışma veya çalkantılı dönemlerden sonra yeni bir başlangıç olabilmelidir.

    Böyle hallerde eşitlik ve adalet ilkeleri dikkate alınırsa, ceza infaz yasasında yapılan değişikliklerin sonuçları toplumun vicdanında kabul görür, toplumsal barışa da hizmet eder.

    “DÜZENLEME, DÜŞÜNCE SUÇLULARINI KAPSAMALIDIR”

    Sevgili canlar, tüm dünyayı pençesine alan bir virüs salgını bulunmakta ve mevcut durumda hapishanelerde kapasitesinin çok üzerinde tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır maalesef.

    Bu haliyle hapishaneler sağlığa uygunluk açısından oldukça sorunlu yerler olup salgının daha hızlı yayılma ihtimali oldukça yüksektir.

    İşte bu salgın vesilesiyle infaz yasasında yapılacak düzenleme öncelikle, siyasi düşüncesinden dolayı mahkûm edilen ”düşünce suçlularını” kapsamalıdır.

    “SUÇ MAKİNELERİNİN SERBEST KALMASI TOPLUM VİCDANINI YARALAYACAK”

    Toplumun değer yargılarını rencide eden, başta cinsel saldırı suçları, kişiyi hürriyetinden yoksun kılan suçlar, uyuşturucu madde imalı ve satışı suçları işletenlerin serbest bırakılması kabul edilemez.

    Halkımızın gelenek ve kültürüne uygun davranış göstermeyen, halklar arasında nefret duygusu yaratan bu suç makinelerinin serbest bırakılması, toplum vicdanını derinden yaralayacaktır.

    Hükümetin bu taraflı ‘af’ politikasından vazgeçmesini, başta “fikir suçları” olmak üzere, düşüncesini ve siyasi görüşünü açıkladığı için hapiste tutulan tüm yurttaşların ayrımsız bir şekilde özgür bırakılmasını talep ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • 4 Alevi kurumundan açıklama: Koronavirüs nedeniyle faaliyetler iptal edildi

    4 Alevi kurumundan açıklama: Koronavirüs nedeniyle faaliyetler iptal edildi

    PİRHA – Dört büyük Alevi kurumu koronavirüs tehdine karşı bir dizi önlem alındığını duyurdu. Yapılan ortak açıklamada, ” Cenaze erkanları dışında, kurban, lokma, kırk yemekleri, cemlerimiz ve toplu ziyaretlerimiz yetkililerin belirteceği bir tarihe kadar durdurulmuştur” denildi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekler Federasyonu, Alevi Vakıflar Federasyonu ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, dünyada bir tehdit haline gelen koronavirüse karşı bir dizi önlem aldıklarını duyurdular.

    Dört Alevi kurumunun yaptığı açıklamada kurban, lokma, kırk yemekleri ve toplu ziyaretlerin bir süreliğine durdurulduğu belirtildi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Cemevlerimiz, inanç hizmetlerimizi uyguladığımız kutsal mekanlarımızdır, bir çoğu kurumsal yapısıyla inançsal ve kültürel iletişimin sosyal yanını oluşturur. Devletin yasal olarak kabul etmediği cemevlerimiz, büyük şehirlerde inançsal kaynaklarımızı canlarımıza yönlendiren, insan odaklı organizasyonlara dönüşmüştür. Sosyal bütünleşmeyi, insanların özgürleşmesini, inançsal olarak güçlenmeyi hem akademik hem pratik bir disiplinle başarmıştır. Baskı, kısıtlamalar ve ayrımcılığa rağmen, iyi olmak, iyilik halini artırmak asimilasyon zorluklarına karşı mücadele etme gibi tüm süreçlerde inancımız açısından kolektif sorumluluğumuzun birer simgeleri olmuştur.

    “KORONAVİRÜS NEDENİYLE ETKİNLİKLER DURDURULMUŞTUR”

    Cemevlerimiz; bizleri yok sayan zihniyetin baskılarını azaltan, hafifleten, geciktiren ve hatta direnerek mücadele etmeyi öğreten birer insani hizmet alanlarıdır. İşte tüm yasaklara rağmen ibadethanelerimiz siz canlarımızın sürekliliği ile yaptığı katkılar üzerine şekillenmiştir. Kısacası, sizlerin varlığıyla, katkılarıyla canlı bir sisteme dönüşen, sosyal ilişkilerden tutun kültürel ve toplumsal faaliyetlere inançsal hizmetlere kadar tüm iktisadi gücünü siz canlardan almıştır. Şimdi, özelikle toplumsal yaşamın olduğu alanlarda insanların sağlığını tehdit eden bir virüs var bu nedenle toplum sorumluluğumuz kapsamında kurban, lokma, kırk yemekleri, cemlerimiz ve toplu ziyaretlerimiz, cenaze erkanları dışında yetkililerin belirteceği bir tarihe kadar durdurulmuştur. Ancak sizlerin katkılarıyla varlığını sürdüren cemevlerinize olan desteğin devam etmesi önem arz etmektedir. Bu süreçte ayıracağınız her lokma sizlerin emekleriyle yakmış olduğunuz ışığı canlı tutacaktır.”

    PİRHA/İSTANBUL