Etiket: alevi yolu

  • Dede Kazım Açıktepe: Dedeler cemlere gelen canlara Yolu, erkanı anlatmalı-VİDEO

    Dede Kazım Açıktepe: Dedeler cemlere gelen canlara Yolu, erkanı anlatmalı-VİDEO

    PİRHA- Dede Kazım Açıktepe, geçmişte yapılan cemlerde her talibin piriyle karşılıklı ikrar vererek cemlerin yürütüldüğünü ancak günümüzde yapılan cemlerin ise pir-talip ilişkisi olmadığı ve ceme katılanlar birbirlerini tanımadığı için formaliteden öte bir anlam teşkil etmediğini kaydetti. 

    Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Dede Kazım Açıktepe, geçmişte ve bugün yürütülen cemlere ve Alevi inancındaki işleyişe ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “CEME GELEN CANLARA ALEVİ RİTÜELLERİNİN ANLATILMASI LAZIM”

    Geçmişte her talip, pir birbirine ikrar verdiği için ondan rızalık almasına gerek olmadığını belirten Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Dede Kazım Açıktepe, “Bugün ben buradaki toplumla ilk defa karşı karşıya geleceğiz. Ne o toplum benim yaşamımı ne de ben onların yaşamını biliyorum. Elbette ben o toplumdan rızalık almam lazım” dedi.

    Ceme gelen insanlara Alevi ritüellerinin anlatılması gerektiğini vurgulayan Açıktepe, şunları ifade etti:

    “Ceme gelen canlara darları, lokmayı, düşkünlüğü, müsahipliği, 4 kapı 40 makamı, rıza şehrini, gaganı, Xızı’ı, Newroz’u, yardımlaşmayı, dayanışmayı, bu Yolu, erkanları anlatmak gerekir.

    “GÜNÜMÜZDEKİ CEMLER CEM OLMAKTAN ÇIKTI”

    Bugün yapılan cemler cem olmaktan uzaklaştı. Çünkü şöyle bir şey var. Biz rızalık alıyoruz, yan yana oturmuşlar ama kimse birbirini tanımıyor. Formalite icabı gibi bir durum oluyor. Birbirinin omzunu öpüp ‘razıyım’ diyor. Bu metropolde yaşıyoruz hiç mi birimizin eksiği yok. 10 yıldır benim de böyle bir gözlemim var. Kendim dahil böyle bir şeyi yapmadık, oysa bunu uygulamamız lazım. Düşkün, müşkül olmasa da yapmak lazım. Bunu katıldığım cemlerde dedelere önerdim. Böyle bir uygulamayı yapalım ki bu insanlar görsün. Bu nasıl yapılıyor, cezası nedir? Nasıl uygulanıyor? Ne oluyor? Bunları cemlerde yapmamız, uygulamamız lazım.”

    “BAZI DEDELER TALİPLERİNİ CAMİYE GÖTÜRMEYE ZORLUYOR”

    Her talibin kendi pirini mutlaka bulması gerektiğini vurgulayan Açıktepe, “Her ne kadar zaman zaman dedelerimiz eleştirilere maruz kalıyorsa da bu yolu bugüne kadar getiren gene o taliple dedenin gönül birliğidir, ikrardır” dedi.

    Bazı ‘dedeyim’ diyenlerin taliplerini camiye götürmeye çalıştıklarını belirten Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Dede Kazım Açıktepe, “Sonuçta cemevleri siyasete bulaştı. Bir kişi hem başkan, hem dede, hem meclis üyesi böyle bir şey olmaz. Tunceli’de cemevi dedesi, hem cemevi başkanı, hem Sosyal Hizmetler İl Müdürü. Milleti işe alıyor, işten kovuyor. Biz bunlarla nereye gideceğiz?” diye belirtti.

    “PİR HABER AJANSI ALEVİ CAMİASININ HEM GÖZÜ HEM KULAĞI HEM DE DİLİ”

    Bu arada, Pir Haber Ajansı’nın (PİRHA) varlığından mutlu olduğunu belirten Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Kazım Açıktepe, “Pir Haber Ajansı Alevi camiasının hem gözü, hem kulağı, hem de dilidir” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • İhraç edilen Kazım Açıktepe Dede: Mahkemeye gitmedim, gitmeyeceğim de

    İhraç edilen Kazım Açıktepe Dede: Mahkemeye gitmedim, gitmeyeceğim de

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi İnanç Kurulu’ndan ve dernekten ihraç edilen Kazım Açıktepe Dede, söylenilenin aksine derneği mahkemeye vermediğini ve bundan sonra da vermeyeceğini açıkladı. Alevi Yol’unun erkanlarının bütün kurallarını denediklerini ancak kabul görmediğini hatırlatan Açıktepe, Yol’un gereklerinin yerine getirilmesi için bir kez daha çağrı yaptı.  

    Kureyşan Ocağı dedelerinden Kazım Açıktepe, ihraç edildikten sonra hala kurumlardan bir ses çıkmadığını PİRHA’ya gönderdiği yazılı bir açıklamayla gündeme getirdi.

    Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi İnanç Kurulu’nda yaklaşık 5 yıl görev yaptığını hatırlatan Açıktepe,  Temmuz 2018’den itibaren Efe Engin Dede ile birlikte İnanç Kurulu’nda hizmet vermesinin  engellendiğini ve 16 Nisan 2019 tarihinde ise dernekten ihraç edildiğini ifade etti.

    “Mevcut yönetime oy vermeyeceğimi söylediğim için 2018 Eylül’ünden 2019 Temmuz’una kadar ki geçen süre içerisinde bana hizmet yaptırmıyorlar” diyen Açıktepe açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Mersin Alevi Kültür Dernekleri İnanç Kurulu’ndan dört dede aracılığıyla defalarca dara durmayı talep ettim fakat kabul edilmedi, Kurum başkanları aracı olarak Mersin Cemevi Başkan’ı ve İnanç Kurulu Başkanıyla görüştüler bir çözüm bulunamadı.
    Mersin Cemevinde yaşanan birçok sorunu İnanç Kurul Başkanı’na anlatıp çözüm istememe rağmen talebime kayıtsız kalınınca, İnanç Kurulu kapalı Whatsapp grubuna yazdığım 5 Aralık 2018 tarihindeki yazımdan dolayı, Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi’nden 16 Nisan 2018 tarihinde ihraç edildim.”

    “40 GÜN GEÇTİ HALA GİRİŞİMLERİMİZ KARŞILIK BULMADI”

    Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şube Başkanı ve İnanç Kurulu Başkanı’nın Erzincan’da yapılan Alevi Bektaşi (ABF) İnanç Kurulu toplantısında dara durma talebini kabul etmediğini belirten Kazım Açıktepe Dede, “Haklı hiç bir gerekçeleri olmadığı için İnanç Kurulu’ndaki ana ve dedelere bizim Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesini mahkemeye verdiğimiz iftirasında bulundular. Toplantı da bulunan ABF Genel Başkan’ı ve 9 İnanç Kurulu üyesi bizi haklı bularak üyeliğimizin geri iade edilmesi konusunda tavsiye kararı aldılar. Bu kararın üzerinden 40 gün geçmesine rağmen yaptığımız tüm girişimler bir karşılık bulamadı” dedi.

    “MAHKEME HAKKIMI KULLANMAYACAĞIM”

    İhraç edildiğinden bu yana 8 ay geçtiğini ve Mersin Cemevinde, Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezinde, Alevi Bektaşi Federasyonu’nda, Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nda adalet aradığını,  en son Erzincan’da ABF İnanç Kurul toplantısında anaların ve dedelerimin huzuruna çıktığını hatırlatan Kazım Açıktepe Dede, bu açıklamayı neden yaptığını da şöyle ifade etti:

    “Bu yazıyı mahkemeye gitmediğimi ve de gitmeyeceğimi siz duyarlı canlarla dostlarla paylaşmak için yazdım. Her ne kadar Dernekler Kanunu’nu kendilerine esas alsalar da inancımızın, yolumuzun kuralları işletilsin diye yola çıktım mahkeme hakkımı kullanmayacağım. Ben davamı ABF İnanç Kurulu’ndaki iki Ana ve yedi Dedenin Ocaklarına havale ediyorum. Alevi pirleri kadim inançlarını Ocaklarda, Dergahlarda pişirerek gönüllerinde mayalayıp Hak kelamı haline getirdiler. İnancımız ikrar, eşitlik, paylaşım, rızalık ve sevgi üzerine kurulmuştur.
    Yolumuzda kişi, kendi isteği ile Hakk ve Hakikat yolunda erenler meydanında Pir divanında Dar’a durarak yola girer, gelme – gelme, dönme – dönme, gelenin malı dönenin canı gider, öl ikrar verme, öl ikrarından dönme demiş pirlerimiz. (Bugün dedeler ve yöneticiler dara durmayız diyorlar.)
    Talip odur ki, Erenler meydanından dönmeye, tarikat hallerinden vazgeçmeye, Pir’inden Mürşid’inden, Rehber’inden, Müsahib’in den yüz çevirmeye, Hakikat sırrını ifşa etmeye, bu yola talip ola, Kemalete ermiş ola.

    “ALEVİ İNANCI ANCAK YAŞANIRSA GELECEK KUŞAKLARA AKTARILIR”

    Alevi inancı, yaşamın içinde yer alır. Ancak yaşanırsa gelecek kuşaklara aktarılabilir. ( Dernekler Kanunu değil.)
    Alevi Kızılbaş inancı Kamil İnsan olmanın; Dört Kapı ve her kapının oluşturduğu On Makam, yani Kırk evrede insanın kendisini geliştirip dönüştürmesi, aslına ermesiyle mümkün olduğunu söyler.
    Kadim Alevi Kızılbaş öğretisinin Pir’leri bu yolun etik kurallarını Dört Kapı Kırk makamda toplamışlardır. Canlı cansız tüm varlıkları Hakkın zerresi olarak görürler. (Dernekler Kanununu değil.)
    Dört Kapı Kırk Makam, ham olan canın nasıl pişeceğinin yol haritasıdır.
    Dört Kapı Kırk Makam Öğretisi: Kendine reva görmediğini başkasına reva görmemektir.
    Pir Hünkar Hace Bektaş’ı Veli: Can dediğimiz cevher, madende uyur (Görünmez), bitkide uyanır, hayvanlar aleminde hareket eder, insanda bilince gelir.
    Kamil insan olabilmek için bilinç, bilgi ile beslemelidir. Ruh (Vicdan, Gönül, Kalp) sevgi ile yoğurulmalıdır.
    Akıl ve sevgi içsel yolculukta en önemli rehberlerdir.
    Bunu kullanmak elimizdedir.

    “Kırklardaki gibi eşitliğe, Müsahiplikteki gibi yol kardeşliğine, Rıza Şehrindeki gibi özgürlük ve rızalığa dayalı, ikrarlı, kurumsal yapıyı isteyip onun için çaba sarf etmeliyiz” diyen Açıktepe, “Durumu kurtarmak değil, Yolumuzu ve inancımızı kurtarmak gerekiyor. Günün değil, Hakikatın peşinde olmak gerekiyor” ifadesini kullandı.

    “10 VE 12 YAŞINDAKİ İKİ ÇOCUĞA NEDEN SEMAH HİZMETİ YAPTIRILMIYOR?”

    Kazım Açıktepe Dede, ayrıca, “Gençliği olmayanın geleceği de olmaz, seçimleri değil, birbirimizi kazanalım. Bugün AKD Mersin Şubesi’nin gençliği yok. Cümle yöneticilere soruyorum 10 yaşındaki Sevin ile 12 yaşındaki Şilan’a hangi gerekçelerle semah hizmeti yaptırılmıyor” diye sordu.

    “ALEVİ YOL’UNUN ERKANLARININ BÜTÜN YOL’UNU DENEDİK AMA KABUL GÖRMEDİ”

    “Dernekler Kanunu’nun verdiği yetki ile değil yolumuzun öğretisiyle sorunlarımızı çözersek kendimiz oluruz.
    Zalimin kılıçla yapamadığını kendi ellerimizle yapıyoruz” şeklinde yazan Açıktepe, şu hatırlatmada da bulundu:

    “Alevi toplumunda sadece Pir’ler, Mürşitler Cem yapıp sorunları çözmedi. Bazen de var olan sorunların çözümü için yöredeki hatırı sayılır sözü dinlenen canlar tarafından cemaat yapılırdı. Sorunlara çare bulunurdu. Biz de Kazım Açıktepe, Efe Engin olarak Alevi Yol’unun erkanlarının bütün kurallarını denedik, fakat kabul görmedi.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Baba Ali Özen’den asimile olanlara çağrı: Alevi Yolu’na dönün-VİDEO

    Baba Ali Özen’den asimile olanlara çağrı: Alevi Yolu’na dönün-VİDEO

    PİRHA- Urfa’da Sırrın Mahallesi’nde ve Kısas’ta Babalık (Dede) yapan Ali Özen, “Cenazeleri erkanımıza göre kaldıralım” dedi ve tüm canları, Alevi yolunu, deyişleri, görgüleri, ikrarları görmeleri, öğrenmeleri için cemevine davet etti. Özen, Şiileşen ve Sünnileşenlere de Alevi Yolu’na dönmeleri çağrısında bulundu. 

    Urfa’da Sırrın Mahallesi’nde ve Kısas’ta Babalık (Dede) yapan Ali Özen, Urfa’da Alevi inancına ve yeni yapılan cemevine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    2009 yılında Urfa Kültür Derneklerini; Sırrın, Kısas, Akpınar’ı merkez alarak kurduklarını belirten Özen, daha sonra babalık unvanını Veliyettin Hürrem Ulusoy tarafından aldığını kaydetti.

    “DERNEKLERİ KENDİ İMKANLARIMIZLA KURDUK”

    Şehir merkezi içerisinde Hekim Dede Mahallesi’nde babalık görevine başladığını ifade eden Ali Özen, şöyle konuştu:

    “O vakitlerde rahmetli Ali Güleç babalık makamındaydı. Onun ardından Yahya Baba ile beraber çalıştık. Kültür derneklerini kendi imkânlarımızla, devletten herhangi bir destek almadan kurduk ve yönettik. Birçok yere başvurup mekân için uygun bir yer bulduk. Sağa sola gittik; topladığımız beş lira, on lira, yirmi lira, yüz lira ile bu cemevi (Sırrın Cemevi) kuruldu. Bazı canlar, bu yola düşkün olanlar daha fazla katkı sağladılar. Hatta bazıları 1 ila 20 milyar lira arasında katkıda bulundular. Viran Belediyesi’nden 15 bin lira aldık. Şanlıurfa’dan ve buradan ziyaret etmek üzere bakan ve vali geldi. Validen 70 bin liralık destek adına imza aldık. Ancak sonrasında bu parayı tahsis etmedi. Aldığımız duyuma göre İzmir Valisi telefon ederek, “Siz o parayı o cemevine verirseniz Türkiye’deki tüm cemevleri aynı desteği bekleyecektir” demiş. Bu telefonun ardından vali bey kendi imzaladığı evrakı il meclisine gönderip orada iptal ettirmiş. Tüm bu olayların neticesinde biz bu cemevini tamamen kendi imkânlarımızla inşa ettirdik.”

    “ESKİ CEMLERDE MUHABBET, İNSAN SEVGİSİ FARKLIYDI”

    Çocukluğundan itibaren cemlere katıldığını söyleyen Ali Özen, “Eskiden Ali Baba da burada, Sırrın’daki evinde cem yapıyordu. Arada sırada geliyordum. Ancak o zamanki muhabbet, aşk, insan sevgisi şu dönemdekinden daha farklıydı” diyor.

    Baba Ali Özen, “İnsan değişmedikçe yaşaması mümkün değildir. Bir iki hususta değişiklik oldu. Bazı kısımları eskiden Arapça okuyorduk. Örneğin Nur Suresi’nin 35. Ayeti. Postnişimiz, ‘Biz direk Hacı Bektaş’a bağlıyız’ dedi. Nur Suresi’ni kaldırarak yerine, ‘Allah-ı eyvallah, secde haktır’ dedi” diyerek öze dönüşe işaret ediyor.

    “CENAZELERİ ERKANIMIZA GÖRE KALDIRALIM”

    Baba Ali Özen, Hakka uğurlama erkanlarının Alevi ritüeline göre yapılmasına ilişkin sorumuzu yanıtlarken kendi yaşadığı bir olayı anlatıyor:

    “Amcamın oğlu hakka yürüdüğünde Urfa’da Kısas Köyü’ndeydik. İlk olarak o cenazeyi erkanımıza göre yürüttüm. Tepki aldık, çeşitli dedikodular da oldu. Bunların hiçbiri mühim değil. Ben derim ki cemevine gelen canlar kendi büyüklerine, ailesine bu erkanı anlatarak Türkçe’nin faydasını vurgulasınlar. Cenaze erkânında namaz var mı? Hayır. Hakka yürüyen bir kişinin cenazesi namaz kılarak uğurlanır mı? Böyle bir kaide var mı? Alevî ritüelinde olmadığı gibi Kur’an-ı Kerim’de de yok. Ben buradaki gençlere, canlara diyorum ki, kim cenazesini kaldırıyorsa erkanına göre kaldırmaya uğraşsın. Töreden ve gelenekten bununla birlikte kınamalardan çekiniyorlarsa, bilsinler ki bu usulü anlatmak bizim görevimiz. Bütün canlara sesleniyorum; Urfa’daki, Sırrın’daki, Kısas’taki, Akpınar’daki bütün canlar buraya gelsin. Bilmediklerini biz öğretelim. Bizi örnek alsınlar.”

    “HAK İÇİN YAPILAN İBADET ALEVİ İBADETİDİR”

    Urfa’da Alevi gençlerin, çocukların inanca düşkünlüğü göze çarpıyor. Baba Ali Özen, “Tüm canlar cemevine gelip, yolumuzu, görgümüzü, ikrarlarımızı, deyişlerimizi ve onların manasını öğrensinler. Zaten öğrendikten sonra bu yoldan vazgeçmezler” diyor.

    Alevilerin, “Saz bizim telli Kur’an’ımızdır” sözünü hatırlattığımızda Ali Özen,”Sazsız muhabbet olmaz. Öncelikle biz Sünni kardeşlerimize tepki göstermediğimizi belirtelim. Camiye gidip namaz kılıyorlar. O camiye katil de gidiyor, hırsız da gidiyor. Onlar atadan öyle görmüşler o şekilde öğrenmişler. Ancak gerçekte Hak için yapılan bir ibadet Alevi erkanında yapılan ibadettir. Hak Muhammed Ali, On iki İmamlar tarafından günümüze kadar yapılan ibadetler, günümüze kadar getirilmiş olan deyişler, gülbengler, Hacı Bektaş-ı Veli’nin soyundan gelenlerin hizmetlerinin yanında bizim de hizmetlerimiz olursa ne mutlu” diye konuştu.

    ŞİİLEŞENLERE VE SÜNNİLEŞENLERE ÇAĞRI

    Alevi inancından uzaklaşan, Şiileşen ya da Sünnileşenlere de seslenen Baba Ali Özen, şunları kaydetti:

    “Hakkı kalplerinde görsünler, hakkı başka yerde aramasınlar. Kul hakkını bilsinler ki o yalnız bir kişinin malını çalmak, gasp etmek ya da menfaat gütmek değildir. Örneğin siz benimle röportaj yapıyorsunuz ve ben size hoşnut olmayacağınız bir davranışta bulunuyorum. Bu da kul hakkına girmez mi? Bütün canlara sesleniyorum. Gençlerimiz ritüellerini öğrensin; sazını çalsın, deyişleri öğrensin, hizmet görsün, büyüğüne karşı saygıda kusur etmesin. Özellikle büyükler olarak biz onlara gerekli sevgiyi ve ilgiyi göstermeliyiz.”

    “DEYİŞLERİMİZDE İNSAN, HAYVAN, TABİAT SEVGİSİ VAR”  

    Alevi inancındaki doğa sevgisine de değinen Ali Özen, “Sevgi dediğiniz zaman, dağı, taşı, insanı 7 kat yerde, 18 bin alemde varlığını her şeye, her yere nakşedelim. Cenab-ı Allah’ın varlığı orada, ağaçta, insanda. Kendini Adem’e bahşeylemiş. Deyişlerimizde insan sevgisi, hayvan sevgisi, tabiat sevgisi var. Tüm bunlar Alevi ritüelleri içerisinde mevcut” şeklinde konuştu.

    PİRHA/URFA

     

  • Fatma Ülgür: Alevilik sevgi ve hoşgörünün yoludur; inancımıza sahip çıkalım-VİDEO

    Fatma Ülgür: Alevilik sevgi ve hoşgörünün yoludur; inancımıza sahip çıkalım-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman Merkeze bağlı Kızılcahöyük köyünde, ilerleyen yaşına rağmen Alevilik ritüellerine göre yaşayan Fatma Ülgür, “Alevilik sevginin ve hoş görünün yoludur. Kendi yolumuza inancımıza sahip çıkmak için her kes üzerine düşen görevi yapmalıdır” dedi.

    Alevilik yol erkanının yoğun olarak yaşandığı bir çok ziyaret ve dergahın bulunduğu Adıyaman Merkeze bağlı Kızılcahöyük köyünde, ilerleyen yaşına rağmen Alevilik ritüellerine göre yaşayan 8 çocuk annesi Fatma Ülgür PİRHA’ya konuştu.

    “ZOR KOŞULLARDA YAŞADIK”

     Fatma Ülgür, “Ailem Koçer’di hayvancılıkla uğraşıyorduk. Birçok bölge, köy gezdik. O dönem zor koşullarda yaşıyorduk. Evlendikten sonra bu köye geldim. İyi ki de gelmişim” diyor.

    Ülgür, “Ben bu köye geldiğimde o dönemde köyde Alevilik yol erkanı yoğun bir şekilde yaşanırdı. Kureyşan Ocağı Piri Kamber Dede köyümüze gelir yol erkan yürütürdü. Köye geldiğinde genelde bizim eve gelirdi. Kurban kesip yemekler hazırlardık, kendisine senelik çıralıklarımızı verirdik” diye konuşuyor.

    Ülgür, Kamber Dedenin evlerine geldiği dönemlerden kalan anılarını anlatırken o günü yaşıyor. Alevilik yoluna ve pirine olan bağlılığından dolayı gözlerinin içi parlıyor.

    “ALEVİLİK SEVGİNİN VE HOŞGÖRÜNÜN YOLUDUR”

    “Kamber Dedenin köye geldiği dönemlerde köyde yaşayan, Alevilik yol erkanının yaşatılmasında, sürdürülmesinde ve çocuklarımıza aktarılmasında büyük emekler veren köyün ileri gelenleri vardı” diyen Fatma Ülgür şöyle devam ediyor:

    “Dede köye gelemediği dönemlerde köyün en geniş odasının birinde toplanır, köyümüzün yola hizmet eden canları ile birlikte cemler yapardık. Onları rüyamda görüyorum, sürekli o günleri yaşıyorum. Eskiden köyde müsahiplik vardı kurbanlar kesilirdi. Bugün de müsahipliğin sadece adı var. Onun şartları yerine getirilmiyor. Bugün de yine bu köyde cemler yapılıyor. Şimdiki gençler de Alevilik yol erkanını bir şekilde sürdürüyor. Alevilik sevginin ve hoş görünün yoludur. Kendi yolumuza inancımıza sahip çıkmak için herkes üzerine düşen görevi yapmalıdır.”

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

  • ABF Başkanı Güzelgül: İnsanlığa ve yol erkanına hizmet etmek en büyük kurbandır

    ABF Başkanı Güzelgül: İnsanlığa ve yol erkanına hizmet etmek en büyük kurbandır

    PİRHA- ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Kurban Bayramı vesilesiyle yayımladığı mesajda, “İnsanlığa ve yol erkanına hizmet etmek, en büyük kurbandır” dedi. Güzelgül, “Hakk’a verilen en büyük kurban, güzel ahlak ve sevgidir. Alevilikte kurban lokmadır. Bunu da temsil eden, elma, süt ve baldır. Verilen her lokma, tüm aile fertlerinin rızalığı alınarak verilmelidir” ifadelerini kullandı. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Kurban Bayramı dolayısıyla yazılı bir mesaj yayınladı.

    Güzelgül, “Gelmişiz cânânın asitanına/Sıtkıyla sarıldık dost dağmanına/Canla baş koymuşuz aşk meydanına/Hayvan kesmek gibi kurban gerekmez” nefesiyle başladığı açıklamasında, “Yola talip olan canın, yola girerken ikrar vermesi ve kendi canından vazgeçip, kendini yola kurban etmesi, bir yönüyle kendini tamamen teslim etmesidir. Yani Pirin huzurunda dara durması, kendisini yola teslim etmesi ve yola adaması asıl kurban anlamındadır” vurgusunu yaptı.

    “HER ALEVİ CAN, KENDİ YOLUNUN KURBANIDIR”

    “Her Alevi can, aslında kendi yolunun kurbanıdır” diyen Güzelgül şunları kaydetti:

    “Nefsini körelterek Hakk’a yürümeden, Hak ile Hak olmak, değerli varlığından vazgeçip, her türlü fedakarlığa katlanmak ve yola bağlılık, Can’ın canana adamasıdır. Can yola talip olan kişiyi ifade ederken, Canan ise Hakk’ı ifade etmektedir ve kendinden var olan ikiliği, birliğe indirmek, kibri, kötülüğü, nefreti kendinden yok etmek, yani hiçliğe ulaşmaktır.
    Bunun yanında her yıl Pir darına durup, rızalık almak, sorgudan geçmek ve nasip almak, ancak yola kendini adamak ile gerçekleşmektedir. Bu davranış ile kişi kendini her yıl yola kurban eder. Her Alevi can, aslında kendi yolunun kurbanıdır. Batıni olarak Hakk ile Hakk olmak, birliğe varmak inancını taşır.”

    “ÖL İKRAR VERME, ÖL İKRARINDAN DÖNME”

    “Alevi inancının temeli ikrar vermektir ve ahdine sadık olmaktır” vurgusunu yapan Güzelgül, “Musahiplik ceminde yola girenlerin boyunlarına, tığbent bağlanması ve canların kendi kendilerini kurban konumuna getirmesi ile söylenen “CANIM KURBAN, TENİM TERCÜMAN”; yani, canını yola kurban ederken, teni de buna şahit olarak göstermesi, her şeyi ifade eder” dedi.

    Güzelgül şöyle devam etti:

    “Bunun yanında “En-el Hak” diyerek, kendimizi de Hakk’ın bir parçası sayıyorsak, kesilen kurbanların aslında yola ikrar vermiş olanların, yola devam ettiklerinin bir işareti, yani mührü olarak kabul ederiz.
    Alevi inancının temeli ikrar vermektir ve ahdine sadık olmaktır. Yani, “Öl ikrar verme, öl ikrarından dönme” anlayışı ile ikrarına sadık, sözünden dönmeyen, ahdine vefalı, yolu uğruna canını seve seve verecek kamil insanı yaratmak Aleviliğin temel anlayışıdır.”

    “ALEVİLİKTE KURBAN LOKMADIR”

    Güzelgül açıklamanın sonunda şunlara işaret etti:

    “İnsanlığa ve yol erkanına hizmet etmek, en büyük kurbandır. Yolu erkanı adına İmam Hüseyin, Eba Müslüm, Hallac-ı Mansur, Seyit Nesimi, Pir Sultan; insanca yaşama uğruna kendi serini kurban verdiler.
    Hakk’a verilen en büyük kurban, güzel ahlak ve sevgidir. Alevilikte kurban lokmadır. Bunu da temsil eden, elma, süt ve baldır. Verilen her lokma, tüm aile fertlerinin rızalığı alınarak verilmelidir.
    Birliğimizin daim olacağı, benliğe kapılmadan, kinden, kibirden, hasetten arınıp, kendimizi yolumuza, erkanımıza kurban edip, geleceğimiz olan nesile çerağımızı teslim edeceğimiz nice bayramlara.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu’ndan 1. Fransa Alevi Festivali

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu’ndan 1. Fransa Alevi Festivali

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu, Paris-Sarcelles’de 22-23 Haziran 2018 tarihlerinde, açık alanda, farklı kültürleri bir araya getirerek 1. Fransa Alevi Festivali düzenleyecek.

    “Barış, Demokrasi ve Özgürlük Aşkına” şiarıyla 1. Fransa Alevi Festivali düzenleniyor.  Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu ve bileşenleri, Alevi kültürünün ve binlerce yıllık kadim “Alevi Yolu”nun özünde varolan; doğaya, insana, emeğe, sevgiye ve evrensel barışa olan aşkı anlatılacak.

    Yapılan açıklamada, “‘1. Fransa Alevi Festivali olan ‘Anadolu’nun Renkleri’nin buluşmasına, ötekilerin-mazlumların bir araya gelişine tanıklık edecek. Anadolu’da ilmik ilmik örülen kültürlerin buluşmasını sağlayacak. Biz Alevileri, Sünnilerle, Hristiyanlarla, Yahudilerle, Ermenilerle, Türklerle, Lazlarla, Kürtlerle, Süryanilerle, Kaldanilerle, Asurilerle buluşturacak. Alevi İnancının, felsefesinin ve kültürünün gereği olan; empati yapmak, paylaşarak çoğalmak için bir çağrı olacak” ifadeleri kullanıldı. (HABER MERKEZİ)

  • Bülbül’den gri dedelere tepki: Yola ihanet ediyorsunuz, yolu kirletiyorsunuz-VİDEO

    Bülbül’den gri dedelere tepki: Yola ihanet ediyorsunuz, yolu kirletiyorsunuz-VİDEO

    PİRHA – Eğitimci-Yazar Kemal Bülbül, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından görevlendirilen gri pasaportlu dedelere “Böyle bir şey Alevilik aklıyla, Alevi yolu ve erkanı ile açıklanacak bir şey değil. Siz yola ihanet ediyorsunuz. Siz yola saldırıyorsunuz, siz yolu kirletiyorsunuz” diyerek tepki gösterdi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Hıdırellez ve Nevruz görevlendirmeleri adı altında 13 kişinin gri pasaportla görevlendirmesine ilişkin PİRHA’ya konuşan Eğitimci-Yazar Kemal Bülbül, “Gerek Hıdırellez gerek Hızır orucu, gerek Sultan Newroz Cemi bizim inancımızın olmazsa olmaz dönemlerinden erkanlarından bazıları. Bunları ocakzadeler, ocakzadelerin olmadığı yerlerde rayberler, onların da olmadığı yerde bilenlerin aracılığı ile bu erkanlar yürütülebilir.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Dersim’den bir takım ocakzadelere pasaport vererek, ceplerine para koyarak, yurtdışına göndermesi öncelikle Diyanet’in değil, bunu kabul edip gereğini yapmaya çalışanlar için ayıp, günah ve yazık bir şey” açıklamalarında bulundu.

    “BİR PİR NE ZAMANDAN BERİ DİYANET’TEN TALİMAT ALIR OLDU”

    “Pir Seyit Rıza’nın tabiri ile yazık size, günah size, vah size. Ne zamandan beri bir Pir, bir ocakzade, bir yol erkan yürütücüsü, bir hak ve hakikat talibi ne zamandan beri Diyanet’ten talimat alır oldu. Ne zamandan beri Diyanet’in belirlemiş olduğu fetvalarla iştihalarla yol erkan yürütür oldu” diye konuşan Bülbül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sizin aklınız kendinize yetmiyor mu? Eğer ocakzade iseniz ocağınızın size verdiği hakikatleri yapın. Yok, ocakzade değil iseniz gidin Diyanet’in bir memuru olun. Bunun için sizi engelleyen de yoktur. Ancak ocakzade olmanın gereği hak ve hakikati mürşit bilerek gidip talibine niyaz olmaktır. Siz talibinizle buluşacaksanız talibinizle buluşmayı murad ediyorsanız bu zaten yolun ve erkanın gereğidir.”

    “YOLA İHANET EDİYORSUNUZ, YOLA SALDIRIYORSUNUZ!”

    Bülbül, “Pir talibine gider talibine niyaz olur. Talibini ifşaat eder, talibinin gönlünü hoş eder, talibini görgüden sorgudan geçirir” diyerek tepkisini şöyle dile getirdi:

    “Siz neyin talibisiniz? Hakkın ve hakikatin talibi misiniz? Diyanet’in talibi misiniz önce siz buna karar verin. Bizim yol erkanda Diyanet’e talip olmak Şeyhülislam talip olmak, devlete tabii olmak diye bir şey yoktur. Sizden önce geçen aşıklar ve sadıklardan da mı haberiniz yoktur? Yani bu topraklarda yaşayan hak ve hakikat uğruna can baş veren, canını feda eden mürşitlerden haberiniz yoksa zaten siz yolun yolcusu değilsiniz. Zaten size pir denmez, mürşit denmez, ocakzade denmez. Böyle bir şey Alevilik aklıyla, Alevi yol ve erkanı ile açıklanacak bir şey değil. Siz yola ihanet ediyorsunuz. Siz yola saldırıyorsunuz, siz yolu kirletiyorsunuz.

    “BÖYLE PİRLİK, MÜRŞİTLİK OLMAZ”

    Siz bir ocakzade olarak hiç kimse size bir şey söylemeden, hiç kimse sizi yönlendirmeden, ne devlet ne Diyanet ne kaymakam ne vali ne bekçi ne polis, kimse sizi yönlendirmeden sizin gerek duyup gidip talibinizle niyazlaşmanız gerekirken size pasaport veriliyor, cebinize para konuluyor, elinize de ne yapacağınız yazılarak tutuşturuluyor. Böyle taliplik olmaz, böyle pirlik olmaz böyle mürşitlikte olmaz.”

    “YOL DÜŞKÜNÜ OLMUŞSUNUZ”

    Bülbül, “Siz aslında bu tutumunuzla hakkın ve hakikatin yolunda yol düşkünü olmuşsunuz. Yolu bırakıp bir kenara çekilin, yolu açın talipler geliyor, yolu açın hakkın ve hakikatin yürütücüleri geliyor, yolda fazlalık konumundasınız. Bugün size bir şey söylenmiyor olabilir. Ama hak ve hakikat bunun hesabını sizden soracak. Bunun hesabını sormakta bizde şiddet ve zulümle değil, bizde herkesin amelinin, amacının, yürütmesini, temsilini ne anlama geldiğini tasvir ederek hesap sorarız. Bu tasvir hiç kuşkusuz yol düşkünlüğünü gerektiriyor. Kendinize gelin taliplerinize ve yola da saygılı olun” diye konuştu.

    Kemal Bülbül, “Ne yapmanız gerekiyorsa yolun hakikatin gereklerini de yapın. Bir yerden talimat almak, Diyanet’in yönlendirmesi ile yol yürütmek gibi bizim yolumuzda erkanımızda yoktur. Yola yazık ediyorsunuz kendinizi de heba ediyorsunuz. Kendinizi ayaklar altına alıyorsunuz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ‘Alevi Program Taslak Çalıştayı, perspektif sunan güzel bir çalışmaydı’-VİDEO

    ‘Alevi Program Taslak Çalıştayı, perspektif sunan güzel bir çalışmaydı’-VİDEO

    PİRHA-Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde yapılan Alevi Program Taslak Çalıştayı’nı değerlendiren AKD Mersin Cemevi İnanç Kurulu Üyesi ve Kureyşan Ocağı mensubu Efe Engin, “Sözü olanın söylediği güzel bir çalışma” dedi. 

    Balıkesir Edremit’te üç gün süren Alevi Program Taslak Çalıştayı sona erdi. AKD Mersin Cemevi İnanç Kurulu Üyesi ve Kureyşan Ocağı mensubu Efe Engin çalıştayı değerlendirdi.

    Çalıştayı “Sözü olanın söylediği güzel bir çalışma” olarak değerlendiren Engin, “Alevi örgütlülüğüyle ilgili günümüz gerçeğini açığa çıkaran, en azından geleceğe perspektif sunan çalışamalar içerisinde güzel bir çalışma” ifadelerini kullandı.

    “SONRAKİ NESİLLERE AKTARABİLMEMİZ LAZIM”

    Alevi hareketinin Alevilerin ve Aleviliğin kendini ifade etmesi anlamında mücadele verdiğini vurgulayan Engin, bu mücadeleler sonucu Alevilerin artık kendilerini ‘biz Aleviyiz’ diye ifade edecekleri dernekleri, vakıfları ve federasyonlarının olduğunu ve bunun da çok kıymetli olduğunu belirtti.

    Engin, Alevi inancının ve kültürünün gelecek nesillere aktarılmasının önemini şu sözlerle ifade etti:

    “Pirlerimiz bize bu yolu binlerce yıldır sözlü bir kültürle aktarabilmişlerse bugün bizim bunu koruyabilmemiz bunu bir sonraki nesile aktarabilmemiz lazım. Bu emanettir. Bunu nasıl ki dünyayı ve evreni kainatı bir emanet olarak bilip yaşantımızı da Alevice ve buna göre yaşıyorsak biz bu kurumlarımızı da böyle bilmeliyiz. O yüzden bayrağı teslim edeceğimiz gençliği, eşitimiz dediğimiz kadınları bu örgütlerde eşit bir biçimde görmemiz lazım. Bunun için de tüzüklerimiz, kurullarımız buna göre olmalı. Bu böyle bir akıla yol açtığı için kıymetli. Böyle bir değerlendirmeye yol açtığı için kıymetli.”

    “YOLUMUZU BAŞKALARININ ELİNE TESLİM ETMEYECEĞİZ”

    Bütün Alevi kurumlarının yılda bir görgüye çıkması gerektiğine dikkat çeken Engin, gelişmenin önüne hedefler koymak ve bu hedefleri başarmakla mümkün olduğuna işaret etti. Aleviliğin akıl ve gönül olmak üzere iki temel üzerine yükseldiğini ifade eden Engin, “Akıl insanın mürşididir, bedenin mürşididir, canın mürşididir. O zaman biz bu aklımızı kullanacağız, yolumuzu  başkanlarının eline teslim etmeyeceğiz” diyerek asimilasyona karşı mücadele etmek gerektiğine vurgu yaptı.

    “BİZE BU İZİ SÜRMEK DÜŞER”

    Alevilere karşı yüzyıllardır uygulanan kültürel asimilasyonun Aleviliği yok etmenin peşinde olduğunun bilincinde olmak gerektiğine dikkat çeken Engin, “İnancımızın bu güzel değerlerinin üzerine asimilasyonu nasıl yok edeceğiz, kendi özümüze nasıl varacağız bununla ilgili çalışmalarda eğer özümüzü, inancımızı ve yolumuzu esas alırsak başarılı oluruz. Aslında pirlerimiz hepsini söylemiş. Bize bu izi sürmek düşer.” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Maraş davası Aleviler için onur davasıdır’-VİDEO

    ‘Maraş davası Aleviler için onur davasıdır’-VİDEO

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Elbistan Şubesi Cemevi’nde yapılan muhabbet ceminde Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin anılmasının Alevi yolunun gereği olduğu vurgulandı.

    Haberin Videosu

    Maraş Katliamı’nda hayatını kaybedenleri anmak için Maraş’a giden Alevi kurum temsilcilerinden oluşan heyet Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Elbistan Şubesi Cemevi’nde canlarla ile cemal cemale geldi.

    Muhabbet cemi gibi yapılan toplantıda heyette yer alan Alevi kurum temsilcileri kısa birer konuşma yaptılar.

    “MARAŞ DAVASI ALEVİLER İÇİN ONUR DAVASIDIR”

    Açılış gülbangını Nurettin Aksoy dedenin verdiği toplantıda ilk olarak HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş konuştu. Alevi kurumları olarak temel görevlerinden birinin tarihlerine sahip çıkmak olduğuna dikkat çeken Baş, Maraş Katliamı davasında hala gizlilik kararı olduğunu belirtti. Baş, şunları kaydetti: Maraş davasını iyi takip etseydik belki de Sivas davası olmayacaktı. Maraş davası Aleviler için onur davasıdır.

    “ALEVİ YOLUNU YAŞATANLARI ANMAZSAK BU YOLU YÜRÜTEMEYİZ”

    Baş’ın ardından söz alan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker, cemlerin sadece inanç anlamında hizmetlerin yerine getirildiği yerler olmadığını söyleyerek, “Bu yolda şehit olanlar anılmadan cemlerimiz birlenmez. Alevi yolunu yaşatanları anmazsak eğer bu yolu yürütemeyiz” şeklinde konuştu.

    Yeni Maraşların olmasını istemediklerini kaydeden Öker, “Amaçları Alevileri ve Aleviliği yok etmek. Bizim de görevimiz Alevileri ve Aleviliği yaşatmak” dedi.

    “MARAŞLILARI YÖRÜKSELİM’DE GÖRMEK HAKKIMIZ”

    Öker’in arkasından söz alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, Maraş Katliamı’nın yapıldığı sırada insanların buradaki Alevilere yardım etmesinin engellendiğine dikkat çekerek, Pazar günü yapılacak anmaya Maraşlıların duyarlılık gösterip katılmalarını istedi.

     

    “ZULME KARŞI GEREKİYORSA SOKAĞA ÇIKILMALI”

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Eş Başkanı Dursun Demirtaş da herkesi eşit gören bir inanca sahip olduklarını ifade ederek Hüseyni duruş sergilemedikleri taktirde acıların süreceğini belirtti. Demirtaş, kendilerine dayatılan zulme karşı demokrasi ve barışı istiyorlarsa eğer gerekirse sokağa çıkmaları gerektiğine vurgu yaptı.

    “DEVLET KATLİAMLARLA YÜZLEŞMELİ”

    Demirtaş’ın ardından Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) adına konuşan Aydın Deniz, Aleviler olarak yakın tarihte yaşanan katliamlarla ilgili devletten katliamlarla yüzleşmesini talep ettiklerini kaydetti. Şuana kadar Aleviler olarak da sadece Sivas Katliamı ile yüzleşebildiklerini ifade eden Deniz, bütün Alevilerin Gazi, Çorum, Maraş gibi katliamlarla yüzleşmeleri gerektiğini söyleyerek, bütün canları Yörükselim’e davet etti.

    Avrupa Alevi Gençler Birliği Başkanı Ümit Sarı da kısa bir konuşma yaptı. Sarı, Maraş Katliamı gerçekleştiğinde kendisinin henüz hayatta olmadığını ancak Sivas Katliamı gerçekleştirildiğinde televizyonlar 8 saat boyunca seyrettirildiğini bildiğini ifade etti. “Alevilik bir yoldur ve biz de bu yolun yolcularıyız” diyen Sarı, Maraş’taki katliam duygusunu yaşayan herkesi Yörükselim’e beklediklerini söyledi.

    “AVRUPA’DAKİ GENÇLERLE BURADAKİ GENÇLER BULUŞMALI”

    Maraş Katliamı’ndan sonra İngiltere’ye çok göç verildiğini ve oraya giden Alevilerin çok zorluklar çektiklerini ifade eden Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Başkanı İsrafil Erbil, yılar içinde bazı kazanımlardan sonra Maraş’a geri dönüşlerin de yapıldığını belirtti. Her ne kadar Avrupa’da yaşıyor olsalar da yüreklerinin Maraş’ta attığını söyleyen Erbil, Avrupa’daki gençlerle buradaki gençlerin buluşturulması gerektiğini kaydetti.

    Erbil’in ardından söz alan Haydar Aygören, örgütlü olmak gerektiğine vurgu yaparak kurumlara da sahip çıkılması gerektiğini belirtti.

    “BU YARA ALTTAN FOKUR FOKUR KAYNAMAYA DEVAM EDİYOR”

    Aygören’in arkasından söz alan PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, birilerinin tabiriyle bu yarayı kaşımaya geldiklerini çünkü bu yaranın alttan fokur fokur kaynadığını ifade etti. Alevilerin bir araya gelmelerini istemediklerini söyleyen Tunçdemir, her şeye rağmen devlet bu katliamla yüzleşene kadar buraya gelmeye devam edeceklerini kaydetti.

    Konuşmaların ardından heyet, Ağuçan Ocağı Piri Garip Bozkurt’tan dua aldı. Konuşmaların ardından 12 hizmettin yapıldığı cem yürütüldü. Cemi, Ağuçan Ocağı Piri Garip Bozkurt yürüttü. Ayrıca postta Sinemilli Ocağı Pirlerinden Süleyman Deprem, Hüseyin Gazi Metin Dede ve Nurettin Aksoy Dede oturdu.

    Çerağların yakıldığı, deyişlerin söylendiği cemde duaz imamlar okundu, semahlar dönüldü ve lokmalar pay edildi.

    İsmet SEFER/Suay ABAK
    MARAŞ

  • Veliyettin Ulusoy: Kendi inancımıza sahip çıkmazsak, komşu inancı taklit etmeye mahkumuz

    Veliyettin Ulusoy: Kendi inancımıza sahip çıkmazsak, komşu inancı taklit etmeye mahkumuz

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Veliyettin Ulusoy, yazılı bir açıklama yaparak, bir ay içinde Alevi yoluyla bağdaşmayan durumlara dikkat çekti. Ulusoy, Ramazan orucu sonrasında Bayram Cemi düzenlenmesine ve Hacıbektaş’ta deklare edilen “Alevi yol ve erkan” başlıklı bildiriye ilişkin eleştiriler yöneltti. 

    Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini ve Hünkâr Hacı Bektaş Veli Vakfı Başkanı Veliyettin Hürrem Ulusoy, son bir ayda Alevi yoluyla bağdaşmayan üç durum yaşandığını belirterek, yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, ‘Pirincin içindeki beyaz taşlar’ Yolumuzun temel düsturları ve Alevi Bektaşi toplumunun inancında yeri olmayan üç durumu yaşattılar: ‘Bayram Cemi’, Sivas Katliamı Anması esnasında Pir Sultan Abdal ve Hacı Bektaş Veli’nin, Şeyh Sait ile aynı kefeye konulurken ‘alkışlanması’ ve Hacıbektaş-Deklarasyonu” denildi.

    Ulusoy, Alevi yolunun temel düsturları ve Alevi Bektaşi toplumunun inancında yeri olmayan durumlar konusunda yazılı bir açıklama yaparak, değerlendirmelerde bulundu.

    Ramazan orucu sonrasında bazı cemevlerinde Bayram Cemi yapılmasına tepki gösteren Ulusoy, “Kendi yolumuza sahip çıkmadığımız sürece komşu inançları taklit etmeye, kopya olmaya mahkûmuzdur” dedi.

    “İster bilinen tarih diyelim ister Yolumuzun tarihsel döngüsü diyelim, hiçbir dönemde ve hiçbir zaman içinde ‘Bayram Cemi’ adı altında ne erkân kuruldu ne de cem sürüldü. Biz kendimize saygımız olmadığı sürece, kendi yolumuza sahip çıkmadığımız sürece komşu inançları taklit eden, kopya olmaya mahkûmuzdur. Yolumuzun temel ibadet biçimlerinden biri olan Cem’de hizmetlerin, deyişlerin, muhabbetlerin süresi değişmekle birlikte birçok zaman ve mekânda cemler sabah gün ışıyıncaya kadar sürebilmektedir. Buradaki ibadetimiz de oturan-duran gülbengi ile canlar govsuz, kıybetsiz huzur içinde cemevinden ayrılırlar.”

    Ulusoy’un tepki verdiği durumlardan biri de Madımak anması sırasında Şeyh Sait isminin Hacı Bektaş Veli ve Pir Sultan Abdal ile birlikte anılırken alkışlanması. Uulusoy, bu durumun incitici olduğunu savunarak şunları ifade etti:

    “Acılar paylaşıldıkça azalsa ve yaralar kendini sarsa da bazen daha incitici, gönül kırıcı olabilmektedir, yaşananlar. Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin anması sırasında karanfiller bırakılırken Hacı Bektaş Veli ve Pir Sultan Abdal’ın, Alevilerin kurmuş olduğu Kamber-i Ali sofrasına oturmayan Şeyh Sait ile aynı kefeye konulurken ‘alkışlanması’ incitici bir durumdur. ‘Alevilerin kestiği haramdır, yenilmez’ düşüncesi ile kurulan sofraya oturmayan birinin Yolumuzun uluları ile aynı kefeye konulmasına gönlümüz razı olmaz.”

    “MESELE YOL OLUNCA MÜSAADE ETMEYİZ”

    Alevi Pirleri ve aydınları tarafından kamuoyuna açıklanan “Alevi yol ve erkan” başlıklı bildiriyi de eleştiren Veliyettin Ulusoy, “Hacıbektaş deklarasyonu sunumunda Şah-ı Merdan Ali, Fatma Ana, On İki İmam, Hünkâr Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Kalender Çelebi, Kaygusuz Abdal, Pir Sultan Abdal, Yemini, Nesimi, Virani, Hatayi, Hamdullah Çelebi, Edip Harabi, vb. Yolumuzun daha nice uluları, erenleri ve evliyalarından birinin ismine yer verilmemesi için epey çaba ve emek sarf edilmiş gibi” ifadesini kullandı.

    Ulusoy şu noktalara dikkat çekti:

    “Elbette ki insanlar düşünce ve fikirlerini çeşitli platformlarda dile getirebilirler ve hatta arzu ettikleri takdirde yayınlayabilirler. Buna hiçbir sözümüz olmaz. Fakat mesele Yol olunca Şah’ın duruşuna, Veli’nin gelişine, arifin oturuşuna, abdalın bakışına, delinin işine söz edilmesine müsaade etmeyiz. Unutulmasın ki bizler Yolumuzun birer hizmetkârı olarak Pirimiz Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin köçeğiyiz, kösteği değil! Yolumuzun Piri Hünkâr Hacı Bektaş Veli de çevresindeki tüm Yol uluları ile birlikte erkân kurup, ibadet, muhabbet edip, yaşama ve insana ait her alanda varlığı ve Pirliği ile yol gösterici olmuştur.”   (HABER MERKEZİ)