Etiket: alevilere yönelik asimilasyon politikaları

  • Cuma Erçe: İnancımızı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na teslim etmeyeceğiz-VİDEO

    Cuma Erçe: İnancımızı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na teslim etmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Aleviliğin içini boşaltmaya çalıştığını belirterek, “Dergâhlarımıza, türbelerimize, ziyaretgâhlarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz. Ama en önemlisi yolumuza, felsefemize, inancımıza, erkanımıza da bağlı kalarak bunlara teslim etmeyeceğiz” dedi.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevilere yönelik asimilasyon faaliyetleri tepki çekmeye devam ediyor. 2022 yılında kurulan ve birçok asimilasyon faaliyetine imza atan Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı faaliyetlerine devam ediyor.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın düzenlediği ‘Pir Sultan Abdal Dinletisi’ adlı etkinlikte Pir Sultan Abdal’ın portesindeki sazı kaldırılarak, yerine elleri rüku şeklinde bağlanmış ve boynundaki teslim taşı kolye olmuş bir Pir Sultan portesi yayınladı. Aynı zamanda Alevi Dergahları üzerinde de işgalci bir politika izleyen başkanlık, Alevi toplumundan büyük tepkiler topluyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyon politikasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ALEVİLİĞİ TÜRK-İSLAM SENTEZİNE İNDİRGEMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın açık bir şekilde Aleviliğin asimilasyonuna ve kendini Aleviliği öldürmeye kurgulamış bir operasyonel başkanlık olduğunu belirten Cuma Erçe, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile ilgili kurulma aşamasında ne söylediysek bugün aynı yerdeyiz. Değişen bir şey olmadı ve tam tersine aslında tüm endişelerimizde, kaygılarımızda ne kadar haklı çıktığımız ortada. Tüm çalışmaları da, son zamanlarda iyiden iyiye görünür olan çalışmaları da buna yöneliktir. Bizim değerlerimize, dergâhlarımıza, türbelerimize el atan, Aleviliğin içini boşaltarak, Aleviliği daha çok Türk-İslam sentezine indirgeyen bir yaklaşımla ne yazık ki dergâhlarımızda, türbelerimizde, Alevi köylerinde, cemevlerinde hakimiyet kurmaya çalışmaktadır” dedi.

    “ALEVİ KATLİAMLARINA KARŞI BAŞKANLIĞIN SÖYLEDİĞİ TEK BİR CÜMLE YOK”

    Başkanlığın devletin bütün imkanlarını arkasına alarak aleni bir şekilde Alevi kurumlarının altını oymaya çalıştığını belirten Cuma Erçe, hükümet tarafından yönetilen bir başkanlığın Alevilere bir yarar getirmeyeceğinin aşikâr olduğunu vurguladı. Erçe, şunları kaydetti:

    “Alevi kurumlarını parçalamaya, Alevileri de kendi içerisinde çatıştırmaya çalışmaktadır. Ancak Alevi halkı bu tehlikenin farkındadır. Bu anlamıyla Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bu anlamdaki bütün faaliyetleri beyhudedir. Alevilerden yana, Alevilerin çıkarına işler yapacağını, yaptığını ifade eden başkanlığın örneğin Suriye’de yaşanan ve tüm dünyanın gözünün de yaşanan Alevi soykırımına dair tek bir açıklaması yoktur.

    Bu başkanlığın özellikle Türkiye’de yaşanmış Alevi katliamlarının yıl dönümlerinde tek bir açıklaması, tek bir anması yoktur.
    Yine Sivas katilleri, Hizbullahçılar serbest bırakılırken ve şeriatçı yapılanmalar, cemaatler, tarikatlar her geçen gün devletin en kılcal damarlarına kadar sızarken bu başkanlığın söylediği tek bir cümle yoktur. Eğitim müfredatındaki değişiklik, bu gerici, tekçi, inkârcı eğitim sistemi, çocukların eğitimlerine, okullara, sınıflara giren din dersi öğretmenleri ve benzeri durumlar karşısında bu başkanlığın bir açıklaması yoktur.”

    “BAŞKANLIKLA BARIŞIK OLMAMIZ MÜMKÜN DEĞİL”

    Geçen yıl Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslanla ceylanın da portreden çıkarıldığını hatırlatan Erçe, “Hırsız hırsızlık yaptılar adeta. Hünkar Hacı Bektaş Veli felsefesinin içini boşalttılar. Aleviliği katlediyorlar, Aleviliği öldürüyorlar dememizin sebeplerinden biridir. Şimdi de aynı başkanlık Pir Sultan Abdal’ımızın, Pirimizin dünyaya mal olmuş, elinden eksik bırakmadığımız ve onunla sembolleşmiş bağlamasını elinden çalmaya kalktılar. Bu anlayış, Aleviliği asla kabul etmeyeceğimiz ırkçılığa, asla kabul etmeyeceğimiz gericiliğe doğru sürüklerken bizim bunlarla barışık olmamız mümkün değildir” diye konuştu.

    “BAŞKANLIK YOK HÜKMÜNDEDİR”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yok hükmünde olduğunu belirten Cuma Erçe, “Esas itibariyle Alevi kurumlarını ve Alevileri muhatap almayan bir yaklaşımı zaten doğru bulmuyoruz ve asla bunların bu hamlelerinin karşısında da sessiz kalmayacağız. Dergâhlarımıza, türbelerimize, ziyaretgâhlarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz. Ama en önemlisi yolumuza, felsefemize, inancımıza, erkanımıza da bağlı kalarak bunlara teslim etmeyeceğiz” dedi.

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

  • Mustafa Aslan: İktidar kendine göre bir Alevilik yaratmak istiyor-VİDEO

    Mustafa Aslan: İktidar kendine göre bir Alevilik yaratmak istiyor-VİDEO

    PİRHA- ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyon politikalarına hız kesmeden devam ettiğine vurgu yaparak, “Alevi inancına her şeyden önce saygı duyacaksınız, Alevi toplumunun inanç değerlerine saygı duyacaksınız. Alevi toplumunun sizden tek bir beklentisi var; biz bu ülkenin yurttaşları olarak anayasal güvence istiyoruz, inancımıza ve değerlerimize saygı istiyoruz” dedi.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevilere yönelik asimilasyon faaliyetleri tepki çekmeye devam ediyor. 2022 yılında kurulan ve birçok asimilasyon faaliyetine imza atan Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı faaliyetlerine devam ediyor.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın düzenlediği ‘Pir Sultan Abdal Dinletisi’ adlı etkinlikte Pir Sultan Abdal’ın portesindeki sazı kaldırılarak, yerine elleri rüku şeklinde bağlanmış ve boynundaki teslim taşı kolye olmuş bir Pir Sultan portesi yayınladı. Aynı zamanda Alevi Dergahları üzerinde de işgalci bir politika izleyen başkanlık, Alevi toplumundan büyük tepkiler topluyor.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyon politikasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ASİMİLASYON POLİTİKALARINA DEVAM EDİYORLAR”

    Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın her geçen gün asimilasyon politikalarına devam ettiğinin altını çizen Mustafa Aslan, “Aslında Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı 2022’de kurulduğu zaman da söylemiştik. Öncesinde ve sonrasında da defalarca söyledik. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasının amacının Alevi toplumunun ihtiyaçlarını karşılamak, cemevlerinin ihtiyaçlarını karşılamak, Alevi kurumlarının yıllardır talep ettiği hak talepleriyle ilgili anayasal düzenleme yapmak gibi bir derdinin olmadığını söylemiştik” dedi.

    “KENDİLERİNE GÖRE BİR ALEVİLİK YARATMAK İSTİYORLAR”

    Başkanlığın politikasının Alevilerin sorunlarını çözmekten ziyade kendi Alevilerini yaratmak olduğuna vurgu yapan Aslan, şunları kaydetti:

    “Alevi Bektaşi, Ansiklopedisi çalışmaları, Dede eğitimi, cemevlerine yardım gibi görevi olmayan birçok şeyi yapmaya çalıştı. Son günlerde de bu asimilasyon kurumu, asimilasyon politikalarına devam ediyor. Pir Sultan Abdal Etkinliği ya da Pir Sultan Abdal Gecesi düzenliyor. Pir Sultan Abdal’ın resmine dahi tahammül etmeyen, değerlerimize bakış açıları, Alevi toplumunun hassasiyetini dikkate almadan her türlü asimilasyon politikaları, her türlü hakarete varır girişimlerine devam ediyorlar.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bir asimilasyon kurumu olduğu, derdinin, meramının Alevi toplumunu değiştirme, dönüştürme, teslim alma, kendine göre yeniden bir Alevilik yaratma olduğu konusundaki söylemlerimiz hayata geçiyor.”

    “DERGÂHLARIMIZ İŞGAL ALTINDA”

    Ortada iki sorunun olduğuna işaret eden Mustafa Aslan birinci sorunun Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bağlı olduğu bakanlık, hükümet olduğunu belirtirken ikinci sorunun ise bu başkanlığın halen iyi niyetle Alevi toplumunun sorunlarını çözmeye yönelik olduğunu iddia eden Alevi kurumları olduğunu söyledi. Aslan şunları ekledi:

    “Abdal Musa Alevilerin bir dergahıdır. Herkes bilir ki yıllardır Abdal Musa Anma Töreni bölgede, Tekke köyündeki dernek ve Alevi kurumları ortaklaşa yapar. Geçen yıl bir girişimde bulundular. Bu yılda geçen ay basına yansıyan haber ile ‘Abdal Musa Dergâhı’nın anma etkinliklerini biz yapacağız. Çünkü dergâhlar bize bağlı yani Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı’ dediler.

    Dergâhlarımız işgal altında. Hacıbektaş Dergâhı başta olmak üzere birçok dergâhımız Kültür Bakanlığı’na bağlı, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün malı ve işgal altında. Bütün bu pervasızlık ortadayken halen Alevi toplumunun sorunlarını çözmeye yönelik bir yapıyız söyleminden ne kadar uzak olduklarının, ne kadar samimiyetsiz olduklarının göstergesi. Geçen yıl da Hacıbektaş Dergahı’nda yapmış oldukları ‘alternatif’ etkinlik ortada. Alevi kurumlarına saygıları yok, Alevi inancına saygıları yok, Alevi değerlerine saygıları yok. Alevi dergahlarına, ulularına, pirlerine saygıları yok. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı diye bir kurum tanımıyoruz. Bir asimilasyon kurumudur. Hükümetin derhal bu uygulamasından vazgeçmesi lazım.”

    “HÜKÜMETİN DÖNÜŞTÜRME POLİTİKALARINDAN VEZGEÇMESİ GEREKİYOR”

    “Eğer AKP iktidarı Alevi toplumunun demokratik anlamda sorununu çözmek istiyorsa bunun muhatabı Alevi kurumlarıdır, Alevi yol önderleridir” diyen Mustafa Aslan, “Mevcut sorunlarımızın ne olduğunu hükümet zaten biliyor. Bu sorunları anayasal düzenlemde çözmek gerekir. Hükümet yeni bir Alevi Diyaneti oluşturma, Alevileri parayla, işle, aşla, tuğlayla, çimentoyla teslim alma, değiştirip dönüştürme politikalarından vazgeçmesi gerekiyor” diye ekledi.

    “ALEVİ İNANCINA İHANETTİR”

    Hacıbektaş’ta yapılan ‘Ufka Yolculuk Bilgi ve Kültür Yarışması’nı da eleştiren Aslan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    “2-3 gün önce basına yansıdı. Bir kurumun, bir derneğin, bir tarikat derneğinin Hacıbektaş Kaymakamlığı ve Nevşehir Valiliği aracılığıyla Alevilerin serçeşmesi olan Hacıbektaş’ta anma etkinliği ya da faaliyet ya da yarışma yapmasına izin veriyor. Hükümete ve devlet yetkililerine şunu sormak lazım; Alevi toplumunun herhangi bir kurumu Mevlâna Dergahı’na gidip de biz orada bir faaliyet yapmak istiyoruz dediğinde izin verecekler mi? Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı herhangi bir camiye gidip biz orada Aleviler olarak bir yarışma, bir anma yapmak istiyoruz diyen bir Alevi derneğine izin verecekler mi?

    Hükümet, devlet kurumları Alevi inancını yüzyıllardır yok saydıkları gibi, inkâr ettikleri gibi hakaret etmeye, saygısızlık yapmaya devam ediyor. 1800’lü yıllarda Nakşibendi Tarikatı’nın temsilcilerini Alevi Dergahlarına atayan, Alevileri asimilasyona uğratan zihniyetin devamı bugün de dergahlarımızı işgal altına almış. Dergahlarımız bakanlığın, kaymakamlığın, valiliğin ellerine verilmiş. Hacı Bektaş’ta yansıyan görüntülere bakıldığında Alevi inancına saygısızlık, Alevi inancına ihanettir.”

    “ÜLKENİN YURTTAŞLARI OLARAK ANAYASAL GÜVENCE İSTİYORUZ”

    ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan hükümete seslenerek, “Alevi inancına her şeyden önce saygı duyacaksınız, Alevi toplumunun inanç değerlerine saygı duyacaksınız. Alevi toplumunun sizden tek bir beklentisi var; biz bu ülkenin yurttaşları olarak anayasal güvence istiyoruz, inancımıza saygı istiyoruz, değerlerimize saygı istiyoruz. Sizden başka hiçbir şey istemiyoruz” dedi.

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

  • Dedeler/Analar GADEV’de ikinci toplantıda bir araya geldi – VİDEO

    Dedeler/Analar GADEV’de ikinci toplantıda bir araya geldi – VİDEO

    PİRHA – Alevilerde birlik olma, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yarattığı asimilasyon politikaları gibi konuların konuşulduğu ikinci Dede/Pir/Ana toplantısı, GADEV’de başladı.

    Çok sayıda ocak mensubu Dede/Pir/Ana, Alevi toplumunun sorunlarını değerlendirmek üzere ikinci toplantılarını Garip Dede Dergahı Vakfı’nda yapıyor. ‘Alevilerde Birlik, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yarattığı asimilasyon politikaları’ gibi konuların ele alınacağı toplantı, basına kapalı.

    Dedeler, 20 Kasım’da İstanbul Erikli Baba Dergahı’nda ilk toplantılarını yapmıştı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’

    ‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’

    PİRHA-Pir Haydar Buga, AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı çatısı altında kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevilere yönelik uyguladığı asimilasyon politikasını değerlendirdi. Buga, “Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzletilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na büyük tepki gösteriyor.
    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Pir Haydar Buga, bu asimilasyon politikalarına karşı Alevilerin nasıl bir yol izlemesi gerektirdiğini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “YEZİD BİR ZİHNİYETTİR”

    AKP iktidarının Alevilik inancını İslam anlayışının içerisine çekmek istediğine vurgu yapan Buga, “Bu kabul edilir bir şey değil. Kadim geleneği bugüne kadar taşıyan Pirler, Mürşitler, Rehberler Alevilerin bu ocak sistemi içerisinde getirdikleri kültürü ya da bu kültü bugün, bu siyasal İslam anlayışı içerisinde eritmeye çalışıyor. Tarih boyunca da zaten bu tür akımlar vardı ama bu son süreçte  işin rengi çok değişti. Fakat önemli olan şu ki, o zihniyet karşısında ne yapıyoruz? Aslında Alevilerin kendilerine sorması gereken şey bu” diye konuştu.

    “İÇİMİZDE HALA İSLAM’IN ÖZÜ BİZİZ DİYENLER VAR”

    Asimilasyon politikalarına karşı Alevilerin tutumlarını da eleştiren Haydar Buga, “Hiçbir Alevi kurumunda Yol’la ilgili hiçbir eğitimsel çalışma yok. Alevi kurumları olarak bilinen cemevlerinin sadece tek bir tane fonksiyonu var, o da Hakk’a yürüyen canlarımızın Hakk’a uğurlama erkanıdır. Bir de hayır yemeği, onun haricinde hiçbir işlevi yok, böyle boş bırakırsanız olacağı bu. AKP de bu son süreçte kendi elini çok daha güçlendirdi ve Aleviler üzerinde Alevileri asimile etmek amacıyla bu çarkı hızlandırdı. İçimizden birçok kişi hala biz İslam’ın özüyüz, asıl Müslüman biziz diyorlar. Siz öyle bir söylemle hareket ettiğiniz müddetçe AKP de size diyecek ki, siz İslam’ın özüyseniz, hakiki Müslüman sizseniz Müslümanların bir tane ibadet yeri var, o da camii. Peygamberimiz, Allahımız, kitabımız aynı ise ayrımız gayrımız yok. Halbuki Alevilik koskaca bir umman, bir derya. Ama bunu içimizde bizden olmayıp, ama bizim gibi görünen kınalı keklikler aracılığıyla yapıyorlar” dedi.

    “BİRLİKTE HAREKET EDEBİLME KABİLİYETİ GÖSTERMELİYİZ”

    Bu asimilasyon politikalarına karşı Alevilerin birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Pir Haydar Buga şunları ekledi:

    “Biz bu zihniyet karşısında ne yapabiliriz sorusunu kendimize sorup aslında topyekûn tüm canlar ile birlikte ortaklaşa hareket edebilme kabiliyeti gösterebilmeliyiz. Aleviler gerekli adımları atamadılar. Öyle olmamalıdır, bütün Aleviler topyekûn bunu yapmalı. Bunu yapabilmek içinde öncelikle Alevilerin alt yapı olarak kendilerini o seviyeye taşımaları gerekiyor. Toplum bilinçsiz toplumun Yol’dan haberi yok.

    Son 60 yıldır neredeyse kapanmayacak kadar büyük yaralar almış olan bu ocak sistemi ile talip arasındaki kopukluk maalesef bir türlü giderilemiyor. Giderilebilmesi için adımlar atılmalı. Ama maalesef biz onu yapmıyoruz, biz yapmadığımız için de AKP kurduğu Kültür Bakanlığı’na bağladığı bir başkanlık aracılığıyla şimdi köylerimizde maaşlı dede arıyorlar. Bu da emin olun ki o haram lokmayı yiyecek kendisine dedeyim diyen ama dedelikle, pirlikle, rehberlikle, Yol talipliyi ile alakası olmayan o kadar riyakar çıkacak ki bu daha işin başı. Ama yarın bunlar kamuoyuna çok daha açık bir şekilde yansıyacaktır. Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO

  • ‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO

    ‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO

    PİRHA – AKP hükümetinin görevlendirdiği kişiler, Alevi köylerini, cemevlerini dolaşarak dedeleri maaşa bağlamak için çalışmalarını sürdürüyor. Uygulamaya tepki gösteren yurttaşlar, “Biz devletin Alevisi olmak istemiyoruz” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının ve ibadethanesinin hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve bu gibi nefret suçlarının önüne geçilmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış olan kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları bile tanınmıyor.

    Alevi toplumunun ve örgütlerinin taleplerini görmezden gelen AKP hükümeti, 9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Başkanlığın görev alanındaki çalışmalarını değerlendirmek ve önerilerini bildirmek üzere başkan ve 11 üyeden oluşuyor. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı, aynı zamanda danışma kuruluna da başkanlık ediyor. Danışma kurulu üyeleri, hükümetin seçtiği kişilerden oluşuyor ve Cumhurbaşkanı tarafından 3 yıllığına seçiliyor. Neredeyse tüm Alevi örgütleri, Alevi Diyaneti olarak adlandırdıkları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdiler.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, maaşlı elemanlar arıyor. Aleviler ise, AKP iktidarının Alevileri, Alevi inancını kontrol altına almayı ve Alevileri bölmeyi hızlandıran bu çalışmalarına tepkileri yükseltiyor.

    1 Mayıs Mahallesi 2 Eylül Kuruluş Festivali’ne katılan yurttaşlar konuya dair CAN TV mikrofonuna konuştu.

    “HALKIMIZ BU ASİMİLASYON POLİTİKALARINI KABUL ETMEYECEKTİR”

    İbrahim Hakkı Eren, Alevi inancının başkanlık etrafında yeniden devlete bağlı olarak yapılması da bu asimilasyonun artık farklı bir noktaya taşındığını gösterdiğini belirterek devletin daha üst düzeyde meseleyi ele aldığını dile getirdi.

    İçişleri Bakanlığı’nın 1 yıldır Alevi köylerine ve cemevlerine yaptığı ziyaretlere dikkat çeken Eren, belirli Alevi köylerini devşirdiğini inanç önderleriyle köylere girmeye çalıştığını dile getiren

    “HALKIMIZ BU ASİMİLASYON POLİTİKALARINI KABUL ETMEYECEKTİR”

    Eren, şunları söyledi:
    “Alevilik, doğası ve inanç sistemi gereği aslında mevcut ana akım sistemin iktidarın dışında daha eşitlikçi, özgürlükçü, halkçı nüveler birliğinde bir inanç sistemi. Dolayısıyla o inanç sisteminin kendisi bu uygulamaları bir defa kabul etmeyecektir. Bu geleneği, inancı yıllarca yaşayan, özümseyen halk da esas itibariyle bunu kabul etmeyecektir. Bugün değil dün de devlet bunu denedi. Alevilerin inanç merkezlerini kapattı, cem yapmayı yasakladı. Dolayısıyla bugün bu uygulamalar, belirli düşkünlerin sistemle iç içe bir arada yürümeyi ve topluma ihanet etmeyi seçen kesimlerin hizmet ettiği bir politika olacaktır. O da dar olacaktır. Halkımız bu asimilasyon politikalarını kabul etmeyecektir.”

    “MAKUL ALEVİLİĞİN KENDİSİNİ KABUL ETMİYORUZ”

    Gamze Toprak ise devletin makul Aleviliği oluşturmaya çalıştığının altını çizerek, “Devlet kendi çeperinde de makul bir Alevilik de tartıştırıyor. O bakımdan köylere giderek ‘sizi maaşa bağlayacağız’ diyerek aslında kendi etraflarında çizdikleri Aleviliği tasarlıyorlar. O bakımdan Alevilik yıllardır mücadelenin çok özel bir alanı. Makul Aleviliğin kendisini kabul etmediğimizi, kendi kültürümüzü yaşatacağımızı dile getiriyoruz.”

    “ALEVİLER BİRLİKTE ÖRGÜTLÜ MÜCADELE ETMELİ”

    Gülhanım Aslandoğan ise, “Bugün devletin Aleviler üzerindeki en büyük politikaları ÇEDES adı altında okullara imam atamak. En son da köylerdeki dedelere maaş bağlamak oldu. Bu maaş bağlamanın altında yatan aslında Alevi inancını, kültürünü yok etmek, asimile etmek. Aslında kendi Alevisini, dedesini yetiştirmek gibi bir politika var altında. Bu politikaları yok etmenin, alt etmenin en önemli etkeni de Alevilerin gerçekten birlikte örgütlü mücadele etmeleridir” diye belirtti.

    “DEVLETLEŞTİRME VE ASİMİLASYON POLİTİKASI DEVAM EDİYOR”

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Özkan Tacar ise devletin asimilasyon politikasının devam ettiğini vurgulayarak konuya dair şunları dile getirdi:

    “Bu ülkede kendi haklarını koruyan kesimlere karşı topyekün bir saldırı var. Alevilere yönelik de yapılan belirli baskılanmalar vardır. Bu baskılanmalar içerisinde ÇEDES adı altında okullara atanan imamlardan tutun da yine bugün maaşa bağlanan dedelere kadar devletleştirme ve asimilasyon politikası devam ediyor.”

    Festivale katılan diğer yurttaşlar ise devletin Alevisi olmayacaklarını belirterek uygulamaya tepki gösterdi.

    Programın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

    Ezgi SOYSAL – Devrim FINDIK / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO

  • Karabudak: Devlet cemevlerine el atarsa Alevilik ölür, Alevilik ölürse hakikat ölür-VİDEO

    Karabudak: Devlet cemevlerine el atarsa Alevilik ölür, Alevilik ölürse hakikat ölür-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi Anafatma Cemevi’nde devletin Aleviler üzerinde uygulamak istediği asimilasyon politikalarına ilişkin basın toplantısı düzenledi. DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak, “Gerçekten samimi olunsa demokratik bir Anayasa ile bu topraklarda yaşayan tüm ötekileri, tüm halkları bir arada tutan, onların haklarını veren, inançlarına saygılı olan bir iktidar olur” dedi.

    İktidarın, Aleviler üzerinde uygulamak istediği kendi Alevilerini yaratma projelerine tepkiler gelmeye devam ediyor. DAD Ankara Şubesi de düzenlediği basın toplantısında devletin uygulamak istediği politikalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Basın toplantısına kurum Başkanları, Alevi aydınlar ve yurttaşlar katıldı. Açıklamayı DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak yaparken Yazar Ali Balkız da konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    “EN FAZLA ÜÇ BEŞ DÜŞKÜN İLE YOL YÜRÜRSÜNÜZ”

    Geçmişte kıyımlara, katliamlara hedef olan Alevi toplumunun Cumhuriyet döneminden itibaren asimile edilmeye çalışıldığına vurgu yapan Karabudak, “Geçmişten bugüne süren kıyım, katliam politikalarına asimilasyon politikaları eklenmiştir. Siyasal iktidar dönem dönem Alevileri yanında tutmak istemiştir. Şimdi de kurmuş olduğu Kültür Bakanlığına bağlı Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı da Alevileri asimile etmek için yoğun bir çaba içerisindedir. Biz bunu kabul etmiyoruz” dedi.

    Başkanlıktan kendilerinin arandığını aktaran Karabudak, şunları ifade etti:

    “Konunun ne olduğunu sorduğumuzda ihtiyaçlarınızın listesini alalım, dede ihtiyacınız var ise dede tayin edelim, kadro verelim dediler. Biz kabul etmedik. Çünkü bu inanç, kadimden bugüne ocaklarına, cemevlerine sahip çıkan Alevilerin kendi lokmaları ile buralara çıkmışlardır. Devletin bu projesini kabul etmiyoruz. Bunun Alevilerin iyiliği için yapıldığını düşünmüyoruz. Gerçekten samimi olunsa demokratik bir anayasa ile bu topraklarda yaşayan tüm ötekileri, tüm halkları bir arada tutan, onların haklarını veren, inançlarına saygılı olan bir iktidar olur. Buradan devlete sesleniyoruz; bu şekilde Alevileri kazanamazsınız. En fazla yanınızda tuttuğunuz üç beş düşkünle beraber yol yürürsünüz. Onların yanında olan sözüm ona Alevilere sesleniyoruz; sizler orada durarak bir paraya tamah edip yolunuzdan çıkmanız doğru değildir. Devlet cemevlerine el atarsa Alevilik ölür, Alevilik ölürse hakikat ölür.”

    “ÇEDES PROJESİ İMAM ATAYARAK SİSTEMİN İDEOLOJİSİNİ YAYMA POLİTİKASIDIR”

    Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)’nin mevcut iktidarın kendi ideolojisini yayma politikası olduğunu belirten Karabudak, 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak miting için çağrı yaparak, “Bir ÇEDES projesi var. Bu da başka türlü bir asimilasyon politikasıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın beraber ortak projesidir. Okullara vaiz, imam atayarak sistemin ideolojisini yayma politikasıdır bu. Bununla ilgili ‘laik, bilimsel eğitim’ mitingi adı altında İzmir’de miting yapacağız buradan tüm canlarımızı mitinge davet ediyoruz” diye konuştu.

    “KATİLİ AFFETMEK KATLİAMA ORTAK OLMAKTIR”

    Madımak Katliamı tutuklusu Hayrettin Gül’ün Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından affını hatırlatan Karabudak, ”Bundan birkaç gün önce Madımak katillerinden birini Cumhurbaşkanı affetti. Cezaevinden çıkardı. Bu da ayrı bir devlet politikasıdır. Cezaevinde yüzlerce hasta tutsak varken, halkın iradesi ile seçilmiş siyasetçiler esaret altındayken cezası kesinleşmiş bir katili affetmek katliama ortak olmaktır” şeklinde konuştu.

    “16 EYLÜL MİTİNGİNE KATILMAK HEPİMİZ İÇİN BİR GÖREV OLMALI”

    Karabudak’ın açıklamasında sonra konuşan Yazar Ali Balkız ise 16 Eylül İzmir mitingine çağrı yaparak şunları söyledi:

    “Asıl büyük yıkım Anadolu’da ve kırsal kesimde yaşanıyor. Biz göçtük geldik kente ama köyde kalanlar bir başlarına, yalnız kaldılar ne yazık ki. Cem olmayınca, cemaat olmayınca, ocaklar olmayınca, pir talip ilişkisi bozulmuş, Aleviler Alevi gibi yaşama geleneklerinden, göreneklerinden uzak kalınca korumasız kaldı. Devlet bunu çok iyi kullanıyor. Neredeyse her köyde bir istihbaratçısı ve ihbarcısı var. Kalan köylüler neye ihtiyaçları varsa yol, su, kredi, ürünü satmak gibi her ihtiyaçlarını gidip kaymakama dillendirdiklerinde hemen önlerine camii yapın ki yolunuz açılsın, Kültür Bakanlığı’nın kurduğunu kurumla ilişkileriniz olsun ki hizmet size gelebilsin gibi bir önerilerle karşılaşıyorlar. Eylül’ün 16’sında İzmir’de Gündoğdu meydanında büyük bir miting var bu mitingde olmak, benzer etkinliklerde olmak hepimiz için bir görev olmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’

    ‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’

    PİRHA-Pir Hasan Erkişi, AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı çatısı altında kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığıyla Alevilere yönelik uyguladığı asimilasyon politikasını değerlendirdi. Erkişi, her dönem Alevileri asimile etmek için projelerin uygulandığını vurgulayarak, “Alevileri parayla kendilerine bağlayarak, kendine bağlı Aleviler oluşturmak istiyorlar” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının ve ibadethanesinin hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve bu gibi nefret suçlarının önüne geçilmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış olan kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları bile tanınmıyor.

    Alevi toplumunun ve örgütlerinin taleplerini görmezden gelen AKP hükümeti, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Neredeyse tüm Alevi örgütleri, Alevi Diyaneti olarak adlandırdıkları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdiler.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.
    Aleviler ise, AKP iktidarının Alevileri, Alevi inancını kontrol altına almayı ve Alevileri bölmeyi hızlandıran bu çalışmalarına tepkileri yükseltiyor.

    Pir Hasan Erkişi, hükümetin Alevilere yönelik faaliyetlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “ALEVİLERİ ASİMİLE ETMEK İÇİN ÇEŞİTLİ PROGRAMLAR UYGULANDI”

    2. Mahmut döneminden itibaren Alevilerin asimile edilmesi için çeşitli projeler uygulandığını hatırlatan Hasan Erkişi, “Bunlardan bir tanesi özellikle şehirlerdeki Bektaşi köylerine camii inşa etmek oldu. İkinci projesi ise Kızılbaş, Kürt, Alevi köylerine Kuran kursları açmaktı ve bunu birçok yerde başlattılar. Büyük ihtimalle 1840’lardan 50’lerden sonra özellikle Karadeniz’de, İç Anadolu’da, Marmara Bölgesi’nde, Akdeniz’de Alevi köylerine camiler inşa edildi. Kızılbaş, Alevi Kürt köylerinde de Kuran kursları açıldı ben hatırlıyorum yaşım 72, bizim köyde de öncelerde açılmış olan Kuran kursu vardı. Önceleri başkaları tarafından gelip öğretiliyor sonradan köyden yetiştirilen kişiler vasıtasıyla kuran kursları veriliyordu. Bu proje de o projelerden bir tanesi ve onun devamıdır” dedi.

    “DEDELERİMİZ BİN YILDIR BU ERKANI KENDİ KIRIK SAZIYLA YÜRÜTMÜŞLERDİR”

    Mevcut iktidarın dedelere maaş bağlayarak, kendilerine bağlı Aleviler yaratmayı amaçladığını belirten Erkişi, “İnsanları maddiyatla, parayla kendilerine bağlayarak kendi Diyanetine veya kendine bağlı Aleviler oluşturmak istiyorlar, böyle bir amaçları söz konusudur” ifadelerini kullandı.

    Pir Hasan Erkişi şöyle devam etti:

    “Ne olursa olsun her halükârda kesinlikle Aleviyim diyen, Bektaşiyim diyen, hak ve hakikat yolunu savunan, pirim, dedeyim, babayım, anayım diyen kişilerin bu maaşlı işi reddetmeleri gerekiyor. Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür. Amir-memur ilişkisine dönüştüğü zaman da elbette ki amirin sana emrettiği konuları gündeme getireceksin veya o konuda mesaj vereceksin. İslami bir deyişle fetva, onların vermiş olduğu fetvaları sen de vermiş olacaksın. Tüm bunlardan dolayı kesinlikle doğru değildir. Gittikleri köylerde ki insanların, canların bunu reddetmesi gerekiyor. Karşı çıkmaları gerekiyor. Nasıl ki eskiden atalarımız, dedelerimiz, babalarımız bin yıllardan beri kendi kırık sazlarıyla, geceleri yol yürüyerek bu yolu sürdürmüşlerse, bu erkanları yürütmüşlerse o şekilde devam edilmelidir. O şekilde devam edilirse yolun gerçekleri doğrultusunda hareket etmiş olurlar. Aksi halde makam için, para pul için vicdanlarını satmış olurlar.”

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO

  • İktidarın asimilasyon politikalarına kadınlardan tepki: Yol ve erkanımız satılık değildir-VİDEO

    İktidarın asimilasyon politikalarına kadınlardan tepki: Yol ve erkanımız satılık değildir-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şube üye ve yöneticisi olan kadınlar, iktidarın Aleviler üzerinde uygulamaya çalıştığı asimilasyon politikalarını eleştirdi. Şube Başkanı Fadime Türkyılmaz, “Ne yaparsanız yapın bizim yol ve erkanımız satılık değildir. Rıza şehrine giden yolda inatla hep beraber eşteş olarak ilerleyeceğiz” dedi.

    İktidarın, Alevi inancını tanımayarak uyguladığı asimilasyon politikalarına tepkiler gelmeye devam ediyor. PSAKD üye ve yöneticisi olan kadınlar, iktidarın politikalarına alet olan Alevileri de eleştirdi.

    “NE YAPARSANIZ YAPIN, ALEVİLİK EVRENSELDİR”
    PSAKD Mamak Şube Başkanı Fadime Türkyılmaz, cemevinde semah dönen kadınlara etek giydirilmek istenmesinin de bir asimilasyon ve Sünnileştirme politikası olduğuna vurgu yaparak, “Asimile etmek için Osmanlı’dan önce de Osmanlı döneminde de astılar, kestiler, yüzdüler, kuyulara doldurdular, kazıklara bağladılar ve sonuç alamadılar. Baktılar ki bu iş böyle olmuyor 80 sonrası Alevi köylerimize hızla cami yapmaya başladılar. 1818’li yıllarda Hace Bektaş Veli’nin türbesinin tam yanına Osmanlı, bir camii diktirdi. Bunlar, biz Alevileri asimile etmenin projeleriydi. Bunlarla yetindiler mi? Elbette ki hayır. Biz Alevi örgütlerine, dik duranlara, özünü, kendini, kimliğini, kişiliğini satmayanlara rağmen Kültür Bakanlığı’nda Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığını oluşturdular. Ne kadar satılmış düşkün varsa Cemevi Başkanlığına üşüşmeye başladı. Para için kendini satanlardan olmayan biz Pir Sultan’lılar ise bugünlere kadar dişimizle, tırnağımızla gelmeye devam ettik. Etmeye de devam edeceğiz.

    “DEĞERLERİMİZİ ELİMİZDEN ALACAKLARINI SANDILAR”
    Daha yeni, Hacıbektaş’ta Kültür Bakanlığı öncülüğünde ne kadar satılmış, ne kadar kendini, kimliğini, kişiliğini paraya satmış Alevi varsa onlarla birlikte, Alevi örgütlerine rağmen alternatif bir etkinlik düzenlemeye çalıştılar. Pirimiz, yol önderimiz, Serçeşmemiz olan Hace Bektaş Veli’nin kucağındaki dişi olan aslanı, erkek olan ceylanı silip, sadece Hace Bektaş Veli’nin resmini kullandılar. Eğer bir insanın inancını, toplumunu yok etmek istiyorsanız önce tarihini yok edersiniz. Değerlerimizi elimizden alacaklarını sandılar, tarihe kirli bir not düşmeye çalıştılar. Nasıl ki Kültür Bakanlığı, türbelerimizi ‘yenileme’ adı altında türbelerimizin baş tarafını güneye çeviriyor, tarihimizi elimizden alıyorsa bu da onun bir örneğidir.

    “BİZİM ÖZÜMÜZ SATILIK DEĞİLDİR”
    Hace Bektaş Veli’nin içindeki figürlere bir bakınız hepsinin çember sakalı, hepsinin farklı bıyığı var. Oralara figürler yerleştirdiler. Bu figürlerin hiçbirinin Alevi tarihindeki canlarımızın figürlerine benzemediğini de hepimiz biliyoruz. Bizim kara kazanımız vardı, komünal yaşamı ifade eden. Tıpkı Hassan Sabbah gibi komünal bir yaşamın ilk örneği de Hace Bektaş Veli Dergahımızdır. Bu komünal yaşamı dağıtmak üzere başına çember sakallı figürler yerleştirdiler. Bizim gidenlerimiz de niyaz ederken hiç ‘Bu çember sakallılar bizim Alevi erenlerimize benzemiyor’ diyerek itiraz etmediler. Ama buradan bir kez daha Mamak Pir Sultan olarak haykırıyoruz ki ne yaparsanız yapın bizim özümüz satılık değildir. Ne yaparsanız yapın bizim yol ve erkanımız satılık değildir. Ne yaparsanız yapın Alevilik evrenseldir. Biz rıza şehrine giden yolda inatla hep beraber eşteş olarak, kadınlı, erkekli ilerleyeceğiz. Hani kadınlar o cemevlerinde hala bulaşık yıkıyor erkekler postta oturuyor ya onu da değiştirerek yolumuza devam edeceğiz. Bakıyoruz ki bazı cemevlerinde semah dönen kadınlarımıza etek giydiriliyor, başlarına tülbent örtülüyor bu bile Aleviliğin asimilasyon edilmesi ve Sünnileştirilmesi anlamına gelir. Biz ne Şii’yiz ne Sünniyiz.”

    “İKTİDAR, ALEVİLERİ KENDİ ÇİZGİSİNDE HAREKET ETTİRMEK İSTİYOR”
    PSAKD Mamak Şube Sekreteri Adalet Ayten, iktidarın, Alevi inancını kendisine göre yönetmeye çalıştığını belirtti. Ayten, 2024 yılında yapılacak olan Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinliklerinin tarihinde yapılan değişikliği hatırlatarak şunları söyledi:
    “Şu anki mevcut iktidarın, kendilerine göre Alevileri yönlendirme ya da kendi çizgilerinde hareket ettirme gibi bir baskısı var. Bu bağlamda eş değeri olarak bunun bir benzeri Hüseyin Gazi’de yaşanmıştı. Alevi inancını kendilerince yönetmeye çalışıyorlar. Hacı Bektaş Veli etkinliklerini kendilerince yapıp, Alevi kurumlarının ortaklaşarak aldıkları tarihi bile değiştirmeyi planlıyorlar.”

    “KADINLAR ‘YOL’A SAHİP ÇIKIYOR”

    PSAKD Mamak Şube Kadın Sekreteri Bahtiyar Atakay da 12 Ağustos’ta Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) önderliğinde toplanan kadın meclisinin aldığı kararları da hatırlatarak asimilasyon politikalarına teslim olmayacaklarının altını çizdi. Atakay, şöyle devam etti:
    “Kadınlar olarak alınan kararlarla yol haritamızı belirledik. Şiarımız ‘kadınlar yola sahip çıkıyor, kadın kadının yurdudur, yolda erkek dişi sorulmaz’ felsefesiyle yola çıktık. Toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesini sürdürmek ve bunu büyütmek için kararlar alındı. Alevi Bektaşi Federasyonu’nun Kadın Meclisi’ni kurma kararı alındı. Yolumuzun siyasal İslamcı asimilasyon politikalarına teslim edilmeyeceği kararı alındı. Alevi kadınlarının baskıcı, iktidarın köşeye sıkıştıracağı, belirli konumlara getireceği politikaları asla kabul etmediğimizi ve kendi yolumuzda ilerleyeceğimiz konusunda kararlar aldık. Amacımız cins değil, can olmak. Sonuç olarak da bildirgemizde Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi’nin oluşturulması kararı alındı. Hacı Bektaş Veli anma etkinlikleri ile birlikte her yıl kadıncık anayı da onunla birlikte anma kararı alındı”

    “BİZ KADINLAR, ASİMİLASYONA İZİN VERMEYECEĞİZ”
    PSAKD Mamak Örgütleme Sekreteri Sultan Cevher ise Cemevi Başkanlığı ile hareket eden Alevileri eleştirerek, “Bize rağmen Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı oluşturuldu. Oluşturulan başkanlık, Alevi örgütlerine rağmen düşkünlerle beraber Hacı Bektaş etkinliği düzenledi. Biz kadınlar bu asimilasyona izin vermeyeceğiz” dedi.

    “HOCALARIN YERİ CAMİ, ÖĞRETMENLERİN YERİ OKULLARDIR”
    PSAKD üyesi Haney Polat ise Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Diyanet İşleri Başkanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında imzalanan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES)” projesi kapsamında “manevi danışman” adı altında okullara yapılan imam atamasını eleştirdi. Polat,” Hocaların yeri cami, öğretmenlerin yeri okullardır. Öğrencilerimizi, çocuklarımızı asimile etmeye çalışıyorlar. Çocuklar, din derslerinde zorlanıyorlar. Asla bunu istemiyoruz. Ayrıca Hacı Bektaş’ın portesinin değiştirilmesini de asla istemiyoruz. Onun içinde mücadelemiz devam edecek. Bizim değerlerimize kimse el süremez” diye konuştu.

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

     

  • 12 Eylül’den sonra Dersim’de uygulanan politikaları anlatan belgesel CAN TV’de-VİDEO

    12 Eylül’den sonra Dersim’de uygulanan politikaları anlatan belgesel CAN TV’de-VİDEO

    PİRHA – Araştırmacı Yazar Mesut Özcan’ın hazırladığı 12 Eylül Darbesi sonrasında Dersim’de uygulanan politikaları konu edinen belgesel ‘Yol’a Düşen Karanlık’ CAN TV’de başlıyor. 

    Araştırmacı Yazar Mesut Özcan’ın hazırlayıp sunduğu 12 Eylül Darbesi sonrasında Dersim’de uygulanan politikaları konu edinen ‘Yol’a Düşen Karanlık’ adlı belgesel CAN TV’de başlıyor.

    Alevi köylerine yapılan camiler, imam hatip okulları ve Kuran kurslarına gönderilen Alevi çocukları anlatılıyor belgeselde.

    12 Eylül’den sonra Alevilere uygulanan asimilasyon politikaları ve günümüze yansımaları.

    ‘Yol’a Düşen Karanlık’ belgeselinin ilk bölümü bu akşam saat 21.30’da CAN TV’de yayınlanacak.

    (HABER MERKEZİ)