Etiket: alevilere yönelik hak ihlalleri

  • ‘Alevi hukukçular Alevi gündemine refleks göstermeli; gözlem merkezi oluşturulmalı’ (3)-VİDEO

    ‘Alevi hukukçular Alevi gündemine refleks göstermeli; gözlem merkezi oluşturulmalı’ (3)-VİDEO

    PİRHA- Alevi hukukçuların Alevilere yönelik hak ihlalleri ve eşit yurttaşlık mücadelesinde refleks göstermede eksik kaldığı eleştirisini yönelten Avukat Aytekin Aktaş, “Alevi hukukçular olarak Alevi gündemine ilişkin refleks gösteremedik, ortak hareket edemedik. Bunun özeleştirisini vermek lazım” dedi. Aktaş, Alevilerin maruz kaldığı hak ihlallerine yönelik bir hukuk topluluğu oluşturulmasının elzem olduğunu kaydetti.

    AKP yıllar önce sonuçsuz olarak rafa kaldırdığı sözde ‘Alevi açılımını’ yeniden masaya getirdi. İçişleri Bakanlığı yetkililerinin Türkiye genelindeki birçok cemevini ziyaret ederek, fiziki ve maddi eksikliklerin tespiti ve karşılanması noktasında başlayan çalışmaları daha sonra genişleyerek sürdü. Beraberinde birçok tartışmayı da getiren bu faaliyetler, cemevlerinin “kültür merkezi” olarak tanımlanması, dedelere maaş bağlanması, cemevinin su ve elektrik giderlerinin karşılanması ve Diyanet benzeri “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı” kurulması gibi başlıklar etrafında kamuoyuna yansıdı.

    Aleviler; AKP ve Cumhur İttifakı’nın içinde bulunduğu krizden kurtulmak amacıyla bu adımları attığını ifade ederken; sorunların çözümü noktasında iktidarı samimi bulmadıklarını bir kez daha dile getirdiler.

    Aleviler, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve torba yasaya karşı ülkenin birçok yerinde alanlara çıkarak, “Eşit yurttaşlık talebimizden vazgeçmiyoruz” mesajı verdi.

    Avukat Aytekin Aktaş, AKP iktidarının İçişleri Bakanlığı aracılığıyla gerçekleştirdiği ‘ihtiyaç’ ziyaretlerini, 2009 yılından beri devam eden açılım süreçlerinin seyrini, Alevi kurumlarının ‘kayyım’ olarak değerlendirdiği Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı hamlesini, torba yasadaki maddelerin eşitlik ilkesi/laiklik ilkesi/ din ve vicdan hürriyeti bağlamındaki hukuksal çerçeveyi, Alevi dedelerine kadro ile birlikte ‘kararnameli’ Alevilik oluşturulması planını, devletleştirilmek istenen Aleviliği bekleyen tehlikeleri, iktidarın Alevi asimilasyonunda yerel yönetimler eliyle kurduğu tahakküm ilişkilerini ve Alevi kurumlarının iktidarın bu hamlesine karşı nasıl bir karşı koyuşu örgütlemesi konularına dair PİRHA’ya konuştu.

    “ALEVİLİK DEVLETLEŞİRSE ÖZ DEĞERLERİNİ KAYBEDER”

    Kendi yaşam alanlarında var olmuş Aleviliğin devlet dini haline getirilmesinin tüm toplumsal değerlerini yok edeceğini kaydeden Aktaş, “Diyanet İşleri Başkanlığı hükümet aracılığıyla bir inanç topluluğu adına konuşabiliyor. Devlet, Diyanet İşleri Başkanı’nı yanında gezdirerek her açılışta konuşturup kendisine dua ettiriyor. Hükümetin resmi sözcüsü olarak hareket ediyor. Hangi inanç bunu kabul edebilir? Hangi inanç kendisini bir devlete bağlı kılabilir? Şimdiler de ise hükümet kendi çıkarları için Alevilere Diyanet gibi aynı muameleyi uygulamaya çalışıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı nasıl çıkıp fetva veriyorsa sözde Alevi dairesi sözcüleri Aleviler adına siyasi demeçler verecek. Hükümetin planı bu yönde. Bizler bu konuda uyarıyoruz; sakın böyle bir şeye yeltenmeyin. Bu Alevilerin çözmek bir yana sorunlarını giderek derinleştirir. Dolayısıyla Alevilik devletleşirse veya güncel haliyle devlet dini haline gelirse kendi öz değerlerinden hiçbir şey bırakmayacak. Aleviler kaybedecek. Seçim malzemesi olarak bu inanç tahakküm altına alınmak isteniyor” diye konuştu.

    YEREL YÖNETİMLERİN ALEVİLERE YAKLAŞIMI 

    Avukat Aytekin Aktaş, devlet aklının Alevilere bakış açısının yansıması olan kimi yerel yönetimlerin Aleviler ve taleplerine dair geliştirdiği tahakküm ilişkilerini eleştirdi.

    Aktaş,  “Burada toplumsal muhalefetin iğneyi kendisine de batırması gerekiyor. Nasıl ki dini politikaya alet eden çevreler bunu Alevilere karşı kullanıyorsa, benzeri durumu muhalefetin bileşenleri içerisinde de görüyoruz. Bugüne kadar gelen bütün siyasi öbekler Alevileri seçimde hatırlayarak oy deposu olarak görüyor. Alevilerin meşru ve somut hiçbir talebi hala kabul görmüş değil. Bu durum Alevi kamuoyunun da belki öz eleştiri vermesi gereken hususlardan bir tanesi. Ana muhalefet bileşenleri cemevlerini arka bahçeleri olarak görerek Alevi örgütlerini siyasette basamak atlamak için bir zıplama tahtası olarak görüyor. Bu ülkede etnik temelli, cinsiyet temelli, cinsel temelli, ekonomik temelli, engellilik temelde ayrımcılık var. Sol sosyalist kamuoyu diğer ayrımcılık başlıklarında gösterdiği özveriyi inanç temelli ayrımcılıkta gösteremiyor. İşte nasıl ki merkezi iktidar Aleviler üzerinde tahakküm kurmaya çalışıyor ise benzeri süreçleri yerel iktidar olan belediyelerde de görüyoruz. Gerçekten kişisel iradesiyle, inisiyatifiyle Alevilerin taleplerine olabildiğince yerel yönetimler adına Alevilere kimi kıymetli hizmetler verildi. Ama dikkatli de olmak lazım. Aleviliğe bir siyasi partinin arka bahçesi gibi bakılması Alevilerin var olan problemlerini daha da büyütür. Bu dolayısıyla siyaset üstü bir talep olduğu için yadsınamaz, görmezden gelinemez. Bunu bütün siyasi organların, yerel ve merkezi yöneticilerin kabul etmesi ve bu anlayışla eşit yurttaşlık hakkını Alevilere teslim etmesi mecburidir, lütuf değildir” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLER ASGARİ MÜŞTEREKTE BİR ARADA OLMALI”

    Alevilerin kimi inançsal ve politik farklılıklarına rağmen hak ve taleplerine ilişkin asgari müşterekte bir araya gelerek mücadele etmesinin altını çizen Aktaş şöyle konuştu:

    “Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesindeki sorunları gidermek istiyorsak yapılacak şeyler belli. Evvela bir defa Alevi kamuoyunun kendi içinde bir olması, iri olması, diri olması elzem. Alevi kamuoyu art niyetli siyasi odakların nifak tohumlarıyla, ajanlık faaliyetleriyle her türlü asimilasyon şiddet politikasıyla birlikte bir araya gelemiyor. Alevi kamuoyu etnik, siyasi, politik, inançsal her türlü farklılığı zenginlik olarak kabul edip asgari müşterekte anlaşmak zorunda. Alevi kamuoyu temel taleplerinde bir araya geldikten sonra bunun öncelikle toplumsal muhalefete, demokratik kamuoyuna ve kitle örgütlerine bunu doğru bir şekilde izahı yapılmalı. Uluslararası arenada Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin kabul edilmesi lazım. Yerelden, hane içinden hane dışına, yerelden genele ve uluslararasına doğru giden bir mücadele hattı silsilesi örülmeli.”

    “ALEVİ HUKUKÇULAR OLARAK REFLEKS GÖSTEREMEDİK”

    Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesinin ülkedeki çoklu ayrımcılığa karşı verilen mücadelelere destek olacağını sözlerine ekleyen Av. Aktaş şöyle devam etti:

    “Alevilik dediğimiz bir şey var ve bunun ortak değerleri var. Yani önce hayatta kalma mücadelesi verip ondan sonra Aleviliği icra etmek bir amacı olacak tabii ki. Bunu kapalı kapılar ardında siyasi, ekonomik çıkarlarla değil şeffaf bir şekilde ve dürüstçe yapmak gerekiyor. Bu çok hayati. Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesi tüm diğer eşit yurttaşlık mücadelelerinin ayrımcılığına karşı verdiği mücadelelere destek olacak. Alevi kurumlarının Alevilere yönelik hak ihlallerine dahil girişimi oldu. Bir hukuk komisyonu kuruldu. Genel bahsettiğimiz gözaltı, tutuklama, asayiş süreci, çarpılama, Alevi köylerinde zorla cami yaptırılması gibi bir sürü hak ihlalleri devam ediyor. Çok iyi bir niyetle ortaya konulan Alevi kurumlarının bir araya geldiği bir ölçekte bir Alevi hukukçular grubu oluşturuldu. Nasıl ki Alevi kurumları beraber tam olarak verimli çalışamıyorlarsa, biz Alevi hukukçular da sahiden Alevi gündemine ilişkin refleks gösteremedik, ortak hareket edemedik. Bunun özeleştirisini vermek lazım.”

    “ALEVİ HAKLARI GÖZLEM MERKEZİ OLABİLİR”

    Avukat Aytekin Aktaş, Alevi hukukçuların Alevilere yönelik hak ihlallerine refleks göstermede eksik kaldığı eleştirisini yöneltti. Bütün Alevi kurumlarını kapsayan ve Alevilere yönelik hak ihlallerini takip eden geniş bir hukuk birimi kurulmasını önerisini yineleyen Aktaş, “Alevi yurttaşlarının evlerinin kapısına çarpı atılıyor. Alevi çocuklar okuldan zulme maruz kalıyorlar, Alevi olduğu için iş bulamıyor. Devlet de mobbinge maruz kalıyor. Bu ülkede Alevilere  ikinci, üçüncü sınıf insan muamelesi yapılıyor. Çok daha fazla yan yana gelmeliyiz. Alevi hukukçular toplumsal muhalefetlerin çok farklı yerlerinde çok güzel işler yapıp çok önemli görevler üstleniyorlar. Ama Alevilerin maruz kaldığı ayrımcılıklar ve hukuksuzluklara karşı organize bir şekilde refleks gösteremiyoruz. Bu alanda çok ciddi bir eksiklik var. Alevi hakları takip merkezi veya Alevi hakları gözlem merkezi gibi hangi formatta olursa olsun bu bir hukuk derneği olabilir. Bu sivil bir organizasyon olabilir. Bütün Alevi kurumlarıyla ortak çalışabilecek bir mekanizma oluşturup Aleviliğin halihazırdaki problemlerini, ihtiyaçlarını karşılayacak bir hukuk topluluğu oluşturmaya çalışıyoruz. Evet hukukçuların yapacağı çok iş var. Ama bu toplumun bütün bileşenlerine görev yüklenmeden bunun oluşması zor” diye konuştu.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

    İLGİLİ HABERLER

    Av. Aytekin Aktaş: Hükümet Aleviliği tehlike olarak görüyor, bu kabul edilemez (1)-VİDEO
    ‘Alevilik Diyanetleştiriliyor; kararnameler ile Aleviliğe yol yürütülmek isteniyor’ (2)-VİDEO

     

  • Ege’de son 8 yılda Alevilere ait 27 ev işaretlendi, 62 mezar tahrip edildi

    Ege’de son 8 yılda Alevilere ait 27 ev işaretlendi, 62 mezar tahrip edildi

    PİRHA- 2012-2020 yılları arasında Ege Bölgesi’nde bulunan 4 farklı şehir ve 11 ilçede resmi kayıtlara göre yaşanan 19 hak ihlalinin 11’inde Alevi yurttaşlara ait toplamda 27 ev işaretlenerek ölüm tehditleri yazıldı. İzmir’e bağlı farklı 2 ilçede ise Alevi mezarlarına yönelik gerçekleşen saldırıda toplamda 62 mezar taşı tahrip edildi.

    Alevilere yönelik asimilasyon, baskı, ayrımcılık her geçen gün hız kesmeden devam ediyor. Türkiye’nin birçok yerinde yıllardır Alevi ailelerin evleri kimliği henüz belirlenmeyen şahıslarca çarpı işaretiyle işaretlenip, nefret yazıları yazılıyor.

    Pir Haber Ajansı (PİRHA) olarak 2012-2020 yılları arasında Ege Bölgesi’ndeki şehirlerde yaşanan ev işaretlemeleri, mezar tahripleri ve hak ihlallerini derledik. Mağdurlar ile tekrardan iletişime geçerek hukuki süreçlerin nasıl işlediğini sorduk.

    2012-2020 yılları arasında Ege Bölgesi’nde bulunan 4 farklı şehir ve 11 ilçede resmi kayıtlara göre yaşanan 19 hak ihlalinin 11’inde Alevi yurttaşlara ait toplamda 27 ev işaretlenerek, ölüm tehditleri yazıldı. İzmir’e bağlı farklı 2 ilçede ise Alevi mezarlarına yönelik gerçekleşen saldırıda toplamda 62 mezar taşı tahrip edildi.

    Basına yansıyanlar dışında ise onlarca hak ihlalinin kendisini İzmir dışında Ege bölgesinde ve ülkenin tamamında kendisi hissettirdiği bilinen bir durum.

    Bu süreçlerin panoramasını kronolojik olarak tekrar derlerken 2020’nin son haftasına denk gelen Maraş Katliamı’nın yıl dönümünü olan 19 Aralık gecesi İzmir’in Menemen ilçesinde Dersimli bir ailenin evine çarpı işareti konuldu.

     ZORUNLU DİN DERSİ, EV İŞARETLEMELERİ, GÖZALTILAR, NEFRET SÖYLEMLERİ, MEZAR TAHRİPLERİ…

    Hak ihlalleri ülkenin dört bir yanında ev işaretlemeleri, zorunlu din dersleri, eğitimde ihlaller, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmemesi ve elektriklerinin kesilmesi, cemevleri önüne korsan hoparlör takılarak ezan okunması, köylere cami dayatması, hizmet verilmemesi, cemevlerini belediyelerin yönetmesi, gözaltı ve tutuklamalar, nefret söylemleri, cenazelere saldırı, mezar yerlerinin tahrip edilmesi, HES-JES projeleri, yaşam alanlarının yasaklı bölge ilan edilmesi, festivallerin yasaklanması ve orman yangınları şeklinde kendini hissettiriyor.

    UYKUDA OLMASI GEREKEN “ÇOCUKLAR” İŞBAŞINDA!

    Özellikle İzmir’de son 2 yıl içerinde 5 farklı ilçe ve mahallede çok sayıda Alevi yurttaşın evinin işaretlenmesi kamuoyunda büyük yankı uyandırdı ne oluyor sorularını akıllara getirdi.

    Kürt ve Alevilerin yoğun olarak yaşadıkları bu mahallelerde ise evlerin nasıl işaretlendiği ve faillerin kim olduğu bir türlü açığa çıkarılmadı. Dinlenen tanık ve mağdur ifadeleri, izlenen güvenlik kameraları, olay yerinden alınan parmak izleri üzerinden yürütülen soruşturmalar bir türlü sonuca bağlanamadı.

    Adli yargı ve kolluk güçleri tarafından ‘önemsiz bir vaka’ olarak görülen ev işaretlemeleri ‘çocuk ve sarhoşların’ işi olarak kaldı. Ne hikmet ise uykuda olması gereken bu çocuklar, hep Alevilerin evlerini işaretleyip durdu.

    “ÇOCUKLAR” GECE YARISI BELİRDİ: 62 MEZAR TAHRİP EDİLDİ

    Sistematik olarak özellikle 2012’den beri neredeyse her sene çok kez saldırılar yaşanmaya devam etti. Alevilerin kapısına çarpı işareti atan ‘çocuklar’ ise nedense hiç büyümedi. Aleviler ne de çok çekmişti bu ‘çocuk işlerinden.’ Kapılara, ‘Alevilere Ölüm, Defol Alevi’ yazan bu ‘çocuklar’ artık bir gece yarısı mezarlıklarda belirmişti.

    Yakın zamanda kendini hissettiren Alevilerin cenazelerine saldırı, yerini mezarları tahrip etmeye bırakmıştı. Yaşamanın da, ölmenin de cehennem ile eş değer anlama getirildiği ülke ortamında Alevilere mezarda olmak dahi suçtu. Adana ve  İstanbul’da Alevi mezarlarına başlayan saldırılar, İzmir’in Bornova ve Selçuk ilçelerinde bulunan iki mezarlıkta da devam etti.

    2013 ve 2014’te gerçekleşen bu saldırılarda Alevilere ait toplamda 62 mezar tahrip edildi.

    EGE BÖLGESİNDE 8 YILDA 27 ALEVİ AİLENİN EVİ İŞARETLENDİ

    2012 yılında Adıyaman’da başlayan ev işaretleme süreçleri sırasıyla Malatya, Çorum, Aydın, Antep, Elazığ, İstanbul, Adana, Kocaeli, Bursa ve İzmir’de devam etti. Ülke genelinde 32 ayrı yerde 200’ü aşkın ev işaretlendi. Dönemin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda milletvekillerinin Alevi yurttaşların evlerinin işaretlenmesine ilişkin sorduğu soruyu, “Çocuklar bilgisayar oyunu Counter Strike’tan etkilenerek evleri işaretlemiş” şeklinde cevaplamış ve Aleviler tarafından sert tepkiyle karşılanmıştı.

    İzmir başta olmak üzere Balıkesir, Aydın ve Manisa’da 2012 ve 2020 yılları arasında yaşanan 11 işaretleme vakasında, Alevi yurttaşlara ait 27 eve çarpı işareti atılarak, ‘Defol Alevi, Alevilere Ölüm, Allahu Ekber’ diye tehdit içeren yazılar yazıldı.

    İKTİDAR İLK DEFA KELAM ETTİ

    8 yıl önce gündeme gelen ev işaretleme olayları ne medya ne de hükümet cephesinde görünmez iken, 2019 yılının 26 Kasım’ında Gaziemir’de bir Alevi yurttaşa ait evin duvarına çarpı işareti atılması sonrasında ülke gündeminde ilk sırayı aldı, çokça konuşuldu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gaziemir’deki işaretleme için, “Bu kapılara bu işaretleri koyanların üzerinde tüm güvenlik teşkilatlarımız özellikle çalışmaktadır ve bunlar yakalandığı zaman da hesabı sorulacaktır” dedi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise çarpı işaretini kendi evine atılmış saydığını söyleyerek, “Biz İçişleri Bakanlığı olarak bizzat tarafız. Bu kişi bulunacak ve bedelini ödeyecek. Benim bakanlığım döneminde bu tür olaylar çok az yaşandı ama hiçbiri faali meçhul olarak kalmadı. Milletin huzurunu bozmaya kimsenin hakkı yok” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, polislerin olay yerinde evi işaretlenen aileye söylediği, ‘Çocuk veya sarhoşların işidir’  sözüne nedense hiç değinmeyerek ‘Alevi’ kelimesini bile kullanmadı.

    Olayın üzerinden tamı tamına  395 gün geçmesine rağmen hala failler ortaya çıkarılmadı.

    Pir Haber Ajans (PİRHA) olarak 2012-2020 yılları arasında İzmir’de yaşanan ev işaretlemeleri ve hak ihlallerini derledik. Olayın mağdurlarıyla yeniden iletişime geçmeye çalışarak hukuki süreçlerin nasıl işlediğini sorduk.

    Yeniden iletişime geçmeyi başarabildiğimiz aileler ise sürecin ilk başından beri umutsuz olduklarını ifade ederek faillerin ortaya çıkarılamadığını belirttiler. 27 ev işaretlemesinden tek birinin failleri adalet karşısına çıkarılamadı.

    İşte hak ihlalleri, yaşananlar ve hukuki süreçlerin durumu:

    16 MART 2012 / ÇİĞLİ’DE ALEVİLERİN EVLERİNE DİNİ BROŞÜRLER DAĞITILDI

    İzmir’in Çiğli ilçesi Harmandalı semtinde Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Cumhuriyet Mahallesi’nde vatandaşların evlerinin kapılarına asılı dini içerikli notlar bulundu. Notlarda İslam’a riayet edilmesi, namaz kılınması ve bunların yerine getirmeyenin müşrik sayılacağını yazılmıştı.

    Meclis’te Sivas Davası’nın 19. yılında (2012) katliamcıların avukatlığını da yapmış olan AKP milletvekili Ali Aşlık, “Orada yargılananların büyük bir kısmı, orada yananlar kadar masumdur” dedikten sonra “Çiğli’de yaşanan olayda, bir apartmanda bildiri dağıtıldı. Ve bu apartmanda yaşayanlara “Sünni’sine de Alevi’sine de aynı broşür dağıtılmış” diyerek konuyu normalleştirdi.

    Olay, Adıyaman’daki işaretlemelerden sonra yaşandı. Soruşturmalar sonuçsuz kaldı, failler bulunamadı.

    19 MART 2012 / BUCA’DA 5 ALEVİ YURTTAŞIN EVİ İŞARETLENDİ

    İzmir’in Buca ilçesine bağlı Göksu Mahallesi’nde 5 Alevi yurttaşın evi işaretlendi. İşaretleri ilk olarak bir Alevi yurttaş maç dönüşünde gece yarısı fark etti.

    Adıyaman’daki ev işaretlemelerin ardından içinde kuşku olan yurttaş kapısında 5-6 cm büyüklüğünde bir numara gördü. Akrabalarının ve mahallede tanıdığı Alevilerin evlerini de kontrol eden yurttaş, onların da evlerinin numaralandığını fark etti. Bunun üzerine yurttaşlar, durumu polise şikayet etti. Polis, bölgede incelemeler yaptı.

    Güvenlik nedeniyle o dönem ismini vermeyen yurttaş Alevilerin Sivas davasında zamanaşımı kararından sonra döneminin Başbakanı Erdoğan’ın “hayırlı olsun” açıklaması ve Adıyaman’daki saldırı üzerine İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in “çocuklar yapmış olabilir” yorumu nedeniyle günlerdir tedirgin olduklarını ifade etmişti.

    İşaretlemelerin bu saatler arasında yapılmış olduğuna dikkat çeken yurttaş, “Çocuklar bu saatlerde yataklarında olur. Bu işaretleri gece yarısı, çocuklar yapmış olamaz” uyarısında bulunmuştu.

    Soruşturma her zamanki gibi sonuçsuz kaldı, failler bulunamadı.

    NİSAN 2012 / DİDİM MAVİŞEHİR’DE ALEVİ AİLENİN KAPISI İŞARERETLENDİ

    2012 Nisan ayı içerisinde Aydın Didim’e bağlı Mavişehir Mahallesi’nde Alevi ailenin kapısına çarpı işareti atıldı.

    Kamuoyuna çok yansımayan olayın gidişatına dair bilgi edinemedik.

    5 MAYIS 2012/ YİNE DİDİM: KAPILARA, ‘ALEVİLERE ÖLÜM’ YAZILDI

    Aydın’ın Didim ilçesi Hisar Mahallesi’nde bulunan bir apartmanda Alevi iki ailenin evinin kapısı işaretlenip, boyayla “Aleviler’e Ölüm, Aleviler’i yakın” yazıldı.

    Didim’de yaşanan bu yazılama sonrasında Didim Alevi Bektaşi Kültür Merkezi, Cemevi, EMEP, BDP, ÖDP Eğitim Sen ve birçok demokratik kitle örgütünün katıldığı basın açıklaması ile olay protesto edilmiş ve sorumluların açığa çıkarılması çağrısında bulunulmuştu.

    Aileler olmasa da o dönemin tanığı olanlar ile geçtiğimiz iletişim sürecinde herhangi bir sonucunun alınamadığı kaydedildi.

    3 AĞUSTOS 2012 / BALIKESİR’DE ALEVİLERE AİT 7 EV İŞARETLENDİ-SAHURDA DAVUL ÇALINDI

    Balıkesir’in Altınoluk ilçesindeki 120 haneli Hedef Sitesi’nde gece Alevi ailelere ait 7 ev, kimliği belirsiz kişilerce işaretlendi.

    Ayrıca işaretlemelerden önce 31 Temmuz gecesi bir çocuğa Alevilerin oturduğu bölgede bilinçli olarak sahurda davul çaldırıldığı aktarılmıştı. Olayın üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen kamuoyuna soruşturmanın sonuçlarını yansıtan açıklama yapılmadı.

    22 EYLÜL 2013 / BORNOVA’DA ALEVİLERE AİT 20 MEZAR TAHRİP EDİLDİ

    İzmir’in Bornova İlçesi’nde özellikle Sivaslı Alevilere ait 20’ye yakın mezar kimliği belirlemeyen kişi veya kişilerin saldırısı sonucu tahrip edildi.

    Naldöken Mahallesi’ndeki mezarlıkta olaydan yaklaşık bir ay önce nöbetçi kulübesi ateşe verilmişti. 22 Eylül günü mezarlığa giden vatandaşlar bu kez de yakınlarına ait mezar taşlarının kırılıp tahrip edildiğini görmüş ve ihbar üzerine mezarlığa giden polis ekipleri inceleme başlatmıştı.

    Hepsi de Alevi olan yaklaşık 20 mezarın zarar gördüğü tespit edilmiş ve tutanak düzenlenmişti. Saldırı aileleri öfkelendirirken, mezarlıkta toplanan Aleviler olayın siyasi olduğunu ve faillerin bir an önce bulunmasını istemişti

    Olaydan sonra Alevilere ait mezar taşlarının kırılması, Naldöken Kültür Derneği, Sivas Dernekleri Federasyonu ve İmranlılılar Derneği (İMDER) tarafından düzenlenen açıklamayla kınanmıştı.

    Kendilerine ulaştığımız aileler soruşturmanın sonuçsuz kaldığını ve faillerin halen bulunamadığını ifade etti.

    MART 2014 / İZMİR ÇİĞLİ GÜZELTEPE MAHALLESİ’NDEKİ KARAKOL CEMEVİNE ÇEVRİLDİ

    30 Ekim 2014 yılında boşaltılan ve adı işkenceler ile anılan karakol, AKP ‘ye yakınlığı ile konuşulan Evrensel Alevi Bektaşi Birliği Derneği’ne devredilerek cemevi yapıldı.

    Karakolun cemevine çevrilmesine tepki gösteren Güzeltepe Mahallesi’ndeki Aleviler imza toplayarak bu mekana gitmeme çağrısında bulundu. Sözde Cemevine dönüştürülen ve Hz. Hüseyin adı verilen mekan ilgi görmeyince kapandı.

    2 TEMMUZ 2014 / SİVAS MADIMAK ANMASINA BİBER GAZLI, TOMALI VE COPLU MÜDAHALE

    Alevi kurumları öncülüğünde İzmir Basmane Fuar önünde Sivas Katliamı’nın 21’inci yıldönümü nedeniyle düzenlenen açıklamaya yönelik TOMA’lı polis müdahalesinde 9 kişi gözaltına alındı. Birçok kişi sıkılan biber gazı ve sudan etkilenerek hastanelere kaldırıldı.

    14 AĞUSTOS 2014 / SELÇUK’TA ALEVİLERE AİT 42 MEZAR TAHRİP EDİLDİ

    İzmir’in Selçuk İlçesi, Zeytinköy Mahallesi’nde Aleviler’e ait olduğu belirlenen 42 mezar, kimliği belirsiz kişi veya kişilerce tahrip edildi.

    290 hane, 852 nüfuslu dağ köyü Zeytinköy’deki bazı mezar taşlarının kırıldığını, mezarlara zarar verildiğini fark eden köylüler durumu jandarmaya bildirmişti.

    Saldırıya tepki gösteren köy halkı ve kitle örgütleri köy meydanında toplanarak mezarlığa yürümüş ve mezarlıkta yapılan açıklamayı okuyan Alevi Kültür Dernekleri Selçuk Şube Başkanı Düzgün Çelik, Alevi mezarlarına siyasi bir amaçla saldırıldığını ifade etmişti.

    Jandarma, soruşturmanın sürdüğünü belirtip, mezarları tahrip eden kişi veya kişilerin yakalanması için çalışmaların sürdüğünü bildirmişti. Soruşturma sonuçsuz kaldı ve failler bulunamadı.

    10 HAZİRAN 2015 / Konak’ta DAD ve Dersimliler Derneği’nin Kapısı İşaretlendi

    İzmir Çankaya’da bulunan Demokratik Alevi Derneği (DAD) İzmir Şubesi ve Dersim Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin bulunduğu binanın dış kapısına kimliği belirsiz kişi yada kişilerce çarpı işareti konuldu.

    Derneğe gittikleri sırada işareti fark eden dernek yöneticileri, halkların karşı karşıya getirilmek istendiğini dile getirmişti.

    Olay yerinin İzmir’in merkezinde bulunması ve güvenlik kameraları ile denetliyor olmasına rağmen bu olayda sonuçsuz kaldı ve failler bulunmadı.

    16 HAZİRAN 2015/ BALIKESİR’DE CEMEVİNE GETİRİLEN KEMAL DİVRİKLİ’NİN CENAZESİ HUKUKSUZCA ARANDI

    Alevi Kültür Derneği yöneticisi Kemal Divrikli’nin cenazesi cemevine getirildiği esnada 10 -15 asker tarafından zor yoluyla ve hukuksuz bir biçimde aranarak rencide edildi.

    Hayatını kaybeden babası için cemevinde yapılan cenaze törenine, katılmak için tutuklu bulunduğu cezaevi idaresine başvuran Doğan Divrikli’nin yasal hakkı olmasına rağmen cezaevi yönetimi tarafından “Cemevleri ibadet yeri değildir” denilerek talebinin reddedilmişti.

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Kemal Divrikli’nin cenaze törenine katılmasına izin verilmeyen oğlu, mahkum Doğan Divrikli ve ailesine yaşatılan ayrımcı tutumla ilgili olarak dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun cevaplaması istemiyle soru önergesi vermişti.

     21 OCAK 2016 / KONAK’TA İMAM ALEVİ YURTTAŞIN SELASINI OKUMADI

    İzmir Kemeraltı Çarşısı’nda esnaf olan Alevi yurttaş V.T, hakka yürüyünce yakınları cemevinden kaldırılacak cenaze için Kemeraltı Camii’nde sela verilmesini istedi. Kemeraltı Camii imamı ise “Alevinin selası okunmaz” diyerek isteği reddetti.

    Yaşananlara ilişkin konuşan Alevi yurttaş Hasan Aslan, Kemeraltı Camii’nde Alevilere ilişkin söylenenleri daha önce de babası vefat ettiğinde duyduğunu belirterek, “Bugün yaşanan olay daha öncede benim başıma geldi. Babam aniden vefat edince bir şok yaşamıştık. Eşe dosta haber verilmesi, cenazenin kalkacağı yer ve saatin bildirilmesi için camii imamına gittik. Orada imamdan duyduğumuz ‘sağlığında hiç camiye gelmedi, Aleviler’in camide selası okunmaz’ sözü bizi ikinci bir kez daha şoka soktu. Konuyu yargıya taşıdık. Dava başlayınca da müftülükten iki kez evimize gelip şikayetimizi geri çekmemizi istediler. Biz açtığımız bu davadan vazgeçmedik ve kazandık. Aldığımız tazminatı da cemevine bağışladık” şeklinde konuşmuştu.

    Tüm bu yaşananlar karşısında cami imamı soruşturmaya tabi tutulmayarak görevine devam etmişti.

    22 KASIM 2016 / CHP’Lİ BAYRAKLI BELEDİYESİ YAMANLAR CEMEVİNE AİT DÜĞÜN SALONUNU YIKTI

    CHP’li Bayraklı Belediyesi, Yamanlar Cemevi’ne tahsis edilmiş olan düğün salonunu yıktı.

    Cemevi üzerinde güç tahsis etmesine izin verilmeyen dönemin Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ’ın bu yıkımı bilinçli gerçekleştirdiği ifade edilmişti. Salon tamamen yıkılırken, salonun içindeki malzemelerin çıkarılmasına da izin verilmedi. İçeride masa, sandalye, klima, projeksiyon gibi binlerce liralık malzeme de yıkımla beraber kullanılamaz hale geldi.

    Yamanlar Cemevi’nin konu ile açtığı davalar devam ediyor.

    5 ARALIK 2017 / MANİSA’DA ALEVİ AİLENİN DUVARINA ÇARPI İŞARETİ ATILDI

    Manisa’da Alevi vatandaşların çoğunlukta olduğu Hafsa Sultan Mahallesi’nde yaşayan  Kazım İnce’nin (77) evinin duvarına kırmızı boyayla çarpı işareti konuldu. İnce, polise şikayette bulunurken, evinin duvarındaki kırmızı işaret ise silindi.

    Kendisine ulaştığımız Kazım İnce soruşturma ile ilgili bir sonuç alınmadığını belirtti.

    19 EKİM 2018 / ÇİĞLİ’DE ALEVİ AİLENİN EVİNE 3 HİLAL ÇİZİLEREK ‘DEFOL’ YAZILDI

    Çiğli Yakakent Mahallesi’nde eşi ve çocukları ile birlikte yaşayan Sinan Can isimli yurttaşın kapısına Alevi ve Kürt kimliği ile siyasi görüşünden dolayı, ‘Defolun’ ve ‘Allahu Ekber’ yazılarak 3 hilal logosu çizildi.

    İki çocuğu ve eşiyle birlikte bir buçuk yıldır yaşadığı evin duvarına yazılan nefret ve tehdit ifadeleri için polise gittiğini, fakat polisin kendisine ‘Bu topraklarda yaşıyorsun. Kötü bir şey değil bunlar’ dediğini aktaran Can, daha önce de motosikletinin yakıldığını, yangının eve de sıçradığını ama hiçbir soruşturma açılmadığını kaydetti.

    Evinin duvarına 3 hilal çizilerek ‘Defolun’ ve ‘Allahu Ekber’ yazıları yazılan inşaat işçisi Sinan Can, polisin bu gelişme karşısındaki ideolojik tutumunu  anlatarak, bu nedenle yaşadıklarına ilişkin herhangi bir suç duyurusunda bulunmak yerine basınla paylaşmayı uygun gördüğünü vurgulamıştı. Soruşturma sonuçsuz kaldı ve failler bulunamadı.

    22 MART 2019 / YAMANLAR’DA 6 AİLENİN EVİ İŞARETLENDİ

    İzmir Bayraklı’da Kürt ve Alevi nüfusunun yoğun olarak yaşadığı Yamanlar Mahallesi’nde 6 evin duvar ve kapıları kimliği belirsiz kişi veya kişilerce çarpı ile işaretlendi.

    Kürt ve Alevilerin yoğun yaşadığı Yamanlar Mahallesi sakinleri, sabah saatlerinde evlerinin duvarlarının ve kapılarının çarpı işareti ile işaretlenmiş olduğunu görmüştü. Toplam 6 hanenin evlerinde görülen işaret halkın tepkisine yol açmıştı.

    Yaşananlar üzerine mahalleliler  polisi araması sonrası olay yerine gelen polislerin tutanak tutarak çarpı işaretlerinin üzerlerini boyaması yurttaşların tepkisine neden olmuştu. Olayın yaşandığı gün Yamanlar’daki aileleri ziyaret HDP Milletvekili Murat Çepni ise faillerin bir an önce bulunması çağrısında bulunmuştu.

    CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, olayı meclis gündemine taşımış ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya “Polisin yeterli ve detaylı araştırma yapmaksızın duvarlardaki işaretleri sildirdiği iddiası doğru mu?” sorusunu yöneltmişti.

    İletişime geçtiğimiz aileler olayın 2. yılına girecek bu olayın faillerin hala bulunamadığını ifade etti.

    1 KASIM 2019 / KARŞIYAKA’DA ALEVİ AİLENİN KAPISINA ‘ALEVİLERE ÖLÜM’ YAZILDI

    İzmir’de yaşayan Yalçın Acar isimli vatandaşın evinin kapısına “Alevilere ölüm” tehdidi yazılarak ve çarpı işareti konuldu.

    Kızlarını okul servisine bindirmek için kapıyı açtığında ‘Alevilere ölüm’ yazısını ve çarpı işaretini gördüğünü söyleyen Acar, kimse ile bir tartışma yaşamadıklarını ifade etmişti.

    Suç duyurusunda bulunduğunu dile getiren Yalçın Acar’a ulaşamadığımız için soruşturmanın durumunu öğrenemedik.

    26 KASIM 2019 /GAZİEMİR’DE ALEVİ AİLENİN DUVARINA ‘DEFOL ALEVİ’ YAZILDI

    İzmir’in Gaziemir ilçesine bağlı Yeşil Mahallesi’nde oturan Şenal ailesinin duvarına kimliği belirsiz kişi veya kişilerce, ‘Defol Alevi’ yazılarak çarpı işareti konuldu.

    Kimliği hala belirlenmeyen kişi veya kişilerce yapılan yazıyı fark eden aile karakola giderek şikayette bulunmuştu.

    Olay yerine gelen polislerin yazıları sildiğini ve kendilerine, ‘Bu iş sarhoşların veya çocukların işidir’ dediklerini aktaran Şenal ailesi, olayın çocuk işi olduğuna inanmadıklarını ve olayın takipçisi olacaklarını vurgulamıştı.

    PİRHA’nın gündeme getirdiği bu haber kısa sürede ülke gündeminde ilk sırayı almış ve alışkın olmadığımız bir şekilde iktidar cephesinden konuya dair açıklamalar geldi.

    Olaya ilişkin ilk olarak açıklama yapan İzmir Valisi  Erol Ayyıldız ise söz konusu mahallede Alevi vatandaşların yaşadığının öğrenildiğini belirterek, “Emniyetimizin yaptığı çalışmada yazının herhangi bir mezhepsel bir durum sebebiyle olmadığı, kavga nedeniyle asayiş olayına dayandığı değerlendirilmektedir. Konuyla ilgili idari ve adli tahkikat devam etmektedir” açıklamasında bulundu ve bu açıklama Alevi kamuoyunda tepki topladı.

    AKP Sözcüsü Ömer Çelik, olay olduğu andan itibaren tüm ilgili birimlerin konuyu yakından takip ettiğini ve olayla ilgili detaylı inceleme yapıldığını öne sürerek, “İçişleri Bakanımız konuyu bizzat takip etmektedir. İzmir Valiliği ve Emniyet birimleri azami hassasiyetle ilgilenmektedir. Dolayısıyla devlet kurumları tarafından bu meselenin ‘birkaç çocuk yapmıştır’ denilerek geçiştirildiği bilgisi kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır” dedi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu‘dan da, “O eve yapılan işareti, kendi evime yapılmış işaret olarak görüyorum. Arkadaşlarımız o kişiyi bulacaktır. İçişleri Bakanlığı olarak bizatihi tarafız bu olaya hukuken de tarafız. Adaletin önüne o kişi çıkacak ve bunun bedelini ödeyecek” açıklaması geldi.

    Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gaziemir’deki işaretleme için, “Bu kapılara bu işaretleri koyanların üzerinde tüm güvenlik teşkilatlarımız özellikle çalışmaktadır ve bunlar yakalandığı zaman da hesabı sorulacaktır” demiş, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise çarpı işaretini kendi evine atılmış saydığını söyleyerek, “Biz İçişleri Bakanlığı olarak bizzat tarafız. Bu kişi bulunacak ve bedelini ödeyecek. Benim bakanlığım döneminde bu tür olaylar çok az yaşandı ama hiçbiri faali meçhul olarak kalmadı. Milletin huzurunu bozmaya kimsenin hakkı yok” ifadelerini kullandı.

    7 yıl önce gündeme gelen ev işaretleme olayları ne medya ne de iktidar cephesinde görünmezken, 2019 yılının 26 Kasım’ında Gaziemir’de bir Alevi yurttaşa ait evin duvarına çarpı işareti atılması sonrasında iktidar cephesinden gelen böyle açıklamalar şaşkınlıkla karşılandı.

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Alevi ailenin evinin işaretlenmesine ilişkin bazı açıklamalarda “talihsiz ifadeler” ve tanımlamaların bulunduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Alevilik tanımı yaptığını” ve bu tanımın aslında bir “asimilasyon” olduğunu söyledi.

    HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları ise, İzmir, Adana ve son olarak Mersin’de Alevi ailelerin evlerinin işaretlenmesini İçişleri Bakanı Soylu’ya sormuş ve  2012’den bu yana Alevi yurttaşların evlerine benzer saldırıların olduğuna dikkat çekerek “Alevi yurttaşlara yönelik yapılan bu saldırıların failleri açığa çıkartılmış mıdır?” sorusunu yöneltmişti.

    Ajans olarak kendilerine ulaştığımız Şenal ailesi soruşturmadan herhangi bir sonucun henüz çıkmadığını ve kendilerini bir şey iletilmediğini dile getirdi.

    19 ARALIK 2020 / MENEMEN’DE DERSİMLİ AİLENİN KAPISINA ÇARPI İŞARETİ ATILDI

    İzmir Menemen’de Dersimli bir ailenin kapısına Maraş Katliamı’nın yıl dönümünü olan 19 Aralık gecesi 01:00 sıralarında çarpı işareti konuldu.

    Yine olayı açığa çıkaran ajansımız PİRHA’ya konuşan ev sahibi Haydar Koç, 19 Aralık Cumartesi gecesi duyduğu ayak sesleri sonrasında kapıyı açtığında bir şey fark etmediğini ancak pazartesi günü işaretlemeyi gördüğünü söylemişti. Koç, “Beni kuşkulandıran bunun Maraş Katliamı’nın yıl dönümüne denk gelmesi. Polisler, ‘çocuklar da yapmış olabilir’ dedi ve fotoğraf çekip gittiler” ifadelerini kullandı.

    30 Aralık 2020 günü tekrardan ulaştığımız ev sahibi Haydar Koç, yürütülen soruşturmadan herhangi bir sonuç çıkmadığını ve kendilerine bir şey iletilmediği bilgisini paylaştı.

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

     

  • HDP’li Bülbül, Alevilere yönelik hak ihlallerini meclise taşıdı

    HDP’li Bülbül, Alevilere yönelik hak ihlallerini meclise taşıdı

    PİRHA – HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, İzmir’de ve ülkenin pek çok yerinde Alevilere yönelik ayrımcılığı soru önergesi ile meclis gündemine taşıdı.

    Halkların Demokratik Partisi Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Alevi yurttaşlara yönelik ayrımcılığa ilişkin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle meclise soru önergesi verdi.

    Bülbül, şunları kaydetti:

    “Türkiye’nin birçok yerinde yıllardır Alevi ailelerin evi kimliği henüz belirlenmeyen şahıslarca çarpı işaretiyle işaretlenip, nefret yazıları yazılmaktadır. Bu illerden biri de İzmir. 2012-2019 yılları arasında İzmir’in 8 farklı ilçesinde resmi kayıtlara göre yaşanan 10 hak ihlalinin 6’sında Alevi yurttaşlara ait toplamda 16 ev işaretlenerek, ölüm tehditleri yazıldığı 2 farklı ilçede ise Alevi mezarlarına yönelik gerçekleşen saldırıda 62 mezar taşı tahrip edildiği anlaşılmaktadır.

    2012 yılında Adıyaman’da başlayan ev işaretleme süreçlerinin sırasıyla Malatya, Çorum, Aydın, Antep, Elazığ, İstanbul, Adana, Kocaeli, Bursa ve İzmir’de devam ettiği, ülke genelinde 32 ayrı yerde 150’’yi aşkın evin işaretlendiği dile getirilmektedir.”

    HAK İHLALLERİ

    Bülbül, 2012 yılından itibaren Alevilere yönelik hak ihlallerini şöyle sıraladı:

    • 16 MART 2012 / Çiğli’de Alevilerin evlerine dini broşürler dağıtıldı
    • 19 MART 2012 / Buca’da 5 Alevi yurttaşın evi işaretlendi
    • 22 EYLÜL 2013 / Bornova’da Alevilere ait 20 mezar tahrip edildi
    • 14 AĞUSTOS 2014 / Selçuk’ta Alevilere ait 42 mezar tahrip edildi
    • 10 HAZİRAN 2015 / Konak’ta DAD ve Dersimliler Derneği’nin kapısı işaretlendi
    • 21 OCAK 2016 / Konak’ta İmam Alevi yurttaşın salasını okumadı
    • 19 EKİM 2018 / Çiğli’de Alevi ailenin evine 3 hilal çizilerek ‘Defol’ yazıldı
    • 22 MART 2019 / Yamanlar’da 6 ailenin evi işaretlendi
    • 1 KASIM 2019 / Karşıyaka’da Alevi ailenin kapısına ‘Alevilere Ölüm’ yazıldı
    • 26 KASIM 2019 /Gaziemir’de Alevi ailenin duvarına ‘Defol Alevi’ yazıldı

     “HANGİ ADIMLAR ATILDI?”

    Önergede şu sorular yer aldı:

    “Bakanlığınız bugüne kadar ev işaretleme biçiminde yaşanan ayrımcılığın cezalandırılması süreci ile ilgili hangi adımları atmıştır?

    Alevi yurttaşlara yönelik ayrımcılığın önlenmesi için ne tür uygulamalar öngörülmektedir?

    Alevilerin yaşam alanlarına ve Sultanbeyli Cemevi’ne yönelik saldırıların benzerlerinin engellenmesi için ne tür tedbirler öngörüyorsunuz?”

    (HABER MERKEZİ)

  • İzmir’de 7 yılda 16 Alevi ailenin evi işaretlendi, 62 mezar tahrip edildi

    İzmir’de 7 yılda 16 Alevi ailenin evi işaretlendi, 62 mezar tahrip edildi

    PİRHA- Alevilere yönelik asimilasyon, baskı, ayrımcılık her geçen gün hız kesmeden devam ediyor. Pir Haber Ajansı PİRHA olarak 2012-2019 yılları arasında İzmir’de yaşanan ev işaretlemeleri ve hak ihlallerini derledik. 

    Türkiye’nin bir çok yerinde yıllardır Alevi ailelerin evi kimli henüz belirlenmeyen şahıslarca çarpı işaretiyle işaretlenip, nefret yazıları yazılıyor.

    bu illerden biri de İzmir. 2012-2019 yılları arasında İzmir’in 8 farklı ilçesinde resmi kayıtlara göre yaşanan 10 hak ihlalinin 6’sında Alevi yurttaşlara ait toplamda 16 ev işaretlenerek, ölüm tehditleri yazıldı. 2 farklı ilçede ise Alevi mezarlarına yönelik gerçekleşen saldırıda 62 mezar taşı tahrip edildi.

    Hak ihlalleri ülkenin dört bir yanında ev işaretlemeleri, zorunlu din dersleri, eğitimde ihlaller, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmemesi ve elektriklerinin kesilmesi, cemevlerine korsan hoparlör takılması, köylere cami dayatması, hizmet verilmemesi, cemevlerini belediyelerin yönetmesi, gözaltı ve tutuklamalar, nefret söylemleri, cenazelere saldırı, mezar yerlerinin tahrip edilmesi, HES-JES projeleri, yaşam alanlarının yasaklı bölge ilan edilmesi, festivallerin yasaklanması ve orman yangınları şeklinde kendini hissettiriyor.

    ÇOCUK İŞİDİR DENİLDİ

    İzmir’de özellikle son 2 yıl içerinde 3 farklı ilçe ve mahallede çok sayıda Alevi yurttaşın evinin işaretlenmesi kamuoyunda büyük yankı uyandırdı ne oluyor sorularını akıllara getirdi.

    Kürt ve Alevilerin yoğun olarak yaşadıkları bu mahallelerde ise evlerin nasıl işaretlendiği ve faillerin kim olduğu bir türlü açığa çıkarılmadı. Dinlenen tanık ve mağdur ifadeleri, izlenen güvenlik kameraları, olay yerinden alınan parmak izleri üzerinden yürütülen soruşturmalar bir türlü sonuca bağlanamadı.

    Adli yargı ve kolluk güçleri tarafından ‘önemsiz bir vaka’ olarak görülen ev işaretlemeleri ‘çocuk ve sarhoşların’ işi olarak kaldı. Ne hikmet ise bu çocuklar, hep Alevilerin evlerini işaretleyip durdu.

    ÇOCUKLAR GECE YARISI BELİRDİ: 62 MEZAR TAHRİP EDİLDİ

    Sistematik olarak özellikle 2012’den beri neredeyse her sene çok kez saldırılar yaşanmaya devam etti. Alevilerin kapısına çarpı işareti atan ‘çocuklar’ ise nedense hiç büyümedi. Aleviler ne de çok çekmişti bu ‘çocuk işlerinden.’ Kapılara, ‘Alevilere Ölüm, Defol Alevi’ yazan bu çocuklar artık bir gece yarısı mezarlıklarda belirmişti.

    Yakın zamanda kendini hissettiren Alevilerin cenazelerine saldırı, yerini mezarları tahrip etmeye bırakmıştı. Yaşamanın da, ölmenin de cehennem ile eş değer anlama getirildiği ülke ortamında Alevilere mezarda olmak dahi suçtu. Adana ve  İstanbul’da Alevi mezarlarına başlayan saldırılar, İzmir’in Bornova ve Selçuk ilçelerinde bulunan iki mezarlıkta da devam etti.

    2013 ve 2014’te gerçekleşen bu saldırılarda Alevilere ait toplamda 62 mezar tahrip edildi.

    İZMİR’DE 7 YILDA 16 ALEVİ AİLENİN EVİ İŞARETLENDİ

    2012 yılında Adıyaman’da başlayan ev işaretleme süreçleri sırasıyla Malatya, Çorum, Aydın, Antep, Elazığ, İstanbul, Adana, Kocaeli, Bursa ve İzmir’de devam etti. Ülke genelinde 32 ayrı yerde 150’’yi aşkın ev işaretlendi. Dönemin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda milletvekillerinin Alevi yurttaşların evlerinin işaretlenmesine ilişkin sorduğu soruyu, “Çocuklar bilgisayar oyunu Counter Strike’tan etkilenerek evleri işaretlemiş” şeklinde cevaplamış ve Aleviler tarafından sert şekilde karşılanmıştı.

    İzmir’de ise 2012 ve 2019 yılları arasında yaşanan 6 işaretleme vakasında, Alevi yurttaşlara ait 16 eve çarpı işareti atılarak, ‘Defol Alevi, Alevilere Ölüm, Allahu Ekber’ diye tehdit içeren yazılar yazıldı.

    İKTİDAR İLK DEFA KELAM ETTİ

    7 yıl önce gündeme gelen ev işaretleme olayları ne medya ne de iktidar cephesinde görünmezken, 2019 yılının 26 Kasım’ında Gaziemir’de bir Alevi yurttaşa ait evin duvarına çarpı işareti atılması sonrasında ülke gündeminde ilk sırayı aldı, çokça konuşuldu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gaziemir’deki işaretleme için, “Bu kapılara bu işaretleri koyanların üzerinde tüm güvenlik teşkilatlarımız özellikle çalışmaktadır ve bunlar yakalandığı zaman da hesabı sorulacaktır” dedi, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise çarpı işaretini kendi evine atılmış saydığını söyleyerek, “Biz İçişleri Bakanlığı olarak bizzat tarafız. Bu kişi bulunacak ve bedelini ödeyecek. Benim bakanlığım döneminde bu tür olaylar çok az yaşandı ama hiçbiri faali meçhul olarak kalmadı. Milletin huzurunu bozmaya kimsenin hakkı yok” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, polislerin olay yerinde evi işaretlenen aileye söylediği, ‘Çocuk veya sarhoşların işidir’  sözüne nedense hiç değinmeyerek ‘Alevi’ kelimesini bile kullanmadı.

    Olayın üzerinden tamı tamına 21 koca gün geçmesine rağmen hala failler ortaya çıkarılmadı.

    Pir Haber Ajans (PİRHA) olarak 2012-2019 yılları arasında İzmir’de yaşanan ev işaretlemeleri ve hak ihlallerini derledik. Olayın mağdurlarıyla yeniden iletişime geçmeye çalışarak hukuki süreçlerin nasıl işlediğini sorduk.

    İşte hak ihlalleri, yaşananlar ve hukuki süreçlerin durumu:

    16 MART 2012 / Çiğli’de Alevilerin evlerine dini broşürler dağıtıldı

    İzmir’in Çiğli ilçesi Harmandalı semtinde Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Cumhuriyet Mahallesi’nde vatandaşların evlerinin kapılarına asılı dini içerikli notlar bulundu. Notlarda İslam’a riayet edilmesi, namaz kılınması ve bunların yerine getirmeyenin müşrik sayılacağını yazılmıştı.

    Meclis’te Sivas Davası’nın 19. yılında (2012) katliamcıların avukatlığını da yapmış olan AKP milletvekili Ali Aşlık, “Orada yargılananların büyük bir kısmı, orada yananlar kadar masumdur” dedikten sonra “Çiğli’de yaşanan olayda, bir apartmanda bildiri dağıtıldı. Ve bu apartmanda yaşayanlara “Sünni’sine de Alevi’sine de aynı broşür dağıtılmış” diyerek konuyu normalleştirdi.

    Olay, Adıyaman’daki işaretlemelerden sonra yaşandı. Soruşturmalar sonuçsuz kaldı, failler bulunamadı.

    19 MART 2012 / Buca’da 5 Alevi yurttaşın evi işaretlendi

    İzmir’in Buca ilçesine bağlı Göksu Mahallesi’nde 5 Alevi yurttaşın evi işaretlendi. İşaretleri ilk olarak bir Alevi yurttaş maç dönüşünde gece yarısı fark etti. Adıyaman’daki ev işaretlemelerin ardından içinde kuşku olan yurttaş kapısında 5-6 cm büyüklüğünde bir numara gördü. Akrabalarının ve mahallede tanıdığı Alevilerin evlerini de kontrol eden yurttaş, onların da evlerinin numaralandığını fark etti. Bunun üzerine yurttaşlar, durumu polise şikayet etti. Polis, bölgede incelemeler yaptı.

    Güvenlik nedeniyle o dönem ismini vermeyen yurttaş Alevilerin Sivas davasında zamanaşımı kararından sonra döneminin Başbakanı Erdoğan’ın “hayırlı olsun” açıklaması ve Adıyaman’daki saldırı üzerine İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in “çocuklar yapmış olabilir” yorumu nedeniyle günlerdir tedirgin olduklarını ifade etmişti.

    Evi işaretlenen yurttaşın anlattığına göre saat 23.00’da kapıda herhangi bir işaret bulunmuyordu. İşaretler fark edildiğinde saat 00.30’du. İşaretlemelerin bu saatler arasında yapılmış olduğuna dikkat çeken yurttaş, “Çocuklar bu saatlerde yataklarında olur. Bu işaretleri gece yarısı, çocuklar yapmış olamaz” uyarısında bulunmuştu.

    Soruşturma her zamanki gibi sonuçsuz kaldı, failler bulunamadı.

    22 EYLÜL 2013 / Bornova’da Alevilere ait 20 mezar tahrip edildi

    İzmir’in Bornova İlçesi’nde özellikle Sivaslı Alevilere ait 20’ye yakın mezar kimliği belirlemeyen kişi veya kişilerin saldırısı sonucu tahrip edildi.

    Naldöken Mahallesi’ndeki mezarlıkta olaydan yaklaşık bir ay önce nöbetçi kulübesi ateşe verilmişti. 22 Eylül günü mezarlığa giden vatandaşlar bu kez de yakınlarına ait mezar taşlarının kırılıp tahrip edildiğini görmüş ve ihbar üzerine mezarlığa giden polis ekipleri inceleme başlatmıştı.

    Hepsi de Alevi olanların bulunduğu yaklaşık 20 mezarın zarar gördüğü tespit edilmiş ve tutanak düzenlenmişti. Saldırı aileleri öfkelendirirken, mezarlıkta toplanan Aleviler olayın siyasi olduğunu ve faillerin bir an önce bulunmasını istemişti

    Olaydan sonra Alevilere ait mezar taşlarının kırılması, Naldöken Kültür Derneği, Sivas Dernekleri Federasyonu ve İmranlılılar Derneği (İMDER) tarafından düzenlenen açıklamayla kınanmıştı.

    Kendilerine ulaştığımız aileler soruşturmanın sonuçsuz kaldığını ve faillerin halen bulunamadığını ifade etti.

    14 AĞUSTOS 2014 / Selçuk’ta Alevilere ait 42 mezar tahrip edildi

    İzmir’in Selçuk İlçesi, Zeytinköy Mahallesi’nde Aleviler’e ait olduğu belirlenen 42 mezar, kimliği belirsiz kişi veya kişilerce tahrip edildi.

    290 hane, 852 nüfuslu dağ köyü Zeytinköy’deki bazı mezar taşlarının kırıldığını, mezarlara zarar verildiğini fark eden köylüler durumu jandarmaya bildirmişti.

    Saldırıya tepki gösteren köy halkı, Alevi Kültür Dernekleri Şelçuk Şubesi ve kitle örgütleri köy meydanında toplanarak mezarlığa yürümüş ve mezarlıkta yapılan açıklamayı okuyan Alevi Kültür Dernekleri Selçuk Şube Başkanı Düzgün Çelik, Alevi mezarlarına siyasi bir amaçla saldırıldığını ifade etmişti.

    Jandarma, soruşturmanın sürdüğünü belirtip, mezarları tahrip eden kişi veya kişilerin yakalanması için çalışmaların sürdüğünü bildirmişti.

    Soruşturma sonuçsuz kaldı ve failler bulunamadı.

    10 HAZİRAN 2015 / Konak’ta DAD ve Dersimliler Derneği’nin kapısı işaretlendi

    İzmir Çankaya’da bulunan Demokratik Alevi Derneği (DAD) İzmir Şubesi ve Dersim Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin bulunduğu binanın dış kapısına kimliği belirsiz kişi yada kişilerce çarpı işareti konuldu.

    Derneğe gittikleri sırada işareti fark eden dernek yöneticileri, halkların karşı karşıya getirilmek istendiğini dile getirmişti.

    Olay yerinin İzmir’in merkezinde bulunması ve güvenlik kameralarını ile denetliyor olmasına rağmen bu olayda sonuçsuz kaldı ve failler bulunmadı.

    21 OCAK 2016 / Konak’ta İmam Alevi yurttaşın selasını okumadı

    İzmir Kemeraltı Çarşısı’nda esnaf olan Alevi yurttaş V.T, hakka yürüyünce yakınları Cemevinden kaldırılacak cenaze için Kemeraltı Camii’nde sela verilmesini istedi. Kemeraltı Camii imamı ise “Alevinin selası okunmaz” diyerek isteği reddetti.

    İzmir’in Konak ilçesindeki Kemeraltı Çarşısı’nda yirmi yıldır esnaf olan Alevi olan V.T, 21 Ocak sabahı hakka yürümüş , V.T’nin çarşıdaki esnaf arkadaşları ve çalışanları Konak Müftülüğü’ne bağlı Kemeraltı Camii’nde, çarşı esnafının da ölümden haberdar olması için sela verdirmek istemişti.

    Yaşananlara ilişkin konuşan Alevi yurttaş Hasan Aslan, Kemeraltı Camii’nde Alevilere ilişkin söylenenleri daha önce de babası vefat ettiğinde duyduğunu belirterek, “Bugün yaşanan olay daha öncede benim başıma geldi. Babam aniden vefat edince bir şok yaşamıştık. Eşe dosta haber verilmesi, cenazenin kalkacağı yer ve saatin bildirilmesi için camii imamına gittik. Orada imamdan duyduğumuz ‘sağlığında hiç camiye gelmedi, Aleviler’in camide selası okunmaz’ sözü bizi ikinci bir kez daha şoka soktu. Konuyu yargıya taşıdık. Dava başlayınca da müftülükten iki kez evimize gelip şikayetimizi geri çekmemizi istediler. Biz açtığımız bu davadan vazgeçmedik ve kazandık. Aldığımız tazminatı da cemevine bağışladık” şeklinde konuşmuştu.

    Tüm bu yaşananlar karşısında cami imamı soruşturmaya tabi tutulmayarak görevine devam etmişti.

    19 EKİM 2018 / Çiğli’de Alevi ailenin evine 3 hilal çizilerek ‘Defol’ yazıldı

    Çiğli Yakakent Mahallesinde eşi ve çocukları ile birlikte yaşayan Sinan Can isimli yurttaşın kapısına Alevi ve Kürt kimliği ile siyasi görüşünden dolayı, ‘Defolun’ ve ‘Allahu Ekber’ yazılarak 3 hilal logosu çizildi.

    İki çocuğu ve eşiyle birlikte bir buçuk yıldır yaşadığı evin duvarına yazılan nefret ve tehdit ifadeleri için polise gittiğini, fakat polisin kendisine ‘Bu topraklarda yaşıyorsun. Kötü bir şey değil bunlar’ dediğini aktaran Can, daha önce de motosikletinin yakıldığını, yanığının eve de sıçradığını ve polisin bu olayın da üzerini kapattığını aktarmıştı.

    Evinin duvarına 3 hilal çizilerek ‘Defolun’ ve ‘Allahu Ekber’ yazıları yazılan inşaat işçisi Sinan Can, polisin bu gelişme karşısındaki ideolojik tutumunu  anlatarak, bu nedenle yaşadıklarına ilişkin herhangi bir suç duyurusunda bulunmak yerine basınla paylaşmayı uygun gördüğünü vurgulamıştı.

    Soruşturma sonuçsuz kaldı ve failler bulunamadı.

    22 MART 2019 / Yamanlar’da 6 Ailenin Evi İşaretlendi

    İzmir Bayraklı’da Kürt ve Alevi nüfusunun yoğun olarak yaşadığı Yamanlar Mahallesi’nde 6 evin duvar ve kapıları kimliği belirsiz kişi veya kişilerce çarpı ile işaretlendi.

    Kürt ve Alevilerin yoğun yaşadığı Yamanlar Mahallesi sakinleri, sabah saatlerinde evlerinin duvarlarının ve kapılarının çarpı işareti ile işaretlenmiş olduğunu görmüştü.  Toplam 6 hanenin evlerinde görülen işaret halkın tepkisine yol açmıştı.

    Yaşananlar üzerine mahalleliler  polisi araması sonrası olay yerine gelen polislerin tutanak tutarak çarpı işaretlerinin üzerlerini boyaması yurttaşların tepkisine neden olmuştu. Olayın yaşandığı gün Yamanlar’daki aileleri ziyaret HDP Milletvekili Murat Çepni ise faillerin bir an önce bulunması çağrısında bulunmuştu.

    CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, olayı meclis gündemine taşımış ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya “Polisin yeterli ve detaylı araştırma yapmaksızın duvarlardaki işaretleri sildirdiği iddiası doğru mu?” sorusunu yöneltmişti.

    Beko, olaya ilişkin “Toplumsal infial yaratacak bu gibi olaylara karşı emniyet ve İçişleri Bakanlığının daha dikkatli çalışma yapması gerekir. Mahallenin MOBESE kameraları özenle incelenmeli, deliller karartılmadan suçluların yakalanması, olayların daha fazla büyümemesi, İzmir’in ve ülkenin huzuru için sağlanmalıdır” değerlendirmesi yapmıştı.

    İletişime geçtiğimiz aileler olayın üzerinden yaklaşık 9 ay geçmesine rağmen failler hala bulunamadığını ifade etti.

    1 KASIM 2019 / Karşıyaka’da Alevi Ailenin Kapısına ‘Alevilere Ölüm’ Yazıldı

    İzmir’de yaşayan Yalçın Acar isimli vatandaşın evinin kapısına “Alevilere ölüm” tehdidi yazılarak ve çarpı işareti koyuldu.

    Kızlarını okul servisine bindirmek için kapıyı açtığında ‘Alevilere ölüm’ yazısını ve çarpı işaretini gördüğünü söyleyen Acar, kimse ile bir tartışma yaşamadıklarını ifade etmişti.

    Suç duyurusunda bulunduğunu dile getiren Yalçın Acar’a ulaşamadığımız için soruşturmanın durumunu öğrenemedik.

    26 KASIM 2019 /Gaziemir’de Alevi Ailenin Duvarına ‘Defol Alevi’ Yazıldı

    İzmir’in Gaziemir ilçesine bağlı Yeşil Mahallesi’nde oturan Şenal ailesinin duvarına kimliği belirsiz kişi veya kişilerce, ‘Defol Alevi’ yazılarak çarpı işareti konuldu.

    Kimliği hala belirlenmeyen kişi veya kişilerce yapılan yazıyı fark eden aile karakola giderek şikayette bulunmuştu.

    Olay yerine gelen polislerin yazıları sildiğini ve kendilerine, ‘Bu iş sarhoşların veya çocukların işidir’ dediklerini aktaran Şenal ailesi, olayın çocuk işi olduğuna inanmadıklarını ve olayın takipçisi olacaklarını vurgulamıştı.

    Ajansımız PİRHA’nın gündeme getirdiği bu haber kısa sürede ülke gündeminde ilk sırayı almış ve alışkın olmadığımız bir şekilde iktidar cephesinden konuya dair açıklamalar geldi.

    Olaya ilişkin ilk olarak açıklama yapan İzmir Valisi  Erol Ayyıldız ise söz konusu mahallede Alevi vatandaşların yaşadığının öğrenildiğini belirterek, “Emniyetimizin yaptığı çalışmada yazının herhangi bir mezhepsel bir durum sebebiyle olmadığı, kavga nedeniyle asayiş olayına dayandığı değerlendirilmektedir. Konuyla ilgili idari ve adli tahkikat devam etmektedir” açıklamasında bulundu ve bu açıklama Alevi kamuoyunda tepki topladı.

    AKP Sözcüsü Ömer Çelik, olay olduğu andan itibaren tüm ilgili birimlerin konuyu yakından takip ettiğini ve olayla ilgili detaylı inceleme yapıldığını öne sürerek, “İçişleri Bakanımız konuyu bizzat takip etmektedir. İzmir Valiliği ve Emniyet birimleri azami hassasiyetle ilgilenmektedir. Dolayısıyla devlet kurumları tarafından bu meselenin ‘birkaç çocuk yapmıştır’ denilerek geçiştirildiği bilgisi kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır” dedi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu‘dan da, “O eve yapılan işareti, kendi evime yapılmış işaret olarak görüyorum. Arkadaşlarımız o kişiyi bulacaktır. İçişleri Bakanlığı olarak bizatihi tarafız bu olaya hukuken de tarafız. Adaletin önüne o kişi çıkacak ve bunun bedelini ödeyecek” açıklaması geldi.

    Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gaziemir’deki işaretleme için, “Bu kapılara bu işaretleri koyanların üzerinde tüm güvenlik teşkilatlarımız özellikle çalışmaktadır ve bunlar yakalandığı zaman da hesabı sorulacaktır” demiş, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise çarpı işaretini kendi evine atılmış saydığını söyleyerek, “Biz İçişleri Bakanlığı olarak bizzat tarafız. Bu kişi bulunacak ve bedelini ödeyecek. Benim bakanlığım döneminde bu tür olaylar çok az yaşandı ama hiçbiri faali meçhul olarak kalmadı. Milletin huzurunu bozmaya kimsenin hakkı yok” ifadelerini kullandı.

    7 yıl önce gündeme gelen ev işaretleme olayları ne medya ne de iktidar cephesinde görünmezken, 2019 yılının 26 Kasım’ında Gaziemir’de bir Alevi yurttaşa ait evin duvarına çarpı işareti atılması sonrasında iktidar cephesinden gelen böyle açıklamalar şaşkınlıkla karşılandı.

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Alevi ailenin evinin işaretlenmesine ilişkin bazı açıklamalarda “talihsiz ifadeler” ve tanımlamaların bulunduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Alevilik tanımı yaptığını” ve bu tanımın aslında bir “asimilasyon” olduğunu söyledi.

    HDP’li Tülay Hatimoğulları ise, İzmir, Adana ve son olarak Mersin’de Alevi ailelerin evlerinin işaretlenmesini İçişleri Bakanı Soylu’ya sormuş ve  2012’den bu yana Alevi yurttaşların evlerine benzer saldırıların olduğuna dikkat çekerek “Alevi yurttaşlara yönelik yapılan bu saldırıların failleri açığa çıkartılmış mıdır?” sorusunu yöneltmişti.

    Ajans olarak kendilerine ulaştığımız Şenal ailesi soruşturmadan herhangi bir sonucun henüz çıkmadığını ve kendilerini bir şey iletilmediğini dile getirdi.

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR