Etiket: Alevilikte kadının yeri

  • ‘Kurumlarımızda kadınlara daha fazla yer açmalıyız’ -VİDEO

    ‘Kurumlarımızda kadınlara daha fazla yer açmalıyız’ -VİDEO

    PİRHA- PSAKD Diyarbakır Şubesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla cemevinde etkinlik gerçekleştirdi. Alevilikte kadının yeri ve 8 Mart’ın önemine ilişkin konuşmaların yapıldığı etkinlikte, emekçi kadınlar gününün aslında bir protesto günü olduğu vurgulandı. Alevilik inancında her canlının eşit olduğu da söylenen konuşmalarda, Alevi kurumlarında kadınların daha çok yer alması gerektiğine dikkat çekildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla ccemevndeetkinlik gerçekleştirdi.

    Etkinliğin yapıldığı cemevi bahçesine ‘Gülistan Doku Nerede?’, ‘Kırklar Meclisi’nde bizde vardık’, ‘Jin, Jîyan, Azadî’ dövizleri asıldı. Etkinliğe Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) il yönetiminde görev alan kadınlar da katıldı.

    Emek mücadelesinde yaşamını yitiren kadınlar için yapılan saygı duruşunun ardından programın açılış konuşmasını PSAKD Diyarbakır şubesi üyelerinden Selvi Platin yaptı.

    “TARİHTE KADINLAR DAHA İYİ YAŞAM ŞARTLARI İÇİN DİRENDİLER”

    Platin konuşmasında şunları dile getirdi:

    “1857 yılında Amerika’da 400 kadın işçi, daha iyi koşullarda çalışmak istemesi üzerine bir ayaklanma çıkarır. Polislerin müdahale etmesi üzerine ayaklanma kontrol edilemez bir hal alır ve fabrikada yangın çıkar. Yangında polislerin kurduğu bariyerlerden geçemeyen 129 işçi yanarak hayatını kaybeder. Kadınların daha iyi yaşam standartlarına sahip olmak için çıkardıkları bu ayaklanma yıllar boyu emekçi kadınların günü olarak kutlanmaktadır.”

    “EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ TÜKETİM ÇILGINLIĞINA DÖNMÜŞTÜR”

    Program kapsamında konuşan PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkan Yardımcısı Ayfer Artan ise söz alarak, kadınların daha iyi yaşam standartlarına kavuşmasının ve emekçi kadınlar gününün kutlanmasının günümüzde farklı bir çılgınlığa doğru gittiğini belirterek şunları kaydetti:

    “1910 yılında kapitalist sistemin işçiler üzerinde sömürü elde ederek zenginleşmesini emekçi kadınların burjuvaziye olan direncinin simgesi olan 8 Mart günü günümüzde insanların tüketim çılgınlığına dönmektedir. Bunlar farklı oyunlarla cinsiyet ayrımcılığıyla devam etmektedir. Bugün ‘Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ olarak değil yavaş yavaş ‘Dünya Kadınlar Günü’ oluyor. Kutlamalar, oyunlar, eğlenceler… Aslında bu bir anmadır, bu bir protestodur. Bunu iyi algılamak lazım. Bunun yavaş yavaş amacından çıkmasına emekçi kadınlar olarak hayır dememiz lazım. Ataerkil kapitalist sistemin yarattığı eşitsizliğin derinleştiği bu 8 Mart dünyanın dört bir yanında kadınlarla ayrımcılığa, şiddete ve güvencesizliğe karşı itirazlarımızı, sözlerimizi, taleplerimizi buluşturduğumuz ve ‘Başka bir dünya mümkün’ çağrısını yinelediğimiz bir yıl olsun.”

    “ERKEKLİK FAY HATTINI KIRMALIYIZ”

    Dinlerin birçoğunda erkek hegemonyasının fazla olduğunu belirten Artan; “Ama Alevilikte kadını, erkeği eşit olarak görüyoruz. Asıl olan yoldur bizde, yol da kadındır. Alevi meclisinde kadın, erkek yoktur. İnsan vardır, canlar vardır, erenler vardır. Aleviler herkese can gözüyle bakar. Asimilasyona karşı ısrarla dur demeliyiz. Kadıncıl Alevilik inancı Alevi toplumu tarafından öğrenilmeli, öğretilmeli, içselleştirilmelidir. Böyle olduğunda ancak Alevilikte erkeklik fay hattı kırılır ve yol alınır. Dünyada ve ülkemizde gerçekten de kadın olmak zordur. Bunun için adil, özgür, laik ve barış içinde yaşayacağımız bir dünyayı yaratmalıyız. Kurtuluşumuzun kendi ellerimizde olduğunu biliyoruz. Evde, işte, sokakta, bizleri yok sayanlara karşı direnmeye devam edeceğiz. 8 Mart’ın ücretli izin günü sayılmasını, kadına yönelik her türlü şiddeti önleyici yasal önlemlerin acilen alınması gerektiğini hep söylüyoruz. Ama ülkemizde var olan İstanbul Sözleşmesi bile kaldırılmıştır. Eğitim alanı başta olmak üzere kamusal alanlarının tümüne yayılan cinsiyet ayrımı politikalarından vazgeçilmesi, eşit işe eşit ücret sağlanması için biz her yerdeyiz. Vardık, var olacağız. Bu yolda birimiz kırkımız için, kırkımız birimiz için. Kadıncık Ana aşkı ile selamlıyorum sizleri” diye konuştu.

    “BUGÜN KADINLAR TARİH YAZDI”

    Etkinliğe katılan eğitimci-yazar Birsen İnal da şunları dile getirdi:

    “Bugünün anlamını halaylarla, zılgıtlarla elbette ki sesimizi yükselterek duyuracağız. Fakat bundan ziyade bugünü kafasına silah dayatılan kadınların, ezilen kadınların, şiddet gören kadınların, eve mahkûm edilen kadınların, eşit çalıştığı halde eşit ücret almayan kadınların tarihinin yarattığı bir gün olarak anmak istiyorum.”

    “BUGÜN KADINLARIN PROTESTO GÜNÜDÜR”

    HDP Diyarbakır il yönetiminden Handan Çelik de söz alarak şunları söyledi:

    “Aslında günün anlam ve önemi kadın günü değil, bir kadın protestosu. Kadın savunucusu Clara Zetkin’in öncülüğünde ve 129 kadın arkadaşın bir fabrikanın içinde eşit hak, eşit yaşam statüsü için verdikleri direnişle yakılarak dünyaya ilan edilen günün, aslında kadın günü değil bir kadın yaşam savaşının iradesinin ortaya çıkan göstergesidir. Bizim coğrafyamızda özellikle Kürt kadının üzerinde olan egemen sistem ve özellikle egemen sistemin erk zihniyetinin kadına dayattığı eşit olmayan bir yaşam statüsü ve zindanlardaki kadın arkadaşlarımız, evlere tıkılan kadın arkadaşlarımız, tacize uğrayan kadın arkadaşlarımız var. Bugünün aslında kadın günü değil, birer kadın protesto günü olarak ilan etmemiz gerekiyor.”

    “POST KİMSENİN TAPULU MALI DEĞİL”

    PSAKD Diyarbakır şubesi üyelerinden Zeynep Yavaş da söz alarak Alevilikte kadın erkek eşitliğine değindi ve şunları aktardı:

    “Ritüellerimizde hep söylüyoruz. Kadın, erkek, bizler eşitiz. Cemlerimizi, ibadetlerimizi, kadın, erkek, beraber yapıyoruz. Ama günlük yaşama bunu ne kadar aktarabiliyoruz? Bunu biraz sorgulamak gerektiğini düşünüyorum. Özellikle de postun sadece bir cinse aitmiş gibi sanki tapulu mallarıymış gibi kullanılmasından da rahatsızım. Bir kadın ile bir erkeğin muhakkak cem yürütülürken yan yana durması gerektiğine inanıyorum. Eğer aktif olarak kadın yer almıyorsa bile daha görünür olması gerektiğini düşünüyorum. Bu anlamda Alevi canlara buradan çağrımdır. Bütün alanlarda sadece cemde değil, dedelik ve analık erkânında da bütün on iki hizmetin bütün alanlarında da kadınların daha fazla aktif olması gerektiğini düşünüyorum.”

    Cemevi bahçesinde yapılan 8 Mart etkinliği Koma Ma’nın müzik dinletisiyle son buldu.

    Program bitiminde PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkan Yardımcısı Ayfer Artan, Alevilikte kadının yerine ve 8 Mart’a ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “KURUMLARIMIZDA KADINLARA DAHA FAZLA ALAN AÇMALIYIZ”

    Alevilikte kadının yeri ve 8 Mart’a gününe ilişkin değerlendirmelerde bulunan Artan şunları dile getirdi:

    “Alevi toplumunda kadın erkek eşittir, candır. Bizde kadınlar ayrı bir statüde erkekler ayrı bir statüde yer almamaktadır. Cemde herkes candır. Biz de eşit başkanlık sistemi yıllar öncesi Alevilik var olduğundan beri var. Cemde pir ana, pir dede yürütmekteydi cemleri. Pir ana olmadığı zaman cem yürütülmezdi. Bir posta oturduğunda bir tarafında dede, bir tarafında ana oturduktan sonra cem yapılırdı. Hatta Kırklar Cemi’nde 40 tanesinin 17 tanesinin kadın olması, kadına verilen değerin göstergesidir. Kurumlarımızda ne kadar yapıyoruz bunu? Kurumlarda elimizden geldiği kadar kadın canlarımızı yönetime veya diğer tüm alanlara aktif hale getirmeye çalışıyoruz ama toplumumuzda erkek hegemonyası içerisinde bunu ne kadar başarabiliyoruz? Bu tartışılabilir. Alevi kurumlarının bu kadar üzerine gidilmesinin bir sebebi de bu. Çünkü diğer dinlerde kadına bu kadar değer verilmezken Alevi toplumunda, inancında kadına büyük saygı, büyük hürmet vardır. Çünkü biz canız. Nazarımızda ayrılık söz konusu değildir.”

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün kapitalizmin bir harcama çılgınlığı olmadığını söyleyen Artan son olarak; “Bugün bütün emekçilerin kadınlar günüdür. Bu bir anmadır, bu bir protestodur, bu bir kutlamadır” dedi.

    “KADINLARIN DÜNYA ÜZERİNDEKİ EMEKLERİ İNKAR EDİLEMEZ”

    Daha sonra söz alan Dede Kargın Ocağı’ndan Musa Kargın Dede, Alevilikte kadının önemine vurgu yaparak şunları aktardı:

    “Tüm kadınlar emekçidir canlar. Tüm kadınların dünya üzerindeki emekleri inkâr edilemez. Onun içindir ki bizim kadınların önünde saygıyla eğilmemiz gerekiyor. Çünkü onlar anadır. Ananın duygusu dünyada her şeyden üstündür. Bu muhasebe edilemez. Bunun değerine paha biçilemez. Onun için kadınlar var ise tüm insanlar var demektir. Biz illa bir günle bunu geçiştirirsek bu tüm insanların birer eksikliği olur. Tüm anaların önünde Saygıyla eğiliyorum. Hürmetlerimi bildiriyorum. Aşkı niyazlarımı bildiriyorum.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

  • PSAKD Kadın Meclisi Antalya’da ‘Kadın çalıştayı’nda buluşuyor

    PSAKD Kadın Meclisi Antalya’da ‘Kadın çalıştayı’nda buluşuyor

    PİRHA-PSAKD Kadın Meclisi Antalya’da 5-6-7 Kasım tarihlerinde çalıştay gerçekleştirecek. Düzenlenecek çalıştayda, Alevi toplumunda kadının yeri ve Alevi kadınların yapacakları çalışmalar konuşulacak. Çalıştayda, toplumsal cinsiyet eşitliği ve Alevilikte kadının yeri üzerine seminerler de düzenlenecek. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisi Antalya’da düzenleyecekleri çalıştayla bir araya gelecek. Kadın Meclisi’nin düzenleyeceği çalıştay, 5-6-7 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek.

    Çalıştayda, Alevi toplumunda kadının yeri ve Alevi kadınların yapacakları çalışmalar konuşulacak. Ayrıca Kadın Meclisi’nin yönetiminde yer alacak olan kadınlar için seçim yapılacak. Çalıştaya, PSAKD Örgütlenme Sekreteri Hasibe Akpınar, PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, HBVAKV Genel Başkanı  Ercan Geçmez, Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen, kadın örgütleri temsilcileri, gazeteciler, yazarlar ve akademisyenler konuşmacı olarak katılacak. Çalıştayda, toplumsal cinsiyet eşitliği ve Alevilikte kadının yeri üzerine seminerler de düzenlenecek.

    ÇALIŞTAYIN PROGRAMI BELLİ OLDU

    PSAKD Kadın Meclisi’nin düzenleyeceği çalıştayın programı ise şu şekilde olacak;

    BİRİNCİ GÜN |05 KASIM 2021 CUMA

    19:00 – 19:30: Kadınlara Masallar – Satı Varol

    19:30 – 20:30: Öteki, Beriki : Günlük Yaşamda Alevi Kadınların Maruz Kaldığı Ayrımcı Dil Üzerine

    Sohbetler ve İnteraktif Anket – Elifcan Koçyiğit

    20:30 – 22:30: Alevi Örgütlerinde Kadın Olmak ve Kadınların Alevi Örgütlerinden Beklentileri – PSAKD Kadın Meclisi

    Kadın Meclisi Yürütmesinin Seçimi – PSAKD Kadın Meclisi

    İKİNCİ GÜN | 06 KASIM 2021 CUMARTESİ

    09:30 – 10:30: PSAKD Örgütlenme Sekreteri Hasibe Akpınar, PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, HBVAKV Genel Başkanı  Ercan Geçmez, Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen

    10:30 – 12:30: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Kadın Hakları ve Kadınların Güçlenmesinin Desteklenmesine Yönelik Politikaların Savunuculuğu – Uçan Süpürge Derneği Başkanı Selen Doğan

    Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Biz – Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Başkanı İlyas Ali Daştan

    Dijital Zorbalık ve Ayrımcılıkla Mücadele – Uçan Süpürge Derneği Başkanı Selen Doğan

    Alevi Kadınlar Konuşuyor (Soru – Cevap)

    13:30 – 15:00: Alevilik, Kadın Ve Örgütlerimiz – Moderatör Yıldız Yılmaz

    Eşikten Bu Yan’da Kadınlar – Prof. Dr. Bedriye Poyraz

    Bir Gazeteci Bakışıyla Alevi Örgütlerinde Kadın – Gazeteci Kelime Ata

    Azınlık İnançlarına Mensup Kadınların Uğradığı Nefret Söylemi – Alevi Aktivist Çilem Küçükkeleş

    Alevi Kadınlar Konuşuyor (Soru – Cevap)

    15:00 – 15:20: Kahve ve Çay Arası

    15:30 – 17:00: Kadın, Laiklik ve Cumhuriyet – Moderatör Yıldız Yılmaz

    Kadınlara, Çocuklara Yönelik Şiddet ve Laiklik – Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Av. Müjde Tozbey Erden

    Kadın, Laiklik ve Cumhuriyet – Av. Şenal Sarıhan

    Alevi Kadınlar Konuşuyor (Soru – Cevap)

    ÜÇÜNCÜ GÜN | 07 KASIM 2021 PAZAR

    09:30- 15:00: Abdal Musa Ziyareti Ve Cem Ana Sevim Yalıncakoğlu

    PİRHA/ANTALYA

  • Abdal Musa Dergahı Postnişini Eriş: Kadınsız cem, kadınsız yaşam olmaz-VİDEO

    Abdal Musa Dergahı Postnişini Eriş: Kadınsız cem, kadınsız yaşam olmaz-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Dergahı postnişini Hüseyin Eriş yaptıkları cemin tarihini ve kadınların erkanlardaki yerine dair PİRHA’ya konuştu. Eriş, “Bizim erkanlarımızın da, Aleviliğin de, Bektaşiliğin de bugünkü İslam anlayışıyla arasında çok farklar var. Bizim inancımızda kadının yeri eşitimizdir hep. O yüzden kadınsız cem, kadınsız ibadet, kadınsız yaşam olmaz” dedi.

    Abdal Musa Dergahı postnişini ve dedelik görevi yapan Hüseyin Eriş yaptıkları cem erkanının tarihini ve kadınların erkanlardaki yeri üzerine konuşarak kadını temel alan bir anlayıştan geldiklerini ve kadınlar olmadan yaşamın olmayacağını belirtti.

    “KADINCIK ANA’NIN YORUMLADIĞI ŞEKİLDE BEKTAŞİYİZ”

    Abdal Musa Dergahı postnişini olduğunu ve 1997 yılından bu yana da dergahın hizmetlerini inançsal boyutta götürmeye çalıştığını ifade eden Eriş şunları dile getirdi:

    “Cem erkanlarında posta oturuyoruz. Ayrıca bizdeki cem erkanları biraz daha farklı oluyor. Bektaşi erkanı bizimki. İlk erkanı Abdal Musa Kaygusuz ve Kadıncık Ana icra ettiği için biz bu geleneğin 12 hizmet cem erkanını devam ettiriyoruz. Biz Bektaşi’yiz. Ama Balım Sultan’ın yorumladığı şekilde Bektaşi değiliz. Abdal Musa Kaygusuz ve Kadıncık Ana’nın erkanı yorumladığı şekilde Bektaşi’yiz. Biliyorsunuz Suluca Kara Höyük’te (Nevşehir İl merkezinin 45 km kuzeybatısında Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın kuzeydoğusunda Savat Mahallesi sınırları içinde yer alan yer) birçok etnik kökenden, birçok ırktan, inançtan insanlar var ve bu insanların hepsi bir araya geliyor bu cem erkanı düşünülüyor. Hacı Bektaş Veli bunu ortaya getiriyor ama bunun uygulayıcısı olarak icra eden olarak ömrü buna yetmiyor. Bunun icra edeni bildiğiniz gibi Abdal Musa, Kaygusuz ve Kadıncık Ana’dır. Bu erkanı biz burada yaşıyoruz, sürdürüyoruz. Bizim erkanlarda talip olur, taliplikten sonra ise derviş olur. Bunlar bir aşamadır. Bir okulu düşünün dervişlik hizmet makamıdır, dervişlikten sonra baba makamı yani icra makamı gelir. Kadıncık Ana’mız sadece ayakçı postunda ayakçı yardımcılığı yapar.”

    “KADIN OLMADAN ERKAN YÜRÜTÜLMEZ” 

    Kadınların neden postta değil de hizmette göründüğünü de sorduğumuz Eriş, “Kadıncık Ana olmadan bu erkan olmazdı. Abdal Musa, Kaygusuz ile birlikte Kadıncık Ana marifetiyle cem yaptı. Kadın orada erkanda olmadan cem olmaz. Yani aslında ana erkil bir toplumken Sünni-İslam şeriatıyla ataerkil topluma geçmişiz. Bizim erkanlarımızın da, Aleviliğin de, Bektaşiliğin de bugünkü İslam anlayışıyla arasında çok farklar var. Kadının hak ve özgürlükleri konusunda ayrışmalarımız var. Dolayısıyla biz bunları hep yaşamışız, bundan sonra da yaşıyoruz. Erkanlarda her hizmetin sahibi vardır, her hizmetin piri vardır. Baba babalık görevini yapar, gözcü gözcülük görevini yapar, saki sakilik görevini yapar. 12 hizmetin sahibi vardır ve onlar bu cemi yürütür” dedi.

    “KADINSIZ BİR CEM, KADINSIZ BİR YAŞAM YOKTUR BİZDE”

    Demsiz cem yapmadıklarını vurgulayan Eriş; “Mutlaka dem vardır bizde. Saki İmam Hüseyin pir olarak bilinir. O olmazsa zaten cem olmaz, hizmetten bir tanesi eksik kalmış olur” dedi. Eriş kadınların cem erkanlarındaki yeri ile ilgili son olarak şunları aktardı:

    “Adıyaman’da kadın eşiyle birlikte yemek yemiyor. Kadınlar bu kadar geri planda. Buradaki mesele İslamın Anadolu’ya gelip oralarda kendisini kabul ettirmesidir. Bizim cem erkanı bu değil ki. Kadın olmadan ceme girilmez. Ama sen oturupta kadınla yemek yiyemiyorsan orada bir sorun vardır. Dolayısıyla Selçuklu’dan da bu tarafa ama özellikle Osmanlı’da Yavuz’dan sonraki İdris’i Bitlisi Alevileri silmiş süpürmüş, Türkmenleri silmiş süpürmüş, kadını yok saymış. Aynı şeriatta olduğu gibi kadına değer biçmiş ve kadını geri plana itmiş. Ama işin özünde kadınsız bir ibadet, kadınsız bir eylem bizde yoktur. Eski Türklerde de bu böyle. Hakan var öbür tarafında Hatun var. Zaman zaman asimilasyona uğramışız. Bu her dönemde olmuş ama özünü hep korumuş cemler. Kadın artık her ne kadar tam değerine oturtulmasa da  bizim inancımızda kadının yeri eşitimizdir hep. O yüzden cemsiz kadın, kadınsız cem olmaz. Kadınsız ibadet olmaz, kadınsız yaşam olmaz.”

    Cebrail ARSLAN/Tekke Köyü-ANTALYA

  • Küçükkeleş: Erilleşme ve doğadan kopuş Alevi asimilasyonunun en büyük göstergesi

    Küçükkeleş: Erilleşme ve doğadan kopuş Alevi asimilasyonunun en büyük göstergesi

    PİRHA- Alevilikte kadının yerini anlatan Alevi aktivist/gazeteci Çilem Küçükkeleş, Türkiye’nin 1 Temmuz’da Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle İstanbul Sözleşmesi’nden resmen çekiliyor olmasını eleştirdi. Küçükkeleş,  “Erilleşme ve doğadan kopuş asimilasyonun en büyük göstergesidir. Bununla beraber erkanlarda can olmak yerine kadın erkek ayrı durmaya, eşiktekinden beşiktekine bir olmak yerine ayrışmaya başladık. İçinde bulunduğumuz toplumlara benzedik” dedi. 

    Türkiye bugün itibariyle imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nden resmi olarak çekildi. Alevi aktivist/gazeteci Çilem Küçükkeleş, Alevilik inancında kadının yerini anlatarak Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden resmen çekiliyor olmasını eleştirdi.

    “ERİLLEŞME VE DOĞADAN KOPUŞ ASİMİLASYONUN EN BÜYÜK GÖSTERGESİDİR”

    Alevilik inancında kadının yerini sorduğumuz Küçükkeleş şunları dile getirdi:

    “Alevilikte kadının yeri biz Alevi kadınlara en çok sorulan soru maalesef. Çünkü cümle canı bir gören inancımıza rağmen kadın ve doğadaki tüm diğer canlılar uzundur görünmez oldular. İçeride ve dışarıda yürütülen asimilasyonun en büyük ve en gözle görülür olduğu yer kurumlarımız ve erkanlarımızdır. Erilleşme ve doğadan kopuş asimilasyonun en büyük göstergesidir. Dünyayı dergâh bilen biz Aleviler ziyaretlerimizden kopup, doğaya hükmetmeye, inancımızı beton duvarlar altında yürütmeye başladık. Bununla beraber erkanlarda can olmak yerine kadın erkek ayrı durmaya eşiktekinden beşiktekine bir olmak yerine ayrışmaya başladık. Elbette ki komşu olduğumuz inançlardan etkilenebiliriz onlar da bizden etkileniyorlar ancak özde bir etkileşim olunca inancın temel direkleri de sarsılıyor. Bugün biz Aleviliği yaşıyor olsa idik siz zaten böyle bir soruyu sorma ihtiyacı duymayacaktınız. Havada ki kuş da, yerdeki karınca da kadın da, erkek de hep birlikte bu yolun talibi olarak hizmete devam edecektik.”

    “BİZ DE İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ TOPLUMLARA BENZEDİK”

    Alevilik inancında kadına nasıl bakıldığından bahseden Küçükkeleş sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Alevilik cümle cana bir bakıyor aslında. Aleviliğin birlik çağrısı aslında insanlığın en büyük çağrısıdır. Bugün yaşadığımız kaosun en büyük sebebi bozulan birliktir. İnsanlık önce doğaya sonra kadına hükmetmeye çalıştığından beri rahat yüzü görmedi bu nedenle birliği sağlamadan dünyanın direği doğrulmaz. Aleviliğin bu bozulan birliğe direndiği en güçlü noktalar kadın ve doğa idi. Aleviliğin kendini erkeğe teslim etmemesi, diğer inançlarda ki gibi inancın yürütülmesini erkeklere bırakmaması kadın erkek birlikte erkan yürütmesi en çok bedel ödediği ve ötekileştirildiği noktalar oldu. En çok saldırıya kadınları üzerinden uğradı. Ama ötekileştirilmeye çalışılan kadınlarına en güzel deyişleri de Alevi toplumu yazdı. Ana Fatma bildiği kadınlarını deyişlerinde Güneş’le Ay’la tarif etti. Ama bugün hala öyle midir dersek hepimizin bildiği cevabı ben de söyleyeyim maalesef değil. Çünkü biz de içinde bulunduğumuz toplumlara benzedik. Benzediğimizi de hiç kabul etmeyip kadınlarımızın özgür olduğunu iddia ettik. Aslında gerçek olmayan bu iddiamız çözüm yolumuzu da set ördü. Yaşayamadığımız inancımız varmış gibi davranmak, Aleviliği yaşamak yerine hikaye gibi anlatmak devletten daha büyük asimilasyonu kendi kendimize yapmamıza yol açtı. Sembollerimize sonuna kadar sahip çıkarken o sembollerin nasıl oluştuğunu unuttuk. Oysa Alevilik hakikattir hakikat yoksa Alevilikte yoktur.

    “KADINLARA ARTIK SİZİ KORUMAYACAĞIZ, SİZE YÖNELİK ŞİDDETİ ÖNLEMEYECEĞİZ DİYORLAR”

    Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle bugün itibariyle imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nden resmen çekiliyor olmasını eleştiren Küçükkeleş, “Elbette ki bu doğru bir karar değil. Türkiye Kadın Hareketinin uzun yıllardır verdiği değerli mücadelenin kazanımlarından biri olan İstanbul Sözleşmesi bir kararname ile fes edilmeye çalışılıyor. Aslında kadınlara artık sizi korumayacağız size yönelik şiddeti önlemeyeceğiz diyorlar. Bir süredir besleme medyada yürütülen ailenin bekası kavramı kurulmak istenen teklik rejiminin prototipi gibi. Evdeki reise itaati en büyük reise itaatin garantisi gören tekçi rejim ülkenin bekası adı altında kendi bekasını ailenin bekası adı altında baskıcı rejimini inşa etmeye çalışıyor. Kadının beyan etmediği, suç mahaline dönüşen evlerin içinde çıkamadığı bir sistem yaratmak isteyenler İstanbul Sözleşmesine saldırıyor” dedi.

    Küçükkeleş şöyle devam etti:

    “Elbette ki sözleşmenin feshi yasal olarak kadınların kazanımlarını ciddi etkileyecek ancak toplumsal kazanımlarını etkileyemeyecek. Türkiye kadın hareketi şiddeti de, tacizi de, tecavüzü de çocuk yaşta evliği de toplumun büyük bir kesiminin vicdanında mahkûm etti. Kadın hareketini marjinalleştirmeye çalışan erkek-devlet sistemi toplumun büyük bir kesimi açısından marjinal bulunmaya başlandı. Mücadele her zaman sonuç almıştır almaya da devam edecektir. Türkiye kadın hareketi bu topraklarda tüm zor uygulamalarına rağmen sokakta kalabilmiş ve sözünü söylemiş bir harekettir. Tüm kazanımlarımızdan vazgeçmediğimiz gibi İstanbul Sözleşmesinden de vazgeçmeyeceğiz. En büyük sözleşme toplumla yapılandır kadın hareketi de bunu büyük oranda başardı başarmaya da devam edecektir.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Yamanlar Cemevinde ‘Alevlikte Kadının Yeri’ paneli 22 Aralık’da

    Yamanlar Cemevinde ‘Alevlikte Kadının Yeri’ paneli 22 Aralık’da

    PİRHA – İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevinin düzenleyeceği, ‘Tarihte Alevi Kadının Yeri’ paneli 22 Aralık Pazar günü yapılacak. 

    İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi kadın kolları ‘Tarih boyunca Alevi kadının yeri’ paneli gerçekleştirecek. 22 Aralık Pazar günü saat: 14.00’da yapılacak panele çerağ uyandırmak için Makbule Tekin, Ege Bölgesindeki Alevi Kadının Durumu’nu Sevim Savunmaz, Alevilikte Kadının Yeri konusunu Çilem Küçükkeleş, Tarihte Alevi kadının yerini ise Serpil Deniz Şahin anlatacak. Yamanlar Cemevi konferans Salonu’nda yapılacak panelde zakir Demet Aykut olacak.

    (HABER MERKEZİ)