PİRHA- Sanatçı Ali Baran hakkında AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a “hakaret” ettiği iddiasıyla dava açıldı.
Sanatçı Ali Baran hakkında AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a sanal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda “hakaret” ettiği iddiasıyla dava açıldı.
Baran, paylaşımında Spiegel gazetesinin bir karikatürünü paylaşıp, üzerine “Resmi yapan iyi anlatmış, yapanın eline sağlık, eşeğini sağlama bağlayan rahat, bağlamayan hep ağlar” şeklinde yazı yazdı.
Baran hakkında hazırlanan Açık Kaynak Araştırma İnceleme ve Değerlendirme Tutanağı’nda, “24.11.2019 tarihli ‘Resmi yapan iyi anlatmış, yapanın eline sağlık, eşeğini sağlama bağlayan rahat, bağlamayan hep ağlar’ şeklinde yorum ile yapılan paylaşımda ‘KURD’ olarak belirtilen bir şahsın Cumhurbaşkanımız tarafından NATO amblemine çivilerle çarmıha gerdiği resmedilerek örgütün propagandası doğrultusunda sözde ülkemizde Kürt vatandaşlarımıza eziyet edildiği lanse edilmeye çalışılmıştır” denildi.
Baran hakkında hazırlanan iddianame, Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi 7’nci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilirken, ilk duruşması 1 Şubat 2024 tarihinde görülecek.
PİRHA – Yurtdışı yasağının kaldırılması için mahkemenin 2 hafta içerisinde 1.5 Milyon TL teminat istediği Sanatçı Ali Baran, Almanya’ya geri döndü. Mahkeme sürecinin kendisini psikolojik ve ekonomik açıdan yıprattığını dile getiren Baran, “Biz sanatçılara karşı düşman hukuku var. Kürt sanatçısı olmak zaten zor. Kürt olman bile onların gözünde terörist olman anlamına geliyor” dedi.
Almanya’da yaşayan ve albüm çalışması için Türkiye’ye gelen sanatçı Ali Baran’a sosyal medya paylaşımlarında “örgüt propagandası” yaptığı gerekçesiyle 2 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti. Mahkeme, yurt dışına çıkış yasağının kaldırılması için de 1.5 Milyon TL teminat istemişti. Baran, mahkemeyi İstinaf’a taşıdıklarını belirterek mahkeme süreci, Almanya’ya geri dönme süreci ve son çıkardığı “Hêvîya Çîya” albümü üzerine PİRHA’ya konuştu.
“İSTİNAFA GÖNDERDİK”
Savcının bilerek yurtdışı yasağı koyduğunu söyleyen Baran, “Biz de yurtdışı yasağını kaldıralım diye uğraştık. Mahkemeyi ileriye aldık. Aldık ama boşa. Yine de yurtdışı yasağının kalkması için 1.5 Milyon TL istediler. Yani bu pazarlıkla uğraştık. Şimdi bir üst mahkemeye taşıdık. İtiraz ettik. Mahkeme 1-2 sene sürecek sanırım. O sürede de Türkiye’de bekleyemezdim. Benim burada konserlerim vardı, kızımın düğünü vardı. Beklemedim ben de geldim. Mahkemeyi de istinafa gönderdik. Mahkeme devam ettikçe, karar kesinleşmedikçe ben Türkiye’ye gidemem.”
“BAZI İNSANLAR BANA TELEFON ETMEYE BİLE KORKUYORLARDI”
Almanya’ya Mayıs ayında dönebildiğini Almanlar’ın kendisi için imza kampanyası başlattıklarını da dile getiren Baran, “İlgilenen herkese teşekkür ediyorum. İlgilenmeyenlere de teşekkür ederim. Ama bazı insanlar da bana telefon etmeye bile korkuyorlardı. Onları da yadırgamıyorum. ‘senin telefonun dinleniyordur, onun için aramadık’ diye özür dileyenler de oldu” dedi. Baran, Almanya’da yaşadığı şehirdeki belediye başkanının bizzat konsolosluğa yazdığını sonrasında dışişleri bakanının devreye girdiğini de ifadelerine ekledi.
“TÜRKİYE’DE DEMOKRASİNİN D HARFİ BİLE KALMAMIŞ”
Yaşadığı asıl problemin Alman vatandaşıyken Türkiye’de vatandaşlığının tekrar canlandırılması olduğunu söyleyen Baran, “Bu ilginç bir şey. Mahkeme ise çok ilginç bir mahkeme, sanki dağdayız ve orası çadır mahkemesi gibiydi. Demokrasinin D harfi bile artık Türkiye’de kalmamış. Gerçekten kınıyorum” dedi.
Baran, yurtdışına nasıl çıktığını ise şöyle anlattı:
“Böyle aceleden apar topar hem eski cezadan hem de yeni cezadan yargılandım. Üstüne bir de para cezası aldım. O para cezası ise çok kötüydü. 1.5 milyonu 2 hafta içinde bulmamı söylediler. Ben 70 bin euroyu nereden bulayım? Daha sonra pazarlık ettik o vasıtayla ben yurtdışına çıkabildim.”
“HALA YARIM KALAN BİR SÜRÜ İŞİMİZ VAR”
Çıkardığı “Hêvîya Çîya” albümünden bahseden Baran, şunları kaydetti:
“Albüme birkaç şarkı söylememiştim. Burada bitirdim. Bir tek okumalarım kalmıştı onları da tamamladım. Albüm 11 şarkıdan oluşuyor. Bir tanesi Türkçe diğer 10 tanesi kendi ana dilim olan Kürtçe’dir. Bir de içerisinde bir tane de Alevi beyiti yer alıyor. Albümü Almanya’da çıkardık. Ben Türkiye’ye geri dönmekten artık korkuyorum. Bu mahkemenin bitmesini bekliyorum. Hala yarım kalan bir sürü işimiz var. Türkiye’de daha önceden ileriki şeyler için hazırlık yaptığım çalışmalarım kaldı. Ben yeni bir kitap düzenliyordum. Kitabın adı ‘Dersim Divanı’ henüz bitmedi. Onunla uğraşıyordum. Dersim’in Ozanları’nı tanıtmak istiyorum o kitapla. Çalışmalarımız bitmiyor ama bu süreç biraz sekte vurdu.”
“RESMEN TÜRKİYE’DE DİKTATÖRLÜK VAR”
Psikolojik ve ekonomik olarak mahkeme sürecinin kendisini yıprattığını dile getiren Baran, “Biz sanatçılara karşı düşman hukuku var. Kürt sanatçısı olmak zaten zor. Kürt olman bile onların gözünde terörist olman anlamına geliyor. Türkiye’deki hükümet çok abes çok saçma bir politika yürütüyor. Bir aile ya da bir kişi ülkeye hakim olmuş. Resmen Türkiye’de diktatörlük var. Kendine insanım diyen herkesin ağzını açıp konuşması, eleştirmesi lazım. Bu halk sustukça daha kötü oluyor” diye konuştu.
PİRHA – Sanatçı Ali Baran, aldığı hapis cezası hakkında İstanbul’daki Dersim Araştırmaları Merkezi’nde bir basın açıklaması yaptı. Açıklama Ali Baran ve avukatı Mehmet Mustafa Alptekin tarafından yapıldı. Baran, “Adaleti savunduğum için ceza aldım. Ben milyoner değilim. Bir sazım bir de sesim var. ‘Bu parayı nereden bulayım?’ dedim, dinleyen olmadı. Kapılar yüzüme kapandı” dedi.
Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Sanatçı Ali Baran hakkında soruşturma açılmıştı. Yapılan yargılama sonunda Ali Baran’ın farklı tarihlerdeki paylaşımlarında terör örgütü propagandası yaptığı gerekçesiyle 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Dersim Araştırmaları Merkezi’nde yapılan basın açıklamasına Yeşil Sol Parti ikinci bölge milletvekili adayları Öztürk Türkdoğan, Erdal Doğan, üçüncü bölge milletvekili adayı Edip Aslan, Halkların Demokratik Kongresi Halkla İnançlar Meclisi, Demokratik Alevi Dernekleri’nden Saime Topçu, Ali Şeker, HDP Beyoğlu İlçe Örgütü, Mezopotamya Kültür Derneği, Kürdistan Sosyalist Partisi Merkezi Yönetim Üyesi Bahattin Turan, DEDEF’ten Ali Rıza Bilir, Pertek Derneği’nden Ahmet Doğru katıldı.
Ali Baran, aldığı ceza nedeniyle bugün bir basın toplantısı yaparak, “Bu düzenin böyle devam etmesini istiyorsanız, AKP’ye oy vermeye devam edin. Barış ve hukuk içinde yaşamak istiyorsanız bu düzeni değiştirmeniz lazım. Benim gibi bir paylaşımdan dolayı siz de iki buçuk yıl ceza yiyebilirsiniz” dedi.
ADALETİ SAVUNDUĞUM İÇİN BU CEZAYI ALDIM
“Yaşım 70’e dayandı. Ben hapis yatamam. Bu kadar yeter” diyen Baran, yaptığı basın açıklamasında şunları dile getirdi:
“Hepinizin bildiği gibi sosyal medya paylaşımlarımdan dolayı yargılanıyorum. Benim Türk Devletiyle sorunlarım yeni değil. Dersimli Kürt ve Alevi olmam; 1938’de ailemizden 24 kişinin diri diri yakılmasından beri maalesef aile olarak sürekli baskı gördük. 1978’de Kürtçe şarkılar söylediğimden dolayı birkaç kez tutuklandım. Yurt dışına çıkmak zorunda kaldım. 1982 vatandaşlıktan atıldım. 1990’larda Alman vatandaşlığına geçtim. 1992’de Cem Karaca ile birlikte 300 kişinin geri alındığını 2002’de duymuş oldum. 2013’te Van konserinden sonra Dersim’de soykırım olmuş dediğim için bir yıl ceza aldım. Cezam beş yıl ertelendi. Denetimin bitmesine beş ay kala paylaşımımdan dolayı bana iki buçuk yıl ceza verildi. Türkiye halklarına çağrım şudur: Bu düzenin böyle devam etmesini istiyorsanız, AKP’ye oy vermeye devam edin. Barış ve hukuk içinde yaşamak istiyorsanız bu düzeni değiştirmeniz lazım. Benim gibi bir paylaşımdan dolayı siz de iki buçuk yıl ceza yiyebilirsiniz. Sanatçı olmamdan dolayı savaşa karşı olmam doğal karşılanmıyor. Hiç kimsenin ölmesini istemiyorum. Millet, irk, din benim için önemli değildir. Savaşa hayır dediğim için, barış olsun, insanlar bir arada yaşasın, hukuku, adaleti savunduğum için bu cezayı aldım. Almanya’da yaşayan vatandaşlara ise çağrım şudur: Türkiye’de ifade özgürlüğü yok. ‘Kürtler dilini konuşsun, Aleviler inançlarını rahatça yaşasın, savaş dursun, insanlar barış içinde yaşasın’ demeyin hemen örgüt propagandası derler. ‘Ben ülkemi seviyorum. Mahkemeye gelirim, kaçmam. Konserlerime gideyim, deprem bölgesine yardım edeyim’ dedim yine de yurtdışı yasağı aldım. Teminat için 1,5 milyon para yatır dediler. Ben milyoner değilim. Bir sazım bir de sesim var. ‘Bu parayı nereden bulayım?’ dedim, dinleyen olmadı. Kapılar yüzüme kapandı.”
AVUKAT ALPTEKİN: BU KARARIN BİZİM NEZDİMİZDE HİÇBİR HÜKMÜ YOKTUR
Sanatçı Ali Baran’ın avukatı Mehmet Mustafa Alptekin de, yapılan paylaşımlarda örgüt propagandası sayılabilecek hiçbir şeyin olmadığını belirtti.
Verilen kararı istinafa taşıyacaklarını söyleyen Alptekin, sanat camiasına ve kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulunarak şunları kaydetti:
“Müvekkilimiz Ali Baran, hakkında sosyal medya paylaşımları nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma üzerine yapılan yargılamada farklı tarihteki paylaşımları nedeniyle kendisine iki kez 1 yıl 3 er ay olmak üzere toplam 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Paylaşımlarında suç unsuru olan, örgüt propagandası sayılabilecek herhangi bir ifade bulunmamaktadır. Bütün paylaşımları ifade özgürlüğü kapsamında kalan ifadelerdir. Biz biliyoruz ki kendisine ceza verilmesinin tek nedeni Kürt ve Alevi bir sanatçı olarak kendisinin yıllardır değişmeyen duruşudur. Daha önce de kendisine yargı tacizi olmuştur. Kendisi Almanya’da yaşamasına rağmen yurt dışı çıkış yasağı nedeniyle Almanya’ya, ailesinin yanına gidememektedir. Yargılama bitmesine ve kendisinin katılması gereken herhangi bir yargılama safhası kalmamasına rağmen bu yasak kaldırılmamaktadır. Müvekkil bu şekilde de ayrıca ve farklı bir şekilde cezalandırılmaktadır. Bu kararın bizim nezdimizde hiçbir hükmü bulunmamaktadır. Bu kararı ne vicdanen ne de hukuken kabul etmemiz mümkün değildir. Kararı istinafa taşıyacağız. Sanat camiasına ve kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulunuyoruz.”
PİRHA -Almanya’da yaşayan ve albüm çalışması için Türkiye’ye gelen sanatçı Ali Baran’a sosyal medya paylaşımlarında “örgüt propagandası” yaptığı gerekçesiyle 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Mahkeme, yurt dışına çıkış yasağının kaldırılması için de 1.5 Milyon TL teminat istedi.
Almanya’da yaşayan ve albüm çalışması için geldiği İstanbul’da, 8 Mart günü Sabiha Gökçen Havaalanı’nda gözaltına alınan ve yurt dışı yasağıyla serbest bırakılan sanatçı Ali Baran’a sosyal medya paylaşımlarında “örgüt propagandası” yaptığı gerekçesiyle yargılandığı İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün görülen duruşmada 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
TUTUKLAMA KARARI
Ali Baran 2022 yazında başladığı albümü tamamlamak amacıyla 8 Mart’ta geldiği İstanbul’dan kendisine yurt dışı yasağı getirildiği için ayrılamıyor. Elazığ Cumhuriyet Savcılığı ise Baran hakkında tutuklama kararı çıkardı. Baran Almanya’da yaşamasına rağmen evine dönemiyor, konserlerini gerçekleştiremiyor.
Konuya ilişkin PİRHA‘ya konuşan Sanatçı Ali Baran, “Ben 8 Mart’ta albüm için Türkiye’ye gelmiştim. Sınırda beni yakaladılar. Elazığ Cumhuriyet Savcılığı hakkımda tutuklama kararı çıkarmış. Ben 1982’de vatandaşlıktan atıldım. Alman vatandaşı oldum. Ben kendimi Alman vatandaşı olarak biliyordum. Burada tekrar Türk vatandaşlığım canlandırıldığı için bir Türk olarak yargılanıyorum. Almanlar da bir şey yapamıyor” dedi.
Alman Konsolosluğu’ndan iki kişinin sadece gözetleyici olarak geldiğini söyleyen Baran şunları kaydetti:
“Ben de yurtdışı yasağımı kaldırın öyle mahkemeye geleyim. Kaldıramıyorsanız da teminat vereyim dedim. İstedikleri teminat 1.5 milyon TL. Ben iki hafta içinde 1.5 TL’yi nereden bulayım? Ben burada kaldım yurtdışına da gidemiyorum. Müzikle geçinen bir insanım, nasıl bu parayı bulacağım? Konser yapamadım ki parayı vereyim. Adamlar anlamıyorlar. Param yok. Bu mahkemeye itiraz hakkımız var ancak mahkeme 2 sene de sürebilir. Ben 2 sene boyunca burada mı kalayım? Benim evim, yaşantım orada ben bir sanatçıyım. Kanada, Rusya, Amerika’ya gitmiş, konser yapmış tanınan bir sanatçıyım. Buradaki kafe ve barlarda çalamam. Ben hayatımı nasıl sürdüreceğim? Ailem Almanya’da, kızımın 19 Mayıs’ta düğünü var. Hayatımızı bize zindan ettiler. Ben devlet sanatçısı değilim, milyoner de değilim. Albüm de yarım kaldı, çıkaramadım.”
PİRHA-Almanya’dan İstanbul’a giriş yaptığı Sabiha Gökçen Havalimanı’nda gözaltına alındıktan sonra Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda ifade veren sanatçı Ali Baran hakkında yurt dışına çıkış yasağı verildi.
Sanatçı Ali Baran, geçtiğimiz gün Almanya’dan Türkiye’ye giriş yaparken Sabiha Gökçen Havalimanı’nda gözaltına alındı. Çağlayan Adliyesi’ne gidip savcılığa ifade veren Ali Baran hakkında yurt dışına çıkış yasağı getirildi.
Sabiha Gökçen Havalimanı’nda pasaport kontrolünde kendisine “aranıyorsun” dediklerini söyleyen Ali Baran, “Ben geçen sene de geldim bir problem yoktu, dedim. Bana savcılık, hakkında dava açmış, ifade vermen lazım, dediler. Karakola avukatlarımla birlikte ifade vermeye gittik. Bana, “hakkında terör propagandası suçlaması var, dediler. Ben de, “ne terör propagandası? Türkü söylemek terör propagandası mı dedim” ifadelerini kullanmıştı.
İstanbul Adalet Sarayı’nda ifade veren Baran hakkında yurt dışına çıkış yasağı getirildi.
PİRHA / İSTANBUL
İLGİLİ HABERLER:
>Sanatçı Ali Baran savcılığa ifade verecek; ‘Türkü söylemek terör propagandası mı?’
PİRHA-Sanatçılar, PİRHA’ya Hatay 1. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla hiçbir gerekçe gösterilmeden erişim engeli getirilmesine tepki göstererek, “Pir Haber Ajansı bizim sesimizdir erişim engeli kaldırılsın, haber alma özgürlüğümüz kısıtlanmasın” dedi.
2016 yılından bu yana yayın hayatını sürdüren, Alevi toplumuna ait bir haber ajansı olması açısından bir ilk olan ve ‘pirha.net’ adresi üzerinden yayın yapan Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) dün (9 Mart) Hatay 1. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla hiçbir gerekçe gösterilmeden erişim engeli getirildi.
PİRHA’ya erişim engeli getirilmesine yönelik tepkiler gelmeye devam ediyor. sanatçılar, Pir Haber Ajansı’na getirilen erişim engelinin kaldırılmasını dile getirdiler.
“ERİŞİM ENGELİ KALDIRILSIN”
Sanatçıların açıklamaları şöyle:
“Doğan Çelik: Yüzyıllardır Alevilerin dili, inancı inkar edilir sanatçısı, ozanı yakılır, sürgün edilir. Atalarımız bizi insan olarak büyüttüler hiçbir dini, dili ve inancı ayırt etmeyiz bu insan olmanın bir gerçeğidir. Fakat Alevilerin vergisiyle camilerin elektriği, suyu ödenir fakat inancımızı halen tanımazlar, sesimizi duymazlar ve çektiğimiz acıyı hissetmezler hakkımı helal etmiyorum. Pir Haber Ajansı bizim sesimizdir, Alevilik diğer topluluklar gibi yeryüzündeki bir gerçektir.
Ali Baran: Dünya ile penceremiz olan Pir Haber Ajansına engelleme getirildi. Dünya ile ilişkilerimizi koparmak istiyorlar Dersimli bir sanatçı olarak bunu kınıyorum, bin yıldır yapılan zulüm ve baskı devam ediyor bu anlayışı lanetliyoruz.
Metin Kahraman: Pir Haber Ajansı’na getirilen erişim engeli derhal kaldırılsın, muhalif basına yönelik baskıları protesto ediyorum.
Zeynep Kılıç: Pir Haber Ajansı’na uygulanan erişim engeli halkın haber alma hakkının engellemek demektir. Erişim engeli kaldırılsın.
Mazlum Büyüktaş: Derhal Pir Haber Ajansı’na yönelik erişim engeli kaldırılsın, haber alma özgürlüğümüz kısıtlanmasın.
Grup Yorum: Erişim engeli yaşadığınızı duyduk. Yalnız olmadığınızı, dayanışma içinde olduğumuzu belirtiyoruz. Grup Yorum olarak selamlarımızı gönderiyoruz.
PİRHA – İnfaz yasasına ilişkin açıklama yapan sanatçılar Ali Baran, Esmer Deniz ve Belgesel Yönetmeni Kerem Tekoğlu, “Adalet varsa eşitlik vardır. Düşünceyi ifade etmek suç değildir. Salgın sürecinde infaz adaleti uygulanmalıdır. Bu bir lütuf değil en temel haktır” diyerek hükümete çağrı yaptılar.
Sanatçı Ali Baran, Esmer Deniz ve Belgesel Yönetmeni Kerem Tekoğlu, infaz yasasına ilişkin açıklama yaptılar.
‘İnfazda eşitlik yaşatır’ çağrısı yapan sanatçılar, infaz yasasında eşitliğin en temek hak olduğunu belirttiler.
Ali Baran, “Siyasi tutsaklar zindanda, onlar için af istiyoruz. Zindandan çıkarın, zindanın kapılarını açın. İnsanlar özgür olsun. Kürtler, dayanışma içerisinde olmalı. Bu virüsle mücadele edip zaferle çıkacağız” dedi.
Esmer Deniz ise, “Adalet varsa eşitlik vardır. Muhalif olmak da düşünceyi ifade etmek de suç değildir. Ölümün dünyayı kuşattığı böylesi bir dönemde cezaevlerindeki tutsaklar için infaz adaleti uygulanmalıdır. Bu bir lütuf değildir. En temel haktır. İnfaz adaletinin uygulanmadığı bir af kamu vicdanında bir karşılık bulmayacaktır” diye konuştu.
Kerem Tekoğlu da, “Biliyorsunuz koronavirüs salgını nedeniyle yaşam çok zor. Kürtler bu dönemde birlik olmalı. Dayanışma içerisinde olmalıyız. Bu zor dönemlerde hem cezaevlerindeki siyasi tutsaklarla hem de birbirimizle dayanışma içerisinde olmalıyız” diyerek çağrı yaptı.
PİRHA – 31 Mart yerel seçimlerinde sanatçı Ali Baran, Dersim için çağrıda bulundu. Baran, inadına Dersim belediyesine sahip çıkılması gerektiğini belirterek, “Oylar HDP’ye oylar Devrimci Güç Birliğine” dedi.
31 Mart yerel seçimlerine sadece iki gün kaldı. Pazar günü yapılacak seçim öncesi sanatçı Ali Baran da yayınladığı video ile Dersim halkına çağrıda bulundu.
“DİLİMİZE, KÜLTÜRÜMÜZE SAYGI DUYMAYANLARA KARŞI BİRLİK OLMA ZAMANI”
Baran, oylar HDP’ye diyerek şu çağrıda bulundu:
“Gençliğimizde hep derdik ‘bin çiçek açsın yüz fikir tartışsın.’ Fakat gün tartışma günü değil. Kayyum atanmış belediyemiz aynı zamanda seçtiğimiz belediye başkanlarımız onlarca yıl ceza aldılar cezaevindeler. Bizler inadına belediyemize sahip çıkalım. Bu artık bir onur meselesidir. Kültürümüze, dilimize, fikrimize, inancımıza saygı duymayanlara karşı da birlik olmamızın tam zamanıdır. Dersim birlik olmanın zamanıdır.
Sosyalist olabilirsiniz, komünist olabilirsiniz, demokrat olabilirsiniz, olun fakat birlikte bu belediyeye sahip çıkmamız lazım. Biz diyoruz ki Türkiye’de demokrasi olsun.” (HABER MERKEZİ)
PİRHA – KHK ile kapatılan Tv10’un yeniden açılması için kanal emekçilerinin başlattığı eylem 51 haftasında da devam etti. OHAL kapsamında yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile TV10 çalışanları, her hafta yaptıkları eylemin 51’incisini, Cumartesi insanlarından Güzel Ana’ya atfettiler. TV10 Programcısı ve Yöneticisi Rohat Emekçi, “Biz bugün burada Hüseyin’in Kerbela’daki duruşunu sürdüreceğiz. Ezilmeden, boynumuzu eğmeden dimdik alnımız ak bakmaya çalışacağız” dedi.
HABERİN VİDEOSU
Galasataray Meydanı’nda “Alevilerin sesi TV10 susturulamaz” şiarıyla düzenlenen eylemde, Güzel Ana’nın fotoğrafları taşındı. TV10 eylemine 51. haftasında Barış Meclisi Üyesi Hakan Tahmaz, Barış Blokun’dan İbrahim Sinemillioğlu, Oyuncu Nur Sürer, Sanatçı Ali Baran, Cumartesi İnsanları, Munzur Çevre Derneği, Demokratik Alevi Derneği (DAD) ve TV10 izleyicileri destek verdi.
“ALEVİLER 12 GÜN BOYUNCA SESSİZ SEDASIZ ORUÇ TUTACAK”
Bu haftaki açılış konuşmasını TV10 yöneticisi ve programcısı Rohat Emekçi yaptı. Emekçi, “12 İmamlar Oruç ayındayız. Aleviler 12 gün boyunca sesiz sedasız oruç tutacak. Tüm cemevlerinde semah dönecek ve dua edecek. 12 İmamlar aynı zamanda yediden yetmişe direniş ayıdır. Bizler de bugün bu direniş geleneğini sürdürmeye devam edeceğiz. Biz bugün burada Hüseyin’in Kerbela’daki duruşunu sürdüreceğiz. Ezilmeden, boynumuzu eğmeden, dimdik alnımız ak bakmaya çalışacağız. Çünkü biz de biliyoruz ki boynumuz yere düşerse, onurlu bir şekilde başımız dik gezmezsek yarın tarih bunun hesabını soracaktır” dedi.
“BU HAFTAKİ EYLEMİ GÜZEL ANA’YA ATFEDİYORUZ”
Bu haftaki eylemi Hakk’a yürüyen Güzel Ana’ya atfettiklerini belirten Emekçi, “Güzel Ana F tipi hücre sistemine, tecrit uygulamasına direnmek için 19 Aralık 2000 tarihinde gerçekleşen kanlı operasyonun mahkum yakını mağdurlarından biriydi. Başta Cumartesi Anneleri olmak üzere gücü, imkanı, yettiğince her türlü hak mücadelesinin yanında yer aldı” şeklinde konuştu.
“TV10’A HER ZAMANKİNDEN DAHA ÇOK İHTİYAÇ VAR”
Barış Meclisi Üyesi Hakan Takmaz ise 51 haftadır hukuksuz bir şekilde yasaklanan ve el konulan TV10’un açılması, el konulan mallarının sahiplerine geri verilmesi ve barışın sesinin susturulamayacağını göstermek için bu eylemlerin sürdüğünü belirtti. Barışın sesinin duyulması için TV10’a her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Takmaz, “TV10 gibi barışın sesini yükselten medya kuruluşlarına çok daha fazla ihtiyacımız olduğunu belirterek, bu sesi susturamayacaklar diyoruz. Her hafta 14.00’te buradayız. Bizi bundan tek bir şey alıkoyabilir. Televizyonumuzun iade edilmesi ve el konulan mallarımızın geri verilmesi. Bu yoldan geri dönmeyeceğiz” dedi.
“TV1O HİÇ KİMSENİN YANDAŞI DEĞİLDİ”
Barış Bloku’ndan İsmail Sinemillioğlu, MGK’nin barışı bombalamak için toplandığını hatırlattı. Sinemillioğlu, “TV10 Türkiye’de sesi çıkmayanların, Alevilerin Kürtlerin, emekçilerin sesi olarak yayın yapıyordu. Bundan korkuyorlardı” diye konuştu.
Sinemillioğlu, “TV10 tıpkı Alevi inancında olduğu gibi 72 millete aynı nazarda bakan bir kanaldı. Hiç kimsenin yandaşı değildi. Tüm insanlara barışı, dostluğu öneren bir kanaldı. Ancak iktidarın medya anlayışı ise kendilerine yandaş ve hizmet eden kanalları sahiplenip diğer kanalları kapattılar” şeklinde konuştu.
Yakın bir dönemde barış ve demokrasiye kavuşulacağını dile getiren Sinemillioğlu, “Barış ve demokrasiye kavuştuğumuz gün el konulan mallarımızı mahkeme ve adil yargılama yoluyla geri alacağız. Çünkü çıkarılan bu KHK’lar hukuksuzdur ve barış için kalkan her eli kutsal sayıyoruz” dedi.
TV10 eyleminin 51. haftası Ali Baran’ın okuduğun deyiş ile son buldu.
PİRHA-Tv10 eyleminin 46. haftasında Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Tv10 çalışanları, Alevilerin ülkede yaşanan hukuksuzluklara karşı seyirci kalmayacaklarını vurguladılar.
HABERİN VİDEOSU
Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Tv10 çalışanlarının başlattıkları eylem 46. haftasında devam etti. Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen kanal çalışanları, ülkede yaşanan hukuksuzluklara karşı seyirci kalmayacaklarını belirttiler.
“Alevilerin sesi Tv10 susturulamaz” pankartının açıldığı eylemde “Alevilerin sesi susturulamaz”, “Özgür basın susturulamaz” sloganları atıldı. Eyleme sanatçı ve Ağuçan Ocağı pirlerinden Ali Baran, Munzur Çevre Derneği yöneticilerinden Mehmet Soylu, Dersim Araştırmalar Merkezi DAM Yöneticisi Muzaffer Kocaman, Demokratik Alevi Derneği Avcılar Şubesi Eş Başkanı Özgür Bulan, programcı ve yazar İsmail Pehlivan, Anadolu Erenler Cemevi Başkanı Ali Çiftçi ve cumartesi insanları destek verdi.
HERHANGİ BİR KHK’DE ADI GEÇMİYOR
Açılış konuşmasını yapan Tv10 Yönetim Kurlu Başkanı Veli Büyükşahin, Tv10 kapanalı bir yıl dolmak üzere olduğunu söyleyerek Türkiye’nin dört bir yanında eylemler yaptıklarını, hukuki mücadele yürüttüklerini ancak bir sonuç alamadıklarını kaydetti. Tv10, İMC Tv, Hayatın Sesi Tv, Özgür Gün Tv gibi televizyon kanallarının OHAL İnceleme Komisyonuna başvurularının kabul edilmediğini hatırlatan Büyükşahin, gerekçesini ise şöyle açıkladı: “Tv10 gibi kapatılan televizyon kanallarının herhangi bir KHK’de adı geçen kuruluşlar değiliz. Direk başbakanlığa bağlı bir komisyon tarafından kapatıldık. Hiçbir hukuki dayanağı olamayan bir kapatmayla karşı karşıyayız.”
“BAŞVURULACAK BİR MERCİ YOK”
“Bizi neden kapattınız? Şu şu gerekçelerden dolayı bizi açmak zorundasınız” diyebileceğimiz bir merci yok Türkiye’de” diyen Büyükşahin, bu yüzden hak, vicdan ve adalet demenin çok kıymetli olduğunu söyledi. Bir ülkede adalet ve hukuk yoksa vicdanın da olmadığını ifade eden Büyükşahin, şöyle devam etti:
“SANMAYIN Kİ ALEVİLER BUNA EYVALLAH DİYECEK”
“Siz televizyonlarımızı kapatabilirsiniz. Medya üzerinde baskılar kurabilirsiniz. Gazetecileri tutuklayabilirsiniz. OHAL’i gerekçe yapıp her türlü hak talebini baskı altına alabilirsiniz. Ama sanmayın ki toplum bunlara eyvallah diyecek, sanmayın ki Aleviler bunlara eyvallah diyecek.”
Dersim’deki orman yangınlarına da değinen Büyükşahin, “Siz Dersim’de ormanları yakabilirsiniz. Ağaçları, kurdu, kuşu, geyikleri yakabilirsiniz. Canlıların yaşam alanlarını yakabilirsiniz. Ama sanmayın ki biz buna seyirci kalacağız. Sanmayın ki Aleviler, çevreciler, insanım diyenler bunlara seyirci kalacak” ifadelerini kullandı.
“GÜN GELECEK BU İSYAN SİZİ BOĞACAK”
Büyükşahin’in ardından konuşan Munzur Çevre Derneği Yöneticilerinden Mehmet Soylu, kapatılan bütün kanalların bu alanda olması gerektiğini söyleyerek dayanışmanın önemine dikkat çekti. Dersim’in sadece günümüzde yanmadığını söyleyen Soylu, Dersim’in Osmanlı döneminden günümüze kadar sürekli yakıldığını belirtti. “Dersim’in Türkiye’nin ciğerleri yanıyor” diyen Soylu, bir çevreci olarak sadece Dersim’de yanan ormanlara isyan etmediğini ifade ederek dünyanın hiçbir yerinde ormanların yanmasını istemediğini de ifade etti.
Soylu, bir çevreci olarak dünyadaki tüm egemenlere şöyle seslendi: “Ey egemenler aklınızı başınıza toplayın. Bir gün gelecek siz de yanacaksınız. Bugün burada bizim güvenliğimizi sağlayan memurlar dahi belki bu yangından kurtulamayacak. Bundan vazgeçin egemenler. Sadece Dersim’i yakmakla, Akdeniz’in ciğerlerini yakmakla, madenler, barajlar yaparak yaşam alanlarımızı bize dar etmekle kendinizi özgür mü sayıyorsunuz? Gün gelecek bu isyan sizi boğacak. Vazgeçin. Adaletli olun. Eğer sizin adaletiniz adalet olsaydı ne Tv10 bugün burada konuşacaktı, ne Cumartesi Annelerimiz konuşacaktı, ne biz konuşacaktık ne de siz etrafımızda güvenlik çemberi örecektiniz. Ey egemenler aklınızı başınıza toplayın!”
Tv10’un sadece Alevileirn sesi olmadığını kaydeden Soylu, “Tv10 bütün adaletsizliklerin sesiydi. Tv10’u o yüzden kapattılar” dedi.
“TÜRKİYE HALKI ADINA ÜZGÜNÜM”
Soylu’nun ardından sanatçı ve Ağuçan Ocağı pirlerinden Ali Baran, 1980 darbesiyle 20 yıl Türkiye’ye gelemediğini, 2000 yılından beri gelip gitmeye başladığını söyleyerek hiçbir şeyin değişmediğine vurgu yaptı. Türkiye halkı adına üzgün olduğunu belirten Baran, Almanya’da insanların Türküm demeye utanmaya başladıklarını ifade etti. Kapatılan kanallarda türkülerinin, şarkılarının, beyitlerinin yayınlandığını özellikle Tv10’un bu konuda duyarlı olduğunu kaydetti. Bu kanalların kapatılmasıyla bir yere varılacağına inanmadığını söyleyen Baran, adalet ve demokrasinin herkese lazım olduğuna dikkat çekti. Konuşmasının ardından Baran kıs bir beyit seslendirdi.
Veli Büyükşahin, son olarak zorunlu din dersine değinerek cihat kavramının eğitim müfredatına girmesini eleştirdi. (HABER MERKEZİ)