Etiket: ali bozan

  • DEM Partili Ali Bozan’dan Aşure Günü’nün remi tatil ilan edilmesi için kanun teklifi!

    DEM Partili Ali Bozan’dan Aşure Günü’nün remi tatil ilan edilmesi için kanun teklifi!

    PİRHA- DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Aşure Günü’nün resmi bayram ilan edilmesi ve bir gün resmi tatil olarak kabul edilmesi amacıyla TBMM Başkanlığı’na kanun teklifi sundu. Bozan, düzenlemenin Alevi yurttaşların inanç özgürlüğü, eşit yurttaşlık ve toplumsal barış açısından önemli bir adım olacağını vurguladı.

    DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Aşure Günü’nün resmi dini bayram ilan edilmesi ve genel tatil kapsamına alınması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na kanun teklifi sundu.

    2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun’da değişiklik yapılmasını öngören teklif ile Muharrem orucunun ardından idrak edilen Aşure Günü’nün resmi dini bayram olarak kabul edilmesi ve bir gün resmi tatil ilan edilmesi istendi.

    ALEVİLERİN İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜNE VURGU

    Kanun teklifinin gerekçesinde, Aşure Günü’nün Alevi inancı açısından tarihsel ve inançsal öneme sahip olduğu belirtildi. Teklifte, Aşure Günü’nün resmi olarak tanınmasının Alevi yurttaşların inançlarını eşit koşullarda yaşayabilmesi bakımından önemli bir adım olacağı ifade edildi. Düzenlemenin, inanç özgürlüğünün güçlendirilmesine ve eşit yurttaşlık ilkesinin hayata geçirilmesine katkı sunacağı kaydedildi.

    “TOPLUMSAL BARIŞA KATKI SUNACAK”

    Kanun teklifine ilişkin değerlendirmede bulunan Ali Bozan, Aşure Günü’nün resmi dini bayram ilan edilmesinin yalnızca Alevi toplumunun uzun yıllardır dile getirdiği bir talebin karşılanması anlamına gelmediğini söyledi. Bozan, farklı inançların eşit yurttaşlık temelinde tanınmasının toplumsal barışın güçlenmesine de katkı sağlayacağını belirtti.

    Bozan’ın TBMM Başkanlığı’na sunduğu kanun teklifinin, ilgili komisyonlarda görüşülmesinin ardından Genel Kurul gündemine gelmesi bekleniyor.

    HABER MERKEZİ

  • Ali Bozan: Rojava savaşa da barışa da hazır!- VİDEO

    Ali Bozan: Rojava savaşa da barışa da hazır!- VİDEO

    PİRHA- 21 Ocak’ta Rojava’ya giden heyette yer alan DEM Parti Milletvekili Ali Bozan, Rojava halkının önceliğinin diyalog ve çözüm olduğunu belirterek, saldırıların sürmesi halinde öz savunmanın kaçınılmaz olduğunu söyledi. Bozan, “Rojava’da barışa da savaşa da hazır bir gerçeklik var” dedi.

    Suriye’de Alevi soykırımlarıyla gündemden düşmeyen Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ), şimdi ise Kürtlere yönelik saldırılarıyla dünya kamuoyunun tepkisini çekiyor. Rojava’da 6 Ocak’tan bu yana devam eden çatışmalar, bölgeyi yeniden ağır bir saldırı dalgasıyla karşı karşıya bıraktı. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi arasında yapılan ateşkese rağmen Kobani’ye yönelik saldırılar devam ediyor. Rojava’da seferberlik ilan edilirken Kürdistan’ın farklı kentlerinde, Türkiye’de ve Avrupa’da dayanışma eylemleri günlerdir sürüyor.

    Bu süreçte bölgedeki durumu yerinde görmek ve Rojava halkıyla dayanışmayı büyütmek amacıyla, 21 Ocak’ta Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel başkanlarının da yer aldığı bir heyet Rojava’ya gitti. Heyette bulunan DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, ziyaret boyunca edindikleri gözlem ve değerlendirmeleri PİRHA’ya aktardı.

    “ROJAVA’NIN ÖNCELİĞİ DİYALOG VE ÇÖZÜM”

    Rojava’daki direnişin özellikle Türkiye tarafından terörize edilmeye çalışıldığını vurgulayan Ali Bozan, bu algıya karşı hem dayanışmayı büyütmek hem de yaşananları yerinde görmek amacıyla ziyareti gerçekleştirdiklerini söyledi. Rojava halkının öncelikli olarak müzakere ve barışçıl çözüm istediğinin altını çizen Bozan, diyalog çabalarının saldırı ve katliamlarla karşılık bulması halinde halkın öz savunma geliştireceğini ifade etti. Bozan, Rojava ziyaretindeki izlenimlerini şöyle aktardı:

    “Kobani’nin dört bir yanı çembere alınmış durumda. Kobani’de elektrik, su, internet yok. Kobani’nin dünyayla bağları kesilmiş durumda. Artık Kobani’de gıda sıkıntısı da yaşanmaya başlandı. Ama şunu söylüyorlar; biz çözüm, müzakere ve diyalog istiyoruz. Ancak bütün çözüm, müzakere ve diyalog çabalarımız sürekli saldırı ve katliamla karşılık bulursa buna karşı da kendimizi savunmaya hazırız. Yani Rojava’da ‘biz barışa da savaşa da hazırız’ diyen bir gerçeklik var.”

    “HTŞ, ALEVİ KATLİAMLARINA YÖNELİK SESSİZLİKTEN GÜÇ ALDI”

    IŞİD’in Orta Doğu ve dünya için en büyük tehditlerden biri olduğunu hatırlatan Ali Bozan, geçmişte bu yapının Kürtler tarafından yenilgiye uğratıldığını belirterek, bugün aynı zihniyetin farklı isimler altında yeniden canlandırılmaya çalışıldığını söyledi. Bozan,

    “Bugün ise birileri el birliğiyle bu anlayışı yeniden hortlatmaya çalışıyor. Bundan sonra Orta Doğu’da ya da dünyanın herhangi bir yerinde IŞİD’in yaptığı her saldırının sorumluları bugün HTŞ yönetiminin Dürzilere, Alevilere ve Kürtlere yönelik saldırılarını destekleyenler ve bu saldırılara sessiz kalanlardır” diye konuştu.

    HTŞ’nin önce Alevileri ve Dürzileri hedef aldığını, bu saldırılara karşı yeterli bir tepki verilmemesi nedeniyle bugün Kürtlerin hedef haline getirildiğini vurgulayan Bozan, “HTŞ ve SMO, IŞİD zihniyetiyle hareket eden yapılardır. Dürzilere ve Alevilere yönelik katliamlar gerçekleştirildiğinde karşılarında bu katliamlara güçlü bir şekilde itiraz eden, ses çıkaran bir güç görmediler. Buradan aldıkları güçle bugün Suriye’de yaşayan farklı kimliklere, dillere sahip olan, aynı zamanda en örgütlü güç olan Kürtlere saldırmayı tercih ettiler. Bugün en güçlü biçimde bu saldırılar karşısında durmak gerekiyor. Çünkü şu anda Rojava’da yaşayan Kürtler bir varlık-yokluk savaşı veriyorlar. Bu mücadele aynı zamanda insanlık onurunu kurtarmaya yönelik bir mücadeledir. Suriye’de IŞİD zihniyeti hakim olursa sadece Kürtler değil; Dürziler, Aleviler ve tüm insanlık kaybedecek” dedi.

    TÜRKİYE’YE ÇAĞRI: ARTIK KARARINIZI VERİN

    Geçmişte IŞİD’in Türkiye’de çok sayıda saldırı gerçekleştirdiğini ve yurttaşları katlettiğini hatırlatan Ali Bozan, bu nedenle IŞİD zihniyetine karşı en net tavrı alması gereken ülkelerden birinin Türkiye olduğunu vurguladı. Bozan, Türkiye hükümetine çağrıda bulunarak, “Türkiye, Suriye ile en uzun sınırı olan ülke. IŞİD, en güçlü olduğu dönemlerde Türkiye’de birçok saldırı gerçekleştirdi, bu ülkenin yurttaşlarını katletti. Geçtiğimiz günlerde Yalova’da üç polis memuru yaşamını yitirdi, bunu yapan IŞİD’di. Bu nedenle IŞİD zihniyetine en fazla karşı çıkması gereken ülkelerden biri Türkiye’dir. Suriye’de Kürt’ü döverek, Türkiye’deki Kürt’le barışamazsınız. Türkiye artık şu tercihi yapmak zorundadır; güney sınırında IŞİD zihniyetiyle mi komşu olacak, yoksa Kürtlerle mi?” ifadelerini kullandı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Mersin’de Halep’te Kürtlere yönelik saldırılara karşı kitlesel yürüyüş- VİDEO

    Mersin’de Halep’te Kürtlere yönelik saldırılara karşı kitlesel yürüyüş- VİDEO

    PİRHA- Mersin Demokratik Kurumlar Platformu, Suriye Geçici Hükümetinin Halep’te Kürtlere dönük saldırılarına karşı kitlesel bir yürüyüş düzenledi. Yürüyüşte Halep’e dönük saldırıların boşa çıkarılacağı vurgulanırken, uluslararası kamuoyuna sessizliği bozma çağrısı yapıldı.

    Mersin Demokratik Kurumlar Platformu, Suriye Geçici Hükümetinin Halep’te Kürtlere dönük saldırılarına tepki göstermek amacıyla kitlesel yürüyüş düzenledi. Yürüyüşe Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) il ve ilçe yöneticileri, DEM Parti Mersin Milletvekilleri Perihan Koca ile Ali Bozan, Barış Anneleri, İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi, Özgürlük için Hukukçular Derneği ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Şevket Sümer Mahallesinde bulanan Barış Parkından DEM Parti Akdeniz ilçe binası önüne kadar yürüyen kitle sık sık “Rojava halkı yalnız değildir” sloganları attı.

    “ROJAVA’DA SALDIRILAR BOŞA ÇIKACAK”

    Yürüyüşün ardından ilçe binası önünde yapılan konuşmada ilk olarak söz alan DEM Parti İl Eş Başkanı Reşat Aşan, “Rojava nasıl devrimini gerçekleştirmişse, nasıl bütün Rojava halklarının, Suriye halklarının bir arada ortak bir yaşamı ortaya koyma iradesini ortaya koymuşsa, bir model ortaya koymuşsa bugün de o saldırılar boşa çıkacaktır” dedi.

    DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca ise Rojava devrimin bir kadın devrimi olduğunun altını çizerek, “Rojava teslim alınamaz dedik. Ve işte bugün Halep’te kardeşlerimiz bedenlerini feda ederek Kürk devrimine, onurlu Rojava devrimine bir kez daha yol açıyorlar. Alevilerin, Dürzilerin, Hristiyanların ve şimdi Kürtlerin katliamına karşı Kürt halkı bir kez daha devrimin meşalesini yakıyor. Bir kez daha devrime öncülük yapıyor. Biz de buradan Rojava’da direnenlerle kader birliğimizi büyütmeye devam edeceğiz” sözlerini kullandı.

    TÜRK MEDYASINA ELEŞTİRİ

    Bugün Kürtlerin yaşadığı bölgedeki hastanelerin bombalanmasını, İsrail’in Gazze’ye dönük saldırılarına benzeten DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan ise, şunları söyledi:

    “Bugün dünyanın gözleri önünde HTŞ, IŞİD artıkları ve ÖSO, sivillerin bulunduğu hastaneleri bombalıyor. Ama uluslararası kamuoyunun unuttuğu bir şey var; Bugün eğer Suriye’de, Ortadoğu’da IŞİD yok ise bunu Kürtlere borçlusunuz. Buradan bir çift sözümüz de Türk medyasına. Tam 5 gündür tüm medya bir olmuş, tek ağızdan konuşuyorlar. Halep’te Kürtlere yönelik katliamı meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Halep’te Kürtlerin katledilmesini izliyorlar ve seyrediyorlar. Ancak Kürt halkı bugün Halep’teki Kürt katliamına sessiz kalanları, izleyenleri asla unutmayacak.”

    Son olarak konuşan Barış Annesi Emine Eren, Suriye’deki katliamları kınadıklarını ve saldırıların derhal sonlandırılması çağrısında bulundu.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de Halep’teki saldırılar protesto edildi- VİDEO

    Mersin’de Halep’teki saldırılar protesto edildi- VİDEO

    PİRHA- Mersin Demokratik Kurumlar Platformu’nun Suriye’deki saldırılara ilişkin yaptığı basın açıklamasında “Bugün Halep’te yaşananlar durdurulmazsa, yarın çok daha büyük yıkımların ve geri dönülmez kırılmaların önü açılacaktır” denildi.

    Mersin Demokratik Kurumlar Platformu, Halep’te Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Şêxmeqsûd ve Eşrefiye mahallelerine yönelik HTŞ saldırılarına ilişkin Özgür Çocuk Parkında basin açıklaması yaptı. Açıklamaya DEM Parti Mersin Milletvekilleri Perihan Koca ile Ali Bozan, Barış Anneleri, İnsan Hakları Derneği ve çok sayıda kurum temsilcisi katıldı. “Rojava vicdandır, direniştir, özgürlüktür teslim alınamaz” yazılı pankartın açıldığı eylemde “Rojava halkı yalnız değildir” sloganları atıldı. Basın metnini platform adına DEM Parti Mersin İl Eş Başkanı Bedriye Kuş okudu.

    PERİHAN KOCA: SOYKIRIM POLİTİKALARINI KABUL ETMİYORUZ

    Burada ilk olarak konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Perihan Koca, Halep’te Kürt ve Süryani mahallelerinde sivil halkı hedef alan saldırıların sürdüğüne dikkat çekerek, söz konusu saldırıların bugüne özgü ya da münferit olmadığını söyledi. Geçmişten bu yana süregelen bir saldırı hattının devamı olduğunu vurgulayan Perihan Koca, “Geçtiğimiz yıl 8 Aralık 2024 tarihleri itibarıyla Suriye’de oluşan yeni inşa süreciyle beraber, HTŞ’nin, yani IŞİD artığı olan cihatçı çetelerin Alevi halkına yönelik katliamlarla, Dürzi halkına yönelik katliamlarla, Hristiyan halkına yönelik katliamlarla devam ettirdiği kıyım pratiği bugün Kürt halkıyla devam ediyor. Bizler bugün buradan bir kez daha ifade ediyoruz: Bu saldırıları kabul etmiyoruz. Suriye halklarına kandan, katliamdan, savaştan, soykırım politikalarından başka bir şey vadetmeyen bu kaosu kabul etmiyoruz” dedi.

    “SÜREÇ SABOTE EDİLMEK İSTENDİ”

    Ardından basın açıklamasını okuyan Bedriye Kuş, saldırıların tam da Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ordusuyla siyasi çözüm arayışlarının tartışıldığı bir süreçte gerçekleşmesinin manidar olduğuna değindi. Bu durumun, çözüm ihtimalinin sabote etmeyi amaçladığını belirten Kuş, “Kürtleri hedef alan bu saldırılar yalnızca bugünü değil, Suriye’nin geleceğine dair olası siyasi uzlaşma zeminlerini de dinamitlemektedir. Bu saldırıların aynı zamanda Türkiye’de devam eden Barış ve Demokratik Toplum sürecini olumsuz etkileyeceği açıktır. Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’ye yönelik bu saldırılar, daha önce Süveyda’da Dürzilere, Alevi yerleşimlerine yönelik gerçekleştirilen saldırıların devamı niteliğindedir. Bu saldırılar, Suriye’nin çok kimlikli ve çok inançlı toplumsal dokusunu hedef alan, halkları birbirine düşmanlaştırmayı amaçlayan karanlık bir aklın ürünüdür” dedi.

    “KÜRDE ÖLÜM VARKEN BARIŞ OLMAZ”

    Son olarak söz alan DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, hükümeti eleştirerek şunları söyledi: “Ankara’da oturup Suriye için ‘Suriye’nin toprak bütünlüğü’ diyenlere, Suriye için ‘tek millet, tek devlet, tek ordu’ diyenlere sesleniyoruz. Daha üç gün önce sizin şahitliğinizde Paris’te yapılan görüşmelerde Suriye’nin güneyi İsrail’e teslim edildi. İsrail’e söyleyecek sözünüz yok mu? İsrail’e Suriye’nin güneyi teslim edilirken Suriye’nin toprak bütünlüğü bozulmuyor mu? Halep’te Kürt’e ölüm varken Mersin’deki, Van’daki, İstanbul’daki, Amed’deki Kürt’le kardeşlik olur mu? Artık bir karar verin. Kürtler gerçekten sizin kardeşiniz mi? Yoksa Kürtlere saldıranlar, kazanımlarına saldıranlar, Kürtleri katledenler IŞİD artığı çeteler olsa dahi onları mı destekleyeceksiniz? Barış diyen, kardeşlik diyen, çözüm diyen Kürtleri mi istiyorsunuz, yoksa IŞİD artığı çeteleri mi istiyorsunuz? Bizler Kürtler ve dostları olarak Halep’te Kürtlere yönelik saldırılar durduruluncaya kadar sokakta olacağız, alanda olacağız. Halep’te yaşayan Kürtleri yalnız bırakmayacağız, yalnız bırakmayalım.”
    Açıklama, sloganlarla sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Ali Bozan: Komisyon gitmiyorsa Öcalan Meclis’e gelsin- VİDEO

    Ali Bozan: Komisyon gitmiyorsa Öcalan Meclis’e gelsin- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, barış sürecinin ilerlemesi için İmralı tecritinin kaldırılması ve komisyonun Abdullah Öcalan’la doğrudan görüşmesinin zorunlu olduğunu belirterek, “Komisyon gitmiyorsa Öcalan Meclis’e gelsin” çağrısında bulundu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Ali Bozan, yaklaşık bir yıldır sürdürülen barış ve demokratik toplum sürecine ilişkin PİRHA’ya konuştu. Meclis’in geniş temsiliyeti ve kurulan komisyonun yapısına dikkat çeken Bozan, sürecin ilerleyebilmesi için özellikle komisyonun İmralı ile doğrudan temasının önem taşıdığına dikkat çekti.

    “DEVLETİN ADIM ATMAMASI GÜVENSİZLİK YARATIYOR”

    Ali Bozan, yaklaşık bir yıldır devam eden barış ve demokratik toplum inşası sürecinde PKK ve Abdullah Öcalan’ın attığı somut adımlara rağmen devletin karşılık vermemesinin ciddi bir güvensizlik yarattığını belirtti. Bozan, sürecin ilerleyebilmesi için özellikle komisyonun İmralı ile doğrudan temasının önem taşıdığına dikkat çekerek,

    “2013–2015 yıllarında görüşmeler yalnızca HDP ile iktidar arasında yürütülürken diğer siyasi partiler sürece karşıydı. Bugün ise Meclis’in temsiliyeti çok daha geniş; adeta kurucu meclis niteliğinde bir yapı var. Sandığa giden yurttaşların yüzde 95’inin temsil edildiği bu Meclis’ten yalnızca bir parti hariç tümünün yer aldığı bir çözüm komisyonu oluşturulmuş durumda. Buna rağmen bir yıldır devlet kanadından somut bir adım atılmadı. Oysa geçen Ekim ayından bu yana Kürt Özgürlük Hareketi’nden ezber bozucu adımlar geldi. Sayın Öcalan’ın örgüte fesih çağrısı yapması, ardından PKK’nin kongre toplayarak fesih kararı alması, silahlı mücadeleyi taktik değil stratejik düzeyde terk ettiklerini ilan etmeleri, 26 Ekim’de tüm güçlerini Türkiye sınırları dışına çekmeleri ve son olarak Zap’taki gerillaların çatışma yaşanmaması için daha güvenli alanlara çekildiğini açıklamaları… Bunlar çok güçlü ve açık irade beyanlarıdır. Buna karşın devletin tutumu toplumda güvensizlik yaratıyor. Sürecin oyalama taktikleriyle zamana yayıldığı açıkça görülüyor” diye konuştu.

    “ÖCALAN İLE DİĞER MUHATAPLARIN KOŞULLARI EŞİTLENMELİ”

    Bozan, komisyonun Öcalan’la görüşme tartışmalarının sürecin en kritik noktalarından biri olduğunun altını çizerek, şunları söyledi:

    “Bugün barışın inşasını konuşuyorsak, bu sürecin aktörlerinin mekansal ve iletişimsel olarak eşit koşullara sahip olması gerekir. Devlet Bahçeli’nin veya Cumhurbaşkanı’nın iletişim özgürlüğü sınırlanmıyorsa Sayın Öcalan’ın da sınırlanmamalıdır. İmralı’da devam eden tecrit, barışın inşasının önündeki en büyük engeldir. Komisyon ‘İmralı’ya gidelim mi, gitmeyelim mi?’ diye tartışıyorsa bu samimiyetsiz bir tartışmadır. Komisyon gitmiyorsa, Sayın Abdullah Öcalan Meclis’e gelsin. 51 üyeden oluşan komisyon sorularını sorar, fikirlerini dinler, eleştirilerini iletir. Yeni bir demokratik cumhuriyet inşa edilecekse, bu ciddiyetle yaklaşılması gerekir.”

    Bozan, sürecin ilerlemesi için “barışın önündeki tüm engellerin kaldırılması” gerektiğini belirterek konuşmasını tamamladı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Hasta tutuklu Bese Ecer için  cezaevi önünde oturma eylemi-VİDEO

    Hasta tutuklu Bese Ecer için cezaevi önünde oturma eylemi-VİDEO

    PİRHA- Mersin Demokratik Kurumlar Platformu ve İHD Mersin Şubesi, 78 yaşındaki ağır hasta tutsak Bese Ecer’in serbest bırakılması için Tarsus Cezaevi önünde oturma eylemi başlattı.

    Mersin Demokratik Kurumlar Platformu ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Tarsus Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan 78 yaşındaki ağır hasta tutsak Bese Ecer’in durumuna ilişkin Tarsus Kampüs Cezaevi önünde açıklama yaptı. Açıklamaya, Adana Demokratik Kurumlar Platformu ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Adana ve Mersin Barış Anneleri Meclisi ve DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan katıldı. “78 yaşındaki ağır hasta mahpus Bese Ecer’e özgürlük pankartının açıldığı açıklamada “Jin jiyan azadî” sloganları atıldı.

    Kendi ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak durumda tutulan Bese Ecer’in ileri derecede anemi, şeker, tansiyon ve kolesterol hastası olduğu; ayrıca mesanesinde tümör, beyninde pıhtı, kısmi felç, omurilikte kırık, bel fıtığı ve rahim bölgesinde virütik bulgular bulunduğu öğrenildi.

    “GÖZ GÖRE GÖRE ÖLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Bese Ecer’in sağlık durumuna ilişkin konuşan DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Bese Ecer’in beş gündür cezaevinde tutulduğuna ve sevk sürecinde keyfi uygulamalara maruz bırakıldığına vurgu yaptı. Bozan, “Tarsus Cezaevi’nde 78 yaşındaki Bese Ecer annemize zulmediliyor. Dün hastaneye sevk kararı çıkmasına rağmen askerin keyfini bekliyordu. Bugün hastaneye kaldırıldı ama iki saattir hangi hastanede olduğunu öğrenemedik. Adalet Bakanlığı ile görüşüyoruz, bilgi vermiyorlar; cezaevi idaresiyle görüşüyoruz, bilgi vermiyorlar. Hangi hastanede, hangi birimde, hangi tetkikler yapılıyor, bilmiyoruz. Hastaneye yatışı yapılmış ama tarafımıza bilgi verilmiyor. Tahliyesi için 10 gündür mahkeme bir karar vermedi, avukatların dilekçesi hala masada bekliyor. Bese Ecer’in hangi hastanede olduğunu öğrenene, sağlık durumunu öğrenene ve infazı durdurulup tahliyesi sağlanana kadar bu cezaevinin önünde oturma eylemi başlatacağız. Hiçbir Kürt annesinin göz göre göre ölmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

    Ali Bozan’ın konuşmasının ardından oturma eylemine geçildi.

    “SÜREÇ, BİLİNÇLİ BİR ŞEKİLDE UZATILIYOR”

    Oturma eyleminde konuşan İHD Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci, cezaevi ve yargı kurumlarının süreci bilinçli biçimde uzattığını belirterek, Bese Ecer’in yaşam hakkının tehlike altında olduğunu belirtti. İnci, şunları söyledi:

    “Tarsus Cezaevi’ndeki ölümler ilk değil, eğer bu uygulama devam ederse son da olmayacak. Daha önce de sağlık hakkına erişimin engellenmesi veya infaz ertelemelerinin reddedilmesi sonucunda yaşam hakkı ihlal edilen birçok örnek yaşandı. Aynı durum Bese Ecer’in de başına gelebilir. Konu yaşam hakkı, sağlık hakkı ya da işkence yasağı olduğunda artık kurum prosedürleri veya mahkemelerin iş yoğunluğu önemsiz kalır. Sağlık hakkı engellenerek tekerlekli sandalyedeki bir mahpusun apar topar cezaevine geri götürülmesi kabul edilemez. Cezaevi idaresinin ve jandarma birimlerinin ‘prosedür’ bahanesiyle sevkleri geciktirmesi insanlık onuruna aykırıdır. Bizim tek beklentimiz, sağlık durumu elvermeyen Bese Ecer’in derhal hastaneye yatırılması ve hakkında infaz durdurma kararının verilmesidir.”

    Tarsus Kapalı Cezaevi önündeki oturma eylemi sürüyor.

    PİRHA/ MERSİN

  • Milletvekili Ali Bozan: Samandağ-Antakya yol çalışması ne zaman tamamlanacak?

    Milletvekili Ali Bozan: Samandağ-Antakya yol çalışması ne zaman tamamlanacak?

    PİRHA- DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’na, “Samandağ-Antakya yol çalışması ne zaman tamamlanacak” diye sordu?

    DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Hatay ili Samandağ-Antakya yolunda bir senedir süren çalışmaların trafikte yarattığı sorunlara değinerek konuyu Meclis gündemine taşıdı. Milletvekili Bozan, hazırladığı soru önergesi ile çalışmaları süren Samandağ-Antakya yolu ve çalışmaları tamamlanmış olmasına rağmen trafik uyarı levhaları yetersizliğinden dolayı kazaların yaşandığı Samandağ-Çevlik Çevre Yolu’na dair halktan gelen şikayetleri yanıtlaması üzerine Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’na iletti.

    Milletvekili Bozan soru önergesinin açıklamasında, “Bir seneden beridir çalışmaları devam eden Hatay’ın Samandağ-Antakya yoluna dair çok sayıda şikayet tarafımıza iletilmektedir. Çalışmaların sürdüğü yolda trafik yoğunluğunun olduğu, ancak trafik uyarı levhaları eksikliği ve yoldaki çukurlardan dolayı kazalar yaşandığı belirtilmektedir. Ayrıca çalışmaları tamamlanmış Samandağ-Çevlik çevre yoluna dair de birçok şikayet gelmektedir. Bu yolda da çok sayıda kavşak olmasına rağmen trafik ışıklarının olmadığı tarafımıza iletilmiştir. Bu eksikliğinde her gün kazalara sebebiyet verdiği belirtilmektedir” ifadelerine yer verdi.

    Milletvekili Bozan, Bakan Uraloğlu’na şu soruları yöneltti:

    “1- Hatay’ın Samandağ-Antakya yolunda yürütülen yol çalışmasının nihai tamamlanma tarihi ne zamandır?

    2- Samandağ-Antakya yolu çalışmaları esnasında bugüne kadar yaşanan trafik kazalarında kaç yurttaşımız yaşamını yitirmiştir?

    3- Samandağ-Antakya ve Samandağ-Çevlik çevre yolu üzerinde trafik uyarı levhası ve trafik ışıkları yetersizliği olduğu doğru mudur? Bu uyarı levhalarının eksikliğinden kaynaklı bugüne kadar kaç kaza meydana gelmiştir?”

    PİRHA/ ANKARA

  • Hasta mahpus İvrendi: Cezaevinde ölürsem kadavramı Adalet Bakanlığı’na gönderin- VİDEO

    Hasta mahpus İvrendi: Cezaevinde ölürsem kadavramı Adalet Bakanlığı’na gönderin- VİDEO

    PİRHA- 31 yıldır cezaevinde tutulan ve ağır sağlık sorunlarıyla mücadele eden hasta mahpus Cemil İvrendi, tahliyesinin ertelenmesine tepki göstererek, “1 yıldır fazladan cezaevindeyim. Yetmiyor mu? Benim ölümümü istiyorlar. Cezaevinde ölürsem kadavramı Adalet Bakanlığı’na gönderin” dedi.

    Kırşehir S Tipi Kapalı Cezaevi’nde 31 yıldır tutuklu olan ve infazı tamamlanan Cemil İvrendi, vücudunda birçok organın işlevini kaybettiğini belirterek, cezaevinde sağlığı daha da kötüleşen bir hasta tutsak durumuna düştü. 62 yaşındaki İvrendi, bugüne kadar 12 kez ameliyat olduktan sonra, bu defa çok daha ciddi bir cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyduğunu söyledi. Ancak, ağır sağlık durumu ve tekrarlayan ameliyatları dikkate alınarak, hala tahliye edilmiyor.

    “ÖLÜMÜMÜ İSTİYORLAR”

    İvrendi, ailesi aracılığıyla gönderdiği mesajda cezaevinde tedavi edilmesinin mümkün olmadığını ve yaşamının tehlikede olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

    “Her ay doktora gidiyorum. Kan tahlilime göre ilaç dozum belirleniyor. Aynı zamanda doktorum 10 Ekim’de bir ameliyat olmam gerektiğini söyledi. Ben de ‘Beni bırakmalarına ihtimal var, yaralı bir şekilde evime gitmek istemiyorum’ dedim. Ancak doktorum, ‘Seni tek bir ameliyatla kurtaramam, bir dizi ameliyat olman gerekiyor’ dedi. Ben kalp hastası bir insanım, 62 yaşındayım, 31 yıldır cezaevindeyim. Vücudumun birçok hücresi işlevini yitirdi. Dolayısıyla ameliyat masasından kalkar mıyım, kalkmaz mıyım, bilmiyorum.

    12 kez ameliyat oldum, her seferinde enfeksiyon kaptım, yaralarım kapanmadı. Buna rağmen tahliye edilmiyorum. Neden bırakılmıyorum? Ben öleceksem, çocuklarımın yanında ölmek istiyorum. Eğer böyle devam ederse, bir vasiyet yazacağım. Diyeceğim ki, cenazemi Adalet Bakanlığı’na gönderin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderin.1 yıldır fazladan cezaevindeyim. Yetmiyor mu? Benim ölümümü istiyorlar.”

    KONU MECLİS GÜNDEMİNE TAŞINDI

    İvrendi’nin ağır sağlık durumu ve cezaevindeki yaşam koşullarının ona uyguladığı baskı, gündemdeki tartışmaları daha da artırırken, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, İvrendi’nin mesajını Meclis gündemine taşıyarak Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a soru önergesi verdi.

    İvrendi’nin yakın zamanda tekrar idare ve gözlem kuruluna çıkarılması bekleniyor.

    PİRHA/ ANKARA

  • Milletvekili Ali Bozan: Adıyaman’da halen kaldırılmamış kaç enkaz var?

    Milletvekili Ali Bozan: Adıyaman’da halen kaldırılmamış kaç enkaz var?

    PİRHA- DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, 6 Şubat depremlerinin ardından Adıyaman’da ciddi bir sorun yumağı haline gelen altyapı ve üstyapı konularını Meclis gündemine taşıdı. Bozan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a, “Adıyaman’da halen kaldırılmamış enkaz miktarı ne kadardır? Bu enkazların ne zaman ve nasıl kaldırılacağına dair bir takvim oluşturulmuş mudur” diye sordu.

    Adıyaman, 6 Şubat depremlerinin ardından halen altyapı ve üstyapı konusunda ciddi sorunların yaşandığı bir kent. Adıyamanlıların talepleri üzerine DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a sorunların çözümü içim soru önergesi verdi.

    Milletvekili Ali Bozan, “6 Şubat 2023 depremlerinin üzerinden 32 ay geçmiş olmasına rağmen Adıyaman’da çevresel ve kamusal sağlık açısından ciddi sorunlar devam etmektedir” açıklamasını yaptığı önergede Bakan Murat Kurum’a şu soruları yöneltti:

    “-Adıyaman’da halen kaldırılmamış enkaz miktarı ne kadardır? Bu enkazların ne zaman ve nasıl kaldırılacağına dair bir takvim oluşturulmuş mudur?

    -Enkaz kaldırma, yol ve altyapı çalışmalarının yol açtığı hava kirliliğiyle ilgili bakanlığınız bugüne kadar herhangi bir ölçüm yapmış mıdır? Yapıldıysa bu veriler kamuoyuyla neden paylaşılmamaktadır?

    -Toz bastırma çalışmaları için belediyelerle koordinasyon içinde bir planlamanız var mıdır? Varsa hangi tedbirler alınmıştır?

    -Adıyaman ve benzeri deprem bölgelerinde hava kalitesinin bozulmasına karşı özel bir eylem planınız var mı?

    -Konteyner kentlerin kaldırılmasıyla birlikte toz ve çamur gibi çevresel faktörlere maruz kalan yurttaşların korunmasına yönelik herhangi bir önlem alınmakta mıdır?

    -Yerel yönetimlerin altyapı ve temizlik çalışmalarını yürütebilmesi için merkezi bütçeden kaynak aktarımı yapılmakta mıdır? Yapıldıysa hangi belediyelere, ne kadar kaynak aktarılmıştır?

    -Hava kirliliği ile mücadele kapsamında inşaat firmalarına yönelik denetim ve yaptırım uygulaması yapılmakta mıdır?

    -Deprem bölgelerinde çevresel yıkımın önüne geçilmesi için yeni bir bölgesel çevre düzenlemesi ya da eylem planı oluşturulması gündemde midir?”

    PİRHA/ ANKARA

  • Paris FEDA, kongresini yaptı: Barışa sahip çıkalım-VİDEO

    Paris FEDA, kongresini yaptı: Barışa sahip çıkalım-VİDEO

    PİRHA-Paris Demokratik Alevi Federasyonu, Paris Pir Sultan Abdal Dergâhı’nda kongresini yaptı. Kongrede Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başarıya ulşaması için mücadele etme vurgusu öne çıktı.

    Paris Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Paris Pir Sultan Abdal Dergâhı’nda kongresini yaptı. Kongreye FEDA Eş Başkanları Şahin Polat ve Hüsniye Küçükkeleş, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Alevi ve yöre dernekleri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Divanını Hüsniye Küçükkeleş, Ruken Göksungur ve Şahin Polat yürüttüğü kongrenin açılışı Pir Rıza Yağmur’un okuduğu gülbeng ile yapıldı.

    FEDA Eş Başkanı Şahin Polat’ın örgütsel durum değerlendirmesinin ardından DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan da Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair konuştu.

    “ALEVİLERİN HAK VE HAKİKAT ARAYIŞI KÜRT ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNDEN DAHA ÖNCE BAŞLADI”

    Kürtlerin özgürlük mücadelesinin elli yıldır sürdüğüne dikkat çeken DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, “Alevilerin hak ve hakikat arayışı Kürt özgürlük mücadelesinden daha önce başlayan bir mücadeledir. Yaklaşık olarak bir yıldır çözüm süreci tartışması var. Biz çözüm süreciyle birlikte Alevi canlarımızda bir kaygıyı gözlemliyoruz. Aleviler bizlere, ‘Kürtler kendi meselelerini çözüyorlar peki biz ne olacağız?’ diye soruyorlar. Kürtlerin mücadelesi aynı zamanda Türkün, Arabın, Ermeninin, Lazın, Alevinin mücadelesidir. Barış süreci Alevilerin sorununu çözme umudunu da arttıracaktır. Bu sorunu çözmek için milyonda bir ihtimal de olsa barış mücadelesini sürdüreceğiz. Alevi toplumu da barış ve hakikat mücadelesinin merkezindedir. Barış Kürt kadar Aleviler içinde gerekli. Eşit yurttaşlık başta olmak üzere inançsal kimliğinin kabulü için barış sürecinin öznesi olmalıdır” dedi.

    Konuşmaların ardından 17 kişilik yeni yönetim belirtildi.

    PİRHA/FRANSA

  • FEDA’dan ‘Alevi Halkı Barış İçin Mücadele Ediyor’ başlıklı etkinlik!

    FEDA’dan ‘Alevi Halkı Barış İçin Mücadele Ediyor’ başlıklı etkinlik!

    PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) “Alevi Halkı Barış İçin Mücadele Ediyor” başlıklı halk toplantıları yapacak.

    FEDA tarafından yapılan çağrıda, “İnancımızda barış esastır; halklar arasında güveni ve kardeşliği yeniden kurmak, eşitlik ve adalet yolunda yürümek için mücadele ediyoruz. Bu amaçla halklara seslenmek üzere aşağıdaki etkinlikleri düzenleyip tüm canlarla buluşuyoruz” denildi.

    Programın detayları şöyle:

    Dortmund

    Panel

    Tarih: 20 Eylül 2025

    Saat: 14.00

    Yer: DAKME Dortmund

    Etkinlik: “Alevi Barış ve Eşitlik Yolunda Buluşuyor”

    Katılımcı: 25. ve 27. Dönem TBMM İstanbul Milletvekili HDP’li Ali Kenanoğlu

    Hamburg

    Halkla Buluşma

    Tarih: 21 Eylül 2025

    Saat: 14.00

    Etkinlik: “Aleviler Barış ve Demokratik Süreci Konuşuyor”

    Katılımcı: Ali Kenanoğlu

    Paris

    4. Olağan Kongre

    Tarih: 21 Eylül 2025

    Saat: 12.00

    Yer: Paris Pir Sultan Abdal Dergahı

    Etkinlik: “Aleviler Hak ve Hakikat Yolunda Eşitlik Talep Ediyor”

    Katılımcı: DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan

    PİRHA/ALMANYA

  • Demirtaş’ın kitabı ‘cezaevi güvenliğini tehlikeye atma’ gerekçesiyle yasaklandı- VİDEO

    Demirtaş’ın kitabı ‘cezaevi güvenliğini tehlikeye atma’ gerekçesiyle yasaklandı- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Mersin Milletvekili Av. Ali Bozan, Suluca 1 No.lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde Selahattin Demirtaş’ın kitaplarının mahpuslara verilmediğini, Kürtçe kitapların ise fiilen yasaklandığını açıkladı. Bozan, “Türkiye, hukuk devletidir deme bakanlığı bu hukuksuzluklara daha ne kadar sessiz kalacak?” diye sordu.

    Adana’daki Suluca 1 No.lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın “DAD” ve “Araf’ta Düet” adlı kitapları “sakıncalı” bulunarak mahpuslara verilmedi. Cezaevi yönetimi, kitapların yasaklı olmadığı halde, “Yazar halen örgüt üyeliği suçlamasıyla cezaevindedir, bu nedenle kitaplar cezaevi güvenliğini riske atar” şeklinde gerekçeyle dağıtımı engelledi.

    Söz konusu yasağa tepki gösteren DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Demirtaş’ın eserlerine yönelik bu tutumun sansür olduğunu vurguladı. Bozan, Kürt yazar Mehmet Uzun’un “Siya Evînê” adlı Kürtçe romanının da benzer şekilde engellendiğini belirtti.

    Uzun’un kitabının herhangi bir toplatma ya da yasak kararı bulunmamasına rağmen 8 ay boyunca mahpuslara verilmediğini hatırlatan Bozan, “Kurul, gerekçe olarak ‘Kürtçe bilen personel yok’ diyor. Cezaevinde Kürtçe sözde serbest ama fiilen yasak. Türkiye, hukuk devletidir deme bakanlığı, bu hukuksuzlukları ne zaman sonlandıracak?” diye sordu.

    PİRHA/ MERSİN

  • Devrimci Parti: Kuyu tipleri kapatılsın! – VİDEO

    Devrimci Parti: Kuyu tipleri kapatılsın! – VİDEO

    PİRHA- Devrimci Parti, S, Y, R tipi ve Yüksek Güvenlikli cezaevlerinin fiziksel ve psikolojik işkence merkezlerine dönüştüğünü belirterek, “Tecrit içinde tecrit uygulanıyor” dedi. 300. günü aşan açlık grevlerine dikkat çekilen açıklamada, kuyu tipi cezaevlerinin kapatılması çağrısı yapıldı.

    Devrimci Parti Mersin İl Örgütü, S, Y, R Tipi ve Yüksek Güvenlikli hapishanelerde uygulanan tecrit politikalarına karşı direnişte olan siyasi tutsaklara ilişkin İnsan Hakları Derneği şube binasında basın toplantısı yaptı. Açıklamaya siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan katıldı.

    “HAPİSHANELER İŞKENCE MERKEZLERİNE DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA”

    Basın metnini okuyan Devrimci Parti İl Başkanı İsmet Akdağ, kuyu tipi olarak adlandırılan bu cezaevlerinin fiziksel ve psikolojik işkence merkezlerine dönüştüğünü vurguladı.

    S, Y, R tipi ve Yüksek Güvenlikli hapishanelerin, F tiplerinden daha ağır tecridin dayatıldığı işkence merkezleri olduğunu söyleyen İsmet Akdağ, “ S, Y, R Tipi ve Yüksek Güvenlikli hapishaneler; kuyu gibi tasarlanmış, üç katlı, dar hücrelerden oluşan, havalandırması kısıtlı, gün ışığından mahrum bırakılan mekânlar. Burada kalan tutsakların zamanla ciddi sağlık sorunları yaşadığı, ilerleyen süreçte ise psikolojik olarak ağır yaralar alacağı açıktır. Bu yüzden tutsaklar kuyu tiplerine karşı direnişte. Direnişleri, hapishane idareleri tarafından disiplin cezaları ve infaz yakma tehditleriyle bastırılmak isteniyor” dedi.

    “TUTSAKLAR ÖLÜMLE BURUN BURUNA”

    Akdağ, Çorlu Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde tutulan Fergil Fırat ve Celal Punar’ın sürgün edildikleri kuyu tipi hapishaneye karşı kapı dövme ve slogan atma gibi eylemlerle tecrit koşullarını teşhir ettiklerini kaydetti. Hapishane idaresinin ise bu eylemlere disiplin soruşturmalarıyla karşılık verdiğini belirten Akdağ, kuyu tipi hapishanelerde bulunan Serkan Onur Yılmaz ve Ayberk Demirören’in süresiz açlık grevlerinin 300’lü günlerinde olduğu hatırlattı ve tutsakların taleplerinin “kuyu tipi hapishanelerin kapatılması” ve “daha insani koşullara sahip cezaevlerine sevk edilme” olduğunu belirtti.

    ALİ BOZAN: MAHPUSLARIN YAŞAM HAKKI TEHDİT ALTINDA

    Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Milletvekili Ali Bozan da Türkiye’deki cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin sadece mahpusları değil, dolaylı olarak milyonlarca yurttaşı etkilediğini söyledi. Bozan, şöyle konuştu:

    “Türkiye cezaevlerinin kapasitesi 300 bin kişi olmasına rağmen şu anda 420 bin mahpus tutuluyor. Bu sayı, aileleriyle birlikte düşünüldüğünde yaklaşık 7-8 milyon yurttaşı doğrudan etkileyen bir tabloya işaret ediyor. AKP döneminde cezaevleri hızla çoğaltıldı; alfabede harf kalmayacak şekilde yeni cezaevi tipleri inşa edildi. S ve Y tipi cezaevleri, yüksek güvenlikli yapılar olarak planlandı. Bu yapılar öyle bir şekilde dizayn edildi ki, yalnızca ağırlaştırılmış müebbet cezası almış kişiler için öngörülüyordu. Bugün ise bu cezaevlerinde hem süreli hapis cezası almış mahpuslar hem de tutuklular tutuluyor.

    Bazı cezaevlerinde mahpuslar, kelepçeli muayene ya da ağız içi arama dayatması nedeniyle 2-3 yıldır tedavi olamıyor. Bu uygulamalar doğrudan insan hakları ihlalleridir. Mahpuslara reva görülen bu uygulamalar, yaşam hakkını tehdit eden, keyfi ve işkence niteliğinde uygulamalardır. Bu kurullar ilk kurulduğunda daha çok siyasi mahpuslara yönelik baskı aracı olarak işliyordu. Bugün geldiğimiz noktada, cezaevlerinde tutulan 420 bin kişinin tamamına yönelik keyfi ve hukuksuz uygulamalara imza atan bir yapıya dönüştüler. Bu nedenle bu kurullara karşı da herkesin sesini yükseltmesi, itiraz hakkını kullanması gerekiyor.”

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Milletvekili Ali Bozan: Bir Vali hangi yetkiyle engelli depremzedenin aylığını kesiyor?-VİDEO

    Milletvekili Ali Bozan: Bir Vali hangi yetkiyle engelli depremzedenin aylığını kesiyor?-VİDEO

    PİRHA- Ailesi ile birlikte Adıyaman konteyner kentte adeta yaşam mücadelesi veren engelli depremzede Ali Geçer, Milletvekili Ali Bozan’a eski Vali Mahmut Çuhadar tarafından engelli aylığının kesildiğini anlattı. DEM Parti Mersin Milletvekili Av. Ali Bozan, yetkililere seslenerek, “Ali Geçer’e yapılan bu zorbalığı telafi edin” dedi.

    Adıyaman eski Valisi Mahmut Çuhadar, kendisinden iş isteyen engelli depremzede Ali Geçer’in engelli aylığını kesti. DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan’ın il ve kadın örgütleri ile birlikte konteyner kentte yaptığı ziyarette, engelli depremzede Ali Geçer, yaşadığı mağduriyeti anlattı.  Milletvekili Ali Bozan, engelli depremzedenin yaşadığı durumu “zorbalık” olarak yorumlayıp “Böyle bir kepazelik yok” dedi.

    “HERKES HADDİNİ BİLMEKLE YÜKÜMLÜDÜR”

    Yaşanan duruma dair açıklama yapan DEM Parti Mersin Milletvekili Av. Ali Bozan, şunları söyledi:

    “Adıyaman’da 4 çocuğu ve eşiyle konteyner kentte yaşayan engelli depremzede Ali Geçer, eski Adıyaman Valisi Mahmut Çuhadar’a gidip ‘4 çocuğum var. Geçinemiyorum. Bana iş lazım’ diyor. Vali, ‘Engelli maaşı sana yeter’ cevabını verince engelli Geçer, ‘Bir ay maaşımla sen geçin de bu maaş yetiyor mu, yetmiyor mu anlarsınız’ demesi Vali efendiyi sinirlendiriyor. Engelli depremzede Ali Geçer, o ay maaşını çekmek için bankaya gittiğinde maaşının yatmadığını görüyor. Meğerse Vali efendi, engelli bir depremzedenin maaşını kesme kepazeliğine imza atmış.”

    “BU ZORBALIĞI TELAFİ EDİN!”

    Yetkililere seslenen Bozan, “Ali Geçer, şu an Adıyaman’da konteyner kentte yaşıyor. Yeni Vali de onları konteynerden çıkarıp daha kötü koşullardaki bir yere göndermek için elektrik ve sularını kesmekle tehdit ediyor. Gidin, Ali Geçer’e yapılan bu zorbalığı telafi edin!” dedi.

    “ALİ GEÇER’İN DE YANINDAYIZ”

    Engelli maaşı kesilen Ali Geçer’in de yanında olduklarının altını çizen Bozan, “Tüm bu süreçlerin takipçisi olacağız! Hiçbir atanmış, yurttaşa zorbalık etme vazifesi taşımıyor. Herkes haddini bilmekle yükümlüdür!” diye konuştu.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Ali Bozan: Barış süreci Aleviler de dahil tüm topluluklar için bir fırsat- VİDEO

    Ali Bozan: Barış süreci Aleviler de dahil tüm topluluklar için bir fırsat- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Milletvekili Ali Bozan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin yalnızca Kürtlerin değil, Aleviler başta olmak üzere Türkiye’deki tüm inanç ve etnik toplulukların haklarını güvence altına alacak şekilde yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Bozan, somut adımların atılması ve iktidarın samimi tutumunun sürecin kalıcı barışa dönüşmesinde kritik rol oynayacağını söyledi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Ali Bozan, sorularımızı yanıtladı. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni değerlendiren Bozan, sürecin yalnızca Kürtlerin değil, Aleviler başta olmak üzere Türkiye’deki tüm inanç ve etnik toplulukların haklarını güvence altına alacak şekilde yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Bozan, kalıcı barışın sağlanabilmesi için iktidarın samimi ve kararlı adımlar atmasının, cezaevlerindeki siyasi tutukluların durumunun çözülmesinin ve toplumun farklı kesimlerinin haklarına saygının hayati önem taşıdığını belirtti.

    “İKTİDARIN TUTUMU BELİRLEYİCİ OLACAK”

    -‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bu süreç gerçek bir toplumsal barışa evrilebilir mi?

    Barış ve Demokratik Toplum Süreci esasen Kürtlerin, DEM Parti’nin ve dostlarının yıllardır hem mücadelesini verdiği hem özlemini duyduğu bir süreç. Çünkü DEM Parti ve aynı gelenekten gelen siyasi partiler yıllardır diyor ki; Kürt meselesi ancak diyalog ve müzakere ile çözülebilir. Mücadelesini verdiğimiz bir süreci yaşarken Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin kalıcı bir barışa evrilip evrilmeyeceğini elbette içerisinden geçtiğimiz zaman gösterecek.

    Tam da bu noktada meselenin muhataplarından birisi olan DEM Parti ve dostları bugüne kadar hem Meclis’te hem sokakta hem sahada gösterdikleri tutum ile sürecin yanında olduklarını gösterdiler. Bu noktada bundan sonraki dönemi belirleyecek olan elbette iktidarın tutumu olacak. AKP’nin bu süreçle ilgili olarak göstereceği kararlı ve samimi tutum, süreci kalıcı bir barışla taçlandıracaktır. Yaşanan sürece bu ülkede yaşayan halklar, bu ülkede yaşayan toplum evet demediği sürece bir ayağı sürekli olarak sakat kalacak, bir ayağı eksik kalacak. O bir ayağın eksik kalmaması için özellikle iktidara çok önemli sorumluluklar ve görevler düşüyor. İktidarın en temel görevi ve sorumluluğu öncelikle bu dönemin ruhuna uygun bir dil ve söylem geliştirmesi ama aynı zamanda dönemin ruhuna uygun somut pratik adımların atılması çünkü toplumun farklı kesimleri artık bunu bekliyor.

    “SOMUT VE PRATİK ADIMLAR ATILMALI”

    -Bu sürecin ivme kazanması adına ne gibi adımlar atılmalı?

    Bu meseleye dair Meclis’te yüz yıllık Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir komisyon kuruldu. Bu oldukça kıymetli ve anlamlı ama yeterli değil. Çünkü elli yıldır Kürt sorununun çözümüne dair söylenecek söz kalmadı. Birçok kişi ve kurum onlarca rapor düzenledi, onlarca araştırma yaptı, on binlerce sayfalık söz söylendi, cümle kuruldu. Artık meselenin çözüm noktası belli. O da somut, pratik adımlar atılması. Aynı zamanda bu somut ve pratik atılacak adımlar barışın toplumsallaşması açısından da önemlidir. Çünkü meselenin çözümü dair ne kadar soyut, teorik tartışmalar yapılırsa yapılsın, yurttaş bunun kendi yaşamına yansımasını görmek istiyor. Örneğin bir Kürt yurttaş artık dilini özgürce konuşup konuşmayacağını, dilinin yasal ve siyasal zeminde güvence altına alınıp alınmadığını görmek istiyor.

    Yine en acil ihtiyaçlardan bir tanesi şu cezaevindeki siyasi tutsakların yaşadıkları… Cezaevlerinde ya da idare gözlem kurulları hala bizim çocuklarımızla ilgili tehdit ve şantaj aracı olarak kullanılıyor. Bu nedenle bu noktada acil ivedi yapılması gereken işlerden bir tanesi somut, pratik yurttaşların yaşamına dokunan adımların atılmasıdır. Bu binlerce tutsağın hem kendisi hem ailesi şunu söylüyor: Bu mesele en üst düzeyde tartışılıyor ama cezaevleri ya da idare gözlem kurulları hala bizim çocuklarımızla ilgili tehdit ve şantaj aracı olarak kullanılıyor. Bu nedenle bu noktada acil yapılması gereken işlerden bir tanesi somut, pratik, yurttaşların yaşamına dokunan adımların atılmasıdır.

    “YEPYENİ BİR DÖNEMİ İNŞA EDİYORUZ”

    -Süreci kriminalize eden, çözümü ‘terörize’ eden söylemler hala çok yaygın. Bu söylemlerle nasıl mücadele edilmeli?

    Sürecin herhangi bir şekilde sekteye uğramaması, herhangi bir şekilde provokasyona uğramaması açısından özellikle iktidar cenahının hem kararlılığını hem de samimiyetini ortaya koyması açısından kullanacağı dil önemlidir. ‘Terörsüz Türkiye’ kavramı bu ülkede yaşayan Kürtleri rahatsız ediyor. Bu nedenle bu söylemden vazgeçilmesi gerekiyor. Bu dil, bu söylem sürece, barışa ve çözüme hizmet eden bir süreç değildir. Yepyeni bir dönemi inşa ediyoruz. Hep birlikte herkesin kendi diliyle, kimliğiyle, inancıyla özgü bir şekilde yaşadığı bir Türkiye’den bahsediyoruz. Ama bunu söylerken 86 milyonun içerisinde 10 milyonları bulan Kürtlere hala “Terörsüz Türkiye’ kavramıyla gittiğinizde maalesef samimi görünmezsiniz.

    “DEMOKRATİK TOPLUMUN İNŞASI 86 MİLYON YURTTAŞIN YARARINA OLACAK”

    -Sizce Kürt halkının talepleri etrafında şekillenecek bir barış süreci, Türkiye’deki tüm ezilen halklar, inançlar ve sınıflar için nasıl bir fırsat olabilir?

    Şu anda müzakere masasında elbette ön planda olan Kürtlerin yıllardır inkar edilen dilleri, varlıkları ve kimlikleridir. Ama son tahlilde bu coğrafyada Kürtlerle ilgili bir hak elde edilecekse bu 86 milyon yurttaş için olacak, sadece Kürtler için değil. Demokratik toplumun içerisinde sadece Kürtler yok. Türkler var, Araplar var, Lazlar var, Çerkezler var. Yıllardır dillerini özgür bir şekilde konuşamayan, dillerinde özgür bir şekilde eğitim göremeyen bütün etnik gruplar var. Bu nedenle biz demokratik toplumun inşasının bu coğrafyada yaşayan 86 milyon yurttaşın yararına olacağını düşünüyoruz.

    “ALEVİLERİN HALEN 21. YÜZYILDA İNANÇLARI KABUL EDİLMİYOR”

    -Bu süreçte farklı inanç topluluklarına, özellikle de Alevilere dair bir perspektif görebiliyor musunuz?

    Bu ülkede yıllardır inancı, kimliği, ibadethanesi yok sayılan çok geniş bir kesim var. Bu ülkede yaşayan milyonlarca Alevi var. Kürtlerin nasıl dilleri yasak ise Alevilerin de maalesef inançları yasak. Alevilerin halen 21. yüzyılda inançları kabul edilmiyor. İbadet merkezleri olan cemevleri ibadethane olarak kabul edilmiyor. Elbette demokratik toplum süreci Alevilerin inançlarının, Alevilerin ibadethanelerinin güvence altına alınmasını da kapsıyor.

    “DEMOKRATİK TOPLUM VE BARIŞ İÇİN MÜCADELE EDELİM”

    -Son olarak, barış ve demokratik toplum adına tüm halklara, inançlara ve devlete çağrınız nedir?

    Bu seneki 1 Eylül Dünya Barış Günü öncekilerden çok daha farklı. Çünkü bu yıl demokratik toplumu, çözümü ve barışı konuştuğumuz, tartıştığımız 1 Eylül’deyiz. İşte tam da 1 Eylül Dünya Barış Günü’nün ruhuna ve anlamına uygun adımlar atılması gerekiyor. Bu adımları atması gereken de iktidardır. Aynı zamanda 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne giderken bizim bu ülkede yaşayan bütün toplumsal kesimlerin bütün inanç kesimlerine çağrımız; gelin hep birlikte demokratik toplum ve barış sürecini demokratik toplum ve barış sürecine sahip çıkalım. Bundan sonra atılacak pratik adımlar da bundan sonra hep birlikte verilecek mücadele sayesinde olacak. Hep birlikte demokratik toplum ve barış için mücadele edelim.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Milletvekili Ali Bozan: Dedeoğulları Katliamı ile yüzleşilmeli- VİDEO

    Milletvekili Ali Bozan: Dedeoğulları Katliamı ile yüzleşilmeli- VİDEO

    PİRHA- Dedeoğulları Katliamı’nın 4’üncü yıldönümünde katliamın gerçekleştirildiği evin bahçesindeki anma etkinliğinde konuşan DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, “Yargıtay kararıyla kendilerince katliamın hesabını mahşere bıraktıklarını düşünüyorlar. Hukuk, mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Ali Bozan, DEM Parti Konya il ve ilçe örgütü yöneticileri ile birlikte Dedeoğulları Katliamı’nın 4’üncü yıldönümünde gerçekleştirilen anma etkinliğine katıldı.

    Dedeoğulları Katliamı’nda yaşamını yitiren aile fertlerinin mezarlarının ziyaret edilmesiyle başlayan anma programı, katliamın gerçekleştirildiği evin bahçesinde yapılan konuşmalarla devam etti.

    “SORUMLULAR AKLANDI. HUKUK MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK”

    Katliamın gerçekleştirildiği evin bahçesinde konuşan DEM Parti Mersin Milletvekili Av. Ali Bozan, “Bu katliamda kamu görevlilerinin sorumluluğu var. Ailenin yardım ve koruma çığlıklarını duymayan kamu görevlilerinin sorumluluğu var. Yargıtay kararıyla onlar aklandı. Yine tetikçiye yardım eden, tetikçiyi koruyan, tetikçiyi azmettirenler vardı. İşte o yargı kararıyla onların maalesef tamamı yine aklandı. Bu coğrafyaya kalıcı bir barışı getirmek için, gerçek anlamda bir çözümü getirmek için önce bu coğrafyada yaşanan katliamlarla yüzleşmek gerekiyor. Dedeoğulları katliamı sadece Dedeoğulları ailesine yönelik bir katliam değildi. Dedeoğulları katliamı Dedeoğulları ailesinin Kürt olması nedeniyle gerçekleştirilmiş bir katliamdı. Bu nedenle ırkçı amaçlarla gerçekleştirilmiş bir katliamdı” dedi.

    “ADALET İÇİN MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Milletvekili Bozan, şöyle devam etti:

    “Katliamın 4. yıl dönümüne kısa bir süre kala verdikleri Yargıtay kararıyla kendilerince katliamın hesabını mahşere bıraktıklarını düşünüyorlar. Ama biz Dedeoğulları ailesine yönelik gerçekleştirilen bu katliamın hesabının mahşere bırakmamak için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Ali Bozan: Mezitli Kaymakamı ve oğlu çocuklara şiddet uyguladı mı?

    Ali Bozan: Mezitli Kaymakamı ve oğlu çocuklara şiddet uyguladı mı?

    PİRHA- DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Mersin’in Mezitli ilçesinde İlçe Kaymakamı Turgay Gülenç’in, oğlu ile birlikte Mezitli İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde 5 çocuğa fiziki şiddet uyguladığı iddiasını İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya sordu.

    26 Temmuz Cumartesi günü Mezitli Kaymakamı Turgay Gülenç’in 20 yaşındaki oğlu ile yaşları 12-13 yaşlarındaki beş çocuk arasında sözlü tartışma yaşamasının ardından gelişen olaylara dair iddialar kent kamuoyunda ciddi tartışmalara sebep oldu. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Ali Bozan, iddiaları İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya sordu.

    12 YAŞINDAKİ ÇOCUĞUN GECE BOYUNCA GÖZALTINDA TUTULDUĞU İDDİASI

    Milletvekili Bozan, “Tartışmanın ertesinde, ailelerin çocuklarını Mezitli İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi’ne götürdüğü ve orada Kaymakam Turgay Gülenç’in, korumaları ve oğlu ile birlikte polislerin gözü önünde çocuklara fiziki şiddet uyguladığı iddiaları kamuoyu vicdanını rahatsız edecek düzeye ulaşmıştır. Yaptığımız araştırmalar neticesinde, karakolda yaşanan şiddette dört çocuğun aldığı darbelerle hastaneye sevk edildiği ve darp raporu aldıkları, 12 yaşındaki bir çocuğun da ifadesi alınmadan gece boyunca karakolda gözaltında tutulduğu bilgisini aldık. Yaşanan bu olaya dair net bilgilerin kamuoyuna duyurulması bakanlığınızca elzem bir hal almıştır” diyerek, konuya dair İçişleri Bakanı Yerlikaya’ya şu soruları yöneltti:

    “1- Mezitli İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi’nde 5 çocuğa yönelik Kaymakam ve oğlunun fiziki şiddetine dair başlatılan bir soruşturma var mıdır? Soruşturma ne aşamadadır?

    2- Mezitli İlçe Emmiyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi’ne kaymakam ile birlikte gelen kişiler kimdir? Bu kişilerin kimliklerinin tespiti için herhangi bir çalışma başlatılmış mıdır? Karakola ait kamera kayıtları muhafaza altına alınmış mıdır ?

    3- Bir ilçe kaymakamı, ilçe emniyet müdürlüğünde akıllara durgunluk veren söz konusu fiziki şiddeti nasıl gerçekleştirebilmektedir? İlçe emniyet müdürü ve olay anında hazır bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı mı? Soruşturma ne aşamadadır?

    4- Fiziksel şiddete uğrayan çocuklara ait hastane darp raporu olduğu belirtilmektedir. Bu raporlar elinizde mevcut mudur? Yaşları 12-13 arasında değişen 5 çocuğun aileleri ile söz konusu olaya dair bir görüşme yaptınız mı?

    5- 12 yaşında bir çocuğun gece boyunca karakolda gözaltında tutulduğu ardından adli kontrolle serbest bırakıldığı bilgisi doğru mudur? Eğer doğruysa kaymakam ve oğlu tarafından şiddete uğrayan 12 yaşındaki bir çocuğun gece boyunca gözaltında tutulması hangi gerekçelerle yapılmıştır?

    6- Fiziksel şiddet mağduru çocukların mağdur sıfatıyla re’sen ifadeleri alınması gerekirken Mersin Adliyesi’nde avukatları ile birlikte saatlerce bekletilme gerekçeleri nelerdir? Mağdur çocuklar ve aileleri şikayetçi olmamaları için baskı altına alınmış mıdır?”

    (HABER MERKEZİ)

  • Milletvekili Ali Bozan: Ev ev, sokak sokak yeni süreci örgütleyeceğiz-VİDEO

    Milletvekili Ali Bozan: Ev ev, sokak sokak yeni süreci örgütleyeceğiz-VİDEO

    DEM Parti Erzin ilçe 2’nci olağan kongresinde konuşan Mersin Milletvekili Av. Ali Bozan, yeni sürecin herkese sorumluluklar yüklediğini vurgulayıp “Ev ev, sokak sokak yeni süreci örgütleyeceğiz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Hatay’ın Erzin ilçesinin 2’nci olağan kongresini ‘toplumsal barış’ şiarıyla gerçekleştirdi. Kongreye katılan DEM Parti Mersin Milletvekili Av. Ali Bozan, yeni sürecin önemine dair konuştu. Milletvekili Bozan, konuşmasında birlik ve beraberliği artırma vurgusu yaptı.

    Milletvekili Av. Ali Bozan, kongrede yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    “Toplumsal barış için önce hepimiz kendi evimizden, sokağımızdan, mahallemizden başlayacağız. Bugün Erzin ilçemizde hepimiz komşularımıza, mahallelimize toplumsal Barış’ı anlatırsak, barışın gerekliliğini anlatırsak, savaşın, çatışmanın bu ülkeye verdiği zararı anlatırsak yeni dönemde herkes kendi üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmiş olur. Bugünden sonra kongremizde bulunan her bir arkadaşımız kendi sokağının, mahallesinin sorumlusudur. Gidip komşumuzun kapısını çalacağız. Komşumuzla yeni dönemi konuşacağız. Çünkü barışı ancak biz bu şekilde toplumsallaştırabiliriz. Bugüne kadar hep şunu söyledik. DEM Parti kalıcı ve onurlu barışa her zaman hazır. DEM Parti bütün kurullarıyla bugüne kadar barışın toplumsallaşması için elinden geleni yapıyor, yapmaya da devam edecek”

    PİRHA/HATAY

  • Milletvekili Ali Bozan: Öğrencilerin yurttan uzaklaştırılması zalimliktir

    Milletvekili Ali Bozan: Öğrencilerin yurttan uzaklaştırılması zalimliktir

    PİRHA- Mersin Üniversitesi KYK Kız Yurdu’nda kalan 11 kadın öğrencinin yurttan uzaklaştırılmasına tepki gösteren DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, “Protesto hakkını kullanan öğrencileri yurttan uzaklaştırmak zalimliktir. Derhal bu zalimlikten vazgeçin ve kamuoyunun vicdanını yaralayan bu kararı sonlandırın” dedi.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından ülkenin birçok bölgesinde olduğu gibi Mersin Üniversitesi öğrencileri de demokratik haklarını kullanarak söz konusu tutuklamayı protesto etti. 22 Mart 2025 tarihinde protesto hakkını kullanan öğrencilere, Mersin Üniversitesi KYK Kız Öğrenci Yurdu’ndan öğrencilerin barınma hakkını engelleyen bir karar çıktı. 11 kadın öğrenci yürütülen soruşturma kapsamında yurttan uzaklaştırıldı.

    Öğrencilerin barınma haklarının ellerinden alınmasına tepki gösteren Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Ali Bozan, öğrencilerin barınma hakkının engellenmesinin kabul edilemez olduğunu belirterek, öğrenciler hakkında alınan yurttan uzaklaştırma kararından bir an evvel vazgeçilmesi gerektiğini söyledi.

    “BU KARAR HUKUKSUZDUR”

    Milletvekili Av. Ali Bozan, söz konusu olaya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

    “Öğrencilerin protesto hakkı, en doğal haktır. Bu hak, anayasal güvence altındadır. Ama ne yazık ki protesto hakkını kullanan 11 kadın öğrencinin Mersin Üniversitesi KYK Kız Öğrenci Yurdu’ndan uzaklaştırılmış olduğunu öğreniyoruz. Acaba bu yönetim eğitime mi hizmet ediyor? Öğrencilerin barınma hakkını elinden alan hangi yönetim eğitime hizmettir. Ki, anayasal bir güvenceyi es geçerek verilmiş bir karar bu. Hukuksuzdur. Protesto hakkını kullanan öğrencileri yurttan uzaklaştırmak zalimliktir. Derhal bu zalimlikten vazgeçin ve kamuoyunun vicdanını yaralayan bu kararı sonlandırın.”

    İLGİLİ HABERLER:

    -Mersin KYK Yurdunda Öğrencilere ‘eylem’ soruşturması: 2 ay ceza!

    -Mersinli kadınlar, öğrencilerin KYK yurtlarından uzaklaştırılmasını protesto etti

    -İHD Mersin’den öğrenci cezalarına tepki: Barınma ve Eğitim hakkı ihlal ediliyor

    PİRHA/ ANKARA

  • Milletvekili Ali Bozan’dan Bakanlığa: Depremzedelerin mağduriyetini sonlandırın!- VİDEO

    Milletvekili Ali Bozan’dan Bakanlığa: Depremzedelerin mağduriyetini sonlandırın!- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Adıyaman’da yerinde dönüşüm proje başvuru tarihi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na çağrı yaptı. Bozan, “Yerinde dönüşüm başvurusu için belirlenen 30 Haziran tarihini en az bir yıl uzatın ve yerinde dönüşüm için verilen hibe ve kredi desteğini enflasyon oranında artırın!” dedi.

    6 Şubat depremlerinden en çok etkilenen kentlerden biri olan Adıyaman’da yurttaşların en önemli gündemlerinin başında, yerinde dönüşüm başvuruları için iktidar tarafından belirlenen sürenin uzatılmaması geliyor. 30 Haziran tarihinde sonlanacak olan başvuru tarihi; Adıyaman, Hatay ve Maraş’ta depremzede çok sayıda yurttaşı bir kez daha mağdur edeceği yönünde tepkilere neden oluyor.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Ali Bozan, halktan gelen tepkiler üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na çağrı yaptı.

    “BU MAĞDURİYETİ ORTADAN KALDIRIN”

    Adıyaman’ın merkezi olan Atatürk Bulvarı’nda hala yıkım ve kaldırma işleminin devam ettiği bir bina önünde konuşan Milletvekili Ali Bozan, şu ifadeleri kullandı:

    “6 Şubat depreminin ardından 28 ay geçti. 28 ayda Adıyaman’da depremin yıkıntılarını dahi tamamen kaldıramayan iktidar, yerinde dönüşüm projesi için halka verdiği son süre 30 Haziran. Söz verdiği sürede halka konutlarını teslim edemeyen iktidar, halka sunacağı 750 bin TL hibe, 750 bin TL kredi projesini 30 Haziran’da sonlandırmayı planlıyor.

    Burdan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na sesleniyoruz; deprem sonrasında hasar gören bina sahiplerinin gerek belediyelerden, gerek hisse anlaşmazlıklarından ve bürokratik engellerden dolayı başvuru sürecine yetişemeyeceklerini gayet iyi biliyorsunuz. O yüzden hem verilen hibe ve kredi oranlarını enflasyon oranında artırın. Hem de başvuru süresini en az 1 yıl uzatın. Aksi takdirde Adıyaman, Hatay ve Maraş başta olmak üzere depremden zarar gören yurttaşlara bir mağduriyet daha yaşatacaksınız. Bu mağduriyeti ortadan kaldırın!”

    PİRHA/ ADIYAMAN