Etiket: ali büyükşahin

  • Üryan Hızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin, Adana’da anıldı

    Üryan Hızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin, Adana’da anıldı

    PİRHA- Üryan Hızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin, Adana’da anılarak birlik lokması pay edildi. Anmada konuşan Ali Büyükşahin dedenin oğlu Mehmet Deniz Büyükşahin, “Ali dede her gittiği yerde taliplerimize ikrar ve görgü erkanlarının yürütülmesini özellikle isterdi. Hakk Muhammed Ali yoluna rehberlerimizle, taliplerimizle, dostlarımızla, sevenlerimizle birlikte yola yoldaş olmalıyız” dedi.

    Üryan Hızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin, Adana’da anılarak birlik lokması pay edildi.

    Adana Bulam Der tarafından düzenlenen anma Mehmet Deniz Büyükşahin dedenin katılımıyla Şambayat Ehlibeyt Vakfı Seyit Dede Türbesi’nde gerçekleştirildi.

    Anmaya, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, önceki dönem milletvekillerinden Zülfikar İnönü Tümer, CHP ve HDP Adana il yöneticileri, Adana Alevi Platformu’nun bileşenleri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    “ALEVİ İNANCI VE ÖĞRETİSİNİ BİZLERE ANLATAN, DOĞRUYU VE HAKİKATİ YOL OLARAK GÖSTERENDİ”

    Anmada ilk olarak konuşma yapan Adana Bulam Der Şube Başkanı Yılmaz Parlak, “Bu sene yapılan bu etkinliğimiz diğerlerinden farklı bir anlam ve önem ifade etmektedir. Çünkü geçen sene aramızdan ayrılan vefat eden pirimiz, kanat önderimiz, dedemiz Ali Büyükşahin anısına düzenlenmesine yönetim kurulu ve büyüklerimiz ile beraber karar verdik.  Ali dede anlatılmakta bitirilecek, kelimeler ile tarif edilecek, cümleler ile açıklanacak biri değildi gerçekten. Ali dedemiz insani yönü, hümanist yaklaşımı, sevgi dolu kalbi, insanlara gösterdiği saygı ile her kesimden farklı görüşten ve inançtan insanların güvenini, saygısını ve sevgisini kazanmış biridir. Çok geniş bir yelpazeye hitap eden ülke içi, ülke dışı hemen hemen her yerde talipleri olan talipleri ile bağlarını güçlü tutan bir pirimizdi. Sevgiyi, saygıyı aşılayan, Alevi inancı ve öğretisini bizlere anlatan, doğruyu ve hakikati yol olarak gösterendi. Maalesef geçen sene Covid hastalığı dedemizi bizlerden ayırdı. Alevi dedesi PİRİMİZ ALİ BÜYÜKŞAHİN’i rahmetle anıyorum devri daim olsun ışıklar içinde uyusun” dedi.

    “GELECEK KUŞAKLARA BU KUTLU YOLUN GÜZELLİKLERİNİ AKTARMALIYIZ”

    Parlak’ın ardından Ali Büyükşahin dedenin oğlu Mehmet Deniz Büyükşahin konuşma gerçekleştirdi. Büyükşahin konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Ali dedenin o kadar güzel talipleri, sevenleri, dostları, yoldaşları vardı ki her nereye gittik ise Ali dedeyi sevgi ve muhabbetle andılar. Bu sevgi seli, bir servettir. Bu servete sahip olmak bir onurdur. Bu güzel servete sahip çıkmak için elimizden geleni şahsım ve talipleri, dostlarıyla hep birlikte yapacağız. Bu yolun asırlar boyu bu günlere kadar gelmesi, inanmışlığın, itikattın ve maneviyatın ürünü idi. Bu sebepten dolayıdır ki Aleviliğin yaşaması, gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için erkanların yürütülmesi gerekmektedir. Ali dede her gittiği yerde taliplerimize ikrar ve görgü erkanlarının yürütülmesini özellikle isterdi. Hakk Muhammed Ali yoluna rehberlerimizle, taliplerimizle, dostlarımızla, sevenlerimizle birlikte yola yoldaş olmalıyız. Gelecek kuşaklara bu kutlu yolun güzelliklerini aktarmalıyız. Ali dede sevgi ekti sevgi biçti, yolda yürürken bile acaba toprak incinir mi diye adımlarını atardı, bu naiflikte bir kemalet sahibi bir insandı.”

    Yapılan konuşmaların ardından deyişler söylendi. Daha sonra yapılan lokma duası ile birlikte hazırlanan lokmalar pay edilerek anma sonlandırıldı.

    PİRHA/ADANA

  • Büyükşahin ailesinden teşekkür mesajı

    Büyükşahin ailesinden teşekkür mesajı

    PİRHA- Geçen hafta Hakk’a yürüyen Üryan Hızır Ocağı Pirlerinden Ali Büyükşahin’in ailesi, Bulam Cemevinde devam eden taziyeyi pandemi koşullarından dolayı bugün sonlandırdıklarını duyurdu. Büyükşahin ailesi ayrıca, Pir Büyükşahin’in tedavi sürecinden taziye sürecine kadar ilgilenen herkese teşekkür etti. 

    Geçen hafta koronavirüs nedeniyle Hakk’a yürüyen Üryan Hızır Ocağı Pirlerinden Ali Büyükşahin, Bulam Cemevinde gerçekleştirilen Hakk’a uğurlama erkanı sonrası binlerce talibi eşliğinde Bulam’da toprağa sırlandı.

    Yazılı bir açıklama yapan Büyükşahin ailesi, Pir Ali Büyükşahin’in tedavi sürecinde, Hakk’a uğurlama ve taziye döneminde kendilerini yalnız bırakmayan dostlarına, akrabalarına, taliplerine, sivil toplum kuruluşlarına teşekkür ederek, Bulam Cemevinde devam eden taziyeyi pandemi koşullarından dolayı bugün sonlandırdıklarını duyurdu.

    “ÇOK ÜZGÜNÜZ, YASLIYIZ”

    Büyükşahin ailesinin mesajı şöyle:

    “Aile büyüğümüz, Üryan Hızır Ocağımızın Piri Ali Büyükşahin dedemiz, sadece yakınları, ailesi ve talipleri için değil bütün toplumumuz açısından yeri doldurulamaz büyük bir kayıp oldu. Çok üzgünüz, yaslıyız.
    Tedavi sürecinde, Hakk’a uğurlama ve taziye döneminde dostlarımızı, canlarımızı yanımızda gördük. Bütün bu süreçte, bizimle birlikte olan, bizzat gelen, emek veren, mesaj yayınlayan, arayan soran, gelemeyip yasımızı paylaşan, yurt içinden ve yurtdışından, Alevi kurum, genel başkan ve yöneticilerine; her inançtan din görevlileri ve temsilcilerine; ocaklarımızın pirleri, dedeleri ve rehberlerine; basın yayın kuruluşlarına; siyasi partilerin, genel başkan, merkez yöneticileri, eski ve yeni milletvekillerine; aydın, akademisyen, yazar, müzisyen ve sanatçılara; Adıyaman ve Malatya başta olmak üzere, değişik illerde görev yapan kamu kurum yöneticileri ve yerel yöneticilerine; Adıyaman’ın sivil toplum örgütleri, medyası, kanat önderleri, sendika, oda, birlik, bütün siyasi parti ve muhtarlarına, ticaret erbabına, taliplerimize, akrabalarımıza ve cümle canlara teşekkür ederiz. Hakk hepinizden razı olsun.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Üryan Hızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin toprağa sırlandı-VİDEO

    Üryan Hızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin toprağa sırlandı-VİDEO

    PİRHA- Koronavirüs nedeniyle tedavi gördüğü hastanede Hakk’a yürüyen Üryan Hızır Ocağı Pirlerinden Ali Büyükşahin, Bulam Cemevinde gerçekleştirilen Hakk’a uğurlama erkanı sonrası binlerce talibi eşliğinde Bulam’da toprağa sırlandı. 

    Koronavirüs tedavisi gördüğü Malatya Turgut Özal Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde dün Hakk’a yürüyen Üryan Hızır Ocağı Pirlerinden Ali Büyükşahin naaşı sabah saatlerinden Malatya’dan alınarak Adıyaman’a getirildi. Bulam kasabasında bulunan cemevinde gerçekleştirilen Hakk’a uğurlama erkanını Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Kurulu Başkanı Seyit Sabun Ocağı evladı Pir Hasan Kılavuz yürüttü.

    Uğurlama öncesi yapılan konuşmalarda Pir Ali Büyükşahin’in Alevi inancına olan hizmetleri ve talipleriyle kurduğu ilişki anlatıldı.

    Çok sayıda talibinin, Alevi kurum yöneticilerinin, siyasetçilerin de katıldığı uğurlamada bir çok kişi gözyaşlarını tutamadı.

    Pir Hasan Kılavuz tarafından yürütülen erkanda rızalık alındıktan sonra Ali Büyükşahin toprağa sırlandı.

    Pir Ali Büyükşahin, Üryan Hızır Ocağı’nın pirliğini yapıyordu. Büyükşahin’in Suriye’nin Afrin kentinde, Adıyaman, Malatya, Maraş Çorum, Erzincan, Erzurum ve diğer büyük metropollerde talipleri bulunuyor.

    ADIYAMAN/PİRHA

  • Pir Ali Büyükşahin’in Hakk’a yürümesi büyük üzüntü yarattı

    Pir Ali Büyükşahin’in Hakk’a yürümesi büyük üzüntü yarattı

    PİRHA- Üryan Xızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin Hakk’a yürümesi Alevi toplumunda büyük üzüntü yarattı. Alevi kurumları, kanaat önderleri, siyasiler ve yurttaşlar sosyal medya üzerinden Büyükşahin’e dair mesaj paylaştı.

    Covid-19 sebebiyle Malatya Turgut Özal Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yoğun bakım ünitesinde tedavi gören Üryan Xızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin dün Hakk’a yürüdü. 76 Yaşındaki Büyükşahin, bir süredir uyutularak tedavi görüyordu.

    Pir Ali Büyükşahin’in naaşı Malatya’dan alınarak Adıyaman’a getirilecek. Büyükşahin için Bulam kasabasında cemevinde öğle saatlerinde Hakk’a uğurlama erkanı düzenlenecek.

    Pir Ali Büyükşahin’in Hakk’a yürümesinin duyulması büyük bir üzüntü yarattı. Alevi kurumları, kanaat önderleri, siyasiler ve yurttaşlar Büyükşahin’e dair mesajlar paylaştı.

    İşte o mesajlardan bazıları:

    Veli Büyükşahin: Kapkara, acı ve hüzün dolu bir gün. Çok üzgünüz. Aile büyüğümüz, ocağımızın Piri, Ali Büyükşahin dedemiz Hakk ile Hak oldu. Devri daim olsun. Hakk’a uğurlama: Bulam (Pınarbaşı) Çelikhan-Adıyaman, saat: 15:00 Taziye yeri: Bulam Cemevi.

    ABF İnanç Kurulu Başkanı Hasan Kılavuz: Ali Büyükşahin’e Hakk’tan rahmet dileriz. Kabri nurla dolsun, yıldızlar yoldaşı olsun. Geride kalanlara başsağlığı diliyorum. Sevenleri, tanıyanları, aile bireylerinin dirlik ve düzeni bozulmasın. Bozatlı Xızır yar ve yardımcıları olsun. Cümle canları kazalardan, belalardan uzak eylesin.

    ADFE Genel Başkanı Celal Fırat: Tanımakla beraber bir çok muhabbet etmekle çok mutlu olduğum, sevgili Ali Büyükşahin Dedemin Hakk ile Hak olduğunu üzülerek öğrendim. Alevi camiası büyük bir değerini kaybetti. Büyükşahin ailesine, taliplerine ve sevenlerine Haktan sabırlar diliyorum. Lütfen aşımızı olalım.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı İsmet Kurt: Üryan Hızır Ocağı Yol önderlerimizden Pir Ali Büyükşahin’i kaybetmenin üzüntüsüyle öğrendik. Ailesine başsağlığı diliyoruz. Devr-i daim olsun, ışıklar içinde uyusun.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi: Üryan Hızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin’in Hakk’a yürüdüğünü büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. Mekanı nur, devri daim olsun. Ocağın, hanenin, taliplerin, Reya Heq Alevi toplumunun başı sağ olsun. Heq rama Xwe leke, çila wi şa bike, Xizir Şevk û qereta wi par bike, sere ocax û talivan sağ be…Heq rama xo cikero, worte gul û nurde bo…

    Garip Dede Dergahı Vakfı Yönetim Kurulu: Geleneksel Alevîliğin tarihî süreçte kendi yapısını koruyarak günümüze kadar varlığını muhafaza etmesini sağlayan dedelerden biri olan Ali Büyükşahin dede, dün Hakk’a yürüdü.

    Üryan Hızır Ocağı’nın pirliğini yapan, Adıyaman Çelikhan Pınarbaşı’nda yaşayan ve  herkes tarafından çok sevilen, saygı duyulan Ali Büyükşahin dede bir konuşmasında: “Pirine ikrar vermeyen, erenler ceminde görgüden geçmeyen bir dede, dedelik yapmamalıdır. Öbür dünyada insana ameli sorarlar, kul hakkını sorarlar, ibadeti sormazlar. Çünkü İbadet Allah’la kul arasındaki bir eylemdir. Kul hakkını yemeyen, ameli iyi olan, doğru dürüst olan, insan sevgisiyle donanmış olan bir insan, Allah’ın nezdinde, nazarında iyi bir kuldur. İyi bir kul da inancımıza göre Cennet’te yerini alır. Öbür dünyada dinden çok ameli sorarlar. Ameli sorulan insanın hangi dinden olduğu önemli değildir..” der… Her konuşmasında “Şah Hüseyin’i kendimizde yaşatmalıyız.” diyen ve yıllardır Aleviliğe Hakk yolunda hizmet eden Ali Dedemiz ışıklar içinde uyusun, on iki imamlar yoldaşı olsun diyor, ailesine ve tüm Alevi toplumuna başsağlığı diliyoruz.

    Ana Fatma Cemevi Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi: Ali Büyükşahin Pir’imiz Hakk’a yürüdü. Üryan Hızır Ocağı Evladı, gönül insanı  Ali Büyükşahin Pir’imiz Hakk’a yürüdü. Büyükşahin ailesinin acısını yürekten paylaşıyoruz. Ailesine, Üryan Xızır Ocağı taliplerine, sevenlerine sabır ve baş sağlığı diliyoruz. Pir’imiz Ali Büyükşahin’in devr-i daim, mekânı gönüller olsun.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan: Üryan Hızır Ocağı evladı Pir Ali Büyükşahin Hakk’a yürüdü. Başta Büyükşahin ailesi olmak üzere cümlemizin başı sağolsun. Pirimizin devri daim olsun.

    Pir Zeynel Kete: Üryan Xizir Ocağı evlatlarından Pir Ali Büyükşahin Hak ile Hak olmuştur. Hak rahmet eylesin devri daim olsun. Arş ı rahman meydanında Üryan xizir yardımcısı olsun. Verdiği lokmalar ,gayreti kendisine delil olsun. Sevenlerinin, ailesinin ve talip topluluğunun başı sağolsun. “Ölürse tenler ölür canlar ölesi değil.”
    Heq rahma xwe leke. Seré malbaté û Eli Qom û taliban sağbî. Gora xwe şewle bi.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül: Başımız Sağolsun Üryan Hızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin Dede Hakk’a Yürüdü Ölürse ten ölür Canlar ölesi değil. Emeğine, hizmetine, himmetine niyaz ile Mekanı Üryan Hızır Dergahı Makamı Kırklar Divanı ola taliplerin, aşıkların, hizmet erbabının Üryan Hızır Evlatlarının Başı Sağola…

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba: Bölgemizin kanaat önderlerinden, değerli insan, saygıdeğer büyüğüm Ali Büyükşahin Dede’nin hayatını kaybettiğini büyük üzüntüyle öğrendim. Devr-i daim olsun. Ailesine ve sevenlerine sabırlar diliyorum.

    HDP PM Üyesi Nesimi Aday: Üryan Hızır Ocağı Pirlerinden Ali Büyükşahin, bugün hakka yürümüş; devri daim olsun. Adıyaman / Bulam’da yaşayan Pir Büyükşahin, duruşu ve temsiliyetiyle toplumda saygın bir konumdaydı; bu yönüyle büyük bir kayıp oldu. Ailesinin ve taliplerinin başı sağ olsun…

    PSAKD Tarsus Şube Başkanı Cuma Erçe: Üryan Hızır Ocağı Evladı Ali Büyükşahin Dede’nin Hakk’a yürüdüğünü öğrendim. Kendisini yakından tanıma fırsatı buldum. Çok üzüldüğümü belirtmek isterim. Başta Büyükşahin ailesine ve sevenlerine sabırlar diliyorum. Devri daim ışığı bol olsun.

    Gazeteci-Yazar Şükrü Yıldız: Sevgili Veli Büyükşahin’in amcası ve Üryan Xızır Ocağı Mürşit’i Ali Büyükşahin dedenin Hakk’a yürüdüğünü duymak büyük bir üzüntü verdi. Ali abinin Aleviliğe vermiş olduğu hizmet gelecek nesillerimizin emeklerinde var olacağına olan inancımla, tüm Alevi camiasının başı sağ olsun…

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen: Yeri dolduralamayacak değerlerimizden Üryan Hızır Ocağı Evladı Ali Büyükşahin Pir’imiz Covid-19 nedeniyle Hakk’a yürüdü. Başta ailesi olmak üzere tüm taliplerine ve sevenlerine sabırlar diliyorum. Devr-i daim olsun. Işıklar içinde uyusun.

    CHP Adıyaman Milletvekili: Abdurrahman Tutdere: Adıyaman’ımız bir barış ve sevgi insanını kaybetti. Kıymetli büyüğümüz, kanat önderi ve Alevi Dede’miz Ali Büyükşahin’in hakka yürüdüğünü büyük bir üzüntüyle öğrendim. Ali Büyükşahin Dede’mize Allahtan rahmet, acılı ailesine ve tüm sevenlerine sabır ve baş sağlığı diliyorum.

    Yazar Ayhan Aydın:  Yeri doldurulamaz, pahası biçilmez, büyük yol önderimiz Ali Büyükşahin Dedemiz sonsuzluk alemine göçmüştür. Kemalet mertebesinde gönül kırmadan nice menziller alan gül yüzlü dedemizin devri daim, devri asan, menzili mübarek olsun. Cümle Alevi camiasının başı sağ olsun…

    Yazar Mehmet Kabadayı: Çok üzgünüm! Yakından tanıdığım, sevip saygı duyduğum Üryan Hızır Ocağı Evladı, gönül insanı Ali Büyükşahin Pir’imizin Hakk’a yürüdüğünü öğrendim. Büyükşahin ailesinin acısını yürekten paylaşıyor, sabır diliyorum. Büyükşahin ailesine, Üryan Xızır Ocağı taliplerine ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum. Pir’imiz Ali Büyükşahin’in devr-i daim, mekânı gönüller olsun.

    Alevi gençlerden Mustafa Sazcı: Acımız büyük. Üryan Hızır evlatlarından Pir’imiz Ali Büyükşahin Hakk’a yürüdü. Devr-i daim, mekanı gönüllerde kaim olsun.
    Toprak Ana,
    Mansur’un dârına,
    Nesimi’nin didarına,
    Gerçeklerin katarına eriştirsin.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

     

     

     

  • Pir Ali Büyükşahin, Hakk’a yürüdü!-VİDEO

    Pir Ali Büyükşahin, Hakk’a yürüdü!-VİDEO

    PİRHA-Üryan Hızır Ocağı Pirlerinden Ali Büyükşahin, Covid-19 nedeniyle tedavi gördüğü hastanede Hakk’a yürüdü. Büyükşahin 24 Eylül’de Bulam Cemevinden uğurlanacak. 

    Covid-19 sebebiyle Malatya Turgut Özal Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gören Pir Ali Büyükşahin Hakk’a yürüdü. 76 Yaşındaki Büyükşahin, bir süredir uyutularak tedavi görüyordu.

    Pir Ali Büyükşahin’in naaşı 24 Eylül sabahı Malatya’dan alınarak Adıyaman’a getirilecek. Büyükşahin için Bulam kasabasında cemevinde öğle saatlerinde Hakk’a uğurlama erkanı düzenlenecek.

    AFRİN’DE DE TALİPLERİ VARDI

    Üryan Hızır Ocağı, Hubyarın Mürşit Ocağıdır. Ali Büyükşahin Üryan Hızır Ocağı’nın pirliğini yapıyordu. Büyükşahin’in Suriye’nin Afrin kentinde, Adıyaman, Malatya, Maraş Çorum, Erzincan, Erzurum ve diğer büyük metropollerde talipleri bulunur.

    6 Ekim 2017 yılında PİRHA’nın yaptığı mülakatta Pir Ali Büyükşahin, Afrin’de yaşayan Üryan Hızır Ocağı’na bağlı taliplerle ilgili bilgiler vermişti.

    Afrin’deki Alevilerin inançlarına daha çok ilgi gösterdiklerine dikkat çeken Büyükşahin, “Gençlerin bir kısmı saz öğreniyor, deyiş öğreniyor. Türkçe bilmediği halde öğrenmeye çalışıyor ve saz çalarak, deyiş okuyarak kendi aralarında semah dönüyorlar” ifadelerini kullanmıştı.

    Savaş dolayısıyla Afrin’e gidemediğini kaydeden Büyükşahin, “Onları öyle bırakmak doğru değil. Biz pirleri olarak gitmek zorundayız. Çünkü onların bize ihtiyacı var, bizim de onlara ihtiyacımız var. Toplumsal bir görüş olarak birlik beraberliği sağlamak, dünyada kardeşliği sağlamak bu hepimizin amacı olmalı” demişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Covid-19 nedeniyle uyutularak tedavi edilen Pir Büyükşahin’in durumunda gelişme

    Covid-19 nedeniyle uyutularak tedavi edilen Pir Büyükşahin’in durumunda gelişme

    PİRHA-Covid-19 nedeniyle kaldırıldığı hastanede bir süredir uyutularak tedavisi yapılan Üryan Hızır Ocağı pirlerinden Ali Büyükşahin’in bugün uyandırıldığı ve tedavisinin yine yoğun bakım servisinde devam ettiği belirtildi. 

    Bir süre önce Covid-19 hastalığına yakalanan Üryan Hızır Ocağı pirlerinden Ali Büyükşahin, kaldırıldığı Malatya Turgut Özal Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yoğun bakım servisinde uyutuluyordu.

    Pir Ali Büyükşahin’in bugün uyandırıldığı, tedavisinin yine yoğun bakım ünitesinde yapıldığı belirtildi.

    Büyükşahin’in yakını Veli Büyükşahin, “Ali Büyükşahin dedemiz bugün uyandırıldı. Yoğun bakımda tedavisi devam ediyor” dedi.

    PİRHA/MALATYA

  • Pir Ali Büyükşahin, Covid-19 nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı

    Pir Ali Büyükşahin, Covid-19 nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı

    PİRHA-Üryan Hızır Ocağı Pirlerinden Ali Büyükşahin, Covid-19 nedeniyle Malatya Turgut Özal Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yoğun bakım servisine kaldırıldı. Büyükşahin’in uyutularak tedavisinin yapıldığı belirtildi. 

    Bir süre önce Covid-19 hastalığına yakalanan Üryan Hızır Ocağı Pirlerinden Ali Büyükşahin, durumunun ağırlaşması üzerine Malatya Turgut Özal Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yoğun bakım servisine kaldırıldı.

    Uyutularak tedavisi yapılan Pir Büyükşahin ile ilgili aile adına Veli Büyükşahin bir açıklama yaptı.

    Dostları, talipleri ve ailesi olarak endişeyle beklediklerini belirten Veli Büyükşahin, şunları kaydetti:

    ““Aile büyüğümüz, Üryan Hızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin canımız bir süredir Covid-19 hastalığıyla mücadele etmektedir. Durumun ağırlaşması üzerine Malatya TÖAH’ne (Turgut Özal Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi) kaldırılmış ve yoğun bakımda uyutularak tedavisine devam edilmektedir. Dostlarımız, taliplerimiz ve ailecek endişe ile bekliyoruz. Hekim ve yardımcı sağlık personeli özveriyle, tedaviyle ilgili gerekli çalışmaları en iyi şekilde yapmaktadırlar. Başta tedavi sürecini yürüten sağlıkçılar olmak üzere, taliplerimize, dostlarımıza, siyasetçilere ve katkı sunan bütün ilgililere teşekkürü borç biliriz. Üryan Hızır yar ve yardımcımız olsun.”

    PİRHA/MALATYA

  • ‘Aleviliğin temel taşı Dar meydanı sembolik mahkemedir; hoşgörünün oluştuğu meydandır’

    ‘Aleviliğin temel taşı Dar meydanı sembolik mahkemedir; hoşgörünün oluştuğu meydandır’

    PİRHA-Pir Ali Büyükşahin, “Aleviliğin temel taşı” dediği ‘Dara Çekme’ ritüeli hakkında konuştu. Büyükşahin, “Dar Meydanı, eşitlikçi, paylaşımcı, barışçı, hoşgörülü olmak ve kimseyi incitmemek için eğitimden geçilen bir yerdir” diyerek inancın temel öğesi olan Dar konusunu anlattı.

    Aleviliğin temel taşı Dar meydanı dargınların barıştığı, hoşgörünün oluştuğu meydandır.

    Üryan Hızır Ocağı pirlerinden Ali Büyükşahin, ‘Dara durmak, kendi özünü dara çekmek, dara çekilmek’ ritüelleri hakkında bilgi verdi.

    ‘Dar’ sözcüğünün Türkçe, Kürtçe, Arapça, Farsça ve birçok dilde farklı anlamlarda kullanıldığını söyleyen Ali Büyükşahin, Türkçede kullanılan ‘Dar’ kelimesinin ‘ensiz nesne, sıkıntı, yetersiz, meydan, elverişsiz, duruş vb.’ anlamını taşıdığını söyledi. Büyükşahin, ‘Dar’ kelimesinin Arapçada; ‘yurt, ev’; Farsçada ise, ‘sahip olma, darağacı’ anlamında kullanıldığını belirtti. Ali Büyükşahin, ‘Dar’ kelimesinin Kürtçede ise, ‘ensiz, elverişsiz, ağaç’ gibi anlamlar taşıdığını da ekledi.

    “Alevilik ve Bektaşilikte ise ‘Dar’ sözcüğü tasavvufi ve batıni anlamda; meydanda, huzurda, cemde, erenler meydanında sorgulanmak ve arınmak için başvurulan bir duruş biçimidir ve önemli bir ibadet ritüelidir” diyen Pir Ali Büyükşahin, Dar ritüele hakkında şunları söyledi:

    “Dar meydanı, Alevilerin kendini kötülüklerden arındırmak (olgun insan) olmak, insan sevgisiyle donanmak, kul hakkına saygı duymak, eşitlikçi, paylaşımcı, barışçı, hoşgörülü olmak ve kimseyi incitmemek için eğitimden geçilen bir yerdir.

    Dar, Alevi-Bektaşilerin Hakk-Muhammed-Ali yoluna girmek için ikrar verdikleri yerdir. Musahip canlar eşleriyle birlikte dede (Mürşit, Pir, rehber) huzurunda, Hakk didarında, Hallac-ı Mansur Darı’nda ve erenler meydanında ‘Görgüden’ geçerler. Görgüden geçmek, yeniden doğmak gibi kabul edilir ve bir kutsallık taşır. Bu bakımdan ‘dar’ eylemi cemde ön planda olup her Alevi canın benimsemesi ve önemsemesi istenir.”

    “YOLA GİRENLER YENİDEN DOĞMUŞ GİBİ OLURLAR”

    Pir Ali Büyükşahin, ‘Dara Durma’ ritüelinin nasıl gerçekleştiği hakkında da bilgi verdi. Alevi inancında yola girmek için ikrar vermenin gerekliliğine vurgu yapan Büyükşahin, “İki Musahip kardeş eşleriyle birlikte yol-erkan kurallarına göre darda dururlar. ‘Durulan dar’ Hakk didarında, Pir önünde (divanında) erenler meydanında ve Mansur Darı’ndan durulan duruştur. Dara duranların ayakları mühürlüdür. Alevi deyimiyle ‘Peymaçan duruş’ ile dara durulur” ifadelerini kullandı.

    Pir Ali Büyükşahin, Dar’da duranların yalınayak, baş açık, belleri; Allah, Muhammed, Ali üçlemesini sembolize eden üç düğümlü bel bağı (Kemerbest) ile bağlı olduğunu belirterek, şunları anlattı:

    “Sağ ayağın baş parmağı sol ayağın baş parmağının üstündedir. Buna ayak mühürleme denir. Kollar çaprazlama göğüs üzerindedir, parmaklar açıktır. İkrar vererek erenler meydanında yola girenler yeniden doğmuş gibi olurlar. Çünkü ikrarda maddi alemden manevi aleme geçmek inancı vardır. Ayrıca Alevi-Bektaşi inancında musahiplik ikrarı dışında da canların herhangi bir sorunu varsa ‘dara durmak, sorgudan geçmek durumu vardır.”

    “SEMBOLİK BİR MAHKEMEDİR”

    Pir Ali Büyükşahin “Kendi Özünü Dara Çekmek” ifadesine de açıklık getirdi. Büyükşahin, “Canların çözülmesi gereken bir sorunları varsa Pirin önderliğinde (rehber de hazır bulunur) yapılan sorgulamadır” diyerek şöyle devam etti:

    “Bu sembolik bir mahkemedir. Hatalı görülen veya düşkün duruma düşmüş canlar sorgulanır ve cem erenlerinin onayı ile sorun çözüme kavuşturulur. Özünü dara çekmek Alevi-Bektaşi canların en çok önem verdikleri bir eylemdir. Çünkü bu darda arınmak, aklanmak ve kendini arındırmakla çok önemli bir duruş sergilenmiş olunur.”

    HOŞGÖRÜNÜN OLUŞTUĞU MEYDAN: DAR

    Ali Büyükşahin ‘Dara Çekilmek’ hizmetinin de nasıl yapıldığını şu sözlerle anlattı:

    “Canın, herhangi bir kusuru, hatası ve yol-erkan kurallarına aykırı bir hareketi varsa dede (Mürşit, Pir ve rehberin de hazır bulunması gerekir) önderliğinde erenler meydanında dara çekilmesidir. Talip hatalarından ve suçlarından ötürü erenlerden bağışlanmasını ister. Can (talip) yol-erkanla ve toplumla iyi ilişkiler kurması için çalışması öğütlenir. Talip bu darda kendini dedikodulardan ve suçlardan arındırır. Talip dara çekildiğinde, ‘her cezaya razı olacağını, Hakk için, yol için asılmaya hazırım’ der.

    Dar meydanı, küskünlerin, dargınların barıştığı, hoşgörünün oluştuğu meydandır. Alevi inancında ve geleneğinde küskünler ve dargınlar barıştırılmadan, cem erenlerinden rızalık alınmadan cem ibadetine başlanmaz.”

    “DARA DURMA RİTÜELLERİ AKSAMAKTA”

    Pir Ali Büyükşahin, kentlerde ‘dara durma’ ritüelinin ne derece yaşatıldığını da anlattı. Büyükşahin, Alevilikte Yol-erkan sisteminin düzensizliğine işaret ederek şunları ifade etti:

    Geleneksel Alevilikte canların birbiriyle iletişimi daha kolaydı. Dede, taliplerine kavuşabilmek, görüşmek ve onların sorunlarını çözebilmek için olanak bulabiliyordu. Ama şimdi kentlere göç eden ve göç etmek zorunda kalan Aleviler zor koşullar altında yaşamaktadırlar. Önce geçim sıkıntısı baş göstermektedir ve ayrıca dağınık bir şekilde kentlere yerleşenler arasında iletişim zor kurulmaktadır. Yapılan cemevleri tam anlamıyla gereken gereksinimi karşılayamamaktadır. O bakımdan dede, kendi ocağına bağlı taliplerle görüşmesi onların sorunlarını çözmesi ve yol erkan yürütmesi oldukça zorlaşmaktadır. Onun için ‘dara durma ritüelleri’ aksamaktadır.

    Yaşadığımız bu çağda Alevilerin geleneksel Alevilikte olduğu gibi bir düzenleri yoktur. Alevilikte yol-erkan sistemi düzenli yürüyememektedir. Toplumsal, dinsel, kültürel ve sosyal olarak gelişmek için büyük çabalar gösterilmelidir. Alevilik aydınlıktır, evrenselliktir, insan sevgisiyle donanımlıdır. Onun için Alevilik tüm ritüel ve yaşam şekliyle yaşatılmalıdır. Çağın ve demokrasinin buna gereksinimi vardır diye düşünüyorum. Şunu önemle belirtmek istiyorum ki, Alevi-Bektaşiliği özünden uzaklaştırmamak koşuluyla eğer geleneksel Aleviliği yaşatamıyorsak hiç olmazsa modern Aleviliği donanımlı bir şekilde sürdürmeye çalışalım. Her ocak dedesi kendi ocağına bağlı erenlerle Aleviliği yaşatmaya çalışmalıdır.

    Alevilik, Musahiplik kurumu ile, ikrar, görgü cemiyle, Hızır ve Muharrem orucuyla, Hıdrellez ve Nevruz cemiyle, insan sevgisiyle, hoşgörüyle, eşitlik ve paylaşımcılığıyla, barışçılığıyla insan-ı kamil kavramıyla ve kul hakkına saygı duymasıyla bütünleşen ilkeleriyle yaşatılmalıdır.”

    ALEVİLER, DAR İLE BİRLİK VE BERABERLİKLERİNİ SAĞLAMIŞLARDIR

    Pir Ali Büyükşahin, Dar ritüelinin “kutsal bir duruş” olduğunu ve aynı zamanda Alevi inanç temel taşlarının en başında geldiğinin altını çizdi. “Bu duruşta arınmak, arındırmak, aklanmak ve sorgulanmak vardır” diyen Büyükşahin, şu sözlerle anlatımını sürdürdü:

    “Aleviler yüzyıllardan bu yana ‘dara durmak, dara çekilmek’ kurallarını uygulayarak kendi varlıklarını ve inançlarını yaşatmışlardır. Bu konuda hiç ödün vermemişlerdir. Dik durmuşlardır. Kendi içlerinde ne sorunlar varsa çözmeye uğraşmışlardır. Hatta bu yolda canlarını bile vermekten geri kalmamışlardır. Birlik ve beraberliklerini bununla sağlamaya çalışmışlardır.

    Alevi toplumu, tarih boyunca gerici ve baskıcı yönetimler tarafından dışlanmış, asimile edilmiş, hor görülmüş, sürgün edilmiş ve hatta yok edilmiştir. Bu durum karşısında varlıklarını sürdürebilmek için büyük mücadeleler vermiştir. Varlık ve inançlarını yaşatmak için kendi içinde mürşidiyle, piriyle, rehberi ve topluluğu ile sosyal, toplumsal, dinsel ve kültürü ile bir bütünlük sağlamış. İnançları uğruna canını veren, büyük erenleri kendine önder olarak seçmiştir. Bu büyük önderlerin özellikle ‘Dar’ sisteminde daha çok ön planda olduklarını görüyoruz.

    Darda duruş biçimlerini dört büyük piri (ereni) örnek olarak almışlardır:

    • Mansur Darı
    • Fazlı Darı
    • Nesimi Darı
    • Fatma (Hüseyin) Darı

    Mansur (Hallac-ı Mansur) Darı: Darağacına asılarak idam edilmiştir. Dara asılı gibi, pirin huzurunda erenler meydanında elini sallandırıp durmaktır.

    Fazlı Darı: Karnına hançer vurularak şehit edilmiştir. Yüzü secdededir.

    Seyyid Nesimi Darı: Derisi yüzülerek şehit edilmiştir. Darda diz üstü oturarak.

    Fatma (Hüseyin Darı da denilir) Darı: Hüseyin darındaki duruş biçimidir. Hz. Fatma, Hz. Muhammed’in biricik ve sevgili kızı, Hz. Ali’nin sevgili eşi, İmam Hasan ve İmam Hüseyin’in sevgili annesidir.”

    DARDA DURUŞ BİÇİMİ NASIL OLUR?

    Pir Ali Büyükşahin, Darda duruş biçimleri hakkında da bilgi verdi. Dar esnasında ayakların mühürlü olduğunu belirten Büyükşahin, “Sağ ayağın baş parmağı, sol ayağın baş parmağı üzerindedir, eller çapraz göğüstedir” dedi.

    Dar çeşitlerine de değinen Pir Ali Büyükşahin, anlatımını şu iki balıkla sürdürdü:

    1-İkrar (Musahiplik) Darı

    Hakk-Muhammed-Ali yoluna girmek için dardan geçilir.

    2-Düşkün Kaldırma Darı

    Yol-erkan kurallarına aykırı hareket edenler için yapılan dar.

    ‘DARDAN İNDİRME’ NASIL YAPILIR?

    Pir Ali Büyükşahin, Dardan İndirme ritüeline dair “Hakk’a yürüyen için yapılan helallik merasimidir” diyerek şöyle devam etti:

    “’Darda duruş’ biçimini göz önüne aldığımız zaman Aleviliğin inanç biçimini ve önemini daha iyi anlıyoruz. Bütün dinlerde ve mezheplerde tanrısal varlığa secde etmek, yakarmak, yalvarmak vardır ve uygulanmaktadır. İşte Alevi de eğer varlığını ve inancını yaşatmak istiyorsa ibadetin ritüellerine bağlı kalması gerekiyor. Alevi’nin ibadetinde hiçbir ritüelde gericilik ve batıl inanç yoktur. Çünkü Alevi aydınlığa, çağa ve gerçeğe açıktır. Ama ne var ki Alevi gençlerimiz bu konuda gerekli ilgiyi göstermemekteler. Eğer maddi ve manevi bir destek sağlanırsa iyi bir düzene girer sanıyorum.

    Sonuç olarak şunu söylemekte yarar var. Alevi toplumsal, siyasal, dinsel, sosyal ve kültürel olarak gereken desteği alamamaktadır. Özellikle maddi ve manevi alanda yalnızlık, yoksunluk, yoksulluk içinde yaşamamaktadır. Bütün bu sorunlar karşısında Alevi, inanç ritüellerini sürdürmede zorluk çekmektedir.

    Her dinin ve mezhebin kendine ve inancına özgü ibadet kuralları vardır. Ama hiçbiri Alevilikteki ‘Dara Durma’ ritüeline uymamaktadır. Çünkü Alevilikte, İslam ile birlikte değişik dinlerin, kültürlerin ve uygarlıkların az da olsa etkisi bulunmaktadır. O bakımdan ‘Alevilikte evrensel bir inanç sistemi vardır’ diyoruz.

    Alevilik, İslam’ı tasavvufi ve batıni anlamda yorumlar, Ehl-i Beyt’in düşünce ve duruşunu benimser ve bütün dinlere, inançlara hoşgörüyle bakar. Din, dil, mezhep, ırk, düşünce, cinsiyet ayrımı yapmaz, kadın-erkek eşitliğini ön planda tutar ve insan sevgisine önem verir.”

    “ALEVİLİĞİ YAŞATMAK BİZİM İÇİN BİR GÖREVDİR”

    Pir Ali Büyükşahin, son olarak Yol önderlerinin, hizmetlerin kaybolmaması konusunda nasıl rol alması gerektiğine değinerek şunları söyledi:

    Alevilik, atalarımızdan bize miras olarak kalmıştır. Alevilik tarihin akışı içerisinde bunca baskı ve asimilasyon hareketlerine karşın mücadelesini sürdürerek bu zamana kadar ödün vermeden gelmiştir. Bu mücadelede Mürşitlerin, Pirlerin, Anaların, rehberlerin ve Alevi inançlı erenlerin büyük emekleri vardır. Onlara saygı duymak bir borçtur. Bundan ötürü Aleviliği yaşatıp, gelecek nesillere aktarmak bizim için bir sorumluluktur ve görevdir.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

    İlgili Haberler:

    ‘Dara durmak, kişiyi yargılamak değildir, canı hatasının bilincine vardırmaktır’

  • Malatya’da Recepler köylüleri Xızır Cemi tuttu-VİDEO

    Malatya’da Recepler köylüleri Xızır Cemi tuttu-VİDEO

    PİRHA- Recepler köylüleri, Malatya Hacı Bektaş Veli Vakfı Cemevinde, Xızır Cemi tuttu. Cemi yürüten Üryan Xızır Ocağı pirlerinden Ali Büyükşahin Xızır’ın barış ve hoşgörünün sembolü olduğunu belirterek, “Tüm insanlığa hoşgörü ile bakın” dedi.

    Malatya’da yaşayan Adıyaman’a bağlı Recepler köylüleri Pir Ali Büyükşahin’in yürüttüğü Xızır Ceminde bir araya geldi.

    Malatya Hacı Bektaş Veli Vakfı Cemevinde yürütülen cemde, Pir Ali Büyükşahin, Xızır’ın yeşilliğin, hoşgörünün, dostluğun, barışın sembolü olduğunu belirterek “Tüm insanlığa hoşgörü ile bakın, okuyun, okutun, aydınlanın” dedi.

    Xızır Ceminde 12 hizmetin yürütülmesinin ardından hazırlanan lokmalar paylaştırıldı.

    PİRHA/MALATYA

  • Pir Ali Büyükşahin: İmam Hüseyin bir özgürlük savaşçısıdır-VİDEO

    Pir Ali Büyükşahin: İmam Hüseyin bir özgürlük savaşçısıdır-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Adıyaman Şubesi Yeni Mahalle Cemevi’nde düzenlediği birlik lokmasının ardından gelen canlara Aşure lokması dağıttı. Birlik Cemi’nde konuşan Üryan Hızır Ocağı Pirlerinden Ali Büyükşahin, “Kerbela’da Hüseyin haksızlığa karşı direndi. Zalimin zulmüne direndiği için canı pahasına mücadele verdiği için İmam Hüseyin bir özgürlük savaşçısıdır” dedi.

    Yassı Muharrem ayı vesilesiyle tutulan 12 gün orucun ardından bir çok yerde pişirilen Aşure lokması canlara dağıtıldı. Aynı vesile ile Adıyaman’dada Birlik Cemi yapılarak canlara Aşure dağıtıldı. Ceme, Kureyşan Ocağı pirlerinden Garip Bozkurt, Üryan Hızır Ocağı pirlerinden Ali Büyükşahin, Devrişi Gevr Ocağı pirlerinden Ali Büyükşahin’in yanısıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açılış konuşmasını yapan AKD Adıyaman Şube Başkanı Rıza Tanrıverdi, Muharrem ayının önemine vurgu yaparak ceme katılan canları selamladı.

    Üryan Hızır Ocağı pirlerinden Ali Büyükşahin ise Yassı Muharem ayının Alevi inancındaki yerine vurgu yaparak birlik mesajları verdi. Pir Büyükşahin, “Kerbela’da Hüseyin biat etmiş olsaydı bugün Hüseyin’den bahsetmeyecektik. İmam Hüseyin haksızlığa karşı çıktı. Makam ve koltuk için biat etmedi. Zalimin zulmüne direndiği için canı pahasına mücadele verdiği için İmam Hüseyin bir özgürlük savaşçısıdır” ifadelerini kullandı.

    Yapılan konuşmaların ardından Pir Garip Bozkurt’un söylediği deyişlerle canlar semaha dururken, Birlik Cemi dağıtılan Aşure lokması ile sona erdi.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Pir Ali Büyükşahin: CAN TV halkın isteklerine cevap olacaktır-VİDEO

    Pir Ali Büyükşahin: CAN TV halkın isteklerine cevap olacaktır-VİDEO

    PİRHA- 1 Mayıs’ta yayına hayatına başlayan CAN TV ile ilgili açıklamalarda bulunan Üryan Hızır Ocağı pirlerinden Ali Büyükşahin, “CAN TV’ye başarılar diliyorum, yöneticilerini kutluyorum. Halkın isteklerine yanıt verebilecek nitelikte olmasını diliyor ve gerçeklere uygun bir yayın yapacağını umuyorum” diye konuştu. 

    1 Mayıs’ta yayına başlayan CAN TV, Alevi dernekleri, pirler ve Alevi yurttaşlar tarafında sevinç ile karşılandı. CAN TV’nin yayına başlaması ile ilgili çeşitli açıklamalar yapılarak destek verilirken, konu ile ilgili Üryan Hızır Ocağı pirlerinden Ali Büyükşahin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “İNSAN HAKLARINA SAYGI DUYMAK GEREKİR”

    Pir Büyükşahin, “Dünya’da yaşayan her toplumun, toplumsal, sosyal, ekonomik,  dinsel, mezhepsel, düşünsel, etnik ve kültürel alanda özgürce yaşaması ve kendisini ifade etmesi en doğal hakkıdır. Bu konuda iletişim kurması ve kendisini geliştirmesine kimse engel olma hakkına sahip değildir” diye konuştu.

    Pir Büyükşahin, şöyle devam etti;

    “Gün geçtikçe geçen çağa ayak uydurmazsak, çok geride kalmış oluruz. Çünkü çağımız insanlarının mutlu ve huzurlu olmaları için aydınlıkçı, özgürlükçü, paylaşımcı, eşitlikçi, barışçı bir anlayışla tüm dünyaya sevgi ile kucak açmak ve insan haklarına saygı duymak en başta yapılması gereken işlevdir” dedi.

    “CAN TV’NİN GERÇEKLERE UYGUN BİR YAYIN YAPACAĞINI UMUYORUM”

    “Her zaman ezilenin, haksızlığa uğrayanın ve fakirin yanında olmak insani bir görevdir” ifadelerini kullanan Üryan Hızır Ocağı pirlerinden Ali Büyükşahin, “Bu bağlamda yeni kurulan ve yayın hayatına başlayan CAN TV’ye başarılar diliyorum, yöneticilerini kutluyorum. Halkın isteklerine yanıt verebilecek nitelikte olmasını diliyorum ve gerçeklere uygun bir yayın yapacağını umuyorum” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

  • Pir Büyükşahin’den Diyanet tepkisi: Bin yıldır cemevinde ibadet yapıyoruz-VİDEO

    Pir Büyükşahin’den Diyanet tepkisi: Bin yıldır cemevinde ibadet yapıyoruz-VİDEO

    PİRHA- Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, “Camiler hem Sünni hem Alevi’lerin ibadet yeridir” sözleriyle ilgili açıklama yapan Üryan Hızır Ocağı pirlerinden Ali Büyükşahin, “Alevileri camiye devam etmek yerine, onların inançlarına saygı duyarak demokratik haklarından yararlanmasını sağlayın” dedi. Büyükşahin, AİHM’in din dersi ve cemevleri ile ilgili verdiği kararların uygulanmasını istedi.  

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın İslam’da reform yapılması” konulu tartışmaya ilişkin “Müslümanların ibadet yeri camidir. Camiler hem Sünnilerin hem Alevilerin ibadet yeridir” açıklamasına ilişkin Üryan Hızır Ocağı pirlerinden Ali Büyükşahin, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “BİN YILDAN BERİ ALEVİLER İBADETİNİ CEMEVLERİNDE YAPIYOR”

    “Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın İslam’da reform yapılması” konulu tartışmaya ilişkin yaptığı açıklamada çok talihsiz bir durum sergilediğini görmekteyiz. Alevileri camiye ve namaza davet etmektedir” ifadelerini kullanan Pir Büyükşahin, “Bin yıllardan bu yana Aleviler ibadetlerini camide değil, cemevinde veya cemevine benzer kendi kültür ve inançlarına uygun bir mekanda yaparlar” diye konuştu.

    “KUR’AN’DA CAMİ SÖZCÜĞÜ GEÇMEZ”

    Büyükşahin, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Kuran-ı Kerim’de “Ben sana her yeri mescit kıldım,” “Nereye dönersen ben oradayım” anlamında bir takım ayetler bulunmaktadır. Kur’an’da cami sözcüğü geçmez. Bundan ötürü istediğin yerde Allah’a yönelerek ibadetini yapabilirsin. Hz. Muhammed döneminde Mescit, sosyal, toplumsal ve bireysel sorunların çözüldüğü barışın, hoşgörünün, dayanışmanın, sevginin, saygının, birlik ve beraberliğin sağlandığı, bilimsel sohbetlerin ve ibadetlerin yapıldığı bir mekan olarak hizmet görüyordu. Alevi cemevleri de o zamanki mescitlerini andırmaktadır. Alevi yaptığı ibadette Allah’a yönelirken ikrar verir ve düşkün duruma düşmemek için sözünden geri dönmez.”

    “ALEVİ İBADETİNİ ANA DİLİYLE YAPAR”

    “Alevi, hem bireysel hem de toplumsal ibadetinde Allah’la bütünleşmeyi, insan sevgisini, eşitliği, paylaşımcılığı, kimseyi incitmemeyi ve kul hakkını yememeyi amaçlar ve ona göre dua eder” diyen Pir Büyükşahin, “Alevi ibadetini kendi ana diliyle yapar. Alevi kendi tarihsel kültürünü yaşar ve yaşatır. Alevi çağdaş, ilerici ve yeniliklere açıktır. Alevilikte kadın erkek eşitliği vardır. Sosyal, toplumsal, ekonomik ve ibadet alanında birlikte hizmet etmek vardır. Alevi cemevinde ibadetini yapar. Muharrem ve Hızır orucunu tutar. Her cuma gecesi ceme katılır ve canlarla birlikte ibadet eder, semah döner. Alevinin yaptığı cem kırklar cemini sembolize eder. Alevinin inancına özgün musahibi vardır. Onunla erenler meydanında hak didarında, pir divanında ve Mansur darında ikrar verir. Görgüden geçer, verdiği ikrarda kötülüklerden kendisini arındırır” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLERİN İNANCINA SAYGI DUYUN”  

    “Alevi cennete gitmek için değil, Allah sevgisini kazanmak için ibadet eder. Yaşamını ona göre şekillendirir. Dolayısıyla bu dünyada cennettin var olmasını ister. Çünkü Alevi evrensel ve pozitif düşünür. Alevi hurafelere inanmaz” ifadelerini kullana Pir Büyükşahin şunları kaydetti:

    “Alevi, dört kapı kırk makamdan geçerek İnsanı Kamil olmayı amaçlar. Alevi ülkesini sevmekle birlikte tüm dünya insanlarına sevgi ile kucak açar. İnançlar, mezhepler, ırklar ve düşünceler arasında fark gözetmeden eşit mesafede olur ve saygı duyar. Sonuç olarak Alevileri camiye devam etmek yerine, onların inançlarına saygı duyarak demokratik haklarından yararlanmasını sağlayın. Aleviler olarak istiyoruz ki AİHM’in Aleviler konusunda verdiği kararlar uygulansın. Amacımız, Atatürk’ün istediği gibi “Muasır medeniyetler seviyesine yükselmek” laik, demokratik ve sosyal bir hukuk düzeninde yaşamak olmalıdır. Ayrıca İslam’ın bu çağda nasıl yorumlanacağı konusuna gelince de İslam’ı kendi özünden uzaklaştırmamak suretiyle bazı görüş ve yorumların günün koşullarına göre değerlendirilmesi gerekmektedir.”

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

  • Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-22/VİDEO

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-22/VİDEO

    PİRHA- Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışmaya devam ediyor. Mevcut örgütlenme düzeyinin Alevi toplumunun ihtiyaçlarına cevap verip vermediğini, veremiyorsa çözüm önerilerinin ne olduğunu tartışmaya açtığımız yazı dizisinin bu bölümünde Üryan Hızır Ocağı Pirlerinden Ali Büyükşahin’in görüşlerine yer verdik.

    Haberin Videosu

    Ocaklar ve Dergahlar sistemi üzerinden yüzyıllarca kendi kendisine yeten ve bu anlamda demokratik, çoğulcu karakterini koruyup günümüze kadar getiren Alevi toplumu kent kültürüyle birlikte yeni sorunlar ve bu sorunların doğurduğu ihtiyaçlarla karşı karşıya kaldı.

    Buna cevap üretmek için özellikle 1990’lardan itibaren günümüze kadar Türkiye ve Avrupa başta olmak üzere çok sayıda dernek, vakıf, cemevi, dergah, federasyon gibi yapılar kurarak inancıyla birlikte toplumsal varlığını sürdürmeye çalıştı. Ancak artan asimilasyon ve tekçi politikaların yoğunluğu da dikkate alındığında bu örgütlenme düzeyinin hem Alevi toplumunun ihtiyaçlarına hem de ülkemizin genel sorunlarına cevap olmada yetersiz kaldığı aşikar.

    Bu bilgiler ışığında aynayı kendi yüzümüze yani Alevi örgütlenmesine tutarak mikrofonu Alevi pirlerine, kadınlarına, kurum temsilcilerine ve bilinen isimlerine sorduk.

    Dizi yazımızın bu bölümünde Üryan Hızır Ocağı Pirlerinden Ali Büyükşahin’e mikrofon tuttuk.

    “İNANCIMIZ BASKILARA RAĞMEN ÖZGÜRLÜKÇÜ ÇİZGİSİNİ KORUDU”

    Sayın Büyükşahin mevcut Alevi örgütlenmesine genel anlamda baktığımızda tabloyu nasıl görüyorsunuz? Yeterli mi? Değilse neden? Ayrıca çözüm önerileriniz var mı?

    Ali Büyükşahin: Alevilik yüzyıllardan bu yana hiçbir egemen gücün ne manevi ne de maddi desteğini alarak bugünkü durumuna geldi. O kendi hiyerarşik oluşumu içerisinde hem yazılı hem de sözlü bir geleneğin varlığını yaşatarak inancını bugüne getirdi.

    Alevilik inancında ve geleneğinde İslamı baz almakla birlikte tarihsel kültürünü de sürdürmeyi ihmal etmemiştir. İnancında evrenselliği ve insan sevgisini daima ön planda tutmuştur. Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde çeşitli sorunlarla karşılaşmış, ötekileştirilmiş, asimilasyona uğratılmış ve hatta bazı zamanlar yok edilmeye çalışılmıştır.

    Ama daima dik durmak için kurumları ve pirleriyle özgürlükçü düşüncesini baskılara karşı sürdürme mücadelesini vermiş ve başarılı da olmuşlardır. Demek gerekir ki bu yolda kırılmalara uğradığı halde eğilmedi.

    “DEVLET SÜNNİ İSLAM’A SİSTEMATİK DESTEK VERİYOR”

    1960’lardan başlayarak günümüze kadar gelen süreç içerisinde köyden kente Avrupa’ya göçlerin olması, Alevi gençlerinin okuyup aydınlanması sonucu Alevilikte hızlı bir gelişme kendini göstermiştir.

    Türkiye’de devlet desteğiyle Sünni İslam anlayışının da sistematik bir şekilde gelişmesi ve diğer inançlar karşısında egemenlik kurması, ister istemez ayrışmalara ortam yaratmıştır.

    Birçok geri kalmış ülkede demokrasi ve laiklik düzeni yerleştirmediği için etnik ve dinsel kökenli gruplar arasında sürtüşmeler olmaktadır. Bu yüzden birlik ve beraberlik ortamı sağlanamamaktadır. Huzurlu ve mutlu bir devlet, ancak laik, demokratik ve sosyal bir hukuk düzeninin kurulması ile mümkün olur.

    “ÖRGÜTLENMEMİZ DEMOKRASİNİN YERLEŞMESİ İÇİNDİR”

    Alevi Bektaşiler ayrışmalara meydan verilmesini istemezler. Laiklik ilkesinin tam anlamı ile uygulanmasını isterler. Ama ne yazık ki, gözardı edilmektedirler. Bundan ötürü varlıklarını, inançlarını ve geleneklerini yaşatmak için örgütlenmek zorunda kalmaktadırlar. Bu örgütlenme aynı zamanda barışın, sevginin, hoşgörünün ve adaletin yerleşmesi ve gerçekleşmesi içindir. Örgütlenme, demokrasinin, insan haklarının ve barışı sağlayan hoşgörünün, sevginin gereğidir.

    Alevi toplumunun eşit yurttaşlık, inanç, ibadet, eğitim özgürlüğü ve demokratik toplum gibi temel talepleri var ve bu uğurda yıllardır verilen bir mücadele söz konusu. Bu mücadeleyi yeterli görüyor musunuz? Daha güçlü sonuç almak için  neler yapılabilir?

    Büyükşahin: Türkiye’de Aleviler, kendi inançlarını ve geleneklerini yaşatmak için bir takım örgütler kurmuşlar. Bu örgütler dernek ve vakıf olarak görev yapmaktadırlar. Örneğin; Cem Vakfı, Şah Kulu Sultan Külliyesi, Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği, Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Demokratik Alevi Dernekleri…

    “ALEVİ BEKTAŞİ ÖRGÜTLENMELERİNİN NEDENLERİ”

    1: Alevi Bektaşi, inanç ve geleneğini yaşatmak ve tanıtmak. Gün geçtikçe büyüyen Siyasal İslam’ın karşısında yok olmamak.

    2: Alevilerin ekonomik, sosyal ve siyasal gücünü arttırmak.

    3: Alevi kimliğini ön plana çıkarmak ve korumak.

    4: Alevilerin demokratik hakkına sahip olmasını sağlamak.

    5: Alevi Bektaşilere yönelik yapılan haksızlıkları gidermek için mücadele etmek.

    6: Alevi Bektaşi kültürünü ve tarihsel konumunu yaşatmak.

    Örgütler, Alevi toplumunun ihtiyaçlarını karşılamak için maddi ve manevi olarak desteklenmekle başarılı olurlar. Şimdi bu anlamda yapılan destekleri yeterli görmüyorum.

    “DEVLET BÜTÜN HALKLARA VE İNANÇLARA EŞİT MESAFEDE DURMALI”

    Demokrasi mücadelesi yürüten diğer toplumsal kesimler ile birlikte yürütülen mücadele yeterli mi? Daha güçlü sonuç almak için nasıl hareket edilebilir?

    Büyükşahin: Alevi örgütlerinin diğer toplumsal muhalefet ile ilişkilerini Türkiye’nin temel sorunlarına karşı mücadelesini yeterli görmüyorum.

    Çünkü Alevi örgütlerine ekonomik, sosyal, siyasal ve toplumsal olarak hiçbir destek olmadığı için yeterli bir gelişme sağlanamamaktadır. Eğer demokratik bir düzen istiyorsak, devlet bu konuda Sünni İslam anlayışına mensup ve topluluğa ne kadar destek sağlıyorsa diğer inanç mensuplarına da aynı desteği sağlamak zorundadır.

    Alevi örgütleri mücadele anlamında bir çaba gösteriyorlar. Ama ne yazık istek ve talepleri yerlerine getirilmiyor. Elbette ki Aleviler istiyor ki eşit yurttaşlık hakları tam anlamıyla verilsin. Bunun içinde yıllardır mücadele veriliyor. Yine cemevlerinin resmi statüye kavuşturulması için yine çok çalışmalar yapıldı. Ne yazık ki konun muhatapları buna çok çözüm olamadılar ve bir gelişme olmuyor. Zorunlu din dersleri olmamalıdır. Bu bir tercih meselesidir öğrenciyi rahat bırakmak gerekiyor. Bu konu ile ilgilide yeterli bir mücadele veriliyor aslında. Herhangi bir dinin inancın doğrultusunda eğitim verilmemelidir. Bütün inançlara ve halklara eşit mesafede yaklaşılmalıdır.

    “KURUMLARIN BİRLİKTE HAREKET ETMESİ LAZIM”

    Aleviler bu ülkenin bütün ezilenleriyle birlikte bir hak arama mücadelesi içinde yer almalıdır. Yapılan her türlü haksızlığa karşı durarak mücadele etmelidir. Dayanışmanın sağlanması için bu konuda kurumların birlikte hareket etmesi gerekiyor. Bunu şu anda yeterli görmüyorum, bu zamanla düzelecek bir şeydir. Yeter ki kurumlar olarak bir birimize sevgi ve saygı gösterelim. İşte o zaman daha güçlü ve iradeli bir şekilde mücadele edebiliriz.

    Turabi KİŞİN/PİRHA

    SONRAKİ DOSYA 23: CEM Vakfı Malatya Şube Başkanı Eşref Doğan, Alevi örgütlenmesini değerlendirdi

    İLGİLİ YAZILAR:

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-1

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-2

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-3

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-4

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-5

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-6

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-7

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-8

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-9

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-10

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-11

    Aleviler Alevi örgütlenmesini tartışıyor-12

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-13

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-14

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-15

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-16

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-17

    Aleviler, Alevi Örgütlenmesini tartışıyor-18

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-19

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-20

    Aleviler Alevi örgütlenmesini tartışıyor-21

     

  • Pir Büyükşahin: Musahiplik yol kardeşliğidir, kötülük yapmayacaklarına söz verirler-VİDEO

    Pir Büyükşahin: Musahiplik yol kardeşliğidir, kötülük yapmayacaklarına söz verirler-VİDEO

    PİRHA-Alevi yol erkanında önemli bir yeri olan Musahiplikle ilgili açıklamalarda bulunan Üryan Hızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin, “Alevilikte Musahiplik yol kardeşliği anlamına gelir. Bu nedenle Alevilik yol erkanında Musahip edinmek çok önemlidir” dedi. “Musahip olan kişilerin maddi ve manevi konularda eşit olması gerekir” diyen Büyükşahin, Musahip olan kardeşler kötülük yapmayacaklarına ve yola zarar vermeyeceklerine dair söz verirler” ifadelerini kullandı.    

    Haberin Videosu

    Alevi inancının önemli kurumlarından biri olan Musahiplik, kelime itibarıyla dünya ve ahiret yol kardeşliği anlamına gelmektedir. Hem madden, hem de manen yani inanç boyutunda kardeş demektir. Sevgi ve hoşgörünün yaşandığı Alevilik yol erkanında önemli bir yeri olan yol kardeşliği anlamına gelen Musahiplik ile ilgili Üryan Hızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “MUSAHİPLİK ÜSTÜN BİR MAKAMDIR”

    “Alevilik yol erkanında Musahiplik ön planda tutulur ve çok üstün bir makamdır” diyen Pir Büyükşahin, “Çünkü Musahiplikte kardeş olmak vardır. Musahiplik yol kardeşliği olduğu için dost oluyorsun, kan kardeşliğinden daha önemlidir. Musahiplik tarikat, yol ve erkan kardeşliği elbette ki çok daha önemsenmesi gereken bir durum. Musahip olan kişilerin maddi ve manevi konularda eşit olması gerekir. Zengin bir kişi ve fakir bir kişinin Musahip olması pek uygun olmaz. Maddi durumların aynı dengede olan kişilerin Musahip olmasında yarar vardır. Bu nedeni ise arada herhangi bir fark olmasın eşit koşullarda yaşasın” dedi.

    “MUSAHİP ÇOCUKLARI BİRBİRİYLE EVLENMEZ”

    “Musahip olan kişilerin birbirlerine kalplerini açması, sevmesi ve birbirlerini desteklemesi gerekiyor” ifadelerini kullanan Pir Büyükşahin, “Musahiplikte namus kavramı dışında darlıkta sevinçte her konuda ortak olma durumu vardır. Musahiplikte namus konusunda çok fazla bir hassasiyet gösterilir. Bu makama zarar gelmesin diye beş altı kuşak bunların çocukları birbiriyle evlenmez. Nedeni ise Musahipliğin iyi korunması ve zarar görmemesi içindir. Bu nedenle Musahip olanlar bu kurallara dikkat etmek durumundadır” ifadelerini kullandı.

    “MUSAHİP KURALARINA AYKIRI HAREKET EDENLER DÜŞKÜNLÜĞE YOL AÇARLAR”

    “Alevilikte derler ki Musahipsiz olan Ceme girmesin. Bu nedenle görgüden geçip ikrar vermek lazım” diyen Pir Büyükşahin, “Çünkü görgüden geçen ikrar veren Hak, Muhammed, Ali yoluna girer. Yola girdikten sonra bütün kötülüklerden arınarak kendini pak ediyor. Musahip olan kardeşler Pir huzurunda Erenler meydanında Mansur darında Hak didarında ikrar verdikleri zaman kötülük yapmayacaklarına ve yola zarar vermeyeceklerine dair söz verirler. O yüzden derler ki öl ikrar verme ikrar verdikten sonra öl sözünden dönme. Musahipler söz vermişlerse o sözlerinin gerekliliklerini yerine getirmek zorundalar. Çeşitli bahaneler göstererek pişman olduğunu söyleyenler, kurallar dışında hareket ederlerse düşkünlüğe yol açarlar. Düşkünlüğe yol açmamak için Musahiplerin birbirlerine karşı olan hoşgörüleri ve destekleri devam etmelidir” dedi.

    “MUSAHİPLİK İKRARI BİR SEFERLİĞE MAHSUSTUR”

    “Musahipler birbirlerine söz verdikten sonra Pirler huzurunda er meydanında hak didarında bir lokma yapar ve ikrar verirler” diyen Pir Büyükşahin, “ Musahipler bir yıl sonra ise Görgü kurbanlarını yaparlar. Görgü kurbanlarında mutlaka bir koç kesilir, lokmalar dağıtılır ve Cem yapılır. Birbirine Musahip olan canlar tekrar burada görgüden geçerler. Hak Muhammed Ali yoluna tamamen girmiş olurlar. Musahiplik ikrarı bir sefere mahsustur. Musahiplik eskisi gibi çok uygulanmıyor. Bu yola girmek için mutlaka Musahip edinmek gerekiyor. Günümüzde bu özelikle büyük kentlerde zor oluyor diye düşünülebilinir. Ama öyle değil, bunun için bir Musahip edindikten sonra Pire gidip Görgü kurbanlarımızı keserek ikrar vermeliyiz” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

  • Pir Ali Büyükşahin: Afrin’deki Aleviler ile geleneklerimiz, örf ve adetlerimiz aynı-VİDEO

    Pir Ali Büyükşahin: Afrin’deki Aleviler ile geleneklerimiz, örf ve adetlerimiz aynı-VİDEO

    PİRHA-Adıyamanlı Üryan Hızır Ocağı Dedesi Ali Büyükşahin, Afrin’de yaşayan Üryan Hızır Ocağına bağlı taliplerle ilgili PİRHA’ya konuştu. Büyükşahin,”Ritüeller aynı, gelenekleri aynı, örf adetleri aynı” dedi.   

    HABERİN VİDEOSU

     

    Afrin’e iki kez giden Üryan Hızır Ocağı Dedesi Ali Büyükşahin, “Benden önce de babam birkaç kez gitmişti, dedem gitmişti. Orada Üryan Hızır Ocağı’na bağlı talipler var. Bayağı da kalabalıklar. Onların dünyaya bakışları aynı bizim Anadolu Alevileri gibi. Ritüeller aynı, gelenekleri aynı, örf adetleri aynı” diye belirtti.

    “ALEVİ RİTÜELLERİNE KARŞI ÇOK İLGİLİLER”

    Suriye’de yaşadıkları için farklı yönleri olabileceğine vurgu yapan Büyükşahin, “Ama genelde Anadolu’daki Aleviler gibi bir yaşam sürdürüyorlar. Biz gittiğimiz zaman orada tercüman kurbanları yaptık, ikrar verenler oldu, cem yaptık” diye konuştu.

    Afrin’deki Alevilerin inançlarına daha çok ilgi gösterdiklerine dikkat çeken Büyükşahin, “Hatta gençlerin bir kısmı saz öğreniyor, deyiş öğreniyor. Türkçe bilmediği halde öğrenmeye çalışıyor ve saz çalarak, deyiş okuyarak kendi aralarında semah dönüyorlar” ifadelerini kullandı.

    “BİZ PİRLER AFRİN’E GİTMEK ZORUNDAYIZ”

    Son 5-6 yıldır savaş dolayısıyla oraya gidemediğini kaydeden Büyükşahin, şunları söyledi:

    “İnşallah savaş sona ererse, Allah inşallah bütün dünyaya bir aydınlık verir ve Müslüman ülkeler de kendilerine bir çeki düzen verirler, birbirleriyle yarışmazlar. Demokrasi tam anlamıyla her yere yerleşir ve herkes rahat eder. O zaman biz de gider geliriz tabi. Çünkü onları öyle bırakmak doğru değil. Biz pirleri olarak gitmek zorundayız. Çünkü onların bize ihtiyacı var, bizim de onlara ihtiyacımız var. Toplumsal bir görüş olarak birlik beraberliği sağlamak, dünyada kardeşliği sağlamak bu hepimizin amacı olmalı.”

     

     

  • Pir Ali Büyükşahin: Devlet öğrencilere Sünni mezhebini aşılamamalı-VİDEO

    Pir Ali Büyükşahin: Devlet öğrencilere Sünni mezhebini aşılamamalı-VİDEO

    PİRHA- Muharrem orucunun önemine değinen Üryan Hızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin, “Muharrem orucu hem peygamberler tarafından tutulduğu için hem de Hz. Hüseyin 10 Muharrem’de yakınlarıyla birlikte şehit olduğu için Muharrem’e önem verilmiştir” dedi. Alevilerin iftar kavramını kullanmadığını, “orucumu açıyorum” dediğini aktaran Büyükşahin, semahın halk oyunu olarak yazılmasına tepki gösterdi ve “Semah ibadettir, asla oyun değildir”diye konuştu. 

    Haberin Videosu

    Adıyamanlı, Üryan Hızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin, Muharrem orucu, semah, zorunlu din dersi konularında PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

    Muharrem orucunun önemine değinen Büyükşahin, “Muharrem orucu hem peygamberler tarafından tutulduğu için hem de Hz. Hüseyin 10 Muharrem’de yakınlarıyla birlikte şehit olduğu için Muharrem’e önem verilmiştir. 10 günlük olan oruç 12 güne çıkarılmıştır. Bir insan öldükten 3 gün sonra ağız lokması yapılır. Alevi inançlı toplum o konuya saygı duyarak 10 günlük orucu 12 güne çıkarmıştır. 12 gün oruç tutmuştur ve aşura yapmıştır” dedi.

    “Aleviyim diyen canların bu orucu tutması gerekiyor” ifadesini kullanan Pir Büyükşahin, Alevilerin iftar kavramını kullanmadığını, “orucumu açıyorum” dediğini aktardı.

    “Kerbela matemi olduğu için bol bol su içilmez, et yenmez, eğlenceli yerlere gidilmez” diyen Büyükşahin, “Aşure demek yemekler topluluğudur. 12 gıdadan oluşan bir çorba yapılır. O çorba Hz. Hüseyin aşkına dağıtılır. Bir noktada da şükran lokması olarak kabul edilir” diye konuştu.

    Hayat Bilgisi kitabında semahın halk oyunu olarak yazılmasına tepki gösteren Ali Büyükşahin, “Semah ibadettir, asla oyun değildir” dedi.

    Devletin sünni mezhebini öğrencilere aşılamaması gerektiğinin altını çizen Pir Ali Büyükşahin, din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılmasını istedi.

    İşte Üryan Hızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin ile yaptığımız röportaj…

     Muharrem orucunun anlam ve önemini anlatır mısınız?

    Muharrem ayı özellikle Hz. Hüseyin’i sevenler için önemli bir aydır. Çünkü Hz. Hüseyin Muharrem ayında 72 yakınıyla birlikte Kerbela’da susuz bırakılarak Yezid tarafından şehit edildi. Bu acı olay 1400 yıldır hiçbir zaman unutulmadı. Dünyanın sonuna kadar unutulmayacaktır. Çünkü Hz. Hüseyin insanlık uğruna kendi canını feda etti. Hz. Hüseyin bir özgürlük savaşçısı idi. Hz. Muhammed efendimizin torunuydu ve demiştir ki ‘’Dedemin yaydığı din istismar ediliyor ve Yezid insanlık aleminde zalimlik yapıyor. Yezid zalim bir hükümdardı zulmediyordu’’. Hz. Hüseyin ona biat etmedi, başkaldırdı ve direndi. O yüzden biz Muharrem orucuna çok önem veriyoruz. Muharrem Hz. Muhammed döneminden önce de oruç olarak vardı. Çünkü birçok peygamber kurtuluşa karşı Muharrem orucu tutmuşlardır. Hz. Adem Hz. Havva’ya kavuştuğu için, Hz.İbrahim ateşten kurtulduğu için, Hz. Nuh denizde fırtınadan kurtulduğu için, Hz. Yunus balığın karnından çıktığı için, Hz.Yakup oğlu Hz. Yusuf’a kavuştuğu için, Hz. Musa Firavun’un askerlerinden kurtulduğu için bu orucu tutmuştur. Hz. İsa da göğe yükselmiştir. Hz. Muhammed Mekke’de çok rahatsızlık hissetmiştir. Müşrikler tarafından çok rahatsız edildi. Mekke’den Medine’ye göç etmek zorunda kaldı. Dolayısıyla Hz. Muhammed de 10 gün Muharrem orucu tutardı. Kaynaklar öyle gösteriyor. Muharrem demek kurtuluşa karşılık tutulan oruçtur. Muharrem orucu hem peygamberler tarafından tutulduğu için hem de Hz. Hüseyin 10 Muharrem’de yakınlarıyla birlikte şehit olduğu için Muharrem’e önem verilmiştir. 10 günlük olan oruç 12 güne çıkarılmıştır. Bir insan öldükten 3 gün sonra ağız lokması yapılır. Alevi inançlı toplum o konuya saygı duyarak 10 günlük orucu 12 güne çıkarmıştır. 12 gün oruç tutmuştur ve aşura yapmıştır.

    12 İmamlar orucu mu denilmeli yoksa Muharrem orucu mu denilmelidir?

    Bazı yerlerde 12 İmamlar orucu deniyor. Muharrem orucu Allah için tutulan bir oruçtur. 12 İmamlar kendi ecelleriyle vefat etmemiştir. Kimisi zehirlenerek, kimisi kılıçla şehit edilmiştir. Bazı kesimler demiştir ki “Her gün bir imama saygı olsun diye oruç tutuluyor.” Aslında Muharrem orucu 12 İmam orucu değildir.

    -Tüm Aleviler bu orucu tutmalı mı, zorunlu mudur?

    Bu oruç Aleviler için farz olan bir oruçtur. Nasıl ki Sunni kardeşlerimiz Ramazan’da bir ay oruç tutuyor. Ben Aleviyim diyen canların bu orucu tutması gerekiyor. Dinde zorlama yoktur. Kolaylaştırma vardır. Fakat tutmakta yarar vardır. Tutulan her oruç Allah içindir. Muharrem orucu tutan Hz. Muhammed’i sevenler, Ehlibeyt’i sevenler yas orucu tutarlar. Buna Kerbela yası diyoruz. Matem orucudur. Hz. Hüseyin 72 yakınıyla birlikte şehit edildiği için yas tutuyoruz. Muharrem ayında kan akıtmayız, et yemeyiz, kurban kesmeyiz. Eğlenceli yerlere gitmeyiz. Nişan, düğün yapmayız. İçki içmeyiz. Bu Hz.Hüseyin’e duyulan saygıdandır. Kerbela şehitlerine karşı sevgi, saygı vardır.

    “ALEVİLER ‘ORUCUMU AÇIYORUM’ DER, İFTAR DEMEZ”

    İktidar ve Sünniler iftar diyor, bazı Aleviler de bu kelimeyi ifade ediyor. İftar kelimesi kullanılmalı mı, kullanılmamalı mı?

    Bu bir görüş meselesidir. İftar yerleşen bir kelimedir, orucun açıldığı vakittir. İftar kelimesini kullanan Aleviler vardır. Ama aslında Aleviler ‘’Ben orucumu açıyorum’’ derler. İftar sözcüğü yerleştiği için Aleviler  de kullanıyorlar. Önemli olan orucu tutmaktır. Sözcüklere fazla takılmamak lazım bence.

    Oruç zamanında ve oruç açımında nelere dikkat edilmeli?

    Muharrem orucunda bol bol su içilmez. Muharrem orucu Kerbela matemi olduğu için bol bol su içilmez, et yenmez, eğlenceli yerlere gidilmez. Bu hususlara dikkat edilmesi gerekiyor. Oruç açımında yiyecekler sade olmalı. Lüks olmamalı. Çünkü Hz. Hüseyin bir lüksün içinde şehit olmadı. O, küçücük toplumuyla binlerce orduya direndi. Biz de bunu gözönünde bulundurarak böyle lüks sofralarda oruç açmamalıyız. İnsanların bedensel olarak suya ihtiyacı vardır. Fakat bol kullanmamak kaydıyla dikkat gösterilmelidir.

    Oruç sonrası yapılan aşure ne anlama geliyor?

    Muharrem orucunda sahur yoktur. Akşam yatmadan önce bir parça yersin yatarsın. Aşura 10.gün anlamına gelir. Çünkü Hz. Hüseyin 10.gün şehit edilmiştir. İmam Cafer-i Sadık şöyle der ki : Her yer Kerbela her gün Aşura. Aşure demek yemekler topluluğudur. 12 gıdadan oluşan bir çorba yapılır. O çorba Hz. Hüseyin aşkına dağıtılır. Bir noktada da şükran lokması olarak kabul edilir. Kerbela olayında Hz. Hüseyin’in oğlu Zeynel Abidin sağ kurtulmuştur. Biz bu noktada diyoruz ki: Allah’ım sana hamdolsun, sana şükürler olsun. Zeynel Abidin kurtuldu ve Hz. Hüseyin’in soyunu devam ettirdi. Çünkü bu soy dünyanın sonuna kadar devam edecektir. Durumu iyi olanlar Aşura günü kurban keserler ve aşureyle birlikte dağıtırlar.

    “ÖĞRENCİLERE ZORLA DİN DERSİ VERİLMEMELİ”

    -Başka bir konuya geçelim. Okullarda, ders kitaplarında birtakım değişiklikler oldu. Zorunlu din dersi kaldırılması gerekirken, ders saati arttırıldı. Cihat ve şeriat öğretilecek. Biliyorsunuz Alevilerin buna karşı bir mücadelesi var. Ayrıca Hayat Bilgisi kitabında semah halk oyunu olarak yazılmış. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

    Tabi tedrisatın bence müspet olması gerekir. Neden diyeceksiniz. Çünkü biz bilimden ayrılamayız, bilimsel olan konulardan, bilimsel olan bir dünyadan ayrılamayız. Bilimsel olarak öğrenmek, bilimsel olarak öğretim görmek lazım. O bakımdan her şeyden önce okullarda bilimsel bir ortamın olması gerekir ve derslerin bilimsel olarak verilmesi gerekir. Çünkü din ayrı bilimsellik ayrı. Elbette ki Hz. Muhammet diyor ki ‘Din ve ilim beraber yürür.’ Bunu kabul ediyoruz eyvallah. Fakat burada şu var; ilmi dine karıştırmamak lazım, dini de ilme karıştırmamak lazım. Din bir inanç meselesidir. Buna saygı duymak lazım. Bağlayıcı bir unsurudur buna saygı duymak lazım. Fakat bilimsellik yönünden dini karıştırıp geriye doğru gitmek doğru değildir.

    “DEVLET BİR MEZHEBİ AŞILAMAMALI”

    Öğrencilere zorla din dersi de verilmemelidir. Çünkü din bir tercih meselesidir. Örneğin bir Hristiyan kalkar der ki ‘Ben Müslüman olacağım’ olabilir. Bir Yahudi der ki ‘Ben Hristiyan olacağım’ olabilir. Bir Sünni der ki ‘Ben Alevi olacağım’ olabilir, diyebilir. Kimse ona mani olmamalıdır. Din serbest bırakılmalıdır. Din insanların iradesine bırakılmalıdır. Çünkü biz diyoruz ki; ‘Din ve vicdan özgürlüğü’. Din ve vicdan özgürlüğünün olduğu yerde bağımsızlık ve hoşgörü ortamı olur, beraberlik olur, dayanışma olur, demokrasi olur. O bakımdan dini bence karıştırmamak lazım.

    Bir devletin herhangi bir mezhebi aşılamada hakkı olmamalı, herhangi bir mezhebi kabul ettirmede hakkı olmamalıdır. Eğer demokrasi istiyorsak insanları bu konuda rahat bırakmak lazım. Eğer siz sadece bir mezhebi ön plana alırsanız o zaman diğer mezheplere, diğer dinlere mensup olan insanları gözardı etmiş olursunuz,  kulak ardı etmiş olursunuz. O zaman da demokrasi olmaz. Mademki herkesin bu topraklar üzerinde yaşama hakkı vardır öyleyse bu topraklar üzerinde uygulanan sistemden de pay alması gerekir.

    “SEMAH İBADETTİR, ASLA OYUN DEĞİLDİR”

    Hayat Bilgisi ders kitabında Semah halk oyunu olarak yazılmış. Bu kimin eksikliği? Alevilerin mi eksikliği yoksa iktidarın bilinçli yaptığı bir şey mi? Siz ne söylemek istersiniz?

    Tabi bu da çok önemli konu. Alevilikte semah çok önemli bir kavram. Alevilerin ibadetlerinin bir parçası. Ritüel olarak semah Alevilerin yapmış olduğu ibadetin bir parçasıdır. Çünkü Alevi semah yaptığı zaman ibadet yapmış sayılıyor. Alevilerin ibadetleri arasında birçok ritüel var. İkrar vermek var, görgüden geçmek var, tercüman kurbanı var, musahiplik var. Alevilikte hızır orucu vardır, 12 gün muharrem orucu vardır. Bunlar hep ibadetlerdir. Hatta 12 günlük muharrem orucuna da masum-u paklar ekleniyor 3 gün 15 güne çıkarılıyor. 15 günün sonunda zaten aşure yapılır. Yani şunu demek istiyorum. Aleviler için semah bir ibadettir. Çünkü semah yaptığı zaman Allaha yöneliyor, Allah’la bütünleşmeye çalışıyor. Allah’la bütünleşmeye çalıştığı için bir ibadettir. Hatta Hacı Bektaş Veli hazretleri diyor ki; asla semah bir oyun değildir. Semah bir ibadettir. Hatta bununla ilgili Mevlana’nın çok güzel bir sözü vardır. Der ki ‘Ben semah yaptığım zaman bir ayağım şeriatın üzerine basar diğer ayağım 72 milleti dolanır.’ Bu ne anlama geliyor? Yani hoşgörülü bakıyorum dünyaya diyor. 72 milleti bir nazarla görüyor. Bizde de semah çok daha önemlidir. Mevleviler belki bu konuda Aleviler kadar hassasiyet göstermemişlerdir ama Aleviler için semah çok daha önemlidir. Bir ibadettir, asla oyun olarak sayılmamalıdır ve oyun kavramı olarak değerlendirilmemelidir.

    “‘SEMAH EKİBİ’ DEĞİL, ‘SEMAH YAPAN CANLAR’ DEMELİYİZ”

    Dernekler ve cemevleri bazen ‘semah ekibi’ diyor. Ekip derseniz folklorik bir anlam kazanıyor. Semah ekibi yerine ne denebilir?

    Semah ekibi diye bir şey olamaz. Bu son yıllarda yerleşmiş bir sözcüktür. ‘Semah yapan canlarımız’ veya semahçı canlarımız denir. Ekip diye bir şey yoktur. Son yıllarda Alevilik biraz fazla gündeme geldi. Aleviliğin kendisini tanıtması için, Sünnilerin Aleviliği tanıması için, diğer zümredeki insanların Alevileri iyi tanıması için belki böyle bir şey ortaya konuldu. Semah ekibi oluşturuldu veyahut da bazı yerlerde semah ekibinin oluşturulması için gayretler gösterildi. Aslında ekip diye bir şey yoktur. Her inanan kişi semaha girebilir. Semahta ibadetini yerine getirebilir.

     

    “ALEVİLERE İNANÇLARINI UNUTMAMASI İÇİN HİZMET VERMELİYİZ”

    Adıyaman’da Alevilik nasıl yaşanıyor? Gençlerin, insanların, kadınların ilgisi nasıl cemlere, Aleviliğe? Bir asimilasyon söz konusu mu?

    Hepiniz biliyorsunuz ki 40-50 senedir Aleviler inançlarını eskisi gibi tam anlamıyla sürdüremiyorlar. İkrarlar alınmıyor, müsahiplik makamı tamamen unutulmuş durumda. Tercüman kurbanları yapılmıyor. Belki oruç tutma konusunda bir takım değişmeler var. Çünkü devletin okullarda vermiş olduğu derslerde Alevilik işlenmiyor. Doğduğundan beri Sünni mezhep empoze diliyor. O bakımdan Alevi gençleri, Alevi çocuğu okuldan öğrenemiyor bir şey. Ailesi de bazı durumlardan dolayı bu inancı tam anlamıyla çocuğuna öğretemiyor. Bu durum karşısında Alevilik inancı biraz zayıflıyor. İşte biz diyoruz ki biraz daha gayret gösterelim Alevilik inancını ön planda tutalım. Ona canlılık kazandıralım, diyoruz ve kendi inançlarını unutmasınlar diyoruz. Bir Alevi çocuğu önce kendi babasının, annesinin veyahut  ailesinin veya geldiği toplumun inancını bilmelidir ve o inancı yerine getirmesi gerekir.

    “MÜSAHİPLİK KONUSUNU ÇOK ÖNEMSİYORUM”

    Adıyaman bu konuda biraz daha hassas tabi. Adıyaman’da elbette biz cem de yapıyoruz. Adıyaman bu konuda biraz daha Türkiye’de tanınmış durumda. Dedeleri de o konuda hassasiyet gösteriyorlar. Ben özellikle müsahiplik konusuna çok önem veriyorum, ikrara önem veriyorum, tercüman kurbanlarına önem veriyorum. Ta Suriye’den tutun da İstanbul’a kadar Anadolu’nun tüm yerlerine gitmeye gayret gösteriyorum. Ben bu konuda büyük bir gayret sarf ediyorum. Hassasiyet te gösteriyorum. Tüm insanları kardeş olarak görüyorum. Madem ki inanç olarakta hitap ettiğimiz toplum Alevidir, öyleyse onların da kendi inançlarını unutmamaları için onlara hizmet vermemiz gerekir diye düşünüyorum.

    Röportaj: Nilgün METE

    Kamera: Sevim KAHRAMAN